EKONOMİ - 23 Ekim 2025 Perşembe 15:31

Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır

A
A
A
Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır

MARS’ın Ipsos Türkiye işbirliğiyle gerçekleştirdiği neobankacılık araştırması, dijital dönüşümün hem finans dünyasındaki, hem de insan hayatındaki etkilerini gözler önüne serdi. Türkiye temsili 12 bölgeden, 750 kişinin katılımıyla yapılan araştırma; mobil bankacılık kullanımından güven algısına, ürün tercihinden neobankacılık bilinirliğine kadar çok sayıda önemli veri ve içgörü sundu. Araştırma yaş kırılımında farklılıkları ortaya çıkardı.


Finansal alışkanlıkların hızla değiştiği günümüzde, dijitalleşmenin bankacılık üzerindeki etkisini ortaya koyan önemli bir araştırmaya imza atıldı. MARS ve Ipsos Türkiye işbirliğiyle gerçekleştirilen araştırma, Türkiye temsili 12 bölgeden, 18-54 yaş aralığında ve ABC1C2 sosyo-ekonomik gruplarından 750 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırma, bireylerin finansal işlemlerini nasıl gerçekleştirdiğini, dijital kanallara yönelimin ne düzeyde olduğunu ve özellikle son dönemde öne çıkan "Neobankacılık" kavramına yönelik farkındalık ve yaklaşımı kapsamlı şekilde analiz etti.


Araştırmada öne çıkan başlıklar şu şekilde:


"Türkiye’nin yüzde 89’u dijital bankacılık kullanıyor


Araştırmaya göre, Türkiye’de yukarıdaki hedef kitle tanımına giren her 10 kişiden 9’u finansal işlemlerini en çok mobil veya internet bankacılığı üzerinden gerçekleştiriyor. Mobil uygulamalar ve dijital platformlar, kullanıcıların yalnızca zamanla yarıştığı değil; aynı zamanda güven, hız ve maliyet avantajı aradığı temel finansal çözüm noktalarına dönüşmüş ve şube-çağrı merkezlerini geride bırakmış durumda.


Aktif bankacılık kullananların yüzde 89’u dijital bankacılığı tercih ederken, geleneksel şubeler (yüzde 8) ve çağrı merkezleri (yüzde 3) ise daha az tercih edilen seçenekler arasında yer alıyor. Dijital bankacılığı en çok tercih eden yaş grubu, yüzde 93 kullanım oranı ile 35-44 yaş.


Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise kullanıcıların bankacılık ürünleri konusundaki çeşitliliği. Katılımcılar ortalama 4,2 farklı finansal ürün veya hizmet kullanıyor. Bu sayı; İstanbul, Ankara ve İzmir toplamına bakıldığında ortalama 4,6’ya kadar yükseliyor. Kredi kartı ve banka kartları, kullanılan ürünler arasında yüzde 62 ile en yaygın olanlar. Yaş ve sosyo-ekonomik statü yükseldikçe, kullanılan ürün sayısının da arttığı gözlemleniyor.


Finans kurumu tercihinde güven her şeyden önce geliyor


Araştırma, finans sektöründe güvenin hala vazgeçilmez bir kriter olduğunu da ortaya koyuyor. Katılımcıların finans kurumu seçiminde ilk tercih ettikleri unsurların başında yüzde 18 oran ile "güvenilirlik" geliyor. Güven algısını, maaş hesabının aynı kurumda bulunması (yüzde 11) ve bankanın indirim, kampanya ve ayrıcalıklar sunması (yüzde 9) takip ediyor. Özellikle 45-54 yaş aralığındaki kullanıcılar için, maaşın yattığı banka sadece bir ödeme noktası değil, aynı zamanda güvenin ve sürekliliğin sembolü. Bu yaş grubundaki kullanıcılar, riskten uzak durma eğilimleriyle, yıllardır çalıştıkları ve gelir akışlarını yönettikleri kurumları değiştirmekte daha temkinli davranıyor. Finansal istikrarı ve alışkanlıklarını ön planda tutan bu kesim için "maaş hesabı" sadece pratik bir tercih değil, aynı zamanda bir güvence anlamına geliyor. Bu yaş grubundaki kullanıcılar, finansal kararlarında alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kalıyor.


Gençler için banka fiziksel değil


Genç kullanıcılar ise bambaşka bir profil çiziliyor. Gençlerin, finansal beklentileri daha değişken, dinamik ve beklentisi yüksek. Bu grup için bankacılık hizmetlerinde hız, kullanıcı dostu uygulamalar ve veri güvenliği en önemli ihtiyaçlar arasında. Öyle ki, bu yaş grubunun büyük bölümü için bir bankanın fiziksel varlığı artık belirleyici değil. Dijital deneyimin kesintisiz, hızlı ve düşük maliyetli olması yeterli.


Araştırmaya göre, geleneksel bankacılık hizmetlerinde kullanıcıların en çok şikayetçi olduğu konuların başında yüzde 15 ile kredi ve mevduat faiz oranlarının yüksekliği geliyor. Bunu yüzde 14 oranıyla çeşitli işlem ücretleri ve masraflar takip ediyor. Özellikle 45 yaş ve üzeri kullanıcılar, bu tür finansal maliyetleri daha fazla önemserken; 18-24 yaş aralığındaki genç kullanıcılar için en büyük memnuniyetsizlik kaynaklarından biri, bankacılık ürün başvurularında karşılaştıkları yüksek red oranları. İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaşayan kullanıcılar ise işlem yavaşlığı ve uzun bekleme sürelerinden, diğer illerde yaşayanlara kıyasla daha fazla şikayetçi. Yaş, bölge ve sosyo-ekonomik statü farklılıkları, bankacılık deneyiminde öne çıkan sorunların da kişiselleştiğini gösteriyor.


Kullanıcıların finansal hizmetlerde ihtiyaç duydukları unsurlar da yaş gruplarına göre farklılık gösteriyor. İşlemlerin hızlı gerçekleşmesi ve kişisel verilerin güvenli şekilde korunması, 18-34 yaş aralığındaki kullanıcılar için ön plandayken; 45 yaş üzeri grupta "yıllık kart aidatlarının kaldırılması" talepleri öne çıkıyor. Bu yaş grubu için her yıl düzenli olarak alınan kart ücretleri hala önemli bir memnuniyetsizlik nedeni.


Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır


Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de son yıllarda dünya genelinde yükselen bir trend olan "neobankacılık" kavramına dair toplumsal farkındalık düzeyi oldu. Katılımcıların yüzde 63’ü neobankacılığı daha önce hiç duymadığını belirtirken, yalnızca yüzde 12’si bu konuda bilgi sahibi olduğunu ifade etti. Yani her 10 kişiden 6’sı için kavram hala yabancı.


Katılımcılara neobankacılık tanımı yapıldıktan sonra, yüzde 76’sı bu modelin kendisine uygun olabileceğini söylüyor. Özellikle erkek kullanıcılar, AB sosyo-ekonomik statü grubu ve büyükşehirlerde yaşayanlar neobankacılığa daha sıcak bakıyor. Kullanıcıların bu yeni nesil bankacılık modeline ilgi göstermesinin temel sebepleri ise pratiklik (yüzde 48), işlemlerin hızlı yapılabilmesi (yüzde 45) ve düşük işlem masrafları (yüzde 44). 45 yaş üzerindeki kullanıcılar içinse bu masrafların düşüklüğü daha kritik bir tercih sebebi.


Yine de, geleneksel bankacılıktan vazgeçemeyen, dijital çözümlere mesafeli yaklaşan önemli bir kitle de var. Özellikle 45-54 yaş grubu, alıştığı bankayı değiştirmek istemediğini belirtiyor. Bu yaş grubunun yüzde 38’i, dijitalleşmeye direnç göstermesinin başlıca nedeni olarak "geleneksel bankamla devam etmek istiyorum" ifadesini kullanıyor. Ayrıca bu kullanıcıların dijital araçlara olan aşinalığının düşük olması da, geçiş sürecini yavaşlatıyor.


Tüm bunlar sonucunda araştırma, her 5 kişiden 1’inin mevcut bankasındaki ana hesabını tamamen bir neobankaya taşımaya hazır olduğunu, her 10 kişiden 6’sının ise bu fikre olumlu yaklaştığını ortaya koyuyor. Kadınlar, daha düşük sosyo-ekonomik statü grupları ve 45 yaş üzeri kullanıcılar bu konuda daha temkinli dururken; erkekler ve AB statüsündeki katılımcılar, dijital bankacılığa geçişte öncü konumda."


"Geleneksel bankalar, kullanıcıları neobankalara hazırladı"


Araştırma ile ilgili görüşlerini aktaran MARS Kurucu Ortağı Emrah Kaya, "Ipsos ile bu araştırmayı yapmaktaki temel amacımız, Türkiye’de hızla dijitalleşen finansal davranışları, kullanıcıların değişen beklentilerini ve neobankacılık gibi yeni nesil modellerin toplumdaki karşılığını objektif verilerle ortaya koymaktı. Elde ettiğimiz sonuçlar, dijital bankacılığın artık sadece gençlerin değil, geniş bir yaş aralığının günlük finansal rutininde merkezde yer aldığını açıkça gösteriyor. Ancak aynı zamanda, güven faktörünün hala her yaş grubunda belirleyici olduğunu ve özellikle orta yaş ve üstü kişilerde geleneksel alışkanlıkların kolay kolay terk edilmediğini de görüyoruz. Neobankacılık kavramı Batı toplumlarında hızla benimseniyor; bizim toplumumuzda tam anlamıyla yerleşmiş değil, fakat araştırma potansiyelin yüksek olduğunu bize gösterdi. Bu potansiyelin oluşmasında, geleneksel bankaların son yıllarda dijital kanallara yaptığı yatırımların önemli bir etkisi oldu. Mobil bankacılık uygulamaları ve internet şubeleri aracılığıyla kullanıcılar dijital finansal işlemlere alıştı; bu da onları, tamamen dijital işleyen neobankacılık modellerine daha açık ve hazır hale getirdi. Başka bir deyişle, geleneksel bankaların dijitalleşme hamleleri kullanıcıları neobankalara hazırladı. Bugün her dört kişiden üçü bu modele olumlu bakıyor. Geleneksel bankacılığa nazaran masraf ve komisyonlar açısından daha avantajlı olması, tüm bankacılık ihtiyaçlarını tek bir yerde toplaması, işlem süreçlerinin hızlı ve pratik ilerlemesi gibi avantajlar neobankacılığı cazip kılıyor. Özellikle dijital okuryazarlığı yüksek kullanıcılar için bu model, klasik bankacılığın sunduğu deneyimin ötesine geçiyor. Ayrıca neobankacılık, geleneksel bankalarda sunulmayan düşük komisyonlu işlemler, anında sanal kart, bütçe yönetimi ve premium hizmetler gibi ayrıcalıklı dijital ürün ve hizmetlere erişim imkanı sunuyor" dedi.


Ipsos Türkiye Stratejik Araştırmalar Bölüm Lideri ve İcra Kurulu Üyesi Beste Yıldız ise "MARS için gerçekleştirdiğimiz araştırma, neobankacılık kavramının Türkiye’de henüz geniş kitlelere ulaşmamış olduğunu gösterdi. Neobankacılık, finansal/bankacılık işlemi yapan her 10 kişinin 6’sı tarafından hiç duyulmamış bir kavram. Diğer yandan, kavramın ne olduğu açıklandıktan sonra her 4 kişiden 3’ünün neobankacılığa pozitif yaklaştığını belirtmesi, büyük bir potansiyele işaret ediyor. Özellikle erkekler, 35-44 yaş grubu ve üst sosyo-ekonomik statü grubunun neobankacılık için daha yüksek potansiyele sahip gruplar olduğunu görüyoruz. Bu potansiyeli doğru değerlendirmek için bilinirliği artırmak ve güven inşa etmek öncelikli alanlar olarak ortaya çıkıyor. Güvenin yanı sıra hız, kolaylık ve düşük maliyet, temel değer önerileri olarak ön plana çıkartılmalı" dedi.



Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Aliağa’da güvenli sürüş ve şiddetle mücadele semineri Aliağa Belediyesi personeline yönelik Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde trafik güvenliği ve kadına yönelik şiddetle mücadele konularında bilgilendirme semineri düzenlendi. Seminerlerde, Aliağa İlçe Jandarma Komutanlığı trafik ekiplerinde görevli Jandarma Astsubay Üstçavuş Erhan Ayhan ile Uzman Jandarma Erdinç Ekiz tarafından trafik güvenliği konusunda sunum gerçekleştirildi. Eğitimlerde güvenli sürüş kuralları, aşırı ve uygunsuz hızın oluşturduğu riskler, sürücülerin dikkat etmesi gereken hususlar, hız körlüğü, alkollü araç kullanımının etkileri, emniyet kemeri kullanımı, motosikletlerde kask ve koruyucu ekipman kullanımı ile cezalar ve yeni düzenlemeler hakkında bilgiler paylaşıldı. Program kapsamında araç kullanan belediye personellerine bilgilendirme broşürleri dağıtılırken, soru-cevap bölümüyle katılımcıların merak ettiği konular da yanıtlandı. Seminerin ikinci bölümünde ise aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele konuları ele alındı. Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amiri Medine Özkol Fırat tarafından gerçekleştirilen sunumda, şiddete etki eden temel faktörler, aile içi şiddetle mücadele yöntemleri ve KADES uygulaması hakkında bilgilendirme yapıldı. Katılımcılara "Kadına El Kalkamaz" ve KADES hakkında bilgilendirici broşürler de dağıtıldı.
Bursa Bahar aylarında bekleyen hastalıklara karşı alınacak önlemler Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri birçok hastalık gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırlarken, Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk alınabilecek önlemleri anlattı. Zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, özellikle bahar aylarında üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına sebep oluyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları, dünyada en çok görülen ve en fazla iş gücü kaybına neden olan hastalıkların başında geliyor. Medicana Bursa Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Bölümü Op. Dr. İdil Öztürk, "Üst solunum yolu enfeksiyonuna sebep olan faktörler virüslerdir. Virüslerin zayıf düşürdüğü bireylerde diğer bakteriyel enfeksiyonlar da görülebilir. En çok bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları nezle ve grip olmakla birlikte bu hastalıklar sinüzit, bademcik iltihabı, orta kulak iltihabı ve larenjite sebep olabilir" dedi. Havasız ortamda bulunmak enfeksiyon riskini artırır Üst solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlığı artıran faktörleri anlatan Op. Dr. İdil Öztürk, "Alerjik bünyeye sahip olmak, burun kemiği eğriliği veya konka büyüklüğü gibi anatomik sorunlar nedeniyle ağızdan nefes alıp verme, sigara içme, düzensiz beslenme gibi faktörler riski artırabilir. Bu hastalıklar daha çok mevsim geçişlerinde ve kalabalık ortamlarda sık görülür. Yakın mesafeden konuşma, öpüşme, öksürme sonucunda bulaşırlar. Bulunulan ortamda havalandırmanın yetersiz olması da bulaşı kolaylaştırır. Virüs, bulaşı olan yüzeylere temas sonrası ellerin yıkanmaması ile de geçebilir" diye konuştu. Nezlede antibiyotik gereksiz Op. Dr. Öztürk, erişkinlerde sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının başında nezlenin geldiğini söyleyerek, "Nezle birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan, üst solunum yollarını tutan hafif seyirli bir hastalıktır. Üşütme, soğuk algınlığı olarak da bilinir. Sigara içenlerde daha sık görülmez fakat ağır seyreder. Bir insan, ömrü boyunca yaklaşık olarak 300 defa nezle olur. Hafif ateş, burun akıntısı, hapşırma bazen öksürük, en sık rastlanan belirtilerdir. Özel bir tedavisi yoktur. Komplikasyon gelişmezse hastalık kendini sınırlar ve ortalama bir hafta sürer. Antibiyotik kullanımı gereksizdir. Burunu açmak için okyanus suyu içeren spreyler, bazen ateş düşürücü-ağrı kesiciler, destekleyici tedavi olarak uygulanır. Hastayı izleyen doktor ikincil bakteri enfeksiyonu eklendiğini görürse antibiyotik başlayabilir" dedi. Üst solunum yolu enfeksiyonlarından gribin ani olarak yüksek ateşle başladığını söyleyen Op. Dr. İdil Öztürk, "Grip öksürük, boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, bitkinlik, burun akıntısı veya tıkanıklığı ile kendini gösterir. Ateş ise genellikle 5 gün ya da 1 hafta sürer. Tanıda grip benzeri hastalık belirtileri olan ve bu şikâyetlerden herhangi biri ile başvuran olgulardan boğaz, burun ya da geniz sürüntüsü alınarak yapılan hızlı tarama testleri kullanılabilir. Tedavide dinlenme çok önemlidir. Ateş düşürücüler, bol sıvı tüketimi ve iyi beslenme önemlidir. Tedavi için bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir ancak etki için tedaviye hızlı başlanması gerekir ve hastalığın seyrini ancak 1-2 gün kısaltır. Bu yüzden ilaç kullanımı daha ciddi enfeksiyonlar açısından risk taşıyan çocuklar veya hastaneye yatırılması gereken vakalar için önerilmektedir. Grip, bazı insanlar için daha tehlikelidir. Bebekler ve küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerinde olanlar, gebeler, bazı hastalıklara sahip kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar en yüksek risk altındadır. Gripten korunmanın en etkin yolu, grip aşısıdır" şeklinde konuştu. Tonsilit bronşite neden olabiliyor Üst solunum yolu enfeksiyonları arasında tonsilit ve farenjitin olduğunu ifade eden Op. Dr. İdil Öztürk, "Belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı-yutkunma zorluğu, halsizlik-kırgınlık, baş-eklem-kas ağrıları, öksürük ve bazen de boyunda lenf bezlerinin şişmesidir. Bronşit ve zatürre önemli komplikasyonlardandır. Bakteriyel sebeplerle oluşan farenjitte hastalık daha ağır seyreder. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri sonucu etkenin bakteri olduğu düşünülürse uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır" dedi. Mevsim geçişlerinde orta kulak iltihabının da sıkça görüldüğüne değinen Op. Dr. İdil Öztürk, şöyle devam etti: "Çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülür. Sıklıkla nezle, grip gibi enfeksiyonları takiben gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyon şeklindedir. En sık 6-18 ay arasındaki çocukları etkiler. 6 yaşından sonra hastalık sıklığında bariz azalma görülür. Çocukta huzursuzluk, sık ağlama ve kulaklarını tutma gibi belirtiler olur. Genellikle bakteriyeldir ve doktor kontrolünde antibiyotik tedavisi gerekebilir." Sinüzitin de üst solunum yolu enfeksiyonları arasında olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İdil Öztürk, "Yüz kemiklerinin içerisinde sinüs adı verilen hava boşluklarının iltihabına sinüzit adı verilir. Viral enfeksiyonlardan sonra 7-10 günde tam iyileşme beklenirken genellikle burun doluluğu ve öksürük artışı olur. Büyük çocuklar ve erişkinlerde baş ve yüz ağrıları görülebilir. Antibiyotik tedavisi gerekebilir" diye konuştu.
Bursa Tübitak 4006 fuar açılışı muhteşem oldu Bursa’da Macide Gazioğlu Kükürtlü Ortaokulu tarafından Teknoloji ve Tasarım öğretmeni Dilek Çelik koordinatörlüğünde hazırlanan "TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarı" düzenlenen programla açıldı. Araştırma, inceleme ve tasarım türlerindeki 20 projeden oluşan bilim fuarı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılış kurdelesi Osmangazi İlçe Milli Eğitim Şube Müdürleri Mustafa Sakarya ve Yücel İzci, okulun hayırseveri Hikmet Bosut, Eğitim Bir- Sen Başkanı ve Memur-Sen İl Temsilcisi Ramazan Acar, Genc Demeç Başkanı Metin Öksüz ve protokol üyeleri tarafından kesilirken, tarih, dil ve edebiyat, sosyoloji, biyoloji, robotik ve kodlama, bilişim teknolojileri ve yazılım, teknoloji tasarım alanlarında sergilenen projeler katılımcılardan tam not aldı. Okulun 2026 Türkiye 6.sı halkoyunları ekibi açılışta yerini aldı ve Fuar açılışına büyük bir coşku kattı. Bilim fuarının açılış konuşmasında Okul Müdürü Mustafa Bay, Türkiye Yüzyılı vizyonunda bilim üreten, araştıran ve inovatif düşünen nesiller yetiştirmenin önemine vurgu yaptı. Ayrıca Proje yürütücüsü Teknoloji Tasarım öğretmeni Dilek Çelik, okul projelerine sahip çıkan okul aile birliğine, Halkoyunları ekip lideri Sedat Planalı’ya, projelere danışmanlık yapan öğretmenlere, öğrencilere teşekkür etti. Fuarda görev alan öğrenciler, projelerini hazırlarken ekip çalışması, problem çözme, araştırma ve sunum becerilerini geliştirme fırsatı bulduklarını belirtti. Veliler ise öğrencilerin özgüvenle projelerini anlatmalarından gurur duyduklarını ifade etti.
İstanbul Turkcell, erişilebilirlik projeleriyle engelli bireylerin yanında Turkcell, hayata geçirdiği kapsayıcı projelerle erişilebilirlik çalışmalarını sürdürüyor. Son bir yılda 200 bin engelli bireye ulaşarak, teknolojinin sunduğu imkânlarla iletişimden eğitime, sanattan spora kadar hayatın her alanında fırsat eşitliğini güçlendiriyor. "Herkes için erişilebilir bir dünya" vizyonuyla hareket eden Turkcell, engelli bireylerin sosyal hayata eşit, özgür ve bağımsız katılımını destekleyen çözümler geliştiriyor. İşaret diliyle sunulan müşteri hizmetlerinden erişilebilir içeriklere, eğitim yatırımlarından spor desteklerine kadar geniş bir alanda hayata geçirilen projeler, teknolojinin fırsat eşitleyici gücünü somut faydaya dönüştürüyor. "İletişim konuşmak değil, bağ kurmaktır" Teknolojinin gücü sayesinde engelsiz bir dünya kurmak için çalıştıklarını belirten Turkcell Pazarlama ve Dijital Servislerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Murat Akgüç, "Teknolojinin gerçek gücünün, hayatı herkes için daha erişilebilir ve eşit hale getirebilmesinde saklı olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla geliştirdiğimiz çözümlerle engelli bireylerin bilgiye, iletişime ve dijital hizmetlere daha kolay erişmesini destekliyoruz. ‘İletişim sadece konuşmak değil, bağ kurmaktır’ yaklaşımımızla, teknolojiyi toplumun tüm kesimlerinin ulaşabileceği bir deneyime dönüştürüyoruz" dedi. İşaret diliyle müşteri hizmetlerine yoğun ilgi Yapılan açıklamaya göre, "Yüz Yüze Müşteri Hizmetleri" ile kullanıcılar, Turkcell mobil uygulaması veya mağazalar üzerinden görüntülü olarak işaret dili ile hizmet alabiliyor. Haftanın her günü ücretsiz sunulan bu hizmet kapsamında aylık ortalama 3 bin 500 görüntülü görüşme, işaret dili bilen uzman ekipler tarafından karşılanıyor. Erişilebilir içerik ve sanatla kapsayıcılık Şirket, sanat alanında da erişilebilirliği odağına alıyor. TV+ platformunda yer alan "Engelleri Aşan Filmler" kategorisiyle içerikler; sesli betimleme ve işaret dili seçenekleriyle sunuluyor. Ayrıca görme engelli bireylere yönelik senaryo, post prodüksiyon, sinematografi ve teknik eğitimlerle bugüne kadar yaklaşık 60 bin kişiye ulaşıldı. Türkiye genelindeki Engelsiz Mağazalar ile erişilebilir müşteri deneyimini yaygınlaştıran Turkcell; işitme, görme ve bedensel engelli bireylerin ihtiyaçlarına uygun çözümler sunuyor. Mağazalarda yer alan akülü tekerlekli sandalye şarj noktaları ve ergonomik tasarımlar, kullanıcı deneyimini kolaylaştıran uygulamalar arasında yer alıyor. Eğitimde fırsat eşitliğine katkı Eğitimde de kapsayıcı çözümler geliştiren Turkcell, Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürüttüğü Engelsiz Eğitim Programı kapsamında 60 ilde, 112 okulda teknoloji sınıfları kurarak her yıl binlerce öğrenciye ulaşıyor. Bunun yanı sıra Engelsiz Yaşam eğitimleriyle bugüne kadar 100 bin engelli bireye spor, sanat ve kişisel gelişim alanlarında içerik sunulurken; TESYEV iş birliğiyle her yıl yüzlerce öğrenciye burs desteği sağlanıyor. Şirket, BİP platformu üzerinden Tohum Otizm Vakfı ile hayata geçirdiği Otizm Bilgi Destek Platformu ile de 50 bin otizmli çocuk ve ailesine dijital içeriklerle destek verdi. Engelli sporlarına güçlü destek Spor alanında da önemli destekler sunan operatör, Ampute Milli Futbol Takımı’nın ilk sponsoru olarak ve Türkiye Milli Paralimpik Komitesi iş birliğiyle engelli sporcuların ulusal ve uluslararası başarılarına katkı sağlamayı sürdürüyor.