GÜNDEM - 11 Mayıs 2026 Pazartesi 10:26

Evlatlarını Reyhanlı patlamasında kaybeden anne ve kızı 13 yıldır aynı acıyla yaşıyor

A
A
A

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirilen terör saldırısında evlatlarını kaybeden anne Döne Kuvvet ve kızı Hatice Kübra Erboz, 13 yıldır buruk acıyla yaşıyor. Anneler Günü’nde mutsuz ve üzgün olduğunu ifade eden Erboz, "Rabbim hiçbir anneyi evladıyla, kardeşiyle sınamasın. Tarif edilemeyecek bir acı" dedi.

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirilen terör saldırılarında 53 vatandaş hayatını kaybetmişti. Saldırıda hayatını kaybeden 2 yaşındaki Fatmanur Erboz ve teyzesi Nadire Kuvvet’in ailesi 13 yıldır buruk acıyla yaşıyor. Evlatlarını bombalı saldırıda kaybeden anne Döne Kuvvet ve kızı Hatice Kübra Erboz, üzgün olduklarını belirterek olayın faillerinin yakalanması için çalışma yürütenlere teşekkür ettiler.

Evlatlarını Reyhanlı patlamasında kaybeden anne ve kızı 13 yıldır aynı acıyla yaşıyor

"Katilleri Türk bayrağı altında esir düşmüş ve elleri kelepçeli gördük"

Reyhanlı patlamasında kızını ve kardeşini kaybeden Hatice Erboz, "Ben 11 Mayıs patlaması şehidi Fatma Nur Erboz’un annesi Hatice Erboz, Nadire Kuvvet’in de kız kardeşiyim. Anneler Günü’nde ablamı ve kız kardeşimi kaybetmenin hüznünü her sene yaşıyorum. Her sene bu acımız tazeleniyor. İlk günkü gibi taze oluyor. Rabbim hiçbir anneyi evladıyla, kardeşiyle sınamasın. Bu tarif edilmeyecek bir acı. Bütün ölmüşlerimizin mekanı cennet olsun. Başta şehit anneleri olmak üzere bütün annelerin Anneler Günü’nü kutluyorum. Rabbim bir daha böyle acılar yaşatmasın. Ülkemizde bir daha böyle günler yaşamayalım. Çocuğumu da ablamı da hasretle, özlemle anıyorum. Bugün çok mutsuzum ve çok üzgünüm. Reyhanlı patlamasıyla ilgili yakalananlara seviniyoruz. Açıkçası yüreğimize bir nebze de olsun su serpiliyor. Çünkü bizim çocuklarımız toprak altında yatarken onların gezip dolaşması, nefes alması zorumuza gidiyordu. Her zaman devletimize, MİT’imize, askerimize ve polisimize güvenimiz sonsuzdu. Bize bu müjdeli haberi vereceklerini umuyorduk zaten. Zamanla bunları da yaşadık. Bunları da gördük. Katilleri, Türk devletinde, Türk bayrağı altında esir düşmüş ve elleri kelepçeli gördük. Türk adaletinden kaçamayacaklar ve gerekli cezaları alacaklar" dedi.

Evlatlarını Reyhanlı patlamasında kaybeden anne ve kızı 13 yıldır aynı acıyla yaşıyor

"Benim gibi nice annelerin yüreği yanıyor ve Allah onlara da sıhhat versin"

Anneler Günü’nü buruk geçirdiğini ifade eden Döne Kuvvet ise, "Bugün Anneler Günü’dür. Her sene aynı acıyı yaşıyoruz. Hiç olmasa daha iyiydi ama demek ki kaderimizde vardır. Bunu gördük. Benim gibi nice annelerin yüreği yanıyor. Allah onlara da sıhhat versin. Ölmüşlerimizin mekanı cennet olsun. Allah cehennem ateşi göstermesin. Allah devletimizden de razı olsun" ifadelerini kullandı.

Ahmet Arslan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Buca Belediyesi’nde memurların eylemi sürüyor: Özgür Özel’e seslerini duyuracaklar Buca, Bayraklı ve Karşıyaka Belediyelerinde görevli memurların, Sosyal Denge Tazminatı (SDS) ve arazi tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle başlattıkları eylemler devam ediyor. Bugün tam gün iş bırakan memurlar, belediye binası önünde oturma eylemi yaparken, cuma günü İzmir’e gelecek olan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e seslerini duyurmak için hazırlık yaptıklarını açıkladı. Buca, Bayraklı ve Karşıyaka Belediyeleri’nde çalışan memurlar, 7 aydır ödenmeyen hakları için 10 Nisan’da başlattıkları eylemlerine kararlılıkla devam ediyor. Buca Belediye binası önünde toplanan Tüm Bel-Sen, Birlik Yerel Hizmet-Sen ve Bağımsız Yerel Hak-Sen üyesi memurlar, "Hakkımızı istiyoruz" çağrısında bulunarak Belediye Başkanı Görkem Duman’ı protesto etti. Eylemde Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube İdari Sekreteri Nurcan Hükenek, bütçe disiplini gerekçe gösterilerek emekçilerin haklarının gasp edilmesinin kabul edilemez olduğunu, tüm haklar teslim edilene kadar mücadelenin süreceğini vurguladı. "300 bin lira civarında geriye dönük alacak var" Tüm Bel-Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Nihat Filiz, eylemin detaylarını ve taleplerini şu sözlerle aktardı: "Bizim daha önce de Buca Belediye Emekçileri olarak haklarımızın gasbedilmesine yönelik olarak eylem ve etkinlikler yapıyorduk. Özellikle son süreçte başlayan eylemlerin nedeni şu: Birincisi şu an itibariyle 7 tane toplu sözleşme alacağımız içeride düzenli ödeme yapılmadığı için bunun ödenmesini tek seferde bunun ödenmesini istiyoruz. Şu an itibariyle ortalama 300 bin TL civarında geriye dönük alacaklar var. Bunun dışında en önemlisi de bir ay önce imza altına aldığımız toplu iş sözleşmemiz vardı. O toplu iş sözleşmesi muhtemeldir ki burada yapılan bu demokratik meşru yasal eylem ve etkinlikler gerekçe gösterilerek bir resmi yazı yazıldı ve bütün birimlere dağıtıldı. İmza altına alınan toplu sözleşmesi geriye çekilmeye çalışıldı. Bunu reddettiğimizi ve en önemli taleplerimizden bir tanesi de bu. Bu yazının mutlaka ama mutlaka geri çekilip toplu sözleşmenin şartlarına uygun davranmalarını bekliyoruz. Çünkü bu hukuksuz bir davranıştır. Çünkü imza altına alınan bir toplu sözleşme tek taraflı olarak bir kişi tarafından geri çekilemez. Bu hukuken de suçtur. Bunu ifade ediyoruz." "Görkem Duman bizi çağırmalı" Eylemlerin belediye yönetimi adım atana kadar artarak devam edeceğini belirten Filiz, şöyle devam etti: "Şimdi bu 3. haftada devam ediyoruz eylem ve etkinliklerimize. Ne zaman Belediye İdaresi Sayın Görkem Duman bizim taleplerimize cevap verir ya da sendikamıza çağrı yapar ve bizimle görüşmeyi düşünürse o zamana kadar devam edecek. Aksi halde bu eylem ve etkinlikler daha da artarak devam edecek. Karşıyaka’da biliyorsunuz orada da 3 haftadır eylemler devam ediyordu. Sayın Yıldız Ünsal cuma itibariyle gittik, görüştük. Kendisi çağırdı bizi. Dedi ki ’Müzakere yöntemine yeniden dönüyoruz’. Zaten biz masayı dağıtmadık. Sadece alt sınıra çekme talebi üzerine eylem başlamıştı dedi ve müzakereyi başlattı. Biz de eylemlerimizi sona erdirdik. Burada da yapmak istediğimiz şey bu. Bir an önce Sayın Görkem Duman sendikamıza çağrı yapmalı, bizi çağırmalı ve oturup toplu sözleşme sürecini bütün yönleriyle, bütün aşamalarıyla görüşmek istiyoruz. Bizim talebimiz bu." "Özgür Özel’e sesimizi duyuracağız" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İzmir ziyareti sırasında seslerini duyurmak için sahada olacaklarını belirten Nihat Filiz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Cumhuriyet Halk Parti Genel Başkanı önümüzdeki bu hafta içinde cuma günü açılışlar için İzmir’de olacağı söylendi. Özellikle Bayraklı’da en yoğun yaşadığımız sorunlardan biri de bu. Dolayısıyla orada arkadaşlar bunu duyduğu için sendikamızdan talepleri var. Sayın Özgür Özel’e sesimizi duyuralım. Yani burada yaşanan bu hak, hukuk, adalet mücadelesine o da bir biçimiyle katkı sunsun, sesimizi duysun. Dolayısıyla o gün yapılacak açılışlarda biz Tüm Bel-Sen olarak ve sendikalar olarak taleplerimizi iletmek için dövizlerimizle, pankartlarımızla açılış yaptığı yerlerde olacağız ve sesimizi duyurmaya çalışacağız. Bu cuma günü sanırım açılışlar var. Nerede açılış yapacaksa biz orada olacağız. Ta ki bu hak hukuk adalet mücadelesi karşılık bulana kadar aksi halde bu eylem ve etkinlikler devam edecek. Biz eylem taraftarı değiliz. Biz bir an önce sorunları masada çözelim derdindeyiz. Demokratik, meşru, barışçıl eylemler yapıyoruz ama gerçekten de bu genel anlamda İzmir’e, Emek Demokrasi mücadelesine bir biçimiyle de belki zarar veriyor diye düşünebilirler. O anlamda biz müzakere masasına döndükleri anda hemen eylemlerimizi sonlandırırız ve görüşmeye başlarız durumundan ibaret."
Gaziantep SGK’dan kayıt dışı çalışmayla mücadele vurgusu Gaziantep İl Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürü Mehmet Uzun, Sosyal Güvenlik haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada kayıt dışı istihdamla mücadele vurgusu yaptı. Sosyal Güvenlik haftası dolayısıyla açıklamalarda bulanan SGK Gaziantep İl Müdürü Mehmet Uzun, özellikle çalışanların hak kaybına uğramaması konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ‘Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende’ sloganıyla başlattığı kayıtdışı istihdamla mücadeleye vurgu yapan Uzun, Kayıt dışı istihdamın, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de kopardığının altını çizdi. "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir haktır" Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmalarının anayasal bir hak olduğunu ifade eden Uzun, "Ülkemizin ve sosyal güvenlik sisteminin en önemli sorunları arasında yer alan kayıt dışı istihdam; çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi ya da çalışma gün veya ücretlerinin eksik bildirilmesidir. Yani sigortasız işçi çalıştırma durumunda olduğu gibi, çalışma sürelerinin veya ödenen ücretlerin eksik bildirilmesi de kayıt dışı istihdam olarak değerlendirilmektedir. Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybı yaşamamak adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiği tespit edilmektedir. İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır" dedi. "Kayıt dışı istihdam birçok hakkınızı elinizden alır" Kayıt dışı çalışmanın bir çok hak kaybına neden olduğunun altını çizen Uzun, "Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi, geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. muhtemel bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz. Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır. Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır. İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve muhtemel kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır. Kayıt dışı istihdam, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de koparmaktadır. Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz şartlarda çalışmaya maruz kalmaktadır. Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın oluşturduğu anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve muhtemel iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu bağlamda işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "Kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte çok yönlü tahribatlar oluşturur" SGK Gaziantep İl Müdürü Uzun, tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte çok yönlü tahribatlar oluşturduğunu ifade ederek, "Haksız rekabet oluşur. Piyasa dengesi bozulur. İşverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır. İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşer. Vergi ve prim kaybı oluşur. Sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur. Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar. Gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır. Ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir" ifadelerini kullanır. Bilgi edinme, ihbar ve şikayet Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebileceklerinin altını çizen Uzun," www.turkiye.gov.tr adresinden, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabilir. ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir. İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir. Sigortasız çalıştırıldığını ya da eksik ücret veya eksik gün bildirimi yapıldığını düşünen çalışanlar, ihbar ve şikâyetlerini, ALO 170 üzerinden, Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri / Merkezlerine doğrudan, CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden iletebilirler" ifadelerine yer verdi. "Ücret ödemelerinde banka kanalı zorunluluğu ve şeffaflık" İl Müdürü Uzun, "Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşımaktadır. Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir. Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz" diye konuştu.