EKONOMİ
Samsun’da gençlik ve spor yatırımlarına 1,5 milyar liralık destek 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:40:38 Samsun Valiliği koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında 2023-2025 yılları arasında 5 bin 473 sosyal ve sportif faaliyet düzenlenirken, 172 bin öğrenci etkinliklere katıldı. Gençlik ve spor alanında toplam 1 milyar 523 milyon TL’lik 11 projenin yapımı ise sürüyor. Samsun Valiliği koordinasyonunda yürütülen gençlik ve spor yatırımları kapsamında, 2023-2025 yılları arasında binlerce sosyal, kültürel ve sportif faaliyet hayata geçirildi. Samsun Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen çalışmalarla gençlerin sağlıklı, aktif ve donanımlı bireyler olarak yetişmesine katkı sağlanırken, kent genelinde önemli projelerin yapımı da sürüyor. Valilikten yapılan açıklamada, gençlik ve spor alanında yürütülen faaliyetler hakkında bilgi verildi. Buna göre, 2023-2025 yılları arasında 5 bin 473 sosyal ve sportif faaliyet düzenlenirken, söz konusu etkinliklere toplam 172 bin öğrencinin katıldığı belirtildi. Öğrenci yurtlarında kalan gençlerin de akademik faaliyetler, sosyal ve kültürel etkinlikler ile sportif turnuvalardan yararlandığı ifade edilen açıklamada, il genelinde ulusal düzeyde 54 farklı spor organizasyonunun gerçekleştirildiği kaydedildi. Okul sporları faaliyetlerine idareci, antrenör ve sporcu olmak üzere toplam 13 bin 310 kişinin katıldığı aktarılan açıklamada, aynı dönemde spor faaliyetleri kapsamında 555 ulusal yarışma ile 18 uluslararası organizasyonun düzenlendiği bildirildi. Organizasyonlarda toplam 45 bin 728 sporcunun madalya mücadelesi verdiği ifade edildi. Gençlik hizmetleri kapsamında ise 649 farklı etkinliğin düzenlendiği belirtilen açıklamada, bu etkinliklere katılan 51 bin 849 gencin sosyal ve kültürel alanlarda önemli deneyimler elde ettiği vurgulandı. Açıklamada ayrıca, gençlik ve spor altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımların da sürdüğü belirtilerek, Samsun Ondokuz Mayıs 2 bin kişilik öğrenci yurdu inşaatı ile Samsun Karadeniz Erkek Yurt Müdürlüğü bakım ve onarım çalışmalarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 1 milyar 523 milyon 253 bin TL bütçeli 11 projenin vatandaşların hizmetine sunulması için çalışmaların aralıksız devam ettiği kaydedildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:32 Bu hatayı yapan kiracı yandı Kira sözleşmesinde adı geçmeyen birine yapılan ödemeler kiracıyı bir anda kapı önüne koyabiliyor. Hukukçular; eş, çocuk veya üçüncü kişilere yapılan ödemelerin kiracı borçtan kurtarmayacağını ve tahliye riskini doğurabileceğine dikkat çekiyor. Mülk sahiplerinin masum sebeplerle kira bedelini sözleşmede yer almayan üçüncü kişiye yatırılmasını istemesi kiracıların başına dert açıyor. Hukukçular; kira ödemesinin sözleşmede adı geçen ev sahibi (kiraya veren) dışında başkasının hesabına yapılmasının, hukuki olarak borcu sonlandırmayacağına ve kiracıyı tahliye riskiyle karşı karşıya bırakabileceğine vurgu yapıyor. Kirayı elden verme cezasının 2024’te Gelir Vergisi Genel Tebliği ile hukuka girdiğini belirten Bursa Barosu avukatlarından Ahmet Muaz Gezgin, düzenlemeyle kira ödemelerinin banka veya posta aracılığıyla yapılması zorunlu hale getirildiğini hatırlattı. Kira ödemelerini elden yapan, hem kiracılar hem de ev sahipleri için ciddi cezalar olduğuna anlatan Avukat Gezgin, kirayı elden verilmesi durumunda, kira bedelinin yüzde 10’u miktarında ceza kesildiğini ifade etti. Avukat Gezgin; "Birinci sınıf tüccarlar ve serbest meslek erbabı için en az 28 bin TL ceza kesilir. İkinci sınıf tüccarlar, defter tutan çiftçiler ve kazancı basit usulde tespit edilenler için en az 14 bin TL ceza uygulanır. Diğer mükellefler için ise en az 7.000 TL ceza kesilir. " dedi. Mağdur olmamak için bu uyarılara kulak verin Eş, çocuk veya üçüncü kişilere yapılan ödemelerin kiracıyı hukuki sorumluluktan kurtarmayacağını belirten Avukat Ahmet Muaz Gezgin,, başkasına yapılan kira ödemesinde dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Ev sahibinin eşi, çocuğu veya yakınına ödeme yapılacaksa, bu durum mutlaka yazılı bir belge veya sözleşme eki ile kanıtlanabilir olmalıdır. Banka havalesinde ödemi dönemi ay ve yıl olarak net olarak yazılmalı. En güvenli yol, kiranın doğrudan sözleşmedeki mülk sahibinin IBAN (Uluslararası Banka Hesap Numarası) numarasına yatırılmasıdır. Ödemenin üçüncü kişiye yapılması, ev sahibi tarafından kira ödenmedi gerekçesiyle icra takibi ve tahliye davası açılmasına neden olabilir."
Hazine destekli kredi oranlarının düşürülmesi kararından dönülmesi çiftçiyi sevindirdi
31 Ekim 2025 Cuma - 15:00 Hazine destekli kredi oranlarının düşürülmesi kararından dönülmesi çiftçiyi sevindirdi KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir Ziraat Odası Başkanı Mevlüt Toprak, çiftçilerin kullandığı hazine destekli kredi oranlarının düşürülmesiyle oluşan tepkilerin dikkate alınarak karardan dönülmesinin üretici kesimde büyük bir memnuniyet oluşturduğunu söyledi. Kırşehir Ziraat Odası Başkanı Mevlüt Toprak, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 10519 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne ilişkin açıklama yaptı. Toprak, "Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ardından çiftçimizin tepkisi dikkate alınarak düzenleme yapılması üreticiye moral olmuştur. Düzeltilen kararla ilgili olarak Tarım ve Orman Bakanımıza ve Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz" dedi. Toprak, Kırşehir bölgesinde ekim sezonunun başladığını ancak artan maliyetler ve olumsuz hava şartlarının üretimi olumsuz etkilediğini belirtti. Toprak, "Çiftçilerimiz ekimlere başladı ancak girdi maliyetlerinin yüksekliği ve yağışların yetersizliği nedeniyle birçok üreticimiz planladığı kadar ekim yapamadı. Bu yıl ekim miktarlarında geçen yıla oranla azalma bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Toprak, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için desteklerin devam etmesinin önemine vurgu yaparak, çiftçinin üretimden kopmaması adına ekonomik ve iklimsel şartların göz önünde bulundurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
TCMB: ’’Öncü verilere göre gıda fiyatlarındaki olumsuz seyir hız kesmekle birlikte sürüyor ’’
31 Ekim 2025 Cuma - 14:54 TCMB: ’’Öncü verilere göre gıda fiyatlarındaki olumsuz seyir hız kesmekle birlikte sürüyor ’’ sıvı yağlar, et ürünleri, ekmek-tahıllar, çay ve süt ürünleri (çiğ süt alım fiyatının yansımasıyla) gibi kalemler öncülüğünde artıyor’’ denildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetini yayımladı. Özette şu ifadelere yer verildi: ’’Küresel ticaret politikalarına ilişkin belirsizlik yüksek seviyelerini korumaktadır. Süregelen belirsizliğe rağmen, 2025 yılı küresel büyüme tahminlerinde sınırlı iyileşme devam etmiştir. Diğer taraftan, artan korumacılık, öne çekilen talebin geçici etkilerinin ortadan kalkması ve belirsizliğin daha uzun bir zaman dilimine yayılma olasılığı, küresel büyüme görünümü üzerindeki aşağı yönlü riskleri güçlendirmektedir. Bu çerçevede, zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2025 yılında yüzde 1,9; 2026 yılında ise yüzde 2,3 oranında artacağı tahmin edilmektedir. Küresel talep görünümündeki zayıf seyir ve arz yönlü gelişmeler ham petrol fiyatlarını baskılamaya devam ederken, enerji emtia fiyatları mevcut PPK döneminde gerilemiştir. Diğer taraftan, endüstriyel ve değerli metal fiyatları kaynaklı olarak enerji dışı emtia fiyatları artış eğilimini sürdürmüştür. Enflasyon üzerindeki riskler küresel ölçekte geçerliliğini korurken, merkez bankaları söz konusu riskleri gözeterek faiz indirimlerini sürdürmektedir. Son dönemde, risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken, küresel belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tutmaktadır. Parasal ve finansal koşullar Türk lirası (TL) mevduat faizleri, 12 Eylül haftasına kıyasla 82 baz puan azalarak 17 Ekim haftası itibarıyla yüzde 48,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faizleri (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 236 baz puan azalarak yüzde 47,9; ihtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faizleri 211 baz puan azalarak yüzde 62,7; konut kredisi faizleri 124 baz puan azalarak yüzde 37,9; taşıt kredisi faizleri ise 570 baz puan azalarak yüzde 36,3 seviyesinde oluşmuştur. Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 12 Eylül–17 Ekim döneminde yüzde 3,1 seviyesine gerilemiştir. Bu düşüşte kredi kartı büyümesindeki yavaşlama etkili olmuştur. TL ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 2,3 seviyesinden yüzde 2,6’ya yükselmiştir. Kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP) ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 0,5 ile bir önceki PPK dönemi seviyesinin altında gerçekleşmiştir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt uluslararası rezervleri, 12 Eylül’den bu yana 20,6 milyar ABD doları artarak 17 Ekim itibarıyla 198,4 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 10 Eylül’den bu yana yatay bir seyirle 22 Ekim itibarıyla 267 baz puan seviyesine gelmiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 22 Ekim itibarıyla yüzde 10,5 seviyesine, 12 ay vadeli kur oynaklığı yüzde 19,8 seviyesine gelmiştir. Önceki PPK toplantı haftasından bu yana yurtdışında yerleşik yatırımcıların pozisyon değişimi hisse senedi piyasasında sınırlı kalırken, değişimin neredeyse tamamı Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) piyasasına olmak üzere toplamda 1,3 milyar ABD doları net portföy girişi gerçekleşmiştir. Talep ve üretim Ağustos ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 0,9 oranında, çeyreklik bazda ise yüzde 1,8 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç bakıldığında hem aylık hem de çeyreklik artışlar daha düşük oranlı olmuştur. Böylece perakende satışların büyümesi yavaşlamıştır. Aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi, toptan ticaretteki azalış kaynaklı olarak, aylık bazda yüzde 1,4, çeyreklik bazda ise yüzde 3,6 oranında gerilemiştir. Hizmet üretim endeksi ağustos ayında yüzde 0,4 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda ise yılın ikinci çeyreğindeki yatay seyrin üçüncü çeyrekte de devam ettiği görülmektedir. Kartla yapılan harcamalar ağustos-eylül döneminde artmıştır. Diğer yandan, kart kullanım oranında son yıllarda görülen artışın etkisi dışlandığında tüketim harcamalarının daha ılımlı gerçekleştiği değerlendirilmektedir. Beyaz eşya satışları temmuz-ağustos döneminde azalmış, otomobil satışları ise ağustos ayındaki yüksek aylık artışın ardından eylül ayında gerilemiş, böylelikle üçüncü çeyrekteki artış daha ılımlı bir düzeyde gerçekleşmiştir. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, yılın üçüncü çeyreğinde kayıtlı iç piyasa siparişlerindeki zayıf seyrin sürdüğünü göstermektedir. Özetle, son döneme ait veriler, talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde olduğuna işaret etmektedir. Ağustos ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 0,4 oranında, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 7,1 oranında artmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, ağustos ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte yatay seyretmiştir. Ana eğilimi izlemek amacıyla tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, sanayi üretiminin çeyreklik bazda sınırlı olarak gerilediği görülmektedir. İmalat sanayine yönelik anket göstergeleri, üçüncü çeyrekte imalat sanayinde faaliyetin görece zayıf seyrettiğine işaret etmiştir. Öncü veriler, üçüncü çeyrekte gerilemeyi sürdüren imalat sanayi kapasite kullanım oranında ekim ayında yatay bir seyir ima etmektedir. Çeyreklik bazda inşaat üretim endeksi ise, ağustos ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte yüzde 5,1 oranında yükseliş kaydederken, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24,5 oranında artmıştır. Ağustos ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,8 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş ve çeyreklik bazda yüzde 0,5 oranında artmıştır. Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,1 puan artmış, işsizlik oranı ise 0,2 puan azalarak yüzde 8,3 seviyesine gerilemiştir. Anket göstergeleri, yılın üçüncü çeyreğinde imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir. Ağustos ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 5,5 milyar ABD doları fazla vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 0,6 milyar ABD doları azalış göstererek 18,3 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Seyahat gelirleri tatil sezonunun etkisiyle aylık bazda 8,3 milyar ABD dolarına yükselmiş ve önceki yıl seviyesinin 0,15 milyar ABD doları üzerinde gerçekleşmiştir. Bu dönemde, 12 aylık birikimli olarak seyahat gelirleri 58,1 milyar ABD doları olmuş, hizmetler dengesi fazlası ise 62,3 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür. Eylül ayında mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracat azalırken, ithalat artış kaydetmiş, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre yükselmiştir. Bu dönemde, küresel düzeyde altın fiyatlarının artışıyla güçlenen altın ithalatı da söz konusu artışa katkı vermiştir. Nitekim altın hariç bakıldığında dış ticaret açığındaki artış daha sınırlı olmuştur. Bu çerçevede, 12 aylık birikimli cari açıkta eylül ayında artış olacağı öngörülmektedir. Altın ithalatı, eylül ayında 2,5 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşirken, 12 aylık birikimli olarak 21,7 milyar ABD doları olmuştur. Mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı, temmuz ve ağustos aylarında gösterdiği gerileme sonrasında eylül ayında sınırlı olarak artmıştır. Eylül ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ekim ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta gerilemeye, ithalatta ise üçüncü çeyrekteki azalışı sonrası toparlanmaya işaret etmektedir. Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı, ağustos ayında yüzde 167,3 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yaklaşık yüzde 150 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu, ancak gelecek dönemde YP cinsi borçlanmanın azalması ve iktisadi faaliyetin hız kesmesiyle borç çevirme oranlarının düşüş eğilimine girebileceği değerlendirilmiştir. Enflasyon gelişmeleri ve beklentiler Tüketici fiyatları eylül ayında yüzde 3,23 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon 0,34 puan artışla yüzde 33,29 olarak gerçekleşmiştir. B endeksinin yıllık değişim oranı 0,15 puan artarak yüzde 32,86’ya yükselirken, C endeksinin yıllık değişim oranı 0,46 puan azalışla yüzde 32,54’e gerilemiştir. Yıllık enflasyona katkılar alkol-tütün-altın ve hizmet gruplarında sırasıyla 0,18 ve 0,13 puan azalırken, temel mal grubunda değişmemiş; gıda ve alkolsüz içecekler ile enerji gruplarında ise sırasıyla 0,63 ve 0,02 puan artmıştır. Bu çerçevede, yıllık tüketici enflasyonundaki yükselişte gıda fiyatları etkili olmuştur. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı bir önceki aya kıyasla yükselirken, gıda dışı enflasyon nispeten yatay seyretmiştir. Eylül ayında gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 4,62 oranındaki fiyat artışı ile öne çıkan ana grup olmuştur. Son dönemde etkisini hissettiren kuraklık başta olmak üzere arz yönlü unsurlar, bu dönemde de gıda enflasyonu üzerinde temel belirleyici olmuştur. Buna ek olarak, gerçekleşmelerde bazı tarımsal ürünlerin alım fiyatlarındaki artışların da etkileri hissedilmiştir. Bu dönemde işlenmemiş gıda fiyatları özellikle sebze, kuruyemiş (fındık, antepfıstığı), beyaz et ile yumurta kalemleri öncülüğünde aylık bazda yüzde 5,53 oranında yükselmiştir. İşlenmiş gıda grubu aylık fiyat artışı yüzde 3,90 ile yüksek seyrini korumuş; katı ve sıvı yağlar, süt ile süt ürünleri, kahve-çay gibi içecekler bu grupta öne çıkarken, artışların alt grup geneline yayıldığı gözlenmiştir. Bu dönemde süt ve süt ürünleri üzerinde çiğ süt alım fiyatlarındaki yükselişin yansımaları izlenmiştir. Hizmet sektöründe fiyat artışı eylül ayında birçok kalemde izlenen okula dönüş etkisi öncülüğünde bir önceki aya kıyasla güçlenmiştir. Bu dönemde, temel mal grubu aylık fiyat artışında, yeni sezon geçişine bağlı etkilerin gözlendiği giyim ve ayakkabı grubu yanında dayanıklı tüketim mallarının etkisi hissedilmiştir. Öte yandan, eylül ayında enerji aylık enflasyonu nispeten ılımlı bir artış kaydetmiştir. Enflasyonun ana eğilimi eylül ayında yükselmiştir. Ana eğilime ilişkin göstergeler, üç aylık ortalamalar bazında da sınırlı miktarda artmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış aylık artışlar B ve C endeksinde bir önceki aya kıyasla güçlenmiştir. Fiyat artışının B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda yükseldiği, işlenmiş gıdada yüksek seyrini koruduğu, hizmet sektöründe ise yatay seyrettiği gözlenmiştir. Benzer şekilde, dağılım ve model bazlı ana eğilim göstergeleri de bir önceki aya kıyasla artmıştır. Tahmin performansı görece daha iyi olan medyan enflasyonun aylık bazda yüzde 2,1’e yükseldiği takip edilmiştir. Eylül ayı itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama fiyat artışı temel mallarda (yüzde 1,21) bir miktar yükselirken hizmet sektöründe (yüzde 2,95) bir önceki aya kıyasla yataya yakın seyretmiştir. Kira hariç hizmetlerde de yüzde 2,71 ile yatay seyir korunmuştur. Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmaktadır. Bu görünümle, hizmet enflasyonu mallara göre yüksek seyrini sürdürmektedir. Eylül ayı özelinde hizmet sektörü fiyat artışları okula dönüş etkisiyle bir önceki aya kıyasla güçlenmiştir. Aylık bazda grup içerisinde eğitim ve ulaştırma hizmetleri öne çıkmıştır. Eğitim hizmetlerinde üniversite eğitimi ücretlerindeki artışın etkisi hissedilirken ulaştırma hizmet fiyatları okul servis ücretlerine bağlı olarak yükselmiştir. Yurt ücretlerindeki artışlar konaklama hizmetlerini; kreş ücretlerindeki artışlar ise diğer hizmetler kalemini yukarı çekmiştir. Bu hizmet kalemlerinde fiyatlamaların genelde yılda bir kez yapılıyor olması, bu dönemlerde bahsi geçen alt kalemlerde fiyat artışlarının yüksek gerçekleşmesi ile sonuçlanabilmektedir. Böylelikle, eylül ayında okula dönüşün aylık tüketici enflasyonuna etkisi yaklaşık 0,7 puan olmuştur. Öte yandan, bu dönemde kira grubu aylık enflasyonu, kontrat yenileme oranındaki yüksek seyre rağmen bir önceki aya kıyasla yavaşlamıştır. Perakende Ödeme Sistemi (PÖS) mikro verileri üzerinden takip edilen öncü göstergeler, ekim ayında sözleşme yenileme oranının mevsimsel olarak gerilemesinin de etkisiyle, aylık kira enflasyonunun yavaşlayacağına işaret etmektedir. Yıllık bazdaki gerileme eğilimi sürmektedir. Gerek PÖS mikro verilerinden elde edilen yeni ve yenilenen sözleşmelerde oluşan gerekse de konut değerleme raporları üzerinden takip edilen kira artış oranlarının TÜFE’deki mevcut yıllık kira enflasyonunun altında değerler aldığı ve gerilemeye devam ettiği izlenmektedir. Bununla birlikte, kira enflasyonu deprem ve kentsel dönüşüm gibi konut sektörüne özgü arz yönlü unsurların da etkisiyle, öngörülenden yüksek seyretmektedir. Yurt içi üretici fiyatları eylül ayında yüzde 2,52 oranda artmış ve yükseliş eğilimini sürdürmüştür. Yıllık enflasyon 1,43 puan artarak yüzde 26,59 olmuştur. Bu dönemde, gıda ürünleri (yüzde 6,77) ile dayanıklı tüketim malları (yüzde 2,80) fiyat artışları ile öne çıkmıştır. Gıda imalatı fiyat artışları son iki ayda güçlenmiştir. Bu gelişmede büyük ölçüde beyaz et olmak üzere işlenmiş et ve et ürünleri, işlenmiş meyve ve sebze ile katı-sıvı yağlar ön plana çıkmıştır. Eylül ayında uluslararası emtia fiyatları bir miktar yükselmiştir. Bu gelişmeyi değerli ve endüstriyel metaller kaynaklı olarak enerji dışı emtia fiyatlarındaki yükseliş sürüklemiştir. Bu dönemde enerji emtia fiyatları ılımlı bir seyir kaydetmiştir. FAO gıda fiyatları endeksi eylül ayında şeker ve süt ürünleri fiyatları kaynaklı olarak gerilemiştir. Eylül ayında ortalama 68,0 ABD doları seviyesinde seyreden Brent ham petrol fiyatları, ekim ayının ilk üç haftası itibarıyla ortalamada 64,5 ABD doları seviyesine gerilemiştir. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi eylül ayında tarihsel ortalamasına yakın seyrini sürdürmüştür. Temmuz ayında düşmeye başlayan küresel ve Çin’e yönelik konteyner endeksleri bu eğilimini eylül ve ekim ayının ilk üç haftasında da devam ettirmiştir. Yurt içinde 2025 yılına ait bitkisel üretim tahminleri tahıllar ve meyvelerde aşağı yönlü revize edilerek, tarım ve gıda ürünlerinin arzına yönelik belirginleşen olumsuz seyre işaret etmiştir. Döviz kuru sepeti eylül ayında Euro kurunda daha yüksek olmak üzere bir miktar artmıştır. Bu dönemde mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri hem girdi hem de ürün fiyatları için artış göstermiştir. Başta gıda olmak üzere son dönem fiyat gelişmelerinin enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları kanalıyla dezenflasyon süreci üzerinde oluşturduğu riskler belirginleşmiştir. Ekim ayında enflasyon beklentilerinde artış gözlenmiştir. Ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2025 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,9 puan yükselerek yüzde 31,8 seviyesine ulaşmıştır. 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 1,4 puan artışla yüzde 22,1 düzeyinde gerçekleşmiş ve diğer vadelerdeki beklentilerde de yükselme görülmüştür. Gelecek on iki ay ve yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri sırasıyla 1,0 puan ve 0,6 puan yukarı yönlü güncellenerek yüzde 23,3 ve yüzde 17,4 olmuştur. Beş yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,3 puan yükselişle yüzde 11,4 düzeyinde ölçülmüştür. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, eylül ayında 0,9 puan azalarak yüzde 36,8 seviyesine gerilemiştir. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri 1,1 puan düşerek yüzde 53,0 seviyesinde seyretmiştir. Veriler dezenflasyon sürecinin yavaşladığını göstermektedir. Öncü verilere göre gıda fiyatlarındaki olumsuz seyir hız kesmekle birlikte sürmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatları sebze, beyaz et, yumurta, pirinç, bakliyat ile kuruyemiş gibi ürünlerdeki gelişmelerle, işlenmiş gıda fiyatları ise katı-sıvı yağlar, et ürünleri, ekmek-tahıllar, çay ve süt ürünleri (çiğ süt alım fiyatının yansımasıyla) gibi kalemler öncülüğünde artmaktadır. Temel mal grubunda, giyim fiyatları yeni sezona geçişe bağlı mevsimsel etkilerle yükselmekte, dayanıklı tüketim malları fiyatları ise bir önceki aya kıyasla daha sınırlı artmaktadır. Bir önceki ayda belirgin yükselen beyaz eşya ve otomobilde fiyatlar ekim ayında görece sınırlı bir artış kaydederken, mobilya ve bazı tüketici elektroniği kalemlerinde ise fiyat artışları takip edilmektedir. Enerji fiyatları küresel gelişmelerin etkisiyle ılımlı seyretmektedir. Öncü verilere göre bu dönemde aylık hizmet enflasyonu belirgin şekilde yavaşlarken, mevsimsel etkilerden arındırıldığında nispeten yatay seyretmektedir. Para politikası Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 40,5’ten yüzde 39,5’e indirilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 43,5’ten yüzde 42,5’e, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 39’dan yüzde 38’e indirmiştir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirilmektedir. Enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.’’
Tarımın nabzı GTB’de attı
31 Ekim 2025 Cuma - 14:48 Tarımın nabzı GTB’de attı Bölge tarım ticaretinde fiyat istikrarı ve piyasa dengesinin korunmasında etkin rol üstlenen Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), ekonomiye yön veren ihalelere ev sahipliği yapıyor. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün (TİGEM) 2025 yılı istihsali ürünlerin satışına yönelik buğday ve mercimek ihaleleri, GTB Hububat-Bakliyat Satış Salonu’nda açık artırma usulüyle gerçekleştirildi. Sabah saatlerinde yapılan buğday ihalesinde, TİGEM’in 2025 yılı üretimi olan 11 milyon 706 bin 540 kilogram (yaklaşık 11,7 bin ton) mahsul buğday, 24 parti halinde satışa sunuldu. Aynı gün öğleden sonra düzenlenen ikinci ihalede ise, yaklaşık bin 989 ton çepelli mercimek, 279 ton temiz mercimek ve 102 ton selektör altı mercimekten oluşan toplam 2 bin 370 ton mercimek, 7 parti halinde alıcılarla buluşturuldu. Gaziantep başta olmak üzere çevre illerden çok sayıda tüccar, sanayici ve sektör temsilcisinin katıldığı ihaleler, yoğun rekabet ortamında geçti. GTB’nin modern altyapısı ve şeffaf satış sistemi sayesinde ihaleler yüksek katılımla ve sorunsuz bir şekilde tamamlandı. GTB, daha önce de TİGEM’in 2024 yılı mahsulü buğday, mercimek, mısır ve Antep fıstığı ihalelerine başarıyla ev sahipliği yapmış; bu organizasyonlar bölge tarım ticaretine ciddi bir dinamizm kazandırmıştı. İhalelerin ardından değerlendirmelerde bulunan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, yapılan organizasyonların hem tarımsal ticaret hem de piyasa istikrarı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Akıncı, "Gaziantep Ticaret Borsası olarak, tarım sektörünün güvenilir ve etkin ticaret platformu olma misyonumuzu sürdürüyoruz. TİGEM’in buğday ve mercimek ihalelerine ev sahipliği yapmamız, kurumumuzun tarımsal ürün piyasalarındaki güçlü konumunun bir göstergesidir. 2025 yılı mahsulü buğday ve mercimek ihaleleri, ürünlerin piyasa değerinin belirlenmesine katkı sunmuş, bölge tarım ticaretine canlılık kazandırmıştır" dedi. Tarımın, ekonomik ve sosyal kalkınmanın temeli olduğunu vurgulayan Akıncı, "Adil piyasa koşulları oluşturmak, tarımsal ticareti güçlendirmek ve üretimden tüketime uzanan zincirin her halkasına değer katmak bizim önceliğimizdir. Bu tür organizasyonlar sayesinde hem üretim hem ticaret ayağı kazanıyor, tarımın sürdürülebilirliği destekleniyor. Tarım, geleceğimizin sigortasıdır. Biz de bu anlayışla, sektöre değer katan her adımın içinde yer almaya devam edeceğiz" diye konuştu.
GTO’nun ekim ayı meclis toplantısı genişletilmiş olarak yapıldı
31 Ekim 2025 Cuma - 14:45 GTO’nun ekim ayı meclis toplantısı genişletilmiş olarak yapıldı Gaziantep Ticaret Odasında (GTO) ekim ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur Başkanlığında Yönetim Kurulu, Meclis, Disiplin Kurulu ve Meslek Komite üyelerinin katılımıyla genişletilmiş olarak gerçekleştirildi. Toplantının açılışında yaptığı konuşmada Meslek Komite üyelerinin faaliyetlerine ve önemine değinen GTO Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur, "40 bini aşkın GTO üyesinin temsilcisi olarak faaliyet gösteren 45 Meslek Komitemizin siz değerli üyeleri Gaziantep ticaretini en iyi şekilde temsil ediyorsunuz. Dile getirdiğiniz konular, burada tartıştığınız sorunlar ekonomik hayata yön veriyor. Sizlerden ne kadar geri bildirim gelirse de Yönetim Kurulumuzun yürüttüğü çalışmalar o kadar değer kazanıyor. Bugüne kadar özveriyle yürüttüğünüz tüm çalışmalar için, GTO’nun başarısına büyük katkı sağladığınız için her birinize gönülden teşekkür ediyorum" dedi. "Hedefimiz teknolojiyi geliştiren ve katma değer oluşturan bir ülke olmalı" Meclis toplantısında GTO’nun ekim ayı faaliyetleri hakkında Meclis üyelerini bilgilendirip ekonomik gündemi değerlendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, nadir elementler konusuna değinerek bu elementlerin artık modern teknolojinin görünmez kahramanları haline geldiğini ve bu kaynaklara sahip olan ülkelerin sadece ekonomik değil aynı zamanda teknolojik liderlik, ulusal güvenlik açısından da büyük bir güç elde ettiğini vurguladı. Bu elementlerin büyük bir bölümünün Çin’de bulunduğunu ancak Türkiye’nin de çok önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Başkan Yıldırım, "Teknolojiye yön veren nadir elementler, ülkemizin topraklarında da var. Ancak bizim asıl hedefimiz, sadece hammadde sağlayan değil; teknolojiyi geliştiren, işleyen ve katma değer oluşturan bir ülke olmalıdır. Bu nedenle, teknoloji transferi, rafinasyon kabiliyeti ve katma değerli üretim mutlaka ülke içinde konumlandırılmalı. Çünkü bu elementler, sadece teknolojinin değil; ekonomik bağımsızlığın da anahtarı. Türkiye’nin bu alandaki adımları, geleceğin stratejik rekabetinde elini güçlendirecek; sanayimizin dijital dönüşümüne ve yeşil ekonomiye geçişine büyük katkı sağlayacaktır" şeklinde konuştu. "Türk sanayisinin dijital dönüşümü hızla desteklenmeli" ABD ve müttefiklerinin Çin ürünlerine karşı uyguladığı farklı tarifeler ile çeşitli engellemelerin Çinli üreticilerin farklı pazarlara yönelmesine sebep olduğunu ve bu durumun da Türkiye’nin küresel rekabet gücünü doğrudan etkilediğini vurgulayan Yıldırım, "Bu nedenle Türk sanayisinin dijital dönüşümü hızla desteklenmeli. Çünkü dijitalleşme, üretim verimliliği, maliyet yönetimi ve küresel rekabetin anahtarı. Bugün dijital kaslarımız hâlâ zayıf. Bu alanda güçlü adımlar atmalıyız. Diğer taraftan, lojistik altyapımızı geliştirmeli ve maliyetleri düşürmeliyiz. Türkiye’de ihracatçıların ödediği lokal liman masrafları yüksek; üstelik her yıl yeni maliyetlerle karşılaşıyoruz. Avrupa pazarı bizim için kritik önemde. Burada lojistik avantajımızı artırmak, kaliteyi koruyarak rekabet üstünlüğü sağlamak, Çin ile mücadelede kilit rol oynayacak" ifadelerini kullandı. Yıldırım, Türkiye’nin ve Gaziantep’in küresel rekabet avantajını koruması için dijital dönüşümü hızlandırması, lojistik altyapısını güçlendirmesi ve hedef pazarlarda stratejik avantaj oluşturacak alanları doğru yönetmesi gerektiğini ekledi.
Türkiye, ilk 9 aylık turizm gelirinde Cumhuriyet tarihinin zirvesinde
31 Ekim 2025 Cuma - 14:10 Türkiye, ilk 9 aylık turizm gelirinde Cumhuriyet tarihinin zirvesinde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Cumhuriyet tarihinin ilk 9 aylık en yüksek turizm gelirine ulaşıldı. 2025 yılı başında koyduğumuz 64 milyar dolarlık turizm geliri hedefimizi tutturacağız" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) tarafından İstanbul’da düzenlenen Aylık Bilgilendirme Toplantısı ve Geleneksel Öğle Yemeği’ne katıldı. Bakan Ersoy burada yaptığı konuşmada 2025 yılının ilk 9 ayında turizm sektörünün yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ağırlayarak geçen yıla oranla yüzde 1,6 oranında artış kaydettiğini, kişi başı ortalama harcamanın 103 dolara yükseldiğini ve turizm gelirlerinin ise 50 milyar doları aştığını açıkladı. Türkiye, ilk 9 aylık turizm gelirinde Cumhuriyet tarihinin zirvesinde Cumhuriyet tarihinin ilk 9 aylık en yüksek turizm gelirlerine ulaşıldığının altını çizen Bakan Ersoy, şunları kaydetti: "2024 yılında kırdığımız rekorların ardından, 2025 yılının ilk 9 ayında ülkemiz genelinde yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ağırlanmıştır. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 artış yaşanmıştır. Kişi başı ortalama harcama 103 dolar seviyesine çıkarken, turizm gelirlerimiz yılın üçüncü çeyreği itibarıyla yaklaşık 50 milyar dolar seviyesini aşmıştır. 