DÜNYA - 05 Ağustos 2024 Pazartesi 14:27 | Son Güncelleme : 05 Ağustos 2024 Pazartesi 16:51

Türk hacılar Mekke’deki Katar Cami’nin açılmasını istiyor

A
A
A
Türk hacılar Mekke’deki Katar Cami’nin açılmasını istiyor

Türk hacı adaylarının hac ve umre ziyareti için Mekke’i Mükerreme’ye geldiklerinde günlerce ikamet ettikleri Katar Cami’nin ibadete açılması isteniyor.

Katar Devleti tarafından 10 yıl önce çok büyük masraflarla Kabe’i Muazzamaya 3 kilometre mesafedeki Aziziye Bölgesinin başlangıç noktasında yaptırılan, 3 bin kişilik cami, 6 yılı aşkın süredir Suudi Arabistan yetkilileri tarafından ibadete açılmıyor.

Türkiye’den gelen hacı adayları ve umre ziyaretçilerinin büyük bir kısmının günlerce konakladığı bölgedeki büyük caminin ibadete açılması, şehrin trafiğinin sıkışık olduğu zamanlarda çok yoğun hizmet verecek.

Türk hacılar Mekke’deki Katar Cami’nin açılmasını istiyor

Türkiye’den bu sene hac ibadeti için Aziziye bölgesine gelen ve 20 günden fazla bölgede konaklayan Bursalı hacılardan Fikret Kocaman, mimarisi, büyük bahçesi, otopark ve kütüphanesi ile bir külliye seviyesindeki Katar Mescidi’nin hac günlerinde kapalı tutulmasına anlam veremediğini söyledi. Bölge’nin Arafat vakfesinden önceki 3 gün ve şeytan taşlama mühleti olan 3 gün içerisinde dolup taşacağını belirten Fikret Kocaman, “Biz hacı adayları, Arafat’a çıkacağımız Cuma günü, Kabe’de yoğunluktan namazımızı kılamadık. Oysaki Katar Camisi açık olsaydı, bütün Aziziye mıntıkasındaki hacı adaylarımız burada rahatlıkla Cuma namazını eda edebileceklerdi. Türk hacı adayları ve umreciler olarak yılda 300 bin’e yakın vatandaşımız, yılın her ayı bu bölgede ikamet ediyor. Etrafımızda Irak, Endonezya, Türki Cumhuriyetler’den de çok sayıda hacı adayları bulunuyor. Bu caminin ibadete açılması, hacılara büyük hizmet olacağını düşünüyoruz. Hac döneminde Mekke’i Mükerreme’de trafik 6 gün boyunca kilit olduğundan bölgedeki hacı adayları ile cami dolup taşar. Böyle kapalı tutulması İslam Dünyası adına da hoş olmuyor” dedi.

Caminin açık olduğunu düşünen çok sayıda müslüman, yakına geldiklerinde 3 ana giriş kapısının da tenekeler ile kapalı olmasına bir türlü anlam veremiyorlar.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.