Yerel Haberler
Eskişehir
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:47 Boğulduktan sonra cesedi yakılan Deniz Oktay’ın davasına devam edildi Eskişehir’de, 30 yaşındaki Deniz Oktay’ı boğduktan sonra cesedine benzin döküp yakan İdris Gökmen’in avukatı, görülen duruşmada, "Eskişehir gibi soğuk bir ilde gazlı araba için benzin şarttır. Tasarlama yoktur, olay spontane gelişmiştir. Yakma olayı ölümden sonra gerçekleştirilmiştir" dedi. Eskişehir’de kaybolduktan 1 hafta sonra, 22 Nisan 2025 tarihinde Tepebaşı ilçesine bağlı Kozkayı ve Buldukpınar mahallelerinin arasında bulunan Kavacık mevkiinde, ormanlık alanda araştırma yapan polis ekipleri yakılmış kadın cesedi ile karşılaştı. Yapılan incelemede yanarak hayatını kaybeden kadının, 1 haftadır kayıp olarak aranan Deniz Oktay olduğu belirlenmişti. Deniz Oktay’ın ölümüne ilişkin açılan davanın 3’üncü celsesi Eskişehir Adliyesi 7. Ağır Ceza Mahkeme’sinde görüldü. Oktay’ı boğduktan sonra 2 gün art arda cesede benzin dökerek yakan, Kasten öldürme suçundan yargılanan ve hakkında ağırlaştırmış müebbet hapsi istenen İdris Gökmen, Deniz Oktay’ın yakınları ile taraf avukatlar salonda hazır bulundu. "Deniz, İdris için ‘Maddi yardımda bulunuyor’ dedi" Duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılan tanık Yusuf İslam Gül, İzmir’deyken Deniz Oktay ile tanıştıktan sonra telefonda yaklaşık 3 ay konuştuğunu söyledi. Olay gününden 2 gün önce Eskişehir’e gelen tanık Yusuf İslam Gül, ifadesinde, "Deniz’le orta arkadaşımız Emine sayesinde tanıştık. 3-4 ay telefonda konuştuk. İzmir’den Eskişehir’e geldim otogardan arkadaşı Hamdi’yle birlikte arabayla aldı. Evinde kaldık Cinsel bir şeyler yaşadık. Olay günü Hamdi ile birlikte evden ayrıldı, geri geldiğinde ise saat gece 12’yi geçmişti. Sonra İdris aradı. Aşağıya konuşmak için çağırdı. Giderken tedirgin ve alkollü gibiydi. ‘Korkuyorsan gitme’ dedim. Deniz de bana ‘Ondan mı korkacağım? Eğer dönmezsem beni sürekli ara’ dedi. Gittikten 30 dakika sonra aradım telefonu kapalıydı. Sonra uyumuşum sabah uyandım ve 2 gün bekledim. Deniz’den haber alamayınca kayıp ilanı verdim. Kayıp ilanını ben tek verdim. Ben İdris’i aradım, o gün ulaşmadım ertesi gün ulaştım, yaklaşık 1 buçuk-2 saat konuştum. ‘Bu kız senle gitti gelmedi, bana bıraktığını söylüyorsun ama kız yok’ dedim. Ama ‘Bir şey yapmadım’ diyerek durumu kabul etmedi. Hatta Deniz’i eski eşiyle görüştüğünü ve onla olduğunu, iyi olduğunu söyledi. İfade vermeye gittiğimde Deniz’in başına gelenleri öğrendim. Deniz, İdris için arkadaşı olduğunu, ablamın eski sevgilisi olduğunu söyledi. ‘Bana maddi yardımda bulunuyor’ dedi" diyerek ifade verdi. "Tasarlama yoktur, olay spontane gelişmiştir" İdris Gökmen’in avukatı ise öldürme olayını kabul ettiklerini, fakat Eskişehir’in soğuk olduğunu bundan dolayı da arabada bulunan benzinin olayı tasarlamak için alınmadığını söyleyerek, "Tasarlayarak canavarca hisle cinayet suçundan dava açıldı. Tasarlamada öngörülen husus benzin almasıdır. Eskişehir gibi soğuk bir ilde gazlı araba için benzin şarttır. Tasarlama yoktur, olay spontane gelişmiştir. Müvekkilime kadının saldırması sonrası olay gerçekleştirilmiştir. Yakma olayı ölümden sonra gerçekleştirilmiştir. Tasarlama yoktur" dedi. "Küfürler etmeseydi bu olaylar olmazdı" Sanık İdris Gökmen duruşmadaki son savunmasında, "Maktul Deniz Oktay bana saldırmasaydı, küfürler etmeseydi bu olaylar olmazdı, pişmanım" dedi. Dava, sanık müdafisinin esas hakkında savunmasını hazırlaması için süre verilmesi amacıyla 24 Haziran saat 9.30’a ertelenirken, İdris Gökmen’in tutukluluğunun devamına karar verildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:11 Vali Yılmaz, Eskişehir’de iki yeni okulun açılışını gerçekleştirdi Eskişehir’de kamu kaynaklarıyla yapımı tamamlanan Nurettin Topçu İlkokulu ve Şehit Mustafa Özdemir Ortaokulu, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılışta konuşan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Memleketine, vatanına, bayrağına ve manevi değerlerine bağlı nesiller yetiştirdikçe daha güçlü olacağız" dedi. Eskişehir’de eğitim altyapısını güçlendirme çalışmaları kapsamında yapımı tamamlanan iki önemli eğitim kurumu için açılış töreni düzenlendi. Nurettin Topçu İlkokulu bahçesinde saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başlayan programda, öğrencilerin sergilediği halk oyunları ve "Sevgi Çiçekleri" gösterisi katılımcılardan büyük alkış aldı. Dualar eşliğinde kesilen açılış kurdelesinin ardından Vali Yılmaz, sınıfları, atölyeleri ve okulun sosyal alanlarını inceledi. Sınıflarda öğrencilerle bir araya gelerek yakından ilgilenen ve onlara çeşitli tavsiyelerde bulunan Yılmaz, programın sonunda öğretmenler odasını ziyaret etti. Öğretmenlerle eğitim faaliyetleri üzerine sohbet eden Vali Yılmaz, yeni eğitim ve öğretim döneminde başarılar dileyerek okuldan ayrıldı. "Bir milleti yükseltecek şey eğitimin kalitesidir" Törende konuşan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, Eskişehir’e iki önemli okul kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, "Her iki okul da 32’şer derslik kapasitesine sahip. Modern donanımlarla hazırlanan okulların bölgedeki derslik ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacacaktır. Öğrenciler en iyi şartlarda eğitim alması için tüm imkânların seferber edildi. Nurettin Topçu, Türk düşünce dünyasında iz bırakan çok kıymetli bir fikir insanıdır. Şehit Mustafa Özdemir ise vatanı için canını feda eden kahramanımızdır. Bu anlamlı isimlerin eğitim kurumlarımızda yaşatılması bizim için ayrı bir değer taşıyor. Bir milleti yükseltecek, bir devleti güçlü kılacak olan; eğitimli insanların varlığı ve eğitimin kalitesidir. Eğitimi her alanda ileriye taşıma hedefiyle kararlılıkla çalışıyoruz. Yeni okullarımızın Eskişehir’e ve eğitim camiasına hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
YKS sonuçları açıklandı: Anadolu Üniversitesi’nde tüm kontenjanlar doldu
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:45 YKS sonuçları açıklandı: Anadolu Üniversitesi’nde tüm kontenjanlar doldu Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından Anadolu Üniversitesi, 2025-2026 akademik yılı için belirlenen tüm kontenjanlarını doldurdu. Türkiye’nin en köklü yükseköğretim kurumlarından biri olan Anadolu Üniversitesi, öğrencilere sunduğu güçlü akademik altyapı, geniş sosyal imkânlar ve uluslararası düzeyde tanınırlığı ile bu yıl da en çok tercih edilen üniversiteler arasında yer aldı. Yetenek sınavıyla öğrenci alan programlar hariç örgün lisans ve önlisans programlarında 2 bin 938 kontenjana karşılık 2 bin 967 öğrenci yerleştirilirken, Açıköğretim Fakültesi lisans ve önlisans programlarında ise 50 bin 800 kontenjana karşılık 51 bin 985 öğrenci yerleştirildi. Böylece örgün ve Açıköğretim programlarında yüzde 100’lük doluluk oranı yakalanmış, ek yerleştirmelerle birlikte bu oran yüzde 102,3’e ulaşmış oldu. Açıköğretim, örgün öğretim ve lisansüstü programlarıyla her yıl yüz binlerce öğrenciye eğitim imkânı sağlayan Anadolu Üniversitesi, bu başarısıyla hem Türkiye’nin dört bir yanından hem de yurt dışından öğrencilerin gözdesi oldu. Tüm fakülte ve yüksekokullarda kontenjanların dolması, üniversitenin eğitimdeki kalite anlayışının ve köklü geçmişinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. "Yeni öğrencilerimizi Eskişehir’in eşsiz kampüs ortamında en iyi şekilde karşılamaya hazırız" Anadolu Üniversitesinde tüm kontenjanların dolmasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getiren Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, "Anadolu Üniversitesi, akademik kadrosu, çağdaş eğitim anlayışı, öğrenci dostu kampüsü ve uluslararası projeleriyle öğrencilerimizin geleceklerine yön veriyor. Tüm kontenjanlarımızın dolmuş olması bizleri gururlandırıyor. Yeni öğrencilerimizi Eskişehir’in eşsiz kampüs ortamında en iyi şekilde karşılamaya hazırız" dedi. Anadolu Üniversitesi, sadece eğitimdeki başarılarıyla değil, aynı zamanda öğrencilere sunduğu kültürel, sanatsal ve sportif imkânlarla da öne çıkıyor. Dünyaca tanınan Açıköğretim Sistemi sayesinde milyonlarca mezun veren üniversite, bu yıl da gençlerin geleceğe güvenle adım atacağı bir adres olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Prof.  Zaur Mükerrem anma töreniyle son yolculuğuna uğurlandı
26 Ağustos 2025 Salı - 15:27 Prof. Zaur Mükerrem anma töreniyle son yolculuğuna uğurlandı Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) emekli öğretim üyesi ve usta belgesel yönetmeni Prof. Zaur Mükerrem, düzenlenen anma töreni ile son yolculuğuna uğurlandı. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nde düzenlenen anma töreninde; Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Sırrı Serhat Serter, Zaur Mükerrem’in kızları Nermin Mükerrem ve Gül Mükerrem, aile üyeleri Ferhat Aliekber ve Elmar Aliekber ile sevenleri yer aldı. Rektör Adıgüzel: "Zaur Mükerrem, binlerce öğrenciye dokundu" Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, anma konuşmasında şu sözlere yer verdi: "Hocamızın kaybının acısını birlikte yaşıyor ve yüreğimizde hissediyoruz. Burada hocamızla birlikte çalışan akademisyen dostları, öğrencileri ve üniversite çalışanlarımızı bu törenimizde bizleri yalnız bırakmadıkları için onlara teşekkür ediyorum. Akademisyenlik, ölmeyecek eserler bırakmayı gerektirir. Fani dünya aleminden geçtikten sonra arkanızda bıraktığınız öğrencileriniz, eserleriniz, filmleriniz sizi yaşatmaya devam eder. Siz bedenen burada olmasanız dahi, ruhen dünyada kalmaya devam edersiniz. Zaur Mükerrem de sadece bir akademisyen kimliğiyle değil, aynı zamanda bir belgeselci kimliğiyle çok üretken bir akademisyenimizdi. Zaur Mükerrem, otuz yıla yakın süredir üniversitemize hizmet etti ve binlerce öğrenciye dokundu. Anadolu Üniversitesi olarak akademideki katkılarından dolayı kendisini hiçbir zaman unutmayacağız." Prof. Dr. Kılınç: "Böyle isimler insanların hayatına kolay kolay uğramaz" Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Kıymetli isimleri tek tek kaybettiğimizde, vefat haberlerini aldıkça, o iyi insanlar, o güzel atlarına binip gidiyorlar diyorum ve arkalarında güzel hatırılar bırakıyorlar. Kendisi çok nazik ve mütevaziydi, engin bir tecrübeye, derin bir bilgi birikimine sahipti. Odasında Andrea Bocelli dinlerdi, 1950’lerden 1960’ların filmlerinden sahneler gösterir, tek tek anlatımını yapardı. Kıymetli bir isimdi. Doktora tezimi bitirdiğimde, orada önsözümde ona itafen ’Venedik’te Ölüm’ filmindeki Gustave von Aschenbach’a benzettiğimi belirtmiştim. Güzel hatıralar bırakarak bu dünyadan ayrıldı. Böyle isimler, insanın hayatına kolay kolay uğramaz. Onun gölgesinden yararlanmış olmaktan dolayı kendi adıma çok şanslı hissediyorum." Doç. Dr. Serter: "Hocalığın insan olmakla ve özümsemekle olduğunu ondan öğrendim" Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Sırrı Serhat Serter, anma konuşmasında "Zaur Hoca, çok nüktedandı, nezaketin vücut bulmuş haliydi. Onu 30 yıldır tanıyordum. Genellike okula taksiyle, hava güzelse yürüyerek gelirdi ve bir kere bile pantolonunun arkasını çamurlu görmezdiniz. Çok özenli giyinir, kendine hep dikkat ederdi. Hocalığın sadece yazmak, makaleler yayınlamak değil, insan olmakla ve özümsemekle olduğunu ondan öğrendim." ifadelerini kullandı. Prof. Zaur Mükerrem kimdir? 1938’de Bakü’de doğan Prof. Mükerrem, Moskova Sinema Üniversitesi’nde (VGIK) lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladı; 1986’da doktorasını bitirdi, 1995’te profesör oldu. Azerbaycan Film-Anılar Belgesel Film Stüdyosu Genel Koordinatörlüğü ve Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölüm Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1997’den itibaren Türkiye’de çalışmalarına devam eden Mükerrem, aynı zamanda Azerbaycan Devlet Sanatçısı unvanına layık görüldü. Belgesel sinemanın usta ismi olarak "Göç", "Meydan", "Taşlaşmış Anılar" ve "Azaplı Yollar" gibi yapımlarıyla hafızalara kazındı. "Göç" filmi 2003’te Bakü’de birincilik ödülü aldı; "Göç" ve "Meydan" filmleri 2004’te UNESCO tarafından koruma altına alınarak UNESCO Kitaplığı ve Paris Arkeon Film Stüdyoları Arşivi’ne dahil edildi. Akademik alanda da üretken bir isim olan Mükerrem, "Sinematografi Üzerinde Düşünceler" ve "Belgesel Sinema Estetiği" adlı kitaplarıyla literatüre değerli katkılar sundu; çok sayıda yüksek lisans ve doktora öğrencisi yetiştirdi.
Kırtasiyeciler büyük marketlerden ve alışveriş mağazalarından şikayetçi
26 Ağustos 2025 Salı - 14:37 Kırtasiyeciler büyük marketlerden ve alışveriş mağazalarından şikayetçi Büyük marketlerin ve alışveriş mağazalarının kırtasiye ürünleri satmasının küçük esnafı meslekten uzaklaştırdığını, ekonomik zorluklar sebebi ile dükkanların kapanma noktasına geldiğini belirtti. Kırtasiye esnafı Melike Zeytinci, son yıllarda yaşadıkları ekonomik sıkıntıları anlatarak küçük esnafın artık ayakta kalmakta zorlandığını. Büyük marketlerin ve alışveriş mağazalarının kırtasiye malzemeleri satmaları esnafı olumsuz etkilediğini söyleyen Zeytinci, küçük esnaflığın bittiğini, kendilerinin de kapanma noktasına geldiğini belirtti. "Okullarla alakamız kalmadı" Bu durum nedeniyle farklı ürün gruplarına yönelmek zorunda kaldıklarını dile getiren Melike, "Dükkanda oyuncak da alıp satmaya başladık, çünkü artık biz de ne yapacağımızı şaşırdık. Okullarla alakamız kalmadı" dedi. "Marketlerin okul eşyaları satmaları yanlış, herkes kendi işini yapmalı" Büyük marketlerin ve alışveriş merkezlerinin piyasada baskın hale geldiğini belirten Zeytinci, "Artık büyük firmalar, büyük alışveriş yerleri kazanıyor. Marketlerin okul eşyaları satmaları yanlış, herkes kendi işini yapmalı bana göre" dedi. "Küçük esnaf kalmasın diye uğraşılıyor" Küçük esnafın bilinçli olarak bitirilmek istendiğini öne süren Zeytinci, "Küçük esnaf kalmasın diye uğraşılıyor, görüldüğü gibi de bitme aşamasına geliyor" ifadelerini kullandı. "Biz artık zevk almıyoruz işimizden" İşine olan heyecanını yitirdiğini vurgulayan Melike Zeytinci, "Ben normalde haziranda her şeyimi hazırlayıp dizip oturmuştum ama satışların olmamasından dolayı artık işimizden hiç zevk alamıyoruz. Açıkçası yaptığımız bir şey de yok, böyle oturuyoruz" diye konuştu. "Satışlar olmadıktan sonra dükkan kirası yürümüyor maalesef" Satışların durma noktasına geldiğini söyleyen Zeytinci, "Müşteriler ancak ellerindeki okul eşyaları bittiğinde bize geliyorlar. Ben boya, defter satamadıktan kalem ucu, kalem satamadıktan sonra dükkan kirası yürümüyor maalesef" dedi. Sıkıntıların pandemi öncesinden beri devam ettiğini söyleyen Melike Zeytinci, "Pandemiden önce de bu böyleydi, uzun süredir devam ediyor bu durum. Pandemi zamanı büyük marketlere girilemediğinden dolayı biraz daha fazla iş yapabilmiştik onun dışında işler iyi değildi" şeklinde konuştu. "Kardeşim dükkan sahibi olması rağmen pazarda da tezgah açıyor" Son olarak kardeşinin de benzer sıkıntılarla karşılaştığını ifade eden Zeytinci, "Kardeşim dükkan sahibi olmasına rağmen pazarda çanta ve giyim ürünleri satıyor. Fatura adresi görülmesi için dükkanı açık tutuyoruz" diye anlattı.
Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nden anlamlı sergi
26 Ağustos 2025 Salı - 13:31 Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nden anlamlı sergi Eskişehir Toplum Ruh Sağlığı Merkezi danışanlarının el emeğiyle hazırladığı resim ve el işi ürünlerinden oluşan sergi ziyarete açıldı. Sergi; ruhsal rahatsızlıkları olan bireylerin üretkenliklerini, sanat yoluyla kendilerini ifade etme güçlerini ve toplumsal yaşama katılımlarını görünür kılmayı amaçlıyor. Aynı zamanda ruh sağlığı alanında en önemli sorunlardan biri olan damgalama ve önyargılara karşı farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Merkez yetkilileri, bu etkinliğin toplumda daha kapsayıcı bir bakış açısı gelişmesine ve danışanların sosyal hayatta daha aktif rol almasına katkı sağlayacağını belirtti. Serginin açılış törenine İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Yunus Emre Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gamze Akın Mumcu ve İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Babur Mimtaş katıldı. Protokol üyeleri, danışanların eserlerini ilgiyle inceleyerek etkinliğe destek verdiler. "Sanatın iyileştirici gücünün en güzel örneklerinden biri olarak görüyorum" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici yaptığı açılış konuşmasında, "Sanat, ruh sağlığını güçlendiren ve bireylerin topluma katılımını destekleyen en önemli araçlardan biridir. Bugün burada sergilenen eserler, sadece bir sanat ürünü değil; aynı zamanda azmin, emeğin ve hayata tutunma isteğinin bir göstergesidir. Toplum olarak bizlere düşen görev, önyargıları kırmak ve her bireyin sosyal yaşamda hak ettiği yeri almasına destek olmaktır. Bu sergiyi, toplumsal dayanışmanın ve sanatın iyileştirici gücünün en güzel örneklerinden biri olarak görüyorum" dedi.