Yerel Haberler
İstanbul
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:12 20’li yaşlarda kolon kanseri alarmı: Belirtiler hemoroidle karışıyor Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Durak, mide ve kolon kanserlerinin artık 20’li yaşlarda da görülebildiğini belirterek gençlerin dışkıda kan görülmesini hemoroid sanıp geçiştirmemesi gerektiğini söyledi. Durak, "Ben gencim, kanser olmam düşüncesi tanıyı geciktiriyor" dedi. İstanbul Beykent Üniversite Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Serdar Durak, son yıllarda mide ve bağırsak kanserlerinin daha genç yaşlarda görülmeye başladığını belirterek, özellikle dışkıda kan görülmesi gibi belirtilerin hemoroid düşünülerek ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Yaşam tarzındaki değişimlerin kanser riskini artırdığına dikkat çeken Durak, erken teşhis için düzenli kontrollerin önemine vurgu yaptı. "Artık 20’li ve 30’lu yaşlarda da görüyoruz" Kanser vakalarının yaş ortalamasının giderek düştüğünü ifade eden Doç. Dr. Serdar Durak, "Artık hemen hemen tüm kanser türleri daha genç yaşlarda görülmeye başlanıyor. Eskiden 50-60 yaş üstünde görülmesi daha normal karşılanırken, artık 20’li ve 30’lu yaşlarda da birçok kanser türünü görebiliyoruz. Özellikle mide ve bağırsak kanserlerinde bu durum dikkat çekiyor" dedi. Bu durumun nedenlerine değinen Durak, "Genetik faktörler ve beslenmeyle ilgili nedenler etkili olabiliyor. Ancak yapılan çalışmalarda, asıl nedenin yaşam ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi olduğu gösteriliyor. Obezitenin artması, sigara ve alkol tüketiminin yaygınlaşması, hareketsizlik ile kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketiminin artması bu durumun başlıca nedenleri arasında yer alıyor" açıklaması yaptı. "Hemoroid deyip geçiştiriliyor" Genç yaşta görülen kanserlerin daha agresif ilerleyebildiğini belirten Durak, "Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni vakaların en az beşte birinin 50 yaş altındaki bireylerde görülmesi bekleniyor. Genç yaşta görülen kanserlerin bir kısmında genetik altyapı da olabiliyor. Bu durumlarda hastalık daha hızlı, daha sinsi ve daha agresif ilerleyebiliyor" ifadelerini kullandı. Birçok hastanın belirtileri önemsemediğini kaydeden Durak, "Ben gencim, kanser olmam düşüncesiyle belirtiler göz ardı edilebiliyor. Örneğin dışkıda kan görülmesini hemoroide bağlayıp geçiştiren hastalar oluyor. Bu nedenle de tanı çoğu zaman ileri evrede konuluyor" dedi. "Kanlı dışkılama her zaman kanser demek değil" Kanlı dışkılamanın her zaman kanser anlamına gelmediğini ancak mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Durak, "Kanlı dışkılama ya da dışkılama sırasında kan gelmesi her zaman kanser anlamına gelmez. Ancak bu tür durumlarda mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına muayene olmak gerekiyor. Şikayetler devam ederse mutlaka kolonoskopi ile altta farklı bir neden olup olmadığı araştırılmalı" şeklinde konuştu. "Tarama yaşı 50’den 45’e düşürüldü" Mide ve kolon kanserlerinin belirtilerine ilişkin bilgi veren Durak, mide kanserinde karın ağrısı, bulantı, kusma, açıklanamayan kilo kaybı ve yutma güçlüğünün görülebildiğini söyledi. Kolon kanserinde ise dışkıda kan, tekrarlayan karın ağrıları, kansızlık ve kilo kaybının dikkat çekici belirtiler arasında yer aldığını ifade etti. Kolon kanseri tarama yaşının düşürüldüğünü belirten Durak, "Eskiden kolon kanseri için tarama yaşı 50 olarak kabul ediliyordu. Ancak hastalığın daha genç yaşlarda görülmeye başlanması nedeniyle bu yaş sınırı 45’e düşürüldü. İlerleyen dönemde bu yaşın daha da aşağı çekilmesi gündeme gelebilir" dedi. "Kolonoskopi sırasında kanser öncüsü polipler temizlenebiliyor" Düzenli kontrollerin önemine dikkat çeken Durak, "Kolonoskopi sırasında ‘polip’ adı verilen ve kansere dönüşme riski taşıyan yapılar tespit edilebiliyor. Bu polipler aynı işlem sırasında temizlenebiliyor. Eğer temizlenmezlerse 1 yıl, 3 yıl ya da 5 yıl içinde kansere dönüşebiliyorlar. Böylece hasta kansere dönüşmeden tedavi edilmiş oluyor" ifadelerini kullandı. Sağlıklı yaşamın kanser riskini azaltmada önemli olduğunu belirten Durak, "Kilo kontrolü sağlanmalı, işlenmiş ve tütsülenmiş gıdalar daha az tüketilmeli, sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmeli, düzenli hareket edilmeli. Özellikle aile öyküsü bulunan kişiler kontrollerini aksatmamalı" diye konuştu.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:12 "Blefaroplastide amaç genç görünüm kadar göz sağlığını korumak" Göz çevresinin yaşlanmanın ilk belirtilerinin görüldüğü bölgelerin başında geldiğini belirten Op. Dr. Duygu Erdem, blefaroplastide amacın yalnızca genç bir görünüm sağlamak değil, aynı zamanda göz sağlığını korumak olduğunu söyledi. Erdem, göz estetiğinde yeni yaklaşımın ise yağ dokusunu tamamen çıkarmak yerine yeniden şekillendirerek daha doğal bir görünüm elde etmek olduğunu vurguladı. Göz çevresi estetiğinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden birinin blefaroplasti olduğunu belirten Medicana Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Duygu Erdem, "Özellikle üst göz kapağında deri fazlalığı ve görme alanını etkileyebilen sarkmalar olduğunda cerrahi müdahale estetik olduğu kadar fonksiyonel bir gereklilik de haline gelebilir. Üst kapak blefaroplastisinde amaç, fazla deriyi alırken kapağın doğal kıvrımını koruyarak daha canlı bir ifade oluşturmaktır. Alt göz kapağında ise modern cerrahi yaklaşım, yağ dokusunu tamamen çıkarmak yerine yeniden konumlandırmayı hedefler. Böylece daha doğal bir görünüm sağlanırken çökük ve yapay ifade riski azaltılır" açıklaması yaptı. Op. Dr. Duygu Erdem, göz çevresi cerrahisinin milimetrik planlama gerektirdiğini belirterek aşırı uygulamaların göz sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti. Erdem, estetik görünüm ile göz yüzeyi güvenliği arasındaki dengenin korunmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Cerrahi dışı yöntemler: Doğal görünümü destekleyen uygulamalar Op. Dr. Duygu Erdem, "Daha erken yaş grubundaki kişilerde veya hafif ve orta düzey değişikliklerde cerrahi dışı uygulamalar etkili seçenekler sunabiliyor. Göz altındaki çöküklük ve gölgelenme çoğu zaman pigment artışından değil, ışığın farklı kırılmasından kaynaklanıyor. Hyaluronik asit bazlı dolgu uygulamaları, bu bölgede hacim dengesini sağlayarak daha aydınlık ve dinlenmiş bir görünüm oluşturabiliyor" dedi. "Botulinum toksin uygulamaları ise kazayağı çizgilerini yumuşatarak mimik kaslarının aşırı aktivitesini dengeliyor" diyen Op. Dr. Duygu Erdem, "Buradaki temel amaç ifadeyi tamamen dondurmak değil; mimik hareketlerini kontrollü hale getirerek doğal