DÜNYA - 07 Mayıs 2024 Salı 14:11 | Son Güncelleme : 07 Mayıs 2024 Salı 14:13

Putin, yemin ederek 5. dönemine başladı

A
A
A
Putin, yemin ederek 5. dönemine başladı

Rusya’da Mart ayında yapılan devlet başkanlığı seçiminden zaferle çıkan Vladimir Putin, Kremlin Sarayı’nda düzenlenen törende yemin ederek 5. dönem devlet başkanlığı görevine resmen başladı.

Rusya’da 15-17 Mart arasında gerçekleştirilen devlet başkanlığı seçimlerini yüzde 87.28 oy oranıyla kazanan Vladimir Putin için Kremlin Sarayı’nda yemin töreni düzenlendi. Aralarında Müslüman cemaat önderleri ve yabancı diplomatların da yer aldığı 2 bin 600 davetlinin katıldığı törende salona alkışlarla giren Rusya lideri Putin, 6 yıllık yeni görev dönemi için Anayasa'ya el basarak yemin etti. Putin, “Rusya Federasyonu Başkanının yetkilerini kullanırken vatandaş hak ve özgürlüklerine saygı göstereceğime ve koruyacağıma, Rusya Federasyonu Anayasasına uyacağıma ve koruyacağıma, devletin egemenliğini ve bağımsızlığını, güvenliğini ve bütünlüğünü koruyacağıma, halka sadakatle hizmet edeceğime yemin ederim" sözleriyle yeni görev dönemi için yemin etti. Putin’in yemininin ardından Kremlin'in bahçesinde top atışları yapıldı.

Putin, Rus halkına teşekkür etti

Rusya Devlet Başkanı Putin yemin töreninin ardından yaptığı konuşmada, Ukrayna’dan ilhak edilen bölgelerdeki seçmenleri de işaret ederek kendisine destek veren tüm Rus halkına teşekkür etti. Putin, “Devlet başkanlığı görevini üstlendiğim bu önemli anlarda, ülkemizin tüm bölgelerindeki Rusya vatandaşlarına, anavatanla birlikte olma hakkını savunan tarihi topraklarımızın sakinlerine içtenlikle teşekkür etmek istiyorum. Kahramanlarımızın, özel askeri operasyona katılanların, vatan için savaşan herkesin önünde saygıyla eğiliyorum. Verdiğiniz güven ve destek için teşekkür ediyorum” dedi.

“Batılı ülkelerle diyaloğu reddetmiyoruz”

Putin konuşmasında Batılı ülkelere de mesaj verdi. Batı'ya diyalog kapılarının açık olduğunu ifade eden Putin, “Rusya'yı güvenilir ve dürüst bir ortak olarak gören tüm ülkelerle iyi ilişkileri güçlendirmeye açık olduk ve olacağız. Bunlar gerçekten de küresel çoğunluğu oluşturuyor. Batılı ülkelerle diyaloğu reddetmiyoruz. Tercih onların. Rusya'nın gelişmesini engellemeye çalışmaya, saldırganlık politikasını sürdürmeye, ülkemiz üzerinde yıllardır durmayan baskıya devam mı edecekler, yoksa iş birliği ve barışa giden yolu mu arayacaklar?" şeklinde konuştu. Müttefikleriyle birlikte hareket etmeye devam edeceklerini de vurgulayan Putin, “Avrasya entegrasyonundaki ortaklarımız ve diğer egemen kalkınma merkezleriyle birlikte çok kutuplu bir dünya düzeninin oluşturulması, aynı zamanda eşit ve bölünmez bir güvenlik sistemi için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Putin, yemin töreninin ardından Kremlin Sarayı bahçesinde bekleyen Devlet Başkanlığı Muhafız Alayı’nı selamladı. Selamlamanın ardından Putin için geçit töreni gerçekleştirildi. Putin yaklaşık 1 saat süren törenin ardından Kremlin'de bulunan çalışma ofisine geçti.

Vladimir Putin kimdir?

Vladimir Putin, Rusya'nın Sankt-Peterburg kentinde 7 Ekim 1952 tarihinde SSCB döneminde çiftçi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Leningrad Devlet Üniversitesi Hukuk Bölümü'nden 1975'te mezun olan Putin, yüksek lisansını ekonomi alanında yaptı. Putin mezuniyetinin ardından Sovyetler Birliği gizli istihbarat servisi KGB'ye katıldı, bir süre Almanya'da görev yapmasının ardından Leningrad'a dönerek üniversite yönetiminde görev aldı. Putin 2000 yılında yapılan seçimlerde oyların yüzde 52.94'ünü, 2004'te yüzde 71.31'ini alarak devlet başkanı seçilmesinin ardından 2008'de başbakanlığa geçti, 2012'de oyların yüzde 63.6'sını alarak yeniden devlet başkanı olurken, 2018'de yapılan seçimlerde ise oyların yüzde 76.7'sini alarak devlet başkanlığı koltuğuna oturmuştu. Putin 7 Mayıs 2030'a kadar 6 yıl daha devlet başkanlığı görevini yürütecek.

Erhan Altıparmak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Hemoroidde ’ekran bağımlılığı’ etkisi: "Son zamanlarda 20’li 40’lı yaşlarda oldukça pik yaptı" Ekran bağımlılığının tuvalette de sürmesinin burada kalınan süreyi uzattığını söyleyen uzmanlar, hastalıklara karşı uyardı. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Sürek, "Son yıllarda özellikle genç yaşlarda dijital bağımlılık oldukça arttı, artık insanlarımız tuvalete bile telefonlarıyla gidip çok fazla vakit geçirmekte. 3-5 dakikanın üzerinde vakit geçirme olduğunda hemoroit veya makat bölgesinin hastalıklarında artış meydana geliyor. Sık görülen bir hastalık, yaklaşık yüzde 30-40’larda. Hemoroit bir anatomik yapı, hastalığa hemoroidal hastalık diyoruz. Son zamanlarda 20’li 40’lı yaşlarda oldukça pik yaptı. Hemoroidal hastalık, makat çatlağı, alt gastrointestinal sistem hastalıklarından başvurular oldukça fazla, dikkat etmeliyiz" dedi. Halk arasında ’basur’ olarak bilinen makat bölgesindeki hemoroit dokusunun sarkması, genişlemesiyle kaşıntı, kanama, ağrı gibi şikayetlerle kendini gösteren hemoroidal hastalığa karşı uzmanlar uyarıyor. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Ahmet Sürek de yaşam şeklinin değişmesi, yoğun işlenmiş gıda tüketimi, aşırı acı ve baharatlı gıdaların tüketilmesi, tuvalette uzun süre kalınması, ıkınma, hareketsizlik gibi nedenlerle hemoroidal hastalığın daha sık görüldüğünü belirtti. Doç. Dr. Sürek, son dönemde özellikle genç yaş grubunda ekran bağımlılığının tuvalette de sürmesinin hastalık üzerinde etkili olduğunu söyledi, önemli uyarılarda bulundu. "Sıklığının artışının ana nedenlerinden biri; ekran bağımlılığı" "Son yıllarda özellikle genç yaşlarda dijital bağımlılık oldukça arttı artık insanlarımız tuvalete bile telefonlarıyla gidip telefonla çok fazla vakit geçirmekteler" diyen Doç. Dr. Ahmet Sürek, "Bu da tabii çeşitli sağlık problemlere yol açmakta. Uzun süre tuvalette, telefona bakarak vakit geçirmek, bağırsağımızın alt noktasında makat dediğimiz bölgede kan akımının durmasına neden oluyor. Kan damarlarında kan birikmesine neden oluyor. Bu da hemoroit, anal fissür dediğimiz makat çatlaklarına yol açabiliyor, kas disfonksiyonları (kas yapısındaki bozulmalar), ıkınmalarla prolapsuslar (dışarı çıkma, sarkmalar) meydana geliyor. Daha çok genç yaşlarda gördüklerimiz; anal fissür ve hemoroit olarak söyleyebilirim. Ekran bağımlılığı çok önemli bir konu, tuvalette çok fazla vakit geçiriyorlar hem de maalesef Z kuşağımız, gençlerimiz biraz daha artık aktivite, spor yerine herhalde bilgisayar başında vakit geçiriyor. Oyunlar oynuyorlar, devamlı oturarak vakit geçirdikleri için bu hastalıkların şu an görülme sıklığının artışının ana nedenlerinden biri aslında bu; ekran bağımlılığı. Alt bölgedeki damarlarda basınç artışı sağlayarak bu hastalıkların genç yaşlarda görülmesine olanak sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "Telefonumuzu yanımıza almayalım" Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Sürek, "Bu hastalıkların en büyük nedenlerinden biri kabızlık, tuvalete girdiğimizde çok ıkınmamız, ekran başında veya iş yerinde çok fazla oturmak, hareketsizlik, tuvalette 3-5 dakikanın üzerinde vakit geçirme olduğunda hemoroit veya makat bölgesinin hastalıklarında artış meydana geliyor. Makat bölgesinde her kanama hemoroit olmayabilir. En büyük önerilerimden biri; tuvalete gidiyorsak telefonumuzu yanımıza almayalım. Hemoroit sık görülen bir hastalık, yaklaşık yüzde 30-40’larda hemen hemen herkesin etkilendiği bir hastalık. Hemoroit zaten herkeste olan kan damarları, bağ dokusu ve düz kaslardan oluşan, büyük abdestimizin, gazımızın makat çevresini kaplayarak kaçmasını önleyen bir anatomik yapı. Yediğimize, içtiğimize, hareketlerimize çok dikkat etmemiz gerekiyor. Hastalığa hemoroidal hastalık diyoruz çünkü hemoroit bir anatomik yapı. Evresine göre tedavi uyguluyoruz, 4 evreye ayrılıyor. Yaşam tarzını değiştirme, bol su içme, lifli gıdalar yeme, yürüyüşlerini artırması belki bir spor fiziksel aktiviteyi artırmasını öneriyoruz, bunlarla zaten çoğu geçebiliyor. Geçmezse medikal ilaçlar verebiliyoruz. Etkili olmazsa endoskopik müdahalelerimiz oluyor, en son aşamada artık hiçbir tedaviden fayda görmüyorsa cerrahiye hastaları yönlendirebiliyoruz" dedi. "Kabızlık uzun sürüyorsa mutlaka doktora gidip nedeni araştırılmalı" Hastalıkların oluşmaması için yapılması gerekenleri sıralayan Doç. Dr. Sürek, "Engellenmesi için şunu söyleyebilirim; hareketli bir yaşam, çok ekran başında veya işyerinde oturarak çalışıyorsak da mutlaka kısa bir yürüyüş yapmayı öneriyorum. Lifli gıdaları bol tüketmemiz gerekiyor hem bağırsak sağlığımız hem de bağırsak hareketleri, büyük abdestin formundaki yumuşaklıklarla bu hastalıklara yakalanmayı azaltmakta. Toplardamarlarda kan birikir ve bu hastalıklar meydana gelir, hemoroidin içinde kan birikirse hemoroidal hastalık meydana geliyor. Kabızlığı yenebilmemiz için aktiviteyi artırmamız, bol su içmemiz, lifli gıdalar yememiz gerekiyor. Uzun sürüyorsa mutlaka bir doktora gidip nedeninin araştırılması gerekiyor. İşlenmiş gıdalar hem kabızlık artışına hem de bağırsak floramızın bozulmasına, hastalıkların gelişmesine neden olabiliyor. Bağırsak sağlığımızı korumak için tahılları ön plana almamız gerekiyor, taze sebze, meyveleri bol tüketmemiz gerekiyor. Z kuşağı fast foodu aşırı seviyor, tüketiyor. Bu da bu hastalıkların gelişmesinde ve oluşmasında büyük etkenlerden biri" ifadelerini kullandı. "Son zamanlarda 20’li 40’lı yaşlarda oldukça pik yaptı" "Kesinlikle sosyal medyadan hasta kendini tedavi etmemeli" diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Sürek, "İnternetten araştırıp tedavisini kendisi yapmamalı, bazen bunların altından kanserler de çıkabiliyor, özellikle 45 yaşından yüksek insanlarımızın mutlaka bir hekime başvurması gerekiyor. İnternette yazan her şey kişi için doğru değil. Kolorektal kanseri artık 20’li 30’lu yaşlarda da görüyoruz. Geçmeyen bir kanama, kronikleşmiş bir kabızlığı varsa vatandaşlarımızın mutlaka bir hekime başvurması gerekmekte. Belki kolonoskopi belki başka görüntülemeler yapılacak. Bu hastalıkların da yaşı biraz daha düştü, sebebi de yaşam tarzındaki değişiklik. Son zamanlarda 20’li 40’lı yaşlarda oldukça pik yaptı. 20 ile 40 yaş arasında bayağı bir hastamız özellikle genç 20, 30 yaş arasında daha da fazla hastamız bize başvuruyor. Hemoroidal hastalık, makat çatlağı, alt gastrointestinal sistem hastalıklarından başvurular oldukça fazla. Bağırsak sağlığımız çok önemli, insanın ikinci beyni derler, bütün vücudu etkiliyor, bağırsağımıza çok iyi bakmamız gerekiyor" diye konuştu.
İstanbul Merkez Bankası anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,94 oldu Cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 27,53 iken, bu anket döneminde yüzde 28,94 oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ni yayımladı. Anket, reel sektör ve finansal sektör temsilcilerinden oluşan 72 katılımcı tarafından yanıtlandı ve sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirildi. Yıllık enflasyon beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 27,53 iken, bu anket döneminde yüzde 28,94 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 23,39 iken, bu anket döneminde yüzde 23,82 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 18,02 iken, bu anket döneminde yüzde 18,43 olarak gerçekleşti. 12 ay sonrası enflasyon beklentileri 2026 yılı Mayıs ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 16,60 olasılıkla yüzde 19,00 - 21,99 aralığında, yüzde 45,20 olasılıkla yüzde 22,00 - 24,99 aralığında, yüzde 22,30 olasılıkla ise yüzde 25,00 - 27,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 17,46’sının beklentilerinin yüzde 19,00 - 21,99 aralığında, yüzde 41,27’sinin beklentilerinin yüzde 22,00 - 24,99 aralığında, yüzde 28,57’sinin beklentilerinin yüzde 25,00 - 27,99 aralığında olduğu gözlendi. 24 ay sonrası enflasyon beklentileri 2026 yılı Mayıs ayı anket döneminde, katılımcıların 24 ay sonrasına ilişkin olasılık tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 13,92 olasılıkla yüzde 12,00 - 15,99 aralığında, yüzde 47,79 olasılıkla yüzde 16,00 - 19,99 aralığında, yüzde 20,20 olasılıkla ise yüzde 20,00 - 23,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü. Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 14,04‘ünün beklentilerinin yüzde 12,00 - 15,99 aralığında, yüzde 49,12‘sinin beklentilerinin yüzde 16,00 - 19,99 aralığında, yüzde 24,56‘sının beklentilerinin yüzde 20,00 - 23,99 aralığında olduğu gözlendi. Faiz beklentileri Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 40,00 oldu. Haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısı için TCMB politika faiz oranı beklentisi bu anket döneminde yüzde 37,00 olarak gerçekleşti. Döviz kuru beklentileri Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 51,23 TL iken, bu anket döneminde 51,57 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 53,62 TL iken, bu anket döneminde 54,69 TL olarak gerçekleşti. GSYH büyüme beklentileri Katılımcıların GSYH 2026 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,5 iken, bu anket döneminde yüzde 3,3 olarak gerçekleşti. GSYH 2027 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 4,1 olarak gerçekleşti.
Bilecik Bu da ’yeni nesil’ dilencilik, kapı kapı dolaşarak nakit ya da IBAN numaralarına para istiyorlar Bilecik’te birçok mahallede ev ve iş yerlerini kapı kapı dolaşarak nakit ya da IBAN numaralarına para isteyen dilenciler yakalandı. Bilecik’te vatandaşların başta gıda ve sağlıkla ilgili ürünler olmak üzere her alanda sağlıklı ve güvenli hizmet alması amacıyla denetimlerini sürdüren Zabıta Müdürlüğü ekipleri, yeni yöntemlerle dilencilik yapan kişileri tespit ederek, gerekli işlemleri başlattı. Dilenciler sivil zabıta ekiplerine yakalandı Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürü Mücahit Öndersev, bağış, yardım ve gönül esasına dayalı para toplama işini iki kategoride ele aldıklarını belirterek, ‘’Birincisi bu paraların yetkili kişiler tarafından resmi kuruluşlardan izin alınması ve belgelendirilmesinin kolay olduğu kategori. İkincisi ise yetkisi şahıslar tarafından kapı kapı, dükkân, dükkan dolaşılarak kendisi ya da yakınının ilaç parası, tedavi parası veyahut ekmek parası gibi gerekçelerle toplanan paralar oluyor. Bizler bu ikinci kategoriye asla izin vermiyoruz. Biz bunları dilencilerle eş değerde tutuyoruz. Çünkü herhangi bir izinleri yok" dedi. "Vatandaşlarımızın duyarlı olmalarını ve para vermemelerini istiyoruz’’ Söz konusu yeni dilencilik yöntemine karşı vatandaşların duyarlı olmaları ve para vermemeleri gerektiğini hatırlatan Öndersev, "Vatandaşlarımızın da bu konuyu bilmelerini istiyoruz. Sivil ekiplerimiz denetimleri esnasında bazı kişilerin kapı kapı dolaşarak para topladıklarını tespit etti. Kişiler bizim arkadaşlarımızın zabıta ekipleri olduğunu bilmiyor ve onlardan da para talep ediyorlar. Hemen IBAN numaralarını verip istedikleri parayı alıyorlar" ifadelerini kullandı. "Devletimizin ve belediye başkanlığımızın ilgili birimleri gerçek ihtiyaç sahiplerine gerekli bakım ve desteği sunuyor’’ ’Devletimizin ve belediye başkanlığımızın ilgili birimleri gerçek ihtiyaç sahiplerine gerekli bakım ve desteği sunuyor’’ ifadelerini kullanan Mücahit Öndersev, ‘’Bu kişiler genellikle ekmek parası, ilaç parası ya da ameliyata girmesi gerekiyor, onun parası deyip insanların duygularını kötü şekilde kullanabiliyorlar. Bizler bu tür olaylar ya da seyyar satıcı gibi kişilere gerekli denetim ve müdahaleyi yapmazsak vatandaşlarımızın zilleri susmaz, kapılarının önünden seyyar satıcılar eksik olmaz. Onun için bu tür denetimlerimiz devam ediyor. Vatandaşlarımızdan da bu kişilere karşı duyarlı olmaları ve para vermemelerini istiyoruz’’ dedi. Öndersev açıklamasında ayrıca devletin birçok ilgili kurumu ve belediye başkanlığının da gerçek ihtiyaç sahiplerine gerekli bakım, destek ve ilgiyi gösterdiğini sözlerine ekledi.
Mersin Türkiye’nin yeni girişim rotası: Mersin Yapay zekadan sağlık teknolojilerine, sürdürülebilir gıdadan enerji optimizasyonuna kadar birçok alanda geliştirilen yenilikçi projeler, Odak Mersin DemoDay’26’da yatırımcıların karşısına çıktı. ’Girişimin hazırsa yatırımcın da hazır’ sloganıyla düzenlenen etkinlikte, Mersin ve Adana’dan girişimciler projelerini ulusal ve uluslararası yatırım fonlarına sunarken, Mersin’in teknoloji ve girişimcilik alanında yükselen merkezlerden biri olduğu mesajı verildi. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) koordinasyonunda yürütülen Melek Yatırımcı & Girişimci İş Fikirlerini Ticarileştirme Odak Çalışma Kurulu tarafından düzenlenen etkinlik kapsamında girişim sermayesi fonları, melek yatırım ağları ve kurumsal yatırımcılar Mersin’de bir araya geldi. Bölgedeki girişim projelerinin yatırımcılarla buluştuğu programa APY Ventures, Boğaziçi Ventures, e2vc, ŞirketOrtağım, DenizBank Ventures, 212 Venture & Simya VC, StartupCentrum, Decacorn Angels, Insha Ventures, Pars VC ve GEN Türkiye gibi yatırım ekosisteminin önemli aktörleri katıldı. Üç bölümden oluşan programın ’Yatırımcılar için Girişimcilik Ekosistemindeki Fırsatlar’ başlıklı ilk bölümünün moderatörlüğünü Teknoloji Yazarı Ahmet Can yaptı. ŞirketOrtağım Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Buldurgan, Decacorn Angels Kurucu Ortağı Duygu Eren ve e2vc Yatırım Uzmanı Başak Zorlutuna Bükümcü, girişimcilik ekosistemindeki yatırım fırsatlarını değerlendirerek girişimcilere ve yatırımcılara önemli tavsiyelerde bulundu. Etkinlik kapsamında 61 girişim arasından yapılan değerlendirmeler sonucunda finale kalan 10 girişim sahneye çıkarak projelerini yatırımcılar ve ekosistem paydaşlarına sundu. Sunumların ardından girişimciler, yatırımcılarla birebir görüşme fırsatı yakaladı. DemoDay sahnesinde Yapay Zeka Tabanlı Endüstriyel Enerji Optimizasyon Platformu, Chitolastic, Çok Parametreli Fırçasız DC Motor Test Platformu, VeggFoods, MekanAĞI Ekosistemi, Lovelace (Nocetic), Filentech, Kablosuz Enerjili Akıllı İmplante Edilebilir İlaç Salım Sistemi, Modifiye Kalp Kapağı ve FizyoPlay projeleri yer aldı. "Parlak fikirler teknoloji devine dönüşebilir" MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, konuşmasında dünyada yaşanan teknolojik dönüşüme dikkat çekerek, geleneksel üretim modelleriyle küresel rekabette ayakta kalmanın artık mümkün olmadığını söyledi. Teknolojiyi üreten ülkelerin yalnızca ekonomiyi değil, dünyanın geleceğini de şekillendirdiğini belirten Çakır, Türkiye’nin savunma sanayisinde gerçekleştirdiği atılımların bunun en güçlü örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Savunma, otomotiv ve kimya gibi stratejik sektörlerde kanıtlanan yüksek teknolojili üretim kapasitesinin ekonominin her alanına taşınabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Çakır, "Sanayimizin ihtiyaç duyduğu teknolojileri kendi yerel üreticilerimizden ve kendi parlak beyinlerimizden sağlamalıyız" dedi. DemoDay etkinliğinin bu vizyon doğrultusunda hayata geçirildiğini vurgulayan Çakır, amaçlarının yerli girişimcileri doğru yatırımcılarla buluşturmak olduğunu ifade ederek, "Bu etkinlik sadece bir fon ve finansman buluşması değildir. Aynı zamanda bölgemizde yatırımcı-girişimci buluşmalarını profesyonel bir zemine taşıyan, inovasyon kültürünü yaygınlaştıran ve iş dünyamızı global startup kültürüne entegre eden önemli bir adımdır. Çünkü bugün bu salonda destek verdiğimiz her parlak fikir, yarının teknoloji devi olmaya adaydır" diye konuştu. "Asıl farkı girişimcinin hikayesi oluşturuyor" GEN Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Aykut Balcıoğlu ise girişimcilikte asıl farkı fikirden çok o fikri hayata geçirecek insanların oluşturduğunu belirtti. Yeni dönemde hız, öğrenme becerisi ve değişime uyumun öne çıkacağını kaydeden Balcıoğlu, yatırımcıların artık yalnızca projeye değil girişimcinin vizyonuna ve hikayesine de odaklandığını ifade etti. Girişimcilik kültürünün yalnızca büyükşehirlerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyleyen Balcıoğlu, Mersin’in bu konuda örnek şehirlerden biri olduğunu belirterek, "Bugün burada sadece bir etkinlik yapılmıyor; fikirlerin bu şehirden çıkıp çok daha büyük başarılara dönüşeceği bir sistemin temeli atılıyor" diye konuştu.
Elazığ Genel Cerrahi Uzmanı Baysal: "Makatta ağrılar ve apseler crohn hastalığının belirtisi olabilir" Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, "İltihaplı bağırsak hastalığından şüphelenmek için makatta ağrılar, akıntılar ve apseler crohn hastalığından şüphelendirir. Bunun haricinde makattan balgamsı ve sümüksü akıntıların olması, kanamaların gelmesi, şişkinlikler ve karın ağrıları iltihaplı bağırsak hastalığını düşündüren bulgulardır. Bu tür durumlarda derhal kolonoskopi yapılmalıdır" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, bağırsak hastalıkları hakkında değerlendirmelerde bulunarak makattan gelen sıvıların dikkate alınarak hemen doktora başvurulması gerektiğini belirtti. İltihaplı bağırsak hastalıkları olarak temelde iki türlü hastalığın olduğunu aktaran Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, "Bir tanesi crohn yani regional iletis, diğeri de kolitis ülseroza diğer bir adıyla ülseratif kolit hastalığıdır. Bu iki hastalık birbiriyle çok karşılaşabildiği gibi, bu iki hastalığın arasında yer alan indetermine kolit dediğimiz bir başka grup daha vardır. Bu iki hastalığın da genel cerrahi de yeri vardır. Özellikle kalın bağırsak kanseri gelişimi açısından ülseratif kolit oldukça önemlidir. Özellikle 8 yıldan uzun süredir tanı konulmuş olan ülseratif kolit vakalarında kalın bağırsak kanseri gelişimi riskinde çok ciddi bir artış olmaktadır. O nedenle 8 yıldan uzun süredir tanısı olan tüm hastaların yılda bir kere kolonoskopi olmalarını öneriyoruz. Hatta bu hastaların uygun bir anda hastalıkları aktif olmadığı bir süreçte ileal J-Poş ve total kolektomi dediğimiz bir ameliyat geçirmeleri, ülseratif kolitten ömür boyu kurtulmalarını sağlayacaktır. Bu nedenle ülseratif kolitte 8 yıldan uzun süredir tanınız varsa, çok dikkatli olmanızda büyük bir fayda var" diye konuştu. Baysal, "Crohn hastalığını ise ince bağırsakların son kısmına özellikle yerleşen bazen kalın bağırsakta da aralıklı olarak seyreden, ağızdan makata kadar olan tüm sindirim sistemine tutabilen bir hastalıktır. Bu hastalıkta kanser gelişim riski düşüktür ama bu hastalıkta makatta apseleri, fissürleri ,fistülleri olan hastaların mutlaka kolonoskopi yaptırmaları gerekiyor. Kolonoskopide ince bağırsakların son kısmına baktırmaları ve orada gelişen bir crohn hastalığı varsa tekrarlayan apseler ve fistüller oluşur. Bundan dolayı da uyanık olmaları gerekmektedir. Crohn hastalığında bağırsaklar birbirine yapışarak fistüller ve bazı başka cerrahi problemler ortaya çıkartabilirler. Bu yönden crohn hastalarının uyanık olmaları gerekiyor. Düzenli tedavi kullanmaları gerekiyor. Bu iki hastalık genel cerrahide bizim en çok önem verdiğimiz bağırsak hastalığıdır. Ülseratif kolit kalın bağırsak gelişimi riskini arttırdığı için, kron hastalığı ise genellikle makat üzerinde apseler ve fistüller, fissürler geliştirdiği için bizim için çok önemlidir" ifadelerini kullandı. İltihaplı bağırsak hastalıkları hakkında bilgi veren Baysal, "İltihaplı bağırsak hastalığından şüphelenmek için makatta ağrılar fistüller ve apseler olması crohn hastalığını şüphelendirir. Bunun haricinde makattan balgamsı ve sümüksü akıntıların olması, kanamaların gelmesi, şişkinlikler ve karın ağrıları iltihaplı bağırsak hastalığını düşündüren bulgulardır. Bu tür durumlarda derhal kolonoskopi yapılmalıdır. Bunların ilaç tedavileri de vardır. Bu ilaç tedavileriyle hastalar tedavi olabilirler ama en önemli şey, bunların oluşturduğu komplikasyonlardır. Bu hastalıklar sebebiyle oluşan rahatsızlıklardır. Bu hastalıkların karaciğer, safra, göz, eklemler ve cilt üzerine de bazı komplikasyonları ve bulguları vardır. Bunlar açısından da hastaların kontrol edilmeleri gereklidir. Makattan gelen balgamsı, sümüksü ve kanlı akıntılar, çok önemli akıntılardır. Karın ağrısı, kramp tarzında ağrılar çok önemlidir. Böyle durumlarda derhal bir doktora başvurmalarında fayda var" cümlelerini kullandı. (MK-CK-