Yerel Haberler
Eskişehir
12 Mayıs 2026 Salı - 16:53 Anadolu Üniversitesi ’Uzay Turizmi’ dersi ile geleceğin rehberlerini gökyüzüne hazırlıyor Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, Türkiye’de ilk kez açılan ’Uzay Turizmi’ dersinin öğrencilere yalnızca yeni bir ders içeriği sunmadığını, aynı zamanda yeni bir bakış açısı kazandırdığını söyledi. Uzay turizmi günümüzde yalnızca bilim kurgu anlatılarının ötesine geçerek turizm sektöründe yeni bir uzmanlık alanı olarak öne çıkıyor. Üniversitelerde açılan dersler ise öğrencileri bu yeni alanlara hazırlarken aynı zamanda farklı bakış açıları kazandırmayı hedefliyor. Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümünde verilen ’Uzay Turizmi’ dersi de bu kapsamda dikkat çekiyor. Türkiye’de ilk uzay turizmi dersi Anadolu Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, Türkiye’de ilk kez açılan ’Uzay Turizmi’ dersinin öğrencilere yalnızca yeni bir ders içeriği sunmadığını, aynı zamanda yeni bir bakış açısı kazandırdığını ve dersin ortaya çıkış sürecinde dünyadaki gelişmeleri yakından takip etme isteğinin belirleyici olduğunu ifade ediyor. Dersin Türkiye’de bir ilk olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, "Bu, dünyada ilk açılan ders değil Türkiye’de ilk açılan ders. Anadolu Üniversitesinde bu ders içeriklerinden faydalandık ancak kendimize özgü şekilde yorumlayarak ve Anadolu Üniversitesinin ihtiyaçlarına göre geliştirerek 2020 yılında hayata geçirdik" dedi. ’Yeni uzay’ bakış açısı: Sadece gökyüzü değil yeni bir turizm alanı Dersin temel amacının öğrencilere ’yeni uzay’ bakış açısı kazandırmak olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, bu yaklaşımın yalnızca uzaya gitmekle sınırlı olmadığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Seyhan "Hem dünyayı yakalamak hem de öğrencilerimizin gözünü gökyüzüne çevirmek istiyoruz." ifadelerini kullanarak uzay turizminin astrofotoğrafçılık, göktaşı yağmuru izleme etkinlikleri gibi geniş bir alanı kapsadığını dile getirdi. Uzay turizminin artık geleceğin değil bugünün konusu haline geldiğini belirten Turizm Fakültesi öğretim üyesi Seyhan, bu alanın turizm sektöründe yeni meslekler doğurduğunu ifade etti. 52 ülkeden gençlerin katıldığı bir araştırmaya da değinen Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, uzay turu rehberliğinin geleceğin meslekleri arasında öne çıktığını söyledi. Uygulamalı eğitim ve öğrenci projeleri Ders kapsamında öğrencilerin önce uzayın temel kavramlarını öğrendiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan ardından öğrencilerin gerçek verilere dayalı hayali uzay turları tasarladığını aktardı. Öğrenciler bu turları afiş, video ve sunumlarla anlatarak yenilikçi üretim süreçlerine dahil oluyor. Dr. Öğr. Üyesi Seyhan, bu çalışmaların öğrencilerin farklı disiplinlerle bağlantı kurmasını sağladığını ve yapay zekâ kullanımının da teşvik edildiğini belirterek öğrencilerin derse ilgisinin yüksek olduğunu söyledi. Disiplinlerarası yaklaşım ve yeni meslek alanları Türkiye’nin uzay turizmi alanında ilerleyebilmesi için disiplinlerarası çalışmanın önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan uzay hukuku, gastronomi, rehberlik ve iletişim gibi alanların birlikte düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Uzay turizmini yalnızca uzaya gitmek değil, sürecin tüm aşamalarına katkı sunmak olarak değerlendirdiklerini belirtirken bu dersi alan öğrencilerin gelecekte uzay gözlem noktaları, gökyüzü olayları ve tematik rotalar gibi alanlarda yeni kariyer fırsatları elde edebileceğini söyledi. Motivasyon kaynağı: Alper Gezeravcı buluşması Ders kapsamında gerçekleştirilen önemli etkinliklerden birinin de Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın geçtiğimiz aylarda öğrencilerle buluşması olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Barış Seyhan, bu buluşmanın öğrenciler için güçlü bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade ederken benzer etkinliklerin uygun takvimler doğrultusunda devam etmesinin planlandığını da sözlerine ekledi.
"Meme kanserinde erken tanı, tedavi başarısını artırıyor"
21 Ağustos 2025 Perşembe - 13:44 "Meme kanserinde erken tanı, tedavi başarısını artırıyor" Kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğuna dikkat çeken Genel Cerrah Doç. Dr. Hayrettin Dizen "Meme kanseri tedavisinde sağkalım oranları artmaktadır. Bunun iki nedeni tedavi yöntemlerinin gelişmesi ve hastalığın erken evrede tanınması olarak açıklanabilir" dedi. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayrettin Dizen, meme kanseri sıklığındaki artışın nedenleri, risk faktörleri, korunma yolları ve erken tanının önemi hakkında bilgi verdi. Ülkemizde meme kanseri sıklığının 1994 yılı verilerine göre her 100 bin kadında 24 iken 2018 yılında bu oranın her 100 bin kadında 50’nin üzerine çıktığına dikkat çekerek 25 yıllık sürede yaklaşık 2.5 katlık bir artış yaşandığını ifade etti. Doç. Dr. Dizen bu artışın temel nedenlerini "Yaşam tarzındaki değişiklikler, obezite, hareketsizlik, doğurmama, geç yaşta doğum, kısa süren emzirme, erken menarş, geç menopoz, uzun süre doğum kontrol hapı ya da menopoz tedavisi kullanımı gibi faktörler ile nüfusun yaşlanması, farkındalık düzeyinin artması, mamografi çekiminin yaygınlaşması ve nüfus artışı" olarak sıraladı. Bu artışın ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturduğunu vurgulayarak korunma, tarama ve erken tanıya yönelik çalışmalara hız verilmesi gerektiğini belirtti. "Tanı ileri evrede konuluyor" Meme kanseri sıklığındaki artışa rağmen ülkemizde çoğu hastada tanının ileri evrelerde konulduğunu söyleyen Doç. Dr. Dizen, "Gelişmiş ülkelerde ise meme kanseri tanısı daha çok erken evrelerde konulmakta. Bunun en önemli nedeni ise o ülkelerde tarama sistemlerinin gelişmiş olması ve toplumun bu sistemlere uyum göstermesidir" dedi. Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen ve erken tanıyla tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Dizen korunma yollarına dair "Öncelikle meme kanseri risk faktörlerini azaltmak gerekir. Bunlar; genetik bir risk olduğu belirlenen kadınlarda memeleri ameliyatla boşaltmak (profilaktik mastektomi) ve koruyucu ilaçlar kullanmak. Bu üç faktörün yanı sıra sağlıklı yaşam alışkanlıkları da riski önemli ölçüde azaltabilir" diye konuştu. Sağlıklı yaşam biçiminin obeziteden kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek, 30 yaşından önce doğum yapmak, emzirmeyi en az bir yıl sürdürmek, alkol kullanmamak ve hormon tedavisinden uzak durmak gibi unsurları içerdiğini belirtti. "Genetik faktörler dikkate alınmalı" Her iki memenin ameliyatla alınmasının (Bilateral profilaktik mastektomi), BRCA1 veya BRCA2 mutasyonlarını taşıyan bireylerde meme kanseri riskini yüzde 95 oranında azalttığını aktaran Doç. Dr. Dizen, genetik yatkınlığın önemine değinerek şu bilgileri verdi: "Meme kanseri için en önemli risk faktörü kadın olmaktır. Bunun dışında ileri yaş, erken menarş (regl süreci), geç menopoz, hiç doğum yapmamış olmak, emzirmemiş olmak, geç yaşta doğum yapmak, çocuklukta göğüs bölgesine radyoterapi almak, uzun süreli hormon tedavileri, oral kontraseptifler, alkol kullanımı, postmenopozal obezite, bazı iyi huylu meme hastalıkları, atipik hücre varlığı, lobüler karsinoma in situ, mamografide yoğun meme dokusu ve genetik faktörler riski artırır. BRCA1 ve BRCA2 mutasyonları en sık rastlanan genetik risk faktörleridir. Bu mutasyonlar yumurtalık (over) kanseri riskini de artırır." "Erken tanı hayat kurtarıyor" Meme kanseri tarama programlarının, klinik bulgu ortaya çıkmadan hastalığın erken dönemde belirlenmesini amaçladığının altını çizen Doç. Dr. Dizen, "Erken tanı sayesinde ölüm oranları azalmakta, meme koruyucu cerrahi şansı artmakta ve tedaviye bağlı yan etkiler azaltılmaktadır. Meme kanserinin taranmasında en etkili görüntüleme yöntemi mamografidir. Dijital mamografi ile daha düşük radyasyonla daha net görüntüler elde edilmekte ve hastalık çok erken evrelerde tanınabilmektedir. Alınan radyasyon dozu, günde bir paket sigara içen bir kişiden 40 kat daha azdır" dedi. "Multidisipliner tedavi yaklaşımı önemli" Meme kanseri tedavisinde sağkalım oranlarının arttığını ve bunun iki temel nedeni olduğunu söyleyen Doç. Dr. Dizen, "Lokal ve sistemik tedavi yöntemlerinin gelişmesi ve hastalığın erken evrede tanınması başarı oranlarını yükseltiyor. Multidisipliner yaklaşımla tedavinin etkinliği artmakta, hastaya ait olumsuz sonuçlar ise azalmaktadır" diye konuştu. Tanı konulduktan sonra klinik evrelendirmenin yapıldığını, evre ve moleküler alt tipe göre cerrahi tedavi, kemoterapi veya hormonal tedavi kararı verildiğini ifade eden Doç. Dr. Dizen, erken evre meme kanserinde meme koruyucu cerrahi ve sentinel lenf nodülü biyopsisinin uygulanabileceğini söyledi. "İleri evrede sistemik tedavi öncelikli" Lokal ileri meme kanserinde (Evre IIB veya III) ise tedaviye sistemik tedaviyle başlanmasının birçok avantaj sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Dizen, "Tümörün kemoterapiye yanıtı ölçülebilir, dolaşımdaki tümör hücreleri yok edilebilir, tümör evresi küçültülerek meme koruyucu cerrahi yapılabilir ve koltuk altı lenf bezleri korunabilir" diyerek sözlerini tamamladı.
‘Radyo Frekans Emisyonları ile Kısmi Deşarj Tespiti’ projesi Stevie Ödülü aldı
21 Ağustos 2025 Perşembe - 13:38 ‘Radyo Frekans Emisyonları ile Kısmi Deşarj Tespiti’ projesi Stevie Ödülü aldı Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ’ın ‘Radyo Frekans Emisyonları ile Kısmi Deşarj Tespiti’ projesi, Stevie Uluslararası İş Ödülleri’nin ‘Teknoloji İnovasyonunda Başarı’ kategorisinde ödül aldı. Türkiye’de ilk, dünyada ise sayılı olan proje, planlı elektrik kesinti sürelerini yarı yarıya düşürürken yılda yaklaşık 42,7 ton sera gazı salımının önüne geçerek 104 ağacın kurtarılmasını sağlıyor. Dijital dünyayla uyumlu, sürdürülebilir ve kaliteli elektrik dağıtım hizmeti sağlamak amacıyla yenilikçi projeler geliştiren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ’nin (OEDAŞ) bu projeleri ulusal ve uluslararası arenada çeşitli ödüllere layık görülüyor. Şirket bu kapsamda son olarak, alanında dünyanın en prestijli programlarından biri olan Stevie Uluslararası İş Ödülleri’nin ‘Teknoloji İnovasyonunda Başarı’ kategorisinde, Radyo Frekans Emisyonları ile Kısmi Deşarj Tespiti’ projesi ile ödül aldı. 78 ülkeden 3 bin 800’den fazla başvurunun yapıldığı programda ödüllendirilen proje, geçtiğimiz yıl da Best Business Awards ve Düşük Karbon Kahramanı olmak üzere iki ödül kazanmıştı. Kısmi deşarj tespiti operasyonu iyileştirildi Elektrik dağıtım şebekelerinde, enerjinin hat boyunca düzensiz hareket etmesi anlamına gelen kısmi deşarja müdahale edilmediği takdirde hatlarda oluşan arıza nedeniyle enerji kesintileri meydana gelebiliyor. OEDAŞ’ın hayata geçirdiği ‘Radyo Frekans Emisyonları ile Kısmi Deşarj Tespiti’ projesi ile kısmi deşarjın tespiti için her bir direğin tek tek kontrol edilmesine gerek kalmadan özel olarak tasarlanan alıcı anten ile süreç optimizasyonu sağlanıyor. Hizmet bölgesindeki beş şehirde 261 bin 240 adet elektrik direği bulunan şirket, 2023 yılında hayata geçirdiği projesiyle araç kullanımını azaltarak hem karbon ayak izini azaltıyor hem de verimliliği artırıyor. Proje kapsamında, üzerine özel anten monte edilen araç belirli bir hızda seyir halindeyken güzergah üzerindeki direklerde kısmi deşarj varsa bunların yaydığı radyo frekans dalgalarını tespit edebiliyor. Böylece tüm direkler yerine yalnızca belirlenen direklerde kontrol yapılıp onarım çalışmaları gerçekleştiriliyor. Muzaffer Yalçın: "Projemizle sektördeki yeni standartlara temel hazırladık" Projenin çıktıları hakkında bilgi veren ve aldıkları ödülü değerlendiren OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Uluslararası arenada aldığı ödülle bize bir kez daha ödül mutluluğu yaşatan projemiz, farklı alanlardaki sürdürülebilir ve sorumlu yaklaşımımızı ortaya koyuyor. Çevresel sorumluluk tarafında, araç kullanımımızı yüzde 60 ila 70 civarında azalttığımız için yılda yaklaşık 164 bin 340 km yoldan tasarruf sağladık ve 42 bin 712 ton sera gazı salımını önledik. Bu da yalnızca bu proje sayesinde yılda 104 ağacı kurtardığımız anlamına geliyor. Tüketicilere fayda noktasında, kısmi deşarj olan direkleri çok daha hızlı tespit ettiğimiz için planlı kesinti sürelerinde yüzde 50 civarı düşüş yakaladık. Öte yandan bu projede yerli üretim teknolojiler kullanarak ülkemizin teknolojik bağımsızlığını artırmayı ve yerel üretime katkıda bulunmayı hedefledik. Projemiz tüm bu yönleriyle sektörde oluşturulacak yeni standartlara da bir temel hazırladı. Uluslararası alanda böyle saygın bir ödüle layık görülmek ise projemizin değerini ve OEDAŞ’ın inovasyona verdiği önemi bir kez daha tescillemiş oldu" dedi.
Tütün ve tütün ürünlerinin zararları anlatıldı
21 Ağustos 2025 Perşembe - 11:33 Tütün ve tütün ürünlerinin zararları anlatıldı Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince toplumda tütün kullanımını azaltmak ve bireylerin sigarayı bırakma süreçlerini desteklemek amacıyla çalışma yapıldı. ’2024-2028 Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ çerçevesinde yer alan ’Kamu kurumlarında sigara bırakma kampanyasının düzenlenmesi’ faaliyetleri sürüyor. Bu çerçevede, 20 Ağustos 2025 tarihinde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde Dr. Pakize Gizem Topçu tarafından ’Tütün ve Tütün Ürünlerinin Zararları’ konulu bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimin ardından, ’Yerinde Sigara Bırakma Danışmanlığı Hizmeti’ ile ilgili katılımcılara poliklinik hizmeti sunuldu. "Toplumda farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz" Konuyla ilgili açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, söz konusu hizmetin sadece İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile sınırlı kalmadığını söyledi. Eskişehir’de diğer kamu kurum ve kuruluşlarının talepleri çerçevesinde de ziyaretlerin gerçekleştirilerek gerekli planlamaların yapıldığını belirten İl Müdürü Bildirici, "Bakanlığımızın başlattığı bu önemli hizmetle vatandaşlarımızın sigarayı bırakma sürecine destek olmayı hedefliyoruz. Amacımız, toplumda farkındalığı artırmak, tütün ürünlerinin zararlarına dikkat çekmek ve sigarayı bırakmak isteyen bireylerin yanında olmaktır" dedi. "Toplam 13 Sigara Bırakma Polikliniği hizmet veriyor" İl Sağlık Müdürlüğü’nden konu ile ilgili yapılan açıklamada ise şu ifadeler yer aldı: "Sigara bırakmak isteyen vatandaşlar için ilimiz genelinde toplam 13 Sigara Bırakma Polikliniği hizmet vermektedir. Merkezde; Eskişehir Şehir Hastanesi, Yunus Emre Devlet Hastanesi, Osmangazi Üniversitesi Hastanesi, Tepebaşı 1 No’lu Sağlıklı Hayat Merkezi, Odunpazarı 1 ve 2 No’lu Sağlıklı Hayat Merkezi, Odunpazarı Deliklitaş Sağlıklı Hayat Merkezi ve Tepebaşı Şirintepe Sağlıklı Hayat Merkezi hizmet vermektedir. İlçelerde ise; Alpu İlçe Devlet Hastanesi Beylikova İlçe Devlet Hastanesi, Çifteler Devlet Hastanesi, Mihalıççık Gün Sazak İlçe Devlet Hastanesi ve Sivrihisar İlçe Devlet Hastanesi hizmet vermektedir" ifadeleri yer aldı.
Eskişehir’de ilginç lavanta hasadı
21 Ağustos 2025 Perşembe - 10:51 Eskişehir’de ilginç lavanta hasadı Eskişehir’de bir üretici, "Makasını getir, çiçeğini götür" adında ücretsiz bir etkinlik başlatarak kurduğu bahçedeki lavantaları ziyaretçilere ücretsiz hasat ettiriyor. Kozmetik ve kimya sanayinde kullanılan lavantanın hasadını yapan, morun her tonunu barındıran bahçede bol bol fotoğraf çekinen turistler, oraklarla hasat ettikleri lavantaları ise yanlarında götürüyor. Eskişehir’de yaşayan Erhan İnan, Odunpazarı ilçesine bağlı kırsal Akçakaya Mahallesi’nde bulunan tarım arazisine 5 yıl önce lavanta ekmeye karar verdi. 20 boyunca kökü toprakta kalabilen, lavantanın bu yılki hasadı başladı. İşçi yerine arazisini ziyaret eden misafirlerin hasat ettiği lavanta bahçesindeki etkinliğe yoğun katılım gerçekleşti. Orak yardımıyla toplanan lavantaları, toplayan misafirler yanlarında götürdüler. Sapları ile birlikte işlenen 100 kilodan 2 litre yağ elde edilen lavantaların seyrine doyumsuz manzarasında özellikle çiftler fotoğraf çekinmeyi ihmal etmedi. Morun her tonunu barındıran bahçede hasat yağan misafirler lavantadan yapılan gazoz, bal, sirke, parfüm gibi ürünleri inceledi. Lavanta toplayan turist ve misafirler fotoğraflanırken, ortaya kartpostallık görüntüler çıktı. "Gün batımını yakalamak isteyen fotoğrafçılar, akşam saatlerinde yoğun çekim yapıyor" Lavanta bahçesi sahibi Erhan İnan, etkinlikle alakalı, "Gördüğünüz gibi, bu tarlamızdaki lavantaları beş yıl önce ektik. Burası normalde kuru tarım yapılan, kurak, taşlı ve kireçli toprakların bulunduğu, verimin düşük olduğu bir bölge. Alternatif ürün olarak lavantayı tercih ettik ve denedik. Toprak tahlilleri sonucunda lavantanın toprağımıza uygun olduğunu gördükten sonra ektik. Başarılı olduk. Çiçeklerimiz beşinci yılında ve hâlâ gençlik dönemindeler. Lavanta, kozmetik ve kimya sanayinde kullanılan, çok yönlü bir bitki. Bölgemiz, Beşikköy Şelale Mesire Alanı yolunda, yoğun trafiğin olduğu bir yerde. Bu nedenle insanlar bizi tercih ediyor; yol üstünde olmamız ve bu deneyimi yaşamak istemeleri nedeniyle buraya geliyorlar. Çok şaşırıyorlar. "Eskişehir’de lavanta yetişiyor mu?" diyorlar. Başlangıçta bu merakla geliyorlar. Normalde lavanta görmek için Isparta, Kuyucak ya da Burdur’daki Salda Gölü taraflarına gidiyorlardı. "Çok yakınımızda varmış," diyerek olumlu tepkiler veriyorlar. Burası, evlenme tekliflerinden sünnet düğünlerine, normal düğün çekimlerinden açık alan fotoğraf çekimlerine kadar pek çok etkinlik için tercih ediliyor. Özellikle gün batımını yakalamak isteyen fotoğrafçılar, akşam saatlerinde yoğun çekim yapıyor. Bu yola çıkarken zaten bunları hedefleyerek bir yol çizmiştik. Maliyetler getirisinin üzerine çıktığı için bu sene çiçeklerimizin büyük bir bölümünü tarlada bırakmak zorunda kaldık. Bu yüzden, çiçekleri tarlada bırakacağımıza bir etkinlik düzenlemeye karar verdik. "Makasını getir, çiçeğini götür" adıyla ücretsiz bir etkinlik başlattık. İnsanlar buraya geliyor, kendi çiçeklerini kesiyor, önce fotoğraflarını çektiriyor ve mutlu bir şekilde ayrılıyor" dedi. "Elimizde gördüğünüz gibi lavantaları evimize" Boş vaktini ailesiyle birlikte doğada geçirmeyi sevdiğini belirten ve lavanta bahçesindeki hasat etkinliğini sosyal medyadan gördüğünü belirten 34 yaşındaki İlker Gümüş, "Instagram’da karşıma çıktı. Hafta sonu tatilini değerlendirelim dedik. Bizim için güzel oldu, gayet keyifli. Hasat zamanına denk gelmemiz de iyi oldu. Elimizde gördüğünüz gibi lavantaları evimize, arabamıza koyup değerlendireceğiz. Özellikle buranın ücretsiz olması çok güzel bir şey. Hoşumuza gitti. Zaten yorumları okuyarak gelmiştik. Gerçekten doğayla iç içe, çok güzel bir deneyim. Kokusu nasıl? Mükemmel, gerçekten harika. Zaten araçlarımızda ya da oda kokularında lavanta kullanıyorduk, ama bunu birebir hissetmek çok daha güzel. Çok memnunuz, gerçekten harika. Bu tarz doğayla iç içe etkinliklerin artmasını isteriz. Hele şu zamanlarda, orman yangınlarından sonra gerçekten çok isteriz" ifadelerini kullandı.
Eskişehir’de ilginç lavanta hasadı
21 Ağustos 2025 Perşembe - 10:49 Eskişehir’de ilginç lavanta hasadı Eskişehir’de bir üretici, "Makasını getir, çiçeğini götür" adıyla ücretsiz bir etkinlik başlatarak kurduğu bahçedeki lavantaları ziyaretçilere ücretsiz hasat ettiriyor. Kozmetik ve kimya sanayinde kullanılan lavantanın hasadını yapan, morun her tonunu barındıran bahçede bol bol fotoğraf çekinen turistler, oraklarla hasat ettikleri lavantaları ise yanlarında götürüyor. Eskişehir’de yaşayan Erhan İnan, Odunpazarı ilçesine bağlı kırsal Akçakaya Mahallesi’nde bulunan tarım arazisine 5 yıl önce lavanta ekmeye karar verdi. 20 boyunca kökü toprakta kalabilen, lavantanın bu yılki hasadı başladı. İşçi yerine arazisini ziyaret eden misafirlerin hasat ettiği lavanta bahçesindeki etkinliğe yoğun katılım gerçekleşti. Orak yardımıyla toplanan lavantaları, toplayan misafirler yanlarında götürdüler. Sapları ile birlikte işlenen 100 kilodan 2 litre yağ elde edilen lavantaların seyrine doyumsuz manzarasında özellikle çiftler fotoğraf çekinmeyi ihmal etmedi. Morun her tonunu barındıran bahçede hasat yağan misafirler lavantadan yapılan gazoz, bal, sirke, parfüm gibi ürünleri inceledi. Lavanta toplayan turist ve misafirler fotoğraflanırken, ortaya kartpostallık görüntüler çıktı. "Gün batımını yakalamak isteyen fotoğrafçılar, akşam saatlerinde yoğun çekim yapıyor" Lavanta bahçesi sahibi Erhan İnan, etkinlikle alakalı, "Gördüğünüz gibi, bu tarlamızdaki lavantaları beş yıl önce ektik. Burası normalde kuru tarım yapılan, kurak, taşlı ve kireçli toprakların bulunduğu, verimin düşük olduğu bir bölge. Alternatif ürün olarak lavantayı tercih ettik ve denedik. Toprak tahlilleri sonucunda lavantanın toprağımıza uygun olduğunu gördükten sonra ektik. Başarılı olduk. Çiçeklerimiz beşinci yılında ve hâlâ gençlik dönemindeler. Lavanta, kozmetik ve kimya sanayinde kullanılan, çok yönlü bir bitki. Bölgemiz, Beşikköy Şelale Mesire Alanı yolunda, yoğun trafiğin olduğu bir yerde. Bu nedenle insanlar bizi tercih ediyor; yol üstünde olmamız ve bu deneyimi yaşamak istemeleri nedeniyle buraya geliyorlar. Çok şaşırıyorlar. "Eskişehir’de lavanta yetişiyor mu?" diyorlar. Başlangıçta bu merakla geliyorlar. Normalde lavanta görmek için Isparta, Kuyucak ya da Burdur’daki Salda Gölü taraflarına gidiyorlardı. "Çok yakınımızda varmış," diyerek olumlu tepkiler veriyorlar. Burası, evlenme tekliflerinden sünnet düğünlerine, normal düğün çekimlerinden açık alan fotoğraf çekimlerine kadar pek çok etkinlik için tercih ediliyor. Özellikle gün batımını yakalamak isteyen fotoğrafçılar, akşam saatlerinde yoğun çekim yapıyor. Bu yola çıkarken zaten bunları hedefleyerek bir yol çizmiştik. Maliyetler getirisinin üzerine çıktığı için bu sene çiçeklerimizin büyük bir bölümünü tarlada bırakmak zorunda kaldık. Bu yüzden, çiçekleri tarlada bırakacağımıza bir etkinlik düzenlemeye karar verdik. "Makasını getir, çiçeğini götür" adıyla ücretsiz bir etkinlik başlattık. İnsanlar buraya geliyor, kendi çiçeklerini kesiyor, önce fotoğraflarını çektiriyor ve mutlu bir şekilde ayrılıyor" dedi. "Elimizde gördüğünüz gibi lavantaları evimize" Boş vaktini ailesiyle birlikte doğada geçirmeyi sevdiğini belirten ve lavanta bahçesindeki hasat etkinliğini sosyal medyadan gördüğünü belirten 34 yaşındaki İlker Gümüş, "Instagram’da karşıma çıktı. Hafta sonu tatilini değerlendirelim dedik. Bizim için güzel oldu, gayet keyifli. Hasat zamanına denk gelmemiz de iyi oldu. Elimizde gördüğünüz gibi lavantaları evimize, arabamıza koyup değerlendireceğiz. Özellikle buranın ücretsiz olması çok güzel bir şey. Hoşumuza gitti. Zaten yorumları okuyarak gelmiştik. Gerçekten doğayla iç içe, çok güzel bir deneyim. Kokusu nasıl? Mükemmel, gerçekten harika. Zaten araçlarımızda ya da oda kokularında lavanta kullanıyorduk, ama bunu birebir hissetmek çok daha güzel. Çok memnunuz, gerçekten harika. Bu tarz doğayla iç içe etkinliklerin artmasını isteriz. Hele şu zamanlarda, orman yangınlarından sonra gerçekten çok isteriz" ifadelerini kullandı. (BT-Y)