GENEL - 10 Haziran 2023 Cumartesi 16:42

Skolyoz Savaşçıları’ndan zırhlı, tüllü ‘korseli’ defile

A
A
A
Skolyoz Savaşçıları’ndan zırhlı, tüllü ‘korseli’ defile

Ünlü Manken Tülin Şahin ve skolyoz tedavisi gören, yaşları 9-16 arası değişen gençler, Tasarımcı Şansım Adalı kıyafetleriyle, Skolyoz’a karşı farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir adım attılar.

Ünlü Manken Tülin Şahin ve skolyoz tedavisi gören, yaşları 9-16 arası değişen gençler, Tasarımcı Şansım Adalı kıyafetleriyle, Skolyoz’a karşı farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir adım attılar. Skolyoz Savaşçıları’nın ve uzman hekimlerin tedavide korsenin önemini vurguladıkları, ‘Skolyoz tedavisinde yalnız değilsiniz’ mesajı verdikleri etkinlik ve defile izleyenlerden beğeni topladı.



Günümüzde her 100 çocuktan 3’ünün kapısını çalan, omurganın yana doğru eğriliği olarak tanımlanan skolyoz, son yıllarda teknoloji ve tıptaki hızlı ilerlemeler ve hekimlerin tecrübeleriyle tedavi edilebiliyor. Ancak erken teşhis ve tedavi önem arz ediyor. Toplumda bu farkındalığı oluşturmak için her yıl Haziran ayında etkinlik düzenleyen Acıbadem Sağlık Grubu bu yıl 10’uncu kez Skolyoz Farkındalık Etkinliği gerçekleştirdi. İstanbul’da yapılan etkinlikte skolyoz ile mücadele edenlere yalnız olmadıkları vurgulanıp, tedavide yeni ve etkili yöntemler anlatıldı. Haziran-Skolyoz Farkındalık Ayı kapsamında bu yıl 10’uncusu düzenlenen etkinlikte, defile öncesi, skolyozla mücadelelerine rağmen her biri alanında öncü olmuş ve başarı öykülerine imza atmış isimler, hastalar ve aileleri uzmanlarla bir araya geldi.



Avrupa Kulüpler Birliği’nin Yönetim Kurulu’na seçilen ilk kadın, Avustralya Profesyonel Futbol Ligi Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Köksal; ABD İstanbul Başkonsolosu Julie Ann Eadeh, Curvy Girls Scoliosis Türkiye Temsilcisi Mina Çermikli de kendi öykülerini anlatırken deneyimlerini paylaştılar ve önemli mesajlar verdiler. Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi Direktörü, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, skolyoz tedavisindeki en yeni gelişmeleri anlatırken, Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağlar Yılgör; son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda; düzenli egzersizle desteklenen ve kurallara uyularak etkili şekilde sürdürülen korse tedavisinin, ameliyata gerek bırakmayabildiğini ortaya koyduğunu söyledi.



“Erken teşhis ve tedavi çok önemli”


Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi Direktörü, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, “Skolyoz özellikle hızlı büyüme döneminde ortaya çıkıyor. Gelişen çocuklarda hızlı büyüme döneminde hızlı boy atma durumu olduğunda sık sık kontroller yapılması gerekiyor. Çocukların bazen sırtında hörgüç gibi bir çıkıntıda oluşabiliyor. Omurganın kendi etrafında dönmesiyle kaburgaların asimetrik bir hal alma biçimidir. Skolyozun erken teşhis ve tedavisi çok önemli. Aksi takdirde omurga eğrilikleri ilerleyerek sorun çok daha karışık bir hal alabilir. Erken teşhis ve tedavi sayesinde ameliyat dışı tedavilerle de eğrilikler kontrol altına alınabiliyor. Korse tedavisinin yanı sıra bant ile gerdirme gibi yöntemler de son yıllarda giderek yaygınlaşıyor. Bu sayede hareket kısıtlılığı olmadan büyüme devam edebiliyor. Büyümesi tamamlanan gençlerde ise füzyon (sabitleme) yöntemiyle hareket tamamen yok edilmeden tedavi mümkün olabiliyor” dedi. Prof. Dr Ahmet Alanay, özellikle son yıllarda ülkemizde de teknoloji ve tıptaki hızlı gelişmeler ve hekimlerin tecrübeleri sayesinde 1-1.5 yaşındaki bebeklerde dahi başarılı ameliyat sayesinde tam düzelme sağlanabildiğini vurguladı.



“Korse takmaktan korkmayın”


Skolyoz hastası küçük kız, “Ben 6 yaşındayken annem ve babam yamuk duruşumdan şüphelendiler. Doktor kontrolüne gittik ve röntgenim çekildi skolyoz ile ilk o zaman tanıştım. Tabiki küçük olduğum için skolyozun ne anlama geldiğini bilmiyordum. Röntgenimi gösterip bana bunu anlatınca nasıl bir durumda olduğumu anladım. 4 senedir korse kullanıyorum. Günde 20 saat korseyi takıyorum. Skolyoz hastalığı olan arkadaşlarıma tek tavsiyem korse takmaktan korkmasınlar” dedi.



“Çelikten omurga, gücünüzün göstergesi”


ABD İstanbul Başkonsolosu Julie Eadeh de, omurgasında anormal bir eğrilikle yaşama ve çalışmaya dair deneyimlerini paylaştığı konuşmasında, 14 yaşındayken skolyoz teşhisi konulduğunu ve omurgasının düzeltilmesi için çok sayıda ameliyat geçirdiğini belirterek, genç bir kız olarak bu teşhisi kabullenme sürecini şöyle anlattı: “İçimde bir kıvılcım çaktı ve bu ameliyatın ve fiziksel bozukluğumun beni hedeflerimden alıkoymasına izin vermeyeceğime karar verdim.” Başkonsolos Eadeh ayrıca, “görünmez engeller,” yani başkaları tarafından ilk bakışta fark edilmese de kuvvetsizlik ve acıya sebep olabilen engellere değindi. ABD’de engelli bireylerin sivil haklarını koruyan Engelli Amerikalılar Yasası’nın geçmesini sağlayan aktivistlerin önemine dikkat çeken Eadeh “Bu yasayla, ABD engelli bireylerin sivil haklarının güvence altına alınması konusunda küresel bir lider haline gelmiş ve onlara, benim gibi, anlamlı ve tatmin edici işler bulma imkanını sağlamıştır” dedi. Prof. Dr. Ahmet Alanay ve Comprehensive Spine Center’daki ekibinin kullandığı tekniklere değinen Başkonsolos Eadeh, ayrıca Prof. Dr. Alanay’ın dünyanın en saygın omurga derneklerinden biri olan Scoliosis Research Society’nin Kurul Üyesi ve Eğitim Konseyi Başkanı olarak başarılı çalışmalarına dikkat çekti. Başkonsolos, etkinliğe katılan hastalara, “çelikten omurgalarının”, sahip oldukları muazzam güç, metanet ve kararlılığın bir göstergesi olduğunu söyledi.



Ünlü Manken Tülin Şahin, “Ağır bir bel fıtığı sorunu yaşadığını, sırtında da ağrı oluşunca ‘acaba skolyoza mı yol açtı?’ düşüncesiyle kontrole gittiğini ancak tedaviye gerek olacak bir eğrilik saptanmadığını belirterek “Skolyozun farkında olmak, erken teşhis için kontrolleri yaptırmak bence çok önemli. Biliyoruz ki bu ağırlıklı olarak özellikle genç kızlarda, büyüme çağında çok sık görülüyor. O yüzden de anne babalar çocuklarını hep dikkatli takip etsinler. Skolyozun erken teşhisi ve tedavisinin önemine dikkat çekmek için ben de Skolyoz Savaşçısı gençlerimizle birlikte podyuma çıkacağım ve Tasarımcı Şansım Adalı’nın tasarımlarıyla gerçekleştireceğimiz defile ile bu farkındalığı taçlandıracağız. Skolyoz korsesi takan arkadaşlara ben ‘Skolyoz Süper Kahramanları’ diyorum ve onları bu zorlu dönemdeki sabırlarından ve azimlerinden dolayı kutluyorum” diye konuştu.



“Skolyoz ameliyatı sonrası boyum 7 santim uzadı”


Avrupa Kulüpler Birliği’nin Yönetim Kurulu’na seçilen ilk kadın olan, Avustralya Profesyonel Futbol Ligi Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Köksal da etkilikte açıklamalarda bulundu. Skolyozu 8 yaşında fark edilen Köksal ‘acaba annem, babam ve çevremdekiler beni artık sevmez mi?’ endişesiyle kendini her alanda çok çalışmaya, çok güçlü olmaya adadığını ifade etti. “Bugün geçmişe dönüp baktığımda kendimce bu ‘eksikliğimi’, girdiğim her işte çok başarılı olarak kamufle etmeye çalıştığımı görüyorum. Bu ‘görünmez engelim’ benim yaşamımı şekillendirmişti” diyen Köksal o günleri şöyle anlattı: “12 yaşında korse takmam gerektiği söylenince, o yaşlardaki bir kız çocuğunun ruh hali düşünüldüğünde, herkesten farklı olmak istemediğimden itiraz ettim. Korseyi düzenli takmadığım ve bir süre sonra tamamen çıkardığım için eğriliğim yıllar içinde 23 dereceden 70 dereceye ulaştı. Yine de yaşama dört elle sarıldım ve çok aktif bir yaşam sürdüm, düzenli spor yapıp kiloma dikkat ettim. O günlerde doktorumun söylediği ‘ileride anne olamazsın’ sözüne rağmen hem de normal doğumla 2 çocuk yaptım. Ancak geçen sene skolyoz eğrilik derecem 100’ün üzerine çıkıp alarm verince Prof. Dr. Ahmet Alanay’ın usta ellerine kendimi teslim ettim.”



“Çocuğa çok iyi açıklanmalı”


Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağlar Yılgör de skolyoz tedavisinde aile, doktor, fizyoterapist ve ortotist işbirliğinin önemine dikkat çekerken, son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda düzenli egzersiz ve korse tedavisinin, ameliyata gerek bırakmayabildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Doç. Dr. Çağlar Yılgör “Çocukluk eğriliklerinde eğer uygun hastada, uygun korse kullanılırsa ve gerekli süre boyunca egzersizle de desteklenir, kurallara uygun olarak takılırsa, büyüme döneminde eğriliğin ilerlememesi konusunda çok ciddi yol alınıyor hatta skolyoz defterinin kapanmasını ve bir daha da açılmamasını sağlayabiliyor. Ancak korse tedavisine büyüme döneminde başlamak gerekir çünkü uzama bitince fayda sağlamaz” dedi. Korseyle yaşamın geçici bir süre olsa da zor ve sıkıntılı bir süreç olduğunu ancak sabırla ve gerekli özeni göstererek takıldığında nihayetinde çok büyük faydalar sağladığının çok net ortaya konulduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çağlar Yılgör, çocuğa bu durumun çok iyi açıklanması ve tüm zorluklarına, sıkıntılarına rağmen tedavide çok başarılı sonuçlar alındığının iyi izah edilmesi gerektiğini söyledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GKV’liler "Artiz Mektebi" adlı oyunu sahneledi Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri Tiyatro Kulübü tarafından hazırlanan, Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde sergilenen "Artiz Mektebi" adlı büyük ilgi gördü. Oyunda rol alan öğrencilerin yüksek performansı dikkat çekerken oyunun sonunda izleyiciler ayakta alkışladı. Gaziantep Kolej Vakfı Özel Liseleri Tiyatro Kulübü tarafından hazırlanan, Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde sergilenen "Artiz Mektebi" adlı oyun büyük ilgi gördü. Geceye Gaziantep Kolej Vakfı Mütevelli ve Yönetim Kurulu Üyesi Aysel Tokatlı, Gaziantep Kolej Vakfı Özel Okulları Genel Müdürü Fevzi Gürsel, idareci, öğretmen, veliler ve çok sayıda davetli katıldı. Oyun öncesi bir konuşma yapan GKV Özel Liseleri Müdürü Sayın Murat Sadık Öngen sahne sanatlarının insan yaşamında ki rolü ve önemine değinerek büyük emekler ve dev bir kadro tarafından sahneye hazırlanan oyunun hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Müjdat Gezen ve Kandemir Konduk tarafından yazılan Artiz Mektebi, bir konservatuarda okuyan öğrencilerin ve öğretmenlerin başından geçenleri anlatan bir güldürü. Batı hayranı okul müdüresine karşı öğrencilerin vermiş oldukları mücadeleyi, birbirini seven biri yoksul biri zengin iki gencin hem ailesiyle hemde okulu ticarethane olarak gören okul müdüresiyle olan mücadelesini, yıllar sonra aynı okulda görev icabı karşılaşan iki emekli öğretmenin aşklarını konu alan bir oyun. Artiz Mektebi’ne dev bir kadro Oyunun sahnelenmesinde görev alan GKV Özel Okulları öğretmenlerinden Mehmet Ali Erbudak, Hüseyin Kara, Semra Karakuzulu, Hayal Bazoğlu, Şeyma Aslantaş, Meryem Gürsel, Abdullah Doğan’ın yanı sıra teknik destekte Mehmet Falay, Erhan Çağlı, Mehmet Coroz, Cevdet Yalçın, Hüseyin Bakır, Şahin Güner, Kadir Özçelik, Ümit Doğan ve Sibel Narcı görev aldı. Artiz Mektebi adlı oyunda GKV Özel Liseleri öğrencilerinden Mehmet Emir Uğur, Ecrin Seher Deniz, Hazal Ece Demir, Mehmet Deniz, Cemre Yıldırım, Öykü Yeğin, Kayra Tavuz, Elif Türkmen, Yağmur Baydar, Mina Kayrak, Nil Demirci, Ceylin Köylüoğlu, Minel Özalp, Mevce Kaygısız, Alp Eymen Yüzbaşı, Duru Taşkın, Hanifi Orak, Rüzgâr Özseven, Ela Işıl Aksoy, Nas Benlier, Nazenin Yoldaş, Işılay Kürümlüoğlugil, Almina Potuk, Efe Buğra Erkılınç, İsmet Arıkan, İpek Taşkıran ve Yağmur Yenice rol aldı. Artiz Mektebi adlı oyunda sahne alan Dans Grubunda ise Asya Çağlayan, Birol Gül, Candan Düzen, Alaz Toprak Dereli, Yağmur Yenice, Ali Kemal Sarıoğlu, Naz Ayalp, Anıl Arda Çolak, Dicle Çeri, Doruk Savcı, Efe Onur Narin, Elvin Elif Durmuş, Mehmet Taha Polat ve Doğa Erden görev aldı. İzleyenleri kahkahaya boğan oyunun ardından GKV Mütevelli ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Aysel Tokatlı öğrencileri ve projeye destek veren öğretmen ve idarecileri kutlayarak günün anısına birer çiçek takdim etti.
Eskişehir Akran zorbalığı davasında tahliye kararı tartışma çıkardı Eskişehir’de 4 öğrenci tarafından darp edilerek omuriliği zarar gören ve çenesinde kalıcı hasar oluşan Nail Kayra davasında, yaklaşık 3 aydır tutuklu bulunan 4 çocuğun adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine mağdur aile tepki gösterdi. Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan akran zorbalığı olayında sıcak bir gelişme yaşandı. Okul çıkışında bir grup öğrenci tarafından feci şekilde darp edilen, saldırı sonucu omuriliği zarar gören ve çenesindeki hasar sebebi ile uzun süre sıvı gıdayla beslenmek zorunda kalan Nail Kayra Altınkama’nın hukuk mücadelesinde ilk duruşma görüldü. Mahkeme, tutuklu yargılanan çocuklar A.L., E.İ.A., O.G. ve Y.Z.’nin, yaşları ve tutukluluk süreleri göz önünde bulundurularak adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi. Dava sonrası adliye çıkışında iki aile arasında gerginlik yaşanırken, suça sürüklenen çocukların ailelerinin mağdur tarafa "Adalet yerini buldu" demesi üzerine tartışma çıktı. "Yeğenim bir hafta sonra ameliyat masasına yatacak" Mağdur çocuğun hem akrabası hem de avukatı olan Muhammet Şirvan, mahkeme çıkışında yaşanan tartışmaya ve tahliye kararına tepki göstererek, "Ailenin avukatı olmamın ötesinde, bu zorbalığı bizzat yaşayan taraftan biriyim. Sekiz yıllık meslek hayatımda başıma böyle bir şey geleceğini düşünmezdim. Yeğenim Nail Kayra, hunharca bir zorbalığa maruz kaldı. Günlerce sıvı ile beslendi, ailece büyük eziyetler çektik. Bugün üç aylık tutukluluk neticesinde bir tahliye kararıyla karşı karşıyayız. Mahkemeden çıkıyoruz, ailenin bize tepkisi adaletin yerini bulduğu yönündedir. Bu ne kadar acı bir ifadedir. Benim yeğenimin bir hafta sonra burada ameliyatı var" dedi. "Muşta ile omuriliğine vuruldu, geleceği mahvoldu" Olayın vahametini kamera kayıtlarının açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Avukat Şirvan, "Kamera kayıtlarında her şey ortada; hiçbir şey söyleyemeden hunharca darp edildi. Muştayla omuriliğinden zedelendi ve çenesinde kalıcı hasar var. Yeğenimin geleceği mahvoldu ama aile adaletin yerini bulduğunu söylüyor. Adalet yerini falan bulmadı. Bu şekilde akran zorbalığının önüne geçemeyiz. Hakim bizi sosyal medyada kelimelerimize dikkat etmemiz konusunda uyardı; biz dikkat ederiz ama karşı tarafta bu bilinç yok" ifadelerini kullandı. Şirvan, karara itiraz edeceklerini dile getirdi. "Bu davanın örnek teşkil etmesini isterdim" Mağdur çocuğun babası Cahit Altınkama ise, karşı tarafın "Adalet yerini buldu" diyerek kendilerini tahrik ettiğini belirterek, "Ne denilebilir ki; adaletin yerini bulup bulmadığını bilemiyorum. Karardan kesinlikle memnun değilim. Her şey aileden ve çocuk terbiyesinden başlıyor. Eğitim ve öğretim yuvaları sadece sonraki aşamalardır. Çocuklar şiddete eğilimli yetiştiriliyor. Ben bu davanın toplumda bir örnek teşkil etmesini, akran zorbalığının cezalandırılacağını göstermesini isterdim ama maalesef tahliye edildiler" diye konuştu.
Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde 15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi düzenlendi Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde Basın İlan Kurumu’nca düzenlenen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nin ilki gerçekleştirildi. "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" temalı proje, genç iletişimcileri mesleki açıdan güçlendirmeyi amaçlıyor. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde, Basın İlan Kurumu tarafından, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin 10. yıl dönümünde "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" temasıyla hayata geçirilen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nin ilki gerçekleştirildi. Türkiye genelinde 7 bölgeyi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içinde yürütülecek proje, genç iletişimcileri mesleki açıdan güçlendirmeyi hedefliyor. Teori ve uygulama bir arada Genç iletişimcilerin tarihsel bir olay üzerinden mesleki reflekslerini yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyan atölye, teori ve uygulamayı bir araya getiren iki bölümden oluştu. Programın ilk bölümünde açılış konuşmalarının ardından Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şeker, medya etiği ve sorumlu yayıncılık üzerine sunum yaparak deneyimlerini paylaştı. Kriz haberciliği ele alındı Program kapsamında ayrıca, İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Narin Tülay Bektaş’ın moderatörlüğünde "Kamu Kurumlarında ve Medya Sektöründe Kriz Haberciliği" başlıklı oturum düzenlendi. Oturumda TRT Antalya Haber Müdürü Muhammed Ahmet Öcal ile Antalya Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Ramazan Kızılkaya, kriz dönemlerinde habercilik deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Atölye uygulamaları Atölyenin ikinci bölümünde ise öğrenciler uygulama gruplarına ayrıldı. Her gruba sektörden deneyimli gazeteciler eşlik ederken, haber yazımı, görsel düzenleme ve dizgi süreçleri uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Katılımcılar, hazırladıkları içeriklerle gazete birinci sayfalarını oluşturup baskıya hazır hale getirdi. "Gazetecileri hekimlerle özdeştiriyorum" Programın açılışında konuşma yapan Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, programa ev sahipliği yaptıkları için mutlu olduklarını dile getirerek, "Kıymetli katılımcılar, gazetecilik sadece bir meslek, iletme yeteneği ve mücadelesi değil. Gazetecilik, bir toplumun hafızasını, gerçekleri, hakikatleri, bunun için mücadele etmek, bunun savunmasını vermek anlamına geliyor bence. Çünkü ben de bir hekim olarak, bunu yaparken sizler ve hekim grubu özdeşleştirmek istiyorum. Çünkü bir vicdani sorumluluğumuz var. Sadece bir mesleği, bir yazıyı yazmak, bir fotoğrafı çekmek, onu manşetlere taşımak değil sizin mesleğiniz. Bir vicdan taşıyorsunuz. Çünkü bu vicdanla toplumun yolunda bir ışık yakıyorsunuz ve kararlarını etkileyecek ufuk açıyorsunuz. İşte bu yüzden kendi mesleğimle özdeşleştiriyorum. Çünkü hekimlikte de yaptığınız işin icraatından çok vicdanınızın devreye girip, sonuçlarını ona göre değerlendirip, o anda karar vermeniz, aynı sizler gibi hızlıca, o dakikada, o saniyede o işi yapmanız gerekiyor. Sizler çok geniş kitlelere hitap ediyorsunuz. Bu anlamda çok değerli yaptığınız iş ve çok önemli" dedi. Hafızayı koru hakikati yaz Atölyenin temasına değinen Prof. Dr. Arıcı, "Bu atölyenin teması ’Hafızayı koru ve hakikati yaz’. Gerçekten de en önemli motto bu manşetlere taşıdığınız haberlerde. Kriz anında, olağanüstü durumlarda, felaketlerde doğru bilgiye ulaşmayı, dezenformasyonu engellemeyi, bunu yaparak da etik değerlere bağlı kalmayı öğreneceksiniz. Bugün burada edindiğiniz bilgilerle de tecrübeniz desteklenecek" şeklinde konuştu. Tarihe iz bırakma Böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirten İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Seçil Deren Van Het Hof, "Konu çok kıymetli. Çünkü basın sadece güncel haberlerin yayılması için bir araç değil, yıllar geçtikten sonra ne olduğunu anlamak için dönüp baktığımız bir arşiv kaynağıdır aynı zamanda. Onun için bu arşiv kaynaklarında olayların nasıl ele alındığı, nasıl yorumlandığı, o günkü hakikatin nasıl kurulduğu konusunda bize bir rehber olur. Bu arşiv kaynağını ya da tarihe iz bırakma işini sizler üstleniyor olacaksınız. Onun için bunun kıymetini anlamak açısından bu etkinliği düşünen, tasarlayan herkese çok teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. Tarihi hafıza diri tutulacak Basın İlan Kurumu Antalya Bölge Müdürü Mevlüt Uluçamlıbel de konuşmasında, "15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10. yıl dönümünde, demokrasi şuurunu ve toplumsal sorumluluk bilincini, geleceğin gazetecilerine aktarmak üzere bu anlamlı projeyi hayata geçirmiş bulunuyoruz. O gece, basın emekçilerinin kalemi, hakikatin sarsılmaz gücüyle birleşmiş, atılan manşetler milletimizin iradesine tarihi not olarak düşmüştür. Bugün aynı bilinç, kurumumuz ile Akdeniz Üniversitesi’nin iş birliğiyle genç iletişimcilerimizin kaleminde yeniden vücut buluyor. O gece sen olsaydın nasıl manşet atardın sorusuna verilecek her cevap, yalnızca bir uygulamanın değil, mesleki duruşun ve vicdani sorumluluğun da bir tezahürü olacaktır. Zira hafızayı diri tutacak ve hakikati kayıt altına alacak olanlar, yarının gazetecileri, yani sizlersiniz. Biz de sizlerin kalemine inanıyor ve güveniyoruz. Akademi ile kurduğumuz iş birlikleri sayesinde sizleri mesleğe daha donanımlı şekilde hazırlamayı hedefliyoruz. Bu atölye bir yönüyle tarihi hafızayı diri tutmayı, diğer yönüyle kriz anlarında doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksinin nasıl ortaya konulacağını uygulamalı olarak göstermeyi amaçlıyor" diye konuştu. Program, öğrencilere sertifikalarının takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Karabük Yurt Lig heyecanı öncesi sporcular Karabük ve Safranbolu’yu keşfetti Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü (KYGM) tarafından düzenlenen Yurt Lig Karadeniz Bölge Futbol Müsabakaları öncesinde Karabük’e gelen sporcular için şehir merkezi ve Safranbolu’da gezi programı düzenlendi. Organizasyon öncesi kentin tarihi ve kültürel noktalarını gezen sporcular, hem Karabük’ü tanıdı hem de müsabakalar öncesinde moral depoladı. 30 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında Karabük’te gerçekleştirilecek müsabakalara Amasya, Bolu, Çorum, Düzce, Kastamonu, Samsun, Sinop ve Zonguldak’tan yaklaşık 250 sporcu, antrenör ve idareci katılacak. Müsabakalar öncesi düzenlenen program kapsamında kafileler Karabük şehir merkezindeki önemli noktalar ile UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu’nun tarihi sokakları, konakları ve kültürel alanlarını ziyaret etti. "Sporcular tarihi kentte moral depoladı" Gezi programı kapsamında tarihi ve kültürel mirası yakından tanıma fırsatı bulan sporcular, müsabakalar öncesinde moral depolarken, Safranbolu’nun eşsiz atmosferi katılımcılardan tam not aldı. Katılımcılar, Karabük’ün doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve misafirperverliğinden duydukları memnuniyeti dile getirirken, organizasyonun yalnızca sportif rekabet değil kültürel kaynaşma açısından da önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Spor turizmine katkı sağlayacak Karadeniz Bölge Müsabakalarının Karabük’te düzenlenmesinin kentte spor turizmine katkı sunması beklenirken, organizasyonla birlikte ekonomik hareketliliğin artması ve Karabük ile Safranbolu’nun tanıtımına değer katılması hedefleniyor. Yetkililer, böylesi organizasyonların gençler arasında dostluk ve dayanışmayı güçlendirdiğini vurgulayarak Karabük’ün spor organizasyonlarına ev sahipliği yapma kapasitesinin her geçen gün arttığını belirtti. "Karabük sporun buluşma noktası oluyor" Organizasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunan yetkililer, Karabük’ün son yıllarda spor altyapısı ve organizasyon kabiliyetiyle dikkat çektiğini belirterek, "Bu tür bölgesel organizasyonlar sadece sportif başarıya değil, şehrimizin tanıtımına da katkı sunuyor. Genç sporcularımızı Karabük’te ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Karabük, önümüzdeki günlerde başlayacak müsabakalarda genç sporcuları ağırlayarak sporun birleştirici gücüne ev sahipliği yapacak.
Karabük Ovacıklı öğrencilerin yüzü bisiklet desteğiyle güldü Ovacıklılar Kalkınma ve Dayanışma Derneği (OVADER) tarafından ihtiyaç sahibi 50 öğrenciye bisiklet dağıtımı gerçekleştirildi. Ovacık’ın 42 köyünde yapılan dağıtım, çocukların yüzünü güldürdü. OVADER Kadın Kolları ve Gençlik Kolları öncülüğünde yürütülen sosyal sorumluluk çalışması kapsamında, kırsalda yaşayan ve ulaşımda zorluk yaşayan öğrencilere bisiklet desteği sağlandı. Proje ile hem öğrencilerin eğitim hayatına katkı sunulması hem de çocukların sosyal yaşamlarına destek olunması hedeflendi. Dernek üyelerinin katkılarıyla gerçekleştirilen dağıtım programında ihtiyaç sahibi 50 öğrenciye bisiklet teslim edilirken, çocukların sevinci renkli görüntülere sahne oldu. Ovacıklılar Kalkınma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Deligöz, dernek olarak sadece hemşehri dayanışmasını değil, sosyal sorumluluk projelerini de önemsediklerini belirterek, çocukların mutluluğunun her şeyden değerli olduğunu söyledi. Deligöz, "Geleceğimiz olan çocuklarımızın eğitimine ve sosyal gelişimine katkı sunmak bizim için büyük bir sorumluluk. Özellikle kırsal mahalle ve köylerimizde yaşayan öğrencilerimizin yanında olmak istedik. 42 köyümüzde 50 evladımıza bisiklet ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sadece bir bisiklet desteği değil, çocuklarımızın hayallerine dokunma projesidir" dedi. "Çocuklarımız için çalışmaya devam edeceğiz" Benzer sosyal projeleri sürdüreceklerini ifade eden Deligöz, "OVADER olarak kadın kollarımız ve gençlik kollarımızla birlikte eğitime, dayanışmaya ve sosyal yardımlaşmaya yönelik çalışmalarımız sürecek. İmkanlarımız ölçüsünde daha fazla çocuğumuza ulaşmayı hedefliyoruz. Çocuklarımızın yüzündeki tebessüm bizim en büyük kazancımız" diye konuştu. Dernek yetkilileri, eğitim ve sosyal destek odaklı projelerin artarak devam edeceğini belirtirken, yapılan yardımın köylerde memnuniyetle karşılandığı öğrenildi.
Ankara BBP Genel Başkanı Destici: "İşçi Bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "İşçi Bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın, işçiler tarafından kutlansın. Milletimizin iştirak etmeyen her bir ferdi bu bayram kutlamalarına katılsın" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme dair açıklamalar yaptı. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kendisinin de kutladığını belirten Destici, işçilerin ağır ve önemli problemlerinin olduğunu, bu problemlerin kabul edilip çözümleri için var gücüyle çalışmak zorunda olduklarını kaydetti. Destici, "Milletçe çok ağır ekonomik şartları yaşıyoruz. Özellikle asgari ücretle çalışanların, emekliler hele ki bir birikimleri yoksa" şeklinde konuştu. "Asgari hane geçim rakamı tespit komisyonu bir an önce kurulmalı" Emekli maaşlarına değinen Destici, "Bugünkü gelirleriyle emeklilerimizin ve asgari ücretlilerimizin sadece aldıkları maaşla ya da ücretle hayatlarını idame ettirmeleri, hanelerini geçindirmeleri asla mümkün değildir. Onun için bir kere daha söylüyoruz. Büyük Birlik Partisi olarak kamuoyuyla paylaştığımız, hükümet yetkilileriyle paylaştığımız asgari hane geçim rakamı tespit komisyonunun bir an önce kurularak, bölgelerimize göre bir asgari hane geçim rakamının belirlenmesini ve bu rakamın altında kalan hanelere o rakamla elde ettikleri gelir arasındaki farkı ister kira yardımı, ister çocuk yardımı, ister sosyal yardım adı altında ödenmesi uygulamasına bir an önce başlanmasını istiyoruz" diye konuştu. "Planlama problemi var" İşsizliğin olduğunu ve işsizlikle beraber teknik eleman açığının olduğunu aktaran Destici, "Planlamada eğitim sistemimizde bir koordinasyon problemi olduğu çok açık ve nettir. Bu ülkede milyonlarca gencimiz işsizken, biz teknik eleman bulamıyorsak o zaman burada bir planlama problemi vardır. Hayvancılık için çoban bulamıyorsak ve bunu dışarıdan getirmek zorunda kalıyorsak, burada da büyük bir problem vardır. Tarım işçisi bulamıyorsak, fabrikada çalışan mavi yakalı işçi bulamıyorsak, ara eleman bulamıyorsak bu mutlaka ama mutlaka planlamanın çok net ve açık bir eksikliğidir. Maalesef üzülerek görüyoruz ki bu açığı kapatmak adına birtakım girişimler olsa da yeterli düzeyde olmadığını görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Zorla gençlerimizi liselerde okutuyoruz" Üniversitelerin en az üçte birinin teknolojik üniversitelere dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Destici, "Liselerimizin en az beşte biri teknoloji liselerine dönüştürülmelidir. Yani bizim bu çağda tekniğe, bilime hakim, teknolojiye hakim gençlere ve çalışacak olan insanlarımıza ihtiyacımız vardır. İyi yetişmiş kalifiye elemanlara ihtiyacımız vardır. Ülkemiz neredeyse milyonlarca lise ve üniversite mezunu genç işsizle karşı karşıya. Zorla gençlerimizi liselerde okutuyoruz. Ama ellerine bir meslek veremediğimiz için liseyi bitirdikten sonra maalesef onlar için mutsuz bir hayat dönemi başlıyor. Aynı şey üniversite mezunlarımız için de geçerlidir" dedi. "İşçi Bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın" 1 Mayıs kutlamalarının bazı ideolojik gruplar tarafından sabote edileceğini iddia eden Destici, şöyle konuştu: "Ülkemizde 1 Mayıs ve 1 Mayıs üzerinden işçi halkları uzun yıllar maalesef marjinal ideolojik grupların istismarlı sahasına dönüştürülmüştür. Bugün de cuma günü göreceğiz. Pek çok noktada 1 Mayıs pankartları yerine, işçi sendikalarının amblemleri yerine pek çok marjinal grupların böyle büyük büyük bayraklarının öne çıkarıldığını, devlete savaş açıldığını, polise taş atıldığını ve bölücü sloganlar atıldığına şahitlik edeceğiz. Bunlar olsun istemiyoruz. İşçi Bayramı, işçi bayramı olarak kutlansın, işçiler tarafından kutlansın. Milletimizin iştirak etmeyen her bir ferdi bu bayram kutlamalarına katılsın ama bunlar kardeşlik, birlik ve dayanışma ruhu içerisinde geçsin ve işçilerimizin problemlerini ve talep ettiği halkların ön plana çıktığı kutlamalar olsun ve konuşmalar olsun istiyoruz. Bu nedenle işçilerimizin gerçek problemleri, bu istismarcılar yüzünden, bu marjinal gruplar yüzünden yıllarca konuşulamadı. İdeolojik saplantılarına hapsettiler. Milletin diğer kesimlerinin bu bayrama iştirakini engellemeye çalıştılar." "İşçi işçidir" Çalışanların haklarını alamadıklarını ve bunun kabul edilemeyeceğini belirten Destici, "Bu milletin evlatları, işçisiyle, köylüsüyle, memuruyla, devletinin birliğinin, ülkesinin gücünün, milletinin birliğinin, kardeşliğinin, kimliğinin, inançların ve dilinin yanındadır ve bundan sonra da burada durmaya devam edecek. Milletimiz ve işçilerimiz buna izin vermeyecektir. Hepimizin öncelikli meselesi olan çalışanların hakları ve problemleri, bu alçakların tertibine kurban edilmeyecektir. Tüm bunları söylerken diğer taraftan işçilerimizin, madencilerimizin çalıştıkları iş yerlerinden aylarca ter döktükleri halde maaşlarını alamadıklarına şahitlik ediyoruz. Bu asla kabul edilebilir bir durum değil. İster sağ sendika olsun, ister sol sendika olsun işçi hangi sendikaya bağlı olursa olsun. İster Türk, ister Türkmen, ister Alevi, ister Sünni, ister doğulu, ister batılı hiç fark etmez. İşçi işçidir" dedi. "Maaşlarının tamamı hem de fazlasıyla yatırılmalıdır" Eskişehir’den Ankara’ya kadar yürüyerek eylem yapan maden işçilerine de değinen Destici, şunları söyledi: "Eskişehir’de maden işçileri, aylarca maaş alamadıkları için Ankara Kızılay’da günlerce oturarak açlık grevi yaptılar. İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi ve ilgili diğer bakanlıklarımızın temsilcileriyle yapılan görüşmeler neticesinde bu eylemler sonlandırıldı. İşçilerimizin maaşlarının hesaplarına yattığı açıklandı. Fakat daha sonra işçilerimizin temsilcilerinden ya da işçilerimizin kendilerinden maaşlarının bir kısmının yattığı, bir kısmının yatmadığıyla ilgili açıklamalar geldi. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Maaşlarının tamamı hem de fazlasıyla yatırılmalıdır. Aylarca işçilere ödenmeyen bu işçilerin maaşı, alın terinin karşılığı nerelerde sonlanmıştır? Nerelerde ranta dönüştürülmüştür? Bunların devletimizin ilgili kurumları tarafından araştırılarak ortaya çıkarılmalı ve şayet böyle bir durum varsa bu şirket hakkında gerekli yasal işlemler yapılmalıdır."