EĞİTİM - 03 Nisan 2026 Cuma 12:26

Yükseköğretimde dönüşüm BAU’da düzenlenen çalıştayda konuşuldu

A
A
A
Yükseköğretimde dönüşüm BAU’da düzenlenen çalıştayda konuşuldu

Yükseköğretimde lisans eğitimi sürelerinde değişiklik, kontenjanlarda güncelleme, staj yerine uygulamalı eğitim, sektörlerin insan kaynağı ihtiyacı olan programların açılması gibi gündemde olan konular Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen Yükseköğretimde Dönüşüm Çalıştayı’nda konuşuldu.


Yükseköğretimde mevcut durum, stratejik hedefler ve dönüşüm, Bahçeşehir Üniversitesi’nde gerçekleşen çalıştayda masaya yatırıldı. BAU Campus’de gerçekleşen Yükseköğretimde Dönüşüm Çalıştayı’na, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Almanya’nın Kassel Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ulrich Teichler, Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Prof. Dr. Atilla Arkan, Prof. Dr. Nafiz Arıca, akademisyenler ve akreditasyon kuruluşlarının temsilcileri katıldı.


YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, açılış konuşmasında, 2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu kapsamında atılan adımlar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Yükseköğretim sistemlerinin yalnızca kendi iç dinamikleri üzerinden değil, küresel eğilimler doğrultusunda yeniden şekillendiğini belirten Arcaklıoğlu, dünyada yükseköğretime devam eden 250 milyon öğrenci sayısının 2040’lı yıllarda 600 milyona ulaşacağının öngörüldüğünü söyledi. Arcaklıoğlu, bu büyümenin yükseköğretimi sadece erişim açısından değil kalite, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve kapsayıcılık bakımından da yeniden ele almayı zorunlu kıldığını, Türkiye’nin de bu dönüşüme kayıtsız kalmadan dünyanın önde gelen ülkeleriyle rekabet edecek şekilde bir sistem inşasına başladığını vurguladı.



"Sadece bilgi aktaran değil uygulamaya önem veren eğitim"


Prof. Dr. Arcaklıoğlu, 2030’a Doğru Türk Yükseköğretim Vizyonu’nda üniversiteler için ortaya konan dört ana başlığın "Kalite odaklı süreç yönetimi ve liderlik", "Dijital dönüşüm ve veriye dayalı yönetim", "Ulusal ve uluslararası görünürlük" ve "Girişimci ve yenilikçi üniversite anlayışı olduğuna dikkat çekti. Günümüzde üniversitelerin başarısının artık kontenjan doluluk oranlarıyla değil mezunlarının iş dünyasına geçiş süreleri, sektörel uyum düzeyleri, araştırma kapasitesi ve toplumsal katkılarıyla birlikte değerlendirildiğini vurgulayan Arcaklıoğlu, "Artık, yükseköğretimde öğrencilere verilen bilgi kadar bu bilgiyi öğrencinin uygulamada ne kadar pratik anlamda kullanabildiği, yeni konulara uyarlayabildiği konusu önem kazanmıştır" dedi.



Kısa süreli staj yerine uygulamalı eğitim hedefi


Müfredatta sadeleştirme çalışmasına başlandığını belirten Arcaklıoğlu, kontenjan planlamasının ise günübirlik ihtiyaçlara göre değil programların iş gücü piyasasıyla ilişkisi, eğitimin sürdürebilirliği, akademik kapasite ve mezunların istihdam ihtimalleri gibi parametreler dikkate alınarak çok boyutlu ve veriye dayalı yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyledi. Sağlık, adalet, eğitim ve sanayi gibi alanlarda, ilgili bakanlıkların insan kaynağı planlaması verilerini dikkate alarak kontenjan güncellemesi yapmasının doğru olduğunu belirten Arcaklıoğlu, "Temel hedefimiz öğrencilerin iş ortamını öğrenciyken deneyimlemesi, mezuniyet sonrasındaki sektöre adaptasyonunu daha hızlı yapmasına imkan sağlamasıdır. Türkiye’de yedi il pilot bölge olarak seçilerek çalışma başlatıldı. Ayrıca, sektörlerin insan kaynağı ihtiyacı olan dijital dönüşüm ve yeni teknolojiler, yapay zeka, siber güvenlik programlarının yanı sıra yeşil dönüşüm, karbon yönetimi, doğa koruma, tarımda dijital teknolojiler, hassas tarım, uzaktan sağlık sistemleri gibi kritik konularda da programların açıldığını dile getirdi.



Lisans eğitiminin süresiyle ilgili çalışmalar devam ediyor


Arcaklıoğlu, lisans eğitiminin süresine yönelik çalışmaların sadece süre tartışması olarak ele alınmasının doğru olmadığını, burada temel amacın eğitimin niteliğini düşürmeden müfredatta birtakım sadeleştirmelere giderek ve uygulamalı eğitime ağırlık vererek bir dönüşüm hedeflendiğini söyledi. Arcaklıoğlu, lisans programlarının süresi konusu üzerinde çalışmaya devam edileceğini vurguladı.



Prof. Dr. Hatipoğlu: "Dönüşüm tartışılmaya devam etmeli"


BAU Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu ise açılışta yaptığı konuşmada, yükseköğretimde dönüşümün en çok tartışılan konulardan biri haline geldiğini söyledi. Prof. Dr. Hatipoğlu, şöyle konuştu:


"Yükseköğretimde küresel gelişmeler çerçevesinde; üniversitelerin temel misyonunun dönüşümü, üniversite ve istihdam arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması, yapay zeka ve akıllı sistemlerin kurumsal dönüşüm aracı haline gelmesi, eğitim araştırma ve toplumsal katkı süreçlerinin birbirine entegre edilme gerekliliği, etki odaklı çalışmalara ihtiyacın artması, üniversitelerin markalaşma süreçleri ve görünürlüğünün yeniden ele alınması konuları öne çıkmaktadır.


Biz üniversite olarak, söz konusu eğilimleri ve 2030’a doğru Türk Yükseköğretim Vizyonunu dikkate alarak; üniversite liderlerini, akreditasyon kuruluşlarını ve uluslararası iyi örnek uygulamalarını gerçekleştiren yöneticileri çalıştayda bir araya getirmek istedik. Bu konu tek bir çalıştayla sınırlı kalsın istemiyoruz. Dönüşüm konusunu tüm paydaşlarla bir araya gelip hep birlikte tartışmaya devam edeceğiz."


Çalıştayda "Üniversitelerin Dönüşüm Gündemi" oturumunda konuşan Prof. Dr. Atilla Arkan ve Prof. Dr. Nafiz Arıca eğitim sistemlerinin yapay zekaya uyumlu hale getirilmesi, karşılaşılan zorluklar, beceriler ve yetkinliklerin önemi başta olmak üzere yükseköğretimde dönüşüm süreciyle ilgili görüşlerini açıkladılar.


"Yükseköğretimde Dönüşüm: Akreditasyonun Geleceği", oturumunda akreditasyon kuruluşları temsilcileri, "Üniversitelerde Dönüşüm: Avrupa’dan Örnekler" başlıklı oturumunda ise akademisyenler yaptıkları konuşmalarla çalıştaya katkı verdi.



Yükseköğretimde dönüşüm BAU’da düzenlenen çalıştayda konuşuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Uçar, "Kul hakkını rakamların ardına saklamayın" Demokrat Büro Çalışanları Sendikası Genel Teşkilat Sekreteri Yusuf Uçar, yaptığı yazılı açıklamada; TÜİK’in Mart ayı enflasyon rakamları ilgili yazılı basın açıklamasında; "Kamu çalışanlarının ve emeklilerinin sefalet girdabı Tüik’in rakam oyunları memurun ve emeklinin tenceresini kaynatmıyor. Tüik rakamlarda hırsızlık yapıyor" dedi. Yusuf Uçar, "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), her ay olduğu gibi bugün de sokağın gerçekliğinden kopuk, çarşı-pazarın ateşinden bihaber bir rakamla karşımıza çıkmıştır. Bu Rakamları tesbit edenlerinde birer memur olduğu gerçeğinden hareket ederek açıklanan rakamların gerçeği yansıtmadığı gibi rakamlarda hırsızlık yapıldığı aşikardır" dedi. DEB-SEN Genel Teşkilat Sekreteri Yusuf Uçar açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Mart ayı için açıklanan yüzde 1,94’lük enflasyon oranı, ne yazık ki memur ve emeklinin yaşadığı ekonomik yıkımı perdeleme gayretinden öteye geçmemektedir. Buradan açıkça ifade ediyoruz TÜİK’in yüzde 1,94 dediği yerde, milletin enflasyonu yüzde 10’dur, yüzde 20’dir. Mutfaktaki Yangın İstatistikle Sönmez. Açıklanan bu komik oranlar, kamu çalışanlarının alım gücünün nasıl sistematik bir şekilde eritildiğinin belgesidir. Memurumuz Emeklimiz kirasını, kredi kartlarını ödeyemez ve ay sonunu getiremez hale gelmişken raflardaki etiketler her gün değişirken, TÜİK’in "enflasyon düştü, dengelendi" masallarına karnımız toktur. İstatistik oyunlarıyla rakam hırsızlığı ile enflasyonu düşük göstererek, temmuz ayında yapılacak maaş artışlarından çalmaya çalışmak, milyonlarca kamu görevlisinin ve Emeklisinin hakkına girmektir. Demokrat Büro-Sen olarak haykırıyoruz; refah payı lütuf değil, haktır memur maaşları açlık sınırına dayanmıştır. Enflasyon farkı bir zam değildir, sadece geçmiş kayıpların yarım yamalak telafisidir. Acilen seyyanen zam ve refah payı verilmelidir. Vergi dilimi zulmüne son verilmelidir. cebimize giren üç kuruş zam, daha elimize değmeden vergi dilimi aracılığıyla geri alınmaktadır. Memur, devletin vergi kasası değildir! Gerçek Enflasyon Masaya Yatırılmalıdır: Sözde düşük tutulan bu rakamlar üzerinden yapılan hesaplamalar hükümsüzdür. Bizim için esas olan TÜİK’in steril laboratuvar sonuçları değil, memurun boş kalan filesidir." Demokrat Büro-Sen Genel Teşkilat Sekreteri Uçar, açıklamasında ayrıca; "Üyelerimizin ve tüm kamu çalışanlarının uğradığı bu ekonomik şiddete karşı sessiz kalmayacağız. Hak gasplarına, rakam cambazlıklarına "memuru ve emekliyi enflasyona ezdirmiyoruz" edebiyatına artık kimsenin tahammülü kalmamıştır. Ekonomi yönetimini gerçeklerle yüzleşmeye, TÜİK’i ise sokağa inmeye davet ediyoruz. Alın terimizin emeğimizin hakkını rakam oyunlarına kurban ettirmeyeceğiz" diye konuştu.
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta 2,1 milyonluk vurgun yapan sahte polisler yakalandı Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde kendilerini polis olarak tanıtarak vatandaşı dolandıran 2 şahsın, 2,1 milyon TL’lik vurgunu polis operasyonuyla ortaya çıkarıldı. 2 şüpheli dolandırdıkları altınlar ile birlikte yakalandı. Edinilen bilgilere göre, ilçeye bağlı Battalgazi Mahallesi’nde ikamet eden Ö.K.’yi (46) telefonla arayan ve kendisini polis olarak tanıtan kişi, adının FETÖ olaylarına karıştığı yönünde ikna etti. Şüpheli, evde bulunan ziynet eşyaları ile paraların incelenmesi gerektiğini söyleyerek mağduru yönlendirdi. Daha sonra Ö.K., yaklaşık 2 milyon 150 bin TL değerindeki altın ve parayı, Battalgazi Mahallesi Paşalık Camii civarına gelen araçtaki şahsa teslim etti. Olayın ardından harekete geçen Asayiş Büro Amirliği ekipleri, KGYS ve güvenlik kameraları üzerinden yaptıkları incelemelerde aracın plakasını tespit etti. Aracın Şanlıurfa’dan geldiği ve tekrar aynı ile döndüğünü belirledi. Bunun üzerine Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü ile Elbistan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ortak çalışmasıyla araç, Şanlıurfa girişinde durduruldu. Araçta yapılan aramada söz konusu altınlar ele geçirilirken, kendisini polis olarak tanıtıp telefonla yönlendirme yaptığı belirlenen İ.A. (31) ile araçla altınları teslim almaya gelen İ.B. (29) yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler Elbistan’a getirilirken, olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdüğü bildirildi.
Bursa Premium otomobillere Bursa’dan aftermarket imzası Bursa merkezli ÜÇEL Kauçuk, otomotiv aftermarket pazarına yönelik geliştirdiği yüksek kalite standartlarına sahip ürünlerle küresel pazarda güçlü bir konuma ulaştı. Dünya araç parkının geniş bir bölümüne hitap eden şirket, premium otomobil segmentine yönelik üretimi ve ihracat odaklı büyüme stratejisiyle dikkat çekiyor. Bursa, otomotiv tedarik sanayisindeki güçlü üretim altyapısıyla yalnızca Türkiye’nin değil Avrupa’nın da önemli merkezleri arasında gösteriliyor. Kentte faaliyet gösteren üreticiler, geliştirdikleri yüksek katma değerli ürünlerle küresel otomotiv pazarının farklı segmentlerine parça tedarik ediyor. Bu üreticiler arasında yer alan ÜÇEL Kauçuk da özellikle otomotiv aftermarket pazarına yönelik geliştirdiği ürünlerle uluslararası pazarlarda geniş bir müşteri ağına ulaştı. Şirket, güçlü mühendislik altyapısı ve üretim kabiliyetiyle farklı araç segmentlerine hitap eden geniş bir ürün gamı sunuyor. Dünya araç parkına Bursa’dan üretim Otomotiv sektörüne yönelik kauçuk ve kauçuk-metal parçalar geliştiren ÜÇEL Kauçuk, aftermarket pazarında geniş bir marka ve model yelpazesine hitap eden ürün portföyüyle faaliyet gösteriyor. Şirket, dünya genelinde kullanılan araçların önemli bir bölümüne yönelik yedek parça üretimi gerçekleştiriyor. Ürünleri yalnızca yaygın araç gruplarıyla sınırlı kalmayan ÜÇEL Kauçuk, premium otomobil segmentine yönelik geliştirdiği aftermarket parçalarla da küresel pazardaki müşteri ağını genişletiyor. Mercedes-Benz, BMW ve Audi gibi dünya markalarının yanı sıra Volkswagen Grubu bünyesindeki Bentley ve Porsche gibi üst segment araçlara yönelik ürünler geliştiren şirket, otomotiv yedek parça pazarında güvenilir üreticiler arasında gösteriliyor. İç pazarda güçlü konum, ihracatta büyüme Türkiye’de aftermarket pazarının önemli üreticilerinden biri olan ÜÇEL Kauçuk, son yıllarda ihracat odaklı büyüme stratejisiyle uluslararası pazarlardaki varlığını daha da güçlendirdi. Şirket bugün Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Asya’dan Amerika kıtasına kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaklaşık 60 ülkeye doğrudan ihracat gerçekleştiriyor. ÜÇEL Kauçuk’un dış satışlarında Avrupa pazarının önemli bir ağırlığı bulunurken, özellikle Almanya şirket için kilit pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Otomotiv endüstrisinin merkezlerinden biri olan Almanya, premium araç markalarının yoğunluğu ve güçlü aftermarket pazarıyla ÜÇEL Kauçuk’un ihracat stratejisinde önemli bir yer tutuyor. ÜÇEL Kauçuk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Hüseyin Oruç, otomotiv aftermarket sektöründe kalite ve güvenilirliğin belirleyici unsur haline geldiğini ifade etti. Oruç, dünya genelinde araç parkının büyümesiyle birlikte aftermarket pazarının da hızla geliştiğine dikkat çekerek, ÜÇEL Kauçuk’un geniş ürün portföyü ve mühendislik altyapısıyla bu pazarda güçlü bir konum elde ettiğini belirtti. Premium araç segmentinde kalite beklentisinin çok daha yüksek olduğuna işaret eden Oruç, şirketin Ar-Ge ve üretim kabiliyetleriyle bu beklentilere yanıt verecek ürünler geliştirdiğini dile getirdi. Küresel pazarda Türk imzası Premium araç segmentine yönelik üretim kabiliyetiyle öne çıkan ÜÇEL Kauçuk, Bursa’daki üretim gücünü küresel pazarlara taşıyarak Türkiye’nin otomotiv tedarik sanayisindeki yetkinliğini uluslararası platformlarda temsil etmeyi sürdürüyor.
