Yerel Haberler
İstanbul
Kayınvalidesi tarafından öldürülen şahsın eşi ve kızı ile görüntülü konuştuğu anlar ortaya çıktı 08 Mayıs 2026 Cuma - 08:48:18 İstanbul Kağıthane’de boşanma aşamasındaki eşini silahla yaraladıktan sonra kayınvalidesi tarafından bıçakla öldürülen şahsın, eşi ve kızı ile cep telefonu üzerinden görüntülü olarak konuştuğu anların görüntüsü ortaya çıktı. Görüntülerde, ölen Rüzgar E.’nin, "Annene söyle aklını başına alsın. İki ay sonra o çocuk annesiz babasız kalacak. Psikolojimi kalır o çocukta. İki ay sonra o çocuğun annesi de olmayacak babası da olmayacak" dediği kaydedildi.Olay, dün saat 15.30 sıralarında Kağıthane Çeliktepe Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, hakkında uzaklaştırma kararı bulunduğu öğrenilen Rüzgar E. (33), boşanma aşamasındaki eşi Nurşin E.’nin (26) evine gelmiş ve taraflar arasında başlayan tartışma kısa sürede büyümüştü. Rüzgar E.’nin, yanındaki ruhsatsız tabancayla ateş etmesi sonucu eşi Nurşin E., yaralanmıştı.Kavganın büyümesi üzerine mutfaktan aldığı bıçakla damadına müdahale eden kayınvalide Delal A., Rüzgar E.’i göğsünden bıçaklamış ve ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan damat hayatını kaybetmişti.Öte yandan olay öncesi Rüzgar E’nin boşanma aşamasındaki eşi Nurşin E., ile cep telefonu üzerinden görüntülü konuştuğu anlar ortaya çıktı. Görüntülerde, eşi ve kızı ile konuşan Rüzgar E’nin "Annen sana kurban olsun annen göz yaşına kurban olsun. Annene söyle aklını başına alsın. İki ay sonra o çocuk annesiz babasız kalacak. Psikoloji mi kalır o çocukta? İki ay sonra o çocuğun annesi de olmayacak babası da olmayacak. Sence bu saatten sonra psikoloji önemlimi. Sence ben sözümden geri döner miyim. O çocuk yetimhanede büyüyecek diyorum sana" dediği görüldü.Ayrıca, Rüzgar E. eşine silah fotoğrafı attığı da öğrenildi.
Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş’a ilk duruşmada tahliye
03 Nisan 2026 Cuma - 13:24 Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş’a ilk duruşmada tahliye Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş, bahis ve şike iddiasıyla 17 yıl 10 aya kadar hapis talebiyle hakim karşısına çıktı. Yandaş savunmasında, "Ben, bir maçtan sonra verdiğim röportajın ağır bedelini ödüyorum. O maçın hangi maç olduğunu herkes bilir. Sorumluluklarımı bilen biri olarak, 3-5 TL için Fenerbahçe’yi satar mıyım sizce?" dedi. Mahke, Yandaş’ın ilk duruşmada tahliyesine karar verdi. Fenerbahçeli futbolcu Mert Hakan Yandaş ve Ersen Dikmen’in bahis ve şike iddialarıyla 17 yıl 10 aya kadar hapis talebiyle yargılanmalarına başlandı. İstanbul 3.Asliye Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada tutuklu sanıklar Mert Hakan Yandaş ve Ersen Dikmen, taraf avukatlarıyka birlikte hazır bulundu. Duruşmaya destek için Fenerbahçe Başkanı Saadettin Saran, Eski Başkanı Ali Koç, Teknik Direktör Domenico Tedesco, futbolcular Dorgeles Nene, Cenk Tosun, İsmail Yüksek, İrfan Can Kahveci, Çağlar Söyüncü, Tuncay Şanlı, Mert Günok, Oğuz Aydın, Jayden Oosterwolde, Serdar Dursun, Anthony Musaba, Tarık Çetin, Levent Mercan, Mert Müldür, Milan kriniar, Kerem Aktürkoğlu ve Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı da izleyici olarak katıldı. Sanıklar içeri girdiği sırada duruşma salonunda bulunan kişiler alkışlamaya başladı, adliye güvenliği mahkemede olduklarını hatırlatarak durumu sonlandırdı. Sessizce etrafındakilere selam veren Yandaş, Metehan Baltacı’yı gördüğünde ise el sallayarak eliyle öpücük işareti gönderdi. "Ben, bir maçtan sonra verdiğim röportajın ağır bedelini ödüyorum. O maçın hangi maç olduğunu herkes bilir" Duruşmada savunma yapan sanık Yandaş, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek, "Hayatım boyunca kimseye bahis oynamadım. Bu dosyaya nasıl geldiğimi ne ben ne de avukatlarımız biliyor. Hayatım boyunca bahis sitelerine üyeliğim olmamıştır. Fenerbahçe’ye zarar vermeyeceğimi anlamanızı isterim. Ben 6 yıl önce Türkiye’nin en büyük kulübüne geldim. Ben, bir maçtan sonra verdiğim röportajın ağır bedelini ödüyorum. O maçın hangi maç olduğunu herkes bilir. Bu dosyaya ben ne şekilde geldiğimin mücadelesini kendi içimde de dışarıda da vericem. Bunların hepsi 6 yıl önce, Fenerbahçe’yi sevdiğim ve tercih ettiğim için oldu. Bu bedelleri ödemiş biri sizce Fenerbahçe’yi satar mı? Tırnaklarımla kazıyarak Fenerbahçe’ye kaptan olmayı başardım" dedi. "Parça parça yollar mısın dediğinde sebebini sormadan yolluyordum" Savunmasına devam eden Yandaş, söz konusu bahis sitelerine üyeliğinin asla olmadığını belirterek, "Sorumluluklarımı bilen biri olarak, 3-5 TL için Fenerbahçe’yi satar mıyım sizce? Ersen abi futbolu iyi bilen isimlerden biri. Abi kardeş gibiyizdir, zor günlerimde maddi manevi yanımda oldu. Ona gönderdiğim paraları bu çerçevede yolladım, aile ilişkilerine göre de birisine para yolladığınız zaman onunla ne yapacağınızı sormazsınız. Ben de sormadım. Parasal anlamda ben ona yardımcı olurum o da bana yardımcı olur. Zaten benim gönderdiğim paralarla oynanan oyunlar aynı bedelde değiller. Parça parça yollar mısın dediğinde sebebini sormadan yolluyordum. Ben Fenerbahçe’de çıktığım her maça her şekilde kazanmak için oynadım" şeklinde konuştu. "Fenerbahçe’nin zarar göreceği bir şeyden asla para kazanmayı düşünmem, mağlubiyeti bana dert olur" Sanık Ersen Dikmen ise oynadığı bahisleri hiçbir zaman para kazanmak için oynamadığını, eğlence amaçlı oynadığını söyleyerek, "Mert’in istediğin paralarla ne yaptığından haberi yoktu. Fenerbahçe, hayatımda bildiğim en iyi şeydir. Ben uzun zamandır resmi olarak oynarım fakat günün sonunda oluşan dolandırıcılık, şike gibi durumlardan rahatsızım. Fenerbahçe’nin her maçına giden biriyim, paraya da ihtiyacım yok. O şekilde bahis oynayacak olsam Mert Hakan’a oynarım kendisini iyi tanıdığım için. Fenerbahçe’nin zarar göreceği bir şeyden asla para kazanmayı düşünmem, mağlubiyeti bana dert olur." ifadelerini kullandı. Sanık avukatları da müvekkilinin mahkemeden tahliyesini ve beraatını istedi. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, sanıkların tahliyelerine karar verilmesini talep etti. İlk duruşmada tahliye kararı Ara kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Mert Hakan Yandaş ve Ersen Dikmen’in tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar verdi. Mahkeme, dosyanın mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmesine de hükmederek duruşmayı erteledi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheliler Mert Hakan Yandaş ve Ersen Dikmen’in ’bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık’ ve ’şike ve teşvik primi’ suçlarından 5’er yıl 10’ar aydan 17’şer yıl 10’ar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
AJet, ilk Ankara-Bükreş seferini gerçekleştirdi
03 Nisan 2026 Cuma - 13:03 AJet, ilk Ankara-Bükreş seferini gerçekleştirdi Ankara’dan yurt dışına en fazla sefer yapan hava yolu şirketi AJet, bir Avrupa başkentiyle daha hava köprüsü kurdu. Romanya’nın başkenti Bükreş’e ilk seferini yapan AJet uçağı, havacılık geleneği olarak su takı ile karşılandı. Bükreş’teki Henri Coanda Uluslararası Havalimanı’nda yapılan törene Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, AJet Genel Müdürü Kerem Sarp, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, AJet ve havalimanı üst yönetimi katıldı. "Ankara’dan dış hatlarda 37 kente direkt sefer yapıyoruz" Törende konuşan AJet Genel Müdürü Kerem Sarp, Ankara’dan 28 ülkede 37 kente direkt uçuş yaptıklarını ve bu sayıyı önümüzdeki dönemde 34 ülkede 50 şehre çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdi. Kerem Sarp, "Başkentimiz Ankara ile dünya başkentleri arasında yeni hava köprüleri kuruyoruz. Başkentimizin dış hat bağlantılarının artması; bölgesel kalkınmanın yanında ticari ve diplomatik ilişkilerin artmasına da önemli katkılar sağlıyor" dedi. "Avrupa’da rekabet gücümüzü artırmayı hedefliyoruz" AJet olarak 31 Mart 2024 tarihinde yaptıkları ilk uçuşun ardından iki yılı geride bıraktıklarını belirten Sarp, "Bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları’ndan aldığımız güçle, Türkiye’nin en büyük ikinci hava yolu olmayı, Avrupa’da ise rekabet gücümüzü artırmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "AJet yeni açtığı hatla isabetli bir karar verdi" Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan ise törende yaptığı konuşmada AJet’in yeni açtığı hatla isabetli bir karar verdiğini belirterek, iki ülke arasında çeşitli alanlarda kapsamlı iş birliği olduğuna değindi. İlk sefer olmasına rağmen uçağın tamamen dolu olduğuna dikkat çeken Altan, "Her yıl 1 milyondan fazla Romen kardeşimiz güzel ülkemizi ziyaret ediyor. Vatandaşlarımızın da Romanya’yı ziyaret etmesini istiyorum" diye konuştu.
Tüpraş’tan 100 bin fidanla ağaçlandırmaya destek
03 Nisan 2026 Cuma - 12:39 Tüpraş’tan 100 bin fidanla ağaçlandırmaya destek Enerji şirketi Tüpraş, "Enerjimiz Geleceğe" yaklaşımıyla rafinerilerinin bulunduğu İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman illerinde dikilmek üzere 100 bin fidan bağışı yaparak ağaçlandırma çalışmalarına destek sağladı. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) iş birliğinde dört ilde ağaç dikme törenleri düzenleyen şirket, oluşturduğu hatıra ormanlarının yanı sıra yangından etkilenen sahaların yeniden ağaçlandırılması çabalarının parçası olarak ekosistemin güçlendirilmesine de katkı sunacak. Tüpraş, sürdürülebilirlik stratejisi ve çevre yönetimi anlayışıyla Orman Genel Müdürlüğü iş birliğinde Türkiye’nin orman varlığını artırmayı amaçlıyor. Şirket, Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle rafinelerinin bulunduğu İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman illerinde hatıra ormanlarının oluşturulması ve yangından etkilenen sahaların yeniden ağaçlandırılmasını desteklemek üzere 100 bin fidan bağışladı. Ağaçlandırma çalışmaları biyolojik çeşitliliğin desteklenmesine, toprak erozyonunun azaltılmasına, karbon yutak alanlarının güçlendirilmesine ve iklim değişikliğiyle mücadelede doğal ekosistemlerin dayanıklılığının artırılmasına katkı sağlıyor. "Ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz" Tüpraş Genel Müdürü İbrahim Yelmenoğlu, ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Ormanlar yalnızca doğal yaşamın sürekliliğini sağlayan alanlar değil, aynı zamanda toplumların ve ekonomilerin sürdürülebilir geleceğinin temelini oluşturan ekosistemlerdir. İklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda doğal varlıkların korunması her zamankinden daha büyük önem taşıyor. Şirket olarak çevre ve insan odaklı yaklaşımımızı tüm iş süreçlerimize ve toplumsal yatırım programlarımıza entegre ediyor; ağaçlandırma çalışmalarını doğaya ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yıl boyunca 100 bin fidanı toprakla buluşturarak bu yolda kıymetli bir adım attığımıza inanıyorum." Şirketin faaliyet gösterdiği illerde gerçekleşen ağaçlandırma etkinliklerine Tüpraş Rafineri müdürleri, çevre ve sürdürülebilirlik ekipleri ile gönüllü çalışanlar katıldı. Orman