EKONOMİ - 31 Ekim 2025 Cuma 14:45

GTO’nun ekim ayı meclis toplantısı genişletilmiş olarak yapıldı

A
A
A
GTO’nun ekim ayı meclis toplantısı genişletilmiş olarak yapıldı

Gaziantep Ticaret Odasında (GTO) ekim ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur Başkanlığında Yönetim Kurulu, Meclis, Disiplin Kurulu ve Meslek Komite üyelerinin katılımıyla genişletilmiş olarak gerçekleştirildi.


Toplantının açılışında yaptığı konuşmada Meslek Komite üyelerinin faaliyetlerine ve önemine değinen GTO Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur, "40 bini aşkın GTO üyesinin temsilcisi olarak faaliyet gösteren 45 Meslek Komitemizin siz değerli üyeleri Gaziantep ticaretini en iyi şekilde temsil ediyorsunuz. Dile getirdiğiniz konular, burada tartıştığınız sorunlar ekonomik hayata yön veriyor. Sizlerden ne kadar geri bildirim gelirse de Yönetim Kurulumuzun yürüttüğü çalışmalar o kadar değer kazanıyor. Bugüne kadar özveriyle yürüttüğünüz tüm çalışmalar için, GTO’nun başarısına büyük katkı sağladığınız için her birinize gönülden teşekkür ediyorum" dedi.


"Hedefimiz teknolojiyi geliştiren ve katma değer oluşturan bir ülke olmalı"


Meclis toplantısında GTO’nun ekim ayı faaliyetleri hakkında Meclis üyelerini bilgilendirip ekonomik gündemi değerlendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, nadir elementler konusuna değinerek bu elementlerin artık modern teknolojinin görünmez kahramanları haline geldiğini ve bu kaynaklara sahip olan ülkelerin sadece ekonomik değil aynı zamanda teknolojik liderlik, ulusal güvenlik açısından da büyük bir güç elde ettiğini vurguladı.


Bu elementlerin büyük bir bölümünün Çin’de bulunduğunu ancak Türkiye’nin de çok önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Başkan Yıldırım, "Teknolojiye yön veren nadir elementler, ülkemizin topraklarında da var. Ancak bizim asıl hedefimiz, sadece hammadde sağlayan değil; teknolojiyi geliştiren, işleyen ve katma değer oluşturan bir ülke olmalıdır. Bu nedenle, teknoloji transferi, rafinasyon kabiliyeti ve katma değerli üretim mutlaka ülke içinde konumlandırılmalı. Çünkü bu elementler, sadece teknolojinin değil; ekonomik bağımsızlığın da anahtarı. Türkiye’nin bu alandaki adımları, geleceğin stratejik rekabetinde elini güçlendirecek; sanayimizin dijital dönüşümüne ve yeşil ekonomiye geçişine büyük katkı sağlayacaktır" şeklinde konuştu.


"Türk sanayisinin dijital dönüşümü hızla desteklenmeli"


ABD ve müttefiklerinin Çin ürünlerine karşı uyguladığı farklı tarifeler ile çeşitli engellemelerin Çinli üreticilerin farklı pazarlara yönelmesine sebep olduğunu ve bu durumun da Türkiye’nin küresel rekabet gücünü doğrudan etkilediğini vurgulayan Yıldırım, "Bu nedenle Türk sanayisinin dijital dönüşümü hızla desteklenmeli. Çünkü dijitalleşme, üretim verimliliği, maliyet yönetimi ve küresel rekabetin anahtarı. Bugün dijital kaslarımız hâlâ zayıf. Bu alanda güçlü adımlar atmalıyız. Diğer taraftan, lojistik altyapımızı geliştirmeli ve maliyetleri düşürmeliyiz. Türkiye’de ihracatçıların ödediği lokal liman masrafları yüksek; üstelik her yıl yeni maliyetlerle karşılaşıyoruz. Avrupa pazarı bizim için kritik önemde. Burada lojistik avantajımızı artırmak, kaliteyi koruyarak rekabet üstünlüğü sağlamak, Çin ile mücadelede kilit rol oynayacak" ifadelerini kullandı.


Yıldırım, Türkiye’nin ve Gaziantep’in küresel rekabet avantajını koruması için dijital dönüşümü hızlandırması, lojistik altyapısını güçlendirmesi ve hedef pazarlarda stratejik avantaj oluşturacak alanları doğru yönetmesi gerektiğini ekledi.



GTO’nun ekim ayı meclis toplantısı genişletilmiş olarak yapıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.