2025 yılı başında koyduğumuz 64 milyar dolarlık turizm geliri hedefimizi tutturacağız. Tüm bu rakamlar ışığında Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, geçtiğimiz yıl ziyaretçi sayısında dünya genelinde 4’üncü sıraya yükselmiştik. Bu başarı, Türkiye olarak turizmdeki küresel bir oyuncu olduğumuz gerçeğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu hedeflerin gerçekleşmesinde siz değerli sektör paydaşlarının katkıları çok değerli ve önemli. Bu sebeple sizlere de katkı ve emekleriniz için teşekkür ediyorum." Bu rakamların yalnızca turizmdeki başarıyı değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını da yansıttığını belirten Ersoy, İstanbul’un aynı dönemde 14 milyon 158 bin yabancı ziyaretçiyle dünya turizminin yükselen yıldızı hâline geldiğini ifade etti. "Türkiye, konaklama kalitesinde bir marka" Ersoy, dünya turizmindeki trendler dikkate alındığında bir destinasyonun tercih edilmesinde yalnızca doğal ve kültürel özelliklerin yeterli olmadığını, farklı parametrelerin de bu tercihleri doğrudan etkilediğini belirtti. Ziyaretçi davranışlarının konaklama kalitesinin önemini açıkça ortaya koyduğunu vurgulayan Ersoy, Türkiye’nin bu alanda hep birlikte uyum içinde yürütülen çalışmalar sayesinde bugün konaklama kalitesinde bir marka haline geldiğini ifade etti. "Sektörle geliştirilen ortak stratejiler başarıyı getirdi" Ersoy, Türk turizminin bugün dünyada bir yıldız gibi parlamasında sektörü merkeze alan yeni yaklaşımın belirleyici olduğunu belirterek, hiçbir zaman masa başında sektör gerçeklerinden uzak kararlar almadıklarını, tüm adımları sektörün içindeki aktörlerle birlikte attıklarını ifade etti. Küresel ve bölgesel krizlere karşı bağışıklığı artırmak, nitelikli turist çekmek ve gelir hedeflerini büyütmek amacıyla pazar çeşitliliğine öncelik verdiklerini vurgulayan Ersoy konuşmasını şöyle sürdürdü: "Söz konusu çeşitliliği oluşturmak için üç kademeli bir stratejiyle yol alıyoruz. Sektörle geliştirilen ortak stratejiler başarıyı getirdi. Ülkemizin mevcut ürünlerini daha fazla pazarda tanıtıyor, yeni ürünler geliştirerek ürün çeşitliliğimizi artırıyor, turizmi 12 aya ve Türkiye’nin 81 iline yayıyoruz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla yaptığımız bütün tanıtım çalışmalarını da bu doğrultuda yürütüyoruz. 6 yıl önce kurduğumuz Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansımız sayesinde ülkemizin tanıtımını çok daha profesyonel bir biçimde gerçekleştiriyoruz. Bugün itibarıyla dünyanın en etkili ve yoğun tanıtım yapan ülkesi haline geldiğimizi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Dergi ve gazete ilanları, TV reklamları, tanıtım filmleri ve reklam çalışmalarının yanı sıra sosyal medya uygulamalarıyla; basın mensuplarına, influencer ve tur operatörlerine yönelik ağırlamalarımızla; dijital ve de konvansiyonel iletişim araçlarıyla ülkemizin köklü tarihini, doğal güzelliklerini, kültürümüzü tanıtıyoruz. 200’e yakın ülkeye ulaşan özel tanıtım kampanyaları yürütüyoruz. Bu sayede bugüne kadar ülkemizi tanıma fırsatı bulamamış insanlara da Türkiye’nin pek çok alanda görülmeye değer bir ülke olduğunu kanıtlıyoruz. Biliyorsunuz, turizmde pek çok avantaja sahibiz. Deniz-kum-güneşin yanı sıra kültür ve sanattan gastronomiye, toplantı ve inanç turizmine, arkeolojiden spor turizmine kadar geniş bir yelpazede, tüm beklentilere uygun olarak 81 ili ve 4 mevsimi hedefleyen bir turizm çeşitliliğini ön plana çıkartıyoruz. 10 dilde yayın yapan GoTürkiye internet sitesinde bugün 60’a yakın ürün mevcut. Öte yandan Go Türkiye sosyal medya hesaplarındaki toplam takipçi sayısı ise 21 milyonu aşmış durumda." "Türkiye Kültür Yolu Festivali gelecek yıl 32 şehirde düzenlenecek" Kültür turizminin, ürün çeşitliliği içinde en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çeken Bakan Ersoy, 2021 yılında İstanbul Beyoğlu’nda başlatılan Kültür Yolu Festivali projesinin bu yıl 20 şehirde organize edildiğini aktardı. 5 Nisan’da Adana’da başlayan Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin, 9 Kasım’a kadar sürecek olan Antalya etabıyla tamamlanacağını belirten Ersoy, "Türkiye Kültür Yolu Festivali gelecek yıl 26, 2027 yılında ise 32 şehirde düzenlenecek." sözleriyle projeye dair genişleme planlarını paylaştı. Bu yıl Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde 5 farklı şehirde hayata geçirilen Bir Anadolu Şenliği’nin, 2026 itibarıyla 9 ile yayılacağını bildirerek, bu festivaller sayesinde kültür ile turizmin birbirini besleyen bir yapıya dönüştüğünü dile getirdi. Haydarpaşa ve Sirkeci garlarının restorasyon süreci tamamlandığında ise bu iki tarihî yapının yalnızca ulaşım noktası olarak değil, İstanbul’un her iki yakasında da kültür ve sanatın odak noktası hâline geleceğini sözlerine ekledi. Ürün çeşitliliği kapsamında gastronomi alanında da önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Ersoy, 2022 yılında İstanbul’un dünyaca ünlü Michelin Rehberi’ne dahil edildiğini, ardından İzmir, Bodrum, Muğla ve Kapadokya’nın da bu listeye katıldığını hatırlattı. Kültürel tanıtımda etkili bir başka unsurun ise dizi ve film ihracatı olduğunu vurgulayan Ersoy, Türk dizilerinin bugün 170’e yakın ülkede bir milyardan fazla izleyiciye ulaştığını, bu yapımlar aracılığıyla Türkiye’nin kültürel değerleri, yaşam biçimi ve estetik anlayışının tüm dünyada tanınır hâle geldiğini söyledi. Hatta bu ilgiden ötürü Türkçeyi öğrenmeye başlayan binlerce yabancı izleyici bulunduğunu kaydeden Ersoy, Bakanlık olarak dizilerin bu etkisini uluslararası tanıtım stratejilerinin merkezine yerleştirdiklerini belirtti. Bu doğrultuda Türkiye Tanıtım ve Geliştirme Ajansı tarafından hazırlanan Antalya ve İstanbul temalı iki mini dizinin, hedef ülkelerde tanınmış oyuncularla hayata geçirilen etkileyici bir tanıtım projesi olduğunu ifade etti. "Bu yapımlar hem kültürel diplomasi hem de destinasyon tanıtımı açısından büyük ses getirdi ve toplamda 2,43 milyar gösterim, 876 milyondan fazla izlenme elde etti. Bu başarının ardından önümüzdeki dönemde farklı temalarda, yine ülkemizi ve şehirlerimizi öne çıkaran yeni projelerle dünyada ses getirmeye devam edeceğiz" diyen Ersoy, turizmi yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda kültürel bir etkileşim alanı olarak gördüklerini vurguladı. Her bir ziyaretçinin Türkiye’nin değerlerini ve misafirperverliğini temsil eden birer kültür elçisi olarak ağırlandığını söyleyen Bakan Ersoy, paylaştığı rakamların ve aktardığı çalışmaların birer başarı özeti olduğunu; esas hedeflerinin ise sürdürülebilir, yenilikçi ve kapsayıcı bir turizm ekosistemi inşa etmek olduğunu belirtti. "İnşallah geliştirdiğimiz bu güçlü vizyon ile bu yolda birlikte çalışarak hedeflerimize de ulaşacağımıza yürekten inanıyorum" diyerek sözlerini tamamlayan Ersoy, toplantının TÜROB ailesi için verimli geçmesini diledi. "Turizm sektörü ekonomimize güçlü desteğini sürdürüyor" TÜROB Başkanı Müberra Eresin ise yaptığı konuşmada turizm sektörünün zaman zaman dışsal etkenlerle sarsılsa da, Türkiye ekonomisine, istihdamına ve kalkınmasına güçlü desteğini sürdürmeye kararlı olduğunu söyledi. Eresin, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un bu sabah Atatürk Kültür Merkezi’nde yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, Eylül sonu itibarıyla ülkemize gelen ziyaretçi sayısındaki artışın devam ettiğini ifade etti.
