ASAYİŞ - 16 Temmuz 2025 Çarşamba 11:21

Kızı ve 7 yaşındaki torununu sokak ortasında öldüren baba ilk kez hakim karşısında

A
A
A
Kızı ve 7 yaşındaki torununu sokak ortasında öldüren baba ilk kez hakim karşısında

Eskişehir’de geçen yıl haziran ayında kızı Merve Karabaş’ı ve 7 yaşındaki torunu Alp Ata Karabaş’ı sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren Osman Nuri K. davası görülmeye başlandı. Osman Nuri K. mahkemedeki savunmasında, "Yanımda silah yoktu. Kızıma kaç kez ateş ettiğimi bilmiyorum, yanındaki torunumu görmedim, kesinlikle ona ateş etmedim, kaçarken çocuğa ateş etmedim, onu görmedim" dedi.


Eskişehir’de 13 Haziran 2024 tarihinde sabah saatlerinde Odunpazarı ilçesi Emek Mahallesi Yanartaş Sokak’ta meydana gelen olayda, Adana’dan Eskişehir’e gelen Osman Nuri K. 31 yaşındaki kızı Merve Karabaş’ı ve 7 yaşındaki torunu Alp Ata Karabaş’ı sokak ortasında tabancayla vurarak öldürmüş, Olayın, Osman Nuri K.’nın (60) eşiyle boşandığı dönemde kızıyla yaşadığı sorundan dolayı meydana geldiği öğrenilmişti. Dava, Eskişehir 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan sanık Osman Nuri K. Mahkeme salonunda cezaevi görevlilerince hazır edildi. Duruşmaya müştekiler, Gülhan Karabaş, Ahmet Karabaş, suçtan zarar gören Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü vekili Av. Şule Uçar katılırken, tanıklar Rafet Karabaş ve Derya Karaarslan’ın hazır olduğu görüldü.



Sanık Osman Nuri K.’nin avukatı vekillikten çekildi


Sanık Osman Nuri K.’nin müdafii Av. Pınar Sislituna’nın vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, vekillikten çekilme dilekçesinin sanığa tebliğ edilmesi için Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazıldığı, vekillikten çekilme dilekçesinin ceza evi kanalı ile sanığa tebliğ edildi. Eskişehir Barosu Başkanlığınca sanık müdafii olarak Av. Furkan Akdemir’in atandı.



"Ben yaklaşık 10 yıldır kızım ile görüşmem"


Sanık Osman Nuri K. Savunmasında, "Ben bu konuda soruşturma aşamasında savunma yaptım, o savunmalarımı aynen tekrar ediyorum, olaydan dolayı pişmanım, söyleyecek bir şeyim yoktur, Merve Karabaş’a yönelik herhangi bir tehditte bulunmadım, 16 Mayısta Eskişehir’e gelmiştim, müşteki Ahmet’e "Eğer beni Hatice ile görüştürmezseniz seni ve Merve’yi öldürürüm" demedim. Ben yaklaşık 10 yıldır kızım ile görüşmem, aramızda bir kırgınlık dargınlık oldu, devamlı yurtdışında çalıştığım için böyle bir dargınlık oldu, karım Hatice’yi evlatlarımla neden görüştürmüyorum bilmiyorum" dedi.



"Kızıma kaç kez ateş ettiğimi bilmiyorum"


Sanık Osman Nuri K. karakolda alınan ifadesine istinaden ise, "Doğrudur, aynen tekrar ederim. 16 Mayıs’ta hanımla görüşmek için Eskişehir’e geldim, yanımda silah yoktu, 12 Haziran’da konuşmak için yine Eskişehir’e geldim, yanımda neden silah getirdiğimi hatırlamıyorum. Kızıma kaç kez ateş ettiğimi bilmiyorum, yanındaki torunumu görmedim, kesinlikle ona ateş etmedim, kaçarken çocuğa ateş etmedim, onu görmedim" dedi.



"Karım Hatice ile ufak tefek tartışmalarımız oldu, 1-2 kez eşimi darp ettim"


Müşteki Ahmet Karabaş vekili talebi üzerine sanıktan sorulması üzerine Osman Nuri K. "Ben kızıma şiddet uygulamadım. Karım Hatice ile ufak tefek tartışmalarımız oldu, 1-2 kez eşimi darp ettim. Merve ile görüşmeme sebebimiz şiddete dayanmamaktadır, kızımın aracı ufak bir arabaydı, sanırım rengi beyazdı, modelini hatırlamıyorum, Merve’nin açık adresini zaten biliyordum, etrafta konuşuluyordu" ifadelerini kullandı.



"Gelinim Merve ile anne ve babası görüşmezdi"


Ataalp’in babaannesi Gülhan Karabaş, "Bu konuda soruşturma aşamasında beyanda bulundum, aynen tekrar ediyorum, mütenevvi Ataalp benim torunum olur, ben olayı görmedim, sonradan duydum. Gelinim Merve ile anne ve babası görüşmezdi, annesi arada bir telefon ederse görüşüyorlardı. Bildiğim kadarıyla babası annesiyle görüştürmüyordu. Sanığın 16 Mayıs tarih itibariyle Eskişehir’e geldiğini oğlum Ahmet’ten duydum, kendisiyle görüşmedim, şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" dedi.



"Eşim sanığı görünce "Eyvah şerefsiz geldi" dedi"


Eşini ve çocuğunu kaybeden Ahmet Karabaş , "Bu konuda soruşturma aşamasında beyanda bulundum, aynen tekrar ediyorum. Ataalp benim oğlum, Merve ise benim resmi nikâhlı eşim olur, 16 Mayıs tarihi itibariyle sabah saatlerinde araca binmek için aşağı indik, birlikte araca bindik, eşim sanığı görünce "Eyvah şerefsiz geldi" dedi, ben zaten sanığı tanımıyordum, kim o diye sorduğumda "Babam" dedi, ben araçtan indim, Merve’ye "Sen aracı al yürü git" dedim, eşim Atalap’i de alıp araçla ayrıldı, ben sanığın yanına gittim, "Buraya niye geldin" dedim, sanığın derdi Hatice Hanım’dı, onunla görüşmek istiyordu, ben evimizin duvarını göstererek "Buradan içeri giremezsin, girersen işin rengi değişir" dedim, Hatice Hanım’la görüşmek istediğini yineleyince ben "Hatice Hanımla görüşüp sana döneceğim dedim", eve gittim, Hatice Hanımla görüştüm, sanıkla görüşmek istemediğini söyledi. Aşağı indim, sanık evin önünden ayrılmamıştı, sanığa Hatice Hanım’ın görüşmek istemediğini söyledim, bu esnada sanık canına kıyacağını, Hatice Hanım’ı öldüreceğine dair sözler söylüyordu. Eğer Hatice’yle beni görüştürmezseniz seni ve Merve’yi öldürürüm şeklinde yüzüme bir söz söylemedi. Ancak bunu şu şekilde duyduk. Adana’dan sürekli haber geliyordu, olaydan 2-3 gün kadar önce Alaattin denen kişi Hatice Hanımla görüşmüş, sanığın Merve ve Ahmet’i öldüreceğini söylediğini bize söyledi, ben bunu bu şekilde duydum. Adana’daki haberleri Hatice K. bize söylüyordu, Eskişehir’e gelince biz kendisine yeni hat almıştık, eski hattı da açıktı, kimlerle görüştüğünü bilmiyorum. Evimin bu kadar kolay bulunması benim kafamda şüphe uyandırdı, şikâyetçiyim, davaya katılmak istiyorum" diye konuştu.



"Babasının devamlı onlara eziyet ettiklerini biliyorum"


"’Ahmet’i ve Merve’yi öldürüp Ataalp’i yurt dışına kaçıracağım’ şeklinde sözler söylediğini beyan etmişler"


Olayın tanığı Derya Karaarslan, "Ben bu konuda soruşturma aşamasında beyanda bulundum, aynen tekrar ediyorum. Ben Merve’nin 11 yıllık arkadaşıyım, komşum olur, olay günü seslere uyandım. Bağırış çağrış vardı, evimizin etrafında çok fazla roman bulunduğundan ilk etapta pencereyi açamadım. Daha sonra baktığımda müteveffaların yerde yattıklarını gördüm. Merve ile yakın arkadaştık, bildiğim kadarıyla Merve babasıyla uzun süredir görüşmüyordu. Babasının devamlı onlara eziyet ettiklerini, okuduktan sonra meslek sahibi olmalarına karşı çıktıklarını, yine vefatından bir hafta kadar önce babasının Merve’yi tehdit ettiğini de biliyorum. Sanırım annesinin komşuları aramış, bu komşular sanığın etrafta "Ahmet’i ve Merve’yi öldürüp Ataalp’i yurt dışına kaçıracağım" şeklinde sözler söylediğini beyan etmişler, benim olaya ilişkim bundan ibarettir. Hatice Teyze Merve’nin evine geldikten sonra bildiğim kadarıyla Merve ile iyi geçiniyorlardı. Hatice Teyze arada bir benimle pazara gidip, evde Merve’nin yemeğini yapıyorlardı, bildiğim kadarıyla iyi geçiniyorlardı. Merve’ye sanığın evlerini nasıl bulduğunu sordum, Merve de bu durumu annesine sorduğunda sanığın Merve’nin annesi Hatice Hanım’a "ben senin gibi cahil miyim? İnternete yazdığımda her şeyi buluyorum" şeklinde anlatmıştı" dedi.



"Merve ile babası geçinemiyordu"


Ataalap Karabaş’ın dedesi tanık Rafet Karabaş, "Ben bu konuda soruşturma aşamasında beyanda bulundum, aynen tekrar ediyorum. Ben olayı görmedim, müteveffa Ataalp benim torunum olun, olay anını görmedim. Eşim olay günü beni aradı. Bir kaza olduğunu, oğlum Ahmet’in evine gelmem gerektiğini söyledi. Ahmet’in evine gittim, gittiğimde gelinimle torunumun vefat ettiğini öğrendim, bildiğim kadarıyla gelinim Merve ile babası geçinemiyordu. Annesi ile bir sıkıntısı olduğunu bilmiyorum, annesi ile iyi anlaşıyorlardı" dedi.


Mahkemece sanık Osman Nuri K.’in tutukluluk halinin devamına, 3 kez ertelendikten sonra duruşmanın 22 Ekim 2025 tarihi saat 13:30’da görülmesine karar verildi.



Kızı ve 7 yaşındaki torununu sokak ortasında öldüren baba ilk kez hakim karşısında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Önalan, çalışmaları ve projeleriyle dikkat çekiyor Elazığ’da deprem konutlarından kentsel dönüşüme, geri dönüşümden projelere birçok çalışma yürüten ve tüm kamu kurumlarına omuz veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Fatih Önalan, Elazığ’ın hizmet çıtasını yükseltiyor. 2020 ve 2023 Kahramanmaraş depremlerini gören Elazığ’da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un koordinesinde binlerce konut yapıldı. Kırsal alanda çalışmalar sürerken kentsel alanda çalışmalar tamamlanarak konutlar hak sahiplerine telsim edildi. Rezerv veya kentsel alanlar dışında yapılan konutların dışında, yerinde dönüşüm projesiyle hayata geçirilen projelerde 2 bin 517 hak sahibinin konutlarını büyük bir oranda tamamlandı. Aynı zamanda mahalle kültürünü korumak ve vatandaşların alışık oldukları çevreden kopmamasını sağlamak amacıyla hayata geçirilen "Yerinde Dönüşüm" projesi kapsamında yaklaşık 3 milyar TL’lik hibe ve kredi desteği sağlandı. Asrın felaketini asrın inşasına çevrilmesinde Elazığ’da büyük bir çaba gösteren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürü Fatih Önalan, ekibiyle birlikte sürdürdüğü çalışmalar ile dikkat çekiyor. Elazığ’ı Türkiye’nin en dirençli şehirlerinden biri yapma kararlılığında olan Önalan; kentsel dönüşümden köy evlerine, hava kalitesi izlemeden çimento fabrikasının taşınması gibi çevresel sorunlara kadar geniş bir yelpazede kentin geleceğini şekillendirmeye devam ediyor. Şehrin iklim değişikliğiyle mücadelesini de bir halk hareketine dönüştüren Önalan, Elektronik Atık ve Mavi Kapak Toplama Yarışması başlattı. Kampanya aracılığıyla hem atıkların ekonomiye geri kazandırılması hem de çevrenin korunması hedefleniyor.
İstanbul Boya ve kaplama sektörü yükselişini sürdürüyor Türkiye’nin boya sektöründeki yükselişi hız kesmeden sürüyor. Son 5 yılda sektörün ihracatı iki kat artarken, Türkiye bölgesel çözüm merkezi oluyor. Sektör, üretim kapasitesi, ihracat performansı ve teknoloji odaklı dönüşümüyle küresel pazardaki etkisini artırıyor. Dünya pazarından 1 milyon ton civarındaki büyüklüğüyle pay alan Türkiye boya sektörünün, 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğü olduğu vurgulandı. Boya Sanayicileri Derneği Başkanı Kenan Baytaş, Türkiye’nin yaklaşık 1 milyon tonluk boya üretim hacmine ulaştığını ve dünya boya pazarından yüzde 2 pay aldığını söyledi. Üretim gücüyle Avrupa’da beşinci sırada yer aldıklarını belirten Baytaş, yenilikçi ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla daha üst sıraları hedeflediklerini ifade ederek, "Katılımcı ve ziyaretçi sayılarıyla dünya çapında kabul gören Paintistanbul yerli ve yabancı firmaları bir araya getirerek boya, boya ham maddeleri ve yapı kimyasalları alanında önemli bir ticaret ve etkileşim köprüsü kuruyor. Sektörümüz hacim olarak 1 milyon ton civarındaki büyüklüğüyle dünya pazarından yaklaşık yüzde 2 pay alıyor. Avrupa’da üretim sıralamasında Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya’nın ardından beşinci sırada yer alıyoruz. Hedefimiz, bu sıralamada daha üst basamaklara çıkarak küresel ölçekte daha güçlü bir konuma ulaşmak. Bölgesel bir üretim üssü olmanın ötesine geçerek, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle dünya pazarında daha etkin bir rol üstlenmeyi amaçlıyoruz" dedi. Sektörün küresel dönüşüm sürecine dikkat çeken Başkan Yardımcısı Tolga Kayalar da, küresel boya pazarının 2026’da yaklaşık 198 milyar dolar büyüklüğe ve 48 milyon tonluk hacme ulaşacağını, 2030’a gelindiğinde ise pazarın 227 milyar dolara ve 52,7 milyon tona çıkmasının beklendiğini vurguladı. Kayalar, "2024 verilerine göre, Türkiye’de sektör, yaklaşık 926 bin tonluk iç pazar hacmine ve 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip. Üretim gücümüz ile ihracattaki değer payımız arasındaki bu makas, sektörümüzün önündeki en somut büyüme alanını gösteriyor. Yalnızca daha fazla üretmek değil, daha fazla değer oluşturmak ve bunu ihracata taşımak işte asıl hedef bu" diye konuştu. Sektörün son yıllarda güçlü bir ivme yakaladığını belirten Başkan Yardımcısı Akın Akça lı ise "Özellikle Avrupa, Afrika ve Orta Doğu pazarlarına yönelik operasyonlarda Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, hızlı üretim kabiliyeti, kaliteli insan kayna ve esnek sanayi yapısı büyük avantaj sağlıyor. Bunun yanında sektörümüzün en güçlü yönlerinden biri de dünya regülasyonlarına ve değişen standartlara çok hızlı adapte olabilmesi" dedi. Bu yıl 8’inci kez 17-19 Haziran’da kapılarını açacak olan Paintistanbul 2026’da, 400’ün üzerinde katılımcı firma ile 10 bini aşkın ziyaretçinin bir araya gelmesi bekleniyor. Etkinlik, katılımcılara yeni ticari bağlantılar kurma, potansiyel iş ortaklıkları geliştirme ve küresel pazardaki güncel eğilimleri yakından takip etme imkânı sunacak.
Antalya 30 metrekarelik atölyede 36 yıldır Alanya şalvarını dünyaya tanıtıyor Antalya’nın Alanya ilçesinde yaşayan 52 yaşındaki terzi Ali İhsan Arslan, 36 yıldır sürdürdüğü mesleğiyle Alanya’nın yöresel kültürünü yaşatmaya devam ediyor. Hacet Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 30 metrekarelik küçük atölyesinde çırağıyla birlikte çalışan Arslan, Alanya’nın simgelerinden biri haline gelen bordo kuşaklı Alanya şalvarını dikerek hem Türkiye’ye hem de dünyaya tanıtmaya çalışıyor. ALTSO tarafındarn coğrafi işaret başvurusu da yapılan Alanya şalvarı tam takım yumurta topuk ayakkabı, beyaz çorap, şalvar, bel kuşağı, ipek gömlek, cepken, köstekli saat ve şapkadan oluşuyor ve 8 bin liradan satılıyor. 1988 yılında terzilik mesleğine çırak olarak başlayan Arslan, yıllardır Alanya’nın kültürel mirası olan şalvar geleneğini yaşatmak için mücadele verdiğini söyledi. 1996 yılında kendi dükkanını açtığını belirten Arslan, o günden bu yana Alanya şalvarı dikimini sürdürdüğünü ifade etti. 30 metrekarelik alanda getirdiği kumaşları Alanya şalvarı haline getirebilmek için yoğun mesai harcayan Arslan ve çalışanı iş sonunda ortaya çıkardığı zanaat ve işçilik ile görenlere görsel beğeni sunuyor. Yöresel kıyafetlerin zamanla düğün ve kına gecelerinde yeniden ilgi görmeye başladığını belirten Arslan, "Dükkanı açtıktan sonra Alanya şalvarını dikmeye devam ettim. Daha sonra şalvarı damatlara sevdirdim. Kına gecelerinde damatlar giymeye başladı. Alanya kırsalındaki büyüklerimiz şalvar, şapka, yelek, kuşak, yumurta topuk ayakkabı ve köstekli saatle tam takım giyiniyor. Biz de bu kültürü yaşatmaya çalışıyoruz. Gelecek nesillere miras bırakmak için üretimimizi sürdürüyoruz" dedi. İlçede yaşayan yabancılar da yoğun ilgi gösteriyor Arslan, Alanya şalvarına sadece yerli vatandaşların değil, ilçede yaşayan yabancıların da yoğun ilgi gösterdiğini söyledi. Özellikle Alman ve Hollandalı turistlerin yöresel kıyafetlere ilgi duyduğunu belirten Arslan, "Alanya geceleri düzenleniyor. Yılda bir kez yapılan bu etkinliklerde Alman müşterilerimiz de yöresel kıyafetlerle katılıyor. Alanya kültürünü tanımak ve yaşamak istiyorlar" diye konuştu. Tam takım 8 bin TL Alanya şalvarının takım halinde büyük ilgi gördüğünü ifade eden Arslan, "Yumurta topuk ayakkabı, beyaz çorap, şalvar, bel kuşağı, ipek gömlek, cepken, köstekli saat ve şapkadan oluşan tam takım şu anda yaklaşık 8 bin TL civarında. Sadece Alanya şalvarını almak isteyenler ise yaklaşık bin TL’ye satın alabiliyor" dedi. Coğrafi işaret başvurusu yaptık Alanya şalvarının coğrafi işaret alması için de çalışma yürüttüklerini dile getiren Arslan, "Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Eray Erdem öncülüğünde, Alanya Yörükler Derneği olarak coğrafi işaret başvurusu yaptık. Kamu kurum ve kuruluşlarının desteğiyle bu coğrafi işareti alacağımıza inanıyoruz. Alanya şalvarını bütün Avrupa’ya ve Dünyaya tanıtmakta kararlıyım" ifadelerini kullandı.
Malatya Malatya’da yüksek rakımlı bölgelerde çiğdem mesaisi Malatya’nın yüksek rakımlı bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, bölge halkı tarafından toplanarak hem ekonomiye katkı sağlıyor hem de yeniden canlandırılması planlanan festivalle kültürel değer olarak yaşatılmak isteniyor. Malatya’nın kırsal bölgelerinde doğal olarak yetişen çiğdemler, vatandaşların yoğun ilgisini çekiyor. Sabahın erken saatlerinde doğaya çıkan vatandaşlar, dağlık ve taşlık arazilerde çiğdem toplarken, bazı çobanlar ise topladıkları ürünleri satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.Hekimhan ilçesine bağlı Söğüt Mahallesi kırsalında yaklaşık bin 800 rakımda toplanan çiğdemlerin, yetiştiği bölgeye göre Mayıs-Temmuz ayları arasında olgunlaştığı belirtildi. Toplanan çiğdemlerin il ve ilçe merkezlerinde satışa sunulduğu ifade edildi. Hekimhan Söğüt Mahallesi Muhtarı İsmail Yaşar, çiğdemin bölgeye özgü önemli bir bitki olduğunu belirterek geçmiş yıllarda bölgede çiğdem festivali düzenlendiğini hatırlattı. Festivalin yeniden hayata geçirilmesi için çalışma yürüttüklerini ifade eden Yaşar, "Çiğdem bölgemize has bir bitki. Sağlık açısından faydalarıyla ilgili üniversitelerde çalışmalar yürütülüyor. İnşallah belediyemiz ve sponsorlarımızın desteğiyle bu yıl festivali yeniden düzenlemeyi hedefliyoruz" dedi. Çiğdemin ekonomik katkı sağladığını da kaydeden Yaşar, "Çobanlarımız topladıkları çiğdemleri il merkezi ve ilçe merkezlerinde satıyor. Gurbetçilerimiz yoğun talep gösteriyor. Kargoyla gönderimler yapılıyor. Bu da aile ekonomisine katkı sağlıyor" ifadelerini kullandı. Yaşar ayrıca, bitkinin sağlık alanındaki faydalarına ilişkin akademik çalışmaların sürdüğünü ve çalışmalar tamamlandıktan sonra tescil süreci için girişimlerde bulunacaklarını söyledi.
İstanbul Şampiyon Galatasaray sezonu Kasımpaşa’da tamamlayacak Şampiyon Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında yarın Kasımpaşa’ya konuk olacak. Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında şampiyon Galatasaray yarın saat 20.00’de deplasmanda Kasımpaşa ile mücadele edecek. Ligde sarı-kırmızılıların 24 galibiyet, 5 beraberlik ve 4 mağlubiyet sonucunda 77 puanı bulunuyor. Lacivert-beyazlılar ise 7 galibiyet, 11 beraberlik ve 15 mağlubiyet sonucunda topladığı 32 puanla 14. sırada yer alıyor. Geçtiğimiz hafta evinde oynadığı Antalyaspor’u mağlup ederek şampiyonluğunu ilan Galatasaray, ligin son haftasında Kasımpaşa’yı mağlup ederek sezonu tamamlamak istiyor. 44. randevu Kasımpaşa ile Galatasaray, Süper Lig tarihinde bugüne kadar 43 kez karşı karşıya geldi. Söz konusu müsabakalarda sarı-kırmızılılar 27 defa sahadan galip ayrılırken, Paşa ise 7 kez rakibini mağlup edebildi. 9 maçta ise kazanan taraf çıkmadı. Rekabette Aslan’ın 90 golüne, lacivert-beyazlılar 48 golle yanıt verdi. Ligin ilk yarısında RAMS Park’ta oynanan maçı Galatasaray 3-0’lık skorla kazandı. Deplasman karnesi Galatasaray, Süper Lig’de mağlubiyetlerinin hepsini deplasman maçlarında yaşadı. Sarı-kırmızılılar söz konusu 16 karşılaşmada 11 galibiyet, 1 beraberlik ve 4 mağlubiyetle 34 puan topladı. Aslan dış sahada son olarak Samsunspor ile karşı karşıya gelirken, rakibine 4-1’lik skorla yenildi. Ligin en golcü ve en az gol yiyen takımı Galatasaray, Süper Lig’de hücumda ve savunmada da zirvede yer alıyor. Sarı-kırmızılılar ligde çıktığı 33 mücadelede rakip fileleri 77 kez havalandırdı ve ligin en golcü takımı. Aslan ayrıca Göztepe ile birlikte 29’ar golle en az gol yiyen takım konumunda bulunuyor. Victor Osimhen cezalı Galatasaray’da, Kasımpaşa maçında Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen, sarı kart cezasından dolayı forma giyemeyecek. Sakatlıkları bulunan Gabriel Sara ile Yaser Asprilla’nın da forma giymesi beklenmiyor. Adnan Deniz Kayatepe düdük çalacak Kasımpaşa ile Galatasaray arasında oynanacak maçı hakem Adnan Deniz Kayatepe yönetecek. Kayatepe’nin yardımcılıklarını Murat Tuğberk Curbay ile Osman Gökhan Bilir yapacak. Maçın dördüncü hakemi ise İlker Yasin Avcı olacak.
Aydın Altı Nokta Başkanı Özen: "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen Erişilebilirlik Günü’ne dikkat çeken Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen; "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" dedi. Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın son günü ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen "Erişilebilirlik Günü" dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Başkan Özen, erişilebilirliğin engelli bireyler açısından bir tercih ya da ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu belirterek, erişilebilirlik kültürünün toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade etti. Engelliler Haftası boyunca Aydın’da gerçekleştirilen etkinlikler, farkındalık çalışmaları ve kurum ziyaretleriyle görme engelli bireylerin yaşadığı sorunları kamuoyunun gündemine taşıdıklarını kaydeden Özen, özellikle erişilebilirlik konusunda toplumsal duyarlılığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Hafta kapsamında düzenlenen farkındalık yürüyüşüne de değinen Özen, yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olmasının dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu belirterek "Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirdiğimiz yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olması, erişilebilirlik konusunda hala ciddi bir bilinç eksikliği bulunduğunu göstermiştir. Erişilebilirlik yalnızca fiziki düzenlemelerden ibaret değildir. Erişilebilirlik; engelli bireylerin bağımsız, güvenli ve eşit bir yaşam sürdürebilmesinin temel şartıdır" dedi. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle 16 Mayıs’ın "Erişilebilirlik Günü" olarak ilan edilmesini son derece kıymetli bulduklarını ifade eden Bayram Özen, söz konusu yaklaşımın yalnızca sembolik düzeyde kalmaması gerektiğini vurguladı. Özen açıklamasında "Cumhurbaşkanlığımız tarafından ilan edilen Erişilebilirlik Günü’nü son derece önemli ve değerli buluyoruz. Bu yaklaşım, engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve eşit katılımı açısından güçlü bir iradenin ortaya konulduğunu göstermektedir. Ancak erişilebilirlik anlayışı yalnızca belirli günlerde hatırlanan bir konu olmamalı, sokakta, kaldırımlarda, toplu taşımada, kamu kurumlarında, dijital platformlarda ve hayatın her alanında eksiksiz şekilde uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Hafta boyunca kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli paydaşlarla gerçekleştirilen temasların önemine de değinen Özen, erişilebilir bir Türkiye hedefi doğrultusunda toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini ifade etti.