EKONOMİ - 13 Nisan 2026 Pazartesi 10:21

ETİ’den kurak iklim koşullarına dayanıklı yerli buğday çeşidi

A
A
A
ETİ’den kurak iklim koşullarına dayanıklı yerli buğday çeşidi

ETİ kurak iklim koşullarına dayanıklılığı ile öne çıkan Kanatlı Buğdayı tohumunun üretimine başladı. ETİ’nin bisküvilik buğday ununun üretiminde kullanılacak olan Kanatlı Buğdayı’ın, bisküvilik kalitesini koruyan yerli bir tür olarak tarım sektörü, çiftçiler ve tüketiciler için değer oluşturması hedefleniyor.



Türkiye gıda sektörünün önde gelen markalarından ETİ, Ar-Ge alanındaki çalışmaları ve tarıma verdiği destekle sektöründe önemli markalar arasında yer alıyor. Türkiye’de bisküvilik kalitede buğday geliştirilmesi hedefiyle yürütülen kapsamlı ıslah projelerinden biri olan Kanatlı Buğdayı, geniş adaptasyon kabiliyeti ile bisküvi olabilme özelliği sayesinde diğer buğday çeşitlerinden çok farklı bir tür olarak öne çıkıyor.



2025 üretim sezonunda Orijinal-1 kademe sertifika almaya hak kazanan ve ETİ’nin üretim haklarını aldığı Kanatlı Buğdayı’nın tohumluk üretim süreci titizlikle yürütülecek. Bu kapsamda 110 dekar büyüklüğünde üretim alanında tohumluk üretim ve ekim aşamasına geçildi. Elde edilecek ürün, sertifikalı tohumluk üretiminin temelini oluşturacak ve sözleşmeli buğday üretim süreçlerinde ETİ’nin ihtiyacı olan bisküvilik buğday ununun üretiminde kullanılacak.



"Ar-Ge çalışmalarımız ülkemize çok değerli bir buğday çeşidi kazandırdı"


Kanatlı buğday çeşidinin tohumluk üretimine başlanmasıyla ilgili bir açıklama yapan ETİ Global CEO’su Ercan Öz şunları söyledi: "Ar-Ge çalışmalarımız ülkemize çok değerli bir buğday türü kazandırdı. Halen Türkiye’de üretilen toplam buğdayın yalnızca yaklaşık yüzde 3-4’ü bisküvilik kalite grubunda yer alıyor. Geliştirilmesine destek verdiğimiz ’Kanatlı Buğdayı’ bu sınıfta yerli üretim açığını azaltacak, sektöre sürdürülebilir ve kaliteli bir hammadde kaynağı sunacak. Kanatlı Buğdayı çeşidinin geliştirilme süreci; kamu, üniversite ve sanayi iş birliğinin başarılı bir örneğini oluşturuyor. Aynı zamanda ETİ’nin Ar-Ge gücünü ortaya koyuyor. Türkiye’de bisküvilik kalitede buğday geliştirilmesine ve üretimine yaptığımız katkıdan gurur duyuyoruz. Bu kıymetli çalışmanın kurucumuz rahmetli Firuz Kanatlı’nın ismini taşıması ise bizim için büyük bir anlam ve sorumluluk ifade ediyor."



Kanatlı Buğdayı geliştirme çalışmaları, 2004 yılında Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen melezleme programı ile başladı. ETİ, bisküvilik kalitede buğday geliştirme projesine, 2016 yılında TÜBİTAK ve TAGEM iş birliği ile katıldı.



Proje kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünce "Buğday Islah Projesi" ile geliştirilen hatlar kullanıldı. Üç yıllık deneme çalışmaları sürecinde kullanılan hatlar teknolojik kalite, agro-morfolojik, hastalıklar ve moleküler özellikleri test edildi. Tüm parametreler bakımından öne çıkan buğday hattı "Kanatlı" olarak isimlendirilerek tescillendi.



Geçtiğimiz sene "Özel Sektör Tarımsal Araştırma Kuruluşu" belgesi alarak tohum tescillendirme statüsüne kavuşan ETİ, tohum üretimlerinde yüksek kademeli tohum tedariki sağlama hakkı kazanmıştı.



Neden ’Kanatlı’ adı verildi?


ETİ’nin kurucusu merhum Firuz Kanatlı’nın, Eskişehir’in kalkınmasına yaptığı katkılar, Eskişehir Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve burada yürütülen projelere verdiği destek nedeni ile ıslah edilen buğday çeşidine "Kanatlı" adı verildi.



ETİ’den kurak iklim koşullarına dayanıklı yerli buğday çeşidi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Rektör Hacımüftüoğlu’ndan Özbekistan’da kritik ilaç zirvesi Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te gerçekleştirdiği temaslar kapsamında ilaç üretimi, biyoteknoloji ve sağlık bilimleri alanlarında uluslararası iş birliklerini güçlendirmeye yönelik önemli görüşmelere imza attı. Türkiye Cumhuriyeti Taşkent Büyükelçisi Ufuk Ulutaş ile Özbekistan Farmakoloji ve Eczacılık Ağı Geliştirme Ajansı Direktörü Abdullah Azizov ve beraberindeki heyetle bir araya gelen Hacımüftüoğlu, iki ülke arasında stratejik öneme sahip alanlarda somut iş birliği adımlarının ele alındığını ifade etti. Yerli ve milli ilaç vizyonu uluslararası platforma taşınıyor Gerçekleştirilen görüşmelerde, Atatürk Üniversitesinin öncülüğünde yürütülen yerli ve milli ilaç hamlesi kapsamındaki projeler detaylı şekilde paylaşıldı. Özellikle yakın zamanda temelleri atılacak İlaç Hammadde Merkezi ile faaliyetlerine başlayan İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsünün, Türkiye’nin sağlık alanındaki dışa bağımlılığını azaltma hedefinde kritik bir rol üstleneceği vurgulandı. Rektör Hacımüftüoğlu, söz konusu merkez ve enstitünün yalnızca ulusal değil, aynı zamanda uluslararası ölçekte de önemli iş birliklerine kapı aralayacağını belirtti. Küresel pazarda güç birliği vurgusu Görüşmeler kapsamında Atatürk Üniversitesinin yükseköğretim, araştırma ve inovasyon alanındaki birikimi detaylı şekilde aktarıldı. Tıp, farmakoloji, moleküler biyoloji, genetik, biyoteknoloji, klinik araştırmalar ve yaşam bilimleri gibi alanlarda sahip olduğu güçlü akademik altyapı ve araştırma kapasitesiyle Türkiye’nin önde gelen yükseköğretim kurumları arasında yer alan Atatürk Üniversitesinin, uluslararası bilimsel iş birliklerine açık yaklaşımı vurgulandı. Ayrıca ortak eğitim programlarının geliştirilmesi, bilimsel bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması ve müşterek projelerin hayata geçirilmesi yönünde karşılıklı iyi niyet ortaya konuldu. Dünya ilaç pazarının büyük ölçüde ABD ve Çin gibi ülkelerin kontrolünde olduğuna dikkat çeken Hacımüftüoğlu, bu alanda rekabet edebilmenin yolunun güçlü iş birliklerinden geçtiğini ifade etti. Özellikle ortak kültür ve hedeflere sahip Türk devletleri ile geliştirilecek stratejik ortaklıkların, bölgesel gücü küresel ölçekte etkin bir yapıya dönüştürebileceğini dile getiren Rektör Hacımüftüoğlu, bu kapsamda, bilgi ve teknoloji transferinin güçlendirilmesi, ortak üretim altyapılarının geliştirilmesi ve bilimsel araştırma kapasitesinin artırılması konularında fikir birliğine varılmasının iki ülkenin sağlık sektörüne güç katacağını aktardı. Karşılıklı potansiyel ve ortak hedefler ön planda Özbekistan Farmakoloji ve Eczacılık Ağı Geliştirme Ajansı Direktörü Abdullah Azizov ise ülkenin farmasötik sanayi altyapısı, araştırma enstitüleri, biyofarmasötik projeleri ile klinik ve klinik öncesi araştırma imkânları hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. Taraflar, iki ülkenin sağlık ve ilaç sektöründe sahip olduğu yüksek potansiyelin, ortak projeler ve stratejik iş birlikleriyle daha ileri taşınabileceği konusunda mutabık kaldı. Somut iş birlikleri için yol haritası belirlendi Gerçekleştirilen temaslar neticesinde; ilaç üretimi, hammadde temini, biyoteknoloji, teknoloji transferi ve bilimsel araştırmalar gibi alanlarda ortak projelerin geliştirilmesi konusunda önemli bir uzlaşı sağlandı. Taraflar, önümüzdeki süreçte teknik düzeyde çalışmaların hızlandırılması ve somut iş birliklerinin hayata geçirilmesi için düzenli iletişimin sürdürülmesi yönünde karar aldı. Atatürk Üniversitesi, Özbekistan’da gerçekleştirdiği bu kapsamlı temaslarla sağlık bilimleri alanında uluslararasılaşma vizyonunu güçlendirirken, Türk dünyası ile kurduğu bilimsel ve stratejik iş birlikleri sayesinde küresel ölçekte söz sahibi olma hedefi doğrultusunda önemli bir adım daha atmış oldu.
Balıkesir Atatürk’ün Ayvalık’a gelişinin 92. yıl dönümü törenle kutlandı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 13 Nisan 1934’te Ayvalık’a gelişinin 92. yılı, coşkulu bir törenle kutlandı. O dönem Atatürk’ün ilçeye giriş yaptığı güzergâh, bugün protokol ve halkın katılımıyla tekrar yüründü. Ayvalık Karayolları 29. Şube Şefliği önünden saat 10.00’da başlayan yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi. Törene Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, Garnizon Komutanı Albay Hüseyin Aydın, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin ve eşi Canan Ergin’in yanı sıra daire amirleri, gaziler, şehit yakınları, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen törende önce saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı okundu. Çelenk sunumu sonrası Atatürk Anıtı’na çiçekler bırakıldı. Törende konuşan Belediye Başkanı Mesut Ergin, 92 yıl önce, bugün Ayvalık’a gelip bu toprakları ziyaret eden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün güzergâhından yürüyerek halkın karşısına gelmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi. Cumhuriyet Meydanı’nda günün anlam ve önemiyle ilgili şöyle konuşan Başkan Ergin, "Mustafa Kemal Atatürk’ün 13 Nisan 1934 tarihinde Ayvalık’a gelişi, kentimizin tarihine kazınmış anlam kazanan önemli günlerden biridir. Bugün, tarihimizin en gururlu sayfalarından birinin, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün güzel Ayvalık’ımıza ziyaretinin yıl dönümünü kutlamak için bir aradayız. 13 Nisan 1934’te bu topraklara attığı her adım, sadece bir ziyaret değil; bağımsızlık meşalesinin bu kıyılarda yeniden yanmaya başladığının önemli işaretlerinden biridir. O gün Ayvalık’ta yaşanan heyecanı, o anlara tanıklık eden büyüklerimizden dinleyerek büyüdük. ‘Paşamız geliyor’ diyerek bayraklarıyla yollara düşen Ayvalıklılar, bir milleti yeniden ayağa kaldıran lidere duydukları sevgi ve minneti en içten şekilde göstermişlerdir. Atatürk, Ayvalık’a geldiğinde sadece zeytin ağaçlarını ve maviyi görmedi; o, işgale karşı ilk kurşunu sıkarak milli mücadelenin fitilini ateşleyen bu kahraman kentin asil ruhunu gördü. Ayvalık, onun gözünde her zaman vatanın sarsılmaz bir kalesi olmuştur. O’nu Ayvalık’ta ağırlamış olmanın verdiği onur, omuzlarımıza büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Bizler de bugün yerel yönetim olarak; onun işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için; Doğamızı koruyarak, Kültürel mirasımıza sahip çıkarak ve her bir ferdimizin refahı için yılmadan çalışarak bu sevdayı sürdürüyoruz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları bize vatan kılan tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. ‘Hoş geldin Paşam’ nidasıyla yankılanan sokaklarımızda, bugün de aynı heyecan ve aynı kararlılıkla yürüyoruz. Atatürk’ün ışığı, Ayvalık’ın mavisiyle sonsuza dek birleşmiştir. Hepimize kutlu olsun! Bu duygularla, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anıyor; "Paşam, Ayvalık’ımıza iyi ki geldiniz, hoş geldiniz diyorum."diye konuştu. Törende duygusal anlar yaşandı Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in konuşmasının ardından öğrencilerin günün anlam ve önemine ait şiirleri seslendirmesinin ardından halk oyunları gösterimleri ilgiyle izlenildi. Etkinlikte Atatürk’ün Ayvalık’a gelişiyle ilgili fotoğraflar, belgeler ve hatıralar paylaşılırken, birçok vatandaş gözyaşlarına hâkim olamadı. Ayvalık halkı, her yıl 13 Nisan’da olduğu gibi bu yıl da Ata’sını aynı sevgi ve bağlılıkla andı.
Iğdır Iğdır Ovası’nı çevreleyen sıra dağlar yeniden beyaza büründü Iğdır’da bahar ayında güneşli havanın ardından gelen kar yağışı, özellikle yüksek kesimleri yeniden kış manzarasına çevirdi. Iğdır’da bahar mevsimi etkisini göstermeye çalışırken, hava şartları sürpriz yaptı. Şehirde birkaç gün süren güneşli ve ılıman havanın ardından sıcaklıklar yeniden düşerken, özellikle yüksek kesimlerde kar yağışı etkili oldu. Sabah saatlerinde uyanan vatandaşlar, Iğdır Ovası’nı çevreleyen Ağrı Dağı, Zor, Pamuk Dağı ve Tekaltı dağlarının yeniden beyaza büründüğünü gördü. Nisan ayında yağan kar bölgede dikkat çekerken, ortaya kartpostallık görüntüler çıktı. Iğdır’da yaşayan Harun Cengiz, bu yıl yaşanan kış şartlarının alışılmışın dışında olduğunu belirtti. Nisan ayında hala kar yağışı görülmesinin dikkat çekici olduğunu ifade eden Cengiz, vatandaşların kışlık kıyafetlerini henüz kaldırmadığını söyledi. "Böyle bir kış hatırlamıyorum" Yaşadığı durumu şu sözlerle dile getiren Cengiz, "Uzun zamandır Iğdır’da yaşıyorum. Ancak böyle bir kış mevsimi yaşadığımı hatırlamıyorum. Bu yıl adeta yılların karı yağdı diyebiliriz. Şu an, nisan ayı olmasına rağmen yüksek kesimlerde hala kar yağışı devam ediyor. İnsanlar kışlık elbiselerini henüz kaldırmış değil" dedi. "Gündüz de gece de soğuk" Önceki yıllarda bu aylarda sıcak havanın etkili olduğunu hatırlatan Cengiz, "Önceleri bu aylarda sıcak havadan insanlar bunalırdı. Ancak şimdi kar yağışı nedeniyle hem gündüzleri hem de geceleri hava oldukça soğuk geçiyor. İnsanlar hala üşüyor" ifadelerini kullandı. Havaların mevsim normallerinin altında seyretmesinin tarımı da etkilediğini belirten Cengiz, durumun hem olumlu hem de olumsuz yönleri olduğunu vurgulayarak, "Kar yağışı toprağa can suyu oluyor. Ancak soğuk havalar ekim ve dikim işlerini geciktiriyor" şeklinde konuştu.