Yerel Haberler
İstanbul
Boşanma aşamasında olduğu eşinin sevgilisine sokakta bıçakla saldırdı 27 Şubat 2026 Cuma - 13:31:48 İstanbul’un Sultangazi ilçesinde boşanma aşamasında olduğu eşini sokak ortasında sevgilisi olduğunu öne sürdüğü kişiyi gören koca çılgına döndü. Şüpheli koca, şahsı bıçakla yaralayarak olay yerinden kaçtı. Polis, kaçan şahsı yakalamak için çalışma başlatırken, sokak ortasında yaşanan o anlar bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Olay, dün akşam saatlerinde Sultangazi ilçesi Yunus Emre Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Vahdettin Ç. (46), boşanması aşamasındaki eşi Gizem Ç.’yi sokak ortasında sevgilisi olduğu öğrenilen Barış K. ile birlikte gördü. Bunun üzerinde sokak üzerinde başlayan tartışma kavgaya dönüştü. Vahdettin Ç., yanında bulunan bıçakla Barış K.,’yı yaraladı. Çevredeki vatandaşların araya girmesiyle Vahdettin Ç.,’nin bıçağını alırken, aldığı bıçak darbeleri sonrası Barış K., yere yığıldı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan Barış K., sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı ilk müdahale sonrası hastaneye kaldırıldı. Polis çalışma başlattı Dün akşam saatlerinde meydana gelen olayla ilgili polis ekipleri inceleme başlattı. Olay sonrası kaçan Vahdettin Ç.’nin yakalanması için çalışmalarını sürdürürken, olay esnasında Vahdettin Ç.’nin sevgilisi Gizem Ç., ile Barış K.’yı yaraladıktan sonra tartıştıkları anlar bir vatandaş tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Suç dosyaları mevcut Öte yandan şüpheli Vahdettin Ç.’nin 4, boşanma aşamasındaki eşi Gizem Ç.’nin 7, bıçaklı saldırı sonrası yaralanan Barış K.’nın ise 6 suç kaydı olduğu öğrenildi. Olayla ilgili inceleme sürüyor.
27 Şubat 2026 Cuma - 13:31 Bakan Ersoy açıkladı: "Ayasofya’da süreç devam ediyor, Sultanahmet’te çalışmalar tamamlandı" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve Sultanahmet Camii’nde yürütülen restorasyon sürecinin bilim kurulları denetiminde, şeffaf ve bilimsel yöntemlerle yürütüldüğünü belirterek, Sultanahmet’te çalışmaların tamamlandığını, Ayasofya’daki çok katmanlı restorasyonun ise planlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü açıkladı. Öte yandan Ayasofya Kebir Camii’nin altında 1600 yıllık 7 adet tünelin ortaya çıkarıldığı öğrenildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi ve Sultanahmet Camii’nde yürütülen restorasyon çalışmaları ilgili basın açıklaması yaptı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde düzenlenen açıklamada Bakan Ersoy’a İstanbul Valisi Davut Gül, Ayasofya Bilim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Ahmet Güleç, Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Prof. Dr. Asnû Bilban Yalçın ve Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten eşlik etti. "Kuzey, doğu ve güney cepheleri ile minaresinde yaklaşık 11 bin metrekare iskele kurulumu yaptık" Restorasyon sürecinde 11 bin metrekare iskele kurulumu yapıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya’nın kuzey, doğu ve güney cepheleri ile minaresinde yaklaşık 11 bin metrekare iskele kurulumu yaptık. Minare altındaki galeri giriş bölgesinde ise çelik platform sistemi oluşturduk. Yaptığımız araştırma raspaları ve malzeme analizleri sonucunda kuzey ve doğu cephelerinde çimento esaslı sıvalar tespit ettik. Yaklaşık 2 bin 800 metrekare alanda titiz bir süreçle bu sıvaları temizledik. Raspası tamamlanan yüzeylerde ayrıca biyolojik oluşum temizliği ve tuzdan arındırma işlemlerini de yaptık. Halihazırda mermer yüzeylerde mekanik temizlik çalışmalarına devam ediyoruz" dedi. "Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimini yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık" Restorasyonda aslına uygun malzemelerin kullanıldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Merkez laboratuvarımızın analizleri ile derz ve örgü harçlarında Erken Bizans, Geç-Orta Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait bulgular tespit ettik. Biz de bilim heyetimizin onayıyla Bizans ve Osmanlı dönemlerine uygun el yapımı tuğla üretimini yaptırdık ve onarım çalışmalarında bunları kullanmaya başladık. Elbette yapının güçlendirme ihtiyacını belirlemek için georadar taramaları ve sayısal modelleme çalışmaları da gerçekleştirdik. 5 bin 200 metrekare alanda yapılan bu çalışmanın ortaya koyduğu veriler ışığında da güçlendirme projeleri hazırlandı ve onaylandı" şeklinde konuştu. Bakan Ersoy, çalışmalar hakkında bilgi verdi Konuşmasına devam eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Minareler ve kubbe üzerinde de çalışmalarımız devam ediyor. Statik analizlerimiz doğrultusunda kuzeydoğu minaresinde, şerefe altında belli bir seviyeye kadar kontrollü söküm gerçekleştirdik. Sökülen taşları tek tek belgeledik ve kullanılabilir olanları özgün yöntemlerle onarıp yine kendi yerlerinde kullandık. Minarenin gövde, mukarnas, petek ve basamak bölümlerindeki yeniden örüm işlemlerini de tamamladık. Şerefe döşemeleri, korkuluklar ve püskül imalatlarını yaptık. Yine bakır alem onarımı ve altın varak kaplama işlerini tamamladık. Yüzey temizliğini de gerçekleştirdik. Şu anda külah kaplama ve kurşun işlerine devam ediyoruz. Statik projeye uygun olarak paslanmaz plaka ve rotlarla güçlendirme çalışmalarını da eş zamanlı şekilde gerçekleştirdik. Burada da çimento esaslı uygunsuz müdahaleleri temizleyip, taş onarımlarını yaptık. Derz ve kozmetik onarım çalışmalarına devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Ayasofya Kebir Camii’nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biri" Cami içinde kurulan 43 buçuk metre yüksekliğindeki iskelenin kurulumu için gerekli testlerin yapıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya Kebir Camii’nin kubbesi, tarihin en muazzam mimari ve mühendislik örneklerinden biri. Buradaki çalışmalarda da her adımı bu bilinçle atıyoruz. Kurşun örtüsünü kaldırırken, iç mekandaki mozaiklerin ve yapının hava şartlarından etkilenmemesi amacıyla geçici çelik çatı ve platform projelerini hazırlattık ve onayını aldık. İç mekanda da çelik platform kurulumunu tamamladık. Tabi bir kez daha altını özellikle çiziyorum; 43,5 metre yüksekliğindeki bu sistemin kurulumu öncesinde zemin testleri, yükleme analizleri, georadar taramaları ve titreşim testleri gerçekleştirdik. Bunların neticesinde verilen olumlu raporların ardından uygulamaya geçtik. Hiçbir işi bilimsel tetkikleri gerçekleştirmeden ve çağdaş restorasyon gereklerini karşılamadan yapmıyoruz" ifadelerini kullandı. Restorasyon çalışmalarında yer altı tünelleri ortaya çıktı Restorasyon esnasında ortaya çıkan yer altı tünellerindeki çalışmalara ilişkin de konuşan Bakan Ersoy, "Ayasofya Camii’nin yer altı tünelleri ve hipoje yani yer altı mezar yapısı da çok konuşuldu. Dolayısıyla bu alanlarda yaptığımız etüt ve temizlik çalışmalarına da değinmek isterim. Zira spekülasyonlara meydan vermemek için halkımızın ve ilgi duyan herkesin doğru şekilde bilgilendirilmesini çok önemli buluyorum. Halihazırda batı bahçe ve kuzey cephe vezir bahçe bölgelerinde bilimsel yöntemler ve uzman ekipler eşliğinde bu çalışmaları sürdürüyoruz. Batı bahçede mekan 1, mekan 2 ve mekan 3 ile bu alanlara bağlı tünellerde temizlik ve belgeleme çalışmalarını gerçekleştirdik. Mekan 1’de, 31 Ocak-10 Mart 2025 tarihleri arasında yürüttüğümüz temizlik çalışmalarımızla nerdeyse 112 ton dolgu toprak çıkardık. Mekan 2’de ise 12 Mart 2025’te kazılara başladık ve yaklaşık 522 ton dolgu toprağı tahliye ettik. Bu ay itibarıyla mekan 3’te başlattığımız çalışmalarda da kısa sürede 32 ton dolgu toprağı temizlemiş bulunuyoruz" diye konuştu. "Bu tünellerden şu ana kadar bin 68 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik" Tünellerden toprak dolgunun çıkarıldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Üç farklı mekandaki ilerlemeler bu şekilde. İfade ettiğim gibi Batı Bahçe’de sürdürülen çalışmalarla bu mekanlara bağlı yüzlerce metre uzunluğundaki 7 tünel hattını da belgeledik. Bu tünellerden şu ana kadar bin 68 ton toprak dolguyu tahliye ederek temizledik. Vezir bahçede yer alan ve yer altı mezar yapısı olarak değerlendirilen alanda 2 Haziran-13 Ağustos 2025 tarihleri arasında temizlik çalışmaları yürüttük. Bu süreçte 102 ton dolgu toprağı bu özel bölgeden tahliye ettik. Burada ana koridor ve her iki yanında yer alan simetrik mezar odaları bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. "Sultanahmet Camisi’nde de 400 yılı aşan tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdik" Sultanahmet Camii’ndeki restorasyon çalışmalarının sonlandırıldığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Ayasofya gibi yine İstanbul’un ve tarihimizin göz bebeği olan Sultanahmet Camisi’nde de 400 yılı aşan tarihindeki en kapsamlı restorasyon çalışmalarını gerçekleştirdik. Fiilen 2018 yılında başlattığımız restorasyon ve konservasyon çalışmalarının öncesine baktığımızda, ya deprem afetleri ardından yapılmış olan acil müdahaleleri ya da bütçe kapasitelerine bağlı olarak kısmi alanları kapsayan uygulamaları görüyoruz. Biz ise bu kutlu mabedi ibadete ve ziyarete kapatmadan, ifade ettiğim gibi en kapsamlı çalışmaları gerçekleştirdik" dedi. "Bin 200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ile 35 metre yüksekliğinde iskele kurduk" Sultanahmet Camii’ndeki restorasyonda bin 200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ile 35 metre yüksekliğinde iskele kurulduğunu söyleyen Bakan Ersoy, "Caminin harim kısmında, yaklaşık bin 200 metrekarelik alana 8 metre yüksekliğinde çelik platform ile 35 metre yüksekliğinde iskele kurduk. Bu şekilde ana kubbe kotuna ulaştık. 6 minarenin yapısal onarımlarını gerçekleştirdik; külah ve korkuluklara da gerekli müdahaleleri detaylı şekilde yaptık. Caminin üstünü örten, yaklaşık 400 ton kurşun kaplama ile kubbe, ağırlık kulesi, revaklar ve minare gibi elemanlarda bulunan tüm âlemlerin altın kaplamalarını yeniledik. Dış ve iç cephelerdeki taş ve mermer yüzeylerde temizlik ve sağlamlaştırma çalışmaları yaptık" şeklinde konuştu. Bakan Ersoy konuşmasının ardından bilim kurulu üyelerinden restorasyon çalışmaları hakkında bilgi aldı. Bilim kurulu üyesi Prof. Dr. Ahmet Güleç, "Çeşitli yöntemler tartışıldı, son olarak bu yönteme karar verildi. Çünkü, hem üst örtünün korunması hem de üst örtünün kurşunu açıldıktan sonra altında temizlikler yapılacak. Bir takım statik sağlamlaştırmalar yapılacak. Bu sağlamlaştırmaları yaparken içteki mozaiklerimize herhangi bir hasar gelmemesi ya da herhangi bir şey olduğu anda müdahale edilmesi için içeriye platform kurulması elzem oldu" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, Ayasofya Kebir Camii’nin altında ortaya çıkan 7 adet tünelin son hallerinin resmedildiği görselleri Bakan Ersoy ve basın mensuplarına tanıttı. Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, tünellerin 1600 yıllık tarihe sahip olduğunu söyledi.
27 Şubat 2026 Cuma - 13:12 Başkan Bingöl Tuzla’da gençlerle iftar sofrasında bir araya geldi Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, Ramazan ayı kapsamında Tuzlalı gençlerle iftar programında bir araya geldi. Başkan Bingöl, "Ramazan birlikte güzel, Tuzlamızda beraber olmak hep güzel. Güçlü Tuzla, güçlü gençlerle mümkündür" dedi. Tuzla Yaşam Ayyıldız Semiha Kibar Sosyal Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programda gençlerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Bingöl, "Burada karşımda bu pırıl pırıl gözleri gördüğümde büyük bir heyecan duyuyorum. Bana hep ‘genç başkan’ diyorlar. Bundan en çok mutluluk duyma sebebim genç kardeşlerimi anlayabiliyor olmak. Sizlerin ne düşündüğünü ne hissettiğini, kaygılarınızı ve hayallerinizi yakından biliyor ve anlıyorum" ifadelerini kullandı. Belediyenin gençlere yönelik çalışmalarına değinen Bingöl, "Tuzla’da yaptığımız her hizmet sizlerin hayallerini büyütmek, geleceğe umutla bakmanızı sağlamak için. Her biriniz bizim kardeşimiz, gözbebeğimizsiniz. Sizler hayal kurdukça bizler de o hayalleri desteklemek için daha çok çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Birçok alanda gençlerimizin kendini geliştirmesine imkan sağlıyoruz" Eğitim alanındaki projelere dikkat çeken Bingöl, şunları söyledi: "Eğitim alanında tüm çalışmalarımızı ‘Eğitime Destek, Geleceğe Yatırım’ anlayışıyla yürütüyoruz. Akademi Genç ile her yıl binlerce öğrencimize YKS hazırlık desteği sağlıyoruz. Deneme sınavları, etüt programları ve rehberlik çalışmalarıyla gençlerimizin yanında oluyoruz. Akademi Sanat ile yeteneği olan gençlerimizin önünü açıyoruz. Müzikten resme, konservatuvar hazırlıktan dil eğitimine kadar birçok alanda gençlerimizin kendini geliştirmesine imkan sağlıyoruz." Üniversite adaylarına yönelik destekleri de hatırlatan Bingöl, "Üniversiteye hazırlanan 12. sınıf öğrencilerimizin YKS başvuru ücretlerini karşılıyoruz. Çünkü hiçbir gencimizin sınav ücreti nedeniyle hayalinden vazgeçmesini istemiyoruz. Üniversite öğrencilerimize eğitim desteği sağlıyor, üniversite öğrencisi bulunan ailelerimize nakdi destek vererek yüklerini hafifletiyoruz. Kantin ve beslenme desteklerinden kırtasiye yardımlarına kadar birçok alanda gençlerimizin ve ailelerinin yanındayız" dedi. "Güçlü Tuzla güçlü gençlerle mümkündür" Bingöl, "Bizim görevimiz sadece yol yapmak, bina yapmak değil. Bizim görevimiz sizin önünüzü açmak. Çünkü güçlü bir Tuzla, güçlü gençlerle mümkündür. Siz yeter ki hayal kurun, çalışın, üretin. Biz her zaman yanınızdayız. Birlikte yürüyecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Allah bereketimizi paylaştığımız sofralarımızı daim etsin" ifadelerini kullandı.
Sedef Güler’in ölümüne ilişkin davada dosya mütalaaya gönderildi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 16:46 Sedef Güler’in ölümüne ilişkin davada dosya mütalaaya gönderildi Büyükçekmece’de denizde elleri ve ayakları bağlı, halıya sarılı halde cansız bedeni bulunan Sedef Güler’in öldürülmesine ilişkin 3 sanığın yargılandığı davada dosya, esasa ilişkin mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısına gönderildi. Büyükçekmece Mimar Sinan Sahili’nde 7 Haziran 2024 tarihinde denizde elleri ve ayakları bağlı, halıya sarılmış ve ağırlık bağlanmış şekilde bir kadın cesedi bulunmuştu. Hayatını kaybeden kadının 24 yaşındaki Sedef Güler olduğu tespit edilerek 3 sanık hakkında iddianame düzenlenmişti. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanıkların yargılanmasına devam edildi. Duruşmada, tutuklu sanıklar Fırat Baykara ve ile Sedef Güler’in müşteki annesi Gülizar Sezer ve tarafların avukatları hazır bulundu. Bir diğer tutuklu sanık Yavuz Güngör ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. "Sedef ile uzaktan yakından alakam yok" Olay tarihinde, Güler’in öldürüldüğü apartman dairesinin alt katında yaşayan ve ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulunan Abdurrahman Yıldırım, sanıkları tanımadığı aktardı. Beyanda bulunan müşteki anne Gülüzar Sezer, "Bütün eksikler giderilsin evladımın adaletini istiyorum" dedi. Savunma yapan tutuklu sanık Fırat Baykara, "Suçlu olan insan yalan söyler. Benim Sedef ile uzaktan yakından alakam yok aileyi tanımam, Sedef’in ismimi ilk kez mahkemede duydum" dedi. Sanık Yavuz Güngör ise bir önceki savunmalarını tekrar ederek mahkemeden beraatını istedi. Savunma yapan sanık avukatları, müvekkillerinin beraatını talep ederken, müşteki avukatları, yargılama sürecinde eksikliğin bulunmadığını ve en ağır şekilde ceza çıkacak şekilde davanın karara bağlanmasını istedi. Dosya mütalaaya gönderildi Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, esasa ilişkin mütalaasını hazırlamak üzere dosyanın Cumhuriyet Savcısına gönderilmesine hükmederek, duruşmayı erteledi. İddianameden Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Fırat Baykara, Yavuz Güngör ve Yiğit Hüseyin Ayvalık şüpheli sıfatıyla yer aldı. İddianamede denizde cansız bedeni bulunan Sedef Güler’in halıya sarıldığı, ellerinin koli bandı, ayaklarının ise zincir ve dambıl ile bağlandığının tespit edildiği belirtildi. Sedef Güler’in cansız bedeninin sarılı olduğu halı üzerinde halı yıkama fabrikası etiketi bulunduğu da iddianamede aktarıldı. Polis ekiplerince etiketteki firmaya gidildiğinde halının Zafer E. isimli kişi tarafından verildiği ifade edildi. Emniyet güçleri tarafından ifadesi alınan Zafer E. emlak işi yaptığını söyleyerek halının bulunduğu evi Fırat Baykara’ya kiraladığını anlattı. Halının bulunduğu evin Baykara tarafından kiralandığı ve Yavuz Güngör isimli sanık ile beraber kullanıldığı da soruşturma aşamasında tespit edildi. Yapılan incelemelerde 4 Haziran günü bir şahsın araç ile Sedef Güler’i Yavuz Güngör’ün kızı ile birlikte yaşadığı ikamete bıraktığı iddianamede belirtildi. Burada Sedef Güler ile Yavuz Güngör’ün kızı Y.H.G. arasında tartışma çıktığı ve Yavuz Güngör’ün Sedef Güler ile beraber Fırat Baykara adına kiralanan eve gittiği kaydedildi. Fırat Baykara’nın sonradan eve geldiği iddianamede açıklandı. Yavuz Güngör ve Fırat Baykara’nın Sedef Güler’i tespit edilemeyen bir nedenden dolayı burada öldürdükleri, cesedi yok etmek için plan yaptıkları ve bir gün sonra buluşmak üzere evden ayrıldıkları iddianamede aktarıldı. Sanıkların 6 Haziran’da tekrar buluştukları ve maktulün cesedini koyacakları valizi, zinciri ve ağırlığı aldıkları da iddianamede ifade edildi. Yavuz Güngör ve Fırat Baykara’nın Sedef Güler’in ellerini koli bandı ile bağladığı, halıya sardığı, ayaklarını zincir ve dambıl ile bağlayıp Mimar Sinan Köprüsü’nden aşağıya attıkları da iddianamede kaydedildi. İddianamede, Yavuz Güngör’ün Yiğit Hüseyin Ayvalık aracılığıyla Yunanistan’a gönderildiği ancak daha sonra bir şekilde ülkeye iadesi sağlandığı ve Güngör’ün Edirne’de yakalandığı belirtildi. Sedef Güler’in Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan otopsi işleminin sonucunda ölüm nedeninin belirlenemediği belirtildi. Öte yandan Adli Tıp Kurumu 1 İhtisas Dairesi’nin incelemesinde maktulün kanında uyuşturucu madde bulunduğu, ölümünün uyuşturucu, uyarıcı madde sonucu meydana gelmiş olabileceği ancak baş, boyun bölgesinde ileri derecede çürüme nedeniyle yumuşak dokularında ayrıntılı analiz yapılamadığı yönünde değerlendirme yapıldı. İddianamede Fırat Baykara ve Yavuz Güngör’ün ‘nitelikli kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi. Yiğit Hüseyin Ayvalık’ın ise Yavuz Güngör’ün yurt dışına kaçmasına yardım etmesi gerekçesiyle ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapsi istendi.
Sultanbeyli’de bilinçli teknoloji seferberliği: 23 bin öğrenciye akıllı dijital eğitim seti
11 Şubat 2026 Çarşamba - 16:46 Sultanbeyli’de bilinçli teknoloji seferberliği: 23 bin öğrenciye akıllı dijital eğitim seti Sultanbeyli Belediyesi, teknolojiyi çocukların gelişimi için güvenli bir limana dönüştürüyor. İlçedeki 23 bin ilkokul öğrencisine hediye edilen "Dijital Eğitim Seti" ile çocuklar şiddet ve reklam içeren içeriklerden uzaklaşarak; akıl oyunları ve zeka egzersizleriyle hem eğleniyor hem öğreniyor. Sultanbeyli Belediyesi, ilçedeki eğitim kalitesini artırmak ve çocukları teknolojinin zararlı etkilerinden koruyarak verimli yönleriyle tanıştırmak amacıyla önemli bir projeye imza attı. İlçe genelinde 2, 3 ve 4. sınıflarda eğitim gören yaklaşık 23 bin öğrenciye kapsamlı bir "Dijital Eğitim Seti" hediye edildi. Okul ziyaretlerinde öğrencilerle bir araya gelerek setleri bizzat takdim eden Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, projenin sadece bir hediye dağıtımı değil, çocukların dijital alışkanlıklarını dönüştürme hamlesi olduğunu vurguladı. "İstiyoruz ki çocuklarımız üreten ve geliştiren bireyler olsun" Teknolojinin bilinçsiz kullanımının önüne geçmeyi hedeflediklerini belirten Başkan Ali Tombaş, projenin vizyonunu şu sözlerle açıkladı: "2, 3 ve 4. sınıflarda öğrenim gören yaklaşık 23 bin evladımıza ulaştırdığımız bu setlerle yalnızca bir hediye sunmuyor; ekran başında geçen süreyi akıl oyunlarıyla desteklenen, keşif dolu deneyimlere ve kalıcı öğrenmeye dönüştürüyoruz. İstiyoruz ki yavrularımız teknolojinin sadece tüketicisi değil; onu bilinçle kullanan, üreten ve geliştiren bireyler olsun." "Teknolojiyi bilinçli kullansınlar istiyoruz" Projenin aileler için de büyük bir rahatlık sağladığına dikkat çeken Başkan Tombaş, "Velilerimiz açısından iç rahatlatan bir model ortaya koyuyoruz. ’Çocuğum dijital ortamda neyle vakit geçiriyor?’ sorusunun cevabını netleştiriyoruz. Biz teknolojiye karşı duran değil, onu çocuklarımızın geleceği için doğru yerde kullanan bir anlayışa sahibiz. Amacımız çok net: Çocuklarımız teknolojinin kölesi değil, efendisi olsun; ondan fayda üreten nesiller yetişsin" ifadelerini kullandı. Şiddet ve reklam yok, "akıl oyunları" var Dağıtılan dijital eğitim setleri, ebeveynlerin en büyük endişesi olan "güvenli içerik" sorununa da çözüm getiriyor. Pedagojik hassasiyetle hazırlanan 90 farklı oyun ile çocukların ekran başında harcadıkları zamanı; akıl oyunlarıyla desteklenen, keşif dolu deneyimlere ve kalıcı öğrenmeye dönüştürülüyor.
Milli yıldızlar Serie A’da karşılaşıyor, maçlar Tivibu’da yayınlanıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 16:11 Milli yıldızlar Serie A’da karşılaşıyor, maçlar Tivibu’da yayınlanıyor Türk Telekom’un TV platformu Tivibu, sezonun heyecanla beklenen mücadelelerini ekrana taşıyor. Serie A’da Inter’de forma giyen A Milli Futbol Takımı Kaptanı Hakan Çalhanoğlu, milli futbolcu Kenan Yıldız’ı ağırlayacak. Euroleague’de ise Fenerbahçe Beko, A Milli Basketbol Takımı Başantrenörü Ergin Ataman’ın takımı Panathinaikos’a konuk olacak. Futbolseverlerin yakından takip ettiği Inter - Juventus karşılaşmasında milli takım futbolcuların heyecan dolu mücadelesi, Türk Telekom’un TV platformu Tivibu’da yayınlanıyor. İtalya Serie A’da liderlik koltuğunda rahat bir dönem geçiren Inter ile lideri 12 puan geriden takip eden Juventus karşı karşıya gelecek. A Milli Futbol Takımı Kaptanı Hakan Çalhanoğlu ile milli takımın ve Juventus’un yıldızı Kenan Yıldız’ın mücadelesi, 14 Şubat Cumartesi günü saat 22.45’te Tivibu Spor 1’den canlı yayınlanacak. Euroleague’de ise Fenerbahçe Beko, sezona doludizgin devam ediyor. Puan tablosunun en üst sırasına adını yazdırmayı başaran Fenerbahçe, bu hafta Ergin Ataman’ın çalıştırdığı Yunan ekibi Panathinaikos’a konuk olacak. Atina’da oynanacak karşılaşma 13 Şubat Cuma günü saat 22.15’te Tivibu üzerinden S Sport’tan takip edilebilecek. A. Efes tarafında ise üst üste gelen mağlubiyetlerin ardından çift maç haftasında alınan galibiyetlerin takımdaki havayı değiştirmesi bekleniyor. Ligin sondan bir önceki basamağında yer alan lacivert-beyazlılar, galibiyet serisini sürdürerek sezonun geri kalanını kazanarak devam ettirmek istiyor. Virtus Bologna’yı ağırlayacak olan Efes, yarın saat 20.30’da parkeye çıkacak. Mücadele Tivibu üzerinden S Sport’ta naklen ekranlara gelecek.
BSH Türkiye’den kadınlar ve kız çocukları için bilim ve teknoloji buluşması
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:51 BSH Türkiye’den kadınlar ve kız çocukları için bilim ve teknoloji buluşması BSH Türkiye, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü’nde; hem çocuklara hem de yetişkinlere özel atölyelerle dijital dünyanın kapılarını açtı. Geleceği Kodlayanlar programının merkezi Makers Lab ile BSH dijital dönüşüm merkezi Future Lab, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü’nde güçlerini birleştirdi. BSH Türkiye, Geleceği Kodlayanlar programının merkezi Makers Lab ile BSH dijital dönüşüm merkezi Future Lab iş birliğiyle, 11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü kapsamında her kuşağa yönelik bilim ve teknoloji buluşmaları gerçekleştirdi. Şirketin farklı kuşaklar için sunduğu bilim ve teknoloji merkezleri bu özel gün çerçevesinde güç birliği yaptı. Kadın çalışanlar yeni nesil teknolojileri deneyimlerken gençler aldıkları ilhamla hedeflerini şekillendirdi. Kadın çalışanlara yapay zekâ atölyesi, kız öğrencilere rol model buluşması Bilim ve teknolojide kadınların daha güçlü ve görünür bir şekilde yer almasını desteklemeyi amaçlayan programın ilk gününde şirketin kadın çalışanlarına yapay zeka ve yeni yetkinlikler hakkında kapsamlı bir oturum düzenlendi. Katılımcılarla, günlük iş akışlarına entegre edilebilecek pratik kullanım alanları paylaşılırken; veri güvenliği, etik ilkeler ve kurumsal politika oluşturmanın önemi de ele alındı. Etkinlik kapsamında ayrıca şirkette kullanılan yapay zeka uygulamaları ve üretken yapay zeka araçlarının; veri analizi, raporlama, içerik üretimi ve operasyonel süreçlerde sağladığı katkılar aktarıldı. Programın ikinci gününde ise Çerkezköy Anadolu Lisesi’nden 20 öğrenci ile BSH Çerkezköy yerleşkesinde görev alan kadın çalışanlar bir araya geldi. Şirketin yenilikçi teknolojilerine yön veren çalışanlar, gençlere eğitim ve kariyer yolculuklarını aktardı. Rol model buluşmalarının ardından da öğrenciler, kendi hedeflerini görselleştirerek ‘hayal panolarını’ oluşturdular. Makers Lab ve Future Lab iş birliği 2017 yılından bu yana Kodluyoruz Derneği iş birliği ile hayata geçirilen Geleceği Kodlayanlar Programı, BSH Türkiye Çerkezköy Yerleşkesi içinde yer alan Makers Lab’da yaklaşık 9 bin çocuk ve genci dijital okuryazarlık atölyelerinde ağırladı. Genç kuşaklara kodlama, robotik, 3D tasarım gibi pek çok alanda bilgi ve deneyim sunan program 1 milyona yakın kişiye ise online platformlardan ulaştı. Şirketin dijital geleceğini şekillendirecek, yenilikçi çözümler geliştirecek ve çalışanlarının dijital yetkinliklerini en üst düzeye çıkaracak olan ‘Future Lab’ dijital dönüşüm merkezi 2024 yılında kapılarını açtı. Merkez bugünün ve geleceğin teknolojilerini etkin ve verimli bir şekilde kullanırken çalışanlara yeni yetkinlikler sağlıyor ve kendi dijital dönüşüm çözümlerini üretiyor.
Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar: 12 yıl 6 ay hapsine karar verildi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:07 Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar: 12 yıl 6 ay hapsine karar verildi Gezi Parkı olaylarında sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla yargılanan menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar açıklandı. Mahkeme Barım’ın iyi hal indirimi uygulanarak 12 yıl 6 ay hapsine karar verdi. Menajer Ayşe Barım’ın Gezi Parkı olaylarında şirketine bağlı sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan hazırlanan iddianame kapsamında 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen tutuksuz sanık Ayşe Barım ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada celse arasında esasa ilişkin mütalaanın açıklandığı belirtildi. Mütalaada, Barım’ın ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Mütalaaya karşı savunma yapan Ayşe Barım, "2025 yılının Ocak ayından beri yaşamadığım bir sürecin içerisindeyim . Ben hiçbir suç işlemedim, oyuncuları asla Gezi Parkı’na yönlendirmedim. Hayatımda siyasi şeylere hiçbir şekilde müdahil olmadım. Şu anda kalp pili ile hayatıma devam ediyorum. Açık kalp ameliyatı olacağım. Tüm tanık ifadeleri lehimeyken çok ağır bir şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum, avukatlarım da gereken hukuki açıklamayı yapacaktır. Ben sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Bu süreçte sağlığım çok etkilendi beraatimi istiyorum" dedi. Ayşe Barım’ın avukatları da suçlamaları kabul etmedi. Son sözü sorulan Ayşe Barım "Avukatlarımın beyanlarına katılıyorum beraat talep ediyorum" dedi. 2 saatlik aranın ardından kararını açıklayan mahkeme sanık Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek’ suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verildi. Mahkeme, sanığın yardım eden sıfatıyla bu suçu işlediğini kaydederek 15 yıl hapis cezasına hükmetti. Mahkeme sanığın sabıkasız kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, yeniden suç işlemeyeceği yolunda olumlu kanaat uyanması ve cezanın failin geleceği üzerindeki muhtemel etkilerini göz önünde bulundurarak iyi hal indirimi ile sanık Barım’ın 12 yıl 6 ay hapsine karar verdi. Mahkeme sanığın hastalığı nedeniyle tedavi görmesi sebebiyle verilen yurt dışı çıkış yasağı kararının devamına da hükmetti. Kararı duyan Ayşe Barım avukatına duruşma salonunda sarılarak ağladı. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Ayşe Barım’ın Gezi Parkı ana davasının aktörlerinden, hükümlü ve firari sanık olarak bulunan Mehmet Ali Alabora, Çiğdem Mater Utku ve Mehmet Osman Kavala isimli şahıslara Gezi eylemlerinin olduğu süreç ve devamında irtibatlı olduğunun tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, ‘Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ isimli firmanın bünyesinde 68 oyuncunun olduğu, bu isimlerin ise Ahmet Rıfat Şungar, Ali Atay, Alp Navruz, Aslı Enver, Aslıhan Gürbüz, Bensu Soral, Bergüzar Korel, Berkay Ateş, Bige Önal, Birce Akalay, Birkan Sokullu, Bülent İnal, Caner Cindoruk, Ceyda Düvenci, Devrim Özkan, Devrim Yakut, Dolunay Soysert, Ece Sükan, Ekin Koç, Erkan Can, Esra Bilgiç, Ezgi Mola, Fahriye Evcen, Fatih Akın, Fatih Artman, Hakan Kurtaş, Halit Ergenç, Hande Erçel, Hazal Kaya, Hümeyra, İbrahim Selim, İpek Bilgin, Lale Mansur, Mehmet Günsür, Mehmet Kurtuluş, Mert Yazıcıoğlu, Merve Dizdar, Metin Akdülger, Miray Daner, Nehir Erdoğan, Nejat İşler, Nur Fettahoğlu, Okan Yalabık, Oktay Çubuk, Philip Arditti, Pınar Deniz, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergeç, Serenay Sarıkaya, Serkan Altunorak, Sinem Kobal, Su Burcu Yazgı Coşkun, Şükran Ovalı, Şükrü Özyıldız, Taro Emir Tekin, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor, Afra Karagöz, Çağla Naz Kargı, Defne Burnaz, Ecem Simge Yurdatapan, Elif Uslusoy, Hakan Zavlak, Melis Sevinç, Melisa Bostancıoğlu, Samet Kaan Kuyucu, Sezer Arıçay oldukları kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, söz konusu eylemlerin gelişi güzel ortaya çıkmadığı, bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü, Barım’ın ilgili süreçte halkın sempati duyarak kitleleri peşine sürükleme potansiyeli yüksek olan sanatçı-oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade göstererek planlama, organizasyon, yönlendirme yönünde faaliyet gösterdiği aktarıldı. Ayrıca Barım’ın Gezi Parkı ana aktörleri ile önceye ilişkin hiçbir HTS irtibatı bulunmazken Gezi Parkı hazırlık ve başlangıç sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibatlandığı kaydedildi. Ayşe Barım’ın ID iletişim isimli menajerlik şirketine bağlı oyuncuların Gezi Parkı sürecinde en etkili etiket olan #direngeziparkı, #occupyturkey hastaghlerinin paylaşımlarında olduğu gibi Türkiye’de yaşanan orman yangını ve deprem felaketlerinden sonra Türkiye’yi uluslararası arenada yetersiz gösterme adına sosyal medyada başlatılan #HelpTurkey kampanyasına da sistemsel olarak katıldıklarının belirtildiği iddianamede, bunu Barım’ın etkisinin altında kalarak yaptıkları açıklandı. Hazırlanan iddianamede, Her ne kadar basın yayın organlarında ve sosyal medyada gösterilerin toplum refleksi ile bir anda oluştuğuna dair kanaat oluşturulmaya çalışılsa da olayın sosyal medyada yayılış biçimi, olayı başlatan ve yayılmasında rol oynayan Emine Ayşe Barım’a ait Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ne bağlı sanatçıların ve kurumsal hesabın sürece ilişkin etkili olarak seçilen slogan ve imgelerin eylemin ilk gününden itibaren meydanlarda ve sosyal medyada en önde yer alan sembollerin paylaşımı ile organize bir şekilde sanatçılar adına kitlesel yayılım sağlamak amacıyla hareket ederek bilinçli bir şekilde yönlendirildiği aktarıldı. İddianamede ayrıca, Barım’ın irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi olarak tespit edildiği, bu şekilde olayları planlayan, örgütleyen ve yönlendiren, iradesi sorularak bu yönde kendisinin karar bildirerek yön verici ve belirleyici olduğu, kendi şirketine bağlı toplumda tanınan oyuncuları eylemlere yönlendirerek oyuncuların toplumda tanınırlığını ve etki gücünü de kullanarak daha fazla kitleselleşmesini amaçladığı, bunda da kısmen başarılı olduğu, oyuncuların tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde kendi iradeleriyle eylemlere katıldıklarını beyan etseler de sanık ile eylemlerin başladığı döneme dair yoğun irtibatlarının içeriğini hayatın olağan akışına uygun olarak açıklayamadıkları, iç ve dış kamuoyu tarafından günlerce takip edilen ve gündemde tutulan olayların kitleselleşmeye başladığı bir dönemde görüşme içeriklerine yönelik ile sanığın eylemlerin olduğu dönemde Gezi Parkı’nda kendileriyle bulunmasına rağmen kaçamaklı cevaplarının sanığı kayırma amacıyla yapıldığı belirtildi. Barım’ın Gezi Parkı eylemleri ile ilgili olarak hem toplumsal hem de küresel algı oluşturulması kapsamında film, belgesel ve video çekimleri yapılmasını sağladığının aktarıldığı iddianamede, ‘önceye ilişkin hiç bir irtibatı olmamasına rağmen ilk kez’ ana dosyada firari sanık Mehmet Ali Alabora ile Gezi Parkı döneminde 3 kez, hükümlü Mehmet Osman Kavala isimli şahıs ile 39 kez, hükümlü Çiğdem Mater Utku isimli şahıs ile 14 kez irtibatlarının tespit edildiği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede Ayşe Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Eyüpsultan’da soyguncular soymaya çalıştıkları kuyumcuyu vurdu
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:07 Eyüpsultan’da soyguncular soymaya çalıştıkları kuyumcuyu vurdu İstanbul’un Eyüpsultan ilçesinde kuyumcuyu soymaya çalışan 3 şüpheli, altınları vermeyen dükkan sahibini vurarak kaçtı. Yaralı kuyumcu hastaneye kaldırılırken, polis ekipleri kaçan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Olay öğle saatlerinde Eyüpsultan ilçesi Yeşilpınar Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre bir araçla gelen 4 şüpheliden 3’ü, Mustafa K.’ya ait kuyumcuya girerek altınları istedi. Altınları vermeyen kuyumcu Mustafa K., soygunculara direndi. Silahını çeken soyguncular Mustafa K.’yı vurarak oradan geldikleri araçla kaçtı. Silah seslerini duyan vatandaşlar, durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırılan yaralı kuyumcu dükkanı sahibi Mustafa K.’nın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. "Araba hızlı şekilde gitti, kaç kişi olduklarını bile görmedik" Kuyumcu dükkanının yan tarafında bulunan Abdullah Aksoy, "Kimseyi görmedim sadece birisini kaçarken arkasından arabaya binerken gördüm. Araba hızlı şekilde gitti, kaç kişi olduklarını bile görmedim. Saatini bilmiyorum, çalınan bir şeyi de bilmiyorum. Sadece gördüğüm, olan sese biz dışarı çıktık. Olayı gördük. Kaç kişi olduğunu bilmiyoruz, görmedik. Kuyumcuyu yaraladılar, onu da hastaneye gönderdiler. Durumu iyi diye duydum. Mustafa Bey diye biliyorum soyadını bilmiyorum" şeklinde konuştu. Polis ekipleri yaşanan olayla ilgili inceleme başlattı.
Gıdadan kansere kadar etkili yeni kimyasal bileşik patent aldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:03 Gıdadan kansere kadar etkili yeni kimyasal bileşik patent aldı Dört üniversitenin ortak çalışmasıyla geliştirilen ve patenti tescillenen yeni kimyasal bileşik, yüksek antioksidan özelliğiyle gıdadan enerji depolamaya, kanser araştırmalarından ileri teknolojilere kadar birçok alanda yenilikçi uygulamaların önünü açıyor. Yakın Doğu Üniversitesi’nin, İstanbul Üniversitesi, Arel Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi ile ortaklaşa geliştirdiği "Antrakinon Türevi Yeni Bir Bileşik, Sentez Yöntemi ve Çok Alanlı Kullanım Potansiyeli" başlıklı patent resmi olarak tescillendi. Geliştirilen antrakinon türevi, antioksidan özelliği yüksek olan özel bir kimyasal bileşik. Çok sayıda sektörde ticarileştirilebilecek nitelik Yakın Doğu Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi NERİTA tarafından yürütülen ve fikri mülkiyet koruması altına alınan çalışma, 2019 yılında başlatılan Ar-Ge sürecinin ürünü. Patent kapsamında yeni bir antrakinon türevi kimyasal bileşik geliştirilirken, bileşiğin çevre dostu, ekonomik ve endüstriyel üretime uygun bir yöntemle sentezlenmesi ortaya kondu. Geliştirilen teknoloji, laboratuvar çalışmasının ötesinde çok sayıda sektörde ticarileştirilebilecek nitelik taşıyor. Gıdadan enerjiye, sağlıktan ileri teknolojilere uzanan kullanım alanı Geliştirilen antrakinon türevi, sahip olduğu yüksek antioksidan özellikler sayesinde gıda, tekstil ve ambalaj sektörlerinde ürünlerin raf ömrünü uzatmaya yönelik koruyucu uygulamalara imkan tanıyor. Bu yönüyle buluş, farklı sektörlerde yaygın kullanım potansiyeli sunuyor. Geliştirilen bileşik, lityum-iyon piller, süperkapasitörler, redoks akış pilleri ve enerji dönüşüm sistemlerinde kullanılabilecek elektrokimyasal özellikler taşıyor. Bu sayede yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkili değerlendirilmesine ve sürdürülebilir enerji depolama çözümlerinin geliştirilmesine katkı sunabilecek. Çalışmanın öne çıkan bir diğer yönü ise sağlık alanındaki potansiyel katkıları. Yapılan laboratuvar çalışmaları, geliştirilen antrakinon türevinin özellikle meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını baskılayıcı etki gösterdiğini ortaya koydu. Mevcut tedavilere dirençli ve tedavi seçenekleri sınırlı hasta gruplarında etkili olabileceği değerlendirilen buluş, yeni nesil kanser ilaçlarının geliştirilmesi açısından umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. "Bu tür çalışmalar, bilimin doğrudan yaşam kalitesine dokunan bir değere dönüşebileceğini ortaya koyuyor" Tescillenen patentle ilgili değerlendirmede bulunan Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, üniversitelerinin bilimsel üretimi somut değere dönüştürmeyi temel bir yaklaşım olarak benimsediğini vurguladı. Geliştirilen bileşiğin gıdadan enerjiye, sağlıktan ileri teknolojilere uzanan geniş bir kullanım alanına sahip olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Günsel, üniversitede yürütülen ve patentle tescillenen bu tür çalışmaların, bilimin doğrudan yaşam kalitesine dokunan bir değere dönüşebileceğini ortaya koyduğunu ifade etti. Üniversitelerinin hedeflerine de değinen Prof. Dr. Günsel, "Dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında yer alan bir kurum olarak hedefimiz; disiplinler arası çalışmaları destekleyen, yenilikçi, sürdürülebilir ve yüksek katma değer üreten bilimsel projelerle yolumuza kararlılıkla devam etmektir. Bu yaklaşımımızın merkezinde, bilimin toplumun gerçek ihtiyaçlarına dokunması, yaşam kalitesini artıran çözümler üretmesi ve bilimsel bilginin doğrudan toplumsal faydaya dönüşmesi yer alıyor" dedi. "Ortak akıl ve disiplinlerarası çalışmalar, bilimsel üretimin en güçlü itici gücüdür" Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ise çalışmanın üniversiteler arası iş birliği ve multidisipliner yaklaşımın somut bir sonucu olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Şanlıdağ, "Bu patent; farklı üniversitelerin ve disiplinlerin bilgi birikimini ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getiren güçlü bir akademik iş birliğinin ürünüdür. Günümüz bilim dünyasında kalıcı ve yüksek etkili sonuçlar, ancak ortak akıl ve disiplinler arası çalışmalarla mümkün olabiliyor" dedi. Üniversite olarak bilimsel çalışmaların yalnızca teorik düzeyde kalmamasını önemsediklerini belirten Prof. Dr. Şanlıdağ, "Üniversiteler arası iş birlikleriyle güçlenen multidisipliner projeler, bilginin üretime ve toplumsal faydaya dönüşmesini hızlandırıyor. Bu yaklaşım, üniversitemizin araştırma ve yenilik stratejisinin temel taşlarından biridir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Şanlıdağ, özellikle sağlık alanında yakın zamanda yeni patent başvuruları yapacaklarını da sözlerine ekledi.
Eyüpsultan’da soyguncular soymaya çalıştıkları kuyumcuyu vurdu
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:02 Eyüpsultan’da soyguncular soymaya çalıştıkları kuyumcuyu vurdu Eyüpsultan’da kuyumcuyu soymaya çalışan 3 şüpheli, altınları vermeyen dükkan sahibini vurarak kaçtı. Polis ekipleri kaçan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Olay öğle saatlerinde Eyüpsultan Yeşilpınar Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre bir araçla gelen 4 şüpheliden 3’ü, Mustafa K.’ya ait kuyumcuya girerek altınları istedi. Altınları vermeyen kuyumcu Mustafa K., soygunculara direndi. Silahını çeken soyguncular Mustafa K.’yı vurarak oradan geldikleri araçla kaçtı. Silah seslerini duyan vatandaşlar, durumu polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırılan yaralı kuyumcu dükkanı sahibi Mustafa K.’nın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. "Araba hızlı şekilde gitti, kaç kişi olduklarını bile görmedik" Kuyumcu dükkanının yan tarafında bulunan Abdullah Aksoy yaşanan olayı anlattı. Aksoy, "Kimseyi görmedim birisini arabaya binerken gördüm. Kaçarken arkasından gördüm. Araba hızlı şekilde gitti, kaç kişi olduklarını bile görmedim. Saatini bilmiyorum, çalınan bir şeyi de bilmiyorum. Sadece gördüğüm, olan sese biz dışarı çıktık. Olayı gördük. Kaç kişi olduğunu bilmiyoruz, görmedik. Kuyumcuyu yaraladılar, onu da hastaneye gönderdiler. Durumu iyi diye duydum. Mustafa Bey diye biliyorum soyadını bilmiyorum" şeklinde konuştu. Polis ekipleri yaşanan olayla ilgili inceleme başlattı. (DH-RU