ASAYİŞ - 21 Ocak 2026 Çarşamba 13:15

Mide küçültme ameliyatı olan Semanur Aydın’ın ölümüne ilişkin 7 sanıklı davada 1 sanığa tahliye

A
A
A
Mide küçültme ameliyatı olan Semanur Aydın’ın ölümüne ilişkin 7 sanıklı davada 1 sanığa tahliye

Yenidoğan Çetesi davasında adı geçen Bağcılar Şafak Hastanesi’nde, hekimlik yapması yasak olmasına rağmen mide küçültme ameliyatını gerçekleştirdiği iddia edilen doktorun 25 yaşındaki Semanur Aydın’ın ölümüne neden olduğuna ilişkin 7 sanıklı davada mahkeme ara kararını açıkladı. Heyet, tutuklu sanık Orhan G.’nin tahliyesine hükmetti. Öte yandan, maktul Semanur Aydın’ın müşteki ailesi, avukatları aracılığıyla davadan feragat ettiklerini ve şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirdikleri dilekçeyi mahkemeye sundu. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için erteledi.


Yenidoğan Çetesi davasında adı geçen Bağcılar Şafak Hastanesi’nde, hekimlik yapması yasak olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı gerçekleştiren doktorun 25 yaşındaki Semanur Aydın’ın ölümüne neden olduğu iddialarına ilişkin yargılama bugün başlıyor. Erol V.’nin de aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 7 sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı. Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, 5’i tutuklu 7 sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca, 1 tutuklu bir sanık da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.



’’Maktul, her türlü rızayı kabul ettiğini belirten kağıdı imzaladıktan sonra hastaneden çıkış yaptı’’


Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Erol V. meslekten men edildiği zaman sağlık turizmi işine başladığını, bu nedenle Şafak Hastanesine hasta götürdüğünü, obezite üzerine çalıştığını ve maktulün kendisine referansla ulaştığını belirterek, ’’Maktule ön değerlendirme yaptım. Maktul, obezite kriterlerine uygundu. Cerrahi işlemi yapacak uzmanın müsaitliğine göre gün verdim. Maktulü, 18 Aralık 2023 günü doktor Şaban C. ameliyat etti. Maktul, ayın 20’ sinde ise taburcu edildi. Sağlık turizminde hasta giriş, çıkışında hastanın tüm süreçlerine dahil oluyoruz, tüm tetkikleri hastaya anlatıyoruz, süreci hastayla beraber takip ediyoruz. 26 Aralık’ ta, hasta şikayetlerinin başlamasıyla bizimle irtibata geçti. Hemen doktor Şaban C.’yi bilgilendirdim ve onun talimatıyla hastayı hastaneye yatırdık. Ayın 27’sinde ise gereken tüm tıbbi tedavileri hastaya uyguladık. Tetkiklerin çoğu yapılmış ancak sonuçları açıklanmamıştı. Ameliyat sonrası Semanur Aydın, hastaneden ayrılmak istedi. Biz bu durumu kabul etmedik. Maktul, her türlü rızayı kabul ettiğini belirten kağıdı imzaladıktan sonra hastaneden çıkış yaptı. Hastanın durum takibini telefonla yaptık’’ ifadelerini kullandı.



"Hastaya, operasyon yapmadığımı söyledim, meslekten men edildiğimi söylemedim"


Erol V. şöyle devam etti:


"Ben kesinlikle maktulün ameliyatını yapmadım. Hastayı ameliyathaneye teslim edip çıktım, hatta hasta yakınları da beni gördü. Belli aralıklarla ameliyathaneye inerek durumu kontrol ettim. Her seferinde hasta yakınları beni gördü. Şafak Hastanesinde sağlık turizmi kapsamında 3 hafta boyunca yaklaşık 40 hasta götürdüm. Bu hastaların ameliyat işlerini ben yapmadım. Doktor Şaban C.’ye meslekten men edildiğimi söyledim. Maktul benim başarılı bir hekim olduğumu öğrenip bu referansla bana geldi. Hastaya, operasyon yapmadığımı söyledim, meslekten men edildiğimi söylemedim’’ diye konuştu.


Şafak Sağlık Grubu ortaklarından olan ve firariyken yakalanıp tutuklanan sanık Cem Türker Öztürk, ’’Refik Arslan bana geldiğinde Gaziosmanpaşa’da hastanem vardı. Maktulün ailesinin ifadelerinde hastanenin sahibi olarak tanıtılan kişi ben değilim. Bunun gerek görüldüğü taktirde aileye sorulmasını talep ediyorum. Kamera kayıtlarının silindiğine dair bilgim yoktur. Bakırköy Adliyesi’nde 2 davam var. 22 Ağır Ceza Mahkemesi’ne kendim teslim oldum, sanki ben yakalanmışım gibi lanse edilmektedir. Erol V. ya da diğer hekimleri işe alma gibi bir görevim yoktur. Hastanede resmi bir görevim olmadığı için delilleri karartacak ya da düzenlenen bir evrakı değiştirmem gibi bir durumum da söz konusu değil. Atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Maktulün ölümünden, benim aylar sonra haberim oldu. Beni hedef gösteriyorlar, bunun nedeni ise benden para alamadıkları içindir’’ şeklinde konuştu.


Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Şaban C., ’’Sanık Erol V. ile ameliyattan çıkarken karşılaştım, o sırada laf arasında bana aynı fakülteden mezun olduğumuzu söyledi. Telefon numaralarımızı verdik, hasta yönlendiririz düşüncesiyle. Çalıştığım hastane kapanınca bu süreçte Erol V. beni aradı, Bağcılar’daki Şafak Hastanesi’nde çalışmak isteyip, istemediğimi sordu. Erol V. bana, iyi fiyatlı hastalarının A sınıfı hastanelerde, daha düşük maliyetli hastalarının ise Şafak Hastanesi’nde ameliyat edildiğini söyledi. Kendisine ait muayenehanesinin olduğunu ancak sigortalı hastalarını ameliyat edemediğini belirterek, Şafak Hastanesine başlarsam, bana getirebileceğini, benim ameliyat yapabileceğimi söyledi. Bana, meslekten men edildiğini söylemedi. Bu durumdan bilgim yoktu. Maktulün, ameliyatına benim girmediğim HTS kayıtları ve tanık beyanlarıyla sabittir. Beni hastaneden aradılar ve bir hastamın ex olduğunu, bu nedenle imzalamam gereken evrakların olduğunu söylediler. Evraklar sabah karakola verilecekmiş. Ben de sabah geleceğimi söyledim. Hastanın ismini sorgulamadım. Ancak o gece başhekim Semiha Yavuz ve yanında ismini bilmediğim bir kişi evime gelip evrakları imzalattı. Maktulden haberim yoktu’’ dedi.



’’Ölmüş birini öldürmekle suçlanıyorum’’


Yenidoğan Çetesi davasında yargılanan tutuksuz sanık Semiha Yavuz ise savunmasında, ’’Bağcılar Şafak Hastanesinin başhekimiydim. 2023 Şubat ayında görevime başladım. Benimle beraber birçok hekim bu hastanede çalışmaya başladı. İşe alırken, yetkin, yetkili ve donanımlı kişilerden kadro oluşturmaya çalıştım. Hastaneye başladığımda hastane konkordato sürecindeydi. Konkordato komiserleri hastanedeydi, hastanenin sahibinin kim olduğunu bu yüzden bilmiyordum. Ben aynı zamanda çocuk doktoruyum. Özellikle yenidoğan bebek hastalarla ilgiliydim. Hastane borçlu olduğu birçok eksiği vardı. Hastalarla ilgili tıbbi cihaz ve alet tedariği için uğraştım. Maktulün ameliyat süreciyle ilgili bilgim yoktu. Kontrol süreci de aynı şekilde. Hastayı ilk olarak acil servise kalp atışı ve solunumu yokken geldiğinde gördüm. Hasta geldiğinde mavi kod verdim. Hastaya 70 dakika kalp masajı yaptık, solunum cihazına bağladık. Bu esnada hastalık öyküsünü öğrendim. Hastanın vefatı kesinleşince acil servis doktoru adli rapor hazırladı. Ben hasta yakınlarından ilk kez Erol V. ismini duydum. Erol V.’yi tanımıyorum, hasta yakınları Erol V.’nin hastası olduğunu söylediler. Ben dosyaya baktığımda maktulün doktorunun Şaban C., olarak gördüm. Çelişkiyi düzeltmek için Şaban C. ile görüştüm, o da bana hasta hakkında bilgi verdi, ameliyata Erol V. ile birlikte girdiklerini söyledi. Ben, Erol V.’yi gözlemci hekim olarak bildirimini İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne yaptım. Müdürlükte memurlar beni aradı ve Erol V.’nin meslekten men edildiğini ilettiler. Delilleri karartmadım, süreçle ilgili tarafların bana söyledikleri kadar bilgi sahibiyim. Maktulün vefat ettiği gece hastaneye gelen polislere tüm evrakları teslim ettik. Şaban C.’nin evine giderek, evrak imzalatmadım. İmzalar eksik olsun olmasın tüm evrakları teslim ettim. 5 Aralık 2023’te kameraların bozuk olduğunu ve tamir edilmesi talimatını verdim. Ben hastaneyi usulüne uygun şekilde yönettim. Bir kusurum olmamıştır. Şaban C.’yi hastaneye ben kabul ettim. Ölmüş birini öldürmekle suçlanıyorum. Adli Tıp Kurumu raporunda, hastanın gelişen komplikasyon sonucu vefat ettiği mütalaa edilmiştir’’ şeklinde konuştu.



Savunma yapan tutuklu sanık Orhan G., ’’Benim hastanede hiçbir görevim yok. Bir kırtasiyem var, ayrıca hastanenin kartonpiyer işlerini yapıyordu. Hastanede çalışan arkadaşlarım var. Daha öncesinde sanık Erol V. ile tanışmışlığım yoktur. İlk kez Semanur Aydın’ın ölümü olayında gördüm. Savcılıkta verdiğim ifade yanlış anlaşıldı. Ben diyabet hastasıyım, sağlık durumum cezaevine elverişli değil’’dedi.



Tutuksuz sanık Refik Arslan ise savunmasında, ’’72 yaşındayım, Şafak Hastanesi’nin resmi sahibiyiyim. Bu hastaneyi 4-5 yıl önce satın aldım. Hastane kontordot sürecine girdikten sonra başka biri atandı. Ben sanıkların hiçbirini tanımıyorum. Hastaneyi ticari amaçla satın aldım. Cem Türker Öztürk benim aile dostum, ona hastaneyi işletmesini söyledim. O tecrübeliydi, benim gelirim var, hastaneyi sadece kar amacıyla aldım. Benim oğlum evlatlıktı. Cem Türker Öztürk’ü onun yanına verecektim. Bu olaylar yaşanınca battım. Hastanenin işleyişiyle bir alakam yok’’ diye konuştu. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasındaki eksik hususların giderilmesini ve sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti.



’’Bir hekim, kendi hastasını öldürmekten yargılanamaz’’


Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Erol V.’nin avukatı Damla Deniz, ’’Tam 21 aydır bu duruşmayı bekliyoruz. Benim açımdan bu iddianame bir çöp hükmündedir. Yenidoğan dosyasının içerisinde tespit edilen bir tape oldu ve bu tapenin de bizim dosyamızın içerisine gelerek bu dosyanın ana delilini oluşturduğuna ilişkin bir iddia var. Dosya önünüze geldiğinde önce maddi manevi unsurları oluşmuş mudur diye bakarız. Fakat burada, ne maddi ne de manevi unsurlar oluşmamıştır. Bir hekim, kendi hastasını öldürmekten yargılanamaz. Bu nedenle, ihmali davranışla kasten öldürmeden ceza verilemez. Semanur Aydın, Arnavutköy Devlet Hastanesi’ne gittiğinde doğru işlemler yapılsaydı bu olay yaşanmayacaktı. Sistemde, acilde yapılan işlemler incelenmelidir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin tarafından benim müvekkilime baskı uygulandı. Ben odasındayken müvekkilime, ’Şaban C. ya da Erol V. umrumda bile değil, benim derdim, Şafak Hastanesinin sahiplerini Yenidoğan davasında alamadım, burada alacağım’ dedi’’ şeklinde konuştu.



Müştekiler davadan feragat etti


Duruşmada, maktul Semanur Aydın’ın müşteki eşi Ali Aydın ile kardeşi Doğan Yelboy, avukatları aracılığıyla davadan feragat ettiklerini ve şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirdikleri dilekçeyi mahkemeye sundu.



1 sanık tahliye edildi


Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Orhan G.’nin tahliyesine hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Okan Buruk: "Zor bir karşılaşmaydı ve beraberlik stratejik anlamda önemliydi" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Atletico Madrid ile zor karşılaşma oynadıklarını belirterek, beraberliğin stratejik anlamda önemli olduğunu vurguladı. UEFA Şampiyonlar Ligi’nin 7. haftasında Galatasaray evinde karşılaştığı İspanyol ekibi Atletico Madrid ile 1-1 berabere kaldı. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Önemli bir karşılaşma oynadıklarını belirten Buruk, "Seyircimizin bu tür maçları beklediğini, bu atmosferi yapmak için çok büyük çaba sarf ettiklerini her zaman biliyoruz. Çok güzel bir atmosfer vardı. Takımla birlikte hareket ettiler. Karşımızda çok dinamik, çok atletik, top onlardayken çok hızlı oynayan, savunma arkası koşuları yapan, çok hızlı oynayan bir takım vardı. Her zaman size tehlike yapabilecek bir takımdı. Erken gol yememiz ilk başta bizi düşürdü ama devamında golü bulduk hem topa çok sahip olduk. İkinci yarı biraz daha dengeli başladık. Daha az pozisyon verdik. Maçın son bölümünde kendi kalemize çekildiğimiz yerler vardı. Bu da 1 puanın bizim için de önemli olmasıydı. İlk 24’ü garantileyip, 16’nın içerisine girebilmek için 1 puan da önemliydi. Maçın son dakikasında çok önemli bir pozisyon geldi, değerlendiremedik. Oyucularımın performansından, mücadelesinden memnunum. Oyuncularıma teşekkür ederim. Zor bir karşılaşmaydı ve beraberlik stratejik anlamda önemliydi. Bundan sonra haftaya Manchester City deplasmanı var. Son 16’ya girmek için 1 maç daha oynayacağız" diye konuştu. "Önemli olan bu pozisyonlar içinde olmak" Maç içerisinde kaçan kritik pozisyonların hatırlatılması üzerine sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Futbolun içerisinde bu pozisyonlar çok fazla kaçar. Önemli olan bu pozisyonlar içinde olmak. O andaki fiziksel durumunuz, yorgunluğunuz, topa gelişiniz, öz güveniniz önemli. Bunu sadece bir iki şeyle söyleyemezsiniz. Dünyanın en iyi oyuncuları da bu pozisyonları kaçırır. Son dakika Sara’nın vuruşunda, kalecinin kurtardığı pozisyon oldu. Genel olarak oyuncularımın performansından memnunum. Ellerinden geleni yaptılar" şeklinde konuştu. "Hangi oyuncuyla konuşsam bu stattaki atmosferden bahsediyor" Bu tür maçlarda Mario Lemina gibi oyuncuların önemine dikkat çeken Okan Buruk, "Sörloth’a çok fazla uzun top vardı. Lemina’nın orada olmasını istedik. Oyun içerisinde topa sahip olmak önemliydi. Torreira ile birlikte bunu iyi yaptılar. Konsantrasyon çok önemli. Dün basın toplantısında da söyledim; bazen oyuncularınızı bu tür maçlara hazırlamanıza gerek kalmaz, onlar zaten kendiliğinden maçlara hazırlanırlar. Atletico Madrid, Liverpool maçları, oyuncuların iki katı performansını yükselten maçlar olabiliyor. Bunu bütün maçlarda aynı şekilde göstermeleri gerekiyor. Oynadıkları oyundan, mücadeleden zevk aldıklarını düşünüyorum. Bu taraftarın önünde oynamak da çok önemli. Bu tür maçlarda inanılmaz bir atmosfer oluyor. Rakipleri de çok etkiliyor. Hangi oyuncuyla konuşsam bu stattaki atmosferden bahsediyor" ifadelerini kullandı. "90 dakikalık bölümde rakibimizle başa baş oynamak sevindirici" Teknik direktör olarak maç performanslarının bu kadar değişmesinden mutlu olmadığını aktaran Buruk, sözlerine şöyle devam etti: "Buna maç seçmek demeyelim. O güzel bir kelime değil. Maçı önemsemek, konsantre olmak daha farklı oluyor. Bugün maçtan önce de şunu söyledim; hem sahadaki 11, hem kulübeye baktığımda güçlü oyuncular olması beni mental anlamda da güçlendiriyor. Osimhen’in dönmesi çok önemli. Önemli bir oyuncu bizim için. Osimhen’li, Osimhen’siz oyun farklı oluyor. Gol atmak anlamında demiyorum, baskılar, uzun toplar, ikinci toplar daha farklı profil. Icardi ile de önde baskıları yapıyoruz, çok gol atıyor. Osimhen’in istekli gelişi maç içerisinde takıma olumlu yansıdı. Bu gücümüz olduğunu gösterdik. Atletik anlamda Türkiye Ligi’nde oynadığımız maçların sertliği, topun oyunda kalma süresi, İspanya Ligi ile aynı değil. Onlar bize göre daha avantajlı. Bizim de bu tür takımlara karşı oyunu iyi yönetmemiz gerekiyor. İlk yarı 5-10 dakika yönetemedik, yorulduğumuz yerler oldu. İkinci yarı daha ilk yarı kadar yorulmadık. Bu da devamında daha oyun içerisinde güçlü olmamamızı sağladı. Sara girince hem topla hem baskılarda iyi olduk. 90 dakikalık bölümde rakibimizle başa baş oynamak sevindirici. Liverpool ile de oynadık ama Atletico Madrid daha güçlü ve fiziksel olarak daha atletik bir takım." Macar futbolcu Roland Sallai’nin performansıyla ilgili soruya 52 yaşındaki teknik adam, "Hücum oyuncusu. Hücum oyuncusunu bazen oyun içerisinde konumlandırırız, bazen içeride de konumlandırıyoruz. İçeriden yaptığı koşular bizim için önemli oluyor. Çok önemli performans sergiliyor. Ben de çok mutluyum. Çok iyi niyetli, takımı için her şeyini veriyor. Bu da çok önemli ve değerli" dedi. 3 gün sonra maçları olduğunu ifade eden Okan Buruk, "Rotasyon yapmamız gerekecek. Seyahat yapmayacağız, avantajımız o. Lig maçı da bizim için önemli. Bundan sonra ligde oynayacağımız her maç final" şeklinde konuştu. "Şampiyonlar Ligi’nde olmak çok önemli bir etken" Alınan bu sonucun transfer politikasını nasıl etkileyeceğinin sorulması üzerine Okan Buruk, "Önümüzü görmek önemliydi. Önümüzü görmeyi beklemedik. Oyuncu izliyoruz. Oyuncu tabii ki buluyorsunuz ama ocak transferinde zor oluyor. Genç oyuncular buluyoruz ama oyuncularının birinci hedefleri Premier Lig’de oynamak oluyor. Türkiye Ligi’ni yaş sınırı düşük olan ve iyi olan oyuncular, Türkiye’yi başlangıç olarak görebiliyorlar. Şampiyonlar Ligi’nde olmak çok önemli bir etken. Bunun bize yardımcı fazla olacağını düşünüyorum. Buna göre transferimizi yapacağız" diye cevap verdi. "Çok otomatikleşmiş bir takım" Atletico Madrid’in, önemli bir teknik direktör takımı olduğunu vurgulayan Buruk, "Çok otomatikleşmiş bir takım. Çok formda olan bir takımdı. İkinci yarı değişiklikler oldu. Sörloth, rakipleri çok korkutan bir oyuncu. Sörloth’un çıkmasına sevindik. Onlar da üst üste maç oynuyorlar. Bu yorgunlukları düşünerek bence oyuncu değişikliklerini yaptı. Oyuncu değişikliklerine doğru bir şekilde cevap verdik, Jakobs, Sara ve İlkay’ı aldık. Bu oyuncu değişiklikleri oyunu dengelememize yol açtı. Bu tür bir takıma karşı güzel bir tecrübeydi. Avrupa maçları çok önemli oluyor. Bu kadar hızlı ve fiziksel gücüyle oynayan bir takıma karşı Galatasaray takımı ve oyuncularım için önemli tecrübe oldu. Bu turdan sonra kimle eşleşeceğiniz belli değil. Bu tür rakiplerle de oynayabiliriz" diyerek sözlerini tamamladı.
Siirt Siirt’te ’İki Kitap Bir Gönül Projesi’ tanıtıldı Siirt’te Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından finanse edilen, İl Gençlik ve Spor Müdürlüğünce yürütülen "İki Kitap Bir Gönül Projesi" tanıtıldı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen program, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesindeki çalışmaları kapsayan ve yeni hizmete giren Spor Müzesi’nin tanıtım videosunun izlenmesiyle başladı. Programda konuşan Vali Kemal Kızılkaya, bilginin gönülle, okumanın sorumlulukla, sporun dayanışmayla buluştuğu son derece anlamlı bir proje vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmakta olduklarını söyledi. "İki Kitap Bir Gönül" Projesi’nin, gençlerin yalnızca akademik değil; insani, ahlaki ve sosyal yönleriyle de gelişimini hedefleyen çok kıymetli bir yolculuk olduğunu belirten Kızılkaya, "Valiliğimizin himayelerinde hayata geçirilecek bu çalışma; yurtlarımızda kalan üniversite öğrencilerimizin okumayla düşünce dünyalarını geliştirmelerini, gönüllülük faaliyetleriyle toplumsal duyarlılık kazanmalarını ve spor aracılığıyla aktif bir yaşam alışkanlığı edinmelerini amaçlayan önemli bir gençlik projesidir. Proje kapsamında gençlerimizin kitaplar aracılığıyla düşünce dünyalarını zenginleştirirken; çevre çalışmalarından sevgi evlerine, kan bağışından ağaç dikimine kadar birçok gönüllülük faaliyetinde aktif rol almaları bizler için son derece kıymetlidir. Spor faaliyetleriyle de desteklenen bu proje, gençlerimizin millî ve manevi değerler doğrultusunda yetişmelerine önemli katkılar sağlamaktadır" dedi. Gençlik ve Spor İl Müdürü İsmail Çalgan da, birlikte durmak ve aynı duyguda buluşmak için bir arada olduklarını ifade ederek, "Bu proje bir sloganın değil, insanı insan yapan derin bir ihtiyacın ürünüdür" dedi. Program, sanatçı Sedat Anar’ın konseriyle sona erdi. Etkinliğe, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, sporcu ve öğrenciler katıldı.