DÜNYA - 26 Aralık 2025 Cuma 14:39 | Son Güncelleme : 26 Aralık 2025 Cuma 15:16

ABD'li ekonomist Sachs: ''Türkiye, NATO içindeki hiyerarşiyi bozuyor''

A
A
A

ABD'li ekonomist Jeffrey Sachs, Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişinin NATO içindeki hiyerarşiyi bozduğunu ifade ederek, "Hiçbir NATO üyesi, ittifak dahilindeyken savunma sanayisinde bu düzeyde bağımsızlığa ulaşmamıştır" dedi.

ABD'li ekonomist ve Columbia Üniversitesi profesörü Jeffrey Sachs, Voice of Horizon isimli YouTube kanalında Türkiye'nin savunma sanayiinde devrim olarak nitelendirilebilecek bir gelişmeye imza attığını ifade ederek bunun Türkiye, bölge, Avrupa ve NATO'daki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel savunma sanayisinde sadece ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve birkaç ülkenin daha gelişmiş silah sistemleri tasarlayıp ürettiği hiyerarşik sistemin çözülmeye başladığını ifade eden Sachs, "Türkiye, son 15 yıl içinde gelişmiş askeri teknolojisinin neredeyse tamamını ithal eden bir ülkeden, silahlı insansız hava araçları, deniz platformları, zırhlı araçlar ve giderek daha sofistike elektronik harp ve füze sistemleri üreten dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline geldi" dedi.

"Bu bir savunma sanayii devrimi"

Bu artışın kademeli değil, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiren ve "NATO içindeki güç dengesi hakkında rahatsız edici sorular doğuran kapsamlı bir savunma sanayii devrimi" olduğunu söyleyen Sachs, "2000 yılında Türkiye savunma teçhizatının yaklaşık yüzde 80'ini ithal ediyordu. ABD'den F-16 savaş uçakları, Almanya'dan Leopard tankları, Avrupa tersanelerinden deniz platformları satın alıyordu. Hatta temel zırhlı araçlar ve hafif silahlar bile çoğu zaman yabancı üretim ya da çok düşük yerli katkıyla lisans altında monte ediliyordu. Türkiye'de savunma sanayi şirketleri vardı ama bunlar esas olarak montaj faaliyetleri ve bakım için kurulan tesislerdi" diye konuştu.

Türkiye'nin küresel pazarda bir üretici değil tüketici konumundayken Türk dış politikasının tedarikçilerin çıkarlarıyla çatışmasından sonra silah ambargoları ile karşı karşıya gelindiğini ifade eden Sachs, Türk askeri planlamacıların ambargolar ve Batılı müttefiklerin kısıtlama ve geciktirme politikalarına cevap olarak stratejik bir karar aldıklarını söyledi. Sachs, "Bedeli ne olursa olsun, ne kadar sürerse sürsün, yerli savunma sanayi inşa etmeye karar verdiler. Bu dönüşüm bir gecede gerçekleşmedi. Onlarca yıl süren yatırım, planlama ve sistematik geliştirme gerektirdi. Ancak sonuçlar artık inkar edilemez ve giderek daha etkileyici boyutta" ifadelerini kullandı.

"Türkiye, deniz araçları konusundaki uzmanlığını başka ülkelere ihraç ediyor"

Sachs, Türk savunma sanayisinin en görünür başarısının silahlı insansız hava araçları olduğunu belirterek, "Buradaki asıl önemli nokta, Türkiye'nin işlevsel bir insansız hava aracı (İHA) üretmiş olması değil. Birçok ülke bunu yaptı. Önemli olan, kabiliyet, maliyet etkinliği ve sahadaki operasyonel başarının birleşimidir. Türk İHA'ları gerçek muharebe şartlarında benzer performans sunan Amerikan muadillerinden çok daha düşük bir maliyete sahip. Bir Amerikan MQ-9 Reaper İHA'sı yaklaşık 30 milyon dolar tutarken, bir Türk Bayraktar TB2'nin maliyeti yaklaşık 5 milyon dolar" dedi.

