Yerel Haberler
Eskişehir
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:13 Eskişehir sanayisi gücünü üretimden ve teknolojiden almaya devam ediyor Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş açıklanan ihracat rakamları ile ilgili değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaşarak, "Eskişehir’imizin ihracatta ortaya koyduğu güçlü performans bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. İhracatımızın nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,8 artarak 397 milyon dolara, ocak-nisan döneminde ise yüzde 5,9 artışla 1,37 milyar dolara yükselmesi Eskişehir sanayisinin sürdürülebilir büyüme iradesinin somut bir göstergesidir" dedi. Kesikbaş yaptığı açıklamada, "Bugün küresel ekonomide belirsizliklerin, bölgemizde ise jeopolitik risklerin yoğun şekilde hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Böylesine hassas bir süreçte Türk sanayicisi her şartta üretmeye, yatırım yapmaya, ihracat gerçekleştirmeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir. Eskişehir sanayisi de bu direncin ve vizyonun en güçlü temsilcilerinden biridir. Özellikle coğrafyamızda yaşanan gelişmeler, stratejik sektörlerin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu noktada havacılık ve savunma sanayisi, teknolojik bağımsızlık ve milli güvenlik açısından kritik bir konumdadır. Eskişehir’in sahip olduğu bilgi birikimi, mühendislik altyapısı ve üretim kültürüyle bu alanlarda Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz. Bundan sonraki süreçte hedefimiz; yalnızca üretim hacmiyle büyüyen değil, yüksek teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek, nitelikli üretim anlayışıyla gelişen bir Eskişehir sanayisi oluşturmaktır. Geleceğin rekabeti; bilgiyle, inovasyonla, dönüşümle ve insan kaynağıyla şekillenecektir. Bu topraklarda akıl ve alın teriyle çalışan, üreten, emek veren herkesin ortaya koyduğu çaba, Eskişehir’in geleceğine duyulan inancın en güçlü göstergesidir. Şehrimizin sanayisine güç veren tüm çalışanlarımıza, sanayicilerimize ve emekçilerimize gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:10 Eskişehir’de kültür yolu coşkusu ilk günden şehri sardı Eskişehir Kültür Yolu Festivali, ilk gününde konserlerden atölyelere, söyleşilerden çocuk etkinliklerine uzanan zengin programıyla şehri sardı. Atatürk Kültür ve Sanat Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen "Yaşayan Miras Söyleşisi: Lüle Taşı" programında, Emre Mangaltepe eşliğinde Eskişehir’in önemli somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olan lületaşı işlemeciliği kültürü ele alındı. Söyleşide lületaşının zamansal geçmişi, çıkarılma süreçleri, işleme teknikleri ve ustalık geleneği kapsamlı şekilde değerlendirilirken; katılımcılar ustadan çırağa aktarılan zanaatkarlık kültürünü yakından tanıma fırsatı buldu. Sanatın geleneksel izleri atölyelerde hayat buldu Festival kapsamında düzenlenen atölye programları da ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Dede Korkut Parkı Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilen "Olgunlaşma Enstitüleri Eskişehir Workshop-Atölye Çalışmaları"nda, Yunus Emre’nin sevgi, hoşgörü ve insanlık anlayışı sanat aracılığıyla katılımcılarla buluşturuldu. Program kapsamında minyatür, hat, tezhip, dokuma, kilim, seramik ve cam ürünlerden oluşan eserler ile Yunus Emre dönemi giysi koleksiyonu ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Atatürk