Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
İsrail'in Küresel Sumud Filosunda alıkoyduğu Türkler bugün İstanbul'a dönecek
Van Gölü Havzası’nda yağış bereketi: Etkisi 2027 yılına kadar sürecek
Çocukların silahla oyunu faciayla bitti
İsrail, Sumud Filosu’nda gözaltına alınan 175 kişiyi Yunanistan’a teslim edecek
Yaklaşık 7 yılın ardından ABD-Venezuela arasında yolcu uçuşları yeniden başladı
Kosova'da halk, 7 Haziran'da erken genel seçimler için sandık başına gidecek
EKONOMİ
Bilecik’te konaklama sektörü durma noktasına geldi
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:02:16
Bilecik’te otel işletmecileri, yangın güvenliği raporu alma sürecinde Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü’nün ’imar mevzuatı’ engeline takıldıklarını belirterek, duruma tepki gösterdi. Bilecik’te faaliyet gösteren oteller, itfaiye uygunluk raporu alamadıkları için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarını belirtti. Türkiye’nin diğer illerinde yangın güvenliği odaklı yapılan denetimlerin Bilecik’te imar mevzuatı üzerinden yürütüldüğünü savunan işletmeciler, bu durumun hem şehir ekonomisini hem de istihdamı tehdit ettiğini açıkladı. Ortak bir bildiri yayımlayan otelciler, acil çözüm bekliyor. "Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür" Bilecik’te otel işletmeciliği yapan Serkan Işık, "Yangın güvenliği tedbirleri kapsamında otellerin 31 Mayıs tarihine kadar ibraz etmesi gereken itfaiye uygunluk raporunu almak için yapılan başvurular sonucunda Bilecik Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü tarafından yürütülen denetimler nedeniyle ilimizdeki otellerin büyük bölümü rapor alamaz hale gelmiştir. Birçok işletme yangın güvenliğiyle ilgili tüm eksiklerini gidermek için ciddi yatırımlar yapmış, gerekli tedbirleri almış ve mevzuata uyum sağlamak için büyük maliyetlere katlanmıştır. Buna rağmen denetimlerin yangın güvenliğinden ziyade imar mevzuatı üzerinden yürütülmesi nedeniyle işletmelere itfaiye uygunluk raporu verilmemektedir. Türkiye’nin birçok ilinde ve Bilecik’e bağlı ilçelerde yapılan uygulamalarda itfaiye denetimleri öncelikli olarak yangın güvenliği kapsamında yapılmakta, işletmelerin eksikleri giderildikten sonra gerekli raporlar verilmektedir. Ancak Bilecik’te uygulanan bu farklı ve katı yaklaşım, ilimizdeki otelleri adeta kapanmaya zorlayan bir sürece dönüşmüştür. Bugün gelinen noktada Bilecik’te faaliyet gösteren ve sayısı zaten sınırlı olan otellerin büyük kısmı işletme ruhsatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu durum yalnızca işletmecileri değil, otellerde çalışan onlarca kişiyi, Bilecik’e gelen misafirleri, turizm faaliyetlerini ve şehir ekonomisini doğrudan tehdit etmektedir" dedi. "Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır" Işık, "Yangın güvenliği elbette herkes için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Ancak yangın güvenliği tedbirlerini yerine getiren işletmelere dahi rapor verilmemesi, uygulamanın amacını aşan ve işletmeleri tamamen faaliyet dışı bırakabilecek bir noktaya ulaşmıştır. Aynı mevzuatın Türkiye’nin farklı şehirlerinde farklı şekillerde uygulanması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu uygulama hukukun temel ilkelerinden biri olan eşitlik ilkesini zedelemekte ve Bilecik’teki işletmeleri haksız bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmaktadır. Eğer mevcut uygulama bu şekilde devam ederse Bilecik’teki konaklama sektörünün büyük ölçüde kapanması kaçınılmaz olacaktır. Bunun sonucu olarak hem çalışanlar işsiz kalacak hem de Bilecik’in turizm ve ekonomik hayatı ciddi zarar görecektir. Bilecik’te faaliyet gösteren otel işletmecileri olarak yetkili kurumları bu soruna acilen çözüm bulmaya davet ediyor, yangın güvenliği açısından gerekli tedbirleri yerine getiren işletmelerin mağdur edilmemesi gerektiğini kamuoyunun dikkatine saygıyla sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01
Bosch Bursa’da bin 400 çalışanı işten çıkarma hazırlığında
Bursa’daki dev üretim tesisine sahip Bosch, önümüzdeki yıllarda ciddi bir küçülme planı açıkladı. Şirketin mevcut durumda yaklaşık 5 bin mavi yaka ve 900 beyaz yaka çalışanı bulunuyor. Ancak 2027 yılı sonuna kadar bin 150 mavi yaka, 2030 yılı sonuna kadar ise 250 beyaz yaka çalışan ile yollarını ayırması bekleniyor. Bu rakamlar, toplam çalışanların yaklaşık yüzde 25’inin işten çıkarılacağına işaret ediyor. Bosch yetkilileri, kararın ekonomideki daralma ve buna bağlı küçülme süreci nedeniyle alındığını belirtti. Bursa’daki otomotiv ve sanayi sektöründe önemli bir istihdam sağlayan fabrikanın bu adımının, kent ekonomisi ve iş gücü piyasasında olumsuzluğu yol açacağı bildirildi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:01
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır"
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz" dedi HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını "Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır" olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı. Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı. HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi. Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ’Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı. "Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz" Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi. Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, "Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim" şeklinde konuştu. "İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, "Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak" ifadelerine yer verdi. "Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır" HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, "Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız" açıklamasında bulundu. Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi. "Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır" HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı." "Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, "Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz" Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, "Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ’bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz" dedi. "Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor" Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, "Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ’Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin’" çağrısında bulundu. "125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık" Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, "Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz" dedi. "12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz" Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, "Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor" şeklinde konuştu. "Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz" Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, "Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz" açıklamasında bulundu. Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti. Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, "Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 14:36
GTB Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi
Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı, GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu başkanlığında, GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ile meclis, disiplin kurulu ve meslek komitesi üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda; küresel tarım ve emtia piyasalarındaki gelişmeler, tarımsal üretimde maliyet unsurları, son dönemdeki yağışların rekolteye etkileri ile üye talep ve önerileri ele alındı. Toplantının açılış konuşmasını yapan GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, tarımsal üretimde yeni sezon öncesinde ortaya çıkan tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Harman sezonuna sayılı haftalar kala buğdayda güçlü bir üretim beklentisinin öne çıktığını belirten Tiryakioğlu, son dönemde gerçekleşen yağışların üretim açısından olumlu bir zemin oluşturduğunu ifade etti. 2026 su yılının ilk yarısına ilişkin yağış verilerini paylaşan Tiryakioğlu, Türkiye genelinde yağışların uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini ve son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını belirtti. Gaziantep özelinde ise Ocak ayında metrekareye 155 kilogram, Şubat ayında 189 kilogram, Mart ayında 178 kilogram ve Nisan ayında 117 kilogram yağış kaydedildiğini ifade eden Tiryakioğlu, bu verilerin rekolte açısından umut verici bir tablo ortaya koyduğunu söyledi. Küresel gelişmelerin tarım piyasaları üzerindeki etkilerine de değinen Tiryakioğlu, özellikle bölgesel gelişmelerin emtia piyasalarında yeni dengeler oluşturduğunu belirtti. Türkiye’nin üretim gücü ve tecrübesiyle bu süreçte ortaya çıkan değişimleri doğru okuyarak, küresel ticarette konumunu daha da güçlendirebileceğini dile getirdi. Kurumsal çalışmalara da değinen Tiryakioğlu, Gaziantep Ticaret Borsası’nın Antalya’da düzenlenen YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı’nda Avrupa Birliği coğrafi işaret çalışmaları dolayısıyla ödüle layık görüldüğünü belirtti. Bu ödülün, Antep Fıstık Ezmesi ve Gaziantep Lahmacunu’nun Avrupa Birliği tescilleri sayesinde alındığını aktaran Tiryakioğlu, Türkiye’nin toplam 46 Avrupa Birliği tescilli ürünü bulunurken, Gaziantep’in 5 ürünle bu alanda öne çıkan şehirlerden biri olduğunu sözlerine ekledi. Toplantıda konuşan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ise borsanın yürüttüğü projelere ilişkin bilgi verdi. Akıncı, geçtiğimiz yıllarda hayata kazandırılan Antep Fıstığı Lisanslı Deposu, Antep Fıstığı Pilot İşleme Tesisi, Et Borsası ve Et Hali ile yeni idari hizmet binasının borsanın altyapısını güçlendirdiğini belirterek, Hububat Emtia Merkezi için ise fizibilite çalışmalarının tamamlandığını ve projenin en kısa sürede hayata geçirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Hububat Emtia Merkezi’nin yalnızca fiziki bir yatırım olmadığını, aynı zamanda bölgenin tarımsal ticaret yapısını daha sistemli ve rekabetçi bir zemine taşıyacak stratejik bir proje olduğunun altını çizen Akıncı, merkezin hayata geçirilmesiyle birlikte hububat ticaretinin modern altyapılar, elektronik satış sistemleri ve entegre hizmetlerle tek çatı altında toplanmasının hedeflendiğini belirtti. Akıncı, söz konusu merkezin üretici, tüccar ve sanayiciyi aynı platformda buluşturarak ticaret süreçlerini kolaylaştıracağını, ürünlerin daha sağlıklı şartlarda işlem görmesine katkı sağlayacağını ve Gaziantep’in bölgesel ölçekte bir hububat ticaret merkezi olma potansiyelini güçlendireceğini dile getirdi. Toplantının devamında meclis üyeleri, gündem maddelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, sektörlere yönelik görüş ve öneriler paylaşıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 11:29
Diyarbakır OSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan: "İstihdamdaki hedefimiz 55 bine ulaşmak"
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Sakarya Gaz Sahası’ndan bugüne kadar 6 milyar metreküp doğal gaz üretildi
3
24 Nisan 2026 Cuma- 10:51
İzmir’de kuyumculukta suistimalleri önlemek için ’Mavi Kart’ zorunluluğu getirildi
4
28 Nisan 2026 Salı- 12:43
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknik Bilimler MYO öğrencilerinden sektörel çıkarma
5
29 Nisan 2026 Çarşamba- 23:16
Bakan Bolat: "Hollanda, Türkiye’nin AB üyesi ülkeler arasındaki en önemli ticaret ortaklarındandır
28 Kasım 2025 Cuma - 09:54
TMO’nun raporuna "gübre fiyatlarının yüksekliği" de girdi
Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) "Fenolojik Değerlendirme Raporu"na ekim dönemindeki "gübre fiyatlarının yüksekliği" de girdi. TMO’nun merkez ve taşra teşkilatı teknik personelin sahadan birebir gözlem, meteorolojik veri ve teknik bilgilerle hazırladığı "Fenolojik Değerlendirme – Hububat ve Bakliyatta Yağış, Ekiliş ve Gelişim Analizi (Ekim 2025 Değerlendirmesi)" yayınlandı. Değerlendirme raporunda, ülkedeki yağış durumu, bölgelere göre yağmurların etkisi, ekiliş oranları ve yönelimler aktarıldı. Bazı bölgelerde yağış yetersizliği nedeniyle ekilişlerin geciktiğine vurgu yapılırken, taban gübresi kullanımında fiyatların yüksekliğine dikkat çekildi. Raporda, Kırıkkale’de gübresiz ekiliş yapılmadığı ancak maliyetler nedeniyle üreticilerin içeriği daha düşük muadil gübreleri kullandığı belirtilerek, sertifikalı tohum kullanımında buğday ve arpada sınırlı bir azalış görüldüğü aktarıldı. Karadeniz’de dap yerine kompoze kullanıldı Kırşehir’de sertifikalı tohum kullanım oranı düştüğü, pahalı olan DAP gübresi tüketiminin yüzde 16 gerilediği ve bunun yerine organomineral gübre, 20-20-0 ve çiftlik gübresi tercih edildiği bildirildi. Adana’da taban gübresi olarak dekara 20–30 kilogram 20-20-0 kompoze gübre ile 20–30 kilogram tohum kullanıldığı kaydedildi. Karadeniz Bölgesinde taban gübresi kullanımında üreticilerin yaklaşık yüzde 15 oranında DAP, yüzde 45 oranında 20-20-0 ve yüzde 30 oranında 8-20-0 kompoze gübresi kullandıkları ifade edilen raporda, "DAP fiyatlarının yüksekliği nedeniyle üreticilerin yaklaşık yüzde 10’unun diğer kompoze gübre türlerine yöneldiği tespit edilmiştir" ifadesi kullanıldı.
28 Kasım 2025 Cuma - 09:29
Kütahya köylerinde asfalt çalışmaları devam ediyor
Kütahya İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü ekiplerince, köylerde Bitümlü Sıcak Karışım Asfalt (BSK) yol çalışmaları sürdürülüyor. İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü’nce konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Vatandaşlarımızın ulaşımlarını daha rahat ve konforlu sürdürebilmeleri için yapılan çalışmalar kapsamında grup yolu olan 26 kilometrelik Merkez Büyüksaka - Belkavak yolunun Büyüksaka - Belkavak köyleri arasındaki 2 kilometrelik bölümünde altyapı güçlendirme, bakım onarım çalışmalarının ardından atılacak olan BSK sıcak asfalt sonrası vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuş olacak. Kütahya İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü ekiplerimiz hemşerilerimizin daha güvenli ve daha rahat ortamlarda yolculuklarını sürdürebilmeleri için sıcak asfalt çalışmalarını hava şartlarının müsaade ettiği sürece yılsonuna kadar sürdürebilmeyi hedefliyor" ifadelerine yer verildi.
28 Kasım 2025 Cuma - 09:23
Sanayiciyi geleceğe hazırlayan ekonomi ve strateji buluşması Denizli OSB’de gerçekleşti
Denizli Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müdürlüğü, sanayiciyi geleceğe hazırlayan ekonomi ve strateji buluşmasına ev sahipliği yaptı. Denizli Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile GCM Yatırım iş birliğiyle düzenlenen "Dünya & Türkiye Ekonomisi: Yeni Dönem, Yeni Stratejiler" konulu seminer, Denizli OSB Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Etkinliğe; Denizli OSB Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Çalışkan ve İsmail Aslan, Bölge Müdürü Ahmet Taş ile sanayiciler katıldı. Seminerin açılışında konuşan Denizli OSB Bölge Müdürü Ahmet Taş, değişen küresel dinamikler ışığında sanayinin geleceğini şekillendirecek stratejik bakış açısının önemine vurgu yaparak; "Sanayimiz artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, değişime uyum sağlama kabiliyetiyle de rekabet ediyor. Küresel ekonomide yaşanan dönüşüm bize, daha esnek, daha yenilikçi ve daha güçlü finansal stratejiler geliştirmemiz gerektiğini gösteriyor. Bu tür etkinlikler, işletmelerimizi geleceğin şartlarına hazırlamak adına büyük değer taşıyor" ifadelerini kullandı. Etkinlik kapsamında, GCM Yatırım Sermaye Piyasaları Danışmanı Prof. Dr. İlhan Küçükkaplan ile GCM Yatırım Ekonomisti Evren Kırıkoğlu kapsamlı sunumlar gerçekleştirerek, küresel eğilimlerin sanayiye, finansal yapılara ve yatırım stratejilerine etkilerine yönelik analizlerini aktardı. Uzman konuşmacılar, değişen ekonomik ortamda işletmelerin rekabet gücünü artıracak stratejik yaklaşımlara dair katılımcıları bilgilendirdi. 2026 yılına yönelik küresel ve ulusal ekonomik beklentilerin kapsamlı bir şekilde ele alındığı seminerde, ekonomik dalgalanmalara uyum sağlayabilmek ve sürdürülebilir büyüme perspektifini güçlendirebilmek adına yol gösterici stratejik değerlendirmeler paylaşıldı. Katılımcılar, sermaye piyasalarındaki yaşanabilecek yönelimler ve ekonomik görünümün sanayi sektörüne yansımaları hakkında güncel bilgiler edindi.
28 Kasım 2025 Cuma - 09:13
Serbest piyasada döviz fiyatları
Dolar 42,5350 liradan, euro ise 49,3450 liradan güne başladı. İstanbul Kapalıçarışı’da 42,5330 liradan alınan dolar 42,5350 liradan, 49,3430 liradan alınan euro ise 49,3450 iradan satılıyor. Son kapanışta dolar 42,43 liradan, euro ise 49,34 liradan satılmıştı.
28 Kasım 2025 Cuma - 09:13
Bilecik’in ihracatı azaldı, ithalatı arttı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 Ekim ayı dış ticaret istatistikleri verilerine göre, ekim ayında genel ticaret sistemine göre Bilecik’in ihracatı azaldı, ithalatı arttı. TÜİK verilerine göre; Bilecik’te 2025 Ekim ayında, 2024 yılının aynı ayına göre ihracat yüzde 2,5 azalarak 10 milyon 16 bin dolar, ithalat yüzde 19,6 artarak 2025 Ekim ayında 8 milyon 225 bin dolar olarak gerçekleşti. Türkiye’de ise, Ekim ayında genel ticaret sistemine göre ihracat yüzde 2,0 arttı, ithalat yüzde 7,2 arttı.
27 Kasım 2025 Perşembe - 23:13
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu: "ASO, hayata geçirdiği projelerle çalışmalarla Ankara’nın marka değerini arttırıyor"
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "ASO, hayata geçirdiği projelerle, çalışmalarla Ankara’nın marka değerini arttırıyor ve şehrimizi geleceğe taşıyor" dedi. Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) 62. kuruluş yıl dönümü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ASO Başkanı Seyit Ardıç ile Ankaralı iş insanları ve sanayiciler katılımıyla gerçekleştirildi. Hisarcıklıoğlu, yaptığı konuşmada, Ankara’nın sadece Türkiye’nin başkenti değil, aynı zamanda sanayinin, bilimin, yazılımın, teknolojinin, inovasyonun ve savunma sanayisinin de başkenti olduğunu ifade etti. Ankara’nın sanayi alanındaki gelişimine dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, "ASO’yla birlikte Ankara savunma sanayisinden sağlık teknolojilerine iş ve inşaat makinelerinden yüksek teknoloji üretimine kadar her alanda adından söz ettiren, dünyanın her köşesine ve 190’ndan fazla ülkeye sanayi ürünleri ihraç eden bir konuma yükseldi. Burada da Ankara Sanayi Odamızın çok büyük emekleri var" dedi. Otellerdeki ‘yıldız’ sistemi gibi dünyada odalar için de benzer bir standart olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Çok şükür bugün Türkiye’de neredeyse 367 odadan 290 tanesi bu çerçevede beş yıldızlı konuma geldi" bilgisini paylaştı. Hisarcıklıoğlu, uluslararası akredite kuruluşlarınca odaların denetlendiğini belirterek, "Bu denetlemenin sonucunda, Ankara Sanayi Odamız tam 5 yıldızlı hizmet verdiğinin somut göstergesini teyit etmiş oldu" ifadesini kullandı. Hisarcıklıoğlu, ASO’nun her yıl geliştirdiği, artırdığı faaliyetleriyle kurumsal kapasitesiyle iş insanlarının temsil mekanizması olma sorumluluğunu yerine getirdiğini dile getirerek, "ASO, hayata geçirdiği projelerle, çalışmalarla Ankara’nın marka değerini artırıyor ve şehrimizi geleceğe taşıyor. Hem bir sanayici hem de TOBB başkanı olarak ASO’nun köklü geçmişiyle icraatlarıyla iftihar ediyorum" değerlendirmelerinde bulundu. "İhracatımızın yüzde 90’ından fazlası sanayi ürünlerinden oluşuyor" ASO Başkanı Ardıç ise Ankara’nın OSTİM, Sincan, Temelli bölgesi, İvedik, Kahramankazan, Akyurt ve Siteler başta olmak üzere, savunma ve havacılık sanayisini de kapsayan geniş üretim ekosistemiyle, ülkenin bilgi ve teknoloji üretiminin üssü olduğuna işaret etti. Sanayi ekosisteminin etkin işlerliği ve istikrarlı gelişimi için 40 meslek grubunda 10 bini aşan üye firmasıyla ASO’nun, Türkiye’nin büyüme ve kalkınma sürecine en fazla katkıyı sağlamayı vizyon edindiğini belirten Ardıç, "Onun için bu akşamı sadece bir ödül takdim töreni olarak değil, Ankara’nın ve ülkemizin rekabetçilik, yenilikçilik ve kapsayıcılık ekseninde daha müreffeh bir geleceğe ilerleyişinin güçlü beyanı olarak görüyoruz" dedi. Ardıç, Ankara’nın bugün, savunma sanayisinden yazılıma, medikalden makineye, kimyadan elektroniğe uzanan geniş üretim zinciriyle ülkenin ihracat ve istihdamında en stratejik merkezlerden biri haline geldiğine dikkati çekerek, "Şehrimiz sadece bir başkent değil, aynı zamanda üretimin, teknolojinin ve ihracatın merkezi olma iddiasını her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriyor" açıklamasında bulundu. "Yıllık 15 milyar doları aşan ihracatımızın yüzde 90’ından fazlası sanayi ürünlerinden oluşuyor" Rakamların bu gelişmeyi teyit ettiğini belirten Ardıç, "Yıllık 15 milyar doları aşan ihracatımızın yüzde 90’ından fazlası sanayi ürünlerinden oluşuyor. İhracatımızda yüzde 13,3 yüksek teknoloji payı ile gelişmiş sanayi şehirlerimiz arasında açık ara lider konumdayız. Yaklaşık 4,5 milyar dolar ihracat ve 14 milyar dolara yaklaşan cirosuyla savunma sanayisinde ülkemizin kalbiyiz. Müteahhitlik sektöründe dünyanın en büyük 250 firması arasında yer alan 22 firmamızla küresel oyuncuyuz" şeklinde konuştu. "İhracatımızla Ankara olarak Türkiye’nin üretim üssü konumumuzu güçlendiriyoruz" Ardıç, Ankara’nın ihracatının bu yıl 16 milyar doları aşmasını beklediklerine dikkati çekerek, "İhracatımızla Ankara olarak Türkiye’nin gerçek üretim ve teknoloji üssü konumumuzu her geçen gün güçlendiriyoruz. Gerek ihracat hacimlerini gerekse sattıkları ürünlerin kilogram fiyatını artıran ve bugün ödül almaya hak kazanan firmalarımız, bu stratejinin, vizyonun ve güçlü üretim kültürünün temsilcileridir" ifadelerine yer verdi. Program, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu ve ASO Başkanı Ardıç’ın konuşmalarının ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşmasıyla devam etti. ASO 62. Kuruluş Yılı Ödül Organizasyonu kapsamında, ihracat, istihdam, karlılık, AR-GE ve yenilik, ikiz dönüşüm olmak üzere 5 kategoride 28 sanayi firmasına ödül verildi.
27 Kasım 2025 Perşembe - 23:02
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ""Enflasyon tekrar düşüş eğilimine girmiş durumda"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bu ayın enflasyonunun iyi bir noktada geleceğini öncü göstergelerden tahmin edebiliyoruz. Enflasyonun tekrar arzu ettiğimiz patikaya geldiğini söyleyebilirim. Enflasyon yeniden düşüş eğilimine girmiş durumda" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara Sanayi Odası (ASO) 62’nci Kuruluş Yılı Ödül Töreni’ne katıldı. Açılış konuşması gerçekleştiren Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ASO’ya 62’nci kuruluş yılı vesilesiyle selamlarını ve başarı dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ekonomide korumacı eğilimlerin güçlendiği ve eski liberal kurallara dayalı üretim, ticaret düzeninin zayıfladığını ifade ederek, bu durumun ekonomide belirsizlikleri arttırdığını ve dünya büyümesinin de tarihsel ortalamalarının altında seyretmesine neden olduğunu kaydetti. "Dünyadan her yıl 1,9 puan daha fazla büyüdük" Dünyada var olan savaşların yanında ayrıca ekonomi savaşların da yaşandığını söyleyen Yılmaz, Bu çerçevede, ABD, Çin ve Avrupa Birliği gibi büyük ekonomik aktörlerin politikalarını yakından takip edip Türkiye’yi ona göre konumlandırmaları gerektiğini işaret etti. Yılmaz, "Bu çerçeve içinde dünyanın bu hali içinde Türkiye ekonomisi son 22-23 yılda dünyadan çok daha hızlı bir şekilde büyüdü. Dünya ortalama 3,5 büyürken bizim ekonomimiz yıllık ortalama 5,4 büyüme kaydetti. Dünyadan her yıl 1,9 puan daha fazla büyüdük. Bu önemli bir başarı. Bu da bizi belli bir yere getirmiş durumda. Bu yılda ekonomimizin yüzde 3,3 büyümesini bekliyoruz. Bir istikrar programı uyguladığımız halde enflasyonu düşürmeye çalıştığımız halde büyümemizi dünya ortalamasının üstünde tutabilmemiz de önemli bir başarı diye ifade etmek istiyorum. Bu yıl ekonomimiz inşallah 1,5 trilyon dolar seviyesini açmış olacak" ifadelerine yer verdi. "Türkiye nominal dolar bazında dünyanın 16’ıncı büyük ekonomisi olacak" Türkiye’nin satın alma gücüne göre 12’nci büyük ekonomisi olduğunu bildiren Yılmaz, "Bu yıl IMF’nin dünyadaki ülkelerle ilgili tahminlerinin gerçekleşmesi halinde Türkiye nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olacak. Satın alma gücü paritesiyle ise 11’inci büyük ekonomi olacağız" dedi. "Türkiye ilk defa tarihinde yüksek gelirli ülkelerden biri haline gelecek" Son dönemde Türkiye’nin ekonomik anlamda büyümesine devam ettiğini söyleyen Yılmaz, "Ülkeleri dört gruba ayırıyorlar; düşük gelirli ülkeler alt orta gelirli ülkeler üst orta gelirli ülkeler ve yüksek gelirli ülkeler şeklinde. Son çeyrek asırda Türkiye neyi başardı diye soracak olursanız alt orta gelirden üst orta gelire yükseldi Türkiye ve burada kalıcı hale geldi. Şimdi ise bu yıl özellikle tam bu kritik eşikteyiz. Bu çerçevede Türkiye ilk defa tarihinde yüksek gelirli ülkelerden biri haline gelecek. Dünya Bankası hesaplamalarına göre. Burada kalıcı olmak önemli olan. Bu da rakamsal dönüşümlerin ötesinde niteliksel bir değişimi gerektiriyor. Sadece rakamları büyüterek bu ligde kalamazsınız. Kurumlarınızı dönüştürmeniz lazım, reformlar yapmanız lazım" açıklamasında bulundu. "Türkiye’yi yüksek gelirli ülkeler liginde kalıcı hale getireceğiz" Ekonomik anlamda karamsar bir hava içine girmenin tehlikeli olduğuna vurgu yapan Yılmaz, sosyal medyanın etkisinin özellikle bu karamsar havayı yayıcı bir etki oluşturduğunu dile getirdi. Yılmaz, "Sosyal medyayla birlikte sağlıklı olmayan bir takım bilgiler, sağlıklı olmayan algılar üzerinden ekonomi tartışılıyor. Bunun yerine rakamlara dayalı, analizlere dayalı elbette sorunları tespit eden, sorunları görmezlikten gelmeyen ama bunlara gerçekçi analizlerle cevap veren bir ortama ihtiyacımız var. İşte yüksek gelirli ülkeler liginde böyle kalıcı hale geleceğiz. Adalet sistemimizden altyapımıza, sağlıktan eğitime, teknoloji politikalarına bütün alanlarda şehirleşmeye, afet meselelerine varıncaya kadar her alanda atacağımız adımlarla Türkiye’yi inşallah bu ligde kalıcı hale getireceğiz" diye konuştu. Yılmaz, tüm dünyanın pandemiyle birlikte farklı bir ekonomik ortama girdiğini söyleyerek, bu dönemde Türkiye’nin dünya ülkelerinin ortalama büyüme oranlarından iki kat daha fazla bir büyüme kaydettiğini söyledi. Ankara’nın büyük bir ekonomik merkez olduğuna işaret eden Cevdet Yılmaz, "390 milyar dolarlık mal ve hizmet ihraç eden bir ülke konumuna yükselmiş durumdayız" dedi. Merkez Bankası’nın rezervlerinin ve son iki üç yılda önemli bir gelişim sergilediğini kaydeden Yılmaz, 21 Kasım itibariyle 180,6 milyar dolarlık bir rezervi olduğunu ifade etti. Yılmaz, altın rezervlerinin de artış eğiliminde olduğunu söyleyerek, son dönemlerde altın fiyatlarının artmasıyla hem Merkez Bankası’nın hem de vatandaşların rezervinde önemli bir artış olduğunu ifade etti. "Kredi notlarımız artıyor" Yılmaz, cari açığın düştüğünü ve dış borçlanma ihtiyacının azaldığının altını çizerek, "Cari açığı bu sene 1,4 civarında bekliyoruz. Milli geliri oranı olarak oldukça düşük seviyelere gelmiş durumda. Dolayısıyla dış borçlanma ihtiyacımız düşmüş durumda. Bir taraftan da CDS dediğimiz risk primimiz ciddi anlamda aşağıya gelmiş durumda. En son rakam bende olan 240 baz puan. İki sene önce bu 700’leri aşmıştı. Şu anda 240’lara kadar gerilemiş durumda. Kredi notlarımız artıyor" şeklinde konuştu. "Enflasyon tekrar düşüş eğilimine girmiş durumda" Ekonomide yönetiminde birinci önceliğin enflasyon olduğunu vurgulayan Yılmaz, sözlerine şu şekilde devam etti: "Enflasyonda bütüncül bir politika takip ediyoruz. Geçen yılın mayıs ayında yüzde 75’lere ulaşmıştı ve en yüksek zirveyi görmüştü. O tarihten bugüne dezenflasyon dediğimiz süreç devam ediyor. En son yüzde 32,9 gibi bir rakama geldi. Yani yaklaşık 43 puan geriledi enflasyon. Ama hala hane halkı ve real kesimde beklentileri arzu ettiğimiz ölçüde iyileştirebilmiş değiliz. Orada da bir iyileşme var ama tam arzu ettiğimiz yerde değiliz. Şu anda 32,9. Eylül ayında gıda fiyatlarından kaynaklı biraz beklentinin üstünde gelmişti. Çünkü aynı yılda hem don hem kuraklığı yaşadık. Bu tarımdaki bu gelişme büyümemizi bir miktar aşağı çekti. Enflasyonu da bir miktar yukarıya taşımış oldu gıda enflasyonunu. Bu ayın enflasyonunun iyi bir noktada geleceğini öncü göstergelerden tahmin edebiliyoruz. Dolayısıyla enflasyonun tekrar arzu ettiğimiz patikaya geldiğini söyleyebilirim. Yeniden düşüş eğilimine girmiş durumda enflasyon. Bu ayın enflasyonunun da iyi bir noktada geleceğini öncü göstergelerden tahmin edebiliyoruz. Dolayısıyla tekrar o arzu ettiğimiz patikaya enflasyonun geldiğini söyleyebilirim." "Genel finansal ortamı iyileştireceğiz" Yılmaz, genel finansal şartların iyileşeceğine dikkati çekerek, enflasyon düştükçe özel sektörün finansa erişiminin kolaylaşacağını ve finans maliyetlerinin de makul seviyelere doğru ineceğini dile getirdi. Diğer taraftan makro politikaları iyileştirdiklerini kaydeden Yılmaz, "Genel finansal ortamı iyileştireceğiz. Diğer taraftan selektif yaklaşımla zorluk yaşayan sektörlerimizi ve potansiyeli olan sektörlerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Burada da en önemli unsurlardan biri yeşil ve dijital dönüşüm. 12’inci planımızın da orta OVP’mizin de omurgasını oluşturan kavram yeşil ve dijital dönüşüm. Bu dönüşümü başarmak durumundayız. Sanayinin dönüşümü aslında bununla çok yakından ilgili" dedi. Program, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın konuşmasının ardından ödül töreniyle devam etti. Törende ASO Başkanı Ardıç tarafından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a hediye takdiminde bulundu.
27 Kasım 2025 Perşembe - 19:56
Samsun Merkez OSB’de 2026 stratejisi belirlendi
Samsun Merkez Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu, 2026 yılı planlamalarının ele alındığı toplantıda sanayinin verimli, sürdürülebilir ve rekabetçi büyümesine yönelik kritik kararlar aldı. Samsun’un sanayi üretiminde lokomotif rol üstlenen Samsun Merkez OSB, 2026 yılı planlamalarını belirlemek üzere Vali Orhan Tavlı başkanlığında toplandı. "Kuzeyin Üretim Merkezi" olarak konumlanan Samsun’da sanayinin verimliliğini, sürdürülebilirliğini ve rekabet gücünü artırmaya yönelik kritik başlıklar toplantının ana gündemini oluşturdu. Merkez OSB Yönetim Kurulu Toplantısı’nda, 2026 yılına ait elektrik tedarik telifleri ile doğalgaz alım-satım sözleşmesine ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Firmaların iş yeri açma ve çalışma ruhsatı talepleri gündeme alınırken, Dünya Bankası finansman destekli Evsel ve Endüstriyel Atık Su Arıtma Tesisi Raporlaması için danışmanlık hizmeti teklifleri de görüşüldü. Toplantıda ayrıca OSB İmar Planı uygulamaları, özel anaokulu çalışmalarının son durumu, dijital dönüşüm ve yalın üretim süreçlerine ilişkin sunumlar yapıldı. 10 bin 319 kişi istihdam ediliyor Karayolu, liman ve demiryoluna 1 kilometre, havalimanına 11 kilometre mesafede konumlanan Samsun Merkez OSB’nin, 160 hektarlık alanda Karadeniz’in en güçlü üretim merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekildi. Bölgede fabrikasyon metal ürünlerinden ana metal ve kimyasallara, elektronik ve gıda üretiminden ağaç ürünlerine kadar geniş bir yelpazede toplam 85 firmanın faaliyet gösterdiği belirtildi. OSB’de bin 935 kadın, 8 bin 384 erkek olmak üzere 10 bin 319 kişinin istihdam edildiği ifade edildi. Toplantıda ayrıca, OSB bünyesinde kurulan Akredite Atıksu Analiz Laboratuvarı ile yalın ve dijital dönüşüm alanlarında eğitim ve danışmanlık sunan Samsun Model Fabrika’nın çalışmaları da ele alındı. Bölgede hizmete başlayan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun ardından, Samsun Merkez OSB Özel Anaokulu’nun açılışına yönelik çalışmaların hızla sürdüğü kaydedildi.
27 Kasım 2025 Perşembe - 17:26
"Güç Gençte, Gelecek Gaziantep’te" projesi çalıştayı gerçekleştirildi
Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın (TOG), Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) iş birliğiyle hayata geçirdiği, Türkiye’de ilk kez uygulanan bir iş birliği modeli olan "Güç Gençte, Gelecek Gaziantep’te" projesi önemli bir aşamayı geride bıraktı. Projenin ikinci fazını oluşturan çalıştay, 25 Kasım 2025 tarihinde gerçekleştirilirken 65 üniversite öğrencisi; sanayi temsilcileri, üniversite yöneticileri ve proje paydaşları bir araya geldi. Gençlerin yetenekleri ile sanayinin ihtiyaçları eşleşti Projenin ilk fazında, Gaziantep’in önde gelen 27 sanayi firması tarafından bildirilen intörn ihtiyaçları ile GAÜN öğrencilerinin alan ve bölüm bazlı başvuruları toplandı. Öğrenciler, genel yetenek testi ve mesleki kişilik envanterinden oluşan kapsamlı bir değerlendirme sürecinden geçirildi. Bu bütüncül süreç sonunda gerçekleştirilen öğrenci-firma eşleştirmeleri, gençlerin potansiyeli ile sanayinin nitelikli iş gücü ihtiyacı arasında güçlü bir köprü kurarak Gaziantep’in yerel kalkınma dinamiklerini destekleyen önemli bir adım oldu. Öğrenme, tanışma ve iş birliği alanı Çalıştay kapsamında öğrenciler; GSO, GAÜN, TOG yöneticileri ve proje kapsamında yer alan firmaların temsilcileri ile doğrudan buluştu. Gençler, çoğu Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde yer alan firmaların yöneticileriyle tanışma, sektörel beklentileri öğrenme, mentorluk alma ve kariyer yolculuklarına yön verecek temaslar kurma fırsatı yakaladı. Toplum Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Seçkin Karataş "Gaziantep gibi üretim kapasitesi yüksek bir şehirde hayata geçirdiğimiz bu model, gençlerin potansiyelini merkeze alarak onları sadece iş gücünün bir parçası değil, toplumsal dönüşümün lideri olarak konumlandırıyor. TÜİK verilerine göre 2024 yılında 15-34 yaş grubunda işsizlik oranının yüzde 12,7 olarak gerçekleştiği düşünüldüğünde, gençlerin nitelikli deneyim alanlarına erişimi her zamankinden daha kritik. Bu çalıştayda bir araya gelen öğrencilerin sektör temsilcileriyle kurdukları temaslar hem öğrenme hem deneyim hem de güven inşa etme süreçlerine güçlü bir katkı sağlıyor" dedi. Genç istihdamına ve nitelikli iş gücüne büyük önem verdiklerinin altını çizen Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi ise, "Sanayi kuruluşlarımız gençlerin dinamizmine ve üretim süreçlerine sağlayacakları katkıya büyük önem veriyor. Bu proje sayesinde firmalar ihtiyaç duydukları yeteneklere erken aşamada ulaşırken, öğrenciler de gerçek sektör deneyimine temas etme fırsatı buluyor. Bu iş birliği Gaziantep’in üretim kültürünü güçlendiren ve uzun vadede sanayiye nitelikli insan kaynağı kazandıran örnek bir model oluşturuyor" diye ekledi. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan ise "Gaziantep’in dinamik ekonomik yapısı ve güçlü sanayi kültürü, gençlerimizin gelişimi için benzersiz bir zemin oluşturuyor. Öğrencilerimizin sektör temsilcileriyle bir araya gelerek hem kendilerini ifade etmeleri hem de gelecekteki mesleki rollerine yönelik önemli iç görüler kazanmaları bizim için çok kıymetli. Bu modelin üniversitemize, öğrencilerimize ve kentimizin kalkınmasına uzun vadeli katkı sağlayacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu. "Güç Gençte, Gelecek Gaziantep’te" projesinde çalıştayın ardından yeni bir dönem başlıyor. Gençler temel iş yaşamı becerileri, sektör bilgisi ve kişisel gelişim alanlarında alacakları eğitimlerin ardından, Gaziantep’in önde gelen firmalarında intörnlük süreçlerine başlayacak. Böylece proje, hem öğrencilerin mesleki gelişim yolculuğunda hem de kentin nitelikli iş gücü kapasitesinin artırılmasında stratejik bir ilerleme kaydedecek.
27 Kasım 2025 Perşembe - 17:14
Petrol Ofisi Grubu’nun yeni marka yüzü Kenan Doğulu oldu
Türkiye'nin en sevilen sanatçılarından Kenan Doğulu, Petrol Ofisi Grubu'nun "Siz Ne İsterseniz O" kampanyasının yeni döneminde markanın reklam yüzü oldu.
27 Kasım 2025 Perşembe - 16:58
BOSAB’da altyapı tamam, sıra stratejik yatırımlarda
Bursa sanayisinin önemli üretim merkezlerinden Barakfakih Organize Sanayi Bölgesi (BOSAB), modern altyapı hamleleri ve sürdürülebilir çevre projeleriyle gelişimini sürdürüyor. Geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleştirilen yönetim kurulu toplantısı ile görevi devralan BOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Akyıldız, bölgedeki mevcut durumu ve gelecek projeksiyonunu değerlendirdi. Bölge sanayicisine daha nitelikli, güvenli ve düşük maliyetli hizmet sunmak için çalıştıklarını belirten Erdoğan Akyıldız, geçmiş dönemde başlatılan temel altyapı seferberliğinin başarıyla tamamlandığını, şimdi ise bölgeyi geleceğe taşıyacak stratejik projelere odaklandıklarını vurguladı. Bölgenin modern bir OSB kimliğine kavuşması adına çözüm ortaklarıyla birlikte başarılı işlere imza attıklarını belirten Başkan Erdoğan Akyıldız, tamamlanan çalışmalarla ilgili "Bölgemizde faaliyet gösteren sanayicilerimizin sorunsuz bir üretim ortamına kavuşması önceliğimiz. Bu kapsamda Altınbaş İnşaat ile yürüttüğümüz yağmur suyu ve kanalizasyon altyapı çalışmalarımızı tamamen bitirdik. Üstyapıda ise Suntek Yapı İnşaat tarafından gerçekleştirilen asfalt, parke, bordür ve yüzey kaplama çalışmalarıyla yollarımızı modernize ettik ve sanayicimizin hizmetine sunduk. Teknolojik altyapıda da çağın gerekliliklerini yerine getirerek, telekom şirketiyle gerçekleştirdiğimiz protokol çerçevesinde, B.T. İletişim Elektrik Telekomünikasyon firmasının yükleniciliğinde tüm bölgemizi fiber optik ağlarla donattık." ifadelerini kullandı. Sanayicinin girdi maliyetlerini düşürmeye yönelik adımlar attıklarını da belirten Akıldız, "BUSKİ ile yaptığımız iş birliği neticesinde, sanayi bölgesi içerisindeki içme suyu hattının işletmesini devralarak içme suyunu bölgemizdeki firmalara daha uygun maliyetlerle sunma imkânına kavuştuk. Ayrıca bu adımla, arıza ve bakım süreçlerine çok daha hızlı müdahale edebilir hale geldik." diye konuştu. Göreve geldikleri günden bu yana özellikle sanayicinin üretimde kullandığı proses suyu konusuna büyük önem verdiklerini ve bu alanda iki kritik projeyi yürüttüklerini belirten Erdoğan Akyıldız, iklim krizine bağlı kuraklığın üretimi tehdit etmemesi adına stratejik adımlar attıklarını vurguladı.Başkan Akyıldız "Sanayicimizin üretim çarklarının sağlıklı şekilde dönmesi için en temel ihtiyaçların başında proses suyu geliyor. Mevcut durumda bölgemizin su ihtiyacının bir kısmını Gölbaşı Barajı’ndan karşılıyoruz. Ancak yaşanan kuraklık nedeniyle baraj seviyeleri düşüyor ve tarımsal sulamanın öncelikli olması sebebiyle sanayicimize ayrılan su miktarı dönem dönem yetersiz kalabiliyor. Bu sorunu kalıcı bir şekilde çözmek amacıyla DSİ onayıyla, muhtelif kaynaklardan bölgemize doğrudan ulaşacak ilave proses suyu hattını projelendirdik. Böylece sanayicimizin üretimde kullanacağı suyun en azından önemli bir bölümünü kesintisiz ve güvenilir bir kaynaktan sağlamış olacağız. İhalenin tamamlanmasının ardından Altınbaş İnşaat sahada çalışmalara başladı ve hat döşeme süreci hızla ilerliyor. İnşallah 2026 yılı Nisan ayında bu hattı hizmete alarak işletmelerimizin su arzındaki sıkıntıları tamamen gidermeyi hedefliyoruz." dedi. Mevcut suyun daha verimli kullanımı için yürütülen ikinci projeye de değinen Başkan Akyıldız, "Bu kapsamda Kestel OSB ve Uludağ OSB ile paydaşı olduğumuz Yeşil Çevre Arıtma Kooperatifi bünyesinde ‘Proses Suyu Geri Kazanım’ projesini hayata geçiriyoruz. Şu ana kadar arıtılarak dereye deşarj edilen su, kurulacak geri kazanım tesisi sayesinde yeniden sanayicimizin üretim süreçlerine kazandırılacak. Fizibilite çalışmaları tamamlandı, proje ihale aşamasına geldi. Bu çevreci yatırımla hem yeraltı su kaynaklarımızı koruyacak hem de tarımsal sulama için çiftçimize daha fazla su kalmasını sağlamış olacağız." ifadelerini kullandı. Sanayi tesislerinde en büyük risklerin başında yangın geldiğini söyleyen Akyıldız "Bu tür felaketlerde zamanla yarışırsınız; geciken her dakika, milli servetimizin ve iş insanlarımızın yıllar boyunca emek vererek kurduğu tesislerin zarar görmesi anlamına geliyor. Sanayicimizin can ve mal güvenliğini en üst düzeye çıkarmak, bir afete bölgenin içinden anında müdahale edebilmek adına kendi İtfaiye Teşkilatımızı kuruyoruz. Bölgemizin stratejik bir noktasında konumlandıracağımız, modern araç ve ekipmanlarla donatılmış yeni İtfaiye Binamız için proje çalışmalarında sona geldik. İhale sürecinin tamamlanmasının ardından inşaata başlayacağız ve 2026 yılı içerisinde bu merkezi bölgemizin hizmetine sunacağız." diye konuştu.
27 Kasım 2025 Perşembe - 16:30
Tuğba Kuruyemiş’in 127. şubesi kadınların eliyle açıldı
Aydın’ın marka firmalarından olan Tuğba Kuruyemiş’in 127. mağaza açılışına vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, Bölge Müdürü Hasan Hüseyin Yörük özellikle kadın istihdamına yönelik çalışmaların devam ettiğini vurguladı. Aydın’da 1980 yılında bir aile işletmesi olarak kurulan ve yaklaşık yarım asır hizmet veren Tuğba Kuruyemiş, her geçen gün büyümeye devam ediyor. Tuğba Kuruyemiş’in 127. şubesi, Efeler ilçesi Adnan Menderes Bulvarı üzerinde hizmete açıldı. Kadın istihdam oranı yüzde 85 olan Tuğba Kuruyemiş’in yeni şubesinin açılış kurdelesi ise kadınlar tarafından kesildi. Mağazanın ‘hayırlı’ olması temennilerinin ardından açılışa yoğun ilgi gösteren vatandaşlar adeta mağazaya akın etti. Açılışa özel indirimler dolayısıyla mağazada uzun kuyruklar oluştu. 127. şubenin açılışı nedeniyle firma üstün lezzet ödüllü ürünlerinde indirim yaparken, mağazaya gelen vatandaşlara da ürünlerden ikram edildi. Açılışa vatandaşların teveccüh gösterdiğini vurgulayarak teşekkür eden Tuğba Kuruyemiş Bölge Müdürü Hasan Hüseyin Yörük; "1980 yılında Aydın’da kurulan işletmemiz 127 mağaza ve bin 500 çalışanıyla vatandaşlarımıza hizmet vermektedir. Aydın’da da çok özel bir mağazamız oldu. İçeride lokum ve çikolata imalatı, kahve üretimi gibi yeni birimler ekledik. Aydın bizim memleketimiz, hemşehrilerimizin olduğu yer. Aydın markasını da yıllardır tüm Türkiye’deki birçok il ve ilçede övünerek sunmaktayız. Üretim yerimiz Kardeşköy’de. Orada da 600 personel istihdam etmekteyiz ve bunların birçoğu da kadın eleman. Geçtiğimiz günlerde de bizim için anlamlı bir ödül aldık. Türkiye genelinde kadın çalışan sayısı işletmelerde yüzde 35 iken bu oran biz de yüzde 85’dir. Bunun için de ayrıca gurur duyuyoruz. İşletme sahibi kadın çalışanı çok desteklemektedir" dedi. Tuğba Kuruyemiş Bulgaristan yolcusu Her fırsatta Aydın’ın marka değerini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüklerini ve yerli üretimi desteklediklerini belirten Yörük, Bulgaristan’da da bir mağaza açılışı için çalışmaların sürdüğünü ifade ederek "Aydın bölgesinde önemli olan incir üretimi, Denizli’de önemli olan leblebi üretimi, Adana’da fıstık üretimi başta olmak üzere her fırsatta yerli ürün ve yerli üretimi destekleyen işletme sahibimiz Ahmet Bey bu konuda çok hassastır. Aydın’da da ürünlerimizi üretip yine tüm il ve ilçelere sunmaktayız. Bugün de yoğun bir açılışımız ve halkın teveccühü var. Şimdilik hedeflerimiz arasında Bursa’da, İzmir’de, Aydın’da bir mağaza daha açmak ve nasipse Bulgaristan’a doğru yol almaktayız" şeklinde konuştu. Hediyeli mini yarışmaların da düzenlendiği açılış törenine vatandaşların yanı sıra Tuğba Kuruyemiş Yönetim Kurulu üyeleri ile Aydınlı iş insanları da katıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder