İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu ve diğer 3 sanığın ‘siyasal casusluk’ davasının görülmesine başlandı. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Hüseyin Gün casus olmadığını belirterek "FETÖ ile ilgili örgüt şemalarını yurt dışındaki irtibatlarımdan faydalanarak bizzat ben hazırladım ve devletimizin resmi makamlarına iletilmesini sağladım. Ben ilk tutuklandığımda, devlet sırrını ifşa etmemek için bunları ticari faaliyet olarak geçiştirdim. Hiçbir karşılık beklemeksizin hain FETÖ’ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dokümanların bugün huzurunuzda tarafıma yöneltilen asılsız casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi kabul edilemez" ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada tutuklu sanıklar Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ile avukatları hazır bulundu.
"Kendimden eminim casus değilim"
Tutuklu sanık Hüseyin Gün savunmasında "Ben 313 gündür bu günü bekliyorum. Muhbir Ümit Deniz Alaçam tarafından 112 acil çağrı merkezine yapılan ihbar üzerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlarla Mücadele Bürosu tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal ya da askeri casusluk amacıyla temin etmek isnadıyla hakkımda yakalama kararı çıkartılmıştır. Ben bu sırada gıyabımda yaşanan olaylardan habersiz ülkemizde yapay zeka fabrikası kurmak için Amerika’dan uçakla Türkiye’ye giriş yaptıktan hemen sonra İstanbul Havalimanı’ndan gözaltına alındım. Bu sırada cep telefonum ve dizüstü bilgisayarıma emniyet güçlerince el konuldu. Söz konusu dijital verilerimin şifrelerini kendi isteğimle emniyet güçlerine ben verdim çünkü kendimden eminim casus değilim" dedi.
"Casus olmayan biri başka hiç kimseye casus iftirası atamaz"
Hüseyin Gün savunmasının devamında "Siyasal veya askeri casusluk amacıyla bilgi temin ettiğim yönündeki iddialar tamamıyla mesnetsiz ve gerçek dışıdır. Ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başka hiç kimseye casus iftirası atamaz. Tarafıma yöneltilen casusluk suçlaması uyuşturucu ve yasadışı bahis müptelası olan muhbir Ümit Deniz Alaçam’ın öz annesinin sürekli olarak kendisine rol model ve ağabey olarak beni göstermesinden kaynaklanan, geçmişe dayalı husumet ve kıskançlıkla ileri sürdüğü asılsız iftiralardan ibarettir. İddianamede suçun delili olarak gösterilen cep telefonundaki kayıtlı yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli istihbarat görevlileri ile yazışmalarıma bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları açısından gizli kalması gereken hangi bilgiyi casusluk maksadıyla temin ettiğime ya da hangi gizli bilgileri hangi istihbarat yetkilisine ne şekilde açıkladığıma yönelik somut hiçbir delilin bulunamadığını tespit edebilirsiniz" şeklinde konuştu.
"FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptım"
Tutuklu sanık Gün savunmasının devamında "Ben, uzun yıllardır dünyanın değişik bölgelerinde, farklı iş alanlarında yatırım yapan bir iş insanıyım. 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına, yurt dışında üstlenmiş olduğum önemli görev ve sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli asker ve istihbarat mensupları ile görüşmemde hayatın olağan akışına aykırı herhangi bir durumun bulunmadığını tespit edebilirsiniz. 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda Avrupa ve Amerika’da firari olan FETÖ’cülerin açık kimliklerinin, adreslerinin, oradaki ilişki ağlarının, mal varlıklarının tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla tespit edilebilmektedir" ifadelerini kullandı.
"Devlet sırrını ifşa etmemek için bunları ticari faaliyet olarak geçiştirdim"
Gün savunmasının devamında "BC, yani Black Cell başlıklı raporları ve FETÖ ile ilgili örgüt şemalarını, yurt dışındaki irtibatlarımdan faydalanarak bizzat ben hazırladım ve devletimizin resmi makamlarına iletilmesini sağladım. İddianamenin eklerinde yer alan kodlamalar başlıklı yazışmada da benim Türk Devleti adına yurt dışında FETÖ’ye karşı yürütülen mücadelede proje yöneticisi olduğum açıkça belirtilmiştir. Ben ilk tutuklandığımda, devlet sırrını ifşa etmemek için bunları ticari faaliyet olarak geçiştirdim. Hiçbir karşılık beklemeksizin hain FETÖ’ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dokümanların bugün huzurunuzda tarafıma yöneltilen asılsız casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi kabul edilemez" ifadelerini kullandı.
"Açık kaynak verilerine dayalı sosyal medya analizinin siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi hakikatten son derece uzaktır"
Hüseyin Gün savunmasının devamında "Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ı, manevi annem Seher Erçili Alaçam vasıtasıyla tanıdım. Ekrem İmamoğlu’nu ise İBB Başkanı olarak seçildikten yaklaşık bir, bir buçuk ay sonra yine manevi annemin yönlendirmesi ile Saraçhane binasına yaptığımız nezaket ziyareti ve bir adet fotoğraf sırasında sadece bir dakika gördüm. Benim bu süreçte üstlendiğim tek rol, İBB seçimlerinin YSK tarafından iptalinden sonra manevi annem merhum Seher Erçeli Alaçam’ın yoğun ısrarı neticesindedir. Kendisi koyu CHP’liydi ve İmamoğlu’nu çok seviyordu. Manevi annemin ısrarı üzerine Sayın İmamoğlu’nun seçim danışmanı ve kampanya menajeri olan Necati Özkan ile yaklaşık 10-12 günlük sürede, hiçbir gayrihukuki yönü olmayan bir sosyal medya analizi çalışmamız oldu. Bu da gönüllü olarak yapıldı bir ücret de yok. Manevi annem benden rica etti diye, yurt dışında ortağı olduğum şirketin teknik elemanlarına internetteki açık kaynak erişimlerine dayalı veriler üzerinden ücretsiz bir sosyal medya analizi yaptırdım. Her şey bundan ibaret. İnternette herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynak verilerine dayalı olarak yapılan bir sosyal medya analizinin iddianamede siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi, inandırıcılıktan ve hakikatten son derece uzaktır" dedi. Duruşma Hüseyin Gün’ün savunması ile sürüyor.








