Son Dakika
|
Tepebaşı Belediyesi’ne operasyon
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trendyol Süper Lig’de 34. ve son hafta heyecanı
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Çin Devlet Başkanı Xi, ABD Başkanı Trump’ı resmi törenle karşıladı
ABD Başkan Yardımcısı Vance: "(İran’la görüşmeler) İlerleme kaydettiğimizi düşünüyorum"
Bankamatikte unutulan parayı görüp polise teslim etti
Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Le Meridien Otel'deki görüntüsü hakkında "karşılaşma" savunması yaptı
EKONOMİ
Espressolab, 1 milyonuncu üyesine ömür boyu kahve hediye edeceğini duyurdu
14 Mayıs 2026 Perşembe - 10:36:33
Türkiye’nin önde gelen kahve zincirlerinden Espressolab, mobil uygulamasına üye olan 1 milyonuncu kullanıcıya ömür boyu bedava kahve hediye edeceğini duyurdu. Kazanan, noter onaylı ve şeffaf bir süreçle belirlenerek dijital mecralarda duyurulacak. Espressolab, mobil uygulamasının kullanıcı sayısının 1 milyona yaklaşmasıyla birlikte "Ömür Boyu Bedava Kahve" kampanyasını yeniden başlattı. Şirket, mobil uygulama üzerinden yürüttüğü sadakat programı ve dijital üyelik yapısını yeni kampanya ile genişletmeyi hedefliyor. Şubat 2025’te hayata geçirilen kampanyanın ilk aşamasında, uygulamanın 300 bininci üyesi olarak ödülü kazanan Oğuzhan Özdoğan, ömür boyu ücretsiz kahve hakkının sahibi olmuştu. Kampanyanın yeni aşamasında ise Espressolab Mobil Uygulaması’na ilk kez kaydolan 1 milyonuncu kullanıcı aynı ödülün sahibi olacak. 12 Mayıs 2026 itibarıyla başlayan kampanya kapsamında kazananın, noter onaylı şekilde Espressolab’in dijital medya hesapları üzerinden duyurulacağı belirtildi. "1 milyonuncu üyemizi özel bir sürprizle karşılıyoruz" Kampanyaya ilişkin değerlendirmede bulunan Espressolab CMO’su Ersin Kefeli şunları söyledi: "Geçtiğimiz yıl mobil uygulamamızın 300 bininci üyesi için gerçekleştirdiğimiz kampanya kullanıcılarımızdan yoğun ilgi görmüştü. Uygulamamızın 1 milyon kullanıcıya yaklaşmasıyla birlikte aynı kampanyayı yeniden hayata geçirmek istedik. Mobil uygulamamızı bir sadakat sisteminden öte kullanıcı deneyimini güçlendiren dijital bir platform olarak geliştirmeye devam ediyoruz. Kullanıcılarımızın uygulama üzerinden sipariş verebilmesi, puan kazanabilmesi ve kampanyalara hızlı şekilde erişebilmesi bizim için önemli." Mobil üyeliğe çok yönlü kullanım Espressolab, geçtiğimiz dönemde mobil uygulamasını dijitalleşme çalışmaları kapsamında geliştirerek sadakat programı, kampanya yönetimi ve online alışveriş süreçlerini tek platformda toplamıştı. Yapılan açıklamaya göre; uygulamayı kullanan üyeler online siparişin yanı sıra O-Club sadakat programı kapsamında yaptıkları harcamalardan da LabCoin kazanma imkanı buluyor. Bu sistemle kullanıcılar harcama düzeylerine göre LabClassic, LabPlus ve LabPremium seviyelerine geçiş yaparak ücretsiz içecek, içecek boyu yükseltme ve özel etkinlik davetleri gibi çeşitli avantajlardan yararlanabiliyor. Son altı aylık harcama tutarına göre güncellenen seviye sistemiyle kullanıcıların uygulama kullanımına bağlı olarak farklı fırsatlara erişmesi sağlanıyor. Espressolab, 1 milyonuncu üyeye yönelik başlattığı kampanyayla birlikte dijital üyelik sisteminde kullanıcı deneyimini de daha ileriye taşımayı hedefliyor.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 10:28
Haksız hacze rekor tazminat
Bankaların haksız haciz uygulamalarına yönelik mahkemeden emsal nitelikte bir karar çıktı. Bir arkadaşına kefil olan iş adamı, noter kanalıyla kefaletten çekildikten 3 sene sonra bankanın haciz takibiyle sarsıldı. Tam 12 sene süren davaya son noktayı koyan Mahkeme; özel bankayı kusurlu buldu ve itibar gaspına uğrayan iş adamına 5 milyon 428 bin munzam zarar ödemeye mahkum etti. İş adamı K.D., özel bankadan kredi çeken bir arkadaşına kefil oldu. Kısa süre sonra noter aracılığıyla çektiği ihtarname ile kefaletten rücu etti (çekildi). Aradan üç sene geçtikten sonra bankanın haciz işlemiyle sarsılan K.D., hukukçularla bankanın kapısını çaldı. Tüm görüşmelere rağmen banka; ekti. 2011’de kefaletten çekildiği halde K.D:’nın 2014’te 26 taşınmazına, dört şirketteki hisselerine ve banka hesaplarına haciz koymaktan geri adım atmadı. Mal varlığı fiilen donan K.D., 2015’te hacizlerin kaldırılması için icra dosyasına 416 bin TL nakit teminat yatırmak zorunda kaldı. Hem itibarını hem parasını haksız şekilde kaybeden iş adamını avukatı Recep Alptekin, ilk olarak 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde menfi tespit davası açtı. Mahkeme, haksız haciz sebebiyle bankayı mahkum etti. İstinafa gönderilen kararı Bölge Adliye Mahkemesi da yasaya uygun buldu. Banka son olarak Yargıtay’ın kapısını çaldı. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2023’te kararı onadı. Banka, kötü niyetli bulunarak kötü niyet tazminatına da mahkum edildi. İcra dosyasında bloke kalan 416 bin TL ancak Ağustos 2023’te K.D.’nın hesabına geri yattı. Sepet yöntemi devreye girdi, rekor tazminat geldi Kararın ardından Avukat Recep Alptekin, aradan geçen 8 yılda TL’nin değer kaybettiğini, dolar kuru, altın ve enflasyonun katlandığını belirterek bir adım daha attı, Alptekin, uğranılan gerçek zararın tek bir göstergeyle hesaplanamayacağını öne sürerek USD kuru, Euro kuru, altın fiyatları, TÜFE, ÜFE, asgari ücret artışı, mevduat ve devlet tahvili faizi ortalamasından oluşan "sepet yöntemi" ile hesaplama yapılmasını talep etti. Asliye Hukuk Mahkemesi, 12 yıl süren hukuk savaşının sonunda özel bankayı rekor seviyede tazminata mahkum etti. Mahkeme, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin soyut zarar kriterini benimseyen emsal kararına atıfla bu yöntemi kabul etti. Mahkeme; geçen günlerde verdiği emsal kararla bankayı 3 milyon 167 bin 701 TL munzam zarar ve 50 bin TL manevi tazminata, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödemeye mahkum etti. Davalı banka ayrıca vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinden de sorumlu tutuldu. Yasal faizle birlikte 5 milyon 428 bin TL’nin bankaca ödenmesi için icra takibi başlatıldı. Paranın iadesi yetmez, değer kaybı da ödenmeli Karara ilişkin değerlendirmede bulunan Avukat Recep Alptekin, davanın yalnızca müvekkilini değil, benzer mağduriyetler yaşayan binlerce kişiyi ilgilendirdiğine dikkat çekti. Alptekin şöyle devam etti: "Sekiz yıl boyunca icra dosyasında bloke kalan 416 bin lira, sekiz yıl sonra iade edildiğinde artık aynı 416 bin lira değildi. Türkiye’nin ekonomik gerçekleri ortada. Tek bir göstergeyle yapılacak hesap, gerçek zararı yansıtmaz. Bu nedenle dolar, euro, altın, TÜFE, ÜFE, asgari ücret, mevduat ve tahvil faizinden oluşan sepet yöntemini ileri sürdük; mahkeme bu yöntemi benimsedi. Bu karar, parasına haksız yere el konulan herkes için bir emsaldir. Devletin icra dosyasında uzun yıllar bekletilen paranın, sadece nominal olarak iade edilmesi adalet değildir. Adalet; o paranın satın alma gücünün de iadesidir. Mahkemenin verdiği bu karar, haksız hacizle yıllarca parası bloke edilen herkes için emsaldir. Müvekkilim 2011’de noter ihtarnamesiyle kefaletten çekilmişti. Yargıtay’a kadar giden süreçte bankanın kötü niyetli olduğu da hüküm altına alındı. Ortada bir hata değil, ısrarla sürdürülen bir haksız takip vardı."
14 Mayıs 2026 Perşembe - 10:26
Aksa Doğalgaz balkon kapatma tadilatlarında bacaya dikkat edilmesi gerektiğini duyurdu
Aksa Doğalgaz, ev tadilatlarında balkonların cam balkon gibi yöntemlerle kapatılması sonrasında yakıcı cihaz ve kombi baca borusu çıkışının kapalı ortamda bırakılmasının karbonmonoksit zehirlenmesine neden olduğunu ve dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu tür tadilatlarda baca borularının mutlaka dış ortama kadar uzatılmasının önemine işaret eden Aksa Doğalgaz, kaza ve arıza risklerinin önlenmesi için doğal gaz tesisatına yalnızca sertifikalı firmaların müdahale etmesi gerektiğini hatırlattı. Bahar aylarında gerçekleştirilen ev tadilatları esnasında doğal gaz tesisatı ve baca sistemlerine dikkat etmeden yapılan bilinçsiz değişiklikler başta zehirlenme olmak üzere ciddi güvenlik risklerini beraberinde getirebiliyor. Aksa Doğalgaz, balkon veya teras kapatma uygulamalarında doğal gaz tesisatı ve baca sistemlerine ilişkin işlemlerin mutlaka teknik emniyet kurallarına uygun şekilde sertifikalı firmalar tarafından yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Bacalar mutlaka dış ortama kadar uzatılmalı Kombi bacalarının mutlaka dış ortama kadar uzatılması ve baca bağlantılarının sızdırma yapmayacak şekilde sabitlenmesinin hayati önem taşıdığını belirten Aksa Doğalgaz, bacaların kapalı ortamda kalması durumunda cihazlardan çıkan baca gazlarının ortamda birikerek zehirlenmelere neden olacağı uyarısında bulundu. Bu nedenle balkon, teras kapatma gibi tadilatlar yapılırken baca çıkışının dış ortama kadar uzatılmasından emin olunması ve kapalı alanlarda mutlaka havalandırma menfezinin bulundurulması gerektiği açıklandı. Doğal gaz tesisatına yetkisiz kişiler müdahale etmemeli Aksa Doğalgaz, bacaların yer aldığı balkon veya terasların kapatılması gibi tadilatların yalnızca baca güvenliği açısından değil, doğal gaz tesisatının yeniden projelendirilmesi açısından da önemli değişiklikler oluşturacağına dikkat çekti. Doğal gaz kullanılan alanlarda balkonun veya terasın kapatılması, alanın mutfak veya salonla birleştirilmesi gibi kullanım alanını farklılaştıran işlemler sonucunda yakıcı cihazın bulunduğu ortamda havalandırma şartları değişebiliyor ve mevcut durumda iç tesisat projesinin sertifikalı firmalar tarafından yeniden değerlendirilmesi ile proje tadilatı gerekiyor. Periyodik bakım ile erken aşamada tespit Şirket, doğal gaz cihazlarının periyodik bakımının ihmal edilmemesi gerektiğine de dikkat çekiyor. Yetkili servisler tarafından yapılacak yıllık bakım sayesinde baca ve ek yerlerinin sızdırmazlığı ile yakıcı cihazın genel çalışma durumu kontrol edilerek olası arızalar erken aşamada tespit edilebiliyor. Düzenli bakımın hem güvenli kullanım sağladığı hem de cihazların daha verimli çalışmasına katkı sunduğu belirtiliyor.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 10:26
Çukurova’da arazilerini dolu vuran üretici mısırı söküp ayçiçeğine yöneldi
Adana’nın Kozan ilçesinde çiftçiler, dolu yağışının hasar verdiği mısır ekili arazilerine ayçiçeği ekmeye başladı. Kozan ilçesinde geçtiğimiz hafta Çukurören, Yassıçalı ve Işıklı mahallelerinde dolu yağışı etkili oldu. Yağıştan birçok tarım arazisi etkilenirken, en fazla zarar mısırda görüldü. Bunun üzerine ilçedeki çoğu çiftçi, zarar gören mısırlarını sökerek yerine ayçiçeği ekmeye başladı. Çukurören Mahallesi’nde 45 dönüm alanda mısır üretimi yapan çifti Bahri Aladağ da mısırları sökerek ayçiçeği ekimi gerçekleştirdi. Büyük bir afet yaşadıklarını anlatan çiftçi Aladağ, "Geçtiğimiz hafta çok şiddetli dolu yağdı. Mısırlar büyük zarar gördü, sökmek zorunda kaldık. Hem zamandan kayıp yaşadık hem verimden olduk" dedi. "Dönüm başına 10 bin TL zarar" Üretici Tahsin Aladağ ise bölgede zarar oluştuğunu ifade ederek, "Portakal, şeftali bahçeleri, buğday tarlaları büyük zarar gördü. 50 dönüm arazide dönüm başına yaklaşık 10 bin TL zarar olduğunu hesaplarsak yaklaşık 500 bin TL zarar var. Tüm bakımları yapılmıştı, sadece mısırın sulaması kalmıştı" diye konuştu. Zarar gören mısır ekimini sökerek ayçiçeği ekmeye başladıklarını kaydeden Aladağ, "Şimdi ayçiçeği ekiyoruz. Hava çok sıcak gitmez, serin geçer ve sulama sorunu yaşamazsak ayçiçeğinden umutluyuz" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 12:25
Kırşehir’de SGK’dan kayıt dışı istihdam uyarısı
2
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:29
ŞMS Kopuz ve Bunge, yeni nesil özel yağ portföyünü tanıttı
3
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 11:42
Tarım ve hayvancılıkta erzurum modeli
4
08 Mayıs 2026 Cuma- 10:37
Diyarbakır’da tandırda çömlek böreği
5
12 Mayıs 2026 Salı- 15:04
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:47
İTO Başkanı Avdagiç’ten ‘faiz indirimi’ açıklaması
Merkez Bankası’nın faiz indirimi değerlendiren İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "TCMB’nin politika faizinde indirim döngüsünün devam etmesi, iş dünyasının finansal açıdan önünü görmesi adına olumlu bir adım. Bilhassa KOBİ’lerin finansman maliyetlerindeki artışlara set çekilmesi ve faizlerdeki düşüş kadar krediye erişimin artırılmasının piyasayı rahatlatacağına inanıyoruz" dedi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 100 baz puan düşürerek yüzde 39,5’e çekmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Şekib Avdagiç, iş dünyasının bu indirimin ticari hayata yansıması için kredi düzenlemelerinin gözden geçirilmesinin ve KOBİ kredilerinde trendin yukarı yönlü çevrilmesinin beklentisi içinde olduklarını kaydetti. "Yatırımlara kredi desteğinin artırılması gerektiğine inanıyoruz" TCMB’nin bugün politika faizini 100 baz puan indirmesinin, alınacak diğer tedbirlerle birlikte KOBİ kredilerinde trendi yukarı yönlü çevirmesine ihtiyaç olduğunu kaydeden Avdagiç, "Yatırımlara kredi desteğinin artırılması gerektiğine inanıyoruz" ifadesini kullandı. Faiz indirim döngüsünün devam etmesinin, iş dünyasının finansal açıdan önünü görmesi adına olumlu bir adım olduğunu belirten Avdagiç, şunları söyledi: "Bilhassa KOBİ’lerin finansman maliyetlerindeki artışlara set çekilmesi ve faizlerdeki düşüş kadar krediye erişimin artırılmasının piyasayı rahatlatacağına inanıyoruz. Burada oluşturulacak denge önem taşıyor. Zira enflasyonda yukarı yönlü harekete neden olabilecek gelişmelere fırsat vermememiz gerekiyor. Yıllık enflasyondaki düşüş eğiliminin kesintisiz sürmesini vazgeçilmez önemde görüyoruz. Biliyoruz ki krediler arttıkça, dolayısıyla yatırımlar yükseldikçe ülke olarak daha çok ürettikçe hem faiz hem enflasyon arzu edilen seviyelere gerileyecektir."
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:33
Aslanapa doğalgaza kavuşuyor
Kütahya’nın Aslanapa ilçesinde Doğalgaz CNG İstasyonu ile birlikte ilçede doğalgazda sona yaklaşıldığı, ana hatta test gazı dolum işleminin başarıyla tamamlandığı bildirildi. İlçede 17 Nisan 2025 tarihinde temeli atılan, kurban kesilerek ve dualar edilerek başlatılan çalışmalar sonucunda, Aslanapa Doğalgaz CNG İstasyonu ile birlikte ilçede doğalgazda sona yaklaşıldı. Ana hatta test gazı dolumu başarıyla tamamlanırken, doğalgaz abonelikleri yüzde 95 oranında tamamlandı. Kalan abonelik işlemleri de hız devam ediyor.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:31
Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır
MARS’ın Ipsos Türkiye işbirliğiyle gerçekleştirdiği neobankacılık araştırması, dijital dönüşümün hem finans dünyasındaki, hem de insan hayatındaki etkilerini gözler önüne serdi. Türkiye temsili 12 bölgeden, 750 kişinin katılımıyla yapılan araştırma; mobil bankacılık kullanımından güven algısına, ürün tercihinden neobankacılık bilinirliğine kadar çok sayıda önemli veri ve içgörü sundu. Araştırma yaş kırılımında farklılıkları ortaya çıkardı. Finansal alışkanlıkların hızla değiştiği günümüzde, dijitalleşmenin bankacılık üzerindeki etkisini ortaya koyan önemli bir araştırmaya imza atıldı. MARS ve Ipsos Türkiye işbirliğiyle gerçekleştirilen araştırma, Türkiye temsili 12 bölgeden, 18-54 yaş aralığında ve ABC1C2 sosyo-ekonomik gruplarından 750 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırma, bireylerin finansal işlemlerini nasıl gerçekleştirdiğini, dijital kanallara yönelimin ne düzeyde olduğunu ve özellikle son dönemde öne çıkan "Neobankacılık" kavramına yönelik farkındalık ve yaklaşımı kapsamlı şekilde analiz etti. Araştırmada öne çıkan başlıklar şu şekilde: "Türkiye’nin yüzde 89’u dijital bankacılık kullanıyor Araştırmaya göre, Türkiye’de yukarıdaki hedef kitle tanımına giren her 10 kişiden 9’u finansal işlemlerini en çok mobil veya internet bankacılığı üzerinden gerçekleştiriyor. Mobil uygulamalar ve dijital platformlar, kullanıcıların yalnızca zamanla yarıştığı değil; aynı zamanda güven, hız ve maliyet avantajı aradığı temel finansal çözüm noktalarına dönüşmüş ve şube-çağrı merkezlerini geride bırakmış durumda. Aktif bankacılık kullananların yüzde 89’u dijital bankacılığı tercih ederken, geleneksel şubeler (yüzde 8) ve çağrı merkezleri (yüzde 3) ise daha az tercih edilen seçenekler arasında yer alıyor. Dijital bankacılığı en çok tercih eden yaş grubu, yüzde 93 kullanım oranı ile 35-44 yaş. Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise kullanıcıların bankacılık ürünleri konusundaki çeşitliliği. Katılımcılar ortalama 4,2 farklı finansal ürün veya hizmet kullanıyor. Bu sayı; İstanbul, Ankara ve İzmir toplamına bakıldığında ortalama 4,6’ya kadar yükseliyor. Kredi kartı ve banka kartları, kullanılan ürünler arasında yüzde 62 ile en yaygın olanlar. Yaş ve sosyo-ekonomik statü yükseldikçe, kullanılan ürün sayısının da arttığı gözlemleniyor. Finans kurumu tercihinde güven her şeyden önce geliyor Araştırma, finans sektöründe güvenin hala vazgeçilmez bir kriter olduğunu da ortaya koyuyor. Katılımcıların finans kurumu seçiminde ilk tercih ettikleri unsurların başında yüzde 18 oran ile "güvenilirlik" geliyor. Güven algısını, maaş hesabının aynı kurumda bulunması (yüzde 11) ve bankanın indirim, kampanya ve ayrıcalıklar sunması (yüzde 9) takip ediyor. Özellikle 45-54 yaş aralığındaki kullanıcılar için, maaşın yattığı banka sadece bir ödeme noktası değil, aynı zamanda güvenin ve sürekliliğin sembolü. Bu yaş grubundaki kullanıcılar, riskten uzak durma eğilimleriyle, yıllardır çalıştıkları ve gelir akışlarını yönettikleri kurumları değiştirmekte daha temkinli davranıyor. Finansal istikrarı ve alışkanlıklarını ön planda tutan bu kesim için "maaş hesabı" sadece pratik bir tercih değil, aynı zamanda bir güvence anlamına geliyor. Bu yaş grubundaki kullanıcılar, finansal kararlarında alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kalıyor. Gençler için banka fiziksel değil Genç kullanıcılar ise bambaşka bir profil çiziliyor. Gençlerin, finansal beklentileri daha değişken, dinamik ve beklentisi yüksek. Bu grup için bankacılık hizmetlerinde hız, kullanıcı dostu uygulamalar ve veri güvenliği en önemli ihtiyaçlar arasında. Öyle ki, bu yaş grubunun büyük bölümü için bir bankanın fiziksel varlığı artık belirleyici değil. Dijital deneyimin kesintisiz, hızlı ve düşük maliyetli olması yeterli. Araştırmaya göre, geleneksel bankacılık hizmetlerinde kullanıcıların en çok şikayetçi olduğu konuların başında yüzde 15 ile kredi ve mevduat faiz oranlarının yüksekliği geliyor. Bunu yüzde 14 oranıyla çeşitli işlem ücretleri ve masraflar takip ediyor. Özellikle 45 yaş ve üzeri kullanıcılar, bu tür finansal maliyetleri daha fazla önemserken; 18-24 yaş aralığındaki genç kullanıcılar için en büyük memnuniyetsizlik kaynaklarından biri, bankacılık ürün başvurularında karşılaştıkları yüksek red oranları. İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaşayan kullanıcılar ise işlem yavaşlığı ve uzun bekleme sürelerinden, diğer illerde yaşayanlara kıyasla daha fazla şikayetçi. Yaş, bölge ve sosyo-ekonomik statü farklılıkları, bankacılık deneyiminde öne çıkan sorunların da kişiselleştiğini gösteriyor. Kullanıcıların finansal hizmetlerde ihtiyaç duydukları unsurlar da yaş gruplarına göre farklılık gösteriyor. İşlemlerin hızlı gerçekleşmesi ve kişisel verilerin güvenli şekilde korunması, 18-34 yaş aralığındaki kullanıcılar için ön plandayken; 45 yaş üzeri grupta "yıllık kart aidatlarının kaldırılması" talepleri öne çıkıyor. Bu yaş grubu için her yıl düzenli olarak alınan kart ücretleri hala önemli bir memnuniyetsizlik nedeni. Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de son yıllarda dünya genelinde yükselen bir trend olan "neobankacılık" kavramına dair toplumsal farkındalık düzeyi oldu. Katılımcıların yüzde 63’ü neobankacılığı daha önce hiç duymadığını belirtirken, yalnızca yüzde 12’si bu konuda bilgi sahibi olduğunu ifade etti. Yani her 10 kişiden 6’sı için kavram hala yabancı. Katılımcılara neobankacılık tanımı yapıldıktan sonra, yüzde 76’sı bu modelin kendisine uygun olabileceğini söylüyor. Özellikle erkek kullanıcılar, AB sosyo-ekonomik statü grubu ve büyükşehirlerde yaşayanlar neobankacılığa daha sıcak bakıyor. Kullanıcıların bu yeni nesil bankacılık modeline ilgi göstermesinin temel sebepleri ise pratiklik (yüzde 48), işlemlerin hızlı yapılabilmesi (yüzde 45) ve düşük işlem masrafları (yüzde 44). 45 yaş üzerindeki kullanıcılar içinse bu masrafların düşüklüğü daha kritik bir tercih sebebi. Yine de, geleneksel bankacılıktan vazgeçemeyen, dijital çözümlere mesafeli yaklaşan önemli bir kitle de var. Özellikle 45-54 yaş grubu, alıştığı bankayı değiştirmek istemediğini belirtiyor. Bu yaş grubunun yüzde 38’i, dijitalleşmeye direnç göstermesinin başlıca nedeni olarak "geleneksel bankamla devam etmek istiyorum" ifadesini kullanıyor. Ayrıca bu kullanıcıların dijital araçlara olan aşinalığının düşük olması da, geçiş sürecini yavaşlatıyor. Tüm bunlar sonucunda araştırma, her 5 kişiden 1’inin mevcut bankasındaki ana hesabını tamamen bir neobankaya taşımaya hazır olduğunu, her 10 kişiden 6’sının ise bu fikre olumlu yaklaştığını ortaya koyuyor. Kadınlar, daha düşük sosyo-ekonomik statü grupları ve 45 yaş üzeri kullanıcılar bu konuda daha temkinli dururken; erkekler ve AB statüsündeki katılımcılar, dijital bankacılığa geçişte öncü konumda." "Geleneksel bankalar, kullanıcıları neobankalara hazırladı" Araştırma ile ilgili görüşlerini aktaran MARS Kurucu Ortağı Emrah Kaya, "Ipsos ile bu araştırmayı yapmaktaki temel amacımız, Türkiye’de hızla dijitalleşen finansal davranışları, kullanıcıların değişen beklentilerini ve neobankacılık gibi yeni nesil modellerin toplumdaki karşılığını objektif verilerle ortaya koymaktı. Elde ettiğimiz sonuçlar, dijital bankacılığın artık sadece gençlerin değil, geniş bir yaş aralığının günlük finansal rutininde merkezde yer aldığını açıkça gösteriyor. Ancak aynı zamanda, güven faktörünün hala her yaş grubunda belirleyici olduğunu ve özellikle orta yaş ve üstü kişilerde geleneksel alışkanlıkların kolay kolay terk edilmediğini de görüyoruz. Neobankacılık kavramı Batı toplumlarında hızla benimseniyor; bizim toplumumuzda tam anlamıyla yerleşmiş değil, fakat araştırma potansiyelin yüksek olduğunu bize gösterdi. Bu potansiyelin oluşmasında, geleneksel bankaların son yıllarda dijital kanallara yaptığı yatırımların önemli bir etkisi oldu. Mobil bankacılık uygulamaları ve internet şubeleri aracılığıyla kullanıcılar dijital finansal işlemlere alıştı; bu da onları, tamamen dijital işleyen neobankacılık modellerine daha açık ve hazır hale getirdi. Başka bir deyişle, geleneksel bankaların dijitalleşme hamleleri kullanıcıları neobankalara hazırladı. Bugün her dört kişiden üçü bu modele olumlu bakıyor. Geleneksel bankacılığa nazaran masraf ve komisyonlar açısından daha avantajlı olması, tüm bankacılık ihtiyaçlarını tek bir yerde toplaması, işlem süreçlerinin hızlı ve pratik ilerlemesi gibi avantajlar neobankacılığı cazip kılıyor. Özellikle dijital okuryazarlığı yüksek kullanıcılar için bu model, klasik bankacılığın sunduğu deneyimin ötesine geçiyor. Ayrıca neobankacılık, geleneksel bankalarda sunulmayan düşük komisyonlu işlemler, anında sanal kart, bütçe yönetimi ve premium hizmetler gibi ayrıcalıklı dijital ürün ve hizmetlere erişim imkanı sunuyor" dedi. Ipsos Türkiye Stratejik Araştırmalar Bölüm Lideri ve İcra Kurulu Üyesi Beste Yıldız ise "MARS için gerçekleştirdiğimiz araştırma, neobankacılık kavramının Türkiye’de henüz geniş kitlelere ulaşmamış olduğunu gösterdi. Neobankacılık, finansal/bankacılık işlemi yapan her 10 kişinin 6’sı tarafından hiç duyulmamış bir kavram. Diğer yandan, kavramın ne olduğu açıklandıktan sonra her 4 kişiden 3’ünün neobankacılığa pozitif yaklaştığını belirtmesi, büyük bir potansiyele işaret ediyor. Özellikle erkekler, 35-44 yaş grubu ve üst sosyo-ekonomik statü grubunun neobankacılık için daha yüksek potansiyele sahip gruplar olduğunu görüyoruz. Bu potansiyeli doğru değerlendirmek için bilinirliği artırmak ve güven inşa etmek öncelikli alanlar olarak ortaya çıkıyor. Güvenin yanı sıra hız, kolaylık ve düşük maliyet, temel değer önerileri olarak ön plana çıkartılmalı" dedi.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:28
Kars’ta Eylül ayında 52 bin 845 kişi uçtu
Kars Harakani Havalimanı’nın 2025 yılı Eylül ayına ait hava yolu uçak, yolcu ve yük istatistikleri açıklandı. Buna göre; Kars Harakani Havalimanı’nda Eylül ayında, iç hat yolcu trafiği 52 bin 845 oldu. Eylül ayında Kars Harakani Havalimanı’na iniş-kalkış yapan uçak trafiği 314 olurken, 466 ton yük taşındı. 2025’İn ilk 9 ayında ise Kars Harakani Havalimanı’nda hizmet verilen yolcu 458 bin 385, uçak trafiği 2 bin 829 ve 4 bin 203 ton ise yük taşındı.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:25
Eskişehir’den Avrupa’ya Açılan Kapı: KOBİ’ler için Sürdürülebilir Büyüme ve AB Fırsatları etkinliği
"Eskişehir’den Avrupa’ya Açılan Kapı: KOBİ’ler için Sürdürülebilir Büyüme ve AB Fırsatları" etkinliği, Belçika Ticaret Heyeti’nin katılımıyla Eskişehir Sanayi Odası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Çağrı Özeçoğlu, Belçika’nın Ankara Büyükelçiliği Misyon Şefi Christophe Lechat, Brüksel Bölgesi Ekonomi ve Ticaret Ataşesi Stefano Missir di Lusignano, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’ndan Ela Yazıcı İnan, sanayiciler, akademisyenler ve basın mensupları katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın artık yalnızca Avrupa’nın değil, tüm dünyanın sanayi politikalarını yeniden şekillendiren bir yol haritası olduğunu vurguladı. Kesikbaş, "Yeşil dönüşüm, sadece çevreyi korumak değil; rekabet gücümüzü artırmak, yeni pazarlara daha güçlü açılmak anlamına geliyor. Eskişehir sanayisi bu dönüşümü fırsata çevirecek güç, vizyon ve kararlılığa sahiptir." dedi. Kesikbaş, Eskişehir Sanayi Odası’nın Model Fabrika ve Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi aracılığıyla sanayicilere verimlilik, dijitalleşme, enerji verimliliği ve karbon ayak izi hesaplama konularında rehberlik ettiğini belirtti. Bu çalışmaların, firmaların Avrupa pazarında daha rekabetçi hale gelmesini sağladığını ifade etti. Kesikbaş konuşmasını, "Birlikte çalışarak, birlikte öğrenerek, birlikte dönüşeceğiz." sözleriyle sonlandırdı. Programda ayrıca Avrupa Birliği’nin sanayi politikaları, Yeşil Mutabakat sürecinde Türk şirketlerini bekleyen fırsatlar, dijital ürün pasaportu uygulamaları ve firma başarı hikâyeleri de paylaşıldı. Etkinlik, firmalar arası iş görüşmeleriyle tamamlandı.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:13
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi
İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No’lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı. Yayıncılık sektörünün önde gelen temsilcilerini, akademisyenleri ve kamu yöneticilerini bir araya getiren zirvede, yapay zekânın sektöre kazandırdığı imkanların yanı sıra etik, fikrî mülkiyet ve insan emeğinin korunmasına yönelik riskler masaya yatırıldı. Zirvede "teknolojiyi anlamlandıran" bir yayıncılık kültürünün geleceği şekillendireceği görüşü öne çıktı. İstanbul Ticaret Üniversitesi; İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No’lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi düzenledi. Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce’de gerçekleştirilen zirve, yayıncılık sektörünün geleceğini insan-merkezli bir bakışla tartışmaya açtı. İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken’in de katıldığı zirvenin açılış konuşmaları İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO 32 No’lu Basım-Yayın Meslek Komitesi Başkanı Halil Çelik, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı M. Burhan Genç tarafından yapıldı. Bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan’ın Açılış Oturumu konuşmasını yaptığı zirveye, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Genel Sekreteri Erdal Cesar, Basın Yayım Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karagüllüoğlu, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Basım, Yayın ve Medya Sektör Kurulu Başkanı Sadettin Budak, Anadolu Ajansı Yayınlar Müdürü Oğuz Karakaş, yayınevleri yöneticileri, basın mensupları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Ortak vurgu: "İnsan emeği ve etik çerçeve" Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Kuralay, konuşmasında dijitalleşme ve yapay zekânın en çok etkilediği alanlardan birinin yayıncılık olduğunu belirterek teknolojinin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kendi kültürünü de beraberinde getirdiğini vurguladı. Dr. Kuralay, kağıt kitapların hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü, Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki yoğun ilgiden bunun açıkça görüldüğünü ifade etti. Dr. Kuralay, "Ben yazılarımı yazarken yapay zekâya sormuyorum, çünkü o zaman yazı artık bana ait olmaz" diyerek teknolojinin insan emeği ve kültürel değerlerle dengeli biçimde kullanılmasının önemine dikkat çekti. "Görmezden gelinemez" Rektör Prof. Dr. Şimşek de yapay zekânın matematiksel bir zemin üzerinde yükselen "düşünmeyi kolaylaştırıcı bir yöntem" olduğunu belirterek, yayıncılık alanının bu dönüşümü görmezden gelemeyeceğini söyledi. Prof. Dr. Şimşek, üniversitenin akademik kadrosu ve imkânlarıyla bu tartışmaya katkı vermekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Münir Üstün ise yapay zekânın "bilgiyi üretme ve aktarma biçimimizi" yeniden şekillendirdiğini söyleyerek, verimlilik ve erişim kadar etik ilkeler ile fikrî hakların korunmasının da tartışmanın merkezinde kalması gerektiğini kaydetti. Burhan Genç de yapay zekâyı "nükleer enerjiye benzer çift yönlü bir güç" olarak tanımlayarak, etik-hukuki sınırların şirketler eliyle hızla geliştirilen bu teknolojide kamusal dengeyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Halil Çelik ise yayıncılığın yalnızca bir üretim hattı değil, "kültür aktarımının kalbi" olduğunun altını çizerek, yapay zekânın sektöre getirdiği hız ve kolaylığın yanında "insan eliyle üretilenin değeri nasıl korunacak?" sorusunu gündeme taşıdı. Açılış oturumu: "Yapay zekâ çağında insan kalmak" Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi’nin açılış oturumu ise İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri (İng.) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öykü İyigün’ün moderatörlüğünde, bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan’ın konuşmasıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sinan Canan, yapay zekânın özünde insanın ürettiği dil, bilgi ve kültürel birikim bulunduğunu vurguladı. "Yapay zekâ, insan sözünden türeyen bir teknolojidir; yeni olanı söyleyemez, sadece var olanı yeniden biçimlendirir" ifadeleriyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. Canan, üreticiliğin hızla üretmek değil, söylenmemiş olanı kurabilme cesareti olduğunu belirtti. Günümüz dijital dünyasının insan psikolojisinin zaaflarını hedef alarak dikkati bir meta haline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Canan, bu çağda bireyin kendi farkındalığını koruyabilmesi için bilinçli bir duruşa sahip olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Canan, teknolojiyi insanı yükselten bir araç olarak kullanmanın kültürel bir olgunluk gerektirdiğini ifade etti. Oturum, insanın kendi gündemini belirleyebildiği, dilini zenginleştirdiği ve teknolojiyi anlamlandırabildiği sürece çağın en güçlü öznesi olabileceği mesajıyla sona erdi. 1. Oturum - Çocuk yayıncılığı ve çizerlik Zirvenin Çocuk Yayıncılığı ve Çizerlik başlıklı ilk oturumu, Doç. Dr. İlker Köse moderatörlüğünde yapıldı. Oturumda Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nden Dr. Melike Palsü Kurt, İllüstratörler Platformu Kurucu Başkanı Nurgül Şenefe, Zürafa Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Adem Kaya ve Çocuk kitabı yazarı Ahmet Melih Karauğuz, çocuk yayıncılığı ile çizerliğin yapay zekâ çağında nasıl konumlanması gerektiğini; fırsatları, riskleri ve etik sınırlarıyla tartıştı. Kurt, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’ne atıfla "yapay zekâ bilincinin" çocuklukta başlaması gerektiğini vurguladı. Ekran süresi tartışmalarının tek başına yeterli olmadığını, asıl meselenin algoritmik farkındalık, etik ve siber güvenlik olduğunu söyledi. Kurumun çocuklara yönelik uzay ve yapay zekâ temalı projelerinden örnekler paylaşan Kurt, "Kodlamayı tek başına bir hedef değil, analitik düşünme ve problem çözme kültürünün parçası olarak görmek zorundayız" dedi. İkinci konuşmacı Şenefe ise üretken yapay zekânın üretici sektörlerde "hak ihlali ve şeffaflık" sorunlarını büyüttüğünü belirtti. Eğitim ve toplumsal bilinç olmadan kullanıcıların "yönetilen tüketicilere" dönüşebileceği uyarısında bulunan Şenefe, veri madenciliği süreçlerinin telif ve insan hakları boyutuyla ele alınmasını, şeffaf eğitim verisi, izin ve ücretlendirme ilkelerinin netleşmesini istedi. Kaya ise büyük uluslararası yayınevlerinin çocuk kitaplarında yapay zekâ üretimini sınırlayan politikalarına dikkat çekti. Metin başlığı bulma, dil düzeltme gibi yardımcı işlevlerde fayda görürken, sanatsal üretim ve pedagojik denetimin insanın sorumluluğunda kalması gerektiğini vurgulayan Kaya, e-kitabın basılı kitabı bitirmediğini hatırlatarak "Amaç hızlı üretim değil, iyi eser üretmektir" mesajı verdi. Şair Abdürrahim Karakoç’un Mihriban şiirinden örnek veren, yapay zekanın insana yönelik tüm tehditlerine rağmen, "Lambada titreyen alev üşüyor" ifadesindeki duyguyu hiçbir zaman veremeyeceğini hatırlattı. Oturumun son konuşmacısı Karauğuz da yapay zekâyı "sanatın yerine geçen değil, asistan" bir araç olarak konumlandırdı. Yapay zekânın taslak, sahne kurgusu ve görsel oluşturma gibi aşamalarda süreyi kısaltabileceğini; asıl katma değerin ise yayıncılıkta veri analitiği gibi alanlarda ortaya çıkacağını belirten Karauğuz, Türkiye’de yayıncılığın düşük kârlılık ve verimsizlik sorunlarına da değinerek teknolojinin akıllı kullanımını önerdi. 2. Oturum: Edisyon ve çeviri Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen "Edisyon ve Çeviri" oturumunda Kronik Kitap Proje Editörü M. Murtaza Özeren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Yayınları Müdürü Halil İbrahim Binici, Epona Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sedat Demir, 29 Mayıs Üniversitesi’nden Mütercim ve Tercümanlık Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Öner katıldı. Özeren, çevirmenlerin bireysel olarak kullandığı üçüncü taraf yapay zekâ araçlarının sektörü "kontrolsüz" bıraktığını belirterek yayıncıların kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş çeviri-edisyon motorlarına yatırım yapması çağrısı yaptı. Özeren, "Yapay zekâ ‘özne’ değil bir araç. Bu nedenle yayınevleri bünyesinde yapay zekâ operatörleri istihdam edilmeli, editör ve çevirmenlere sistemli eğitim verilmeli. Araç doğru kurgulanır ve denetlenirse mesleği bitirmez, tersine nitelikli editör ve çevirmenin değerini artırır" dedi. Binici de büyük akademik yayınevlerinde editoryal ajanların kullanılmaya başlandığını, ilk çıktıları kısa sürede görüleceğini söyledi. Türkiye’de YÖK’ün 2024’te yayımladığı yapay zekâ etik çerçevesini hatırlatan Binici, üniversite yayıncılığının öncülüğünde tüm sektöre yayılan ortak bir etik kullanım rehberi hazırlanmasını önerdi. Dr. Demir ise yapay zekânın yayıncılıkta kaçınılmaz bir ortak olacağını ancak kurmaca ve şiirde üslup, kişisel deneyimin yerini alamayacağını vurguladı. Telif ve düzenleme alanında bağlayıcı kurallar gerektiğini belirten Dr. Demir, "Klişe kurguyu makine kurar; fakat travmayı, birikimi hâlâ yazar kurar" ifadesini kullandı. Son konuşmacı Prof. Dr. Öner de konuşmasında Can Yücel ve Shakespeare üzerinden yaptığı sınıf içi deneyleri paylaştı. ChatGPT’nin İngilizce şiirsel formları taklit ederken uyak ve ritimde zaman zaman başarılı sonuçlar verdiğini; ancak Türkçeye geçtiğinde hece ölçüsü, akıcılık ve anlam katmanlarında bariz hatalar ürettiğini anlattı. Prof. Dr. Öner, bu bulguların insan çevirmenin estetik kararları ve dili içerden sezme yeteneğinin yerini şimdilik tutmadığını gösterdiğini söyledi. 3. Oturum: Eğitim yayıncılığı ve pazarlama İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal moderatörlüğünde düzenlenen Eğitim Yayıncılığı ve Pazarlama oturumda ise Marka Uzmanı-Yazar Ömer Şengüler, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kaleci, Kastamonu Üniversitesi Yapay Zekâ Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer ve UK Danışmanlık Kurucusu Dr. Umut Köksal konuşmacı olarak katıldı. Şengüler konuşmasında bilgiye erişimin hızlanmasıyla yayınevlerinin yalnızca basım yapan kurumlardan içerik küratörlüğüne evrileceğini söyledi. Okur tercihlerinde belirleyici unsurun yayıncının marka güveni olacağını vurgulayan Şengüler, kişilerin ve kurumların ‘dijital ikizleri’nin şimdiden üretilebildiğini, bu nedenle seçici ve rehberlik eden yayıncılık yaklaşımının öne çıkacağını belirtti. Dr. Kaleci de yapay zekâ entegrasyonundan en yüksek verimi akademik yayıncılığın aldığını ifade etti. Dr. Kaleci, ön inceleme, dil-kaynak kontrolü, intihal ve referans güncelliği gibi editoryal adımların otomasyonu sayesinde süreçlerin haftalara indiğini anlattı. Açık erişim ve yaşayan yayın gibi yeni formatların yükseldiğini söyleyen Dr. Kaleci, buna paralel etik ihlaller ve sahte yayıncılık risklerine karşı daha sıkı denetim çağrısı yaptı. Prof. Dr. Kamer ise teknolojik dönüşümün meslekleri yok etmekten çok rolleri dönüştürdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Kamer, eğitim yayıncılığında yapay zekânın özetleme, görselleştirme ve içerik sıralama gibi işlerde asistan olduğunu; nihai içeriklerin pedagojik uygunluk, etik ve seviye açısından insan editörlerce doğrulanması gerektiğini belirtti. Son konuşmacı Dr. Köksal da eğitim yayıncılığında başarının veri analitiği-yapay zekâ birlikteliğine dayandığını söyledi. Dr. Köksal, okurun sayfa/dakika bazlı okuma alışkanlıkları, terk noktaları ve geri dönüş oranlarının makine öğrenmesi ile anlamlandırıldığını; böylece kişiye özel içerik önerileri, bölge ve kitle bazlı satış öngörüleri, stok ve baskı planlamasında optimizasyon yapılabildiğini aktardı. 4. Oturum: Telif hakları Son oturum, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker moderatörlüğünde gerçekleşti. Konuşmacılar Kültür ve Turizm Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Belgelendirme Daire Başkanı Dr. Belgin Aslan, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Genel Sekreteri Av. Arb. Melahat Boran ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Av. Doç. Dr. Cahit Suluk oldu. İlk konuşmacı Dr. Aslan, küresel düzeyde yapay zekâ düzenlemelerinin hızla yayıldığını, özellikle AB Yapay Zekâ Tüzüğü’nün yayınevlerine yeni yükümlülükler getirdiğini ifade etti. Bu tüzüğün genel amaçlı yapay zekâ sistemlerine veri kaynağı açıklama, telif uyum politikası ve model eğitimi şeffaflığı şartı getirdiğini belirten Dr. Aslan, Türkiye’de yapay zekâya özgü bir yasa bulunmamakla birlikte, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun hâlen geçerli temel dayanak olduğunu söyledi. Av. Boran da yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde telifli yayınların kaçınılmaz veri kaynağı olduğunu belirterek, çözümün toplu lisanslama ve şeffaflık ilkelerinde yattığını söyledi. Av. Boran, Meta, OpenAI davalarından örneklerle, korsan içerikle model eğitiminin uluslararası yargıda artık ihlâl sayıldığını ifade etti. Av. Doç. Dr. Suluk ise telif hukukunun sanayi çağında doğan bir teşvik ve tekel sistemi olduğunu hatırlatarak, yapay zekâ çağında karşılaşılan üç temel sorun alanını sıraladı: eğitim verilerinin kullanımı, üretilen çıktılar üzerindeki hakların korunması ve taklit ya da işleme sorunları. Klasik telif anlayışının geniş bir koruma sunduğunu ancak model eğitiminde izinsiz veri kullanımının ihlâl riskini artırdığını belirten Dr. Suluk, çıktılara eser statüsü verilmemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Suluk, dünya genelinde benimsenen yaklaşımın, "eser sahibinin insan olduğu, yapay zekânın ise yalnızca bir araç olarak değerlendirildiği" yönünde olduğunu ifade etti.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:09
Tropik bitkilerden sebzeye: Öğrenciler seralarda deneyim kazanıyor
Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu seralar, üretime katkı sağlamanın yanı sıra gençlere de tarımı sevdirmeye büyük katkı sağlıyor. Tropik bitkilerden yazlık ve kışlık sebzelere kadar çok sayıda üretimin yapıldığı seraları ziyaret eden öğrenciler, teknik bilgiler alarak deneyim kazanıyor. Ordu Büyükşehir Belediyesi, uygulamaya koyduğu tarım projeleriyle dikkat çekiyor. Her alanda üretimi destekleyen Büyükşehir Belediyesi, kurduğu seralarda ürettiği kışlık ve yazlık sebze fidesi ve meyve fidanı dağıtımı gibi üreticilere gelir getirici projelerin ardından, çocukların ve gençlerin üretime olan ilgisini artırmak için de çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu seralar üretime katkı sağlamanın yanı sıra gençlere de tarımı sevdirmeye büyük katkı sağlıyor. Tropik bitkilerden yazlık ve kışlık sebzelere birçok üretimin yapıldığı seraları ziyaret eden öğrenciler, teknik bilgiler alarak deneyim kazanıyor. Bu kapsamda Fatsa Şehit Ümit Kesti Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, Büyükşehir Belediyesi’nin Gülyalı Turnasuyu Mahallesi’nde kendi bünyesinde kurduğu seraları ziyaret etti. Programda öğrencilere tropik meyve yetiştiriciliği ve sebze yetiştiriciliği hakkında bilgilendirme yapıldı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, seraları ziyaret eden öğrencilerle bir araya geldi. Öğrencilere seraları gezdiren Başkan Güler, burada tarım alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. "Öğrencilerimize uygulama açısından katkıda bulunuyoruz" Öğrencilerin ziyaretinde değerlendirmelerde bulunan Başkan Güler, seraların öğrencilerin uygulamaları için önemli olduğunu söyledi. Üretim seralarının hem yeni ürünlerin denendiği, hem de ekonomik açıdan katkılar sağladığını kaydeden Başkan Güler, "Tarım lisesinden öğrencilerimizi seralarımızda ağırlıyor, öğretmen ve öğrencilerimize uygulama açısından katkıda bulunuyoruz. Kışlık ve yazlık sebze fidesi üretim seralarımızın yanı sıra tropikal bitkileri de yetiştirdiğimiz seralarımız var. Bu seralarda hem bu ürünlerini bilinirliliğini arttırmak istiyoruz, hem de ekonomiye katkısı olmasını istiyoruz. Bir yandan da çiçek üretimi için çalışma yapıyoruz. Burayı bir çiçek merkezi yapmak istiyoruz. Bunu ticari olarak da değerlendirerek hem ülkenin ihtiyacını hem de Ukrayna-Rusya savaşından sonra Avrupa’ya göndermeyi düşünüyoruz. İl Tarım Müdürlüğümüz de bu çalışmaların önemli bir parçası. Güzel bir birlikteliğimiz var" dedi. Üretim seralarını ziyaret eden öğretmen ve öğrenciler de duygu ve düşüncelerini dile getirdiler. Seraları çok beğendiklerini aktaran öğretmen ve öğrenciler, teorik bilgilerin pekişmesinde seranın kendilerine büyük katkı sağladıklarını ifade ettiler.
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:03
Denizli’de Dijital Dönüşüm Ekosistemi güçleniyor
Türkiye Odalar ve Barolar Birliği (TOBB) himayesinde, Denizli iş dünyasının çatı kuruluşları ev sahipliğinde düzenlenen "Denizli Dijital Dönüşüm Konferansı" yoğun katılımla gerçekleştirildi. Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Marım, Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan ve Akıllı KOBİ İcra Kurulu Üyesi Başar Ceylan’ın açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlikte, KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğunu destekleyen ve deneyimlerini paylaşmalarını sağlayan paneller gerçekleştirildi. DTO Başkanı Erdoğan: "Dijitalleşmeyen işletmelerin küresel rekabette geri kalmaları her geçen gün artmaktadır" İşletmelerin küresel Pazar ile rekabet edebilmeleri için dijitalleşmenin zorunluluk olduğunu belirten DTO Başkanı Uğur Erdoğan konuşmasında "Dijital dönüşümün Bizler her zaman üyelerimizin yanında olmayı, onları sadece temsil gücüyle değil somut çalışmalarla da onların yanında olmayı ilke edinmiş bir duruşumuz var. Üyelerimizin rekabet gücünü arttıran her adım Denizli ekonomisinin büyümesine yapılan bir katkı olarak görmekteyiz. Bugün burada sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağım bir yeniliği ifade etmek isterim. İş dünyamızın dijital dönüşümüne katkı sunmak için üyelerimizin sektörel görünürlüğünü ve rekabet gücünü arttırmak amacıyla bir devlet bankası ile imzaladığımız protokol anlaşması sayesinde dijital dönüşüm paket hizmetlerinden ücretsiz yararlanma protokolünü imzaladık. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebi. İşletmelerimizin dijital yolculuğunu güçlendirmek, sürdürülebilir bir ekonomik kazanca katkı sağlamaktır. Dijitalleşme artık bir tercih değil, işletmelerin rekabet gücünü, verimliliklerini ve gelecekte var olma kapasitelerini belirleyen stratejik bir zorunluluktur. Dijitalleşmeyen işletmelerin küresel rekabette geri kalmaları her geçen gün artmaktadır. Akıllı KOBİ platformu dijital dönüşümde işletmelerimizde farkındalık oluşturmak açısından son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı. DSO Başkanı Kasapoğlu: "Değişen çağı kurumlarımız ve reel sektörle birlikte yakalamalıyız" Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, konferansın açılış konuşmasında, sanayinin sürdürülebilir rekabet gücü için dijital dönüşümün stratejik önemine dikkat çekti. Kasapoğlu, Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, "Gelecek, dijitalleşme yarışında doğru adımları atan, dönüşümü içselleştiren işletmelerin olacak. Biz de Denizli Sanayi Odası olarak, üyelerimizin bu yarışta yalnız kalmaması için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Teknolojiyi bilen, sürdürülebilirliği içselleştiren ve dijitalleşmeyi kültür hâline getiren bir üretim ekosistemi inşa etmek bizim asli hedefimiz. Akıllı KOBİ platformu, dijital dönüşüm yolculuğumuzu hızlandırmak ve firmalarımızın bu sürece uyumunu desteklemek açısından büyük önem taşıyor. Biz de Denizli Sanayi Odası olarak dijitalleşme hedefimizi desteklemek üzere Bilişim Meslek Grubumuzu kurduk ve Denizli Model Fabrika’yı hayata geçirdik. KOSGEB destekleriyle ve Teşvik Ofisimizin katkılarıyla firmalarımızın dönüşüm sürecini güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Değişen çağa, reel sektör ve kurumlarımızla birlikte uyum sağlamamız gerekiyor." dedi. KOBİ’ler için yeni fırsatlar masaya yatırıldı Yoğun ilgi gören etkinlikte, reel sektörün dijital çağa adaptasyonunu hızlandıracak başlıklar masaya yatırıldı. Program kapsamında TOBB’un vizyon projelerinden biri olan "Akıllı KOBİ" platformu tanıtılırken, KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerinde izleyebileceği yol haritaları uzmanlar tarafından detaylı biçimde ele alındı. Katılımcılar; geleceği şekillendiren teknolojiler, e-ticarette lojistik çözümleri, iş süreçlerinin dijitalleşmesi, ödeme sistemleri ve bulut bilişim teknolojileri gibi konularda güncel bilgi ve uygulama örneklerini yakından takip etme fırsatı buldu. KOBİ’lere ücretsiz dijital dönüşüm desteği Etkinlik, yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalmayarak katılımcılara somut fırsatlar da sundu. Program kapsamında düzenlenen ödüllü bilgi yarışması ile KOBİ’lere, dijital dönüşüm süreçlerini başlatmalarına destek olacak ücretsiz dijital dönüşüm paketleri hediye edildi. "Denizli, dijital dönüşümde geleceğini inşa ediyor" Denizli iş dünyası adına yapılan ortak açıklamada, dijital dönüşümün bölgesel kalkınmada stratejik bir unsur olduğu vurgulandı: "Bu konferans, Denizli’nin güçlü üretim altyapısını dijital dünyanın imkanlarıyla entegre etmek için attığımız önemli bir adımdır. KOBİ’lerimizin bu dönüşüme hızla uyum sağlaması, ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzü doğrudan etkileyecektir. Denizli’nin dijital dönüşüm yolculuğunda tüm reel sektörü bu vizyona ortak olmaya davet ediyoruz."
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:46
Samsun’da av turizmi ve kurs belgelerinden 1 milyon 137 bin TL gelir elde edildi
Samsun’da bu yıl açılan av kursları belge gelirinden 1 milyon 65 bin TL, av turizminden ise 72 bin TL olmak üzere toplam 1 milyon 137 bin TL gelir elde edildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Müdürlüğü tarafından Samsun’da bu yıl içerisinde 33 avcılık kursu açıldı. Bu kurslara katılan 694 kişi, kurs bitirme belgesi almaya hak kazandı. Kurs belgesi geliri olarak 1 milyon 65 bin TL, milli ekonomiye kazandırıldı. Öte yandan bu av sezonunda 3 bin 368 av pulu satılırken, bu av pulu satışından da toplam 3 milyon 57 bin TL kazanç sağlandı. Avcılık ve belgelendirme çalışmalarının yanı sıra 2025 yılı içerisinde 3 avcı, Samsun’a av turizmi için geldi. Bu avcılardan av turizmi kapsamında alınan 72 bin TL, milli ekonomiye kazandırıldı. Ayrıca geçen sene av turizmi için Samsun’a gelen 14 avcıdan ise 222 bin TL, milli ekonomiye kazandırılmıştı.
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:24
Tavas Belediyesi filosuna bir araç daha ekledi
Tavas Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü bünyesinde saha çalışmalarında kullanılmak üzere filosuna bir araç dahil etti. Tavas Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, saha çalışmalarında kullanılmak üzere 2025 model çift kabinli aracı filoya dahil etti. Yeni aracın, sahada görev yapan ekiplerin ulaşım ve ekipman taşıma kapasitesini artırarak hizmet kalitesini yükselteceği belirtildi. Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, "Daha yeşil, daha düzenli ve daha yaşanabilir bir Tavas için çalışmalarımız aralıksız sürecek" dedi.
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:24
DTO, KOBİ’ler için bir ilke daha imza attı
Denizli Ticaret Odası (DTO) KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. İş birliği kapsamında, Ege Bölgesi’nde ilk olarak DTO’nun üyeleri, platformun sunduğu e-dönüşüm çözümlerinden yararlanma fırsatı elde etti. Vakıf Katılım, tüm KOBİ ve işletmelerin hayatını kolaylaştıracak e-Yönetim Platformu olan p@ket’i devreye aldı. Denizli Ticaret Odası ile bir iş birliğine imza attı. Firmaların finansal ve operasyonel ihtiyaçlarına tek noktadan erişim sağlayan p@ket ile, Ege Bölgesi’nde ilk olarak DTO üyeleri e-dönüşüm hizmetlerinden ücretsiz faydalanacak. Vakıf Katılım Nakit Yönetimi ve Sigorta Yönetimi Başkanı Taner Akkurt, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Denizli, ülkemizin üretim gücünde ve ihracat kapasitesinde stratejik öneme sahip şehirlerinden biridir. Vakıf Katılım olarak, KOBİ’lerimizin dijital dönüşüm süreçlerini desteklemek amacıyla geliştirdiğimiz p@ket e-Yönetim Platformu ile, finansal işlemler ve ön muhasebe süreçlerinin tamamını sadece bir uygulama üzerinden yönetme imkânı sunuyoruz. Bu iş birliğimiz ile Denizli’deki işletmelerin iş yüklerini hafifletmeyi, zaman tasarrufu sağlamayı ve finansal yönetimlerini daha verimli hale getirmeyi amaçladık. Dijitalleşmenin rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz ve Denizli Ticaret Odası ile imzaladığımız protokolün şehirdeki işletmelere değer katmasını diliyoruz. Denizli Ticaret Odası ile başlattığımız bu iş birliğinin bölgedeki işletmelerimize güçlü bir dijital dönüşüm desteği sunacağını da düşünüyoruz. Tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, protokolümüzün hayırlı olmasını diliyoruz." "Tüm çabamız, üyelerimizin daha iyi imkânlara kavuşmaları için" DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan ise üyelerinin finansal altyapılarının ve hizmet şartlarının iyileştirilmesi yönündeki çalışmalarını sürdüklerini belirterek yeni iş birliğinin sektörler için hayırlı ve uğurlu olmasını diledi. Başkan Erdoğan, "Üyelerimizin dijitalleşme süreçlerine katkı sağlamak, finansal işlemlerini daha hızlı ve kolay hale getirmek, öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Vakıf Katılım ile hayata geçirdiğimiz bu protokol sayesinde üyelerimiz, bankacılık işlemlerini fiziksel evrakla uğraşmadan dijital ortamda gerçekleştirebilecekler. Aynı zamanda e-dönüşüm çözümlerine de erişim sağlayarak operasyonel süreçlerinde hız ve verimlilik avantajı elde edecekler. Bu iş birliğinin, Denizli iş dünyasının rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz ve tüm üyelerimize hayırlı olmasını diliyoruz" dedi. İkili, kurumları arasındaki iş birliği protokolünü DTO hizmet binasının başkanlık makamında düzenlenen törenle imzaladı.
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:18
OYAK’tan uluslararası iş birliği hamlesi
OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Umman ziyareti esnasında dört stratejik anlaşma imzaladı. Madencilik, tarım-gıda ve bilişim alanlarında somut adımlar atılacak. Umman’ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülke arasındaki iş birliği ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Umman Sultanı Heysem bin Tarık ile görüştü. İki ülkenin en üst makamları arasında yapılan görüşmeler esnasında, OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi heyetleri dört anlaşmaya imza attı. Yapılan açıklamaya göre, OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi arasındaki stratejik ortaklığa resmiyet kazandıran anlaşmalar çerçevesinde, madencilik, tarım-gıda ve bilişim alanlarında somut adımlar atılacak olup bu kapsamda 23 Ekim 2025 tarihinde: Bentonit madenciliği alanında faaliyet gösteren OYAK iştiraki Samaş Sanayi Madenleri A.Ş.’nin azınlık hisselerinin, OYAK ile Umman Yatırım Otoritesi tarafından ortaklaşa kurulan OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. (TOI) tarafından devralınmasına yönelik Hisse Edinim Ön Sözleşmesi imzalandı. Tarım alanında ise, OYAK iştiraki olarak bitki koruma ve besleme ürünleri geliştirmek amacıyla Özbekistan’da kurulan Hektaş Asia LLC şirketine, OIA ile Özbekistan İmar ve Kalkınma Fonu ortaklığında kurulu bir fon olan Uzbek-Oman Investment Company LLC tarafından azınlık ortak olarak Yatırım yapılmasını içeren bir Hisse Edinim Ön Sözleşmesi imzalandı. Gıda sektöründe, OYAK’ın bu alandaki çatı kuruluşu olan OYAK Gıda ve Tarım Holding A.Ş. ile Umman Yatırım Otoritesi’nin gıda yatırımlarını yöneten çatı şirketi Oman Food Capital arasında, farklı coğrafyalarda gıda alanındaki tecrübe ve iş birliklerinin değerlendirilmesine yönelik bir İş Birliği Anlaşması imzalandı. Bilişim alanındaki stratejik iş birliği çerçevesinde ise, OYAK bünyesindeki Innovance Bilgi Teknolojileri A.Ş. ile Umman Yatırım Otoritesi’nin telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren iştiraki Oman Datapark arasında çeşitli iş ortaklıklarının geliştirilmesini öngören bir başka İş Birliği Anlaşması imzalandı. Umman Sultanlığı’nın yatırım fonu olan Umman Yatırım Otoritesi (OIA) ile her iki kurumun 250’şer milyon dolar katkı sağlamayı taahhüt ettiği toplam 500 milyon dolar büyüklüğündeki yatırım fonunun Türkiye ile Umman arasında ekonomik iş birliğini güçlendireceğini ifade eden OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, "Bu stratejik ortaklık aynı zamanda OYAK ile Umman Yatırım Otoritesi arasında uzun vadeli ve çok boyutlu bir iş birliği zemini oluşturacaktır. Kurulan ortaklık, şirketimizin portföyünü çeşitlendirmek ve uzun vadeli, inovasyon odaklı büyümeyi güvence altına almak için uluslararası bağlantılardan faydalanma stratejimizin de bir sonucudur" şeklinde konuştu. İmzalanan dört anlaşma ile OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi arasındaki stratejik iş birliğinin resmiyet kazandığını ifade eden Yalçıntaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Şirketimizin uluslararası alandaki yatırımlarını genişletmesine katkı sağlayacak bu anlaşmalar, OYAK’ın küresel yatırım platformunda güçlü ve güvenilir bir oyuncu olarak mevcut konumunu güçlendirmesinin yanı sıra ülkemize yabancı sermaye girişi de sağlayacaktır. Umman Yatırım Otoritesi’nin çeşitli sektör ve coğrafyalardaki tecrübelerinden yararlanılmasına ve maden, liman, tarım ve gıda gibi farklı alanlarda karşılıklı bilgi paylaşımına imkân verecek bu imzalar; büyüme ve inovasyona yönelik uzun vadeli stratejimizin de önemli bir bileşeni olacaktır."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder