GÜNDEM - 12 Mayıs 2026 Salı 15:40

Sabri Ülker Vakfı’nın beslenme ve sağlık iletişimi programı kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı

A
A
A
Sabri Ülker Vakfı’nın beslenme ve sağlık iletişimi programı kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı

Sabri Ülker Vakfı’nın sağlık okuryazarlığını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği "Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı" kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı. Program çıktıları, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir beslenme bilgisini topluma aktarmada kritik bir rol üstlendiğini ortaya koydu.


Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörleri Araştırması’na göre Türkiye’deki nüfusun yarıdan fazlası sağlık okuryazarlığı açısından "yetersiz" veya "sorunlu-sınırlı" seviyede bulunuyor. Sağlık alanındaki bilgi kirliliğinin arttığı günümüzde bu tablo, bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla doğru kanallar aracılığıyla buluşturulmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Sabri Ülker Vakfı, 2022 yılında başlattığı "Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı" ile hekim ve eczacıların beslenme ve iletişim alanındaki bilgi birikimini güçlendirerek toplum sağlığına katkı sunuyor. Bugüne kadar yayımlanan 62 farklı eğitimin içeriği 90 bin kez izlendi. Programın çıktıları, Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri Begüm Mutuş’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda paylaşıldı. Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu üyeleri ile Ankara Aile Hekimliği Derneği (ANKAHED), Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD), Ankara Eczacılık Odası) ve Pediatri Dünyası Derneği’nden akademisyenler ve uzman isimlerin katıldığı toplantıda açıklanan veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel bilgiyi doğru ve anlaşılır biçimde aktarmasının toplum sağlığında önemli bir etki oluşturdu.



"Sağlık profesyonellerine yatırım toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlıyor"


Toplantıda konuşan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, Türkiye’de sağlık okuryazarlığının geliştirilmesinde sağlık profesyonellerinin kritik rolüne dikkat çekerek, "Sağlık alanında doğru bilgiye erişim bugün toplum sağlığı açısından en önemli konulardan biri haline geldi. Bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla buluşmasında ise sağlık profesyonelleri en güçlü ve güvenilir kaynakların başında geliyor. Bu nedenle sağlık profesyonellerinin beslenme ve sağlık iletişimi alanında güçlendirilmesini, toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlayan önemli bir yatırım olarak görüyoruz. 2022 yılında başlattığımız Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı ile aile hekimlerinden iç hastalıkları uzmanlarına, pediatristlerden eczacılara kadar geniş bir sağlık profesyoneli kitlesine ulaştık. Programı yalnızca bir eğitim çalışması değil, sağlık alanındaki bilgi kirliliğiyle mücadele eden, bilimsel bilgiyi yaygınlaştıran ve toplumda sağlık okuryazarlığını destekleyen uzun vadeli bir sosyal etki modeli olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de Sabri Ülker Vakfı olarak sağlık okuryazarlığını destekleyen öncü çalışmalar geliştirmeye, bilimsel bilginin toplumla güvenilir kanallar üzerinden buluşmasına katkı sunmaya ve toplum sağlığı için uzun vadeli değer üretmeye devam edeceğiz" dedi.



"Bilimsel bilgiyle güçlenen sağlık profesyonelleri toplum sağlığı üzerinde katlanarak etki oluşturuyor"


Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Program Koordinatörü Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal ise programın sağlık profesyonelleri üzerindeki etkilerine ilişkin verileri paylaştı. Aksakal, "Program kapsamında sunulan eğitimlerin sağlık profesyonellerinin günlük pratiklerine doğrudan katkı sağladığını görüyoruz. Eğitimlere katılan aile hekimlerinin yüzde 88,4’ü, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 99,3’ü programın, hastalarına beslenme konusunda daha iyi hizmet sunmalarına katkı sağladığını belirtiyor. Katılımcıların önemli bölümü, edindikleri bilgileri klinik uygulamalarına dahil ettiklerini belirtirken; aile hekimlerinin yüzde 90’ı, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 96’sı bu eğitimlerin tıp fakültesi müfredatında yer alması gerektiğini düşünüyor. Beslenme bilgi düzeyinin artırılmasının kronik hastalık yönetimine katkı sağlayacağı görüşü aile hekimlerinde yüzde 96’ya, iç hastalıkları uzmanlarında ise yüzde 99’a ulaşıyor. Tüm bu veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir bilgiyle güçlendirilmesinin toplum sağlığı açısından güçlü bir etki ortaya koyuyor" diye konuştu.



"Bu ihtiyaçtan yola çıkarak biz sağlık profesyonelleriyle bir güç birliği yaptık"


Program sonrası açıklamalarda bulunan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, sağlık profesyonelleri ile güç birliği yaptıklarını belirterek, "Özellikle bilgi kirliliğine bu dönem oldukça yoğun kaldığımız, maruz kaldığımız bir süreçten de geçiyoruz ve Türk toplumunun Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre neredeyse yarısının sağlık okuryazarlığı seviyesi de oldukça düşük ya da sınırlı seviyede. Bu da bilgi kirliliğinin ne kadar sağlıklı yaşamı tehdit edebileceğinin en önemli kanıtlarından bir tanesi. Özellikle hekimlerin, eczacıların ve sağlık profesyonellerinin en güvenilir bilgi kaynakları arasında yer alması ve onların bu donanımlarının arttırılması ve referans kaynak olarak da sağlık profesyonellerine danışılması bizim için çok değerli kaynaklardan bir tanesi. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak biz sağlık profesyonelleriyle bir güç birliği yaptık. Aile hekimlerimiz, pediatristler, iç hastalıkları uzmanları ve eczacılardan oluşan dev bir toplulukla bugün sağlık ve beslenme konusundaki iletişim kaslarını güçlendirmek üzere eğitim projemizi yürüttük" ifadelerini kullandı.



"Beslenme hayatın vazgeçilmez bir ögesi ve doğru beslenmeyi hepimiz bilmek, öğrenmek durumundayız"


Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Program Koordinatörü Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal ise doğru beslenmenin öğrenilmesi gerektiği değinerek, "Beslenme hayatın vazgeçilmez bir ögesi ve doğru beslenmeyi hepimiz bilmek, öğrenmek durumundayız. Ancak çok fazla bilgi kirliliği olduğu zaman özellikle sağlık personelimize soruyoruz, hekimlerimize soruyoruz. Bu konuda da hekimlerimizin bilgisini arttırıyoruz. Hekimlere danışılmaksızın güncel diyetler, popüler takviyeler veya ilaçlarla etkileşimde bulunabilecek birtakım vitamin, mineral kullanımları çok yaygın. O nedenle hekimlerimizi bu tip başlıklarda biraz daha bilgilendirmek ve kendilerine başvuran hastalarla ve danışanlara daha doğru bilgiyi sunmalarını sağlamak üzere bir eğitim programı geliştirdik. Sadece hekimlerimiz değil aslında aile hekimlerimiz, iç hastalıkları uzmanlarımız ve pediatristlerimizin yanında eczacılarımıza da ilk başvuru yeri olması nedeniyle eğitimler planladık ve gerçekleştirdik. Bugün burada bu eğitimlerle ilgili hem toplumu bilgilendirmek genel olarak hem de hekimlerimizin ve eczacılarımızın bu eğitimle ilgili geri bildirimlerini, memnuniyetlerini paylaşmak için toplandık. Genel itibariyle iki senedir devam eden bir eğitim programının sonunda hem aile hekimlerimize hem iç hastalıkları uzmanlarımıza hem eczacılarımıza ve şimdi de pediatristlerimize, çocuk sağlığı hastalıkları uzmanlarımıza bilgi sunduk. Bu bilgilerden de hem pratiklerinde hem de hastaların sorularına cevap verirken ve kendi yaşamlarında da olmak üzere çok faydalandıklarını gördük. Neredeyse eğitime katılanların tamamı diyebileceğimiz yüzde 96’nın üzerinde bir geri bildirimle hem faydalandıkları hem pratikte kullandıkları hem de soruları daha rahat cevaplayabildikleri bir bilgi düzeyine ulaştıkları bir eğitim gerçekleştirdik" dedi.



Sabri Ülker Vakfı’nın beslenme ve sağlık iletişimi programı kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Murat Ülker: "Gıda sistemini sadece sorun üreten bir yapı gibi okumak yanlış olur" Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, kişisel internet sitesinde yayımladığı yazıda Türkiye’deki gıda politikalarıyla ilgili kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Gıda sisteminin sadece sorunlarla anılmasının büyük bir hata olduğunu vurgulayan Murat Ülker, "Gıda sistemi milyarlarca insanı besliyor, gıdayı ulaşılabilir kılıyor, erişilebilir fiyat oluşturuyor, gıda güvenliği sağlıyor, inovasyon üretiyor. Büyük ölçekli gıda şirketlerini yalnızca düzenlenecek aktörler olarak görmek, onların çözüm üretmek kapasitesini küçümsemek olur" dedi. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, kişisel internet sitesinde kaleme aldığı "Gıda ve Beslenme Vazgeçilmez Konumuz" başlıklı yazısında, kötü beslenme alışkanlıklarının toplumsal ve ekonomik nedenlerine ilişkin görüşlerini paylaştı. Yazısına "Gıda ve beslenme vazgeçilmez konumuz. Benim için ise hayatımın çoğunu adadığım iştigalim, geçimim ve insanları mutlu etmek imkanım" sözleriyle başlayan Murat Ülker, BMC Public Health Dergisi’nde yayımlanan "Sağlıklı Gıda Çevresi Politika Endeksi Kullanılarak Türkiye’de Gıda Çevresi Politikalarının Değerlendirilmesi ve Önceliklendirilmesi" başlıklı makaleye ilişkin değerlendirmeler yaptı. "Kötü beslenmenin nedeni sadece bireysel tercihler değil sistemlerdir" Sağlıklı Gıda Çevresi Politika Endeksi olarak bilinen Food EPI kullanılarak Türkiye’de gıda çevresi politikalarının uygulanma düzeyinin değerlendirildiği araştırmayı ayrıntılı bir şekilde masaya yatıran Murat Ülker, "Food EPI ne derseniz, ben de bilmiyordum, araştırdım. Food EPI INFOMAS yani açılımı International Network for Food and Obesity-Non-Communicable Diseases Research, Monitoring and Action Support olan uluslararası bir araştırma ve politika ağının bir kıyas aracı. INFOMAS’ın temel varsayımı, ‘İnsanların kötü beslenmesinin nedeni sadece bireysel tercihler değil sistemlerdir’ diyor. Girişim 2013 yıllarında kurulmuş bir konsorsiyum. Çekirdeği hala merkezi olan University of Auckland’da, tarafsız, etkili bir akademik network olarak gündem hatta norm oluşturuyor, kıyaslıyor. Ancak paternalist, aşırı regülasyon yanlısı, endüstriden kuşkuları olması ve inovasyon ve gönüllü dönüşüme daha az önem vermesi nedeniyle eleştiriliyor. Araştırmanın baş yürütücüsü Prof. Gülşah Kaner, Irlanda University College Cork Halka Sağlığı Fakültesi’nden Prof. Janas M. Harrington da yazarlar arasında. Harrington beslenme davranışlarını şekillendiren toplumsal, ticari ve siyasal faktörleri analiz etme amacını taşıyan FOODPATH projesini başlatan akademisyen" diye konuştu. "Obezite ile mücadele daha proaktif bir politika yaklaşımını zorunlu kılıyor" Araştırma sonuçlarının ortaya koyduğu verilere göre, Türkiye’de obezite, tip 2 diyabet ve beslenmeyle ilişkili bulaşıcı olmayan hastalıklarda dikkat çekici bir artış görüldüğünü ifade eden Murat Ülker, "Bu sorunla mücadele, daha sağlıklı gıda çevreleri oluşturan ve uzun vadeli beslenme iyileşmelerini destekleyen daha proaktif bir politika yaklaşımını gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de sağlıklı gıda çevreleri oluşturmaya yönelik kamu politikalarının uygulanma düzeyini değerlendirmektir. Bu amaçla, gıda çevresi politikalarının uygulanma düzeylerini ölçmek ve bunları uluslararası iyi uygulamalarla karşılaştırmak için uluslararası kabul görmüş bir çerçeve olan Sağlıklı Gıda Çevresi Politika Endeksi, Food EPI kullanılmıştır" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı gıda sadece devlet tasarımıyla kurulacak bir mimari olamaz" Türkiye’de sağlıklı beslenmeyi destekleyebilmek adına kamu öncülüğünde pek çok başarılı projenin hayata geçirildiği söyleyen Murat Ülker, yapılan araştırmayla ilgili şunları söyledi: "Araştırma sağlıklı gıda çevresi oluşturmayı devlet tasarımıyla kurulacak bir mimari olarak varsayıyor. Oysa gıda sanayi açısından bakınca; neden çözümler arasında gönüllü dönüşüm, ürün inovasyonu, reformülasyonda sektör öncülüğü, özel sektör kamu ortak modelleri bir alternatif, ek çözüm olarak alınmamış. Bizim perspektifimizden daha çok regülasyon gereği değil, doğru teşvik mimarisi çözümdür. Mesele aslında FOOFPATH’in örtük olarak taşıdığı yapısal determinizm; sağlıksız beslenmenin nedeni neredeyse bütünüyle sistem olarak okunuyor. Bu yaklaşım önemli ama eksik, çünkü kültür, alışkanlık, aile, damak zevki, gelir davranışı, hatta gündelik mikro kararlar gıda sisteminin parçasıdır. İnsan sadece sistemin nesnesi değildir, aynı zamanda aktörüdür. Bu fark oldukça kritik." "Gıda şirketlerini orantısız güçlü görmek bir yanılsamadır" Gıda sistemini sadece sorun üreten bir yapı gibi okumanın yanlış olduğunu ifade eden Murat Ülker, "Çünkü gıda sistemi milyarlarca insanı besliyor, gıdayı ulaşılabilir kılıyor, erişilebilir fiyat oluşturuyor, gıda güvenliği sağlıyor, inovasyon üretiyor. Büyük ölçekli gıda şirketlerini yalnızca düzenlenecek aktörler olarak görmek, onların çözüm üretmek kapasitesini küçümsemek olur. Oysa reformun önemli kısmı gıda sektöründen gelecektir. İkincisi, FOODPATH’in bazı eleştirileri burada anlam kazanıyor. Endüstri bazen sorun olarak resmediliyor, ama belki daha doğru soru şu; gıda sanayi nasıl çözüm ortağı olmaz, çünkü sahip oldukları ölçek onları güçlü ve etkili kılıyor. Gıda şirketlerini orantısız güçlü görmek, bir yanılsamadır. Elbette ticari güç sorgulanabilmeli, ama bütün büyük ölçekli oyuncuları sorun kaynağı olarak görmek, özel sektörün dönüşüm enerjisini ıskalıyor. Bugün daha az şeker, daha iyi içerik, daha sürdürülebilir kakao, daha sorumlu tedarik, daha dengeli portföy gibi başlıklar zaten gıda sanayicilerinin gündemindedir" şeklinde konuştu.
Bursa İznik’te kaçak yapıya yer yok İznik Belediyesi imarsız alanlarda yapılan kaçak yapı yıkımlarına aralıksız devam ediyor. Bursa’nın İznik İlçesi Müşküle mahallesinde devam eden yıkım çalışmaları gün boyu sürerken çalışmalar İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, Fen İşleri Müdürlüğü, Zabıta Müdürlüğü koordinesinde yürütülüyor. Yıkımlarda belediye ekiplerine jandarma da eşlik ediyor. İznik Belediyesi, tarım arazilerinin korunması amacıyla kaçak yapılara yönelik mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. İlçedeki imarsız alanlarda ve tarım alanlarına izinsiz şekilde inşa edilen yapılarla ilgili yürütülen denetim ve incelemeler sonucunda, mevzuata aykırı olduğu tespit edilen yapılar hakkında gerekli yasal süreçler işlemeye devam ediyor. İznik Belediyesi tarafından yapılan uyarılara ve tanınan süreye rağmen kaldırılmayan kaçak yapılar, ilgili mevzuat çerçevesinde belediye ekipleri tarafından yıkılıyor. Gerçekleştirilen çalışmalarla, tarım arazilerinin amacı dışında kullanılmasının önüne geçilmesi, verimli toprakların korunması ve imarsız alanlardaki yapılaşmanın önüne geçilmesi hedefleniyor. İznik Belediyesi yetkilileri, tarım arazilerinin gelecek nesillere aktarılması ve plansız yapılaşmanın önlenmesi adına denetimlerin aralıksız devam edeceğini belirtti. Açıklamada, kamu yararı doğrultusunda yürütülen bu çalışmalar kapsamında, kaçak ve ruhsatsız yapılarla mücadelede taviz verilmeyeceği vurgulandı.
Ankara Mahkeme, tutuklu sanık Serkan Dinçer’i ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı FETÖ firarisi Cevheri Güven’e bilgi sızdırdıkları iddiasıyla 4 emniyet mensubunun yargılandığı davada, Murat Çelik, Kerem Gökay Öner ve Şevket Demircan tüm suçlamalardan beraat etti. Tutuklu sanık Serkan Dinçer ise ‘Silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanık Serkan Dinçer ile tutuksuz sanık Şevket Demircan ile avukatlar katıldı. Mahkeme başkanı savunmalar alınacağını sonrasında dosyada karar verileceğini bildirerek tutuksuz sanık Şevket Demircan’a söz verdi. "Ben buraya suçsuz olarak geldim, suçsuz olarak da çıkacağıma inanıyorum" Demircan devlete yıllarca hizmet etmiş bir devlet görevlisi olduğunu ifade ederek, "Bu dosyada FETÖ ile ilişkilendirilmeye çalışılıyorum. Tüm hususları dile getirdik. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından telefon incelemesi talep edilmiş ve geriye dönük raporlar hazırlanmıştır. Hazırlanan raporlarda, Ayhan Bora Kaplan suç örgütünün avukatı olarak bilinen Cengiz Haliç tarafından Serdar Sertçelik’e gönderilen mesajda, ‘Abinin emri, Cevheri’ye gönder ve yayımlasın’ şeklinde bir ibarenin yer aldığı belirtilmiştir. Serdar Sertçelik’in de bu belgeyi Cevheri Güven’e göndererek yayımlanmasını sağladığı görülmüştür. Ancak tüm bu yeni delillere rağmen savcılık makamı mütalaasını değiştirmemiş, mahkumiyet yönündeki mütalaasını sürdürmüştür. Ben buraya suçsuz olarak geldim, suçsuz olarak da çıkacağıma inanıyorum, beraatimi talep ediyorum" dedi. Dosyada ’Silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan yargılanan tek tutuklu sanık Serkan Dinçer, üzerine atılı suçu reddederek, "2007 yılından beri polis memuru olarak görev yapıyorum. Çalıştığım dönem içerisinde FETÖ/PDY’ye yönelik düzenlenen operasyonlara katıldım, laboratuvarlarda çalıştım. Darbe gecesinde TRT binasında görevliydim. Örgüt üyelerinin kimlik tespit çalışmalarını yaptım. Görüntü iyileştirme uzmanıyım. Çalıştığım dönemde hiçbir bilgi dışarıya sızmamıştır. FETÖ üyesi olduğum iddia ediliyor. Yaptığım çalışmaların şahidi vardır. Tutukluluğum devam etmektedir. Benim Cevheri Güven’e hangi bilgiyi nasıl attığım ispat edilsin. Cevheri Güven’in tweet’ini alıntıladığım iddia ediliyor, bunlar ortaya çıkartılsın. Cevheri Güven’in sosyal medya hesabı suç yayıyorsa bu hesap kapatılsın. ByLock kullanmadım, indirmedim. HTS, baz analiz ve ankesör kayıtları incelenmiştir, hiçbir FETÖ mensubuyla bağlantım çıkmamıştır. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. ’Polisler suçlamalardan beraat etti’ Beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanıklar Murat Çelik, Kerem Gökay Öner ve Şevket Demircan’ın üzerlerine atılı tüm suçlardan beraatine hükmetti. Mahkeme, tutuklu sanık Serkan Dinçer’i ise ‘silahlı terör örgütü üyeliği’ suçundan takdiri indirim uygulayarak 6 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, Dinçer’in tutuklu kaldığı süreyi göz önünde bulundurarak hükümle birlikte tahliyesine karar verdi.
Balıkesir 2026 Deniz Küreği Endurance ve Beach Sprint Türkiye Kupası heyecanı Ayvalık’ta başlıyor 2026 Deniz Küreği Endurance ve Beach Sprint Türkiye Kupası heyecanı Ayvalık’ta başlıyor. Türkiye Kürek Federasyonu tarafından düzenlenen organizasyonda Türkiye’nin dört bir yanından gelecek yaklaşık 40 takım ve 700 sporcu, dört gün boyunca Sarımsaklı’nın mavi sularında kürek çekecek. Deniz Küreği Endurance ve Beach Sprint Türkiye Kupası ilk kez Ayvalık’ta düzenlenirken, organizasyon gençler, büyükler ve masterlar kategorilerinde gerçekleştirilecek yarışlarla büyük bir spor şölenine sahne olacak. Endurance yarışlarının ilk günü 14 Mayıs Perşembe, ikinci günü ise 15 Mayıs Cuma günü yapılacak. Beach Sprint yarışları ise 16 Mayıs Cumartesi ve 17 Mayıs Pazar günleri gerçekleştirilecek. Yarışlar Sarımsaklı Vilayetler Evi önünde düzenlenecek, alanda kurulacak tribünler ve izleme noktalarıyla vatandaşlar organizasyonu yakından takip edebilecek. Tüm halkı bu büyük heyecana davet eden Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Ayvalık’ın spor turizminde önemli bir adım attığını belirterek şunları söyledi: "Türkiye’nin en önemli su sporları organizasyonlarından birine ilk kez ev sahipliği yapmanın gururunu yaşıyoruz. Ayvalık’ın doğal güzellikleri ve eşsiz denizi, sporcularımıza unutulmaz bir atmosfer sunacak. Dört gün boyunca kentimizde büyük bir hareketlilik yaşanacak. Tüm yurttaşlarımızı Sarımsaklı sahiline davet ediyoruz. Sporun birleştirici gücünü hep birlikte yaşayacağız." Organizasyon boyunca yarışlar her gün saat 09.00 ile 16.00 arasında canlı yayınlanacak. Yarışlar, TRT Spor Yıldız ile Türkiye Kürek Federasyonu YouTube sayfasından sporseverlerle buluşacak. Organizasyona; Türkiye Kürek Federasyonu, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Balıkesir Valiliği, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Ayvalık Belediyesi destek veriyor.