Son Dakika
|
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Bakan Gürlek: "Türkiye fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir"
Bakan Bak’tan Amed Sportif Faaliyetler için tebrik mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’e tebrik mesajı
Kenya'da sel felaketi: 10 ölü
Kahramanmaraş’ta okul saldırısında ölenler unutulmuyor
İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan 580 kişi serbest bırakıldı
Maltepe’de ormanda erkek cesedi bulundu
EKONOMİ
Ticaret Bakanı Bolat: "Nisan ayında ihracat 25,4 milyar dolara yükseldi"
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:01:47
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Nisan ayında ihracat rakamlarının geçen yıla göre yüzde 22,3 artarak 25,5 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Çeşitli programlara katılmak üzere Ordu’da bulunan Bakan Ömer Bolat, Ordu Üniversitesi Ceren Özdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen 2026 yılı Nisan ayı dış ticaret verileri basın toplantısına katıldı. Burada yaptığı açıklamada Türkiye’nin dünyadaki enerji krizleri, sıcak savaşlar ve ekonomik durgunluk gibi faktörlere rağmen dirençli bir ekonomiye sahip olduğuna değinen Bakan Bolat, son 22 çeyrektir, 2020 yılının ikinci çeyreğinden sonra Türkiye’nin sürekli büyüyen bir üretim ve ekonomik güce sahip olduğuna değindi. "İşsizlik oranı son 38 ayın en düşüğü" Türkiye’nin 2025 yılı sonu itibarıyla dünyanın 16. büyük ekonomisi büyüklüğüne ulaştığına dikkat çeken Bolat, "2002’de dünyada 21. sıradaydı ve Avrupa’nın da 6. büyük ekonomisi konumuna ulaştık. Toplam milli gelirimiz 1,6 trilyon dolara, kişi başı milli gelirimiz de 18 bin 40 dolara yükseldi. Mart ayı verileri açıklandı, yüzde 8,1 işsizlik oranı; son 38 ayın en düşük oranları ve son 38 aydır tek hanede seyrediliyor. İstihdam rakamımız 32 milyon 425 bin civarında. İşsizlik rakamımız da 2 milyon 830 bin civarında, 3 milyonun altını seyretmektedir" dedi. "Nisan ayında ihracat rakamı yüzde 22,3 arttı" Nisan ayında ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artarak 25,4 milyar dolara yükseldiğini ifade eden Bakan Bolat, "Nisan ihracat artışları, hem oran olarak hem mutlak değer olarak son 53 ayın Kasım 2021’den bu yana en fazla ihracat artışı sağlanan ay oldu. Ve Nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış son 12 ayda 275,8 milyar dolara ulaşarak 276 milyar dolara yaklaşmış olduk, bu da bir rekordu. Mal ve hizmet ihracat toplamımız Nisan itibarıyla yıllık bazda 398 milyar dolara yükseldi. Emtialardaki ocak ve şubat ayındaki müthiş artışlara rağmen ve enerji krizine rağmen, enerji maliyetlerindeki büyük artışlara rağmen, yanı başımızdaki yaklaşık 12 ülkeyi olumsuz etkileyen Körfez Savaşı’na rağmen ihracatta, ihracatçılarımızın ve bakanlığımızın yoğun çalışmaları ile elde edilen Nisan ayı sonuçları hamdolsun yüz güldüren sonuçlar olarak tarihe geçti. Nisan ayının ihracat rakamı 25,4 milyar dolar olarak gerçekleştirildi. Aralık ayındaki 26,3 milyar dolardan sonra en büyük artış. Bu artışımız yüzde 22,3. Geçen yıl Nisan ayında 20 milyar 800 milyon dolar olan ihracatın 25,4 milyar dolar olmasıyla nette 4,6 milyar dolar artış sağladık, bu büyük bir rakam" şeklinde konuştu. Programa Ordu Valisi Muammer Erol, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Ordu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Baş, siyasi parti temsilcileri ve ilgililer katıldı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:01
Olivtech Fuarı’nda Ege’nin gastronomik mirası keşfe çıkıyor
İzmir’de düzenlenen Gurme İzmir Olivtech Fuarı, Ege’nin zengin gastronomik mirasını keşfetmek isteyenleri bir araya getiriyor. Yerel yönetimler, üreticiler ve uzmanların katıldığı panellerde, kaliteli üretimden sürdürülebilirliğe kadar pek çok başlık ele alınırken, Mutfak Atölyesi’nde Ege mutfağının özgün tatları şefler tarafından benzersiz tariflerle sunuluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen fuar, ortaya çıkardığı ticari hacmin yanı sıra birbirinden farklı konuların ele alındığı geniş programıyla sektördeki güncel başlıkları ele alıyor. Fuar kapsamında düzenlenen ve yerel yönetim, kamu ile kooperatif temsilcilerini bir araya getiren, "Zeytinin Yolculuğu: Kalite, Verim ve Gelecek" başlıklı panelin moderatörlüğünü, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür üstlendi. Bademli Kooperatif Başkanı Hurşit Nallı, Gödence Kooperatif Başkanı Çağatay Özcan Kokulu ile Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu konuşmacı olarak yer aldı. Zeyin Konseyi kuruldu Bülent Üngür, zeytinciliğin İzmir için stratejik bir üretim alanı olduğuna dikkat çekerek, "Zeytin sadece bir tarım ürünü değil, bu coğrafyanın kültürü, ekonomisi ve geleceği. Biz İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiyi güçlendiren, kooperatifleri destekleyen ve yerel kalkınmayı önceleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Kooperatiflerimizin daha güçlü hale gelmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde. Başkanımız Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz Zeytin Konseyi’nde, İzmir’in ve Türkiye’nin zeytinyağı ihracatında güçlü bir konumda olduğu, ancak asıl hedefin katma değerli üretimi artırmak ve markalaşmak olduğu net şekilde ortaya kondu. En önemli başlıklardan biri de sektör genelinde kalite standardizasyonunun sağlanması" dedi. Büyükşehir’den tarıma dev destek İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sağlanan tarımsal destekler ve kooperatiflerden yapılan alımlara da dikkat çeken Üngür, "İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi olarak 2026 yılında tarıma ayırdığımız destekler 1,4 milyar TL’yi buluyor. Bununla da yetinmedik; üretim, hastalık ve zararlılarla mücadele ile sulama desteklerinin yanı sıra İZTARIM tarafından bu yıl 22’ncisi açılan İZMAR şubeleri aracılığıyla 2025 yılında doğrudan kooperatiflerden yaklaşık 694 milyon TL’lik alım gerçekleştirildi" diye konuştu. "İzmir Büyükşehir Belediyesi tarımda adeta bir bakanlık gibi çalışıyor" Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Çağatay Özcan Kokulu, "Gödence’de, tarımsal amaçlı kooperatiflerin yerel yönetimlerle birlikte hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu bizzat deneyimledik. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu noktada adeta bir bakanlık gibi çalışıyor. Üreticiye dokunan, sahayı bilen ve çözüm üreten bir yaklaşım sergiliyor. Zeytinin anavatanı Türkiye’dir ve özellikle Kuzey Ege, Edremit bölgesi bu anlamda çok özel bir yere sahiptir. Bu değeri koruyarak geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğu" dedi. "Hasat, kaliteyi belirleyen en kritik aşama" Tarım ve Orman Bakanlığı Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Dr. Ayla Mumcu, zeytinyağında kaliteyi belirleyen en önemli unsurların başında hasadın geldiğini vurgulayarak, "Zeytin kesinlikle yere düşmeden, mümkün olduğunca elle hasat edilmeli. Hasadın erken ya da geç yapılması da doğrudan kaliteyi etkiler. Bu nedenle doğru zamanda hasat, büyük önem taşıyor. Zeytin ve zeytinyağında taklit ve tağşişe karşı güçlü bir altyapıya sahibiz. Tüm bu süreçlerin doğru yönetilmesi kaliteyi güvence altına alıyor" ifadelerini kullandı. "İmalat süreçleri de en az üretim kadar önemli" Bademli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hurşit Nallı, zeytin ve zeytinyağı üretiminde yalnızca bahçe bakımının yeterli olmadığını vurgulayarak, "Bir üreticinin sadece bahçesindeki iyi bakım artık yeterli değil, imalat süreçleri de en az üretim kadar önemli. Zeytinyağında kaliteyi yükseltmek için tüm zincirin doğru yönetilmesi gerekiyor" dedi. "Bu yapı Türkiye’ye örnek olmalı" "Süt ve Peynir Üretiminde Değer Zinciri" başlıklı panelin moderatörlüğünü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Raşit Uysal yaptı. Uysal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kooperatiflerine verdiği desteğin altını çizerek, bunun ekonomik değerinin yanı sıra aynı zamanda gıda güvenliği açısından da kritik olduğunu belirtti. Uysal, "İzmir’de belediye ve kooperatif iş birliğiyle uzun yıllardır uygulanan süt dağıtım projeleri hem üreticiyi güçlendirdi hem de toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimini artırdı. Bu yapı doğru bir yapı ve tüm ülkeye örnek olmalı" dedi. "Kaliteli ürünün temeli kaliteli hammadde" Panelde konuşan Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Akpınar, değer zincirinin çiftlikte başladığını vurgulayarak, kaliteli ürünün temelinin kaliteli hammadde olduğunu belirtti. "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz" Tire Süt Kooperatifi Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karataş ise değer zincirinin üreticiyle başladığını vurgulayarak, "Üreticinin olmadığı yerde tüketiciden bahsedemeyiz. Planlı üretim ve sürecin doğru yönetilmesi bu işin temeli. İzmir’de ortaya çıkan model Türkiye için önemli bir örnek; belediyeler kooperatiflere sahip çıktığında üretici, kooperatif ve yerel yönetim aynı hedefte buluşuyor ve bu da sahada karşılığını buluyor" dedi. Belediyelerin ve kooperatiflerin kurduğu market yapısına da değinen Karataş, ürünlerin doğrudan tüketiciye ulaştığını belirterek, "Aracısız yapı hem üreticiye hem tüketiciye katkı sağlıyor. İnsanlar doğduğu topraklarda üretmek ve yaşamak istiyor. Bu modeli güçlendirdikçe üretim de refah da artacak" diye konuştu. "Değer zinciri bütüncül bir yapı ile ele alınmalı" Pınar Süt İmalat Müdürü Hüseyin Önel ise süt ve süt ürünlerinde değer zincirini süt temininden lojistiğe, işleme süreçlerinden ambalajlamaya ve dağıtıma kadar bütüncül bir yapı içinde ele aldıklarını belirterek, sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve katma değerli ürünlerin sektörün geleceğini şekillendirdiğini ifade etti. Fonksiyonel ve yüksek proteinli ürünlere talebin arttığını belirten Önel, bu doğrultuda geliştirdikleri yeni ürünlerle hem farklılaştıklarını hem de katma değer oluşturduklarını söledi. Bağdan şişeye kalite yolculuğu konuşuldu "Bağdan Şişeye: Terroir, Teknoloji ve Trendler" başlıklı bir diğer oturumunun moderatörlüğünü ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Altındişli üstlendi. Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Programı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Yücel, Usca Bağcılık ve Şarapçılık Kurucusu ve Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak ile Danışman Önolog Işık Gülçubuk konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, kaliteli şarabın temelinin bağda atıldığı ve terroirin belirleyici rolü vurgulanırken, Türkiye’nin zengin üzüm çeşitliliğinin korunmasının önemi, iklim şartlarının üretime etkisi ve gıda teknolojisinin üzümden şaraba uzanan süreçte kaliteyi belirleyen temel unsurlardan biri olduğu ifade edildi. Mutfak Atölyesi’nde Ege lezzetleri ziyaretçi ile buluşuyor Fuar kapsamında düzenlenen Mutfak Atölyesi, Ege mutfağının özgün tatlarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Türk mutfağının önemli temsilcilerinden Şef Özlem Mekik moderatörlüğünde gerçekleştirilen atölyede, alanında uzman isimler özel reçetelerini paylaşıyor. DoubleTree by Hilton Executive Chef’i İlhami Dinç, Dokuz Eylül Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Turgay Bucak ve öğrencileri ile birlikte, Ege’nin zengin bitki çeşitliliğini benzersiz bir tarifle yorumladı. Atölyede hazırlanan "Çağla bademli ballı Ege otları harmanı", bölgenin doğallığını ve lezzet mirasını yansıtan özel bir sunum olarak öne çıkarken katılımcılardan büyük beğeni kazandı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:36
GSO Başkanı Adnan Ünverdi nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendirdi
Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, nisan ayında Gaziantep’ten geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,4 oranında artışla 967 milyon 492 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan nisan ayı ihracat rakamlarını değerlendiren Ünverdi, Gaziantep’ten ocak-nisan döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre 3,9 oranında artışla 3 milyar 371 milyon 280 bin dolar ihracat yapıldığını belirtti. Gaziantep’in hem aylık hem dönem bazında 6’ncı sırada yer aldığını dile getiren Ünverdi, "Böylesi bir dönmede azim ve kararlılıkla çaba gösteren üreticilerimize, sanayicilerimize, ihracatçılarımıza ve tüm çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Büyük bir özveriyle ellerinden gelenin de daha fazlasını yapmak için çaba gösteriyorlar" ifadelerini kullandı. Hem iç hem dış piyasa şartları sebebiyle üreticilerin zorlu bir süreçten geçtiğine işaret eden Ünverdi, "Para sıkılaşma ile birlikte enflasyonla mücadele sürecinde; finansman maliyetleri, faizin yüksek seyretmesi, banka kredilerine ulaşımın güçleşmesi reel sektörün direncini kırmıştır. Bu süreçte en fazla yükü çeken sanayicilerimiz olmuştur. İç piyasada nakit akışının durmasının yanı sıra sadece ülkemizde değil savaşla birlikte hammadde, enerji, nakliye ve tüm girdi maliyetlerindeki artışlar dış pazardaki rekabet gücümüzü olumsuz etkilemiştir. Dezenflasyon sürecinde önemli mesafeler katedildi fakat, küresel gelişmelerin sürece yansımaları ile sanayici üzerindeki baskı daha da artmıştır" ifadelerini kullandı. Politika faizinde yapılan indirimlerin umut verdiği bir dönemde İran geriliminin artmasıyla birlikte faizin nisan ayında stabil bırakıldığını hatırlatan Ünverdi, "Ticari krediler zaten politika faizinin çok üzerinde seyrediyor. Bu doğrultuda zaman uzadıkça sanayiciler olarak gücümüz azalıyor. Biz şartlar ne olursa olsun mücadelemizi devam ediyoruz fakat, reel sektörü rahatlatacak, üretim, ihracat ve istihdamımızı koruyacak tedbirlerin alınmasını istiyoruz. Pandemi ve savaşın etkileri ile birlikte depremi yaşamış bir kent olarak, şehrimiz ve bölge sanayimize can suyu olacak ve ayakta kalmasını sağlayacak özel teşvik uygulamaları bekliyoruz. Mart ayında yapılan yeni düzenleme ile deprem bölgesine tanınan kredi büyüme sınırı muafiyetleri sona erdirilmiştir. Bölge şartları göz önünde bulundurularak kredi büyüme muafiyetlerinin en azından bölgesel riskler azalıncaya kadar yeniden uygulanmaya alınmasını veya kademeli bir geçiş sürecine bağlanmasını çok önemli buluyoruz. Tabii ki devletimiz tarafından açıklanan yeni yatırım ve destek programları bu süreçte çok önemlidir ve bunlar devam etmelidir. Biz ülkemizin gücüne inanıyoruz. Nisan ayı ihracat rakamlarındaki artışın da şehrimiz ve ülkemiz adına devam etmesini ümit ediyor ve reel sektör olarak düzlüğe çıkmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz" ifadelerine yer verdi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:25
Manisalı sağlıkçı genç kangal yetiştiricisi oldu
Manisa’nın Köprübaşı ilçesine bağlı Kıranşeyh Mahallesi’nde yaşayan 23 yaşındaki fizyoterapist Hasan Yılmaz, aileden gelen tarım ve hayvancılık geleneğini yenilikçi projelerle büyütüyor. Uzun yıllardır tarım ve hayvancılıkla uğraşan aile çiftliğinde üretime yeni bir soluk getiren Yılmaz, Manisa’da bir ilke imza atarak Sivas Kangalı üretimine başladı. Zeytincilik başta olmak üzere tarımsal üretimin sürdürüldüğü aile çiftliğinde küçükbaş hayvancılık da yapan Yılmaz ailesi, daha önce de bölgede ilklerden biri olarak De France koyunu yetiştiriciliğine başlamıştı. Geleneksel üretim modellerini modern girişimlerle geliştirmeyi hedefleyen Hasan Yılmaz, şimdi de Türkiye’nin en değerli yerli ırklarından biri olarak bilinen Sivas Kangalı üzerine yatırım yaptı. Kangal köpeklerine olan ilgisinin uzun yıllara dayandığını belirten Yılmaz, kapsamlı araştırma ve hazırlık sürecinin ardından üretime başladıklarını söyledi. İlk yavruların dünyaya geldiğini ifade eden Yılmaz, çiftlikte şu anda 30 günlük yavrular bulunduğunu ve yoğun ilgi gördüklerini dile getirdi. Kangal köpeklerinin sürü koruma kabiliyeti, güçlü içgüdüleri, sadakati ve dayanıklılığıyla öne çıktığını vurgulayan Yılmaz, bu ırkın bölgedeki hayvancılık faaliyetlerine önemli katkı sağlayabileceğini belirtti. Yılda iki kez yavrulayabilen kangalların üretim potansiyeliyle de dikkat çektiğini ifade eden genç girişimci, amaçlarının bu ırkı Manisa ve çevresinde yaygınlaştırmak olduğunu kaydetti. Genç yaşta kırsal üretime yönelmesiyle dikkat çeken Hasan Yılmaz, fizyoterapist kimliğinin yanı sıra girişimci yönüyle de örnek oluyor. Geleneksel tarımı yenilikçi üretim anlayışıyla buluşturduklarını belirten Yılmaz, "Hem çiftliğimizi geliştirmek hem de bölgemize yeni bir değer kazandırmak istiyoruz. Kangal yetiştiriciliği konusunda Manisa’da öncü olmayı hedefliyoruz" dedi. Kangal sahiplenmek ya da bu ırk hakkında bilgi almak isteyenleri çiftliklerine davet eden Yılmaz, projeyi büyüterek bölgesel ölçekte örnek bir üretim modeli oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Köprübaşı’nda genç bir girişimcinin öncülüğünde başlayan bu çalışma, hem hayvancılık sektörü hem de kırsal kalkınma açısından dikkat çeken bir adım olarak değerlendiriliyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