Genel Müdürlüğü’nün ilgili şube müdürlüklerinden temsilcilerin de yer aldığı etkinliklerde ağaçlandırma süreçleri ve ekosistem üzerindeki etkilerine ilişkin bilgilendirmeler de yapıldı. Hatıra ormanları, bölgesel ekosistemlerin güçlenmesine katkı sunarken gelecek nesiller için de kalıcı bir çevresel değer oluşturuyor; çalışanların gönüllü katılımı sayesinde çevre bilinci kurum kültüründe daha da yaygınlaşıyor. Bu yaklaşım, doğaya ve topluma uzun vadeli fayda sağlayan bütünsel sürdürülebilirlik anlayışını güçlendiriyor. Tüpraş, ağaçlandırma çalışmalarını yeni alanların yeşillendirilmesiyle sınırlı tutmuyor, aynı zamanda İzmir ve İzmit’te orman yangınlarından etkilenen sahaların rehabilitasyonuna da katkı sağlıyor. Dikilecek fidan türleri; bölgesel bitki örtüsü, ekosistem ihtiyaçları ve olası yangın riski dikkate alınarak Orman Genel Müdürlüğü uzmanlarının yönlendirmeleriyle belirleniyor. Bu kapsamda Batman’da gerçekleştirilen fidan dikiminde bölgedeki kuş türleri için önemli bir besin kaynağı olan, ekosisteme ve yerel ekonomiye katkı sağlayacak Menengiç fidanları tercih edildi. Şirket, bu yaklaşımıyla ekolojik iyileşmeyi destekleyen ve uzun vadeli çevresel fayda oluşturan bir ağaçlandırma modeli benimsiyor.
61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu için il koordinasyon toplantıları başladı
03 Nisan 2026 Cuma - 12:29 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu için il koordinasyon toplantıları başladı 26 Nisan ile 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu için hazırlıklar tüm hızıyla sürerken, organizasyonun kritik aşamalarından biri olan il koordinasyon toplantıları da başladı. Türkiye’nin en prestijli uluslararası spor organizasyonlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu (Tour of Türkiye), 2026 yılında 61. kez düzenlenerek dünya bisikletinin önemli takımlarını Türkiye’de buluşturmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından gerçekleştirilecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 26 Nisan - 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Çeşme’den başlayarak Aydın, Marmaris, Kıran, Fethiye, Patara, Kemer ve Antalya etaplarının ardından Ankara’da sona erecek 8 etaplık parkuruyla uluslararası bisiklet dünyasının dikkatini bir kez daha Türkiye’ye çevirecek. 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu il koordinasyon toplantıları başladı 26 Nisan - 3 Mayıs 2026 tarihleri arasında Çeşme’den başlayarak Ankara’da sona erecek 8 gün, 8 etap ve toplam bin 133.5 kilometrelik parkurda düzenlenecek olan 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu öncesinde İl Koordinasyon Toplantıları Muğla ve İzmir’de gerçekleştirilirken, Antalya’da da yapılacak toplantıyla devam edecek. Muğla Valisi İdris Akbıyık, İzmir Valisi Süleyman Elban ve Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında gerçekleştirilen koordinasyon toplantılarına, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Yol Bisikletinden Sorumlu Asbaşkan Metin Cengiz ile ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katılım sağladı. Toplantılarda organizasyonun tüm operasyonel hazırlıkları masaya yatırılırken; parkur güvenliği, trafik düzenlemeleri, ulaşım, sağlık ve acil durum planlamalarına ilişkin süreçler detaylı şekilde değerlendirildi. Geçtiği illerde yüksek organizasyon kalitesiyle hayata geçirilmesi hedeflenen etaplar için tüm kurumların eşgüdüm içerisinde çalıştığı vurgulanırken, organizasyonun sorunsuz şekilde gerçekleştirilmesine yönelik kararlılığın altı çizildi. İl koordinasyon toplantıları, 8 Nisan’da Ankara Valisi Vasip Şahin başkanlığında Ankara’da gerçekleştirilecek toplantıyla tamamlanacak.
Yükseköğretimde dönüşüm BAU’da düzenlenen çalıştayda konuşuldu
03 Nisan 2026 Cuma - 12:26 Yükseköğretimde dönüşüm BAU’da düzenlenen çalıştayda konuşuldu Yükseköğretimde lisans eğitimi sürelerinde değişiklik, kontenjanlarda güncelleme, staj yerine uygulamalı eğitim, sektörlerin insan kaynağı ihtiyacı olan programların açılması gibi gündemde olan konular Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen Yükseköğretimde Dönüşüm Çalıştayı’nda konuşuldu. Yükseköğretimde mevcut durum, stratejik hedefler ve dönüşüm, Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleşen çalıştayda masaya yatırıldı. BAU Campus’de gerçekleşen Yükseköğretimde Dönüşüm Çalıştayı’na, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Almanya’nın Kassel Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ulrich Teichler, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Prof. Dr. Atilla Arkan, Prof. Dr. Nafiz Arıca, akademisyenler ve akreditasyon kuruluşlarının temsilcileri katıldı. YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, açılış konuşmasında, 2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu kapsamında atılan adımlar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Yükseköğretim sistemlerinin yalnızca kendi iç dinamikleri üzerinden değil, küresel eğilimler doğrultusunda yeniden şekillendiğini belirten Arcaklıoğlu, dünyada yükseköğretime devam eden 250 milyon öğrenci sayısının 2040’lı yıllarda 600 milyona ulaşacağının öngörüldüğünü söyledi. Arcaklıoğlu, bu büyümenin yükseköğretimi sadece erişim açısından değil kalite, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve kapsayıcılık bakımından da yeniden ele almayı zorunlu kıldığını, Türkiye’nin de bu dönüşüme kayıtsız kalmadan dünyanın önde gelen ülkeleriyle rekabet edecek şekilde bir sistem inşasına başladığını vurguladı. "Sadece bilgi aktaran değil uygulamaya önem veren eğitim" Prof. Dr. Arcaklıoğlu, 2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu’nda üniversiteler için ortaya konan dört ana başlığın "Kalite odaklı süreç yönetimi ve liderlik", "Dijital dönüşüm ve veriye dayalı yönetim", "Ulusal ve uluslararası görünürlük" ve "Girişimci ve yenilikçi üniversite anlayışı olduğuna dikkat çekti. Günümüzde üniversitelerin başarısının artık kontenjan doluluk oranlarıyla değil mezunlarının iş dünyasına geçiş süreleri, sektörel uyum düzeyleri, araştırma kapasitesi ve toplumsal katkılarıyla birlikte değerlendirildiğini vurgulayan Arcaklıoğlu, "Artık, yükseköğretimde öğrencilere verilen bilgi kadar bu bilgiyi öğrencinin uygulamada ne kadar pratik anlamda kullanabildiği, yeni konulara uyarlayabildiği konusu önem kazanmıştır" dedi. Kısa süreli staj yerine uygulamalı eğitim hedefi Müfredatta sadeleştirme çalışmasına başlandığını belirten Arcaklıoğlu, kontenjan planlamasının ise günübirlik ihtiyaçlara göre değil programların iş gücü piyasasıyla ilişkisi, eğitimin sürdürebilirliği, akademik kapasite ve mezunların istihdam ihtimalleri gibi parametreler dikkate alınarak çok boyutlu ve veriye dayalı yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi. Sağlık, adalet, eğitim ve sanayi gibi alanlarda, ilgili bakanlıkların insan kaynağı planlaması verilerini dikkate alarak kontenjan güncellemesi yapmasının doğru olduğunu belirten Arcaklıoğlu, "Temel hedefimiz öğrencilerin iş ortamını öğrenciyken deneyimlemesi, mezuniyet sonrasındaki sektöre adaptasyonunu daha hızlı yapmasına imkan sağlamasıdır. Türkiye’de yedi il pilot bölge olarak seçilerek çalışma başlatıldı. Ayrıca, sektörlerin insan kaynağı ihtiyacı olan dijital dönüşüm ve yeni teknolojiler, yapay zeka, siber güvenlik programlarının yanı sıra yeşil dönüşüm, karbon yönetimi, doğa koruma, tarımda dijital teknolojiler, hassas tarım, uzaktan sağlık sistemleri gibi kritik konularda da programların açıldığını dile getirdi. Lisans eğitiminin süresiyle ilgili çalışmalar devam ediyor Arcaklıoğlu, lisans eğitiminin süresine yönelik çalışmaların sadece süre tartışması olarak ele alınmasının doğru olmadığını, burada temel amacın eğitimin niteliğini düşürmeden müfredatta birtakım sadeleştirmelere giderek ve uygulamalı eğitime ağırlık vererek bir dönüşüm hedeflendiğini söyledi. Arcaklıoğlu, lisans programlarının süresi konusu üzerinde çalışmaya devam edileceğini vurguladı. Prof. Dr. Hatipoğlu: "Dönüşüm tartışılmaya devam etmeli" BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ise açılışta yaptığı konuşmada, yükseköğretimde dönüşümün en çok tartışılan konulardan biri haline geldiğini söyledi. Prof. Dr. Hatipoğlu, şöyle konuştu: "Yükseköğretimde küresel gelişmeler çerçevesinde; üniversitelerin temel misyonunun dönüşümü, üniversite ve istihdam arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması, yapay zeka ve akıllı sistemlerin kurumsal dönüşüm aracı haline gelmesi, eğitim araştırma ve toplumsal katkı süreçlerinin birbirine entegre edilme gerekliliği, etki odaklı çalışmalara ihtiyacın artması, üniversitelerin markalaşma süreçleri ve görünürlüğünün yeniden ele alınması konuları öne çıkmaktadır. Biz üniversite olarak, söz konusu eğilimleri ve 2030’a doğru Türk Yükseköğretim Vizyonunu dikkate alarak; üniversite liderlerini, akreditasyon kuruluşlarını ve uluslararası iyi örnek uygulamalarını gerçekleştiren yöneticileri çalıştayda bir araya getirmek istedik. Bu konu tek bir çalıştayla sınırlı kalsın istemiyoruz. Dönüşüm konusunu tüm paydaşlarla bir araya gelip hep birlikte tartışmaya devam edeceğiz." Çalıştayda "Üniversitelerin Dönüşüm Gündemi" oturumunda konuşan Prof. Dr. Atilla Arkan ve Prof. Dr. Nafiz Arıca eğitim sistemlerinin yapay zekaya uyumlu hale getirilmesi, karşılaşılan zorluklar, beceriler ve yetkinliklerin önemi başta olmak üzere yükseköğretimde dönüşüm süreciyle ilgili görüşlerini açıkladılar. "Yükseköğretimde Dönüşüm: Akreditasyonun Geleceği", oturumunda akreditasyon kuruluşları temsilcileri, "Üniversitelerde Dönüşüm: Avrupa’dan Örnekler" başlıklı oturumunda ise akademisyenler yaptıkları konuşmalarla çalıştaya katkı verdi.
