EKONOMİ
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:04 Çankırı’da ihracat Ocak ayında 40 milyon 202 bin dolar oldu Türkiye İstatistik Kurumu tarafından verilen bilgiye göre, Çankırı’da 2026 yılı Ocak ayında ihracat 40 milyon 202 bin dolar oldu. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK) ‘Dış Ticaret İstatistikleri’ni açıkladı. Paylaşılan verilere göre, 2026 yılının Ocak ayında Çankırı’da yapılan ihracat 40 milyon 202 bin dolar oldu. Gerçekleşen ihracatın ISIC Rev4 ürün sınıflamasına göre dağılımı incelendiğinde ilk sırada 29 milyon 62 bin dolar ile "iç ve dış lastik imalatı" ürün grubu bulundu. Bu ürün grubunu 7 milyon 615 bin dolar ile "makarna, şehriye, kuskus vb. unlu mamullerin imalatı" ve 1 milyon 202 bin dolar ile "öğütülmüş hububat ve sebze ürünleri imalatı" ürün grubu takip etti. Ocak ayında Çankırı’dan ISIC Rev4 sınıflamasına göre 44 farklı ürün grubundan ihracat gerçekleşti. Ocak ayında Çankırı’dan 86 farklı ülkeye ihracat yapılmış olup ilk sırada 10 milyon 617 bin dolar ile Almanya yer aldı. En fazla ihracatın gerçekleştiği ikinci ülke 4 milyon 487 bin dolar ile Macaristan olurken üçüncü sırada 3 milyon 738 bin dolar ile Somali bulundu. Çankırı’nın 2026 yılı Ocak ayındaki ithalatı ise 18 milyon 19 bin dolar oldu. 80 farklı ürün grubunda gerçekleştirilen ithalatta ilk üç sırada, 3 milyon 991 bin dolar ile "birincil formda plastik ve sentetik kauçuk imalatı" ürün grubu, 3 milyon 337 bin dolar "tahılların (pirinç hariç), baklagillerin ve yağlı tohumların yetiştirilmesi" ve 2 milyon 589 bin dolar ile "temel kimyasal maddelerin imalatı" ürün grubu yer aldı. Ocak ayında 32 farklı ülkeden Çankırı’ya yapılan ithalatta ise ilk sırada 2 milyon 850 bin dolar ile Çin yer aldı. İkinci sırada 2 milyon 179 bin dolar ile Kanada, üçüncü sırada 1 milyon 961 bin dolar ile Avusturya takip etti. Öte yandan, Ocak ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı Çankırı’da yüzde 223,1 oldu.
BTSO meclisi Bursa Business School’da toplandı
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:07 BTSO meclisi Bursa Business School’da toplandı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ekonomide değişim ve dönüşüme karşı geliştirdikleri stratejik hamleleri değerlendirerek, "İşletmelerimizin en büyük sermayesi artık fiziki varlıkları değil, bilgi birikimi ve adaptasyon kabiliyetleridir" dedi. BTSO’nun Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı, iş dünyasının referans eğitim merkezi Bursa Business School’da gerçekleştirildi. Meclis üyelerinin yoğun katılımıyla düzenlenen toplantıda konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ölçekte dengelerin hızla değiştiğini, iş dünyasının bu dönüşüme uyum sağlamak zorunda olduğunu ifade etti. Bir tarafta teknolojinin üretim modellerini değiştirdiğini, diğer tarafta tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini belirten Başkan Burkay, "Yapay zekâ, veri ekonomisi, yeşil mutabakat, savunma ve uzay teknolojilerindeki gelişmeler artık gündelik hayatın parçası haline geldi. Böyle bir çağda şirketlerimizi dünün refleksleriyle yönetemeyiz. Bilgiye yatırım yapmadığımız takdirde ağır bedeller ödeyebiliriz. İşletmelerin en büyük sermayesi artık fiziki varlıkları değil, bilgi birikimi ve adaptasyon kabiliyetidir" dedi. "Mekanlar betonla değil içindeki fikirlerle büyür" Bu süreçte kentin sanayi ve ticaret hafızasını geleceğin diliyle buluşturan projelerin önemine dikkat çeken İbrahim Burkay, BTSO çatısı altında ortak aklı harekete geçirerek gerçekleştirdikleri TEKNOSAB, GUHEM, BUTEKOM ve Model Fabrika gibi projelerin bu vizyonun birer parçası olduğunu söyledi. "Biz mekânları betonla değil, içindeki fikirlerle büyütmeyi hedefledik" diyen Burkay, özellikle Bursa Business School’un iş dünyasının strateji geliştirdiği, yöneticilerin küresel trendleri analiz ettiği ve şirketlerin dönüşüm programlarını kurguladığı bir merkez olarak tasarlandığını söyledi. Uludağ’ın dört mevsim yaşayan bir çekim merkezine dönüşmesinin de aynı vizyonun bir parçası olduğunu belirten İbrahim Burkay, eğitim, kongre ve sektör buluşmalarıyla bölgenin 12 ay aktif hale gelmeye başladığını dile getirdi. "Tekstilden vazgeçme lüksümüz yok" Küresel ölçekte tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu kritik dönemde, kentin üretim kaslarını bir üst lige taşıma kararlılığında olduklarını ifade eden Başkan Burkay, stratejik dönüşümün lokomotif sektörlerdeki etkisine değindi. Başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere emek yoğun kolların ciddi bir darboğazdan geçtiğini ancak bu alanların ekonominin omurgası olmaya devam ettiğini hatırlatan Burkay, yıllık 30-35 milyar dolarlık ihracat katkısı ve 1 milyona yaklaşan istihdam gücüyle tekstilin ekonominin temel taşlarından biri olduğunu ifade etti. "‘Bitti, bitiyor’ denilen bu devasa sektör bugün hâlâ dünyanın en güçlü markalarının en güvenilir iş ortağı konumunda. Yüzyıllara dayanan bu birikimi kaybetme lüksümüz yok. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü daha üst bir lige taşımak zorundayız" ifadelerini kullanan Başkan İbrahim Burkay, şöyle devam etti: "Türkiye ve bilhassa Bursa, dünyanın en köklü üretim merkezleri arasında. Bizim bu kazanımlarımızı kaybetme lüksümüz yok. Yapmamız gereken; yeni iş modellerini hızla sistemimize entegre etmektir. Geleneksel üretim gücümüzü teknik ve fonksiyonel tekstillerle harmanlayarak sektörü çok daha nitelikli, dirençli ve vazgeçilmez bir küresel güce dönüştürmeliyiz. BUTEKOM bünyesindeki Türkiye’nin en büyük mükemmeliyet merkezleri, konvansiyonel üretim yapan firmalarımızın teknik alanlara geçişinde önemli bir itici güçtür. Bu stratejik dönüşümle tekstil başta olmak üzere tüm üretim değerlerimizi çok daha nitelikli, dirençli ve küresel ölçekte vazgeçilmez bir konuma taşıyacağımıza inanıyorum." KFA fuarcılık ile savunma sanayinde küresel rol BTSO’nun iştirakleriyle birlikte Türkiye’nin en büyük ticaret platformlarında etkin rol üstlendiğini belirten Burkay, "IDEF, dünyanın en büyük savunma sanayi fuarlarından biri. 3-9 Mayıs 2027 tarihlerinde fuarımızı iştirakimiz KFA Fuarcılık organizasyonunda gerçekleştireceğiz. Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ile iş birliği protokolümüzü imzaladık. Savunma sanayi, ülkelerin stratejik gücünü belirleyen en kritik alanların başında geliyor. Yüksek teknoloji üretme kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve ihracat potansiyeli ekonomik bağımsızlığın temel unsurlarıdır. KFA organizasyonuyla 2025’te elde ettiğimiz başarıyı 2027’de daha ileri taşımayı hedefliyoruz" dedi. "Ortak akıl ve dayanışma en büyük gücümüz" Ekonomide zorlu bir dönemden geçildiğini ancak Bursa iş dünyasının güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olduğunu belirten Burkay, "Odamızın son yıllardaki en önemli kazanımlarından biri ortak akıl iradesidir. Farklı görüşleri aynı masada buluşturabilme olgunluğumuz var. Bursa iş dünyasının ortak menfaatini kişisel önceliklerin önüne koyabilme iradesine sahibiz. Bu meclis her zaman birlik ve beraberliğini en güçlü şekilde ortaya koydu. Bu duruşu koruduğumuz sürece Bursa’mızın potansiyelini daha ileri taşıyacağımıza yürekten inanıyorum. Dağınık duruşlar zayıflık üretir, ortak duruş ise güç üretir. BTSO’nun en büyük sermayesi işte bu birlik ve beraberlik ruhudur. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da 60 bini aşkın üyemizin yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Meclis Başkanı Ali Uğur’dan iş dünyasına yardım teşekkürü Toplantıda ayrıca BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da Ramazan ayının birlik ve dayanışma duygularını pekiştirmesini temenni ederek, "Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan ayının manevi iklimini paylaşmanın sorumluluğuyla, ihtiyaç sahiplerine yönelik erzak kolisi desteklerimizi gerçekleştirdik. Katkı sunan, destek veren tüm meclis üyelerimize gönülden teşekkür ediyorum. BTSO olarak 70 meslek komitemizle birlikte ortak akıl, istişare ve iş birliği kültürüyle çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" dedi.
Balıkesir, ulaşımda vatandaşın cebini düşünüyor
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:55 Balıkesir, ulaşımda vatandaşın cebini düşünüyor Balıkesir Büyükşehir Belediyesi artan akaryakıt maliyetlerine rağmen vatandaşın cebini düşünerek bilet fiyatlarını en uygun seviyede tutmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyeleri arasında yapılan karşılaştırmaya göre Balıkesir Büyükşehir belediyesi, tam bilet fiyatlarında ilk onda yer alıyor. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi rekor kıran akaryakıt fiyatlarına rağmen ulaşım ücretlerini düşük tutarak halkçı bir politika izlemeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi, yalnızca tam bilet fiyatlarında ilk onda yer almakla kalmayıp aynı zamanda öğrenci biletlerinde de on birinci sırada yer alıyor. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet akın, Türkiye genelinde devam eden yüksek fiyatlı ulaşım maliyetlerine inat bilet ücretlerini makul seviyede tutarak vatandaşın ulaşım ihtiyacında da yanında duruyor. 30 büyükşehir belediyesi arasında gerçekleştirilen karşılaştırmada tam bilet ücretlerinde 25 TL ile dokuzuncu sırada yer alan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, öğrenci bilet ücretlerinde de 15 TL ile on birinci sırada yer alıyor. Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul’da tam bilet ücreti 42 TL, öğrenci bilet ücreti ise 20,50 TL olarak uygulanıyor. Kırsal mahallelere ulaşımı ve coğrafyanın büyüklüğü açısından ele alındığı zaman uygulanan ücret politikasının oldukça makul seviyelerde olduğu göze çarpıyor.
Turizm profesyonelleri öğrencilerle buluştu
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:36 Turizm profesyonelleri öğrencilerle buluştu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından bu yıl 20’ncisi düzenlenen ‘Okul-Sektör Buluşması’ Üniversite Atatürk Kültür Merkezi fuaye alanında bölgede faaliyet gösteren önemli turistik oteller, tatil köyleri ve diğer işletmelerin katılımı ile yapıldı. 20 yıldır devam eden ve Turizm Fakültesi öğrencileri ile sektör temsilcilerini buluşturan ‘Okul Sektör Buluşması Kariyer Günleri’ etkinliğine Muğla’nın Marmaris, Ortaca, Dalaman, Bodrum, Fethiye, Ula ve Datça gibi ünlü turistik ilçelerinde hizmet veren sektörün önde gelen 100 firma katıldı. Her firma açtığı stantlarda hem kendi tanıtımlarını yapıyor, hem de ihtiyaç duydukları alanlarda turizm fakültesi ve yüksekokullardaki öğrenciler ile iş görüşmesi yapıyor. Turizm sektörünün en önemli ihtiyaçlarından kalifiyeli personel ihtiyacının karşılandığı ‘Okul-Sektör Buluşması’ ile öğrenciler alanları ile ilgili yaz aylarında turisti tesislerde staj yapma imkanı da buluyor. Başta turizm ve gastronomi yönetimi, turizm işletmeciliği, turizm rehberliği, gastronomi ve mutfak sanatları ile yiyecek ve içecek işletmeciliği alanlarında öğrenciler işletme yetkilileri ile ikili görüşme yaparak form dolduruyorlar. Turistik işletmeler sezon öncesi ihtiyaç duydukları alanlara yapılan iş başvuru formlarından tarayarak istihdam sağlıyorlar. "Hem öğrenciler, hem sektör kazanıyor" Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Ayazlar, okul sektör buluşmasının her iki taraf için de ’kazan kazan’ modeli oluşturduğunu açıkladı. Ayazlar, "Bu sene 20’ncisini düzenliyoruz etkinliğimizin, okul sektör etkinliğimizin. Yaklaşık 100 firma akredite oldu, kendilerine stant verdik. Etkinliğimizin temel amacı aslında öğrencilerimizi henüz öğrenim süreçleri içerisindeyken sektörün kendilerinden ne beklediği yönünde bir farkındalık oluşturabilmek. Henüz öğrenciyken kariyer basamaklarında ileride kendilerinde neler beklediğine yönelik bir farkındalık oluşturabilmek. Sektörün de beklentisi nitelikli bir insan kaynağıyla bu aktiviteyi devam ettirebilmek. Üniversitemizin bu anlamda vermiş olduğu eğitim modelleriyle nitelikli bir fırsat sunuyor aslında işletmelere insan kaynağı açısından. Onlar da bu bilinçte oldukları için üniversitemizin her yıl düzenlemiş olduğu bu etkinlikte yer almak istiyorlar. Her yönüyle yani hem eğitimciler yönüyle, hem öğrenciler yönüyle hem de sektör profesyonelleri yönüyle kazanan çok olduğu bir etkinlik olarak değerlendiririz. Gün içerisinde yaklaşık 3 bin civarında belki daha fazla öğrencinin burada stantlarda olmasını bekliyoruz" dedi. Öğrenciler memnun Etkinliğe katılan öğrencilerden Mert Öztürk, "Burada çok resmi, ciddi kurumlar var ve benim de görüşmek istediğim Türkiye’nin birçok ünlü ve sağlam otelleri şu an burada. Açıkçası güzel bir etkinlik oldu. Hem burada bir sürü öğrencinin sektörle buluşması için ve özellikle birinci sınıfların staj vesaire bulmaları için çok güzel bir etkinlik olduğunu düşünüyorum" dedi. Bilge Uslu da, "Beklentilerim ileride iyi bir şef olmak açıkçası. Yani iyi bir gelecek. Bence çok güzel. Yoğun bir ilgi, bir talep var. Biz de talep alıştırıyoruz ama bakacağız artık nasıl olacak diye" diye konuştu. Damla Ahmetoğlu ise, "100 küsur otelle bir araya gelip görüşme şansını yakalamak çok güzel bir fırsat. İş deneyimi açısından ve kariyer hedefim açısından çok güzel" dedi.
Turizm profesyonelleri öğrenciler ile buluştu
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:35 Turizm profesyonelleri öğrenciler ile buluştu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından bu yıl 20’ncisi düzenlenen ‘Okul-Sektör Buluşması’ Üniversite Atatürk Kültür Merkezi fuaye alanında bölgede faaliyet gösteren önemli turistik oteller, tatil köyleri ve diğer işletmelerin katılımı ile yapıldı. 20 yıldır devam eden ve Turizm Fakültesi öğrencileri ile sektör temsilcilerini buluşturan ‘Okul Sektör Buluşması Kariyer Günleri’ etkinliğine Muğla’nın Marmaris, Ortaca, Dalaman, Bodrum, Fethiye, Ula ve Datça gibi ünlü turistik ilçelerinde hizmet veren sektörün önde gelen 100 firma katıldı. Her firma açtığı stantlarda hem kendi tanıtımlarını yapıyor, hem de ihtiyaç duydukları alanlarda Turizm Fakültesi ve Yüksekokullardaki öğrenciler ile iş görüşmesi yapıyor. Turizm sektörünün en önemli ihtiyaçlarından kalifiyeli personel ihtiyacının karşılandığı ‘Okul-Sektör Buluşması’ ile öğrenciler alanları ile ilgili yaz aylarında turisti tesislerde staj yapma imkanı da buluyor. Başta turizm ve gastronomi yönetimi, turizm işletmeciliği, turizm rehberliği, gastronomi ve mutfak sanatları ile yiyecek ve içecek işletmeciliği alanlarında öğrenciler işletme yetkilileri ile ikili görüşme yaparak form dolduruyorlar. Turistik işletmeler sezon öncesi ihtiyaç duydukları alanlara yapılan iş başvuru formlarından tarayarak istihdam sağlıyorlar. "Hem öğrenciler, hem sektör kazanıyor" Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Ayazlar, okul sektör buluşmasının her iki taraf için de kazan kazan modeli oluşturduğunu açıkladı. Ayazlar, "Bu sene 20’cisini düzenliyoruz etkinliğimizin, okul sektör etkinliğimizin. Yaklaşık 100 firma akredite oldu, kendilerine stant verdik. Etkinliğimizin temel amacı aslında öğrencilerimizi henüz öğrenim süreçleri içerisindeyken sektörün kendilerinden ne beklediği yönünde bir farkındalık oluşturabilmek. Henüz öğrenciyken kariyer basamaklarında ileride kendilerinde neler beklediğine yönelik bir farkındalık oluşturabilmek. Sektörün de beklentisi nitelikli bir insan kaynağıyla bu aktiviteyi devam ettirebilmek. Üniversitemizin bu anlamda vermiş olduğu eğitim modelleriyle nitelikli bir fırsat sunuyor aslında işletmelere insan kaynağı açısından. Onlar da bu bilinçte oldukları için üniversitemizin her yıl düzenlemiş olduğu bu etkinlikte yer almak istiyorlar. Her yönüyle yani hem eğitimciler yönüyle, hem öğrenciler yönüyle hem de sektör profesyonelleri yönüyle kazanan çok olduğu bir etkinlik olarak değerlendiririz. Gün içerisinde yaklaşık 3 bin civarında belki daha fazla öğrencinin burada stantlarda olmasını bekliyoruz" dedi. Öğrenciler memnun Mert Öztürk, "Ben açıkçası beklentilerim güzel. Burada çok resmi ciddi kurumlar var ve de benim de görüşmek istediğim Türkiye’nin birçok ünlü ve sağlam otelleri şu an burada. Açıkçası güzel bir etkinlik oldu. Hem burada bir sürü öğrencinin sektörle buluşması için ve de özellikle birinci sınıfların staj vesaire bulmaları için çok güzel bir etkinlik olduğunu düşünüyorum" Bilge Uslu, "Yani beklentilerim ileride iyi bir şef olmak açıkçası. Yani iyi bir gelecek o şekilde. Bence çok güzel. Hani çok beğendim. Yoğun bir ilgi, bir talep var. Biz de talep alıştırıyoruz ama bakacağız artık nasıl olacak diye" Damla Ahmetoğlu, "Birden fazla otellerle 100 küsur otellerle bir araya gelip görüşme şansını yakalamak çok güzel bir fırsat. İş deneyimi açısından ve kariyer hedefim açısından çok güzel" dedi.
Kaymakam Altuntaş drone ile gübreleme çalışmalarını inceledi
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:21 Kaymakam Altuntaş drone ile gübreleme çalışmalarını inceledi Manisa’nın Kula ilçesinde başlatılan dron destekli gübreleme uygulamasıyla tarımda maliyetlerin düşürülmesi, verimliliğin artırılması ve modern üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Manisa’nın Kula ilçesine bağlı Körez Mahallesi’nde tarım arazilerinde başlatılan dron destekli gübreleme çalışmaları düzenlenen programla yerinde incelendi. Modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması amacıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında 3 adet zirai ilaçlama dronu ile üretim alanlarında etkin mücadele yürütüleceği bildirildi. İnceleme programına Kula Kaymakamı Talha Altuntaş, Kula Ziraat Odası Başkanı Nuri Topal, Kula İlçe Tarım ve Orman Müdürü Davut Özel ile Körez Mahalle Muhtarı Ali Çıplak katıldı. Programda drone ile gübreleme öncesi hazırlık süreci, ilaç karışım oranları, uçuş planlaması ve uygulama aşamaları detaylı şekilde değerlendirildi. Kula Ziraat Odası Başkanı Nuri Topal, çiftçilerle sürekli istişare halinde olduklarını belirterek, "Sahadaki ihtiyaç ve beklentileri yerinde değerlendiriyoruz. Tarımda işleri kolaylaştıracak, maliyetleri düşürecek ve verimi artıracak yenilikleri yakından takip ediyoruz. Dron ile gübreleme de bu anlamda önemli bir adımdır. Üreticilerimize daha uygun şartlarda hizmet sunulabilmesi için firmalarla görüşmelerimiz sürüyor. Amacımız Kula’daki çiftçimizin modern tarım imkânlarından en iyi şekilde faydalanmasını sağlamaktır" dedi. Kaymakam Talha Altuntaş ise teknolojinin tarımsal üretimde etkin kullanımının önemine dikkat çekerek, drone destekli uygulamaların bitki sağlığının korunması, verim kaybının önlenmesi ve maliyetlerin azaltılması açısından önemli avantajlar sunduğunu ifade etti. Altuntaş, kamu kurumlarının üreticinin yanında olmaya devam edeceğini vurguladı. Programda ayrıca dron teknolojisinin geniş arazilerde hızlı ve homojen uygulama imkânı sunduğu, zor arazi şartlarında dahi etkili sonuç verdiği ve ilaç kullanımını optimize ederek çevresel riskleri azalttığı belirtildi. Üreticiler de uygulamadan memnuniyet duyduklarını ifade ederek bu tür teknolojik desteklerin yaygınlaşmasının üretime olumlu katkı sağlayacağını dile getirdi. Körez Mahallesi’nde başlatılan drone destekli uygulamanın ilerleyen süreçte Kula’nın diğer mahallelerinde de yaygınlaştırılmasının planlandığı öğrenildi. İlçede modern tarım tekniklerinin sahada yaygınlaştırılmasıyla verimliliğin artırılması ve sürdürülebilir üretimin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Akıncı: "Antep Fıstığı, bu toprakların yeşil altını ve emeğin en kıymetli karşılığıdır"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:32 Akıncı: "Antep Fıstığı, bu toprakların yeşil altını ve emeğin en kıymetli karşılığıdır" Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 26 Şubat Dünya Antep Fıstığı Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Antep fıstığının bu topraklarda yalnızca bir tarım ürünü değil; asırlardır süregelen üretim kültürünün, emeğin ve bereketin en güçlü simgelerinden biri olduğunu ifade etti. Gaziantep’te en fazla üretimi yapılan tarımsal ürün olan Antep fıstığının, doğrudan ve dolaylı olarak on binlerce ailenin en önemli geçim kaynağını oluşturduğunu belirten Akıncı, "Antep fıstığı; bu topraklarda ‘yeşil altın’ olarak anılan, emeğin ve sabrın berekete dönüştüğü en kıymetli değerlerden biridir. Tarladan sofraya uzanan bu yolculuk, aynı zamanda bir üretim geleneğinin nesilden nesile aktarılmasının en somut örneğidir" değerlendirmesinde bulundu. Antep fıstığının, toprağa emekle başlayan ve yıllar süren bir sabrın ardından değer bulan özel bir ürün olduğuna dikkat çeken Akıncı, "Antep fıstığı kısa vadede sonuç alınan bir üretim değildir. Fidanın toprakla buluşmasından verim alınmasına kadar geçen süreç, üreticimizin sabrını, emeğini ve kararlılığını yansıtan uzun bir yolculuktur. Bu açıdan Antep fıstığı, emeğin en somut karşılık bulduğu ürünlerin başında gelmektedir" ifadelerini kullandı. Türkiye’de Antep fıstığı üretiminin büyük bölümünün Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde gerçekleştirildiğini vurgulayan Akıncı, "Üretimin çok büyük kısmı bu bölgede yoğunlaşmakta olup, başta Gaziantep, Şanlıurfa ve Siirt olmak üzere bu iller Türkiye toplam üretiminin yaklaşık yüzde 86’sını karşılamaktadır. Dünya genelinde ise Antep fıstığı üretiminde ABD, İran ve Türkiye öne çıkan ülkeler arasında yer almakta, bu üç ülke küresel üretimin büyük bölümünü karşılamaktadır. Türkiye ise özellikle kalite, aroma ve gastronomideki kullanım çeşitliliğiyle dünya piyasalarında ayrıcalıklı bir konumda bulunmaktadır" dedi. Antep fıstığının üretimden sanayiye, ihracattan gastronomiye kadar geniş bir değer zinciri oluşturduğunu kaydeden Akıncı, "Antep fıstığı; çiftçimizin emeğini, sanayicimizin üretim gücünü ve mutfak kültürümüzün zenginliğini bir araya getiren çok yönlü bir değerdir. Bu niteliğiyle hem bölgesel kalkınmaya hem de ülke ekonomisine önemli katkılar sunmaktadır" şeklinde konuştu. Dünya genelinde sağlıklı ve doğal ürünlere olan ilginin artmasıyla birlikte Antep fıstığına yönelik talebin de her geçen gün yükseldiğine işaret eden Akıncı, bu sürecin kalite, sürdürülebilirlik ve markalaşma açısından önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi. Antep fıstığının sadece ekonomik değil, aynı zamanda güçlü bir marka değeri taşıdığını belirten Akıncı, bu değerin coğrafi işaret tescilleriyle koruma altına alındığını ifade ederek, "Antep fıstığı, coğrafi işaretle Gaziantep adına tescillenmiş, köklü bir üretim kültürünün en önemli simgelerinden biridir. Bu değerli ürün sadece ham haliyle değil, Antep fıstığı ezmesi başta olmak üzere katma değerli ürünleriyle de tescil altına alınmıştır. Gaziantep Ticaret Borsası olarak, Antep Fıstık Ezmesini Avrupa Birliği’nde tescil ettirerek bu ürünün uluslararası alandaki marka değerini daha da güçlendirmiş bulunuyoruz" ifadelerine yer verdi. Antep fıstığında kaliteyi korumak ve sağlıklı depoculuk sistemini yaygınlaştırmak amacıyla Türkiye’nin ilk Antep fıstığı lisanslı deposunu fıstığın başkenti Gaziantep’e kazandırdıklarını hatırlatan Akıncı, lisanslı depoculuk sisteminin üreticiye önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Akıncı, "Bu sistem sayesinde üreticilerimiz, ürünlerini güvenli ve sağlıklı şartlarda muhafaza edebilmenin yanı sıra finansmana erişim imkanı elde etmekte, çeşitli destek ve teşviklerden de faydalanabilmektedir. Lisanslı depoculuk hem ürün kalitesinin korunması hem de üreticimizin gelir güvencesinin sağlanması açısından önemli bir yapı sunmakta" şeklinde konuştu. Antep fıstığının aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir kültürel miras olduğuna da dikkat çeken Akıncı, "Antep fıstığı, bu topraklarda sadece bir üretim değil; köklü bir kültürün ve yaşam biçiminin en önemli parçasıdır. Geçmişten aldığımız bu güçlü mirası korumak, üreticimizin emeğini desteklemek ve Antep fıstığının dünya çapındaki marka değerini daha da ileri taşımak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Dünya Antep Fıstığı Günü’nün bu kıymetli ürüne yönelik farkındalığı artırmasını temenni ediyorum" diye konuştu.
ASO Başkanı Ardıç: "İhracatın yüzde 42’si AB’ye, yüzde 57’si Avrupa kıtasına yapılıyor"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:29 ASO Başkanı Ardıç: "İhracatın yüzde 42’si AB’ye, yüzde 57’si Avrupa kıtasına yapılıyor" Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, ihracatın yüzde 42’sinin Avrupa Birliği’ne (AB), yüzde 57’sinin Avrupa kıtasına yapıldığını belirterek, bu oranın yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını söyledi. ASO Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, küresel ticarette değişen dengelere, Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye’ye etkilerine, sanayide yaşanan daralmaya ve yeşil dönüşüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden sanayici Akın Gökyay’ı anarak başlayan Ardıç, Ankara sanayisine ve kültür hayatına önemli katkılar sunduğunu belirterek, Gökyay ailesine başsağlığı diledi. "Ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" Son dönemde küresel ticaretin yeniden yapılandığını, ABD-Çin hattında doğrudan ticaret zayıflarken, üretim ve tedarik ilişkilerinin Güneydoğu Asya, Avrupa Birliği ve diğer ara merkezler üzerinden yeniden kurgulandığını dile getiren Ardıç, "Ticaret ve tedarik zincirleri yön değiştiriyor, yeni rotalara yöneliyor. Mallar aynı yere gitse bile başka ülkeler üzerinden, yeni lojistik yollarla ve farklı kurallarla taşınıyor. Ticaret yeni güzergahlardan ilerliyor. Mal aynı limana gidiyor ama pasaportu, aktarması ve kontrol noktaları değişiyor. Kısacası ticaret artık ‘kargo’ değil, bir çeşit ‘kimlik kontrolü’ meselesi" diye konuştu. 232 milyar doları aşan ticari hacim Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticaret hacminin 232 milyar doları aştığını hatırlatan Ardıç, Gümrük Birliği kaynaklı asimetrik etkilere dikkat çekerek, üçüncü ülkelerle yapılan anlaşmaların Türkiye’ye etkilerini dengeleyecek mekanizmaların hızla devreye alınması gerektiğini vurguladı. Ekonomik göstergelere ilişkin de Ardıç, yüksek finansman maliyetleri ve belirsizlik ortamının firmaları yatırımdan uzaklaştırdığını belirtti. Şirketlerin nakit dengelerini korumaya odaklandığını ifade eden Ardıç, sanayinin ‘bilanço resesyonu’ riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. "Sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak 6 milyon 531 bine geriledi" Sanayi ve tarımda üretimi baskılayan mevcut programın riski büyüttüğünü söyleyen Ardıç, üretim ve ihracat zayıflarsa enflasyonun arz yönlü yeni bir şokla artabileceğine dikkati çekerek, "2025 başından bu yana sanayi üretimi yataya yakın seyretti, yıllık ortalama artış yüzde 2,2’de kaldı. Aralıkta 49,1 olan PMI, ocakta 48’e geriledi ve 22 aydır eşik değer olan 50’nin altında. Faaliyet koşullarındaki bozulma son 3 ayın en belirgin seviyesinde. TÜİK’in 2025 yılı 4’üncü çeyrek verilerine göre sanayide istihdam son 1 yılda 282 bin kişi azalarak, 6 milyon 531 bine geriledi. İstihdamın yüzde 59,3’ü hizmetlerde, yüzde 20’si sanayide, yüzde 13,8’i tarımda. Bu dağılım, istihdamın hizmetlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Oysa sürdürülebilir kalıcı istihdam ancak sanayi gibi üretime dayalı sektörlerde oluşturulabilir. Bu nedenle istihdam politikasını sadece ‘toplam sayı’ üzerinden değil, niteliği ve sektör kompozisyonu üzerinden de değerlendirmek zorundayız" dedi. "Ocak 2026’da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı" ASO Başkanı Ardıç, konuşmasına şöyle devam etti: "Dış ticaret verileri de üretimdeki zorlukları yansıtıyor. Ocak 2026’da geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 3,9 azaldı, ithalat ise yüzde 0,03 arttı. İhracat birim değer endeksi eylülden bu yana yükseliyor; aralık ayında artış yüzde 13. Ancak bu durum bizi yanıltmasın. Bu artış, rekabet gücünden değil, euro/dolar paritesindeki yükselişten kaynaklanıyor. İhracatımızın 2025’te 273,4 milyara ulaşmasında parite etkisini göz ardı etmemeliyiz. İthalat tarafında ise aralık ayında birim değer endeksi yüzde 4,2, miktar endeksi yüzde 6,3 arttı. Yani daha pahalıya daha fazla alıyoruz. Özellikle tüketim malları ithalatındaki artış, cari dengeyi ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Çözüm rekabet gücünü artırmak, verimliliği yükseltmek ve yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir ihracat artışı yakalamak." Yeşil dönüşüm konusuna değinen Ardıç, ihracatın yüzde 42’sinin AB’ye, yüzde 57’sinin Avrupa kıtasına yapıldığının altını çizerek, bu oranın yeşil dönüşümün neden ana gündemleri olduğunu tek başına anlattığını vurguladı. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor Karbon artık bir çevre kavramı değil, doğrudan bir maliyet kalemi" diyen Ardıç, "Karbon yoğun üretimde verimlilik ve temiz enerji yatırımları geciktikçe maliyet baskısı kalıcı hale geliyor. Avrupa Birliği’nde karbon fiyatlamasında ton başına 80 euro seviyeleri referans alınıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın yükümlülük dönemi 1 Ocak 2026’da başladı. Çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde AB pazarına girişte yeni bir gerçeklik oluşuyor. Rekabet, yalnızca maliyet ve kaliteyle değil, emisyon performansıyla da ölçülüyor" diye konuştu. Temel sorun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı TÜİK’e göre 2025’te lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranının yüzde 69,4 olduğunu, kendi alanında çalışma oranının ise sadece yüzde 56,1 olduğunu ifade eden Ardıç, her iki mezundan birinin okuduğu alanda çalışmadığını söyledi. Aynı zamanda Ardıç, Eurostat verilerine göre Türkiye’nin üniversite mezunu işsizliğinde yüzde 10,3 ile en yüksek ülkelerden; OECD ortalamasının ise yüzde 4,9 olduğunu açıkladı. Türkiye’de üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizliğin üzerinde olduğunu açıklayan Ardıç, temel sorunun yapısal beceri-talep uyuşmazlığı olduğunu vurguladı. Ardıç, YÖK Başkanı Erol Özvar’ın kontenjanların azaltılacağı yönündeki açıklamalarını olumlu bulduklarını belirterek, bu sürecin müfredat reformlarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
Yatırımda yeni dönem: Hız değil güven kazandırıyor
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:21 Yatırımda yeni dönem: Hız değil güven kazandırıyor Kıymetli maden yatırımlarının dijital platformlara taşınmasıyla birlikte güvenlik ve denetim mekanizmaları yatırım sürecinin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Fiziki alışverişten online işlemlere geçiş hızlanırken, yatırımcıların en çok önem verdiği konuların başında veri güvenliği, işlem şeffaflığı ve kullanıcı koruması geliyor. Sektör temsilcileri, kurumsal altyapıya sahip firmaların resmi e-ticaret siteleri ve doğrulanmış online mağazalarının yatırımcı açısından daha güvenli bir kanal oluşturduğunu belirtiyor. Bu çerçevede faaliyet gösteren platformlardan biri olan Altın Anne, ürünlere ait teknik detayları eksiksiz sunması ve gerçek zamanlı fiyat güncellemeleri sayesinde kullanıcıların güvenle işlem yapabileceği bir platform sunuyor. Altın Anne e-ticaret platformu Kurumsal İletişim Sorumlusu Ecem Karaman, dijital yatırımın sürdürülebilir büyümesinde güvenlik standartlarının belirleyici olduğunu vurgulayarak, "Dijital platformumuz üzerinden gerçekleştirilen tüm işlemler sistemsel olarak kayıt altına alınıyor. Ürünlerimizi sigortalı teslimat süreçleriyle yatırımcıya ulaştırıyor, kullanıcı bilgilerinin korunmasını en öncelikli konularımız arasında tutuyoruz. Açık ve detaylı ürün açıklamaları ile doğrulanabilir belge paylaşımı sayesinde yatırımcıların daha bilinçli ve karşılaştırmalı karar almasını hedefliyoruz" dedi. Dijital dönüşüm hız kesmiyor Sektörde dijital dönüşüm hız kesmeden sürerken, tercihleri belirleyen unsurlar da değişiyor. Artık yalnızca hızlı işlem yapmak değil, dijital operasyon kapasitesi ve kurumsal sorumluluk anlayışına sahip markalarla çalışmak önem kazanıyor. Altın Anne, dijital kanallarındaki kayıtlı satış sistemi, sigortalı gönderim uygulamaları ve belirli kriterlere göre hazırlanan ürün içerikleriyle bu yeni döneme uyum sağlayan markalar arasında yer alıyor. Marka, online alışveriş deneyimini korumalı ödeme sistemleri ve belirlenmiş satış ve teslimat prosedürleri ile destekleyerek kullanıcılarına daha sağlam bir alışveriş zemini sunmayı hedefliyor. Ayrıca uzmanlar, dijital platform tercih ederken yalnızca fiyat avantajına değil, kurumun geçmişine, kurumsal kimliğine ve kamuya açık iletişim bilgilerine de dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Resmi internet sitesi üzerinden açık adres, vergi bilgisi ve iletişim kanallarını paylaşan; kullanıcı sözleşmeleri, mesafeli satış şartları ve iade süreçlerini erişilebilir biçimde sunan firmalar öne çıkıyor. Altın Anne de bu çerçevede, doğrulanabilir kurumsal kimlik bilgilerini kamuya sunan, satış ve teslimat süreçlerini belirli prosedürler doğrultusunda yürüten markalar arasında yer alıyor. Marka, ürün bilgilerini detaylı biçimde sunarak ve satış ve teslimat adımlarını belirlenmiş prosedürlerle yürüterek kullanıcıların daha bilinçli ve güvenli bir alışveriş deneyimi yaşamasını hedefliyor.
Başkan Gülsoy : "Küresel ekonomide kurallar değişiyor, riskler derinleşiyor"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:20 Başkan Gülsoy : "Küresel ekonomide kurallar değişiyor, riskler derinleşiyor" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Küresel ekonomide ’eski dünya’ düzeninin sona erdiğini ve yeni bir dönemin başladığını belirten KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Enflasyonu düşürürken üretimin çarklarını yavaşlatmamalıyız. Marmara’nın sanayi yükünü hafifletecek Mega Endüstri Bölgeleri ile Kayseri’yi dünyanın sayılı merkezlerinden biri haline getirmeye kararlıyız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; üretmeye mecburuz" dedi. Kayseri Ticaret Odası (KTO) Şubat Ayı olağan meclis toplantısı M. Rifat Hisarcıklıoğlu Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında gerçekleştirilen Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı’na KTO Başkanı Ömer Gülsoy, KTO Yönetim Kurulu Üyeleri, meclis ve komite üyeleri, Meclis Başkanlık Divan üyeleri ile Basın mensupları katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından toplantıda Şubat ayında gerçekleştirilen faaliyetler ele alındı. Görüşülen gündem maddeleri oy birliği kabul edildi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere kürsüye gelen Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, konuşmasına Cumhuriyet tarihimizin en büyük felaketi olan 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlere değinerek başladı. Depremin üzerinden zaman geçse de acısının taze olduğunu vurgulayan Gülsoy, şu ifadeleri kullandı: "Depremin kalplerimizde bıraktığı o derin sızı hiç dinmedi. Bu büyük yıkımda yitirdiğimiz canlarımızı rahmetle anıyor, kederli ailelerine bir kez daha sabırlar diliyorum. Yüce Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun, milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın." "Eski dünya bitti, yeni kurallar yazılıyor" Küresel ekonomideki dönüşüme dikkat çeken Gülsoy, "Dünya ekonomisi artık bildiğimiz o güvenli limanlardan hızla uzaklaşıyor. Ticaretin baskı altına alındığı, kaynak rekabetinin sertleştiği ve bölgesel dengelerin kökten sarsıldığı "yeni ve oldukça zorlu" bir dönemin tam ortasındayız. Eski ezberler artık bozuldu; yerini belirsizliğe ve stratejik hamlelere bıraktı. Dünya Bankası ve Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 raporlarının da fısıldadığı gibi; artık ’eski dünya’ bitti. Yapay zeka artık sadece bir yazılım değil, ekonominin ve ulusal güvenliğin yeni cephesidir. Küresel su krizi ve iklim şokları ise artık sadece çevrecilerin değil, sanayicinin doğrudan ’ekonomik iflas’ riskidir. Bu dönüşümün yakıtı olan Kritik Mineraller ve Enerji Güvenliği üzerindeki kavga ise dünyayı çok kutuplu, sert bir rekabet alanına çeviriyor. Dünya artık Ticaret Korumacılığına yöneliyor. Serbest ticaretin yerini gümrük duvarları alıyor. Bu tablo bize şunu söylüyor. Kaynaklarımızı daha verimli kullanmak, dijitalleşmeyi sadece konuşmakla kalmayıp hayatın içine sokmak ve dayanıklılığımızı artırmak mecburiyetindeyiz. Türkiye olarak bu dönüşümün sadece izleyicisi değil, oyun kurucularından biri olma iradesini hep birlikte göstermeliyiz. Özellikle "Sınırda Karbon Düzenlemesi" gibi başlıkları sadece bürokratik bir engel olarak görmeyelim. Eğer süreci doğru yönetebilirsek, bu yeşil dönüşümü bir "rekabet avantajına" çevirebilir ve dünya pazarlarında rakiplerimizin önüne geçebiliriz" dedi. "Gümrük Birliği güncellenmeli, vize duvarı yıkılmalı" Avrupa Birliği ile olan ilişkilerin bel kemiğini, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Vize Serbestisinin oluşturduğuna vurgu yapan Gülsoy, "Bugün Türk iş dünyasının küresel rekabet gücü önündeki en haksız engel vize sorunudur. Bu sadece bir seyahat özgürlüğü meselesi değil; ticaretin akışını bozan teknik bir engeldir. AB ile müzakere sürecinin yeniden canlanmasını memnuniyetle karşılıyor ancak artık laf değil, somut adımlar beklediğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz" diye konuştu. "Marmara’nın yükünü Anadolu omuzlayacak" 2019 yılından bu yana savundukları "Orta Anadolu Üretim Havzası" projesinin hayata geçmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Gülsoy, şunları söyledi: "Sanayinin Marmara’ya sıkışıp kalması büyük bir riskti. 16 Ocak’ta yürürlüğe giren "Mega Endüstri Bölgeleri Master Planı", tam da bizim yıllardır hayalini kurduğumuz o havza modelinin ta kendisidir. Marmara’nın deprem yükünü hafifletecek bu planla; Kayseri, Aksaray, Konya, Niğde ve Yozgat gibi illerimiz Türkiye’nin yeni ekonomik kalbi oluyor. Tam 59 bin hektarlık bir alandan bahsediyoruz; bu, mevcut OSB’lerimizin 16 katı büyüklüğünde devasa bir yatırım sahasıdır! Bu proje ile 1960’lardan bu yana devam eden iç göç inşallah duracak, Anadolu’nun evlatları kendi topraklarında iş sahibi olacaktır. Bu devrim niteliğindeki adımı hayata geçiren başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Mehmet Fatih Kacır’a şahsım ve şehrim adına şükranlarımı sunuyorum." "Enflasyonu düşürürken üretimin çarklarını yavaşlatmamalıyız" Ekonomi yönetiminin enflasyon hedeflerini desteklediklerini ancak üretimin aksatılmaması gerektiğini vurgulayan Gülsoy, "Merkez Bankası’nın yüzde 16’lık yıl sonu hedefini korumasını kararlılık göstergesi olarak görüyoruz. Ancak şu hassas dengenin altını çizmek zorundayım: Enflasyonu düşürürken üretimin çarklarını yavaşlatmamalıyız. Fiyat istikrarı ile üretim sürdürülebilirliği arasındaki o ince çizgiyi korumak zorundayız. BDDK’nın kredi kartı kısıtlamalarını anlıyoruz ancak bunun küçük işletmeler ve iç talep üzerindeki baskısı dikkatle izlenmelidir" ifadelerini kullandı. Sanayiciye 100 milyar TL’lik can suyu Üreticinin enflasyon ve enerji maliyetleriyle savaş verdiğini hatırlatan Başkan Gülsoy, yeni açıklanan finansman paketine dair, "100 Milyar TL’lik dev finansman paketi ve işletme başına 50 milyon TL limitli imkan, tam da ihtiyacımız olan ’can suyu’dur. Açıklanan uygun şartlı kredi paketi, aynı zamanda hükümetin iş dünyasının sesine kulak verdiğinin önemli bir göstergesidir. Kayseri iş dünyası olarak, sürdürülebilir büyüme ve istihdam kapasitemizi artıracak bu kıymetli adım için Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ekonomi yönetimimize teşekkürlerimizi sunuyoruz. Amacımız sadece günü kurtarmak değil, geleceğin üretim ekosistemini inşa etmektir" dedi. Gülsoy’dan Atatürk’ün vizyonuna vurgu: "Üretmeye mecburuz" Türkiye’nin yaşadığı zorlu süreçlere rağmen umutsuzluğa yer olmadığını vurgulayan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri iş dünyasının ‘karamsarlık’ yerine ‘çalışma’ odaklı vizyonunu hatırlattı. Ülke ekonomisine duyulan güveni dile getiren Gülsoy, "Ülkemiz krizlerden, pandemiden ve asrın felaketi depremlerden geçti; hala da sınanmaya devam ediyoruz. Fakat biz meseleye hiçbir zaman karamsarlık penceresinden bakmadık. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; ’Üretmeye mecburuz’ Kayseri iş dünyası olarak, ülkemizin ekonomik gücünü artırmak için ortak akılla, durmadan ve yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Konuşmasının sonunda oda faaliyetlerine yer veren Gülsoy, "Bizim amacımız Kayseri’nin adını her platformda en yukarıya taşımak ve üyelerimizin ticaretine değer katmaktır" ifadelerini kullandı.
Çandır: "Şiddetli yağmurlardan binlerce üreticimiz doğrudan mağdur oldu"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:19 Çandır: "Şiddetli yağmurlardan binlerce üreticimiz doğrudan mağdur oldu" Antalya Ticaret Borsası Şubat Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, yoğun yağışların tarımsal üretimde ağır hasara yol açtığını belirterek, "On bin dekarın üzerinde örtüaltı alanı, dört bin dekarın üzerinde meyve bahçesi ve tarla etkilenmiş; binlerce üreticimiz doğrudan mağdur olmuştur" dedi. Çandır, sigortasız üreticiler için acil nakit desteği ve kredilerin faizsiz ötelenmesi çağrısında bulundu. Antalya Ticaret Borsası (ATB) Şubat Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, kentte Ocak ayından bu yana etkili olan yoğun yağışların tarımsal üretimde ciddi zararlara neden olduğunu söyledi. "Binlerce üreticimiz doğrudan mağdur oldu" Yoğun yağışların özellikle örtüaltı üretim alanları ile meyve bahçelerinde hasara yol açtığını belirten Çandır, "Ocak ayından bu yana kent merkezimizde ve ilçelerimizde etkili olan yoğun yağışlar, örtüaltı üretim alanlarımızda ve meyve bahçelerimizde ciddi zararlara yol açmıştır. On bin dekarın üzerinde örtüaltı alanı, dört bin dekarın üzerinde meyve bahçesi ve tarla etkilenmiş; binlerce üreticimiz doğrudan mağdur olmuştur" dedi. Zarar gören üreticilere geçmiş olsun dileklerini ileten Çandır, özellikle TARSİM sigortası yaptıramayan üreticiler için destek çağrısında bulundu. Çandır, "Özellikle TARSİM sigortası yaptıramayan üreticilerimiz için acil nakit desteğinin sağlanması, tüm üreticilerimizin mevcut kredilerinin faizsiz olarak ötelenmesi ve yeni hibe ile uygun şartlı kredi imkânlarının hızla devreye alınması büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. İklim değişikliği ve dirençli üretim vurgusu İklim değişikliğinin etkisiyle afetlerin daha sık ve daha yıkıcı yaşanacağına dikkat çeken Çandır, tarımsal üretimi koruyacak yatırımların gecikmeden güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Çandır, "Bu nedenle, tarımsal üretimi koruyacak altyapı ve üstyapı yatırımlarının gecikmeden güçlendirilmesi, kalıcı ve dirençli çözümlerin hayata geçirilmesi artık bir zorunluluktur" şeklinde konuştu. "Miktar düştü, değer arttı" Ocak ayı ihracat verilerini de değerlendiren Çandır, yaş sebze sektörünün stratejik önemini koruduğunu belirterek, "Gerek ülkemiz gerek kentimiz yaş sebze ihracatı miktar olarak gerilerken değer bazında artmıştır. Antalya’mız miktarda yüzde 8’lik düşüşe rağmen değer olarak yüzde 15 artışla yaklaşık 70 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir" diye konuştu. Bu tablonun birim ihracat fiyatlarının yükselmesine destek sağladığını ifade eden Çandır, yaş sebze üretiminin ihracatta tarımın ana taşıyıcı unsurlarından biri olmayı sürdürdüğünü vurguladı. "Maliyet yükünü taşıyamayan üreticiler sektörden çekiliyor" Tarımdaki maliyet baskısına dikkat çeken Çandır, üreticinin fiyat belirleme gücünün sınırlı olduğunu belirterek, "Tarım sektörü maliyet belirleyen değil, maliyete katlanan bir sektördür. Girdiyi hangi fiyata alacağımıza biz karar vermiyoruz. Ama ürünü, oluşan piyasa fiyatına satmak zorunda kalıyoruz. Aradaki fark ise zarar hanesine yazılıyor" dedi. 2020’den bu yana üretici fiyatlarının 8,2 kat, girdi fiyatlarının 6,7 kat arttığını kaydeden Çandır, toplam maliyet içindeki işçilik, kira, sulama ve finansman kalemlerinin belirleyici olduğuna işaret etti. Çandır, "Aynı dönemde asgari işçilik maliyetleri 12,1 kat arttı. Sonuç olarak yüzde 22’lik fark, toplam maliyet artışını karşılamıyor. Aradaki fark ya borçla kapatılıyor ya da öz kaynak eritilerek. Açık konuşalım: Bu yükü taşıyamayan üreticiler birer birer sektörden çekiliyor" ifadelerini kullandı. Antalya’nın büyümesi ve yapısal riskler Antalya’nın 2 milyon 777 bini aşan nüfusuyla hızla büyüyen bir metropol olduğunu belirten Çandır, bu büyümenin tarım arazileri, kırsal nüfus ve su kaynakları üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi. Dengeli büyüme modeline ihtiyaç olduğunu vurgulayan Çandır, üretim kapasitesinin korunmasının öncelik taşıdığını dile getirdi. İç ticaret verileri İllerarası ticaret verilerine de değinen Çandır, Antalya’nın diğer illerden alışta Türkiye 6’ncısı konumunda olduğunu ancak şehiriçi ve diğer illere satışta 12’nci sırada yer aldığını belirtti. Çandır, "Antalya’mızın toplam iç ticaretinin yaklaşık yarısı diğer illerden alış, yüzde 25’i diğer illere satış ve yüzde 25’i de şehiriçi ticaret olarak gerçekleşmektedir" şeklinde konuştu. Teşvik programına yatırım çağrısı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nca açıklanan Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı’nın Antalya için önemli fırsatlar sunduğunu ifade eden Çandır, üyeleri yatırım desteklerinden yararlanmaya davet etti. Program kapsamında tıbbi-aromatik bitkiler, örtüaltı ve dikey tarım teknolojileri, kültür endüstrileri ile spor ve sağlık turizmi alanlarının öne çıktığını kaydetti. AB pazarına uyum Avrupa Birliği’nde rekabetin artık tarifelerden çok standartlar üzerinden şekillendiğini belirten Çandır, düşük karbonlu üretim, izlenebilirlik, dijital uyum ve sürdürülebilirliğin belirleyici hâle geldiğini söyledi. Çandır, "Türkiye’nin yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa ile aynı anda hareket eden ve rekabet gücünü artıran bir ülke konumuna yükselmesi zorunludur" dedi.