ÇEVRE - 11 Mart 2026 Çarşamba 14:10

Vodafone Türkiye’nin karbon emisyonu 5 yılda yüzde 94,77 azaldı

A
A
A
Vodafone Türkiye’nin karbon emisyonu 5 yılda yüzde 94,77 azaldı

Vodafone Türkiye; Çevre, Sosyal ve Yönetişim performansını paylaştığı "2025 ÇSY Raporu"nu yayımladı. Şirketin Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonları 2020’ye göre yüzde 94,77 oranında azalırken, Kapsam 3 emisyonlarının toplamı 436 bin 415 ton karbondioksit eşdeğeri olarak ölçüldü. Elektrik üretim kapasitesini bir önceki yıla göre yüzde 14,28 artıran şirket, müşterilerinin 933 bin 371 ton karbon emisyon salımına engel olmalarına destek oldu.



Dijital altyapısı ve akıllı teknolojileriyle toplumu geleceğe bağlarken çevresel ayakizini de azaltmayı hedefleyen Vodafone Türkiye, 1 Nisan 2024 - 31 Mart 2025 mali yılına ait Çevre, Sosyal ve Yönetişim performansının ele alındığı ‘Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu’nu yayımladı. Rapora göre, şirketin Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonları baz yıl olan 2020’ye göre yüzde 94,77 oranında azalırken, Kapsam 3 emisyonlarının toplamı 436 bin 415 ton karbondioksit eşdeğeri olarak ölçüldü. Nisan 2021’den bu yana IREC sertifikalı yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanan şirket, kendi tesislerinde ürettiği 1,36 GWh yenilenebilir elektrikle bir önceki yıla göre üretim kapasitesini yüzde 14,28 artırırken, yenilenebilir enerji kaynaklarından 702,53 GWh elektrik sağlayarak Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı. Şebeke kaynaklı e-atıklarının yüzde 100’ünü yeniden kullanım veya geri dönüşüm yoluyla ekonomiye kazandıran şirket, müşterilerine sunduğu IoT çözümleriyle bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 77’lik artışla müşterilerinin 933 bin 371 ton karbon emisyon salımına engel olmalarına destek oldu.


Konu hakkında değerlendirmede bulunan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, "Şirket olarak, sürdürülebilirliği iş stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Türkiye’de faaliyete başladığımız ilk günden bu yana dijital teknolojilerin gücünü kullanarak dünya ve içinde yaşadığımız toplum için daha iyi bir gelecek inşa etmek amacıyla faaliyetlerimizi sürdürüyor, etkimizi paydaşlarımızla şeffaflıkla paylaşıyoruz. Ekosistemimize karşı taşıdığımız sorumluluğun farkında olarak, 2010 yılından bu yana sürdürülebilirlik raporlaması alanında elde ettiğimiz deneyimle raporlarımızı hazırlıyor; faaliyetlerimizin çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarını değerlendirerek, performansımızı şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda uluslararası standartlarda raporluyoruz. Son raporumuzda da paydaşlarımıza çevre, sosyal ve yönetişim alanlarındaki faaliyetlerimizin bir özetini sunuyoruz. Oluşturduğumuz etkiyi Vodafone Grubu’nun Amaç Odaklı Yaklaşımı rehberliğindeki değer alanları çerçevesinde ele alıyoruz. Sürdürülebilir bir geleceğin yanında durmaya devam edeceğiz" dedi.


Enerji yönetim sistemleriyle tasarruf


Şirket, operasyonel süreçlerindeki enerji ihtiyacını yüksek enerji verimliliği sağlayan enerji yönetim sistemleriyle yönetiyor. Teknoloji merkezlerinin iklimlendirme altyapısını yönetmek için Yapay Zekâ Destekli Dijital Termal Yönetim Uygulaması’nı kullanan şirket, bu sayede Güç Kullanım Verimliliği parametresinde yüzde 10 iyileşme sağlarken, iklimlendirme altyapısında yüzde 30’a varan enerji tasarrufu elde etti. Diğer yandan, 4 veri merkezinde hayata geçirdiği Değişken Frekanslı Sürücü uygulamasıyla, yıllık yaklaşık 1.100 MWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 525 ton karbon emisyonunu engelledi ve 23 bin ağaç dikimine eşdeğer bir çevresel katkı sağladı. Ayrıca, yapay zekâ destekli optimizasyonlar sayesinde yıllık 9,6 GWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 3 bin kişinin yıllık elektrik tüketimine ve 30 bin ağaçla sağlanabilecek 4.700 ton karbondioksit tasarrufuna eşdeğer bir oran yakaladı.


Şebeke kaynaklı e-atıkların yüzde 100’ü ekonomiye geri kazandırıldı


Şirket, döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda, geri dönüştürülebilir ve yeniden kullanılabilir ürünlerin geliştirilmesine önem veriyor. Şirket, raporlama döneminde, şebeke kaynaklı 2 bin 137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4 bin 508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladı. Şebeke kaynaklı atıkların yanı sıra 28,57 ton operasyonel atığın ise tümünün geri dönüşümü sağlandı. Telefonların yanı sıra arızalı ve hasarlı şebeke ekipmanlarını da ikinci el olarak değerlendiren Şirket, 18 bin 839 mobil cihazı yeniden kullanıma uygun hale getirdi. Türkiye’de lansmanı 2023 yılında yapılan ve tüm dünyada toplam bir milyon telefon toplanmasının hedeflendiği Gezegen İçin Bir Milyon Telefon projesi kapsamında bugüne kadar 500 bini aşkın telefon toplandı.


Kadın çalışanları desteklemeye devam etti


Şirket, bünyesindeki Vodafone Vakfı ile toplumsal gelişim ve sürdürülebilir değişimi destekleyen projeler yürütüyor. Raporlama döneminde, Vakıf projelerinden "Yapay Zekâ Yıldızları" ile 55 bini aşkın çocuk ve gence, "Dijital Benim İşim" projesiyle ise 7 bini aşkın kadına ulaşıldı. Bu projelerde 289 Vodafone çalışanı gönüllü olarak görev aldı. Kırmızı Işık uygulaması 382.000’den fazla kez indirilirken, aylık 1.000 aktif kullanıcısıyla önemli bir etki oluşturdu. Şirket, kadın yönetici oranını 2030’a kadar yüzde 40’a çıkarma hedefi kapsamında, 2024-25 mali yılında yüzde 44 kadın yönetici oranına ulaştı. Tüm çalışanların yüzde 43’ünü kadınlar oluştururken, işe yeni alınan çalışanlar arasında kadın çalışan oranı yüzde 47 olarak gerçekleşti. Şirketin genç istihdam programı Discover Genç Yetenek Programı’na 10 bini aşkın başvuru yapılırken, 21 farklı üniversiteden 52 genç yetenek şirket ailesine katıldı.


Ekonomiye katkısını sürdürdü


Şirket, raporlama döneminde, altyapıyı güçlendirmeye, yenilikçi çözümler geliştirmeye ve dijitalleşmenin hızlanmasına katkı sağlamaya da devam etti. 2024-25 mali yılı içinde 19,1 milyar TL yatırım gerçekleştiren operatörün servis gelirleri yüzde 83,4 büyüme oranı ile 101,8 milyar TL’ye yükseldi. Şirketin dönem sonu itibariyle mobil abone sayısı 25,2 milyona ulaştı. Doğrudan 3 bin 21 kişiye istihdam sağlayan şirket, Türkiye’nin dört bir yanındaki operasyonlarıyla yerel ekonomilerin canlanmasına destek veriyor.


Raporlanan Kapsam 3 emsiyonlarının içeriği genişletildi


Şirket, sürdürülebilirlik raporlarını her yıl bir yenilik içerecek şekilde hazırlıyor. Son raporda, Kapsam 3 emisyon verileri Vodafone Grubu’nun açıkladığı yeni metodoloji çerçevesinde, 15 alt kategoriden 11 alt kategoriyi kapsayacak şekilde 2020’den günümüze yeniden hesaplandı. Son mali yılda da Grubun iç ve dış denetiminden başarıyla geçen şirker, ÇSY Komitesi’ni ve çalışma gruplarını yeniden yapılandırdı. Şirket, ilk kez geçen yıl yayınladığı TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) uyum tablosuna ÇSY Raporu’nda bu yıl da yer verdi. Bu tablo, şirketin Türkiye pazarındaki faaliyetlerinin şeffaflığını artırarak, yerel düzenlemelere uyum sağlama konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor. Şirket, ÇSY Raporu’nun web tabanlı bir versiyonunu da hazırlayarak interaktif veri ve içeriklerle daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefledi.


Küresel raporlama standartlarıyla uyumlu


Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiative - GRI) tarafından yayımlanan GRI Standartları’na uyumlu hazırlanan ‘Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu’, şirketin imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (United Nations Global Compact - UNGC) İlerleme Bildirimi olma özelliği taşırken, Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women’s Empowerment Principles - WEPs) ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) katkısını da içeriyor.



Vodafone Türkiye’nin karbon emisyonu 5 yılda yüzde 94,77 azaldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karaman Uzmanından cilt kanseri ve güneşten korunma uyarısı Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, cildimizin en değerli giysimiz olduğunu belirterek, "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz" dedi. Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık ayı kapsamında cilt kanserleri ve güneşten korunma yöntemlerine dair uyarılarda bulundu. Cildin dış etmenlere karşı vücudu koruyan en önemli bariyerlerden biri olduğunu belirten Gülel, özellikle mayıs ayından itibaren güneş ışınlarının ve ultraviyole (UV) radyasyonun etkisini artırdığına dikkat çekti. Deri kanserlerinin sık görülen bir tür olduğunu ve melanom ile melanom dışı olarak iki başlıkta ele alındığını aktaran Gülel, "Benlerimiz, yeni oluşan renkli lekeler ve ciltte meydana gelen değişiklikler mutlaka takip edilmelidir. Benlerimizi zaman zaman kontrol etmeli, yılda en az bir kez de cilt doktorumuza başvurmalıyız. Özellikle tarım işçileri ve güneş altında uzun süre çalışan kişilerde deri kanserleri daha sık görülebilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin de düzenli takip yaptırması önemlidir" dedi. "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir" Güneşten korunma noktasında doğru bilinen yanlışlara değinen ve basit ama etkili önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Gülel, şunları kaydetti: "Özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Eğer güneş altında kalmamız gerekiyorsa mutlaka güneş koruyucu kullanmalıyız. Güneş koruyucular fiziksel ve kimyasal olarak ikiye ayrılır. Fiziksel koruyucular dışarı çıkmadan hemen önce kullanılabilirken, kimyasal koruyucular güneşe çıkmadan yaklaşık yarım saat önce sürülmelidir. Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Genellikle yapılan yanlışlardan biri, güneş koruyucunun bir kez sürülmesinin yeterli olduğunu düşünmektir. Oysa koruyucunun düzenli aralıklarla tazelenmesi gerekir. Yaşımıza ve cilt yapımıza uygun güneş koruyucu seçmeliyiz. Az miktarda kullanıldığında yeterli koruma sağlamaz. Genellikle yüz bölgesi için beş parmak ucu kadar güneş koruyucu kullanılması önerilmektedir." "Cildimiz, en değerli giysimizdir" Fiziksel korunmanın ve rutin kontrollerin önemine de değinen Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Gülel, "Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz. Özellikle yaz döneminde birkaç haftada bir bütün cildimizi kontrol etmeliyiz. Yeni oluşan benler, lekeler, kanamalı ya da iyileşmeyen lezyonlar görüldüğünde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Açık tenli, çillenmeye yatkın cilt yapısına sahip kişilerin daha dikkatli olması gerekir. Cilt kanserlerinde güneş en önemli etkenlerden biridir. Cildimiz çok önemlidir. En değerli organımız, en değerli giysimizdir. Aslında ona yatırım yaparsak kendimize de yatırım yapmış oluruz" diye konuştu.
Van Van’ın simgesi inci kefali sahildeki heykeliyle ilgi odağı oldu Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, yerel halk ile turistlerin ilgi odağı oldu. Van’ın eşsiz doğal güzellikleri ve endemik türleri arasında ilk sıralarda yer alan, dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan inci kefali (Chalcalburnus tarichi), bu kez bir sanat eseriyle kentin siluetindeki yerini aldı. Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, hem yerel halk hem de kenti ziyaret eden turistler tarafından büyük bir beğeniyle karşılandı. Van kültürünün ve doğal yaşamının sembollerinden biri haline gelen inci kefalini temsil eden heykel, sahil bandına farklı bir görsellik kattı. Vatandaşlar heykelin hem şehrin tanıtımına katkı sunduğunu hem de inci kefalinin önemine dikkat çektiğini belirtti. Özellikle sahilde yürüyüş yapan vatandaşlar ve fotoğraf çekmek isteyen ziyaretçiler heykelin önünde yoğunluk oluştururken, sosyal medyada da heykelle ilgili çok sayıda paylaşım yapıldı. Vatandaşlar, Van’ın doğal ve kültürel değerlerini yansıtan bu tür çalışmaların artırılması gerektiğini ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İnci kefali heykelinin, yaz sezonunda Van Gölü sahiline gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgi noktalarından biri olması bekleniyor. "20 santim boyundaki bir balık üremek için kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayarak aşıyor" Van Gölü sahiline yerleştirilen inci kefalinin heykeli ile ilgili değerlendirme yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, "İnci kefali Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularına adapte olmuş endemik bir balık türü. Dünyada sadece burada var ve burada yaşıyor. Normalde Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yaşamak çok zor bir hadise ama inci kefali bunu başarıyor. İnci kefali her ne kadar yaşamını Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında sürdürse de üreme dönemi olan nisan ve temmuz ayları geldiği zaman üremek için göle dökülen akarsulara üreme göçü gerçekleştiriyor. İnci kefali akarsulara girdiği zaman kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayaraktan akarsuların 15-20 kilometre yukarısına çıkıyor. Kayaları geçerken belki de yüzlerce kez zıplıyor ve asla vazgeçmiyor. Akıntıyla mücadele ediyor, soğukla, dalgalarla, martılarla ve kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayalarla mücadele edip başarıyor. Bunu yapan sadece 20 santim boyundaki bir balık. İşte bu yönüyle inci kefali asla vazgeçmemenin dünyadaki en güzel simgelerinden birisi. Bugüne kadar Van Gölü kenarında arkamdaki gibi bir inci kefali maketi heykeli görmeniz mümkün değildi. Fakat Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü ile Van Valiliği tarafından yapılan bu güzel eserle beraber adeta bir ruh, bir anlam kazanmış oldu. Buradan başta Van Valiliği olmak üzere Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü’ne ve emeği geçenlere sonsuz teşekkür ediyoruz. Arkamdaki bu eserin gölün dört bir yanında çok daha fazla yere konulması gerekiyor. Çünkü artık inci kefali bölgemizin bir markası ve Van dediğimiz zaman aklımıza en önce gelen canlılardan birini oluşturuyor" dedi.
Ankara Palandöken: "7 bin 200 prim günü esnafın en büyük beklentisi" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bağ-Kur’lu esnafın prim gün sayısının 7 bin 200’e düşürülmesine yönelik beklentinin artık karşılanması gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sosyal Güvenlik Kurumu kurulalı hayli zaman geçti. Buradaki norm birliğinin sağlanmasıyla ilgili emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kurluların müşterek aynı çatının altında, aynı standarda dahil hizmet almaları aynı kalitede hizmet alırken de sosyal devletin içeriklerine uygun emeklilik aylıkları. Bu emeklilik aylığının yanı sıra prim gün sayısı bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman önemli. Bağ-Kurluların hakikaten beklentisi bir türlü yerine getirilemedi. Ülkemiz önemli bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon seyretmesi bunları belki de 7 bin 200 güne norm birliğiyle düşürülmesi mümkün olacaktı. Ancak olmadı. Hala Sosyal Güvenlik Kurumu’nda 9 bin gün Bağ-Kurlular, 7 bin 200 gün SSK’lılar biliyorsunuz devlet memurunda yaş haddiyle. Şimdi hem ödedikleri prim yüksek. Hem aynı şekilde yine devlet memurlarınınki devletimiz karşılıyor. SSK’da çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri tarafından karşılıyor. Bağ-Kurlular dükkandaki satmış oldukları emtialardan kazanacak ki götürüp yatırsın. Birçoğu da borçlu" dedi. "Esnafın yıllardır beklediği düzenleme artık hayata geçmeli" TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, "Cumhurbaşkanımız bu yılın sonuna kadar bunların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmamasıyla ilgili talimatıyla doktora gidebiliyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Ancak ilaç alamıyoruz. Niye SSK’ya yani sisteme borcumuz görünüyor. Yatıramadığımız primler görünüyor. Tabii ki yatırmak istiyoruz. Sağlığımızın düzelmesi için de tedavi olmak için de ilacın lazım olduğunu biliyoruz. Onun için bir kolaylık yapılıp 7 bin 200 gün meselesi hakikaten sadece esnaf açısından değil yaklaşık neredeyse nüfusumuzun üçte birinin bu hizmet aldığı alanda bu konuda destek bekliyor. Bir makul süreye yayılıp hem borçların ödenmesiyle ilgili aynı şekilde bu norm birliğinin sağlandığı düzenlemedeki işlerin birlikte yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Bu inşallah ki bu yasama döneminde kanunlaşır. Vatandaşlarımız da bu haksızlıktan kurtulur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.