EKONOMİ
Samsun’da tarımsal üretimde verimlilik, kalite ve arz güvenliği 10 Nisan 2026 Cuma - 16:46:24 Tarımsal üretimde Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri olan Samsun’da, 2025 yılı çalışmaları değerlendirilirken, 2026 planlamaları da kapsamlı şekilde ele alındı. Samsun Valisi Orhan Tavlı başkanlığında düzenlenen toplantıya ilgili kurum müdürleri katıldı. Samsun genelinde tarımsal üretimin geliştirilmesi, verimliliğin artırılması ve gıda arz güvenliğinin güçlendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda değerlendirildi. Bafra, Çarşamba, Vezirköprü ve Ladik Ovalarının üretim potansiyeline dikkat çekilen toplantıda, üreticilerin desteklenmesi ve tüketicilerin korunması temel hedef olarak öne çıktı. Samsun Valiliği tarafından yapılan değerlendirme toplantısında bitkisel üretim ve bitki sağlığı faaliyetleri, üretim planlaması, bal ve balmumu üretimi, hayvancılık ve hayvan sağlığı çalışmaları, su ürünleri ve gıda denetimleri ile tarımsal destekleme ödemeleri ele alındı. Ayrıca kırsal kalkınma hibeleri, tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri, tarımsal örgütlenmeler ve TARSİM uygulamaları da gündemde yer aldı. Toplantı, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik, kalite standartlarının korunması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi hedefi doğrultusunda yapılan mevcut ve planlanan çalışmaların değerlendirilmesiyle tamamlandı.
10 Nisan 2026 Cuma - 16:34 Gezer Ayakkabı, 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu tanıttı Gezer Ayakkabı, 1968 yılına dayanan köklü mirasını 2026’nın fütüristik çizgileriyle birleştirerek 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu düzenlenen lansman ve fuar etkinliğiyle tanıttı. "Her Adımda Mutluluk" mottosuyla hazırlanan koleksiyon, sektörün önde gelen firma yetkililerinin katılımıyla şirketin genel merkezinde görücüye çıktı. Gezer Ayakkabı, 2026 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu’nu düzenlenen lansman ve fuar etkinliğiyle tanıttı. Lansman kapsamında açıklamalarda bulunan Gezer Ayakkabı Genel Müdürü Osman Özalp, yeni koleksiyonu markanın geçmişine bir saygı duruşu olarak nitelendirdi. Özalp, "Bizim için ‘Her Adımda Mutluluk’ sadece bir slogan değil, üretimimizin her aşamasına sirayet eden bir yaşam biçimi. 2026 yaz koleksiyonumuzda yarım asırlık tecrübemizi modern formlarla buluşturduk. Tasarım ekibimizin ana odağı, kullanıcının sadece şık görünmesi değil; yazın enerjisini en yüksek konfor ve zarafetle hissetmesiydi" ifadelerini kullandı. Yılda 2 bin model geliştirme kapasitesi Şirketin Ar-Ge gücüne dikkat çeken Özalp, terlikten çizmeye, sandaletlerden panduf ve ayakkabıya kadar uzanan geniş ürün yelpazesinde farklı satış kanalları için yılda yaklaşık 2 bin farklı model geliştirme kapasitesine sahip olduklarını belirtti. Özalp, her modelde estetik, dayanıklılık ve ergonomiyi bir mühendislik hassasiyetiyle birleştirdiklerini vurguladı. 3D modelleme ile tasarım süreçlerinde dönüşüm Lansmanın en dikkat çekici başlıklarından biri ise şirketin tasarım süreçlerinde kullanmaya başladığı 3D modelleme teknolojileri oldu. Özalp, bu dönüşümün üretim süreçlerine sağladığı katkıları şöyle anlattı: "3D tasarım araçları sayesinde ürünler daha üretim aşamasına geçmeden dijital ortamda tüm detaylarıyla görselleştiriliyor. Bu da hız ve hassasiyet sağlıyor. Fiziksel prototip ihtiyacının ortadan kalkmasıyla malzeme israfı minimuma indiriliyor ve üretim süreçleri ciddi oranda hızlanıyor. Aynı zamanda tasarım ekipleri dünyanın farklı noktalarından dijital ortamda ortak projeler yürüterek küresel iş birliğini güçlendiriyor." Şirketin tasarım sürecinin; analiz ve fikir geliştirme, 3D modelleme ile render alma, taban ve kalıp tasarımı, 3D baskı ile hızlı prototipleme aşamalarından oluştuğu belirtildi. Sürdürülebilirlik vurgusu 2026 yaz koleksiyonunda sentetik deri, hakiki deri, PU, EVA, PVC, mikro enjeksiyon ve özel tekstil dokularından oluşan geniş bir materyal havuzunun yer aldığı aktarıldı. Özalp, bu materyallerin çevre dostu üretim süreçleriyle desteklendiğini ifade ederek, "Sürdürülebilirlik bizim için bir trend değil, doğaya ve insana duyduğumuz saygının bir yansımasıdır" dedi. Dijital altyapı ve satış kanalları güçleniyor Lansmanla birlikte ön sipariş sürecinin başladığını da duyuran Özalp, beklentilerin üzerinde bir taleple karşılaştıklarını söyledi. Yeni koleksiyonun fabrika toptan satış mağazaları, resmi web sitesi ve seçkin pazaryerlerinde kademeli olarak yerini almaya başladığı kaydedildi. Markanın perakende tarafında dijital altyapısını güçlendirerek tüketicilerin yeni tasarımlara her noktadan ulaşabilmesini hedeflediği belirtildi.
10 Nisan 2026 Cuma - 16:28 Girişim Fabrikası BİGG Hızlandırma Programı’nın ilk dönem başvuruları başladı Girişimcilere doğrudan yatırım desteği sunarak ticarileşme süreçlerini güçlendirmeyi hedefleyen Girişim Fabrikası BİGG Hızlandırma Programı için başvurular 19 Nisan’a kadar devam edecek. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup, Özyeğin Üniversitesi ve Ankara TEKMER iş birliğiyle yürütülen Girişim Fabrikası BİGG Hızlandırma Programı, 2026 yılı 1. döneminde yenilikçi iş fikirlerini yatırım odaklı bir modelle desteklemek üzere kapılarını açtı. Program, TÜBİTAK 1812 BİGG çerçevesinde girişimcilere doğrudan yatırım desteği sunarak ticarileşme süreçlerini güçlendirmeyi hedefliyor. Yatırım Tabanlı Girişimcilik Destek Programı (BİGG Yatırım) yeni dönem kurgusunda, teknoloji odaklı projeler yatırım bazlı bir modelle fonlanıyor. Girişim Fabrikası, uygulayıcı kuruluş olarak seçilen girişimcilere mentorluk ve eğitim desteği vermenin yanı sıra, projelerin yatırım alma süreçlerine hazırlık aşamasında kritik bir köprü görevi üstleniyor. Başvurular, TÜBİTAK Prodis sistemi üzerinden yapılıyor Programa dahil olmak isteyen girişimci adayları, başvurularını TÜBİTAK Prodis sistemi üzerinden yapabiliyor. Adaylar, sistem üzerindeki kuruluş listesinden Girişim Fabrikası BİGG Hızlandırma Programı seçeneğini işaretleyip "Girişimci" rolüyle sürece dahil olabiliyor. Girişimci adayları için 16 Nisan’da bilgilendirme semineri düzenlenecek Hızlandırma programın başvuruları 19 Nisan’da sona erecek. 16 Nisan’da düzenlenecek bilgilendirme seminerinde, adaylara yatırım modelinin detayları, başvuru kriterleri ve programın girişimcilere sağladığı katma değer hakkında kapsamlı bilgi verilecek. Seminerde, adayların yeni yatırım odaklı sürece dair soruları yanıtlanacak. Seminere katılmak isteyen girişimciler, girisimfabrikasi.com adresi üzerinden kayıt olabiliyor.
Zorlu Enerji, genç kadınlara liderlik yolunu açıyor
23 Aralık 2025 Salı - 09:18 Zorlu Enerji, genç kadınlara liderlik yolunu açıyor Zorlu Enerji, Turkishe ve YeniBirLider iş birliğiyle hayata geçirilen "Liderlikte Kadın Yüz’ü" Programı ile Türkiye’nin farklı bölgelerinden 100 genç kadını 8 ay boyunca mentorluk, eğitim ve rol model buluşmalarıyla liderliğe hazırlıyor. Zorlu Enerji, Turkishe ve YeniBirLider iş birliğiyle hayata geçirilen "Liderlikte Kadın Yüz’ü" Programı, genç kadınların liderlik yolculuklarını desteklemeyi amaçlayan bütünsel bir gelişim modeli sunuyor. İstanbul’da düzenlenen lansman etkinliğiyle tanıtılan program, Türkiye’nin farklı bölgelerinden 18-30 yaş aralığındaki 100 genç kadını, 8 ay sürecek yapılandırılmış liderlik yolculuğuna çıkaracak. Şirketin Akıllı Hayat 2030 vizyonu ve Eşit Bi’Hayat yaklaşımıyla uyumlu olarak tasarlanan program, genç kadınların erken yaşlarda mentorluk, rol model teması ve çok boyutlu liderlik deneyimiyle güçlenmesini hedefliyor. Program kapsamında katılımcılar; mentorluk görüşmeleri, eğitim modülleri, rol model buluşmaları ve proje geliştirme süreçlerini içeren uzun soluklu bir gelişim sürecine dahil olacak. Enerji sektöründe kapsayıcı dönüşüm Enerji sektörü, tarihsel olarak düşük kadın temsiliyle anılan alanlardan biri olmaya devam ediyor. Türkiye genelinde enerji sektöründe kadın istihdam oranı yaklaşık yüzde 12 seviyesinde bulunurken Zorlu Enerji Grubu, bu oranı kurum bünyesinde yüzde 26’ye taşıdı. Şirket, 2030 yılına kadar kadın istihdam oranını yüzde 30’un üzerine çıkarmayı hedefliyor. Zorlu Enerji CEO’su Elif Yener, programın kurumsal dönüşümle olan bağını şu sözlerle ifade etti: "Enerji dönüşümünü kapsayıcı ve eşit temsili önceleyen bir liderlik anlayışıyla, yatırımlar ve teknolojilerle birlikte ele alıyoruz. Bu bütüncül yaklaşım, dönüşümün kalıcı etkisini güçlendiriyor. ‘Liderlikte Kadın Yüz’ü’ Programı, genç kadınların potansiyellerini görünür kılmayı ve karar alma süreçlerine daha güçlü katılmalarını destekleyen önemli bir adım." Mentorluk, eğitim ve girişimcilik odağı Yapılan açıklamaya göre, programın mentorluk yapısı; C-level yöneticiler ve farklı sektörlerden liderlerin yer aldığı geniş bir mentor havuzuna dayanıyor. Eğitimler ise Mini MBA yaklaşımıyla kurgulandı. Liderlik, girişimcilik, sürdürülebilirlik, teknoloji, finansal okuryazarlık, iletişim ve kariyer tasarımı gibi başlıkları kapsayan programda, yıl boyunca ortalama 50 saatlik bir eğitim içeriği sunulacak. Girişimcilik odağı da programın ana bileşenleri arasında yer alıyor. Katılımcıların geliştirdikleri proje ve girişim fikirlerinin ekosistemle buluşturulması için mentorluk ağı ve partner kurumlarla temas imkânı sağlanacak. Etki ölçümü ve ölçeklenebilir yapı Programın sosyal etkisi, mentorluk görüşmeleri, eğitim katılımı, proje çıktıları, topluluk etkileşimi ve görünürlük artışı başlıklarını kapsayan çok boyutlu bir SROI modeliyle izlenecek. İlk yılın ardından modelin ölçeklenerek büyütülmesi hedefleniyor. Zorlu Enerji sponsorluğunda yürütülen "Liderlikte Kadın Yüz’ü" Programı, özel sektör ve sivil toplum iş birliğinin güçlü bir örneği olarak, genç kadın liderliğini destekleyen kapsayıcı ve sürdürülebilir bir gelecek vizyonuna katkı sunmayı amaçlıyor.
Dijitalleşen mali sistemde KURGAN süreci ETSO’da ele alındı
23 Aralık 2025 Salı - 09:18 Dijitalleşen mali sistemde KURGAN süreci ETSO’da ele alındı Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) ile Erzurum Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (SMMMO) iş birliğinde, dijitalleşen vergi sisteminin önemli bileşenlerinden biri olan Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN) kapsamında bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Seminere; Erzurum Defterdarı Selahattin Atabek, Erzurum SMMO Başkanı Aykut Özbek, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Başkanı Saim Özakalın, meslek mensupları ve mükellefler katıldı. Seminerde; KURGAN sisteminin işleyiş yapısı, Yapay zekâ destekli anlık analiz süreçleri, E-Fatura uygulamaları, Banka hareketleri ve beyannameler üzerinden yürütülen risk analiz mekanizmaları teknik boyutlarıyla ele alındı. Program kapsamında sunumlar, Ankara Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanı Arif Güloğlu ile Ankara Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkan Yardımcısı Fatih Tarım tarafından gerçekleştirildi. Sunumlarda, KURGAN sistemi üzerinden yürütülen analiz süreçleri ve risk göstergelerine ilişkin uygulamaya dönük bilgiler paylaşıldı. Programda konuşan ETSO Başkanı Saim Özakalın; Yapay zekâ destekli analiz sistemlerinin vergi denetiminde belirleyici hâle geldiğini, E-Fatura, banka hareketleri ve beyannamelerin entegre değerlendirilmesinin risklerin erken tespitini sağladığını, Mükelleflerin daha dikkatli ve duyarlı hareket etmesinin cezai riskleri azalttığını, Mali kayıtların şeffaflığı ve doğru beyanın sürecin temel unsurları olduğunu, Meslek mensuplarıyla sağlıklı iletişimin kritik önem taşıdığını vurguladı. Seminerin sonunda Başkan Özakalın, misafir protokol üyeleri ile sunumları gerçekleştiren konuşmacılara hediye takdiminde bulundu.
ABD Başkanı Donald J. Trump, Haydar Çolakoğlu’nu kabul etti
23 Aralık 2025 Salı - 09:18 ABD Başkanı Donald J. Trump, Haydar Çolakoğlu’nu kabul etti ABD Başkanı Donald J. Trump, Haydar Çolakoğlu’nu Washington D.C.’de kabul etti. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald J. Trump, Çolakoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Çolakoğlu’nu Washington D.C.’de kabul etti. Gerçekleşen görüşmede, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilere ait genel değerlendirmelerde bulunuldu. Görüşme sırasında Haydar Çolakoğlu, küresel ölçekte son 10 ayda 8 savaş bitiren Başkan Donald J. Trump’a, Ortadoğu’da barışın tesisi yönünde bugüne kadar en fazla katkı sunan ABD Başkanı olması dolayısıyla özel teşekkürlerini etti. Turkish American Steering Committee (TASC) Danışma Kurulu Üyesi olan Çolakoğlu, görüşmede Başkan Trump’a ABD-Türkiye ilişkilerine en fazla katkı sunan ABD başkanı olduğunu ifade etti. Çolakoğlu, Başkan Trump’ın görev süresi boyunca Türk-Amerikan ilişkilerine yönelik atılan adımların, iki ülke arasındaki diyalog ve karşılıklı anlayışın gelişmesine önemli katkı sunduğuna ilişkin kişisel değerlendirmesini paylaştı. İki müttefik ülke arasında son dönemde güçlenen olumlu atmosferin, stratejik ortaklık ruhu çerçevesinde, ekonomik ve ticari ilişkiler açısından önemli fırsatlar oluşturduğunu vurgulayan Haydar Çolakoğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda Türkiye-ABD ticaret hacminin 100 milyar ABD dolarına yükseltilmesi hedefi kapsamına yönelik özel sektör perspektifiyle yürütülen kurumsal ve bireysel çabaları aktardı. ABD Başkanı Donald J. Trump ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkiye’ye selamlarını iletti. Başkan Trump, Türk-Amerikan ilişkilerinin daha da güçlendirilmesine yönelik temas ve diyalogların sürdürülmesinin önemine dikkat çekerek, Haydar Çolakoğlu’nu tekrar Washington D.C.’de ağırlamaktan memnuniyet duyacağını ifade etti.
Tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 33,66 arttı
23 Aralık 2025 Salı - 08:09 Tarımsal girdi fiyatları yıllık yüzde 33,66 arttı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerini açıkladı. Buna göre Tarım-GFE, ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,04, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 29,06, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33,66 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 32,3 artış gösterdi. Ana gruplar incelendiğinde, bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksi yüzde 2,12, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksi ise yüzde 1,57 yükseldi. Geçen yılın aynı ayına göre ise tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 34,79, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 27,19 artış kaydedildi. Alt gruplar bazında yıllık Tarım-GFE verilerine göre 6 alt grupta artış oranı ortalamanın altında, 5 alt grupta ise üzerinde gerçekleşti. Yıllık artışın en düşük olduğu alt gruplar yüzde 18,91 ile tarımsal ilaçlar ve yüzde 20,98 ile bina bakım masrafları olurken, en yüksek artış yüzde 64,33 ile veteriner harcamaları ve yüzde 47,39 ile gübre ve toprak geliştiricilerde görüldü. Aylık Tarım-GFE’ye göre ise 6 alt grup daha düşük, 5 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Ekim ayında aylık bazda artışın en düşük olduğu alt gruplar yüzde 0,09 ile enerji ve yağlayıcılar, yüzde 0,27 ile gübre ve toprak geliştiriciler olarak belirlendi. Buna karşılık, aylık artışın en yüksek olduğu alt gruplar yüzde 5,61 ile veteriner harcamaları ve yüzde 4,71 ile tohum ve dikim materyali oldu.
DTO komite ve meclis üyeleri ortak istişare toplantısında buluştu
22 Aralık 2025 Pazartesi - 17:13 DTO komite ve meclis üyeleri ortak istişare toplantısında buluştu Denizli Ticaret Odası (DTO), Meslek Komiteleri Ortak İstişare Toplantısı’nı yaptı. Meclis üyeleri ile meslek komitesi üyeleri, çalıştay da yaptı. DTO’nun tüm gün süren Meslek Komiteleri Ortak İstişare Toplantısı’nın Sorunlara Yeni Nesil Çözümler ve Fikir Üretmenin Kuralları başlıklı öğleden önceki ilk bölümü, ünlü televizyon sunucusu Ekonomist Sami Altınkaya’nın moderatörlüğünde, Yönetim Danışmanı Selma Akdoğan’ın katkılarıyla gerçekleştirildi. İkili, konferanslarının sonunda salondaki katılımcıların sorularını da yanıtladı. Denizli Ticaret Odası’nın meclis ve komite üyeleri, öğleden sonraki ikinci bölümde ise beyin fırtınası yaptı. Meclis üyeleri ile meslek komitesi üyelerinden oluşturulan karma çalışma masalarında gerek Denizli Ticaret Odası’nın gerekse Denizli’nin geleceğine katkı sağlayacak çalışmalar ve proje konuları ile öncelik verilmesi gereken faaliyet alanları hakkındaki görüşleri ortaya çıkarmak için yoğun bir fikir alışverişi vardı. "Hayallerimiz de projelerimiz de büyük" Toplantının açılış konuşmasını yapan DTO Başkanı Uğur Erdoğan, "Denizli Ticaret Odası olarak TOBB’a bağlı odalar arasında üyelerini dünyanın dört bir tarafına götüren, Denizli’mizin ve sektörlerimizin gelişimi için mücadelede eden bir yapımız var. Fuarlara gitmemizin şöyle bir özelliği de var. Bugün Avrupa Birliği ülkelerinden vize almayla ilgili sıkıntıyı bilmeyen yoktur. Ama biz bu sorunu bu şekilde, fuarlara organizasyon yaptığımız için aşmış oluyoruz. Hep şunu konuşuyoruz; katma değeri yüksek teknolojisi yüksek ürünlere geçmemiz gerekiyor diyoruz. 5 yıl önce biz bunun için yola çıktık. Teknik tekstil merkezimizi kurduk. Bu merkezimiz, Avrupa Birliği fonları ile bakanlığımızdan almış olduğumuz 10 milyon euroya yakın bütçesiyle, odaların içerisinde en büyük yatırımdır. Eğitimle ilgili projelerimiz de var. Gelişim ve değişimle ilgili birçok alanda eğitimler veriyoruz, projeler üretiyoruz. Önümüzdeki günlerde Denizli’mize kazandıracağımız 2 tane büyük yatırım var. Bin 200 dönümlük alanda 2 tane sanayi sitesi yapacağız. Bunlardan biri gıda sanayi üzerine. İkincisi ise geri dönüşüm sanayi sitesi olacak. Denizli’de hem lokasyonu itibarıyla hem de kendi sahası içerisinde üretimi, ambalajlaması, lojistik faaliyetleri ve ihracatıyla, örnek olacak ve herkesi kapsayacak. Sektörel kümelenme çalışmalarımız, yeni bir aşamaya geçmiş olacak. Avrupa’daki örnekleri gibi adeta sıfırdan güzel bir köy inşa edeceğiz; herkese örnek teşkil edecek bir projemiz olacak inşallah. Bunlar çok büyük projeler. Biz bunları niçin yapıyoruz? Amacımız şudur; öncelikle almış olduğumuz görevi birinci görevimiz yani ilk işimiz sayıyoruz. Görevimize olan sadakatimizi, namusumuz kadar değerli sayıyoruz. Biz ve ekibimiz, her zaman bu düsturla çalışıyor; yoluna bu mantık ve anlayışla devam ediyor" dedi. "2025 DTO’nun projeler yılı oldu, 2026 da onları hayata geçirdiğimiz yıl olacak" Başkan Erdoğan, Denizli Ticaret Odası olarak köklü bir gelenekten güçlü bir geleceğe hep beraber yol aldıklarını da vurguladı. Erdoğan, "Bugün, sorunlara yeni nesil çözümler ve fikirler üretmekle ilgili bir eğitim alacağız. Denizli Ticaret Odası olarak köklü bir gelenekten güçlü bir geleceğe gitmenin adımlarını hep birlikte konuşacak planlayacağız. Hep birlikte kentimizi ve sektörlerimizi istişare edeceğiz; daha büyük bir Denizli’ye nasıl ulaşabileceğimizi, ülkemize daha güçlü katkı sağlayan bir Denizli ve Denizli Ticaret Odası’nı nasıl ortaya çıkaracağımızı konuşacağız. Değerli dostlar, yeşil dönüşümle ve geri dönüşümle ilgili de projelerimiz var. 2025 yılı bizim için projeler yılı oldu. 2026 yılını da bu projelerimizi ve yenilerini hayata geçirme yılı olarak değerlendirecek, bunu da hep birlikte göreceğiz inşallah. Bugün aramızda olan ve bize güç veren, katılımlarıyla bizleri destekleyen özellikle hanım kardeşlerimize de çok teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz diyorum" diye konuştu. 10, 20 ve 30 yılı dolduran üyelere plaketle teşekkür edildi DTO’nun idari yapıları olan Meslek Komiteleri ile DTO Meclisi’ne seçilerek 10, 20 ve 30 yılı dolduran mevcut yönetimlerdeki üyelere hizmetlerinden dolayı birer teşekkür plaketi verildi. DTO Başkanı Uğur Erdoğan, "İyi ki varsınız. Şehrimize ve sektörlerimize emeklerinizden, katkılarınızdan dolayı müteşekkiriz. Uzun yıllar bu kadrolarda yer almış olan üyelerimize plaket takdim ederek teşekkür etmek istedik" dedi. Başkan Erdoğan’a, başarılı çalışmalarından dolayı plaket takdim ederek teşekkür ettiler Gerek başarılı geçen organizasyonumuz gerekse 2005’ten bu yana çeşitli görevler üstlendiğiniz Denizli Ticaret Odamızdaki çabalarınızdan ve katkılarınızdan dolayı buradaki çalışma arkadaşlarımız adına bir teşekkür ederim" diyen en eski DTO Meclis Üyesi Haluk Lenger de Başkan Erdoğan’a bir teşekkür plaketi takdim etti.
Bursa Büyükşehir’den çiftçiye ‘çevreci’ destek
22 Aralık 2025 Pazartesi - 16:01 Bursa Büyükşehir’den çiftçiye ‘çevreci’ destek Bursa Büyükşehir Belediyesi, tarımda verimliliği artıran suyu koruyan ve çevreye nefes aldıran projeleriyle örnek olmaya devam ediyor. Bursa’da her alanda çiftçiyi destekleyen projeleri hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, üretici maliyetlerinin düşürülmesi, suyun verimli kullanılması ve bereketli toprakların yeniden hayat bulması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye’ye örnek proje Parklardan ve terminalden toplanan plastik atıkları, Damla Sulama Boru Üretim Tesisi’nde (Tarım Plast Fabrikası) modern teknolojilerle işleyerek damla sulama borusu olarak çiftçinin hizmetine sunan Büyükşehir Belediyesi, geliştirdiği çevreci ve doğa dostu projelerle Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor. Hem çiftçi hem çevre dostu Tarım Peyzaj AŞ’nin hayata geçirdiği ‘Eskiyi Getir, Yeniyi Götür’ projesiyle 17 ilçede ömrünü tamamlamış plastik borular toplanarak yenisiyle değiştiriliyor. Proje çerçevesinde kilosu 10 liradan hesaplanan plastik borular, yüzde 30 fire uygulanarak yeni damla sulama hortumu alımında çiftçiye sağlanan yüzde 50 hibe desteğine ek olarak fiyattan düşülüyor. Böylece üreticilerin yeni borulara çok daha uygun ve erişilebilir fiyatlarla ulaşması sağlanıyor. 110 bin kilogram plastik geri dönüşüme kazandırıldı Böylece hem atıklar geri dönüşüm sürecine dahil ediliyor hem de üreticilere ekonomik katkı sağlanıyor. Proje kapsamında şimdiye kadar 110 bin kilogram hurda damla sulama borusu toplanarak geri dönüşüm sürecine kazandırıldı. Geri dönüşümü teşvik eden uygulamayla üreticilerde çevre bilincinin artırılması, hava ve toprak kirliliğine karşı duyarlılığın güçlendirilmesi ve modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Başkan Ali Çandır: "Tarım girdi maliyetleri ortalamanın altında arttı"
22 Aralık 2025 Pazartesi - 15:40 Başkan Ali Çandır: "Tarım girdi maliyetleri ortalamanın altında arttı" Antalya Ticaret Borsası ve Antalya Tarım Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı Ekim ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi verilerine göre tarımsal girdi maliyetlerindeki artışın hem aylık hem de yıllık bazda uzun dönem ortalamalarının altında gerçekleştiğini, Ekim ayında üretici lehine bir tablo oluştuğunu söyledi. Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ekim ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Tarım-GFE’nin Ekim ayında aylık yüzde 2,04 ilan edildiğini belirten Çandır, "Bu rakam, endeksin ölçülmeye başlandığı 2015 yılından itibaren Ekim ayları ortalamasının (2,31) yüzde 15 altında ilan edilmiştir. Böylece son 5 aydır sürekli artış gösteren aylık girdi fiyatları, Ekim ayında ortalama altı yükseliş göstermiştir" dedi. Tarım-GFE’nin Ekim ayında yıllık yüzde 33,66 arttığını kaydeden Çandır, "Bu yıllık rakam, son 10 yılın Ekim ayları ortalamasının (34,22) altında kalmıştır. Son 7 ayda ise Ağustos ayı hariç yükseliş gösteren yıllık enflasyon Ekim ayında ortalama altı artmıştır. TÜİK tarafından Ekim ayı için açıklanan tarımsal girdi fiyatları maliyetleri enflasyonu, 10 yıllık Ekim ayı ortalamalarına göre aylıkta ve yıllıkta ortalamanın altında artış göstermiştir" değerlendirmesinde bulundu. Ekim’de en yüksek artış veteriner hizmetlerinde Ekim ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerine bakıldığında, tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 2,12, yıllık yüzde 34,79 artış olduğunu belirten Çandır, "Ekim ayları itibariyle bu rakamlar, aylıkta ve yıllıkta 2022 yılından sonraki en yüksek rakamlar olmuştur" dedi. Çandır, Ekim ayı Tarım-GFE’nin aylıkta tohumda yüzde 4,71, enerjide yüzde 0,09, gübrede yüzde -0,60, ilaçta yüzde 2,26, veteriner hizmetlerinde yüzde 5,61, yemde yüzde 3,19 ve diğer kalemlerde ise yüzde 0,51 değişim gösterdiğini kaydederken, yıllık ise tohumda yüzde 36,86, enerjide yüzde 22,30, gübrede yüzde 47,39, ilaçta yüzde 18,91, veteriner hizmetlerinde yüzde 64,33, yemde yüzde 35,53 ve diğer kalemlerde ise yüzde 38.69 artış olduğunu belirtti. Çandır, "Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde 1,57 ve yıllık yüzde 27,19’luk artış ilan edilmiştir" dedi. Üretici lehine seyrediyor TÜİK tarafından Ekim ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin, aylık yüzde 4 arttığını, bu rakamın 10 yıllık Ekim ortalamasının (2,56) üzerinde olduğuna dikkat çeken Çandır, yıllıkta ise yüzde 45,40 ile 10 yıllık ortalamanın (25,29) üzerinde ilan edildiğini kaydetti. Çandır, "Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilim, genel olarak üretici aleyhine seyretmiştir. Ancak Mayıs, Haziran ve Eylül aylarında olduğu gibi Ekim ayında da üretici lehine gerçekleşmeler ilan edilmiştir. Bu 4 ay dışında yıllık gerçekleşmeler üretici aleyhinde olmaya devam etmiştir" dedi. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini belirten Çandır, yurtdışı üretici enflasyonu YD-ÜFE’nin Ekim’de aylık yüzde 0,90 ve yıllık yüzde 28,75 arttığını kaydetti. Yurtiçi üretici enflasyonu Yİ-ÜFE’nin aylık yüzde 1,63 ve yıllık yüzde 27 arttığını kaydeden Çandır, "Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 2,87 ve yıllık yüzde 35,73 artmıştı. Bu durum, Ekim ayında da tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun, tarımdan daha yüksek seyrettiğini göstermektedir" dedi. Manşet enflasyon yüksek Ekim ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 2,55 ve yıllık yüzde 32,87 arttığına dikkat çeken Ali Çandır, "Son 20 yıllık Ekim ayı ortalamalarının aylıkta yüzde 2,24 ve yıllıkta yüzde 18,53 olduğu hatırlanırsa manşet enflasyonun hala ne kadar yüksek seyrettiği daha iyi anlaşılır" dedi. Makas daraldı Tüketici gıda enflasyonunun Ekim ayında aylık yüzde 3,41, yıllık yüzde 34,87 arttığını belirten Başkan Ali Çandır, "İşlenmemiş gıda enflasyonu ise Ekim’de aylık yüzde 4,52 ve yıllık yüzde 34,66 düzeyinde ilan edilmişti. Yaş meyve sebze enflasyonu ise aylık yüzde 5,49, yıllık yüzde 35,84 artmıştır. Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı yıllık enflasyon civarında bir tüketici enflasyonu olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla aradaki makas daralmaya başlamıştır. Yani yıllık olarak yüzde 33,66 düzeyindeki tarımsal girdi maliyet artışına karşılık yüzde 45,40’lık tarım üretici fiyat artışı ve yüzde 32,87’lik tüketici fiyat artışı söz konusu olmuştur. Ekim ayında tarımsal üreticiler, aylıkta ve yıllıkta lehte rakamlarla karşılamışlardır" dedi.
Altında yükseliş beklentisi
22 Aralık 2025 Pazartesi - 14:45 Altında yükseliş beklentisi Kayseri’de sarraflık yapan Murat Polat, 2025 yılında altının tahminlerden daha hızlı yükseldiğini söyleyerek, "Altın yeni yılda da yükselmeye devam edecek diye düşünüyoruz" dedi. 2025 yılında altının beklentilerinin üzerinde yükseldiğini söyleyen Sarraf Murat Polat, "2025 yılı altın için yine zirve oldu diyebiliriz. Tahminlerimizin üzerinde Eylül ayı ile başlayan ciddi anlamda bir yükseliş oldu. Bu yükseliş her zaman oluyordu ama Eylül ayı ile olan yükselişe ekstra da diyebiliriz. Hem beklentimiz vardı hem de şaşırttı diyebiliriz. Yükselişine ciddi anlamda devam etti ve 2026’ya kadar bekliyoruz. 2026 yılı eğer 2025’teki hızı ile devam edecek mi diye düşünürsek ki öngörüler o yönde. Altının ons anlamındaki yükselişi hızla devam edecek gibi görünüyor. 2025 yılında olan bu hızını kaybetmeden daha da hızlı devam edecek diye tahminde bulunabiliriz" dedi. Polat, altına korkmadan yatırım yapılabileceğini söyleyerek, "Artıları ve eksileri ne olacak dersek de altının bu hızla yükseldiğini düşünürsek insanların eskisi gibi alım gücü yok. Altın da yükselmeye devam ettikçe bu daha da zorlaşacak. Bir çeyrek altın bugün 9 bin 500 TL bandında ve bunun 2026’da 15 binlere çıktığını düşünelim insanlar nasıl altın alacak? Bizim için iş anlamında mutlaka düşüşler olacaktır. İnsanların alım gücü düştükçe ve altında yükseldikçe bizi zor günler bekliyor diyebiliriz tabi ki. Altın suni düşüşleri mutlaka olmuştur ama reelde her zaman yükseldi. ‘Benim boşta param var, yatırım olarak bir şey almak istiyorum’ derseniz kesinlikle altın her zaman güvenli bir yatırım. Altına hiç korkmadan yatırım için devam edebiliriz diyebilirim" ifadelerini kullandı.
Rize’de satılan çay fabrikasının işçilerinin tazminat pazarlığı
22 Aralık 2025 Pazartesi - 14:24 Rize’de satılan çay fabrikasının işçilerinin tazminat pazarlığı Lipton Rize’deki çay fabrikasını Özgür Çay’a satınca işçilerle tazminat pazarlığı başladı. Geçtiğimiz aylarda Lipton’un bölgedeki çay fabrikalarını devralan Özgür Çay, çay fabrikalarında çalışan yaklaşık 220 personelin tamamını işten çıkarma kararı aldı. Edinilen bilgilere göre, Özgür Çay yetkilileri bugün Pazar ilçesinde bulunan Hamdiye Çay Fabrikası’nda işçilerle bir araya gelerek, arabulucu ve avukatlar eşliğinde iş akitlerinin feshedileceğini personele iletti. Görüşmede, işçilere doğan tazminat haklarının ise taksitler halinde ödenmesi teklif edildi. İşçiler, bu teklifi kabul etmediklerini belirterek duruma tepki gösterdi. Kararın ardından fabrika önünde toplanan işçiler, basın açıklaması düzenledi. Lipton bünyesinde 19 yıldır çalıştığını ifade eden Serdar Fatih Kabaoğlu, kendilerine işten çıkarılacaklarının bildirildiğini belirterek, "İşçilere tazminatının tek seferde ödenmesi gerekiyor ancak Özgür Çay’ın avukatları ’Şirketi kapattık, sizin haklarınızı da taksitli bir şekilde ödemek istiyoruz’ dediler. Bizimle birebir görüşüp kağıtları imzalatmak istediler. Biz de avukatlarımıza sorduk ve bilgi aldık. İmza atmamamız halinde tazminatlarımızı yıl sonuna kadar toplu şekilde almamız gerektiğini öğrendik. Arabulucular bizimle biraz tehditvari konuştular. Orada da çalışanlar biraz gerildi. Haklarımızı biliyoruz ve bu teklifi kabul etmiyoruz" dedi. Lipton’da 15 yıldır çalışan Hüseyin Baştopçu ise işten çıkarma kararının kendilerine iletildiğini belirterek, "Tazminatlarımızın 3 ila 5 taksit arasında ödenmesi teklif edildi. Aksi durumda ’mahkeme’ imasıyla karşılaştık. Bu yaklaşımı doğru bulmuyoruz. Yaşanan mağduriyetin bir an önce giderilmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı. İşçiler, tazminat haklarının tek seferde ve eksiksiz ödenmesi gerektiğini vurgularken, sürecin takipçisi olacaklarını ve haklarını sonuna kadar arayacaklarını dile getirdi.
Altında yılsonu hareketliliği: Küresel belirsizlikler ve jeopolitik riskler fiyatları yükseltiyor
22 Aralık 2025 Pazartesi - 14:00 Altında yılsonu hareketliliği: Küresel belirsizlikler ve jeopolitik riskler fiyatları yükseltiyor Altın piyasası, 2025’in son haftalarına yaklaşılırken küresel belirsizlikler ve jeopolitik risklerin etkisiyle yükseliş trendini sürdürüyor. Uzmanlar, fiyat artışının yalnızca dönemsel dalgalanma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yatırımcıların güvenli liman arayışının altını öne çıkardığını vurguluyor. Küresel ekonomide güvenin yeniden tanımlandığı, siyasi risklerin finansal kararları etkilediği bu dönemde; para politikalarındaki belirsizlikler, jeopolitik tansiyon ve artan küresel borçluluk yatırımcıları somut ve evrensel değeri olan varlıklara yönlendiriyor. Altın, bu süreçte yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda küresel sistemdeki kırılganlıklara karşı güçlü bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, yılsonuna yaklaşılırken altın piyasasında yaşanan hareketliliğin yalnızca fiyat artışı olarak okunmaması gerektiğine dikkat çekiyor. DEMAŞ bünyesinde yapılan değerlendirmeler de, altının bu süreçte yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda küresel sistemdeki kırılganlıklara karşı güçlü bir denge unsuru olarak öne çıktığını gösteriyor. Altın, 2025’in son haftalarına yaklaşılırken küresel piyasalardaki belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin etkisiyle yükseliş trendini korumaya devam ediyor. ABD Merkez Bankası (FED) başta olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz indirimlerine ilişkin net bir takvim açıklayamaması, yatırımcıları yeniden güvenli limanlara yönlendirirken; altın bu süreçte öne çıkan en güçlü varlık olmayı sürdürüyor. Uluslararası finans kuruluşlarının son değerlendirmelerinde; küresel büyümenin yavaşlaması, yüksek kamu borçluluğu ve artan jeopolitik tansiyonun 2026’ya sarkan bir belirsizlik dönemi oluşturduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Orta Doğu’daki çatışma riski, Rusya-Ukrayna hattındaki kırılgan denge ve Asya-Pasifik’te ABD-Çin rekabetinin yeniden sertleşmesi, altının yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda sistemik risklere karşı bir koruma enstrümanı olarak görülmesine sebep oluyor. Merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimi de bu tabloyu destekliyor. Küresel ölçekte rezerv çeşitlendirme politikalarının hız kazanması, doların mutlak güvenli liman olma konumunun sorgulanmasına yol açarken; altın, para sistemleri açısından yeniden stratejik bir varlık olarak konumlanıyor. Bu durum, ons altın fiyatlarının geri çekilmelerde dahi güçlü kalmasını sağlıyor. Türkiye cephesinde altın: TL bazlı fiyatlamada yapısal yükseliş Türkiye’de ise altın fiyatları yalnızca küresel ons hareketlerinden değil, aynı zamanda ülkenin makroekonomik dinamiklerinden de doğrudan etkileniyor. Yüksek enflasyonla mücadele süreci, sıkı para politikası adımları ve iç talepteki dengelenme çabalarına rağmen; Türk Lirası’nın reel değerine ilişkin soru işaretleri altının TL bazında güçlü seyrini destekliyor. Cari denge, rezerv yönetimi ve finansman ihtiyacı gibi başlıklar, yılsonuna yaklaşırken piyasaların yakından takip ettiği temel göstergeler arasında yer alıyor. Bu çerçevede altın, Türkiye’de hem tasarruf aracı hem de değer koruma refleksinin en somut karşılığı olmaya devam ediyor. Fiziki altına olan talep, düğün sezonu etkisi zayıflamış olsa dahi yatırım gayesiyle alımlarla canlılığını koruyor. "Altın, tartışmasız şekilde ön plana çıkıyor" DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Altın fiyatlarındaki yükseliş yalnızca dönemsel bir dalgalanma değil; küresel sistemin yeniden şekillendiği bir sürecin yansımasıdır. Hem dünyada hem de Türkiye’de yatırımcılar artık kısa vadeli kazançtan ziyade, uzun vadeli güven arayışına yöneliyor. Bu tabloda altın, tartışmasız şekilde ön plana çıkıyor. Gümüş, yalnızca altının alternatifi olarak değil; sanayi ve yatırım talebinin kesişim noktasında yer alan stratejik bir varlık olarak öne çıkıyor. Özellikle yenilenebilir enerji yatırımları, elektrikli araç üretimi, savunma sanayi ve yüksek teknoloji alanlarında gümüş kullanımının artması, bu metalin küresel ölçekte yapısal bir talep artışı yaşamasına neden oluyor. Uluslararası piyasalarda gümüş fiyatları yıl boyunca zaman zaman sert dalgalanmalar gösterse de, bu oynaklık uzun vadeli potansiyelin zayıfladığı anlamına gelmiyor. Aksine, küresel büyümenin sınırlı seyrettiği ancak teknolojik dönüşümün hız kazandığı mevcut konjonktürde, gümüşün orta ve uzun vadede dengeli ve yukarı yönlü bir fiyat arayışı içinde olması bekleniyor. Türkiye özelinde ise döviz kuru etkisiyle birlikte gümüş, TL bazında erişilebilirliği yüksek, altını tamamlayıcı ve portföy çeşitlendirmesinde önemli bir rol üstlenen yatırım aracı olarak öne çıkıyor" dedi. Altın ve gümüş 2025’i güçlü bir zeminle kapatıyor Altın’ın güvenli liman özelliğiyle ön plana çıktığını belirten Kitiş, "Küresel ekonomik belirsizlikler, jeopolitik riskler, merkez bankalarının temkinli duruşu ve Türkiye’nin kendine özgü ekonomik dinamikleri birlikte değerlendirildiğinde; altın ve gümüşün yılsonuna doğru güçlü seyrini koruması sürpriz olarak görülmüyor. Altın, güvenli liman özelliğiyle öne çıkarken; gümüş, hem sanayi talebi hem de yatırım potansiyeliyle bu tabloyu tamamlıyor. 2025 yılı, kıymetli metaller açısından yalnızca fiyatların değil, stratejik farkındalığın da yükseldiği bir dönem olarak kayıtlara geçerken; yatırımcılar için altın ve gümüş, belirsizlik çağında denge ve güvenin en somut karşılığı olmaya devam ediyor" diye konuştu.