ASAYİŞ - 04 Eylül 2025 Perşembe 10:32

Gıda ve yem işletmelerine 237 bin 704 TL para cezası kesildi

A
A
A
Gıda ve yem işletmelerine 237 bin 704 TL para cezası kesildi

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin gıda ve yem işletmelerine yönelik yapılan kontrollerde 237 bin 704 TL para cezası kesildi. Denetimler kapsamında 1 işletmenin faaliyeti durdurulurken, 1 adet de imha kararı alındı.


Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 28 Ağustos - 3 Eylül 2025 tarihleri arasında tüketicilerin sağlığını korumak amacıyla gerçekleştirdiği gıda ve yem denetimlerinin haftalık raporunu yayımladı. Rapora göre, il genelinde yapılan çalışmalar kapsamında, gıda güvenliğini tehlikeye atan işletmelere karşı yaptırımlar uygulandı. Haftalık dönemde toplam 210 risk esaslı gıda ve yem işletmesi denetimi gerçekleştirilirken, bu denetimler sırasında 9 adet numune alındı. Yapılan incelemeler ve yasalara aykırı durumlar sonucunda 3 işletmeye idari yaptırım uygulandı. Bu yaptırımların sonucunda kesilen toplam para cezası ise 237 bin 704 TL’ye ulaştı. Denetimler sırasında, gıda güvenliğini tehdit eden faaliyetler nedeniyle 1 işletmenin faaliyeti durdurulurken, 1 adet için de imha kararı alındı.


Ayrıca, raporda yer alan verilere göre, bu haftalık dönemde 56 ithalat işlemi ve 169 ihracat işlemi için de gerekli kontrollerin yapıldığı belirtildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Muş’ta aromasıyla öne çıkan karpuzun ekimine başlandı Muş’ta gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı sayesinde kendine has tat ve aromaya sahip olan karpuzun ekimine başlanırken, 2026 sezonunda 240 bin tonun üzerinde üretim hedefleniyor. Muş’ta yaz aylarında gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı sayesinde lezzeti ve aromasıyla dikkat çeken karpuzun ekimine başlandı. Merkeze bağlı Arpayazı köyünde bulunan 200 dönümlük arazide yaklaşık 80 bin karpuz fidesi, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kadın işçilerin emeğiyle toprakla buluşturuldu. Türkiye’nin önemli karpuz üretim merkezlerinden biri haline gelen Muş Ovası’nda üreticiler, yeni sezon için yoğun mesaiye başladı. Verimli toprak yapısı ve iklim şartları sayesinde kaliteli ürün elde edilen bölgede, karpuz üretimi her geçen yıl artış gösteriyor. Özellikle yaz döneminde gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı, Muş karpuzuna farklı bir tat ve aroma kazandırıyor. Kadın işçilerin büyük emek verdiği fide dikim çalışmalarında binlerce fide özenle toprakla buluşturulurken, üreticiler de sezonun bereketli geçmesini temenni etti. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü verilerine göre, 2025 yılında kent genelinde 30 bin 710 dekarlık alanda yapılan karpuz ekiminden 224 bin 616 ton ürün elde edilirken, 2026 üretim sezonunda yaklaşık 33 bin dekarlık alanda 240 bin tonun üzerinde karpuz üretimi hedefleniyor. Muş’ta üretimin artmasıyla birlikte karpuzun kent ekonomisine önemli katkı sunması beklenirken, 2026 sezonunda yapılacak üretimden yaklaşık 1,4 milyar TL ekonomik gelir elde edilmesi bekleniyor. Tarla sahibi Onur Çetin, babasıyla birlikte yaklaşık 15 yıldır çiftçilik yaptıklarını belirterek, şu anda 200 dönümlük karpuz tarlasında üretim yaptıklarını söyledi. Çetin, "Gördüğünüz üzere yeni teknolojik aletlerle bu işi sürdürmeye çalışıyoruz. İnşallah daha da büyüteceğiz. Yaklaşık 20 kişilik bir ekibimiz var. Bu ekiple birlikte gece gündüz demeden çalışıyoruz. İnşallah işlerimizi daha da büyüteceğiz" dedi. Çetin, sabah saat 06.00’da başlayan mesainin akşam 18.00’e kadar sürdüğünü belirterek, "Tabii ki yoruluyoruz ama herkes işini aşkla ve zevkle yapıyor. Şu an gördüğünüz 200 dönümlük tarlada yaklaşık 80 bin fideyi ekim aşamasındayız. İnşallah en kısa zamanda bu fidelerin meyvesini almayı umut ediyoruz. Gördüğünüz gibi işimize dört elle sarılıyoruz ve çalışmalarımıza devam ediyoruz. Umut ediyoruz ki çok güzel ürünler elde edeceğiz" ifadelerini kullandı. Muş’ta gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının karpuza doğal bir tat ve aroma kattığını belirten Çetin, "Ayrıca mevsim şartlarından dolayı Türkiye’de en geç hasat edilen karpuzlardan biri oluyor. Bu nedenle de ürünümüze yoğun rağbet var. Bu durum bizim için de oldukça sevindirici oluyor. Mayıs ayının sonunda ekim yapıyoruz. Temmuz sonu ile Ağustos başı gibi de hasat başlıyor. Bu yaklaşık iki buçuk aylık süreç bizim için oldukça zorlu geçiyor. Ancak zorluğunun yanında severek yaptığımız bir iş olduğu için aynı zamanda keyifli de oluyor" şeklinde konuştu.
Erzincan Fransız bisikletçiler 10 bin kilometrelik dünya turunda Erzincan’a ulaştı Fransa’dan yola çıkarak dünya turuna çıkan iki bisikletçi Camille ve Corantin, yaklaşık 10 bin kilometrelik pedal serüveninin ardından Erzincan’a ulaştı. Doğa ve bisiklet tutkusu nedeniyle dünya turuna çıkmaya karar veren iki arkadaşın, Avrupa’dan başladıkları yolculukta 10 ülkeyi geçerek Türkiye’ye geldikleri ve ülke genelinde farklı şehirleri ziyaret ettikleri öğrenildi. Erzincan merkezde İhlas Haber Ajansı ekibine denk gelen bisikletçiler, Türkiye’yi "misafirperverliği ve doğal güzellikleriyle etkileyici" bulduklarını ifade etti. Yolculukları boyunca karşılaştıkları manzaraları ve deneyimlerini cep telefonlarıyla kaydeden bisikletçilerin, sosyal medya hesaplarından da paylaşımlar yaptığı belirtildi. Bisikletçiler, sarp ve zorlu güzergâhları aşarak Erzincan’a ulaştıklarını, yolculuklarının kendileri için unutulmaz bir deneyim olduğunu söyledi. Corantin, yaptığı açıklamada Türkiye’de geçirdikleri sürecin çok özel olduğunu belirterek, "Kim inanırdı ki? 10 bin kilometre bisiklet sürdük. Dünya turuna çıktık ve Erzincan’a ulaştık. Buradan sonra Bayburt, Trabzon’un Of ilçesi, ardından Gürcistan ve Ermenistan’a devam edeceğiz. Türkiye çok güzel ve insanlar çok misafirperver" dedi. Camille ise Türkiye’de uzun süreli duraklar yaptıklarını belirterek, İstanbul’da farklı bölgeleri gezdiklerini, camileri ve mutfağı keşfetme fırsatı bulduklarını ifade etti. Camille, "Türkiye nefis. Döner, pide, kebap ve lahmacun çok lezzetli" dedi. Bisikletçilerin Erzincan’dan sonra Bayburt ve Trabzon güzergâhına ilerleyecekleri, ardından Gürcistan ve Ermenistan yönüne geçmeyi planladıkları bildirildi. Öte yandan bisikletçilerin, dünyanın en zorlu yollarından biri olarak kabul edilen Soğanlı Dağları üzerindeki Derebaşı virajları güzergâhını da geçerek bölgede fotoğraf çekmeyi planladıkları kaydedildi.
İstanbul Belçika Dışişleri Bakanı Prevot: "Türkiye Avrupa kıtasının güneydoğu kanadının koruyucusu" Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, Türkiye’nin Avrupa’nın güneydoğu kanadının koruyucusu olduğunu belirterek, "Türkiye’yi NATO içerisindeki ikinci en büyük orduya sahip ülke olarak gerçekten stratejik bir ortak olarak görüyoruz. Siz Avrupa kıtasının güneydoğu kanadının koruyucususunuz ve bunun anlamı çok büyük" dedi. Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, İstanbul Beşiktaş’ta bir otelde basın toplantısı gerçekleştirdi. NATO, Avrupa güvenliği, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığı, Türkiye-AB ilişkileri ve Gümrük Birliği’ne ilişkin açıklamalarda bulunan Prevot, Türkiye’nin NATO içerisindeki stratejik konumuna vurgu yaptı. Bakan Prevot, Türkiye’nin savunma yatırımlarına değinerek, "NATO içerisindeki ikinci en büyük orduya sahip ülke olarak gerçekten stratejik bir ortak olarak görüyoruz. Bu sadece bir NATO müttefiki olmanızdan kaynaklanmıyor, aynı zamanda coğrafi olarak çok özel ve stratejik bir konumda bulunmanızdan da kaynaklanıyor. Siz Avrupa kıtasının güneydoğu kanadının koruyucususunuz ve bunun anlamı çok büyük. Savunma Bakanı olan meslektaşım da Türkiye’nin yaptığı yatırımların örnek niteliğindeki rolünden söz etti. Son on yılda savunma harcamalarınızı yüzde 300 artırdınız. Bu oldukça önemli. Askeri harcamalar konusunda bir harcama rotası belirledik ve NATO içinde güvenilir bir ortak olmaya devam etmek istediğimiz için artırmaya devam edeceğiz" diye konuştu. ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Prevot, "ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını yeniden organize etme ihtimalini biliyoruz. Ancak Belçika olarak şu an için özel bir endişemiz yok" yanıtını verdi. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerektiğini söyleyen Prevot, "1996’dan bu yana değişen ekonomik koşullar nedeniyle Gümrük Birliği’nin gözden geçirilmesi gerekiyor. Gümrük Birliği’nin karşılıklı faydalarını en iyi şekilde değerlendirmek için doğru yöntem değil. Bu hem Türkiye hem de AB için büyük bir avantaj. Bu yüzden Gümrük Birliği’ni gözden geçirmek için daha hızlı ve daha ileri gitmemizin harika olacağını düşünüyorum. Elbette süreci yeniden başlatabilmek için oy birliği ve uzlaşı gerektiğini biliyoruz. Bu da Türkiye ile Kıbrıs arasındaki sorunları doğru şekilde yönetmemiz gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle Türkiye’nin bu konuya dikkat etmeye devam etmesini ve diğer ülkelerle yapıcı şekilde angaje olmasını önemli buluyorum. Elbette diğer ülkelerin de buna olumlu yanıt vermesi gerekiyor. Sonunda bir anlaşmaya varabilmek ve yeni bir Gümrük Birliği’nden mümkün olan en iyi karşılıklı faydayı sağlayabilmek için birlikte ve pozitif bir yaklaşımla yönetmemiz gereken bir konu" ifadelerini kullandı. Prevot ayrıca, sürecin ilerleyebilmesi için Türkiye ile AB ülkeleri arasında yapıcı bir diyalog gerektiğini vurguladı.