Başkan Dumandağ, "Amacımız  Elazığ’ı, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir"
31 Ekim 2025 Cuma - 14:05 Başkan Dumandağ, "Amacımız Elazığ’ı, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir" Besi Organize Sanayi Bölgesi projesinde çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini belirten Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, "Amacımız, Elazığ’ı yalnızca bölgesinde değil, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir" dedi. Elazığ Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Ali Dumandağ, AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı, Meclis Başkanı Aydın Torgut ve Genel Sekreter Murat Çiçek ile birlikte Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Ahmet Antalyalı’yı makamında ziyaret etti. Elazığ Besi Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösterecek yatırımcıların TKDK desteklerinden etkin bir şekilde yararlanabilmesi amacıyla planlanan projelerin görüşüldüğü ziyarette ayrıca TKDK desteklerinin kentteki üretim, istihdam ve ekonomik kalkınma süreçlerine katkı sunması adına karşılıklı istişarelerde bulunuldu. Ziyarette ayrıca Elazığ’ın tarım ve hayvancılık potansiyelinin geliştirilmesi, kırsal kalkınma desteklerinin üreticilere daha etkin ulaştırılması ve yatırım alanlarının çeşitlendirilmesi konuları detaylı şekilde ele alındı. "Üreticimizin emeğini koruyan projeleri önceliklendiriyoruz" Elazığ’ın tarım ve hayvancılık potansiyelini sanayiyle buluşturacak dev yatırım olan Besi OSB projesinde çalışmalar tüm hızıyla devam ettiğini aktaran Başkan Dumandağ, "Bölge hayvancılığına yön verecek modern altyapı, çevre dostu üretim modeli ve yüksek istihdam kapasitesiyle dikkat çeken projemiz Elazığ ekonomisi için stratejik bir adım. Besi OSB; üreticimizin yıllardır hayalini kurduğu, hayvancılığı planlı ve verimli hale getirecek bir projedir. Şehrimizin tarımsal üretim gücü artık daha organize, daha hijyenik ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıya kavuşacak. Tabi bilindiği üzere Elazığ; coğrafi yapısı, hayvancılık altyapısı ve üretken insan kaynağıyla bölgesinde örnek bir şehir konumunda. Biz Ticaret Borsası olarak şehrimizin potansiyelini doğru şekilde değerlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Üreticimizin emeğini koruyan, istihdamı artıran ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen projeleri önceliklendiriyoruz" diye konuştu. "Amacımız, Elazığ’ı yalnızca bölgesinde değil, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir" Dumandağ, "TKDK’nın sağladığı hibe ve destekler, Elazığ’ın üretim kapasitesini katlayacak güce sahip. Biz bu desteklerin tabana yayılması, küçük ve orta ölçekli üreticilerin de bu imkanlardan faydalanması için üzerimize düşen her görevi yerine getirmeye hazırız. Amacımız, Elazığ’ı yalnızca bölgesinde değil, Türkiye genelinde de tarım ve hayvancılığın öncü şehirlerinden biri haline getirmektir. Elazığ’ın bereketli topraklarını ve üretim gücünü daha verimli hale getirmek için kurumlarımız arasında güçlü bir iş birliğinin şart olduğu aşikar. TKDK’nın destekleriyle üreticilerimizin modern, sürdürülebilir ve katma değeri yüksek projelere imza atacağına inanıyoruz. Bizler de Elazığ Ticaret Borsası olarak bu süreçte üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye hazırız" şeklinde konuştu. Ziyarette konuşan AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı ise Elazığ’ın kırsal kalkınma projelerinde öncü illerden biri haline gelmesi için tüm desteklerin devam edeceğini ifade etti. TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı da nazik ziyaretlerinden dolayı heyete teşekkür ederek, Elazığ’ın tarımsal üretim kapasitesini artıracak projelere kurum olarak her zaman destek vermeye devam edeceklerini söyledi.
Bakan Şimşek: "2026 yılında dezenflasyonu güçlü bir şekilde devam ettireceğiz"
31 Ekim 2025 Cuma - 14:04 Bakan Şimşek: "2026 yılında dezenflasyonu güçlü bir şekilde devam ettireceğiz" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "2026 yılında güçlü bir şekilde dezenflasyonu devam ettireceğiz. Maliye politikası, para politikası, gelirler politikası ve yapısal politikalar ona göre şekillenecek. Dolayısıyla bizim gördüğümüz resim bu. Önümüzde çok ciddi fırsatlar var. Bu fırsatları tabii ki değerlendirecek olan reel sektörümüzdür. Bunları destekleyecek olan finans sektörümüzdür. Biz de bir ekip ruhuyla bütün bu girişimcilik ve finans konularında gereken desteği tabii ki sağlayacağız" dedi. Bakan Şimşek, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleştirilen "Küresel Ekonomi ve Türkiye Ekonomisinin Görünümü" konulu finans zirvesine katıldı. Türkiye ve küresel ekonomiye ilişkin başlıkların ele alındığı zirvede konuşan Şimşek, "Küresel ekonomide aslında durum çok da kötü değil. Yani algı ve beklentiler nispeten pozitif. Bu iyi bir haber. Büyüme potansiyelimizi yükseltecek. Gördüğünüz gibi dünyada karşı karşıya olduğumuz yapısal tehditler var, sorunlar var. Ama hepsinde Türkiye için eğer biz doğru bir kurguyla, doğru bir modelle birlikte iş birliği yaparak doğru tespitler ve teşhislerde bulunduktan sonra birlikte çözebiliriz" dedi. "Dünyanın dört bir köşesinde sıcak çatışmalar var" Küresel gerginlikler ve çatışmaların her gün birçok ülkede görüldüğünü söyleyen Şimşek, "İnsanlık olarak arzu etmediğimiz görüntüler var. Ve dünyanın dört bir köşesinde sıcak çatışmalar var. Peki Türkiye burada nasıl konumlanmış? Birincisi biz güçlü bir savunma sanayiine sahibiz. Şu anda devam eden üzerinde 100 binden fazla kişinin çalıştığı bin 400’e yakın ve geliştirme Ar-Ge değeri 100 milyar dolar üzerinde olan bin 400 projeden bahsediyoruz. Ve bu daha yeni yeni Türkiye’nin ihracatına üretimine yansımaya başladı" ifadelerini kullandı. "Bugün Türkiye 10 milyar dolar ihracata doğru giden bir ülke konumunda" 25 yıl önce Türkiye’nin savunma sanayi ihracatının yok denecek kadar az olduğunu belirten Bakan Şimşek, "Bugün Türkiye 10 milyar dolar ihracata doğru giden bir ülke konumunda. Eylül ayı itibariyle yıllıklandırılmış ihracat 8.4 milyar doların üzerine çıktı. Türkiye eskiden dünyanın en büyük ithalatçılarından birisi iken 90’lı yıllarda rakamlar onu gösteriyor. Şu anda dünyada ihracatı ilk ona doğru hızlı yol kat ediyor. Geçen sene 11. sıradaydık. Dünya ihracat liginde savunma sanayinde muhtemelen bu sene veya önümüzdeki sene ilk 10’a girmiş olacağız. Daha yeni İspanya Türkiye’den 3 milyar doların üzerinde bir meblağla HÜRJET alımını onayladı. Gerçekten bu açıdan baktığınız zaman dolayısıyla daha bu yolun başındayız. Yani bin 400 ürün geliştirme aşamasında bunların peyderpey devreye girdiği bir dünya ve savunma sanayi harcamalarının hızla arttığı bir dünya. Dolayısıyla evet bazı sektörlerde sıkıntılarımız var. Ben yoktur demiyorum ve onlara da duyarsız değiliz" diye konuştu. "Kötümser olmak için hiçbir sebep yok" Bakan Şimşek, "Finansmanda şartlar önümüzdeki aylarda daha da iyileşecek, çünkü enflasyon düşecek. Önümüzdeki yıl bu konularda da peyderpey elimiz güçlendikçe basitleştirme ve bu makro ihtiyati tedbirleri gevşetme noktasında elimiz daha da güçlenecek. Onun için kötümser olmak için hiçbir sebep yok. Uyguladığımız program çerçevesinde bakıyorum. Giderek daha da güçleneceğimiz, giderek daha hızlı koşacağımız bir döneme gireceğimize biz inanıyoruz. Bunun şartları oluşmuş durumda. Küresel konjonktürü destekleyici programı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz" dedi. 2026 yılında güçlü bir şekilde dezenflasyonun devam edeceğini kaydeden Bakan Şimşek, "Ona göre maliye politikası, ona göre para politikası, ona göre gelirler politikası ve ona göre yapısal politikalar şekillenecek. Dolayısıyla bizim gördüğümüz resim bu. Önümüzde çok ciddi fırsatlar var. Bu fırsatları tabii ki değerlendirecek olan reel sektörümüzdür. Bunları destekleyecek olan finans sektörümüzdür. Biz de bir ekip ruhuyla girişimcilik ve finans konularında gereken desteği tabii ki sağlayacağız" ifadelerine yer verdi.
Gaziantep, THY ile dünyaya açılacak
31 Ekim 2025 Cuma - 13:58 Gaziantep, THY ile dünyaya açılacak Tarihi, gastronomisi ve doğasıyla turizmin yükselen değerlerinden olan Gaziantep, Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Valiliği ve Türk Hava Yolları işbirliğiyle ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtılacak. Hava kargo ile Gaziantep’ten 200 tonluk ihracat yapıldığını belirten THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Ahmet Bolat, "Uzun yıllardır Türkiye içindeki önemini bildiğimiz Gaziantep gibi şehirler için özel yatırımlar yapıyor, bu şehirleri stratejik şekilde konumlandırıyoruz" dedi. Köklü tarihi, 5 antik kente ev sahipliği yapması, gastronomisi ve doğasıyla turizmde yükselen değerlerden olan Gaziantep’in ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtımı için Türk Hava Yolları (THY) ile yapılacak iş birlikleri ve tanıtım stratejileri ele alındı. Kamu kurumları yetkilileri, üniversite rektörleri, STK temsilcileri ve THY yöneticilerinin katıldığı Zeugma Mozaik Müzesi Konferans Salonu’ndaki toplantıda, kentin turizm potansiyelinin artırılması, yurt içi ve yurt dışı destinasyonlarda Gaziantep markasının güçlendirilmesi, gastronomi turizminin desteklenmesi konularında fikir alışverişinde bulunuldu. Toplantıda Gaziantep merkezli 10 şehirdeki 17 kültürel varlığı kapsayan destinasyonda hedeflere ulaşılması için uluslararası tanıtım ve iş birlikleri, tematik tur paketleri, bölgesel farkındalık ve altyapı gelişimi, hedef pazarlar olan Asya, Uzak Doğu ve Amerika’dan gelecek turistlere yönelik tanıtım çalışmaları, influencer, basın ve acente iş birlikleri başta olmak üzere çeşitli konular irdelendi. Gaziantep, THY ile dünyaya ihracat yapıyor THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Ahmet Bolat, yaptığı sunumda Gaziantep için 2025 yılında yurt dışında 19 tanıtım turu yapıldığını, 2026 yılı için de 23 tanıtım turu yapılacağını belirtti. Gazi şehrin ihracatında lojistik rakamlarla THY’nin verilerini paylaşan Bolat, bu yıl ürünlerin 72 ülkeye hava kargo ile taşındığını aktardı. 323 ton dış hat kargosunun 200 tonunun Gaziantep üretimi olduğunu belirten Bolat, 110 ton gibi rekor bir taleple Avustralya’ya ürünlerin taşındığını ifade etti. Gazi şehrin sanayisi ile farklı iş ortaklıkları yürütülmesi hedefleniyor THY’nin gelecek hedefleri içinde sadece turizm ve taşıma açısından değil şehrin sanayisiyle ortak çalışmalar yapılabileceğini aktaran Bolat, üniversiteler ve Teknopark şirketleriyle projeler yürütülebileceğini söyledi. Bolat, "Türk Hava Yolları’nın geçmişine baktığımızda bir dönem sadece 65 uçağı bulunuyordu. Bunların 11’i geniş gövdeli, geri kalanı dar gövdeliydi. Ancak Cumhurbaşkanımızın havacılığa yönelik vizyonu ve ülkemizde yapılan büyük yatırımlar sayesinde Türk Hava Yolları bugün dünyanın en önemli hava yollarından biri haline geldi. Son 20 yılda Türk Hava Yolları yüzde 12 oranında büyüme sağladı. Bu oran, dünya ortalamasının yaklaşık 3,5 katı. Yani dünya ortalaması yüzde 3,5 iken, THY yüzde 12 büyüdü. 65 uçaktan bugün 515 uçağa ulaştık. Türk Hava Yolları’nın şu anda 515 uçağı bulunuyor. 2033 vizyonumuz doğrultusunda bu sayıyı 813 uçağa çıkarmayı hedefliyoruz. Bugün THY, haftada 8 bin dış hat, 4 bin 700 iç hat uçuşu gerçekleştiriyor. Dünyada 541 farklı noktaya uçuyoruz. Bu da Gaziantep gibi sanayi şehirleri için büyük bir avantaj. Çünkü Gaziantep’teki bir sanayici, THY’nin uçuş ağı sayesinde dünyanın 541 noktasına 24 saat içinde erişebiliyor. İstanbul Havalimanı üzerinden ortalama 2,5 saat içinde birçok noktaya bağlantı kurulabiliyor. İç hatlarda da pandemi öncesi dönem olan 2019’a göre yüzde 33 oranında büyüme sağladık" dedi. "Gaziantep gibi şehirler için özel yatırımlar yapıyor" Bolat, "THY’nin üç farklı markası bulunuyor. Bunlardan biri, yüzde 50 ortağı olduğumuz SunExpress. Uzun yıllardır Türkiye içindeki önemini bildiğimiz Gaziantep gibi şehirler için özel yatırımlar yapıyor, bu şehirleri stratejik şekilde konumlandırıyoruz. Uluslararası yolcu kapasitesinde dünyada üçüncü sıradayız. 2024 ile 2025 yılları karşılaştırıldığında yüzde 4 oranında büyüme bekliyoruz. Bu yılki gelirimiz, Allah nasip ederse 22 milyar dolar civarında olacak. Esas faaliyet karımız da geçen yıla benzer bir seviyede gerçekleşecek. Kredi yükümüz ise sadece 300 milyon dolar civarında. Peki, tüm bunların ülkemize katkısı ne? Bir uçak, tipine göre büyük bir ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Dar gövdeli uçakların her biri 55-60 milyon dolar, geniş gövdeli uçaklar ise 150-180 milyon dolar arasında. Elbette bu alımlar Airbus ve Boeing gibi firmalara kazanç sağlıyor, ancak aynı zamanda Türkiye ekonomisine de önemli katkılar sağlıyor. Türk Hava Yolları, son 16 yılın en büyük ihracatçısı konumunda. Geçtiğimiz yıl 18 milyar dolar döviz girdisi sağladı. Bunun 9 milyar doları doğrudan Türkiye’de kaldı. Yani THY, Türkiye’ye 9 milyar dolarlık cari fazla kazandırıyor. Türk Hava Yolları’nın ülke ekonomisine toplam katkısı 60 milyar dolar seviyesinde. Türkiye’nin 1,1 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasılası içinde THY’nin payı yaklaşık yüzde 6’dır. THY’nin 20 iştiraki ve 95 bin çalışanı bulunuyor. Şirketin bu yıl 44 milyar dolar döviz geliri elde etmesi, bunun da 20 milyar dolarının Türkiye’de kalması tahmin ediliyor ülkemize getirilen yüksek gelir grubundaki turistler ve iş insanları sayesinde" ifadelerini kullandı. "Bu yıl Amerika’dan 1,7 milyon turist geldi" THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Bolat, "Amacımız, kültüre, tarihe, gastronomiye ve Türkiye’nin ürettiği değerlere ilgi duyan turistleri ülkemize çekmek. Bu kapsamda 11 hedef ülke belirledik. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bu ülkelerden gelen turistler, kişi başı 2 ila 3 bin dolar arasında harcama yapıyor. Bu yıl Amerika’dan 1,7 milyon turist geldi. Hedefimiz, bu sayıyı 5 milyona çıkarmak. Aynı dönemde Dubai’ye giden Amerikalı sayısı sadece 300 bin civarında. Bu da Türkiye’nin turizm potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Bu topraklar insanlığın ve medeniyetin doğduğu yerler. Özellikle Şanlıurfa’daki Taş Tepeler projesiyle başlayan yeni hikayemiz, medeniyet tarihini yeniden yazıyor. 12 bin yıl öncesine uzanan bu topraklarda, o dönemde bile 10 bin kişilik yerleşimler bulunduğunu görüyoruz. Bu da bölgenin tarihi önemini ortaya koyuyor. Türk Hava Yolları’nın 19 iştiraki arasında TGS, THY Teknik ve Turkish Cargo gibi önemli firmalar var. Bunlardan biri de BayiDek. Bu şirketimiz, kapıdan kapıya teslimat yapan bir lojistik firması. Örneğin, Gaziantep’teki bir esnaf, internet üzerinden tanıttığı bir ürününü Frankfurt’taki bir müşteriye göndermek isterse BayiDek devreye giriyor. Ürünü esnafın dükkanından alıp ertesi sabah Frankfurt’taki adrese teslim ediyor. Türk Hava Yolları, geçmişte olduğu gibi bugün de sadece bir hava yolu şirketi değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik, kültürel ve turistik kalkınmasına yön veren stratejik bir markadır" ifadelerine yer verdi. "Tanıtım deyince bizim en önemli tanıtım ayağımız, tanıtım mekanizmamızdan bir tanesi Türk Hava Yolları" Toplantıda konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise, kentin OECD Şampiyon Şehir, EBRD Yeşil Şehir ve Avrupa Ödülü sahibi olduğunu belirterek, "Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli markası olan Türk Hava Yolları’nı bugün üst düzey yöneticilerini şehrimizde ağırlıyoruz. Misafirlerimiz bizi markalaştıran, Türk Hava Yolları’nı dünya markası haline getiren çok özel misafirler. Bunun en önemli sermayesi beşeri sermaye, yetişmiş insan gücü. Bugün vizyonlarıyla, ufuklarıyla, stratejileriyle bu önemli çalışmada ülkemizin en önemli marka değerini yöneten sizler bizim için en kıymetli hazinesiniz. Kültürel mirasımız da diğer önemli hazinemiz. Bugün iki hazineyi bir araya getirdik ve birleştirdik. Bir taraftan ortak geçmişimiz var. Geleceğe emin adımlarla ilerliyoruz. Geçmişimizde büyük medeniyet var. Cumhuriyet Dönemi’nin en güzel eserleri burada ve bunların tanıtılmaya ihtiyacı var. Tanıtım deyince bizim en önemli tanıtım ayağımız, tanıtım mekanizmamızdan bir tanesi elbette ki Türk Hava Yolları" dedi. "Dünyada da Türk Hava Yolları bizim bu şekilde sesimiz olacak" Gaziantep Valisi Kemal Çeber de önemli bir heyeti misafir ettiklerini vurgulayarak, "Biz Gaziantep ile ilgili belki bundan sonra ‘Türk Hava Yolları’ndan önce, Türk Hava Yolları’ndan sonra’ diye konuşabiliriz. Gaziantep’in muhteşem bir potansiyeli var. Bunu Türk Hava Yolları’nın profesyonelliğiyle birleştirmek istiyoruz. Dünyada da Türk Hava Yolları bizim bu şekilde sesimiz olacak. ‘Buraya bir ek sefer daha koymaktansa burayı dünyada çok daha iyi tanıtmak bize çok daha fayda sağlar denildi’. Bu gerçekten güzel bir vizyondur, ekiptir. Ben şahsım ve şehrim adına teşekkür ediyorum böyle güzel bir kadroyla, geniş bir kadroyla buraya geldiği için ve şimdiden hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum" diye konuştu.
Bakan Yumaklı: "Türkiye kovan varlığında 3’üncü, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada"
31 Ekim 2025 Cuma - 13:54 Bakan Yumaklı: "Türkiye kovan varlığında 3’üncü, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada" Türkiye’nin arıcılık sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu aktaran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Türkiye kovan varlığında 3’üncü, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Tunceli’ye geldi. İlk olarak valiliği ziyaret eden Bakan Yumaklı, ardından ‘Yeni Kovan, Yeni Umut Projesi’ kapsamında arı kovanı dağıtım töreni katıldı. Burada üreticilerle bir araya gelen Yumaklı, açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin arıcılık sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Bakan İbrahim Yumaklı, "Verilere göre, Türkiye kovan varlığında 3’üncü sırada, bal üretiminde de Çin’den sonra 2’inci sırada. Çini’de zorladığımızı ifade etmek istiyorum. Her köşesi cennetten bir parça olan bu vatanımızın özellikle yaşamın devamı konusunda bilimsel verileri de önümüze koyduğumuzda arıların ve arıcılığın bu manada getirmiş olduğu faydaları, ekonomik sonuçlara dönüştürmek son derece kıymetli olacak. Dünyada bilinen ballı bitkiler florasının da yüzde 75’i ülkemizde bulunuyor. Ne kadar önemli bir hazinenin üzerinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Son 23 yılda çalışmalarımız hep buna dönük oldu. Türkiye’de arıcılık haritası oluşturduk. Şuanda yapılmış ve yapılacak olan projelerin bilimsel bir temeli olduğunu ifade etmek istiyorum. 1 milyon dekar alana sahip 900 bal ormanı tesis edildi. Balda markalaşma yönünde önemli mesafeler almış durumdayız. Eğer dünyadan üretmiş olduğunuz ürünlerin bir yere sahip olmasını istiyorsanız diğer bir başlıkta markalaşmadır. 35 coğrafi işaret tescili almış balımız mevcut. Bu kadar çok coğrafi işaret almak faydalı mı diye düşünmeyin bu bir sinerji oluşturuyor. Birisi diğerini tetikliyor. Bu sadece arıcılık işletmesi sayısı 5 kat artışla 98 bine çıkmış durumda. Arılı kovan varlığımız yüzde 115 artışla 9 milyon adete çıkmış durumdadır" diye konuştu. Bakan Yumaklı, "Son dönemde arıcılık ürünlerinin üretimiyle alakalı emeğe haksızlık ve saygısızlık eden, haksız kazanç elde etmek için her yolu deneyenlerle yoğun bir mücadelemiz var. Denetimlerimizi ve arkasından tespitlerimizi gerçekleştirdiğimizde 15 milyona kadar ceza ve faaliyet durdurmada yanın da gerçekleştiriyoruz. Amacımız üreticilerimizin emeğini korumaktır. Çiftçimizin emeği ve halkımızın sağlığıyla oynayanların yanına kar kalmayacağını bundan hiçbir toleransımızın olmadığını buradan tekrar ifade etmek istiyorum. Bu kapsamda biz 2025 yılının ilk 10 ayında yaklaşık 2 bin denetim gerçekleştirdik. Bunların sonucunda da 142 firmaya idari yaptırımda bulduk. Bu zaman kadar yapılanlarla belli oranlarda iyileşmeler sağlanmış durumda. Bitkisel üretimde üretim miktarımız yüzde 85, küçükbaş hayvan varlığımız yüzde 76 ve arılı kovan varlığımız yüzde 97 artmış. 27 kat artışla 2. 6 milyar liralık bir tarımsal hasılaya ulaştık. Yeter mi yetmez" şekliden konuştu.
Muğla Büyükşehir’den Kırsal Kalkınmaya 330 tonluk yem tohumu desteği
31 Ekim 2025 Cuma - 13:46 Muğla Büyükşehir’den Kırsal Kalkınmaya 330 tonluk yem tohumu desteği Muğla Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimi desteklemek, üreticilerin girdi maliyetlerini azaltmak ve yerel üretimi güçlendirmek amacıyla 13 ilçede bin 500 üreticiye toplam 330 ton yem bitkisi tohumu desteği sağlıyor. Tritikale, arpa ve yulaf tohumlarından oluşan bu destekle 13 bin 200 dekar alanın yem bitkisi üretimiyle buluşması hedefleniyor. ‘Verimli Topraklarıyla Tarım Kenti Muğla’ vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi, bugüne kadar Yatağan, Milas, Menteşe, Fethiye ve Seydikemer ilçelerinde dağıtım gerçekleştirdi. 31 Ekim 2025 Cuma günü Ula ilçesinde yapılacak dağıtımla destekleme programı devam edecek. Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen yem bitkisi tohumu desteklemesi, hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Büyükşehir Belediyesi, bu destekle üreticilerin hem yem maliyetlerini azaltmayı hem de kırsal bölgelerde üretimi teşvik etmeyi amaçlıyor. Yeni Bağyaka Mahalle Muhtarı Günay Sarıoğlu, "Bu proje çok güzel. Gerçekten çok güzel. Çok teşekkür ediyoruz. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ederiz" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Dairesi Başkanı Buket Kallem, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın ‘Verimli Topraklarıyla Tarım Kenti Muğla’ sloganı tarım projelerimize rehber olmaktadır. Bugün dağıtımını yapacağımız tohumlar, hem hayvancılığımızın sürdürülebilirliği açısından, hem de tarlalarımızın bereketlenmesi açısından çok büyük önem arz etmektedir. Bizim için önemli olan, kırsalda üretimin sürmesi, köylerin yeniden canlanması ve gençlerimizin tarıma olan güveninin artmasıdır" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tayfun Yılmaz, "Bugün burada Menteşe ilçemizde ortalama 413 civarında üreticimizin katılımıyla yaklaşık 394 ton civarında yem tohumu bitkisinin ücretsiz olarak Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtımını gerçekleştirip Muğla genelinde de tarıma, hayvancılığa, kırsal kalkınmaya destek veriyoruz. Ve bu desteğin aslında Muğla’nın sadece tarımsal veya kırsal veya hayvancılık anlamında değil, Muğla’nın geleceğine yönelik bir destek olduğuna inanarak, güvenerek yapıyoruz. Beraberinde toplamda 330 ton yem bitkisi tohumunun Muğla Belediyenize maliyeti KDV’de 20 milyon civarında olup, yaklaşık 14 bin dekar alan, tarımsal alan bu manada etkin hale getirilip, dikimi gerçekleştirip hem tarıma hem de hayvancılık noktasında bir katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Muğla, sadece turizmiyle, deniziyle, güneşiyle olan bir kent değil. Beraberinde tarım da hem ekonomik anlamda, hem de kültürel manada önemli bir yer tuttuğuna inanıyoruz. Ve bunun da gereğini büyükşehir olarak üzerimize düşen noktada yapmaya çalışıyoruz. Tabi bu desteklere göre hem üretimine, Muğla’nın geleceğine yatırım yapmak amacı da hem de tarımsal girdi maliyetlerinin gerçekten ciddi boyutlara ulaşması noktasında, özellikle üreticinin, çiftçinin her zaman yanında olarak ortaya, ülke çapında çıkan bu açığı, bu dezavantajlı durumu yerel yönetim olarak bir mevzu olsun, katkıda bulunmak istiyoruz. Bundan sonra da katkıda bulunmaya devam edeceğiz" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın geleceğini toprakta ve üreticisinde gördüklerini, üreten bir Muğla, kendi ayakları üzerinde duran, doğasıyla, insanıyla, emeğiyle güçlü bir Muğla demek olduğunu, bu anlayışla Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerin yanında olmaya, onların emeğini değerli kılacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini açıkladı.