EKONOMİ
Ticaret Bakanı Bolat: "Nisan ayında ihracat 25,4 milyar dolara yükseldi" 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:01:47 Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Nisan ayında ihracat rakamlarının geçen yıla göre yüzde 22,3 artarak 25,5 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Çeşitli programlara katılmak üzere Ordu’da bulunan Bakan Ömer Bolat, Ordu Üniversitesi Ceren Özdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen 2026 yılı Nisan ayı dış ticaret verileri basın toplantısına katıldı. Burada yaptığı açıklamada Türkiye’nin dünyadaki enerji krizleri, sıcak savaşlar ve ekonomik durgunluk gibi faktörlere rağmen dirençli bir ekonomiye sahip olduğuna değinen Bakan Bolat, son 22 çeyrektir, 2020 yılının ikinci çeyreğinden sonra Türkiye’nin sürekli büyüyen bir üretim ve ekonomik güce sahip olduğuna değindi. "İşsizlik oranı son 38 ayın en düşüğü" Türkiye’nin 2025 yılı sonu itibarıyla dünyanın 16. büyük ekonomisi büyüklüğüne ulaştığına dikkat çeken Bolat, "2002’de dünyada 21. sıradaydı ve Avrupa’nın da 6. büyük ekonomisi konumuna ulaştık. Toplam milli gelirimiz 1,6 trilyon dolara, kişi başı milli gelirimiz de 18 bin 40 dolara yükseldi. Mart ayı verileri açıklandı, yüzde 8,1 işsizlik oranı; son 38 ayın en düşük oranları ve son 38 aydır tek hanede seyrediliyor. İstihdam rakamımız 32 milyon 425 bin civarında. İşsizlik rakamımız da 2 milyon 830 bin civarında, 3 milyonun altını seyretmektedir" dedi. "Nisan ayında ihracat rakamı yüzde 22,3 arttı" Nisan ayında ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artarak 25,4 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Bakan Bolat, "Nisan ihracat artışları, hem oran olarak hem mutlak değer olarak son 53 ayın Kasım 2021’den bu yana en fazla ihracat artışı sağlanan ay oldu. Ve Nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış son 12 ayda 275,8 milyar dolara ulaşarak 276 milyar dolara yaklaşmış olduk, bu da bir rekordu. Mal ve hizmet ihracat toplamımız Nisan itibarıyla yıllık bazda 398 milyar dolara yükseldi. Emtialardaki ocak ve şubat ayındaki müthiş artışlara rağmen ve enerji krizine rağmen, enerji maliyetlerindeki büyük artışlara rağmen, yanı başımızdaki yaklaşık 12 ülkeyi olumsuz etkileyen Körfez Savaşı’na rağmen ihracatta, ihracatçılarımızın ve bakanlığımızın yoğun çalışmaları ile elde edilen Nisan ayı sonuçları hamdolsun yüz güldüren sonuçlar olarak tarihe geçti. Nisan ayının ihracat rakamı 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştirildi. Aralık ayındaki 26,3 milyar dolardan sonra en büyük artış. Bu artışımız yüzde 22,3. Geçen yıl Nisan ayında 20 milyar 800 milyon dolar olan ihracatın 25,4 milyar dolar olmasıyla nette 4,6 milyar dolar artış sağladık, bu büyük bir rakam" şeklinde konuştu. Programa Ordu Valisi Muammer Erol, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, siyasi parti temsilcileri ve ilgililer katıldı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:01 Olivtech Fuarı’nda Ege’nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege’nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor. Yerel yönetimler, üreticiler ve uzmanların katıldığı panellerde, kaliteli üretimden sürdürülebilirliğe kadar pek çok başlık ele alınırken, Mutfak Atölyesi’nde Ege mutfağının özgün tatları şefler tarafından benzersiz tariflerle sunuluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen fuar, ortaya çıkardığı ticari hacmin yanı sıra birbirinden farklı konuların ele alındığı geniş programıyla sektördeki güncel başlıkları ele alıyor. Fuar kapsamında düzenlenen ve yerel yönetim, kamu ile kooperatif temsilcilerini bir araya getiren, "Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek" başlıklı panelin moderatörlüğünü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üstlendi. Bademli Kooperatif Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Kooperatif Başkanı Çağatay Özcan Kokulu ile Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu konuşmacı olarak yer aldı. Zeyin Konseyi kuruldu Bülent Üngür, zeytinciliğin İzmir için stratejik bir üretim alanı olduğuna dikkat çekerek, "Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, bu coğrafyanın kültürü, ekonomisi ve geleceği. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiyi güçlendiren, kooperatifleri destekleyen ve yerel kalkınmayı önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Kooperatiflerimizin daha güçlü hale gelmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz Zeytin Konseyi’nde, İzmir’in ve Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında güçlü bir konumda olduğu, ancak asıl hedefin katma değerli üretimi artırmak ve markalaşmak olduğu net şekilde ortaya kondu. En önemli başlıklardan biri de sektör genelinde kalite standardizasyonunun sağlanması" dedi. Büyükşehir’den tarıma dev destek İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sağlanan tarımsal destekler ve kooperatiflerden yapılan alımlara da dikkat çeken Üngür, "İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi olarak 2026 yılında tarıma ayırdığımız destekler 1,4 milyar TL’yi buluyor. Bununla da yetinmedik; üretim, hastalık ve zararlılarla mücadele ile sulama desteklerinin yanı sıra İZTARIM tarafından bu yıl 22’ncisi açılan İZMAR şubeleri aracılığıyla 2025 yılında doğrudan kooperatiflerden yaklaşık 694 milyon TL’lik alım gerçekleştirildi" diye konuştu. "İzmir Büyükşehir Belediyesi tarımda adeta bir bakanlık gibi çalışıyor" Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, "Gödence’de, tarımsal amaçlı kooperatiflerin yerel yönetimlerle birlikte hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledik. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu noktada adeta bir bakanlık gibi çalışıyor. Üreticiye dokunan, sahayı bilen ve çözüm üreten bir yaklaşım sergiliyor. Zeytinin anavatanı Türkiye’dir ve özellikle Kuzey Ege, Edremit bölgesi bu anlamda çok özel bir yere sahiptir. Bu değeri koruyarak geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğu" dedi. "Hasat, kaliteyi belirleyen en kritik aşama" Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu, zeytinyağında kaliteyi belirleyen en önemli unsurların başında hasadın geldiğini vurgulayarak, "Zeytin kesinlikle yere düşmeden, mümkün olduğunca elle hasat edilmeli. Hasadın erken ya da geç yapılması da doğrudan kaliteyi etkiler. Bu nedenle doğru zamanda hasat, büyük önem taşıyor. Zeytin ve zeytinyağında taklit ve tağşişe karşı güçlü bir altyapıya sahibiz. Tüm bu süreçlerin doğru yönetilmesi kaliteyi güvence altına alıyor" ifadelerini kullandı. "İmalat süreçleri de en az üretim kadar önemli" Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, zeytin ve zeytinyağı üretiminde yalnızca bahçe bakımının yeterli olmadığını vurgulayarak, "Bir üreticinin sadece bahçesindeki iyi bakım artık yeterli değil, imalat süreçleri de en az üretim kadar önemli. Zeytinyağında kaliteyi yükseltmek için tüm zincirin doğru yönetilmesi gerekiyor" dedi. "Bu yapı Türkiye’ye örnek olmalı" "Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri" başlıklı panelin moderatörlüğünü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal yaptı. Uysal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kooperatiflerine verdiği desteğin altını çizerek, bunun ekonomik değerinin yanı sıra aynı zamanda gıda güvenliği açısından da kritik olduğunu belirtti. Uysal, "İzmir’de belediye ve kooperatif iş birliğiyle uzun yıllardır uygulanan süt dağıtım projeleri hem üreticiyi güçlendirdi hem de toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimini artırdı. Bu yapı doğru bir yapı ve tüm ülkeye örnek olmalı" dedi. "Kaliteli ürünün temeli kaliteli hammadde" Panelde konuşan Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, değer zincirinin çiftlikte başladığını vurgulayarak, kaliteli ürünün temelinin kaliteli hammadde olduğunu belirtti. "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz" Tire Süt Kooperatifi Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karataş ise değer zincirinin üreticiyle başladığını vurgulayarak, "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz. Planlı üretim ve sürecin doğru yönetilmesi bu işin temeli. İzmir’de ortaya çıkan model Türkiye için önemli bir örnek; belediyeler kooperatiflere sahip çıktığında üretici, kooperatif ve yerel yönetim aynı hedefte buluşuyor ve bu da sahada karşılığını buluyor" dedi. Belediyelerin ve kooperatiflerin kurduğu market yapısına da değinen Karataş, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştığını belirterek, "Aracısız yapı hem üreticiye hem tüketiciye katkı sağlıyor. İnsanlar doğduğu topraklarda üretmek ve yaşamak istiyor. Bu modeli güçlendirdikçe üretim de refah da artacak" diye konuştu. "Değer zinciri bütüncül bir yapı ile ele alınmalı" Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel ise süt ve süt ürünlerinde değer zincirini süt temininden lojistiğe, işleme süreçlerinden ambalajlamaya ve dağıtıma kadar bütüncül bir yapı içinde ele aldıklarını belirterek, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli ürünlerin sektörün geleceğini şekillendirdiğini ifade etti. Fonksiyonel ve yüksek proteinli ürünlere talebin arttığını belirten Önel, bu doğrultuda geliştirdikleri yeni ürünlerle hem farklılaştıklarını hem de katma değer oluşturduklarını söledi. Bağdan şişeye kalite yolculuğu konuşuldu "Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler" başlıklı bir diğer oturumunun moderatörlüğünü ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli üstlendi. Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Yücel, Usca Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu ve Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak ile Danışman Önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kaliteli şarabın temelinin bağda atıldığı ve terroirin belirleyici rolü vurgulanırken, Türkiye’nin zengin üzüm çeşitliliğinin korunmasının önemi, iklim şartlarının üretime etkisi ve gıda teknolojisinin üzümden şaraba uzanan süreçte kaliteyi belirleyen temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi. Mutfak Atölyesi’nde Ege lezzetleri ziyaretçi ile buluşuyor Fuar kapsamında düzenlenen Mutfak Atölyesi, Ege mutfağının özgün tatlarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde gerçekleştirilen atölyede, alanında uzman isimler özel reçetelerini paylaşıyor. DoubleTree by Hilton Executive Chef’i İlhami Dinç, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencileri ile birlikte, Ege’nin zengin bitki çeşitliliğini benzersiz bir tarifle yorumladı. Atölyede hazırlanan "Çağla bademli ballı Ege otları harmanı", bölgenin doğallığını ve lezzet mirasını yansıtan özel bir sunum olarak öne çıkarken katılımcılardan büyük beğeni kazandı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:36 GSO Başkanı Adnan Ünverdi nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendirdi Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, nisan ayında Gaziantep’ten geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,4 oranında artışla 967 milyon 492 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Ünverdi, Gaziantep’ten ocak-nisan döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre 3,9 oranında artışla 3 milyar 371 milyon 280 bin dolar ihracat yapıldığını belirtti. Gaziantep’in hem aylık hem dönem bazında 6’ncı sırada yer aldığını dile getiren Ünverdi, "Böylesi bir dönmede azim ve kararlılıkla çaba gösteren üreticilerimize, sanayicilerimize, ihracatçılarımıza ve tüm çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Büyük bir özveriyle ellerinden gelenin de daha fazlasını yapmak için çaba gösteriyorlar" ifadelerini kullandı. Hem iç hem dış piyasa şartları sebebiyle üreticilerin zorlu bir süreçten geçtiğine işaret eden Ünverdi, "Para sıkılaşma ile birlikte enflasyonla mücadele sürecinde; finansman maliyetleri, faizin yüksek seyretmesi, banka kredilerine ulaşımın güçleşmesi reel sektörün direncini kırmıştır. Bu süreçte en fazla yükü çeken sanayicilerimiz olmuştur. İç piyasada nakit akışının durmasının yanı sıra sadece ülkemizde değil savaşla birlikte hammadde, enerji, nakliye ve tüm girdi maliyetlerindeki artışlar dış pazardaki rekabet gücümüzü olumsuz etkilemiştir. Dezenflasyon sürecinde önemli mesafeler katedildi fakat, küresel gelişmelerin sürece yansımaları ile sanayici üzerindeki baskı daha da artmıştır" ifadelerini kullandı. Politika faizinde yapılan indirimlerin umut verdiği bir dönemde İran geriliminin artmasıyla birlikte faizin nisan ayında stabil bırakıldığını hatırlatan Ünverdi, "Ticari krediler zaten politika faizinin çok üzerinde seyrediyor. Bu doğrultuda zaman uzadıkça sanayiciler olarak gücümüz azalıyor. Biz şartlar ne olursa olsun mücadelemizi devam ediyoruz fakat, reel sektörü rahatlatacak, üretim, ihracat ve istihdamımızı koruyacak tedbirlerin alınmasını istiyoruz. Pandemi ve savaşın etkileri ile birlikte depremi yaşamış bir kent olarak, şehrimiz ve bölge sanayimize can suyu olacak ve ayakta kalmasını sağlayacak özel teşvik uygulamaları bekliyoruz. Mart ayında yapılan yeni düzenleme ile deprem bölgesine tanınan kredi büyüme sınırı muafiyetleri sona erdirilmiştir. Bölge şartları göz önünde bulundurularak kredi büyüme muafiyetlerinin en azından bölgesel riskler azalıncaya kadar yeniden uygulanmaya alınmasını veya kademeli bir geçiş sürecine bağlanmasını çok önemli buluyoruz. Tabii ki devletimiz tarafından açıklanan yeni yatırım ve destek programları bu süreçte çok önemlidir ve bunlar devam etmelidir. Biz ülkemizin gücüne inanıyoruz. Nisan ayı ihracat rakamlarındaki artışın da şehrimiz ve ülkemiz adına devam etmesini ümit ediyor ve reel sektör olarak düzlüğe çıkmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz" ifadelerine yer verdi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:25 Manisalı sağlıkçı genç kangal yetiştiricisi oldu Manisa’nın Köprübaşı ilçesine bağlı Kıranşeyh Mahallesi’nde yaşayan 23 yaşındaki fizyoterapist Hasan Yılmaz, aileden gelen tarım ve hayvancılık geleneğini yenilikçi projelerle büyütüyor. Uzun yıllardır tarım ve hayvancılıkla uğraşan aile çiftliğinde üretime yeni bir soluk getiren Yılmaz, Manisa’da bir ilke imza atarak Sivas Kangalı üretimine başladı. Zeytincilik başta olmak üzere tarımsal üretimin sürdürüldüğü aile çiftliğinde küçükbaş hayvancılık da yapan Yılmaz ailesi, daha önce de bölgede ilklerden biri olarak De France koyunu yetiştiriciliğine başlamıştı. Geleneksel üretim modellerini modern girişimlerle geliştirmeyi hedefleyen Hasan Yılmaz, şimdi de Türkiye’nin en değerli yerli ırklarından biri olarak bilinen Sivas Kangalı üzerine yatırım yaptı. Kangal köpeklerine olan ilgisinin uzun yıllara dayandığını belirten Yılmaz, kapsamlı araştırma ve hazırlık sürecinin ardından üretime başladıklarını söyledi. İlk yavruların dünyaya geldiğini ifade eden Yılmaz, çiftlikte şu anda 30 günlük yavrular bulunduğunu ve yoğun ilgi gördüklerini dile getirdi. Kangal köpeklerinin sürü koruma kabiliyeti, güçlü içgüdüleri, sadakati ve dayanıklılığıyla öne çıktığını vurgulayan Yılmaz, bu ırkın bölgedeki hayvancılık faaliyetlerine önemli katkı sağlayabileceğini belirtti. Yılda iki kez yavrulayabilen kangalların üretim potansiyeliyle de dikkat çektiğini ifade eden genç girişimci, amaçlarının bu ırkı Manisa ve çevresinde yaygınlaştırmak olduğunu kaydetti. Genç yaşta kırsal üretime yönelmesiyle dikkat çeken Hasan Yılmaz, fizyoterapist kimliğinin yanı sıra girişimci yönüyle de örnek oluyor. Geleneksel tarımı yenilikçi üretim anlayışıyla buluşturduklarını belirten Yılmaz, "Hem çiftliğimizi geliştirmek hem de bölgemize yeni bir değer kazandırmak istiyoruz. Kangal yetiştiriciliği konusunda Manisa’da öncü olmayı hedefliyoruz" dedi. Kangal sahiplenmek ya da bu ırk hakkında bilgi almak isteyenleri çiftliklerine davet eden Yılmaz, projeyi büyüterek bölgesel ölçekte örnek bir üretim modeli oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Köprübaşı’nda genç bir girişimcinin öncülüğünde başlayan bu çalışma, hem hayvancılık sektörü hem de kırsal kalkınma açısından dikkat çeken bir adım olarak değerlendiriliyor.
Sivas’ın günlük ekmek ihtiyacının yarısı bu fabrikada üretilecek
22 Kasım 2025 Cumartesi - 17:26 Sivas’ın günlük ekmek ihtiyacının yarısı bu fabrikada üretilecek Sivas Belediyesi, Özbelsan A.Ş. bünyesinde yeni ekmek fabrikasını hayata geçirdi. Açılan yeni fabrika ile birlikte günde 192 bin ekmek hijyen kuralları çerçevesinde üretilecek. Sivas Belediyesi, kente yeni bir fabrika kazandırdı. Özbelsan A.Ş. bünyesinde üretim yapacak olan ekmek fabrikası, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Ekmek fabrikası açılış törenin AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Vali Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun ve il protokolü katıldı. 192 bin ekmek kapasiteli fabrika Törende konuşan Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, "Yeni bir ekmek üretimi fabrikası için çalışmayı başlattık. Gelinen süre içerisinde bu fabrikada günde 192 bin ekmeği üretebileceğimiz kapasitede bir ekmek fabrikasını şehrimize kazandırıyoruz. Burada biz afet veya savaş durumlarına karşı Sivas’ın yüzde 50’sinden fazlasının ihtiyacını karşılayabileceğimiz bir fabrikayı ülkemize ve şehrimize kazandırıyoruz. Özbelsan ekmek üretecek ancak esnafı da gözetecek, piyasanın dengesini bozmayacağız. Vatandaşlarımız hijyen ve sağlık şartlarına uygun ucuz ekmeklere ulaşabilecekler. Biz bir yandan da esnafımızın da üretimini ve orada çalışan arkadaşların da haklarını gözeteceğiz" şeklinde konuştu. "Vatandaşlarımız daha kaliteli, daha sağlıklı, daha ucuz ekmeğe kavuşmuş olacak" Açılışa katılan Sivas Valisi Yılmaz Şimşek ise, "Belediyemiz tarafından şehrimize kazandırılan ekmek fabrikasının açılışını hep birlikte gerçekleştiriyoruz. Ve bunun mutluluğunu ve sevincini hep birlikte yaşıyoruz. Bu ekmek fabrikasının şehrimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Şüphesiz ekmek temel ihtiyaç maddelerinden bir tanesidir. Ekmeğin fiyatının da kalitesinin de kontrol edilmesi ve revire edilmesi gerekiyor. Bugün burada açılışını yaptığımız bu fabrikada o amaca hizmet edecek bir tesis. Vatandaşlarımız daha kaliteli, daha sağlıklı, daha ucuz ekmeğe kavuşmuş olacaklardır. Günde 192 bin ekmek üretimiyle de afet dönemlerinde meydana gelen önemli bir eksikliği de bu fabrika kapatmış olacaktır" dedi. Güvenli gıdaya erişimin günümüzün en büyük sorunlarında biri olduğuna dikkat çeken AK Parti Gurup Başkan Vekili Abdullah Güler, "Son günlerde kamuoyuna yansıyan ve özellikle hijyen ve üretim safhasın da gerekli özen ve temizliğe riayet edilmediği için belli gıda ürünlerimizde maalesef sofralarımıza geldikten sonraki aşamada vatandaşlarımızın büyük sıkıntılara ve sağlık problemleri yaşadıklarını görüyoruz. Özellikle piyasada regüle edici, düzenleyici, kontrol edici bir misyonu gereği hem de sağlıklı güvenli haklımızın rahatlıkla erişebileceği hijyen şartlarına uygun ve çeşitliliği sağlanmış ekmeğe ulaşım çok kıymetli. O yüzden ben bu fabrikada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Konuşmaların ardından yeni fabrika hizmete açıldı. Günde 192 bin ekmek üretebilecek olan fabrika, kentin ekmek ihtiyacının yüzde 50’sini karşılayabilecek.
Termal turizm temsilcileri Edremit Ticaret Odasında bir araya geldi
22 Kasım 2025 Cumartesi - 16:04 Termal turizm temsilcileri Edremit Ticaret Odasında bir araya geldi Edremit ve Körfez Bölgesi’nde faaliyet gösteren önemli termal turizm tesislerinin temsilcileri, Edremit Ticaret Odasında bir araya geldi. Hattuşa Termal A.Ş. sahibi Mehmet Ali Doğan, Ramada Resort Kazdağları sahibi Mehmet Öngen, Dedeman Güre-Nurhayat Thermal Resort & Spa sahibi Yaşar Yalçın, aynı tesisin Genel Müdürü Oğuz Demirel ve Adrina Termal Health & Spa Hotel Genel Müdürü Ceyhun Özsan toplantıya katıldı. Görüşmede, bölgede faaliyet gösteren termal tesislerin bir araya gelerek "termal oteller birliği" çatısı altında dernekleşme sürecine ilişkin fikir alışverişinde bulunuldu. Bu adımın sektörün ortak sorunlarının çözümü ve uzun vadeli turizm planlarının oluşturulması açısından önem taşıdığı ifade edildi. Toplantının bir diğer gündem maddesinin ise Güre bölgesindeki termal alanların korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına yönelik değerlendirmeler olduğu belirtildi. Katılımcılar, çevresel hassasiyetlerin gözetilmesi ve bölgenin termal potansiyelinin doğru yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti. Sektör temsilcileri ayrıca Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ile görüşerek termal turizmin mevcut durumu, geleceğe yönelik beklentiler ve bölgede karşılaşılan yapısal sorunlar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Odanın turizm alanında yaşanan gelişmeleri yakından takip etmesi ve paydaşları bir araya getiren toplantılara ev sahipliği yapmasının sektöre katkı sunduğu kaydedildi. Ziyaretin, termal otel işletmecileri arasındaki iş birliğini güçlendirdiği ve bölgenin turizm vizyonuna dair ortak bir bakış açısı oluşturulmasına katkı sağladığı ifade edildi.
Balat Mahallesi modern pazar alanına kavuştu
22 Kasım 2025 Cumartesi - 14:51 Balat Mahallesi modern pazar alanına kavuştu Nilüfer Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan modern pazar alanı, Balat Mahallesi’nde düzenlenen törenle hizmete açıldı. Bursa’nın Nilüfer Belediyesi, Balat Mahallesi’nde yapımını tamamladığı modern pazar alanını hizmete açtı. Yaklaşık iki yıl süren çalışmalar sonucunda ortaya çıkan tesis, yalnızca pazar kurulan bir alan olmanın ötesine geçerek bölgenin yeni sosyal yaşam merkezi olarak planlandı. Bin metrekarelik çatı altında 49 tezgâhın bulunduğu pazar alanında, yaz ve kış şartlarına karşı korunaklı bir yapı oluşturuldu. Zeminin kolay temizlenebilir özel bir kaplama ile yapılması, rüzgâr ve güneşi engelleyen otomatik perdeler, modern kapılar ve enerji tasarruflu aydınlatmalar, alanda konfor ve hijyeni artıran unsurlar arasında yer aldı. Bölge halkının otopark ihtiyacını karşılamak amacıyla, hem açık hem kapalı olmak üzere toplam 120 araçlık otopark düzenlendi. Balıkçı esnafı için özel hijyen alanı oluşturulan tesis, güvenlik kameraları ve personeliyle 24 saat güvenlik hizmeti sunacak şekilde yapılandırıldı. Pazar kurulmadığı günlerde de ticari birimlerin aktif olmasıyla yaşamın devam ettiği tesisin, Balat’ın modern kimliğine uygun yeni bir cazibe noktası olarak mahalle kültürünü ve sosyal etkileşimi güçlendirmesi hedefleniyor. "Modern bir yaşam alanı tasarladık" Balat Mahallesi’nde yapılan pazar alanının alışılagelmişin dışında canlılığını her zaman koruyacak şekilde tasarlandığını vurgulayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Bugün Balat Mahallesi’nde bu pazarı açarken aslında yaşam kalitesini arttıracak, günlük hayatı kolaylaştıracak, Balat’ın modern kimliğine yakışan yeni bir buluşma noktasını hizmete açıyoruz. Hepimiz biliyoruz ki pazar kültürü bu ülkenin en sıcak en canlı alışkanlıklarından biridir. Ama artık alışverişin de konforlu temiz, güvenli ve düzenli bir ortamda yapılması gerekiyor. İşte biz de tam bu konuyu düşünerek Balat Nilüfer’in en hızlı gelişen, yaşam standardı en yüksek bölgelerinden biri, böyle bir yerde böyle bir tesisi açmak gerektiğini düşünmüştük. Burada yaşayanların beklentisi de doğal olarak yüksek. Bu nedenle klasik bir pazar alanı yerine modern bir yaşam alanı tasarladık. Bin metrekarelik çatı altında 49 tezgahın bulunduğu hem açık hem kapalı 120 araçlık otoparkıyla ulaşım sorununu çözen yazın sıcağından, kışın yağmuruna kadar her türlü şarta karşı korunaklı bir alan ortaya çıktı. Zemin kolay temizlenebilir özel bir kaplama ile yapıldı. Rüzgarı ve güneşi engelleyen otomatik perdeler, modern kapılar ve enerji tasarruflu aydınlatmalar kullanıldı. Balıkçı esnafımız için ayrı bir hijyen alanı oluşturuldu. Güvenlik kameraları ve personeli ile 24 saat güvenlik sağlandı. Yani burası tezgahların kurulduğu bir yerden öte Balat’ın yeni sosyal yaşam noktası oldu. Pazar kurulmadığı günlerde bile yaşayan ticari bölümleriyle hareketli kalan herkesin uğrayacağı bir cazibe alanı oldu. Çünkü pazar alanları aynı zamanda mahalle kültürünün yeşerdiği, insanların sosyalleştiği, karşılaştığı nefes aldığı yerler oldu. Yaklaşık 2 yıl süren titiz bir çalışmanın sonucunda bu güzel tesisimizi tamamladık" ifadelerini kullandı.
Tekstil sektörü AB destekli projeyle dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüme hazırlanacak
22 Kasım 2025 Cumartesi - 14:35 Tekstil sektörü AB destekli projeyle dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüme hazırlanacak Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi (BUTEKOM) tarafından hazırlanan FutureProof Textiles projesi, Avrupa’nın İyileşmesi için Ortak Küme Girişimleri (Euroclusters) çağrısı kapsamında hibe almaya hak kazandı. Tekstil sektöründeki KOBİ’lerin yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine finansal ve teknik destek sağlamayı amaçlayan proje ile ayrıca uluslararası işbirliği ağlarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Projenin açılış toplantısı, paydaş kurumların katılımıyla Yunanistan’ın Egaleo kentindeki Batı Attika Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda projenin yol haritası ele alınırken, ülkeler arası deneyim paylaşımı yapıldı. FutureProof Textiles projesinde Türkiye’nin yanı sıra Yunanistan, Ukrayna, İtalya, Bulgaristan ve İspanya’dan kurumlar yer alıyor. Türkiye’den BTSO ve BUTEKOM’un dahil olduğu projede; Batı Attika Üniversitesi (Yunanistan), AECIM ve GREMI Textil (İspanya), Citta Studi (İtalya), Greenwin LLC ve Döngüsel Ekonomi Kümesi (Ukrayna) ile Bulgar Dijital Kümesi (Bulgaristan) paydaş olarak bulunuyor. 2,6 Milyon Euro’luk Bütçe Avrupa genelinde endüstriyel dayanıklılığı artırmak amacıyla toplam 42 milyon Euro bütçeyle seçilen 16 Eurocluster girişiminden biri olan FutureProof Textiles, 2,6 milyon Euro’luk bütçesiyle net sıfır teknolojileri ve stratejik değer zincirlerini destekleyen kategoride yer alıyor. Program, Avrupa’daki kümeler, KOBİ’ler ve araştırma kurumlarını bir araya getirerek sanayide karbonsuzlaşmayı hızlandırmayı, dijital dönüşümü teşvik etmeyi ve KOBİ’lerin rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor. Açık çağrılar aracılığıyla KOBİ’lere doğrudan sağlanacak destekler; yenilikçi projelerin finansmanını, ileri teknolojilerin benimsenmesini ve stratejik sektörlerde kapasite oluşturmayı hedefliyor. Eğitim, uluslararasılaşma ve bilgi paylaşımı odaklı faaliyetler ise KOBİ’lerin inovasyon kabiliyetini geliştirmelerine katkı sağlayacak. İkiz dönüşümde önemli bir kilometre taşı olacak BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın Türkiye’nin üretim kapasitesinde öncü bir şehir olduğunu ve tekstil sektörünün bu gücün en önemli taşıyıcılarından biri olduğunu vurguladı. Küresel ekonomik koşulların zorluğuna rağmen sektörün üretim, ihracat ve istihdama sağladığı katkılarla ülke kalkınmasında kritik bir rol üstlendiğini belirten Burkay, şunları söyledi: "Günümüzde sürdürülebilir ve çevreyle uyumlu üretim artık bir tercih değil uluslararası rekabet gücümüzü korumak için zorunluluktur. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, tüm sektörleri olduğu gibi tekstil sanayimizi de doğrudan etkiliyor. Çevre dostu üretim modelleri, enerji ve su tasarrufu, emisyon azaltımı gibi konular hem piyasa beklentileri hem de yasal zorunluluklar açısından öncelik taşıyor. Bu doğrultuda, AB desteğiyle hayata geçirdiğimiz FutureProof Textiles projesi Bursa’nın dönüşüm sürecinde önemli bir kilometre taşı olacak." Tekstil Sektöründe Dönüşüm Kaçınılmaz Hale Geldi BTSO ve BUTEKOM’un paydaşı olduğu projenin, bu dönemde destek almaya hak kazanan 16 proje arasında bulunduğunu hatırlatan Burkay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa’da yeşil mutabakat ve karbon nötr regülasyonları işletmelerimiz için artık kaçınılmaz gereklilikler haline geldi. Biz de BUTEKOM, Bursa Model Fabrika ve Enerji Verimliliği Merkezimizle firmalarımıza bu süreçte rehberlik eden çözümler üretiyoruz. Yakın zamanda tamamladığımız AB destekli BUTEXCOMP projesi kapsamında geliştirdiğimiz Yeşil Ürün Programı’nın gördüğü büyük ilgi bizler için önemli bir motivasyon oldu. Şimdi ise Euroclusters çağrısı kapsamında yürüttüğümüz bu yeni proje ile tekstil sektöründeki KOBİ’lerimizi desteklemeyi sürdüreceğiz. Projede emeği geçen tüm paydaşları tebrik ediyor, sektörümüz ve şehrimiz adına hayırlı olmasını diliyorum."
Van açık oto pazarında fiyatlar Türkiye ortalamasının üzerinde
22 Kasım 2025 Cumartesi - 13:25 Van açık oto pazarında fiyatlar Türkiye ortalamasının üzerinde Van’ın Tuşba ilçesinde kurulan ikinci el açık oto pazarı bu hafta da satıcı yoğunluğuna sahne olurken, fiyatların Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmesi nedeniyle alıcı ilgisinin düşük kaldığı gözlendi. Erciş karayolu üzerinde her cumartesi kurulan pazara çok sayıda araç sahibi satış amacıyla gelirken, alıcı sayısındaki azlık nedeniyle birçok araç gün sonunda satılamadan geri götürülüyor. Pazarda yapılan gözlemlerde, Van’daki ikinci el araç fiyatlarının ilan sitelerine göre daha yüksek olması dikkat çekti. Satıcılar, kentte araçların Türkiye ortalamasının üzerinde fiyatlarla satışa sunulmasının alım-satımı olumsuz etkilediğini ifade ederek, yüksek fiyatların piyasayı yavaşlattığını belirtti. Van’daki fiyatların ‘sarı sayfa’ ve diğer ilan platformlarındaki seviyelerin üzerine çıktığını kaydeden satıcılar, bu durumun satışlarda ciddi bir durgunluğa yol açtığına dikkat çekti. "Van’da bir denetimin olması lazım" Konuya ilişkin konuşan araç satıcısı Cevdet Çeliktaş, yaklaşık 6 aydır her cumartesi açık oto pazarına geldiğini belirtti. Van’daki araç fiyatlarının Türkiye ortalamasının üzerinde seyrettiğini ifade eden Çeliktaş, "Hemen hemen her cumartesi buradayım. Çok nadir araç satımı oluyor. Buradaki fiyatlar biraz yüksek. Van pazarında insanlarımızın araçları yüksek yazmasından dolayı satışlar ağır ilerliyor. Van’da Türkiye ortalamasının biraz üstünde bir alım-satım yapılıyor. Bu da sıkıntı oluşturuyor. İl dışından araç alınıp burada vatandaşa sunuluyor, böyle bir durum var. Zaten sarı sayfa ve diğer ilan sitelerini takip ettiğinizde de Van pazarında fiyatların biraz daha yüksek olduğunu görüyorsunuz. Bu nedenle esnaf olarak satışta zorlanıyoruz. Sarı sayfa veya diğer platformlardaki yüksek fiyatlardan dolayı insanlar da araçlarını o seviyeden yazıyor. Fakat vatandaşla birebir pazarlık yaptığınızda sarı sayfanın altına da alabiliyorsunuz. Bazen de sarı sayfanın üstüne yazanlar oluyor. Bundan dolayı ciddi bir alım-satım sıkıntısı yaşanıyor" dedi. "Pazarda alıcıdan çok satıcı var" Araç alıcısı Ferhat Vuruşkaner ise pazarda alıcıdan çok satıcı bulunduğunu, buna rağmen işlem olmadığını dile getirerek, "Şu an herhangi bir alış-satış yok. Pazar, piyasaya göre bir tık daha yüksek. İhtiyacı olan zaten uygun yazıp satıyor ama şu anda pazar genel olarak yüksek. Diğer illerde fiyatlar biraz daha düşük, burada daha yüksek bir piyasa var. Serbest piyasa olduğu için herkes istediği fiyatı yazıyor. Uygulamalarda fiyatlar daha düşük görünüyor, pazar ise daha yüksek. Bu nedenle şu anda il dışından araç almak daha mantıklı" diye konuştu.
Tarım, ülkelerin yumuşak gücü
22 Kasım 2025 Cumartesi - 13:09 Tarım, ülkelerin yumuşak gücü Growtech Antalya kapsamında düzenlenen Uluslararası Tarım Diplomasisi konferansları, sektörün uluslararası arenadaki önemli isimlerini bir araya geldi. Türk Tarım Diplomasi Grubu (TTDG) Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu ve Genel Sekreter İsmail Uğural’ın moderatörlüğünde gerçekleşen konferanslara Dünya Çiftçiler Birliği (WFO) Başkanı Arnold Puech d’Alissac, Dünya Tohumculuk Federasyonu (ISF) Başkanı Arthur Santosh Attavar, Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu (IFAJ) Genel Sekreteri Adrian Bell, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Genel Sekreteri Doç. Dr. Hamit Ayanoğlu ve Uluslararası Tarım Şehirleri Birliği Temsilcisi Mahmut Ali Cengiz Körosmanoğlu konuşmacı olarak katıldı. "Tarım, ülkelerin yumuşak gücüdür" Tarımın yalnızca üretimle sınırlanamayacağını belirten TTDG Başkanı Melisa Tokgöz Mutlu, tarım sektörünün stratejik, ekonomik, jeopolitik ve uluslararası ilişkileri de kapsayan ’yumuşak güç’ olduğunu vurguladı. Dünyada 8 milyar insanın yaşadığını ve her 9 kişiden birinin yetersiz beslendiğini vurgulayan Mutlu, "Nüfus artıyor; fakat globalde yaşanan iklim değişikliği ve su kıtlığı gibi nedenlerle tarımsal üretim azalıyor. Uluslararası verilere göre küresel su kullanımı son yüzyılda 6 kat arttı. Tarım sektörü ise tatlı suyun yüzde 72’sini kullanıyor. İklim değişikliği en önemli sorunlardan biri. Gıda ve su yalnızca ekonomik değil artık jeopolitik varlıklar haline geldi. Bunların korunması için tarım diplomasisinin önemi daha da büyük. Bu konuda uluslararası arenada, politika yapıcıları, devletler, STK’lar ve firmalar tarımsal sürdürülebilirlik ve su kaynaklarının korunması konusunda geleceğin nasıl kurgulanabileceğini de konuşmalı. Ülkeler kapsamlı birer strateji geliştirmeli. Uluslararası tarım diplomasisiyle bu süreçlerin sürdürülebilir hale getirilmesi gerekiyor" diye konuştu. "Tarım diplomasisi çiftçiler için önemli" Dünya Çiftçiler Birliği (WFO) Başkanı Arnold Puech d’Alissac da, "WFO, 80 birliğin birleşmesiyle meydana gelen küresel bir organizasyon. Yaklaşık 1 milyar çiftçiyi temsil ediyoruz. Her kıtada lider ülke bulunuyor; şu anda Asya’nın temsilcisi Nepal mesela. Belki de önümüzdeki yıllarda Türkiye, yeni temsilci olur. Dünyada çiftçiler adına hem iyi hem de kötü gelişmeler aynı anda yaşanıyor. Enerji ve gübre fiyatları son dönemde çok arttı. Tahıl fiyatlarında düşüş yaşanıyor. Öte yandan gübre fiyatları da düşmeye başladı. Canlı hayvan üretimi de arttı. Et, hala günlük beslenmenin önemli bir parçası. Dünyada tarım ihracatı yapan ülke sayısı dünyanın 4’te biri. Yani 4’te 3’ü tarımsal ürün ithal ediyor. Türkiye de hem ürün çeşitliliği hem de tarım alanlarının genişliğiyle birlikte önemli bir tarım ülkesi. Dünya tarımında ise önemli aktörlerden birisi. Tarımsal diplomasi ise özellikle ithalat, ihracat ve lojistik süreçlerinde belirleyici bir unsur. Üreticiler alıcılarla sözleşmeler imzalıyor. Bu süreçlerin sözleşmelerle kayıt altında olması sürdürülebilirlik açısından da çok önemli. Çiftçilerin gelir elde etmesi için de önemli bir araç" ifadesini kullandı. Growtech Antalya’yı ilk defa ziyaret ettiğini ve çok etkilendiğini dile getiren WFO Başkanı d’Alissac, şunları söyledi: "Türkiye’ye ilk kez geliyorum ve Growtech fuarına da ilk kez katılıyorum. Fuarı keşfetmekten büyük mutluluk duyuyorum. Growtech, benim gözümde dünyanın en profesyonel tarım fuarlarından biri. Buraya gelmeden önce net bir fikrim yoktu; ama şimdi bu fuarın ne kadar yüksek kaliteye sahip olduğunu görüyorum. Çok ciddi firmalar, nitelikli ziyaretçiler ve olağanüstü bir organizasyon var. 725’ten fazla katılımcı, 136’dan fazla ülke ve dört gün boyunca 40 binden fazla ziyaretçi sayısı gerçekten etkileyici. Henüz Türkiye üyemiz değil, ancak bu ziyaretin ardından bunun değişmesini gerçekten umuyorum. Bugün dünya, tarıma her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye bana göre çok önemli bir noktada. Avrupa, Slav ülkeleri, Orta Doğu ve Afrika ile iletişim kurabilen bir köprü konumunda. Tarım açısından da küresel üretimin merkezinde olabilecek jeostratejik bir ülke. Growtech’e tekrar gelmeyi çok isterim. Bu ilk gelişimde fuar hakkında genel bir izlenim edindim, bir sonraki gelişimde randevularımı ve ziyaretlerimi planlayarak geleceğim." "Kaliteli gıdayı, insanlarla buluşturmalıyız" Tohumun tarımın vazgeçilmezi olduğunu dile getiren Dünya Tohumculuk Federasyonu (ISF) Başkanı Arthur Santosh Attavar ise şu bilgileri verdi: "Tüm dünyada 90 ülkeden üyemiz var. Hem ulusal hem de bölgesel tohum federasyonlarıyla çalışıyoruz. Türkiye tohum federasyonu ile de İstanbul’da güzel bir buluşma yaptık, 101. yılımızı da kutladık. Öte yandan sektöre baktığımızda iklim değişikliği bizler için de önemli bir sorun. Hem tohum üretimini, hem de gıda üretimini kısıtlıyor. En önemli amacımız üretilen tohumların ülkelerden zamanında ve sorunsuzca geçebilmesi. Bu konuda ülkeler arasında çeşitli bürokratik sorunlar yaşanıyor. Gıda ve tohum nakliyesi için bir çok politika ve farklı kanun var. Kaliteli tohum üretimi için de bir çok prosedür var. Devletler tarımsal diplomasiyi daha iyi anlamalı. Bu konferans da tarım diplomasisi adına atılan önemli adımlardan biri. İnsanlar gıdaya ulaşmada zorluklar yaşıyor ve yüz milyonlarca kişi her gün açlıkla karşı karşıya kalıyor. Bunu önlemek adına bir araya gelerek çalışabilir, devletlere sesimizi daha iyi duyurabiliriz. İnsanlara daha iyi kaliteli ve hızlı şekilde gıda ürünlerine ulaşması konusunda yardımcı olabiliriz." İklim değişikliği ve su krizinin artık bir realite haline geldiğini de kaydeden Attavar, "Aşırı kuraklık kadar aşırı yağmurlar ve seller de ekili arazilere zarar veriyor. Üyeler olarak bir araya gelerek farklı iklim şartlarına dayanan özellikteki en iyi tohumları kullanmaya ve yaymaya çalışıyoruz. Tohum ıslahı alanında en iyi genetiği elde etmeye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "Hedefimize bir adım daha yaklaşmış olduk" Türkiye’nin tarım, gıda ve ormancılıkta sahip olduğu potansiyelin dünyaya açılması ve tanıtılması için yola çıktıklarını belirten TTDG Genel Sekreteri İsmail Uğural da, Growtech Antalya’da dünyada ilk defa uluslararası tarım diplomasisi zirvesine imza attıklarının altını çizdi. Uğural sözlerine şöyle devam etti: "Bu yılın ocak ayında başlayıp nisan sonunda tamamlanan Tarım ve Orman Şurası kapsamında yer alan Tarımsal Diplomasi Grubu olarak, Türk tarım, gıda ve ormancılık sektörlerinin dış tanıtımı ve uluslararası düzeyde temsil gücünün artırılması için çalışıyoruz. Küresel iş birliklerinin güçlendirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmek; bu alandaki farkındalığı artırmak, dünya ile entegre olmuş bir tarımsal diplomasi anlayışı geliştirmek, lobi faaliyetleri gerçekleştirmek ve tüm süreci sektörel bir seferberlik ruhuyla ele almayı hedefliyoruz. Tarım, gıda ve ormancılık alanında 117 sektörel temsilcinin bir araya gelerek ve gönüllülük esasıyla oluşturduğu Türk Tarımsal Diplomasi Grubu (TTDG) yenilikçi bir vizyon ortaya koyuyor. TTDG olarak bu amaçla tarım ve gıda ihracatının gelişmesi için 9 ayrı çalışma grubu da kurduk. Growtech Antalya’da düzenlediğimiz bu konferanslarla hedefimize bir adım daha yaklaşmış olduk"
Bakan Bayraktar: "Doğal gaz depolarımız yüzde 100 dolu"
22 Kasım 2025 Cumartesi - 12:43 Bakan Bayraktar: "Doğal gaz depolarımız yüzde 100 dolu" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, doğal gazda kışa hazır olduklarını belirterek, "Yer altı doğal gaz depolama tesislerimiz yüzde 100 doluluğa ulaştı" dedi. Doğal gazda arz güvenliğini temin etmek için kısa, orta ve uzun vadede LNG anlaşmaları yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, bir taraftan da Türkiye’nin doğal gaz depolama kapasitesini arttırıyor. Tuz Gölü ve Silivri’de bulunan yer altı depolama tesisleri, doğal gaz tüketimin yüksek olduğu kış aylarında günlük arz-talep dengesinin sağlanmasında önemli rol oynuyor. Kapasite artacak Silivri Doğal Gaz Depolama Tesisi, 4,6 milyar metreküplük hacimle hizmet vermeye devam ederken Tuz Gölü’nün altında oluşturulan dev tuz mağaralarında her geçen yıl daha çok miktarda doğal gaz depolanıyor. Türkiye’de tek, dünyada sayılı tesislerden biri olan Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi’nin kapasitesi halihazırda 1,7 milyar metreküpe ulaştı. Bakanlık Silivri’yi 2028’de 6 milyar metreküpe, Tuz Gölü’nü de 2032’de 8,5 milyar metreküpe çıkarmayı hedefliyor. "Ciddi yatırım yaptık" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, doğal gazda arz güvenliğini sağlamak amacıyla yer altı depolarına ciddi yatırım yaptıklarını ifade ederek bu kapsamda Tuz Gölü ve Silivri’de yer altı depolama tesislerini hayata geçirdiklerini söyledi. Bu tesisler sayesinde doğal gazda kışa hazır olduklarını belirten Bayraktar, "Yer altı doğal gaz depolama tesislerimiz yüzde 100 doluluğa ulaştı" şeklinde konuştu. "6,3 milyar metreküpe çıktı" Bakan Bayraktar, kış öncesinde Tuz Gölü’nün altında bulunan depolama tesisinin kapasitesini 1,2 milyar metreküpten 1,7 milyar metreküpe çıkarttıklarını kaydederek "Böylece Silivri ve Tuz Gölü olmak üzere toplam kapasitemizi 6,3 milyar metreküpe çıkarmış olduk. Yatırımlarımız bundan sonra da artarak devam edecek. 2028’de tükettiğimiz doğal gazın en az yüzde 20’sini yer altı depolarımızdan karşılayacağız" diye konuştu.
Dünya Cantık Günü’nde ücretsiz ikram edildi, yabancı turistler lezzetine hayran kaldı
22 Kasım 2025 Cumartesi - 12:25 Dünya Cantık Günü’nde ücretsiz ikram edildi, yabancı turistler lezzetine hayran kaldı Bursa’da 200 yıldan fazla geçmişi bulunan ve kentin tescilli gastronomi ürünleri arasında yer alan Cantık, 22 Kasım Dünya Cantık Günü’nde yerli ve yabancı turistlerin yanısıra Bursalılara ücretsiz olarak ikram edildi. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Dünya Cantık Günü’nde Kozahan önündeki stantta kendi elleriyle ücretsiz cantık ve ayran ikram etti. Ulucami ve Kozahan’ı ziyarete gelip cantık ikramıyla karşılaşan Tayvanlı turistler ise cantığın lezzetine hayran kaldı. 225 yıl önce Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Bursa’ya gelen Tatar göçmenler tarafından Türk Mutfağına kazandırılan cantık, hamurunun özelliği, iç harcı ve piştiği gürgen ateşi sebebiyle diğer pideler arasında ön plana çıkıyor. Bursa’da 12 cantık işletmecisi, "Dünya Kahve Günü, Dünya Barista Günü, Dünya Pizza GÜnü" var. Ancak Dünya Cantık Günü neden kutlanmıyor" diyerek harekete geçti. Dernekleşen işletmeciler Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i ziyaretlerinde destek isteyince 22 Kasım Dünya Cantık Günü olarak kutlanmaya başladı. Bursa’nın coğrafi işaretli yiyeceği Cantık için kutlamalar ilk kez gerçekleşti. Bursa’da işletmeler bugün misafirlerine yüzde 50 indirimli olarak hizmet verirken, Büyükşehir Beledyiesi de Kozahan ve Ulucami’nin yanındaki stantta binlerce kişiye ücretsiz olarak cantık ve ayram ikram etti. Tezgahın başına geçen Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, daha önce İngiltere Kraliçesi 2.Elizabeth’in ziyaret ettiği Kozahan önünde bulunduklarını belirterek, "Bursa gastrnomosinin önemli ürünlerinden birisi de cantık. Çocukluğumuzdan biliriz. Osmanlıdan gelen kültür yaşatmaya devam ediyoruz. Bursa’da kıymetli ustalarımız var onlar biraraya geldiler, dernek oluşturdular,. Bizi ziyaret ettiklerinde 22 Kasım’ı Dünya Cantık günü ilan ettik. Biz de faaliyete geçtik. Kısa sürede bu yıl ilk defa kutlamasını yapıyoruz. Dünya cantık günü hayırlı olsun. Cantığın besleyici özelliği var. Hamuru ve piştiği odun ile ön plana çıkıyor. Dana kıyması, soğanı, biberi, ustalara göre değişiyor tarifi. Ama hamurunun yumuşak olması, yanında Bursa ayranı olduğunda lezzetli oluyor. İlk defa bugün cantık bu şekilde tanıtılıyor. Önümüzdeki süreçte genişleyerek ülkeye ve dünyaya tanıtacağız. Derneğimizle birlikte kurduğumuz stantta dünya cantık günü sebebiyle gelen misafirlere cantık ve ayran veriyoruz ki cantığın ne olduğunu fark etsinler. Misafirlerimiz arasında yabancılar vardı. Geri dönüşlerde lezzetli olduğnu ifade ettiler. Onlar da gittiği yerlerde Bursa’nın tescilli ürünü olan coğrafi ürünü olan önemli değeri tanıtmış olacaklar" diye konuştu. Cantık işletmecisi Gökhan Korucuoğlu da, "Kahve günü, pizza günü, barista günü vardı. Neden cantık günü olmasın deyip yola çıktık. 22 Kasım Dünya Cantık Günü ilan edildi. 12 firma başladık. Ancak bunu seneye arttıracağız. Projemiz belediye başkanımızın da hoşuna gitti. Bize sonuna kadar destek verdi. Bursa’mızın Osmanlı’dan kalan lezzetini tüm Türkiye ve dünyaya daha fazla tanıtacağız. Coğrafi işaretimiz zaten var. Bugün ücretsiz olarak Büyükşehir Belediye’miz Ulucami yanında dağıtım yapıyor. Biz de 12 esnaf bir alana bir bedava kampanyasını bugün greçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu. Korucuoğlu, Bursa cantığının mayalı hamuru, iç harcı ve odun ateşi ile farklılaştığını belirterek, "Bursa cantığının özelliği kenarlarının kalın ve yumuşak, mayalı olması. Lahmacun ve diğer pideler merdaneyle açılır. Bizim ürünümüz kendiliğinden kabarıyor. Dana kıyması, soğanı, biberi, domatesi iç harcı ve sulu olmasıyla ön plana çıkar. Ayrıca piştiği odun da farklıdır. Doyurucu özelliği sebebiyle de tercih edilir" şeklinde konuştu. Bursa cantığının geçmişi Bursa’da geçmişi 1800’lü yıllara dayanan kökeni Tatar Mutfağı olan kenarları kalın orta kısmı ince, iç harcı kıyma, kavram yağı, soğan, domates, biber ve baharatlardan oluşan, iç harcı hamurun ince olduğu orta kısma konulan, geleneksel yöntemlere göre taş tabanlı fırınlarda özellikle gürgen odunu ile pişirilen üstü açık yuvarlak bir pide çeşididir. Tatar mutfağındaki formu ise üzeri kapalı ve uzun biçimdedir. Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Bursa’ya gelen Tatar göçmenler tarafından Türk Mutfağına kazandırılmıştır.
Derepazarı mandalinasında hasat başladı
22 Kasım 2025 Cumartesi - 11:58 Derepazarı mandalinasında hasat başladı Rize’nin Derepazarı ilçesinde yetişen ve ismini yetiştiği ilçeden alan Derepazarı mandalinasında yılın ilk hasadı başladı. Rize’nin hemen her ilçesinde yetişen mandalinanın en lezzetlisi Derepazarı ilçesinde toplanıyor. Sadece şehirde değil tüm Türkiye’de aroması ve doğallığı ile adından söz ettiren Derepazarı mandalinasında ilk hasat başladı ve mandalinalar tezgahlardaki yerlerini bulmaya başladı. Derepazarı ve İyidere ilçesinin Derepazarı’na yakın bölgelerinde yaşayan vatandaşlar tarafından hasadı gerçekleştirilen mandalinalar yıllardır Karadeniz Sahil Yolu kenarında kurulan tezgahlarda müşterilere sunuluyor. Bahçeden kilosu 7 buçuk TL’den üreticiden alınan mandalinalar tezgahlarda kilosu 35 TL’den satılıyor. Rize mandalinasının kimyasal ilaçlar kullanılmadan yetiştiğini ve doğallığı nedeniyle lezzetinin başka bölgelerde yetişen mandalinalara benzemediği dile getiren Halil İbrahim Küçük, "Dışardan gelenler mandalina yediklerini burada fark ediyorlar. Rize mandalinasını yemek isteyen Rize’ye gelecek. Biz Kasım ayının 15’inde hasat işlemine başlarız ve Ocak ayına kadar bu hasat işlemini sürdürürüz. Tezgahtaki fiyatı kilogram başına 35 TL. Rize mandalinasının aroması farklı, Antalya mandalinasına benzemez. Olduğu gibi doğaldır. Böyle ince mandalina başka yerde gördünüz mü? Buranın mandalinası doğaldır" ifadelerini kullandı.