Fiyat farkının çok büyük ve belirleyici olduğunu ifade eden Sachs, Türkiye'nin 20'den fazla ülkeye İHA ihraç ettiğini belirterek, "Bu İHA sektöründe Amerikan ve İsrail egemenliğine meydan okuyan bir pazar penetrasyonudur" dedi.

Türk Deniz Kuvvetleri'nin amfibi gemisi TCG Anadolu'nun da özellikle dikkat çekici olduğunu ifade eden Jeffrey Sachs, "Türkiye, 20 sene önce böyle bir gemi inşa etmeyi hayal dahi edemezdi. Şimdi ise deniz araçları konusundaki uzmanlığını başka ülkelere ihraç ediyor" diye konuştu.

"Gerçek yerli kabiliyete sahip olmak için her bileşeni içeride üretmeniz gerekmez"

Türkiye'nin savunma sanayisinin ileri mühendislik ve karmaşık üretim gerektiren en zor alanlarında da önemli başarılar elde ettiğini ve füzeler, roketler, elektronik harp sistemleri ve haberleşme ekipmanları geliştirdiğini kaydeden Amerikalı ekonomist, Türkiye'nin başarısını öncelikle büyük ölçekli devlet yatırımlarına ve ardından her şeyi sıfırdan icat etmek yerine entegrasyon ve sistem mühendisliğine odaklanmasına bağladı.

Sachs, "Türk İHA'larında bazı yabancı bileşenler kullanıldı. Başlangıçta Avusturya motorları, Kanada sensörleri. Ancak bu bileşenleri etkili bir sistem haline getiren kritik entegrasyon ve tasarım Türkiye'ye aitti. Bu akıllıca bir stratejidir. Gerçek yerli kabiliyete sahip olmak için her bileşeni içeride üretmeniz gerekmez. Tasarım ve entregrasyonun kontrolü sizde olmalıdır" dedi.

Türkiye'nin bunu başardıktan sonra zamanla sistemlerindeki yerlilik oranın kademeli olarak artırdığını ifade eden ekonomist Jeffrey Sachs, Türkiye'nin savunma sanayisindeki başarısında etkili olan diğer faktörlerin ise rekabetçi bir yerli savunma sanayi ekosistemi oluşturulması ve ihracat başarısının yeni gelişmeleri finanse etmek için kullanılması olarak sıraladı.

"Türkiye'nin yükselişi NATO içindeki hiyerarşiyi bozuyor"

Bu durumun Türkiye'nin askeri gücünün çok ötesinde etkileri olduğunu ifade eden Jeffrey Sachs, "NATO, belirli bir teknolojik hiyerarşi üzerine kurulmuştu. ABD en gelişmiş sistemleri sağlıyor, İngiltere, Fransa ve Almanya da sofistike kabiliyetler sunuyordu. Diğer üyeler, lider ülkelerden teknoloji satın alan tüketicilerdi. Bu hiyerarşi, siyasi hiyerarşiyi de pekiştiriyordu. Gelişmiş teknolojiye sahip ülkelerin ittifak kararlarında daha fazla etkisi vardı. Fakat Türkiye'nin savunma sanayisindeki yükselişi, bu hiyerarşiyi bozuyor. Artık diğer NATO üyelerinden teknoloji transferlerine bağımlı değiller. Bazı alanlarda, özellikle İHA'larda çoğu NATO müttefikinin önündeler" şeklinde konuştu.

"Teknolojik bağımsızlık, dış politika bağımsızlığını mümkün kılıyor"

Türkiye'nin diğer NATO üyelerinin karşı çıktığı Suriye operasyonlarında yerli ekipman kullandığını ve Avrupa ülkeleri siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle silah satışlarını kısıtladığında Türkiye'yi kısıtlayamadıklarını vurgulayan Sachs, "Bu teknolojik bağımsızlık, dış politika bağımsızlığını mümkün kılıyor ve bu da bazı NATO müttefiklerini ciddi bir şekilde rahatsız ediyor" ifadelerini kullandı.

Jeffrey Sachs, "Washington ve Avrupa başkentlerindeki endişe, Türkiye'nin NATO içinde bağımsız bir askeri-teknolojik güç kutbu haline gelmesi, kendi çıkarlarını, kendi kabiliyetleriyle ve her zaman ittifakın genel hedefleriyle örtüşmeyen bir şekilde takip etmesidir. Bu, NATO tarihinde benzeri görülmemiş bir gelişmedir. Hiçbir NATO üyesi, ittifak dahilindeyken savunma sanayisinde bu düzeyde bağımsızlığa ulaşmamıştır. Bu durum, ittifak yapılarının başa çıkmak üzere tasarlanmadığı gerilimlere neden oluyor" dedi.

"Yunanistan, Türkiye'nin savunmadaki gelişmesini endişeyle izliyor"

Yerli silahlarla güçlenen Türkiye'nin bölgenin baskın askeri gücü haline geldiğini kaydeden ekonomist, Türkiye'nin bu sayede Libya'da iç savaşın dengesini değiştirdiğini, Suriye'de çekişmeli ortamlarda faaliyet gösterme kabiliyetini ortaya koyduğunu ve Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları üzerindeki anlaşmazlıkların da bu durumdan etkilendiğini söyledi. Jeffrey Sachs, "Yunanistan, Türkiye'nin savunmadaki gelişmesini endişeyle izliyor. Ege'de askeri denge değişiyor. Yunan savunma planlamacıları, Türkiye'nin gelişmiş sistemleri yerli olarak üretebildiği, Yunanistan'ın ise her şeyi ithal etmek zorunda olduğu gerçeğiyle karşı karşıya. Bu da sürdürülebilirlik ve maliyet sorunlarına yol açıyor. Körfez'deki Arap devletleri geleneksel olarak Amerikan ve Avrupa silahlarına dayanıyordu. Şimdi Türk İHA'ları ve potansiyel olarak diğer sistemleri satın alıyorlar. Bu, Türkiye'nin daha önce marjinal olduğu bölgede etki oluşturuyor. Karadeniz de değişti. Türkiye, Boğazlar üzerinden erişimi kontrol ediyor ve artık yerli deniz ve İHA kabiliyetleriyle bu stratejik su yolunda baskın bir güç" diye konuştu.

Türkiye'nin savunma sanayi yükselişinin bitmediğini ve hızlandığını da ifade ederek beşinci nesil savaş uçağı KAAN programının son derece iddialı olduğunu kaydeden Sachs, "Modern savaş uçaklarını başarıyla geliştirebilen ülke sayısı çok azdır. Teknik zorluklar muazzamdır. Ancak Türkiye, milyarlarca yatırım yapmaya ve ilerleme kaydetmeye kararlı" dedi. Sachs, bu gelişmenin Türkiye'yi yerli gelişmiş muharebe uçağı üretebilen son derece seçkin bir ülke grubuna sokacağını söyledi.

"Türkiye'nin savunma sanayi devrimi, son 20 yılın en önemli askeri teknolojik gelişmelerinden biri"