25 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Sakarya Gaz Sahası’ndan bugüne kadar 6 milyar metreküp doğal gaz üretildi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 11:29
Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan: "İstihdamdaki hedefimiz 55 bine ulaşmak"
3
01 Mayıs 2026 Cuma- 14:10
ASKON: "Erzurum için faydalı olacak işlerde sorumluluk üstleneceğiz"
4
28 Nisan 2026 Salı- 09:55
Turfanda patateste hasat başladı
5
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Kahramanmaraş’ta kurbanlık fiyatlarında esnaftan indirim kararı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:33
EKK’nın 8’inci toplantısı dijital ve teknolojik dönüşüm gündemi ile gerçekleşti
Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun (EKK) 8’inci toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda dijital ve teknolojik dönüşüm konuları ele alındı. EKK 2025 yılı 8’inci toplantısı bugün gerçekleştirildi. Toplantı sonrası yapılan açıklamaya göre, düzenlenen toplantıda yeşil, dijital ve teknolojik dönüşümü hızlandırarak katma değeri yüksek, verimli ve rekabetçi bir sanayi üretimi ile ihracat öncelikleri konuları masaya yatırıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin yardımlarını etki değerlendirmelerine dayalı olarak daha seçici, odaklı ve etkin bir yapıda yürütülmesini planlandı. Bu kapsamda toplantıda alınan kararda ekonomide dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme hedefi politikalarının uygulanmaya devam edileceği belirtildi. "Bütüncül bir çerçevede oluşturduğumuz politikalarımızı etkin bir koordinasyon içinde uygulamaya devam ediyoruz" EKK’da, yapılan toplantıda üretim ve yatırım politikalarında yeni bir dönüşüm ihtiyacının olduğu belirtilerek, "Bütüncül bir çerçevede oluşturduğumuz politikalarımızı etkin bir koordinasyon içinde uygulamaya devam ediyoruz. Küresel ticarette artan korumacılık eğilimleri ve sınırda karbon düzenlemeleri, üretim ve yatırım politikalarında yeni bir dönüşüm ihtiyacını beraberinde getirmiştir. Bu süreçte öngörülebilir ve dönüşümü destekleyen politikalar uygulayan ülkeler daha avantajlı olacaktır. Ülkemiz, jeostratejik konumu ve güçlü üretim kapasitesi sayesinde bu fırsatları değerlendirme konusunda önemli bir potansiyele sahiptir. Bu doğrultuda, ihracatın sürdürülebilirliğini ve sanayinin rekabet gücünü artırmak için düşük karbonlu üretime geçişi hızlandırıyor, sanayi politikalarını yeşil ve dijital dönüşüm eksenlerinde şekillendiriyoruz. Yoğun diplomatik müzakerelerimiz sonucunda, 2026 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin en üst karar organı olan Taraflar Konferansı’nın (COP) 31. dönem başkanlığını ve ev sahipliğini üstlenmemiz, yeşil ve dijital dönüşüm çalışmalarımızı güçlendirecektir. 2053 Net Sıfır Emisyon ve yeşil kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda, iklim değişikliğiyle mücadelede temel esasları belirleyen İklim Kanunu temmuz ayında yürürlüğe girmiştir. Kanunla, Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi’nin yasal dayanağı oluşturulmuş ve Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ile uyumlu ulusal karbon piyasasının altyapısı tesis edilmiştir. Bu adım, en büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm politikalarına uyumu destekleyerek rekabet gücümüzün artmasına önemli katkı sağlayacaktır. Yüksek katma değerli ve teknoloji odaklı üretimi artırmak amacıyla sektörel önceliklere dayalı aktif sanayi politikaları uyguluyoruz. HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile proje bazlı yatırımları, yeni Yatırım Teşvik Sistemi ile üretken sektörlerde yatırımları, bölgesel kalkınmayı, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımlarını destekliyoruz" ifadelerine yer verildi. "Ekonomide dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz" Kurul, yapılan toplantıda küresel rekabeti güçlendirmek amacıyla, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na uyum için yürütülen çalışmalar ile izlenecek yol haritası doğrultusunda ilerleneceğini vurgulayarak, "Ayrıca yeniden yapılandırılan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programı kapsamında, uzun vadeli ve uygun şartlarda finansman imkanı sunarak stratejik yatırımları hızlandırıyoruz. Bu kapsamda bugünkü EKK toplantısında ele alınan temel hususlar şunlardır; Küresel rekabet gücümüzü güçlendirmek amacıyla, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na uyum için yürütülen çalışmalar ile izlenecek yol haritası değerlendirilmiştir. Katma değerli üretimi artıracak ve sürdürülebilir cari işlemler dengesini kalıcı hale getirecek teknolojik ve stratejik yatırımları destekleyen YTAK programının uygulama ve ilerleme süreçlerine ilişkin durum değerlendirmesi yapılmıştır. Devlet yardımlarının etki analizi çalışmaları kurul üyeleriyle paylaşılmış ve yardımların etkinliğinin artırılması için gerekli adımlar istişare edilmiştir. Ekonomide dönüşüm ve sürdürülebilir büyüme hedeflerimiz doğrultusunda politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz. Yeşil, dijital ve teknolojik dönüşümü hızlandırarak katma değeri yüksek, verimli ve rekabetçi bir sanayi üretimi ile ihracat önceliklerimiz arasında yer almaya devam edecektir. Devlet yardımlarının etki değerlendirmelerine dayalı olarak daha seçici, odaklı ve etkin bir yapıda yürütülmesini sağlayacağız. Üretkenliği artırarak küresel ölçekte rekabetçiliğimizi güçlendireceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" cümlelerine yer verildi.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:09
Muğla’dan 10 ayda 618 milyon dolar balık ihracatı
Muğla İli Eşen Çayı Havzasında faaliyet gösteren işletmelerde hastalık haritasının çıkarılması ve hastalık izleme-takip programlarının oluşturulmasını amaçlayan proje tamamlandı. Muğla Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının (YİKOB) katkılarıyla yürütülen projenin sonuçları, Fethiye Orman Bölge Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen toplantıyla değerlendirildi. Toplantıda konuşan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Artay Yağcı, Milas Veteriner Fakültesi olarak bölgedeki su ürünleri yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliği için yaptıkları çalışmaların önemine dikkat çekti. Yağcı, proje çıktılarının sektörde yaşanan sorunların çözümüne katkı sağlayacağını belirtti. Muğla, Türkiye su ürünlerinin lokomotifi İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar konuşmasında Muğla’nın su ürünleri açısından stratejik konumuna vurgu yaptı. Baydar, il genelinde 342 yetiştirici tesisi, 37 su ürünleri kooperatifi ve Bin 168 balıkçı gemisinin faaliyet gösterdiğini hatırlattı. TÜİK 2024 verilerine göre Muğla’nın yıllık yaklaşık 153 bin ton üretimle Türkiye su ürünleri üretiminin yüzde 27’sini karşıladığını ifade etti. 10 ayda 72 bin ton balık ihracatı ve 618 milyon dolar ihracat geliri Baydar ayrıca, 2025 yılının ilk 10 ayında 72 bin tonluk su ürünleri ihracatı ile 618 milyon dolarlık ihracat geliri elde edildiğini, bu rakamın yılsonunda 2024’teki 625,6 milyon dolar seviyesinin üzerine çıkacağının öngörüldüğünü kaydetti. Baydar, alabalık üretiminde yumurtadan sofraya kadar geçen süreçte önemli kayıplar yaşandığını belirterek bir üretim periyodunda kayıp oranının yüzde 68,8 olduğunu dile getirdi. Muğla’da yılda yaklaşık 400 milyon adet yumurta ve yavru üretildiğini belirten Baydar, bu kayıpların yaklaşık 400 milyon TL’lik ekonomik zarara yol açtığını ifade etti. 18 ayda 1.440 numune incelendi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ), Muğla Alabalık Yetiştiricileri Birliği ve İl Müdürlüğü ortaklığında yürütülen proje 1 milyon 052 TL bütçeyle tamamlandı. Kasım 2023-Ekim 2024 arasında gerçekleştirilen çalışmada, Eşen Çayı havzasındaki üç pilot işletmeden Bin 440 numune alınarak bakteriyel, paraziter ve viral hastalıklar yönünden analizler yapıldı. Aynı zamanda su sıcaklığı, pH ve çözünmüş oksijen gibi temel su parametreleri de kayıt altına alındı.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 14:55
