Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
İsrail'in Küresel Sumud Filosunda alıkoyduğu Türkler bugün İstanbul'a dönecek
Van Gölü Havzası’nda yağış bereketi: Etkisi 2027 yılına kadar sürecek
Çocukların silahla oyunu faciayla bitti
İsrail, Sumud Filosu’nda gözaltına alınan 175 kişiyi Yunanistan’a teslim edecek
Yaklaşık 7 yılın ardından ABD-Venezuela arasında yolcu uçuşları yeniden başladı
Kosova'da halk, 7 Haziran'da erken genel seçimler için sandık başına gidecek
EKONOMİ
Salihli’de Aile Destek Merkezi açıldı
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:48:23
Manisa’nın Salihli ilçesinde, vatandaşlara yönelik sosyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla kurulan Aile Destek Merkezi (ADEM) düzenlenen törenle hizmete açıldı. Salihli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı bünyesinde hayata geçirilen merkezin açılışına Kaymakam Ali Güldoğan, İlçe Emniyet Müdürü Bircan Baycan, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, Mütevelli Heyeti üyeleri ve kursiyerler katıldı. Açılış programında konuşan Kaymakam Ali Güldoğan, ADEM’in özellikle kadınların mesleki beceriler kazanmasına katkı sağlayacağını belirterek, "Merkezimiz, kadınların sosyal hayata daha aktif katılım göstermesine ve aile yapısının güçlenmesine önemli destek sunacak" dedi. Konuşmaların ardından merkezin açılışı gerçekleştirilirken, Kaymakam Güldoğan ve beraberindeki protokol üyeleri merkezini dolaşarak yürütülecek faaliyetler hakkında yetkililerden bilgi aldı. Salihli’de hizmete giren Aile Destek Merkezi’nin, ilçedeki sosyal dayanışmayı artırması ve birçok vatandaşa katkı sağlaması bekleniyor.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:02
Bilecik’te konaklama sektörü durma noktasına geldi
Bilecik’te otel işletmecileri, yangın güvenliği raporu alma sürecinde Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün ’imar mevzuatı’ engeline takıldıklarını belirterek, duruma tepki gösterdi. Bilecik’te faaliyet gösteren oteller, itfaiye uygunluk raporu alamadıkları için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarını belirtti. Türkiye’nin diğer illerinde yangın güvenliği odaklı yapılan denetimlerin Bilecik’te imar mevzuatı üzerinden yürütüldüğünü savunan işletmeciler, bu durumun hem şehir ekonomisini hem de istihdamı tehdit ettiğini açıkladı. Ortak bir bildiri yayımlayan otelciler, acil çözüm bekliyor. "Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür" Bilecik’te otel işletmeciliği yapan Serkan Işık, "Yangın güvenliği tedbirleri kapsamında otellerin 31 Mayıs tarihine kadar ibraz etmesi gereken itfaiye uygunluk raporunu almak için yapılan başvurular sonucunda Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimler nedeniyle ilimizdeki otellerin büyük bölümü rapor alamaz hale gelmiştir. Birçok işletme yangın güvenliğiyle ilgili tüm eksiklerini gidermek için ciddi yatırımlar yapmış, gerekli tedbirleri almış ve mevzuata uyum sağlamak için büyük maliyetlere katlanmıştır. Buna rağmen denetimlerin yangın güvenliğinden ziyade imar mevzuatı üzerinden yürütülmesi nedeniyle işletmelere itfaiye uygunluk raporu verilmemektedir. Türkiye’nin birçok ilinde ve Bilecik’e bağlı ilçelerde yapılan uygulamalarda itfaiye denetimleri öncelikli olarak yangın güvenliği kapsamında yapılmakta, işletmelerin eksikleri giderildikten sonra gerekli raporlar verilmektedir. Ancak Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada Bilecik’te faaliyet gösteren ve sayısı zaten sınırlı olan otellerin büyük kısmı işletme ruhsatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum yalnızca işletmecileri değil, otellerde çalışan onlarca kişiyi, Bilecik’e gelen misafirleri, turizm faaliyetlerini ve şehir ekonomisini doğrudan tehdit etmektedir" dedi. "Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır" Işık, "Yangın güvenliği elbette herkes için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Ancak yangın güvenliği tedbirlerini yerine getiren işletmelere dahi rapor verilmemesi, uygulamanın amacını aşan ve işletmeleri tamamen faaliyet dışı bırakabilecek bir noktaya ulaşmıştır. Aynı mevzuatın Türkiye’nin farklı şehirlerinde farklı şekillerde uygulanması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu uygulama hukukun temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesini zedelemekte ve Bilecik’teki işletmeleri haksız bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmaktadır. Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır. Bunun sonucu olarak hem çalışanlar işsiz kalacak hem de Bilecik’in turizm ve ekonomik hayatı ciddi zarar görecektir. Bilecik’te faaliyet gösteren otel işletmecileri olarak yetkili kurumları bu soruna acilen çözüm bulmaya davet ediyor, yangın güvenliği açısından gerekli tedbirleri yerine getiren işletmelerin mağdur edilmemesi gerektiğini kamuoyunun dikkatine saygıyla sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01
Bosch Bursa’da bin 400 çalışanı işten çıkarma hazırlığında
Bursa’daki dev üretim tesisine sahip Bosch, önümüzdeki yıllarda ciddi bir küçülme planı açıkladı. Şirketin mevcut durumda yaklaşık 5 bin mavi yaka ve 900 beyaz yaka çalışanı bulunuyor. Ancak 2027 yılı sonuna kadar bin 150 mavi yaka, 2030 yılı sonuna kadar ise 250 beyaz yaka çalışan ile yollarını ayırması bekleniyor. Bu rakamlar, toplam çalışanların yaklaşık yüzde 25’inin işten çıkarılacağına işaret ediyor. Bosch yetkilileri, kararın ekonomideki daralma ve buna bağlı küçülme süreci nedeniyle alındığını belirtti. Bursa’daki otomotiv ve sanayi sektöründe önemli bir istihdam sağlayan fabrikanın bu adımının, kent ekonomisi ve iş gücü piyasasında olumsuzluğu yol açacağı bildirildi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır"
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz" dedi HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı. HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ’Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi. Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, "Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ’bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ’Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin’" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 11:29
Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan: "İstihdamdaki hedefimiz 55 bine ulaşmak"
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Sakarya Gaz Sahası’ndan bugüne kadar 6 milyar metreküp doğal gaz üretildi
3
24 Nisan 2026 Cuma- 10:51
İzmir’de kuyumculukta suistimalleri önlemek için ’Mavi Kart’ zorunluluğu getirildi
4
28 Nisan 2026 Salı- 12:43
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknik Bilimler MYO öğrencilerinden sektörel çıkarma
5
29 Nisan 2026 Çarşamba- 23:16
Bakan Bolat: "Hollanda, Türkiye’nin AB üyesi ülkeler arasındaki en önemli ticaret ortaklarındandır
27 Kasım 2025 Perşembe - 15:19
Başkan Yalçın: "Kayseri’nin 10 aylık ihracatı 3 milyar 154 milyon dolar oldu"
Kayseri Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanı Mehmet Yalçın, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından kamuoyu ile paylaşılan 2025 yılı Ekim ayı dış ticaret rakamlarına ilişkin açıklamada bulundu. Türkiye İstatistik Kurumu ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen genel ticaret sistemi geçici dış ticaret verilerinin 2025 yılı Ekim ayı rakamları kamuoyu ile paylaşıldı. Rakamları değerlendiren Kayseri OSB Başkanı Yalçın, Türkiye’nin ihracatının Ekim ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2 artarak 23 milyar 941 milyon dolar, ithalat yüzde 7,2 artarak 31 milyar 521 milyon dolar olduğunu söyledi. Başkan Yalçın, "Kayseri’nin ihracatı bir önceki aya göre yüzde 5,9 oranında artarak 341 milyon 762 bin dolar oldu. Kayseri’nin 2025 yılı ilk 10 aylık ihracatı 3 milyar 154 milyon 265 bin dolar seviyesine ulaştı" dedi. Kayseri’nin Ekim ayı ithalat rakamının ise 131 milyon 685 bin dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Yalçın, "Kayseri’nin Ekim ayı ithalat rakamı, bir önceki ay ithalat rakamına oranla yüzde 9,9 oranında düştü. Şehrimizin ilk 10 aylık ithalatı ise 1 milyar 463 milyon 160 bin dolar oldu" ifadelerini kullandı. Başkan Yalçın, "Dünya genelinde yaşanan ekonomik zorluklar, sanayiciler olarak bizleri etkilemektedir. Döviz kuru belirsizliği nedeniyle dış pazarlarda yaşanan daralma, üretim ve ihracat kapasitesinin düşmesinde etkili olmaktadır. Sanayicilerimizin gücünün korunması için kısa sürede ve ucuz maliyetle kredi imkanlarının sunulması büyük önem taşımaktadır. Yaşanan tüm zorluklara rağmen Kayseri’nin dış ticaretteki dirençli duruşu ve ihracatının ithalatını karşılama oranındaki büyük başarısı sürmektedir" dedi. Başkan Yalçın, ekonomiye sağladıkları katkılardan dolayı tüm ihracatçılara ve sanayicilere teşekkür etti.
27 Kasım 2025 Perşembe - 15:19
DSO’dan Şirinköy’de uzun vadeli gelişim hamlesi
Denizli Sanayi Odası (DSO) ile Denizli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü arasında, Şirinköy mevkiinde bulunan araziye ilişkin İrtifak Hakkı Ön İzin Sözleşmesi imzalandı. Bu adım, bölgenin geleceğe dönük stratejik projeler için bir merkez hâline gelmesine zemin oluşturuyor. Sözleşme kapsamında, söz konusu arazinin DSO tarafından 30 yıl süreyle kullanımına yönelik projelendirme süreci kısa sürede başlatılacak. Alanın, önümüzdeki dönemde yenilikçilik, yeşil dönüşüm, eğitim ve ortak kullanım tesisleri gibi kente değer katacak kilit projelere ev sahipliği yapması hedefleniyor. Gerçekleştirilen imza törenine; DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, Başkan Yardımcıları Mehmet Serter ve Osman Uğurlu, Yönetim Kurulu Üyesi Ali Fuat Özel, Caner Çınar ve Levent Çaputçu, Genel Sekreter Dr. Sezgi Akbaş ile İdari ve Mali İşler Müdürü Ömer Kırboz katıldı. DSO Başkanı Selim Kasapoğlu, imza töreni sonrası yaptığı değerlendirmede şöyle konuştu: "Bu adımı Denizli sanayisinin yarınlarına yaptığımız bir yatırım olarak görüyoruz. Şirinköy’de oluşturulacak alan, üyelerimizin ihtiyaçlarına cevap veren, gençlerimize fırsatlar sunan ve şehrimizin üretim gücünü artıran projelere ev sahipliği yapacak. Hep birlikte daha güçlü bir geleceğe yürüyoruz."
27 Kasım 2025 Perşembe - 15:17
FKA’dan Tuhafiyeciler ve Konfeksiyoncular Odası’na başarı proje desteği
Elazığ Tuhafiyeciler ve Konfeksiyoncular Esnaf Odası’nın projesi, FKA desteği kazandı. Proje ile esnaflar e-ticaret ve markalaşmayı öğrenecek. Elazığ Tuhafiyeciler ve Konfeksiyoncular Esnaf Odası’nın hazırladığı "E-Ticaret ve Markalaşmanın Önemi Eğitimi" projesi, Fırat Kalkınma Ajansı (FKA) 2025 Yönetim Danışmanlığı Teknik Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Projenin başarısının azim, birlik ve kararlılıkla mümkün olduğunu vurgulayan Başkan Mitat Ulaş, emeği geçenlere teşekkür ederek, "Göreve geldiğimiz günden bu yana esnafımızın yanında olmak ve şehrimizin sorunlarını birlikte aşmak için çalışıyoruz. Bu birlik ve kararlılık sayesinde projemiz Fırat Kalkınma Ajansı tarafından desteklendi. Emeği geçen başta FKA Genel Sekreterimiz Sayın Mehmet Şirin Budancamanak olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Bizler hizmet etmeye ve üretmeye kararlıyız; öğrenmeye ve gelişmeye olan yolculuğumuzu da sürdüreceğiz" dedi.
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:43
KUTO’da "Temel Satış Becerileri" eğitimi başladı
Kuşadası Ticaret Odası tarafından her yıl düzenlenen, kişisel gelişim ve sektörel konularda eğitimler başladı. Sezon sonu başlayan ve sezon açılışına kadar çeşitli aralıklarla düzenlenen eğitimlerde, 2025-2026 döneminin ilk konusu "Temel Satış Becerileri" oldu. Kuşadası Ticaret Odası Eğitim Salonu’nda kalabalık bir katılımla gerçekleşen ve People First HR Consulting Eğitmenlerinden Ebru Tunç tarafından verilen eğitimde katılımcılar; Satış terimleri, pazarlama–satış ilişkisi ve ürün odaklı yaklaşım, günümüzün vazgeçilmezi olan sosyal medyanın satıştaki etkisi, profesyonel satışın olmazsa olmazı olan satışın adımları, müşteriyi doğru analiz etme ve ihtiyaç belirleme teknikleri gibi pek çok önemli konuda bilgi alırken, ikna stratejileri ve satış dilini güçlendiren hipnotik kelimeler üzerinde kapsamlı bir çalışma yapma imkanı buldu. Önümüzdeki aylarda da eğitimlerin devam edeceğini söyleyen Kuşadası Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Akdoğan; "Sertifikalı ve sertifikasız olarak düzenlediğimiz sektörel eğitimlerle, üyelerimizin ve personellerinin kişisel ve sektörel gelişimlerine katkı sunmaya devam ediyoruz. Bu eğitimleri, özellikle herkes katılabilsin diye sezon dışına gelecek şekilde, kış aylarında düzenliyoruz. Önümüzdeki aylarda da farklı konularda devam edecek eğitimlerimizi, Kuşadası Ticaret Odası’nın sosyal medya sayfalarından takip edebilirsiniz" dedi.
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:33
Bafra Karma OSB, yeni projelerle güçleniyor
Samsun’un üretim odaklı kalkınma vizyonunun merkezi Bafra Karma Organize Sanayi Bölgesi (OSB), yeni yatırımlar ve altyapı projeleriyle bölgesel üretimi güçlendiriyor. 88 firma ve 2.350 çalışanla faaliyet gösteren OSB’de atık su arıtma tesisi, 112 Acil Sağlık Merkezi, itfaiye ve jandarma binaları inşa ediliyor. Samsun’un üretim odaklı kalkınma vizyonunun merkezlerinden biri olan Bafra Karma OSB, yeni yatırımlar ve altyapı projeleriyle bölgenin ekonomik büyümesine önemli katkılar sunmaya devam ediyor. Samsun Valisi Orhan Tavlı başkanlığında gerçekleştirilen OSB Yönetim Kurulu Toplantısı’nda, firmalardan gelen devir, kiralama ve süre uzatma talepleri ele alınarak bölgenin yatırım trafiği değerlendirildi. 88 firma, 2 bin 350 istihdam Toplam 228 hektar üzerinde konumlanan Bafra Karma OSB’de 88 firmada 2 bin 350 kişi istihdam ediliyor. Bölgede 60 firma üretimine devam ederken, 7 firma inşaat, 22 firma ise proje aşamasında bulunuyor. 4 firma geçici olarak üretime ara verirken, 111 sanayi parselinin 93’ü yatırımcılara tahsis edilmiş, 18’i ise yeni yatırımcılar için hazır tutuluyor. Artan başvuru sayısı, OSB’nin bölgesel ve ulusal ölçekte cazibesini güçlendirdi. 7 bin metreküp kapasiteli atık su arıtma tesisi devreye alınıyor Sanayi üretiminin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik en önemli adımlardan biri olan atık su arıtma tesisi, 2023 yatırım programı kapsamında hayata geçiriliyor. 7 bin metreküp kapasiteye sahip tesis, çevresel sürdürülebilirliği desteklemesinin yanı sıra bölgedeki sanayinin uzun vadeli altyapı ihtiyaçlarını güvence altına alacak. OSB içinde 112, itfaiye ve jandarma hizmet binaları yapılıyor Bafra OSB’de yalnızca üretim değil, güvenlik ve acil durum yönetimi de güçlendiriliyor. Bu kapsamda bölgede; 112 acil sağlık merkezi, tam donanımlı itfaiye hizmet binası, jandarma karakol binası inşa ediliyor. Projeler tamamlandığında OSB içinde acil sağlık hizmetlerinin hızlanması, yangın ve endüstriyel acil durumlara anında müdahale edilmesi ve güvenlik denetimlerinin sürekli hale gelmesi sağlanacak. Altyapı ve ulaşım güçlendi: Yollar yenilendi, yağmur suyu hatları temizlendi Geçen yıl bölgede yapılan ulaşım ve altyapı yenilemeleri üretim konforunu artırdı. Yağmur suyu kanallarının temizlenmesi, yol bakım-onarım çalışmaları, yeni yapılan nizamiye binası ve güvenlik personeli takviyesi ile OSB içinde daha güvenli ve dayanıklı bir üretim ortamı oluşturuldu. OSB planlaması: Yüzde 54 sanayi parseli, yüzde 23 sağlık koruma bandı Bafra Karma OSB’nin planlaması, yalnızca üretimi değil sosyal ve çevresel ihtiyaçları da gözetiyor. Alan dağılımı şu şekilde: Yüzde 54 sanayi parseli, yüzde 23 sağlık koruma bandı, yüzde 12 yol ve otopark, yüzde 5 yeşil alan, yüzde 2 spor alanı, yüzde 2 arıtma tesisi alanı, yüzde 2 idari ve sosyal donatı.
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:08
İş adamları, Almanya’dan vize kolaylığı talep etti
Türk-Alman Yatırım ve İşbirliği Programında konuşan Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, "Vize süreçleri, Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ilişkilerin gerçek potansiyelinin ortaya çıkmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bizler, iki ülke iş dünyası arasındaki bu güçlü bağın daha hızlı, daha kolay ve karşılıklı güven çerçevesinde ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz" dedi. KAYSO Konferans Salonu’nda; Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg’un katılımıyla Türk - Alman Yatırım ve İşbirliği Programı düzenlendi. Programın açılışında konuşan KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; Kayseri hakkında Alman heyete bilgiler verdi. İş dünyası olarak en büyük beklentilerinden birinin vize konusu olduğunu kaydeden Başkan Büyüksimitci; "Vize süreçleri, Türkiye ve Almanya arasındaki ekonomik ilişkilerin gerçek potansiyelinin ortaya çıkmasının önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Takdir edesiniz ki, iş dünyası için zaman, en kritik unsurdur. Üretimi, tedariki, fuar ziyaretlerini, makine kurulumlarını, eğitim programlarını ve ticari görüşmeleri etkileyen bu gecikmeler, firmalarımızın rekabet gücünü zayıflatmakta; kimi zaman da ticaretin tamamen aksamasına neden olmaktadır. Bugün aramızda bulunan değerli Büyükelçimiz ve Schengen Vize Bölümü yetkililerinin bu konudaki hassasiyetimizi bizzat duyması bizim için çok önemli. Bizler, iki ülke iş dünyası arasındaki bu güçlü bağın daha hızlı, daha kolay ve karşılıklı güven çerçevesinde ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle vize süreçlerinde iş insanlarına yönelik öngörülebilirlik, hız ve kolaylaştırıcı uygulamaların artırılmasını talep ediyoruz. Bu, sadece Türk iş dünyasının değil, Alman şirketlerinin Türkiye’deki yatırımlarının da daha etkin yönetilebilmesi için karşılıklı bir ihtiyaçtır" dedi. Kayseri’nin Türk ekonomisine katkı sunan nadir şehirlerden bir tanesi olduğunu vurgulayan Başkan Büyüksimitci; "2024 yılında 4 milyar dolar ihracat, 2 milyar dolar ithalat gerçekleştiren şehrimiz, ithal ettiğinin iki katını ihraç ederek Türkiye ekonomisine net katkı sunan nadir illerden biri olmuştur. Sektörel olarak Kayseri; mobilya ve mobilya yan sanayi üretiminde açık ara 1. sırada, elektrikli ev aletleri ihracatında Türkiye’de 2. sırada, mobilya ve kabloda ise 3. sıradadır. Almanya, Irak ve ABD en çok ihracat yaptığımız ülkeler arasında yer almaktadır. Kayseri olarak toplam ihracatımızın yüzde 20’den fazlasını sadece Almanya’ya yaptığımızı özellikle belirtmek isterim. Ayrıca 2024 yılı verilerine göre İSO İlk 1000 listesinde 23 firmamızla Türkiye’de 8. sıradayız. 16 Ar-Ge Merkezi ve 4 Tasarım Merkezi ile yenilikçi, verimli ve teknoloji odaklı üretimi güçlendirmeye devam ediyoruz. Kayseri sanayisinin bugün ulaştığı güçlü ölçek; şehir yönetimimizle kurduğumuz yakın iş birliğinin, ortak aklın ve birlik beraberliğin önemli bir sonucudur. Bu doğrultuda, sanayimize verdikleri destekler ve üretim ile yatırım ortamının geliştirilmesine sağladıkları katkılar için Valimiz Gökmen Çiçek’e ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Memduh Büyükkılıç’a gönülden teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Emre Sönmez ise programda yaptığı konuşmada; "Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler yalnızca ekonomik değil; insani bağları, kültürel etkileşimi ve karşılıklı güveni içinde barındıran çok katmanlı bir yapıdadır. Almanya’da yaşayan milyonlarca vatandaşımız ve Türkiye’de faaliyet gösteren Alman şirketleri, bu ilişkinin en değerli köprüleridir. Kayseri, Almanya için güvenilir, üretken ve vizyoner bir ortak şehirdir. Almanya ile iş birliğinde önümüzde geniş bir potansiyel bulunmaktadır. Özellikle; makine ve metalde ortak üretim, mobilya ve tasarım odaklı kümelenme, enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm, sanayide dijitalleşme ve otomasyon, tedarik zinciri entegrasyonu Kayseri’nin üretim kapasitesi ile Almanya’nın ileri teknoloji tecrübesi birleştiğinde sürdürülebilir ve yüksek katma değerli projeler ortaya çıkacaktır" ifadelerini kullandı. Almanya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg ise; Kayseri ile ekonomik işbirliğinin önemine değinerek, ticari ilişkilerinin daha da güçlenmesinin iki ülke ekonomisine değer katacağını kaydetti.
27 Kasım 2025 Perşembe - 13:45
Söke TARİŞ Pamuk Kooperatifi mali genel kurul toplantısı yapıldı
TARİŞ Söke 131 No’lu Pamuk ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifi 2024-2025 yılı olağan mali genel kurul toplantısı yapıldı. Tariş Söke tesislerinde yapılan genel kurula bakanlık temsilcileri ve üretici ortaklar katılırken, diban başkanlığını A. Kaan Akın, divan katipliklerini ise Mustafa Balıkçı ve Zihni Karalar yaptı. Saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasının ardından genel kurulda açılış konuşmasını Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Özer yaptı. İklimsel ve fiyat olarak son yılların en kötü sezonunu yaşadıklarını belirten Başkan İsmail Özer, TARİŞ Söke Pamuk Kooperatifi olarak ellerinden gelen tüm cefakarlık ve fedakarlığı gösterdiklerine inandığını söyledi. Tüm Ege’de tahminlerin en az yüzde 15 altında rekolte düşüşü olmasına rağmen tatmin edici bir pamuk alımı gerçekleştirdiklerini belirten Söke Pamuk ve Yağlı Tohumlar Kooperatifi Başkanı İsmail Özer, "Hepimiz aynı gemideyiz. Üç yıldır aynı fiyata pamuk satıyoruz. Girdi maliyetlerimiz ise çok yükseldi. Ancak biz Söke Kooperatifi olarak her zaman üretici ortağımızın yanında olmaya, destek vermeye devam edeceğiz. Kısa bir süre önce yaptığım açıklamada belirtmiştim; devlet bir an önce yeni bir destekleme modeli geliştirmeli ve pamuk üreticisine destek vermelidir" dedi. "Buğday üreticisi dert etmesin" Önümüzdeki sezon için Söke’de 200 bin dekarı aşan bir buğday ekimi yapıldığını belirten Başkan Özer, "Söke için buğday kaçınılmaz oldu. Hakkaniyet çerçevesinde üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Ayçiçeği alımına da devam edeceğiz. Buğday kısmında üreticilerin şüphesi olmasın, ana sözleşmeye buğday ile ilgili bir madde eklenmesi için çalışmamız var. Ayrıca buğday üreticisine gübrede destek olacağız. Gübre düşünceniz olmasın" dedi. "Birlik bizi yok saymaya çalışıyor ama nafile" TARİŞ Pamuk Birliği ile yaşanan sıkıntılara da değinen TARİŞ Söke Pamuk Kooperatifi Başkanı İsmail Özer; Söke’nin sadece TARİŞ Birliğin en büyük kooperatifi olmasının yanında Türkiye’deki en büyük kooperatif olduğunun altını çizdi. ‘Pamuk Birliği Söke’yi dışlarken, adeta Söke’ye eziyet ediyor’ diyen Başkan Özer, "Sıra yokken çekirdeklerimizi bekletiyor. Şoförlerimize yemek dahi vermiyor. Yandaş kooperatiflere bir iki delege çıkarmak için destek verenler, Söke’yi kapatmaya çalışıyor. Yıllardır Birliği Söke ayakta tutmasına rağmen, nedir bu Söke düşmanlığı anlamak mümkün değil. Bir çırçır fabrikasına milyonlarca lira avans verirken, en büyük kooperatifine bir lira destek yok. Bunu söyleyince ‘istemediniz ki’ diyorlar" dedi. "Söke’deki muhalefete de seslendi" Söke’de kendilerine muhalif olan kesime ‘İzmir seviciliğini bırakın’ diyerek seslenen Pamuk Kooperatifi Başkanı İsmail Özer, "Birliğin Söke’ye yaptıklarını görmezden gelmeyin. Muhalefet yaparken, Söke’ye zarar vermeyin. Ocak ayında yapılacak birlik genel kurulunda gelin hep beraber Söke çiftçisi ve ortağı olarak hesap soralım" dedi. Konuşmanın ardından gündemde yer alan maddeler görüşüldü. Kooperatifin faaliyet, finansman tabloları ve denetim raporları okundu ve oy birliği ile kabul edildi. Genel kurulda bazı işletmelerin üzerine güneş enerji panelleri kurulması gibi yeni yatırımlar için yönetim kuruluna yetki verildi.
27 Kasım 2025 Perşembe - 13:20
ADSYB Başkanı Güngör, şap vakalarını değerlendirdi
Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (ADSYB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, ülke genelinde etkili olan şap vakalarının yetiştiricide yaklaşık 4 milyar dolar zarara neden olduğunu belirterek hastalıktan etkilenen yetiştiricilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçlarının ertlenmesini talep petti. ADSYB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi tarafından 2025 yılı içinde yayınlanan ‘Şap Hastalığı Ekonomik Etki Raporu’unda da belirtildiği gibi, "Hastalık nedeniyle oluşan kaybın içinde özellikle yetiştiricileri etkileyen; et üretim kaybı, süt verimindeki düşüş, tedavi ve ilaç giderleri ile buzağı ölümleri toplamda 3,62 milyar dolarlık bir zarar oluştuğu belirtilmektedir. Bu bulgular, şap hastalığının yalnızca biyolojik bir tehdit olmadığını; doğrudan yetiştiricinin üzerinde kendi imkanlarıyla karşılanamayacak ölçüde bir ekonomik yük oluşturduğunu göstermektedir. Yetiştiriciler, bir yandan gelir kaybıyla karşı karşıya kalırken, diğer yandan hızla artan giderlerin baskısı altında üretimlerini sürdürmeye çalışmaktadır. Bu nedenle hastalıktan etkilenen yetiştiricinin kredi borçlarının ertelenmesini talep ediyoruz" dedi. Açıklamasında hastalığın süreci hakkında da bilgi veren Başkan Güngör, "Türkiye, 2025 yılının başında komşu ülkelerde hızla yayılan şap vakalarının ardından, hastalığın doğu sınırlarından giriş yapmasıyla birlikte ciddi bir salgınla karşı karşıya kalmıştır. Son derece bulaşıcı yapıya sahip virüs; sınır ticareti, hayvan hareketliliği ve yabani çift tırnaklı türler üzerinden kısa sürede birçok ile taşınmış, büyükbaş hayvancılığın yoğun olduğu bölgelerde hızlı bir yayılım göstermiştir. Şap salgınının yol açtığı akut enfeksiyon ve üretim kayıpları, ülkenin hayvansal üretim kapasitesini tehdit eden önemli bir kriz haline gelmiştir" dedi. Hastalığın çok yüksek bulaşıcılığı nedeniyle, karantina tedbirlerinin sıkı uygulanması ve hastalık çıkan işletmelerin yakınlarındaki işletmelerin, o bölgede görülen tip ve şap enstitüsünde üretilen aşı ile önerilen sürede (21-28 gün) rapelleri beraber uygulanması gerektiğini kaydeden ADSYB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, "Sahadan gelen bilgiler, şap salgınının özellikle süt ve et üretimiyle geçimini sağlayan aile işletmelerini derinden etkilediğini göstermektedir. Verim düşüşleri, artan tedavi giderleri ve buzağı kayıpları nedeniyle birçok yetiştirici borçlarını ödeyemez durumdadır. Devletin sorumluluğunda olan bu hastalıkla mücadelede meydana gelen kayıplar, yetiştiriciyi ekonomik olarak ağır mağduriyete uğratmıştır. Şap hastalığı sebebiyle ortaya çıkan bu zarar yetiştiricinin tek başına taşıyabileceği bir yük değildir" diyerek yetiştiricin kredi borçlarının ertelenmesini ve desteklenmesini talep etti. Bu yıl görülen şap vakasına karşı üreticilerin ellerinden geldiğince biyogüvenlik önlemleri almasına rağmen hastalıktan kaçamadığını da belirten Başkan Güngör, tarım alanında politika geliştirme, ekonomik etki analizi ve stratejik araştırmalar yapan bağımsız bir düşünce kuruluşu TARPOL (Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi) tarafından 2025 yılı içinde yayınlanan ‘Şap Hastalığı Ekonomik Etki Raporu’, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının yalnızca yüzde 30’unun etkilenmesi durumunda dahi toplam ekonomik kaybın 4,1 milyar dolara ulaşabileceğini ortaya koymaktadır. Bu kaybın içinde özellikle yetiştiricileri etkileyen; et üretim kaybı, süt verimindeki düşüş, tedavi ve ilaç giderleri ile buzağı ölümleri toplamda 3,62 milyar dolarlık bir zarar oluşturmaktadır. Bu bulgular, şap hastalığının yalnızca biyolojik bir tehdit olmadığını; doğrudan yetiştiricinin üzerinde kendi imkanlarıyla karşılanamayacak ölçekte bir ekonomik yük oluşturduğunu göstermektedir. Yetiştiriciler, bir yandan gelir kaybıyla karşı karşıya kalırken, diğer yandan hızla artan giderlerin baskısı altında üretimlerini sürdürmeye çalışmaktadır. Devletimiz, yakın zamanda meydana gelen don afetinde üreticilerin zararlarını üstlenerek önemli bir destek örneği göstermiştir. Şap hastalığı ile mücadele devletin doğrudan sorumluluğunda yürütülen bir süreçtir ve don afetindeki aynı koruyucu yaklaşımın burada da uygulanması yetiştirici mağduriyetinin giderilmesi açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. Açıklamasında alınması gereken önlemlerden de söz eden ADSYB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, "Yetişticilerimizin borç ödeme kapasitesi fiilen ortadan kalkmış durumdadır. Şap salgını mücbir sebep ve doğal afet benzeri bir durum olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle hastalığın görüldüğü bölgelerde Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçların en az bir yıl süreyle faizsiz ertelenmesi zorunludur. Bu erteleme, işletmelerin nakit akışını koruması ve üretime devam edebilmesi için hayati önemdedir. Şap çıkan işletmelerde süt ve et verim kayıpları mutlaka karşılanmalıdır. Tedavi giderleri, ilaç maliyetleri ve buzağı kayıpları da destek kapsamına alınmalıdır. Don afetlerinde uygulanan gelir kaybı desteği bunun güçlü bir örneğidir. Aynı yaklaşımın, hatta daha kapsamlı biçimde, şap salgını mağduriyetlerinde de devreye alınması sürdürülebilir hayvansal üretim açısından bir gerekliliktir. Tüm ülkenin etkilendiği bu salgında süte ve ete verilen destek artırılmalı konulan kriterlere bakmaksızın tüm işletmelere acilen destek verilmelidir. Bu çözüm önerilerinin hızla uygulanması, hem mevcut krizin etkilerini azaltmak hem de yetiştiricinin üretimden kopmasını önlemek açısından büyük önem taşımaktadır. Ülkemizin hayvansal üretimi, kırsal istihdamı ve gıda güvencesi açısından da stratejik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi.
27 Kasım 2025 Perşembe - 13:05
Bakan Bolat: ‘‘Bu yıl hizmet İhracatı 121 milyar doları aşacak’’
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ‘‘Hizmetler sektöründe istihdam sayısı 21 milyona ulaştı. Bu yıl hizmet ihracatı 121 milyar doları aşacak. Türkiye’ye yaklaşık 62 milyar dolar net dış ticaret fazlası elde edecek’’ dedi. "Hizmet İhracatının Şampiyonları" yedinci kez düzenlenen törende ödüllendirildi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Hizmet İhracatçıları Birliği (HİB) Başkanı Şekib Avdagiç’in de katılımlarıyla gerçekleşen törende en fazla ihracat gerçekleştiren 60 firmaya ödülleri takdim edildi. Törende konuşan Ticaret Bakanı Bolat, hizmet ihracatının da mal ihracatı kadar değerli olduğunu belirterek bu yıl hizmet ihracatının 121 milyar doları aşacağını vurguladı. 2025’in üretim, istihdam, mal ve hizmet ihracatı noktasında dengeli ve olumlu yönde ilerleyen bir yıl olduğunu belirten Bolat, ‘‘Türkiye yaklaşık 17 bin dolar kişi başına düşen milli geliri olan bir ülke olarak 2025’i tamamlayacak’’ ifadelerini kullandı. Finansman maliyetlerinin düşmeye devam edeceğini de söyleyen Bolat, ‘‘Enflasyondaki azalışa paralel olarak finansman maliyetlerinin düşüş trendi 2025 ortalarından itibaren başladı. Finansman maliyetlerindeki azalmanın 2026’da düzenli bir şekilde devam etmesini tahmin ediyoruz’’ dedi. ‘‘Bu yıl hizmet İhracatı 121 milyar doları aşacak’’ 2025 yılı için 390 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedefinin olduğunu da hatırlatan Bakan Bolat, ‘‘390 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatını aşmayı hedefliyoruz. Hizmetler sektöründe istihdam sayısı 21 milyona ulaştı. Bu yıl hizmet ihracatı 121 milyar doları aşacak. Türkiye’ye yaklaşık 62 milyar dolar net dış ticaret fazlası elde edecek’’ diye konuştu. Hizmetler sektörünün dış ticaret fazlası veren bir sektör olduğunu vurgulayan Bolat, ‘‘Türkiye hizmetler ticaretinde fazla sağlayan 5’inci dünya ülkesi konumunda. Yani 62 milyar dolar dünyada bizi 5’inci sıraya yükseltiyor hizmetler dengesi fazlasında. Aynı zamanda da dış ticaret açığımızı azaltarak cari işlemler dengemizde iyi bir tablo oluşmasını sağlıyor. Geçen yılı 10,5 milyar dolar cari açıkla kapattık. Bu yıl da 21-22 milyar dolar bir cari açığımız olacak. Tolere dilebilir, makul bir denge olarak nitelendirmek mümkündür. Gönül ister ki cari işlemler fazlamız olsun. Onun için de hep birlikte mücadele ediyoruz’’ şeklinde konuştu. Hizmetler sektörünün istihdamdaki payına ilişkin de bilgi paylaşan Bolat, ‘‘Hizmetler sektörünün istihdamdaki payı yüzde 65. Hizmetler sektöründe istihdam sayısı 21 milyon. Sektörün milli gelirdeki payı yüzde 60’a yaklaştı’’ sözlerini ifade etti. Avdagiç: "Türk markaları güven sembolüne dönüştü" 2024 yılında 117 milyar 189 milyon dolar hizmet ihracatı gerçekleştiğini hatırlatan Hizmet İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ise ‘‘2024 yılı, küresel ekonomideki tüm belirsizliklere ve sıkıntılara rağmen Türk hizmet sektörünün direncini, kabiliyetini, yeni çıkış yolları üretme yeteneğini ve uyum gücünü bir kez daha ispatladığı bir yıl oldu. Türk markaları güven sembolüne dönüştü. Bu bizim hizmet ihracatı gücümüzün ve azmimizin göstergesidir. HİB üyeleri adına iftiharla söylemek isterim ki, 61 milyar 369 milyon dolarlık cari fazla ile ülkemize, hizmetler sektörü olarak tarihinin en yüksek net katkısını sağlamış bulunuyoruz. Bu tablo, sadece rakamlardan ibaret değildir. Burada aynı zamanda yüz binlerce çalışan, milyonlarca hizmet deneyimi ve güçlü bir inanç var" dedi. Turizmden taşımacılığa, bilişimden sağlık hizmetlerine, eğitimden finansal hizmetlere, dizilerden müteahhitlik projelerine kadar pek çok alanda Türk markasının artık dünya çapında bir güven sembolüne dönüşmüş durumda olduğuna dikkat çeken Avdagiç, "Her ne kadar rekabet zorlaşsa da biz HİB olarak tüm ihracatçı üyelerimizle birlikte, sektörlerimizin küresel rekabetteki yerini güçlendirmek, ülkemizin imajını daha üst noktalara taşımak ve dünya hizmet ihracatından daha fazla pay almak için hiç durmaksızın çalışıyoruz. Memnuniyetle ifade edeyim ki, bu çalışma ve gayretler sayesinde, ekonomimize ve cari dengemize sağladığımız olumlu katkıyla, hizmet ihracatı Türkiye’nin küresel pazardaki iddiasının yeni sembolü olmuştur. Bu başarının, Türkiye’nin her sektörüne olumlu katkısı oldu. Türkiye’nin ekonomisi büyüdü, üretimi arttı. Buradan aldığımız güçle ifade edeyim ki, HİB üyeleri olarak Bakanlığımızın 2025 yılı için belirlediği hizmet ihracatı hedefine ulaşmaya çok yakınız" ifadelerini kullandı.
27 Kasım 2025 Perşembe - 12:51
Çilek üreticilerinin tarlada hummalı çalışması devam ediyor
Denizli’nin Buldan ilçesinde bin 980 dekar alanda, bir dekarda 1 ton çilek üretimi gerçekleştirildiği yüksek kesimlerdeki çilekler için üreticiler tarlalarda hummalı bir çalışma yürütülüyor. Denizli’nin Buldan ilçesinde yüksek kesimlerinde yetişen organik çileklerin dikim çalışmaları başladı. Yayla Mahallesi, Kovanoluk, Süleymanlı, Kaşıkçı, Alandız, Kurudere Mahalleleriyle birlikte 10 mahallede yetiştirilen ve lezzeti, kokusuyla ünlü çilekler için üreticiler tarlalarda hummalı bir çalışma yürütüyor. "Çilek yetiştirmeciliği için tüm işlemleri yapıyoruz" Buldan Yayla Mahallesi’nde çilek yetiştiriciliği yapan Gülgün Karakaş, tarlalarda çilek yetiştirmek için toprak işleme çalışmaları yaptıklarını belirterek; "Çilek dikimine şu günlerde başladık. Toprağımızı çilek üretimine uygun hale getirdik. Hazırladığımız toprağın üzerine naylon örtüyoruz. Naylon örtülere açtığımız deliklere yetiştirdiğimiz çilek fidelerimizi dikiyoruz. Kasım ayında çektiğimiz naylonlar beş yıl dayanıklıdır. Damlama sulama yapmaktayız. Ziraat çileği ve yediveren cinsi dikiyoruz. Mart ayında çilekler çiçek açar, Haziran ayında çilekler döküme başlar. Bizde üreticiler olarak içindeki yaban otlarını temizleriz. Yetiştirmek için tüm işlemleri yapıyoruz. Allah bol bereketli ürün versin inşallah" dedi. Buldan’da üreticiler tarafından bin 980 dekar alanda, bir dekarda 1 ton çilek üretimi gerçekleştiriliyor. Çilek çeşitleri olarak, ziraat çileklerinin çeşitleri ile yediveren cinsi üretiliyor.
27 Kasım 2025 Perşembe - 12:31
Düzce’de ihracat rakamı ithalat rakamını geçti
DÜZCE(İHA) – TÜİK verilerine göre Düzce’de Eylül ayı verilerine göre ihracat rakamı ithalat rakamı geçti. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Düzce’de eylül ayında genel ticaret sistemine göre ihracat 34 milyon 361 bin dolar, ithalat 17 milyon 820 bin dolar olarak gerçekleştiği bildirildi.
27 Kasım 2025 Perşembe - 12:29
İkinci el araç alırken dikkat edilmesi gereken 7 ayrıntı
İkinci el araç almak isteyenlere uyarılarda bulunan Koçaslanlar Motorlu Araçlar Genel Müdürü Didem Aras, dikkat etmesi gereken 7 maddeye dikkat çekti. Sorunsuz ikinci el araçları müşterileri ile buluşturmayı misyon edinen Renew markası çatısı altında ikinci el faaliyetlerini yürüttüklerini belirten Koçaslanlar Motorlu Araçlar Genel Müdürü Didem Aras, 2. el araçların showroomda ve dijital mecralarda satışa sunmadan önce 150 noktaya kadar kontrolden geçirildiğini söyledi. Aras, kontrol noktalarının, mekanik, kaporta, iç mekân ve süspansiyonlar ve benzeri alanları kapsadığını hatırlattı. Ayrıca bu kontroller sonucunda mekanik tüm sorunlar ile beraber, sürüş güvenliğini tehdit edebilecek diğer kusurların da giderildiğini sözlerine ekleyen Didem Aras, böylelikle Renew markasıyla güvenilir ve sorunsuz 2. el araca sahip olunabileceğini belirtti. Aras, son olarak güvenli yatırım ve sürpriz masrafların minimize edilebilmesini sağlamak için, ikinci el araç alırken dikkat edilmesi gereken 7 altın unsura dikkat çekti. Aras 7 maddeyi ise şu şekilde sıraladı; "İlk sırada, araç fiyatı, sigorta, vergiler, bakım masrafları, yakıt tüketimi, kullanım amacı. tercih edilen modellerin piyasa değeri, benzer kilometre ve durum değerleri. ikinci sırada, trafik geçmiş raporu, hasar geçmişi, kilometre tutarlılığı, değişen parçalar. Her yıllık muayene ve servis kayıtları ile karşılaştırın. Düzenli bakımlar, önemli onarımlar ve kronik sorunlar. Kaç sahip olduğu, aracın kullanımı, kiralık, filo veya bireysel. Üçüncü sırada, harici muayene, boya hataları, pas, çizikler, çarpışma izi gibi. Dördüncüsü, motor sesi ve çalışmasıdır. Düz rölanti, düzensiz ses yok; soğukta ve ısındığında performans. Sızdırmazlık, yağ, yakıt, soğutma sıvısı sızıntıları. Daha sonra ise 5’inci madde, test sürüşü. Yol tutuşu ve direksiyon, boşluk, titreşim ve sapma. Vites geçişleri, özellikle manuel de geçişlerin temizliği. 6. madde de ise, satıcı garantisi, yetkili servis garantisi, uzatılmış garanti. Yetkili servisler tarafından yapılan bakımlar. Son olarak ise, finansman ve maliyet analizi. Toplam sahip olma maliyeti. Vergi, sigorta, bakım, yakıt ve amortisman."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder