EKONOMİ - 23 Ekim 2025 Perşembe 15:13

Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi

A
A
A
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi

İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No’lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı. Yayıncılık sektörünün önde gelen temsilcilerini, akademisyenleri ve kamu yöneticilerini bir araya getiren zirvede, yapay zekânın sektöre kazandırdığı imkanların yanı sıra etik, fikrî mülkiyet ve insan emeğinin korunmasına yönelik riskler masaya yatırıldı. Zirvede "teknolojiyi anlamlandıran" bir yayıncılık kültürünün geleceği şekillendireceği görüşü öne çıktı.


İstanbul Ticaret Üniversitesi; İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No’lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi düzenledi.


Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce’de gerçekleştirilen zirve, yayıncılık sektörünün geleceğini insan-merkezli bir bakışla tartışmaya açtı. İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken’in de katıldığı zirvenin açılış konuşmaları İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO 32 No’lu Basım-Yayın Meslek Komitesi Başkanı Halil Çelik, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı M. Burhan Genç tarafından yapıldı. Bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan’ın Açılış Oturumu konuşmasını yaptığı zirveye, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Genel Sekreteri Erdal Cesar, Basın Yayım Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karagüllüoğlu, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Basım, Yayın ve Medya Sektör Kurulu Başkanı Sadettin Budak, Anadolu Ajansı Yayınlar Müdürü Oğuz Karakaş, yayınevleri yöneticileri, basın mensupları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.


Ortak vurgu: "İnsan emeği ve etik çerçeve"


Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Kuralay, konuşmasında dijitalleşme ve yapay zekânın en çok etkilediği alanlardan birinin yayıncılık olduğunu belirterek teknolojinin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kendi kültürünü de beraberinde getirdiğini vurguladı. Dr. Kuralay, kağıt kitapların hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü, Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki yoğun ilgiden bunun açıkça görüldüğünü ifade etti. Dr. Kuralay, "Ben yazılarımı yazarken yapay zekâya sormuyorum, çünkü o zaman yazı artık bana ait olmaz" diyerek teknolojinin insan emeği ve kültürel değerlerle dengeli biçimde kullanılmasının önemine dikkat çekti.


"Görmezden gelinemez"


Rektör Prof. Dr. Şimşek de yapay zekânın matematiksel bir zemin üzerinde yükselen "düşünmeyi kolaylaştırıcı bir yöntem" olduğunu belirterek, yayıncılık alanının bu dönüşümü görmezden gelemeyeceğini söyledi. Prof. Dr. Şimşek, üniversitenin akademik kadrosu ve imkânlarıyla bu tartışmaya katkı vermekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Münir Üstün ise yapay zekânın "bilgiyi üretme ve aktarma biçimimizi" yeniden şekillendirdiğini söyleyerek, verimlilik ve erişim kadar etik ilkeler ile fikrî hakların korunmasının da tartışmanın merkezinde kalması gerektiğini kaydetti. Burhan Genç de yapay zekâyı "nükleer enerjiye benzer çift yönlü bir güç" olarak tanımlayarak, etik-hukuki sınırların şirketler eliyle hızla geliştirilen bu teknolojide kamusal dengeyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Halil Çelik ise yayıncılığın yalnızca bir üretim hattı değil, "kültür aktarımının kalbi" olduğunun altını çizerek, yapay zekânın sektöre getirdiği hız ve kolaylığın yanında "insan eliyle üretilenin değeri nasıl korunacak?" sorusunu gündeme taşıdı.


Açılış oturumu: "Yapay zekâ çağında insan kalmak"


Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi’nin açılış oturumu ise İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri (İng.) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öykü İyigün’ün moderatörlüğünde, bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan’ın konuşmasıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sinan Canan, yapay zekânın özünde insanın ürettiği dil, bilgi ve kültürel birikim bulunduğunu vurguladı. "Yapay zekâ, insan sözünden türeyen bir teknolojidir; yeni olanı söyleyemez, sadece var olanı yeniden biçimlendirir" ifadeleriyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. Canan, üreticiliğin hızla üretmek değil, söylenmemiş olanı kurabilme cesareti olduğunu belirtti. Günümüz dijital dünyasının insan psikolojisinin zaaflarını hedef alarak dikkati bir meta haline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Canan, bu çağda bireyin kendi farkındalığını koruyabilmesi için bilinçli bir duruşa sahip olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Canan, teknolojiyi insanı yükselten bir araç olarak kullanmanın kültürel bir olgunluk gerektirdiğini ifade etti. Oturum, insanın kendi gündemini belirleyebildiği, dilini zenginleştirdiği ve teknolojiyi anlamlandırabildiği sürece çağın en güçlü öznesi olabileceği mesajıyla sona erdi.


1. Oturum - Çocuk yayıncılığı ve çizerlik


Zirvenin Çocuk Yayıncılığı ve Çizerlik başlıklı ilk oturumu, Doç. Dr. İlker Köse moderatörlüğünde yapıldı. Oturumda Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nden Dr. Melike Palsü Kurt, İllüstratörler Platformu Kurucu Başkanı Nurgül Şenefe, Zürafa Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Adem Kaya ve Çocuk kitabı yazarı Ahmet Melih Karauğuz, çocuk yayıncılığı ile çizerliğin yapay zekâ çağında nasıl konumlanması gerektiğini; fırsatları, riskleri ve etik sınırlarıyla tartıştı. Kurt, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’ne atıfla "yapay zekâ bilincinin" çocuklukta başlaması gerektiğini vurguladı. Ekran süresi tartışmalarının tek başına yeterli olmadığını, asıl meselenin algoritmik farkındalık, etik ve siber güvenlik olduğunu söyledi. Kurumun çocuklara yönelik uzay ve yapay zekâ temalı projelerinden örnekler paylaşan Kurt, "Kodlamayı tek başına bir hedef değil, analitik düşünme ve problem çözme kültürünün parçası olarak görmek zorundayız" dedi.


İkinci konuşmacı Şenefe ise üretken yapay zekânın üretici sektörlerde "hak ihlali ve şeffaflık" sorunlarını büyüttüğünü belirtti. Eğitim ve toplumsal bilinç olmadan kullanıcıların "yönetilen tüketicilere" dönüşebileceği uyarısında bulunan Şenefe, veri madenciliği süreçlerinin telif ve insan hakları boyutuyla ele alınmasını, şeffaf eğitim verisi, izin ve ücretlendirme ilkelerinin netleşmesini istedi.


Kaya ise büyük uluslararası yayınevlerinin çocuk kitaplarında yapay zekâ üretimini sınırlayan politikalarına dikkat çekti. Metin başlığı bulma, dil düzeltme gibi yardımcı işlevlerde fayda görürken, sanatsal üretim ve pedagojik denetimin insanın sorumluluğunda kalması gerektiğini vurgulayan Kaya, e-kitabın basılı kitabı bitirmediğini hatırlatarak "Amaç hızlı üretim değil, iyi eser üretmektir" mesajı verdi. Şair Abdürrahim Karakoç’un Mihriban şiirinden örnek veren, yapay zekanın insana yönelik tüm tehditlerine rağmen, "Lambada titreyen alev üşüyor" ifadesindeki duyguyu hiçbir zaman veremeyeceğini hatırlattı.


Oturumun son konuşmacısı Karauğuz da yapay zekâyı "sanatın yerine geçen değil, asistan" bir araç olarak konumlandırdı. Yapay zekânın taslak, sahne kurgusu ve görsel oluşturma gibi aşamalarda süreyi kısaltabileceğini; asıl katma değerin ise yayıncılıkta veri analitiği gibi alanlarda ortaya çıkacağını belirten Karauğuz, Türkiye’de yayıncılığın düşük kârlılık ve verimsizlik sorunlarına da değinerek teknolojinin akıllı kullanımını önerdi.


2. Oturum: Edisyon ve çeviri


Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen "Edisyon ve Çeviri" oturumunda Kronik Kitap Proje Editörü M. Murtaza Özeren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Yayınları Müdürü Halil İbrahim Binici, Epona Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sedat Demir, 29 Mayıs Üniversitesi’nden Mütercim ve Tercümanlık Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Öner katıldı.


