EKONOMİ
Van’da bahar mevsimi ve yakıt maliyetleri bisiklet sektörünü hareketlendirdi 11 Nisan 2026 Cumartesi - 14:05:23 Akaryakıt fiyatlarındaki artış ve bahar mevsiminin etkisiyle Van’da bisiklete olan talep artarken, vatandaşlar hem ekonomik kazanç hem de sağlıklı yaşam için ulaşımda pedal çevirmeyi tercih ediyor. Orta Doğu’da tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki hareketliliğin akaryakıt fiyatlarını yukarı çekmesi, ulaşımda daha ekonomik alternatiflere olan ilgiyi artırdı. Van’da bahar mevsimiyle birlikte hareketlenen bisiklet piyasası, artan yakıt maliyetleri nedeniyle tarihinin en yoğun dönemlerinden birini yaşıyor. Vatandaşlar, kısa mesafeli ulaşımda hem bütçelerini korumak hem de sağlıklı yaşam sürdürmek amacıyla motorlu araçlar yerine bisiklete yönelmeye başladı. "Bisiklet satışları yukarı doğru bir ivme kazandı" İHA muhabirine konuşan bisiklet işletme sahibi Ezdin Kaplan, her yıl olduğu gibi bu yıl da bahar mevsiminin gelişiyle bisikletlerin bakım ve satışlarının artırdığını belirtti. Bu yıl bahar mevsimiyle birlikte Orta Doğu’daki gerilimin akaryakıt fiyatlarının etkilemesinden dolayı bisiklete olan ilgiyi artırdığını ifade eden Kaplan, "ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşın, Hürmüz Boğazı’nın etkisiyle akaryakıt fiyatlarının artmasından kaynaklı bisiklet sektöründe bir yukarı doğru ivme kazandığını görüyoruz. Çünkü ulaşımda araçlarını kullanan arkadaşlar, kısa mesafelerde yakıtların cep yaktığını ve bisikleti hem spor hem de ulaşım olarak ve ceplerine ekonomik olarak yansıyacak bir araç olarak tercih ediyorlar" dedi. "Coğrafyamız bisiklet kullanımına elverişli" Van coğrafyasının bisiklet kullanımına elverişli olduğunu dile getiren Kaplan, "Coğrafi yapımızın düz olması bisiklet kullanımının elverişli olduğunu gösteriyor. Bundan kaynaklı zaten bir yoğunluğumuz oluyor baharın. Buna akaryakıt fiyatları zamları eklenince bisiklet satışlarımızın daha yoğun olduğunu ve servis kısmımızda yoğunluğun olduğunu görebiliyoruz" diye konuştu. "Hareketli bir yaşam için bisiklet kullanımını tercih ediyorum" Bisiklet kullanmayı tercih eden Hekim Yamaç isimli sağlık personeli ise hem akaryakıt gerekçeleri hem de sağlık faktörünü ön planda tuttuklarını ifade ederek, "İran-Amerika savaşından dolayı yakıt fiyatlarının artması, onun dışında sürekli hareketsiz bir yaşam sürmemizden dolayı bisiklet tercih etmenin doğru olduğuna inanıyorum. Bu yönüyle bisiklet kullanımının hem kendimiz açısından hem çocuklarımız açısından güzel olacağı düşüncesindeyim. Hem aynı birimde çalıştığımız hem de farklı birimde çalışan arkadaşlarımızla bu muhabbetler geliştiğinde, onlar da bisiklet konusunda burayı tercih ederek, gelip bisikletlerini edindiler" şeklinde konuştu.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 13:47 Diyarbakır’da Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Tarım Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştayı düzenlendi Diyarbakır’da ’Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Tarım Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştayda konuşan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, tarımın bölgenin en büyük ekonomik gücü olduğunu ifade etti. Diyarbakır Valiliği, Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve Diyarbakır AB Bilgi Merkezi işbirliğinde "Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Tarım Gıda ve Sanayi Odaklı Kalkınma Vizyonu Çalıştayı" başladı. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, eski Bakan ve TARPOL Başkanı Mehmet Mehdi Eker, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Abdullah Erdem Cantimur, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, milletvekilleri, DTSO Başkanı Mehmet Kaya, akademisyenler, üreticiler, sanayiciler, kamu ve uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı. Çalıştayda konuşan DTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, "Barış sürecinin devam ettiği bir ortamda en önemli gücümüzden biri olan tarım ve tarımsal sanayinin bundan sonraki sürecini doğru oturtmak ve doğru bir şekilde kanalize etmek için 2 günlük bir çalıştay organize ediyoruz" dedi. Çalıştay fikrinin TARPOL Başkanı Mehmet Mehdi Eker’e ait olduğunu belirten Kaya, tarımın bölgenin en güçlü ve sürdürülebilir alanlarından biri olduğuna dikkat çekerek, "Tarım bu bölgenin en büyük güçlerinden bir tanesi. Ticarette de böyledir. Yeni bir iş arayışındansa kendi güçlü olduğunuz alanlarda büyüyerek ilerlemelisiniz. Tarım da bu anlamda bölgenin en güçlü olduğu sürdürülebilir bir alan. 12 bin 500 yıllık bir tarihten bahsediyoruz. Çayönü, hem hayvanların hem bitkilerin ilk ıslah edildiği bölge. Buradan dünyaya yayıldığını söylüyoruz" diye konuştu. Diyarbakır’a Hollanda örneği Tarımda geleneksel yöntemlerin dışına çıkılması gerektiğini vurgulayan Kaya, Diyarbakır’ın potansiyelini Hollanda örneği üzerinden anlattı. Kaya, "120 milyar euroya yakın ihracatı olan Hollanda’nın sulanabilir arazisi 9 milyon dönüm. Diyarbakır’ın ise 4 milyon 200 bin dönüm sulanabilir arazisi var. Kralkızı, Dicle ve Silvan barajlarının suladığı alan 3 milyon 750 bin dönüm. Bu rakamlar Diyarbakır’ın ciddi bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Ama doğru yapmamız lazım. Hollanda bunu tahıldan yeni nesil üretime geçişle sağlamış. Biz de teknolojiyi ve yeni üretim sistemlerini getirerek bu başarıyı Diyarbakır merkezli ve bölgeyi de kapsayacak şekilde bir pozisyona koyabiliriz" diye konuştu. Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu ile birlikte üzerinde çalıştıkları "Çılgın Proje"ye dikkat çeken Kaya, "Kralkızı, Dicle ve Silvan barajlarının sulama alanlarında TPAO’nun geçmişte petrol aradığı ve kapattığı yaklaşık 3 bin noktada sıcak su bulunuyor. Bu bizim için önemli bir fırsat" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a hediye takdim ederken, toplantı çekilen hatıra fotoğrafları ile son buldu. Çalıştay, tematik oturumlar ve çalışma gruplarının çalışmalarıyla devam ediyor.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 13:34 Üzümün başkentinde bağlar tüllerle kaplanıyor Manisa’nın üzüm üretimiyle ünlü Sarıgöl ilçesinde yeni sezon hazırlıkları başladı. Yapraklanmaya başlayan bağlar, dolu, yağmur ve soğuk havaya karşı koruma altına alınırken, üreticiler ürün kaybını önlemek için bağların üzerini dolu tülleriyle kapatıyor. Türkiye’nin önemli üzüm üretim merkezlerinden Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde bağlarda yeni sezon için koruma çalışmaları başladı. Yapraklanmaya başlayan bağlar, olabilecek dolu, yağmur ve soğuk hava riskine karşı üreticiler tarafından özel örtülerle kapatılıyor. Sarıgöl’de üzüm üreticileri her yıl olduğu gibi bu yıl da bağlarının üzerini dolu tülleriyle kapatarak, doğa olaylarına karşı önlem alıyor. Bu yöntemle bağların zarar görmesinin önüne geçilirken, ürün kalitesinin ve verimin de korunması hedefleniyor. Sarıgöl’e bağlı Emcelli Mahallesi’nde üzüm üretimi yapan Emin Çepel, bağlarını örtüyle koruduklarını belirterek, "Her sene olduğu gibi bu sene de üzümlerimizi doğa olaylarından korumak için örtülerimizi açtık. Örterek yağmurdan, doludan ve soğuktan bağlarımızı korumaya çalışıyoruz. Örtü sayesinde üzüm kalitesi yüksek oluyor, verim de artıyor. Bu sayede geçen sene yaş üzümün kilosunu 63 TL’den sattım" dedi. Sarıgöl’de üreticiler, bağların üzerini kaplayan dolu tülleri sayesinde özellikle ilkbahar aylarında görülebilecek ani hava değişimlerine karşı ürünlerini güvence altına almayı amaçlıyor. Örtü sistemi sayesinde hem bağların zarar görmesi engelleniyor hem de üretimde kalite ve verim artışı sağlanıyor. İlçede üzüm üreticileri, sezon boyunca bağlarda bakım çalışmalarını sürdürerek, kaliteli ve yüksek verimli bir hasat dönemi hedefliyor.
Taşköprü Belediyesi, 2 milyon liralık hibe desteğiyle yaşlılara evde bakım desteği sağlayacak
19 Aralık 2025 Cuma - 18:28 Taşköprü Belediyesi, 2 milyon liralık hibe desteğiyle yaşlılara evde bakım desteği sağlayacak Taşköprü Belediyesi, aldığı 2 milyon liralık hibe desteğiyle 65 yaş üstü vatandaşlara evde bakım desteği sağlayacak. Taşköprü Belediyesi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Yaşlı Destek Programı (YADES)’e sunduğu "Rıza ve Hürmet (Saygın Hayat)" projesiyle 2 milyon lira eş finansmanlı hibe almaya hak kazandı. Kastamonu genelinde Bakanlığa proje sunan belediyeler arasında yalnızca Taşköprü Belediyesi’nin çalışması kabul edildi. Bu yönüyle proje, hem ilçede hem de il genelinde dikkat çekti. Projeyle, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırılması hedefleniyor. Kastamonu Valiliği Toplantı Salonu’nda düzenlenen programda, Kastamonu Valisi Meftun Dallı’nın katılımıyla protokol imzalandı. Protokolün ardından açıklamalarda bulunan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, projenin kapsamı ve hedefleri hakkında bilgi verdi. Başkan Arslan, proje sayesinde Taşköprü’de yaşayan 65 yaş üstü bakıma muhtaç yaşlıların evde bakım, temizlik ve kişisel ihtiyaçlarının karşılanacağını belirtti. Yaşlı bireylerin toplumun en değerli emanetleri olduğunu vurgulayan Arslan, "Taşköprü’de yaşayan 65 yaş üstü bakıma muhtaç büyüklerimizin evde bakım, temizlik ve kişisel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Bakanlığımıza sunduğumuz projemiz olumlu neticelendi. Kökleri gereği yaşlılarına her zaman saygı duyan, vefayı esas alan bir anlayışın temsilcileriyiz" dedi. Projeyle birlikte sosyal belediyecilik anlayışını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başkan Arslan, hizmetlerin artarak devam edeceğini belirtti. Arslan, Taşköprü’de dayanışma ve aile bilincini ön planda tuttuklarını dile getirerek, "En büyük aile Taşköprü Ailesi düşüncesini hem teoride hem de pratikte yaşatmak adına bu tür hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz" diye konuştu. Yaşlı vatandaşların hayatlarını kolaylaştıracak anlamlı bir projenin imzalarını atmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden Vali Meftun Dallı ise, "Kıymetli büyüklerimizin yaşam kalitesini artırmayı, günlük hayatta karşılaştıkları zorlukları azaltmayı ve sosyal hayata daha aktif katılımlarını sağlamayı amaçlayan bu projenin hazırlanmasında emeği geçen kurumlarımızı tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. 1 yıl sürecek olan proje kapsamında Taşköprü Belediyesi tarafından ilçede yaşayan 65 yaş üstü yaşlılara sağlık hizmetleri, öz bakım ve hijyene yönelik hizmetleri, evde sıcak yemek hizmeti, kişisel bakım ve temizlik gibi hizmetleri sunulacak.
Büyükşehir Belediyesi "S" ve "T" plaka sahiplerini uyardı
19 Aralık 2025 Cuma - 16:20 Büyükşehir Belediyesi "S" ve "T" plaka sahiplerini uyardı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, 6 aydan uzun süredir trafikte olmayan ve kullanım haklarını kaybeden servis "S" plakası ve ticari taksi "T" plakası sahiplerini tescil işlemleri konusunda uyardı. Balıkesir’de 6 aydan uzun süre trafikten çekilip, kullanım haklarını kaybetmiş olan servis ve taksi plaka sahiplerini uyaran Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, "S" ve "T" plaka sahiplerinin Ulaşım Daire Başkanlığı’na başvuru işlemlerini yaparak ilgili yönetmeliklerde yer alan hükümlere göre tescil işlemlerini kısa sürede tamamlamaları gerektiği belirtildi. *90 gün içinde başvurular alınacak Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada; "Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 11/12/2025 tarih ve 2025-903 sayılı kararıyla, ‘6 ay boşta kalma süresini ihlal eden’ ‘T’ ticari taksi plakası ve ‘S’ servis plakalarının tekrar tescilinin yapılması hakkında başvuru süreci başlatılmıştır. Bu kapsamda, resmi internet sitesinde yapılan duyuru tarihinden itibaren plaka sahiplerinin 90 gün içinde Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığımıza başvuru işlemlerinin yapılarak, tescil işlemlerini tamamlamaları gerekmektedir. Başvuru süreciyle ilgili detaylı bilgilere plaka sahipleri daire başkanlığımız ve ilgili esnaf odalarından ulaşabilecektir" ifadelerine yer verildi.
Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesi GEKA’nın ev sahipliğinde toplandı
19 Aralık 2025 Cuma - 15:22 Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesi GEKA’nın ev sahipliğinde toplandı Güney Ege’deki kooperatifleri geleceğe taşıyacak vizyonu şekillendirmek amacıyla düzenlenen Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesinde konuşan Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) Genel Sekreteri Ümit Gülyağı, "Ben değil de biz olmanın ruhu olan kooperatifçiliği anlatmak için kooperatiflerimizi tek tek inceledik" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajanları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda faaliyetlerini yürüten Güney Ege Kalkınma Ajansı, Güney Ege’nin dayanışma ve üretim kültürünü yeniden canlandırmak, kooperatifleri geleceğe taşıyacak bir vizyonu birlikte şekillendirmek amacıyla Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesine ev sahipliği yaptı. Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, GEKA Genel Sekreteri Ümit Gülyağı, Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Nevzat Zayim, kamu kurum ve kuruluşlarıyla kooperatif temsilcilerinin katıldığı zirvede; GEKA tarafından hazırlanan "Güney Ege Bölgesinde Üreten Kooperatiflerin Mevcut Durum Analizi ve Gelişim Stratejileri Raporu" sunumu ve ajansın bölgede kooperatifler ile gerçekleştirdiği faaliyetler hakkında bilgilendirme yapıldı. Başarılı kooperatif uygulamalarının paylaşıldığı zirvede e-ticaret, markalaşma ve fon kaynaklarına erişim konularında yol haritaları sunuldu. Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesini emeğin değerini büyütmek, yerelden evrensele uzanan güçlü bir üretim hikâyesi yazmak için atılmış önemli bir adım olarak nitelendiren GEKA Genel Sekreteri Ümit Gülyağı, "GEKA olarak kooperatiflere yönelik yaptığımız analiz çalışmasının sonucunu paylaşmak üzere burada birlikteyiz. Geniş kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirildi. 94 kooperatif ile birebir görüşüldü. Kooperatiflerin üretimleri, performansları, satış kapasiteleri, yatırım planları, ihtiyaçları doğrultusunda birçok soru soruldu. Hepsinin cevapları analiz edildi. Kooperatiflerimiz neler üretiyor, hangi gramajlarda hangi ambalajlarda ürünleri var bunları tek tek araştırıp fotoğrafladık. Kooperatiflerimize dair özetle bütün bilgileri toparladık. Bugün de ben değil biz olmanın ruhu olan kooperatifçiliği anlatmak üzere bu çalışmayı deklare etmek üzere bir araya geldik. Çok güzel bir katılım var. Aramızda Ankara’dan Bakanlıktan da katılımcılarımız var. Öğleden sonra markalaşma, e-ticaret ve fonlar üzerine kooperatiflerimize yönelik oturumlarımız olacak. Sonuçları paydaşlarımıza duyurmayı ve birlikte hareket edecek şekilde bir yol haritası çizmeyi umut ediyoruz." dedi. Kooperatifleşmenin önemine dikkat çeken Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan da, "Merkezefendi Belediyesi olarak aile bütçesine katkı ve kadınların iş gücüne katılmalarını sağlamak için birçok projeyi hayata geçirdik. Aynı zamanda biz Halk Süt yapıyoruz. Orada da Tarım Kredi Kooperatifi ile yapıyoruz. Hem yerel üreticiyi destekliyoruz hem de kooperatifçiliği de destekliyoruz. Yine Halk Et’de de aynı şekilde ilerliyoruz. Merkezefendi Belediyesi olarak 6.5 yıldır Kooperatiflerle güzel bir iş birliği ile devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesinin düzenlenmesinde öncülük eden GEKA yetkililerine teşekkür eden Vali Ömer Faruk Coşkun ise "Devletimizin kapsayıcı bir kalkınma yaklaşımı ile nitelikli insan, güçlü aile ve sağlıklı toplum hedefi doğrultusunda refahın tüm kesimlerine yaygınlaştırılması amacıyla kooperatifçilik alanında da önemli çalışmalar yürütülmektedir. Bu kapsamda 12. Kalkınma Planında kooperatiflerin altyapılarının güçlendirilmesi kurumsal kapasitelerinin ve rekabet güçlerinin arttırılması finansmana erişimlerinin kolaylaştırılması için sağlanan konular ve destek programları temel hedefler arasında yer almaktadır" şeklinde konuştu. Gün boyu 4 oturum halinde gerçekleştirilen Güney Ege Kooperatifçilik Zirvesinin birinci oturumunda GEKA Kırsal Kalkınma Birim Başkanı Dilşad Akar tarafından "Güney Ege Bölgesi’nde Üretici Örgütlerinin Mevcut Durumu ve Gelişim Stratejileri" sunumu yapıldı. Başarı hikayelerinin paylaşılacağı ikinci oturumun ardından üçüncü oturumda "E-Ticaret ve Markalaşma" konusunda kooperatif temsilcilerine bilgi verildi. Zirve "Fonlar ve Destek Programları" konulu sonumun gerçekleştirildiği dördüncü oturumun sonunda katılımcılardan gelen soruların cevaplanmasıyla sona erdi.
RAMS Global, İtalyan lüks moda markası ETRO’ya stratejik ortak oldu
19 Aralık 2025 Cuma - 15:15 RAMS Global, İtalyan lüks moda markası ETRO’ya stratejik ortak oldu RAMS Global, Swinger International ve SRI Group, ETRO’nun çoğunluk hissedarı L Catterton ile yakın iş birliği içinde, markanın geleceğini destekleyen uzun vadeli stratejik ortaklar arasına katıldı. İtalyan lüks moda ve yaşam tarzı markası ETRO, köklü tasarım mirasına sadık kalarak küresel ölçekte yeni bir büyüme dönemine adım atıyor. Marka, bu yeni fazda; uzun vadeli vizyonu, endüstriyel uzmanlığı ve uluslararası deneyimi bir araya getiren güçlü bir ortaklık yapısıyla yoluna devam edecek. Bu kapsamda RAMS Global, Swinger International ve SRI Group, ETRO’nun çoğunluk hissedarı L Catterton ile yakın iş birliği içinde, markanın geleceğini destekleyen uzun vadeli stratejik ortaklar arasına katıldı. Bu gelişme, markanın üretici kimliğini ve kültürel DNA’sını koruyarak daha geniş bir küresel ölçekte konumlanmasını hedefleyen dönüşüm sürecinin doğal bir adımı olarak hayata geçirildi. Miras, süreklilik ve küresel vizyon Yapılan açıklamaya göre, yeni ortaklık yapısı; ETRO’nun özgün tasarım mirasını, çağdaş lüks anlayışıyla buluşturmayı amaçlıyor. Marka, yeni dönemde yalnızca moda alanında değil; yaşam tarzı, kültür ve deneyim odaklı alanlarda da daha bütüncül ve güçlü bir küresel marka kimliğiyle ilerlemeyi hedefliyor. Markanın son yıllardaki dönüşümüne liderlik eden Etro CEO’su Fabrizio Cardinali, görevine devam ederek markanın stratejik yol haritasının uygulanmasına öncülük etmeyi sürdürecek. Cardinali’nin liderliği altında güçlenen kurumsal yapı, üretici yaklaşım ve marka dinamizmi, markanın yeni döneminin temel dayanakları olmaya devam edecek. Fabrizio Cardinali konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Markamız son yıllarda önemli bir dönüşüm sürecinden geçti. Bu yeni dönemde Faruk Bülbül ile birlikte çalışacak olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Kendisi, markamızın uzun vadeli vizyonunu ve kültürel mirasını derin bir anlayışla sahiplenen bir lider." Yönetimde yeni dönem: Uzun vadeli liderlik Açıklamaya göre, markanın bu yeni büyüme fazında RAMS Global CEO’su Faruk Bülbül, ETRO Yönetim Kurulu Başkanı olarak atanacak. Bu atama, markanın günlük operasyonlarından ziyade; uzun vadeli strateji, küresel genişleme ve marka vizyonu alanlarında güçlendirilmesini hedefleyen çağdaş bir yönetim anlayışını yansıtıyor. Yeni yönetim yapısı, markanın bağımsız üretici ruhunu ve köklü mirasını korurken, markayı sürdürülebilir ve küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşımayı amaçlıyor. "ETRO’nun geleceği vizyon, kültür ve süreklilik üzerine kurulu" RAMS Global CEO’su Faruk Bülbül, yeni döneme ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "ETRO, yalnızca bir moda markası değil; kültürü, tasarımı ve yaşam tarzını temsil eden güçlü bir miras. Bu yolculukta hedefimiz, markanın ruhuna sadık kalarak markayı küresel ölçekte daha görünür, daha etkili ve daha sürdürülebilir bir konuma taşımak. Bu ortaklığı kısa vadeli bir yatırım değil; uzun vadeli bir vizyon ve değer ortaklığı olarak görüyoruz." L Catterton Europe Yönetici Ortağı Luigi Feola ise şu değerlendirmede bulundu: "Marka, son yıllarda güçlü bir ivme yakalayarak marka değerini ve kurumsal altyapısını önemli ölçüde güçlendirdi. RAMS Global, Mathias Facchini ve Giulio Gallazzi’yi; uzun vadeli bakış açıları, endüstriyel deneyimleri ve küresel ağlarıyla markanın gelecek vizyonuna katkı sunacak stratejik ortaklar olarak aramızda görmekten memnuniyet duyuyoruz. Faruk Bülbül’ün Yönetim Kurulu Başkanı olarak ETRO’nun bir sonraki büyüme aşamasında önemli bir rol üstleneceğine inanıyoruz."
Samsun TSO Başkan Yardımcısı Beytekin: "Önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak"
19 Aralık 2025 Cuma - 15:14 Samsun TSO Başkan Yardımcısı Beytekin: "Önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak" "İhracatın Finansmanı Buluşmaları"nda konuşan Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Beytekin, "Oda olarak önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak, girişimcilerimize rekabet avantajı kazandıracak çözümleri üyelerimizle buluşturmak ve şehrimizin Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine daha güçlü katkı sunmasına öncülük etmektir" dedi. İhracatçıları ve finans sektörü temsilcilerini bir araya getiren "İhracatın Finansmanı Buluşmaları", Samsun Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Beytekin: "Önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak" Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Beytekin, Samsun’un, güçlü üretim altyapısı, lojistik avantajları ve hızla büyüyen ihracat kapasitesiyle Karadeniz’in yükselen ticaret merkezlerinden biri olduğunu belirterek, "Sanayicimizin ve ihracatçımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak araçların sahada anlatılması, bankacılık sistemi ile reel sektörün doğrudan temas kurması son derece değerli. Bugün burada amaç; firmalarımızın ihtiyaç duyduğu finansman imkanlarına en doğru ve en hızlı şekilde ulaşmasını sağlamak, yeni pazarlara açılma süreçlerini desteklemek ve ihracatta sürdürülebilir büyümeyi teşvik etmektir. Paydaş kurumlarımızla birlikte yürütülen bu programın Samsun iş dünyasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Samsun TSO olarak önceliğimiz, üretim ve ihracat gücümüzü artırmak, girişimcilerimize rekabet avantajı kazandıracak çözümleri üyelerimizle buluşturmak ve şehrimizin Türkiye’nin dış ticaret hedeflerine daha güçlü katkı sunmasına öncülük etmektir. Bu değerli etkinlikte emeği geçen tüm kurumlarımıza teşekkür ediyor, firmalarımıza hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. "Finansmana erişim son derece değerli" Karadeniz Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Eren Günhan Ulusoy ise yaptığı konuşmada, ihracatın, ülke ekonomisi için lokomotif görevi gördüğüne vurgu yaparak, "Türkiye ancak üretim ve ihracatla büyüyerek kalkınma yolculuğunda arzu ettiğimiz seviyelere ulaşabilecektir. Samsun, başta otomotiv, hububat, su ürünleri, çelik, elektrik ve elektronik sektörleri olmak üzere yıllık yaklaşık 1,6 milyar dolar ihracat gerçekleştiren önemli bir ihracat kenti konumunda yer almaktadır. İhracatçılarımızın son dönemdeki ortak sorunlarının en önemlilerinden birisinin finansmana erişimde yaşanan zorluklar olduğu bilinen bir gerçektir" ifadelerini kullandı. "İhracatın Finansmanı Buluşmaları", "Bankacılık ve Finans Paneli" ile sona erdi. Büyük ilgi gören etkinliğe yaklaşık 200 ihracatçı katıldı.
ATSO Meclis Başkanı Öztürk: "İmara açılacak bölgelerde altyapının önceden tamamlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerekiyor"
19 Aralık 2025 Cuma - 14:51 ATSO Meclis Başkanı Öztürk: "İmara açılacak bölgelerde altyapının önceden tamamlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerekiyor" ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, altyapısı tamamlanmadan imara açılan bölgelerin inşaat sektöründe ciddi sorunlara yol açtığını belirterek, imar öncesi altyapının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca maliyet artışları, usta eksikliği ve yabancıya satıştaki belirsizliklerin sektör üzerindeki baskısına dikkat çekti. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis Başkanı Ahmet Öztürk başkanlığında, Odanın 30. Grup (İnşaat Faaliyetleri) Meslek Komitesi koordinasyonunda, inşaat sektörünün 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 yılı beklentilerinin ele alındığı Genişletilmiş Meslek Komitesi Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, inşaat sektörünün ülke ekonomisi ve Antalya özelinde taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Öztürk, "Bugün burada, inşaat sektörünün 2025 yılı genel değerlendirmesini yapmak ve 2026 yılına ilişkin beklentileri, riskleri ve fırsatları ortak akılla ele almak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz" dedi. İnşaat sektörünün ekonomik büyüme, istihdam, şehirleşme vizyonu ve yaşam kalitesi üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurgulayan Öztürk, Antalya’da sektörün kentsel dönüşümden turizm yatırımlarına, yabancı sermayeden yerel istihdama kadar geniş bir alanda belirleyici rol üstlendiğini ifade etti İki ana eksende değerlendirme Toplantıda sektörün iki ana eksende ele alınacağını belirten Öztürk, "Birinci eksenimiz ticari boyut. Piyasa şartları, finansmana erişim, maliyet yapıları, arz-talep dengesi ve yabancı yatırım hareketlerini değerlendireceğiz. İkinci eksenimiz ise yapım aşaması, teknik, uygulama ve mevzuat boyutu. Uygulama süreçleri, yapı güvenliği, mevzuatın sektöre etkisi ve geleceğin teknolojilerini konuşacağız" diye konuştu. Maliyet artışı ve usta sorunu Nüfus artışı, göç ve sosyal nedenlerle inşaat sektörüne olan talebin süreceğini belirten Öztürk, "Yüksek faiz oranları nedeniyle konut fiyatlarında geçici bir durağanlık yaşanıyor. Ancak faizlerin düşmesiyle birlikte konut fiyatlarının yeniden artmasını bekliyoruz. Bu nedenle mevcut dönem, gayrimenkul alımı için doğru bir zaman olarak değerlendirilebilir" dedi. İnşaat maliyetlerindeki artışa da değinen Öztürk, enflasyon ve deprem bölgesindeki yoğun inşaat faaliyetlerinin maliyetleri yukarı çektiğini, özellikle işçilik maliyetlerinde ciddi artış yaşandığını ve sektörde usta ve ara eleman bulma konusunda önemli sıkıntılar olduğunu söyledi. Yabancıya satışta kriter uyarısı Kur seviyelerinin düşük seyretmesinin yabancıya satışları olumsuz etkilediğini ifade eden Öztürk, "Yabancıya satışta vatandaşlık ve oturum kriterlerinin, inşaat yatırımları devam ederken değiştirilmesi sektörümüzü olumsuz etkiliyor. Bu kriterlerin bölgesel ve önceden planlı şekilde belirlenmesi büyük önem taşıyor" dedi. İmardan önce altyapı vurgusu Altyapı konusuna da dikkat çeken Öztürk, imara açılacak bölgelerde altyapının önceden tamamlanmasının yasal zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Altyapı yatırımlarının yüksek maliyetli olduğunu belirten Öztürk, bu konuda yapılacak düzenlemelerin sektör için kalıcı ve doğru bir adım olacağını dile getirdi. Altıntaş bölgesindeki hızlı gelişime de değinen Öztürk, güçlü ve deneyimli firmalar sayesinde sürecin başarılı ilerlediğini ancak Büyükşehir Belediyesi, ASAT ve elektrik altyapısı çalışmalarında zaman zaman yavaşlamalar yaşandığını ifade etti. Satışlarda ikince el ağırlığı 2025 yılının ilk 11 ayında ülke genelinde yaklaşık 1 milyon 450 bin gayrimenkul satışı gerçekleştiğini belirten Öztürk, satışların üçte birinin birinci el, üçte ikisinin ise ikinci el olduğunu söyledi. Önceki yıllarda bu dengenin daha eşit olduğunu hatırlatan Öztürk, mevcut tablonun sektör açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Sektörün temel sorunları Konuşmasının sonunda sektörün temel sorunlarını sıralayan Öztürk, kat karşılığı inşaatlarda arsa paylarının yüksekliği, usta ve ara eleman eksikliği, faiz-kur dengesi, kamuda iş süreçlerinin yavaşlaması ve yabancıya gayrimenkul satışındaki belirsizliklerin sektör üzerinde baskı oluşturduğunu belirterek, bu sorunların ortak akılla çözülmesi gerektiğini söyledi. ATSO Hizmet Binası’nda düzenlenen toplantıya; 24. Grup (Elektrik Enerjisi Üretim, Dağıtım ve İlgili Hizmet Faaliyetleri), 30. Grup (İnşaat Faaliyetleri), 31. Grup (İnşaat Malzemeleri), 41. Grup (Gayrimenkul Faaliyetleri), 43. Grup (Mimarlık Faaliyetleri) ve 44. Grup (Mühendislik) Meslek Komitesi Meclis Üyeleri, Komite Başkanları ve Komite Üyeleri katıldı. Toplantıda ayrıca Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Dr. Cem Oğuz, TMMOB’a bağlı odaların temsilcileri; İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Soner Akdoğan, Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı Engin Kepenek, Peyzaj Mimarları Odası Antalya Şube Başkanı Gülsüm Kıldan, Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ile yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri yer aldı.
AKTOB Başkanı Kavaloğlu: "2026 yılı turizmde bir geçiş yılı olacak"
19 Aralık 2025 Cuma - 13:50 AKTOB Başkanı Kavaloğlu: "2026 yılı turizmde bir geçiş yılı olacak" Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, Antalya turizminde 2026 yılını bir geçiş dönemi olarak değerlendirdiklerini belirterek, "Büyük sıçramalar beklemiyoruz, çift haneli büyümelerin kolay olmadığı bir süreçten geçiyoruz. Kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var" dedi. Ekonomi Muhabirleri Derneği Antalya üyelerini ağırlayan Kaan Kavaloğlu, Antalya turizm sektörünün mevcut durumu, pazar dinamikleri ve 2026 yılına yönelik beklentilere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. "Antalya 17 milyon eşiğine yaklaşıyor" Antalya turizminin mevcut durumu hakkında konuşan Kavaloğlu, kente gelen ziyaretçi sayısının 16 milyon 800 bini geçtiğini belirterek, bu rakamın geçen yıla göre yaklaşık yüzde 1,5’lik artış anlamına geldiğini söyledi. 17 milyon seviyesinin önemli olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, Rusya-Ukrayna Savaşı ile İsrail-Filistin geriliminin devam etmesinin yüksek oranlı büyümeleri zorlaştırdığını ifade etti. Kavaloğlu, "Bu şartlar altında 18-20 milyon gibi hedeflere kısa vadede ulaşmak kolay değil. 2026 yılına baktığımızda da benzer bir tablo görüyoruz. Yüzde 1-2’lik artı ya da eksi değişimler olabilir ancak büyük sıçramalar beklemiyorum" dedi. "2026 yılı bir geçiş dönemi olacak" Pazar dinamiklerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaloğlu, önümüzdeki yıla yönelik rezervasyonların önceki yıllara benzer seviyelerde seyrettiğini, tur operatörlerinin de çift haneli büyüme hedeflemediğini aktardı. 2026 yılının sektör açısından bir geçiş yılı olacağını belirten Kavaloğlu, Kış aylarındayız, yılbaşı yaklaşıyor. Ama önümüzdeki sene ile ilgili rezervasyonların da bir önceki seneki gibi geldiğini görüyoruz. Çok büyük artışları gözlemlemiyoruz. Demek ki bu rakam sabit bir şekilde devam edecek. Jeopolitik konumumuz nedeniyle şu anda bir dezavantaj yaşıyoruz. Ancak Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erme ihtimali durumunda, turizm açısından bambaşka bir sezona evrilme ihtimali de bulunuyor. Bunu özellikle vurgulamak isterim. Rusya, uzun bir aranın ardından 2019 yılında Antalya için yaklaşık 6 milyon seviyesine yaklaşmıştı. Bu yıl ise ilk kez yeniden 4 milyon seviyesinin yakalanması bekleniyor. Bu rakamın aşılmasının ardından, ikinci sıradaki Almanya, üçüncü sıradaki İngiltere ve dördüncü sıradaki Polonya pazarlarında çift haneli büyüme ihtimali artık oldukça sınırlı görünüyor. Tur operatörleriyle yaptığımız görüşmelerde de, planlanan uçuş kapasitelerinde çift haneli bir büyümenin ne beklendiğini ne de hedeflendiğini görüyoruz. Bu çerçevede 2026 yılının, 2025 yılına benzer bir seyir izleyeceğini öngörüyoruz. 2026 yılının bizim açımızdan temel özelliği ise bir geçiş yılı olmasıdır. Çünkü sıçrama beklenmeyen dönemlerde, en küçük makro ya da mikro olumsuzlukta, risklerin çok daha belirgin hale geldiği ve sektörün zorlandığı süreçler yaşanabiliyor" diye konuştu. "Krizleri yönetmeyi bilen bir sektörüz" Sektörün geçmişte yaşadığı zorluklara da değinen Kavaloğlu, 2019 yılında Thomas Cook’un iflasının ve ardından yaşanan pandemi sürecinin turizm sektörü üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu hatırlattı. 2024 yılında yaşanan tur operatörü iflasları ve uluslararası organizasyonların yüksek sezona denk gelmesine rağmen sezonun başarılı geçtiğini belirten Kavaloğlu, 2025 yılının ise ekonomik şartlar nedeniyle zor bir yıl olduğunu söyledi. Kavaloğlu, "Deprem sonrası yaşanılan finansal kriz, enflasyon baskısı, kur sabitlemesinin oluşturduğu baskı, bizi çok zorlayan bir döneme neden oldu. 2025 yılını da çok kolay atlattık diyemeyeceğim. Sektör için uzun zamandır bu kelimeyi kullanıyorum, dirayet kelimesini çok seviyorum. Dirayetin altında krizi yönetmeyi bilen, zor şartlarda bir araya gelmeyi bilen özellikle kamu, özel sektör endeksinde çok doğru işleri doğru zamanda yapabilen bir sektörüz. Dolayısıyla bu dirayetle 2025 yılını da atlattık. 2026 yılına da olumlu bakmaya çalışıyoruz ama önümüzde yine bizi çok zorlayacak, kolay geçmeyecek bir 2026 yılı var" dedi. "2026’nın ilk ayları zor geçebilir" Mevsimsellik konusuna da değinen Kavaloğlu, kış aylarının Antalya turizmi açısından en zor dönem olduğunu belirtti. Aralık ve ocak aylarında doluluk oranlarının düştüğünü, yılbaşı ve Noel dönemlerinde kısa süreli bir hareketlilik yaşandığını aktaran Kavaloğlu, 2026 yılında özellikle nisan ve mayıs aylarının iklim geçişi nedeniyle zor geçmesini beklediğini söyledi. Kavaloğlu, "Haziran itibarıyla yüksek sezon başlıyor. Kurban Bayramı ile birlikte 2026’da tam anlamıyla yüksek sezona girileceğini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. "İlk dört pazar değişmeyecek" Antalya’nın ana kaynak pazarlarının Rusya, Almanya, İngiltere ve Polonya olduğunu belirten Kavaloğlu, bu sıralamanın önümüzdeki dönemde değişmesini beklemediğini ifade etti. Ukrayna pazarında savaş sonrası yeniden toparlanma yaşandığını belirten Kavaloğlu, Avrupa’da yaşayan Ukraynalıların tatil tercihlerinde Antalya’nın öne çıktığını söyledi. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Antalya turizmi için önemli bir kaynak olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, bu grubun uzun süreli konaklamalarıyla sektöre ciddi katkı sağladığını ifade etti. İç pazarın da giderek daha bilinçli hareket ettiğini belirten Kavaloğlu, erken rezervasyon alışkanlığının iç pazarda yaygınlaştığını söyledi. "Rekabetçi kalmak zorundayız" Fiyat politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kavaloğlu, Türkiye’nin artık düşük fiyatlı bir destinasyon olmadığını, hem yabancı hem de yerli turistten hak ettiği geliri elde etmeyi hedeflediğini belirtti. 2026 yılında çift haneli fiyat artışlarına gitmediklerini vurgulayan Kavaloğlu, "Farklı ülkelerle karşılaştırmalar yapılıyor, özellikle Yunanistan ile kıyaslamalar gündeme geliyor. İç pazarın Yunanistan’a kayıp kaymadığı yönünde değerlendirmeler oluyor. Ancak elmayla elmayı kıyasladığımızda ve ülkemizde fayda-maliyet analizi yapıldığında, tüketicinin durumu belirleyici oluyor. Türkiye artık eskisi kadar indirimli bir ülke değil. Avrupalıya, Rusya pazarına ve iç pazara yönelik olarak hak ettiği geliri elde etme sürecinde olan bir ülkeyiz. Fiyatların sürekli çift haneli oranlarda artırılması halinde rekabetçi olma özelliğinin kaybedilmesi riski ortaya çıkıyor. Bu riski yaşamamak için dikkatli hareket ediyoruz. Bu nedenle 2026 yılında çift haneli bir fiyat artışı yapmamayı tercih ettik. 2025 yılının kolay geçmemiş olması ve kur dezavantajı da bu kararda etkili oldu. Hem Türkiye’de hem de Avrupa’da alım gücünün azaldığı bir dönemde, fiyatları gereğinden fazla artırmanın dengeleri bozacağını görüyoruz. Bu nedenle fiyat artışlarını sınırlı tuttuk. 2026 yılına daha umutlu bakabilmemizin nedenlerinden biri de rekabetçi olma özelliğimizi korumaya yönelik bu yaklaşımımızdır" dedi. Geceleme gelirlerinin son dört yılda 85-87 dolardan 110 dolar seviyelerine yaklaştığını belirten Kavaloğlu, rakip ülkeler Fransa ve İspanya’nın bu alanda daha yüksek seviyelerde olduğunu ifade etti. "Turizm milli bir sektördür" Turizmin milli bir sektör olduğunun altını çizen Kavaloğlu, sektöre yönelik finansal desteklerin artırılması gerektiğini belirtti. Özellikle restorasyon ve yenileme yatırımları için uygun maliyetli kredi imkanlarının önemine dikkat çeken Kavaloğlu, "Kamu ve özel bankalar ile finans kuruluşlarının turizm sektörüne yönelik kredi imkânlarını artırmasını bekliyoruz. Özellikle otellerde restorasyon ve yenileme çalışmalarına yönelik finansmana ihtiyaç var. Turizm, ülkemiz için milli bir sektör ve yatırımların büyük bölümü öz kaynaklarla yapılıyor. Bu nedenle sektörün daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Rakip ülkeler bu tür kredilere çok düşük maliyetlerle ulaşabilirken, kur politikası nedeniyle kârlılıkların azaldığı bir dönemde bu durum sektörü zorluyor. Bu süreçte özellikle kış aylarında finansal olarak desteklenmeye ihtiyaç duyuyoruz. Fonlar, indirimler ve teşvikler bu açıdan önem taşıyor. Milli bir sektörün rekabetçi olabilme özelliğini kaybetmemesi için, geçiş yılı olarak gördüğümüz 2026’yı ilave bir vergi yükü altında kalmadan tamamlamamız gerekiyor. Sektör, ekstra bir vergi yükünü kolaylıkla kaldıramaz. Paramızın değerli olmasını elbette isteriz. Enflasyonist bir baskı olmadığı bir dönemde bizim için kurun hiç artmasına ihtiyacımız yoktur. Dolayısıyla yeter ki enflasyon olmasın. Ancak enflasyonun sürdüğü ve istihdam maliyetlerinin arttığı bir dönemde fiyatları aynı oranda artırmak mümkün olmuyor. Turizm sektörü kazandığını yine sektör içinde değerlendiren, yatırımlarını büyük ölçüde kendi kaynaklarıyla yapan yapısıyla gerçek anlamda milli bir sektördür" ifadelerini kullandı. "COP31 ve Dünya Uzay Kongresi önemli fırsat" Antalya’nın 2026 yılında ev sahipliği yapacağı Dünya Uzay Kongresi ve COP31’e de değinen Başkan Kavaloğlu, bu organizasyonların Expo alanının yeniden değerlendirilmesi açısından önemli olduğunu ifade etti. Expo alanının COP31’e hazırlanması gerektiğini belirten Kavaloğlu, ilgili bakanlıklardan bu konuda geri dönüş beklendiğini söyledi. "Bir Damla Bir Dünya bir farkındalık çağrısıdır" AKTOB’un sürdürülebilirlik kampanyası "Bir Damla Bir Dünya" hakkında da bilgi veren Kavaloğlu, su tasarrufuna dikkat çekerek, tarım ve turizm politikalarının dengeli yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Kavaloğlu, doğal kaynakların korunmasının gelecek nesillere karşı bir sorumluluk olduğunu ifade etti.