Son Dakika
|
Öğretmen Fatma Nur Çelik’i öldüren sanığın 126 yıla kadar hapsi istendi
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Ankara’daki fabrika yangınında hasar gün aydınlanınca ortaya çıktı
Yasağı dinlemeyip dönmeye çalıştı, motosikletliye böyle çarptı
Reuters: "İran dini lideri Hamaney'in yüzü tanınmaz halde"
Beşiktaş’ın borcu 24 milyar 362 milyon 49 bin 178 lira
Levent’teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12’si adliyeye sevk edildi
Trump: "Hürmüz Boğazı’nı onlarla ya da onlar olmadan açacağız"
İsrail'in 8 Nisan'daki Lübnan saldırısında can kaybı 357'ye yükseldi
EKONOMİ
Bakan Kacır: "Türkiye başka hiçbir ülkenin başaramadığı bir ihracat kabiliyeti seviyesine erişti"
11 Nisan 2026 Cumartesi - 18:00:57
Sakarya’da düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, "Bugün Avrupa’nın en büyük sanayi ülkeleri halen pandemi öncesi üretim düzeylerinin çok gerisinde kalmıştır. Fransa’da üretim düzeyi pandemi öncesinin yüzde 3 daha aşağısında, İtalya’da yüzde 5,4 daha aşağısında, Almanya’da üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının halen yüzde 11,8 daha gerisindedir. Türkiye’de ise sanayiinin üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının yüzde 31 daha yukarısındadır. Türkiye kurduğu güçlü sanayi altyapısı sayesinde üretim, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon ve ekosistem sayesinde pandemi döneminin ve sonrasının kazanan ülkelerinden olmayı başarmıştır" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde bir otelde düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde konuştu. Bakan Kacır, "Pandemi dönemiyle birlikte dünyanın bütün ülkelerinde korumacılık trend haline geldi. Fakat pandemi geride kalsa da korumacılık terk edilmedi ve bütün dünya daha fazla yerinde üretim daha fazla gümrük engeliyle ithalatın kısıtlaması yollarını tartışıyor. Bölgesel olarak baktığımızda Asya’nın küresel ticaretteki payının artmakta olduğunu, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın küresel ticaretteki payının ciddi şekilde azalmakta olduğunu da hatırlayabiliriz. Bütün bu hikayenin özeti aslında küresel ekonominin kuzeyden güneye ama daha fazla batıdan doğuya kaymakta olduğunu gösteriyor. Türkiye’yi biz bu yeni denklemde, bulunduğumuz konumunda getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde gelecek 25 yılda dünya ekonomisinde hangi bölgeler daha fazla pay sahibi olacak diye baktığımızda Türkiye’mizin önünde gerek ticaret ve enerji bağlantıları gerek sahip olduğumuz üretim ve teknoloji kabiliyetleri ile yeni fırsat pencerelerinin açılmakta olduğunu değerlendiriyoruz. Bu fırsatları değerlendirmenin de en önemli şartı Türkiye’nin kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen, rekabetçi şekilde dünyaya ihraç edebilen, sunabilen bir ülke olma yolculuğu, yani milli teknoloji hamlesi olduğunu değerlendiriyoruz" dedi. "Türkiye teknolojik ürünleri kendi imkanlarıyla geliştiren ve üreten bir ülke olmayı başardı" Bakan Kacır, "Türkiye gerçekten son 25 yıllık dönemde kurulmuş alt yapılar, yetişen insan kaynağı sayesinde üretim kabiliyetlerinin araştırma, geliştirme ve inovasyonla taçlandırmayı ve daha ileri teknolojik ürünleri kendi imkanlarıyla geliştiren ve üreten bir ülke olmayı başardı. Bu sayede küresel ticaretteki payımızı yüzde 0,55’lerden 1,07’ye yani iki misline, küresel üretim katma değerindeki payımızı yüzde 0,69’dan 1,38’e çıkarmayı başardık. Türkiye 2002 yılında 41 milyar dolar imalat sanayi katma değeri üretebilmişti. Geçtiğimiz yıl Türk sanayisi 246 milyar dolar değer üretti. Denebilir 23 yıl geçti, dünya çok değişti ama dünyanın hızıyla gitmiş olsaydık biz ancak 123 milyar dolar katma değeri üretmiş olacaktık. Ortaya koyduğumuz daha ileri performans sayesinde bunu tam iki misli, 246 milyar dolar imalat sanayimiz katma değer üretmeyi başardı. Bugün Türkiye 41,5 milyar dolar yıllık otomotiv ihracatı olan, 32 milyar dolar kimya ihracatı olan, 29 milyar dolar makine ihracatı olan, yani teknoloji seviyesi ileri düzeyde olan sektörlerde rekabetçi üretim ve ihracat kapasitesine ve kabiliyetine sahip bir ülke. Askeri insansız hava aracı pazarının küresel düzeyde üçte ikisi elinde. Güneş paneli üretiminde, beyaz eşya üretiminde, ticari araç üretiminde Avrupa’nın en büyük üretim ülkesi Türkiye. 2002 ile kıyasladığımızda ana sanayimizin bütün sektörlerinde üretimi birkaç misli büyüttüğümüzü ifade edebiliriz. 2002 yılında yaklaşık 7 milyon beyaz eşya üretiliyorken, geçtiğimiz yıl Türkiye’de 29 milyon beyaz eşya üretildi. Türkiye beyaz eşya üretiminde Avrupa’da bir numaralı, dünyada ikinci sıradaki üretici ülke. Türkiye, 2002’de ancak 350 bin üretmişken, geçtiğimiz yıl bir buçuk araç ürettik. Türkiye, Avrupa’nın ve dünyanın en önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri haline geldi" diye konuştu. "Pek çok başlıkta Avrupa’da ilk beş büyük üretici arasındayız" Bakan Kacır, "Pek çok başlıkta Avrupa’da ilk beş büyük üretici arasındayız. Tarım makinelerinde Avrupa’nın dördüncü büyük üreticisiyiz. Plastik mamülde Avrupa’nın ikinci büyük üreticisiyiz. Ağaç ürünlerinde, orman ürünlerinde Avrupa’nın en büyük iki üreticisinden birisiyiz. Yine alüminyum ve düz camda Avrupa’da ilk ikideyiz. Seramik sağlık gereçlerinde, çelikte, çimentoda, otobüs, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşyada ifade etmeye çalıştığım gibi Avrupa’nın en büyük üretici ülkesiyiz. Türkiye’de çokça tartışılan tekstil, hazır giyim gibi sektörlerde Avrupa’da en büyük ölçekli üretim yapan ilk iki ülke arasındayız. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla bu üretim gücümüzü daha da tahkim etmeyi, ekonomi programımızın unsurlarından biri addediyoruz. Türkiye’nin üretim kabiliyetlerini daha ileri seviyelerine çıkarmayı önemsiyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye, Çin’den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş coğrafi kuşağın rekabet gücü en hızlı yükselen ihracatçı ülkesi oldu" Bakan Kacır, "Bugün Avrupa’nın en büyük sanayi ülkeleri halen pandemi öncesi üretim düzeylerinin çok gerisinde kalmıştır. Fransa’da üretim düzeyi pandemi öncesinin yüzde 3 daha aşağısında, İtalya’da yüzde 5,4 daha aşağısında, Almanya’da üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının halen yüzde 11,8 daha gerisindedir. Türkiye’de ise sanayiinin üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının yüzde 31 daha yukarısındadır. Türkiye kurduğu güçlü sanayi altyapısı sayesinde üretim, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon ve ekosistem sayesinde pandemi döneminin ve sonrasının kazanan ülkelerinden olmayı başarmıştır. Bu hikayede gerçekten teknoloji seviyesinde elde ettiğiniz kazanımların büyük bir payı var. Ürün ihracatımızı 36 milyar dolardan 273 buçuk milyar dolara çıkardık. Fakat ihraç ettiğimiz ürünlerdeki yükselişin daha da fazla olduğunu görüyoruz. Biz 2002’de 36 milyar dolar ihracat yaparken, bu ihracatın içinde orta yükseklikte teknolojik ürünlerin payı 10 milyar dolar düzeyindeydi. Geçtiğimiz yıl Türkiye, 112 milyar dolar teknoloji seviyesi yüksek ve orta yüksek düzeyde ürün ihracatı yaptı. Özellikle son yıllarda 2025 yılı ihracatımıza baktığımızda yüksek teknolojinin ürünlerde yüzde 12 buçuk, yüksek teknoloji ürünlerde yüzde 10,6 artış yakalandığımızı görüyoruz. Aslında biraz daha uzun hali değerlendirdiğimizde son beş yıla baktığımızda Türkiye’nin ihracattaki artışının tamamının yüksek ve orta yüksek düzeydeki teknolojik ürünlerden geldiğini ifade edebiliriz. Geçtiğimiz 30 yılı değerlendirdiğinizde Türkiye’nin küresel ihracat pazarlarında nasıl bir kabiliyet kazandığını, diğer ülkelerle mukayeseli olarak görmemiz de mümkün. 