Özeren, çevirmenlerin bireysel olarak kullandığı üçüncü taraf yapay zekâ araçlarının sektörü "kontrolsüz" bıraktığını belirterek yayıncıların kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş çeviri-edisyon motorlarına yatırım yapması çağrısı yaptı. Özeren, "Yapay zekâ ‘özne’ değil bir araç. Bu nedenle yayınevleri bünyesinde yapay zekâ operatörleri istihdam edilmeli, editör ve çevirmenlere sistemli eğitim verilmeli. Araç doğru kurgulanır ve denetlenirse mesleği bitirmez, tersine nitelikli editör ve çevirmenin değerini artırır" dedi.


Binici de büyük akademik yayınevlerinde editoryal ajanların kullanılmaya başlandığını, ilk çıktıları kısa sürede görüleceğini söyledi. Türkiye’de YÖK’ün 2024’te yayımladığı yapay zekâ etik çerçevesini hatırlatan Binici, üniversite yayıncılığının öncülüğünde tüm sektöre yayılan ortak bir etik kullanım rehberi hazırlanmasını önerdi.


Dr. Demir ise yapay zekânın yayıncılıkta kaçınılmaz bir ortak olacağını ancak kurmaca ve şiirde üslup, kişisel deneyimin yerini alamayacağını vurguladı. Telif ve düzenleme alanında bağlayıcı kurallar gerektiğini belirten Dr. Demir, "Klişe kurguyu makine kurar; fakat travmayı, birikimi hâlâ yazar kurar" ifadesini kullandı.


Son konuşmacı Prof. Dr. Öner de konuşmasında Can Yücel ve Shakespeare üzerinden yaptığı sınıf içi deneyleri paylaştı. ChatGPT’nin İngilizce şiirsel formları taklit ederken uyak ve ritimde zaman zaman başarılı sonuçlar verdiğini; ancak Türkçeye geçtiğinde hece ölçüsü, akıcılık ve anlam katmanlarında bariz hatalar ürettiğini anlattı. Prof. Dr. Öner, bu bulguların insan çevirmenin estetik kararları ve dili içerden sezme yeteneğinin yerini şimdilik tutmadığını gösterdiğini söyledi.


3. Oturum: Eğitim yayıncılığı ve pazarlama


İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal moderatörlüğünde düzenlenen Eğitim Yayıncılığı ve Pazarlama oturumda ise Marka Uzmanı-Yazar Ömer Şengüler, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kaleci, Kastamonu Üniversitesi Yapay Zekâ Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer ve UK Danışmanlık Kurucusu Dr. Umut Köksal konuşmacı olarak katıldı.


Şengüler konuşmasında bilgiye erişimin hızlanmasıyla yayınevlerinin yalnızca basım yapan kurumlardan içerik küratörlüğüne evrileceğini söyledi. Okur tercihlerinde belirleyici unsurun yayıncının marka güveni olacağını vurgulayan Şengüler, kişilerin ve kurumların ‘dijital ikizleri’nin şimdiden üretilebildiğini, bu nedenle seçici ve rehberlik eden yayıncılık yaklaşımının öne çıkacağını belirtti.


Dr. Kaleci de yapay zekâ entegrasyonundan en yüksek verimi akademik yayıncılığın aldığını ifade etti. Dr. Kaleci, ön inceleme, dil-kaynak kontrolü, intihal ve referans güncelliği gibi editoryal adımların otomasyonu sayesinde süreçlerin haftalara indiğini anlattı. Açık erişim ve yaşayan yayın gibi yeni formatların yükseldiğini söyleyen Dr. Kaleci, buna paralel etik ihlaller ve sahte yayıncılık risklerine karşı daha sıkı denetim çağrısı yaptı.


Prof. Dr. Kamer ise teknolojik dönüşümün meslekleri yok etmekten çok rolleri dönüştürdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Kamer, eğitim yayıncılığında yapay zekânın özetleme, görselleştirme ve içerik sıralama gibi işlerde asistan olduğunu; nihai içeriklerin pedagojik uygunluk, etik ve seviye açısından insan editörlerce doğrulanması gerektiğini belirtti.


Son konuşmacı Dr. Köksal da eğitim yayıncılığında başarının veri analitiği-yapay zekâ birlikteliğine dayandığını söyledi. Dr. Köksal, okurun sayfa/dakika bazlı okuma alışkanlıkları, terk noktaları ve geri dönüş oranlarının makine öğrenmesi ile anlamlandırıldığını; böylece kişiye özel içerik önerileri, bölge ve kitle bazlı satış öngörüleri, stok ve baskı planlamasında optimizasyon yapılabildiğini aktardı.


4. Oturum: Telif hakları


Son oturum, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker moderatörlüğünde gerçekleşti. Konuşmacılar Kültür ve Turizm Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Belgelendirme Daire Başkanı Dr. Belgin Aslan, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Genel Sekreteri Av. Arb. Melahat Boran ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Av. Doç. Dr. Cahit Suluk oldu.


İlk konuşmacı Dr. Aslan, küresel düzeyde yapay zekâ düzenlemelerinin hızla yayıldığını, özellikle AB Yapay Zekâ Tüzüğü’nün yayınevlerine yeni yükümlülükler getirdiğini ifade etti. Bu tüzüğün genel amaçlı yapay zekâ sistemlerine veri kaynağı açıklama, telif uyum politikası ve model eğitimi şeffaflığı şartı getirdiğini belirten Dr. Aslan, Türkiye’de yapay zekâya özgü bir yasa bulunmamakla birlikte, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun hâlen geçerli temel dayanak olduğunu söyledi.


Av. Boran da yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde telifli yayınların kaçınılmaz veri kaynağı olduğunu belirterek, çözümün toplu lisanslama ve şeffaflık ilkelerinde yattığını söyledi. Av. Boran, Meta, OpenAI davalarından örneklerle, korsan içerikle model eğitiminin uluslararası yargıda artık ihlâl sayıldığını ifade etti.


Av. Doç. Dr. Suluk ise telif hukukunun sanayi çağında doğan bir teşvik ve tekel sistemi olduğunu hatırlatarak, yapay zekâ çağında karşılaşılan üç temel sorun alanını sıraladı: eğitim verilerinin kullanımı, üretilen çıktılar üzerindeki hakların korunması ve taklit ya da işleme sorunları. Klasik telif anlayışının geniş bir koruma sunduğunu ancak model eğitiminde izinsiz veri kullanımının ihlâl riskini artırdığını belirten Dr. Suluk, çıktılara eser statüsü verilmemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Suluk, dünya genelinde benimsenen yaklaşımın, "eser sahibinin insan olduğu, yapay zekânın ise yalnızca bir araç olarak değerlendirildiği" yönünde olduğunu ifade etti.



Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Karabük’te özel çocuk anneleri bocce etkinliğinde buluştu Karabük Üniversitesi’ndeki (KBÜ) Bocce Anneler Ligi etkinliğinde özel bireyler, anneleri ve eğitmenler spor etkinliğinde buluştu. Karabük’te Engelliler Haftası ve Anneler Günü kapsamında bu yıl ikincisi düzenlenen etkinlikte, özel çocuklar ve anneleri bocce etkinliğinde bir araya geldi. Türkiye Bocce Bowling ve Dart Federasyonu İl Temsilciliği ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü koordinesinde Karabük Üniversitesi Demirçelik Kampüsü’nde bulunan Bocce Sahası’nda gerçekleştirilen Bocce Anneler Ligi’nde özel birey anneleri spor yaptı. Özel ihtiyaçlı çocuk annesi Elif Ulusoy annelerle birlikte tatlı bir rekabet içinde olduklarını belirterek, "Bugün buraya bocce oynamaya geldik. Sadece yarışmıyoruz bence. Zaten özel çocuk annesi olmak zor bir şey. Çocuklarımız bize sabrı, sevgiyi öğretiyor. Burada da bence dayanışma içerisinde sabırla tatlı bir yarış yapıyoruz. Çok keyifli. Bize destek olan tüm gönüllülere teşekkür ederiz" dedi. Böyle etkinliklerin kendilerine motivasyon sağladığını vurgulayan Ulusoy, "Çok keyif aldım. Stres attım sanki. Bir sonraki sene de kesinlikle katılmak isterim. Zaten çocuklarımız zor süreçlerden geçiyor. Biz anneler olarak da onlara eşlik ederken zorlanıyoruz. Bence sosyalleşmek ve böyle ortamlarda bulunmak hem güç veriyor hem de motive oluyoruz. Yalnız olmadığımızı fark ediyoruz" ifadelerini kullandı. Anneler Ligi için Bartın’dan geldiğini söyleyen Bartın Otizmli Engelliler Destek Eğitim Danışma Derneği ve Spor Kulübü’nün Yönetim Kurulu Başkanı Berna Şengün, çocuklar kadar annelerinin de sosyalleşmesi gerektiğinin altını çizerek, "16 yaşında otizmli ve Serebral Palsi (CP) bir evladım var benim de. Aynı zamanda Türkiye Özel Sporcular Bartın İl Temsilciliği’ni yürütüyorum. Yani çocuklarımız yıllardır zaten bu alan spor yapıyorlar farklı branşlarda, dört paralimpik branşta. Bu kez de burada annelerimizde yer almaktan çok keyif alıyoruz. Çok güzel bir organizasyon olmuş. Annelerin terapisi açısından stres atmaları açısından farklı şehirlerde farklı arkadaşlarla bir araya gelmesi açısından da çok önemsiyorum" şeklinde konuştu. Şengün Karabük’te böyle nitelikli bir tesisin bulunduğunu görünce sevindiğini belirterek, Ben de Safranboluyum ve gerçekten memleketimle gurur duydum bu tesisle. Bu yapı ve bu organizasyonla ilgili de aynı şekilde. Biz uçaklarda dedikleri gibi oksijen maskesini önce kendinize sonra çocuğunuza takın mantığıyla hareket ediyoruz. Annelerimiz mutlu olacak, sporla sağlık kazanacaklar ve çocuklarına çok daha faydalı olacaklar" diye konuştu. Etkinlik konusunda kesinlikle herkese tavsiye eden Şengün, "İmkanı olan herkes katılmalı. Özellikle özel birey annesi olmak demek, omuzundaki dönem dönem çok çok ağırlaşması anlamına geliyor. Bu gibi organizasyonlar bu yüklerimizi hafifletip nefes aldırıyor" dedi. Türkiye Bocce Bowling Dart Federasyonu (TBBDF) İl Temsilcisi Hasan Turma etkinlikle ilgili; Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık ve Gençlik ve Spor İl Müdürü Coşkun Güven başka olmak üzere organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara ve ailelere teşekkür etti.
Aydın Köşk’te Ragbi Küçükler Grup Yarışmalarında takımlar madalyalarına kavuştu Aydın Köşk ilçesinin ev sahipliğinde gerçekleşen Okul Sporları Ragbi Küçükler Grup Yarışmaları, nefes kesen final müsabakalarıyla tamamlandı. 9 şehirden gelerek Köşk’te buluşan 260 sporcu arasından zirveye adını yazdıran takımlar madalyalarına kavuştu. Antalya’dan Konya’ya, Mersin’den Kütahya’ya kadar geniş bir katılımcı yelpazesine sahip olan turnuvada, küçük sporcuların performansı profesyonelleri aratmadı. Ragbi sporunun disiplin, güç ve hız gerektiren yapısına kısa sürede uyum sağlayan genç yetenekler, izleyicilere seyir zevki yüksek anlar yaşattı. Aydın’ı temsil eden takımların performansı ise yerel sporseverlerden tam not aldı. Zorlu geçen elemelerin ardından hem kızlar hem de erkekler kategorisinde şampiyonluk kupaları sahiplerini buldu. Müsabakalar sonucunda oluşan sıralama ise şu şekilde gerçekleşti: Küçük Erkekler Kategorisi: 1. Konya Abdülhamit Han İmam Hatip Ortaokulu, 2. Kütahya Halime Erkan Ortaokulu, 3. Niğde Süleyman Fethi Ortaokulu 4. Aydın Beyköy Polis Abla Ortaokulu. Küçük Kızlar Kategorisi: 1. Kütahya Halime Erkan Ortaokulu, 2. Konya Şehit Üsteğmen Mehmet Düzenli İmam Hatip Ortaokulu, 3. Niğde Gümüşler Şehit Nail Akdoğan Ortaokulu, 4. Aydın Beyköy Polis Abla Ortaokulu Köşk İlçesini temsil eden Beyköy Polis Abla Ortaokulu, hem kızlar hem de erkekler kategorisinde sergilediği başarılı oyunla Türkiye 4.’lüğü derecesini elde ederek kürsüde yer almayı başardı. Kupa töreninde sporcuları tebrik eden yetkililer, ragbinin Türkiye genelinde yükselen bir ivme kazandığını ve bu organizasyonun sporcuların gelişimine büyük katkı sağladığını vurguladı. Dereceye giren takımlar, aldıkları başarı belgeleri ve madalyalarla Türkiye Şampiyonası finallerine katılma yolunda dev bir adım attı.
İstanbul Yurtta hava durumu Ülke genelinin parçalı ve çok bulutlu, Güneydoğu Anadolu’nun güneyi dışında yurt genelinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların İç Anadolu’nun kuzey ve doğusu, İç Ege, Doğu Akdeniz’in iç kesimleri, Batı Karadeniz’in iç kesimleri, Orta Karadeniz, Sakarya, Bursa, Bilecik çevreleri, Çanakkale’nin doğusu, Isparta çevreleri, Burdur’un doğusu, Antalya’nın iç ve doğusu, Konya’nın kuzey ve batı ilçeleri, Sinop, Giresun çevreleri, Elazığ’ın kuzeyi ile Tunceli ve Bingöl çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın İç Ege, Akdeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu, Orta Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun batısında güneyli yönlerden kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (40-70 km/saat) şeklinde eseceği tahmin ediliyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan tahminlere göre, hava sıcaklığı iç ve batı bölgelerde 4 ila 6 derece azalacak, doğu bölgelerde 3 ila 5 derece artacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak. Rüzgar, genellikle güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, İç Ege, Akdeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu, Orta Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun batısında kuvvetli ve yer yer kısa süreli fırtına (40-70 km/saat) şeklinde esecek. Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle: Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı (Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor) 24 İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 17 İzmir: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı (Yağışların iç kesimlerde yerel kuvvetli olması bekleniyor) 23 Adana: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı (Yağışların kuzey ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor) 25 Antalya: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı (Yağışların iç ve doğu kesimlerde yerel kuvvetli olması bekleniyor) 22 Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı (Yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor) 19 Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 23 Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 19 Diyarbakır: Parçalı ve az bulutlu, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 27
Düzce Melen Su Park’ta utandıran manzara Düzce’nin nefes alma noktalarından Melen Su Park’ta piknikçilerin geride bıraktığı çöp ve çekirdek kabuğu yığınları görenleri hem üzdü hem de kızdırdı. Alan ekiplerce temizlenerek eski haline getirilirken; Düzce Belediyesi çevreyi kirletmenin kamu zararı olduğunu hatırlatarak vatandaşları daha duyarlı olmaya davet etti. Düzce Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekipleri, "Temiz Şehir Düzce" anlayışıyla kentin ortak kullanım alanlarında yürüttüğü rutin temizlik çalışmalarına devam ediyor. Çalışmalar çerçevesinde Melen Su Park’a giden ekipler, piknik alanları ve kameriyelerin duyarsız kişilerce çöpe çevrildiğini ve yerlerin çekirdek kabuklarıyla doldurulduğunu tespit etti. Görenlerin tepkisine sebep olan kirlilik, temizlik görevlilerinin detaylı çalışmasıyla ortadan kaldırılarak park yeniden vatandaşların kullanımına uygun hale getirildi. "Ortak kullanım alanlarını korumak vatandaşlık görevidir" Sosyal medya ve Beyaz Masa üzerinden gelen taleplere de anında yanıt veren ekipler, kamuya açık alanlarda çevreye bırakılan çöplerin kamu zararı oluşturduğuna dikkati çekti. Belediyeden yapılan açıklamada, ortak kullanım alanlarını korumanın bir vatandaşlık görevi olduğu vurgulanarak, "Kamu alanları ve parklarda yürüttüğümüz temizlik ve bakım çalışmalarımızın sürekliliği değerli hemşehrilerimizin duyarlı davranışı ile kalıcı hale geliyor. Şehrimizin temiz olması için hep birlikte hareket edelim. Lütfen ortak kullanım alanlarımızı birlikte koruyalım, temiz tutalım" çağrısında bulunuldu. Kent genelindeki park ve bahçelerde temizlik mesaisinin planlanan program dahilinde aralıksız süreceği bildirildi.