DÜNYA - 02 Mart 2026 Pazartesi 23:26 | Son Güncelleme : 02 Mart 2026 Pazartesi 23:27

NATO Genel Sekreteri Rutte: "NATO İran’a yönelik saldırılara katılmayı planlamıyor"

A
A
A
NATO Genel Sekreteri Rutte: "NATO İran’a yönelik saldırılara katılmayı planlamıyor"

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, NATO’nun İran’a yönelik saldırılara katılma planı olmadığını ifade ederek, "Bu net bir şekilde Amerikalılar ve İsrailliler tarafından yürütülen bir harekat" dedi.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bir İngiliz televizyon kanalına yaptığı açıklamada NATO’nun İran ve bölgedeki gelişmeleri ele alış biçimine dair açıklamalarda bulundu. Programda İran’a saldırılar konusunda ABD ve Avrupa’nın tutumu arasındaki kopukluğun NATO’nun pozisyonunu karmaşık hale getirip getirmediği sorusu üzerine Rutte, "Aslında Avrupa’nın gerçekten daha fazla sorumluluk üstlendiğini söyleyebilirim. Dün Başbakan Merz’in yaptığı açıklamalara baktığınızda, yarın Beyaz Saray’da yapılacak görüşmeler için Washington’a gidiyor olmasıyla birlikte Amerikalıların yaptığına kesinlikle destek verdiğini görüyorsunuz. İran’ın nükleer ve balistik kapasitesi Avrupa için, İsrail için ve bölge için bir tehdittir" dedi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın ABD’nin üs kullanım talebine olumlu cevap vermesinin de Avrupa’nın konuya yaklaşımını ortaya koyduğunu savunan Rutte, "Avrupa’nın gerçekten sorumluluk üstlendiği açık ve bu çok önemli" dedi.

"İran’ın bir tehdit olduğunu biliyoruz"

Dün birçok Avrupalı yetkili ile görüştüğünü ve birçoğunun operasyondan memnuniyet duyduğuna şahit olduğunu söyleyen Rutte, "Çünkü bugün İran’ın bir tehdit olduğunu biliyoruz. Sadece yurt içinde değil, Avrupa, İsrail ve tüm bölge söz konusu olduğunda da saldırgan. Bu bir terör rejimi. Bu nedenle de net bir şekilde Londra, Hamburg ve memleketim Lahey için bir tehdit" dedi.

İran’ın Ukrayna için de bir tehdit oluşturduğunu, zira Rusya’nın savaş çabalarına imkan sağlayan kilit önemdeki oyunculardan biri olduğunu vurgulayan Rutte, "Bu nedenle de Avrupa genelinde ABD’nin yaptıklarına yaygın bir destek görüyorum" dedi.

"NATO İran’a saldırılara katılmayı planlamıyor"

Avrupa’nın İran’a ilişkin pozisyonunun değişmesiyle birlikte NATO güçlerinin saldırıya katılması ihtimali sorulan Rutte, "Hayır. Bu net bir şekilde Amerikalılar ve İsrailliler tarafından yürütülen bir harekat" dedi.

Rutte, "Ancak şu anda NATO müttefikleri, ABD’nin İsrail ile birlikte yürüttüğü bu harekata imkan sağlamaktadırlar" ifadelerini kullandı.

Körfez’deki Arap ülkelerinin İran’a saldırılara iştirak etme ihtimaline ilişkin soruya Rutte, "Önümüzdeki saat ve günler içinde neler olacağını göreceğiz. Bu, esasen İran’ın bölgede komşularına hiçbir askeri gerekçe olmaksızın saldırması anlamına geliyor. Çünkü bölge genelinde otellere ve masum sivillere saldırıyorlar. Bu büsbütün çılgınlık" cevabını verdi.
İngiltere’nin Güney Kıbrıs’taki hava üssü Ağrotur'un saldırıya uğraması konusunda NATO’nun bu üslerin savunmasını güçlendirme konusunda ne gibi adımlar attığı sorusuna Rutte, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin NATO dahilinde olmadığı vurgusuyla cevap verdi. Rutte, "Üst düzey komutanlarımız düzenli olarak kendileriyle iletişim halinde ve ben de düzenli olarak onlarla iletişim kuruyorum" dedi.

İran’da olanların Ukrayna’daki savaşı nasıl etkileyeceği sorusuna cevabında Rutte, "Öncelikle Ukrayna’ya kilit önemdeki askeri desteğin, bedeli Avrupa ve Kanadalı müttefikler tarafından ödenmek kaydıyla ABD tarafından sağlandığı gerçeğini unutmamak gerek" dedi.

Rutte, "Aynı zamanda İran’ın Şahed dronları aracılığıyla Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşı sürdürmesi için Rusya’ya askeri destek sağlayan başlıca aktörlerden biri olduğunu da unutmamak gerek. Bunun Ukrayna’nın bu savaşı sürdürme kapasitesi üzerinde kuşkusuz çok büyük etkisi olacaktır" dedi.
ABD Başkanı Trump’tan "özgür dünyanın lideri" ifadeleriyle bahsettiği açıklamasında Rutte, "İran’ın bölgede, Avrupa’da ve dünyanın her yerinde kaos oluşturma kapasitesinin ciddi bir şekilde zayıflatılması, hepimizi daha güvende kılıyor" dedi.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.