EKONOMİ
Ticaret Bakanı Bolat: "Nisan ayında ihracat 25,4 milyar dolara yükseldi" 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:01:47 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Nisan ayında ihracat rakamlarının geçen yıla göre yüzde 22,3 artarak 25,5 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Çeşitli programlara katılmak üzere Ordu’da bulunan Bakan Ömer Bolat, Ordu Üniversitesi Ceren Özdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen 2026 yılı Nisan ayı dış ticaret verileri basın toplantısına katıldı. Burada yaptığı açıklamada Türkiye’nin dünyadaki enerji krizleri, sıcak savaşlar ve ekonomik durgunluk gibi faktörlere rağmen dirençli bir ekonomiye sahip olduğuna değinen Bakan Bolat, son 22 çeyrektir, 2020 yılının ikinci çeyreğinden sonra Türkiye’nin sürekli büyüyen bir üretim ve ekonomik güce sahip olduğuna değindi. "İşsizlik oranı son 38 ayın en düşüğü" Türkiye’nin 2025 yılı sonu itibarıyla dünyanın 16. büyük ekonomisi büyüklüğüne ulaştığına dikkat çeken Bolat, "2002’de dünyada 21. sıradaydı ve Avrupa’nın da 6. büyük ekonomisi konumuna ulaştık. Toplam milli gelirimiz 1,6 trilyon dolara, kişi başı milli gelirimiz de 18 bin 40 dolara yükseldi. Mart ayı verileri açıklandı, yüzde 8,1 işsizlik oranı; son 38 ayın en düşük oranları ve son 38 aydır tek hanede seyrediliyor. İstihdam rakamımız 32 milyon 425 bin civarında. İşsizlik rakamımız da 2 milyon 830 bin civarında, 3 milyonun altını seyretmektedir" dedi. "Nisan ayında ihracat rakamı yüzde 22,3 arttı" Nisan ayında ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artarak 25,4 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Bakan Bolat, "Nisan ihracat artışları, hem oran olarak hem mutlak değer olarak son 53 ayın Kasım 2021’den bu yana en fazla ihracat artışı sağlanan ay oldu. Ve Nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış son 12 ayda 275,8 milyar dolara ulaşarak 276 milyar dolara yaklaşmış olduk, bu da bir rekordu. Mal ve hizmet ihracat toplamımız Nisan itibarıyla yıllık bazda 398 milyar dolara yükseldi. Emtialardaki ocak ve şubat ayındaki müthiş artışlara rağmen ve enerji krizine rağmen, enerji maliyetlerindeki büyük artışlara rağmen, yanı başımızdaki yaklaşık 12 ülkeyi olumsuz etkileyen Körfez Savaşı’na rağmen ihracatta, ihracatçılarımızın ve bakanlığımızın yoğun çalışmaları ile elde edilen Nisan ayı sonuçları hamdolsun yüz güldüren sonuçlar olarak tarihe geçti. Nisan ayının ihracat rakamı 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştirildi. Aralık ayındaki 26,3 milyar dolardan sonra en büyük artış. Bu artışımız yüzde 22,3. Geçen yıl Nisan ayında 20 milyar 800 milyon dolar olan ihracatın 25,4 milyar dolar olmasıyla nette 4,6 milyar dolar artış sağladık, bu büyük bir rakam" şeklinde konuştu. Programa Ordu Valisi Muammer Erol, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, siyasi parti temsilcileri ve ilgililer katıldı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:01 Olivtech Fuarı’nda Ege’nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege’nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor. Yerel yönetimler, üreticiler ve uzmanların katıldığı panellerde, kaliteli üretimden sürdürülebilirliğe kadar pek çok başlık ele alınırken, Mutfak Atölyesi’nde Ege mutfağının özgün tatları şefler tarafından benzersiz tariflerle sunuluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen fuar, ortaya çıkardığı ticari hacmin yanı sıra birbirinden farklı konuların ele alındığı geniş programıyla sektördeki güncel başlıkları ele alıyor. Fuar kapsamında düzenlenen ve yerel yönetim, kamu ile kooperatif temsilcilerini bir araya getiren, "Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek" başlıklı panelin moderatörlüğünü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üstlendi. Bademli Kooperatif Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Kooperatif Başkanı Çağatay Özcan Kokulu ile Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu konuşmacı olarak yer aldı. Zeyin Konseyi kuruldu Bülent Üngür, zeytinciliğin İzmir için stratejik bir üretim alanı olduğuna dikkat çekerek, "Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, bu coğrafyanın kültürü, ekonomisi ve geleceği. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiyi güçlendiren, kooperatifleri destekleyen ve yerel kalkınmayı önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Kooperatiflerimizin daha güçlü hale gelmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz Zeytin Konseyi’nde, İzmir’in ve Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında güçlü bir konumda olduğu, ancak asıl hedefin katma değerli üretimi artırmak ve markalaşmak olduğu net şekilde ortaya kondu. En önemli başlıklardan biri de sektör genelinde kalite standardizasyonunun sağlanması" dedi. Büyükşehir’den tarıma dev destek İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sağlanan tarımsal destekler ve kooperatiflerden yapılan alımlara da dikkat çeken Üngür, "İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi olarak 2026 yılında tarıma ayırdığımız destekler 1,4 milyar TL’yi buluyor. Bununla da yetinmedik; üretim, hastalık ve zararlılarla mücadele ile sulama desteklerinin yanı sıra İZTARIM tarafından bu yıl 22’ncisi açılan İZMAR şubeleri aracılığıyla 2025 yılında doğrudan kooperatiflerden yaklaşık 694 milyon TL’lik alım gerçekleştirildi" diye konuştu. "İzmir Büyükşehir Belediyesi tarımda adeta bir bakanlık gibi çalışıyor" Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, "Gödence’de, tarımsal amaçlı kooperatiflerin yerel yönetimlerle birlikte hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledik. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu noktada adeta bir bakanlık gibi çalışıyor. Üreticiye dokunan, sahayı bilen ve çözüm üreten bir yaklaşım sergiliyor. Zeytinin anavatanı Türkiye’dir ve özellikle Kuzey Ege, Edremit bölgesi bu anlamda çok özel bir yere sahiptir. Bu değeri koruyarak geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğu" dedi. "Hasat, kaliteyi belirleyen en kritik aşama" Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu, zeytinyağında kaliteyi belirleyen en önemli unsurların başında hasadın geldiğini vurgulayarak, "Zeytin kesinlikle yere düşmeden, mümkün olduğunca elle hasat edilmeli. Hasadın erken ya da geç yapılması da doğrudan kaliteyi etkiler. Bu nedenle doğru zamanda hasat, büyük önem taşıyor. Zeytin ve zeytinyağında taklit ve tağşişe karşı güçlü bir altyapıya sahibiz. Tüm bu süreçlerin doğru yönetilmesi kaliteyi güvence altına alıyor" ifadelerini kullandı. "İmalat süreçleri de en az üretim kadar önemli" Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, zeytin ve zeytinyağı üretiminde yalnızca bahçe bakımının yeterli olmadığını vurgulayarak, "Bir üreticinin sadece bahçesindeki iyi bakım artık yeterli değil, imalat süreçleri de en az üretim kadar önemli. Zeytinyağında kaliteyi yükseltmek için tüm zincirin doğru yönetilmesi gerekiyor" dedi. "Bu yapı Türkiye’ye örnek olmalı" "Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri" başlıklı panelin moderatörlüğünü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal yaptı. Uysal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kooperatiflerine verdiği desteğin altını çizerek, bunun ekonomik değerinin yanı sıra aynı zamanda gıda güvenliği açısından da kritik olduğunu belirtti. Uysal, "İzmir’de belediye ve kooperatif iş birliğiyle uzun yıllardır uygulanan süt dağıtım projeleri hem üreticiyi güçlendirdi hem de toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimini artırdı. Bu yapı doğru bir yapı ve tüm ülkeye örnek olmalı" dedi. "Kaliteli ürünün temeli kaliteli hammadde" Panelde konuşan Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, değer zincirinin çiftlikte başladığını vurgulayarak, kaliteli ürünün temelinin kaliteli hammadde olduğunu belirtti. "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz" Tire Süt Kooperatifi Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karataş ise değer zincirinin üreticiyle başladığını vurgulayarak, "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz. Planlı üretim ve sürecin doğru yönetilmesi bu işin temeli. İzmir’de ortaya çıkan model Türkiye için önemli bir örnek; belediyeler kooperatiflere sahip çıktığında üretici, kooperatif ve yerel yönetim aynı hedefte buluşuyor ve bu da sahada karşılığını buluyor" dedi. Belediyelerin ve kooperatiflerin kurduğu market yapısına da değinen Karataş, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştığını belirterek, "Aracısız yapı hem üreticiye hem tüketiciye katkı sağlıyor. İnsanlar doğduğu topraklarda üretmek ve yaşamak istiyor. Bu modeli güçlendirdikçe üretim de refah da artacak" diye konuştu. "Değer zinciri bütüncül bir yapı ile ele alınmalı" Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel ise süt ve süt ürünlerinde değer zincirini süt temininden lojistiğe, işleme süreçlerinden ambalajlamaya ve dağıtıma kadar bütüncül bir yapı içinde ele aldıklarını belirterek, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli ürünlerin sektörün geleceğini şekillendirdiğini ifade etti. Fonksiyonel ve yüksek proteinli ürünlere talebin arttığını belirten Önel, bu doğrultuda geliştirdikleri yeni ürünlerle hem farklılaştıklarını hem de katma değer oluşturduklarını söledi. Bağdan şişeye kalite yolculuğu konuşuldu "Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler" başlıklı bir diğer oturumunun moderatörlüğünü ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli üstlendi. Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Yücel, Usca Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu ve Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak ile Danışman Önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kaliteli şarabın temelinin bağda atıldığı ve terroirin belirleyici rolü vurgulanırken, Türkiye’nin zengin üzüm çeşitliliğinin korunmasının önemi, iklim şartlarının üretime etkisi ve gıda teknolojisinin üzümden şaraba uzanan süreçte kaliteyi belirleyen temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi. Mutfak Atölyesi’nde Ege lezzetleri ziyaretçi ile buluşuyor Fuar kapsamında düzenlenen Mutfak Atölyesi, Ege mutfağının özgün tatlarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde gerçekleştirilen atölyede, alanında uzman isimler özel reçetelerini paylaşıyor. DoubleTree by Hilton Executive Chef’i İlhami Dinç, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencileri ile birlikte, Ege’nin zengin bitki çeşitliliğini benzersiz bir tarifle yorumladı. Atölyede hazırlanan "Çağla bademli ballı Ege otları harmanı", bölgenin doğallığını ve lezzet mirasını yansıtan özel bir sunum olarak öne çıkarken katılımcılardan büyük beğeni kazandı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:36 GSO Başkanı Adnan Ünverdi nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendirdi Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, nisan ayında Gaziantep’ten geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,4 oranında artışla 967 milyon 492 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Ünverdi, Gaziantep’ten ocak-nisan döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre 3,9 oranında artışla 3 milyar 371 milyon 280 bin dolar ihracat yapıldığını belirtti. Gaziantep’in hem aylık hem dönem bazında 6’ncı sırada yer aldığını dile getiren Ünverdi, "Böylesi bir dönmede azim ve kararlılıkla çaba gösteren üreticilerimize, sanayicilerimize, ihracatçılarımıza ve tüm çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Büyük bir özveriyle ellerinden gelenin de daha fazlasını yapmak için çaba gösteriyorlar" ifadelerini kullandı. Hem iç hem dış piyasa şartları sebebiyle üreticilerin zorlu bir süreçten geçtiğine işaret eden Ünverdi, "Para sıkılaşma ile birlikte enflasyonla mücadele sürecinde; finansman maliyetleri, faizin yüksek seyretmesi, banka kredilerine ulaşımın güçleşmesi reel sektörün direncini kırmıştır. Bu süreçte en fazla yükü çeken sanayicilerimiz olmuştur. İç piyasada nakit akışının durmasının yanı sıra sadece ülkemizde değil savaşla birlikte hammadde, enerji, nakliye ve tüm girdi maliyetlerindeki artışlar dış pazardaki rekabet gücümüzü olumsuz etkilemiştir. Dezenflasyon sürecinde önemli mesafeler katedildi fakat, küresel gelişmelerin sürece yansımaları ile sanayici üzerindeki baskı daha da artmıştır" ifadelerini kullandı. Politika faizinde yapılan indirimlerin umut verdiği bir dönemde İran geriliminin artmasıyla birlikte faizin nisan ayında stabil bırakıldığını hatırlatan Ünverdi, "Ticari krediler zaten politika faizinin çok üzerinde seyrediyor. Bu doğrultuda zaman uzadıkça sanayiciler olarak gücümüz azalıyor. Biz şartlar ne olursa olsun mücadelemizi devam ediyoruz fakat, reel sektörü rahatlatacak, üretim, ihracat ve istihdamımızı koruyacak tedbirlerin alınmasını istiyoruz. Pandemi ve savaşın etkileri ile birlikte depremi yaşamış bir kent olarak, şehrimiz ve bölge sanayimize can suyu olacak ve ayakta kalmasını sağlayacak özel teşvik uygulamaları bekliyoruz. Mart ayında yapılan yeni düzenleme ile deprem bölgesine tanınan kredi büyüme sınırı muafiyetleri sona erdirilmiştir. Bölge şartları göz önünde bulundurularak kredi büyüme muafiyetlerinin en azından bölgesel riskler azalıncaya kadar yeniden uygulanmaya alınmasını veya kademeli bir geçiş sürecine bağlanmasını çok önemli buluyoruz. Tabii ki devletimiz tarafından açıklanan yeni yatırım ve destek programları bu süreçte çok önemlidir ve bunlar devam etmelidir. Biz ülkemizin gücüne inanıyoruz. Nisan ayı ihracat rakamlarındaki artışın da şehrimiz ve ülkemiz adına devam etmesini ümit ediyor ve reel sektör olarak düzlüğe çıkmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz" ifadelerine yer verdi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:25 Manisalı sağlıkçı genç kangal yetiştiricisi oldu Manisa’nın Köprübaşı ilçesine bağlı Kıranşeyh Mahallesi’nde yaşayan 23 yaşındaki fizyoterapist Hasan Yılmaz, aileden gelen tarım ve hayvancılık geleneğini yenilikçi projelerle büyütüyor. Uzun yıllardır tarım ve hayvancılıkla uğraşan aile çiftliğinde üretime yeni bir soluk getiren Yılmaz, Manisa’da bir ilke imza atarak Sivas Kangalı üretimine başladı. Zeytincilik başta olmak üzere tarımsal üretimin sürdürüldüğü aile çiftliğinde küçükbaş hayvancılık da yapan Yılmaz ailesi, daha önce de bölgede ilklerden biri olarak De France koyunu yetiştiriciliğine başlamıştı. Geleneksel üretim modellerini modern girişimlerle geliştirmeyi hedefleyen Hasan Yılmaz, şimdi de Türkiye’nin en değerli yerli ırklarından biri olarak bilinen Sivas Kangalı üzerine yatırım yaptı. Kangal köpeklerine olan ilgisinin uzun yıllara dayandığını belirten Yılmaz, kapsamlı araştırma ve hazırlık sürecinin ardından üretime başladıklarını söyledi. İlk yavruların dünyaya geldiğini ifade eden Yılmaz, çiftlikte şu anda 30 günlük yavrular bulunduğunu ve yoğun ilgi gördüklerini dile getirdi. Kangal köpeklerinin sürü koruma kabiliyeti, güçlü içgüdüleri, sadakati ve dayanıklılığıyla öne çıktığını vurgulayan Yılmaz, bu ırkın bölgedeki hayvancılık faaliyetlerine önemli katkı sağlayabileceğini belirtti. Yılda iki kez yavrulayabilen kangalların üretim potansiyeliyle de dikkat çektiğini ifade eden genç girişimci, amaçlarının bu ırkı Manisa ve çevresinde yaygınlaştırmak olduğunu kaydetti. Genç yaşta kırsal üretime yönelmesiyle dikkat çeken Hasan Yılmaz, fizyoterapist kimliğinin yanı sıra girişimci yönüyle de örnek oluyor. Geleneksel tarımı yenilikçi üretim anlayışıyla buluşturduklarını belirten Yılmaz, "Hem çiftliğimizi geliştirmek hem de bölgemize yeni bir değer kazandırmak istiyoruz. Kangal yetiştiriciliği konusunda Manisa’da öncü olmayı hedefliyoruz" dedi. Kangal sahiplenmek ya da bu ırk hakkında bilgi almak isteyenleri çiftliklerine davet eden Yılmaz, projeyi büyüterek bölgesel ölçekte örnek bir üretim modeli oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Köprübaşı’nda genç bir girişimcinin öncülüğünde başlayan bu çalışma, hem hayvancılık sektörü hem de kırsal kalkınma açısından dikkat çeken bir adım olarak değerlendiriliyor.
Kuraklık riski büyüyor, çiftçiden uyarı: "Suyu dikkatli kullanmazsak ekmeğimizi kaybederiz"
22 Kasım 2025 Cumartesi - 11:57 Kuraklık riski büyüyor, çiftçiden uyarı: "Suyu dikkatli kullanmazsak ekmeğimizi kaybederiz" Kırıkkale’de soğan hasadı yapan bir çiftçi, yağışların azalması nedeniyle rekoltenin 8 tondan 5 tona düştüğünü ancak tarladaki fiyatların 6 ila 7 lira bandında normal seyrine döndüğünü söyledi. Kuraklığın üretimi etkilediğini belirten Bozkoyun, "Bizler tarım yapan üreticiler olarak suyu dikkatli kullanmazsak, kendi mesleğimiz olan ekmeğimizi kaybederiz" dedi. Kırıkkale’nin Bahşılı ilçesine bağlı Karaahmetli köyünde soğan üreticiliği yapan Hasan Tarık Bozkoyun, bölgede etkisini artıran kuraklığın tarımsal üretime yansımalarını tarlasında hissediyor. Bu yıl yağışların azlığı nedeniyle hem verim düştü hem de bölgenin önemli su kaynaklarından Kapulukaya Barajı’nda ciddi seviyede çekilme meydana geldi. Barajdaki su seviyesindeki düşüşün yer yer 60 metreyi bulduğu görüldü. Sabahın erken saatlerinde mevsimlik işçilerle başlayan hasat mesaisinde artık makinelerin kullanıldığı tarlada, Bozkoyun önceki yıllara kıyasla önemli bir rekolte kaybı yaşadı. İki yıl önce dönüm başına 8 ton soğan elde eden üretici, bu yıl yağışların azlığı ve mevsimlerin kayması nedeniyle rekoltenin 5 tona kadar düştüğünü söyledi. Soğanın tarladan satış fiyatı ise 6 ila 7 lira bandında değişiyor. "Teknolojiye ayak uyduruyoruz" Hasan Tarık Bozkoyun, tarımsal üretimde yaşanan tabloyu şu sözlerle ifade etti: "Soğanda işçiyle yaptığımız işi artık makinayla yapmaya başladık. Teknolojiye ayak uyduruyoruz. Makinayla boylama ve torbalama işlemlerini gerçekleştiriyoruz. Bizler tarım yapan üreticiler olarak suyu dikkatli kullanmazsak, kendi mesleğimiz olan ekmeğimizi kaybederiz. Çiftçi ve üretici olarak üzerimize düşen; suyu daha tasarruflu, daha bilinçli ve daha verimli kullanmaktır. Damlama sulamaya geçmekten başka şansımız yok. Bunu yöneteceğiz, bunu başaracağız. Damlama sulamayla bu işi çözeceğiz ve daha az su kullanacağız." "Kasım ayındayız, dışarıda sıcaktan duramıyoruz" İklim değişikliğinin etkilerini en net biçimde mevsimlerdeki kaymayla hissettiklerini belirten Bozkoyun, "2023 yılında bu soğanı ürettim, dönümünden 8 ton almıştım. O dönem mevsimler daha dengeliydi. Kasım ayındayız, dışarıda sıcaktan duramıyoruz. Kasım ayında burada soğan hasadı yapmak imkânsızdı. Şu an havanın eksi derecelere düşmesi, yağmur yağması gerekiyordu. Kuraklık ve mevsim değişimlerinin olmadığı yıllarda bu bölgede 8 ton verim alındı. Ancak kuraklık nedeniyle verim 5 tona kadar düştü. İleride daha da zorlanacağımı biliyorum" dedi.
Derepazarı mandalinasında hasat başladı
22 Kasım 2025 Cumartesi - 11:54 Derepazarı mandalinasında hasat başladı Rize’nin Derepazarı ilçesinde yetişen ve ismini yetiştiği ilçeden alan Derepazarı mandalinasında yılın ilk hasadı başladı. Rize’nin hemen her ilçesinde yetişen mandalinanın en lezzetlisi Derepazarı ilçesinde toplanıyor. Sadece şehirde değil tüm Türkiye’de aroması ve doğallığı ile adından söz ettiren Derepazarı mandalinasında ilk hasat başladı ve mandalinalar tezgahlardaki yerlerini bulmaya başladı. Derepazarı ve İyidere ilçesinin Derepazarı’na yakın bölgelerinde yaşayan vatandaşlar tarafından hasadı gerçekleştirilen mandalinalar yıllardır Karadeniz Sahil Yolu kenarında kurulan tezgahlarda müşterilere sunuluyor. Bahçeden kilosu 7 buçuk TL’den üreticiden alınan mandalinalar tezgahlarda kilosu 35 TL’den satılıyor. Rize mandalinasının kimyasal ilaçlar kullanılmadan yetiştiğini ve doğallığı nedeniyle lezzetinin başka bölgelerde yetişen mandalinalara benzemediği dile getiren Halil İbrahim Küçük "Dışardan gelenler mandalina yediklerini burada fark ediyorlar. Rize mandalinasını yemek isteyen Rize’ye gelecek. Biz Kasım ayının 15’inde hasat işlemine başlarız ve Ocak ayına kadar bu hasat işlemini sürdürürüz. Bahçede 7,5 TL’ye mal ediyoruz. Bizde üzerine masraflar ediyoruz. Tezgahtaki fiyatı ise kilogram başına 35 TL’den satıyoruz. Rize mandalinasının aroması farklı, Antalya mandalinasına benzemez. Olduğu gibi doğaldır. Böyle ince mandalina başka yerde gördünüz mü? Buranın mandalinası doğaldır" ifadelerini kullandı. (HFD-ÖS-Y)
Ortaköy esnafından Böcek ailesinin zehirlenerek ölümüne ilişkin açıklama
22 Kasım 2025 Cumartesi - 11:26 Ortaköy esnafından Böcek ailesinin zehirlenerek ölümüne ilişkin açıklama Ortaköy esnafı, Böcek ailesinin ölümüne ilişkin açıklama yaptı. Esnaf, bölgede faaliyet gösteren işletmelerin olayda sorumlu olmadığını vurgularken, olayın gıda sektörü ve turizm üzerinde olumsuz etkileri olduğunu belirtti. Türkiye’yi sarsan 4 kişilik Böcek ailesinin zehirlenerek ölümü ile ilgili olayda soruşturma sürerken Ortaköy esnafı konuya ilişkin açıklama yaptı. Esnaf temsilcileri, Çiğdem, Servet, Kadir Muhammet ve Masal Böcek’in hayatını kaybettiği olayda esnafın sorumlu olmadığı söyledi. Esnaflar, ailenin kaldığı Fatih’teki otel sahibinin sorumluluğunun öne çıktığını belirtirken, olayın turizm ve Türk gıda sektörüne olumsuz yansıdığını ifade etti. ‘‘Esnaf zan altında kaldı, gıda sektörü olumsuz etkilendi’’ Ortaköy’de restoran işletmeciliği yapan Ferdi Çelikbağ, bölgede restoranların cirolarının yüzde 70-80 civarında düştüğünü söyledi. Çelikbağ, gıda zehirlenmesi iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Ortaköy turistik bir bölge. Bu gündem gıda sektörüne ve turizme zarar verdi. Esnaf zan altında kaldı, gıda sektörü olumsuz etkilendi. Bölgede işini iyi yapan birçok restoran var, ancak işletmeler haksız şekilde zan altında bırakıldı. Gıda nedeniyle zehirlenme olmadığı ortaya çıktı fakat esnaf büyük zarar gördü" dedi. Çelikbağ, restoranlarının şeffaflığını da vurgulayarak, "Mutfaklarımız tüm müşterilerimize açıktır. Ürünleri doğru şekilde muhafaza ediyor, hijyen kurallarına ve gıda saklama koşullarına uymaktayız. Tüketiciler de restoranlar kadar sorumluluk sahibi olmalı. Bilinçli olarak mekanların seçilmesi gerekiyor. Mutfaklarımızı açarak tüketicilerimizin yanında olduğumuzu gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. Esnaftan ‘aileden yana davaya müdahillik’ talebi Beşiktaş Çarşı Esnaflar Derneği avukatı Mehmet Derviş Yıldız ise, Böcek ailesinin vefatı nedeniyle üzüntülerini dile getirdi. Yıldız, tıbbi bulguların ailenin zehirlenme biçimini ortaya koyduğunu belirterek, "Ortaköy esnafı ilk günden itibaren mağdur edildi. Dernek olarak Böcek ailesinin katli davasında aileden yana müdahil olma kararı aldık. Ailenin kaldığı otel sahibinin karşısında yer alacağız" dedi.
Emeklilere tarihin en kapsamlı desteği: Üç bakanlık eşgüdüm halinde hizmet seferberliği yürütüyor
22 Kasım 2025 Cumartesi - 11:23 Emeklilere tarihin en kapsamlı desteği: Üç bakanlık eşgüdüm halinde hizmet seferberliği yürütüyor Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yürüttüğü programlarla emeklilerin sosyal ve özlük hakları iyileştirilmeye devam ediliyor. Emekli ve yaşlı nüfusa yönelik destekler üç bakanlık üzerinden eş zamanlı olarak güçlendiriliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yürüttüğü programlarla emeklilerin gelir güvencesinin korunması, sağlık hizmetlerine hızlı erişimi ve sosyal hayata katılımının artırılması amaçlanıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, emekli aylıklarını enflasyon oranları ve refah payı ile artırırken, Ramazan ve Kurban Bayramı için ödenen ikramiyeler yıllık toplam 6 bin liraya yükseltildi; 2025 yılı için ilave artış seçenekleri de gündemde tutuluyor. Bankalarla yapılan protokollerle emekli promosyonları artırılıyor, en düşük emekli aylığı düzenli aralıklarla güncelleniyor ve maaşlara ek ödeme uygulaması devam ediyor. Bakanlık, bankaya gidemeyen emeklilere "evde maaş" uygulamasıyla ödeme kolaylığı sağlıyor. Alo 170 hattında emeklilere öncelikli hizmet sunulurken, 81 ildeki SGK müdürlüklerinde "Türkiye Yüzyılı’nın Emektarları" masaları üzerinden bilgi ve işlem desteği veriliyor. Çalışmaya devam eden emeklilerden sosyal güvenlik destek primi kesintisinin kaldırılmasıyla çalışan emeklilerin gelirleri yükseliyor. Yeni dönemde ev kadınlarına emeklilik desteği, kültür-sanat, ulaşım ve temel ihtiyaçlarda ülke çapında indirim ağı ile e-Devlet üzerinden yürütülen dijital hizmetlerin daha da yaygınlaştırılması hedefleniyor. Koruyucu sağlık hizmeti ve evde bakım modeli Sağlık Bakanlığı, emekli, yaşlı ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlara koruyucu sağlık hizmetleri, kronik hastalık yönetimi, evde sağlık hizmetleri ve erişilebilirlik uygulamalarıyla bütüncül destek sağlıyor. Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) aracılığıyla meme, kolon ve rahim ağzı kanserlerine yönelik ücretsiz taramalar yapılıyor; aile hekimliği birimleri hipertansiyon, diyabet, KOAH ve benzeri kronik hastalıkları düzenli olarak izliyor. 65 yaş ve üzeri bireyler, çok yönlü yaşlı değerlendirmeleri kapsamında 20’den fazla parametre üzerinden takip edilerek riskler erken dönemde belirleniyor. Evde Sağlık Hizmetleri sistemiyle yatağa bağımlı, ileri yaş ve ağır kronik hastalığı bulunan kişilere muayene, pansuman, enjeksiyon, tetkik için numune alımı ve nakil koordinasyonu gibi hizmetler ev ortamında sunuluyor. Rapor ve reçeteler ihtiyaç halinde e-Rapor sistemi üzerinden yenilenebiliyor. Tekerlekli sandalye, işitme cihazı, protez-ortez ve solunum cihazı gibi medikal ekipmanların bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanırken, tıbbi sosyal hizmet birimleri kimsesiz ve ihtiyaç sahibi hastaları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları üzerinden destek mekanizmalarına yönlendiriyor. Kamu sağlık tesislerinde erişilebilirlik denetimleri sürdürülürken, 65 yaş üstü hastalara poliklinik hizmetlerinde öncelik tanınarak bekleme sürelerinin azaltılması hedefleniyor. Sosyal yardımlar, huzurevleri ve evde bakım desteği Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, emekli, yaşlı ve engelli ihtiyaç sahiplerine yönelik nakdi yardımlar ve bakım hizmetleriyle öne çıkıyor. 2002’de 24 lira düzeyinde olan yaşlı ve engelli aylıkları, 1 Temmuz-31 Aralık 2025 dönemi için yaşlılarda 5 bin 390 lira seviyesine, engelli aylıklarında ise engel oranına göre 4 bin 302 ila 6 bin 454 lira aralığına yükseldi. 65 yaşını doldurmuş, sosyal güvencesi olmayan ve gelir kriterini sağlayan vatandaşlara yaşlı aylığı ödenirken; en az yüzde 40 engellilik oranı bulunanlara engelli aylığı, özel gereksinimli çocukların yakınlarına ise engelli yakını aylığı veriliyor. Engellilerin günlük yaşamını kolaylaştıran araç-gereç ve ekipmanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları aracılığıyla temin ediliyor. Kurumsal yaşlı bakım hizmetleri kapsamında huzurevleri, yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezleri, yaşlı yaşam evleri ve gündüzlü bakım merkezlerinden oluşan çok katmanlı bir model işletiliyor. Resmi ve özel kuruluşlar üzerinden yaklaşık 30 bin yaşlıya kurum bakımı sunulurken, Yaşlı Yaşam Evleri ile ev ortamına yakın, küçük ölçekli yaşam birimleri oluşturuluyor. 2006’dan bu yana sürdürülen Evde Bakım Yardımı kapsamında, ağır engelli veya tam bağımlı bireylerin bakımını üstlenen yakınlarına 2025’in ikinci yarısı itibarıyla aylık 11 bin 702 lira ödeme yapılıyor; program çerçevesinde bugüne kadar 228 milyar lirayı aşkın kaynak kullanıldı. YADES, Vefa Programı ve dijital katılım projeleri Yaşlı Destek Programı (YADES) ile belediyelerle iş birliği içinde yaşlıların bulundukları çevrede desteklenmesi amaçlanıyor. 2016-2025 döneminde 54 belediyede hayata geçirilen 91 projeyle 100 bini aşkın hanede 160 binden fazla yaşlıya evde bakım, psiko-sosyal destek ve kültürel faaliyet hizmetleri ulaştırıldı. Ulusal Vefa Programı kapsamında ise ev temizliği ve kişisel bakım gibi temel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan yaşlı, engelli ve ağır kronik hastalığı bulunan vatandaşlara hane ziyaretleriyle destek veriliyor. Engelli öğrencilerin okullarına ücretsiz taşınması, dar gelirli yaşlılara yönelik gıda, yakacak, elektrik ve doğal gaz yardımları gibi çok boyutlu sosyal destekler devam ederken, "Dijital Bahar" projesi sayesinde huzurevlerinde kalan yaşlıların tablet ve akıllı telefon kullanımı destekleniyor, dijital okuryazarlıkları güçlendiriliyor. "Nesiller Sevgiyle Buluşuyor: Torunum Olur Musun?" gibi projelerle kuşaklararası dayanışma ve kültürel aktarım teşvik edilirken, spor etkinlikleri ve Bocce turnuvalarıyla da sağlıklı ve aktif yaşlanma özendiriliyor. Yetkililer, üç bakanlık tarafından eşgüdüm halinde yürütülen çalışmalarla emeklilerin, yaşlıların ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların gelir düzeyinin korunması, sağlık ve bakım hizmetlerine erişimde eşitliğin pekiştirilmesi ve sosyal hayata katılımının güçlendirildiğini belirterek, Türkiye’nin emeklileri ve yaşlı nüfusu toplumun merkezinde konumlandıran sosyal devlet politikalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade ediyor.
Kars’ta konut sektörüne büyük destek: Bin 75 daireye iskan verildi
22 Kasım 2025 Cumartesi - 11:12 Kars’ta konut sektörüne büyük destek: Bin 75 daireye iskan verildi Kars’ta konut ihtiyacını karşılamaya yönelik çalışmalar hız kesmeden devam ederken, Kars Belediyesi’nden önemli bir adım geldi. Yapılan son incelemelerin ardından, bin 75 bağımsız daire için "Yapı Kullanma İzin Belgesi" (İskan) verildi. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK)’in verilerine göre; Kars’ta 2025 yılı III. çeyreğinde yapı ruhsatı verilen daire sayısı bin 75, yapı kullanma izin belgesi verilen daire sayısı 235 oldu. TUİK Kars Bölge Müdürlüğü’ne bağlı diğer illerden Ağrı’da 2025 yılı III. çeyreğinde yapı ruhsatı verilen daire sayısı 875, yapı kullanma izin belgesi verilen daire sayısı 440, Iğdır’da 2025 yılı III. çeyreğinde yapı ruhsatı verilen daire sayısı 783, yapı kullanma izin belgesi verilen daire sayısı 190 ve Ardahan’da 2025 yılı III. çeyreğinde yapı ruhsatı verilen daire sayısı 254 yapı kullanma izin belgesi verilen daire sayısı 399 oldu. "Ekonomiye ve istihdama katkı" Öte yandan konut sektöründeki bu hareketlilik, Kars ekonomisine can suyu olurken, inşaat ve yan sektörlerdeki istihdama da olumlu yansıyor. Yeni dairelerin tapu devirlerinin ve yerleşimlerin hızlanmasıyla birlikte, mobilya, beyaz eşya ve dekorasyon gibi alanlarda da ticari bir hareketlilik yaşanması bekleniyor. Kars’ın modernleşme ve şehirleşme yolunda attığı önemli adım, vatandaşlar için daha güvenli konut imkanları sunarken, kentin gelecekteki gelişimine de katkı sağlayacak.
502 milyon TL’lik yatırım devam ediyor
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:59 502 milyon TL’lik yatırım devam ediyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, şehrin yaşam standartlarını yükseltmek ve çağdaş, güvenli bir altyapı inşa etmek amacıyla kente değer katacak projeleri aralıksız hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi, Menteşe ilçesinde öğrencilerin yoğun olarak ikamet ettiği ve üniversite yerleşkesinin bulunduğu Kötekli ile Yeniköy mahallelerinde 502 milyon 28 bin TL gibi önemli bir yatırımla kapsamlı bir yenileme çalışmasını sürdürüyor. Proje kapsamında Kötekli Mahallesi Sıtkı Koçman Caddesinde 2 bin 200 metre ve Yeniköy Mahallesi 404 Sokakta bin 500 metreye ulaşan güzergâhta, toplam 3 bin 700 metre boyunca kaldırım, plentmix temel, binder, aşınma ve reglaj çalışmaları yapılmakta olup, yollar sıcak asfalt serimi ile modern ve güvenli hale getirilecek. Ayrıca, altyapı çalışmaları kapsamında 7 bin metre yağmursuyu hattı ve 6 bin metre içme suyu hattı döşenmekte; bunlara ek olarak 200 metrelik dere ıslahı yapılarak güzergâh üzerinde 2 adet köprü niteliğinde menfez inşaatı gerçekleştiriliyor. Başkan Aras: "Bizler günü kurtaran değil yarını kuran işler için çalışıyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, bu projeye dair yaptığı değerlendirmede, "Bu yatırım Kötekli ve Yeniköy’ü sadece bugünün değil, yarının ihtiyaçlarına da cevap verecek modern bir yapıya kavuşturacak. Öğrencilerimiz daha düzenli bir ortamda eğitim hayatlarını sürdürecek, esnafımız ise canlı bir şehir dokusundan faydalanacak. Bu yatırımla bölge modern, güvenli ve konforlu yollara kavuşacak, vatandaşlarımız için çağdaş bir yaşam alanı oluşturacağız. Bizler günü kurtaran değil, yarını kuran işler için çalışıyoruz" dedi.
Foça Balık Hali’nde kış sezonu:"Sardalya ve uskumru zamanı"
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:41 Foça Balık Hali’nde kış sezonu:"Sardalya ve uskumru zamanı" İzmir’in Foça ilçesindeki balık halinde kış sezonu hareketliliği başlarken, tezgahlardaki çeşitlilik dikkat çekiyor. Balık hali esnafı, kış sezonunda en çok sardalya ve uskumrunun tüketildiğini belirtirken, Ege’ye özgü diğer türlerde de bolluk yaşandığını ifade etti. Vatandaşlara Kasım ayında tüketilmesi gereken balıklar hakkında tavsiyelerde bulunan satıcılar, farklı bütçelere hitap eden fiyat kampanyalarıyla da tüketimi canlı tutmaya çalışıyor. "Sardalya ve uskumru zamanı" Foça Balık Hali’nde 30 yıldır tezgah sahibi olan İbrahim Göl, kışa girerken hangi balıkların tercih edilmesi gerektiğine dair değerlendirmelerde bulundu. Kasım ayının deniz ürünleri açısından verimli geçtiğini belirten Göl, sağlık açısından sardalya ve uskumrunun tam mevsimi olduğunu vurguladı. Göl, "Kasım ayında sardalya ve uskumru, B12 vitamini ve Omega yağ asitleri açısından çok zengindir, bu dönemde mutlaka tüketilmeli. Ayrıca ’Ceran’ dediğimiz kefal türü lezzetlidir. Özellikle göç balığı olan orijinal Foça çipurası şu an en lezzetli döneminde. Kasım çipurası ve dil balığı bu mevsimde yumurtalı olur, lezzetine doyum olmaz. Ahtapot sezonumuz da açıldı, sevenler için taze ürünlerimiz mevcut" dedi. "Palamut yok" Foça kıyılarında palamut eksikliği olduğunu ifade eden Göl, "Normal şartlarda palamut bu mevsimin balığıdır ama bu sene ne yazık ki yok. Palamutun yerini bu yıl tekir barbun ve çipura dolduruyor. Denizlerimiz özellikle tekir barbun konusunda cömert davranıyor" şeklinde konuştu. Fiyatlarda kampanya dönemi Foça Balık Hali’nde balık satışı yapan Ata Gapulcano ise Ege Bölgesi’ndeki tür çeşitliliğinin tezgahlara yansıdığını belirtti. Kıraça, sargoz, deniz levreği, sinarit ve istavrit gibi "olta balığı" türlerinin bolluğuna dikkat çeken Gapulcano, balıkların tazeliğini "cam gibi" ifadesiyle niteledi. Gapulcano, vatandaşın alım gücünü desteklemek amacıyla fiyatlarda kampanya yaptıklarını belirterek, "Şu anda Ege bölgesinde çeşitlerimiz çok bol. Vatandaşın kesesine uygun olması için kampanyalar yapıyoruz. Örneğin, barbunun kilosu kasa alımlarında 5 kilogramı ortalama 200 liraya geliyor. Ancak daha özel, seçmece ve iri barbun isteyen müşterilerimiz için fiyatlar boyutuna göre 700 liraya kadar çıkabiliyor. Dil balığını 500 liradan, deniz çipurasını ise 600 liradan vatandaşımıza sunuyoruz. Amacımız her bütçeye uygun taze balık sunabilmek." diye ekledi. Foça Balık Hali’nde güncel fiyatlar ise şöyle: Barbun kilosu 200 TL’den satılırken, tekir barbun 500–700 TL arasında alıcı buluyor. Dil balığının kilosu 500 TL, deniz çipurası ise 500–600 TL bandında fiyatlanıyor.
Gaziantep’in köklü tatlı geleneğini günümüze taşıyor
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:09 Gaziantep’in köklü tatlı geleneğini günümüze taşıyor Gaziantep’in köklü tatlı geleneğini günümüze taşıyan Hamido Baklava, 2023 ve 2024 yılında en çok tercih edilen baklava firması oldu. Güven odaklı üretim anlayışı sayesinde çıkılan yolda 2023 ve 2024 yıllarında tüketiciler tarafından en çok tercih edilen Hamido Baklava, yalnızca lezzetiyle değil, üretim anlayışını şekillendiren ’Hamido Yemini’ ile de dikkat çekiyor. Müşteri güveni ve kaliteyi merkeze alan bu yemin, markanın yıllardır değişmeyen en güçlü ilkesi olarak görülüyor. Güven ve kalitenin taahhüdü Hamido Yemini’nde ustalar vebal ve kul hakkını gözetmeye, hammaddenin özünü bozmamaya, sağlığa aykırı hiçbir katkı kullanmamaya ve sevdiklerine yediremeyecekleri ürünü müşterilerine sunmamaya söz veriyor. İşletme Sahibi Behzat Bozkurt, "Bizim için baklava sadece bir tatlı değil, vicdanımızla yoğrulmuş bir emektir. Evladımıza yediremeyeceğimiz hiçbir ürünü asla üretip satmayız. Bu söz, bizim yeminimizdir ve her ustamızın vicdanıyla verdiği bir taahhüttür. Ürünlerimizin içinde hiçbir katkı maddesi bulunmaz, hammaddenin özünü bozacak hiçbir malzeme kullanılmaz. Bizim için kalite, sadece lezzetle değil, aynı zamanda güvenle ölçülür. Müşterilerimizin memnuniyetini her şeyin üzerinde tutuyoruz. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında tercih ediliyorsak, bu güvene layık olmak için gece gündüz çalışmamızdandır. Yalnızca Türkiye’de değil, Amerika’dan Kanada’ya, Suudi Arabistan’dan Avrupa’nın birçok ülkesine baklava ihraç ediyoruz. 2023 ve 2024 yıllarında Gaziantep’in baklava ihracatında lider olmamız bizim için bir gurur vesilesidir. Bizim için asıl başarı, hem Gaziantep’in hem de ülkemizin adını tatlı bir şekilde dünyaya duyurmaktır. Kalitemiz tesadüf değildir. Bu, yılların emeği, alın teri ve yemine sadakatimizin bir sonucudur" dedi.
Gaziantep’in en çok tercih edilen baklavacısı Hamido Baklava
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:07 Gaziantep’in en çok tercih edilen baklavacısı Hamido Baklava Gaziantep’in köklü tatlı geleneğini günümüze taşıyan Hamido Baklava, 2023 ve 2024 yılında en çok tercih edilen baklava firması oldu. Gaziantep’in köklü tatlı geleneğini günümüze taşıyan Hamido Baklava, yalnızca lezzetiyle değil, üretim anlayışını şekillendiren ’Hamido Yemini’ ile de dikkat çekiyor. Müşteri güveni ve kaliteyi merkeze alan bu yemin, markanın yıllardır değişmeyen en güçlü ilkesi olarak görülüyor. Hamido Baklava, kalite ve güven odaklı üretim anlayışı sayesinde çıkılan yolda 2023 ve 2024 yıllarında tüketiciler tarafından en çok tercih edilen baklava firması seçildi. Ulusal ve uluslararası alanda büyüyen Hamido Baklava, Gaziantep’in tatlı geleneğini dünyaya tanıtmada önemli bir rol üstleniyor. Güven ve kalitenin taahhüdü Hamido Yemini’nde ustalar vebal ve kul hakkını gözetmeye, hammaddenin özünü bozmamaya, sağlığa aykırı hiçbir katkı kullanmamaya ve sevdiklerine yediremeyecekleri ürünü müşterilerine sunmamaya söz veriyor. Bu yaklaşım, Hamido’nun yalnızca tatlı değil, aynı zamanda vicdanla üretilmiş bir emanet sunduğunun göstergesi olarak gösteriliyor. Hamido Baklava İşletme Sahibi Behzat Bozkurt, "Bizim için baklava sadece bir tatlı değil, vicdanımızla yoğrulmuş bir emektir. Evladımıza yediremeyeceğimiz hiçbir ürünü asla üretip satmayız. Bu söz, bizim Hamido Yemini’mizdir ve her ustamızın vicdanıyla verdiği bir taahhüttür. Ürünlerimizin içinde hiçbir katkı maddesi bulunmaz, hammaddenin özünü bozacak hiçbir malzeme kullanılmaz. Bizim için kalite, sadece lezzetle değil, aynı zamanda güvenle ölçülür. Hamido Baklava olarak müşterilerimizin memnuniyetini her şeyin üzerinde tutuyoruz. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında tercih ediliyorsak, bu güvene layık olmak için gece gündüz çalışmamızdandır. Yalnızca Türkiye’de değil, Amerika’dan Kanada’ya, Suudi Arabistan’dan Avrupa’nın birçok ülkesine baklava ihraç ediyoruz. 2023 ve 2024 yıllarında Gaziantep’in baklava ihracatında lider olmamız bizim için bir gurur vesilesidir. Bizim için asıl başarı, hem Gaziantep’in hem de ülkemizin adını tatlı bir şekilde dünyaya duyurmaktır. Kalitemiz tesadüf değildir. Bu, yılların emeği, alın teri ve Hamido Yemini’ne sadakatimizin bir sonucudur" dedi. (UD-SVY-Y)