Sivas Başkan Özdemir: "Tüm üyeler doğru komitelerde yer alacak" Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Özdemir, komitelerinin faaliyet kodlarına (NACE) göre yeniden düzenlendiğini belirterek, "Daha güçlü ve daha adil bir yapı oluşturduk" dedi. Sivas’ta Sivas Ticaret ve Sanayi Odası, meslek komitelerinin daha adil ve güncel bir yapıya kavuşturulması amacıyla yürüttüğü sınıflandırma çalışmalarını tamamladı. faaliyet kodları (NACE) esas alınarak gerçekleştirilen çalışma, meclis üyelerinin yoğun katılımı ve yüksek oy oranıyla kabul edildi. STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, oda tarihinde ilk kez bu kapsamda bir komisyon kurulduğunu belirterek, yapılan düzenlemenin tamamen objektif kriterlerle ve seçim kaygısından uzak şekilde hazırlandığını ifade etti. Çalışmaların meslek komiteleriyle yapılan istişareler doğrultusunda şekillendiğini kaydeden Özdemir, komite toplantılarıyla başlayan sürecin, meclis iradesiyle kurulan komisyon çalışmalarıyla devam ettiğini söyledi. Yeni gelişen iş alanları ve değişen sektör yapılarının da dikkate alındığını vurgulayan Özdemir, meslek gruplarının temsil gücünü artırmak amacıyla yeniden düzenlendiğini dile getirdi. Yapılan düzenleme kapsamında STSO’daki meslek komitesi sayısı 25’ten 30’a çıkarıldı. Sanayicilerin daha güçlü temsil edilmesi hedeflenirken, daha önce ayrı bir başlık altında yer almayan sektörler için yeni komiteler oluşturuldu. Ayrıca, yeterli yoğunluğa ulaşamayan üyelerin ilgili gruplarda yer alması sağlanarak iş birliği ve etkileşimin artırılması amaçlandı. "Güçlü şekilde temsil etmesini amaçladık" Başkan Zeki Özdemir, değerlendirmelerde bulunarak, "Komite toplantılarıyla başlayan istişare süreci, meclis iradesiyle kurulan komisyon çalışmalarıyla devam etmiş; yeni gelişen iş alanları ve değişen sektör yapıları da dikkate alınarak temsil gücünü artırmak amacıyla meslek grupları yeniden düzenlenmiştir. yürütülen çalışmanın ana temasının üyelerin doğru komitelerde temsil edilmesi olduğunu vurgulayarak, Biz, tüm mensuplarımızın iştigal konularına uygun komitelerde yer almasını, birbiriyle ilgili sektörlerin aynı çatı altında toplanmasını, ilgisiz sektörlerin ise aynı komite içerisinde sıkışmasının önüne geçilmesini hedefledik. Ayrıca, mümkün olduğunca fazla komite oluşturarak üyelerimizin Sivas Ticaret ve Sanayi Odası çatısı altında güçlü şekilde temsil edilmesini amaçladık" dedi. "Sanayicilerimiz daha güçlü temsil edilecek" Sektörel kümelenmeleri geliştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Başkan Özdemir, sanayici kimliğiyle sürecin önemine dikkat çekerek, "Ben de bir sanayici olarak şuna yürekten inanıyorum: Sivas Ticaret ve Sanayi Odamızda sanayicilerimiz, artık daha fazla meclis üyesiyle, daha fazla grupta ve daha güçlü şekilde temsil edilecek. Turizm ve bilişim gibi önemli sektörler için özel komiteler kuruldu. Hızlı büyüme potansiyeline sahip e-ticaret alanını da ayrı bir komiteyle destekledik. Bu düzenlemelerle mesleki dayanışmayı güçlendirmeyi, iş birliklerini artırmayı ve sektörel kümelenmeleri geliştirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. "Temsil gücünü artıracak şekilde düzenledik" Yapılan düzenlemelerin seçim odaklı olmadığını ve bu hassasiyetle hareket ettiklerini vurgulayan Özdemir, "NACE kodları ve meslek komitelerinin sınıflandırılması çalışması, tamamen seçim kaygısından uzak, üyelerimizin memnuniyeti esas alınarak yapılmıştır. Bir kez daha ifade etmek isterim ki, seçime uzun süre varken, yani seçim atmosferine girmeden bu düzenlemeleri yapmak, sürecin halisane niyetle yürütüldüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Biz bu konuyu seçim döneminde bir vaat olarak değil, STSO’nun kurumsal ihtiyacı olarak ifade etmiştik. Bugün geldiğimiz noktada, meclisimizin yüksek katılımı ve güçlü iradesiyle bu çalışmayı tamamlamış olmanın gururunu yaşıyoruz. Söz verdiğimiz gibi, komite yapılanmamızı daha güncel ve üyelerimizin temsil gücünü artıracak şekilde yeniden düzenledik" şeklinde konuştu.