30 yıl geriye gittiğimizde Türkiye, hem rekabetçi olarak ihraç ettiği ürün sayısı hem yoğun ihracat yaptığı ülke sayısı hem de ihracat hacmi açısından oldukça vasat bir yerdeydi. 30 yılda bu tablo çok değişti, ürün portföyü çok değişti. Rekabetçi olarak ürün sayısı çok arttı ama bunun da ötesinde sahip olduğunuz coğrafi konumu, doğru lojistik yatırımları, bağlantısalık adımları sayesinde etkin şekilde değerlendirmeyi başardık ve ihracat yaptığımız ülke sayısını 30 yıl öncesinin iki mislinden daha ileri bir seviyeye taşıdık. Türkiye, Çin’den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş coğrafi kuşağın rekabet gücü en hızlı yükselen ihracatçı ülkesi oldu" ifadelerini kullandı. "Türkiye başka hiçbir ülkenin yaklaşmayı dahi başaramadığı bir ihracat kabiliyeti seviyesine erişti" Bakan Kacır, "Türkiye başka hiçbir ülkenin yaklaşmayı dahi başaramadığı bir ihracat kabiliyeti seviyesine erişti. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde istikrarımızı koruyabilir güçlü şekilde yolumuza devam edebilirsek ki inşallah öyle olacak bu üretim ve ihracat kabiliyeti Türk ekonomisinin yeni başarı hikayeleri yazmasını ana motoru olacak. Bunun arkasında Türkiye’nin kurduğu muazzam araştırma geliştirme altyapısı var. Biz 2002 yılında milli gelirimizin ancak binde 5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerimizi ayırabiliyorduk ve Türkiye’deki Ar-Ge faaliyetlerinin toplam büyüklüğü ancak 1.2 milyar dolardı. Şimdi milli gelirimizin yüzde 1 buçuğunu ayırıyoruz. Bu oran Avrupa’da önde gelen sanayi ülkeleri İtalya, İspanya gibi ülkelerle benzer seviyelerdir. Ve araştırma geliştirmeye ayırdığımız kaynak 20 milyar dolara erişti. 1.2 milyar dolar Ar-Ge harcaması yaptığımız dönemde Türk özel sektörü ancak 350 milyon dolar Ar-Ge faaliyeti yürütüyordu, şimdi sadece ASELSAN’ın Ar-Ge faaliyeti 350 milyon doların üzerinde. Bugün Türk özel sektörü her yıl 14 milyar dolara yakın araştırma, geliştirme yatırımı yapıyor. Araştırma ve geliştirmenin özü insan kaynağıdır. O dönemde sadece 29 bin Ar-Ge insan kaynağımız vardı, şimdi 311 bine erişti. Bunun sonuçlarını fikri mülkiyette görüyoruz. Türkiye’de bir yılda yapılan patent başvuru sayısı sadece 414’tü, şimdi 11 binden fazla başvuru yapılıyor. Türkiye’nin bilimsel üretim kapasitesi çokça tartışılır. Yeni üniversiteler kurduk Türkiye’nin dört bir yanında. Bu üniversitelerin performansı ile ilgili eleştiriler olduğunu zaman zaman görüyoruz. Fakat şu gerçekliği hiç kimse inkar edemez; elbette bu üniversiteler zamanla gelişecek. Tıpkı tecrübeli üniversitelerimiz gibi Türkiye’nin bilimsel üretimine yıldan yıla çok daha fazla katkı verecek. Bununla beraber son 23 yılda Türkiye’nin bilimsel kapasitesi de son derece hızlı bir yükseliş kaydetti. 2002 yılında Türkiye’de bir yılda yapılan bilimsel yayın sayısı yaklaşık 9 bindi, geçtiğimiz yıl Türkiye’de 52 bin bilimsel yayın yapıldı" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 17:35
ERSİAD heyetinden ETSO’ya ziyaret: Erzurum’un stratejik önemi masaya yatırıldı
Erzurumlu Sanayici ve İş Adamları Derneği (ERSİAD) heyeti, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odasını (ETSO) ziyaret etti. Ziyarette, Erzurum’un tarihi misyonu, jeopolitik konumu ve iş dünyasının beklentileri ele alındı. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın’ın ev sahipliğinde yapılan görüşmeye; ERSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öz, Kadın Kolları Başkanı Ebru Akan Alpdoğan ve Genç ERSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsa Şahin katıldı. Toplantıda konuşan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, Erzurum’un eğitim ve sağlık merkezi konumunda olduğunu belirterek şehrin potansiyeline dikkat çekti. Erzurum’un geçmişten bugüne bir tarım ve hayvancılık şehri olduğunu ifade eden Özakalın, tarihi süreçte bölgesel büyükbaş hayvancılık sermayesinin yüzde 12’sini barındırdığını vurguladı. ETSO’nun 1885 yılında kurularak Türkiye’nin ilk üç odasından biri olduğunu hatırlatan Özakalın, şehrin gümrük kapılarına yakınlığı sebebiyle geçmişte de önemli bir ticaret merkezi olduğunu dile getirdi. OSB’de talep devam ediyor Erzurum 2. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) hakkında heyete bilgi veren Başkan Özakalın, 300’ün üzerinde parselin dolmasına rağmen yatırımcı talebinin sürdüğünü söyledi. Alanın genişletilmesi için Ankara ile sürekli temas halinde olduklarını belirten Özakalın, "Kuş uçuşu ortalama 200-250 kilometre mesafedeki 7 sınır kapısının işlevselliğini kullanmalıyız. Erzurum bugün enerji koridorunda ve Çin’in Kuşak Yol projesinde merkez konumunda yer alıyor. Mersin, Trabzon ve Rize limanlarının tam ortasındayız. Zengezur Koridoru’nun merkezi geçiş noktasının Erzurum olması, tarihi İpek Yolu gibi bölgemizin ticari hayatına ivme katacak bir gelişmedir." dedi. Erzurumluları bir arada tutmayı hedefliyoruz ERSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öz ise derneğin Bursa’da kurulduğunu ve Bursa’nın Erzurumluların en yoğun yaşadığı şehir olduğunu ifade etti. Diğer hemşehri SİAD kuruluşlarına kıyasla Erzurum’un bu alanda daha fazla temsile ihtiyaç duyduğunu belirten Öz, yeni kurulan ERSİAD’ın ilerleyen süreçte daha çok Erzurum merkezli çalışmalar yapmayı hedeflediğini söyledi. Öz, şehir dışında yaşayan Erzurumluları ticari ve kültürel anlamda bir arada tutmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi. Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 16:48
Kırıkkale Belediye Başkanı Önal’dan mali tablo mesajı: ’Kasada 355 milyon lira var’
Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, belediyenin mali yapısının güçlü olduğunu belirterek Belediyenin İller Bankası hesaplarında 355 milyon 546 bin lira bulunduğunu açıkladı. Yaz döneminde hizmet atağına hazırlanıldığını ifade eden Önal, kent genelinde asfalt ve kilit parke çalışmalarına ağırlık verileceğini söyledi. Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda gündem dışı söz alarak göreve gelişinin ardından geçen 2 yıllık süreci değerlendirdi. Belediye Meclisi’nin uyum içerisinde çalıştığını belirten Önal, alınan kararların oy birliğiyle gerçekleşmesinin kendisini memnun ettiğini ifade etti. Göreve geldikten sonra geçen iki yıllık süreçte kentin sorunlarını çözmeye odaklandıklarını dile getiren Önal, birçok projenin hayata geçirildiğini, devam eden çalışmaların bulunduğunu ve bu yıl içinde tamamlanacak yeni projeler olduğunu söyledi. Önal, bu kapsamda kentin önemli ihtiyaçlarından biri olan Gasilhane’nin hizmete açılacağını, belediyenin ilk kreşinin faaliyete geçeceğini, Kaletepe ve Başpınar mahallelerinde yeni parkların yapılacağını belirtti. Ayrıca belediyeye ait sosyal tesislerin de uygun fiyatlarla vatandaşların hizmetine sunulacağını kaydetti. Mali disipline dikkat çeken Önal, personel giderlerinin yasal sınır olan yüzde 40’ın altında olduğunu ifade ederek, belediyenin vadesi geçmiş herhangi bir borcunun bulunmadığını açıkladı. Belediyenin İller Bankası hesaplarında 355 milyon 546 bin lira bulunduğunu aktaran Önal, bu kaynaktan yıl içerisinde yaklaşık 106 milyon lira faiz geliri elde edilmesinin öngörüldüğünü ifade etti. Önal, tasarruf ve doğru bütçe yönetimi ile biriktirilen bu kaynağın bir kısmının asfalt, alt yapı ve tamir işleri için kullanılacağını belirtti. Altyapı çalışmalarına da değinen Önal, içme suyu, kanalizasyon ve taşkın riskine yönelik çalışmaların öncelikli olduğunu belirterek, sık arıza veren hatların yenilendiğini ifade etti. Bu yıl Tahsin Yazıcı, Mustafa Keskin, Lefkoşe ve Plevne caddelerinde altyapı çalışmalarının yapılacağını kaydetti. 2 yeni sosyal tesisin ay sonuna kadar hizmete açılmasının hedeflendiğini belirten Önal, biri Cumhuriyet Meydanı’nda, diğeri ise Büyükşehir Parkı arkasında yer alan tesislerin vatandaşlara ekonomik seçenekler sunacağını ifade etti. Park yatırımlarına da değinen Önal, geçen yıl 20 parkın yenilendiğini, bu yıl ise 4 yeni park için ihaleye çıkıldığını ve parklara şehitlerin isimlerinin verildiğini aktardı. Belediyenin araç filosuna da değinen Önal, toplam 44 aracın hizmete alındığını, mevcut araçların bakım ve onarımlarının düzenli yapılarak verimli şekilde kullanıldığını belirtti. Kentteki yol sorunlarının çözümü için çalışmaların sürdüğünü ifade eden Önal, bakım süreci tamamlanan asfalt plentinin kapasitesinin yüzde 30 artırıldığını, bu yıl 100 bin metrekare kilit parke ve 30 bin metrekare onarım çalışması yapılacağını söyledi. Eğitim alanındaki desteklere de değinen Önal, geçen yıl 1100 öğrencinin YKS ücretinin karşılandığını, bu yıl ise 997 öğrencinin sınav ücretlerinin belediye tarafından ödendiğini aktardı. Ayrıca ihtiyaç sahibi 742 aileye pazar desteği, 642 aileye eğitim desteği sağlandığını, geliri olmayan 161 aileye de düzenli yardım yapıldığını ifade etti. Son iki yılda toplam 300 öğrenciye ücretsiz LGS kursu verildiği de açıklandı. İlçe terminali ihtiyacına da dikkat çeken Önal, bu konuda ilgili kurumlarla görüşmelerin sürdüğünü ve yer arayışının devam ettiğini söyledi. Önal, konuşmasının sonunda meclis üyelerine ve belediye çalışanlarına teşekkür ederek, "2026 yılında da durmadan çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 16:24
Girişim yatırımlarında erken getiri sunan şirketler ön planda
Dünya girişim yatırımları yılın ilk çeyreğinde 297 milyar dolarla rekor kırarken, sermaye artık uzak vadeli vaatlerden çok erken getiri, istikrarlı nakit akışı ve disiplinli büyümeye yöneliyor. RePie Portföy Genel Müdürü Altuğ Dayıoğlu, "Daha hızlı çıkış yapabileceğimiz şirketlere yatırım yapmayı tercih ediyoruz" dedi. Yılın ilk çeyreğinde dünya girişim ekosisteminde yapılan yatırımlar 297 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu kırarken, girişim sermayesinde oyunun kuralları değişiyor. Türkiye’nin önde gelen alternatif portföy yönetim şirketlerinden RePie Portföy’ün Genel Müdürü Altuğ Dayıoğlu Uluslararası Ekonomi Zirvesi kapsamında "Milyar Dolarlık Şirket Yolculuğu: Türkiye’de Unicorn Olmanın Dinamikleri" oturumunda girişim sermayesi dünyasındaki paradigma değişimine dikkat çekti. Dünyada girişim sermayesi alanında son 5 yılda para toplamanın ve çıkışların ciddi biçimde zorlaştığı bir süreç yaşandığını söyleyen Dayıoğlu, ikincil fonların popülerleşmesi ve fonların ellerindeki şirketi birbirlerine satmasının bu durumun en somut göstergelerinden olduğunun altını çizdi. Yatırımcıların artık 10-15 yıl sonra karlılığa geçecek şirketler yerine daha erken getiri sunan, disiplinli yönetilen ve istikrarlı nakit akışı oluşturan şirketleri tercih ettiğini belirtti. "Unicorn ile iyi şirket arasındaki fark kapanıyor" Dayıoğlu, bu dönüşümü şöyle özetledi: "Unicorn olmakla iyi şirket olmak arasındaki boşluğun gittikçe kapanmaya başladığını görüyoruz. Artık yatırımlardan daha etkin çıkış yapabilmeyi sağlayan yöntemler geliştirmek gerekiyor. İyi şirketlere yatırım yapmanın önemi artmaya başladı. Değerleme çarpanlarındaki eğilim de bu dönüşümü doğruluyor. Düşük çarpanlı ama istikrarlı büyüyen şirketler, yüksek çarpanlı spekülatif yatırımların önüne geçmeye başladı." RePie Portföy’ün bu paradigma değişikliğine somut bir adımla karşılık verdiği belirtildi. Dayıoğlu, halka arza hazırlanan Baytuna ve Innovance’a girişim sermayesi yatırım fonlarıyla yatırım yaptıklarını hatırlatarak, "Unicorn peşinde koşarken büyük fırsatları kaybedip ortaklarımıza istediğimiz getiriyi sunamayacağımız bir dünyadansa daha düzgün biçimde yatırım yapabileceğimiz ve daha hızlı çıkış sağlayabileceğimiz işlere yatırım yapmayı tercih ediyoruz" dedi. Bu stratejinin ilk somut yansımalarından birinin Innovance Bilgi Teknolojileri’nin halka arz süreci olduğu belirtildi. Bankacılık ve finansal teknoloji sektörüne yazılım altyapısı, yapay zeka destekli veri çözümleri ve beyaz etiket ürünler sunan Innovance, 770 kişilik ekibiyle 20’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Innovance’ın büyümesine 3 farklı fonla katkı sunan RePie Portföy, şirketin halka arzıyla çıkış yapmayı hedefliyor. "Türkiye’nin unicorn potansiyeli yüksek" Türkiye’nin unicorn üretme kapasitesinin yüksek olduğuna dikkat çeken Altuğ Dayıoğlu, "Nüfus olarak globale ilerleyebilecek potansiyele sahip yetenekleri üretebilen bir ülkeyiz. Yetenekli ve genç bir nüfusumuz var. Türkiye internet yaygınlığının yüksek olduğu ülkelerden biri. Lokalde büyüyüp lokaldeki boşlukları yakalayıp bunları globale çevirebilecek potansiyele sahip bir ülkeyiz" dedi. Yapay zeka, finansal teknoloji, oyun ve savunma sanayiini önümüzdeki dönemde Türkiye’den unicorn çıkarabilecek sektörler olarak işaret eden Dayıoğlu, ekosistemin daha hızlı büyümemesinin nedenine dikkat çekerek, "Türkiye’nin temel sıkıntısı yurt dışından doğrudan sermaye yatırımının kısıtlı gelmesi. Özellikle Seri B ve sonraki aşamalarda yatırımların çok kısıtlı olduğunu görüyoruz" dedi. Dayıoğlu, bu zorluklara rağmen Türkiye’nin özellikle Orta Asya, Ortadoğu ve Avrupa’ya coğrafi yakınlığı, genç nüfusu ve girişimci ruhuyla doğru noktalara odaklandığında çok daha ileriye gidebileceğine olan inancını dile getirdi. Dayıoğlu, "Doğru noktalara, doğru notalara bastığımızda çok iyi büyütebileceğimiz şirketlerimizin çıkacağına inanıyorum" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Nisan 2026 Perşembe- 09:59
Karacabey’de salçalık domates ekiminde "serbest"in fazla olması bekleniyor
2
09 Nisan 2026 Perşembe- 16:37
Türk markasını dünyaya taşıyorlar
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:15
Edremit’in Avrupa uçuşları masaya yatırıldı
4
09 Nisan 2026 Perşembe- 15:33
Giresun’da fındıkta don riski yok, üreticiyi kokarca korkutuyor
5
09 Nisan 2026 Perşembe- 18:25
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
19 Aralık 2025 Cuma - 14:51
ATSO Meclis Başkanı Öztürk: "İmara açılacak bölgelerde altyapının önceden tamamlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerekiyor"
ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, altyapısı tamamlanmadan imara açılan bölgelerin inşaat sektöründe ciddi sorunlara yol açtığını belirterek, imar öncesi altyapının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca maliyet artışları, usta eksikliği ve yabancıya satıştaki belirsizliklerin sektör üzerindeki baskısına dikkat çekti. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk başkanlığında, Odanın 30. Grup (İnşaat Faaliyetleri) Meslek Komitesi koordinasyonunda, inşaat sektörünün 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 yılı beklentilerinin ele alındığı Genişletilmiş Meslek Komitesi Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, inşaat sektörünün ülke ekonomisi ve Antalya özelinde taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Öztürk, "Bugün burada, inşaat sektörünün 2025 yılı genel değerlendirmesini yapmak ve 2026 yılına ilişkin beklentileri, riskleri ve fırsatları ortak akılla ele almak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz" dedi. İnşaat sektörünün ekonomik büyüme, istihdam, şehirleşme vizyonu ve yaşam kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurgulayan Öztürk, Antalya’da sektörün kentsel dönüşümden turizm yatırımlarına, yabancı sermayeden yerel istihdama kadar geniş bir alanda belirleyici rol üstlendiğini ifade etti İki ana eksende değerlendirme Toplantıda sektörün iki ana eksende ele alınacağını belirten Öztürk, "Birinci eksenimiz ticari boyut. Piyasa şartları, finansmana erişim, maliyet yapıları, arz-talep dengesi ve yabancı yatırım hareketlerini değerlendireceğiz. İkinci eksenimiz ise yapım aşaması, teknik, uygulama ve mevzuat boyutu. Uygulama süreçleri, yapı güvenliği, mevzuatın sektöre etkisi ve geleceğin teknolojilerini konuşacağız" diye konuştu. Maliyet artışı ve usta sorunu Nüfus artışı, göç ve sosyal nedenlerle inşaat sektörüne olan talebin süreceğini belirten Öztürk, "Yüksek faiz oranları nedeniyle konut fiyatlarında geçici bir durağanlık yaşanıyor. Ancak faizlerin düşmesiyle birlikte konut fiyatlarının yeniden artmasını bekliyoruz. Bu nedenle mevcut dönem, gayrimenkul alımı için doğru bir zaman olarak değerlendirilebilir" dedi. İnşaat maliyetlerindeki artışa da değinen Öztürk, enflasyon ve deprem bölgesindeki yoğun inşaat faaliyetlerinin maliyetleri yukarı çektiğini, özellikle işçilik maliyetlerinde ciddi artış yaşandığını ve sektörde usta ve ara eleman bulma konusunda önemli sıkıntılar olduğunu söyledi. Yabancıya satışta kriter uyarısı Kur seviyelerinin düşük seyretmesinin yabancıya satışları olumsuz etkilediğini ifade eden Öztürk, "Yabancıya satışta vatandaşlık ve oturum kriterlerinin, inşaat yatırımları devam ederken değiştirilmesi sektörümüzü olumsuz etkiliyor. Bu kriterlerin bölgesel ve önceden planlı şekilde belirlenmesi büyük önem taşıyor" dedi. İmardan önce altyapı vurgusu Altyapı konusuna da dikkat çeken Öztürk, imara açılacak bölgelerde altyapının önceden tamamlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Altyapı yatırımlarının yüksek maliyetli olduğunu belirten Öztürk, bu konuda yapılacak düzenlemelerin sektör için kalıcı ve doğru bir adım olacağını dile getirdi. Altıntaş bölgesindeki hızlı gelişime de değinen Öztürk, güçlü ve deneyimli firmalar sayesinde sürecin başarılı ilerlediğini ancak Büyükşehir Belediyesi, ASAT ve elektrik altyapısı çalışmalarında zaman zaman yavaşlamalar yaşandığını ifade etti. Satışlarda ikince el ağırlığı 2025 yılının ilk 11 ayında ülke genelinde yaklaşık 1 milyon 450 bin gayrimenkul satışı gerçekleştiğini belirten Öztürk, satışların üçte birinin birinci el, üçte ikisinin ise ikinci el olduğunu söyledi. Önceki yıllarda bu dengenin daha eşit olduğunu hatırlatan Öztürk, mevcut tablonun sektör açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Sektörün temel sorunları Konuşmasının sonunda sektörün temel sorunlarını sıralayan Öztürk, kat karşılığı inşaatlarda arsa paylarının yüksekliği, usta ve ara eleman eksikliği, faiz-kur dengesi, kamuda iş süreçlerinin yavaşlaması ve yabancıya gayrimenkul satışındaki belirsizliklerin sektör üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek, bu sorunların ortak akılla çözülmesi gerektiğini söyledi. ATSO Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıya; 24. Grup (Elektrik Enerjisi Üretim, Dağıtım ve İlgili Hizmet Faaliyetleri), 30. Grup (İnşaat Faaliyetleri), 31. Grup (İnşaat Malzemeleri), 41. Grup (Gayrimenkul Faaliyetleri), 43. Grup (Mimarlık Faaliyetleri) ve 44. Grup (Mühendislik) Meslek Komitesi Meclis Üyeleri, Komite Başkanları ve Komite Üyeleri katıldı. Toplantıda ayrıca Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz, TMMOB’a bağlı odaların temsilcileri; İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Soner Akdoğan, Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Engin Kepenek, Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ile yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri yer aldı.
19 Aralık 2025 Cuma - 13:51
ÇKS başvurularında son gün 31 Aralık
Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak, Muğla’da tarımsal faaliyetlerini sürdüren tüm üreticilere Çiftçi Kayıt Sistemine yönelik önemli bir hatırlatmada bulundu. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuruları 31 Aralık 2025 tarihinde sona erecek. Tarımsal desteklemelerden yararlanabilmek ve kayıtların güncel tutulabilmesi adına, henüz başvurusunu tamamlamamış olan üreticilerin 31 Aralık tarihine kadar işlemlerini gerçekleştirmeleri için bağlı bulundukları Ziraat Odalarına giderek başvurularını yaptırmaları istendi. Üreticilerin herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için son başvuru tarihinin beklenmemesi ve başvuruların zamanında tamamlanması istenirken, ÇKS işlemleri için son güne kalarak mağduriyet yaşamamaları istendi.
19 Aralık 2025 Cuma - 13:50
AKTOB Başkanı Kavaloğlu: "2026 yılı turizmde bir geçiş yılı olacak"
Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Antalya turizminde 2026 yılını bir geçiş dönemi olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Büyük sıçramalar beklemiyoruz, çift haneli büyümelerin kolay olmadığı bir süreçten geçiyoruz. Kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var" dedi. Ekonomi Muhabirleri Derneği Antalya üyelerini ağırlayan Kaan Kavaloğlu, Antalya turizm sektörünün mevcut durumu, pazar dinamikleri ve 2026 yılına yönelik beklentilere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. "Antalya 17 milyon eşiğine yaklaşıyor" Antalya turizminin mevcut durumu hakkında konuşan Kavaloğlu, kente gelen ziyaretçi sayısının 16 milyon 800 bini geçtiğini belirterek, bu rakamın geçen yıla göre yaklaşık yüzde 1,5’lik artış anlamına geldiğini söyledi. 17 milyon seviyesinin önemli olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı ile İsrail-Filistin geriliminin devam etmesinin yüksek oranlı büyümeleri zorlaştırdığını ifade etti. Kavaloğlu, "Bu şartlar altında 18-20 milyon gibi hedeflere kısa vadede ulaşmak kolay değil. 2026 yılına baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Yüzde 1-2’lik artı ya da eksi değişimler olabilir ancak büyük sıçramalar beklemiyorum" dedi. "2026 yılı bir geçiş dönemi olacak" Pazar dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaloğlu, önümüzdeki yıla yönelik rezervasyonların önceki yıllara benzer seviyelerde seyrettiğini, tur operatörlerinin de çift haneli büyüme hedeflemediğini aktardı. 2026 yılının sektör açısından bir geçiş yılı olacağını belirten Kavaloğlu, Kış aylarındayız, yılbaşı yaklaşıyor. Ama önümüzdeki sene ile ilgili rezervasyonların da bir önceki seneki gibi geldiğini görüyoruz. Çok büyük artışları gözlemlemiyoruz. Demek ki bu rakam sabit bir şekilde devam edecek. Jeopolitik konumumuz nedeniyle şu anda bir dezavantaj yaşıyoruz. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erme ihtimali durumunda, turizm açısından bambaşka bir sezona evrilme ihtimali de bulunuyor. Bunu özellikle vurgulamak isterim. Rusya, uzun bir aranın ardından 2019 yılında Antalya için yaklaşık 6 milyon seviyesine yaklaşmıştı. Bu yıl ise ilk kez yeniden 4 milyon seviyesinin yakalanması bekleniyor. Bu rakamın aşılmasının ardından, ikinci sıradaki Almanya, üçüncü sıradaki İngiltere ve dördüncü sıradaki Polonya pazarlarında çift haneli büyüme ihtimali artık oldukça sınırlı görünüyor. Tur operatörleriyle yaptığımız görüşmelerde de, planlanan uçuş kapasitelerinde çift haneli bir büyümenin ne beklendiğini ne de hedeflendiğini görüyoruz. Bu çerçevede 2026 yılının, 2025 yılına benzer bir seyir izleyeceğini öngörüyoruz. 2026 yılının bizim açımızdan temel özelliği ise bir geçiş yılı olmasıdır. Çünkü sıçrama beklenmeyen dönemlerde, en küçük makro ya da mikro olumsuzlukta, risklerin çok daha belirgin hale geldiği ve sektörün zorlandığı süreçler yaşanabiliyor" diye konuştu. "Krizleri yönetmeyi bilen bir sektörüz" Sektörün geçmişte yaşadığı zorluklara da değinen Kavaloğlu, 2019 yılında Thomas Cook’un iflasının ve ardından yaşanan pandemi sürecinin turizm sektörü üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu hatırlattı. 2024 yılında yaşanan tur operatörü iflasları ve uluslararası organizasyonların yüksek sezona denk gelmesine rağmen sezonun başarılı geçtiğini belirten Kavaloğlu, 2025 yılının ise ekonomik şartlar nedeniyle zor bir yıl olduğunu söyledi. Kavaloğlu, "Deprem sonrası yaşanılan finansal kriz, enflasyon baskısı, kur sabitlemesinin oluşturduğu baskı, bizi çok zorlayan bir döneme neden oldu. 2025 yılını da çok kolay atlattık diyemeyeceğim. Sektör için uzun zamandır bu kelimeyi kullanıyorum, dirayet kelimesini çok seviyorum. Dirayetin altında krizi yönetmeyi bilen, zor şartlarda bir araya gelmeyi bilen özellikle kamu, özel sektör endeksinde çok doğru işleri doğru zamanda yapabilen bir sektörüz. Dolayısıyla bu dirayetle 2025 yılını da atlattık. 2026 yılına da olumlu bakmaya çalışıyoruz ama önümüzde yine bizi çok zorlayacak, kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var" dedi. "2026’nın ilk ayları zor geçebilir" Mevsimsellik konusuna da değinen Kavaloğlu, kış aylarının Antalya turizmi açısından en zor dönem olduğunu belirtti. Aralık ve ocak aylarında doluluk oranlarının düştüğünü, yılbaşı ve Noel dönemlerinde kısa süreli bir hareketlilik yaşandığını aktaran Kavaloğlu, 2026 yılında özellikle nisan ve mayıs aylarının iklim geçişi nedeniyle zor geçmesini beklediğini söyledi. Kavaloğlu, "Haziran itibarıyla yüksek sezon başlıyor. Kurban Bayramı ile birlikte 2026’da tam anlamıyla yüksek sezona girileceğini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "İlk dört pazar değişmeyecek" Antalya’nın ana kaynak pazarlarının Rusya, Almanya, İngiltere ve Polonya olduğunu belirten Kavaloğlu, bu sıralamanın önümüzdeki dönemde değişmesini beklemediğini ifade etti. Ukrayna pazarında savaş sonrası yeniden toparlanma yaşandığını belirten Kavaloğlu, Avrupa’da yaşayan Ukraynalıların tatil tercihlerinde Antalya’nın öne çıktığını söyledi. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Antalya turizmi için önemli bir kaynak olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, bu grubun uzun süreli konaklamalarıyla sektöre ciddi katkı sağladığını ifade etti. İç pazarın da giderek daha bilinçli hareket ettiğini belirten Kavaloğlu, erken rezervasyon alışkanlığının iç pazarda yaygınlaştığını söyledi. "Rekabetçi kalmak zorundayız" Fiyat politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaloğlu, Türkiye’nin artık düşük fiyatlı bir destinasyon olmadığını, hem yabancı hem de yerli turistten hak ettiği geliri elde etmeyi hedeflediğini belirtti. 2026 yılında çift haneli fiyat artışlarına gitmediklerini vurgulayan Kavaloğlu, "Farklı ülkelerle karşılaştırmalar yapılıyor, özellikle Yunanistan ile kıyaslamalar gündeme geliyor. İç pazarın Yunanistan’a kayıp kaymadığı yönünde değerlendirmeler oluyor. Ancak elmayla elmayı kıyasladığımızda ve ülkemizde fayda-maliyet analizi yapıldığında, tüketicinin durumu belirleyici oluyor. Türkiye artık eskisi kadar indirimli bir ülke değil. Avrupalıya, Rusya pazarına ve iç pazara yönelik olarak hak ettiği geliri elde etme sürecinde olan bir ülkeyiz. Fiyatların sürekli çift haneli oranlarda artırılması halinde rekabetçi olma özelliğinin kaybedilmesi riski ortaya çıkıyor. Bu riski yaşamamak için dikkatli hareket ediyoruz. Bu nedenle 2026 yılında çift haneli bir fiyat artışı yapmamayı tercih ettik. 2025 yılının kolay geçmemiş olması ve kur dezavantajı da bu kararda etkili oldu. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da alım gücünün azaldığı bir dönemde, fiyatları gereğinden fazla artırmanın dengeleri bozacağını görüyoruz. Bu nedenle fiyat artışlarını sınırlı tuttuk. 2026 yılına daha umutlu bakabilmemizin nedenlerinden biri de rekabetçi olma özelliğimizi korumaya yönelik bu yaklaşımımızdır" dedi. Geceleme gelirlerinin son dört yılda 85-87 dolardan 110 dolar seviyelerine yaklaştığını belirten Kavaloğlu, rakip ülkeler Fransa ve İspanya’nın bu alanda daha yüksek seviyelerde olduğunu ifade etti. "Turizm milli bir sektördür" Turizmin milli bir sektör olduğunun altını çizen Kavaloğlu, sektöre yönelik finansal desteklerin artırılması gerektiğini belirtti. Özellikle restorasyon ve yenileme yatırımları için uygun maliyetli kredi imkanlarının önemine dikkat çeken Kavaloğlu, "Kamu ve özel bankalar ile finans kuruluşlarının turizm sektörüne yönelik kredi imkânlarını artırmasını bekliyoruz. Özellikle otellerde restorasyon ve yenileme çalışmalarına yönelik finansmana ihtiyaç var. Turizm, ülkemiz için milli bir sektör ve yatırımların büyük bölümü öz kaynaklarla yapılıyor. Bu nedenle sektörün daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Rakip ülkeler bu tür kredilere çok düşük maliyetlerle ulaşabilirken, kur politikası nedeniyle kârlılıkların azaldığı bir dönemde bu durum sektörü zorluyor. Bu süreçte özellikle kış aylarında finansal olarak desteklenmeye ihtiyaç duyuyoruz. Fonlar, indirimler ve teşvikler bu açıdan önem taşıyor. Milli bir sektörün rekabetçi olabilme özelliğini kaybetmemesi için, geçiş yılı olarak gördüğümüz 2026’yı ilave bir vergi yükü altında kalmadan tamamlamamız gerekiyor. Sektör, ekstra bir vergi yükünü kolaylıkla kaldıramaz. Paramızın değerli olmasını elbette isteriz. Enflasyonist bir baskı olmadığı bir dönemde bizim için kurun hiç artmasına ihtiyacımız yoktur. Dolayısıyla yeter ki enflasyon olmasın. Ancak enflasyonun sürdüğü ve istihdam maliyetlerinin arttığı bir dönemde fiyatları aynı oranda artırmak mümkün olmuyor. Turizm sektörü kazandığını yine sektör içinde değerlendiren, yatırımlarını büyük ölçüde kendi kaynaklarıyla yapan yapısıyla gerçek anlamda milli bir sektördür" ifadelerini kullandı. "COP31 ve Dünya Uzay Kongresi önemli fırsat" Antalya’nın 2026 yılında ev sahipliği yapacağı Dünya Uzay Kongresi ve COP31’e de değinen Başkan Kavaloğlu, bu organizasyonların Expo alanının yeniden değerlendirilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Expo alanının COP31’e hazırlanması gerektiğini belirten Kavaloğlu, ilgili bakanlıklardan bu konuda geri dönüş beklendiğini söyledi. "Bir Damla Bir Dünya bir farkındalık çağrısıdır" AKTOB’un sürdürülebilirlik kampanyası "Bir Damla Bir Dünya" hakkında da bilgi veren Kavaloğlu, su tasarrufuna dikkat çekerek, tarım ve turizm politikalarının dengeli yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Kavaloğlu, doğal kaynakların korunmasının gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
19 Aralık 2025 Cuma - 13:44
Bayburt’ta taksi ücretlerine zam geldi
Bayburt’ta taksi ücretlerine zam yapıldı. Yeni düzenlemeyle birlikte şehir içi en kısa mesafe indi-bindi ücreti 90 liradan 140 liraya yükseldi. Bayburt’ta yaklaşık bir yıllık aradan sonra taksi ücret tarifelerinde güncellemeye gidildi. Artan akaryakıt fiyatları ve işletme giderleri gerekçe gösterilerek hazırlanan yeni tarifeye göre 90 lira olan indi-bindi ücreti 140 liraya, taksimetre açılış ücreti 35 liradan 50 liraya yükseltildi. Bir kilometre ücretine ise 15 lira zam yapılarak, 45 liraya çıkarıldı. Yeni fiyat tarifesinin bugünden itibaren kent genelinde uygulanmaya başlandığı öğrenildi.
19 Aralık 2025 Cuma - 13:32
Kuruyemişte yeni yıl indirimleri
Adana’da kuruyemiş sektörünün önde gelen markalarından Musko Kuruyemiş, yeni yıl öncesi internet sitesine özel tüm ürünlerde indirim kampanyası başlattı. Yeni yıl yaklaşırken yeni yıl sofralarının vazgeçilmezlerinden kuruyemişler için vatandaşların telaşı başladı. Musko Kuruyemiş ise yeni yıl dolayısıyla internet sitesine özel tüm ürün gruplarında indirim kampanyası düzenledi. Kampanya kapsamında ‘muskoshop.com’ internet sitesinde Antep fıstığı, fındık, badem, ceviz, kaju, leblebi ve karışık kuruyemiş çeşitleri başta olmak üzere tüm ürünlerde yüzde 25 indirim uygulanıyor. Musko Kuruyemiş internet sitesinden verilen siparişler, imalattan hazırlanıp son tüketiciye ulaşıyor. Firma, vatandaşlara avantajlı alışveriş imkanı sunarken vatandaşları online platforma davet etti. Yeni yıl sofralarının vazgeçilmezleri arasında yer alan kuruyemişlere yoğun ilgi gösterildiğini belirten Musko Kuruyemiş yetkilileri, kampanyanın internet sitesi üzerinden yapılan alışverişlerde hem perakende hem de toplu alımlar için geçerli olduğunu ifade etti. Kalite ve tazelikten ödün vermeden hazırlanan ürünlerin, hijyenik şartlarda satışa sunulduğu vurgulandı. Vatandaşların yeni yıl alışverişlerini daha uygun fiyatlarla yapabilmesi amacıyla hazırlanan indirim kampanyasının 25 Aralık gününe kadar devam edeceği bildirildi.
19 Aralık 2025 Cuma - 13:29
Samsun’da kooperatifçiliğin geleceğine yön verecek projeler ödüllendirildi
Birleşmiş Milletler tarafından 2025 yılının "Uluslararası Kooperatifler Yılı" ilan edilmesi kapsamında Samsun’da düzenlenen "Geleceğe Yön Veren Kooperatifçilik Fikirleri Proje Yarışması"nda dereceye giren projelere ödülleri verildi. Samsun Valiliği himayesinde, Ticaret Bakanlığı ve Samsun Ticaret İl Müdürlüğü koordinasyonunda, "2025 Uluslararası Kooperatifler Yılı Şenliği" ve "Geleceğe Yön Veren Kooperatifçilik Fikirleri Proje Yarışması" ödül töreni Atakum ilçesinde bir otelde yapıldı. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Törende, sürdürülebilir kalkınma, tarımda kooperatifçilik, dijital dönüşüm ve gençlerin kooperatif modellerine katılımı gibi başlıklarda hazırlanan projeler ödüllendirildi. Yarışmada üçüncülük ödülünü, "Samsun İli Manda Sütü Pazarlamasında Kooperatiflerin Etkisi" adlı projesiyle OMÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi doktora öğrencisi Kader Karabulut aldı. İkincilik ödülü, "Tarım Kooperatiflerinin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine Katkısı: Samsun İli Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Örneği" projesiyle OMÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi yüksek lisans öğrencisi Mücahit Bulut’a verildi. Yarışmanın birincisi ise "Üniversitede Öğrencilerden Oluşan Bir Kooperatif Kurulması" konulu projesiyle OMÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi 4. sınıf öğrencisi Sümeyye Ayal oldu. Ödüller, protokol üyeleri tarafından takdim edildi. Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürü Taha Enes Şener yaptığı konuşmada, "Ticaret Bakanlığı olarak Türkiye’de yaklaşık 12 bin kooperatife hizmet vermekteyiz. Bu 12 bin kooperatifin sistemde kayıtlı 1.8 milyon kooperatif ortağı bulunmaktadır. Türkiye gerçekten çok dinamik, ticari bir hayata sahip. Bakanlık olarak elimizden gelen desteği kooperatiflere kullanmaya gayret ediyoruz. Belli başlı alanlarda tekelleşen firmaların agresif fiyat politikaları da gerek esnafın, gerek diğer tacirlerin maliyetlerini azaltma noktasında, daha kaliteli hizmet etme noktasında kooperatifleşmenin önemini bir kez daha ortaya koymuş oldu" dedi. Samsun İl Ticaret Müdürü Kürşat Turpçu ise "Yılı dolu dolu geçirmek için var gücümüzle çalıştık. Biz şuna inanıyoruz. Her şeyin merkezinde eğitim var. Bu yılın etkinliklerin merkezine eğitimi koyduk. Ülkemizin rotasyonuna yeni bir ivme kazandırmak istiyoruz. Şehrimizde bunu farklı bir boyuta ulaştırmak istiyoruz. Bu proje yarışmasına başvuran öğrencilerimize ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Jüri olarak 5 kişilik bir jüri oluşturduk. Projeleri tek tek okuduk. Her hocamız kendi başına değerlendirmesini yaptı" diye konuştu. Program, ödül töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Etkinlikte, kooperatifçiliğin toplumsal kalkınmadaki rolüne dikkat çekilirken, gençlerin bu alandaki yenilikçi fikirlerinin desteklenmeye devam edeceği vurgulandı. Programa Vali Yardımcısı Mustafa Yıldız ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten de katıldı.
19 Aralık 2025 Cuma - 13:28
Bursa Sosyal Sorumluluk Platformu’nun yol haritası belirleniyor
Yeşim Grup koordinasyonunda düzenlenen "Özel Sektör ve Sivil Toplum Kuruluşları Arasında İş Birliği Nasıl Güçlendirilir?" çalıştaylar serisinin 5’incisi Prof. Dr. Rüyam Küçüksüleymanoğlu’nun moderatörlüğünde, kurum temsilcilerinin katılımıyla Villa Verde’de gerçekleştirildi. Yeşim Grup koordinasyonunda, özel sektör ile sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğini güçlendirmek amacıyla 2023 yılında başlatılan "Özel Sektör ve Sivil Toplum Kuruluşları Arasında İş Birliği Nasıl Güçlendirilir?" çalıştaylar serisinin 5’inci buluşması, Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rüyam Küçüksüleymanoğlu’nun moderatörlüğünde, özel sektör ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla Villa Verde’de gerçekleştirildi. Bugüne kadar sırasıyla Yeşim Grup, LÖDER, SEGER ve LÖSEV ev sahipliğinde düzenlenen çalıştaylarla kurumlar arası ortak akıl üretme ve birlikte hareket etme kültürünün gelişmesine katkı sunan bu süreç, Bursa Sosyal Sorumluluk Platformu’nun kurulmasına yönelik işleyiş modelinin ve yol haritasının ele alındığı toplantıyla yeni bir aşamaya taşındı. Gerçekleştirilen buluşmada platformun yapısı, önümüzdeki dönem öncelikleri ve birlikte hayata geçirilecek projelerde kurumların üstleneceği katkı alanları değerlendirildi. Toplantıya katılan kurum temsilcileri, sosyal sorumluluk alanında sürdürülebilir, etki odaklı ve birlikte üretmeye dayalı bir model oluşturulmasına yönelik görüş ve önerilerini paylaştı. Toplantıda ayrıca, platformun kalıcı ve etkili bir yapıya kavuşabilmesi için kurumların maddi, manevi ve uzmanlık temelli katkılarının net bir çerçevede ele alınmasının önemi vurgulandı. Katılımcılar, Bursa’da sosyal sorumluluk alanında ortak projeler geliştirilmesine yönelik iş birliğini güçlendirme konusunda görüş birliğine vardı. Yeşim Grup adına toplantıda konuşan Kurumsal İletişim Direktörü Dilek Cesur, yaptığı değerlendirmede, sosyal sorumluluk alanında kalıcı etki oluşturmanın temelinin güçlü bir gönüllülük kültüründen geçtiğini vurguladı. Özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının beklentilerinin ortak bir zeminde buluşması gerektiğine dikkat çeken Cesur, "Bu çalıştay serisini başlatırken temel amacımız hem özel sektörde hem de sivil toplumda sahada aktif, gönüllülük bilinci yüksek yapılar oluşturarak sosyal sorumluluk alanında birbirini tamamlayan bir anlayışla hareket edilmesini sağlamaktı. Şirketler bünyesindeki gönüllü sayısını artırırkensivil toplum kuruluşlarının da bu süreçten güçlenerek çıkmasını hedefliyoruz. Ortak ve kapsayıcı bir ana proje ile başlayarakgüven ve iş birliğini zaman içinde büyütmeyi amaçlıyoruz. Bugün Bursa Sosyal Sorumluluk Platformu’nun işleyişini ve yol haritasını birlikte ele almamız, bu ortak iradenin somut bir göstergesi. Bu yapıyı maddi beklentilerden bağımsız, iyi niyet ve sürdürülebilirlik esasına dayalı bir iş birliği modeli olarak kurguluyoruz. Birlikte üretmenin ve birlikte etki oluşturmanın gücüne inanıyoruz." diye konuştu.Ardından ev sahibi Villa Verde adına söz alan Özlem Şenkoyuncu, işletmenin bu alanda bugüne kadar hayata geçirdiği çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Bursa Sosyal Sorumluluk Platformu ile birlikte, şehirde faaliyet gösteren özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının toplumsal faydayı artıracak projelerde güçlerini birleştirmesi ve bu alanda örnek bir iş birliği modeli oluşturulması hedefleniyor.
19 Aralık 2025 Cuma - 13:19
Bakan Bolat: "Son 2 buçuk senede Reklam Kurulu, 593 milyon lira idari para cezası uyguladı"
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Son 2 buçuk yıllık bir sürede Reklam Kurulunun kendisine iletilmiş şikayetleri birebir inceleyerek aldığı kararlar sonucunda 593 milyon lira idari para cezası uyguladı" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Bakanlığı tarafından düzenlenen ‘28’inci Geleneksel Tüketici Ödülleri’ ile ‘Ortaokullar Arası Resim Yarışması Ödül Töreni’ne katılarak, tüketicinin korunmasına yönelik çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakan Bolat, bilinçli tüketicinin güçlü ekonominin temeli olduğunu belirterek, Ticaret Bakanlığı olarak adil ve rekabetçi piyasa anlayışıyla üretici ve tüketicinin haklarını koruduklarını, bu çalışmaların Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü koordinasyonunda saha denetimleriyle yürütüldüğünü ifade etti. "Kesesine, zevkine uygun işletmeleri tercih etmede bir kolaylık olacak" Fiyat etiket yönetmeliğinde önemli bir değişim gerçekleştirdiklerini söyleyen Bolat, "Vatandaşlarımızın günlük hayatlarında sıklıkla hizmet aldığı lokanta, restoran, kafe, pastane benzeri işletmelerde menü ürünlerin ve fiyatların iş yeri dışında görünür bir şekilde sergilenmesi, masa üstlerinde basılı evrakta sergilenmesi ve ’karekod’ uygulamasıyla da buna ulaşmanın mecburi hale getirilmesini sağladık. Bu yeni değişiklikle belli kriterin üzerindeki bu işletmeler fiyat listelerini elektronik sistem üzerinden Ticaret Bakanlığımıza aktarmakla yükümlü olacaklar ve tüketicilerimiz bunları bir sistem üzerinden girerek rahatlıkla kontrol etme imkanı bulacaklar. Kesesine, zevkine uygun işletmeleri tercih etmede bir kolaylık olacak. Buradaki sloganımız da doğru etiket şeffaf ticarettir" açıklamasında bulundu. Bolat, Fiyat Etiket Yönetmeliği’nde yapılan düzenlemeyle ürünlerin ambalaj ağırlığı olan daranın zorunlu olarak düşüleceğini, böylece tüketicinin net ağırlık üzerinden ürün satın alacağını belirtti. Abonelik sözleşmeleri, bankacılık ve iletişim hizmetleri, elektrik, su, gaz ile internet alışverişleri başta olmak üzere tüketici sözleşmelerinin denetlendiğini vurgulayan Bolat, haksız uygulamalara karşı gerekli tedbirlerin alındığını ve kurallara uymayanlara mevzuat kapsamında cezai işlem uygulandığını ifade etti. "Son 2 buçuk yıllık bir sürede Reklam Kurulu, 593 milyon lira idari para cezası uyguladı" Güvenilir reklamın, yapıcı rekabet ve sağlıklı işleyen bir piyasa anlamına geldiğini ifade eden Bakan Bolat, şu ifadelere yer verdi: "Reklam var gerçekten ürünü tanıtır ama reklam var olmayan bir şeyi pazarlamaya, aldatmaya yönelik oluyor. Bu noktada da Ticaret Bakanlığımız bünyesinde bir reklam kurulumuz var. Bu reklam kurulunun üyeleri arasında ilgili meslek kuruluşlarından temsilciler yer alıyor. Bizim Ticaret Bakanlığı olarak o kurulda sadece 2 üyemiz var. Profesyonelce çalışan, gerçekten işini doğru yapan bir kuruluş reklam kurulu. Tüm televizyon, radyo, yazılı basın ve internet reklam reklamlarını titizlikle denetlemektedir. Bu nedenle Rekabet Kurulunun çalışmaları giderek artan bir öneme sahip olmakta. Göreve geldiğimizden bu yana son 2 buçuk yıllık bir sürede Reklam Kurulunun kendisine iletilmiş şikayetleri birebir inceleyerek aldığı kararlar sonucunda 593 milyon lira idari para cezası uyguladığını da sizlerle paylaşmak istiyorum." "Denetlediğimiz ürünlerdeki güvensizlik oranı yüzde 1,1 kadar geriledi" Bolat, güvensiz ürüne karşı ‘sıfır tolerans’ ilkesi çerçevesinde piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetlerinin yürütüldüğünü söyleyen, "Burada 2011 yılında yüzde 32 olan denetlediğimiz ürünlerdeki güvensizlik oranı yaptığımız bu etkin çalışmalarla yüzde 1,1 kadar geriletilmiştir, düşürülmüştür. Tüketicilerimizin güvenli ve sağlıklı ürünlere ulaşmasını sağlamak noktasında ayakkabı, oyuncak gibi ürünlerin plastik ürünlerinin posta veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla ithalat aracılığıyla basitleştirilmiş gümrük beyanname kapsamında ülkemize getirilmesi de kısıtlanmıştır. Çünkü laboratuvar analizleri sonucunda bunların ciddi bir oranının maalesef insan sağlığına aykırı olduğu görülmüştür ve bu konuda derhal önlemler alınmıştır" ifadelerini kullandı. "Yasa dışı uygulamalara karşı 2 buçuk yılda 4,7 milyar liralık cezai uygulama yapılmıştır" Yasa dışı uygulamalara karşı verilen cezalara değinen Bolat, sözlerine şu şekilde devam etti: "Tüketicilerimizin taraf oldukları o abonelikler ve sözleşmelerdeki haksız ve yasa dışı uygulamalara karşı da 2 buçuk yılda 4,7 milyar liralık cezai uygulama yapılmıştır. Ürün güvenliği açısından yaptığımız denetimler sonucunda 100 milyon lira ve şehirlerimizde İl Ticaret Müdürlüklerinin denetimleriyle de 1,4 milyar lira fiyat etiketi cezaları uygulanmıştır. Toplamda son 2 buçuk yılda sadece tüketici korunmasına, piyasa gözetimine yönelik aldığımız tedbirlerin denetlenmesi sırasında toplam 6,8 milyar lira idari para cezası uygulandı." Bolat, Ticaret Bakanlığının koordine ettiği Tüketici Hakem Heyetleri çalışmalarına da değinerek, "211 noktada Türkiye genelinde heyetlerimiz çalışıyor. Bugüne kadar ki ortalama süre yaptığımız çalışmalarda 190 küsur günden 94 sonuç alma gününü düşürtmüştük. Yeni reformlarla da bunu daha da aşağılara, 90 gününde altına indireceğiz. Tüketici Hakem Heyetlerinde de son 2 buçuk yılda yaklaşık 2 milyon dosya sonuca bağlanmıştır. Bunun tutarı 21 milyar Türk lirasıdır. 21 milyar liralık uyuşmazlıklar, ihtilaflar yaklaşık 2 milyon dosyada heyet tarafından sonuca bağlanmıştır. Mahkemeleri, yargıyı da fazlaca meşgul etmeden gerçekleşmiştir" ifadelerine yer verdi. Bakan Bolat, cep telefonu, bilgisayar, tablet, akıllı saat, oyun konsolu ve modem gibi ürünlerde ‘kullan-at’ anlayışı yerine onarım ve yeniden satış modelini teşvik etmek amacıyla yaklaşık 2 yıl önce yenilenmiş ürün sisteminin hayata geçirildiğini belirterek, bu uygulamanın Dünya Bankası ile Uluslararası Tüketici Koruma ve Uygulama Ağı (ICPEN) tarafından 2024 yılında ödüle layık görüldüğünü ifade etti. Aynı zamanda Bolat, Ticaret Bakanlığının sorumluluğunda bulunan tüketici mevzuatının dinamik yapısı ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda, tüketicilerin daha ileri düzeyde korunması amacıyla 2024 yılında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da değişiklikler yapıldığını ve bu kapsamda 7 yönetmeliğin güncellendiğini dile getirdi. Öte yandan, Bolat, şans oyunları reklamları ve elektronik sigara gibi alanlara yönelik ciddi yaptırımlar getirileceğini vurgulayarak, yılbaşı indirimleri, yeni yıl fırsatları ve ‘efsane kasım’ gibi kampanya adı altında yapılan indirimli satış reklamlarının da yakından takip edildiğini, alınan tedbirler ile idari ve cezai kararların düzenli olarak kamuoyuyla paylaşıldığını söyledi. Bakan Bolat’ın konuşmasının ardından program ödül takdimleri ile devam etti. Ödülleri takdim eden Bolat, İhlas Haber Ajansı Ekonomi Muhabiri Kemal Diri’ye de Tüketici Özel Ödülü’nü verdi.
19 Aralık 2025 Cuma - 13:03
ORKÖY’den kırsal mahallelere sıfır faizli 36 traktör
Orman Genel Müdürlüğü, Orman ve Köy İşleri Dairesi Başkanlığı (ORKÖY) kedisi ile alınan bir iş makinesi ve 36 traktör Muğla’nın Menteşe ilçesinde düzenlenen tören ile hak sahiplerine teslim edildi. Traktörlerden 29’u Muğla, 7’si ise Aydın iline dağıtımı yapıldı. Orman köylüsünün desteklenmesi ve ekonomik olarak güçlendirilmesini amaçlayan, aynı zamanda kırsaldan kente göçün önüne geçilmesi amacıyla ORKÖY tarafından orman köylülerine yönelik yapılan hibe ve destek programı çerçevesinde gerçekleştirilen iş makinesi ve traktörlerin teslimi töreninde konuşan Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür, Muğla orman Bölge Müdürlüğü olarak 2025 yılında 228 aile ve 1 tarımsal kalkınma kooperatifine toplam 98 milyon 23 bin TL kredi desteği sağladıklarını açıkladı. Türkiye’de ilk defa ORKÖY kredisi ile Ekskavatör alındı Muğla Orman Bölge Müdürü Mustafa Ülküdür, "Muğla orman bölge müdürlüğü olarak orman köylümüzü ORKÖY kredileriyle desteklemeye devam ediyoruz. Muğla ilimizde, 145 aileye ve 1 tarımsal kalkınma kooperatifine 65 milyon 943 bin TL, Aydın ilimizde ise 83 aileye 32 milyon 80 bin TL olmak üzere; Bölge Müdürlüğümüzde 2025 yılında 228 aile ve 1 tarımsal kalkınma kooperatifine toplam 98 milyon 23 bin TL kredi desteği sağladık. Yapmış olduğumuz ORKÖY kredi desteklerinin yüzde 20’si (19 milyon 604 bin TL) hibe, yüzde 80’i (78 milyon 419 bin) sıfır faizle 4 ile 7 yıl arası geri ödeme planıyla verilmiştir. Bugüne kadarki verdiğimiz (süt sığırcılığı, fenni arıcılık, güneş enerjisi, traktör ve tambur) gibi ferdi ORKÖY kredi desteklerinin yanında ilk kez bir Tarımsal Kalkınma Kooperatifine iş makinesi (ekskavatör) alımında ORKÖY kredi desteği sağladık. Yemişendere-Fadıl Tarımsal Kalkınma Kooperatifine ORKÖY kredi desteği ile 5 milyon 373 bin TL verilmiş olup, Kooperatifimize 1 adet 14 tonluk iş makinesi (ekskavatör) kazandırılmıştır" dedi. "Orman köylüsüne verilen desteklerde faiz kaldırıldı" Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, "Bu verdiğimiz desteklerde, faiz tamamen kaldırıldı. Yüzde 20’si hibe olarak kendilerine sunuluyor. Kalan kısmı da faizsiz olarak 4 yıl, 5 yıl geri ödemedi krediler sunuyoruz kendilerine. Ayrıca ev hanımlarına, sadece ev hanımlarına verdiğimiz, mikrokredi diye ifade ettiğimiz bir kredi çeşidimiz de var. 36 tane traktör inşallah yeni sahiplerini bulacak. Biz köylülerimizin bu traktörleri kullanırken kazasız belasız inşallah kendilerine veya bir başkasına zarar vermeden kullanmalarını bu vesileyle kazançlarını arttırmalarını ve mutlu ve bulundukları yerde yaşamalarını arz ediyoruz" dedi. "Alınan traktörler orman köylüsünün gelirine büyük katkı sağlayacak" Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, "Muğla’nın potansiyeli yüksek, hakikaten turizm ekonominin lokomotifi olmakla beraber tarımda da, ormanda da, madende, mermercilikte, su ürünlerinde her alanda Türkiye’de ilk beşe girecek verimli sektörlerimiz var. Böylelikle tabi bu ORKÖY kredileriyle, faizsiz kredilerle verilen traktörler, yapılan diğer projeler, köylerimizin ekonomik gelirine büyük katkı yapacak ama bizim hayatımızda en önemli parçası olan ormanlarımızın da korunmasında onlara ekstra bir ayrı moral gücü olacak" dedi. Konuşmaların ardından 29’u Muğla, 7’si Aydın iline olmak üzere 36 adet traktör ve bir iş makinesinin anahtarları Vali ve diğer protokol tarafından hak sahiplerine teslim edildi.
19 Aralık 2025 Cuma - 12:55
Tekirdağ’da Kasım ayında 3 bin 637 konut satıldı
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2025 yılı Kasım ayında Tekirdağ’da toplam 3 bin 637 konut satışı gerçekleştirildi. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan 2025 yılı Kasım Ayı Konut Satış İstatistiklerine göre, Türkiye genelinde konut satışları bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,8 oranında azalarak 141 bin 100 oldu. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller 24 bin 234 ile İstanbul, 12 bin 706 ile Ankara ve 8 bin 540 ile İzmir olurken, en az konut satışı yapılan iller 78 ile Ardahan, 131 ile Bayburt ve 152 ile Artvin olarak kayıtlara geçti. Tekirdağ’da Kasım ayında ipotekli konut satış sayısı 752 olarak gerçekleşti. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları aynı dönemde bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,4 oranında azalarak 21 bin 499 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 15,2 olarak hesaplandı. Ocak-Kasım döneminde Türkiye genelinde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 53,5 oranında artarak 207 bin 519’a ulaştı. Tekirdağ’da diğer satış türleri kapsamında 2 bin 885 konut el değiştirdi. Türkiye genelinde Kasım ayında diğer konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,8 oranında azalarak 119 bin 601 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 84,8 olarak gerçekleşirken, Ocak-Kasım döneminde diğer konut satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,5 artarak 1 milyon 226 bin 614 olarak kaydedildi. Tekirdağ’da Kasım ayında gerçekleşen 3 bin 637 konut satışının 1 bin 412’si ilk satış, 2 bin 225’i ise ikinci el satış olarak gerçekleşti. Türkiye genelindeki 141 bin 100 konut satışının 46 bin 589’u ilk satış, 94 bin 511’i ise ikinci el satışlardan oluştu.
19 Aralık 2025 Cuma - 12:54
Tekirdağ’da trafiğe kayıtlı araç sayısı 381 bin 389’a ulaştı
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla Tekirdağ’da trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı 381 bin 389 olarak kayıtlara geçti. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan 2025 yılı Kasım ayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerine göre, Türkiye genelinde trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı 33 milyon 371 bin 446 oldu. Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 52,4’ünü otomobil, yüzde 29,9’unu motosiklet, yüzde 12,8’ini kamyonet, yüzde 2,1’ini traktör, yüzde 1,6’sını kamyon, yüzde 0,6’sını minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. 2025 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla Tekirdağ’daki 381 bin 389 motorlu kara taşıtının 190 bin 159’unu otomobil, 6 bin 456’sını minibüs, 5 bin 521’ini otobüs, 55 bin 372’sini kamyonet, 12 bin 953’ünü kamyon, 74 bin 880’ini motosiklet, 1 bin 391’ini özel amaçlı taşıtlar ve 34 bin 657’sini traktörler oluşturdu. Tekirdağ’da Kasım ayında noterler aracılığıyla toplam 9 bin 423 taşıtın devri gerçekleştirildi. Devri yapılan taşıtların 6 bin 47’si otomobil, 161’i minibüs, 132’si otobüs, 1 bin 553’ü kamyonet, 163’ü kamyon, 897’si motosiklet, 14’ü özel amaçlı taşıt ve 456’sı traktör olarak kayıtlara geçti.
19 Aralık 2025 Cuma - 12:43
Başkan Erdoğan: "TOBB Başkanımızın ziyareti bizlere büyük bir moral ve güç kaynağı oldu"
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun, Denizli Ticaret Odası’nı ziyaretine ilişkin bir değerlendirmede bulunan Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun Denizli iş dünyasına verdiği desteğin son derece kıymetli olduğunu vurguladı. Denizli Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun Denizli ziyaretine ilişkin değerlendirmede bulundu. Başkan Erdoğan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Ziyarette Denizli ekonomisinin mevcut durumu, ticaret erbabının, sanayinin, ihracatçıların ve üyelerinin karşılaştığı sorunlar ile finansmana erişim, dijital ve yeşil dönüşüm süreci ile iş dünyasının beklentilerinin ele alındığını belirten Başkan Erdoğan, "Denizli’miz; üretimi, ihracatı ve girişimci ruhuyla Türkiye ekonomisine güçlü katkı sağlayan şehirlerin başında gelmektedir. Bu doğrultuda iş dünyamızın taleplerini, beklentilerini ve çözüm önerilerini Sayın Başkanımıza doğrudan iletme fırsatı bulduk. TOBB çatısı altında yürütülen çalışmalar ve destek mekanizmaları, üyelerimiz için son derece değerlidir" dedi. Başkan Erdoğan ayrıca, TOBB’un üyesi olan odalarla güçlü iş birliğinin, ekonomik kalkınma açısından da büyük önem taşıdığını ifade ederek şunları kaydetti: "TOBB’un liderliğinde yürütülen çalışmalar, iş dünyamızın sorunlarının çözümünde önemli bir rol üstlenmektedir. Sayın Başkanımızın vizyoner yaklaşımı ve her zaman reel sektörün yanında durması, bizlere güç vermektedir"
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder