Yerel Haberler
Eskişehir
Vali Yılmaz, Eskişehir’de iki yeni okulun açılışını gerçekleştirdi 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:11:04 Eskişehir’de kamu kaynaklarıyla yapımı tamamlanan Nurettin Topçu İlkokulu ve Şehit Mustafa Özdemir Ortaokulu, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılışta konuşan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Memleketine, vatanına, bayrağına ve manevi değerlerine bağlı nesiller yetiştirdikçe daha güçlü olacağız" dedi. Eskişehir’de eğitim altyapısını güçlendirme çalışmaları kapsamında yapımı tamamlanan iki önemli eğitim kurumu için açılış töreni düzenlendi. Nurettin Topçu İlkokulu bahçesinde saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başlayan programda, öğrencilerin sergilediği halk oyunları ve "Sevgi Çiçekleri" gösterisi katılımcılardan büyük alkış aldı. Dualar eşliğinde kesilen açılış kurdelesinin ardından Vali Yılmaz, sınıfları, atölyeleri ve okulun sosyal alanlarını inceledi. Sınıflarda öğrencilerle bir araya gelerek yakından ilgilenen ve onlara çeşitli tavsiyelerde bulunan Yılmaz, programın sonunda öğretmenler odasını ziyaret etti. Öğretmenlerle eğitim faaliyetleri üzerine sohbet eden Vali Yılmaz, yeni eğitim ve öğretim döneminde başarılar dileyerek okuldan ayrıldı. "Bir milleti yükseltecek şey eğitimin kalitesidir" Törende konuşan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, Eskişehir’e iki önemli okul kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, "Her iki okul da 32’şer derslik kapasitesine sahip. Modern donanımlarla hazırlanan okulların bölgedeki derslik ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacacaktır. Öğrenciler en iyi şartlarda eğitim alması için tüm imkânların seferber edildi. Nurettin Topçu, Türk düşünce dünyasında iz bırakan çok kıymetli bir fikir insanıdır. Şehit Mustafa Özdemir ise vatanı için canını feda eden kahramanımızdır. Bu anlamlı isimlerin eğitim kurumlarımızda yaşatılması bizim için ayrı bir değer taşıyor. Bir milleti yükseltecek, bir devleti güçlü kılacak olan; eğitimli insanların varlığı ve eğitimin kalitesidir. Eğitimi her alanda ileriye taşıma hedefiyle kararlılıkla çalışıyoruz. Yeni okullarımızın Eskişehir’e ve eğitim camiasına hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:38 Şah damarı darlığına kapalı yöntemle müdahale Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer, şah damarı darlığı bulunan iki hastaya aynı gün karotis stent işlemi uyguladı. Kasıktan girilerek yapılan endovasküler müdahalenin ardından hastaların ertesi gün taburcu edildiğini aktaran Doç Dr. Göçer, operasyon sırasında pıhtı ya da plak parçalarının beyne gitme riskini azaltmak amacıyla "beyin koruyucu filtre" sistemleri kullanıldığını aktardı. iki hasta, açık cerrahiye gerek kalmadan kasıktan girilerek yapılan endovasküler yöntemle sağlığına kavuştu. İşlemler, girişimsel kardiyoloji uzmanı Hakan Göçer tarafından gerçekleştirildi. Yaklaşık 2 saat süren işlemlerde, hastaların boyun bölgesindeki ileri derecede daralmış şah damarlarına özel kateter sistemleriyle ulaşıldı ve damar içine stent yerleştirildi. Beyin koruyucu filtre kullanıldı. Operasyon sırasında pıhtı ya da plak parçalarının beyne gitme riskini azaltmak amacıyla "beyin koruyucu filtre" sistemleri kullanıldığını aktaran Doç. Dr. Göçer, işlem sonrasında her iki hastanın nörolojik açıdan yakından takip edildiğini ve bu kontrollerde hastalarda felç bulgusu, konuşma bozukluğu ya da ciddi bir komplikasyon gelişmediğini söyledi. Göçer, hastaların müdahalenin ertesi günü hastaneden taburcu edildiğini belirtti. "Şah damarı darlıkları inme riskini artırabilir" Özel Ümit Hastanesi doktoru Doç. Dr. Hakan Göçer, şah damarı darlığının ihmal edilmemesi gereken önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Şah damarı darlıkları, tedavi edilmediğinde inme riskini ciddi şekilde artırabiliyor. Günümüzde uygun merkezlerde birçok hasta açık ameliyata ihtiyaç duymadan kasıktan girilerek tedavi edilebiliyor." Erken tanı önemli geçici konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güçsüzlük, yüzde kayma, ani görme kaybı ve dengesizlik gibi şikâyetlerin şah damarı darlığının habercisi olabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Göçer, bu tür belirtilerin görülmesi halinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini, erken tanı ve uygun tedavinin inme riskinin azaltılmasında önemli bir rol oynadığını vurguladı.
Berberle yapay zeka arasında ilginç tartışma
02 Eylül 2025 Salı - 10:03 Berberle yapay zeka arasında ilginç tartışma Eskişehir’de teknolojinin berberliği bitiremeyeceğini savunan esnaf, yapay zekadan, "Yakın gelecekte robotlar sizin mesleğinizi devralacak ve berberlik tarih olacak" yanıtını aldı. Ertuğrulgazi Mahallesi’nde esnaflık yapan Ayhan Deliorman, uzun yıllardır erkek kuaförlüğü yaparak geçimini sağlıyor. Mesleğini severek sürdüren Deliorman, teknolojinin ve yapay zekanın gelişiminin berberliği asla bitiremeyeceğini düşünüyor. Hatta berberliğin ileride daha çok değer kazanacağını ifade eden Deliorman, merak eden gençlerin bu işe adım atmasını tavsiye ediyor. "Yakın gelecekte robotlar sizin mesleğinizi devralacak ve berberlik tarih olacak" Deliorman, cep telefonundaki bir yapay zeka ile bu argümanını tartıştı. Dünyada her mesleğin biteceğini, bir tek berberliğin bitmeyeceğini söyleyen Deliorman, yapay zekadan ilginç bir cevap aldı. Yapay zeka, "Hayır, seninle aynı fikirde değilim. Yakın gelecekte robotlar sizin mesleğinizi devralacak ve berberlik tarih olacak" dedi. Bu cevaba karşılık olarak Deliorman, "Fakat ben o şekilde düşünmüyorum. Bir robotun bu sanatlara asla ulaşamayacağını çok çok iyi biliyorum. Ne teknoloji olursa olsun, hangi fabrikalar kurulursa kurulsun, bizim mesleğimize kimse kafa tutamaz, başa çıkamaz" şeklinde konuştu. Bu defa fikrini değiştiren yapay zeka, "Kesinlikle insan elinin değdiği o sanatsal dokunuş her zaman özel kalacak. Berberlik gibi mesleklerin asla yok olmayacağına dair inancım tam. Bu bakış açısı gerçekten de takdire şayan" ifadelerini kullandı. "Zanaatkar olmak, meslek sahibi olmak çok değişik bir şeydir" Yapay zeka ile konuşmalarını anlatan berber Ayhan Deliorman, "İlk önce itiraz etti, berberliğin biteceğini bize söyledi. Ben de ona bu mesleğin hangi teknoloji olursa olsun bitmeyeceğini, bunu başaramayacaklarını söyledim. Eski ustalarımız zanaat derler. Zanaatkar olmak, meslek sahibi olmak çok değişik bir şeydir" dedi. "İnsanlık yaşadığı sürece bu meslek asla ölmez" Teknolojinin önemli gelişmeler kaydettiğine değinen Deliorman, "Bu durum bize alet, edevat olarak ulaşabilir fakat bizim kafamızdaki, zihnimizdeki zanaatımıza asla ulaşamaz. Hangi teknoloji gelirse gelsin, ne olursa olsun, insanlık yaşadığı sürece bu meslek asla ölmez. İleride çok büyük yerlere ve zirvelere geleceğimizi biliyoruz. Onun için mesleğimize saygılı olmamız lazım. Elimizden geldiği kadar gençlerimize bu mesleğin çok büyük yerlere geleceğini ve güzel paralar kazandırabileceğini hatırlatmak istiyoruz. Bir usta olarak, merak eden gençlerimize bu mesleğe girmelerini tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu. "Azmeden insan her şeyi başarır" Çıraklığa küçük yaşta başlanması gerektiğini vurgulayan Deliorman, sözlerine şöyle devam etti: "Ne kadar küçük olursa, bilgi dağarcığı o kadar daha geniş olur. Atalarımızın söylediği söz vardır, ’Ağaç yaşken eğrilir.’ Gençlerimizi kınadığımız yok. İçlerinde çok güzel, akıllı, eli düzgün insanlar da vardır. Bir liseyi bitirip de geldikleri vakit bu kardeşlerimiz işi severse yapabilir. Sevmezse mümkün değil, yapamaz. Ancak, azmeden insan her şeyi başarır."
Yeni sezon Eskişehir balık pazarını canlandırdı
01 Eylül 2025 Pazartesi - 18:19 Yeni sezon Eskişehir balık pazarını canlandırdı Yeni av sezonunun başlamasıyla birlikte Eskişehir balık pazarı hareketlenirken, balıkçı esnafı Muhittin Yarıcı, tezgahların 10 güne kadar çeşitleneceğini söyleyip, hamsi fiyatlarının ise artan maliyetler nedeniyle düşmeyeceğini belirtti. Türkiye genelinde 1 Eylül itibarıyla av yasağının sona ermesiyle birlikte balıkçılar, yeni sezonun heyecanını yaşıyor. Tezgahlardaki hareketlilik, balık severler için de müjdeli bir haber. Balıkçı tezgahları şimdiden dolmaya başlarken, ilerleyen günlerde çeşitliliğin daha da artacağı belirtiliyor. "Çok değil 10 güne kadar tezgahlar balıkla dolacaktır" Yaklaşık 40 yıldır balıkçılık yapan Muhittin Yarıcı, sezonun ilk günlerine dair önemli bilgiler paylaştı. Yarıcı’nın ifadelerine göre, "Mevsim henüz yeni açıldığı için tezgahlarda şu an fazla çeşit yok, ancak 10 güne kadar tezgahlarımız balıkla dolacaktır. Türk halkının vazgeçilmezi olan hamsi kısa süre içinde başrolü alacak. Zaten halkın çoğu hamsici. Yavaş yavaş tezgahlarda hamsi bollaşacak ve en çok hamsi satmaya başlayacağız" dedi. "Balığı tezgaha getirmenin maliyeti çok arttı" Fiyatlar konusunda da açıklamalarda bulunan Yarıcı, "Kaliteli balık pahalı olur. Bugün Eskişehir’de iyi bir hamsinin kilosunun 250 ila 300 TL arasında değişiyor. Artan giderler ise fiyatları etkiliyor. Kullandığımız buz pahalılaştı. Balığı tezgaha getirmenin maliyeti çok arttı. Tezgahlarda şimdilik hamsi, istavrit ve sardalya gibi çeşitler bulunsa da, balık severlerin damak tadına uygun daha pek çok lezzet yolda" diye konuştu.
Jandarma olayıyla gündem olan AK Parti Beylikova Başkanı istifa etti
01 Eylül 2025 Pazartesi - 16:41 Jandarma olayıyla gündem olan AK Parti Beylikova Başkanı istifa etti Eskişehir’de jandarma ile yaşadığı sözlü tartışma ile gündeme gelen AK Parti Beylikova Başkanı Hasan Özılgın, sosyal medya hesabından paylaşım yaparak istifa ettiğini açıkladı. Geçtiğimiz günlerde, AK Parti Beylikova Başkanı Hasan Özılgın ve asayiş uygulaması yapan jandarma ekipleri arasında yaşanan tartışmanın görüntüleri sosyal medyaya yansımıştı. Beylikova Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturma başlattığı belirtilen konuyla ilgili dün açıklama yapan AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, yaklaşık 2 ay önce yaşanan olaya ait görüntülerin Zafer Bayramı’nın kutlanması gereken bir günde yayınlanmasının art niyetli olduğunu ve ilçe başkanının görevden alınmadığını belirtmişti. AK Parti Beylikova İlçe Başkanı Hasan Özılgın, bugün sessizliğini bozdu. Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Özılgın, ilçe başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurdu. "Orada kullandığım dili ve üslubu ben de tasvip etmiyorum" Hasan Özılgın’ın açıklamasında, "Birkaç gün önce kamuoyuna da yansıyan şekilde jandarma kontrol noktasında jandarma personeli ile yaşadığımız bir tartışma olmuştu. Bu konuyla ilgili ilçe başkanlığı yapıyor olmam sebebiyle kamuoyuna bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim. Öncelikle orada yaşanan tartışma devletimizin güvenlik güçlerini zan altında bırakacak hiçbir itham içermemektedir. Oradaki kişinin keyfi tutumu ile ilgili bir sorundur. Yaşanılan tartışmada hiçbir şekilde siyasi kimliğimden bahsetmedim. Buna rağmen orada kullandığım dili ve üslubu ben de tasvip etmiyorum. 24 yıldır vatandaşına hizmetkar olmayı şiar edinmiş bir siyasi partinin ve dünya liderinin teşkilatında görev alıyor olmamın sorumluluğu altında, davama ve liderime duyduğum hürmet nedeniyle bugün itibarıyla ilçe başkanlığı görevimden ayrılıyorum. Bundan sonra da her platformda AK Parti davasının hizmetkarı olmaya devam edeceğim" ifadeleri yer aldı.
Anadolu Üniversitesi 4 bin 333 çalışanı için 111 bin 500 TL’lik rekor anlaşmaya imza attı
01 Eylül 2025 Pazartesi - 16:04 Anadolu Üniversitesi 4 bin 333 çalışanı için 111 bin 500 TL’lik rekor anlaşmaya imza attı Anadolu Üniversitesi, 4 bin 333 çalışanın maaşını ödeyecek bankayı belirlemek için şeffaf şekilde yürüttüğü çalışmalar neticesinde, 111 bin 500 TL promosyon veren QNB Finansbank Türkiye ile anlaşmaya varırken, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel bu rakamın Türkiye’de rekor olduğunu belirtti. Anadolu Üniversitesi 4 bin 333 çalışanın maaşını ödeyecek bankayı belirlemek için Eskişehir’de şubesi olan 21 bankaya haber vermiş bu kurumlardan 8 banka üniversite yönetimi ile görüşmüştü. Şeffaf ilerletilen süreçte en yüksek teklifi veren 4 banka ile tekrar görüşen Anadolu Üniversitesi yönetimi kararını bugün basın toplantısında duyurdu. Çalışan başına 111 bin 500 TL promosyon vermeyi teklif eden QNB Finansbank Türkiye ile Anadolu Üniversitesi 1 Ocak 2026 - 31 Aralık 2028 tarihleri arasında sözleşme imzaladı. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel basın toplantısında, "Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en yüksek komisyon bedelini, en yüksek desteği Anadolu Üniversitesi çalışanları lehine aldığımızı duyurmak istiyorum" diyerek varılan anlaşmanın bir rekor niteli taşıdığını dile getirdi. Konuyla alakalı konuşan ve rekor sözleşme sürecinin en şeffaf şekilde ilerletildiğine dikkat çeken Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel şöyle konuştu: "Değerli basın mensupları, sevgili arkadaşlarım, siz değerli çalışma arkadaşlarımız, basın toplantımıza hoş geldiniz. Bugün burada Anadolu Üniversitesi ve QNB Finansbank Türkiye olarak çalışanlarımızın 1 Ocak 2026 maaşlarını ödeyecek bankaya girebilmek üzere yaptığımız ihalenin sonucunu paylaşmak üzere toplanmış bulunuyoruz. Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde oldukça şeffaf bir süreç yürüterek bir promosyon ihalesi yaptık. 27 Ağustos tarihinde yaptığımız bu ihaleye Eskişehir’de şubesi bulunan sekiz banka katıldı. Biz Anadolu Üniversitesi olarak Eskişehir’de şubesi bulunan yirmi bir bankanın tamamını bu ihaleye davet ettik ve sekiz bankamız açık artırma biçiminde organize ettiğimiz bu promosyon ihalesine katılmış oldu. Açık artırma neticesinde en yüksek dört teklifi veren bankamızla tekrar görüşerek sayıyı biraz daha yükseltebilir miyiz diye görüştük. En yüksek tekliflerin güvenliği için Türkiye Halk Bankası’yla ve Yapı Kredi Bankası’yla tekrar görüştük. Amacımız burada çok açık ve şeffaf bir süreç yönetmiş olmamıza rağmen yine de çalışanlarımızın, Anadolu personelinin lehine daha da iyi bir şey yapabilir miyiz diye bir gayretimiz oldu. Neticede bu dört bankayla yaptığımız görüşmeler sonunda bugün Anadolu Üniversitesi’nin anlaşmaya, uzlaşmaya yaklaştığını ve bunu karara bağladığımızı ifade etmek üzere sizlerin karşısında yer alıyoruz. Şunu açık yüreklilikle ifade edeyim: Sürecin yürütülmesinde olabildiği kadar açık ve şeffaf bir süreç izledik. Zaten sizler de takip etmişsinizdir. İhale komisyonumuzda işçi ve memur sendikalarının temsilcileri de bulunuyordu ve onların huzurunda bütün işçi ve memurlarımızı temsil edecek şekilde ihale sürecini yönetmiş olduk. Bugün açık yüreklilikle şunu söylüyorum: Türkiye’de bugüne kadar yapılmış en yüksek komisyon bedelini, en yüksek desteği Anadolu Üniversitesi çalışanları lehine aldığımızı ve Anadolu Üniversitesi’nin de bunu çalışanlarına sunduğunu huzurunuzda ifade ediyorum. Ayrıca 1 Ocak 2026 tarihinden 31 Aralık 2028 tarihine kadarki bu üç yıllık sürede QNB Finansbank Türkiye’yle 4 bin 333 çalışanımızın maaş promosyonu her bir çalışanımıza 111 bin 500 lira katkı sunmuş olacak. Bu, bugüne kadarki Türkiye’de alınmış en yüksek promosyon bedelidir. Dolayısıyla çalışanlarımıza hayırlı olsun. Şu an burada Türkiye’ye özverileri ve destekleri için teşekkür ediyorum, hepimiz için, herkes için hayırlı olmasını diliyorum." Taraflar sözleşmeleri basın mensupları önünde imzalayarak hatıra fotoğrafı çekindi.
Beslenme uzmanından geleneksel mutfak uyarıları:
01 Eylül 2025 Pazartesi - 14:21 Beslenme uzmanından geleneksel mutfak uyarıları: Geleneksel beslenme alışkanlıklarımızın, sağlıklı gıdalar ve doğru pişirme teknikleriyle adeta "koruyucu hekimlik" yaptığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer, "Turşu gibi fermente gıdalar bağışıklık sistemini güçlendirir. Tarçın kan şekerini düzenler, kekik antibakteriyel, sumak ise güçlü antioksidandır" dedi. Türk mutfağının, yüzyıllardır sadece damak tadımıza değil sağlığımıza da hizmet eden zengin bir miras olduğuna işaret eden Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer "Sofralarımızda yer alan pek çok geleneksel yiyecek, günümüz bilimsel araştırmalarıyla birlikte sağlık açısından değerini yeniden kanıtlamaktadır. Doğru kullanıldığında bu kültürel miras, hastalıkları önlemede güçlü bir kalkan haline gelir" dedi. Akdeniz mutfağının en önemli parçası olan zeytinyağlı yemeklerin, sadece hafifliğiyle değil içerdiği tekli doymamış yağ asitleri ve polifenoller sayesinde kalp-damar sağlığını koruduğunu vurgulayan Diyetisyen Sayer "Yapılan çalışmalar, düzenli zeytinyağı tüketiminin kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye, iyi kolesterolü (HDL) ise yükseltmeye destek olduğunu göstermektedir. Enginardan taze fasulyeye, yaprak sarmadan taze sebze yemeklerine kadar uzanan zeytinyağlı kültürü, sofralarımızda bir şifa kaynağıdır" diye konuştu. "Bağırsak sağlığının anahtarı fermente gıdalar" Türk mutfağındaki yoğurt, ayran, tarhana, turşu gibi fermente gıdaların, probiyotik içerikleri sayesinde bağırsak florasını desteklediğini belirten Diyetisyen Sayer güçlü bir bağırsak florasının bağışıklık sisteminin temelini oluşturduğunu; bilimsel çalışmaların, probiyotiklerin sindirim sorunlarını azalttığını, bağışıklığı güçlendirdiğini ve hatta ruh halini olumlu yönde etkileyebildiğini ortaya koyduğunu söyledi. "Bakliyatlar ve tahıllar kanserden korumaya yardım eder" Mercimek çorbası, nohut yemeği, kuru fasulye pilav gibi yemeklere atıfta bulunan Diyetisyen Sayer geleneksel mutfağımızda sıkça yer bulan baklagillerin bitkisel protein, lif, folat ve magnezyum açısından oldukça zengin olduğunu vurguladı. Düzenli tüketilmelerinin hem kan şekerini dengelemeye hem kolesterolü düşürmeye hem de bağırsak sağlığını destekleyerek kolon kanserinden korunmaya yardımcı olduğunu sözlerine ekledi. Bulgur gibi işlenmemiş tahılların da glisemik indeksi düşük, doyurucu ve sağlıklı bir alternatif oluşturduğunu dile getirdi. "Kekik antibakteriyel, sumak ise antioksidan" Baharatların ve bitkilerin iyileştirici gücüne değinen Diyetisyen Sayer özellikle nane, kekik, sumak, kimyon ve tarçın gibi baharatların sadece lezzet değil, aynı zamanda antioksidan gücü yüksek olduğunu ve sofrada bulundurulması gerektiğini ifade etti. Örneğin tarçın kan şekerini düzenleyici etkiye sahipken, kekiğin antibakteriyel sumağın ise güçlü antioksidan özelliğiyle bilindiğini anlattı. "Geleneksel yemekler ‘koruyucu hekimlik’ sunuyor" Türk mutfağının sadece yemeklerden ibaret olmadığını; paylaşmak, birlikte yemek yemek ve sofrada çeşitlilik oluşturmanın da kültürümüzün bir parçası olduğuna değinen Diyetisyen Sayer "Soframıza oturduğumuzda mevsiminde sebzeler, doğal fermente ürünler, sağlıklı yağlar ve baharatlarla zenginleşmiş yemekler aslında bize ‘koruyucu hekimlik’ sunar. Modern yaşamla birlikte hazır ve işlenmiş gıdalara yönelmek, bu güçlü kültürel mirası gölgede bırakabiliyor. Oysa kendi mutfağımızın sunduğu geleneksel yiyecekler, sağlığımızı korumanın en doğal ve en lezzetli yoludur. Soframızı yeniden doğallığa çevirmek; hem bedenimize hem de kültürümüze sahip çıkmak anlamına gelir" diye konuştu.