EKONOMİ - 09 Nisan 2026 Perşembe 16:37

Türk markasını dünyaya taşıyorlar

A
A
A
Türk markasını dünyaya taşıyorlar

Manisa’nın Salihli ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren yerli ve milli kuruluş Hermos Gıda Ltd. Şti., kedi ve köpek maması üretiminde Türkiye’nin en önemli üreticileri arasında yer alırken, 50’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirerek Türk markasını dünyaya taşıyor. Firma, Suudi Arabistan, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi ülkelerde de Türk markası olarak pazar liderliğini sürdürüyor.


Salihli Organize Sanayi Bölgesi’nde 13 bin 500 metrekare alanda kurulu tesiste faaliyet gösteren Hermos Gıda, yıllık 120 bin ton üretim kapasitesiyle sektörün öncü firmalarından biri olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de kedi ve köpek maması üretiminin önemli bölümünü karşılayan firma, Suudi Arabistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’da Türk markası olarak pazar lideri konumunda yer alıyor.


Kedi köpek maması sektöründe Türkiye’deki üretimin yüzde 70’ini karşılayan Salihli OSB’de 2016 yılında 17 kişiyle başlayan yolculuklarında kısa sürede büyüyerek üretim kapasitesini artırdıklarını belirten Hermos Pet Food Ulusal Pazarlama Direktörü Gizem Tuğrul, firmanın 2017 yılında üretime başladığını ve bugün 304 personelle faaliyetlerini sürdürdüğünü ifade etti.


Son teknoloji ile donatılmış üretim hatlarına sahip olduklarını belirten Tuğrul, tam otomasyonlu depolama sistemleriyle üretim ve lojistik süreçlerini yüksek verimlilikle yönettiklerini söyledi.


Kalite ve hijyen standartlarına büyük önem verdiklerini kaydeden Tuğrul, "Firmamız çok sayıda uluslararası sertifikaya sahip olmasının yanı sıra Türkiye’de kalite ve hijyen üretim sistemi olan BRC belgesine sahip tek kuru mama üretim tesisi olma özelliğini taşıyor. Bu durum hem üretim kalitemizin hem de güvenilirliğimizin önemli bir göstergesidir" dedi.


Üretim kapasitesi ve ihracat ağıyla Türkiye ekonomisine katma değer sağlamaya devam ettiklerini vurgulayan Tuğrul, "2016 yılında Manisa’nın Salihli ilçesinde yerli ve milli bir oluşum olarak kurulduk. Şirket sahiplerimiz Fatih Bey ve Yılmaz Beyler. Burada olmamızın sebebi de Fatih Bey’in Salihlili olması. Kendi doğup büyüdüğü yere yatırım yapıp burada var olmak istemesi ile birlikte gelişen bir süreçti. İlk başladığımızda 17 kişiden bugün ise 304 kişiye çıkan bir grubun parçasını oluşturuyoruz. Salihli olarak Türkiye’deki kedi köpek mama sektörünün öncüsüyüz. Türkiye’deki üretilen mamanın yüzde 70’i bu bölgeden çıkmakta. Full otomasyon sistemi ile kuru mamalarımızı üretmekteyiz. Enerjimizin yüzde 35’ini ise sürdürülebilir enerji olan güneş panellerinden faydalanmaktayız. Bu alanda da karbon ayak izi geri dönüşümlü ambalajlarla yatırımlarımız ve projelerimiz devam etmektedir. Bu yola ilk başladığımızda yıllık 24 bin ton üretimimiz varken bu 10 yıllık süreçte 120 bin tona ulaştık. Bünyemizde 9 farklı markamızla 120 çeşit ürünümüzle hizmet veriyoruz. Türkiye’deki ilk tahılsız kuru mamayı da Hermos Gıda olarak üretmiş bulunmaktayız. İhracatımızda ise Gana’dan, Malezya’ya, Fas’a Fransa’dan Rusya’ya kadar 50’den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Azerbaycan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan’da ise ürünlerimizle pazar lideriyiz" şeklinde konuştu.



Türk markasını dünyaya taşıyorlar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Polislerle dalga geçen şüpheli tutuklandı, 7 şüpheli adli kontrolle serbest bırakıldı İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önündeki silahlı saldırıda polislerin müdahale anları sırasında alaycı ifadeler kullanan şahıs tutuklandı. Olay kapsamında gözaltına alınan diğer 7 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. İstanbul Beşiktaş’ta İsrail Konsolosluğu’nun önünde görevli polislere düzenlenen silahlı saldırı sırasında polislere yönelik, "Sen sağ bek, ben sol bek" şeklinde ifadeler kullandığı belirlenen şüpheliler gözaltına alınmıştı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından ‘devletin emniyet teşkilatını alenen aşağılama’ ve ’halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçundan adliyeye sevk edilmişti. Savcılık ifadelerinin ardından İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliğine çıkarılan 7 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Polislerle ilgili alaycı ifadeler kullanan şüpheli Necati K. ise, ‘devletin emniyet teşkilatını alenen aşağılama’ ve ’halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçundan tutuklandı. Öte yandan şüpheli Necati K, ifadesinde, olay günü İsrail Konsolosluğu önünde bulunduğunu, herhangi bir suç işleme kastı olmadığını belirterek, "Ben çok özür dilerim vatanımdan ve milletimden, böyle bir niyetim yoktu o anda. Çok üzgünüm. Videoyu çeken de ben değilim. Benim kesinlikle kötü bir niyetim yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Serbest bırakılmamı talep ediyorum" dedi.
Antalya Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mehmet Ali Can oldu Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Olağan Genel Kurulu’nda başkanlık yarışını Mehmet Ali Can kazandı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen seçimde Can, rakibi Ramazan Keskin’i 12 oy farkla geride bırakarak BAİB’in yeni başkanı oldu. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Olağan Genel Kurulu, Konyaaltı Nazım Hikmet Kongre ve Fuar Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Saat 13.00’te başlayan oy verme işlemleri 17.00’de sona erdi. Resmi olmayan sonuçlara göre, başkanlık yarışını Mehmet Ali Can kazandı. Bin 241 üye sandık başına gitti BAİB’te oy kullanma hakkına sahip bin 659 üyeden 1241’i sandık başına gitti. Söz konusu katılım oranı, birlik tarihinin en yüksek katılımlı seçimlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Nazım Hikmet Kongre ve Fuar Merkezi de gün boyunca tarihi kalabalıklardan birine ev sahipliği yaptı. Başkanlık yarışında Mehmet Ali Can’ın mavi listesi 624 oy alırken, Ramazan Keskin’in kırmızı listesi 612 oyda kaldı. Böylece Mehmet Ali Can, 12 oy farkla BAİB’in yeni başkanı seçildi. "Artık rekabet bitti" Başkanlığa seçilmesinin ardından sosyal medya hesabından teşekkür paylaşımında bulunan Mehmet Ali Can, şu ifadelere yer verdi: "Teşekkürler Batı Akdeniz. Bugün birlikte başardık, birlikte kazandık. Bu zafer sadece bir sonucun değil inancın, emeğin ve birlik ruhunun zaferidir. Her birinizin desteği, güveni ve yüreğiyle bu yolu yürüdük. Bu yüzden bu başarı sadece bizim değil, hepimizin başarısıdır. Seçim sürecinde emek veren tüm yol arkadaşlarıma, destek olan tüm ihracatçılarımıza ve bu süreci olgunlukla tamamlayan herkese gönülden teşekkür ediyorum." Can, paylaşımında seçim sürecinin tamamlandığını ve bundan sonraki dönemde ortak hedeflere odaklanacaklarını vurgulayarak, "Artık rekabet bitti. Şimdi omuz omuza vererek Batı Akdeniz için daha çok çalışma zamanı. Söz veriyorum bu güvene layık olmak için gece gündüz demeden çalışacağız. Birliğimizi büyütecek, ihracatımızı güçlendirecek, hep birlikte daha büyük başarılara imza atacağız. Kazandık ama asıl şimdi başlıyoruz" dedi.
Ankara Savunma Sanayii Başkanlığı ile Azerbaycan Savunma Sanayisi Başkanlığı arasında işbirliği sözleşmesi imzalandı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Hakan Karataş ile Azerbaycan Savunma Sanayisi Bakan Yardımcısı Hidayet Azimov, savunma sanayiinde stratejik yetkinlik gelişimi ve ekosistem dönüşümünü hedefleyen iş birliği sözleşmesini imzaladı. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Karataş ile Azerbaycan Savunma Sanayii Bakan Yardımcısı Azimov arasında savunma sanayiinde stratejik yetkinlik gelişimi ve ekosistem dönüşümünü hedefleyen iş birliği sözleşmesi imzalandığını açıkladı. Görgün, iş birliği sözleşmesine ilişkin, "Savunma sanayiinde ortaya koyduğumuz bütüncül ekosistem yaklaşımı; artık yalnızca platform ve ürün geliştirme kabiliyetiyle değil, kurumsal yapısı, yönetişim modeli ve sürdürülebilir sanayileşme anlayışıyla da uluslararası ölçekte referans alınan bir seviyeye ulaşmıştır. Dost ve kardeş ülkeler, yalnızca teknolojiye değil; bu teknolojiyi mümkün kılan sistem mimarisine de talip olmaktadır. Bu anlayış doğrultusunda; Azerbaycan Savunma Sanayisi Bakanlığı ile Başkanlığımız arasında, savunma sanayiinde stratejik yetkinlik gelişimi ve ekosistem dönüşümünü hedefleyen iş birliği sözleşmesini imzaladık. Söz konusu iş birliği kapsamında; Savunma sanayii yönetişim modeli, Tedarik ve sözleşme yönetimi yapıları, Ar-Ge, Ür-Ge ve teknoloji kazanım süreçleri, Sanayileşme ve ihracat mimarisi, İnsan kaynağı gelişimi ve bilgi transferi alanlarında kapsamlı bir dönüşüm perspektifi oluşturulacaktır. Bu adım; iki kardeş ülke arasındaki stratejik iş birliğinin derinleşmesinin yanı sıra, Türkiye’nin savunma sanayii modelinin küresel ölçekte taşıdığı değerin somut bir yansımasıdır" dedi.
İzmir Başkan Tugay: "Meslek Fabrikası için mücadele sürecek" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, polis barikatıyla çevrili Meslek Fabrikası’ndaki nöbetin dördüncü gününde içeriye girdi. Binadaki demirbaşlar için mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte tespit işlemlerine katılan Tugay, daha sonra basın açıklaması yaptı. Tugay, "Yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır. Hiç kimse bunu normal görmemeli. Mücadelemize devam edeceğiz" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, başvurucu kurum adına "asil" sıfatıyla hakim nezaretinde bugün sabah Meslek Fabrikası’na girme talebini ilettikten sonra mahkeme heyeti ile birlikte bir süre kapıda bekletildi. Sonrasında mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte içeri girerek tespit işlemlerine katıldı. CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Üyesi Yalçın Karatepe, CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, sendika ile siyasi parti temsilcileri ve İzmirlilerin destek verdiği Başkan Tugay, gelişmelerin ardından fabrikadan çıkarak basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi" Süreç hakkında detaylı bilgi veren Başkan Tugay, "Olayı hukuk zemininde çözmeye çalışıyoruz. Bu sorunun çözümü idari ya da hukuki olacak, bunu biliyoruz. Şiddetle olması mümkün değil. Başından beri her şey hukuksuz yürüdüğü için kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi. Burası polis ablukasına alındığında girmek istediğimi söylemiştim, izin verilmemişti. Ben belediye başkanıyım, herhangi bir yapıya zarar verme durumum yok. Bugün mahkemenin tespit işlemi sırasında belediye başkanı olarak içeri almak durumunda kaldılar. Ama başta yine bir mukavemet oldu. Yine üst makamlara soralım denildi. Onlar onay vermedi diye olumsuz cevap da verildi. Nihayetinde tespiti isteyen kurumların en başındaki kişi olarak içeri alındık. Yapıdaki restorasyon, tadilat, eşyalarımız, tesisat ile ilgili bir bilirkişi heyeti tespit yaparken, ben de onlara eşlik ettim. Ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Meslek Fabrikası’nın kurslarında kullanılan bütün o malzemeler, mutfaklarından bilgisayarlarına, dershane odalarından tutun pek çok malzemeye kadar yerli yerinde duruyor. Devlet kurumları arasında bir mülkiyet sorunu mahkemeye yansımışsa, bu durum sonuçlanana kadar yapılacak şey polisle burayı işgal etmek midir? Yoksa mahkeme sonuçlanana kadar beklemek ve ona göre tutum almak mıdır? Maalesef konuyu bu hale getiren İzmir’de iktidarın temsilcisi olan milletvekilleridir. Onlar emniyet güçlerini de baskı altında tutuyorlar. Mahkemeleri de baskı altında tutmaya çalışıyorlar" dedi. "Bu bir utanç vakasıdır" Bu durumu bu hâle getirenlerin utanması gerektiğini söyleyen Tugay, "Başından beri söylüyorum: Bu bir utanç vakasıdır. Türkiye’de ilk defa bir kamu kurumunun mülkü, başka bir kamu kurumunun mülkiyet iddiası nedeniyle polis zoruyla abluka altına alınmıştır. Bu, Türkiye tarihinde bir ilktir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün İzmir’de 3 bin 500 gayrimenkulü var. Bunu bu şekilde, polis eşliğinde yapmak zorunda değiller. Bu tamamen, belediyeye sorun çıkarmaya çalışan AK Partili milletvekillerinin eseridir. Şu anda da bu binalarımızı da bizlerden alarak ilave zorluklar çıkarmaya çalışıyorlar. İzmir halkının bu gerçeklerin farkında olması gerektiğini söylüyorum" diye konuştu. "Mücadelemize devam edeceğiz" Başkan Tugay ayrıca şunları söyledi: "Bundan sonrası için il başkanlığımızla beraber eylem sürecimiz devam edecek. Ancak bugün Bornova Belediye Başkanımızla ilgili konuyla ilgilenmek zorundayım. Belediyedeki işlerimizin aksadığı yönünde bir algı oluşmasını da istemem. Bu sürecin başında yıllık izin aldım; şu anda yıllık izindeyim. Yönetici arkadaşlarımıza da belediye çalışmalarını aksatmadan devam etmelerini söyledim. Bugüne kadar da bu şekilde geldik. Ama bundan sonra gece gündüz bulunmayı azaltarak normal işime döneceğim. Elbette bu konuyla ilgili hukuki ve idari süreçlerimiz devam edecek. Avukat arkadaşlarımız halkın hakkını savunmak için mücadele edecek. Ancak tekrar vurguluyorum; yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır ve açıkça bir kötülüktür. Hiç kimse bunu normal görmemelidir. Mücadelemize devam edeceğiz."
Bilecik Bilecik Belediye Meclisi’nde ’Şehir İçi Toplu Taşıma Yönetmeliği’ tartışmas Bilecik Belediye Meclisi AK Parti Grup Sözcüsü Avukat Onur Şeker ile CHP Belediye Meclis Üyesi Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat İrem Şimşek Şencan arasında, değiştirilmesi istenilen ’Şehir İçi Toplu Taşıma Yönetmeliği’ konusunda tartışma yaşandı. Bilecik Belediye Meclisi Nisan ayı birinci birleşimi Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı başkanlığında Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Gündemin 11’inci maddesinde Şehir İçi Toplu Taşıma Yönetmeliği’nin bazı maddelerinde değişiklik yapılması konusunda Hukuk Komisyonu’ndan gelen raporun görüşülmesi oldu. "Yönetmeliğin değiştirilmesi talebinin reddine karar verildi" CHP Bilecik Belediye Meclis Üyesi ve aynı zamanda Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat İrem Şimşek Şencan, komisyonun aldığı kararı okuyarak, "30 Nisan tarihinden itibaren yapılacak devir ve araç değişikliklerinde araç uzunluğunun en az 7 metre olması gerektiği yer almakta olup, Şehir İçi Toplu Taşıma Yönetmeliği’nde yapılacak değişikliklerin mevcut ihale şartnamelerinin değiştirilmesine imkan vermediğinden yönetmeliğin değiştirilmesi talebinin reddine oy çokluğu ile karar verildi" dedi. "Komisyon üyesi arkadaşlarımızın görüşleri farklıydı" Ardından söz alan AK Parti Grup Sözcüsü Avukat Onur Şeker, "Sadece şunu söylemek istiyoruz. Birincisi, burada bize gelen talep, hatırlarsanız gündeme geldiğinde ’Komisyona havale edilecek konu nedir, talep mi’ diye sormuştum. Talebe baktığımda, yönetmeliğin değiştirilmesini talep ediyordu. Her ne kadar yönetmelikteki teknik şartnamenin değiştirilmesi isteniyor olsa da, komisyonda bu konu detaylı şekilde tartışıldı. Ancak komisyon üyesi arkadaşlarımızın görüşleri farklıydı. Biz, yönetmeliğin değiştirilmesinde hukuken bir sakınca bulunmadığını düşünüyoruz. Fakat minibüsçülerin talebi farklıdır ve bunun değerlendirmesini yapacak olan idaredir. Elbette hukuki konularda farklı görüşler olabilir. Hukukçular arasında da bu tür ayrışmalar yaşanabilmektedir. Nihai kararı verecek olan ise mahkemedir" dedi. "Bu ihalenin şartlarını değiştiremeyiz" Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat İrem Şimşek Şencan ise "Yönetmeliğin değiştirilmesinde tabii ki bir sakınca yok. Fakat talep edilen hususu karşılamıyor. Yönetmelik değiştirildiğinde de biz aslında boş yere yönetmeliği değiştirmiş olacağız. Çünkü sözleşmede madde olabilir, ancak sözleşmedeki madde kanuna ve yönetmeliğe aykırı olamaz. Hukukta normlar hiyerarşisi dediğimiz bir kavram vardır. Dolayısıyla sözleşmeye konulmuş olsa bile kanun ve yönetmelikten üstün olamayacağı için geçersiz sayılır. Biz yönetmeliği değiştirdiğimiz durumda ya talep edenlerin talebini karşılayacaktık ya da bu değişiklik onların işine yarayacaktı. Talep edenlerin istediği aslında şartnamenin değiştirilmesidir. Bu ihale daha önce yapılmış olduğu için ihaledeki şartnameyi değiştirdiğimiz zaman da ihaleye fesat karıştırma durumu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu ihalenin şartlarını değiştiremeyiz. Şu an itibarıyla yönetmeliği değiştirmek talepte bulunanlara bir fayda sağlayacak gibi görünse de esasen bu boş bir işlem olacaktır. Bu nedenle talebin reddini uygun gördük" dedi. "Hukukta niyet okuma diye bir şey yoktur" Son olarak söz alan AK Parti Grup Sözcüsü Avukat Onur Şeker, "İrem Hanım gibi düşüneceksek o zaman bunun hukuk komisyonuna gelmesinin bir anlamı yoktu. Çünkü hukukta niyet okuma diye bir şey yoktur başkanım. Önüne talep gelir, talep edilir ve biz de o taleple bağlı kalırız. Tabii ki bir mahkeme ya da başka bir kurum gibi davranamayız. Hukukta niyet okuma yoktur. Eğer İrem Hanım gibi düşünecek olsaydım, siz bizim idari amirimiz olarak bunu meclise getirmeyecektiniz. İdare bu konuyu değerlendirirdi. Elbette ben de biliyorum kanunun ve yönetmeliğin üstünlüğünü. O zaman idare olarak diyecektik ki ’Bu talep kanuna aykırıdır, reddediyoruz’. Peki biz neden komisyon olarak buradayız? Talepler başka, bizim değerlendirmemiz başka. Hukukta niyet okuma yoktur" dedi. Öte yandan Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat İrem Şimşek Şencan, önceki mart ayı ikinci birleşiminde bu gündem maddesi için kanun ile yönetmelik arasında kaldıklarını söylemişti.