GÜNDEM - 03 Mart 2026 Salı 11:40

Gaziantep’te AB tescilli lahmacun sarımsaklı ve sebzeli yapılıyor

A
A
A
Gaziantep’te AB tescilli lahmacun sarımsaklı ve sebzeli yapılıyor

Gaziantep’in önemli lezzetlerinden olan ve Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaret alarak tescillenen ‘Antep Lahmacunu’ kentte kıyma, maydanoz, sarımsak, domates, biber ve çeşitli baharatlarla hazırlanıyor.


Çok eski bir Anadolu yiyeceği olan ve yaklaşık 300 yıldır da sevilerek tüketilen lahmacun Gaziantep’te günlük yemeklerde, törenlerde, cenazelerde, pikniklerde ve Ramazan ayında iftar sofralarında sıklıkla tüketilen yiyeceklerin başında geliyor.



Lahmacuna soğan yerine sarımsak konulur


Gaziantep’in vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alan, diğer lahmacun çeşitlerinden farklı olarak soğan içermeyen ve en önemli özelliği ise sarımsaklı olması ‘Antep Lahmacunu’ içeriğinde kullanılan sebze, baharat ve sunum açısından diğer lahmacunlardan ayrılıyor.


Koyun eti, domates, maydanoz, kırmızı ve yeşil biber ile farklı bir tada ulaşan lahmacun, lokantalarda ya da mahalle fırınlarında pişiriliyor.



Gevrek olarak tüketiliyor


Gastronomi dalında UNESCO’nun "fark oluşturan şehirler ağına" dahil edilen ve Türkiye’nin en zengin mutfaklarından birine ev sahipliği yapan Gaziantep’in AB tescilli lezzeti lahmacun merdane ile açılmış hamurun üzerine zırh ile kıyma haline getirilen kuzu eti ve diğer sebzelerle hazırlandıktan sonra taş fırınlarda pişiriliyor ve gevrek olarak tüketiliyor.


Antep Lahmacunu için kuzu etinin döş ve kaburga kısımları kullanılırken, taş fırında 4-5 dakikada pişen lahmacun tüketime hazır hale geliyor. Sıcak olarak servis edilen, ayran ve çeşitli yeşillikler ve limon ile servis edilen lahmacunun tanesi ise 100 TL’den satılıyor.


Antep lahmacununa konulan sarımsak, lahmacunu daha lezzetli hale getirirken, Ramazan ayında iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer alıyor.



"Gaziantep’te lahmacun sarımsaklı yapılır"


Lahmacunun yapımıyla ilgili bilgi veren restoran işletmecisi Şükrü Savun, "Gaziantep’te biz lahmacunu bol sarımsakla yaparız. Gaziantep’te lahmacunu sarımsak, maydanoz, kırmızı ve yeşil biber, domates, kuzu etinin döş ve kaburga kısımları ile yaparız. Bazı illerde lahmacunu soğan ile yapıyorlar ve farklı sebze koyuyorlar. Gaziantep’te lahmacun atalarımızdan bu yana sarımsaklı yapılır. Gaziantep’te biz lahmacunun sebzesini zırhta çekeriz. Sonra da etini çekeriz. Et ile sebzeyi birbirine karıştırırız. Güzel bir karışım olur ve bu karışımın sonrasında ‘Antep Lahmacunu’ olur" dedi.



"Zırhla çekilen et ve sebze suyunu bırakmaz"


Zırhta çekilen lahmacun malzemesinin daha lezzetli olduğunu belirten Savun, "Çünkü zırhla çekilen et ve sebze suyunu bırakmaz. Etin suyu ve sebzelerin suyu içerisinde kalır. ‘Antep Lahmacun’u Avrupa Birliği tarafından tescillenen bir lezzettir. Gaziantep’te lahmacuna büyük bir ilgi var. Öğle veya akşam yemeklerinde her yemekten önce lahmacun yenilir. Ramazan ayında da lahmacun sofralardaki yerini alır" ifadelerini kullandı.



"Ramazan ayına özel olarak fındık lahmacun yapıyoruz"


Gaziantep’te lahmacunun pide ekmek boyunda yapıldığını belirten Savun, Ramazan ayına özel olarak ise "fındık lahmacun" yaptıklarını anlatarak, "Fındık lahmacunu bir lahmacunun yarım yumağından yapıyoruz. Fındık lahmacun bu ayda tadımlık oluyor. İnce ve gevrek bir şekilde fındık lahmacun yapıyoruz ve Ramazan ayında lahmacun iftar sofralarının vazgeçilmez lezzetlerindendir" şeklinde konuştu.



"Sarımsak lahmacuna ayrı bir lezzet ve tat verir"


Vatandaşlardan Şevki Yılmaz ise, "Bir lahmacun sevdalısı olarak lahmacunu çok seviyoruz. Kebap, içli köfte, yuvalama ve diğer yemeklerimiz güzel ama lahmacunu ayrı seviyorum. Lahmacunu sevdiren en büyük özelliği ise sarımsakla yapılması. Lahmacuna soğan girmez. ‘Antep Lahmacunu’ sarımsaklı olur. Sarımsak lahmacuna ayrı bir lezzet ve tat verir. Soğanlı lahmacun biraz fazla kaldığında koku yapar ama ‘Antep Lahmacunu’ sarımsakla yapıldığı için 1-2 günde kalsa koku yapmaz" diye konuştu.



Gaziantep’te AB tescilli lahmacun sarımsaklı ve sebzeli yapılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Yurtta hava durumu Yurt genelinin parçalı ve çok bulutlu, Karadeniz kıyıları, Güneydoğu Anadolu (Gaziantep ve Kilis hariç) ile Osmaniye ve Hatay çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı, İç Anadolu’nun doğusu, Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Doğu Karadeniz kıyıları, Ordu ve Artvin ile akşam saatlerinden itibaren Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Bu sabah ve gece saatlerinde iç ve doğu bölgelerde buzlanma ve don, Marmara ile iç ve batı kesimlerde sis ve pus olayı bekleniyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinin yüksekleri ile Doğu Anadolu’nun yüksek kar örtüsüne sahip eğimli kesimlerinde çığ tehlikesi ile kar erimesi tehlikesi bulunuyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklığı iç ve doğu kesimlerde 2 ila 4 derece azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. Rüzgar, genellikle kuzey yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Akdeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu’nun güneyi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun batısında kuvvetli (40-60 km/saat) olarak esecek. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı ve çok bulutlu 9 İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu 12 İzmir: Parçalı ve az bulutlu 18 Adana: Parçalı ve yer yer çok bulutlu 18 Antalya: Parçalı bulutlu 23 Samsun: Çok bulutlu, aralıklı yağmurlu 8 Trabzon: Çok bulutlu, aralıklı yağmurlu (Yağışların kuvvetli olması bekleniyor) 9 Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı kar yağışlı 1 Diyarbakır: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı 11
Erzurum Av yasağı başladı Bölgedeki yaban hayatının korunması, geliştirilmesi ve avcılığın sürdürülebilir bir şekilde düzenlenmesi amacıyla Erzurum İl Av Komisyonu toplantısı gerçekleştirildi. Erzurum Vali Yardımcısı Mustafa Berk Çelik başkanlığında bir araya gelen komisyon; Doğa Koruma ve Milli Parklar 13. Bölge Müdürü Akif Ümüzrer ile OGM, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri, Jandarma teşkilatı, gönüllü kuruluşlar ve mahalli avcı temsilcilerinden oluşan üyelerle toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda Neler Karara Bağlandı? Toplantıda özellikle gelecek av dönemine ait temel başlıklar üzerinde duruldu. Konu ile ilgili yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı; " Sürdürülebilir Yönetim: Av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamlarıyla birlikte korunması ve popülasyonlarının izlenmesi Avlanma Usulleri: 2026-2027 av dönemi için avlanma süreleri, günleri ve zamanına ilişkin teklifler oluşturuldu. Kotalar ve Limitler: Avcı başına günlük avlanma miktarları, bölgedeki popülasyon durumuna göre titizlikle değerlendirildi. Koruma Tedbirleri: İlimiz mülki sınırları içindeki devlet ve genel avlaklarda nesli tehlikeye düşen türlerin korunması ve bazı sahaların avlanmaya kapatılması yönünde kararlar alındı. Komisyonumuz tarafından alınan bu kararlar, değerlendirilmek üzere Merkez Av Komisyonu’na (MAK) sunulacaktır. Unutmayalım ki, avcılığın planlı ve kurallı yapılması yaban hayatımızın sigortasıdır" Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından yapılan paylaşımda, "Doğayı koruyarak gelecek nesillere aktarmak ve sürdürülebilir bir av yönetimi sağlamak için tüm paydaşlarımızla iş birliği içinde çalışmaya devam ediyoruz" denildi.
Ankara Uzmanından açıklama: "Obezite bir irade sorunu değil, kronik hastalıktır" Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Özgür Sevim, her geçen gün artan obezite sorununa ilişkin, "Obezite bir irade sorunu değil, kronik bir hastalıktır. Bugünün fazla kilolu çocuğu da yarının kronik hastası olacaktır" dedi. Medicana International Ankara Hastanesi Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahi Uzmanı Dr. Özgür Sevim, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Obezitenin yalnızca estetik kaygılarla ilişkilendirilebilecek bir durum olmadığını, metabolizmayı, hormon sistemini ve bağışıklık mekanizmalarını etkileyen çok faktörlü ve kronik bir hastalık olduğunu belirten Sevim, "Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de artan obezite oranları, toplum sağlığını tehdit eden en önemli risk faktörlerinden biri haline gelmiştir. Obezite, kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve bazı kanser türleriyle doğrudan ilişkilidir. Ayrıca son araştırmalar, obez bireylerin enfeksiyonlara karşı daha yüksek risk altında olduğunu da göstermektedir. Ne yazık ki Türkiye Avrupa’nın en kilolu ülkesi ve dünyada da 3. sırada yer almaktadır. Her geçen gün salgın gibi artan bu soruna karşı cerrahi operasyon en etkin tedavi yöntemidir. Toplumda hala bu ameliyatlara karşı estetik beklenti anlayışı hakimken, obezitenin kronik hastalık riskleri beraberinde getirdiği unutulmamalıdır. Obezite bir irade sorunu değil, kronik bir hastalıktır" dedi. "Bugünün fazla kilolu çocuğu yarının kronik hastasıdır" Yetişkinlerde yükselen oranların çocukluk çağı obezitesinin hızlı artışıyla paralel olarak daha ciddi sağlık problemleri riskini beraberinde getirdiğine dikkati çeken Sevim, çocukluk çağı obezitesiyle ilgili, "Bugünün fazla kilolu çocuğu, yarının kronik hastası olacaktır. Çocukluk çağında başlayan obezite, erişkin dönemde daha ağır metabolik sorunlara yol açar. Bu nedenle erken tanı ve bütüncül yaklaşım büyük önem taşır. Çocuklarımızın kilo kontrollerini büyük bir ciddiyetle takip etmeliyiz. Eğer diyet ve egzersiz yöntemleri ile çözülemeyen çocukluk çağı obezitelerinde 14 yaşını aşkın vücut kitle indeksi 35’in üzerinde olan çocuklar için cerrahi operasyon önerebilmekteyiz" diye konuştu. Diyet listesi değil sağlıklı yaşam öğretisi Modern yaşamın obeziteyi tetikleyen unsurlarına dikkat çeken Medicana International Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülşah Erhan ise şu ifadeleri kullandı: "Ultra işlenmiş gıdaların artışı, hareketsiz şehir yaşamı, ekran süresinin yükselmesi ve sağlıklı gıdaya erişimde sosyoekonomik eşitsizlikler, her yaş grubunu etkisi altına alan bir sorundur. Bu başlıkların her geçen gün artmasıyla obezite, geleceğin en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Beslenme ve yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi, bazı bireyler için obezite ile mücadelede, bazıları için de mide ameliyatları sonrası verilen kilonun korunmasında hayati öneme sahiptir. Bu nedenle katı diyetler değil, bireye sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandıracak planlı yaklaşımlar üzerinde çalışılmalıdır. Toplum olarak iyi ve sağlıklı yaşamı öğrenmeli, uygulamalı ve gelecek kuşaklara da örnek olmalıyız. Toplumsal farkındalığı yükseltmeli, obezite ile 7’den 70 mücadele etmeliyiz."