Kastamonu’da kadınlara güç veren proje: 38 bin fide dağıtımı yapıldı
Kastamonu Üniversitesi’nin kurduğu serada yetiştirilen 38 bin tıbbi aromatik bitki fidesi kırsaldaki kadın girişimcilere ücretsiz dağıtıldı. Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi’nce hazırlanan proje kapsamında Cumhurbaşkanlığı Bütçe Dairesi Başkanlığından sağlanan 7,5 milyon TL fonla 3 adet 250 metrekarelik sera ve 1 adet 500 metrekarelik sundurma kuruldu. "Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Ekonomiye Kazandırılması" ihtisas projesi kapsamında yetiştirilen fideler, Hanönü ve Daday’da toplam üç kadın girişimciye teslim edildi. Yaklaşık 30 bin ekinezya ve 8 bin oğul otu fidesi toprakla buluşturuldu. Fidelerin dikim programına İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç ile Proje Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney de katıldı. Üreticilere bitki yetiştiriciliği, işleme süreçleri ve ekonomik getiriler konusunda bilgilendirme yapıldı. Proje ile gelir seviyesi düşük köylülerinin istihdam edilebilirliğinin artırılması, sosyal girişimciliğin desteklenmesi ve bölgesel ekosistemin korunması amaçlanıyor. "Cumhurbaşkanlığı Bütçe Dairesi Başkanlığından 7,5 milyonluk fonuyla 3 adet 250 metrekare, 1 adet 500 metrekare sera kurduk" 25 yıldır Kastamonu’da tıbbi aromatik bitkiler üzerine araştırmalar yaptığını söyleyen Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney, "Bu süre içerisinde yapmış olduğumuz araştırmalarla Kastamonu bölgesindeki biyolojik çeşitliliğin özellikle floral noktada çok yüksek seviyede olduğunu gördük. Çalışma alanlarımız özellikle flora ve vejetasyondu. Bunların ekonomiye nasıl kazandırılabileceği noktasında çeşitli projeler ortaya koyduk. Araştırma noktasında da çalışmalarımızı tamamladık. YÖK’ün bölgesel kalkınma ve misyon farklılaşması stratejisi dahilinde üniversitelere vermiş olduğu çeşitli görevler olmuştu. Bu görevlerden üniversitemize düşeni Ormancılık ve Tabiat Turizmi noktasında oldu. Biz, üniversite olarak 25 yıllık tecrübelerimizi, deneyimimizi çeşitli projelere aktardık. Bu projelerden bir tanesi de Kastamonu’da tıbbi ve aromatik bitkilerin ekonomiye kazandırılması projesiydi. Yaptığımız bu çalışmada yaklaşık 3 tane 250 metrekarelik polikarbon akıllı seramız yani ısınmasından sulamasına kadar kurulumu tamamlandı. Yaklaşık 2 yıl önce seralarımızda çeşitli tıbbi aromatik bitkilerin üretimlerine başladık. Ada çayı, kekik, ekinezya, mentollü nane fidesi yetiştirdik. Bunları daha öncesinden ihtimale dayalı olmadan altlıklarını biz araştırma olarak çalışmış ve hazırlamıştık. Dolayısıyla da bunun kitlesel üretimi ve bölgesel kalkınmaya destek olması noktasına bu proje sayesinde getirdik. Cumhurbaşkanlığı Bütçe Dairesi Başkanlığından ayrılmış olan fonla yaklaşık 7,5 milyon liraya 250 metrekare 3 adet seramızla 500 metrekare sundurmayı yaptık. Burada tıbbi aromatik bitki fidelerini ürettik. Ürettiğimiz bu fideleri Hanönü’nde 2 çiftçimize, Daday’da da bir çiftçimize dağıtmak nasip oldu. Bundan sonraki süreçlerde biz, bu fidelerin bulundukları coğrafyalarda büyümelerini takip edeceğiz" dedi. "Uçucu yağların şişelenerek piyasaya ulaşmasına aracılık edecek projeler de oluşturacağız" Çiftçilerin talepleri doğrultusunda yeni fideler üreteceklerini söyleyen Güney, "Çiftçilerimizden geri dönüşler olduğunda yeni tıbbi aromatik bitki fidelerine yönelik üretimleriyle ilgili stratejileri gündeme getireceğiz. Yine bunlarla ilgili fidelerimizi üreteceğiz. Tıbbi aromatik bitkiler noktasında Kastamonu’da bir ürün gamı oluşturmaya çalışacağız. Özellikle kadın girişimcilerin oluşturdukları kooperatifler bu işe çok hevesli, işin pazarlanmasının önünü de açmış oluyor. İşin pazar boyutunda da son tüketiciye ulaşmasına vesile olabilecek. Hanönü’nde bunu gördük. Bu bizi memnun etti. Bu ürettiğimiz tıbbi aromatik bitkilerin bir kısmının uçucu yağları var. Bu uçucu yağların şişelenerek piyasaya ulaşmasına aracılık edecek projelerde oluşturmayı düşünüyoruz. Hanönü’nde dağıttığımız fideler esnasında kadın çiftçilerimiz bunlarla da ilgili beklentilerini sundular. Bize düşen bundan sonraki süreçte bu üretimlerin biomass (kütle) açısından ne kadar toprak üstünde bir artım yaptıklarını gözlemlemek ve bu konuda yeni projelerle onların bu ürünlerini katma değerlendirecek noktalara doğru taşımak" diye konuştu. "Orman köylümüze ekonomik anlamda gelir kapısı sağlayacak" Hazırladıkları projelerinin kısa, orta ve uzun vadeli çıktılarının olduğunu söyleyen Güney, "Amacımız hastalanmadan önce destekleyici ürünlerle halk hekimliğinde de kullanılan çeşitli bitkilerle toplumda bir sağlıklı nesil yetiştirme politikasını oluşturmaya çalışmak. Bu noktada da kendi coğrafyamız içinde yetişen tıbbi aromatik bitkilerin bilinçli bir şekilde kullanımını, bunlardan katma değerli ürünler yapılmasını ve hastalanmadan önce bunların nasıl kullanılması gerektiğini bilinçli bir şekilde insanlara anlatacak çeşitli programlar, modüller oluşturarak bunları da halkımızla paylaşmayı düşünüyoruz. Özellikle kırsalda çiftçimize veya orman köylümüze ekonomik anlamda bir gelir kapısı sağlayacak oluşuma imza atmaktı. Başta sayın Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal olmak üzere ihtisaslaşma sürecindeki ilk projelerimizden bir tanesi. Desteklerinden ötürü teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Halkımıza aromatik bitkilerin hasadı ve üretimiyle ilgili kurslar düzenledik" Serada ürettikleri 38 bin fideyi ücretsiz kadın girişimcilere dağıttıklarını belirten Güney, şöyle konuştu: "Burada 30 bin civarında ekinezya fidesi ürettik. Aynı zamanda 8 bin civarında da oğul otu fidesi ürettik. Bunları bedelsiz olarak çiftçilerimize dağıttık. İlerleyen zamanda Hanönü’nde kadın girişimciler, ada çayı ve kekik noktasında da beklentilerinin olduğunu söylediler. Sahip oldukları arazileri hesaplayıp önümüzdeki dönemlerde de benzer fideler üretip onların bu konuda önlerini açıp, gelir kapısı sağlayacakları çeşitli türleri buralara tedarik etme hazırlığı içerisine gireceğiz. Elimizde hala bu fidelemeyi gerçekleştirecek olan alt yapılarımız mevcut. Onlar istedikleri sürece bizler de buranın iklim şartlarında, ekolojik şartlarına uygun adaptif türleri üretip, onlara vermeyi düşünüyoruz. Yapılmış olan bu seralar hem ihtisas projelerinin altlığını oluşturmak üzere hem bölgesel anlamda hizmet içi eğitim verecek, mühendislerimizin gelip tıbbi aromatik bitkilerin yetiştirdiğini, nasıl yetiştirildiğini yerinde görmek açısından da bizim için önem arz ediyor. Bunların eğitimlerini bu süreçte verdik. Halkımıza da hasatla ve üretimle ilgili çeşitli kurslar düzenledik." "2 dönüm alandan 200 kilogram ürün almayı hedefliyoruz" Daday’ın Uzbanlar köyünde eşi ile birlikte tarım ve çiftçilikle uğraşan Hilmi Oğuz ise, "Bizler ekinezya ve oğul otu üzerinde inşallah bu tarlada hem ekim yapacağız hem de bizlere faydalı ve bereketli olur. Ekinezya ve oğul otunu son yıllardaki hastalık ve mikrop oluşumlarında hem anti inflamatuar (ödem azaltma) etki ekinezyanın ve oğul otunun da sakinleştirici etkide bulunması üzerine bizler de bu alanda ticari faaliyet düşünmüş olduk. Şu an 2.2 dönüm bir alanda ekim yapıyoruz. 12 bin kök oğul otu ve ekinezya dikeceğiz. Buradan nasip olursa 200 kilogram arasında ürün almayı hedefliyoruz. Şu an fiyatı 80 TL civarında ama paketlenir ise bunlar 200 ila 250 TL civarında satılıyor" ifadelerini kullandı.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 14:46
Kastamonu’da kadınlara güç veren proje: 38 bin fide dağıtımı yapıldı
Kastamonu Üniversitesi tarafından kurulan serada yetiştirilen 38 bin ekinezya ve oğul otu fidesi, kırsalda yaşayan kadın girişimcilere ücretsiz dağıtıldı. Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi tarafından hazırlanan proje kapsamında Cumhurbaşkanlığı Bütçe Dairesi Başkanlığından sağlanan 7,5 milyon TL fonla 3 adet 250 metrekarelik sera ve 1 adet 500 metrekarelik sundurma kuruldu. "Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Ekonomiye Kazandırılması" ihtisas projesi kapsamında yetiştirilen fideler, Hanönü ve Daday’da toplam üç kadın girişimciye teslim edildi. Yaklaşık 30 bin ekinezya ve 8 bin oğul otu fidesi toprakla buluşturuldu. Fidelerin dikim programına İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç ile Proje Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney de katıldı. Üreticilere bitki yetiştiriciliği, işleme süreçleri ve ekonomik getiriler konusunda bilgilendirme yapıldı. Proje ile gelir seviyesi düşük köylülerinin istihdam edilebilirliğinin artırılması, sosyal girişimciliğin desteklenmesi ve bölgesel ekosistemin korunması amaçlanıyor. "Cumhurbaşkanlığı Bütçe Dairesi Başkanlığından 7,5 milyonluk fonuyla 3 adet 250 metrekare, 1 adet 500 metrekare sera kurduk" 25 yıldır Kastamonu’da tıbbi aromatik bitkiler üzerine araştırmalar yaptığını söyleyen Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Kerim Güney, "Bu süre içerisinde yapmış olduğumuz araştırmalarla Kastamonu bölgesindeki biyolojik çeşitliliğin özellikle floral noktada çok yüksek seviyede olduğunu gördük. Çalışma alanlarımız özellikle flora ve vejetasyondu. Bunların ekonomiye nasıl kazandırılabileceği noktasında çeşitli projeler ortaya koyduk. Araştırma noktasında da çalışmalarımızı tamamladık. YÖK’ün bölgesel kalkınma ve misyon farklılaşması stratejisi dahilinde üniversitelere vermiş olduğu çeşitli görevler olmuştu. Bu görevlerden üniversitemize düşeni Ormancılık ve Tabiat Turizmi noktasında oldu. Biz, üniversite olarak 25 yıllık tecrübelerimizi, deneyimimizi çeşitli projelere aktardık. Bu projelerden bir tanesi de Kastamonu’da tıbbi ve aromatik bitkilerin ekonomiye kazandırılması projesiydi. Yaptığımız bu çalışmada yaklaşık 3 tane 250 metrekarelik polikarbon akıllı seramız yani ısınmasından sulamasına kadar kurulumu tamamlandı. Yaklaşık 2 yıl önce seralarımızda çeşitli tıbbi aromatik bitkilerin üretimlerine başladık. Ada çayı, kekik, ekinezya, mentollü nane fidesi yetiştirdik. Bunları daha öncesinden ihtimale dayalı olmadan altlıklarını biz araştırma olarak çalışmış ve hazırlamıştık. Dolayısıyla da bunun kitlesel üretimi ve bölgesel kalkınmaya destek olması noktasına bu proje sayesinde getirdik. Cumhurbaşkanlığı Bütçe Dairesi Başkanlığından ayrılmış olan fonla yaklaşık 7,5 milyon liraya 250 metrekare 3 adet seramızla 500 metrekare sundurmayı yaptık. Burada tıbbi aromatik bitki fidelerini ürettik. Ürettiğimiz bu fideleri Hanönü’nde 2 çiftçimize, Daday’da da bir çiftçimize dağıtmak nasip oldu. Bundan sonraki süreçlerde biz, bu fidelerin bulundukları coğrafyalarda büyümelerini takip edeceğiz" dedi. "Uçucu yağların şişelenerek piyasaya ulaşmasına aracılık edecek projelerde oluşturacağız" Çiftçilerin talepleri doğrultusunda yeni fideler üreteceklerini söyleyen Güney, "Çiftçilerimizden geri dönüşler olduğunda yeni tıbbi aromatik bitki fidelerine yönelik üretimleriyle ilgili stratejileri gündeme getireceğiz. Yine bunlarla ilgili fidelerimizi üreteceğiz. Tıbbi aromatik bitkiler noktasında Kastamonu’da bir ürün gamı oluşturmaya çalışacağız. Özellikle kadın girişimcilerin oluşturdukları kooperatifler bu işe çok hevesli, işin pazarlanmasının önünü de açmış oluyor. İşin pazar boyutunda da son tüketiciye ulaşmasına vesile olabilecek. Hanönü’nde bunu gördük. Bu bizi memnun etti. Bu ürettiğimiz tıbbi aromatik bitkilerin bir kısmının uçucu yağları var. Bu uçucu yağların şişelenerek piyasaya ulaşmasına aracılık edecek projelerde oluşturmayı düşünüyoruz. Hanönü’nde dağıttığımız fideler esnasında kadın çiftçilerimiz bunlarla da ilgili beklentilerini sundular. Bize düşen bundan sonraki süreçte bu üretimlerin biomass (kütle) açısından ne kadar toprak üstünde bir artım yaptıklarını gözlemlemek ve bu konuda yeni projelerle onların bu ürünlerini katma değerlendirecek noktalara doğru taşımak" diye konuştu. "Orman köylümüze ekonomik anlamda gelir kapısı sağlayacak" Hazırladıkları projelerinin kısa, orta ve uzun vadeli çıktılarının olduğunu söyleyen Güney, "Amacımız hastalanmadan önce destekleyici ürünlerle halk hekimliğinde de kullanılan çeşitli bitkilerle toplumda bir sağlıklı nesil yetiştirme politikasını oluşturmaya çalışmak. Bu noktada da kendi coğrafyamız içinde yetişen tıbbi aromatik bitkilerin bilinçli bir şekilde kullanımını, bunlardan katma değerli ürünler yapılmasını ve hastalanmadan önce bunların nasıl kullanılması gerektiğini bilinçli bir şekilde insanlara anlatacak çeşitli programlar, modüller oluşturarak bunları da halkımızla paylaşmayı düşünüyoruz. Özellikle kırsalda çiftçimize veya orman köylümüze ekonomik anlamda bir gelir kapısı sağlayacak oluşuma imza atmaktı. Başta Sayın Rektörümüz Ahmet Hamdi Topal olmak üzere ihtisaslaşma sürecindeki ilk projelerimizden bir tanesi. Desteklerinden ötürü teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Halkımıza aromatik bitkilerin hasadı ve üretimiyle ilgili kurslar düzenledik" Serada ürettikleri 38 bin fideyi ücretsiz kadın girişimcilere dağıttıklarını belirten Güney, şöyle konuştu: "Burada 30 bin civarında ekinezya fidesi ürettik. Aynı zamanda 8 bin civarında da oğul otu fidesi ürettik. Bunları bedelsiz olarak çiftçilerimize dağıttık. İlerleyen zamanda Hanönü’nde kadın girişimciler, ada çayı ve kekik noktasında da beklentilerinin olduğunu söylediler. Sahip oldukları arazileri hesaplayıp önümüzdeki dönemlerde de benzer fideler üretip onların bu konuda önlerini açıp, gelir kapısı sağlayacakları çeşitli türleri buralara tedarik etme hazırlığı içerisine gireceğiz. Elimizde hala bu fidelemeyi gerçekleştirecek olan alt yapılarımız mevcut. Onlar istedikleri sürece bizler de buranın iklim şartlarında, ekolojik şartlarına uygun adaptif türleri üretip, onlara vermeyi düşünüyoruz. Yapılmış olan bu seralar hem ihtisas projelerinin altlığını oluşturmak üzere hem bölgesel anlamda hizmet içi eğitim verecek, mühendislerimizin gelip tıbbi aromatik bitkilerin yetiştirdiğini, nasıl yetiştirildiğini yerinde görmek açısından da bizim için önem arz ediyor. Bunların eğitimlerini bu süreçte verdik. Halkımıza da hasatla ve üretimle ilgili çeşitli kurslar düzenledik" "2 dönüm alandan 200 kilogram ürün almayı hedefliyoruz" Daday’ın Uzbanlar köyünde eşi ile birlikte tarım ve çiftçilikle uğraşan Hilmi Oğuz ise, "Bizler ekinezya ve oğul otu üzerinde inşallah bu tarlada hem ekim yapacağız hem de bizlere faydalı ve bereketli olur. Ekinezya ve oğul otunu son yıllardaki hastalık ve mikrop oluşumlarında hem anti inflamatuar (ödem azaltma) etki ekinezyanın ve oğul otunun da sakinleştirici etkide bulunması üzerine bizler de bu alanda ticari faaliyet düşünmüş olduk. Şu an 2.2 dönüm bir alanda ekim yapıyoruz. 12 bin kök oğul otu ve ekinezya dikeceğiz. Buradan nasip olursa 200 kilogram arasında ürün almayı hedefliyoruz. Şu an fiyatı 80 TL civarında ama paketlenir ise bunlar 200 ila 250 TL civarında satılıyor" ifadelerini kullandı.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 14:42
Kasım ayı e-ticaretinde rekor: 13 milyonun üzerinde e-fatura kesildi
Türkiye’de e-ticaret, Kasım ayında yılın en yoğun dönemini geride bıraktı. Black Friday ve yıl sonu kampanyalarının etkisiyle sipariş akışı hızlanırken, dijital operasyonlar kritik bir sınavdan geçti. BirFatura verilerine göre Kasım 2025 döneminde 13 milyonun üzerinde e-fatura kesildi. Geçen yıl aynı dönemde bu sayı 10 milyon seviyesindeydi. Türkiye’de e-ticaret, Kasım ayında bir kez daha yılın en yoğun dönemine ulaştı. Black Friday ve yıl sonu kampanyalarının etkisiyle sipariş akışı hızlanırken, dijital operasyonlar kritik bir sınavdan geçti. BirFatura verilerine göre Kasım 2025 döneminde 13 milyonun üzerinde e-fatura kesildi. Geçen yıl aynı dönemde bu sayı 10 milyon seviyesindeydi. BirFatura’nın müşteri sayısındaki artıştan bağımsız olarak yapılan bu karşılaştırma, aynı işletme grubunun e-ticaret hacminde yaklaşık yüzde 30’luk bir büyüme yaşandığını ortaya koydu. BirFatura CEO’su İbrahim Bayır, Kasım döneminin kazananlarını üç başlıkta topladı. Bayır, dijitalleşen e-ticaretçilerin yoğun sipariş dönemlerinde avantaj sağladığını vurgulayarak, "Kasım ayında telefonla, excel’le veya manuel süreçlerle bu hacmi yönetmek imkansız. Tamamen dijitalleşmiş işletmeler, siparişten stok takibine, fatura ve entegrasyon süreçlerine kadar her adımı sorunsuz yürüttü. Bu yıl çok net gördük, dijitalleşen e-ticaretçiler kazandı" dedi. Dijital altyapısı olmayan veya eski sistemler kullanan işletmelerin Kasım yoğunluğunda büyük zorlanma yaşadığını da belirten Bayır, Kasım kampanyalarının sadece satış hacmi değil, aynı zamanda nakit akışı baskısı oluşturduğunu da belirtti. Bayır, "Satış sipariş demektir, tahsilat değil. Kasım’da ödeme döngüsünü doğru planlayan ve tedarik zincirini buna göre ayarlayan işletmeler sorunsuz ilerledi. Planı olmayanlar stok, kargo, tedarik ve iade süreçlerinde ciddi sıkışmalar yaşadı. Sadece pazaryerine güvenen değil, kendi markasına yatırım yapanlar öne çıktı. Bu yıl öne çıkan bir diğer unsur ise marka değeri oldu. Kasım’da gördük ki kendi markasına yatırım yapan, sosyal medya ve sadakat kanallarını geliştiren işletmeler çok daha dirençliydi. Müşterisine doğrudan ulaşabilen marka, kampanya dönemlerinde kontrolü elinde tutar" diye konuştu. Türkiye’nin, e-ticarette güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığına da değinen Bayır, "BirFatura’nın verilerine göre geçen yıl aynı işletme grubunun Kasım ayındaki e-fatura sayısı 10 milyon civarındaydı. Bu yıl aynı satıcı kitlesinin 13 milyon fatura kesmesi, Türkiye’de e-ticaret hacminin yapısal bir şekilde büyüdüğünü ortaya koyuyor. Bu sadece bir sayı değil; Türkiye’nin dijital ticarette ne kadar hızlı ölçeklendiğinin göstergesi. İşletmeler, dijital operasyon yapısını güçlendirdikçe e-ticaret hacmi doğal olarak artıyor. Türkiye dijital ticarette büyüyor; doğru planlayan daha hızlı büyüyor. Kasım ayına ilişkin veriler, Türkiye’nin e-ticarette güçlü bir büyüme ivmesi yakaladığını gösteriyor. Bu dönemin asıl mesajı, büyümenin hangi işletmeler tarafından doğru yönetildiğiyle ilgili. Dijitalleşen kazandı. Nakit akışını planlayan kazandı. Kendi markasına yatırım yapan kazandı. Kasım, e-ticarette artık neyin işe yaradığını çok net gösterdi" ifadelerini kullandı.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 14:09
Serap Kocaoğlu: ‘’Şiddetin her türlüsü insanlık suçudur"
TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Serap Kocaoğlu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Haklı şiddet olmaz" diyerek kadına yönelik her türlü şiddetin insanlık suçu olduğunu vurguladı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Antalya Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Serap Kocaoğlu, yaptığı açıklamada şiddetin her türlüsünün insanlık suçu olduğunu belirterek, "Şiddetin her türlüsü insanlık suçudur ve sebeplerin haklılığı kabul edilemez Kadına yönelik fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddetle yaşam hakkını, güvenliğini, onurunu, özgürlüğünü ve bedensel bütünlük hakkını ihlal etmek insan hakkı ihlalidir" dedi. "Kadınlar şiddeti çoğu zaman toplumsal baskılar nedeniyle gizliyor" Kocaoğlu, şiddete maruz kalan kadınların yaşam döngüsünde karşılaştığı engeller olduğunu belirterek, "Şiddete maruz kalan kadınların yaşam haritasına baktığımızda eğitimi ve ekonomik özgürlüğü olmayan kadınların geleneksel toplum baskısı yaşamamak, çocuklarını korumak, ailesine geri dönmemek düşüncesiyle ve maddi yetersizlikler nedeniyle yaşadığı travmaları normalleştirirken, eğitimli ve ekonomik hayatta aktif kadınların da aile bütünlüğünü bozmamak çabası yanında, toplumsal algı, itibar kaybetme korkusu gibi nedenlerle yaşadığı şiddeti yıllarca itiraf edememiş profiller ortaya çıkıyor. Şiddet ve çaresizlik fiziksel ve ruhsal travmalar oluştururken aynı zamanda kadının özgüvenini, hak arama arzusunu yok ediyor’’ diye konuştu. "Yasal düzenlemeler kâğıt üzerinde kalmamalı" Kadının haklarını koruyan yasaların etkin uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Kocaoğlu, "Kadının hukuksal haklarını koruyan yasal düzenlemelerin kağıt üzerinde kalmaması hayata geçirilmesini bir kez daha tekrar ve talep ediyoruz. Koruyucu politikalarının aktif işleyişinin önemi yanında, şiddeti gören kadar şiddeti uygulayanın bu eğilimini azaltmak için bilinçlendirme eğitim programlarının arttırılması, bu bilincin küçük yaştan itibaren kazandırılması için okullarda toplumsal cinsiyet eşitliği içeriğinin ders konusu olması, var olanın yaygınlaştırılması talebimizi yineliyoruz. Maalesef şiddetin yaşandığı ailede yetişen çocukların gelecekteki aile ve toplumsal yaşam algısı da bu yönde şekilleniyor" ifadelerini kullandı. "Kadının güçlenmesi eğitim ve ekonomik bağımsızlıktan geçiyor" Kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımının önemine değinen Kocaoğlu, "Geleneksel toplum yapısı ve kadına verilen sorumluluk algısı kadının eğitim ve ekonomik kazanımlardan yoksun kalmasına ve fırsat eşitliği için mücadele etmesi gerekliliğine dönüşüyor. Kurul çalışmalarımızı, kadının hayatın her alanında saygınlık kazanmasının eğitimi, ekonomik özgürlüğü, özgüveni, cesareti, iş dünyasında aktif rolü ve sosyal yaşam kalitesi ile doğru orantılı arttığı gerçeği ile hayata geçiriyoruz" diye konuştu. "Kadınların her alanda var olabilmesi için çalışıyoruz" TOBB Antalya Kadın Girişimciler Kurulu’nun çalışmalarından da söz eden Kocaoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bizler, yerelde TOBB Antalya Kadın Girişimciler kurulumuz adına eğitim ve ekonomik kazanım şansını kendi oluşturmuş, iş dünyasında aktif söz sahibi kadın girişimci üyelerimizle kadının ekonomide, istihdamda ve sosyal yaşamda donanım ve kazanımları elde etmesi için mesleki eğitim, mentörlük, ekonomik kalkınma yönünde geliştirdiğimiz projelerimizle destek ve ihtiyaç talepleri doğrultusunda tecrübe paylaşımı ile yol arkadaşlığı yapmaya, kadınları bu yönde bilinçlendirmek üzere yerelde farkındalık oluşturmaya devam ediyoruz." "Haklı şiddet olmaz" Kadına yönelik her türlü şiddete karşı durmaya devam edeceklerini belirten Serap Kocaoğlu, "Kadınların her alanda özgür ifade ile tam anlamıyla var olmalarını sağlamak, uluslararası konulan hedeflere ulaşmak ve kadınların, ailelerin, toplumların yaşam kalitesini artırmak için ‘Haklı Şiddet Olmaz’ diyoruz ve insanlığa yapılan her türlü şiddetin karşısındayız" dedi. Kocaoğlu, "25 Kasım Kadın Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde bir kez daha tüm kadınlar adına şiddetsiz, adil, eşitlik anlayışının toplumsal olarak benimsendiği bir dünya istiyoruz" ifadelerine yer verdi.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:55
Başkan Sadıkoğlu: "Mücbir Sebep hali devam etmeli"
Mücbir sebep süresinin 30 Kasım’da sonra sona ereceğini hatırlatan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, konteynerlerde ve geçici işyerlerinde faaliyet yürüten binlerce esnaf ve tacir varken mücbir sebep halinin sona ermemesi gerektiğini söyledi. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, 2022 yılı cirosu 2,5 milyon TL’nialtında olan mükellefler için devam eden mücbir sebep süresinin 30Kasım’da yani 5 gün sonra sona ereceğini hatırlatarak, devam etmesinin şart olduğunu vurguladı. Konteynerlerde ve geçici işyerlerinde faaliyet yürüten binlerce esnaf ve tacir varken mücbir sebep halinin sona ermemesi gerektiğini kaydeden Başkan Sadıkoğlu, "6 Şubat asrın felaketinin üzerinden 34 ay geçti. Depremden büyük yaralar alan Malatya’mızda hala 4 binden fazla esnafımız 21 metrekare konteynerde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Birçoğu siftah dahi yapamadan kepenk kapatan esnafımızın binlercesi ay sonunda bir asgari ücret kadar dahi kazanç sağlayamıyor. Bugüne kadar 5-6 aylık sürelerle 5 kez uzatılan mücbir sebep hali, 2022 yılı cirosu 2,5 milyon TL’nin altında olan esnaflarımız ve tacirlerimiz için devam ediyor. Birkaç gün içinde bu süre de sona erecek. Vergi ve prim borçları ile karşı karşıya kalacak esnafımızın bu borçları ödeyebilecek durumu yok. İlk günden bu yana mücbir sebep süresinin iş yerleri tamamen teslim edilene kadar devam etmesini savunduk ve yine aynı söylemi tekrarlıyoruz. Tamamlanan iş yerleri teslim edilip, konteynerlerdeki firmalarımız yeni iş yerlerinde faaliyete geçene kadar mücbir sebep devam etmeli" dedi.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:28
Yenişehir’e bakanlıktan büyük destek
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından sağlanan 10 milyon lira değerindeki ekskavatör ve çöp konteynırları Yenişehir Belediyesi’ne ulaştı. Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, katkı sağlayan herkese teşekkür ederken, Devletimizin Yenişehir’e yapmayı planladığı desteğe karşı çıkan meclis üyelerini halkın takdirine bıraktı. Yenişehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından sağlanan yaklaşık 10 milyon TL değerindeki ekskavatör ve çöp konteynırlarını teslim aldı. Aylar boyunca Yenişehir ve Bursa kamuoyunun gündeminde Devletin yapmış olduğu hibe desteğinin belediye meclisinde kabul edilmeyişi ele alınmıştı. bugün itibarıyla o devlet desteği belediyeye ulaştı. Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, hibenin özellikle ekskavatör kısmının hizmet kapasitesini önemli ölçüde artıracağını belirtti. Ekskavatörün yol açma ve bakım-onarım çalışmalarından dere ve kanal temizliğine, acil durum müdahalelerinden kırsal mahallelerin ihtiyaçlarına kadar geniş bir alanda kullanılacağını ifade eden Başkan Özel, "Artık birçok çalışmayı dışarıdan hizmet alımıyla değil, kendi imkânlarımızla çok daha hızlı ve ekonomik şekilde yapabileceğiz" dedi. Hibe kapsamında teslim edilen yeni çöp konteynırlarıyla birlikte temizlik hizmetlerinde modernizasyon hedeflediklerini söyleyen Özel, mahallelerde daha düzenli, sağlıklı ve temiz bir çevre oluşturulacağını kaydetti. Yenişehir Belediyesi olarak ilçeye değer katacak her fırsatı değerlendirdiklerini vurgulayan Başkan Özel, kaynakların doğru ve vatandaş ihtiyaçlarına göre planlandığını belirtti. Özel, "Hizmetlerimizi güçlendirmek adına tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz" ifadelerini kullandı. Başkan Ercan Özel, hibenin Yenişehir’e kazandırılmasında emeği geçen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a, Bursa milletvekillerine, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan’a ve belediye meclisinde hibenin kabulüne destek veren üyeler ile çalışma arkadaşlarına teşekkür etti. Açıklamasında, hibe desteğine karşı çıkan meclis üyelerine de değinen Özel, "Devletimizin ilçemize sağladığı bu önemli katkıyı reddeden meclis üyelerini halkımızın takdirine bırakıyoruz" dedi. Başkan Özel, belediye olarak hizmet ve eser belediyeciliğini öne çıkarmaya devam edeceklerini ifade ederek, "Yenişehir için çalışmaya, üretmeye ve ilçemize değer katacak projeleri hayata geçirmeye kararlıyız" dedi.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:21
Gaziantep’te yeşil zeytin fiyatları sabit kaldı
Gaziantep’te zeytin üreticisi, don nedeniyle üründe ciddi oranda düşüş yaşandığını fiyatların ise geçen yıla göre değişmediğini belirtti. Gaziantep’te 30 yıldır zeytincilik yapan Halil Akın bu yıl yeşil zeytin üretiminin don olayı nedeniyle ciddi oranda düştüğünü söyledi Akın, bölgede hem verimin azaldığını hem de hasadın erken bittiğini söyledi. Rekoltenin düşük olması ve yaşanan kuraklığa rağmen zeytinin bu yıl yağ oranının yüksek olduğunu ifade eden Akın, fiyatların ise geçen yıla göre değişmediğini dile getirdi. Akın, soğuk ve donun sadece zeytini değil ceviz, badem ve fıstığı da olumsuz etkilediğini belirterek, "Bazı bölgelerde hiç zeytin olmadı, olan yerlerde de çok az çıktı. Bu nedenle zeytinler erken karardı ve hasat kısa sürede bitti" dedi. "Değişen bir şey yok, fiyatlar aynı seviyede gidiyor" Halil Akın, "Zeytini bu sene soğuk da vurdu. Bazı bölgelerde hiç zeytin olmadı, olan yerlerde de az çıktı. Bu yüzden zeytinler çabuk karardı, hasat da bir anda bitti. Fazla bir gelişme yok, çok da iyi bir sezon geçmiyor açıkçası. Evet, az. Hatta oldukça az. Asıl sorun yağmur değil. Tam çiçek döneminde yaşanan soğuk ve don olayı her şeyi etkiledi. Ne ceviz oldu, ne badem, ne fıstık, ne de zeytin. Antep ve tüm Güneydoğu bölgesi bu durumdan etkilendi. Şu anda 95 ile 110 lira arasında değişiyor. Ortalama 100 lira civarında diyebiliriz. Tabii alıyor. Zaten Antep bölgesi zeytine çok hakim. Birinci sınıf zeytinimiz var, başka yerde bu kalite pek yok. Evet, yağlı. Az olmasına rağmen yağ oranı iyi. Geçen sene de hemen hemen aynıydı. Değişen bir şey yok, fiyatlar aynı seviyede gidiyor. Kimsenin de çok bir itirazı yok, fiyatlar makul kabul ediliyor" diye konuştu. "Zeytinden biz Gaziantepliler vazgeçmeyiz" Her yıl zeytin aldığını söyleyen vatandaş Halil Yılmaz, "Ben zeytin çok severim. Bu yıl 10 kilo aldım. Yetmez, en az 10 kilo daha almam lazım. Börek yaparım, sabah kahvaltısında yerim. Zeytinden biz Gaziantepliler vazgeçmeyiz" ifadelerini kullandı.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:12
AXA Türkiye’den yeni Tamamlayan Özel Sağlık Sigortası
AXA Türkiye, yeni ürünü Tamamlayan Özel Sağlık Sigortası’nı duyurdu. AXA Türkiye, Tamamlayan Özel Sağlık Sigortası’nı duyurdu. Ürünün, özel sağlık sigortasına ilk kez adım atmak isteyen ancak maliyet nedeniyle tereddüt yaşayan ve kaliteli sağlık hizmeti almak isteyen bireyler için bir alternatif oluşturduğu belirtildi. Yapılan açıklamaya göre; ürün, SGK destekli yapısıyla özel hastane kalitesini bir araya getirerek, tamamlayan özel sağlık sigortası deneyimi sunuyor. Hem ayakta hem yatarak tedavi giderlerini içeren yapısıyla dikkat çeken ürün, kapsamlı teminatları sayesinde özel sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırıyor. Tamamlayan Özel Sağlık Sigortası’ndaki ayakta tedavi teminatı, SGK ile anlaşmalı özel sağlık kurumlarında geçerli olurken; yatarak tedavi teminatı ise tamamlayıcı anlaşmalı kurumlara ek olarak AXA Türkiye’nin genişletilmiş özel hastane ağı (NW3) kapsamında limitsiz olarak sunuluyor. Sigortanın özellikle çocuklu aileler ve özel sağlık sigortası olmayan ama Tamamlayıcı Sağlık Sigortası deneyimi yaşayan kişiler için fayda sağlaması hedefleniyor. AXA Türkiye Satış, Kurumsal İletişim ve Sağlık Başkanı ve İcra Kurulu Üyesi Sanem Çıngay Buçukoğlu, ürün hakkında şunları söyledi: "Günümüzde sağlık hizmetlerine erişimde kalite ve maliyet dengesini kurmak hiç olmadığı kadar önemli. AXA Türkiye olarak; ‘Özel sağlık sigortası pahalıdır’ algısını kırmak ve daha fazla insanın nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasını sağlamak istiyoruz. Tamamlayan Özel Sağlık Sigortası’nı bu anlayışla tasarladık. Ürünümüz sadece teminat sunan bir yapı olmakla kalmıyor; aynı zamanda insanların hayatındaki gerçek ihtiyaçları ve beklentileri anlayan bir yaklaşımı temsil ediyor. ‘Tamamlayan’ kelimesi bizim için ürün isminden ötesini ifade ediyor; sağlık yolculuğunda kişilerin yanında duran, süreçleri kolaylaştıran ve destekleyen anlayışımızın göstergesi konumunda bulunuyor. AXA Türkiye’nin sağlık sigortacılığındaki uzmanlığıyla geliştirdiğimiz bu çözümün, özel sağlık sistemine güvenle adım atmak isteyen ancak tereddütleri olan pek çok kişi için güçlü ve erişilebilir bir seçenek olacağına inanıyoruz."
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:11
Gaziantep’te yeşil zeytin fiyatları sabit kaldı
Gaziantep’te 30 yıldır zeytincilik yapan Halil Akın, yeşil zeytin üretiminde don olayı nedeniyle ciddi oranda düşüş yaşandığını söyledi. Gaziantep’te bu yıl yeşil zeytin üretiminin don olayı nedeniyle ciddi oranda düştüğünü söyleyen zeytin satan esnaf Halil Akın, bölgede hem verimin azaldığını hem de hasadın erken bittiğini söyledi. Rekoltenin düşük olması ve yaşanan kurak havaya rağmen zeytinin bu yıl yağ oranının yüksek olduğunu ifade eden Akın, fiyatların ise geçen yıla göre değişmediğini dile getirdi. Akın, soğuk ve donun sadece zeytini değil ceviz, badem ve fıstığı da olumsuz etkilediğini belirterek, "Bazı bölgelerde hiç zeytin olmadı, olan yerlerde de çok az çıktı. Bu nedenle zeytinler erken karardı ve hasat kısa sürede bitti" dedi. "Değişen bir şey yok, fiyatlar aynı seviyede gidiyor" Gaziantep’te zeytincilik yapan usta Halil Akın, "Zeytini bu sene soğuk da vurdu. Bazı bölgelerde hiç zeytin olmadı, olan yerlerde de az çıktı. Bu yüzden zeytinler çabuk karardı, hasat da bir anda bitti. Fazla bir gelişme yok, çok da iyi bir sezon geçmiyor açıkçası. Evet, az. Hatta oldukça az. Asıl sorun yağmur değil. Tam çiçek döneminde yaşanan soğuk ve don olayı her şeyi etkiledi. Ne ceviz oldu, ne badem, ne fıstık, ne de zeytin. Antep ve tüm Güneydoğu bölgesi bu durumdan etkilendi. Şu anda 95 ile 110 lira arasında değişiyor. Ortalama 100 lira civarında diyebiliriz. Tabii alıyor. Zaten Antep bölgesi zeytine çok hakim. Birinci sınıf zeytinimiz var, başka yerde bu kalite pek yok. Evet, yağlı. Az olmasına rağmen yağ oranı iyi. Geçen sene de hemen hemen aynıydı. Değişen bir şey yok, fiyatlar aynı seviyede gidiyor. Kimsenin de çok bir itirazı yok, fiyatlar makul kabul ediliyor" dedi. "Zeytinden biz Gaziantepliler vazgeçmeyiz" Her yıl zeytin aldığını söyleyen vatandaş Halil Yılmaz, "Ben zeytin çok severim. Bu yıl 10 kilo aldım. Yetmez, en az 10 kilo daha almam lazım. Börek yaparım, sabah kahvaltısında yerim. Zeytinden biz Gaziantepliler vazgeçmeyiz" diye konuştu.
24 Kasım 2025 Pazartesi - 12:43
Akcoat ve SAÜ’den kadınlar için birlikte güçlüyüz mesajı
Akcoat, Sakarya Üniversitesi iş birliğiyle 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında "Kadınlar İçin Birlikte Güçlüyüz" temalı bir panel gerçekleştirdi. Kadınların iş hayatı, sosyal yaşam ve toplumsal alanda oluşturduğu etkiyi görünür kılmayı amaçlayan panelde katılımcılar, kadınların güçlenmesi, toplumsal farkındalık, istihdam, kadının iş hayatındaki yeri, konumu, güvenli yaşam ve dayanışma ağları gibi başlıklarda görüşlerini sundu. Akkök Holding iştiraklerinden, yaklaşık yarım asırdır seramik, emaye, cam ve ileri kimyasallar alanında üretim yapan Akcoat, geçen yıl kendi bünyesinde düzenlediği "Kadınlar İçin Birlikte Güçlüyüz" panelini bu yıl daha geniş bir toplumsal etki oluşturacak şekilde üniversite ortamına taşıdı. Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi sürdürülebilir bir kültüre dönüştürme hedefiyle hareket eden şirket, Sakarya Üniversitesi Toplumsal Katkı ve Sürdürülebilirlik Koordinatörlüğü (TOKAS) iş birliğiyle 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında iki oturumdan oluşan kapsamlı bir panel gerçekleştirdi. Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapılan etkinlik; öğrencilerden öğretim üyelerine, kamu temsilcilerinden özel sektör çalışanlarına kadar geniş bir katılımcı kitlesini bir araya getirerek, yerel deneyimlerden yola çıkarak kadınların toplumsal ve ekonomik alandaki görünürlüğünü artırmayı amaçlayan güçlü bir paylaşım zemini sundu. Etkinlikte Akkök Holding ve grup şirketlerinin toplumsal fayda, kadın istihdamı ve eşitlik odaklı projeleri de örnekleriyle ele alındı. Panel; Sakarya Üniversitesi Toplumsal Katkı Koordinatörü Doç. Dr. Gözde Sezen Gültekin, Akkök Holding CHRO’su Duygu Erzurumlu Cengiz, Armaş Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Asna ve Direktörü Gonca Doğan, Sakarya ŞÖNİM’den Sosyolog Hilal Zulal Kaya, Sakarya Üniversitesi SESAM Müdürü Ümmügülsüm Zor ve Akcoat Tartım Operatörü Havva Kamış’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Köseoğlu: "İnsan haklarını ihlal eden çok boyutlu bir sorun" Panelin ilk oturumunda açılış konuşmasını yapan Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özer Köseoğlu, 25 Kasım’ın dünyanın her yerinde, kadına şiddetin hiçbir biçimde kabul edilemeyeceğini, toplumsal vicdanın bu konuda sıfır toleransla hareket etmesi gerektiğini hatırlatan oldukça önemli bir gün olduğunu söyledi. Kadına yönelik şiddeti bireysel bir mesele olarak değil, insan haklarını ihlal eden çok boyutlu bir sorun olarak gördüklerini belirten Köseoğlu, bu konuda hukuki düzenlemeler, sosyal politikalar, eğitim süreçleri, iş dünyası ve tüm paydaşların birlikte hareket etmesinin gerekli olduğunun altını çizdi. Sosyolog Hilal Zulal Kaya ise Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi ŞÖNİM’in Sakarya’da 2016’dan bu yana 7/24 hizmet verdiğini söyledi. ŞÖNİM’e şiddete maruz kalan veya bu risk altında olan herkesin başvuruda bulunabileceğini belirten Kaya, "Şiddeti önleme merkezi olarak barınma hizmeti de sunuyoruz. Şiddete maruz kalan, yüksek can güvenliği riski olan 6284 sayılı kanun kapsamında hakkında barınma tedbiri verilen kişilerle ilgili olarak, kadınlar ve beraberindeki çocuklara barınma hizmeti sunuyoruz. Bu hizmetten şiddete maruz kalan kişiler 6 ay süreyle hizmet alabiliyor" dedi. Polifoni grubundan unutulmaz performans İlk oturumun ardından Sakarya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Polifoni Grubu, seyircilerin arasından başlayarak sahneye taşıdıkları çok sesli performansla salonda özel bir atmosfer oluşturdu. Öğrencilerin "Ünzile", "Adım Kadın" ve "Kırım Türküsü" eserlerini seslendirdiği bu kısa performans, panelin duygusal tonunu güçlendirerek katılımcılardan yoğun alkış aldı. "Kadın güçlenirse toplum güçlenir" Akkök Holding CHRO’su Duygu Erzurumlu Cengiz, holding ve grup şirketlerinin kadın istihdam oranları, mentorluk programları, "Eşitliğin Kimyası" ve "Kadın Enerjisi" projeleri ile çalışma ortamında farkındalık ve güvenliği artıran uygulamaları paylaştı. Cengiz, konuşmasının başında "Bugün ‘Birlikte Güçlüyüz’ diyerek buluşmamızın çok önemli bir nedeni var: Kadına yönelik şiddetin önlenmesi. Bu yıl Akcoat olarak bu etkinliğin ikincisini gerçekleştiriyoruz. Amacımız, toplumsal farkındalığı yalnızca bir günün konusu olmaktan çıkarıp sürdürülebilir bir kültüre dönüştürmek ve bu buluşmayı geleneksel hale getirmek" diyerek etkinliğin çerçevesini aktardı. "Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde en güçlü koruyucu kalkanın ekonomik bağımsızlık olduğunu biliyoruz" diyen Cengiz, "Akkök Holding olarak enerji, kimya ve ileri malzemeler gibi erkek yoğun sektörlerde kadın istihdamını artırmayı stratejik öncelik haline getirdik. Çünkü biliyoruz ki kadın güçlenirse toplum güçlenir, geleceğimiz güçlenir" dedi. "Akcoat’ta işimi severek yapıyorum" Panele katılan Akcoat Tartım Operatörü Havva Kamış da şöyle konuştu: "Akcoat’a ilk başladığımda büyük bir iş yerinde çalışacak olmanın getirdiği tedirginliklerim vardı; hem uyum sağlayıp sağlayamayacağımı hem de görevlerimi hakkıyla yerine getirip getiremeyeceğimi düşünüyordum. Ancak ilk günden itibaren karşılaştığım destekleyici çalışma ortamı, tüm bu kaygılarımın yersiz olduğunu gösterdi. Üretim sahasında kadın çalışanlara sağlanan ekipman, eğitim ve pozitif ayrımcı uygulamalar sayesinde erkeklerin yaptığı işleri aynı şekilde yapabildiğimi görmek özgüvenimi güçlendirdi. İş makineleri eğitimleriyle yetkinliklerimizin artırılması da bizim için önemli bir fırsat oldu. Akcoat’ın kadın çalışanlara verdiği değer, benim işimi severek yapmamın en büyük nedeni."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder