Yerel Haberler
Eskişehir
Ecdada ait 143 yıllık cami restorasyon bekliyor 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:08:25 Eskişehir’de yıllar önce terk ettikleri köye geri dönen vatandaşlar, Osmanlı döneminden kalan 143 yaşında olan camilerinin restorasyonla yeniden faaliyete geçirileceği günü beklerken, köy nüfusu ise her geçen gün artıyor. Şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan Tepebaşı ilçesindeki Yukarı Danışment köyü yaklaşık 40 yıl önce mevsim şartlar nedeniyle yaklaşık 5 kilometre aşağıya taşınmıştı. İlerleyen zamanda köyde uzun yıllar bir aile yaşamını sürdürürken, teknoloji ve şartların gelişmesi sonrasında köye dönüşler başladı. Hafta içi 4 aile hafta sonu ise 10 ailenin üzerinde köyde yaşam başladı. Her geçen gün temiz havası nedeniyle nüfusu artan köyden en dikkat çeken ise Osmanlı döneminden kalan 143 yıllık Danişment Camii. Yılların yorgunluğu nedeniyle kullanılamayan camii, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Köy halkı yetkililere defalarca yazılı ve sözlü camilerinin yapılması için istekte bulundu. Hicri takvime göre 1300, Miladi takvime göre ise 1883 yılında yapılan tarihi cami, kapılarının kilitlendiği ve kaderine terkedilmiş durumda. Vatandaşlar yeniden yaşam alanına dönen köylerinde, atalarının hatırası olan caminin yenilenmesiyle nüfusunun daha da artacağını düşünüyor. "Burası benim terapi merkezim gibi" Şehir yaşamını bırakıp Yukarı Danişment mahallesine geri dönen 66 yaşındaki Mehmet Altın, "Buranın yolu eskiden daha dikti. At arabasıyla çıkmak zor oluyordu, traktörler çıkınca da mazot parası çok gidiyor diyorlardı. Sonra Aşağı Danişment kuruldu herkes oraya geçti. Daha önce 5-6 hane vardı, hepsi gittiler. Hazine yer verince, devlet para verince oraya yerleştiler ama şimdi burayı çok arıyorlar. Şuan burada bulunan vatandaşlar hayvancılık yapıyor, biri emekli benim gibi. 3 ev kaldı benim dışımda. Hafta sonları gelenler var, yazlıkçı diyoruz onlara onlar gelince yaklaşık 16 hane oluyor. Ben buraya 2004 yılında emekli olduktan sonra geldim. Burası benim terapi merkezim gibi. Buraya geldikten sonra ilaç almayı bıraktım. Ben tek seferde altı ameliyat geçirdim, ölümlerden döndüm. Buraya gelince yaşamaya başladım" dedi. "Bir asırdan fazladır burada bu camii" Restorasyon ihtiyacı olan Danişment Camii’nin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğuna geçtiğini belirten Altın, "Camii Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçmiş. Cami’nin arka tarafı çöktü. Bize ‘çivi bile çakamazsınız’ dediler. Bir asırdan fazladır burada bu camii, dedelerimiz kullanıyormuş. Biz yapmaya çalıştık ama çatılara çıkamıyoruz zaten yapamazsınız diyorlar. Büyükşehir Belediyesine de bildirdik. Geldiler resimlerini çektiler, yazıp çizdiler ama bir şey demediler" diye konuştu.
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:26 Ters yönden gelerek ezdiği genç kadını hayattan kopardı Eskişehir’de bir ara sokakta ters yönde seyreden araç, 35 yaşındaki Gökçe Kurtulmuş’u ezdi. Genç kadın olay yerinde hayatını kaybederken, yaşanan feci kaza güvenlik kamerasına anbean yansıdı. Olay, Odunpazarı ilçesi İstiklal mahallesi Şirinyer Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre Emine A. (48) idaresindeki 26 EJ 341 plakalı otomobil Şirin Sokak üzerinde ters istikamette hızlıca ilerleyerek caddeyi aştı. Caddenin karşısındaki Şirinyer Sokak’a hızla giren araç, önce banketleri ve trafik levhasını çiğnedikten sonra köşede bekleyen yaya Gökçe Kurtulmuş’u (35) altına aldı. Olay yerine ihbar üzerine sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Ekiplerin incelemesinde Gökçe Kurtulmuş’un hayatını kaybettiği tespit edildi. Olayda yaralanan sürücü Emine A. ilk müdahalesinin ardından ambulans ile Eskişehir Yunus Emre devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı. Kaza anı güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. "Araba çok süratliydi, resmen caddeden uçtu" Kazaya şahit olan esnaf Hasan Bahçecik, "Önce bir ses duydum, ondan sonra arabanın gaza basarsın ya öyle sesler. Önce çöp tenekesini salladı, uçarak karşıya fırlattı. Kırmızı kazaklı bir kadın da orada köşede dururken araba sokağa girdi. Sokağa girer girmez arabayla elektrik direğinin camları arasına sıkıştı. Koştum baktım hemen kurtarabilir miyiz diye, söyleyecek halim yok ama bağırsaklarını görünce içim boşaldı, bir daha yanaşamadım. Araba çok süratliydi, resmen caddeden uçtu. O arada bir boşluk vardı, araba gelmiyordu. Sürücü de galiba yaralanmış, benim gördüğüm sürücü biraz durgundu, sadece bakıyordu. Ben öbür kadına baktım çünkü arabanın onu altına aldığını gördüm" dedi.
Gebelik zamanında tehlikeli olan belirtiler
17 Temmuz 2025 Perşembe - 09:20 Gebelik zamanında tehlikeli olan belirtiler Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Seda Deniz Işıklar, gebelikte karın ağrısının süresinden çok bu ağrılara eşlik eden belirtilerin önemli olduğunu vurguladı. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Seda Deniz Işıklar, gebelik döneminde sık görülen karın ağrılarıyla ilgili önemli bilgiler verdi. Işıklar, bu ağrıların süresinden çok, eşlik eden belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. İlk 3 ayda dikkat edilmesi gereken belirtiler Gebeliğin ilk üç ayında görülen karın ağrılarının genellikle kısa süreli ve hafif olduğunu söyleyen Işıklar, "Bıçak saplanır tarzda ya da elektrik çarpar gibi tariflenen ağrılar dinlenmekle geçiyorsa genellikle ciddi değildir. Ancak beraberinde kanama, ateş, idrarla ilgili yanma, sık idrara çıkma, bulantı veya kusma gibi şikayetler varsa bu durum ciddiye alınmalı" dedi. Son 3 ayda ağrılar daha riskli olabilir Gebeliğin son üç ayında yaşanan karın ağrılarının daha dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Işıklar, "Bu dönemdeki ağrılar erken doğum, enfeksiyon veya başka problemlerle ilgili olabilir. Enfeksiyonlar bile erken doğumu tetikleyebilir. Bu nedenle anne adayları mutlaka doktorlarıyla iletişimde olmalı" ifadelerini kullandı. Her gebelik farklı seyreder Aynı kişinin başka gebeliklerinde bile farklı durumların yaşanabileceğini ifade eden Işıklar, "Gebelik haftası ilerledikçe şikayetler kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle doğuma yakın dönemde yaşanan ağrılar mutlaka doktora bildirilmelidir" diye konuştu. Mide bulantısı ve ağrı bağlantısı olabilir mi? Mide bulantısı ve karın ağrısının her zaman bağlantılı olmadığını belirten Dr. Işıklar, "Eğer bu ikisi birlikte görülüyorsa, gebelik dışı nedenler de araştırılmalı. Gıda zehirlenmesi, idrar yolu enfeksiyonu ya da karın içi başka organlarla ilgili problemler olabilir" ifadelerini kullandı. Sık karşılaşılan bir şikayet Gebelikte karın ağrısının sık rastlanan bir durum olduğunu da söyleyen Işıklar, "Bize bu şikayetle sık başvuruluyor. Ancak çoğu zaman sorgulamalarda ciddi bir neden bulunmuyor. Yine de dikkatli olunmalı" diyerek anne adaylarını uyardı.
ESOGÜ’de ’15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı’ düzenlendi
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 14:55 ESOGÜ’de ’15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı’ düzenlendi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) düzenlenen "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" anma programında, vatanımız ve bayrağımız için canlarını feda eden 15 Temmuz Şehitleri anıldı. Program ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen anma töreni ile başladı. Tören ESOGÜ Yönetimi ile üniversite akademik ve idari personelinin katılımları ile gerçekleştirildi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşımızın okunması ile başlayan anma töreni, ESOGÜ Kurumsal İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan 15 Temmuz "Milletin Zaferi" video gösterimi ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hazırlanan "Milat" isimli kısa film ile devam etti. Sonrasında ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak ülkemize, demokrasimize, milli iradeye ve millet egemenliğine kasteden hain FETÖ kalkışmasına karşı, milletimizin bağımsızlığına ve demokrasisine sahip çıktığı günün dokuzuncu yıl dönümünü konu alan "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Mesajı"nı okudu. "Gelecek nesillere de bayrak, vatan ve millet sevgisini aşılamaktır" Program esnasında ise Prof. Dr. Kamil Çolak’ yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ’cü hainler milli iradeyi hiçe sayarak demokrasimizi yıkmak için darbe girişiminde bulunmuşlardır. Emperyalizmin kirli amaçları doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni; vatanına, milletine ve devletine bağlı asker ve polislerimize ait karargâhları alçakça bombalayan hainler, darbeye karşı koyan sivil vatandaşlarımızı da şehit etmişlerdir. Ülkemizi karanlığa sürükleyerek yıllarca geriye götürebilecek bu hain girişim, demokrasisine ve özgürlüğüne yürekten bağlı milletimizin kararlılığı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sergilenen şanlı direnişle durdurulmuş ve Türk milletinin böyle hain emel ve hedeflere asla geçit vermeyeceği tüm dünyaya gösterilmiştir. 15 Temmuz’da iradesini demokrasiden yana koyan aziz milletimiz, birliğimize kastetmeyi planlayan karanlık odaklara, bundan sonra da karşılarında tam bir birliktelik şuuruyla kenetlenmiş olarak bulunacağının mesajını açıkça vermiştir. Bugün bizlere düşen ise 15 Temmuz 2016 gecesi yaşananları ve bunların arkasındakileri çok iyi bilmek, asla unutmamak ve gelecek nesillere de tüm yönleriyle aktararak gençlerimize bayrak, vatan ve millet sevgisini aşılamaktır. Bu duygu ve düşüncelerle milletimizin zafer günü olan 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nü kutluyor, hain kalkışmaya karşı koyarken yaralanan gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyor; bayrağımız, vatanımız ve bağımsızlığımız uğruna canlarını feda eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum."
Kızı ve 7 yaşındaki torununu sokak ortasında öldüren baba ilk kez hakim karşısında
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:21 Kızı ve 7 yaşındaki torununu sokak ortasında öldüren baba ilk kez hakim karşısında Eskişehir’de geçen yıl haziran ayında kızı Merve Karabaş’ı ve 7 yaşındaki torunu Alp Ata Karabaş’ı sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren Osman Nuri K. davası görülmeye başlandı. Osman Nuri K. mahkemedeki savunmasında, "Yanımda silah yoktu. Kızıma kaç kez ateş ettiğimi bilmiyorum, yanındaki torunumu görmedim, kesinlikle ona ateş etmedim, kaçarken çocuğa ateş etmedim, onu görmedim" dedi. Eskişehir’de 13 Haziran 2024 tarihinde sabah saatlerinde Odunpazarı ilçesi Emek Mahallesi Yanartaş Sokak’ta meydana gelen olayda, Adana’dan Eskişehir’e gelen Osman Nuri K. 31 yaşındaki kızı Merve Karabaş’ı ve 7 yaşındaki torunu Alp Ata Karabaş’ı sokak ortasında tabancayla vurarak öldürmüş, Olayın, Osman Nuri K.’nın (60) eşiyle boşandığı dönemde kızıyla yaşadığı sorundan dolayı meydana geldiği öğrenilmişti. Dava, Eskişehir 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan sanık Osman Nuri K. Mahkeme salonunda cezaevi görevlilerince hazır edildi. Duruşmaya müştekiler, Gülhan Karabaş, Ahmet Karabaş, suçtan zarar gören Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü vekili Av. Şule Uçar katılırken, tanıklar Rafet Karabaş ve Derya Karaarslan’ın hazır olduğu görüldü. Sanık Osman Nuri K.’nin avukatı vekillikten çekildi Sanık Osman Nuri K.’nin müdafii Av. Pınar Sislituna’nın vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, vekillikten çekilme dilekçesinin sanığa tebliğ edilmesi için Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazıldığı, vekillikten çekilme dilekçesinin ceza evi kanalı ile sanığa tebliğ edildi. Eskişehir Barosu Başkanlığınca sanık müdafii olarak Av. Furkan Akdemir’in atandı. "Ben yaklaşık 10 yıldır kızım ile görüşmem" Sanık Osman Nuri K. Savunmasında, "Ben bu konuda soruşturma aşamasında savunma yaptım, o savunmalarımı aynen tekrar ediyorum, olaydan dolayı pişmanım, söyleyecek bir şeyim yoktur, Merve Karabaş’a yönelik herhangi bir tehditte bulunmadım, 16 Mayısta Eskişehir’e gelmiştim, müşteki Ahmet’e "Eğer beni Hatice ile görüştürmezseniz seni ve Merve’yi öldürürüm" demedim. Ben yaklaşık 10 yıldır kızım ile görüşmem, aramızda bir kırgınlık dargınlık oldu, devamlı yurtdışında çalıştığım için böyle bir dargınlık oldu, karım Hatice’yi evlatlarımla neden görüştürmüyorum bilmiyorum" dedi. "Kızıma kaç kez ateş ettiğimi bilmiyorum" Sanık Osman Nuri K. karakolda alınan ifadesine istinaden ise, "Doğrudur, aynen tekrar ederim. 16 Mayıs’ta hanımla görüşmek için Eskişehir’e geldim, yanımda silah yoktu, 12 Haziran’da konuşmak için yine Eskişehir’e geldim, yanımda neden silah getirdiğimi hatırlamıyorum. Kızıma kaç kez ateş ettiğimi bilmiyorum, yanındaki torunumu görmedim, kesinlikle ona ateş etmedim, kaçarken çocuğa ateş etmedim, onu görmedim" dedi. "Karım Hatice ile ufak tefek tartışmalarımız oldu, 1-2 kez eşimi darp ettim" Müşteki Ahmet Karabaş vekili talebi üzerine sanıktan sorulması üzerine Osman Nuri K. "Ben kızıma şiddet uygulamadım. Karım Hatice ile ufak tefek tartışmalarımız oldu, 1-2 kez eşimi darp ettim. Merve ile görüşmeme sebebimiz şiddete dayanmamaktadır, kızımın aracı ufak bir arabaydı, sanırım rengi beyazdı, modelini hatırlamıyorum, Merve’nin açık adresini zaten biliyordum, etrafta konuşuluyordu" ifadelerini kullandı. "Gelinim Merve ile anne ve babası görüşmezdi" Ataalp’in babaannesi Gülhan Karabaş, "Bu konuda soruşturma aşamasında beyanda bulundum, aynen tekrar ediyorum, mütenevvi Ataalp benim torunum olur, ben olayı görmedim, sonradan duydum. Gelinim Merve ile anne ve babası görüşmezdi, annesi arada bir telefon ederse görüşüyorlardı. Bildiğim kadarıyla babası annesiyle görüştürmüyordu. Sanığın 16 Mayıs tarih itibariyle Eskişehir’e geldiğini oğlum Ahmet’ten duydum, kendisiyle görüşmedim, şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" dedi. "Eşim sanığı görünce "Eyvah şerefsiz geldi" dedi" Eşini ve çocuğunu kaybeden Ahmet Karabaş , "Bu konuda soruşturma aşamasında beyanda bulundum, aynen tekrar ediyorum. Ataalp benim oğlum, Merve ise benim resmi nikâhlı eşim olur, 16 Mayıs tarihi itibariyle sabah saatlerinde araca binmek için aşağı indik, birlikte araca bindik, eşim sanığı görünce "Eyvah şerefsiz geldi" dedi, ben zaten sanığı tanımıyordum, kim o diye sorduğumda "Babam" dedi, ben araçtan indim, Merve’ye "Sen aracı al yürü git" dedim, eşim Atalap’i de alıp araçla ayrıldı, ben sanığın yanına gittim, "Buraya niye geldin" dedim, sanığın derdi Hatice Hanım’dı, onunla görüşmek istiyordu, ben evimizin duvarını göstererek "Buradan içeri giremezsin, girersen işin rengi değişir" dedim, Hatice Hanım’la görüşmek istediğini yineleyince ben "Hatice Hanımla görüşüp sana döneceğim dedim", eve gittim, Hatice Hanımla görüştüm, sanıkla görüşmek istemediğini söyledi. Aşağı indim, sanık evin önünden ayrılmamıştı, sanığa Hatice Hanım’ın görüşmek istemediğini söyledim, bu esnada sanık canına kıyacağını, Hatice Hanım’ı öldüreceğine dair sözler söylüyordu. Eğer Hatice’yle beni görüştürmezseniz seni ve Merve’yi öldürürüm şeklinde yüzüme bir söz söylemedi. Ancak bunu şu şekilde duyduk. Adana’dan sürekli haber geliyordu, olaydan 2-3 gün kadar önce Alaattin denen kişi Hatice Hanımla görüşmüş, sanığın Merve ve Ahmet’i öldüreceğini söylediğini bize söyledi, ben bunu bu şekilde duydum. Adana’daki haberleri Hatice K. bize söylüyordu, Eskişehir’e gelince biz kendisine yeni hat almıştık, eski hattı da açıktı, kimlerle görüştüğünü bilmiyorum. Evimin bu kadar kolay bulunması benim kafamda şüphe uyandırdı, şikâyetçiyim, davaya katılmak istiyorum" diye konuştu. "Babasının devamlı onlara eziyet ettiklerini biliyorum" "’Ahmet’i ve Merve’yi öldürüp Ataalp’i yurt dışına kaçıracağım’ şeklinde sözler söylediğini beyan etmişler" Olayın tanığı Derya Karaarslan, "Ben bu konuda soruşturma aşamasında beyanda bulundum, aynen tekrar ediyorum. Ben Merve’nin 11 yıllık arkadaşıyım, komşum olur, olay günü seslere uyandım. Bağırış çağrış vardı, evimizin etrafında çok fazla roman bulunduğundan ilk etapta pencereyi açamadım. Daha sonra baktığımda müteveffaların yerde yattıklarını gördüm. Merve ile yakın arkadaştık, bildiğim kadarıyla Merve babasıyla uzun süredir görüşmüyordu. Babasının devamlı onlara eziyet ettiklerini, okuduktan sonra meslek sahibi olmalarına karşı çıktıklarını, yine vefatından bir hafta kadar önce babasının Merve’yi tehdit ettiğini de biliyorum. Sanırım annesinin komşuları aramış, bu komşular sanığın etrafta "Ahmet’i ve Merve’yi öldürüp Ataalp’i yurt dışına kaçıracağım" şeklinde sözler söylediğini beyan etmişler, benim olaya ilişkim bundan ibarettir. Hatice Teyze Merve’nin evine geldikten sonra bildiğim kadarıyla Merve ile iyi geçiniyorlardı. Hatice Teyze arada bir benimle pazara gidip, evde Merve’nin yemeğini yapıyorlardı, bildiğim kadarıyla iyi geçiniyorlardı. Merve’ye sanığın evlerini nasıl bulduğunu sordum, Merve de bu durumu annesine sorduğunda sanığın Merve’nin annesi Hatice Hanım’a "ben senin gibi cahil miyim? İnternete yazdığımda her şeyi buluyorum" şeklinde anlatmıştı" dedi. "Merve ile babası geçinemiyordu" Ataalap Karabaş’ın dedesi tanık Rafet Karabaş, "Ben bu konuda soruşturma aşamasında beyanda bulundum, aynen tekrar ediyorum. Ben olayı görmedim, müteveffa Ataalp benim torunum olun, olay anını görmedim. Eşim olay günü beni aradı. Bir kaza olduğunu, oğlum Ahmet’in evine gelmem gerektiğini söyledi. Ahmet’in evine gittim, gittiğimde gelinimle torunumun vefat ettiğini öğrendim, bildiğim kadarıyla gelinim Merve ile babası geçinemiyordu. Annesi ile bir sıkıntısı olduğunu bilmiyorum, annesi ile iyi anlaşıyorlardı" dedi. Mahkemece sanık Osman Nuri K.’in tutukluluk halinin devamına, 3 kez ertelendikten sonra duruşmanın 22 Ekim 2025 tarihi saat 13:30’da görülmesine karar verildi.
Aktarlık mesleği bilgi birikime ve tecrübe gerektiriyor
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:20 Aktarlık mesleği bilgi birikime ve tecrübe gerektiriyor Eskişehir’de aktarlık yapan Sibel Yasak, bu mesleğin ciddi bir bilgi birikimi ve tecrübe gerektirdiğini vurgulayarak "Bu iş sadece ticaret değil, aktarlık mesleğinde sattığın ürünleri iyi bilmek gerekiyor" dedi. Arifiye Mahallesi’nde 8 yıldır aktarlık yapan Sibel Yasak, bu mesleğin sanıldığının aksine sadece ürün satmaktan, ticaret yapmaktan ibaret olmadığını, aksine ciddi bir bilgi birikimi ve tecrübe gerektirdiğini vurguladı. Bitkilerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin hafife alınmaması gerektiğine dikkat çeken Yasak, her bitkinin farklı bir özelliği olduğunu ve bilinçsiz kullanımın faydadan çok zarar getirebileceğini söyledi. Yasak, "Maalesef bazı aktarlar bu mesleği yalnızca ticari bir kazanç kapısı olarak görüyor. Bu durum hem bitkilerin yanlış kullanımına hem de sağlığı olumsuz yönde etkileyecek sonuçlara yol açabiliyor" ifadelerini kullandı. "Her bitkinin ayrı bir kullanım şekli var" İnsan sağlığını ön planda tuttuklarını belirten Yasak, bitki veya ürün satmadan önce mutlaka müşterilerin ne amaçla bu ürünü almak istediklerini, herhangi bir hastalıkları veya kullandıkları ilaçların olup olmadığını sorduklarını dile getirdi. Yasak, "Her bitkinin ayrı bir kullanım şekli var. Bazı bitkiler tek başına kullanılmamalı, bazıları ise yanlış karışımlarla sağlık sorunlarına sebep olabilir. Bizler de müşterilerimizi bu konuda bilgilendiriyoruz," diye konuştu. "Bitkiler ilaç yerine geçmez" Sibel Yasak, aktarlık mesleğinin sadece bitki satmakla sınırlı olmadığını, bitkiler hakkında bilgiye sahip olmanın şart olduğunu belirtti Yasak, "Bitkiler ilaçların yerine geçmez, ancak doktor tavsiyesiyle ve doğru şekilde kullanıldığında tedavi sürecine destek olabilir" dedi.