ve daha dinlenmiş bir görünüm elde etmek oluyor. Mezoterapi uygulamaları da ince cilt yapısına sahip, elastikiyet kaybı başlamış ancak belirgin sarkması bulunmayan kişilerde destekleyici bir yöntem olarak öne çıkıyor" şeklinde konuştu. Op. Dr. Duygu Erdem, cerrahi dışı uygulamalarda doğru hasta seçiminin önemine vurgu yaparak, "Her hasta için aynı yöntem uygun değildir. Cilt yapısı, yaş, yaşam tarzı ve beklentiler birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir planlama yapılmalıdır. Doğru teknik ve doğru endikasyon bir araya geldiğinde cerrahi dışı uygulamalar son derece doğal ve tatmin edici sonuçlar verebilir" değerlendirmesinde bulundu. Lazer ve cilt yenileme teknolojileri Göz çevresinde cilt kalitesini artırmaya yönelik uygulamalar arasında lazer teknolojilerinin de önemli bir yer tuttuğunu belirten Op. Dr. Duygu Erdem, "Lazer uygulamaları kontrollü ısı hasarı oluşturarak kolajen üretimini tetikliyor ve cilt yüzeyinin yenilenmesine yardımcı oluyor. Özellikle fraksiyonel lazer sistemleri sayesinde ince kırışıklıkların görünümünde azalma sağlanabilirken, cilt dokusu daha homojen hale gelebiliyor ve pigment düzensizliklerinde iyileşme elde edilebiliyor" dedi. Doğallık ve sağlık birlikte korunmalı Göz çevresi estetiği, cerrahi ve cerrahi dışı yöntemlerin birbirini tamamladığı; anatomi bilgisi ile estetik bakış açısının birlikte değerlendirildiği özel bir alan olarak öne çıkıyor. Başarı yalnızca teknik yeterlilikle değil, yüzün bütününü değerlendirebilme, doğal ifadeyi koruyabilme ve her müdahaleyi hassas bir planlama ile uygulayabilme becerisiyle mümkün oluyor. Op. Dr. Duygu Erdem, göz çevresi estetiğinin temel yaklaşımına ilişkin, "Amaç zamanı geri almak değil, yüzün doğal ışığını yeniden ortaya çıkarmaktır. Gerektiğinde cerrahi ile yapısal fazlalıklar düzeltilir, gerektiğinde minimal invaziv uygulamalarla cilt kalitesi desteklenir; ancak her adımda gözün koruyucu mekanizmaları ve kapak fonksiyonu öncelikli tutulmalıdır. Estetik müdahale, fonksiyonel bütünlükle uyum içinde olduğunda gerçek anlamda başarılıdır" açıklamasında bulundu. "Blefaroplastide amaç yalnızca estetik değil, sağlıklı görüş alanı da var" "Göz çevresi estetiğinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden biri blefaroplastidir" diyen Dr. Duygu Erdem şunları söyledi: "Özellikle üst göz kapağında deri fazlalığı, yağ dokusu belirginliği ve görme alanını daraltabilecek düzeyde sarkmalar olduğunda cerrahi müdahale yalnızca estetik değil, fonksiyonel bir gereklilik haline de gelebilir. Üst kapak blefaroplastisinde amaç yalnızca fazla deriyi çıkarmak değil; kapağın doğal kıvrımını yeniden tanımlayarak bakışlara daha canlı ve dinç bir ifade kazandırmaktır. Alt göz kapağında ise modern cerrahi yaklaşım, yağ dokusunun tamamen çıkarılması yerine yeniden konumlandırılmasını esas alır. Böylece göz altındaki geçişler daha doğal görünürken, çökük ve yapay bir görünüm oluşma riski de azaltılmış olur." Erdem, aynı zamanda göz çevresinin anatomik bütünlüğünün korunduğunu da ifade etti. Cerrahinin hassasiyetine dikkat çeken Op. Dr. Duygu Erdem, "Göz çevresi cerrahisi milimetrik planlama gerektirir. Aşırıya kaçılan uygulamalar yalnızca estetik açıdan değil, gözün tam kapanmasını engelleyerek kornea sağlığı açısından da risk oluşturabilir. Bu nedenle estetik kazanım ile göz yüzeyi güvenliği arasındaki denge titizlikle korunmalıdır" dedi. Op. Dr. Duygu Erdem, "Göz çevresi estetiğinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden biri blefaroplastidir. Özellikle üst göz kapağında deri fazlalığı, yağ dokusu belirginliği ve görme alanını daraltabilecek düzeyde sarkmalar olduğunda cerrahi müdahale yalnızca estetik değil, fonksiyonel bir gereklilik haline de gelebilir. Üst kapak blefaroplastisinde amaç yalnızca fazla deriyi çıkarmak değil; kapağın doğal kıvrımını yeniden tanımlayarak bakışlara daha canlı ve dinç bir ifade kazandırmaktır. Alt göz kapağında ise modern cerrahi yaklaşım, yağ dokusunun tamamen çıkarılması yerine yeniden konumlandırılmasını esas alır. Böylece göz altındaki geçişler daha doğal görünürken, çökük ve yapay bir görünüm oluşma riski de azaltılmış olur. Aynı zamanda göz çevresinin anatomik bütünlüğü korunur" dedi. "Kornea sağlığı açısından da risk oluşturabilir" Op. Dr. Duygu Erdem, göz çevresi cerrahisinin milimetrik planlama gerektirdiğine dikkat çekerek, aşırıya kaçılan uygulamaların yalnızca estetik açıdan değil, gözün tam kapanmasını engelleyerek kornea sağlığı açısından da risk oluşturabileceğini belirtti. Erdem, bu nedenle estetik kazanım ile göz yüzeyi güvenliği arasındaki dengenin titizlikle korunması gerektiğinin altını çizdi.
A Milli Futbol Takımı, 2026 Dünya Kupası’nda
31 Mart 2026 Salı - 23:46 A Milli Futbol Takımı, 2026 Dünya Kupası’nda 2026 FIFA Dünya Kupası play-off turu finalinde A Milli Futbol Takımı, deplasmanda karşılaştığı Kosova’yı 1-0 mağlup etti ve finallere katılmaya hak kazandı. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 53. dakikada Orkun Kökçü’nün pasıyla ceza sahasına giren Kenan Yıldız, sol çaprazdan topu yerden içeri çevirdi. Penaltı noktası solunda Orkun Kökçü’nün şutunda uzak köşeye yönelen topa, altıpasın sağında Kerem Aktürkoğlu dokundu ve meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 0-1 63. dakikada Arda Güler’in pasında topla buluşan Kenan Yıldız, sağına geçip ceza sahası içi sol çaprazdan yaptığı vuruşta kaleci Arijanet Muric meşin yuvarlağı kurtardı. 81. dakikada kaptırılan topta araya giren Florent Muslija’nın ceza yayı gerisinden şutunda meşin yuvarlak yandan auta gitti. 87. dakikada Edon Zhegrova’nın getirdiği topu ceza yayı üzerinde önünde bulan Fisnik Asllani’nin sağ köşeye yerden yaptığı vuruşta kaleci Uğurcan Çakır meşin yuvarlağı kornere çeldi. Stat: Fadil Vokrri Hakemler: Michael Oliver, Stuart Burt, James Mainwaring Kosova: Arijanet Muric, Lumbardh Dellova, Kreshnik Hajrizi, Albian Hajdari (Fidan Aliti dk. 80), Mergim Vojvoda (Edon Zhegrova dk. 71), Dion Gallapeni, Veldin Hodza (Rrahmani dk. 90+1), Rexhbecaj (Milot Rashica dk. 80), Florent Muslija, Fisnik Asllani, Vedat Muriqi Yedekler: Visar Bekaj, Amir Saipi, Florent Hadergjonaj, Krasniqi, Valon Berisha, Emerllahu, Ermal Krasniqi, Zabergja Teknik Direktör: Franco Foda Türkiye: Uğurcan Çakır, Zeki Çelik (Mert Müldür dk. 89), Ozan Kabak, Abdülkerim Bardakcı, Ferdi Kadıoğlu, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu (Eren Elmalı dk. 83), Orkun Kökçü, Arda Güler (Salih Özcan dk. 83), Kenan Yıldız (Deniz Gül dk. 89), Kerem Aktürkoğlu (Barış Alper Yılmaz dk. 69) Yedekler: Mert Günok, Altay Bayındır, Samet Akaydin, Kaan Ayhan, İrfan Can Kahveci, Atakan Karazor, Yunus Akgün Teknik Direktör: Vincenzo Montella Gol: Kerem Aktürkoğlu (dk. 53) (Türkiye) Sarı kartlar: Hajdari, Milot Rashica (Kosova), Kerem Aktürkoğlu, İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Zeki Çelik, Uğurcan Çakır, Vincenzo Montella (Türkiye)
Türk sporculardan, 13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda 262 madalya
31 Mart 2026 Salı - 21:17 Türk sporculardan, 13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda 262 madalya 13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası (Türkiye Open 2026) sekiz gün süren müsabakaların ardından tamamlandı. Türk sporcular, 74 altın, 70 gümüş, 118 bronz olmak üzere toplam 262 madalyanın sahibi oldu. Türkiye Taekwondo Federasyonu tarafından düzenlenen 13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası (Türkiye Open 2026), sekiz gün süren heyecan dolu müsabakaların ardından tamamlandı. Antalya Spor Salonu’nda 67 ülkeden toplam 2 bin 552 sporcunun katıldığı turnuvada, genç yeteneklerden deneyimli sporculara kadar yüzlerce isim tatamiye çıktı. 24 Mart’ta tüm kategorilerde yapılan poomsae müsabakalarıyla başlayan organizasyon, 25 Mart’ta para taekwondo branşındaki karşılaşmalarla devam etti. Turnuvada 26-27 Mart tarihlerinde yıldızlar, 28-29 Mart’ta gençler, 30-31 Mart’ta ise büyükler kategorisinde müsabakalar gerçekleştirildi. Büyük Erkekler 5 madalya elde etti Türkiye Open 2026’nın son gününde büyük erkekler kategorisinde müsabakalar gerçekleştirildi. Türk sporcular, 8 kategoride 1 altın, 1 gümüş ve 3 bronz olmak üzere toplam 5 madalya alma başarısı gösterdi. 54 kiloda Kaan Yelaldı gümüş, Alihan Kuru ise bronz madalya aldı. 68 kiloda da Berkay Erer bronz madalyanın sahibi oldu. 74 kiloda ise Ferhat Can Kavurat altın madalya, Ömer Furkan Körpe de bronz madalya aldı. Türk sporculardan 262 madalya 13. Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda tatamiye çıkan Türk sporcular, 74 altın, 70 gümüş, 118 bronz olmak üzere toplam 262 madalyanın sahibi oldu. Organizasyonun ilk gününde Türk sporcular, poomsae branşında 44 kategoride yapılan yarışmalarda 36 altın, 34 gümüş ve 46 bronz olmak üzere toplam 116 madalya elde etti. İkinci gün ise para kyorugide 16 sıklette 8 altın, 2 gümüş ve 4 bronz olmak üzere 14 madalya kazanırken, para poomsaede ise 23 kategoride 16 altın, 7 gümüş ve 7 bronz olmak üzere toplam 30 madalya kazandılar. Türkiye Open 2026’nın üçüncü gününde yıldız kızlar kategorisinde müsabakalar yapıldı. 10 sıklette Türk sporcular 6 altın, 9 gümüş ve 16 bronz olmak üzere toplam 31 madalya alma başarısı gösterdi. Dördüncü gün yıldız erkekler de 10 sıklette 4 altın, 7 gümüş ve 14 bronz olmak üzere toplam 25 madalya elde etti. Organizasyonun beşinci gününde genç kızlar, 10 kategoride 1 altın, 4 gümüş ve 14 bronz olmak üzere toplam 19 madalyanın sahibi oldu. Genç erkekler, altıncı gün 10 sıklette 1 altın, 4 gümüş ve 12 bronz olmak üzere toplam 17 madalya aldı. Turnuvanın yedinci gününde tatamiye büyük kadınlar çıktı ve Türk sporcular 8 kategoride 1 altın, 2 gümüş, 2 de bronz alarak toplamda 5 madalya elde etti. Türkiye Open 2026’nın son gününde gerçekleştirilen büyük erkekler müsabakalarında ise Türk sporcular 8 kategoride 1 altın, 1 gümüş ve 3 bronz olmak üzere toplam 5 madalya topladı. Türkiye Open 2026, sekiz gün süren organizasyonun ardından sona erdi.