Yerel Haberler
Eskişehir
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:13 Eskişehir sanayisi gücünü üretimden ve teknolojiden almaya devam ediyor Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş açıklanan ihracat rakamları ile ilgili değerlendirmelerini kamuoyu ile paylaşarak, "Eskişehir’imizin ihracatta ortaya koyduğu güçlü performans bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. İhracatımızın nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,8 artarak 397 milyon dolara, ocak-nisan döneminde ise yüzde 5,9 artışla 1,37 milyar dolara yükselmesi Eskişehir sanayisinin sürdürülebilir büyüme iradesinin somut bir göstergesidir" dedi. Kesikbaş yaptığı açıklamada, "Bugün küresel ekonomide belirsizliklerin, bölgemizde ise jeopolitik risklerin yoğun şekilde hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Böylesine hassas bir süreçte Türk sanayicisi her şartta üretmeye, yatırım yapmaya, ihracat gerçekleştirmeye ve istihdam oluşturmaya devam etmektedir. Eskişehir sanayisi de bu direncin ve vizyonun en güçlü temsilcilerinden biridir. Özellikle coğrafyamızda yaşanan gelişmeler, stratejik sektörlerin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu noktada havacılık ve savunma sanayisi, teknolojik bağımsızlık ve milli güvenlik açısından kritik bir konumdadır. Eskişehir’in sahip olduğu bilgi birikimi, mühendislik altyapısı ve üretim kültürüyle bu alanlarda Türkiye’nin öncü şehirlerinden biri olmaya devam edeceğine inanıyoruz. Bundan sonraki süreçte hedefimiz; yalnızca üretim hacmiyle büyüyen değil, yüksek teknolojiye dayalı, katma değeri yüksek, nitelikli üretim anlayışıyla gelişen bir Eskişehir sanayisi oluşturmaktır. Geleceğin rekabeti; bilgiyle, inovasyonla, dönüşümle ve insan kaynağıyla şekillenecektir. Bu topraklarda akıl ve alın teriyle çalışan, üreten, emek veren herkesin ortaya koyduğu çaba, Eskişehir’in geleceğine duyulan inancın en güçlü göstergesidir. Şehrimizin sanayisine güç veren tüm çalışanlarımıza, sanayicilerimize ve emekçilerimize gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Eskişehir’de bulunan tarihî el yazması eser kitap haline getirildi
24 Haziran 2025 Salı - 10:05 Eskişehir’de bulunan tarihî el yazması eser kitap haline getirildi Eskişehir’de 1800’lerde yaşayan ve bir aktarın kaleminden çıkan el yazması eser, Eskişehirli eğitimci Feride Turan ve Nizamettin Arslan’ın ortak bir çalışmasıyla kitap hâline getirildi. Eskişehir’de Valilik yapmış olan Güngör Azim Tuna’nın kurduğu ‘Bilge Türk Eğitim Kültür Vakfı’ tarafından yayınlanan kitabın takdimi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Valiliği yetkililerinin katılımıyla Ankara’da gerçekleşti. Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Vali Güngör Azim Tuna, törenin açılış konuşmasında, henüz varlığı bilinmeyen ve geçimini aktarlıkla sağlayan Eskişehirli bir tasavvuf büyüğüne ait el yazması eseri gün ışığına çıkarmanın heyecanını yaşadıklarını anlattı. Yaklaşık iki asır, kapağının açılmasını bekleyen bir el yazması eseri; bilim dünyasına sunmaktaki temel gayelerinin, Türk dili ve kültürü için önemli bir vazifeyi ifa etmek olduğunu belirten Tuna, "Eski tıbba dair eserlerin, Türkçenin söz varlığı açısından mühim olduğu kadar geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamalarına ilgi duyanlar için de dikkate değer. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eğitim ve kültür alanlarındaki vurgusunu dikkate alarak, Vakıf olarak devletin bu alandaki hedeflerine ulaşmasında gönüllülük esasıyla katkı sunmayı amaçladık’’ dedi. El yazması tıp eserinin tanıtımı kapsamında ise Nizamettin Arslan, el yazması tıp eserinin bulunuş öyküsünü şöyle anlattı: "El yazması Eskişehir’de 1800’lerde yaşayan ve geçimini aktarlıkla sağlayan Nakşibendi şeyhi Hacı Mehmed Zülali Efendi’ye aittir. Onun vefatından sonra eserlerinin bir kısmı, torunu Eskişehir Mevlevi büyüklerinden Bahri Tincer Dede’ye intikal etmiştir. 1978’de Bahri Dede’nin vefatıyla da Naci Bayraktaroğlu’na intikal etmiştir. Zülali Efendi, Eskişehir’de Orta Işık Camii’nde ders vermiştir. Bu tarihî camiyi 2013’te Türk Dünyası Kültür Başkentliği sürecinde Eskişehir Valisi olan Güngör Azim Tuna ‘Kalıcı Eserler’ kapsamına aldı’’ dedi. El yazması tıp eseri hakkında konuşan Feride Turan da, "Oğuz Türklerinin sözlü olarak nesilden nesle geliştirdikleri bu eserler, Türk dili ve kültürü açısından önemli bilgiler içermektedir. Dönemin halk Türkçesini yansıtan bu el yazması eser, bir incelemeye tabi tutuldu. İlaç formüllerindeki ham maddelerin ve hastalıkların bugünkü isimlerinin izi sürüldü. Diğer eski tıp eserleriyle karşılaştırmalı olarak ele alındı. Ayrıca eserin bir sözlüğü de hazırlandı. El yazması eser, diğer eski tıp kitaplarında rastlanmayan özgün formüller içermektedir’’ dedi. Program sonunda; emeği geçenlere teşekkür belgesi ve çiçek buketi takdim edildi ve imza günü düzenlendi.
Ümit Hastanesi’nde yapılan ameliyatta yapay mesane ile sağlığına kavuştu
24 Haziran 2025 Salı - 09:37 Ümit Hastanesi’nde yapılan ameliyatta yapay mesane ile sağlığına kavuştu Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde mesane tümörü tanısı konulan 59 yaşındaki Namık Demir, başarılı bir ameliyatla hem kanserli dokulardan kurtuldu, hem de bağırsağından yapılan yapay mesane ile sağlıklı bir yaşama adım attı. Hastaneye başvuran Namık Demir’in, yapılan muayenelerin ardından ameliyat olacağına karar verildi. Ameliyatı gerçekleştiren Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Eren, hastanın daha önce defalarca tümör nedeniyle operasyon geçirdiğini, son kontrolünde ise tümörün mesane kas dokusuna ve çevre dokulara yayılma riski gösterdiğini belirtti. Bu nedenle, "radikal sistektomi" adı verilen ve mesanenin prostat ve çevre dokularla birlikte alındığı, ardından hastanın bağırsağından yeni bir yapay mesane oluşturulan ameliyat kararı alındı. Op. Dr. Eren, yaklaşık 4-5 saat süren ve Üroloji Uzmanı Op. Dr. Aydın Erkul ile Genel Cerrah Op. Dr. Özgür Kırdök’ün iş birliğiyle başarıyla bir operasyon gerçekleştirdiklerini söyledi. Yapılan ameliyat ile; yapay mesane oluşturularak hastanın idrar fonksiyonları sürdürülebilir hale getirildi. "Yapay mesane nadir ve hayat kurtaran bir yöntem" Op. Dr. Eren, bu tür ameliyatların Türkiye’de yalnızca sınırlı sayıda merkezde yapılabildiğini vurgulayarak, "Hastanın bağırsağından yeni bir mesane hazırlıyoruz. Böbrekten gelen idrar kanalları bu yeni mesaneye bağlanıyor. "Yoğun takip ile başarılı sonuç" Ameliyat sonrası süreci değerlendiren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökçe Kundakçı Gelir, hastanın "Böbrek fonksiyonlarını ve enfeksiyon riskini yakından izlediklerini ifade eden Dr. Gelir, "Kan tuzları ve karaciğer enzimleri normale döndükten sonra hastamızı servise aldık. Şu anda genel durumu çok iyi, iyileşme sürecini sağlıklı şekilde sürdürüyor." dedi. "Yeniden doğmuş gibiyim" Ameliyat olan Namık Demir ise bir yıl süren tümör mücadelesi sonrası yaşadığı rahatlığı anlatarak, "İdrar yapamamak, ağrılar ve uykusuzluk hayatımı alt üst etmişti. Artık gece deliksiz uyuyabiliyorum. Şimdi kansersizim ve yeniden doğmuş gibiyim. En küçük şüphede mutlaka doktora gidin. Ben zamanında gittim ve şifamı buldum" diyerek hastalığın ertelenmeden tedavi edilmesi gerektiğini hatırlattı.
Kalp ritim bozukluğu elektriksel ablasyon ile 30 dakikada çözüldü
24 Haziran 2025 Salı - 09:31 Kalp ritim bozukluğu elektriksel ablasyon ile 30 dakikada çözüldü Eskişehir’de yaşayan 69 yaşındaki kadın, nefes darlığı ve çarpıntı şikayetleriyle gittiği Eskişehir Şehir Hastanesi’nde, Türkiye’de oldukça nadir yapılan elektriksel ablasyon (Pulsed Field) isimli tedavi ile sağlığına kavuştu. Eskişehir’de kalp rahatsızlığı yaşayan 2 çocuk annesi Çiçek’e, yapılan muayeneler sonrası sonucunda kalbin küçük odacıklarının ritminin tamamen bozulduğu ve buna bağlı olarak sonucu kalp atımlarında hızlanma ile düzensizlik olduğu tespit edildi. 69 yaşındaki kadına kalp ritim bozukluğu (Atriyal Fibrilasyon) tanısı kondu. Türkiye’de yeni olan tedavi hastaya uygulandı Yapılan tedavi yöntemlerine rağmen Zeynep Çiçek bir sonuç alamazken, şikayetleri de sona ermedi. Ritim bozukluğunu tetikleyen etkenleri yok etmek için yeni bir yöntem olan elektriksel ablasyon (Pulsed Field) uygulanması için karar verildi. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde, Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Özgeyik ve ekibi tarafından operasyon yapıldı. Yaklaşık bir saat süren kapalı ameliyetta, hastaya kalpte ritim bozukluğu oluşturan dokuya yüksek frekanslı ve kısa süreli yüksek enerji uygulamaları olan elektriksel ablasyon verildi. Isı ya da soğuk enerji kullanan klasik ablasyon yöntemlerinden farklı olarak uygulanan elektriksel ablasyon işlemi başarıl bir şekilde uygulandı. 69 yaşındaki kadın sağlığına bu yolla kavuşmuş oldu. Son kontrolleri yapılan Zeynep Çiçek, yakında taburcu edileceği öğrenildi. "Dünyada uygulanıyor fakat hastanemizde ilk kez uygulandı" Doç. Dr. Mehmet Özgeyik, bu yöntemin bazı gelişmiş ülkelerde yaklaşık 5 yıldır kullanıldığına değinirken, Türkiye’de ise yeni olduğunu ifade etti. Özgeyik, "Hastamız, uzun süredir devam eden bir ritim bozukluğu, tanısıyla bize başvurmuştu. Kendisinde nefes darlığı ve çarpıntı gibi çeşitli şikâyetler mevcuttu. Uygun tedavilere rağmen şikâyetleri devam ettiği için ablasyon işlemi planladık. Hastamıza, Türkiye’de kamu hastanelerinde ilk kez uygulanan elektriksel ablasyon yöntemini kullandık. Bu sistem, dünyada yaklaşık 4-5 yıldır mevcut ve gelişmiş ülkelerde uygulanıyor. Ülkemizde ise yeni yeni kullanılmaya başlandı. Ödeme şartlarının düzeltilmesi ve hastanemizin desteğiyle bu sistemi hastanemize kazandırdık. Bu sistemin avantajları ve dezavantajlarından bahsedecek olursak; normalde hastalarımıza yakma veya dondurma işlemleri uyguluyoruz. Elektriksel ablasyon, üçüncü bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Dünyada yaygın olarak kullanılıyor, ancak hastanemizde ve Türkiye’deki kamu hastanelerinde ilk kez bizim merkezimizde uygulandı. İşlem yaklaşık 1 saat sürdü. Normalde yakma veya dondurma işlemleri de 1-1 buçuk saat sürüyor. İlk kez uyguladığımız için daha dikkatli olmamız gerektiğinden süre biraz uzadı. Ancak bu yöntemin avantajı, klinik tecrübemiz arttıkça işlemin yaklaşık yarım saate kadar kısalabilecek olması. Böylece çok etkili bir yöntemle hastalarımıza ablasyon işlemini hızlıca uygulayabileceğiz" dedi. "İşlem sırasında hastamızın ritmi normale döndü" Yöntemin nadir uygulandığına değinen Mehmet Özgeyik şöyle devam etti; "İşlem, Türkiye’de ilk olarak Hacettepe Üniversitesi’nde yapıldı. Oradaki hocalarımız, 8-10-12 vaka civarında deneyim kazandılar. Onların klinik tecrübelerinden faydalanmak için Prof. Dr. Kudret Aytemir ve Prof. Dr. Hikmet Yorgun’u eğitmen ve proktör olarak merkezimize davet ettik. Ayrıca, Ankara Tıp Fakültesi’nden, birlikte çalıştığım Prof. Dr. Başar Cendemir de vakaya eşlik etti. Ben, bu yöntemi öğrenmek için İngiltere’de gözlemci (observer) eğitimine katılmıştım ve orada 50-60 vakayı gözlemleme fırsatı buldum. Ancak, ilk kez kendi elimle, hocalarımızın eşliğinde ve yardımlarıyla bu vakayı gerçekleştirdik. Hastamızın sağlık durumu şu anda çok iyi. Normalde bu işlemden bir gün sonra, bir problem yoksa hastayı taburcu edebiliyoruz. Ancak ilk kez uyguladığımız için hastamızı 2-3 gün gözlem altında tuttuk. İşlem sırasında hastamızın ritmi normale döndü, ki bu bizim için en sevindirici sonuçlardan biri ve başarının en önemli göstergesi. Hastamız, şikâyetlerinin azaldığını belirtiyor. Bugün akşamüstü hastamızı taburcu etmeyi planlıyoruz." "Bu sistemin yaygınlaşacağını öngörüyoruz" Diğer yöntemlere göre bu yöntemin artılarından bahseden Özgeyik,"Yakma ve dondurma yöntemlerine göre bu yöntemin avantajlarını vurgulayacak olursak: Kliniğimizde ve Türkiye genelinde yakma ve dondurma işlemleri yaygın. Dondurma daha eski bir yöntem, çoğu merkezde kullanılıyor. Yakma işlemi ise daha az merkezde uygulanıyor çünkü daha teknik bir işlem. Elektriksel ablasyon yöntemi ise dünyada, özellikle 2021’den beri rutin olarak kullanılıyor. Ülkemizde bu sistemin yaygınlaşacağını öngörüyoruz. Kamu hastanelerinde daha önce uygulanmamıştı; Hacettepe Üniversitesi’nden sonra devlet hastanesi olarak bunu gerçekleştiren ikinci merkez biziz. Bu konuda bize destek veren hastane yönetimimize ve Sağlık Müdürümüze teşekkür borçluyuz. Onların sayesinde bu sistemi hastanemize kazandırdık." ifadelerini kullandı. Sağlığına kavuşan hasta Zeynep Çiçek, "Bir yakınımın tavsiyesi sayesinde doktorumuz Mehmet Özgeyik’e geldim. Operasyon sonrası eski halime göre çok daha iyiyim. Herkese teşekkür ediyorum." dedi.
Örnek projeleri yerinde incelediler
23 Haziran 2025 Pazartesi - 17:44 Örnek projeleri yerinde incelediler Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, Muğla Ortaca Belediye Başkanı Evren Tezcan’ı ağırladı. Başkan Ataç ve Tezcan, Türkiye’de ilk ve tek olma özelliği taşıyan, birinci nesil akıllı şehir projesi Remourban’ın uygulama alanı Melih Savaş Yaşam Köyü’nü ve merkezlerini gezdi. Görüşmede iki belediyenin kardeş şehir olması konusunda fikir alışverişinde bulunuldu. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Muğla Ortaca Belediye Başkanı Evren Tezcan ve beraberindeki heyeti ağırladı. İlk olarak makamda gerçekleşen ziyaretin ardından heyet, Türkiye’de ilk ve tek olma özelliği taşıyan, birinci nesil akıllı şehir projesi Remourban’ın uygulama alanı Melih Savaş Yaşam Köyü’nde yer alan Ethem Kesikbaş Engelliler Montaj Atölyesi’ni, Alzheimer Konukevi’ni; Mustafa Kemal Atatürk Spor Tesisi Su Sporları Merkezi’ni ve Kızılcıklı Gökkuşağı Kafe’yi ziyaret etti. "Türkiye’ye ilk kez bu ödülü getiren belediye oldu" Ortaca Belediye Başkanı Tezcan’a ve beraberindeki heyete merkezler hakkında bilgi veren Başkan Ataç, "İnsan odaklı, sosyal, eğitim, temiz enerji ve çevre politikalarımız çerçevesinde hayata geçirdiğimiz projeler ve REMOURBAN - Akıllı Kentsel Dönüşümün Hızlandırılması Projesi ile dünyaya örnek olarak ülkemizi temsil ediyoruz. 52 ülke ve 500’den fazla katılımcı ile Birleşmiş Milletler örgütünün destekleriyle Etiyopya’nın ve Afrika Birliği’nin başkenti Addis Ababa’da gerçekleştirilen ‘Akıllı Kent Gelişimi’ alanında "Küresel Model" ödülüne layık görüldük. Yine 2021 yılında 22’ncisi düzenlenen Ulusal Enerji Küresi Ödülü’ne 180’den fazla ülke tarafından çevreyi korumaya yönelik 2 bin 500’den fazla sürdürülebilir proje sunuldu. Tepebaşı Belediyesi, "REMOURBAN, Lighthouse City of Tepebaşı" projesi ile birinci seçildi ve Türkiye’ye ilk kez bu ödülü getiren belediye oldu. Ayrıca Tepebaşı Belediyesi Mustafa Kemal Atatürk Spor Tesisi Su Sporları Merkezi çevre dostu ve enerji etkinliği alanında öncü bina uygulamalarına uluslararası alanda verilen LEED sertifikasını Türkiye’de Altın Puan değerlendirmesi ile alan ilk kamu binası oldu" dedi. Projeleri yerinde gören Tezcan ve beraberindeki heyet ise, Tepebaşı Belediyesi’ni yakından takip ettiklerini ve örnek aldıklarını belirtti. Ayrıca iki belediyenin kardeş şehir olma konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.
"Uluslararası Göç Politikaları Eğitim Çalıştayı" gerçekleştirildi
23 Haziran 2025 Pazartesi - 17:43 "Uluslararası Göç Politikaları Eğitim Çalıştayı" gerçekleştirildi Anadolu Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKAUM) ile Eskişehir Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından düzenlenen "Eskişehir Kurumları Koordinasyon Uluslararası Göç Politikaları Eğitim Çalıştayı" Öğrenci Merkezi Nasreddin Hoca Salonunda gerçekleştirildi. Çalıştaya AKAUM Müdürü Doç. Dr. Zerrin Sungur Taşdemir, İl Göç İdaresi Uyum ve İletişim Grup Başkanı Anıl Arslan, Uluslararası İlişkiler Birimi (UİB) Müdürü ve Keşkül-ü Fukara Derneği Kurucu Başkanı Öğr. Gör. Zekiye Doğan çeşitli kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. "Bu çalıştay akademinin üç temel rolünü bir araya getiriyor" AKAUM Müdürü Doç. Dr. Zerrin Sungur Taşdemir, çalıştayın çok yönlü yapısına dikkat çekerek akademik katkının önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Göç sadece sosyolojik bir olgu değil, farklı disiplinlerin kesişim noktasında yer alan çok yönlü bir konu. Bu nedenle kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının bu çalıştayda bir araya gelmesi, ortak bir bakış açısı geliştirilmesi açısından son derece değerli" diyen Taşdemir, etkinliğin üç temel akademik rolü birleştirdiğini şu sözlerle ifade etti: "Hem öğrencilerimizin desteğiyle öğrenme süreci gerçekleşiyor, hem akademik çalışmalar için veri sağlanıyor, hem de topluma fayda sunacak çıktılar üretiliyor. Bu çalıştayın sonucunda hazırlanacak raporun, ileride akademik projelere ve yeni araştırmalara da kaynaklık edeceğini düşünüyorum." "Göç alanında deneyimli STK’lar ve akademisyenlerin katkılarıyla daha nitelikli sonuçlar elde etmeyi amaçlıyoruz" Programın açılışında konuşan İl Göç İdaresi Uyum ve İletişim Grup Başkanı Anıl Arslan, çalıştayın yeni dönemdeki yaklaşımına dair bilgi verdi. Daha önce koordinasyon toplantılarıyla sürdürülen sürecin, bu kez tematik çalıştaylarla ilerleyeceğini belirtti. Arslan, açıklamasında şu kelimeleri kullandı: "Bu kez süreci çalıştay formatında, akademik ve tematik bir şekilde ilerletmeyi planlıyoruz. İlk aşamada eğitim temasıyla başlayacağız. Sonraki süreçlerde sağlık, güvenlik, sosyal yardımlar ve uyum gibi konular ele alınacak. Göç alanında deneyimli STK’lar ve akademisyenlerin katkılarıyla daha nitelikli sonuçlar elde etmeyi amaçlıyoruz." "Göçmen ailelerin eğitimdeki sorunlarını ele aldık, ancak süreç burada bitmiyor; farklı başlıklarda çalışmalar sürecek" Uluslararası İlişkiler Birimi (UİB) Müdürü ve Keşkül-ü Fukara Derneği Kurucu Başkanı Öğr. Gör. Zekiye Doğan, çalıştayın kapsamına ve ilerleyen dönemde yürütülecek sürece ilişkin şu açıklamalarda bulundu: "Bu çalıştay ile şehrimizde yaşayan göçmen ailelerin eğitim alanındaki sorunlarını ele aldık. Tespit edilen ihtiyaçlar ve çözüm önerileri rapor haline getirilerek mülki idari kurumlara sunulacak, ancak bu süreç burada bitmiyor. Koordinasyon ekibi çalışmalarını önümüzdeki dönemde kadın, istihdam, güvenlik gibi farklı başlıklarla sürdürecek. Uluslararası göç politikaları çerçevesinde şehrimizde yaşayan sığınmacı, mülteci ve koruma altındaki yabancı ailelerin çeşitli sorunlarını ele almaya devam edeceğiz. Bugünkü çalışmada İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Göç İdaresi ve çeşitli sivil toplum kuruluşları yer almakta. Biz UİB olarak sürece kolaylaştırıcı destek sağlıyoruz ancak çalıştayın yürütücülüğünü AKAUM üstleniyor. Ayrıca bu çalışmanın, 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesiyle birlikte, ailelerin güçlendirilmesi amacına da katkı sağladığını belirtmek isterim. AKAUM bünyesinde benzer çalışmalara yıl sonuna kadar kadın, aile ve istihdam gibi konularda benzer çalışmaların sürdürülmesi planlanıyor." Çalıştay sonunda elde edilen veriler ve çözüm önerileri bir rapor haline getirilerek ilgili kurumlarla paylaşılmak üzere hazırlandı.
Milletvekili Hatipoğlu, Eskişehir Stadyumu’yla ilgili tartışmalar hakkında açıklama yaptı
23 Haziran 2025 Pazartesi - 17:41 Milletvekili Hatipoğlu, Eskişehir Stadyumu’yla ilgili tartışmalar hakkında açıklama yaptı AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, Eskişehir Stadyumu’na Prof. Dr. Fethi Heper’in isminin verilmesi sonrası çıkan tartışmalarla ilgili olarak, "Bir stadyuma, aynı zamanda hemşehrimiz olan bir spor adamının ismini vermenin neresi Atatürk düşmanlığıdır" dedi. Geçtiğimiz gün, Eskişehir Stadyumu isminin Eskişehirspor ve Milli Takım’ın efsane futbolcusu Prof. Dr. Fethi Heper’in ismiyle taçlandırıldığı duyurulmuştu. Gerçekleştirilen isim değişikliği sosyal medyada tartışma konusu haline gelirken, Milletvekili Hatipoğlu konuyla ilgili açıklamada bulundu. Atatürk’ün isminin istismar edildiğini söyleyen Milletvekili Hatipoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) hedef alarak konuyla ilgili tepkisini dile getirdi. "Eskişehir’deki ’Atatürk istismarı’ artık katlanılacak noktayı çoktan aştı" AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu açıklamasında, "Hemen hemen her yerde böyle ama CHP’nin özellikle Eskişehir’deki ’Atatürk istismarı’ artık katlanılacak noktayı çoktan aştı. Neymiş efendim, Atatürk’ün ismini silmeye çalışıyormuşuz. Kıymetli hemşehrilerim, stadyum dediğiniz yer bir futbol oyunu arenasıdır. Bu tip bir yapıya da bulunduğu şehrin sporla özdeşleşmiş, spor kültürüne katkı vermiş bir ismini koymak kadar doğal ne vardır Allah aşkına? Rahmetli Fethi Heper kadar Eskişehir’in spor kültürüne katkı vermiş bir isim daha var mıdır? Bir stadyuma, aynı zamanda hemşehrimiz olan bir spor adamının ismini vermenin neresi Atatürk düşmanlığıdır? 3 tane oyu konsolide edeceğim diye cumhuriyetimizin kurucusu, aziz milletimizin ortak değeri Gazi Mustafa Kemal Atatürk tartışma konusu edilir mi" ifadeleri yer aldı. "Büyük projelere Atatürk ismini vermek neden aklınıza gelmedi?" Milletvekili Hatipoğlu, açıklamasının devamında, "Şimdi size soruyorum; geçmiş yıllarda CHP’li yerel yönetim, Hasan Polatkan Bulvarı’nın adını değiştirerek Atatürk Bulvarı yaptı. Peki, Hasan Polatkan kim? Eskişehir’in yetiştirdiği en kıymetli devlet adamıdır. Maliye Bakanlığı görevini yürütürken, 27 Mayıs Darbesi’nde rahmetli başbakanımız Adnan Menderes ile birlikte idam edilen, şehit edilen bir hemşehrimiz. Şimdi ben çıkıp CHP’li yerel yöneticileri bu isim değişikliği üzerinden darbecilikle, demokrasi düşmanlığıyla, hatta katillikle mi suçlayayım? Sonuçta onların mantığına göre önceki isme bakılır, yerine gelenin kim olduğuna değil. Böyle bir yaklaşım ne kadar akıl dışı, ne kadar sorumsuzca ve saygısızca olur değil mi? Peki, geçmiş dönem belediye başkanı tarafından vizyon projesi olarak lanse edilen Kentpark, Sazova Parkı gibi büyük projelere Atatürk ismini vermek neden aklınıza gelmedi? Bu alanlara neden layık görmediniz? Odunpazarı’nda büyük bütçelerle yapılan kültür merkezine Atatürk ismini vermek yerine farklı tercihlere yöneldiniz. Neden? En son mevcut belediye başkanı tarafından açılan ’Aktif Yaşam Parkı’ bile Atatürk ismini taşıyamadı. Madem bu kadar hassastınız, oraya neden vermediniz? Atatürk’ün adını siyasi türbülansa girdiğinizde ve yalnızca işinize geldiğinde gündeme getiren bir zihniyetin samimiyetini sorgulamak, benim de halkımızın da en doğal hakkıdır" diye belirtti. "Atatürk’ün ismini istismar ederek bu şehrin öz evladına yapılan saygısızlığa sessiz kalmayacağım" AK Parti Eskişehir Milletvekili Hatipoğlu, açıklamasını şöyle tamamladı: "Son olarak Fethi Heper, ya da bizim için ’Fethi Ağabey’, yalnızca Eskişehirspor’un değil, Türk Milli Takımı’nın da efsanesidir. Bu şehre futbolun adını altın harflerle yazdırmış bir değerdir. Eğer bu şehirde yeni bir stadyum varsa, adını en çok hak eden kişi de hiç kuşkusuz odur. Atatürk’ün ismini istismar ederek bu şehrin öz evladına yapılan saygısızlığa sessiz kalmayacağım. Yarın bir gün iktidar yüzü görürseniz, ki bu zihniyetle o da mümkün görünmüyor, Fethi Ağabey’in ismini silip yerine ’Kazım Kurt’ yazarsınız. Çünkü tam da size yakışan budur."