EKONOMİ
KTO Başkanı Öztürk: "Fiyat istikrarının sağlanması, ürün arzının kesintisiz sürmesi önem taşıyor" 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:41:45 KTO 9. Alışveriş Merkezleri, Süpermarket ve Bakkallarda Yapılan Perakende Ticaret Meslek Komitesi İstişare Toplantısında açıklamalarda bulunan KTO Başkanı Selçuk Öztürk, sektörün enflasyonla mücadelede kritik rol üstlendiğini belirterek, "Fiyat istikrarının sağlanması, ürün arzının kesintisiz sürdürülmesi ve tüketicinin korunması açısından sektörümüzün dengeli şekilde işlemesi son derece önemlidir" dedi. Konya Ticaret Odası’nda (KTO) Meslek Komiteleri İstişare Toplantıları devam ediyor. Son olarak KTO 9. Alışveriş Merkezleri, Süpermarket ve Bakkallarda Yapılan Perakende Ticaret Meslek Komitesi İstişare Toplantısı KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, sektörel sorunları çözmek, görüş ve öneriler üzerinde fikir alışverişinde bulunmak adına istişare toplantılarının verimli geçtiğini söyledi. Dünya ekonomisinin çok zorlu bir süreçten geçtiğine değinen Başkan Öztürk, Türkiye’nin buna rağmen üretim gücü, sanayi altyapısı ve girişimcilik kapasitesiyle bu süreci dirençli şekilde yönetmeye devam ettiğini dile getirdi. Konya’nın da bu süreçte üretim ve ihracat odaklı büyümesini sürdürdüğünü vurgulayan Başkan Öztürk; "Şehrimiz sanayisi, tarımı, ticareti ve girişimcilik kültürüyle Anadolu’nun üretim üslerinden biri olmayı sürdürmektedir. Özellikle nisan ayında elde ettiğimiz ihracat rakamları, Konya iş dünyasının azmini ve üretim gücünü bir kez daha ortaya koymuştur. Konya ihracatı; makine, otomotiv yan sanayi, savunma sanayi, gıda ve tarım başta olmak üzere birçok sektörde güçlü performansını sürdürmektedir" dedi. "İş aleminin yanında olmaya devam edeceğiz" Perakende ticaret sektörünün ekonominin en stratejik alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Başkan Öztürk, "Sektör doğrudan tüketiciye ulaşan, vatandaşımızın günlük hayatına temas eden ve özellikle gıda arzı açısından kritik öneme sahiptir. Alışveriş merkezleri, süpermarketler ve bakkallar; yalnızca ticari işletmeler değil, aynı zamanda tedarik zincirinin son halkasını oluşturan hayati yapılardır. Enflasyonla mücadele sürecinde de sektörünüz büyük bir sorumluluk taşımaktadır. Fiyat istikrarının sağlanması, ürün arzının kesintisiz sürdürülmesi ve tüketicinin korunması açısından sektörümüzün dengeli şekilde işlemesi son derece önemlidir" ifadelerini kullandı. Konya Ticaret Odası olarak iş aleminin yanında olmaya devam edeceklerini belirten Başkan Öztürk, çözüm odaklı çalışmaların süreceğini bildirdi. Meslek Komitesi adına konuşan KTO Meclis Üyesi Ali Kaya da, yapılan toplantıdan dolayı Başkan Öztürk’e teşekkür etti. Kaya, komite olarak sektörel sorunların çözümü için çalıştıklarını söyledi. Konuşmaların ardından KTO Üyelerine söz verilerek soru, talep ve önerileri dinlendi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:38 SGK’dan kayıt dışı çalışmayla mücadele vurgusu Gaziantep İl Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürü Mehmet Uzun, Sosyal Güvenlik haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada kayıt dışı istihdamla mücadele vurgusu yaptı. Sosyal Güvenlik haftası dolayısıyla açıklamalarda bulanan SGK Gaziantep İl Müdürü Mehmet Uzun, özellikle çalışanların hak kaybına uğramaması konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ‘Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende’ sloganıyla başlattığı kayıtdışı istihdamla mücadeleye vurgu yapan Uzun, Kayıt dışı istihdamın, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de kopardığının altını çizdi. "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir haktır" Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmalarının anayasal bir hak olduğunu ifade eden Uzun, "Ülkemizin ve sosyal güvenlik sisteminin en önemli sorunları arasında yer alan kayıt dışı istihdam; çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi ya da çalışma gün veya ücretlerinin eksik bildirilmesidir. Yani sigortasız işçi çalıştırma durumunda olduğu gibi, çalışma sürelerinin veya ödenen ücretlerin eksik bildirilmesi de kayıt dışı istihdam olarak değerlendirilmektedir. Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybı yaşamamak adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiği tespit edilmektedir. İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır" dedi. "Kayıt dışı istihdam birçok hakkınızı elinizden alır" Kayıt dışı çalışmanın bir çok hak kaybına neden olduğunun altını çizen Uzun, "Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi, geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. muhtemel bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz. Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır. Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır. İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve muhtemel kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır. Kayıt dışı istihdam, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de koparmaktadır. Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz şartlarda çalışmaya maruz kalmaktadır. Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın oluşturduğu anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve muhtemel iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu bağlamda işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "Kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte çok yönlü tahribatlar oluşturur" SGK Gaziantep İl Müdürü Uzun, tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte çok yönlü tahribatlar oluşturduğunu ifade ederek, "Haksız rekabet oluşur. Piyasa dengesi bozulur. İşverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır. İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşer. Vergi ve prim kaybı oluşur. Sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur. Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar. Gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır. Ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir" ifadelerini kullanır. Bilgi edinme, ihbar ve şikayet Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebileceklerinin altını çizen Uzun," www.turkiye.gov.tr adresinden, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabilir. ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir. İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir. Sigortasız çalıştırıldığını ya da eksik ücret veya eksik gün bildirimi yapıldığını düşünen çalışanlar, ihbar ve şikâyetlerini, ALO 170 üzerinden, Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri / Merkezlerine doğrudan, CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden iletebilirler" ifadelerine yer verdi. "Ücret ödemelerinde banka kanalı zorunluluğu ve şeffaflık" İl Müdürü Uzun, "Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşımaktadır. Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir. Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:12 "Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz" Ankara Sanayi Odası (ASO) 2026 yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Antalya’nın Serik ilçesinde yapıldı. ASO 2026 yılı Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı, Serik’te bulunan bir otelde düzenlendi. ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç’ın güncel ekonomik gelişmeleri değerlendirdiği ve sanayicilerin beklentilerini ifade ettiği açılış konuşmasının ardından toplantı, Başkan Seyit Ardıç’ın moderatörlüğünü yaptığı ve kamu bankaları Genel Müdür Yardımcılarının katıldığı ‘Sanayicinin Finansmana Erişimi’ konulu panelle devam etti. Ardıç, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutlayarak konuşmasına başladı. "Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz" Enflasyonla mücadelenin üretim kapasitesini zayıflatarak sağlanamayacağını vurgulayan Ardıç, Türkiye’nin yeniden üretim ekonomisine odaklanması gerektiğini ifade ederek, "Patlak veren İran-ABD-İsrail savaşı enerji fiyatlarını yüzde 60 yukarı çekti. Oluşan belirsizlik, sanayicimizin üretim maliyetini, enerji, hammadde, ara malı ve teslimat süreleri üzerinden de artırdı. Dolayısıyla bugün karşı karşıya olduğumuz tabloda birçok maliyet ve belirsizlik, reel sektörün yani bizlerin üzerine binmiş durumdadır. Enflasyonla mücadeledeki kararlılığı sonuna kadar destekliyoruz. Ancak bu mücadelenin üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesini zayıflatmadan yürütülmesi için ekonomi programının reel sektör ayağının güçlü tamamlayıcı adımlarla desteklenmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur" dedi. "Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, ihraç ettiğimiz pek çok üründe karbon faturasını şimdiden masaya koymaktadır" Dün maliyetlerin konuşulduğunu bugün ise kapasitenin konuşulmasının zorunda olduğunu vurgulayan Ardıç, "Savaşlar artık sadece cephede sonuç doğurmuyor; sigorta primlerinde, navlun fiyatlarında, ihracatçının teslim süresinde, enerji faturalarında, Merkez Bankalarının kararlarında sonuç doğuruyor. Bu durum doğrudan sanayicimizin maliyetini ve KOBİ’mizin nakit akışını olumsuz etkiliyor. Sorun, küresel ekonominin güven kaybetmesidir. Teknolojiyi üreten, yeteneğini geliştiren ve kullanan, veriye hakim olan, kaliteyi izleyen, tedarik zincirini takip eden, karbon yükümlülüklerine uyan ülkeler öne çıkacaktır. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yani Avrupa’ya mal satarken karbon ayak izi için ödenecek ek vergi; demir-çelikten alüminyuma, çimentodan gübreye, elektrikten hidrojene kadar ihraç ettiğimiz pek çok üründe karbon faturasını şimdiden masaya koymaktadır" diye konuştu. Sanayi politikasının yalnızca teşvik, kredi ve yatırım alanlarıyla sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirten Ardıç; teknoloji, eğitim, finansman, lojistik, enerji, dijital altyapı ve kurumsal kapasitenin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Seyit Ardıç, Ankara’daki savunma sanayii, teknoparklar, OSB’ler, üniversiteler ve KOBİ’ler arasında daha güçlü iş birliği kurulması gerektiğini belirterek, mevcut potansiyelin ancak ortak üretim ve bilgi paylaşımıyla gerçek bir sıçramaya dönüşebileceğini ifade etti. Ankara’nın 18,5 milyar dolarlık toplam ihracatının yaklaşık üçte birinin savunmadan geldiğinin altını çizen Ardıç, Ankara’da savunma sanayii için çalışan 50 bin nitelikli mühendis ve teknik personelin hem üretim hem de Ar-Ge yoğunluğunun kalbinde olduğunu vurguladı. Başkan Ardıç, Ankara’nın üretim üssü konumunu koruyabilmesi için savunma sanayiindeki yüksek mühendislik kapasitesinin makine, otomotiv ve medikal gibi diğer sektörlere de yayılması gerektiğini belirtti. Ardıç, sanayisizleşmenin çoğu zaman sessiz ilerlediğini; kapasite kaybı, yatırım iştahının azalması ve fabrika kapanmalarıyla sonuçlandığını söyledi. Seyit Ardıç, Türkiye’nin son 30 yılda ihracatta önemli ilerleme kaydettiğini ancak yüksek teknoloji alanında istenilen seviyeye ulaşılamadığını belirtti. Yüksek teknolojili ürün ihracatının 2025’te 9,9 milyar dolar seviyesinde kaldığını, buna karşılık ithalatın 37 milyar doları aştığını dile getiren Ardıç, yüksek teknolojinin ihracat yapısının merkezine yerleşemediğini söyledi. Ardıç, Türkiye’nin artık üretim, Ar-Ge, inovasyon ve verimlilik odaklı yeni bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu vurguladı. "Türkiye, Avrasya’nın Brezilya’sı değil; Güney Kore’si olmak zorundadır" Yeni yüzyılda rekabetin yalnızca firmalar arasında değil, devletler ve ekosistemler arasında yaşandığını belirten Ardıç, "Bu yeni düzende Türkiye’nin önünde tarihi bir tercih var. Brezilya gibi, hammaddeye, iç pazara ve dönemsel büyümeye yaslanan bir ekonomiyle mi yetineceğiz; yoksa Güney Kore gibi teknolojiyi, ihracatı, markayı, verimliliği merkeze alan bir üretim/sanayi gücü mü olacağız? Asıl belirleyici olan hangi teknolojiyi ürettiğimizdir. Sanayicimizin küresel rekabette ulaşacağı yüksek konumdur. Türkiye, Avrasya’nın Brezilya’sı değil; Güney Kore’si olmak zorundadır" şeklinde konuştu. "KOBİ kredilerinin toplam işletme kredileri içindeki payı 2024’te yüzde 35,2’ye gerilemiştir" OECD verilerine değinen Seyit Ardıç, "Ülkemizde KOBİ kredilerinin toplam işletme kredileri içindeki payı 2024’te yüzde 35,2’ye gerilemiştir. Oysa OECD ortalaması yaklaşık yüzde 47 seviyesindedir. KOBİ’miz, üreticimiz, sanayicimiz hala OECD ortalamasının gerisinde bir finansman derinliğiyle üretim yapmaya çalışmaktadır. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de özel sektöre banka kredilerinin Gayrisafi Yurtiçi Hasılaya oranı 2024’te yüzde 37 olup; yüksek gelirli ülkelerde bu oran çok daha üst seviyelerdedir" ifadelerini kullandı. "Finansman mimarimiz üretken yatırımı ödüllendiren bir yapıya kavuşmalıdır" Kefalet limitleri, teminat şartları, kota uygulamaları ve kredi tahsis süreçlerinin iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Ardıç, "Proje bazlı kredi mekanizması da hala yeterli düzeyde değildir. Bizim ihtiyacımız, bilançosu güçlü olana kredi veren bir sistemin yanında; doğru projeyi, doğru yatırımı, doğru teknolojiyi, doğru ihracat potansiyelini kredilendiren bir sistemdir. Finansman mimarimiz teknolojik yeniliği ve üretken yatırımı daha fazla ödüllendiren bir yapıya kavuşmalıdır" dedi. Seyit Ardıç, sanayicilerin beklentisinin riski yalnızca üreticinin üstlendiği değil; teknolojik dönüşümü destekleyen, üretim, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve ihracat kapasitesini önceleyen uzun vadeli ve seçici bir finansman yapısı olduğunu ifade etti. Başkan Seyit Ardıç, teknoloji ile üretim arasındaki bağı güçlendirmek için sahada aktif çalışacaklarını belirterek, KOBİ’lerin teknoloji, finansman ve pazara erişimini kolaylaştıracak adımlar atacaklarını, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendireceklerini ve ASO Serbest Bölgesi ile ASO Teknoloji Üssü gibi projeleri hayata geçirmek için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Seyit Ardıç, teşvik sisteminin yalnızca yatırımı değil üretim çıktısını da esas alması gerektiğini belirterek, dijitalleşmenin rekabet için zorunlu hale geldiğini ve sanayi finansmanının üretken yatırımları önceleyen bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Ardıç, sanayisizleşme riskine karşı kararlı olduklarını söyledi. ‘Yılın Komitesi’ ödülünü almaya 2025 yılı çalışmalarına ilişkin beş komite hak kazandı. Ardıç, komite üyelerine sırasıyla ödüllerini takdim etti. ‘Sanayicinin Finansmana Erişimi’ paneli ASO Başkanı Ardıç’ın moderatörlüğündeki panele, Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Şükrü Taşçı, Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Madenci, Türk Eximbank Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağrı Altındağ ve Vakıflar Bankası T.A.O. Ticari ve Kurumsal Grup Başkanı Alparslan Şahin panelist olarak katıldı. Ziraat Bankası olarak uzun vadede kredi verilmesinin yollarının bulunması gerektiğini söyleyen Şükrü Taşçı, finansal ve reel sektörün birbiriyle uygun hareket etmesi, koordinasyonun daha fazla arttırılması konusunda nelerin yapılması gerektiğini aktardı. Bankaları zamanında bilgilendirebilecek, ikna edebilecek ve bankalara firmanın durumunu izah edebilecek finansçıların firmalara istihdam edilmesi gerektiğini savunan Yalçın Madenci, son birkaç yıldır özellikle sıkıntı yaşayan firmaların zayıf finans ekipleriyle çalıştıklarını gördüğünü ifade etti. Öte yandan, firmaların finansal geleceklerinin ve gidişatlarının kendi yönlendirdikleri şekilde bankalarla paylaşılmasının daha doğru olacağını dile getirdi. Alparslan Şahin, kredi ilişkisinin yatırımlar ve işletmeler açısından büyük önem taşıdığını belirterek, kredi dışındaki ödeme ve tasarruf çözümlerinde bankalarla entegrasyonun artırılmasının hem iş birliklerini güçlendireceğini hem de maliyet avantajı sağlayacağını ifade etti. Şahin, VakıfBank başta olmak üzere bankaların dijital ödeme ve tasarruf alanında çok sayıda çözüm sunduğunu söyledi. Mustafa Çağrı Altındağ, Eximbank’ın 2025 yılını 26,7 milyar doları kredi, 27,5 milyar doları alacak sigortası olmak üzere toplam 54,2 milyar dolarlık destekle kapattığını belirtti. 2026 yılı hedefinin ise 28 milyar dolar kredi ve 31 milyar dolar alacak sigortasıyla toplam 59 milyar dolar destek olduğunu ifade eden Altındağ, 2020’den bu yana takip edilen 50 milyar dolarlık hedefin 2025’te aşıldığını, 2026’da ise 60 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkmayı hedeflediklerini söyledi. Bankanın bilanço büyüklüğünün 1,5 trilyon liraya ulaştığını kaydeden Altındağ, aktif büyüklüğünün yüzde 90’ının ihracatçı firmaların kullandığı krediler olduğunu bildirdi.
Türkiye, ilk 9 aylık turizm gelirinde Cumhuriyet tarihinin zirvesinde
31 Ekim 2025 Cuma - 14:10 Türkiye, ilk 9 aylık turizm gelirinde Cumhuriyet tarihinin zirvesinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Cumhuriyet tarihinin ilk 9 aylık en yüksek turizm gelirine ulaşıldı. 2025 yılı başında koyduğumuz 64 milyar dolarlık turizm geliri hedefimizi tutturacağız" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) tarafından İstanbul’da düzenlenen Aylık Bilgilendirme Toplantısı ve Geleneksel Öğle Yemeği’ne katıldı. Bakan Ersoy burada yaptığı konuşmada 2025 yılının ilk 9 ayında turizm sektörünün yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ağırlayarak geçen yıla oranla yüzde 1,6 oranında artış kaydettiğini, kişi başı ortalama harcamanın 103 dolara yükseldiğini ve turizm gelirlerinin ise 50 milyar doları aştığını açıkladı. Türkiye, ilk 9 aylık turizm gelirinde Cumhuriyet tarihinin zirvesinde Cumhuriyet tarihinin ilk 9 aylık en yüksek turizm gelirlerine ulaşıldığının altını çizen Bakan Ersoy, şunları kaydetti: "2024 yılında kırdığımız rekorların ardından, 2025 yılının ilk 9 ayında ülkemiz genelinde yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ağırlanmıştır. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 artış yaşanmıştır. Kişi başı ortalama harcama 103 dolar seviyesine çıkarken, turizm gelirlerimiz yılın üçüncü çeyreği itibarıyla yaklaşık 50 milyar dolar seviyesini aşmıştır. 2025 yılı başında koyduğumuz 64 milyar dolarlık turizm geliri hedefimizi tutturacağız. Tüm bu rakamlar ışığında Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, geçtiğimiz yıl ziyaretçi sayısında dünya genelinde 4’üncü sıraya yükselmiştik. Bu başarı, Türkiye olarak turizmdeki küresel bir oyuncu olduğumuz gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu hedeflerin gerçekleşmesinde siz değerli sektör paydaşlarının katkıları çok değerli ve önemli. Bu sebeple sizlere de katkı ve emekleriniz için teşekkür ediyorum." Bu rakamların yalnızca turizmdeki başarıyı değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını da yansıttığını belirten Ersoy, İstanbul’un aynı dönemde 14 milyon 158 bin yabancı ziyaretçiyle dünya turizminin yükselen yıldızı hâline geldiğini ifade etti. "Türkiye, konaklama kalitesinde bir marka" Ersoy, dünya turizmindeki trendler dikkate alındığında bir destinasyonun tercih edilmesinde yalnızca doğal ve kültürel özelliklerin yeterli olmadığını, farklı parametrelerin de bu tercihleri doğrudan etkilediğini belirtti. Ziyaretçi davranışlarının konaklama kalitesinin önemini açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Ersoy, Türkiye’nin bu alanda hep birlikte uyum içinde yürütülen çalışmalar sayesinde bugün konaklama kalitesinde bir marka haline geldiğini ifade etti. "Sektörle geliştirilen ortak stratejiler başarıyı getirdi" Ersoy, Türk turizminin bugün dünyada bir yıldız gibi parlamasında sektörü merkeze alan yeni yaklaşımın belirleyici olduğunu belirterek, hiçbir zaman masa başında sektör gerçeklerinden uzak kararlar almadıklarını, tüm adımları sektörün içindeki aktörlerle birlikte attıklarını ifade etti. Küresel ve bölgesel krizlere karşı bağışıklığı artırmak, nitelikli turist çekmek ve gelir hedeflerini büyütmek amacıyla pazar çeşitliliğine öncelik verdiklerini vurgulayan Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü: "Söz konusu çeşitliliği oluşturmak için üç kademeli bir stratejiyle yol alıyoruz. Sektörle geliştirilen ortak stratejiler başarıyı getirdi. Ülkemizin mevcut ürünlerini daha fazla pazarda tanıtıyor, yeni ürünler geliştirerek ürün çeşitliliğimizi artırıyor, turizmi 12 aya ve Türkiye’nin 81 iline yayıyoruz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla yaptığımız bütün tanıtım çalışmalarını da bu doğrultuda yürütüyoruz. 6 yıl önce kurduğumuz Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansımız sayesinde ülkemizin tanıtımını çok daha profesyonel bir biçimde gerçekleştiriyoruz. Bugün itibarıyla dünyanın en etkili ve yoğun tanıtım yapan ülkesi haline geldiğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Dergi ve gazete ilanları, TV reklamları, tanıtım filmleri ve reklam çalışmalarının yanı sıra sosyal medya uygulamalarıyla; basın mensuplarına, influencer ve tur operatörlerine yönelik ağırlamalarımızla; dijital ve de konvansiyonel iletişim araçlarıyla ülkemizin köklü tarihini, doğal güzelliklerini, kültürümüzü tanıtıyoruz. 200’e yakın ülkeye ulaşan özel tanıtım kampanyaları yürütüyoruz. Bu sayede bugüne kadar ülkemizi tanıma fırsatı bulamamış insanlara da Türkiye’nin pek çok alanda görülmeye değer bir ülke olduğunu kanıtlıyoruz. Biliyorsunuz, turizmde pek çok avantaja sahibiz. Deniz-kum-güneşin yanı sıra kültür ve sanattan gastronomiye, toplantı ve inanç turizmine, arkeolojiden spor turizmine kadar geniş bir yelpazede, tüm beklentilere uygun olarak 81 ili ve 4 mevsimi hedefleyen bir turizm çeşitliliğini ön plana çıkartıyoruz. 10 dilde yayın yapan GoTürkiye internet sitesinde bugün 60’a yakın ürün mevcut. Öte yandan Go Türkiye sosyal medya hesaplarındaki toplam takipçi sayısı ise 21 milyonu aşmış durumda." "Türkiye Kültür Yolu Festivali gelecek yıl 32 şehirde düzenlenecek" Kültür turizminin, ürün çeşitliliği içinde en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çeken Bakan Ersoy, 2021 yılında İstanbul Beyoğlu’nda başlatılan Kültür Yolu Festivali projesinin bu yıl 20 şehirde organize edildiğini aktardı. 5 Nisan’da Adana’da başlayan Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin, 9 Kasım’a kadar sürecek olan Antalya etabıyla tamamlanacağını belirten Ersoy, "Türkiye Kültür Yolu Festivali gelecek yıl 26, 2027 yılında ise 32 şehirde düzenlenecek." sözleriyle projeye dair genişleme planlarını paylaştı. Bu yıl Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde 5 farklı şehirde hayata geçirilen Bir Anadolu Şenliği’nin, 2026 itibarıyla 9 ile yayılacağını bildirerek, bu festivaller sayesinde kültür ile turizmin birbirini besleyen bir yapıya dönüştüğünü dile getirdi. Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının restorasyon süreci tamamlandığında ise bu iki tarihî yapının yalnızca ulaşım noktası olarak değil, İstanbul’un her iki yakasında da kültür ve sanatın odak noktası hâline geleceğini sözlerine ekledi. Ürün çeşitliliği kapsamında gastronomi alanında da önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Ersoy, 2022 yılında İstanbul’un dünyaca ünlü Michelin Rehberi’ne dahil edildiğini, ardından İzmir, Bodrum, Muğla ve Kapadokya’nın da bu listeye katıldığını hatırlattı. Kültürel tanıtımda etkili bir başka unsurun ise dizi ve film ihracatı olduğunu vurgulayan Ersoy, Türk dizilerinin bugün 170’e yakın ülkede bir milyardan fazla izleyiciye ulaştığını, bu yapımlar aracılığıyla Türkiye’nin kültürel değerleri, yaşam biçimi ve estetik anlayışının tüm dünyada tanınır hâle geldiğini söyledi. Hatta bu ilgiden ötürü Türkçeyi öğrenmeye başlayan binlerce yabancı izleyici bulunduğunu kaydeden Ersoy, Bakanlık olarak dizilerin bu etkisini uluslararası tanıtım stratejilerinin merkezine yerleştirdiklerini belirtti. Bu doğrultuda Türkiye Tanıtım ve Geliştirme Ajansı tarafından hazırlanan Antalya ve İstanbul temalı iki mini dizinin, hedef ülkelerde tanınmış oyuncularla hayata geçirilen etkileyici bir tanıtım projesi olduğunu ifade etti. "Bu yapımlar hem kültürel diplomasi hem de destinasyon tanıtımı açısından büyük ses getirdi ve toplamda 2,43 milyar gösterim, 876 milyondan fazla izlenme elde etti. Bu başarının ardından önümüzdeki dönemde farklı temalarda, yine ülkemizi ve şehirlerimizi öne çıkaran yeni projelerle dünyada ses getirmeye devam edeceğiz" diyen Ersoy, turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda kültürel bir etkileşim alanı olarak gördüklerini vurguladı. Her bir ziyaretçinin Türkiye’nin değerlerini ve misafirperverliğini temsil eden birer kültür elçisi olarak ağırlandığını söyleyen Bakan Ersoy, paylaştığı rakamların ve aktardığı çalışmaların birer başarı özeti olduğunu; esas hedeflerinin ise sürdürülebilir, yenilikçi ve kapsayıcı bir turizm ekosistemi inşa etmek olduğunu belirtti. "İnşallah geliştirdiğimiz bu güçlü vizyon ile bu yolda birlikte çalışarak hedeflerimize de ulaşacağımıza yürekten inanıyorum" diyerek sözlerini tamamlayan Ersoy, toplantının TÜROB ailesi için verimli geçmesini diledi. "Turizm sektörü ekonomimize güçlü desteğini sürdürüyor" TÜROB Başkanı Müberra Eresin ise yaptığı konuşmada turizm sektörünün zaman zaman dışsal etkenlerle sarsılsa da, Türkiye ekonomisine, istihdamına ve kalkınmasına güçlü desteğini sürdürmeye kararlı olduğunu söyledi. Eresin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un bu sabah Atatürk Kültür Merkezi’nde yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, Eylül sonu itibarıyla ülkemize gelen ziyaretçi sayısındaki artışın devam ettiğini ifade etti.
Başkan Dumandağ, "Amacımız  Elazığ’ı, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir"
31 Ekim 2025 Cuma - 14:05 Başkan Dumandağ, "Amacımız Elazığ’ı, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir" Besi Organize Sanayi Bölgesi projesinde çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini belirten Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, "Amacımız, Elazığ’ı yalnızca bölgesinde değil, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir" dedi. Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, Meclis Başkanı Aydın Torgut ve Genel Sekreter Murat Çiçek ile birlikte Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Ahmet Antalyalı’yı makamında ziyaret etti. Elazığ Besi Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösterecek yatırımcıların TKDK desteklerinden etkin bir şekilde yararlanabilmesi amacıyla planlanan projelerin görüşüldüğü ziyarette ayrıca TKDK desteklerinin kentteki üretim, istihdam ve ekonomik kalkınma süreçlerine katkı sunması adına karşılıklı istişarelerde bulunuldu. Ziyarette ayrıca Elazığ’ın tarım ve hayvancılık potansiyelinin geliştirilmesi, kırsal kalkınma desteklerinin üreticilere daha etkin ulaştırılması ve yatırım alanlarının çeşitlendirilmesi konuları detaylı şekilde ele alındı. "Üreticimizin emeğini koruyan projeleri önceliklendiriyoruz" Elazığ’ın tarım ve hayvancılık potansiyelini sanayiyle buluşturacak dev yatırım olan Besi OSB projesinde çalışmalar tüm hızıyla devam ettiğini aktaran Başkan Dumandağ, "Bölge hayvancılığına yön verecek modern altyapı, çevre dostu üretim modeli ve yüksek istihdam kapasitesiyle dikkat çeken projemiz Elazığ ekonomisi için stratejik bir adım. Besi OSB; üreticimizin yıllardır hayalini kurduğu, hayvancılığı planlı ve verimli hale getirecek bir projedir. Şehrimizin tarımsal üretim gücü artık daha organize, daha hijyenik ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıya kavuşacak. Tabi bilindiği üzere Elazığ; coğrafi yapısı, hayvancılık altyapısı ve üretken insan kaynağıyla bölgesinde örnek bir şehir konumunda. Biz Ticaret Borsası olarak şehrimizin potansiyelini doğru şekilde değerlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Üreticimizin emeğini koruyan, istihdamı artıran ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen projeleri önceliklendiriyoruz" diye konuştu. "Amacımız, Elazığ’ı yalnızca bölgesinde değil, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir" Dumandağ, "TKDK’nın sağladığı hibe ve destekler, Elazığ’ın üretim kapasitesini katlayacak güce sahip. Biz bu desteklerin tabana yayılması, küçük ve orta ölçekli üreticilerin de bu imkanlardan faydalanması için üzerimize düşen her görevi yerine getirmeye hazırız. Amacımız, Elazığ’ı yalnızca bölgesinde değil, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir. Elazığ’ın bereketli topraklarını ve üretim gücünü daha verimli hale getirmek için kurumlarımız arasında güçlü bir iş birliğinin şart olduğu aşikar. TKDK’nın destekleriyle üreticilerimizin modern, sürdürülebilir ve katma değeri yüksek projelere imza atacağına inanıyoruz. Bizler de Elazığ Ticaret Borsası olarak bu süreçte üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye hazırız" şeklinde konuştu. Ziyarette konuşan AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı ise Elazığ’ın kırsal kalkınma projelerinde öncü illerden biri haline gelmesi için tüm desteklerin devam edeceğini ifade etti. TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı da nazik ziyaretlerinden dolayı heyete teşekkür ederek, Elazığ’ın tarımsal üretim kapasitesini artıracak projelere kurum olarak her zaman destek vermeye devam edeceklerini söyledi.
Bakan Şimşek: "2026 yılında dezenflasyonu güçlü bir şekilde devam ettireceğiz"
31 Ekim 2025 Cuma - 14:04 Bakan Şimşek: "2026 yılında dezenflasyonu güçlü bir şekilde devam ettireceğiz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "2026 yılında güçlü bir şekilde dezenflasyonu devam ettireceğiz. Maliye politikası, para politikası, gelirler politikası ve yapısal politikalar ona göre şekillenecek. Dolayısıyla bizim gördüğümüz resim bu. Önümüzde çok ciddi fırsatlar var. Bu fırsatları tabii ki değerlendirecek olan reel sektörümüzdür. Bunları destekleyecek olan finans sektörümüzdür. Biz de bir ekip ruhuyla bütün bu girişimcilik ve finans konularında gereken desteği tabii ki sağlayacağız" dedi. Bakan Şimşek, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen "Küresel Ekonomi ve Türkiye Ekonomisinin Görünümü" konulu finans zirvesine katıldı. Türkiye ve küresel ekonomiye ilişkin başlıkların ele alındığı zirvede konuşan Şimşek, "Küresel ekonomide aslında durum çok da kötü değil. Yani algı ve beklentiler nispeten pozitif. Bu iyi bir haber. Büyüme potansiyelimizi yükseltecek. Gördüğünüz gibi dünyada karşı karşıya olduğumuz yapısal tehditler var, sorunlar var. Ama hepsinde Türkiye için eğer biz doğru bir kurguyla, doğru bir modelle birlikte iş birliği yaparak doğru tespitler ve teşhislerde bulunduktan sonra birlikte çözebiliriz" dedi. "Dünyanın dört bir köşesinde sıcak çatışmalar var" Küresel gerginlikler ve çatışmaların her gün birçok ülkede görüldüğünü söyleyen Şimşek, "İnsanlık olarak arzu etmediğimiz görüntüler var. Ve dünyanın dört bir köşesinde sıcak çatışmalar var. Peki Türkiye burada nasıl konumlanmış? Birincisi biz güçlü bir savunma sanayiine sahibiz. Şu anda devam eden üzerinde 100 binden fazla kişinin çalıştığı bin 400’e yakın ve geliştirme Ar-Ge değeri 100 milyar dolar üzerinde olan bin 400 projeden bahsediyoruz. Ve bu daha yeni yeni Türkiye’nin ihracatına üretimine yansımaya başladı" ifadelerini kullandı. "Bugün Türkiye 10 milyar dolar ihracata doğru giden bir ülke konumunda" 25 yıl önce Türkiye’nin savunma sanayi ihracatının yok denecek kadar az olduğunu belirten Bakan Şimşek, "Bugün Türkiye 10 milyar dolar ihracata doğru giden bir ülke konumunda. Eylül ayı itibariyle yıllıklandırılmış ihracat 8.4 milyar doların üzerine çıktı. Türkiye eskiden dünyanın en büyük ithalatçılarından birisi iken 90’lı yıllarda rakamlar onu gösteriyor. Şu anda dünyada ihracatı ilk ona doğru hızlı yol kat ediyor. Geçen sene 11. sıradaydık. Dünya ihracat liginde savunma sanayinde muhtemelen bu sene veya önümüzdeki sene ilk 10’a girmiş olacağız. Daha yeni İspanya Türkiye’den 3 milyar doların üzerinde bir meblağla HÜRJET alımını onayladı. Gerçekten bu açıdan baktığınız zaman dolayısıyla daha bu yolun başındayız. Yani bin 400 ürün geliştirme aşamasında bunların peyderpey devreye girdiği bir dünya ve savunma sanayi harcamalarının hızla arttığı bir dünya. Dolayısıyla evet bazı sektörlerde sıkıntılarımız var. Ben yoktur demiyorum ve onlara da duyarsız değiliz" diye konuştu. "Kötümser olmak için hiçbir sebep yok" Bakan Şimşek, "Finansmanda şartlar önümüzdeki aylarda daha da iyileşecek, çünkü enflasyon düşecek. Önümüzdeki yıl bu konularda da peyderpey elimiz güçlendikçe basitleştirme ve bu makro ihtiyati tedbirleri gevşetme noktasında elimiz daha da güçlenecek. Onun için kötümser olmak için hiçbir sebep yok. Uyguladığımız program çerçevesinde bakıyorum. Giderek daha da güçleneceğimiz, giderek daha hızlı koşacağımız bir döneme gireceğimize biz inanıyoruz. Bunun şartları oluşmuş durumda. Küresel konjonktürü destekleyici programı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz" dedi. 2026 yılında güçlü bir şekilde dezenflasyonun devam edeceğini kaydeden Bakan Şimşek, "Ona göre maliye politikası, ona göre para politikası, ona göre gelirler politikası ve ona göre yapısal politikalar şekillenecek. Dolayısıyla bizim gördüğümüz resim bu. Önümüzde çok ciddi fırsatlar var. Bu fırsatları tabii ki değerlendirecek olan reel sektörümüzdür. Bunları destekleyecek olan finans sektörümüzdür. Biz de bir ekip ruhuyla girişimcilik ve finans konularında gereken desteği tabii ki sağlayacağız" ifadelerine yer verdi.
Gaziantep, THY ile dünyaya açılacak
31 Ekim 2025 Cuma - 13:58 Gaziantep, THY ile dünyaya açılacak Tarihi, gastronomisi ve doğasıyla turizmin yükselen değerlerinden olan Gaziantep, Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Valiliği ve Türk Hava Yolları işbirliğiyle ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtılacak. Hava kargo ile Gaziantep’ten 200 tonluk ihracat yapıldığını belirten THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Ahmet Bolat, "Uzun yıllardır Türkiye içindeki önemini bildiğimiz Gaziantep gibi şehirler için özel yatırımlar yapıyor, bu şehirleri stratejik şekilde konumlandırıyoruz" dedi. Köklü tarihi, 5 antik kente ev sahipliği yapması, gastronomisi ve doğasıyla turizmde yükselen değerlerden olan Gaziantep’in ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtımı için Türk Hava Yolları (THY) ile yapılacak iş birlikleri ve tanıtım stratejileri ele alındı. Kamu kurumları yetkilileri, üniversite rektörleri, STK temsilcileri ve THY yöneticilerinin katıldığı Zeugma Mozaik Müzesi Konferans Salonu’ndaki toplantıda, kentin turizm potansiyelinin artırılması, yurt içi ve yurt dışı destinasyonlarda Gaziantep markasının güçlendirilmesi, gastronomi turizminin desteklenmesi konularında fikir alışverişinde bulunuldu. Toplantıda Gaziantep merkezli 10 şehirdeki 17 kültürel varlığı kapsayan destinasyonda hedeflere ulaşılması için uluslararası tanıtım ve iş birlikleri, tematik tur paketleri, bölgesel farkındalık ve altyapı gelişimi, hedef pazarlar olan Asya, Uzak Doğu ve Amerika’dan gelecek turistlere yönelik tanıtım çalışmaları, influencer, basın ve acente iş birlikleri başta olmak üzere çeşitli konular irdelendi. Gaziantep, THY ile dünyaya ihracat yapıyor THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Ahmet Bolat, yaptığı sunumda Gaziantep için 2025 yılında yurt dışında 19 tanıtım turu yapıldığını, 2026 yılı için de 23 tanıtım turu yapılacağını belirtti. Gazi şehrin ihracatında lojistik rakamlarla THY’nin verilerini paylaşan Bolat, bu yıl ürünlerin 72 ülkeye hava kargo ile taşındığını aktardı. 323 ton dış hat kargosunun 200 tonunun Gaziantep üretimi olduğunu belirten Bolat, 110 ton gibi rekor bir taleple Avustralya’ya ürünlerin taşındığını ifade etti. Gazi şehrin sanayisi ile farklı iş ortaklıkları yürütülmesi hedefleniyor THY’nin gelecek hedefleri içinde sadece turizm ve taşıma açısından değil şehrin sanayisiyle ortak çalışmalar yapılabileceğini aktaran Bolat, üniversiteler ve Teknopark şirketleriyle projeler yürütülebileceğini söyledi. Bolat, "Türk Hava Yolları’nın geçmişine baktığımızda bir dönem sadece 65 uçağı bulunuyordu. Bunların 11’i geniş gövdeli, geri kalanı dar gövdeliydi. Ancak Cumhurbaşkanımızın havacılığa yönelik vizyonu ve ülkemizde yapılan büyük yatırımlar sayesinde Türk Hava Yolları bugün dünyanın en önemli hava yollarından biri haline geldi. Son 20 yılda Türk Hava Yolları yüzde 12 oranında büyüme sağladı. Bu oran, dünya ortalamasının yaklaşık 3,5 katı. Yani dünya ortalaması yüzde 3,5 iken, THY yüzde 12 büyüdü. 65 uçaktan bugün 515 uçağa ulaştık. Türk Hava Yolları’nın şu anda 515 uçağı bulunuyor. 2033 vizyonumuz doğrultusunda bu sayıyı 813 uçağa çıkarmayı hedefliyoruz. Bugün THY, haftada 8 bin dış hat, 4 bin 700 iç hat uçuşu gerçekleştiriyor. Dünyada 541 farklı noktaya uçuyoruz. Bu da Gaziantep gibi sanayi şehirleri için büyük bir avantaj. Çünkü Gaziantep’teki bir sanayici, THY’nin uçuş ağı sayesinde dünyanın 541 noktasına 24 saat içinde erişebiliyor. İstanbul Havalimanı üzerinden ortalama 2,5 saat içinde birçok noktaya bağlantı kurulabiliyor. İç hatlarda da pandemi öncesi dönem olan 2019’a göre yüzde 33 oranında büyüme sağladık" dedi. "Gaziantep gibi şehirler için özel yatırımlar yapıyor" Bolat, "THY’nin üç farklı markası bulunuyor. Bunlardan biri, yüzde 50 ortağı olduğumuz SunExpress. Uzun yıllardır Türkiye içindeki önemini bildiğimiz Gaziantep gibi şehirler için özel yatırımlar yapıyor, bu şehirleri stratejik şekilde konumlandırıyoruz. Uluslararası yolcu kapasitesinde dünyada üçüncü sıradayız. 2024 ile 2025 yılları karşılaştırıldığında yüzde 4 oranında büyüme bekliyoruz. Bu yılki gelirimiz, Allah nasip ederse 22 milyar dolar civarında olacak. Esas faaliyet karımız da geçen yıla benzer bir seviyede gerçekleşecek. Kredi yükümüz ise sadece 300 milyon dolar civarında. Peki, tüm bunların ülkemize katkısı ne? Bir uçak, tipine göre büyük bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Dar gövdeli uçakların her biri 55-60 milyon dolar, geniş gövdeli uçaklar ise 150-180 milyon dolar arasında. Elbette bu alımlar Airbus ve Boeing gibi firmalara kazanç sağlıyor, ancak aynı zamanda Türkiye ekonomisine de önemli katkılar sağlıyor. Türk Hava Yolları, son 16 yılın en büyük ihracatçısı konumunda. Geçtiğimiz yıl 18 milyar dolar döviz girdisi sağladı. Bunun 9 milyar doları doğrudan Türkiye’de kaldı. Yani THY, Türkiye’ye 9 milyar dolarlık cari fazla kazandırıyor. Türk Hava Yolları’nın ülke ekonomisine toplam katkısı 60 milyar dolar seviyesinde. Türkiye’nin 1,1 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılası içinde THY’nin payı yaklaşık yüzde 6’dır. THY’nin 20 iştiraki ve 95 bin çalışanı bulunuyor. Şirketin bu yıl 44 milyar dolar döviz geliri elde etmesi, bunun da 20 milyar dolarının Türkiye’de kalması tahmin ediliyor ülkemize getirilen yüksek gelir grubundaki turistler ve iş insanları sayesinde" ifadelerini kullandı. "Bu yıl Amerika’dan 1,7 milyon turist geldi" THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Bolat, "Amacımız, kültüre, tarihe, gastronomiye ve Türkiye’nin ürettiği değerlere ilgi duyan turistleri ülkemize çekmek. Bu kapsamda 11 hedef ülke belirledik. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bu ülkelerden gelen turistler, kişi başı 2 ila 3 bin dolar arasında harcama yapıyor. Bu yıl Amerika’dan 1,7 milyon turist geldi. Hedefimiz, bu sayıyı 5 milyona çıkarmak. Aynı dönemde Dubai’ye giden Amerikalı sayısı sadece 300 bin civarında. Bu da Türkiye’nin turizm potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Bu topraklar insanlığın ve medeniyetin doğduğu yerler. Özellikle Şanlıurfa’daki Taş Tepeler projesiyle başlayan yeni hikayemiz, medeniyet tarihini yeniden yazıyor. 12 bin yıl öncesine uzanan bu topraklarda, o dönemde bile 10 bin kişilik yerleşimler bulunduğunu görüyoruz. Bu da bölgenin tarihi önemini ortaya koyuyor. Türk Hava Yolları’nın 19 iştiraki arasında TGS, THY Teknik ve Turkish Cargo gibi önemli firmalar var. Bunlardan biri de BayiDek. Bu şirketimiz, kapıdan kapıya teslimat yapan bir lojistik firması. Örneğin, Gaziantep’teki bir esnaf, internet üzerinden tanıttığı bir ürününü Frankfurt’taki bir müşteriye göndermek isterse BayiDek devreye giriyor. Ürünü esnafın dükkanından alıp ertesi sabah Frankfurt’taki adrese teslim ediyor. Türk Hava Yolları, geçmişte olduğu gibi bugün de sadece bir hava yolu şirketi değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve turistik kalkınmasına yön veren stratejik bir markadır" ifadelerine yer verdi. "Tanıtım deyince bizim en önemli tanıtım ayağımız, tanıtım mekanizmamızdan bir tanesi Türk Hava Yolları" Toplantıda konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise, kentin OECD Şampiyon Şehir, EBRD Yeşil Şehir ve Avrupa Ödülü sahibi olduğunu belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli markası olan Türk Hava Yolları’nı bugün üst düzey yöneticilerini şehrimizde ağırlıyoruz. Misafirlerimiz bizi markalaştıran, Türk Hava Yolları’nı dünya markası haline getiren çok özel misafirler. Bunun en önemli sermayesi beşeri sermaye, yetişmiş insan gücü. Bugün vizyonlarıyla, ufuklarıyla, stratejileriyle bu önemli çalışmada ülkemizin en önemli marka değerini yöneten sizler bizim için en kıymetli hazinesiniz. Kültürel mirasımız da diğer önemli hazinemiz. Bugün iki hazineyi bir araya getirdik ve birleştirdik. Bir taraftan ortak geçmişimiz var. Geleceğe emin adımlarla ilerliyoruz. Geçmişimizde büyük medeniyet var. Cumhuriyet Dönemi’nin en güzel eserleri burada ve bunların tanıtılmaya ihtiyacı var. Tanıtım deyince bizim en önemli tanıtım ayağımız, tanıtım mekanizmamızdan bir tanesi elbette ki Türk Hava Yolları" dedi. "Dünyada da Türk Hava Yolları bizim bu şekilde sesimiz olacak" Gaziantep Valisi Kemal Çeber de önemli bir heyeti misafir ettiklerini vurgulayarak, "Biz Gaziantep ile ilgili belki bundan sonra ‘Türk Hava Yolları’ndan önce, Türk Hava Yolları’ndan sonra’ diye konuşabiliriz. Gaziantep’in muhteşem bir potansiyeli var. Bunu Türk Hava Yolları’nın profesyonelliğiyle birleştirmek istiyoruz. Dünyada da Türk Hava Yolları bizim bu şekilde sesimiz olacak. ‘Buraya bir ek sefer daha koymaktansa burayı dünyada çok daha iyi tanıtmak bize çok daha fayda sağlar denildi’. Bu gerçekten güzel bir vizyondur, ekiptir. Ben şahsım ve şehrim adına teşekkür ediyorum böyle güzel bir kadroyla, geniş bir kadroyla buraya geldiği için ve şimdiden hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum" diye konuştu.
Bakan Yumaklı: "Türkiye kovan varlığında 3’üncü, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada"
31 Ekim 2025 Cuma - 13:54 Bakan Yumaklı: "Türkiye kovan varlığında 3’üncü, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada" Türkiye’nin arıcılık sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Türkiye kovan varlığında 3’üncü, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Tunceli’ye geldi. İlk olarak valiliği ziyaret eden Bakan Yumaklı, ardından ‘Yeni Kovan, Yeni Umut Projesi’ kapsamında arı kovanı dağıtım töreni katıldı. Burada üreticilerle bir araya gelen Yumaklı, açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin arıcılık sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Bakan İbrahim Yumaklı, "Verilere göre, Türkiye kovan varlığında 3’üncü sırada, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada. Çini’de zorladığımızı ifade etmek istiyorum. Her köşesi cennetten bir parça olan bu vatanımızın özellikle yaşamın devamı konusunda bilimsel verileri de önümüze koyduğumuzda arıların ve arıcılığın bu manada getirmiş olduğu faydaları, ekonomik sonuçlara dönüştürmek son derece kıymetli olacak. Dünyada bilinen ballı bitkiler florasının da yüzde 75’i ülkemizde bulunuyor. Ne kadar önemli bir hazinenin üzerinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Son 23 yılda çalışmalarımız hep buna dönük oldu. Türkiye’de arıcılık haritası oluşturduk. Şuanda yapılmış ve yapılacak olan projelerin bilimsel bir temeli olduğunu ifade etmek istiyorum. 1 milyon dekar alana sahip 900 bal ormanı tesis edildi. Balda markalaşma yönünde önemli mesafeler almış durumdayız. Eğer dünyadan üretmiş olduğunuz ürünlerin bir yere sahip olmasını istiyorsanız diğer bir başlıkta markalaşmadır. 35 coğrafi işaret tescili almış balımız mevcut. Bu kadar çok coğrafi işaret almak faydalı mı diye düşünmeyin bu bir sinerji oluşturuyor. Birisi diğerini tetikliyor. Bu sadece arıcılık işletmesi sayısı 5 kat artışla 98 bine çıkmış durumda. Arılı kovan varlığımız yüzde 115 artışla 9 milyon adete çıkmış durumdadır" diye konuştu. Bakan Yumaklı, "Son dönemde arıcılık ürünlerinin üretimiyle alakalı emeğe haksızlık ve saygısızlık eden, haksız kazanç elde etmek için her yolu deneyenlerle yoğun bir mücadelemiz var. Denetimlerimizi ve arkasından tespitlerimizi gerçekleştirdiğimizde 15 milyona kadar ceza ve faaliyet durdurmada yanın da gerçekleştiriyoruz. Amacımız üreticilerimizin emeğini korumaktır. Çiftçimizin emeği ve halkımızın sağlığıyla oynayanların yanına kar kalmayacağını bundan hiçbir toleransımızın olmadığını buradan tekrar ifade etmek istiyorum. Bu kapsamda biz 2025 yılının ilk 10 ayında yaklaşık 2 bin denetim gerçekleştirdik. Bunların sonucunda da 142 firmaya idari yaptırımda bulduk. Bu zaman kadar yapılanlarla belli oranlarda iyileşmeler sağlanmış durumda. Bitkisel üretimde üretim miktarımız yüzde 85, küçükbaş hayvan varlığımız yüzde 76 ve arılı kovan varlığımız yüzde 97 artmış. 27 kat artışla 2. 6 milyar liralık bir tarımsal hasılaya ulaştık. Yeter mi yetmez" şekliden konuştu.
Muğla Büyükşehir’den Kırsal Kalkınmaya 330 tonluk yem tohumu desteği
31 Ekim 2025 Cuma - 13:46 Muğla Büyükşehir’den Kırsal Kalkınmaya 330 tonluk yem tohumu desteği Muğla Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimi desteklemek, üreticilerin girdi maliyetlerini azaltmak ve yerel üretimi güçlendirmek amacıyla 13 ilçede bin 500 üreticiye toplam 330 ton yem bitkisi tohumu desteği sağlıyor. Tritikale, arpa ve yulaf tohumlarından oluşan bu destekle 13 bin 200 dekar alanın yem bitkisi üretimiyle buluşması hedefleniyor. ‘Verimli Topraklarıyla Tarım Kenti Muğla’ vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi, bugüne kadar Yatağan, Milas, Menteşe, Fethiye ve Seydikemer ilçelerinde dağıtım gerçekleştirdi. 31 Ekim 2025 Cuma günü Ula ilçesinde yapılacak dağıtımla destekleme programı devam edecek. Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yem bitkisi tohumu desteklemesi, hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Büyükşehir Belediyesi, bu destekle üreticilerin hem yem maliyetlerini azaltmayı hem de kırsal bölgelerde üretimi teşvik etmeyi amaçlıyor. Yeni Bağyaka Mahalle Muhtarı Günay Sarıoğlu, "Bu proje çok güzel. Gerçekten çok güzel. Çok teşekkür ediyoruz. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ederiz" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Dairesi Başkanı Buket Kallem, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın ‘Verimli Topraklarıyla Tarım Kenti Muğla’ sloganı tarım projelerimize rehber olmaktadır. Bugün dağıtımını yapacağımız tohumlar, hem hayvancılığımızın sürdürülebilirliği açısından, hem de tarlalarımızın bereketlenmesi açısından çok büyük önem arz etmektedir. Bizim için önemli olan, kırsalda üretimin sürmesi, köylerin yeniden canlanması ve gençlerimizin tarıma olan güveninin artmasıdır" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz, "Bugün burada Menteşe ilçemizde ortalama 413 civarında üreticimizin katılımıyla yaklaşık 394 ton civarında yem tohumu bitkisinin ücretsiz olarak Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtımını gerçekleştirip Muğla genelinde de tarıma, hayvancılığa, kırsal kalkınmaya destek veriyoruz. Ve bu desteğin aslında Muğla’nın sadece tarımsal veya kırsal veya hayvancılık anlamında değil, Muğla’nın geleceğine yönelik bir destek olduğuna inanarak, güvenerek yapıyoruz. Beraberinde toplamda 330 ton yem bitkisi tohumunun Muğla Belediyenize maliyeti KDV’de 20 milyon civarında olup, yaklaşık 14 bin dekar alan, tarımsal alan bu manada etkin hale getirilip, dikimi gerçekleştirip hem tarıma hem de hayvancılık noktasında bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Muğla, sadece turizmiyle, deniziyle, güneşiyle olan bir kent değil. Beraberinde tarım da hem ekonomik anlamda, hem de kültürel manada önemli bir yer tuttuğuna inanıyoruz. Ve bunun da gereğini büyükşehir olarak üzerimize düşen noktada yapmaya çalışıyoruz. Tabi bu desteklere göre hem üretimine, Muğla’nın geleceğine yatırım yapmak amacı da hem de tarımsal girdi maliyetlerinin gerçekten ciddi boyutlara ulaşması noktasında, özellikle üreticinin, çiftçinin her zaman yanında olarak ortaya, ülke çapında çıkan bu açığı, bu dezavantajlı durumu yerel yönetim olarak bir mevzu olsun, katkıda bulunmak istiyoruz. Bundan sonra da katkıda bulunmaya devam edeceğiz" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın geleceğini toprakta ve üreticisinde gördüklerini, üreten bir Muğla, kendi ayakları üzerinde duran, doğasıyla, insanıyla, emeğiyle güçlü bir Muğla demek olduğunu, bu anlayışla Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerin yanında olmaya, onların emeğini değerli kılacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini açıkladı.
Buldan’da elma hasadı yüz güldürüyor
31 Ekim 2025 Cuma - 13:14 Buldan’da elma hasadı yüz güldürüyor Denizli’nin Buldan ilçesinin yüksek kesimlerinde elma hasadı başladı. Bu yıl yetiştirilen elmalar, verim ve kalitesiyle üreticilerin yüzünü güldürüyor. Buldan ilçesinde 2 bin 103 dekar alanda yaklaşık bin 514 ton elma üretiminin gerçekleştiğini dekar başına ortalama 720 kilogram verim alınan bölgede en çok Starking, Golden ve yerel elma çeşitleri yetiştirildiği belirtildi. Denizli’nin Buldan ilçesinde Şubat-Mart aylarında başlayan budama çalışmalarının ardından sulama ve ilaçlama işlemleri tamamlandı ve elma hasadı başladı. Bu yıl yağışların ve hava şartlarnın elma üretimi için elverişli geçtiğini belirten üreticiler, sabahın erken saatlerinden itibaren aileleri ve işçileriyle birlikte bahçelerinde elma topluyor. Buldan’ın Süleymanlı, Kovanoluk, Yayla, Kaşıkçı ve Alandız mahallelerinde yoğun bir şekilde süren hasatta, toplanan elmalar kasalara doldurularak soğuk hava depolarına taşınıyor. Üreticiler, 1100 rakımlı bölgenin toprak yapısı ve ikliminin elmalara özgün tat, aroma ve dayanıklılık kazandırdığını ifade ediyor. Buldan’da toplam 2 bin 103 dekar alanda yaklaşık bin 514 ton elma üretimi gerçekleştiriliyor. Dekar başına ortalama 720 kilogram verim alınan bölgede en çok Starking, Golden ve yerel elma çeşitleri yetiştiriliyor. "Bu yıl iklim elma üretimi açısından çok güzel geçti" Buldan Yayla Mahallesinde elma üreticiliği yapan Mehmet Çetinkaya, bölgenin elma yetiştiriciliği için elverişli olduğunu belirterek; "Bu yıl iklim elma üretimi açısından çok güzel geçti. Yaklaşık yirmi bir dönüm arazimizde Süperchleff, Arap Kızı, Fuji, Golden, Grand Simit cinsi elma üretimi yapıyoruz. Topladığımız elmaları kasalara doldurarak buzhanemize koyuyoruz. Gelen alıcılara verdiğimiz gibi pazarlarda da satıyoruz. Allah bereketini versin" dedi.
Bakan Bolat: "2025 yılının ilk dokuz ayında İsviçre ile ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaştı"
31 Ekim 2025 Cuma - 13:10 Bakan Bolat: "2025 yılının ilk dokuz ayında İsviçre ile ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaştı" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "İsviçre ile güçlerimizi birleştiriyor, iş dünyalarımıza yeni fırsatlar sunuyor, ikili ilişkilerimizden güç alan işbirliğimizi bölgesel bir perspektifle geliştiriyoruz. 2025 yılının ilk dokuz ayında ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaşarak, 2024 yılının toplam seviyesini şimdiden yakalamıştır. Türkiye’de 1.000’den fazla İsviçre şirketi faaliyet göstermekte olup, yatırımları 10,6 milyar doları bulmaktadır. Türkiye’nin İsviçre’deki yatırımları ise yaklaşık 1 milyar dolardır" dedi. 19. Türkiye-İsviçre Ekonomi Forumu başladı. Forumda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, küresel ölçekte yaşanan tüm zorluklara rağmen, Türkiye ekonomisinin son yıllarda dikkate değer bir performans sergilediğini söyledi. Bakan Bolat, 2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin, dünya ekonomileri arasında 17’nci sırada yer aldığını ve satın alma gücü paritesine göre ise 12’nci sırada yer aldığının altını çizdi. Son yirmi yılda Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 5,4 oranında büyüme kaydettiğine dikkat çeken Bakan Bolat, "2002 yılında 238 milyar dolar olan millî gelir, 2024 yılı itibarıyla 1,5 trilyon dolara yükselirken; kişi başına düşen gelir ise 3 bin 600 dolardan yaklaşık 17 bin dolara çıkmıştır. Toplam ticaret hacmimiz 600 milyar doları aşmış, hizmet ihracatımız ise 117 milyar dolara ulaşmıştır. Bu rakamı kısa sürede 150 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. 2025 yılı Eylül ayında ihracatımız 22,6 milyar dolara ulaşarak, Cumhuriyet tarihinin en yüksek Eylül ayı ihracatı olmuştur" dedi. "Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırım stoku 275 milyar dolara ulaşmıştır" Türkiye’nin; Avrupa, Asya ve Afrika’nın kesişim noktasında güvenilir ve rekabetçi bir yatırım merkezi olarak öne çıktığını aktaran Bakan Bolat, "Genç ve nitelikli iş gücü, gelişmiş lojistik altyapısı ve Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği ilişkisi sayesinde yabancı yatırımcılar; ülkemize olan güvenlerini güçlü bir şekilde sürdürmektedir. 2024 yılı sonu itibarıyla Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırım stoku 275 milyar dolara ulaşmıştır" ifadelerini kullandı. "2025 yılının ilk dokuz ayında İsviçre ile ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaştı" Bakan Bolat, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye ile İsviçre arasındaki ekonomik ortaklık, karşılıklı fayda temelinde gelişmeye devam etmektedir. EFTA ülkeleriyle imzalanan Revize Serbest Ticaret Anlaşmamız, bu başarının temel taşlarından birini oluşturmaktadır. İsviçre ile güçlerimizi birleştiriyor, iş dünyalarımıza yeni fırsatlar sunuyor, ikili ilişkilerimizden güç alan işbirliğimizi bölgesel bir perspektifle geliştiriyoruz. 2025 yılının ilk dokuz ayında ticaret hacmimiz 12 milyar dolara ulaşarak, 2024 yılının toplam seviyesini şimdiden yakalamıştır. Türkiye’de 1.000’den fazla İsviçre şirketi faaliyet göstermekte olup, yatırımları 10,6 milyar doları bulmaktadır. Türkiye’nin İsviçre’deki yatırımları ise yaklaşık 1 milyar dolardır. Türkiye’nin Kafkasya, Türk dünyası ve Asya’ya açılan kapı konumu, İsviçreli yatırımcılara geniş ve yeni pazarlara erişim imkânı sunmaktadır. İsviçreli şirketlerin mühendislik uzmanlığını ve finansal gücünü, Türk müteahhitlerin uluslararası deneyimi ve kanıtlanmış başarısıyla birleştirmek, hem İsviçre’de hem de üçüncü ülke pazarlarında önemli bir başarı hikayesi yazacaktır. Bizler devlet olarak, ülkelerimiz arasında ticaret diplomasisi yoluyla tüm olası diyalog kanallarını açmaya çalışıyoruz. Bu çerçevede, Serbest Ticaret Anlaşması, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ile Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşmasını imzaladık. Ülkelerimiz arasındaki Yüksek Düzeyli Danışma Toplantıları da ortak çabalarımız için önemli bir araçtır. İsviçre ile 100 yıllık dostluğumuzu ve güçlü işbirliğimizi üçüncü ülkelere taşıyoruz." "Forum sırasında imzalanacak Türk Eximbank ile SERV arasındaki Mutabakat Zaptı, kurumlarımız arasında yakın iş birliğini öngörmekte; üçüncü ülkelerdeki projelere ihracat imkanlarını artırmayı ve ikili ticaret ile yatırımları güçlendirmeyi hedeflemektedir" diyen Bakan Bolat, "Türkiye ayrıca, Müteahhitlik Hizmetlerinde Üçüncü Ülkelerde İş Birliği Konusunda bir Mutabakat Zaptı imzalamaya da hazırdır. Özel sektör liderleri olarak sizlerin girişimlerini, ticaret ve yatırım ortaklığımızı derinleştirme yolunda sabırsızlıkla bekliyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Yalova’da kadınların atık kağıttan ürettikleri sepetler ilgi görüyor
31 Ekim 2025 Cuma - 13:07 Yalova’da kadınların atık kağıttan ürettikleri sepetler ilgi görüyor Yalova’nın kaplıcalarıyla ünlü Termal ilçesinde kurulan kooperatifin üyesi kadınların atık kağıttan ürettikleri sepetler yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Ortanca Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyeleri başta atık gazetelerden olmak üzere kağıttan geri dönüşüm yaparak sepet üretimi gerçekleştiriyor. Kadınlar hem aile ekonomilerine hem çevre hem de ilçe turizmine katkı sağlıyor. Koperatif Başkanı Banu Günay, turizmin ön plana çıktığı ilçede kurulan kooperatif ile kadınlara destek sağlamak istendiğini söyledi. Kooperatifin üretim sürecinin tamamen el emeğine dayandığını söyleyen Günay, sepet üretimiyle ilgili verdiği bilgide, "Ham kâğıt, önce şeritler hâlinde kesiliyor, ardından ince demir çubuklarla sarılarak pipet formuna getiriliyor. Bu pipetler boyanıp vernikleniyor ve kuruduktan sonra örüme hazır hâle geliyor. Üretim süresi tamamıyla boyutuna bağlı. Küçük bir sepet 15 dakikada çıkarken, büyük olanlar bazen iki gün sürüyor. Her bir ürünümüz farklı bir emek, farklı bir sabır istiyor" dedi. Ürettikleri sepetlerin hem estetik hem de dayanıklı olduğuna vurgu yapan Günay, "Kâğıttan yapılmasına rağmen, bakanlar asla kâğıt olduğunu anlamıyor. Biz söyleyince şaşırıyorlar. Zaten amacımız da bir dönüşümün mümkün olduğunu göstermekti. Atıl bir kâğıdın, işlendikten sonra nasıl değerli bir ürüne dönüşebileceğini kanıtlamak istedik" diye konuştu.
CW Enerji’ye Kariyer.net’ten ’İnsana Saygı Ödülü’
31 Ekim 2025 Cuma - 12:50 CW Enerji’ye Kariyer.net’ten ’İnsana Saygı Ödülü’ Güneş enerjisi sektörünün öncülerinden CW Enerji, insan kaynakları alanında sergilediği yenilikçi, sürdürülebilir ve örnek uygulamalarıyla sektörde fark oluşturmaya devam ediyor. Çalışan memnuniyetini, sürekli gelişimi ve insan odaklı kurum kültürünü öncelik haline getiren CW Enerji, bu vizyoner yaklaşımıyla Kariyer.net tarafından verilen ve iş dünyasında saygın bir yere sahip olan ‘İnsana Saygı Ödülü’nün sahibi oldu. İşe alım süreçlerinde adaylara sağladığı hızlı ve şeffaf geri bildirim, çalışan gelişimine yönelik yaptığı sürekli yatırımlar ve işveren markası iletişiminde samimiyeti ön planda tutması sayesinde ödüle layık görülen CW Enerji, insan kaynakları stratejilerinin merkezine insanı koyduğunu bir kez daha kanıtladı. "’Her şey insanla başlar’ ilkesiyle hareket ediyoruz" Konu hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, ’İnsana Saygı Ödülü’nün kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. Sarvan, "Bu prestijli ödül insan odaklı kurum kültürümüzün, aday deneyiminde gösterdiğimiz özenin ve her bireye değer verme anlayışımızın somut bir yansımasıdır. ’Her şey insanla başlar’ ilkesiyle hareket ediyoruz. Sürdürülebilir başarının ancak mutlu, gelişime açık ve şirketine değer katan çalışanlarla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu doğrultuda attığımız adımların Kariyer.net gibi saygın bir platform tarafından takdir edilmesi bizleri çok mutlu etti. Bundan sonra da çalışma arkadaşlarımızın deneyimini en üst seviyede tutmaya, insan kaynakları alanındaki örnek uygulamalarımızı sürekli geliştirmeye devam edeceğiz" dedi. "Başarılarımızın temelinde insan var" Bu ödül ile insana değer veren yönetim anlayışlarını bir kez daha tescillemiş olduklarına dikkat çeken Sarvan, "İnsana Saygı Ödülü’nü almak bizim için büyük bir onur. Çünkü biz biliyoruz ki, başarılarımızın temelinde insan var. Çalışanlarımızın mutluluğunu ve gelişimini sürdürülebilir başarımızın anahtarı olarak görüyoruz. Bu ödül insan odaklı kurum kültürümüzün, aday deneyiminde gösterdiğimiz özenin ve her bireye değer verme anlayışımızın bir yansımasıdır. Bu ödülü almamızda emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" diye konuştu. Sarvan, insan kaynakları süreçlerinde aday deneyimini güçlendirmeye, çalışan bağlılığını artırmaya ve insan odaklı uygulamalarla sektörde fark oluşturmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi.