EKONOMİ
TZOB Genel Başkanı Bayraktar, Manisa’da su altında kalan tarım arazilerini inceledi, destek çağrısı yaptı 11 Nisan 2026 Cumartesi - 19:27:09 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Manisa’da sel nedeniyle su altında kalan tarım arazilerinde inceleme yaptı. Bayraktar, doğal afetlerin 58 ilde 13 binden fazla çiftçiyi etkilediğini belirterek, "Devletin şefkat elini üreticilerimiz bekliyor" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, aşırı yağışlar sonrası Gediz Nehri’nin taşmasıyla su altında kalan tarım arazilerinde incelemelerde bulunmak üzere Manisa’ya geldi. İzmir’in Menemen ilçesine bağlı Musabey Mahallesi’nde taşkından etkilenen alanları inceleyen Bayraktar, ardından Manisa’nın Şehzadeler ilçesine bağlı Veziroğlu Mahallesi’ne geçerek yoğun yağışların ardından göle dönen tarım arazilerinde incelemelerde bulundu. Bayraktar’a Manisa Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ ile ilçe ziraat odası başkanları da eşlik etti. "Doğal afetler 58 ilde etkili oldu" Veziroğlu Mahallesinde su altında kalan hububat tarlasının önünde oda başkanları ve üreticilerin katılımıyla bir açıklamada bulunan TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Birkaç yıldan beri yaşadığımız doğal afetler tarım sektörünü, tarımla ilgili üretimi ve çiftçilerimizi fevkalade olumsuz etkiliyor. Biliyorsunuz geçen sene de büyük bir don felaketi ile karşı karşıya kaldık. 65 ilimiz bundan etkilendi. Çiftçilerimiz etkilendi. Tarımsal üretim alanlarımız bundan etkilendi. Tarihin en büyük don felaketi ile karşı karşıya kaldık. Arkasından gelen kuraklık yine tarımsal üretimi fevkalade olumsuz etkiledi. Tabii 2026 yılına olumlu başlamak isterdik. Ama 2026 yılının başlamasıyla birlikte gelen aşırı yağışlar ki bu yağışları aslında biz bekliyorduk. Yani barajlarımızın dolması, barajlarımız biliyorsunuz boşalmıştı. Yine yeraltı sularımızın beslenmesi açısından bu yağışlar fevkalade önemliydi. Zaten bir tesellimiz o. Barajlarımız doldu, yeraltı sularımız beslendi. Ama aşırı yağış beklemiyorduk. Tabii bu aşırı yağışlar sel baskınlarına, su baskınlarına bütün tarım alanlarının maruz kalmasına sebebiyet verdi ve Türkiye’nin çok değişik yerlerinde su baskınlarına maruz kaldık. 1 Ocak 2026 ve 6 Nisan 2026 tarihleri arasında çok değişik doğal afetler yaşadık. 58 ilde 226 ilçede 2 bin 297 köy ve mahallede 13 bin 307 çiftçimizi etkiledi. 23 il sel felaketi ile karşı karşıya kaldı. 28 il fırtına gördü. 5 il hortum, 9 il don ve 7 il de yangın felaketi ile karşı karşıya kaldı. Tabii bunlar tarımsal alanlara önemli ölçüde zarar verdi" dedi. "Manisa’da 18 bin dekarlık alan zarar gördü" Manisa’nın yaşadığı sel baskınları hakkında da bilgi veren Bayraktar, "27-29 Mart tarihleri arasında yaşanan aşırı yağışlardan dolayı Şehzadeler, Ahmetli, Akhisar, Alaşehir, Kırkağaç, Salihli, Saruhanlı, Soma, Turgutlu ve Yunus Emre ilçelerinde sel ve taşkınlar yaşandı. Genellikle Gediz Nehri ve çay kenarlarında taşkınlar ve seller yaşanmış görünüyor. Bu alanlar şubat ayında da sel ve su baskını yaşayan alanlardı. 10 ilçemizde özellikle hububat ve yem bitkileri alanları, kışlık sebze alanları ve dikili alanlarda olmak üzere yaklaşık 18 bin dekarlık bir alanda aşırı yağış kaynaklı sel, su baskını ve göllenme olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca Alaşehir ilçemizde 150 dekar bir alanda heyelan yaşanmış, dikili alanlarda zarar olduğu görülmektedir. Sular çekildikten sonra tabii nihai hasar tespit çalışmaları Aralarında yapılacaktır. Bulunduğumuz Şehzadeler ilçemizde 7 bin 500 dekar tarım alanı selden etkilenmiş görünüyor. Bağ ve meyve alanlarında zarar çok fazla beklenmiyor. Hububat ve yem bitkileri ekimi yapılamayacak. Öyle görünüyor. Şimdi üreticilerimiz biraz evvel Menemen’de de görüştüm. Tabii ’bundan sonra ne yapacağız’ kaygısına girmişler. Yani neyi dikeceğiz, neyi ekleyeceğiz? Buna bir karar vermek durumundalar. Sular çekilmediği için buna karar veremiyorlar. Ama bu bölgelerde yaptığımız tespitlerde büyük bir ihtimalle sebze ve silajlık mısıra bir dönüş olacak gibi görünüyor bu bölgelerde" şeklinde konuştu. "Savaş maliyetleri artırıyor" Bir taraftan bölgede yaşanan savaşın tarımsal üretimi ve çiftçileri de olumsuz etkilediğini anlatan Bayraktar, "Petrol fiyatlarının artışı buna karşılık gübre fiyatlarının artışı ki aşağı yukarı gübre maliyetlerimizin yüzde 70’i 80’i doğal gazdan karşılanıyor. Gübre fiyatları da arttı. Bugünlerde özellikle arttı. Görüyorsunuz Hürmüz Boğazı’nın kapanması gübre fiyatlarının da artışına sebebiyet verdi. Şimdi burada sadece bununla kalmadı. Doğal afetler de biliyorsunuz devam ediyor ve bizi fevkalade derinden etkiliyor. Bazı yerlerde de çiftçimizi de bir moralsizliğe sevk etmiş görünüyor. Hakikaten çiftçilerimiz de bu doğal afetlerden perişan olmuşlar. Devletin şefkat elini bekliyorlar. Yani onlara moral vermemiz lazım. Bir taraftan geçen biliyorsunuz açıklama yaptım. Özellikle hem mazot fiyatlarında, hem gübre fiyatlarındaki bu artışlar maliyetlerimiz bizi artırdığı için onunla alakalı bir destek talebimiz var hükümetten. Bununla ilgili açıklamayı da yaptım. Biraz evvel Menemen’de de yine bu talebimi yeniledim. Ayrıca doğal afetlerden zarar gören üreticilerimize aynı şeyde olduğu gibi yani don zararında olduğu gibi TARSİM kapsamında olan üreticilerimizin zararlarının önemli bir kısmı tazmin edilecek. Ama doğal afetten zarar gören üreticilerimizin önemli bir kısmının TARSİM kapsamında olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla don afetinde olduğu gibi TARSİM kapsamında olmayan bu üreticilerimize de devletin şefkat elini bekliyoruz, yardımını bekliyoruz. Üreticilerimize moral vermek zorundayız. Üreticilerimizin sahada olması, tarlada olması için buna ihtiyacımız var. Üretimi sürdürülebilir noktada tutmamız lazım" ifadelerini kullandı. "Savaş devam ederse gıda krizi baş gösterecek" "Savaştan dolayı petrol krizinden bahsediyorum ama kaçırmamamız gereken bir şey var. Bu kriz devam ettiği müddetçe dünyada daha önemlisini söyleyeyim, gıda krizi baş gösterecek" diyen Bayraktar açıklamasını şöyle tamamladı: "Herkes bunu atlıyor. Gıda krizini yaşayan tabii dünyadaki birçok ülke gıda güvencesini sağlayamadığı için problem yaşayacak ama Türkiye olarak önlemimizi şimdiden alırsak biz bu gıda krizinden en az hasarla çıkmış oluruz. Ülkemizin gıda güvenliğini de sağlamış oluruz. İşte bu uyarılarımız bununla ilgili. Türkiye’nin bir gıda krizi yaşamasını istemiyoruz. Bununla ilgili tedbirlerin şimdiden alınmasını lazım. Onun için biz daha evvel de biliyorsunuz Türkiye’yi gezdim aşağı yukarı 70-75 vilayeti bitirdim. Ankara’da iki defa Sayın Cumhurbaşkanımızla, Maliye Bakanımızla ve diğer bakanlarımızla Tarım Orman Bakanı ve Çalışma Bakanımızla görüştük ve don felaketinden zarar gören üreticilerimize 50 milyar lira civarında bir yardım yapıldı. Şimdi bu afetlerle de kuraklıkla alaka ayrıca bir yardım bekliyoruz. Onunla ilgili bir çalışma var. Şimdi bu afetlerle alakalı da Ankara’da yardım talebinde bulunacağız. İnşallah çiftçilerimize gerekli yardımlar yapılır. Çiftçimizin sürdürülebilir üretim noktasında kalması sağlanır. Hepinize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Allah bu afetleri bir daha göstermesin inşallah." Bayraktar ve beraberindeki ziraat odaları başkanları daha sonra Veziroğlu Mahallesi Kahvehanesinde üreticilerle buluşarak fikir alışverişinde bulundu.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 18:59 Besler CEO’su Mert Altınkılınç: "Gıda sektörünün sürdürülebilir dönüşümüne öncülük ediyoruz" Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, katıldığı Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde gıda sektörünün sürdürülebilirlik ve teknoloji odağında köklü bir dönüşümden geçtiğini belirterek, Besler’in üretimden tedarik zincirine uzanan entegre modeliyle geleceğin gıda ekosistemini şekillendirmeyi hedeflediğini kaydetti. Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı ve Besler CEO’su Mert Altınkılınç, Capital ve Ekonomist dergileri tarafından bu yıl ‘Büyük Dönüşüm’ temasıyla düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’ne (UEZ) katıldı. Zirvede, ‘Yeni Yatırım Modelleri, Stratejiler ve Fırsatlar’ panelinde konuşan Altınkılınç, gıdanın artık yalnızca üretim ve tüketim dengesiyle sınırlı bir alan olmadığını, arz güvenliğinden iklim krizine, kaynak verimliliğinden sosyal kapsayıcılığa uzanan stratejik bir önemde olduğunu ifade etti. Dünyada üretilen gıdanın önemli bir bölümünün israf edildiğine dikkat çeken Altınkılınç, asıl ihtiyacın daha fazla üretmek değil; daha verimli, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir sistemler kurmak olduğunu kaydetti. Yıldız Holding Gıda Grubu ve Besler olarak bu dönüşümü stratejik bir sorumluluk olarak gördüklerini vurgulayan Altınkılınç, "Gıda sektörü bugün; sürdürülebilirlik, teknoloji, verimlilik ve değişen tüketici beklentileri doğrultusunda köklü bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık mesele yalnızca üretmek değil; kaynakları koruyarak, veriyi merkeze alarak ve tüm paydaşları kapsayan bir sistem anlayışıyla değer üretmek. Yıldız Holding Gıda Grubu bünyesinde Besler’de, lider ve güçlü markalarımızla bu dönüşümü bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. Üretimden tedarik zincirine, Ar-Ge’den ürün geliştirmeye kadar uçtan uca tasarladığımız modelimizle geleceğin gıda ekosistemini şekillendirmeyi hedefliyoruz" dedi. Besler gıdanın verimlilik ve sürdürülebilirlik çalışması hakkında da konuşan Altıkılıç, "Bugün Besler’de toplam 16 kategoride 1.250’ye yakın ürünümüz, 50’yi aşkın markamız, Türkiye’de ulaştığımız 21 milyon hane ve 5 kıtaya yayılan ihracat ağımızla yalnızca bugünün değil, yarının gıda sistemine yatırım yapıyoruz. Verimliliği ve sürdürülebilirliği somut sonuçlarla destekliyor, ‘Topraktan Tabağa 0 Gıda Kaybı’ modelimizle hasattan sofraya kayıpları yüzde 50 seviyelerinden yüzde 7’lere indiriyoruz. SAFER projemizle tarımı veri ve yapay zeka ile yönetiyor, bu sayede yüzde 17 verim artışı ve yüzde 40’a varan su tasarrufu sağlıyoruz. Diğer yandan, biliyoruz ki dönüşümün merkezinde yalnızca teknoloji değil, insan var. Tarımın Kadın Yıldızları projemizle üretimin en kritik paydaşlarından biri olan kadın çiftçilerin güçlenmesini destekliyoruz. 2022 yılında başlattığımız proje kapsamında kadın çiftçi oranımızı yüzde 5’ten yüzde 27’ye çıkararak 168 milyon TL’nin üzerinde ekonomik değer oluşturduk. Bizim için gıda, insanı beslerken doğayı koruyan, hayatı güçlendiren bir sistem kurmak demek. Besler olarak gıdanın geleceği için sürdürülebilir, yenilikçi ve kapsayıcı bir ekosistem inşa etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 18:00 Bakan Kacır: "Türkiye başka hiçbir ülkenin başaramadığı bir ihracat kabiliyeti seviyesine erişti" Sakarya’da düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, "Bugün Avrupa’nın en büyük sanayi ülkeleri halen pandemi öncesi üretim düzeylerinin çok gerisinde kalmıştır. Fransa’da üretim düzeyi pandemi öncesinin yüzde 3 daha aşağısında, İtalya’da yüzde 5,4 daha aşağısında, Almanya’da üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının halen yüzde 11,8 daha gerisindedir. Türkiye’de ise sanayiinin üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının yüzde 31 daha yukarısındadır. Türkiye kurduğu güçlü sanayi altyapısı sayesinde üretim, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon ve ekosistem sayesinde pandemi döneminin ve sonrasının kazanan ülkelerinden olmayı başarmıştır" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Sakarya’nın Sapanca ilçesinde bir otelde düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde konuştu. Bakan Kacır, "Pandemi dönemiyle birlikte dünyanın bütün ülkelerinde korumacılık trend haline geldi. Fakat pandemi geride kalsa da korumacılık terk edilmedi ve bütün dünya daha fazla yerinde üretim daha fazla gümrük engeliyle ithalatın kısıtlaması yollarını tartışıyor. Bölgesel olarak baktığımızda Asya’nın küresel ticaretteki payının artmakta olduğunu, Avrupa ve Kuzey Amerika’nın küresel ticaretteki payının ciddi şekilde azalmakta olduğunu da hatırlayabiliriz. Bütün bu hikayenin özeti aslında küresel ekonominin kuzeyden güneye ama daha fazla batıdan doğuya kaymakta olduğunu gösteriyor. Türkiye’yi biz bu yeni denklemde, bulunduğumuz konumunda getirdiği avantajları dikkate alarak küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde gelecek 25 yılda dünya ekonomisinde hangi bölgeler daha fazla pay sahibi olacak diye baktığımızda Türkiye’mizin önünde gerek ticaret ve enerji bağlantıları gerek sahip olduğumuz üretim ve teknoloji kabiliyetleri ile yeni fırsat pencerelerinin açılmakta olduğunu değerlendiriyoruz. Bu fırsatları değerlendirmenin de en önemli şartı Türkiye’nin kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen, rekabetçi şekilde dünyaya ihraç edebilen, sunabilen bir ülke olma yolculuğu, yani milli teknoloji hamlesi olduğunu değerlendiriyoruz" dedi. "Türkiye teknolojik ürünleri kendi imkanlarıyla geliştiren ve üreten bir ülke olmayı başardı" Bakan Kacır, "Türkiye gerçekten son 25 yıllık dönemde kurulmuş alt yapılar, yetişen insan kaynağı sayesinde üretim kabiliyetlerinin araştırma, geliştirme ve inovasyonla taçlandırmayı ve daha ileri teknolojik ürünleri kendi imkanlarıyla geliştiren ve üreten bir ülke olmayı başardı. Bu sayede küresel ticaretteki payımızı yüzde 0,55’lerden 1,07’ye yani iki misline, küresel üretim katma değerindeki payımızı yüzde 0,69’dan 1,38’e çıkarmayı başardık. Türkiye 2002 yılında 41 milyar dolar imalat sanayi katma değeri üretebilmişti. Geçtiğimiz yıl Türk sanayisi 246 milyar dolar değer üretti. Denebilir 23 yıl geçti, dünya çok değişti ama dünyanın hızıyla gitmiş olsaydık biz ancak 123 milyar dolar katma değeri üretmiş olacaktık. Ortaya koyduğumuz daha ileri performans sayesinde bunu tam iki misli, 246 milyar dolar imalat sanayimiz katma değer üretmeyi başardı. Bugün Türkiye 41,5 milyar dolar yıllık otomotiv ihracatı olan, 32 milyar dolar kimya ihracatı olan, 29 milyar dolar makine ihracatı olan, yani teknoloji seviyesi ileri düzeyde olan sektörlerde rekabetçi üretim ve ihracat kapasitesine ve kabiliyetine sahip bir ülke. Askeri insansız hava aracı pazarının küresel düzeyde üçte ikisi elinde. Güneş paneli üretiminde, beyaz eşya üretiminde, ticari araç üretiminde Avrupa’nın en büyük üretim ülkesi Türkiye. 2002 ile kıyasladığımızda ana sanayimizin bütün sektörlerinde üretimi birkaç misli büyüttüğümüzü ifade edebiliriz. 2002 yılında yaklaşık 7 milyon beyaz eşya üretiliyorken, geçtiğimiz yıl Türkiye’de 29 milyon beyaz eşya üretildi. Türkiye beyaz eşya üretiminde Avrupa’da bir numaralı, dünyada ikinci sıradaki üretici ülke. Türkiye, 2002’de ancak 350 bin üretmişken, geçtiğimiz yıl bir buçuk araç ürettik. Türkiye, Avrupa’nın ve dünyanın en önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri haline geldi" diye konuştu. "Pek çok başlıkta Avrupa’da ilk beş büyük üretici arasındayız" Bakan Kacır, "Pek çok başlıkta Avrupa’da ilk beş büyük üretici arasındayız. Tarım makinelerinde Avrupa’nın dördüncü büyük üreticisiyiz. Plastik mamülde Avrupa’nın ikinci büyük üreticisiyiz. Ağaç ürünlerinde, orman ürünlerinde Avrupa’nın en büyük iki üreticisinden birisiyiz. Yine alüminyum ve düz camda Avrupa’da ilk ikideyiz. Seramik sağlık gereçlerinde, çelikte, çimentoda, otobüs, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşyada ifade etmeye çalıştığım gibi Avrupa’nın en büyük üretici ülkesiyiz. Türkiye’de çokça tartışılan tekstil, hazır giyim gibi sektörlerde Avrupa’da en büyük ölçekli üretim yapan ilk iki ülke arasındayız. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla bu üretim gücümüzü daha da tahkim etmeyi, ekonomi programımızın unsurlarından biri addediyoruz. Türkiye’nin üretim kabiliyetlerini daha ileri seviyelerine çıkarmayı önemsiyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye, Çin’den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş coğrafi kuşağın rekabet gücü en hızlı yükselen ihracatçı ülkesi oldu" Bakan Kacır, "Bugün Avrupa’nın en büyük sanayi ülkeleri halen pandemi öncesi üretim düzeylerinin çok gerisinde kalmıştır. Fransa’da üretim düzeyi pandemi öncesinin yüzde 3 daha aşağısında, İtalya’da yüzde 5,4 daha aşağısında, Almanya’da üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının halen yüzde 11,8 daha gerisindedir. Türkiye’de ise sanayiinin üretim düzeyi 2020 yılı Ocak ayının yüzde 31 daha yukarısındadır. Türkiye kurduğu güçlü sanayi altyapısı sayesinde üretim, teknoloji, Ar-Ge, inovasyon ve ekosistem sayesinde pandemi döneminin ve sonrasının kazanan ülkelerinden olmayı başarmıştır. Bu hikayede gerçekten teknoloji seviyesinde elde ettiğiniz kazanımların büyük bir payı var. Ürün ihracatımızı 36 milyar dolardan 273 buçuk milyar dolara çıkardık. Fakat ihraç ettiğimiz ürünlerdeki yükselişin daha da fazla olduğunu görüyoruz. Biz 2002’de 36 milyar dolar ihracat yaparken, bu ihracatın içinde orta yükseklikte teknolojik ürünlerin payı 10 milyar dolar düzeyindeydi. Geçtiğimiz yıl Türkiye, 112 milyar dolar teknoloji seviyesi yüksek ve orta yüksek düzeyde ürün ihracatı yaptı. Özellikle son yıllarda 2025 yılı ihracatımıza baktığımızda yüksek teknolojinin ürünlerde yüzde 12 buçuk, yüksek teknoloji ürünlerde yüzde 10,6 artış yakalandığımızı görüyoruz. Aslında biraz daha uzun hali değerlendirdiğimizde son beş yıla baktığımızda Türkiye’nin ihracattaki artışının tamamının yüksek ve orta yüksek düzeydeki teknolojik ürünlerden geldiğini ifade edebiliriz. Geçtiğimiz 30 yılı değerlendirdiğinizde Türkiye’nin küresel ihracat pazarlarında nasıl bir kabiliyet kazandığını, diğer ülkelerle mukayeseli olarak görmemiz de mümkün. 30 yıl geriye gittiğimizde Türkiye, hem rekabetçi olarak ihraç ettiği ürün sayısı hem yoğun ihracat yaptığı ülke sayısı hem de ihracat hacmi açısından oldukça vasat bir yerdeydi. 30 yılda bu tablo çok değişti, ürün portföyü çok değişti. Rekabetçi olarak ürün sayısı çok arttı ama bunun da ötesinde sahip olduğunuz coğrafi konumu, doğru lojistik yatırımları, bağlantısalık adımları sayesinde etkin şekilde değerlendirmeyi başardık ve ihracat yaptığımız ülke sayısını 30 yıl öncesinin iki mislinden daha ileri bir seviyeye taşıdık. Türkiye, Çin’den sonra Avrupa ortasına kadar uzanan geniş coğrafi kuşağın rekabet gücü en hızlı yükselen ihracatçı ülkesi oldu" ifadelerini kullandı. "Türkiye başka hiçbir ülkenin yaklaşmayı dahi başaramadığı bir ihracat kabiliyeti seviyesine erişti" Bakan Kacır, "Türkiye başka hiçbir ülkenin yaklaşmayı dahi başaramadığı bir ihracat kabiliyeti seviyesine erişti. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde istikrarımızı koruyabilir güçlü şekilde yolumuza devam edebilirsek ki inşallah öyle olacak bu üretim ve ihracat kabiliyeti Türk ekonomisinin yeni başarı hikayeleri yazmasını ana motoru olacak. Bunun arkasında Türkiye’nin kurduğu muazzam araştırma geliştirme altyapısı var. Biz 2002 yılında milli gelirimizin ancak binde 5’ini araştırma geliştirme faaliyetlerimizi ayırabiliyorduk ve Türkiye’deki Ar-Ge faaliyetlerinin toplam büyüklüğü ancak 1.2 milyar dolardı. Şimdi milli gelirimizin yüzde 1 buçuğunu ayırıyoruz. Bu oran Avrupa’da önde gelen sanayi ülkeleri İtalya, İspanya gibi ülkelerle benzer seviyelerdir. Ve araştırma geliştirmeye ayırdığımız kaynak 20 milyar dolara erişti. 1.2 milyar dolar Ar-Ge harcaması yaptığımız dönemde Türk özel sektörü ancak 350 milyon dolar Ar-Ge faaliyeti yürütüyordu, şimdi sadece ASELSAN’ın Ar-Ge faaliyeti 350 milyon doların üzerinde. Bugün Türk özel sektörü her yıl 14 milyar dolara yakın araştırma, geliştirme yatırımı yapıyor. Araştırma ve geliştirmenin özü insan kaynağıdır. O dönemde sadece 29 bin Ar-Ge insan kaynağımız vardı, şimdi 311 bine erişti. Bunun sonuçlarını fikri mülkiyette görüyoruz. Türkiye’de bir yılda yapılan patent başvuru sayısı sadece 414’tü, şimdi 11 binden fazla başvuru yapılıyor. Türkiye’nin bilimsel üretim kapasitesi çokça tartışılır. Yeni üniversiteler kurduk Türkiye’nin dört bir yanında. Bu üniversitelerin performansı ile ilgili eleştiriler olduğunu zaman zaman görüyoruz. Fakat şu gerçekliği hiç kimse inkar edemez; elbette bu üniversiteler zamanla gelişecek. Tıpkı tecrübeli üniversitelerimiz gibi Türkiye’nin bilimsel üretimine yıldan yıla çok daha fazla katkı verecek. Bununla beraber son 23 yılda Türkiye’nin bilimsel kapasitesi de son derece hızlı bir yükseliş kaydetti. 2002 yılında Türkiye’de bir yılda yapılan bilimsel yayın sayısı yaklaşık 9 bindi, geçtiğimiz yıl Türkiye’de 52 bin bilimsel yayın yapıldı" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 17:35 ERSİAD heyetinden ETSO’ya ziyaret: Erzurum’un stratejik önemi masaya yatırıldı Erzurumlu Sanayici ve İş Adamları Derneği (ERSİAD) heyeti, Erzurum Ticaret ve Sanayi Odasını (ETSO) ziyaret etti. Ziyarette, Erzurum’un tarihi misyonu, jeopolitik konumu ve iş dünyasının beklentileri ele alındı. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın’ın ev sahipliğinde yapılan görüşmeye; ERSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öz, Kadın Kolları Başkanı Ebru Akan Alpdoğan ve Genç ERSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsa Şahin katıldı. Toplantıda konuşan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, Erzurum’un eğitim ve sağlık merkezi konumunda olduğunu belirterek şehrin potansiyeline dikkat çekti. Erzurum’un geçmişten bugüne bir tarım ve hayvancılık şehri olduğunu ifade eden Özakalın, tarihi süreçte bölgesel büyükbaş hayvancılık sermayesinin yüzde 12’sini barındırdığını vurguladı. ETSO’nun 1885 yılında kurularak Türkiye’nin ilk üç odasından biri olduğunu hatırlatan Özakalın, şehrin gümrük kapılarına yakınlığı sebebiyle geçmişte de önemli bir ticaret merkezi olduğunu dile getirdi. OSB’de talep devam ediyor Erzurum 2. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) hakkında heyete bilgi veren Başkan Özakalın, 300’ün üzerinde parselin dolmasına rağmen yatırımcı talebinin sürdüğünü söyledi. Alanın genişletilmesi için Ankara ile sürekli temas halinde olduklarını belirten Özakalın, "Kuş uçuşu ortalama 200-250 kilometre mesafedeki 7 sınır kapısının işlevselliğini kullanmalıyız. Erzurum bugün enerji koridorunda ve Çin’in Kuşak Yol projesinde merkez konumunda yer alıyor. Mersin, Trabzon ve Rize limanlarının tam ortasındayız. Zengezur Koridoru’nun merkezi geçiş noktasının Erzurum olması, tarihi İpek Yolu gibi bölgemizin ticari hayatına ivme katacak bir gelişmedir." dedi. Erzurumluları bir arada tutmayı hedefliyoruz ERSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öz ise derneğin Bursa’da kurulduğunu ve Bursa’nın Erzurumluların en yoğun yaşadığı şehir olduğunu ifade etti. Diğer hemşehri SİAD kuruluşlarına kıyasla Erzurum’un bu alanda daha fazla temsile ihtiyaç duyduğunu belirten Öz, yeni kurulan ERSİAD’ın ilerleyen süreçte daha çok Erzurum merkezli çalışmalar yapmayı hedeflediğini söyledi. Öz, şehir dışında yaşayan Erzurumluları ticari ve kültürel anlamda bir arada tutmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi. Ziyaret, karşılıklı görüş alışverişinin ardından sona erdi.
Tekirdağ’da trafiğe kayıtlı araç sayısı 381 bin 389’a ulaştı
19 Aralık 2025 Cuma - 12:54 Tekirdağ’da trafiğe kayıtlı araç sayısı 381 bin 389’a ulaştı Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2025 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla Tekirdağ’da trafiğe kayıtlı motorlu kara taşıtı sayısı 381 bin 389 olarak kayıtlara geçti. Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan 2025 yılı Kasım ayı Motorlu Kara Taşıtları İstatistiklerine göre, Türkiye genelinde trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı 33 milyon 371 bin 446 oldu. Kasım ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 52,4’ünü otomobil, yüzde 29,9’unu motosiklet, yüzde 12,8’ini kamyonet, yüzde 2,1’ini traktör, yüzde 1,6’sını kamyon, yüzde 0,6’sını minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu. 2025 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla Tekirdağ’daki 381 bin 389 motorlu kara taşıtının 190 bin 159’unu otomobil, 6 bin 456’sını minibüs, 5 bin 521’ini otobüs, 55 bin 372’sini kamyonet, 12 bin 953’ünü kamyon, 74 bin 880’ini motosiklet, 1 bin 391’ini özel amaçlı taşıtlar ve 34 bin 657’sini traktörler oluşturdu. Tekirdağ’da Kasım ayında noterler aracılığıyla toplam 9 bin 423 taşıtın devri gerçekleştirildi. Devri yapılan taşıtların 6 bin 47’si otomobil, 161’i minibüs, 132’si otobüs, 1 bin 553’ü kamyonet, 163’ü kamyon, 897’si motosiklet, 14’ü özel amaçlı taşıt ve 456’sı traktör olarak kayıtlara geçti.
Başkan Erdoğan: "TOBB Başkanımızın ziyareti bizlere büyük bir moral ve güç kaynağı oldu"
19 Aralık 2025 Cuma - 12:43 Başkan Erdoğan: "TOBB Başkanımızın ziyareti bizlere büyük bir moral ve güç kaynağı oldu" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun, Denizli Ticaret Odası’nı ziyaretine ilişkin bir değerlendirmede bulunan Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun Denizli iş dünyasına verdiği desteğin son derece kıymetli olduğunu vurguladı. Denizli Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun Denizli ziyaretine ilişkin değerlendirmede bulundu. Başkan Erdoğan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti. Ziyarette Denizli ekonomisinin mevcut durumu, ticaret erbabının, sanayinin, ihracatçıların ve üyelerinin karşılaştığı sorunlar ile finansmana erişim, dijital ve yeşil dönüşüm süreci ile iş dünyasının beklentilerinin ele alındığını belirten Başkan Erdoğan, "Denizli’miz; üretimi, ihracatı ve girişimci ruhuyla Türkiye ekonomisine güçlü katkı sağlayan şehirlerin başında gelmektedir. Bu doğrultuda iş dünyamızın taleplerini, beklentilerini ve çözüm önerilerini Sayın Başkanımıza doğrudan iletme fırsatı bulduk. TOBB çatısı altında yürütülen çalışmalar ve destek mekanizmaları, üyelerimiz için son derece değerlidir" dedi. Başkan Erdoğan ayrıca, TOBB’un üyesi olan odalarla güçlü iş birliğinin, ekonomik kalkınma açısından da büyük önem taşıdığını ifade ederek şunları kaydetti: "TOBB’un liderliğinde yürütülen çalışmalar, iş dünyamızın sorunlarının çözümünde önemli bir rol üstlenmektedir. Sayın Başkanımızın vizyoner yaklaşımı ve her zaman reel sektörün yanında durması, bizlere güç vermektedir"
Canik’te pazarlarda denetim: Tartıdan tezgaha tam kontrol
19 Aralık 2025 Cuma - 12:36 Canik’te pazarlarda denetim: Tartıdan tezgaha tam kontrol SAMSUN (İHA) – Samsun’un Canik ilçesinde semt pazarlarında denetimler artırılırken, vatandaşların güvenli ve adil alışveriş yapabilmesi için tartı kontrollerinden tezgâh düzenine kadar kapsamlı uygulamalar hayata geçiriliyor. Canik Belediyesi, ilçede kurulan semt pazarlarına yönelik denetim ve kontrollerini aralıksız sürdürüyor. Canik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerde pazar yeri düzeni titizlikle sağlanırken, pazar içerisinde kurulan tartı kontrol noktalarında vatandaşların satın aldığı ürünlerin ağırlıkları tek tek kontrol ediliyor. Uygunsuz satışlara geçit vermeyen ekipler, pazar esnafını mevzuata uygunluk konusunda da uyarıyor. Mobil Zabıta Çözüm Merkezi pazarlarda aktif Canik’te semt pazarlarında vatandaşların güvenli bir ortamda alışveriş yapabilmesi amacıyla çalışmalarını sürdüren zabıta ekipleri, Canik Belediyesi Mobil Zabıta Çözüm Merkezi ile de hizmet veriyor. Semt pazarlarında konuşlandırılan mobil merkezde vatandaşların talep ve şikâyetleri alınarak başvuru işlemleri anında gerçekleştiriliyor. İlçe sakinlerinin öneri ve taleplerini dinleyen ekipler, denetim faaliyetlerine eş zamanlı olarak bilgilendirme çalışmalarını da sürdürüyor. Canik Belediyesi yetkilileri, semt pazarlarında düzenin ve tüketici haklarının korunması amacıyla denetimlerin kararlılıkla devam edeceğini belirtti.
Mersin Ekonomi Zirvesi: 2026, sabır ve yapısal dönüşüm yılı olacak
19 Aralık 2025 Cuma - 12:31 Mersin Ekonomi Zirvesi: 2026, sabır ve yapısal dönüşüm yılı olacak Mersin Ekonomi Zirvesinde bir araya gelen ekonomistler, 2026 yılının da 2025’e benzer zorluklarla geçeceğini ancak uygulanan ekonomi politikalarının yılın ikinci yarısından itibaren daha somut sonuçlar vermesinin beklendiğini ifade etti. İş dünyasına yönelik değerlendirmelerde; yapay zeka yatırımlarının hızlandırılması, üretimin pazarlara yakın coğrafyalara taşınması ve işgücüne dayalı sektörlerde otomasyon temelli dönüşümün kaçınılmaz olduğu vurgulandı. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nın (MTSO) 140’ıncı kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenen ’Mersin Ekonomi Zirvesi’, iş ve ekonomi dünyasını Mersin’de buluşturdu. MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır ile Meclis Başkanı Hamit İzol’un ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirveye, KKTC 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Mersin Valisi Atilla Toros da katıldı. Trakya Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu’nun moderatörlüğünde düzenlenen zirvede; Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, Ekonomi Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım ve A&M Türkiye Danışma Kurulu Başkanı Hilmi Güvenal konuşmacı olarak yer aldı. Açılış konuşmalarında Vali Toros, Mersin’in üretim gücü, dış ticaret kapasitesi ve lojistik vizyonunu aynı anda taşıyabilen nadir şehirlerden biri olduğu vurgulanırken, Ersin Tatar ise Mersin ile KKTC arasında geliştirilecek işbirliklerinin her iki taraf için de ekonomiye güçlü katkılar sunacağını ifade etti. "Mersin’i yaşanabilir bir kent yapmak hepimizin sorumluluğu" MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin ekonomisinin 140 yıllık tarihine değinerek, kentin tarım, sanayi, lojistik ve turizmde çok kimlikli bir yapıya sahip olduğunu söyledi. "Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak 140 yıldır bu kentin işi olduk, aşı olduk" diyen Çakır, "Ekonomiden istihdama, eğitimden kültür-sanata kadar kentin tüm ihtiyaçlarına dokunduk" ifadelerini kullandı. Mersin’in Türkiye’nin en büyük 7’nci ekonomisi ve dış ticarette yine 7’nci büyük ili olduğunu hatırlatan Çakır, Yeni Sanayi Koridorları Projesi kapsamında Mersin’in stratejik önemine dikkat çekti. Çakır, Avrupa’yı Karadeniz ve Akdeniz üzerinden Basra’ya bağlayacak Filyos-Mersin koridorunun kente kilit bir rol verdiğini belirterek, bu doğrultuda planlama yapılması gerektiğini söyledi. "Mersin Lojistik Köy Projesi hayata geçirilecek" Mersin’in ulaştırma ve lojistik yatırımlarıyla Türkiye’nin lojistik başkenti konumuna geldiğini vurgulayan Çakır, "Valimizin önderliğinde Mersin Lojistik Köy Projesi’ni hep birlikte hayata geçireceğiz" dedi. Çakır, kentin 2050 ve 2075 vizyonunun bugünden planlanması gerektiğini de sözlerine ekledi. "Sulu tarımdan kuru tarıma geçiş başlayacak" Ekonomi Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, tarımda yaşanan daralmanın yalnızca kuraklıkla açıklanamayacağını belirterek, yüksek girdi maliyetleri, finansman ve işçilik sorunlarının yıllardır devam ettiğini söyledi. Devlet Su İşleri’nin 2026 yılı için valiliklere yazı göndererek çiftçileri kuru tarıma yönlendirmeye başlayacağını aktaran Yıldırım, Türkiye’de tarımda su verimliliğinin yüzde 51 olduğunu, suyun neredeyse yarısının tarlaya ulaşmadan kaybolduğunu ifade etti. Yıldırım, Mersin’in de tarımda kendi stratejisini belirlemesi gerektiğini vurgulayarak, limon ve portakal üretiminde rekabet mi yoksa ürün desenine geçiş mi yapılacağına karar verilmesi gerektiğini söyledi. "Dünya gerçekten değişiyor" Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, 2025’te makro dengelerde iyileşme olduğunu ancak sanayide ciddi sorunlar yaşandığını belirtti. "2025 iş gücü ve pazar kaybettiğimiz bir yıl oldu ama makro dengeler açısından mesafe aldık" diyen Güldağ, enflasyonun 30’lu seviyelere gerilediğini, 2026’da bir miktar daha düşmesinin beklendiğini ancak faizlerin yüksek seyretmeye devam edeceğini söyledi. Güldağ, 2026 için "Faiz büyüktür enflasyon, enflasyon büyüktür kur" politikasının süreceğini ifade ederek, Avrupa’da canlanma beklendiğini, Euro’nun değerlenmeye devam edeceğini ve yapay zekanın her sektörde daha belirleyici olacağını kaydetti. "2026 tüm düğmelere basma yılı" A&M Türkiye Danışma Kurulu Başkanı Hilmi Güvenal ise şirketlerin yaşadığı finansal sıkıntılara dikkat çekti. Güvenal, ucuz işgücü ve düşük faiz modelinin artık sürdürülemez olduğunu söyledi. "Enflasyon düşse bile faizler düşmeyecek" diyen Güvenal, 2026’nın sonuç almak için tüm önlemlerin hayata geçirilmesi gereken bir yıl olacağını vurguladı.
DİSİDER Başkanı Akbaş’tan 2026 yılı asgari ücret değerlendirmesi
19 Aralık 2025 Cuma - 12:08 DİSİDER Başkanı Akbaş’tan 2026 yılı asgari ücret değerlendirmesi Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu başkanı Şeyhmus Akbaş, 2026 yılı asgari ücretine ilişkin sosyal ve ekonomik değerlendirmelerde bulundu. DİSİDER Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, işveren ve işçi sendikalarına, 2026 yılı asgari ücretinin belirlenme sürecinin yalnızca bir ücret tespiti olmadığını, aynı zamanda sosyal dengeyi, çalışma barışını ve üretimin sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen hayati bir konu olduğunu aktardı. Akbaş, "Çalışanlarımızın artan yaşam maliyetleri karşısında alım gücünün korunması, sosyal adaletin temel gereklerinden biridir. Asgari ücret, bir çalışanın ailesiyle birlikte insanca yaşayabileceği bir düzeyi hedeflemelidir. Bu yaklaşım, toplumsal huzurun ve çalışma barışının vazgeçilmez unsurudur. Öte yandan iş dünyası yüksek maliyetler, finansmana erişimde yaşanan zorluklar, enerji ve hammadde fiyatlarındaki artışlar nedeniyle ciddi bir baskı altındadır. Asgari ücret artışlarının işveren üzerinde tek başına ağır bir yük haline gelmesi, işletmelerin ayakta kalmasını zorlaştırmakta; istihdam kaybına ve kayıt dışılığa zemin hazırlayabilmektedir" dedi. Akbaş, asgari ücret belirlenirken çalışanların temel ihtiyaçları ve yaşam standartları, işletmelerin ödeme gücü ve rekabet şartları, enflasyon ve ekonomik büyüme verileri birlikte ve bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: ’’Hükümetimizin bu sürece kayıtsız kalmayacağına olan inancımızla; özellikle asgari ücret üzerindeki vergi ve sigorta primi yüklerinin azaltılması, devletin sürece daha güçlü destek vermesi büyük önem taşımaktadır. Ücret artışlarının yalnızca işverene yüklenmeden, kamu desteğiyle paylaşılması; hem çalışanı koruyan hem de istihdamı sürdüren kalıcı bir çözüm sunacaktır. Sosyal devlet anlayışı ile güçlü bir üretim ekonomisi arasında kurulacak sağlıklı denge; emeğin karşılığını aldığı, işletmelerin ise büyüyerek istihdam oluşturmaya devam ettiği bir yapıyı mümkün kılacaktır. Bu çerçevede, asgari ücretin sosyal adalet ile ekonomik gerçeklerin buluştuğu ortak akıl zemininde belirlenmesi çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca, sürece verdikleri emek ve gösterdikleri yoğun çaba için başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan olmak üzere katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ederiz.’’
Yemeksepeti, Kurye Festivali’nde iş ortaklarını ağırladı
19 Aralık 2025 Cuma - 12:03 Yemeksepeti, Kurye Festivali’nde iş ortaklarını ağırladı Yemeksepeti, İstanbul’daki kurye iş ortakları için düzenlediği festivalde binin üzerinde katılımcıyı ağırlayarak yıl boyu süren emekleri kutladı. Türkiye’nin önde gelen online yemek sipariş markalarından Yemeksepeti, 9 Aralık’ta düzenlediği "Kurye Festivali"nde iş ortaklarıyla bir araya geldi. Yıl boyunca gösterdikleri emek ve katkılar için kurye iş ortaklarının motivasyonunu güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen organizasyon, renkli görüntülere sahne oldu. Yoğun katılım Festivale 1.000’den fazla kurye iş ortağı katıldı. Etkinlik sonrasında 500’ü aşkın kişinin katılımıyla gerçekleştirilen NPS (Net Tavsiye Skoru) ölçümlemesinde, organizasyon 83 puanlık yüksek bir skor elde ederek katılımcıların beğenisini kazandı. Performans ödülleri ve hediyeler Organizasyon kapsamında Ocak-Kasım dönemi performans verileri baz alınarak başarılı iş ortakları ödüllendirildi. İstanbul genelinde belirlenen 25 bölge birincisi ve 1 İstanbul birincisi için özel bir ödül töreni düzenlendi. Etkinliğe giriş yapan tüm kuryelere motosiklet yağı, içlik, suluk, kalem ve çantadan oluşan hediye setleri takdim edildi. Ayrıca gün boyu süren ödüllü oyunlar ve yarışmalar sonucunda PlayStation, kask ve mont gibi birçok hediye sahiplerini buldu. Kuryelere güvenli sürüş bilgilendirmesi Etkinlikte eğlence ve ödüllerin yanı sıra mesleki güvenlik konusu da ön plandaydı. Türkiye’de motosiklet sürücülerinin trafik kazalarına karışma oranını azaltmayı hedefleyen ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş olan OMM Riders, festival kapsamında kuryelere yönelik güvenli sürüş bilgilendirmesi gerçekleştirdi. OMM Riders standındaki bilgilendirmelerle sürücülerin trafikteki risk farkındalıklarının artırılması ve güvenli sürüş kültürünün pekiştirilmesi amaçlandı. Sektör paydaşları buluştu Festivalde, yıl içerisinde iş birliği yapılan motosiklet ekipman markaları ve diğer iş ortakları da yer aldı. Etkinliğe sponsorluk vererek katkı sağlayan markalar, kuryelerle doğrudan bir araya gelme fırsatı bulurken, dağıttıkları çeşitli hediyelerle organizasyona destek oldu.
Modanisa 2026’da 130 ülkeye ihracata hazırlanıyor
19 Aralık 2025 Cuma - 11:37 Modanisa 2026’da 130 ülkeye ihracata hazırlanıyor Yeni dönem stratejisini mağazacılıkta franchise modeli, e-ihracatta artan pazar payı ve dijital dönüşüm odağında şekillendiren Modanisa, yeni bir dönemin kapısını aralıyor. 2026’da 130 ülkeye ihracat ve yüzde 60’ı ihracattan gelen 75 milyon dolar ciro hedefleyen marka, fiziksel mağaza sayısını da 12’den 25’e çıkaracak. Modanisa, bugüne kadar 100’ün üzerinde ülkeye ulaşarak milyonlarca kadını kapsayıcı moda anlayışıyla buluşturdu. Kadınların değerleriyle uyumlu, çağdaş ve ulaşılabilir moda ürünleri sunma misyonunu benimseyen şirket, 15’inci yılına girerken yeniden yapılanma sürecini tamamlayarak büyüme odaklı yeni dönemine start verdi. Bugün 9 bin metrekare operasyonel depo alanı, 2,5 milyon adetlik ürün depolama kapasitesi ve 7 milyonun üzerinde kayıtlı müşteri veri tabanıyla şirket, ölçek büyütmeye hazır güçlü bir altyapıya sahip. Şirket 2026’da ihracat pazarı sayısını 130 ülkeye taşıyarak, yüzde 60’ı ihracat gelirlerinden olmak üzere brüt cirosunu 75 milyon dolara yükseltmeyi ve fiziksel mağaza sayısını iki katına çıkarmayı hedefliyor. Şirket, 2026 hedeflerini şöyle açıkladı: Global erişim ve yatırımlar güçleniyor E-ihracatta Modanisa, Avrupa, Kuzey Amerika, MENA bölgesi ve Türki Cumhuriyetler’deki güçlü varlığını daha da büyütmeyi hedefliyor. Bu pazarlarda satış kanalları halihazırda aktif olmakla birlikte, yeni dönemde yatırımların ve tanıtım faaliyetlerinin artırılması planlanıyor. Şirket, yıllık 225 milyonun üzerindeki site ziyareti, beş farklı dilde sunduğu hizmet ve yüzde 80 marka bilinirliğiyle global ölçekte rekabet gücünü artırıyor. Şirket, operasyonel verimliliğini artırmak için dijital altyapısını yenilerken, kullanıcı deneyimini geliştiren yeni yazılım projelerini devreye alıyor. Marka, beş farklı dil ve çoklu para birimi desteğiyle global e-ticaret standartlarını yakaladı. Yeni altyapı yatırımları arasında yapay zekâ destekli öneri sistemleri, gelişmiş CRM platformları ve veri odaklı kişiselleştirme teknolojileri yer alıyor. Bu sayede Modanisa, her müşterisine bulunduğu pazara uygun, kişiselleştirilmiş bir alışveriş deneyimi sunmayı hedefliyor. 2026 sonu hedefi 25 mağazaya ulaşmak Şirket, ticari başarının yanında kadın girişimciliğini ve yerli tasarımcı ekosistemini destekleyen sosyal bir misyonu da önceliklendiriyor. Tasarım iş birlikleri, kadın odaklı tedarik zinciri modeli ve KOBİ’lerle kurduğu güçlü iş ağı, markanın toplumsal faydayı gözeten sürdürülebilir bir iş modeliyle büyüdüğünü gösteriyor. Yeni dönemde şirketin odağında hem Türkiye’de hem de yurt dışında mağazacılık yatırımları bulunuyor. Marka, İstanbul’da başarıyla yürüttüğü mağazacılık modelini franchise yöntemiyle Anadolu kentlerine ve ilerleyen dönemde de uluslararası pazarlara taşımayı planlıyor. Bu kapsamda mevcut 12 mağazalık yapı 2026 sonuna kadar 25 mağazaya çıkarılacak; bu büyümenin 15’i franchise, 10’u markanın kendi mağazaları olacak. Yeni mağazalar yalnızca satış noktaları değil, aynı zamanda markanın değerlerini ve yaşam tarzını yansıtan deneyim alanları olarak yapılandırılacak. Franchise modeliyle büyüyecek yeni mağaza ağı, kadın istihdamına da katkı sağlayarak yerel ekonomilerde pozitif etki oluşturacak.
Denizli’de fason sektörü can çekişiyor
19 Aralık 2025 Cuma - 11:34 Denizli’de fason sektörü can çekişiyor Denizli Terziler, Konfeksiyoncu ve Giyim Sanatkarları Odası Başkan Adayı Atalay Coza, fason sektörünün tekstil sektöründe yaşanan kriz nedeniyle iş bulamadığı için zor durumda olduğunu belirtti. Denizli’de büyük tekstil firmalarına fason iş yapan işletmelerin sıkıntı içerisinde olduğunu belirten Başkan Adayı Atalay Coza, "Sektörde 350-400 yakın fason iş yapan üyeleri var. Malum tekstil sektörü Türkiye’de olduğu gibi ev tekstilinde dünya markası olan Denizli’de krize girdi. Bu krizden dolayı birçok meslek kolu bitmek üzere. Tekstil ucuz, maliyetler çok yüksek. Bu yüzden fason tedarikçilik yapan arkadaşlarımız iş bulmakta zorlanıyor. Organizedeki firmalar şartlardan dolayı, fiyat tutturamadıkları ve ihracat talebi gelmediğinden dolayı fasonculara iş gönderemez oldu. Biz en kısa zamanda fason sektöründeki arkadaşları toplayıp, onların en iyi şekilde iş bulabilmeleri, bu krizden kurtulabilmenin nasıl mümkün olabileceği yönünde görüşmeler yapıp onlara en güzel şekilde yardımcı olmaya çalışacağız" dedi. Halı yıkamacılar için site kurulacak Odaya kayıtlı 70 tane halı yıkamacı olduğunu kaydeden Coza, "Demirciler Odası Başkanımız Halit Tavşan ile beraber bir yer belirledik. Eğer seçimi kazanırsak ve halı yıkamacı arkadaşlarımızı toparlayabilirsek; orada çok güzel bir halı yıkamacılar sitesi kuracağız. Odamızın 13-14 tane meslek grubu var. Bu meslek grubundaki arkadaşlarımızın her birinin ayrı ayrı sıkıntıları var. Biz bu sıkıntıların hep içerisindeyiz. Kendim de esnaf olduğum için, esnaflığın da sıkıntısı nerede, nasıl yapıldığını bildiğim için, nasıl çözümleneceğini bildiğim için esnaf arkadaşlarımızın hepsinin sıkıntılarını elimizden geldiğince çözeceğiz" diye konuştu.
BTSO’dan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi için ortak vizyon toplantısı
19 Aralık 2025 Cuma - 11:20 BTSO’dan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi için ortak vizyon toplantısı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 7 asırlık tarihiyle Bursa’nın en önemli simgelerinden olan Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ndeki BTSO üyeleri ile bir araya geldi. Tüketici alışkanlıklarının hızla değiştiğini ve dijitalleşmenin tarihi çarşılar için de büyük fırsatlar barındırdığını belirten Başkan Burkay, "Bu dönüşümü doğru okumak ve köklerimizden kopmadan iş modellerimizi buna göre uyarlamak zorundayız" diye konuştu. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yönetim kurulu üyeleri ve meclis divan üyeleri, Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği (BTÇH) Başkanı İsa Altıkardeş, çarşı başkanları ve bölgedeki BTSO üyeleri ile bir araya geldi. Koza Han’da gerçekleştirilen programda konuşan İbrahim Burkay, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin Bursa’nın kültürel kimliğini taşıyan güçlü bir okul niteliğinde olduğunu ifade ederek, "Çarşı bizim doğduğumuz, büyüdüğümüz ve mesleki meşguliyetimizin şekillendiği bölge. Bugün bu bölgeden yetişen birçok dostumuz hem Bursa’ya hem ülkemize büyük değer katmaya devam ediyor" dedi. Küresel ekonomide tüketici alışkanlıklarının hızla değiştiğine işaret eden İbrahim Burkay, "Dünya artık 24 saatlik bir ticaret ekosistemiyle çalışıyor. Bu dönüşümü doğru okumak ve köklerimizden kopmadan iş modellerimizi buna göre uyarlamak zorundayız." diye konuştu. "Dijitalleşme çarşımıza yeni bir vizyon kazandıracak" Konuşmasında, dijitalleşmenin işletmeler için oluşturduğu yeni fırsatlara dikkat çeken Başkan Burkay, BTSO tarafından planlanan Dijital Dönüşüm Merkezi’nin bölgeye önemli bir ivme kazandıracağını söyledi. Projenin üyelerin rekabet gücünü artıracağını aktaran İbrahim Burkay, "Burada yüzlerce dükkân, büyük bir sermaye birikimi ve eşsiz bir insan kaynağı var. Özellikle e-ticaret her yıl ciddi biçimde büyüyor. Stok takibinden barkodlamaya, e-ticaretten e-ihracata kadar her alanda üyelerimizi güçlendirecek bu merkezi en kısa sürede bölgemize kazandırmak istiyoruz. Genç neslin yeni ticaret modellerine yönelmesi gerekiyor. Bugün gençler kendi hikâyelerini yazabilecekleri farklı alanlarda arayış içinde. Onları doğru işler için yönlendirmeli ve desteklemeliyiz." ifadelerini kullandı. "Birlikte hareket ettikçe bölgemiz daha da güçlenecek" Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği ile uzun süredir uyum içinde çalıştıklarını belirten İbrahim Burkay, bölgedeki üyelerin projeleri sahiplenmesinin kendileri için son derece önemli olduğunu dile getirdi. "Bu bölgenin değerini artırmak için hep birlikte çalışıyoruz. Reform niteliğinde projeler üretiyoruz ve bu uyumun gelecekte de artarak devam edeceğine inanıyorum. Çarşının geleceğini hep birlikte şekillendireceğiz. Çarşıdaki mekânlarımızı hem Bursa’dan hem de Bursa dışından insanların gelebileceği sanatsal etkinliklerle buluşturmalıyız. Aynı Avrupa’daki tarihi hanlar gibi ticaretin sanatla iç içe olduğu bir konseptle bu bölgenin cazibesini artırmayı arzu ediyoruz. Kendi imkânımız dâhilinde olan projeleri hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz." dedi. "Sorunları birlikte aşacağız" Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Başkanı İsa Altıkardeş, düzenlenen toplantının bölgedeki sorunların ele alınması ve yeni projelerin hayata geçirilmesi açısından önemli olduğunu belirtti. Üyelerin finansmana erişimde zorluk yaşadığını ifade eden Altıkardeş, bu konuda yapılacak kolaylaştırıcı adımların piyasayı rahatlatacağını söyledi. BTSO ile bugüne kadar önemli çalışmalar yürüttüklerini, ilerleyen dönemde de ticareti canlandıracak projeleri sürdürmeyi hedeflediklerini dile getiren Altıkardeş, "BTSO Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın İbrahim Burkay da burada çok önemli bir vizyon ortaya koydu. Kendisine ve toplantıya katılan tüm üyelerimize teşekkür ediyor, toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum." dedi. "BTSO’nun vizyonuyla örnek projeler yaptık" Tarihi Çarşılar Federasyonu Başkanı Muhsin Özyıldırım, yaklaşık 30 yıldır tarihi çarşılar için çalıştığını belirterek, "Bizimle gerçekten bir araya gelmeyi beceren çok az kişi ve kurum var. Bunlardan biri de sağ olsun Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO. İbrahim Başkan’ın vizyoner ve kapsayıcı yaklaşımıyla birlikte bu buluşmalar çok daha anlamlı bir zemine oturdu, iş birliği kültürü güç kazandı ve çalışmalarımız ciddi bir ivme yakaladı. Türkiye’de örneği olmayan işler yaptık, dokunmadığımız yer kalmadı. BTSO’ya her zaman minnettarız. Hep birlikte bölgemiz için bir şeyler yapmak istiyoruz." diye konuştu. "Çarşının cazibesini artırmalıyız" Toplantıda söz alan Zafer Plaza AVM Müdürü Ayşe Doğrugidengil, özellikle akşam saatlerinden sonra Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin cazibesini artıracak adımlara ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Çocukluğunun bu bölgede geçtiğini ifade eden Doğrugidengil, "Akşamları insanların çarşıya gelmesini sağlayacak alanlar yok, bunların olması için çabalamalıyız. Meydanların mutlaka ışıklandırılması ve açık tutulması gerekiyor. Zafer Plaza olarak biz de tarihi çarşılarımız için elimizden geleni yapmaya hazırız. BTSO’nun daha önce düzenlediği çalıştaylara katıldık, neler yapılması gerektiğini istişare ettik. İnşallah birlikte çalışarak somut adımlar atacağız." dedi.
Trendyolmilla’dan yılbaşı için hediye seçenekleri
19 Aralık 2025 Cuma - 11:20 Trendyolmilla’dan yılbaşı için hediye seçenekleri Trendyolmilla, yeni yıl yaklaşırken hem kendisi hem de sevdikleri için özel seçimler yapmak isteyenlerle hediye seçenekleri sunduğunu duyurdu. Yeni yıl yaklaşırken hediye arayışı da hız kazanıyor. Trendyolmilla, farklı zevklere hitap eden zengin ürün çeşitliliğini bu dönemde kullanıcılarına sunuyor. Platform, yeni yıl hediye seçeneklerini şöyle açıkladı: ’’ Yeni yıl atmosferini yansıtan bordo, kırmızı ve yeşil tonlarındaki kazaklar, sweatshirt’ler, hırkalar ve alt-üst takımlar sezonun öne çıkan hediye alternatifleri arasında yer alıyor. Günlük stile kolayca uyum sağlayan bu parçalar, yeni yıla konforlu ve stil sahibi bir başlangıç yapmak isteyenler için ideal seçenekler sunuyor. Yılbaşı gecesini stil sahibi bir görünümle karşılamak isteyenler için Parti Koleksiyonu ışıltılı detaylarıyla dikkat çekiyor. Payetli ve taşlı elbiselerden bluzlara, pantolonlardan ceketlere uzanan koleksiyon; özel davetlerde iddialı ve modern bir stil arayanlara hitap ediyor. Yeni yıl kombinlerine güçlü bir dokunuş katan bu parçalar, Trendyolmilla Shoes’un ayakkabı ve çanta seçenekleriyle birlikte yılbaşı gecesi şıklığını tamamlıyor. Yeni yıl atmosferini yaşam alanlarına yansıtmak isteyenler için Trendyolmilla Home, dekoratif ve işlevsel ürünlerden oluşan geniş bir seçkiyle öne çıkıyor. Yılbaşı süslerinden desenli kırlentlere, tabaklardan kupalara, fincanlardan şamdanlara uzanan ürünler; sofralara ve ev dekorasyonuna yılbaşı dönemine özgü sıcak ve davetkâr bir dokunuş katıyor. Bu kategori, hem kendi yaşam alanlarında yeni yıl havası oluşturmak isteyenlere hem de dekorasyon meraklıları için hediye arayanlara çok çeşitli alternatifler sunuyor. Renkli, desenli ve yumuşak dokulu pijama takımları, yılbaşı hediyesi denince akla gelen en rahat ve kullanışlı alternatifler arasında yer alıyor. Platformun kadın, erkek ve çocuklara yönelik pijama modelleri, ev stiline konfor katan, aile boyu tercih edilebilecek kullanışlı bir hediye seçeneği ortaya koyuyor.’’
Sındırgılı depremzede çiftçilere hayvan yemi desteği
19 Aralık 2025 Cuma - 10:58 Sındırgılı depremzede çiftçilere hayvan yemi desteği Balıkesir Büyükşehir Belediyesi sosyal belediyecilik anlayışıyla gerçekleştirdiği çalışmalarına her geçen gün yenisini ekliyor. Başkan Akın, geçtiğimiz haftalarda Sındırgı’da birbiri ardına gerçekleşen depremler sonrası mağdur olan Sındırgılı depremzede vatandaşlarımıza hayvan yemi desteği vererek, depremin yaralarını bir nebze de olsa kapatmaya yardımcı oluyor. Sındırgı ilçemizde meydana gelen depremlerden etkilenen vatandaşlarımızın her anında yanında olan Başkan Akın, 183 üreticimizin yaralarını sarmasına destek oluyor. Toplamda 915 çuval yem desteği sağlanmıştır. Sındırgı ilçemizde meydana gelen depremden etkilenen ve hayvancılık ile geçimini sağlayan 53 küçükbaş, 130 büyükbaş hayvan yetiştiricisi olmak üzere 183 üreticimize, toplamda 915 çuval hayvan yemi desteği sağlanıyor. Depremden sonra çok zor durumda kaldıklarını söyleyen depremzede çiftçi Ahmet Can, "10 Ağustosta ve 27 Ekimde meydana gelen depremlerde evlerimiz, ahırlarımız hep hasar gördü. Büyükşehir personeli gelip bizim hayvanlarımızın yem ihtiyacını karşıladılar. Allah razı olsun." diye konuştu. Hiçbir talepleri olmamasına rağmen hayvan yemi ihtiyaçlarını karşıladıkları için Büyükşehir Belediyemize sonsuz teşekkür eden bir diğer depremzede çiftçi Özcan Turhan, "Hepsinin ayaklarına sağlık sağ olsun, var olsunlar" dedi. ‘Ahmet başkanımıza çok teşekkür ederiz’ "Bizi dar günümüzde yalnız bırakmadı. Var olsunlar, sağ olsunlar. Biz de her zaman onların yanındayız." diyen depremzede çiftçi Lütfü Dündar sözlerini Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’a teşekkür ederek bitirdi. Depremzede çiftçi Mehmet Can "Depremden etkilenmiştik. Birkaç kez Büyükşehir personeli geldi. Hasarımızı sordu, bir ihtiyacınız var mı dediler. Biz de yem ihtiyacımız olduğunu söyledik. Allah razı olsun bütün ihtiyacımız karşılandı. Çok memnun olduk. Büyükşehir Belediye Başkanımıza çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Büyükşehir Belediyesinin destekleri için çok teşekkür eden Sıdıka Şenlik, mağduriyetlerinin giderilmesinden oldukça memnun olduğunu söyledi.