Türkiye'nin savunma sanayisindeki gelişimin, silah satın alırken ABD, Avrupa, Rus ya da Çin'in siyasi nüfuzuna boyun eğmek istemeyen ülkeler için bir seçenek sunduğuna dikkat çeken ABD'li ekonomist, bu durumun NATO'yu da daha önce karşılaşmadığı sorunlarla yüz yüze bıraktığını savundu. Jeffrey Sachs, "Türkiye'nin ABD'nin izole etmek istediği ülkelere sistem ihraç edebileceği bir ortamda, teknoloji paylaşımını nasıl yönetirsiniz? Bölgesel güçler, yeni bir gerçeklikle karşı karşıya. Türkiye, sadece diplomatik ya da ekonomik olarak değil, yerli kabiliyetlerle askeri açıdan da caydırıcı ve ambargolar ya da yaptırımlarla önü kesilemeyecek bir güce sahip" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin NATO'yu şaşırtan bir ilerleme ortaya koyduğunu ve savunma sanayine yatırım yapıldığı bilinmesine rağmen böylesi bir hız ve başarının beklentileri aştığını ifade eden Sachs, "Türkiye yabancı askeri tedarikçilere bağımlılıktan kurtulmayı hedefledi ve büyük ölçüde başardı. Ancak bunu başarmakla kalmadı. Kendi başına önemli bir askeri sanayi gücü haline geldi. İşte ilerleme bu. Bu bir sıçrama. Bu yüzden NATO uyum sağlıyor. Bölgesel güçler yeniden hesap yapıyor ve küresel savunma pazarları değişiyor. Türkiye'nin savunma sanayi devrimi, son 20 yılın en önemli askeri teknolojik gelişmelerinden biridir" dedi.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Yapay zeka tabanlı afet erken uyarı sistemleri çalıştayı yapıldı DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını söyledi. Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu ile Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu tarafından, Düzce Valiliği ve Düzce Belediyesi iş birliğinde, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında düzenlenen, Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayının açılış programı gerçekleştirildi. Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan Düzce Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Robotik ve Yapay Zeka Topluluğu Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Çeven, çalıştayın temel amacının yapay zeka, sensör ağları ve robotik teknolojilerinin afet yönetiminde nasıl etkin ve hayat kurtarıcı çözümler üretebileceğini bilimsel bir zeminde tartışmak olduğunu belirtti. "Yapay zeka artık hayatın her alanında yer alıyor" Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, yapay zekanın günümüzde tıptan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda etkin şekilde kullanıldığını belirterek üniversitelerde bu alanda yapılan çalışmaların önemine değindi. Düzce Üniversitesi’nin öğrenci projeleri, Teknofest başarıları ve bilimsel çalışmalar açısından önemli bir ivme yakaladığını ifade eden Nedim Sözbir, öğrencilerin azmi ve akademisyenlerin desteğiyle elde edilen bu başarıların üniversitenin bilimsel üretkenliğini güçlendirdiğini söyledi. Sözbir, çalıştayın afet yönetimi ve erken uyarı teknolojileri açısından önemli katkılar sağlayacağını belirtti. "Deprem riskini azaltmanın yolu bilim ve hazırlıktan geçiyor" Programın panel oturumunda; Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Aslan’ın yönetiminde gerçekleştirilen panelin ilk konuşmacısı Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Yer Fiziği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış, "Afet erken uyarı sistemlerinin afet önlem alma ve kayıpların azaltılmasına etkileri" başlıklı sunumunda Türkiye’nin deprem gerçeğine dikkat çekerek, ülkemizin büyük depremler açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Düzce ve çevresinin aktif fay hatları nedeniyle tarihi olarak önemli depremler yaşadığını belirten Barış, depremlerin yerinin büyük ölçüde bilinebildiğini ancak zamanının öngörülmesinin halen mümkün olmadığını söyledi. "Erken uyarı sistemleri toplum sağlığını korur" Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özge Karadağ, afet erken uyarı sistemlerinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Erken uyarı sistemlerinin yalnızca can kayıplarını azaltmakla kalmadığını; yaralanmaların, bulaşıcı hastalıkların ve çevresel sağlık risklerinin azaltılmasına da katkı sağladığını ifade eden Karadağ, toplumun afetlere hazırlık kapasitesinin artırılması için sağlık sektörünün erken uyarı sistemlerine entegre edilmesi, düzenli tatbikatların yapılması ve sağlık ile medya okuryazarlığının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. "Erken uyarı sistemi tahmin değil, saniyeler kazandıran bir mekanizmadır" Sentez Yer ve Yapı Mühendislik CTO’su Dr. Süleyman Tunç ise Marmara deprem erken uyarı altyapısını teknik yönleriyle ele aldı. Deprem erken uyarı sistemlerinin bir tahmin mekanizması olmadığını belirten Dr. Tunç, deprem dalgaları arasındaki zaman farkından yararlanarak saniyeler kazandıran bir sistem olduğunu vurguladı. "Marmara depremine karşı hazırlıklı olmak zorundayız" Panelin son konuşmacısı EDİS Afet ve Deprem Sistemleri CEO’su Ali Emre Erişen ise Marmara bölgesinde beklenen büyük depreme karşı hazırlıklı olunması gerektiğine dikkat çekti. Deprem riskinin yüksek olduğu bölgelerde erken uyarı sistemleri ve teknolojik çözümlerin hayati önem taşıdığını belirten Erişen, EDİS sisteminin çalışma prensiplerini katılımcılarla paylaştı. Açılış programının ardından "Yapay Zeka Tabanlı Afet Erken Uyarı Sistemleri Kullanımı ve Afet Yönetimi ve Farkındalığı Üzerine Etkilerinin Araştırılması Çalıştayı", Rektörlük Çalıştay Salonu’nda gerçekleştirilen oturumlarla devam etti. Çalıştay kapsamında farklı çalışma masalarında bir araya gelen akademisyenler, uzmanlar, kamu görevlileri, sivil toplum kuruluşları görevlileri ve öğrenciler; afet yönetimi, erken uyarı teknolojileri, yapay zeka etik ve hukuki çerçevesi, lojistik süreçler, eğitim ve sağlık, bilgi güvenliği ve toplumsal farkındalık gibi başlıkları disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirerek çözüm önerileri geliştirdi.
Kayseri Karamustafa’dan "İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yıldönümü" mesajı Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. İstiklal Marşı’nın milletimizin bağımsızlık iradesini, ortak değerlerini ve tarihî hafızasını en güçlü biçimde ortaya koyduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa’nın "12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü" mesajı şöyle: "Milletimizin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinin sembolü olan İstiklal Marşı, millet olarak topyekûn verdiğimiz kurtuluş savaşı mücadelemizin en zor şartlarında kaleme alınmış; milletimizin imanını, azmini ve kararlılığını yansıtan müstesna bir eser olarak 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından millî marş olarak kabul edilmiştir. Türk edebiyatı ve düşünce hayatının önemli isimlerinden biri olan Mehmet Âkif Ersoy, güçlü şahsiyeti, ahlaki duruşu ve milletine duyduğu derin bağlılıkla yalnızca büyük bir şair değil; aynı zamanda örnek bir aydın ve mütefekkir olarak tarihimizde seçkin bir yere sahiptir. Onun kaleme aldığı İstiklal Marşı; iman, vatan sevgisi, fedakârlık ve özgürlük ideallerini güçlü bir şekilde dile getiren; milletimizin millî ve manevi değerlerini yansıtan eşsiz bir eserdir. Kayseri Üniversitesi olarak millî ve manevi değerlerimizin korunması, tarihî hafızamızın güçlendirilmesi ve bu değerlerin genç nesillere doğru biçimde aktarılması yönünde önemli bir sorumluluk taşıdığımızın bilincindeyiz. Bu doğrultuda öğrencilerimizin yalnızca akademik açıdan değil; aynı zamanda tarihine, kültürüne ve değerlerine bağlı bireyler olarak yetişmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmekteyiz. Bu vesileyle, İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümünde başta milli şairimiz Mehmet Âkif Ersoy olmak üzere, istiklalimiz uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; milletimizin 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy’u Anma Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum."
Kayseri Başkan Büyükkılıç: "İstiklal şairimizin Asım’ın nesli ideali gençlerimize yaşayacak" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini ölümsüzleştiren Mehmet Akif Ersoy’u ve İstiklal mücadelesinin kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla andı. Büyükkılıç, "İstiklal Marşı, milletimizin bağımsızlık iradesinin ebedî belgesidir. İstiklal şairimiz Ersoy’un ‘Asım’ın Nesli’ ideali, gençlerimizle yaşayacak" dedi. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Türk milletinin istiklal ve istikbal uğruna verdiği mücadelenin önemine dikkat çekti. İstiklal Marşı’nın Kabulünün 105. Yılı Başkan Büyükkılıç mesajında, İstiklal Marşı’nın milletin bağımsızlık azmini, inancını ve kararlılığını en güçlü şekilde yansıttığını ifade ederek şu değerlendirmede bulundu: "İstiklalimizi ve istikbalimizi borçlu olduğumuz aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi, İstiklal Marşımızı yaşayarak kaleme alan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Bu eşsiz eser, milletimizin tarih boyunca gösterdiği fedakârlığın ve bağımsızlık iradesinin en güçlü sembollerinden biridir." "Milletimizin Ruhunu Yansıtan Bir Eser" Başkan Büyükkılıç, İstiklal Marşı’nın yalnızca savaş meydanlarında kazanılan zaferleri değil, aynı zamanda milletin içinde bulunduğu ruh halini ve inancını da satırlara taşıdığını belirtti. 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilen İstiklal Marşı’nın, o günden bugüne Türk milletinin gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Büyükkılıç, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinin simgesi olan İstiklal Marşı’mız, milli birlik ve beraberliğimizin adeta bir belgesidir. O zor günlerde milletimize umut ve motivasyon kaynağı olan bu eser, bugün de özgürlük ve bağımsızlık tutkumuzun en güçlü ifadesi olmaya devam etmektedir." "Asım’ın Nesli İdeali" Mehmet Akif Ersoy’un Türk gençliğini "Asım’ın Nesli" olarak tanımladığına dikkat çeken Başkan Büyükkılıç, bu idealin karakterli, ahlaklı ve erdemli bir gençlik anlayışını ifade ettiğini belirtti. Büyükkılıç, Türkiye’nin geleceğinin, gençlerin milli ve manevi değerlerine bağlı şekilde yetişmesiyle daha güçlü olacağını vurguladı. Şehit ve Gazilere Vefa Mesajı Mesajının sonunda İstiklal mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andığını belirten Başkan Büyükkılıç, şu ifadeleri kullandı: "İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105. yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum."
Trabzon Forum Trabzon AVM’den basına iftar yemeği Avrupa Kent GYO Genel Müdürü Erdem Güler, Forum Trabzon’un bölgenin önemli cazibe merkezlerinden biri haline geldiği belirterek, AVM’de yaklaşık 2 bin 500 kişinin görev yaptığı ve gelen ziyaretçilere daha iyi hizmet sunmaya çalıştıklarını söyledi. Karadeniz’in en büyük alışveriş merkezlerinden biri olan Forum Trabzon tarafından basın mensupları için geleneksel iftar yemeği düzenlendi. Yemekte konuşan Avrupa Kent GYO Genel Müdürü Erdem Güler, Forum Trabzon’un başta Trabzon olmak üzere bölge illeri ve yakın coğrafyadan gelen ziyaretçiler için önemli bir cazibe merkezi haline geldiği belirtti. Güler, "Forum Trabzon, başta Trabzon’umuza olmak üzere bölgemizin, hatta yakın coğrafyadaki ülkelerden gelen misafirlerin ve ziyaretçilerin çok önemli bir uğrak noktası hâline gelmiş; bir cazibe ve çekim merkezi olmuştur. Elbette bu başarıda sadece Forum Trabzon ailesi olarak bizlerin değil, hepimizin büyük emeği ve özverisi var. Biz de Forum Trabzon olarak 7/24 tüm mesaimizi ve tüm gücümüzü; Forum Trabzon’un başta sizlere, tüm ziyaretçilerimize ve tüm Trabzonlulara daha iyi, daha üstün ve daha konforlu nasıl hizmet verebileceği noktasında harcıyor, bu doğrultuda çalışmaya devam ediyoruz. Sizler Forum Trabzon’a geldiğinizde, AVM’ye girerken girişte gördüğünüz güvenlik personeli kardeşimizden, arka tarafta hiç görmediğiniz operasyonel ve teknik faaliyetlerde bulunan çalışma arkadaşlarımıza; yine mağazalarda çalışan kardeşlerimizden AVM yönetimindeki mesai arkadaşlarımıza kadar bizler 2 bin 500 kişilik kocaman bir aileyiz. Bununla da iftihar ediyor, gurur duyuyoruz. O nedenle Forum Trabzon hepimiz için çok kıymetli ve çok değerli. Bu uğurda ve bu doğrultuda çalışmalarımızı, mesaimizi sürdürmeye devam ediyoruz" diye konuştu.