Yerel Haberler
Eskişehir
Akran zorbalığı davasında tahliye kararı tartışma çıkardı 29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:26:53 Eskişehir’de 4 öğrenci tarafından darp edilerek omuriliği zarar gören ve çenesinde kalıcı hasar oluşan Nail Kayra davasında, yaklaşık 3 aydır tutuklu bulunan 4 çocuğun adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine mağdur aile tepki gösterdi. Odunpazarı ilçesi Vişnelik Mahallesi Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yaşanan akran zorbalığı olayında sıcak bir gelişme yaşandı. Okul çıkışında bir grup öğrenci tarafından feci şekilde darp edilen, saldırı sonucu omuriliği zarar gören ve çenesindeki hasar sebebi ile uzun süre sıvı gıdayla beslenmek zorunda kalan Nail Kayra Altınkama’nın hukuk mücadelesinde ilk duruşma görüldü. Mahkeme, tutuklu yargılanan çocuklar A.L., E.İ.A., O.G. ve Y.Z.’nin, yaşları ve tutukluluk süreleri göz önünde bulundurularak adli kontrol şartıyla tahliye edilmesine karar verdi. Dava sonrası adliye çıkışında iki aile arasında gerginlik yaşanırken, suça sürüklenen çocukların ailelerinin mağdur tarafa "Adalet yerini buldu" demesi üzerine tartışma çıktı. "Yeğenim bir hafta sonra ameliyat masasına yatacak" Mağdur çocuğun hem akrabası hem de avukatı olan Muhammet Şirvan, mahkeme çıkışında yaşanan tartışmaya ve tahliye kararına tepki göstererek, "Ailenin avukatı olmamın ötesinde, bu zorbalığı bizzat yaşayan taraftan biriyim. Sekiz yıllık meslek hayatımda başıma böyle bir şey geleceğini düşünmezdim. Yeğenim Nail Kayra, hunharca bir zorbalığa maruz kaldı. Günlerce sıvı ile beslendi, ailece büyük eziyetler çektik. Bugün üç aylık tutukluluk neticesinde bir tahliye kararıyla karşı karşıyayız. Mahkemeden çıkıyoruz, ailenin bize tepkisi adaletin yerini bulduğu yönündedir. Bu ne kadar acı bir ifadedir. Benim yeğenimin bir hafta sonra burada ameliyatı var" dedi. "Muşta ile omuriliğine vuruldu, geleceği mahvoldu" Olayın vahametini kamera kayıtlarının açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Avukat Şirvan, "Kamera kayıtlarında her şey ortada; hiçbir şey söyleyemeden hunharca darp edildi. Muştayla omuriliğinden zedelendi ve çenesinde kalıcı hasar var. Yeğenimin geleceği mahvoldu ama aile adaletin yerini bulduğunu söylüyor. Adalet yerini falan bulmadı. Bu şekilde akran zorbalığının önüne geçemeyiz. Hakim bizi sosyal medyada kelimelerimize dikkat etmemiz konusunda uyardı; biz dikkat ederiz ama karşı tarafta bu bilinç yok" ifadelerini kullandı. Şirvan, karara itiraz edeceklerini dile getirdi. "Bu davanın örnek teşkil etmesini isterdim" Mağdur çocuğun babası Cahit Altınkama ise, karşı tarafın "Adalet yerini buldu" diyerek kendilerini tahrik ettiğini belirterek, "Ne denilebilir ki; adaletin yerini bulup bulmadığını bilemiyorum. Karardan kesinlikle memnun değilim. Her şey aileden ve çocuk terbiyesinden başlıyor. Eğitim ve öğretim yuvaları sadece sonraki aşamalardır. Çocuklar şiddete eğilimli yetiştiriliyor. Ben bu davanın toplumda bir örnek teşkil etmesini, akran zorbalığının cezalandırılacağını göstermesini isterdim ama maalesef tahliye edildiler" diye konuştu.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:44 Anadolu Üniversitesi Japon Bahçesinde "Açık Hava Resim Çalıştayı" Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Resim Bölümü ve Özbekistan Sanat Akademisi iş birliğinde düzenlenen "Açık Hava Resim Çalıştayı" Anadolu Üniversitesi Japon Bahçesinde gerçekleştirildi. Çalıştaya merkezlerini tanıtmak üzere sanatçılarla birlikte gelen heyet üyeleri Özbekistan Güzel Sanatlar Akademisi Merkezi Müdürü Davronbek Shukurov, Uluslararası İlişkiler Personeli Shahnozakhon Askarova ve Bilimsel Dergi Editörü Nodira Khasanova’nın yanı sıra Özbek sanatçılar Akramov Rixsitilla, Qosimov Shohruh, Quchqarov Azamat, Nurmatova Muazzam, Nomozov Otabek başta olmak üzere GSF öğretim elemanları ve öğrenciler katılım gösterdi. Doç. Karaca: "Çalıştay’ın ortak çalışmalara bir başlangıç oluşturması hedefleniyor" Uluslararası sanat iş birliklerini güçlendirmeyi amaçlayan çalıştay hakkında bilgi veren GSF Resim Bölümü öğretim üyesi Doç. Gülçin Karaca: "Özbekistan Sanat Akademisi’nden bir grup sanatçı, akademinin merkez müdürü ve uluslararası ilişkiler koordinatörü ile birlikte üniversitemizi ziyaret etti. Gerçekleştirilen bu etkinliklerin, iki kurum arasında ilerleyen süreçte yapılacak ortak çalışmalara bir başlangıç oluşturması hedefleniyor. Üç ayaktan oluşan programın ilk etabı Japon Bahçesi’nde düzenlenecek workshop çalışması. Resim Bölümü öğretim elemanları, öğrenciler ve Özbek sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilecek etkinlik, doğaya dayalı gözlem yöntemiyle yürütülecek. Bu çalışmada, hem Japon Bahçesi’nin estetik değerinin ve güzelliğinin öğrencilere aktarılması hem de doğanın sunduğu unsurların sanata yansıtılması amaçlanmakta. Programın ikinci ayağında, Özbek sanatı üzerine bir seminer düzenlenecek. Üçüncü ve son aşamada ise workshop sürecinde ortaya çıkan eserler GSF Faruk Atalayer Sergi Salonunda 30 Nisan Perşembe günü izleyicilerle buluşacaktır." şeklinde konuştu. "Açık Hava Resim Çalıştayı" kapsamında üretilen eserler, 8 Mayıs tarihine kadar GSF Faruk Atalayer Sergi Salonunda sergilemeye devam edecek.
Eskişehir cezaevlerinde 5 bin 742 hükümlü ve tutuklu bulunuyor
24 Aralık 2025 Çarşamba - 15:59 Eskişehir cezaevlerinde 5 bin 742 hükümlü ve tutuklu bulunuyor Adli Kolluk Değerlendirme Toplantısı’nda, 24 Aralık 2025 tarihi itibariyle Eskişehir Ceza İnfaz Kurumları’nda 5 bin 26 hükümlü ve 716 tutuklu olmak üzere toplam 5 bin 742 kişi bulunduğu bilgisi paylaşıldı. Eskişehir Adliyesi Yunus Emre Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantı, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. "Güçlü bir adli kolluk yapısı, güçlü bir hukuk devleti anlayışının en önemli teminatlarındandır" Ardından, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah tarafından açılış konuşması yapıldı. Karakülah, adli kolluğun, ceza adalet sisteminin temel unsurlarından biri olduğunu belirtti. Başsavcısı Üzeyir Karakülah, "Suçun aydınlatılması, delillerin hukuka uygun şekilde toplanması, mağdurun korunması ve şüphelinin haklarının gözetilmesi noktasında gösterilen her titiz çalışma, adaletin doğru ve zamanında tecellisine doğrudan katkı sağlamaktadır. Bu çerçevede, soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan kararlar, ancak sizlerin titizlikle yürüttüğünüz çalışmalar ile verilebilir. Unutulmamalıdır ki; güçlü bir adli kolluk yapısı, güçlü bir hukuk devleti anlayışının en önemli teminatlarındandır. Bu noktada, kurumlarımız arasındaki koordinasyonun artırılması, suçla mücadelede daha etkin olma yolunda büyük önem taşımaktadır. Adli kolluk ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki koordinasyonun güçlenmesi, hem soruşturmaların hızını hem de hukuki güvenliği artırmaktadır. Elbette değerlendirme toplantıları, yalnızca başarıların konuşulduğu değil; eksikliklerin, yaşanan sorunların ve geliştirilmesi gereken alanların da samimiyetle ele alındığı toplantılardır. Gerçekleştirdiğimiz bu toplantıyla da yargı hizmetlerinin daha etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesini amaçlamaktayız" şeklinde konuştu. Adli kolluk birimlerinin bir yıl boyunca yürüttüğü çalışmalar hakkında istatistikler paylaşılması sonrası basına kapalı şekilde devam eden programda, karşılaşılan sorunlar ve gelecek döneme ilişkin hedeflerle ilgili değerlendirmeler yapıldı. Programa; Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah’ın yanı sıra İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Erhan Demir, İl Emniyet Müdürü Tolga Yılmaz, Gümrük Müdürü Muhammet Uçar, Orman Bölge Müdürü İsmail Çetin, Uludağ Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Vekili Mustafa Aşıcı, Cumhuriyet Başsavcı Vekilleri, Cumhuriyet Savcıları ve kolluk amirleri katıldı.
"Çocuk Hakları ve Güncel Sorunlar" semineri
24 Aralık 2025 Çarşamba - 15:04 "Çocuk Hakları ve Güncel Sorunlar" semineri Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından düzenlenen "Çocuk Hakları ve Güncel Sorunlar" semineri, Prof. Dr. Şefik Yaşar Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Öğr. Gör. Ahmet Mıdık’ın moderatörlüğünü üstlendiği seminere, Eskişehir Barosu üyesi Av. Hüseyin Akçar konuşmacı olarak katıldı. Seminere çok sayıda öğrenci ilgi gösterdi. "Çocukları küçümsüyoruz" Seminerde çocuk haklarına dikkat çeken Av. Hüseyin Akçar, çocukların ayrımcılığa uğramama, eğitim alma ve birey olarak kişilik haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Akçar konuşmasında şunları söyledi: "Çocuk haklarını küçümsüyoruz, çocukları küçümsüyoruz. En temel sorunumuz bu. Çocukların kişilik hakları, kendilerine ait verilerin korunması ve bedensel dokunulmazlık hakları vardır. Bu haklar, Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ötesinde Çocuk Hakları Sözleşmesi ile geniş kapsamda güvence altına alınmıştır." Çocukların ifadesi uzmanlar eşliğinde alınmalı Çocukların adli süreçlerde korunmasının önemine değinen Akçar, Çocuk İzlem Merkezleri ve Adli Görüşme Odaları’nın kritik rol oynadığını belirtti. Çocukların ifadesinin mutlaka uzmanlar eşliğinde alınması gerektiğini vurgulayan Akçar, bu merkezlerin çocukların yeniden travmatize edilmesini önlediğini ifade etti. Zorunlu müdafi uygulaması Zorunlu müdafi kavramına açıklık getiren Av. Hüseyin Akçar şunları söyledi: "18 yaşına kadar bir çocuğun ifadesi alınacaksa mutlaka bir avukat bulunmalıdır. Çocuk karakola gittiğinde sistem üzerinden avukat görevlendirilir ve devletin atadığı avukat çocuğun yanına gider. İfade sürecinde pedagog veya psikolog bulunması zorunludur. Aksi takdirde yanlış sorular sorulabilir ve çocuk yeniden travmatize olabilir. Çocuğu, anlayacağı bir dille doğru şekilde bilgilendirmek büyük önem taşır." Seminer, soru-cevap bölümünün ardından Av. Hüseyin Akçar’a teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.
’Antik Çağ’da Seramik Kaplar Işığında Yemek Kültürü’ semineri düzenlendi
24 Aralık 2025 Çarşamba - 14:57 ’Antik Çağ’da Seramik Kaplar Işığında Yemek Kültürü’ semineri düzenlendi Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü tarafından düzenlenen "Antik Çağ’da Seramik Kaplar Işığında Yemek Kültürü" başlıklı seminer gerçekleştirildi. Seminere Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rahşan Tamsü Polat, Doç. Dr. Bekir Sıtkı Alptekin Oransay ve öğrenciler katıldı. Antik dönem yemek kültürü seramikler üzerinden anlatıldı Seminerde konuşmacı olarak yer alan Doç. Dr. Bekir Sıtkı Alptekin Oransay, antik döneme ait seramik kapların boyutları ve üretim tekniklerinden hareketle dönemin yemek alışkanlıklarını, mutfak kültürünü, estetik anlayışını ve damak zevkini ele aldı. Oransay, seramik kapların yalnızca işlevsel değil; aynı zamanda dönemin sosyal, hiyerarşik, bireysel ve kültürel yapısını yansıtan önemli göstergeler olduğunu vurguladı. Kottabos oyunu ve içki kaplarının önemi Konuşmasında Antik Yunan’daki Kottabos oyununa da değinen Doç. Dr. Oransay, "Sempozyomlarda kullanılan kaplar arasında içki içme kaplarının fazla olmasının nedenlerinden biri Kottabos adı verilen oyundur. Bu oyun sırasında kapların kırılması nedeniyle sıklıkla yeni kapların üretilmesi gerekmiştir." ifadelerini kullanarak içki kaplarının sosyal pratikler ve statü göstergeleriyle olan ilişkisini katılımcılarla paylaştı. Seminer, soru-cevap bölümünün ardından Doç. Dr. Bekir Sıtkı Alptekin Oransay’a katılım belgesinin takdim edilmesiyle sona erdi.
ESOGÜ‘de anlamlı sergi
24 Aralık 2025 Çarşamba - 13:03 ESOGÜ‘de anlamlı sergi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi geliri Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Servisinde tedavi gören çocuklara harcanacak olan ve 2 gün sürecek El İşi ve El Sanatları Sergisi’nin açılışı yapıldı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi geliri kanserli çocukların ihtiyaçlarında kullanılmak üzere Çocuk Hematoloji ve Onkolojisi Bilim Dalı’nın El İşi ve El Sanatları Sergisi’nin açılışı yapıldı. Açılışa Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Haluk Hüseyin Gürsoy, Başhekim yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız , Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Hematolojisi-Onkolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, Hastane Yönetimi ve bölüm çalışanları ile hasta yakınları hastane öğretmenleri katıldı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi öğrencileri, doktorlar, sağlık çalışanları ve gönüllü vatandaşların ürün verdiği sergi 24 ve 25 Aralık tarihlerinde sürecek. "Gerçekten çok büyük bir dayanışma sergiledi" Sergi ile ilgili Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Hematolojisi-Onkolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, "Biz hastanede bir el sanatları atölyesi kurduk ve bu el sanatları atölyesinde ben de dahil olmak üzere tüm çalışan arkadaşlarım, hemşirelerimize, öğretmenlerimiz el emeğiyle ürünler ortaya çıkardık. Tabii bunun yanında annelerimizin de çok fazla desteği oldu. Dışarıdan destek olan başka insanlar da oldu. Profesyonel destek aldık bu amaçla. Hepimizin el emeğiyle ortaya çıkardığımız eserler bunlar. Bu yeni yıl sergisinin amacı şu; Yeni yılı umutla beklediğimiz bu günlerde umudu ve dayanışmayı çoğaltmak için bu sergiyi düzenledik. Tabii ki kanserli çocuklar yararına etkinlik bu. Gelirleri oraya gidecek. Hatta bir çocuğumuza bilgisayar sözü vermiştik. Bilgisayarı olmayan bir çocuğumuza. Sergiden elde ettiğimiz gelirle çocuğumuzun ihtiyacını karşılayacağız. Tabii burada gördüğünüz her eser her bir çocuğa umut ve ailelerine destek olmak onların yalnız olmadığını hissettirmek için hazırladık bu sergiyi. Ben çok mutluyum, gururluyum. Gerçekten çok büyük bir dayanışma sergiledi. Herkes bu serginin oluşumunda pay sahibi. İnşallah güzel de satışlar yaparız ve çocuklarımıza bir nebze olsun katkımız olur" dedi.
17 günlük bebeğin kuvözden düşürülmesiyle ilgili sorumlular hakkında inceleme kararı verildi
24 Aralık 2025 Çarşamba - 10:08 17 günlük bebeğin kuvözden düşürülmesiyle ilgili sorumlular hakkında inceleme kararı verildi Eskişehir Şehir Hastanesi’nde ikiz evladı dünyaya gelen Ayfer Sekman’ın bebeklerinden birinin 17 günlükken kuvözden yere düşürülmesin ardından, sorumlu hemşire hakkında, soruşturma geçirmemesine yapılan itiraz mahkemece kabul edildi. İnceleme kararı aileyi çok sevindirdi. Eskişehir’de yaşayan 31 yaşındaki 4 çocuk annesi Ayfer Sekman, 19 Şubat 2023 tarihinde 7 aylıkken sezaryenle biri erkek ikiz bebek dünyaya getirdi. Oldukça başarılı geçen doğum sonrası Süleyman ve Zeynep isimli bebekler kuvöze alındı. Fakat henüz 17 günlükken Süleyman Sekman kuvözden yere düştü. 17 günlük bebeğin yere düşmesiyle alakalı sorumlu ebe hemşire, "Bebek kendisi düşmüş" diyerek kendini savundu. Fakat belli bir zaman sonra ikizler arasındaki farklılıklar ailenin dikkatini çekti. Zeynep oturmaya ve daha sonra yürümeye başlarken, diğer bebeğin bunları yapamadığı fark edildi. Nöroloji uzmanına götürülen ve muayene edilen Süleyman Sekman’a ’serebral palsi’ tanısı konuldu. Bunun üzerine yapılan tahkikatta Süleyman’ın kuvözden düşmesiyle hastalığının bir ilgisinin olmadığının tespit edildiği aileye bildirildi. İtiraz kabul edildi, inceleme başlatılıyor Düşmenin hastalıkla ilgisi olmadığı gerekçe gösterilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından mesul ebe hakkında soruşturma izni verilmeyince ailenin avukatı Buğra Sarı, kararı Bölge İdare Mahkemesi’ne taşıyarak itirazda bulundu. Bölge İdare Mahkemesince yapılan itiraz geçtiğimiz günlerde haklı bulundu. Mahkemece ilgililerle ilgili inceleme başlatılması gerektiği kararı verildi. Verilen karar sonrası aile, biraz da olsa rahatladıklarını dile getirdi. "Adaletin yerini bulmasını istiyor ve herkesten destek bekliyoruz" Süleyman bebeğin annesi Ayfer Sekman konuyla ilgili, "İkizlerimden biri olan oğlum Süleyman, henüz 17 günlükken kuvözden düştü. Bir yaşına geldikten sonra kendisine ’serebral palsi’ teşhisi konuldu. Bu tanının ardından, suçluların cezalarını çekmesi için süreci başlattık ve dava açtık. Oğlum şu an yürüyemiyor ve durumu oldukça zor. O da akranları gibi yürümek, konuşmak ve koşmak istiyor. Biz yardım etmeden ayağa kalkması mümkün değil, sürekli yerde kalıyor. Nadiren elini tuttuğumuzda yürütebiliyoruz, sağ olsunlar fizik tedavide de yürütmeye çalışıyorlar. 2023 yılının 19 Şubat’ında doğum yaptım. Oğlum 17 günlükken hastaneden arayıp çağırdılar. Gittiğimde doktor hanım, oğlumun kuvözden düştüğünü söyledi. Çocuğun iyi olduğunu, röntgen ve filmlerin temiz çıktığını belirterek bizi taburcu ettiler. Ancak eve geldikten bir süre sonra fark ettik ki ikizi hareket etmeye, oturmaya, emeklemeye ve yürümeye başlamasına rağmen Süleyman’da hiçbir hareket yoktu. Nöroloji doktoruna gittiğimizde ’serebral palsi’ tanısı konuldu. Bunun travma geçiren insanlarda oluşan bir hastalık olduğunu o zaman öğrendim. Başta kabullenmek istemedim, oğlumun yürüyeceğine inandım ama mecburen durumu kabullendik. Şu an hem fizik tedaviye hem de korkusunu yenmesi için ücretli olan ergoterapiye götürüyoruz. Bölge İdare Mahkemesince soruşturmanın kabul edildiğini öğrenince çok sevindik. İnşallah suçlular cezalarını bulur ve benim oğlum da şifasına kavuşup ayağa kalkar. Adaletin yerini bulmasını istiyor ve herkesten destek bekliyoruz" dedi. "Soruşturma izni vermesi çok kıymetlidir" Ailenin avukatı Buğra Sarı verilen kararı aileyi mutlu ettiğini belirterek şöyle konuştu: "Süleyman bebeğin kuvözden düşmesi neticesinde ailesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyette bulunmuştu. Savcılık tarafından gerekli deliller toplandı ve incelemeler yapıldı. Fakat bir gerekçe gösterilmeden soruşturma izni verilmemesi kararı çıkmıştı. Biz bu karara karşı Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz yoluna gittik. Mahkeme dosyayı inceledikten sonra itirazlarımızı haklı buldu. Dosyadaki deliller incelendiğinde, bu olay hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiği kanaatine varıldı. Verilen bu karar gerçekten vicdanlarımızı rahatlattı, çünkü henüz 17 günlük bir bebeğin kuvözden kendi başına düşmesi beklenen bir durum değildir. En başından beri burada bir kusur ve ihmal olduğunu düşünüyorduk. İlk verilen soruşturma izni verilmemesine yönelik karar gerekçesiz ve hukuka aykırıydı. Mahkemenin yaptığı inceleme sonucunda mesul kişiler hakkında soruşturma izni vermesi çok kıymetlidir. Kararın çıktığını aileye haber verdiğimde telefonda gözyaşlarına boğuldular." "Adalet adına çok önemli bir gelişme oldu" Erenköy Mahallesi Muhtarı Sıdıka Nur Karabulut ise "Bu olay hepimizi derinden yaraladı. Ailenin adalet arayışının hukuki süreç içerisinde sağlıklı ve şeffaf bir şekilde sonuçlanmasını temenni ediyorum. Bölge İdare Mahkemesi’nin soruşturmayı kabul etmesi, adalet adına çok önemli bir gelişme oldu. Sürecin sonuna kadar ailemizin yanındayım, inşallah istedikleri şekilde hayırla sonuçlanır" diye konuştu.
Onun karikatür çizim sevgisi bitmedi
24 Aralık 2025 Çarşamba - 09:55 Onun karikatür çizim sevgisi bitmedi Eskişehir’de eskiden karikatürcü olan ve hala severek çizim yapmaya devam eden 60 yaşındaki Furkan Tangüner, çini mürekkebi ile üzerine ilginç resimler ve desenler yaptığı süs ürünleri ile kendisine ek gelir kaynağı oluşturdu. Sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte gazete ve dergi satışları azaldı, karikatür kültürü ise bitme noktasına geldi. Mizahın sosyal medyadaki hızlı içeriklere yerini bırakması sonucunda birçok eski çizer karikatür yapmayı bıraktı. Eskişehir’de eskiden karikatürcülük yapan isimlerden birisi olan Furkan Tangüner ise, mesleğinden uzaklaşmasına rağmen çizim yapmaya devam etti. Hobi olarak şimşir ağacı, taş ve seramik gibi farklı malzemelerin üzerine çini mürekkebi ile resimler ve desenler çizen Tangüner, bir süre sonra bu süs ürünlerini satarak ek gelir kaynağı oluşturdu. Kendi yaş grubundaki bazı insanların elleri titrerken hala kalem tutmaya devam eden yaşlı çizer, toplu sipariş geldiği zaman oturup her bir ürünü tek tek çizdiğini belirtti. "Çizgiyi farklı bir şekle soktum, böyle bir iş icat oldu" Yaklaşık 25 yıldır çizer olduğunu ifade eden Furkan Tangüner, "Daha önceden gazetede çalıştım. Karikatür çizdiğimiz dönemlerde sayfa tasarlıyorduk, düzenini yapıyorduk. Mizahi yazılar, karikatürler, çizgi romanlar Sonra aklıma fikir geldi, biraz da tesadüfi oldu. Çizgiyi farklı bir şekle soktum. Genelde ahşap olmak üzere şimşir ağacı, taş ve seramik gibi değişik malzemelerin üzerine çini mürekkebi ile resim, desen çiziyorum. Bunların üretimini yapıyorum. Benim açımdan üretim aşaması çok keyifli. Oturuyorum, aklıma geldiği şekilde çiziyorum. İnce ince hepsini işliyorum, detay giriyorum" dedi. "Çizim işi biraz fedakarlık gerektiriyor, ticari düşüncelerle çıkılacak yol değil" Toptan sipariş geldiği zaman günlük yaklaşık 20 ürün yaptığını dile getiren Tangüner, "Bunların hiçbirisi fabrikasyon değil. Belli bir tempo tutturuyorsun, öyle gidiyor. Hepsi tamamen aynı olmuyor ama bir şekilde benzer. Çizim işi biraz fedakarlık gerektiriyor, ticari düşüncelerle çıkılacak yol değil. Ben severek çizim yaptığım için böyle bir şeye dönüştü. Çizgiyle uğraşmayı seviyoruz" ifadelerini kullandı. "İnsanlar internette kendi esprilerini yapmaya, kısa kısa videolar çekmeye başladılar" Günümüzde karikatür kültürünün bitme noktasına gelmesiyle ilgili de değerlendirmede bulunan Tangüner, sözlerine şöyle devam etti: "Karikatürü çiziyorsun ama bir yerde yayınlatamadıktan sonra anlamı yok. Bu sebeple zaman içerisinde böyle şeylere ilgi göstermeye başladım. Günümüzde karikatür ve espri farklılaştı. İnsanlar internette kendi esprilerini yapmaya, kısa kısa videolar çekmeye başladılar. Bir anlamda karikatür şekil değiştirdi. Bu durum karikatürcüler açısından olumlu değil ama insanlar gülüp eğleniyorlar. Çeken eğleniyor, izleyen gülüyor; bu açıdan değerlendirirsek olumlu bir değişim olduğu söylenebilir."