Yerel Haberler
İstanbul
Marmara’nın derinliklerindeki "Hayalet Ağ" tehdidine sanat dokunuşu: Çıkarılan ağlar sanat eserine dönüştü 02 Mart 2026 Pazartesi - 12:14:16 Marmara Denizi’ndeki ekosistemi ciddi şekilde tehdit eden ve "hayalet ağ" olarak bilinen terk edilmiş balıkçı ağları, düzenlenen kapsamlı bir operasyonla deniz dibinden temizlendi. Deniz kirliliğine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirilen "Mavi İz" projesi kapsamında çıkarılan atıklar sanat eserine dönüştürülerek çevre farkındalığı sağlandı. Türkiye genelinde deniz kirliliğiyle mücadele son yıllarda ivme kazanırken, 2025 yılı verilerine göre denizlerden 11 yılda çıkarılan 2.9 milyon metrekare hayalet ağ; sorunun boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. 3 Mart Dünya Omega-3 Günü kapsamında Orzax’ın öncülüğünde Adalar Belediyesi, Deniz Temiz Derneği/TURMEPA ve Sualtı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) iş birliğiyle yürütülen çalışmayla birlikte; denizlerin sürdürülebilirliği ve çevre bilincinin artırılması için dikkat çekici bir projeye imza atıldı. Deniz kirliliğine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla üç yıl önce başlatılan sosyal sorumluluk projeleri, her yıl farklı bir tema ve sloganla aralıksız sürdürülüyor. Bu kapsamda; projenin ilk yılında "Mavi Bayrak, Mavi Kalp", ikinci yılında "Mavi Gelecek" temasıyla hayata geçirilen çalışmalar, bu yıl ise "Mavi İz" adı altında gerçekleştirildi. Marmara Denizi’ndeki su altı canlı hayatı ve ekosistem için ciddi tehlike oluşturan hayalet ağlar ve atık malzemeler; Büyükada açıklarında uzman dalgıçlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalarla birlikte su altından temizlenerek karaya çıkarıldı. Deniz dibinden çıkarılan terk edilmiş ağlar ve plastik atıklar, heykel sanatçısı Büşra Kölmük tarafından özgün bir sanat eserine dönüştürüldü. Proje, sadece bir temizlik hareketi olmasının ötesinde, çevresel sorumluluğu görsel bir mesajla topluma ulaştırmayı amaçlıyor. Deniz ekosistemindeki tahribatı ve doğanın korunması gerektiğini simgeleyen bu eserle, su altındaki "görünmez" tehlikenin toplum tarafından fark edilmesi hedefleniyor. "Denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında kurtarılan hayatlar demek" TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, denizlerin hayalet ağlardan temizlenmesinin ekosistemin yanı sıra insan sağlığı ve sürdürülebilir beslenme açısından da kritik olduğuna dikkat çekerek, "Yaptığımız bu önemli çalışmada, Büyükada çevresinde denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında sandığımızdan çok daha önemli bir işi başardı. Ve başarmaya da devam edeceğini umuyorum. Bu ağlar plastikten yapıldığı için zamanla parçalanarak mikroplastikleri sularımıza karışıyor maalesef. Denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında kurtarılan hayatlar demek. Küçük bir müdahale gibi görünebilir ama deniz için gerçekten oldukça büyük bir adım" dedi. "Sadece Büyükada’da değil iç denizlerimizde de aynı sorunlarla karşı karşıyayız" TV Programcısı ve doğa aktivisti Güven İslamoğlu, bu tür çalışmaların büyük şirketlerin desteğiyle gerçekleştirilmesinin bütçe ve insan emeği açısından büyük önem taşıdığını dile getirerek, "Hayalet ağlar ve su uzun zamandır çalıştığım konulardan bir tanesi. Çok zor bir iş. Niye? Bu ağları çıkartmanız öyle kolay değil; enerji harcamanız lazım, bütçe ve insan emeği gerekiyor. Maalesef yer altını, özellikle de su altını es geçiyoruz. Sadece denizlerimizde, Büyükada’da değil, iç denizlerimizde de aynı sorunlarla karşı karşıyayız. Şirketlerin sosyal sorumluluk projeleri kapsamında dip temizliği yapılıyor. Bu tür şirketlere çok ihtiyacımız var. Biz de şirketlerle beraber, ortak çalışıyoruz. Bu projede bende varım ve destek veriyorum" ifadelerini kullandı. "Denizlerde hayat varsa Omega-3’ü de sürdürülebilir şekilde elde edebiliyorsunuz" Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, denizlerin temizliğinin Omega-3 kaynaklarının sürdürülebilirliği ve kalitesi için hayati önem taşıdığını vurgulayarak, çevresel sürdürülebilirlik ile insan sağlığı arasındaki bağlantıya dikkat çekti. Alimoğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Omega-3’lerin en temel kaynağının denizler olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla denizlerde hayat varsa buradaki kaynağı da sürdürülebilir bir şekilde elde edebiliyorsunuz. Omega 3, 22 yıl önceki kuruluş dönemimizde piyasaya sunduğumuz ilk ürünlerden biriydi. Bu alana duyduğumuz hassasiyet ve çevresel sorumluluk bilincimiz doğrultusunda; deniz kirliliğine ve ekosistemin korunmasına dikkat çekmek amacıyla bu projeyi hayata geçirdik. Toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla üç yıl önce başlatılan sosyal sorumluluk projemizi, her yıl farklı bir tema ve sloganla aralıksız sürdürüyoruz. Bu kapsamda; projenin ilk yılında "Mavi Bayrak, Mavi Kalp", ikinci yılında "Mavi Gelecek" temasıyla hayata geçirdiğimiz çalışmalar, bu yıl ise "Mavi İz" adı altında gerçekleştirdik. Bizim çalışmış olduğumuz pazar insanların sağlığını koruyan, sağlıklı yaşamalarını sağlayan, hastalıkları önleme amacıyla kullanılan ürünlerden oluşuyor. Yaşlanmadan önce, hastaneye gitmeden önce insanların hayatına dokunabilecek ürünler üretiyoruz. Omega-3’de bu kategorilerden birisi. İnsan sağlığı üzerine özellikle göz, beyin, sinir sistemi ve kalp damar sağlığı noktasında olumlu etkileri olan bir ürün kategorisi." "Yarın bir pişmanlık duymamak için bugünden farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz" Endüstrileşme nedeniyle çevre kirliliğinin ciddi boyutlarda arttığını ve bu noktada hızlıca önlemler alınması gerektiğini belirten Alimoğlu, "Denizler yüz binlerce canlının yuvası aslında dönüp baktığımızda. Aynı zamanda iklimin sağlıklı şekilde yürüyebilmesi için, sıcağın dengelenebilmesi için, çok önemli bir pozisyonda. Bir taraftan beslenme zinciri açısından hayatımıza değer katan besin zinciri noktasında önemli bir pozisyonda. Yüz binlerce canlıya ev sahipliği yapan, dolayısıyla ciddi bir biyokütleyi kendi yapısında barındırıyor. Denizlerin bu besleyici hayat düzeyine ulaşabilmesi belki milyarlarca yıl aldı. Fakat özellikle son dönemlerde toplumların ciddi şekilde endüstrileşmesi, plastiklerin hayatımıza girmesiyle beraber çok hızlı şekilde kirlettiğimizi görüyoruz. Dolayısıyla yarın bir pişmanlık duymamak, bugünden önlenebilecek bir pozisyonda olduğumuz için şu an sosyal sorumluluk projeleriyle bu alanda farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz" diye aktardı. "Bu ekosistemin hayatımıza çok büyük katkıları var, onu korumamız gerekiyor" Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, hayalet ağların deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkisine ve bu ağların çıkarılmasının oldukça zahmetli bir süreç olduğuna dikkat çekerek, şunları aktardı: "Yıllardır etkinlikler yapıyoruz ama bu proje geldiğinde çok heyecanlandım. Bu farkındalığı herkesin bilmesi çok kıymetli. Su üstündeki hayat gibi denizin altında da bir ekosistem var ve hayatın devamında, o sistemin de bizim hayatımıza çok büyük katkıları var ve bu ekosistemi korumamız gerekiyor. Orzax Mavi İz projesiyle geldiğinde ben de özellikle bir su altı balıkadamı olarak yıllardır verdiğim desteği verdim ve severek kabul ettim. Beraber denizin dibindeki canlılığı ve yavaş yavaş yok olmaya yüz tutmuş hayatı beraber görüntüledik, temizledik. Hem denizin altındaki ekosistemi korumak hem de suyun altındaki hayatı ve farkındalığı vurgulamak çok büyük bir olay." "Su altından çıkarmadığınızda hayalet ağlar yaklaşık 150 yıl pasif avlanmaya devam ediyor" Marmara Denizi’nin hayalet ağ konusunda riskli bir durumda olduğunun altını çizen Akpolat, "Şu gerçeği söyleyelim: Marmara Denizi bizden yardım istiyor, içerideki ekosistem bizden destek istiyor. O alttaki ağlar o kayalara, o doğal taşlara takıldıkça ve oradan çıkarılmadıkça aşağıdaki yaşayan bütün canlılara tehlike arz etmeye devam ediyor. Onları oradan çıkarmadığınızda hayalet ağlar yaklaşık 150 yıl pasif avlanmaya devam ediyor. Bu konuda dikkat edilmesi lazım, denetimlerin yapılması lazım, temizlememiz lazım. Tabii bu sadece birkaç gönüllünün yapmasıyla mümkün değil; burada devletin üstüne düşen de bizlerin üstüne düşen de çok büyük görevler var. Vatandaşlarımızın üstüne de düşen çok büyük görevler var. O yüzden hayatımın son noktasına kadar bu konuda uğraşları vereceğim" dedi. Düzenlenen etkinliğe Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, Tv Programcısı Doğa Aktivisti Güven İslamoğlu ve çok sayıda doğasever katılım sağladı.
02 Mart 2026 Pazartesi - 12:13 Çolakoğlu Metalurji, Wire & Tube Fuarı’na hazırlanıyor Çelik üreticisi Çolakoğlu Metalurji, 13-17 Nisan 2026 tarihlerinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenecek olan, dünyanın en prestijli demir çelik fuarlarından Wire & Tube’da yenilikçi çözümlerini sergileyecek. Türkiye’nin önde gelen çelik üreticilerinden Çolakoğlu Metalurji, 13-17 Nisan 2026 tarihlerinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenecek Wire & Tube Fuarı’na katılacak. Şirket, küresel demir-çelik sektörünün en prestijli organizasyonları arasında yer alan fuarda, ileri teknolojiyle üretilen katma değerli ve yüksek kaliteli ürünlerini uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturacak. 65 ülkeden yaklaşık 2 bin 700 katılımcıyı ve on binlerce ziyaretçiyi bir araya getirmesi beklenen fuar kapsamında Çolakoğlu Metalurji, 4. Salon F30 numaralı alanda yer alacak; mevcut ve potansiyel iş ortaklarını standında ağırlayacak. Şirket, fuar süresince uluslararası pazardaki güçlü konumunu pekiştirmeyi ve ihracat hacmini artırmayı hedefleyecek. Küresel pazarlarda güçlü büyüme hedefi Çolakoğlu Metalurji Satış ve Pazarlama Direktörü Gökhan Erdem, Ar-Ge ve inovasyon odaklı üretim anlayışıyla müşterilere özel çözümler geliştirmeye devam ettiklerini belirterek, Wire & Tube Fuarı’nın küresel ölçekte marka değerini güçlendirmek ve yeni iş birlikleri geliştirmek açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:33 Kağıthane’de kayan hafriyat kamyonunu durdurmaya çalışırken aşağı düşen şoför hayatını kaybetti İstanbul Kağıthane’de el frenini çekmeyi unuttuğu hafriyat kamyonunu durdurmaya çalışırken, aracın çarpması sonucu yaklaşık 4 metre yükseklikten düşerek ağır yaralanan ve ardından hastaneye kaldırılan şoför, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Feci kazanın yeni görüntüleri ortaya çıktı. Kağıthane Karameşe Sokak’ta saat 09.00 sıralarında meydana gelen olayda iddiaya göre, 34 GGP 194 plakalı hafriyat kamyonunun sürücüsü Selçuk Aydın (55), yakındaki inşaattan hafriyat almak için aracını yol kenarına park etmişti. El freni çekilmeyen araç, Aydın’ın inmesinin hemen ardından hareket etmeye başlamış, aracın rampadan kaydığını gören sürücü, aracı durdurmaya çalışmıştı. Araç elektrik direğine, yol kenarındaki demir korkuluklara ve sürücüye çarparken, dengesini kaybeden talihsiz adam ise yaklaşık 4 metre yükseklikten aşağı düşmüş. Hafriyat kamyonunun demir korkuluklara çarparak durması büyük bir faciayı önlenirken, düştüğü yerden alınan Aydın hastaneye kaldırılmıştı. Talihsiz adam hayatını kaybetti Selçuk Aydın, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Kaza anının ise yeni güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde Aydın’ın inşaatın önünde beklediği aracın hareket ettiğini fark etmesiyle koştuğu ancak binmeye çalıştığı kamyonun çarpmasıyla aşağı düştüğü görülüyor.
Batman Üniversitesi ve Tüpraş iş birliğiyle Temel Rafinericilik Staj Programı’nın ikincisi başlıyor
09 Şubat 2026 Pazartesi - 12:10 Batman Üniversitesi ve Tüpraş iş birliğiyle Temel Rafinericilik Staj Programı’nın ikincisi başlıyor Batman Üniversitesi ve Tüpraş iş birliğiyle gerçekleştirilen Temel Rafinericilik Staj Programı’nın ikinci dönemi için başvurular açıldı. Program kapsamında staja kabul edilen Meslek Yüksekokulu öğrencileri, rafinericilik alanında teorik ve uygulamalı eğitimler alarak Tüpraş Temel Rafinericilik Sertifikası sahibi olma fırsatı yakalayacak. Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından Tüpraş, rafinelerinin bulunduğu illerde öğrencilere saha deneyimi ve teknik gelişim fırsatı sağlayarak yerel ekonomiye ve yetenek gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. Batman Üniversitesi ile Tüpraş geçtiğimiz yıl başlattıkları Temel Rafinericilik Staj Programı iş birliğini bu yıl da sürdürmek üzere bir protokol imza töreni düzenledi. 3 Şubat 2026 tarihindeki imza töreni Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris Demir ve Tüpraş Batman Rafinerisi Müdürü Ahmet Cemil Karaoğuz’un katılımlarıyla gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen ve öğrencilerden yoğun ilgi gören program, bu yıl da rafinericilik alanında teorik bilgi ile saha deneyimini bir arada sunarak; öğrencilerin sektöre dair farkındalığını artırmayı ve yerel kalkınmaya nitelikli insan kaynağıyla katkı sağlamayı amaçlıyor. Programa Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu’nun, Rafineri ve Petrokimya Teknolojisi, Elektrik, Elektrik Haberleşme Teknolojisi ve Makine Bölümü öğrencileri başvurabilecek. Batman Rafinerisi’nde yürütülecek program kapsamında öğrenciler; temel rafinericilik eğitimleri, birimlerde iş başı uygulamaları ve teknik kariyer gelişim modüllerinden oluşan bir sürece katılacak. Programı başarıyla tamamlayan öğrenciler Tüpraş Temel Rafinericilik Sertifikası almaya hak kazanacak. Başvurular 27 Şubat 2026 tarihine kadar devam edecek. Başvuru sürecinde Tüpraş tarafından Batman Üniversitesi’nde öğrencilere yönelik bir tanıtım semineri de düzenlenecek. Seminerde programın içeriği ve süreçlerine ilişkin detaylı bilgilendirme yapılacak. Prof. Dr. Demir: "Üniversite-sanayi iş birliklerini sürdürülebilir kılmak temel hedefimiz" Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris Demir, iş birliğine ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Bu yıl ikincisini hayata geçirdiğimiz iş birliği ile öğrencilerimiz Türkiye’nin lider sanayi şirketinde deneyim kazanarak teorik bilgilerini pratiğe dönüştürme fırsatı buluyor. Program, öğrencilerimize mesleki yetkinlik gelişimini ve mezuniyet sonrası istihdam şansını önemli ölçüde artırıyor. Üniversite-sanayi iş birliklerini sürdürülebilir kılmak, öğrencilerimizi nitelikli bireyler olarak geleceğe hazırlamak temel hedefimizdir. Bu vesile ile başta Tüpraş Batman Rafineri Müdürü Ahmet Cemil Karaoğuz olmak üzere Tüpraş yöneticilerine, çalışanlarına ve öğrencilerimize verdikleri katkılar için teşekkür ediyorum." Karaoğuz: "İş birliğimizle hem gençlere hem bölgemize kalıcı değer sağlamayı sürdürüyoruz" Tüpraş Batman Rafineri Müdürü Ahmet Cemil Karaoğuz ise programın sağladığı katkıya dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "Batman’da hayata geçirdiğimiz toplumsal projelerle bölgeye değer katmayı sürdürüyoruz. Bu projelerimizden biri olan Temel Rafinericilik Staj Programı’nı, Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris Demir ve değerli akademisyenlerimizin süreçteki kıymetli destekleriyle bu yıl ikinci kez hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz. Bu program ile gençlerimiz, edindikleri teorik bilgileri rafinerimizin üretim, bakım ve kalite birimlerinde; laboratuvar, elektrik, enstrüman, kaynak ve mekanik atölyelerinde deneyimli ekiplerimizin yanında pratiğe dönüştürme imkânı elde ediyor. Aynı zamanda, ihtiyaç duyduğumuz yetkinliklere sahip genç yetenekleri yetiştirme ve onları daha yakından değerlendirme fırsatımız oluyor. Bu sene de iş birliğimizin hem öğrencilere hem de bölgemize kalıcı katkı sunmaya devam edeceğine inanıyoruz." Tüpraş, Batman Üniversitesi iş birliği ile yürüttüğü bu modeli, eş zamanlı olarak Kırıkkale’de de gerçekleştiriyor. Şirket, programı ilerleyen yıllarda devam ettirmeyi ve daha çok genci enerji sektörüne hazırlamayı hedefliyor.
Uzmanlar uyarıyor: "En sık yapılan hata; viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı"
09 Şubat 2026 Pazartesi - 11:36 Uzmanlar uyarıyor: "En sık yapılan hata; viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı" Çocuklarda enfeksiyon vakalarına ilişkin konuşan Uzm. Dr. Leyla Beşel, "40 derecenin üzerinde ateş, öksürük, burun akıntısı gibi semptomlarla hastalar hem acilimize hem polikliniklerimize başvurmakta. RSV, influenza, rinovirüs gibi virüsler çok sık. En sık yapılan hata; viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı. Hastanın dirençli ateşi var, 40 derece, düşmüyor, bilinçte değişikliği var, beslenemiyor gibi semptomlar varsa muhakkak hastaneye başvurusu önemlidir. Hastaların ilaç ve vitaminleri doktor tavsiyesi olmadan kullanmasını istemiyoruz" dedi. Soğuk havalarda çocuklarda görülen enfeksiyonlara dikkat çeken uzmanlar, ailelere önemli uyarılarda bulundu. Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Beşel, sık görülen enfeksiyonlara ilişkin konuşurken tedavi süreçlerine yönelik bilgi verdi. Uzm. Dr. Beşel, tedavilerin hekim kontrolünde ilerlemesi gerekliliğini de yineledi. "Hastalar hem acilimize hem polikliniklerimize başvurmakta" Çocuklarda enfeksiyon vakalarına ilişkin konuşan Uzm. Dr. Leyla Beşel, "Sonbahar mevsiminde okulların açılmasıyla virüs enfeksiyonlarının sıklığı artıyor. Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları sıklığı artıyor. Öksürük, burun akıntısı, ateş, boğaz ve kas ağrısı gibi semptomlarla hastalar hem acilimize hem polikliniklerimize başvurmakta. RSV, influenza, rinovirüs gibi virüsler çok sık. Hastalarımız 40 derecenin üzerinde ateş, baş ve boğaz ağrısıyla başvurmakta, yeterli tedavileri vermeye çalışmaktayız. Hastanın dirençli ateşi var, 40 derece, düşmüyor bilinçte değişikliği var, beslenemiyor gibi semptomlar varsa aile evde halledemeyecektir. Muhakkak hastaneye başvurusu önemlidir. En sık yapılan hata; viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımı. Virüs enfeksiyonlarında antibiyotik önerimiz olmuyor, semptomatik tedavi edilmesi gerekiyor. Doktora danışmadan antibiyotik kullanmak zaten uygun değil" dedi. "Şikayetlerin 10 günden uzun sürmesi bizim için önemli" ‘Viral enfeksiyonların uzaması durumu önemli’ diyerek sözlerine devam eden Uzm. Dr. Beşel, "Özellikle üst solunum yolu bulguları olan hastalarda öksürük, burun akıntısı gibi bulguları olan hastalarda şikayetlerin 10 günden uzun sürmesi bizim için önemli. Arada bir iyilik hali olduktan sonra tekrar ateşlenmesi, öksürük gibi bulguların başlaması ikinci bir enfeksiyonun eklendiğini gösterir. Bu enfeksiyonlarda doktora başvurmak önemlidir çünkü genellikle bakteriyel enfeksiyonlar olduğu için bu hastalara antibiyotik tedavisi vermemiz gerekebiliyor. Uygun, sağlıklı beslenmek zaten vücudun ihtiyacını karşılıyor. Hastaların vitaminleri doktor tavsiyesi olmadan kullanmasını istemiyoruz, hangi hastaya hangi vitamini vereceğine doktor karar vermeli. Çocukluk çağında sağlıklı beslenme, temizliğe önem vermek, meyve, sebze tüketimini doğru yapabilmek alması gereken vitamini zaten karşılıyor" dedi. "Altta yatan kronik hastalık varsa viral enfeksiyonlar daha ağır seyirlidir" "Üst solunum yolu olduğu dönemde sıvı alımını artırmak, çocuğun beslenmesini düzenlemek çok önemli’ diyen Uzm. Dr. Beşel, sözlerini şöyle sürdürdü: "O dönemde iştahsızlığı olacaktır ama uygun tedaviye doktor karar vermek zorunda. Altta yatan kronik hastalığı olmak ya da immün yetmezliği her konuda risk, viral enfeksiyonlarda da bakteriyel enfeksiyonlarda da önemli. İmmün yetmezliği olan çocuklar için özel değerlendirmeler yapıp bunlara göre de tedavi planlayabiliyoruz. Astımı, diyabeti olan çocuklarda altta yatan kronik hastalık varsa viral enfeksiyonlar daha ağır seyirlidir. Hastanın annesinin daha uyanık davranması semptomları yakın takip etmesi, ilgili hekimine hemen başvurmasını öneriyoruz. Kronik hastalığı olan hastalar için influenza aşısını rutinde zaten öneriyoruz. İnfluenza aşısı 6 ay üzerinde tüm çocuklara yapılır kabul ediliyor. Bu küçük yaş grubunda 2 doz, diğer çocuklarda tek doz şeklinde. Çocuğun hasta dönemi evde geçirmesi, teması azaltacağı için bulaşıcılığı da azaltacak. Annelere önerdiğimiz şey; sağlıklı beslemeleri, temizliklerine önem vermeleri, düzenli uyku uyumalarını sağlamaları ve aşılarını tam yaptırmaları"
Hepsiburada’dan Sevgililer Günü araştırması
09 Şubat 2026 Pazartesi - 11:30 Hepsiburada’dan Sevgililer Günü araştırması Hepsiburada, FutureBright iş birliğiyle Sevgililer Günü araştırmasını duyurdu. Araştırmaya göre tüketiciler artık sadece bir nesne değil, kendilerini özel hissettirecek ve iyi düşünülmüş hediyeleri tercih ediyor. Hepsiburada’nın FutureBright iş birliğiyle Ocak sonunda gerçekleştirdiği araştırma, Sevgililer Günü alışveriş alışkanlıklarını ortaya koydu. Sonuçlara göre tüketiciler artık sadece bir nesne değil, kendilerini özel hissettirecek ve iyi düşünülmüş hediyeleri tercih ediyor. Moda kategorisi liderliğini korurken, her 10 kişiden 8’i doğru hediyeyi bulmak için rehber içeriklerden destek alıyor. Alışveriş planlı ilerliyor Araştırma, tüketicilerin Sevgililer Günü alışverişini son dakikaya bırakmadığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 57’si hediyesine şimdiden karar vermiş durumda. Alışveriş trafiğinin en yoğun olduğu dönem ise Şubat ayının ilk haftası olarak öne çıkıyor. Hediye bütçelerinde ise bu yıl ortalama 5 bin 170 TL seviyesi gözlemleniyor. Erkek katılımcılarda bu rakamın 6 bin 350 TL’ye kadar yükseldiği görülse de alıcılar için asıl kriter fiyat değil; hediyenin ne kadar "düşünülmüş" olduğu. Karar verme sürecinde "rehber" ihtiyacı Seçeneklerin çokluğu, tüketicileri daha fazla araştırmaya itiyor. Katılımcıların büyük çoğunluğu alışveriş öncesi mutlaka araştırma yaparken, her iki kişiden biri e-ticaret platformlarının sunduğu yönlendirmeleri takip ediyor. Özellikle hediye rehberleri, "karar yorgunluğu" yaşayan kullanıcılar için can kurtarıcı bir rol üstleniyor. Öyle ki; tüketicilerin yüzde 80’i bu rehberleri faydalı bulduğunu belirtiyor. Favori kategoriler: Moda, takı-aksesuar, parfüm ve teknoloji Araştırmaya göre moda, bu yıl da hediye seçiminde açık ara en güçlü kategori olarak zirvedeki yerini koruyor. Her iki katılımcıdan birinin ilk tercihi olan modayı, takı-aksesuar ve parfüm seçenekleri yakından izliyor. Modaya yönelenlerin öncelikli tercihi giyim olurken; ayakkabı ve çanta da popülerliğini sürdürüyor. Takı tarafında altın, pırlanta gibi değerli mücevherler ile saatler en çok ilgi gören ürünler arasında yer alıyor. Elektronik aksesuarlar ise yüzde 20’lik bir kitle tarafından belirtiliyor, bu grupta özellikle akıllı saatlerin tercih edilmesi dikkat çekiyor. Teknolojiden modaya, aksesuardan kozmetiğe ve ev dekorasyonuna kadar uzanan zengin koleksiyonda, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde sevdiklerini özel hissettirmek isteyenler için pek çok alternatif sunuluyor. Teknoloji tutkunları için son model cep telefonları, akıllı saatler ve kulaklıklar ön plana çıkarılırken; stil sahibi olanlar için trend montlar, şık çantalar ve her tarza hitap eden ayakkabılar bir araya getiriliyor. Bakımına özen gösterenler için popüler kozmetik setlerinden evine renk katmak isteyenler için şık dekoratif objelere kadar her bütçeye uygun binlerce seçenek platformda kullanıcıları bekliyor.
Trendyolmilla’dan Sevgililer Günü’ne özel hediye seçenekleri
09 Şubat 2026 Pazartesi - 11:24 Trendyolmilla’dan Sevgililer Günü’ne özel hediye seçenekleri Trendyolmilla 14 Şubat Sevgililer Günü koleksiyonunda; sezonun gözdeleri ceket, mont, kazak, bot, çizme ve aksesuarın yanı sıra ev yaşam kategorisindeki özel koleksiyonlar öne çıkıyor. Dijital dünyanın hızıyla modaseverlerin anlık taleplerini buluşturan Trendyolmilla, 14 Şubat heyecanını moda deneyimine dönüştürüyor. Sevgililer Günü’nde sürpriz hazırlayanlara en yeni trendleri sunan platformda, çok satanlardan aksesuara, ayakkabıdan ev yaşama, büyük bedenden çantaya geniş bir ürün yelpazesinde hediye seçenekleri yer alıyor. Yapılan açıklamaya göre, ‘500 TL Altı Koleksiyonu’yla tasarım kalitesine ulaşılabilir fiyatlarla sahip oluyor. Trendyolmilla Curve, Man, Home, Shoes ve Beauty kategorilerindeki özel seçki ile, modadan güzelliğe kadar pek çok farklı kategoriyi bir araya getiriyor. Sezonun hit parçaları olan ceket, mont ve trikoların yanı sıra; bot, çizme ve aksesuar gibi tamamlayıcılar, hem kadınlar hem erkekler için 14 Şubat’ın stil kodlarını yeniden tanımlıyor. Kalite ve şıklığı buluşturan gece elbiselerinde, 14 Şubat’ın rengi kırmızı tonlarının yanı sıra siyah ve kahverengi öne çıkıyor. Ev giyim koleksiyonunda kadınlar için kalp desenli, grafik baskılı, nakışlı ürünler saten veya pamuk gibi kumaş seçenekleriyle göze çarpıyor. Kırmızı, pembe ve bordo tonlarının dikkat çektiği iç giyim kategorisinde, her bedene uyan ürünler dantel, tül ve saten kumaş alternatifleriyle geniş bir yelpazeyi kapsarken, erkekler için hediye trendlerinde deri botlar, gömlekler ve kazaklar stil sahibi bir koleksiyona dönüşüyor. Desen ve renk çeşitliliğiyle öne çıkan pijama koleksiyonu ise evdeki huzur ve konforun eşlikçisi oluyor. Açıklamaya göre, Trendyolmilla Home, sevdiklerinin evdeki stilini tamamlamak isteyenlere özel bir koleksiyon hazırladı. Özel koleksiyonda kalp şeklinde bambu tabaklardan Amerikan servisine, kalp desenli fincan ve kupa mutfak ürünleri bulunuyor. Kalp motifli nevresim ve pike takımı, mutfak havlusu, bornoz, paspas ve kırlent gibi ürünler de, sevgisini şık bir dokunuşla ifade etmek isteyenleri bekliyor. Platformun özel seçkisinde binden fazla ürün yer alıyor, triko ve pijama takımları çok satanlar olarak öne çıkıyor.
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında 3’üncü hafta: Tutuksuz sanıkların savunmalarına başlandı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 11:01 Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında 3’üncü hafta: Tutuksuz sanıkların savunmalarına başlandı Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davanın görülmesine 3’üncü haftasında devam ediliyor. Duruşmada, Bilginay Temizlik firmasının eski proje müdürü tutuksuz sanık Savaş Çetinkaya savunma yapıyor. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Tutuksuz sanıkların savunmalarına başlandı Yargılamada bugün 3’üncü haftaya girilirken, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü’nde devam eden duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Salonda, çok sayıda partili de yer aldı. Duruşma başlamadan önce geçtiğimiz hafta tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Zeydan Karalar duruşma salonu önünde görüntülendi. Öte yandan davanın bugünkü oturumunda, Bilginay Temizlik firmasının eski proje müdürü tutuksuz sanık Savaş Çetinkaya savunma yapıyor.
Esenyurt’ta sıra dışı nikahta gelin ve damat at üstünde dünya evine girdi
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:53 Esenyurt’ta sıra dışı nikahta gelin ve damat at üstünde dünya evine girdi İstanbul Esenyurt’ta belediyeye ait at binicilik tesisinde tanışan genç çift, hayatlarını birleştirme kararını sıra dışı bir nikah töreniyle gerçekleştirdi. At sevgisiyle başlayan muhabbetlerini evliliğe taşıyan genç çift, nikahı at üzerinde kıyarak unutulmaz bir an yaşadı. Dün, Esenyurt’ta Behçet Demir ve Dilara Eren çifti sıra dışı bir organizasyon ile nikah kıyarak dünya evine girdi. Esenyurt’ta bir süre önce belediyeye ait at binicilik tesisinde tanışan Behçet Demir ve Dilara Eren, aldıkları evlilik kararının ardından klasik bir nikah töreni yerine ortak tutkularını yansıtan bir tören yapmak istedi. Gelinlik ve Damatlıkla ata binen çift, çevredekilerin şaşkın bakışlarıyla dünya evine girdi. "Aslında şahidi de at yapacaktık ama kabul etmediler" Damat Behçet Demir, "İlk defa evleniyorum. Benim normal evlenmem uygun olmazdı. Atın üzerinde evlenmem şarttı. Eşim de çok iyi at biner. O yüzden böyle bir şey uygun gördük. Sağ olsun eşim de bunu uygun gördü. Aslında nikah şahidini de at yapacaktık ama bunu kabul etmediler maalesef. O yüzden nikah şahidimiz insanlar oldu. Atlarla beraber güzel bir nikah kıyacağız" dedi. "Burada tanıştık. O yüzden anlamlı olacağını düşündük" Eşiyle binicilik tesislerinde tanıştıklarını ifade eden Dilara Eren ise, "Biz burada tanıştık. O yüzden anlamlı bir şey olacağını düşündük. Burada nikah kıymaya karar verdik" diye konuştu.
Kiğılı, IFCO Fuarı’nda 2026/27 Kış Koleksiyonu’nu tanıttı
09 Şubat 2026 Pazartesi - 10:51 Kiğılı, IFCO Fuarı’nda 2026/27 Kış Koleksiyonu’nu tanıttı Erkek giyim markası Kiğılı, moda endüstrisinin küresel buluşma noktası İstanbul Fashion Connection (IFCO) Fuarı’nda yerini aldı. 4-7 Şubat tarihleri arasında düzenlenen fuarda marka, 2026/27 Kış koleksiyonunu sektör profesyonellerinin beğenisine sundu. Erkek giyim sektörünün önde gelen markalarından Kiğılı, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) iştiraki İTKİB Fuarcılık A.Ş. tarafından düzenlenen ve Avrupa’nın en büyük hazır giyim fuarlarından biri olan IFCO’da yeni sezon vizyonunu sergiledi. Fuar boyunca yoğun ilgi gören markanın standı, global alıcıları ve moda tutkunlarını ağırlarken, markanın tasarım gücünü ve yenilikçi kumaş teknolojilerini ön plana çıkardı. Yapılan açıklamaya göre, markanın fuarda tanıttığı 2026/27 Kış koleksiyonu, modern şehir yaşamının dinamizmini çağdaş bir bakışla yorumlarken; şehir hayatını kolaylaştıran detaylarıyla güçlü, modern ve karakterli bir duruş ortaya koyuyor. Koleksiyonun renk paletinde; toprak tonlarında kum bejleri, endüstriyel yeşiller, beton grileri,haki tonları, derin indigo mavileri ve sofistike bitter kahve tonları, bordo gibi çarpıcı tonlarla dengeleniyor. 2026/27 Kış koleksiyonu, işlevsellik ve estetiği bir araya getiren yüksek performanslı yeni nesil kumaşlarla da öne çıkıyor. Türk moda endüstrisinin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olan IFCO’da, 2026/27 Kış koleksiyonlarını tanıtmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirten Kiğılı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hilal Suerdem, fuara katılımları ve koleksiyonlara gösterilen ilgiyle ilgili olarak, "Fuarda sergilediğimiz kış koleksiyonumuz; güçlü tasarım dili, fonksiyonel detayları ve çağdaş yaklaşımıyla Kiğılı’nın yalnızca klasik erkek giyiminde değil, aynı zamanda modern şehir yaşamına uyum sağlayan, dinamik ve yenilikçi erkek modasında da ne kadar iddialı bir konumda olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Günün farklı anlarına ve kullanım senaryolarına uyum sağlayan parçalar, markamızın değişen yaşam tarzlarını doğru okuduğunu ve tasarıma bu bakış açısını başarıyla yansıttığını gösteriyor. Fuar boyunca dünyanın farklı bölgelerinden gelen alıcıların koleksiyonumuza gösterdiği yoğun ilgi, uluslararası büyüme ve yeni pazarlara açılma hedeflerimiz doğrultusunda attığımız adımların karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Orta Doğu ve Avrupa’dan gelen talepler; Kiğılı’nın ürün kalitesi, tasarım gücü ve üretim kabiliyetinin küresel ölçekte rekabet edebilir seviyede olduğunu bir kez daha teyit ederken, ihracat potansiyelimizi artırma yolunda bize güçlü bir ivme kazandırıyor’’ dedi.