Judo, Polis Akademisi’nde stratejik önemde
03 Nisan 2026 Cuma - 12:18 Judo, Polis Akademisi’nde stratejik önemde Türkiye Judo Federasyonu Başkanı Sezer Huysuz, başkan danışmanı Kaya Gezeker ile birlikte Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Murat Balcı’yı makamında ziyaret ederek akademi öğrencileriyle söyleşiye katıldı. Türkiye Judo Federasyonu heyeti, Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr. Murat Balcı’yı makamda ziyarette ederek görüşmede bulundu. Görüşmede, Polis Akademisi Başkan Yardımcıları 1. Sınıf Emniyet Müdürü Fatih İnal ve 1. Sınıf Emniyet Müdürü Deniz Alemdar hazır bulundular. Judo sporunun emniyet teşkilatındaki stratejik önemi ve Polis Akademisi bünyesindeki spor faaliyetlerinin geliştirilmesi konuları ele alındı. Ziyaretin devamında Türkiye Judo Federasyonu Başkanımız Sezer Huysuz, başkan danışmanı Kaya Gezeker, geleceğin emniyet teşkilatı yöneticilerine yönelik judonun tarihsel gelişimi ve mesleki önemi üzerine akademi öğrencilerine kapsamlı bir tanıtım programı gerçekleştirildi. Geleceğin emniyet teşkilatı yöneticileri ile tarihi yolculuk Polis Akademisi’nde eğitim gören geleceğin emniyet teşkilatı yöneticilerinin de yer aldığı söyleyişide; judonun sadece bir spor değil, emniyet teşkilatları için tarihsel bir gereklilik ve profesyonel bir mesleki yetkinlik olduğu vurgulandı. Judo Federasyonu Başkanı Sezer Huysuz: "Judo ve Polis Teşkilatı etle tırnak gibidir" sözleriyle başladığı konuşmasında şunları ifade etti: "Türk Polis Teşkilatı mensupları; yönetici, antrenör, hakem ve sporcu kimlikleriyle judonun ülkemizde kökleşmesini sağlamışlardır. Bugün dünya genelinde onlarca emniyet mensubu sporcu, Olimpiyatlarda kürsüye çıkarak judonun fiziksel ve zihinsel gücünü kanıtlamaktadır. Judo sporunun dünyada ilk kez polis teşkilatları bünyesinde sistemli bir şekilde müfredata girmiştir. Bu arada 15 Temmuz şehidimiz ve usta judocu Polis Özel Harekât Daire Başkan Yardımcısı Meriç Alemdar’ın aziz hatırasını anarak, abisi 1. Sınıf Emniyet Müdürü Deniz Alemdar da bu kadim bağın bir temsilcisi olarak yer almaktadır." Başkan danışmanı ve Uluslararası Judo Federasyonu Eğitim Akademisi (IJF Academy) bünyesindeki ‘Polis İçin Judo’ programı uzmanı ve Emekli Emniyet Müdürü Kaya Gezeker, "Judonun doğuşunda ve gelişiminde Polis Teşkilatının katkısı büyük yer tutmaktadır" diye başladığı sözlerini şöyle tamamladı: "1886 yılında judonun emniyet güçleri için neden vazgeçilmez olduğunun temelleri Tokyo’da atılmıştır. O dönem yapılan turnuvada, judocuların Jujutsu okullarına karşı 15 maçtan 13’ünü kazanıp yalnızca birinde berabere kalıp birini kaybetmeleri, judonun polis teşkilatları için en etkili müdahale yöntemi olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Ülkemizde ise rahmetli Nazım Canca, ülkemizin ulu Önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün korumalığını yaparken, yurt dışı görevlerinde aldığı judo eğitimlerini yurda taşıyarak bu branşın Türkiye’deki temellerini atmıştır. Canca, Federasyonumuzun kuruluşunda aktif rol oynamış ve Polis Enstitüsü’nde judo derslerini başlatarak bu disiplini teşkilatın ayrılmaz bir parçası haline getirmiştir. Polis İçin Judo programının, bu tarihi mirası modern dünya standartlarına taşıdığı; polisin görev esnasında güvenli, kontrollü ve profesyonel müdahale kabiliyetini artırdığını görmekteyiz."
Trendyol’un sosyal etki projelerine uluslararası alanda iki ödül
03 Nisan 2026 Cuma - 12:15 Trendyol’un sosyal etki projelerine uluslararası alanda iki ödül E-ticaret platformu Trendyol, ‘Dijital Usta’ ve ‘Yarının Köyleri’ projeleriyle Communitas Awards’ta iki farklı kategoride ödüle layık görülerek uluslararası başarı elde etti. Trendyol, kurumların toplumsal fayda, sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık alanlarında oluşturdukları somut etkiyi odağına alan Communitas Awards’ta iki projesiyle ödül kazandı. ‘Dijital Usta’ projesi ‘Fark Oluşturan’, ‘Yarının Köyleri’ projesi ise ‘Kurumsal Sosyal Sorumluluk’ kategorisinde ödülün sahibi oldu. ABD merkezli Pazarlama ve İletişim Profesyonelleri Derneği (Association of Marketing and Communication Professionals - AMCP) tarafından düzenlenen Communitas Awards; topluma ve çevreye değer katan, sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle yürütülen çalışmaları değerlendiriyor. Kurumsal sosyal sorumluluk, etik ve çevresel sorumluluk gibi farklı başlıklarda verilen ödüller, bu alanda fark oluşturan projeleri görünür kılmayı amaçlıyor. Dijital Usta ile KOBİ’lere dijitalleşme yolunda güçlü destek Yapılan açıklamaya göre, e-ticaret platformu Trendyol’un Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Habitat Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiği Dijital Usta projesi, gençlerin dijital becerilerini geliştirirken KOBİ’lerin e-ticaret ve e-ihracata katılım süreçlerini destekleyen yenilikçi bir model sunuyor. İlk etapta Balıkesir, Gaziantep, Nevşehir, Ordu ve Denizli olmak üzere 5 pilot ilde hayata geçirilen proje kapsamında gençler çevrimiçi eğitim programlarına katıldı. Temel e-ticaret eğitimlerinin ardından yüzlerce katılımcı sertifikalı uzmanlık eğitimlerini tamamlayarak ‘Dijital Usta’ unvanı almaya hak kazandı. Proje kapsamında yetişen Dijital Ustalar, pilot illerde faaliyet gösteren KOBİ’lerde tohum istihdam modeliyle iş gücüne dahil edilerek e-ticaret ve e-ihracat süreçlerinde aktif rol almaya başladı. Böylece gençler kariyer yolculuklarında önemli bir adım atarken, işletmeler de dijitalleşme süreçlerinde doğrudan destek alarak dönüşümlerini hızlandırma imkânı buldu. Dijital Usta, genç iş gücünü geleceğin yetkinlikleriyle buluştururken, işletmelerin dijital ekonomiye entegrasyonunu hızlandıran çift taraflı bir etki oluşturmaya devam ediyor. Yarının Köyleri ile kırsalda kapsayıcı dijital dönüşüm Platformun teknoloji odaklı yerel kalkınma vizyonunun önemli bir parçası olan Yarının Köyleri projesi, kırsalda dijital uçurumu azaltmayı ve kapsayıcı büyümeyi destekliyor. Platformun teknoloji ve e-ticaret alanındaki yetkinlikleri ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın kalkınma perspektifi ve saha tecrübesini bir araya getiren proje; Türkiye’nin farklı kırsal bölgelerinde kurulan dijital merkezler aracılığıyla üreticilerden gençlere, girişimci kadınlardan çiftçilere kadar geniş bir kitleye eğitim ve gelişim imkânı sunuyor. İlk dijital merkezin kurulduğu Aralık 2023‘ten bu yana 10 bin kişiye ulaşan proje, e-ticaret, dijital okuryazarlık, yapay zeka, sürdürülebilir tarım ve ürün geliştirme gibi alanlarda sunduğu eğitimlerle katılımcıların dijital beceriler kazanmasına katkı sağladı. Eğitimlerin yanı sıra dijital tarım uygulamaları, veriye dayalı üretim modelleri ve sürdürülebilir değer zincirleriyle kırsalda uzun vadeli dönüşümü de destekliyor. Proje kapsamında açılan Yarının Köyleri Butiği aracılığıyla eğitimlerini tamamlayan üreticiler, ürünlerini Türkiye’nin yanı sıra yurt dışındaki 30’un üzerinde pazara ulaştırma imkânı buluyor. Bu süreç, yerel üretimi teşvik ederken özellikle kadın ve gençlerin istihdama katılımını güçlendiriyor.