Kültür ve Sanat Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Tezhip Atölyesi"nde Dilek Çelik tarafından geleneksel Türk bezeme sanatının incelikleri uygulamalı olarak aktarıldı. Altın ve canlı renklerle şekillenen tezhip sanatının zamansal gelişimi, motif anlayışı ve estetik dili katılımcılarla paylaşıldı. Aynı merkezde gerçekleştirilen "Ebrû Atölyesi"nde ise kitre ile yoğunlaştırılmış su yüzeyine serpilen boyalarla oluşturulan özgün desenler sanatseverlerle buluştu. Eskişehir’in kültürel dokusu fotoğraf kareleriyle yeniden keşfedildi Odunpazarı Meydanı’nda düzenlenen "FotoMaraton Eskişehir" ve "FotoMaraton Çocuk" etkinlikleri, amatör ve profesyonel fotoğraf tutkunlarını bir araya getirdi. Festival kapsamında belirlenen temalar doğrultusunda gerçekleştirilen çekimlerde katılımcılar, Eskişehir’in kültürel dokusunu ve günlük yaşamını objektifleriyle yeniden yorumladı. Çocuklara yönelik gerçekleştirilen FotoMaraton programında ise genç katılımcılar, deneyimli fotoğrafçılar eşliğinde fotoğraf yürüyüşüne katılarak yenilikçi bakış açılarını geliştirme fırsatı buldu. Kütüphanedeki aslan minik okurlarla buluştu Eskişehir İl Halk Kütüphanesi Cep Sinema Salonu’nda gerçekleştirilen "Etkileşimli Kitap Okuma ve Masal Anlatımı" etkinliğinde çocuklar, "Kütüphanedeki Aslan" kitabı eşliğinde hikâye anlatımının büyülü dünyasıyla buluştu. Etkileşimli okuma çalışmaları ve masal anlatımıyla zenginleşen programda minik katılımcılar, kitap kahramanlarının dünyasını keşfederken hem eğlenceli hem öğretici bir deneyim yaşadı. Konser büyük ilgi gördü Eskişehir Kültür Yolu Festivali’nin ilk gününde, Türk Dünyası Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen Oğuzhan Koç konseri öncesinde alanda yoğun hareketlilik yaşandı. Konser saatinden uzun süre önce festival alanına gelen müzikseverler, merkez çevresinde yollara taşan uzun kuyruklar oluştururken, festival coşkusu konser başlamadan önce de Eskişehir sokaklarına yansıdı.
İstenmeyen kiloların kaynağı lipödem olabilir
24 Haziran 2025 Salı - 12:54 İstenmeyen kiloların kaynağı lipödem olabilir Genellikle bacaklarda aşırı yağ birikimiyle ortaya çıkan bir yağ dokusu rahatsızlığı olan lipödeme genellikle geç teşhis konulduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer "Lipödem tedavisinde esas olan yalnızca kilo vermek değil; vücudu bir bütün olarak iyileştirmektir" dedi. Pek çok kadının, bacaklarında açıklanamayan kalınlaşma, ağrı ve ödemle baş ederken; yaşadığı durumu sadece "kilo problemi" sandığını ifade eden Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer "Oysa gerçek bambaşka olabilir. Lipödem, özellikle kadınlarda görülen, simetrik yağ birikimi, hassasiyet, kolay morarma ve dokunmaya duyarlılık gibi belirtilerle ortaya çıkan, kronik ve ilerleyici bir rahatsızlıktır. Ve bu tablonun en sık ihmal edilen ama en temel bileşenlerinden biri beslenmedir" dedi. "Vücudun üst ve alt kısmı orantısızdır" Lipödemin genetik ve hormonal kökenli bir bağ dokusu hastalığı olduğunu kaydeden Diyetisyen Sayer bu hastalığın ergenlik, gebelik, menopoz gibi hormonal geçiş dönemlerinde alevlendiği bilgisini verdi. Genellikle alt vücutta kalça, basen, uyluk ve bazen kollarda görülen bu yağ birikiminin; simetrik olduğuna ama vücudun üst kısmı ile orantısız bir görüntü oluşturduğuna dikkat çekerek bu durumun diyetle ve egzersizle kolay kolay geçebilen bir tablo olmadığını söyledi. Bu sebeple birçok kadının, yıllar boyunca pek çok "diyet" deneyimi yaşamasına rağmen, bacaklarındaki inatçı yağlanma nedeniyle kendini irade konusunda yetersiz ve başarısız hissettiğini anlatan Diyetisyen Sayer "Halbuki burada sorun motivasyon değil; fizyolojik direniştir. Yani lipödemli bir bireyin ihtiyaç duyduğu şey, sıradan bir zayıflama diyeti değil; hedef odaklı, bireyselleştirilmiş ve bütüncül bir beslenme yaklaşımıdır" diye konuştu. "Kilo vermek için değil iyileşmek için beslenin" Tedavide esas olanın yalnızca "kilo vermek" değil; vücudu bir bütün olarak iyileştirmek olduğunu vurgulayan Diyetisyen Sayer lipödem hastalarının beslenme planlamasındaki hedefleri "inflamasyonu (iltihabi süreci) azaltmak, lenfatik ve dolaşım sistemini desteklemek, ödemi azaltmak, insülin direncini ve kan şekeri dalgalanmalarını dengelemek, duygusal yeme ve beden algısıyla ilgili farkındalık oluşturmak" şeklinde sıraladı. Her hastanın durumunun kendine özgü olsa da temel ilkelerin genellikle aynı olduğuna değinen Diyetisyen Sayer şunları söyledi: "Anti-inflamatuvar beslenme yani lipödemde aktif olan iltihabi (inflamasyon) süreci baskılamak için bazı gıdaların öne çıkması gerekir: Mevsiminde, renkli ve çeşitli sebzeler, taze meyveler (özellikle yaban mersini, frambuaz, böğürtlen, nar gibi antioksidan içeriği yüksek kırmızı ve mor meyveler), soğuk sıkım gerçek zeytinyağı, avokado, çiğ kuruyemişler, Omega-3 içeriği yüksek balıklar (somon, uskumru, sardalya) zerdeçal, zencefil gibi doğal anti-inflamatuvar baharatlar. Bu besinler hem ödemi hem ağrıyı azaltmada yardımcı olabilir". "Diyabet eşlik ediyorsa ödem ve inflamasyon artıyor" Lipödemli bireylerde insülin direncinin de sık görüldüğüne işaret eden Diyetisyen Sayer bunun sadece kilo kontrolünü zorlaştırmakla kalmadığını; ödem, yorgunluk, tatlı isteği ve inflamasyon riskini de artırdığını anlattı. Bunun için basit şekerden, beyaz unlu ve işlenmiş karbonhidratlardan uzak durulmasını; tam tahıllar, kuru baklagiller ve yüksek lifli gıdaların tercih edilmesini; öğünlerde proteinin (yumurta, yoğurt, baklagil, et-tavuk-balık) mutlaka yer almasını tavsiye etti. Lenf sistemini destekleyerek hücre içi dengeyi koruyan minerallere dair ise "Su tüketimi günde en az 2-2,5 litre olmalı. Koyu yeşil yapraklılar, badem ve kakao tüketilerek magnezyum ihtiyacı karşılanmalı. Potasyum için muz, avokado, patates, pancar; C vitamini için ise maydanoz, kivi, turunçgiller yenilebilir" dedi. Her birey için geçerli olmasa da, bazı lipödemli hastaların süt ürünleri ve glutene hassas olabildiğinden bahseden Diyetisyen Sayer bu gıdaların vücutta inflamasyonu artırabildiğini ancak bu grupları tamamen beslenmeden çıkarmak yerine bir beslenme uzmanı eşliğinde gıdaları eleyerek ilerlemek gerektiğini dile getirdi. "Sadece fiziksel değil duygusal yükü de ağır" Lipödem yalnızca fiziksel bir durum değil; duygusal yükü de ağır olan bir tanı olduğunun altını çizen Diyetisyen Sayer "Kendi bedenini anlamaya çalışan bir kadın, yıllarca suçluluk, utanma ve dışlanmışlık hisleriyle boğuşabilir. ‘Ne yaparsam yapayım bu bacaklar değişmiyor’ düşüncesi; umutsuzluğu ve yeme davranış bozukluklarını tetikleyebilir. Lipödem bir yaşam biçimi haline getirildiğinde, doğru adımlar atıldığında kontrol altına alınabilir. Sürdürülebilir bir beslenme modeliyle, birey yalnızca fiziksel değil; zihinsel ve duygusal olarak da güçlenebilir" diye konuştu.
Eskişehir’de bulunan tarihî el yazması eser kitap haline getirildi
24 Haziran 2025 Salı - 10:05 Eskişehir’de bulunan tarihî el yazması eser kitap haline getirildi Eskişehir’de 1800’lerde yaşayan ve bir aktarın kaleminden çıkan el yazması eser, Eskişehirli eğitimci Feride Turan ve Nizamettin Arslan’ın ortak bir çalışmasıyla kitap hâline getirildi. Eskişehir’de Valilik yapmış olan Güngör Azim Tuna’nın kurduğu ‘Bilge Türk Eğitim Kültür Vakfı’ tarafından yayınlanan kitabın takdimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Valiliği yetkililerinin katılımıyla Ankara’da gerçekleşti. Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Vali Güngör Azim Tuna, törenin açılış konuşmasında, henüz varlığı bilinmeyen ve geçimini aktarlıkla sağlayan Eskişehirli bir tasavvuf büyüğüne ait el yazması eseri gün ışığına çıkarmanın heyecanını yaşadıklarını anlattı. Yaklaşık iki asır, kapağının açılmasını bekleyen bir el yazması eseri; bilim dünyasına sunmaktaki temel gayelerinin, Türk dili ve kültürü için önemli bir vazifeyi ifa etmek olduğunu belirten Tuna, "Eski tıbba dair eserlerin, Türkçenin söz varlığı açısından mühim olduğu kadar geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına ilgi duyanlar için de dikkate değer. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitim ve kültür alanlarındaki vurgusunu dikkate alarak, Vakıf olarak devletin bu alandaki hedeflerine ulaşmasında gönüllülük esasıyla katkı sunmayı amaçladık’’ dedi. El yazması tıp eserinin tanıtımı kapsamında ise Nizamettin Arslan, el yazması tıp eserinin bulunuş öyküsünü şöyle anlattı: "El yazması Eskişehir’de 1800’lerde yaşayan ve geçimini aktarlıkla sağlayan Nakşibendi şeyhi Hacı Mehmed Zülali Efendi’ye aittir. Onun vefatından sonra eserlerinin bir kısmı, torunu Eskişehir Mevlevi büyüklerinden Bahri Tincer Dede’ye intikal etmiştir. 1978’de Bahri Dede’nin vefatıyla da Naci Bayraktaroğlu’na intikal etmiştir. Zülali Efendi, Eskişehir’de Orta Işık Camii’nde ders vermiştir. Bu tarihî camiyi 2013’te Türk Dünyası Kültür Başkentliği sürecinde Eskişehir Valisi olan Güngör Azim Tuna ‘Kalıcı Eserler’ kapsamına aldı’’ dedi. El yazması tıp eseri hakkında konuşan Feride Turan da, "Oğuz Türklerinin sözlü olarak nesilden nesle geliştirdikleri bu eserler, Türk dili ve kültürü açısından önemli bilgiler içermektedir. Dönemin halk Türkçesini yansıtan bu el yazması eser, bir incelemeye tabi tutuldu. İlaç formüllerindeki ham maddelerin ve hastalıkların bugünkü isimlerinin izi sürüldü. Diğer eski tıp eserleriyle karşılaştırmalı olarak ele alındı. Ayrıca eserin bir sözlüğü de hazırlandı. El yazması eser, diğer eski tıp kitaplarında rastlanmayan özgün formüller içermektedir’’ dedi. Program sonunda; emeği geçenlere teşekkür belgesi ve çiçek buketi takdim edildi ve imza günü düzenlendi.