EKONOMİ
Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:31 Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır MARS’ın Ipsos Türkiye işbirliğiyle gerçekleştirdiği neobankacılık araştırması, dijital dönüşümün hem finans dünyasındaki, hem de insan hayatındaki etkilerini gözler önüne serdi. Türkiye temsili 12 bölgeden, 750 kişinin katılımıyla yapılan araştırma; mobil bankacılık kullanımından güven algısına, ürün tercihinden neobankacılık bilinirliğine kadar çok sayıda önemli veri ve içgörü sundu. Araştırma yaş kırılımında farklılıkları ortaya çıkardı. Finansal alışkanlıkların hızla değiştiği günümüzde, dijitalleşmenin bankacılık üzerindeki etkisini ortaya koyan önemli bir araştırmaya imza atıldı. MARS ve Ipsos Türkiye işbirliğiyle gerçekleştirilen araştırma, Türkiye temsili 12 bölgeden, 18-54 yaş aralığında ve ABC1C2 sosyo-ekonomik gruplarından 750 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırma, bireylerin finansal işlemlerini nasıl gerçekleştirdiğini, dijital kanallara yönelimin ne düzeyde olduğunu ve özellikle son dönemde öne çıkan "Neobankacılık" kavramına yönelik farkındalık ve yaklaşımı kapsamlı şekilde analiz etti. Araştırmada öne çıkan başlıklar şu şekilde: "Türkiye’nin yüzde 89’u dijital bankacılık kullanıyor Araştırmaya göre, Türkiye’de yukarıdaki hedef kitle tanımına giren her 10 kişiden 9’u finansal işlemlerini en çok mobil veya internet bankacılığı üzerinden gerçekleştiriyor. Mobil uygulamalar ve dijital platformlar, kullanıcıların yalnızca zamanla yarıştığı değil; aynı zamanda güven, hız ve maliyet avantajı aradığı temel finansal çözüm noktalarına dönüşmüş ve şube-çağrı merkezlerini geride bırakmış durumda. Aktif bankacılık kullananların yüzde 89’u dijital bankacılığı tercih ederken, geleneksel şubeler (yüzde 8) ve çağrı merkezleri (yüzde 3) ise daha az tercih edilen seçenekler arasında yer alıyor. Dijital bankacılığı en çok tercih eden yaş grubu, yüzde 93 kullanım oranı ile 35-44 yaş. Araştırmanın dikkat çeken bir diğer sonucu ise kullanıcıların bankacılık ürünleri konusundaki çeşitliliği. Katılımcılar ortalama 4,2 farklı finansal ürün veya hizmet kullanıyor. Bu sayı; İstanbul, Ankara ve İzmir toplamına bakıldığında ortalama 4,6’ya kadar yükseliyor. Kredi kartı ve banka kartları, kullanılan ürünler arasında yüzde 62 ile en yaygın olanlar. Yaş ve sosyo-ekonomik statü yükseldikçe, kullanılan ürün sayısının da arttığı gözlemleniyor. Finans kurumu tercihinde güven her şeyden önce geliyor Araştırma, finans sektöründe güvenin hala vazgeçilmez bir kriter olduğunu da ortaya koyuyor. Katılımcıların finans kurumu seçiminde ilk tercih ettikleri unsurların başında yüzde 18 oran ile "güvenilirlik" geliyor. Güven algısını, maaş hesabının aynı kurumda bulunması (yüzde 11) ve bankanın indirim, kampanya ve ayrıcalıklar sunması (yüzde 9) takip ediyor. Özellikle 45-54 yaş aralığındaki kullanıcılar için, maaşın yattığı banka sadece bir ödeme noktası değil, aynı zamanda güvenin ve sürekliliğin sembolü. Bu yaş grubundaki kullanıcılar, riskten uzak durma eğilimleriyle, yıllardır çalıştıkları ve gelir akışlarını yönettikleri kurumları değiştirmekte daha temkinli davranıyor. Finansal istikrarı ve alışkanlıklarını ön planda tutan bu kesim için "maaş hesabı" sadece pratik bir tercih değil, aynı zamanda bir güvence anlamına geliyor. Bu yaş grubundaki kullanıcılar, finansal kararlarında alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kalıyor. Gençler için banka fiziksel değil Genç kullanıcılar ise bambaşka bir profil çiziliyor. Gençlerin, finansal beklentileri daha değişken, dinamik ve beklentisi yüksek. Bu grup için bankacılık hizmetlerinde hız, kullanıcı dostu uygulamalar ve veri güvenliği en önemli ihtiyaçlar arasında. Öyle ki, bu yaş grubunun büyük bölümü için bir bankanın fiziksel varlığı artık belirleyici değil. Dijital deneyimin kesintisiz, hızlı ve düşük maliyetli olması yeterli. Araştırmaya göre, geleneksel bankacılık hizmetlerinde kullanıcıların en çok şikayetçi olduğu konuların başında yüzde 15 ile kredi ve mevduat faiz oranlarının yüksekliği geliyor. Bunu yüzde 14 oranıyla çeşitli işlem ücretleri ve masraflar takip ediyor. Özellikle 45 yaş ve üzeri kullanıcılar, bu tür finansal maliyetleri daha fazla önemserken; 18-24 yaş aralığındaki genç kullanıcılar için en büyük memnuniyetsizlik kaynaklarından biri, bankacılık ürün başvurularında karşılaştıkları yüksek red oranları. İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaşayan kullanıcılar ise işlem yavaşlığı ve uzun bekleme sürelerinden, diğer illerde yaşayanlara kıyasla daha fazla şikayetçi. Yaş, bölge ve sosyo-ekonomik statü farklılıkları, bankacılık deneyiminde öne çıkan sorunların da kişiselleştiğini gösteriyor. Kullanıcıların finansal hizmetlerde ihtiyaç duydukları unsurlar da yaş gruplarına göre farklılık gösteriyor. İşlemlerin hızlı gerçekleşmesi ve kişisel verilerin güvenli şekilde korunması, 18-34 yaş aralığındaki kullanıcılar için ön plandayken; 45 yaş üzeri grupta "yıllık kart aidatlarının kaldırılması" talepleri öne çıkıyor. Bu yaş grubu için her yıl düzenli olarak alınan kart ücretleri hala önemli bir memnuniyetsizlik nedeni. Her 5 kişiden 1’i neobankaya geçmeye hazır Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de son yıllarda dünya genelinde yükselen bir trend olan "neobankacılık" kavramına dair toplumsal farkındalık düzeyi oldu. Katılımcıların yüzde 63’ü neobankacılığı daha önce hiç duymadığını belirtirken, yalnızca yüzde 12’si bu konuda bilgi sahibi olduğunu ifade etti. Yani her 10 kişiden 6’sı için kavram hala yabancı. Katılımcılara neobankacılık tanımı yapıldıktan sonra, yüzde 76’sı bu modelin kendisine uygun olabileceğini söylüyor. Özellikle erkek kullanıcılar, AB sosyo-ekonomik statü grubu ve büyükşehirlerde yaşayanlar neobankacılığa daha sıcak bakıyor. Kullanıcıların bu yeni nesil bankacılık modeline ilgi göstermesinin temel sebepleri ise pratiklik (yüzde 48), işlemlerin hızlı yapılabilmesi (yüzde 45) ve düşük işlem masrafları (yüzde 44). 45 yaş üzerindeki kullanıcılar içinse bu masrafların düşüklüğü daha kritik bir tercih sebebi. Yine de, geleneksel bankacılıktan vazgeçemeyen, dijital çözümlere mesafeli yaklaşan önemli bir kitle de var. Özellikle 45-54 yaş grubu, alıştığı bankayı değiştirmek istemediğini belirtiyor. Bu yaş grubunun yüzde 38’i, dijitalleşmeye direnç göstermesinin başlıca nedeni olarak "geleneksel bankamla devam etmek istiyorum" ifadesini kullanıyor. Ayrıca bu kullanıcıların dijital araçlara olan aşinalığının düşük olması da, geçiş sürecini yavaşlatıyor. Tüm bunlar sonucunda araştırma, her 5 kişiden 1’inin mevcut bankasındaki ana hesabını tamamen bir neobankaya taşımaya hazır olduğunu, her 10 kişiden 6’sının ise bu fikre olumlu yaklaştığını ortaya koyuyor. Kadınlar, daha düşük sosyo-ekonomik statü grupları ve 45 yaş üzeri kullanıcılar bu konuda daha temkinli dururken; erkekler ve AB statüsündeki katılımcılar, dijital bankacılığa geçişte öncü konumda." "Geleneksel bankalar, kullanıcıları neobankalara hazırladı" Araştırma ile ilgili görüşlerini aktaran MARS Kurucu Ortağı Emrah Kaya, "Ipsos ile bu araştırmayı yapmaktaki temel amacımız, Türkiye’de hızla dijitalleşen finansal davranışları, kullanıcıların değişen beklentilerini ve neobankacılık gibi yeni nesil modellerin toplumdaki karşılığını objektif verilerle ortaya koymaktı. Elde ettiğimiz sonuçlar, dijital bankacılığın artık sadece gençlerin değil, geniş bir yaş aralığının günlük finansal rutininde merkezde yer aldığını açıkça gösteriyor. Ancak aynı zamanda, güven faktörünün hala her yaş grubunda belirleyici olduğunu ve özellikle orta yaş ve üstü kişilerde geleneksel alışkanlıkların kolay kolay terk edilmediğini de görüyoruz. Neobankacılık kavramı Batı toplumlarında hızla benimseniyor; bizim toplumumuzda tam anlamıyla yerleşmiş değil, fakat araştırma potansiyelin yüksek olduğunu bize gösterdi. Bu potansiyelin oluşmasında, geleneksel bankaların son yıllarda dijital kanallara yaptığı yatırımların önemli bir etkisi oldu. Mobil bankacılık uygulamaları ve internet şubeleri aracılığıyla kullanıcılar dijital finansal işlemlere alıştı; bu da onları, tamamen dijital işleyen neobankacılık modellerine daha açık ve hazır hale getirdi. Başka bir deyişle, geleneksel bankaların dijitalleşme hamleleri kullanıcıları neobankalara hazırladı. Bugün her dört kişiden üçü bu modele olumlu bakıyor. Geleneksel bankacılığa nazaran masraf ve komisyonlar açısından daha avantajlı olması, tüm bankacılık ihtiyaçlarını tek bir yerde toplaması, işlem süreçlerinin hızlı ve pratik ilerlemesi gibi avantajlar neobankacılığı cazip kılıyor. Özellikle dijital okuryazarlığı yüksek kullanıcılar için bu model, klasik bankacılığın sunduğu deneyimin ötesine geçiyor. Ayrıca neobankacılık, geleneksel bankalarda sunulmayan düşük komisyonlu işlemler, anında sanal kart, bütçe yönetimi ve premium hizmetler gibi ayrıcalıklı dijital ürün ve hizmetlere erişim imkanı sunuyor" dedi. Ipsos Türkiye Stratejik Araştırmalar Bölüm Lideri ve İcra Kurulu Üyesi Beste Yıldız ise "MARS için gerçekleştirdiğimiz araştırma, neobankacılık kavramının Türkiye’de henüz geniş kitlelere ulaşmamış olduğunu gösterdi. Neobankacılık, finansal/bankacılık işlemi yapan her 10 kişinin 6’sı tarafından hiç duyulmamış bir kavram. Diğer yandan, kavramın ne olduğu açıklandıktan sonra her 4 kişiden 3’ünün neobankacılığa pozitif yaklaştığını belirtmesi, büyük bir potansiyele işaret ediyor. Özellikle erkekler, 35-44 yaş grubu ve üst sosyo-ekonomik statü grubunun neobankacılık için daha yüksek potansiyele sahip gruplar olduğunu görüyoruz. Bu potansiyeli doğru değerlendirmek için bilinirliği artırmak ve güven inşa etmek öncelikli alanlar olarak ortaya çıkıyor. Güvenin yanı sıra hız, kolaylık ve düşük maliyet, temel değer önerileri olarak ön plana çıkartılmalı" dedi.
Eskişehir’den Avrupa’ya Açılan Kapı: KOBİ’ler için Sürdürülebilir Büyüme ve AB Fırsatları etkinliği
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:25 Eskişehir’den Avrupa’ya Açılan Kapı: KOBİ’ler için Sürdürülebilir Büyüme ve AB Fırsatları etkinliği "Eskişehir’den Avrupa’ya Açılan Kapı: KOBİ’ler için Sürdürülebilir Büyüme ve AB Fırsatları" etkinliği, Belçika Ticaret Heyeti’nin katılımıyla Eskişehir Sanayi Odası’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Çağrı Özeçoğlu, Belçika’nın Ankara Büyükelçiliği Misyon Şefi Christophe Lechat, Brüksel Bölgesi Ekonomi ve Ticaret Ataşesi Stefano Missir di Lusignano, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’ndan Ela Yazıcı İnan, sanayiciler, akademisyenler ve basın mensupları katıldı. Etkinliğin açılışında konuşan ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın artık yalnızca Avrupa’nın değil, tüm dünyanın sanayi politikalarını yeniden şekillendiren bir yol haritası olduğunu vurguladı. Kesikbaş, "Yeşil dönüşüm, sadece çevreyi korumak değil; rekabet gücümüzü artırmak, yeni pazarlara daha güçlü açılmak anlamına geliyor. Eskişehir sanayisi bu dönüşümü fırsata çevirecek güç, vizyon ve kararlılığa sahiptir." dedi. Kesikbaş, Eskişehir Sanayi Odası’nın Model Fabrika ve Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi aracılığıyla sanayicilere verimlilik, dijitalleşme, enerji verimliliği ve karbon ayak izi hesaplama konularında rehberlik ettiğini belirtti. Bu çalışmaların, firmaların Avrupa pazarında daha rekabetçi hale gelmesini sağladığını ifade etti. Kesikbaş konuşmasını, "Birlikte çalışarak, birlikte öğrenerek, birlikte dönüşeceğiz." sözleriyle sonlandırdı. Programda ayrıca Avrupa Birliği’nin sanayi politikaları, Yeşil Mutabakat sürecinde Türk şirketlerini bekleyen fırsatlar, dijital ürün pasaportu uygulamaları ve firma başarı hikâyeleri de paylaşıldı. Etkinlik, firmalar arası iş görüşmeleriyle tamamlandı.
Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:13 Yayıncılıkta yapay zekâ dönemi İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No’lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle "Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi"ne ev sahipliği yaptı. Yayıncılık sektörünün önde gelen temsilcilerini, akademisyenleri ve kamu yöneticilerini bir araya getiren zirvede, yapay zekânın sektöre kazandırdığı imkanların yanı sıra etik, fikrî mülkiyet ve insan emeğinin korunmasına yönelik riskler masaya yatırıldı. Zirvede "teknolojiyi anlamlandıran" bir yayıncılık kültürünün geleceği şekillendireceği görüşü öne çıktı. İstanbul Ticaret Üniversitesi; İstanbul Ticaret Odası (İTO) 32 No’lu Basım-Yayım Meslek Komitesi, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği ve Basın Yayın Birliği Derneği iş birliğiyle Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi düzenledi. Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce’de gerçekleştirilen zirve, yayıncılık sektörünün geleceğini insan-merkezli bir bakışla tartışmaya açtı. İTO Meclis Başkanı Dr. Erhan Erken’in de katıldığı zirvenin açılış konuşmaları İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Münir Üstün, İTO 32 No’lu Basım-Yayın Meslek Komitesi Başkanı Halil Çelik, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Başkanı M. Burhan Genç tarafından yapıldı. Bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan’ın Açılış Oturumu konuşmasını yaptığı zirveye, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu, İstanbul Ticaret Üniversitesi Genel Sekreteri Erdal Cesar, Basın Yayım Birliği Derneği Başkanı Mustafa Karagüllüoğlu, MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Basım, Yayın ve Medya Sektör Kurulu Başkanı Sadettin Budak, Anadolu Ajansı Yayınlar Müdürü Oğuz Karakaş, yayınevleri yöneticileri, basın mensupları, dekanlar, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Ortak vurgu: "İnsan emeği ve etik çerçeve" Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Kuralay, konuşmasında dijitalleşme ve yapay zekânın en çok etkilediği alanlardan birinin yayıncılık olduğunu belirterek teknolojinin yalnızca bir araç değil, aynı zamanda kendi kültürünü de beraberinde getirdiğini vurguladı. Dr. Kuralay, kağıt kitapların hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü, Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki yoğun ilgiden bunun açıkça görüldüğünü ifade etti. Dr. Kuralay, "Ben yazılarımı yazarken yapay zekâya sormuyorum, çünkü o zaman yazı artık bana ait olmaz" diyerek teknolojinin insan emeği ve kültürel değerlerle dengeli biçimde kullanılmasının önemine dikkat çekti. "Görmezden gelinemez" Rektör Prof. Dr. Şimşek de yapay zekânın matematiksel bir zemin üzerinde yükselen "düşünmeyi kolaylaştırıcı bir yöntem" olduğunu belirterek, yayıncılık alanının bu dönüşümü görmezden gelemeyeceğini söyledi. Prof. Dr. Şimşek, üniversitenin akademik kadrosu ve imkânlarıyla bu tartışmaya katkı vermekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Münir Üstün ise yapay zekânın "bilgiyi üretme ve aktarma biçimimizi" yeniden şekillendirdiğini söyleyerek, verimlilik ve erişim kadar etik ilkeler ile fikrî hakların korunmasının da tartışmanın merkezinde kalması gerektiğini kaydetti. Burhan Genç de yapay zekâyı "nükleer enerjiye benzer çift yönlü bir güç" olarak tanımlayarak, etik-hukuki sınırların şirketler eliyle hızla geliştirilen bu teknolojide kamusal dengeyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Halil Çelik ise yayıncılığın yalnızca bir üretim hattı değil, "kültür aktarımının kalbi" olduğunun altını çizerek, yapay zekânın sektöre getirdiği hız ve kolaylığın yanında "insan eliyle üretilenin değeri nasıl korunacak?" sorusunu gündeme taşıdı. Açılış oturumu: "Yapay zekâ çağında insan kalmak" Yapay Zekâ Çağında Yayımcılık Zirvesi’nin açılış oturumu ise İstanbul Ticaret Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri (İng.) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Öykü İyigün’ün moderatörlüğünde, bilim insanı Prof. Dr. Sinan Canan’ın konuşmasıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Sinan Canan, yapay zekânın özünde insanın ürettiği dil, bilgi ve kültürel birikim bulunduğunu vurguladı. "Yapay zekâ, insan sözünden türeyen bir teknolojidir; yeni olanı söyleyemez, sadece var olanı yeniden biçimlendirir" ifadeleriyle konuşmasına başlayan Prof. Dr. Canan, üreticiliğin hızla üretmek değil, söylenmemiş olanı kurabilme cesareti olduğunu belirtti. Günümüz dijital dünyasının insan psikolojisinin zaaflarını hedef alarak dikkati bir meta haline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Canan, bu çağda bireyin kendi farkındalığını koruyabilmesi için bilinçli bir duruşa sahip olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Canan, teknolojiyi insanı yükselten bir araç olarak kullanmanın kültürel bir olgunluk gerektirdiğini ifade etti. Oturum, insanın kendi gündemini belirleyebildiği, dilini zenginleştirdiği ve teknolojiyi anlamlandırabildiği sürece çağın en güçlü öznesi olabileceği mesajıyla sona erdi. 1. Oturum - Çocuk yayıncılığı ve çizerlik Zirvenin Çocuk Yayıncılığı ve Çizerlik başlıklı ilk oturumu, Doç. Dr. İlker Köse moderatörlüğünde yapıldı. Oturumda Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nden Dr. Melike Palsü Kurt, İllüstratörler Platformu Kurucu Başkanı Nurgül Şenefe, Zürafa Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Adem Kaya ve Çocuk kitabı yazarı Ahmet Melih Karauğuz, çocuk yayıncılığı ile çizerliğin yapay zekâ çağında nasıl konumlanması gerektiğini; fırsatları, riskleri ve etik sınırlarıyla tartıştı. Kurt, Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’ne atıfla "yapay zekâ bilincinin" çocuklukta başlaması gerektiğini vurguladı. Ekran süresi tartışmalarının tek başına yeterli olmadığını, asıl meselenin algoritmik farkındalık, etik ve siber güvenlik olduğunu söyledi. Kurumun çocuklara yönelik uzay ve yapay zekâ temalı projelerinden örnekler paylaşan Kurt, "Kodlamayı tek başına bir hedef değil, analitik düşünme ve problem çözme kültürünün parçası olarak görmek zorundayız" dedi. İkinci konuşmacı Şenefe ise üretken yapay zekânın üretici sektörlerde "hak ihlali ve şeffaflık" sorunlarını büyüttüğünü belirtti. Eğitim ve toplumsal bilinç olmadan kullanıcıların "yönetilen tüketicilere" dönüşebileceği uyarısında bulunan Şenefe, veri madenciliği süreçlerinin telif ve insan hakları boyutuyla ele alınmasını, şeffaf eğitim verisi, izin ve ücretlendirme ilkelerinin netleşmesini istedi. Kaya ise büyük uluslararası yayınevlerinin çocuk kitaplarında yapay zekâ üretimini sınırlayan politikalarına dikkat çekti. Metin başlığı bulma, dil düzeltme gibi yardımcı işlevlerde fayda görürken, sanatsal üretim ve pedagojik denetimin insanın sorumluluğunda kalması gerektiğini vurgulayan Kaya, e-kitabın basılı kitabı bitirmediğini hatırlatarak "Amaç hızlı üretim değil, iyi eser üretmektir" mesajı verdi. Şair Abdürrahim Karakoç’un Mihriban şiirinden örnek veren, yapay zekanın insana yönelik tüm tehditlerine rağmen, "Lambada titreyen alev üşüyor" ifadesindeki duyguyu hiçbir zaman veremeyeceğini hatırlattı. Oturumun son konuşmacısı Karauğuz da yapay zekâyı "sanatın yerine geçen değil, asistan" bir araç olarak konumlandırdı. Yapay zekânın taslak, sahne kurgusu ve görsel oluşturma gibi aşamalarda süreyi kısaltabileceğini; asıl katma değerin ise yayıncılıkta veri analitiği gibi alanlarda ortaya çıkacağını belirten Karauğuz, Türkiye’de yayıncılığın düşük kârlılık ve verimsizlik sorunlarına da değinerek teknolojinin akıllı kullanımını önerdi. 2. Oturum: Edisyon ve çeviri Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Taner Beyoğlu moderatörlüğünde gerçekleşen "Edisyon ve Çeviri" oturumunda Kronik Kitap Proje Editörü M. Murtaza Özeren, İstanbul Ticaret Üniversitesi Yayınları Müdürü Halil İbrahim Binici, Epona Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Dr. Sedat Demir, 29 Mayıs Üniversitesi’nden Mütercim ve Tercümanlık Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Öner katıldı. Özeren, çevirmenlerin bireysel olarak kullandığı üçüncü taraf yapay zekâ araçlarının sektörü "kontrolsüz" bıraktığını belirterek yayıncıların kendi ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş çeviri-edisyon motorlarına yatırım yapması çağrısı yaptı. Özeren, "Yapay zekâ ‘özne’ değil bir araç. Bu nedenle yayınevleri bünyesinde yapay zekâ operatörleri istihdam edilmeli, editör ve çevirmenlere sistemli eğitim verilmeli. Araç doğru kurgulanır ve denetlenirse mesleği bitirmez, tersine nitelikli editör ve çevirmenin değerini artırır" dedi. Binici de büyük akademik yayınevlerinde editoryal ajanların kullanılmaya başlandığını, ilk çıktıları kısa sürede görüleceğini söyledi. Türkiye’de YÖK’ün 2024’te yayımladığı yapay zekâ etik çerçevesini hatırlatan Binici, üniversite yayıncılığının öncülüğünde tüm sektöre yayılan ortak bir etik kullanım rehberi hazırlanmasını önerdi. Dr. Demir ise yapay zekânın yayıncılıkta kaçınılmaz bir ortak olacağını ancak kurmaca ve şiirde üslup, kişisel deneyimin yerini alamayacağını vurguladı. Telif ve düzenleme alanında bağlayıcı kurallar gerektiğini belirten Dr. Demir, "Klişe kurguyu makine kurar; fakat travmayı, birikimi hâlâ yazar kurar" ifadesini kullandı. Son konuşmacı Prof. Dr. Öner de konuşmasında Can Yücel ve Shakespeare üzerinden yaptığı sınıf içi deneyleri paylaştı. ChatGPT’nin İngilizce şiirsel formları taklit ederken uyak ve ritimde zaman zaman başarılı sonuçlar verdiğini; ancak Türkçeye geçtiğinde hece ölçüsü, akıcılık ve anlam katmanlarında bariz hatalar ürettiğini anlattı. Prof. Dr. Öner, bu bulguların insan çevirmenin estetik kararları ve dili içerden sezme yeteneğinin yerini şimdilik tutmadığını gösterdiğini söyledi. 3. Oturum: Eğitim yayıncılığı ve pazarlama İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal moderatörlüğünde düzenlenen Eğitim Yayıncılığı ve Pazarlama oturumda ise Marka Uzmanı-Yazar Ömer Şengüler, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Fatih Kaleci, Kastamonu Üniversitesi Yapay Zekâ Çalışmaları Koordinatörü Prof. Dr. Selman Tunay Kamer ve UK Danışmanlık Kurucusu Dr. Umut Köksal konuşmacı olarak katıldı. Şengüler konuşmasında bilgiye erişimin hızlanmasıyla yayınevlerinin yalnızca basım yapan kurumlardan içerik küratörlüğüne evrileceğini söyledi. Okur tercihlerinde belirleyici unsurun yayıncının marka güveni olacağını vurgulayan Şengüler, kişilerin ve kurumların ‘dijital ikizleri’nin şimdiden üretilebildiğini, bu nedenle seçici ve rehberlik eden yayıncılık yaklaşımının öne çıkacağını belirtti. Dr. Kaleci de yapay zekâ entegrasyonundan en yüksek verimi akademik yayıncılığın aldığını ifade etti. Dr. Kaleci, ön inceleme, dil-kaynak kontrolü, intihal ve referans güncelliği gibi editoryal adımların otomasyonu sayesinde süreçlerin haftalara indiğini anlattı. Açık erişim ve yaşayan yayın gibi yeni formatların yükseldiğini söyleyen Dr. Kaleci, buna paralel etik ihlaller ve sahte yayıncılık risklerine karşı daha sıkı denetim çağrısı yaptı. Prof. Dr. Kamer ise teknolojik dönüşümün meslekleri yok etmekten çok rolleri dönüştürdüğünü vurguladı. Prof. Dr. Kamer, eğitim yayıncılığında yapay zekânın özetleme, görselleştirme ve içerik sıralama gibi işlerde asistan olduğunu; nihai içeriklerin pedagojik uygunluk, etik ve seviye açısından insan editörlerce doğrulanması gerektiğini belirtti. Son konuşmacı Dr. Köksal da eğitim yayıncılığında başarının veri analitiği-yapay zekâ birlikteliğine dayandığını söyledi. Dr. Köksal, okurun sayfa/dakika bazlı okuma alışkanlıkları, terk noktaları ve geri dönüş oranlarının makine öğrenmesi ile anlamlandırıldığını; böylece kişiye özel içerik önerileri, bölge ve kitle bazlı satış öngörüleri, stok ve baskı planlamasında optimizasyon yapılabildiğini aktardı. 4. Oturum: Telif hakları Son oturum, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker moderatörlüğünde gerçekleşti. Konuşmacılar Kültür ve Turizm Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve Belgelendirme Daire Başkanı Dr. Belgin Aslan, Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği Genel Sekreteri Av. Arb. Melahat Boran ile İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğr. Üyesi Av. Doç. Dr. Cahit Suluk oldu. İlk konuşmacı Dr. Aslan, küresel düzeyde yapay zekâ düzenlemelerinin hızla yayıldığını, özellikle AB Yapay Zekâ Tüzüğü’nün yayınevlerine yeni yükümlülükler getirdiğini ifade etti. Bu tüzüğün genel amaçlı yapay zekâ sistemlerine veri kaynağı açıklama, telif uyum politikası ve model eğitimi şeffaflığı şartı getirdiğini belirten Dr. Aslan, Türkiye’de yapay zekâya özgü bir yasa bulunmamakla birlikte, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun hâlen geçerli temel dayanak olduğunu söyledi. Av. Boran da yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde telifli yayınların kaçınılmaz veri kaynağı olduğunu belirterek, çözümün toplu lisanslama ve şeffaflık ilkelerinde yattığını söyledi. Av. Boran, Meta, OpenAI davalarından örneklerle, korsan içerikle model eğitiminin uluslararası yargıda artık ihlâl sayıldığını ifade etti. Av. Doç. Dr. Suluk ise telif hukukunun sanayi çağında doğan bir teşvik ve tekel sistemi olduğunu hatırlatarak, yapay zekâ çağında karşılaşılan üç temel sorun alanını sıraladı: eğitim verilerinin kullanımı, üretilen çıktılar üzerindeki hakların korunması ve taklit ya da işleme sorunları. Klasik telif anlayışının geniş bir koruma sunduğunu ancak model eğitiminde izinsiz veri kullanımının ihlâl riskini artırdığını belirten Dr. Suluk, çıktılara eser statüsü verilmemesi gerektiğini vurguladı. Dr. Suluk, dünya genelinde benimsenen yaklaşımın, "eser sahibinin insan olduğu, yapay zekânın ise yalnızca bir araç olarak değerlendirildiği" yönünde olduğunu ifade etti.
Tropik bitkilerden sebzeye: Öğrenciler seralarda deneyim kazanıyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:09 Tropik bitkilerden sebzeye: Öğrenciler seralarda deneyim kazanıyor Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu seralar, üretime katkı sağlamanın yanı sıra gençlere de tarımı sevdirmeye büyük katkı sağlıyor. Tropik bitkilerden yazlık ve kışlık sebzelere kadar çok sayıda üretimin yapıldığı seraları ziyaret eden öğrenciler, teknik bilgiler alarak deneyim kazanıyor. Ordu Büyükşehir Belediyesi, uygulamaya koyduğu tarım projeleriyle dikkat çekiyor. Her alanda üretimi destekleyen Büyükşehir Belediyesi, kurduğu seralarda ürettiği kışlık ve yazlık sebze fidesi ve meyve fidanı dağıtımı gibi üreticilere gelir getirici projelerin ardından, çocukların ve gençlerin üretime olan ilgisini artırmak için de çalışmalarını sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu seralar üretime katkı sağlamanın yanı sıra gençlere de tarımı sevdirmeye büyük katkı sağlıyor. Tropik bitkilerden yazlık ve kışlık sebzelere birçok üretimin yapıldığı seraları ziyaret eden öğrenciler, teknik bilgiler alarak deneyim kazanıyor. Bu kapsamda Fatsa Şehit Ümit Kesti Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, Büyükşehir Belediyesi’nin Gülyalı Turnasuyu Mahallesi’nde kendi bünyesinde kurduğu seraları ziyaret etti. Programda öğrencilere tropik meyve yetiştiriciliği ve sebze yetiştiriciliği hakkında bilgilendirme yapıldı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, seraları ziyaret eden öğrencilerle bir araya geldi. Öğrencilere seraları gezdiren Başkan Güler, burada tarım alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. "Öğrencilerimize uygulama açısından katkıda bulunuyoruz" Öğrencilerin ziyaretinde değerlendirmelerde bulunan Başkan Güler, seraların öğrencilerin uygulamaları için önemli olduğunu söyledi. Üretim seralarının hem yeni ürünlerin denendiği, hem de ekonomik açıdan katkılar sağladığını kaydeden Başkan Güler, "Tarım lisesinden öğrencilerimizi seralarımızda ağırlıyor, öğretmen ve öğrencilerimize uygulama açısından katkıda bulunuyoruz. Kışlık ve yazlık sebze fidesi üretim seralarımızın yanı sıra tropikal bitkileri de yetiştirdiğimiz seralarımız var. Bu seralarda hem bu ürünlerini bilinirliliğini arttırmak istiyoruz, hem de ekonomiye katkısı olmasını istiyoruz. Bir yandan da çiçek üretimi için çalışma yapıyoruz. Burayı bir çiçek merkezi yapmak istiyoruz. Bunu ticari olarak da değerlendirerek hem ülkenin ihtiyacını hem de Ukrayna-Rusya savaşından sonra Avrupa’ya göndermeyi düşünüyoruz. İl Tarım Müdürlüğümüz de bu çalışmaların önemli bir parçası. Güzel bir birlikteliğimiz var" dedi. Üretim seralarını ziyaret eden öğretmen ve öğrenciler de duygu ve düşüncelerini dile getirdiler. Seraları çok beğendiklerini aktaran öğretmen ve öğrenciler, teorik bilgilerin pekişmesinde seranın kendilerine büyük katkı sağladıklarını ifade ettiler.
Denizli’de Dijital Dönüşüm Ekosistemi güçleniyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:03 Denizli’de Dijital Dönüşüm Ekosistemi güçleniyor Türkiye Odalar ve Barolar Birliği (TOBB) himayesinde, Denizli iş dünyasının çatı kuruluşları ev sahipliğinde düzenlenen "Denizli Dijital Dönüşüm Konferansı" yoğun katılımla gerçekleştirildi. Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, Denizli Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ali Marım, Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan ve Akıllı KOBİ İcra Kurulu Üyesi Başar Ceylan’ın açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlikte, KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğunu destekleyen ve deneyimlerini paylaşmalarını sağlayan paneller gerçekleştirildi. DTO Başkanı Erdoğan: "Dijitalleşmeyen işletmelerin küresel rekabette geri kalmaları her geçen gün artmaktadır" İşletmelerin küresel Pazar ile rekabet edebilmeleri için dijitalleşmenin zorunluluk olduğunu belirten DTO Başkanı Uğur Erdoğan konuşmasında "Dijital dönüşümün Bizler her zaman üyelerimizin yanında olmayı, onları sadece temsil gücüyle değil somut çalışmalarla da onların yanında olmayı ilke edinmiş bir duruşumuz var. Üyelerimizin rekabet gücünü arttıran her adım Denizli ekonomisinin büyümesine yapılan bir katkı olarak görmekteyiz. Bugün burada sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağım bir yeniliği ifade etmek isterim. İş dünyamızın dijital dönüşümüne katkı sunmak için üyelerimizin sektörel görünürlüğünü ve rekabet gücünü arttırmak amacıyla bir devlet bankası ile imzaladığımız protokol anlaşması sayesinde dijital dönüşüm paket hizmetlerinden ücretsiz yararlanma protokolünü imzaladık. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebi. İşletmelerimizin dijital yolculuğunu güçlendirmek, sürdürülebilir bir ekonomik kazanca katkı sağlamaktır. Dijitalleşme artık bir tercih değil, işletmelerin rekabet gücünü, verimliliklerini ve gelecekte var olma kapasitelerini belirleyen stratejik bir zorunluluktur. Dijitalleşmeyen işletmelerin küresel rekabette geri kalmaları her geçen gün artmaktadır. Akıllı KOBİ platformu dijital dönüşümde işletmelerimizde farkındalık oluşturmak açısından son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı. DSO Başkanı Kasapoğlu: "Değişen çağı kurumlarımız ve reel sektörle birlikte yakalamalıyız" Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, konferansın açılış konuşmasında, sanayinin sürdürülebilir rekabet gücü için dijital dönüşümün stratejik önemine dikkat çekti. Kasapoğlu, Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, "Gelecek, dijitalleşme yarışında doğru adımları atan, dönüşümü içselleştiren işletmelerin olacak. Biz de Denizli Sanayi Odası olarak, üyelerimizin bu yarışta yalnız kalmaması için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Teknolojiyi bilen, sürdürülebilirliği içselleştiren ve dijitalleşmeyi kültür hâline getiren bir üretim ekosistemi inşa etmek bizim asli hedefimiz. Akıllı KOBİ platformu, dijital dönüşüm yolculuğumuzu hızlandırmak ve firmalarımızın bu sürece uyumunu desteklemek açısından büyük önem taşıyor. Biz de Denizli Sanayi Odası olarak dijitalleşme hedefimizi desteklemek üzere Bilişim Meslek Grubumuzu kurduk ve Denizli Model Fabrika’yı hayata geçirdik. KOSGEB destekleriyle ve Teşvik Ofisimizin katkılarıyla firmalarımızın dönüşüm sürecini güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Değişen çağa, reel sektör ve kurumlarımızla birlikte uyum sağlamamız gerekiyor." dedi. KOBİ’ler için yeni fırsatlar masaya yatırıldı Yoğun ilgi gören etkinlikte, reel sektörün dijital çağa adaptasyonunu hızlandıracak başlıklar masaya yatırıldı. Program kapsamında TOBB’un vizyon projelerinden biri olan "Akıllı KOBİ" platformu tanıtılırken, KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerinde izleyebileceği yol haritaları uzmanlar tarafından detaylı biçimde ele alındı. Katılımcılar; geleceği şekillendiren teknolojiler, e-ticarette lojistik çözümleri, iş süreçlerinin dijitalleşmesi, ödeme sistemleri ve bulut bilişim teknolojileri gibi konularda güncel bilgi ve uygulama örneklerini yakından takip etme fırsatı buldu. KOBİ’lere ücretsiz dijital dönüşüm desteği Etkinlik, yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalmayarak katılımcılara somut fırsatlar da sundu. Program kapsamında düzenlenen ödüllü bilgi yarışması ile KOBİ’lere, dijital dönüşüm süreçlerini başlatmalarına destek olacak ücretsiz dijital dönüşüm paketleri hediye edildi. "Denizli, dijital dönüşümde geleceğini inşa ediyor" Denizli iş dünyası adına yapılan ortak açıklamada, dijital dönüşümün bölgesel kalkınmada stratejik bir unsur olduğu vurgulandı: "Bu konferans, Denizli’nin güçlü üretim altyapısını dijital dünyanın imkanlarıyla entegre etmek için attığımız önemli bir adımdır. KOBİ’lerimizin bu dönüşüme hızla uyum sağlaması, ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücümüzü doğrudan etkileyecektir. Denizli’nin dijital dönüşüm yolculuğunda tüm reel sektörü bu vizyona ortak olmaya davet ediyoruz."
DTO, KOBİ’ler için bir ilke daha imza attı
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:24 DTO, KOBİ’ler için bir ilke daha imza attı Denizli Ticaret Odası (DTO) KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. İş birliği kapsamında, Ege Bölgesi’nde ilk olarak DTO’nun üyeleri, platformun sunduğu e-dönüşüm çözümlerinden yararlanma fırsatı elde etti. Vakıf Katılım, tüm KOBİ ve işletmelerin hayatını kolaylaştıracak e-Yönetim Platformu olan p@ket’i devreye aldı. Denizli Ticaret Odası ile bir iş birliğine imza attı. Firmaların finansal ve operasyonel ihtiyaçlarına tek noktadan erişim sağlayan p@ket ile, Ege Bölgesi’nde ilk olarak DTO üyeleri e-dönüşüm hizmetlerinden ücretsiz faydalanacak. Vakıf Katılım Nakit Yönetimi ve Sigorta Yönetimi Başkanı Taner Akkurt, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Denizli, ülkemizin üretim gücünde ve ihracat kapasitesinde stratejik öneme sahip şehirlerinden biridir. Vakıf Katılım olarak, KOBİ’lerimizin dijital dönüşüm süreçlerini desteklemek amacıyla geliştirdiğimiz p@ket e-Yönetim Platformu ile, finansal işlemler ve ön muhasebe süreçlerinin tamamını sadece bir uygulama üzerinden yönetme imkânı sunuyoruz. Bu iş birliğimiz ile Denizli’deki işletmelerin iş yüklerini hafifletmeyi, zaman tasarrufu sağlamayı ve finansal yönetimlerini daha verimli hale getirmeyi amaçladık. Dijitalleşmenin rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz ve Denizli Ticaret Odası ile imzaladığımız protokolün şehirdeki işletmelere değer katmasını diliyoruz. Denizli Ticaret Odası ile başlattığımız bu iş birliğinin bölgedeki işletmelerimize güçlü bir dijital dönüşüm desteği sunacağını da düşünüyoruz. Tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, protokolümüzün hayırlı olmasını diliyoruz." "Tüm çabamız, üyelerimizin daha iyi imkânlara kavuşmaları için" DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan ise üyelerinin finansal altyapılarının ve hizmet şartlarının iyileştirilmesi yönündeki çalışmalarını sürdüklerini belirterek yeni iş birliğinin sektörler için hayırlı ve uğurlu olmasını diledi. Başkan Erdoğan, "Üyelerimizin dijitalleşme süreçlerine katkı sağlamak, finansal işlemlerini daha hızlı ve kolay hale getirmek, öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Vakıf Katılım ile hayata geçirdiğimiz bu protokol sayesinde üyelerimiz, bankacılık işlemlerini fiziksel evrakla uğraşmadan dijital ortamda gerçekleştirebilecekler. Aynı zamanda e-dönüşüm çözümlerine de erişim sağlayarak operasyonel süreçlerinde hız ve verimlilik avantajı elde edecekler. Bu iş birliğinin, Denizli iş dünyasının rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz ve tüm üyelerimize hayırlı olmasını diliyoruz" dedi. İkili, kurumları arasındaki iş birliği protokolünü DTO hizmet binasının başkanlık makamında düzenlenen törenle imzaladı.
OYAK’tan uluslararası iş birliği hamlesi
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:18 OYAK’tan uluslararası iş birliği hamlesi OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Umman ziyareti esnasında dört stratejik anlaşma imzaladı. Madencilik, tarım-gıda ve bilişim alanlarında somut adımlar atılacak. Umman’ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülke arasındaki iş birliği ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Umman Sultanı Heysem bin Tarık ile görüştü. İki ülkenin en üst makamları arasında yapılan görüşmeler esnasında, OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi heyetleri dört anlaşmaya imza attı. Yapılan açıklamaya göre, OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi arasındaki stratejik ortaklığa resmiyet kazandıran anlaşmalar çerçevesinde, madencilik, tarım-gıda ve bilişim alanlarında somut adımlar atılacak olup bu kapsamda 23 Ekim 2025 tarihinde: Bentonit madenciliği alanında faaliyet gösteren OYAK iştiraki Samaş Sanayi Madenleri A.Ş.’nin azınlık hisselerinin, OYAK ile Umman Yatırım Otoritesi tarafından ortaklaşa kurulan OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. (TOI) tarafından devralınmasına yönelik Hisse Edinim Ön Sözleşmesi imzalandı. Tarım alanında ise, OYAK iştiraki olarak bitki koruma ve besleme ürünleri geliştirmek amacıyla Özbekistan’da kurulan Hektaş Asia LLC şirketine, OIA ile Özbekistan İmar ve Kalkınma Fonu ortaklığında kurulu bir fon olan Uzbek-Oman Investment Company LLC tarafından azınlık ortak olarak Yatırım yapılmasını içeren bir Hisse Edinim Ön Sözleşmesi imzalandı. Gıda sektöründe, OYAK’ın bu alandaki çatı kuruluşu olan OYAK Gıda ve Tarım Holding A.Ş. ile Umman Yatırım Otoritesi’nin gıda yatırımlarını yöneten çatı şirketi Oman Food Capital arasında, farklı coğrafyalarda gıda alanındaki tecrübe ve iş birliklerinin değerlendirilmesine yönelik bir İş Birliği Anlaşması imzalandı. Bilişim alanındaki stratejik iş birliği çerçevesinde ise, OYAK bünyesindeki Innovance Bilgi Teknolojileri A.Ş. ile Umman Yatırım Otoritesi’nin telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren iştiraki Oman Datapark arasında çeşitli iş ortaklıklarının geliştirilmesini öngören bir başka İş Birliği Anlaşması imzalandı. Umman Sultanlığı’nın yatırım fonu olan Umman Yatırım Otoritesi (OIA) ile her iki kurumun 250’şer milyon dolar katkı sağlamayı taahhüt ettiği toplam 500 milyon dolar büyüklüğündeki yatırım fonunun Türkiye ile Umman arasında ekonomik iş birliğini güçlendireceğini ifade eden OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, "Bu stratejik ortaklık aynı zamanda OYAK ile Umman Yatırım Otoritesi arasında uzun vadeli ve çok boyutlu bir iş birliği zemini oluşturacaktır. Kurulan ortaklık, şirketimizin portföyünü çeşitlendirmek ve uzun vadeli, inovasyon odaklı büyümeyi güvence altına almak için uluslararası bağlantılardan faydalanma stratejimizin de bir sonucudur" şeklinde konuştu. İmzalanan dört anlaşma ile OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi arasındaki stratejik iş birliğinin resmiyet kazandığını ifade eden Yalçıntaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Şirketimizin uluslararası alandaki yatırımlarını genişletmesine katkı sağlayacak bu anlaşmalar, OYAK’ın küresel yatırım platformunda güçlü ve güvenilir bir oyuncu olarak mevcut konumunu güçlendirmesinin yanı sıra ülkemize yabancı sermaye girişi de sağlayacaktır. Umman Yatırım Otoritesi’nin çeşitli sektör ve coğrafyalardaki tecrübelerinden yararlanılmasına ve maden, liman, tarım ve gıda gibi farklı alanlarda karşılıklı bilgi paylaşımına imkân verecek bu imzalar; büyüme ve inovasyona yönelik uzun vadeli stratejimizin de önemli bir bileşeni olacaktır."
Türkiye E-Ticaret Haftası 21-22 Kasım’da İstanbul’da düzenlenecek
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:10 Türkiye E-Ticaret Haftası 21-22 Kasım’da İstanbul’da düzenlenecek "Future-Commerce / Geleceğin Ticareti" temasıyla düzenlenecek Türkiye E-Ticaret Haftası, 21-22 Kasım tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek. Ticaret Bakanlığı tarafından, ETİD ve TOBB Türkiye E-Ticaret Meclisi katkılarıyla "Future-Commerce / Geleceğin Ticareti" temasıyla düzenlenen Türkiye E-Ticaret Haftası, 21-22 Kasım tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. 90 milyar dolarlık hacme ulaşan e-ticaret sektörü, Türkiye ekonomisinin en hızlı büyüyen alanlarından biri haline gelirken; etkinlik, dijital dönüşümün tüm paydaşlarını aynı çatı altında buluşturacak. Çağatay Yasin Karaboğa: "Türkiye dijital ekonomide üretici konuma geçti" Ticaret Bakanlığı Elektronik Ticaret Daire Başkanı Çağatay Yasin Karaboğa, e-ticaretin Türkiye ekonomisindeki stratejik önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Türkiye artık sadece tüketen değil, dijital altyapısını üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna geldi. E-ticaret, 90 milyar doları aşan hacmiyle ülkemizin büyümesine, istihdamına ve ihracatına doğrudan katkı sağlıyor. Türkiye E-Ticaret Haftası, bu dönüşümün tüm aktörlerini bir araya getirerek hem sektörün vizyonunu hem de küresel rekabet gücünü pekiştirecek. Amacımız, dijital ticarette adil, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir ekosistem oluşturmak." Hakan Çevikoğlu: "E-ticaret ekonominin yeni büyüme motoru" Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkanı Hakan Çevikoğlu ise sektörün büyüme ivmesine vurgu yaparak şunları söyledi: "E-ticaret artık ekonominin yeni büyüme motoru. Tüketici davranışları dijitalleşirken, KOBİ’ler üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçlerini yeniden yapılandırıyor. Bu etkinlik, Türkiye’nin dijital ticaretteki gücünü ortaya koymanın ötesinde; sektörün gelecek on yılına yön verecek fikirlerin üretileceği bir platform olacak. Türkiye’nin e-ihracattaki potansiyeli her geçen gün güçleniyor; biz de bu dönüşümün merkezinde olmayı sürdüreceğiz." Paneller, Masterclass’lar ve yeni nesil iş modelleri Etkinlikte "Yapay Zeka ile Dönüşen Ticaret", "Davranış Bilimi ve Tüketici Zihni", "Sürdürülebilir Dijital Ticaret" ve "Fintech Yenilikleri" gibi başlıklar ele alınacak. S2B (Startup to Business) görüşmeleri kapsamında start-up’lar, yatırımcılar ve markalar yeni iş birliklerinin temellerini atarken; Dijital Zihinler ve Gelecek Fabrikası alanı genç girişimciler, üniversiteler ve teknopark projelerine ev sahipliği yapacak. Katılımcılar ayrıca S2C (Startup to Corporate) görüşmeleri, yapay zeka atölyeleri, girişimcilik oyunları ve inovatif eğitim modülleriyle yeni nesil ticaret modellerini deneyimleyecek. Etkinlik kapsamında düzenlenecek Türkiye E-Ticaret Ödülleri, dijital dönüşümün öncülerini sahneye taşıyacak. Yılın en yenilikçi girişimleri, kadın girişimciler ve sürdürülebilir markalar ödüllendirilecek. Etkinlik boyunca kurulacak Gelecek Zihinler alanında katılımcılar, dijital kampanya tasarımı, kullanıcı deneyimi ve veri analitiği üzerine uygulamalı içeriklerle geleceğin ticaretini keşfedecek.