Yerel Haberler
Eskişehir
Millî Kültür Bilgi Yarışmaları sonuçlandı 12 Mayıs 2026 Salı - 11:34:32 Eskişehir Türk Ocağı ile Millî Eğitim Müdürlüğünün iş birliğiyle yapılan Millî Kültür Bilgi Yarışmaları, yapılan final turu ile sonuçlandı. Yarışmanın final turları Gazi Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi salonunda İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın’ın da katılımıyla gerçekleşti. Yarışma sonunda Liselerde Hacı Süleyman Çakır Kız Anadolu Lisesi 170 puanla birinci, Eskişehir Fatih Fen Lisesi 160 puanla ikinci, Eskişehir Anadolu İmam Hatip Lisesi yedek sorular sonucu 150 puanla üçüncü, Tayfur Bayar Anadolu Lisesi 140 puanla dördüncü, Eskişehir Eti Sosyal Bilimler Lisesi 130 puanla beşinci oldu. Ortaokullarda ise Gülay Kanatlı Ortaokulu 140 puanla birinci, Hacı Hatice Ongurlar Ortaokulu 130 puanla ikinci, Şehit Teğmen Subutay Alkan Ortaokulu yedek sorular sonrasında 130 puanla üçüncü olurken Şehit Mutlu Yıldırım Ortaokulu 120 puanla dördüncü oldu. Ödül töreninde konuşan İl Millî Eğitim Müdürü Sinan Aydın, Millî Kültürün önemine değindikten sonra bu tür faaliyetlerin çok gerekli olduğunu vurgulayarak kendi değerlerini bilen nesillerin gelecek konusunda bizleri ümitvâr ettiğini dile getirdi. Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal ise, bu güzel çocukların yetişmesinde emeği geçenlere teşekkür ettikten sonra millî kültürün önemine değindi. Bu tür yarışmaların devam etmesinin elzem olduğunu dile getiren hocamızın konuşmasından sonra ödül törenine geçildi. Yarışmacı öğrencilere madalya, başarı belgesi, kitap ve para ödülü; okul müdürlüklerine plaket ve teşekkür beratı takdiminden sonra program sona erdi.
12 Mayıs 2026 Salı - 10:22 Av yasağına rağmen tezgahlarda balık eksik olmuyor Balıkçı Erkan Arslanbenzer, 15 Nisan’da başlayan denizlerdeki av yasağının ardından küçük tekne avcılığının sürdüğünü belirterek Eskişehirli vatandaşların taze balığa ulaşmaya devam edebileceğini vurguladı. Eskişehir’in simge noktalarından Taşbaşı bölgesinde uzun yıllardır balıkçılık yapan Arslanbenzer, 15 Nisan itibarıyla büyük tekneler için başlayan av yasağının ardından piyasadaki son durumu değerlendirdi. Kamuoyunda oluşan "yasak başladı, balık bitti" algısının gerçeği yansıtmadığını ifade eden Arslanbenzer, küçük ölçekli teknelerin kurallar dahilinde ava devam ettiğini hatırlattı. "20 metre altındaki tekneler avlanmaya devam ediyor" Yasağın kapsamı hakkında bilgi veren Arslanbenzer, "Sezonumuz büyük tekneler için kapandı ancak ’balık bitti’ diye bir durum söz konusu değil. 15 Nisan gelince herkes yasaktan dolayı balık çıkmadığını zannediyor, bu zihniyetten vazgeçmemiz lazım. Boyu 20 metrenin altındaki tekneler için avcılık serbest, 20 metrenin üzerindekiler için ise yasaktır. 20 metrelik bir kayığınız varsa denize çıkabilirsiniz. Bu küçük tekneler, sığ sularda balık yavrularına zarar vermeden yüzey balıklarını avlayabiliyor. Halkımız ‘sezon bitti, artık taze balık yiyemeyeceğiz’ diye düşünmesin; ufak kayıklarımız kurallara uygun şekilde avlanmayı sürdürüyor" dedi. "İsteyen müşteri kaliteli balığı buluyor" Kış aylarındaki yoğunluğun olmasa da tezgâhların çeşitliliğini koruduğunu ifade eden Arslanbenzer, son olarak şunları söyledi: "Şu an hamsi, sardalya, mezgit ve çupra gibi çeşitlerimiz tezgâhlara gelmeye devam ediyor. Elbette kış dönemindeki o büyük yoğunluk ve doluluk yok ancak dükkanımıza gelen müşterilerimiz her zaman istediği kaliteli ve taze balığı bulabiliyor."
12 Mayıs 2026 Salı - 10:18 19. SABDEK Toplantısı ESOGÜ ev sahipliğinde gerçekleştirildi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen ’19. Sağlık Bilimleri Dekanlar Konseyi (SABDEK) Toplantısı’, yoğun katılım ve verimli oturumlarla gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden Sağlık Bilimleri Fakültesi dekanları ve alan temsilcilerinin bir araya geldiği toplantıda; sağlık bilimleri eğitiminin güncel durumu, akreditasyon süreçleri, klinik uygulama eğitimi, dijitalleşme ve yapay zekâ teknolojilerinin eğitim süreçlerine entegrasyonu gibi birçok önemli başlık ele alındı. Toplantının açılış programında ESOGÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Fatma Deniz Sayıner, SABDEK Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bülent Elbasan ve ESOGÜ Rektörü Prof. Dr. Kamil Çolak’ın; sağlık bilimleri alanındaki gelişmeler, iş birlikleri ve yükseköğretimde kalite süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu konuşmaları yer aldı. İki gün süren program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda; Sağlık Bilimleri Fakültelerinin güncel sorunları ve öncelikleri, sağlık bilimlerinde yapay zeka teknolojileri ve dijital yetkinlikler, ÇEP’e uyum süreçleri, Klinik Uygulama Eğitimi (Beslenme ve Diyetetik, Hemşirelik, Fizyoterapi ve Rehabilitasyon ile Ebelik örnekleri), SABAK Tematik Analiz Raporu, akreditasyon süreçlerinde program iyileştirme çalışmaları gibi başlıklar alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla kapsamlı şekilde değerlendirildi. Toplantı boyunca gerçekleştirilen bilimsel paylaşımlarda, farklı disiplinlerden akademisyenlerin deneyim aktarımı ve ortak çözüm önerileri ile sağlık bilimleri eğitiminin geleceğine yönelik önemli katkılar ortaya kondu. Toplantının sonunda organizasyonun gerçekleştirilmesine katkı sunan tüm kişi ve kurumlara teşekkür edildi.
Erken teşhis kapsamı genişliyor
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 14:55 Erken teşhis kapsamı genişliyor İl Sağlık Müdürlüğü, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) danışanlarının kanser taramalarına erişimini sağlamak, farkındalıklarını artırmak ve erken tanıyı teşvik etmek amacıyla TRSM ve KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) ekipleri arasında koordinasyonu güçlendirmek için çalışmalara başladı. Yetkililer, ’Erken teşhis hayat kurtarır!’ vurgusuyla, TRSM danışanlarının sağlık okuryazarlıklarını yükseltmeyi ve tarama süreçlerini etkinleştirmeyi hedefliyor. Toplum sağlığını korumak için kanser taramalarında iş birliğini artırarak hizmet sunmaya devam ettiklerini belirten Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nden (TRSM) hizmet alan bireylerin kanser tarama farkındalıklarının artırılması, taramalara erişimlerinin sağlanması, erken tanının teşvik edilmesi ve taramalarının gerçekleştirilmesi amacıyla çalışmalara başlandığını bildirdi. ’Erken teşhis hayat kurtarır!’ diyen Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından 25 Ağustos tarihinde TRSM ve KETEM personellerine bilgilendirme toplantısı yapıldı. TRSM personelinin ulusal tarama programları hakkında bilgi düzeylerinin yükseltilmesi ve TRSM-KETEM koordinasyonun artırılması amacıyla yapılan toplantıda, TRSM danışanlarına kanser taramaları konusunda farkındalık oluşturmak ve sağlık okuryazarlıklarını artırmak için bilgilendirme yapılması, KETEM’e yönlendirme süreçlerinin etkin işletilmesi ve TRSM danışanlarının kanser taramalarının yapılması konuları görüşüldüğünü belirtti.
Tüketici Hakem Heyeti’ne yapılan Online EsKart uygulaması şikayeti sonuçlandı
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:17 Tüketici Hakem Heyeti’ne yapılan Online EsKart uygulaması şikayeti sonuçlandı Tüketiciyi Destekleme Derneği (TÜKDES) Genel Merkez Tüketici Adaleti Komisyonu Başkanı Av. Hayri Eryılmaz, online EsKart bakiye yükleme işlemlerinde hizmet bedeli/kart komisyonu almanın kanuna aykırı olduğunu belirterek bu yöndeki şikayetin Tüketici Hakem Heyeti tarafından kabul edilerek haksız komisyon ücretinin iadesine karar verildiğini açıkladı. Eryılmaz, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin (EBB) online EsKart bakiye yükleme işlemlerinden ve kredi kartıyla binişlerde kart komisyonu alınmasına son verilmesi çağrısı yaptı. Av. Hayri Eryılmaz, konuyla ilgili şu açıklamasında, "Kredi kartıyla yapılan harcamalarda tüketicilerden komisyon ücreti alındığı ilişkin şikayetler artarak devam etmektedir. Bu listede Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin toplu taşımadaki şirketi Estram da yer almakta; banka/kredi kartları üzerinden yapılacak bakiye yüklemelerinde veya kredi kartıyla yapılacak binişlerde alınan komisyonlarla tüketicilerimiz adeta cezalandırılmakta, haksız uygulamaya maruz bırakılmaktadır. Bu haksız uygulamalar karşısında Eskişehirli tüketicinin Tüketici Hakem Heyetine yapmış olduğu başvuru sonuçlanmıştır. Tüketici Hakem Heyeti’ne yapılan bir başvuruda tüketicimiz, "Fiziksel Eskart’ına her yükleme işleminde "hizmet bedeli" kesildiği, bu bedelin haksız olduğundan, alınan bu ücretin iadesini talep etmiştir. Tüketici Hakem Heyeti tüketicimizin başvurusunu kabul etmiş, EBB - Estram’ın aldığı haksız komisyon ücretinin iadesine karar vermiştir. EBB Online EsKart Bakiye yükleme işlemlerinden ve kredi kartıyla binişlerde aldığı hizmet bedellerine/kart komisyonlarına derhal son vermelidir." diye belirtti. Nasıl şikayet edebilirsiniz? Av. Hayri Eryılmaz, kart kabul etmeyen veya komisyon alan işletmelerin nasıl şikayet edilebileceğini de şöyle açıkladı; "Komisyon alanlar hangi bankanın pos cihazıyla çalışıyorsa o bankaya, BDDK’nın internet sitesinden E-Şikayet yöntemiyle BDDK’ YA, Dijital Vergi Dairesi, GİB Mobil Uygulaması, ALO 189 hattından Gelir İdaresi Başkanlığına şikayette bulunabilirler. Kendilerinden komisyon tahsil edilen tüketicilerimiz, bu bedelleri geri alabilmek için,2025 yılı için 149 bin TL altındaki uyuşmazlıklar için Tüketici Hakem Heyetleri’ne, üzerindeki uyuşmazlıklar için dava şartı olarak arabulucuya, uyuşmazlığın devamı halinde Tüketici Mahkemesi’ne başvurarak ödemiş oldukları komisyon bedellerinin geri verilmesini isteyebilirler. Belediye İktisadi Teşebbüsü (BİT) olarak tekel ve imtiyazlarla kurulan belediye şehir içi toplu taşıma şirketleri, Türkiye’nin her yerinde toplu taşıma kartlarına online yapılan yüklemelerden ve kredi kartıyla binişlerden hizmet bedeli/kart komisyonu almaya derhal son vermelidir. Bu uygulamalara maruz kalan tüketiciler haklarını aramalıdır. Hak arandıkça haksızlık azalır."
Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:53 Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları Eskişehir’de milattan önce 3200-3300 yılları arasında ilk defa yerleşildiği değerlendirilen Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, bölgedeki çocuk ölüm oranının yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldı. Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent Mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalarla, yaklaşık 5200 yıl önce bölgede yaşayan insan toplulukları hakkında önemli veriler elde ediliyor. Höyükteki mezarlık alanında dallarında uzman olan görevliler tarafından çalışmalar sürdürülürken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin bazı önemli bulgulara değindi. Bölgede 160’dan fazla iskeletin ortaya çıkartıldığını belirten Prof. Dr. Türktekin, tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıklar görüldüğünü, ayrıca protein ağırlıklı beslenen kişilerin bulunduğunu ve onların farklı bir şekilde gömüldüklerinin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bölgede çocuk ölümünün çok fazla olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek sosyal çatışmalar yaşandığına dair örneklerin bulunduğunu da anlatan Türktekin, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldığı bilgisini paylaştı. "Çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik" Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında çok önemli veriler elde ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Murat Türktekin, "Burası bize insanların yaşamıyla ve besinleriyle ilgili çok önemli veriler sunmuştu. O nedenle çalışmaya devam ediyoruz. Mezarlık, milattan önce 3200-2900 aralığında tarihleniyor. Yani, bu gömülmüş evlerin bulunduğu alanla aslında çağdaş ve yaklaşık 100 metre ötesinde. Burada 160’dan fazla birey ortaya çıkarıldı. Bu bireyler üzerinde yaptığımız incelemelerde tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıkların olduğunu, bazı protein ağırlıklı beslenen kişilerin de bulunduğunu ve hatta onların farklı bir şekilde gömüldüklerinde ortaya çıkardık. Özellikle diş antropologların yaptığı diş incelemeleri bize bunu gösterdi. Yine çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik. Zaman zaman sosyal çatışmaların yaşandığını gösteren örneklerimiz de burada bulunuyordu. Bu nedenle de burada yine çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle tabii 2900 yılında tespit etmiş olduğumuz bir taş sanduka mezar var. Taş sanduka mezar içerisinde 2 kişi gömülmüş. Birisi 31 yaşlarında bir erkek, diğeri de 12 yaşlarında bir çocuk. Bunların özelliği, ikisinin de kafalarına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş olmaları. Bu sanki bir baba-oğul veya yönetici olarak, belki bir konumları varsa ya da soyun önüne geçmek için gerçekleştirilmiş olmalı diye düşünüyoruz. Yerleşmede böyle bir çatışma süreci yaşanmış gibi görünüyor" dedi. "Taş sanduka mezara gömülen 2 birey küt bir silahla öldürülmüş" Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Delibaş ise şunları söyledi: "Burada erken tunç çağ mezarlığını kazıyoruz. Burada yaklaşık 160 iskelet çıkardık. Bu iskeletleri Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarı’nda inceleyerek Küllüoba insanlarının yaşam biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneklerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneği küllü obada çeşitli taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar var. Pitos mezar var. O bir kültürel çeşitliliğin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dönem insanlarının nasıl yaşadıklarını, gündelik hayatlarının, beslenme biçimlerinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Herhangi bir savaş, şiddet izi var mı diye araştırmalarımızı yürütüyoruz. Taş sanduka mezarda, 2 bireyde şiddetin izleri var. İkisi de küt bir silahla öldürülmüş bireyler. Bu tarz verilerin mezarlığın ilerleyen aşamalarında iskeletlerimiz çoğaldıkça artacağını düşünüyoruz."
Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:48 Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanda yapılan arkeolojik çalışmaların ilginç sonuçları Eskişehir’de milattan önce 3200-3300 yılları arasında ilk defa yerleşildiği değerlendirilen Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, bölgedeki çocuk ölüm oranının yüksek olduğu tespit edildi. Ayrıca, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldı. Seyitgazi ilçesine bağlı Yenikent mahallesinde bulunan Küllüoba Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalarla, yaklaşık 5200 yıl önce bölgede yaşayan insan toplulukları hakkında önemli veriler elde ediliyor. Höyükteki mezarlık alanında dallarında uzman olan görevliler tarafından çalışmalar sürdürülürken, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türktekin bazı önemli bulgulara değindi. Bölgede 160’dan fazla iskeletin ortaya çıkartıldığını belirten Prof. Dr. Türktekin; tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıklar görüldüğünü, ayrıca protein ağırlıklı beslenen kişilerin bulunduğunu ve onların farklı bir şekilde gömüldüklerinin ortaya çıkarıldığını söyledi. Bölgede çocuk ölümünün çok fazla olduğunu tespit ettiklerini dile getirerek sosyal çatışmalar yaşandığına dair örneklerin bulunduğunu da anlatan Türktekin, kafalarına sert bir cisimle vurulup öldürülerek taş sanduka mezara gömülen 34 yaşlarında bir erkek ve 12 yaşlarında bir çocuğun iskeletlerine ulaşıldığı bilgisini paylaştı. "Çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik" Küllüoba Höyüğü’ndeki mezarlık alanında çok önemli veriler elde ettiklerini dile getiren Prof. Dr. Murat Türktekin, "Burası bize insanların yaşamıyla ve besinleriyle ilgili çok önemli veriler sunmuştu. O nedenle çalışmaya devam ediyoruz. Mezarlık, milattan önce 3200-2900 aralığında tarihleniyor. Yani, bu gömülmüş evlerin bulunduğu alanla aslında çağdaş ve yaklaşık 100 metre ötesinde. Burada 160’dan fazla birey ortaya çıkarıldı. Bu bireyler üzerinde yaptığımız incelemelerde tahıl ağırlıklı bir tüketimin yaygın olduğunu ancak sosyal hiyerarşide de bazı farklılıkların olduğunu, bazı protein ağırlıklı beslenen kişilerin de bulunduğunu ve hatta onların farklı bir şekilde gömüldüklerinde ortaya çıkardık. Özellikle diş antropologların yaptığı diş incelemeleri bize bunu gösterdi. Yine çocuk ölümünün çok fazla olduğunu burada tespit etmiştik. Zaman zaman sosyal çatışmaların yaşandığını gösteren örneklerimiz de burada bulunuyordu. Bu nedenle de burada yine çalışmalara devam ediyoruz. Özellikle tabii 2900 yılında tespit etmiş olduğumuz bir taş sanduka mezar var. Taş sanduka mezar içerisinde 2 kişi gömülmüş. Birisi 31 yaşlarında bir erkek, diğeri de 12 yaşlarında bir çocuk. Bunların özelliği, ikisinin de kafalarına sert bir cisimle vurularak öldürülmüş olmaları. Bu sanki bir baba-oğul veya yönetici olarak, belki bir konumları varsa ya da soyun önüne geçmek için gerçekleştirilmiş olmalı diye düşünüyoruz. Yerleşmede böyle bir çatışma süreci yaşanmış gibi görünüyor" dedi. "Taş sanduka mezara gömülen 2 birey küt bir silahla öldürülmüş" Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Delibaş ise, şunları söyledi: "Burada erken tunç çağ mezarlığını kazıyoruz. Burada yaklaşık 160 iskelet çıkardık. Bu iskeletleri Hacettepe Üniversitesi Biyolojik Antropoloji Laboratuvarı’nda inceleyerek Küllüoba insanlarının yaşam biçimlerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneklerini anlamaya çalışıyoruz. Ölü gömme geleneği küllü obada çeşitli taş sanduka mezarlar, basit toprak mezarlar var. Pitos mezar var. O bir kültürel çeşitliliğin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dönem insanlarının nasıl yaşadıklarını, gündelik hayatlarının, beslenme biçimlerinin nasıl olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Herhangi bir savaş, şiddet izi var mı diye araştırmalarımızı yürütüyoruz. Taş sanduka mezarda, 2 bireyde şiddetin izleri var. İkisi de küt bir silahla öldürülmüş bireyler. Bu tarz verilerin mezarlığın ilerleyen aşamalarında iskeletlerimiz çoğaldıkça artacağını düşünüyoruz." (EE-Y)