EKONOMİ
RMK Marine, Ditaş Denizcilik için inşa ettiği T. Florya’yı denize indirdi 07 Nisan 2026 Salı - 11:44:10 Türkiye’nin önde gelen tersanelerinden RMK Marine, Ditaş Denizcilik için inşa ettiği yeni nesil 12.000 DWT eş kimyasal tanker projelerinin ilki olan T. Florya’yı başarıyla denize indirdi. RMK Marine’in Tuzla’daki tersanesinde gerçekleştirilen törene Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan, Suudi Arabistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Essam Alammari, Koç Holding, Tüpraş ve Ditaş Denizcilik’ten üst düzey yetkililer katılım sağladı. Gerçekleştirilen törende konuşan RMK Marine Genel Müdürü Dr. Utku Alanç, "İki köklü Türk denizcilik şirketi arasındaki güçlü iş birliğini ve yerli mühendisliğin ulaştığı yüksek seviyeyi bu proje ile bir kez daha göstermiş olmanın gururunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. 125 metre boyunda T. Florya Kimyasal Tankeri, yüksek operasyonel verimlilik hedefiyle, ileri mühendislik yaklaşımıyla Delta Marine tarafından tasarlandı. Emniyet, yük esnekliği, performans kriterleri gözetilerek geliştirilen T. Florya, farklı operasyonel ihtiyaçlara cevap verebilecek teknik altyapısı, uluslararası denizcilik standartlarına uygun donanımı ve modern sistem entegrasyonu ile küresel kimyasal taşımacılık operasyonlarında etkin bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. Ditaş Denizcilik Genel Müdürü Çağatay Ölken törene ilişkin şunları ifade etti: "T. Florya, yalnızca filomuza katılan yeni bir gemi değil; aynı zamanda operasyonel mükemmeliyet, verimlilik ve sürdürülebilirlik odağımızın somut bir yansımasıdır. Genç, modern ve yüksek performanslı filo yapımızı daha da güçlendirme hedefimiz doğrultusunda attığımız bu adım, rekabet gücümüzü ileri taşıyacak. Metanol yakıt sistemine hazır altyapısı sayesinde T. Florya, düşük karbonlu deniz taşımacılığı vizyonumuz ile uyumlu olarak alternatif yakıtlara uyum kabiliyetimizi güçlendirecek. Yerli mühendislik ve güçlü iş birlikleri ile hayata geçirilen bu proje, Türk denizcilik sektörünün küresel ölçekteki konumunu da destekliyor. Önümüzdeki dönemde de çevresel sorumluluk, güvenlik ve operasyonel verimlilik odağında yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz." Türk denizciliğinde stratejik adım Deneme seyrinin tamamlanmasının ardından 2026 yılının üçüncü çeyreğinde teslim edilmesi planlanan T. Florya’nın, Ditaş Denizcilik’in filo yapılanmasında önemli bir kilometre taşı olacağı belirtildi. Projenin, yalnızca yeni bir gemi inşa sürecini değil, aynı zamanda Türk denizcilik sektöründe mühendislik, kalite ve güvenlik standartlarının daha da ileri taşınmasına yönelik önemli bir adımı temsil ettiği belirtildi. İleriki dönemde geleceğin düşük emisyonlu yakıtlarından metanol kullanabilme özelliğine yönelik optimize edilmiş tasarımı ve ana makine konfigürasyonu ile T. Florya Kimyasal Tankeri’nin, RMK Marine ve Ditaş Denizcilik’in sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk ve geleceğe yönelik yeşil dönüşüm vizyonunu gösterdiği aktarıldı.
07 Nisan 2026 Salı - 11:27 Akbank dijital çözümleriyle dış ticaret işlemlerini kolaylaştırdı Akbank, Kurumsal İnternet Şubesine eklediği özelliklerle dış ticaret işlemlerine hız ve kolaylık kattığını duyurdu. Yenilenen dış ticaret menüleri ile şirketler; döviz dönüşüm destekli, gümrük beyannameli veya peşin İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) düzenlenmesi; peşin ihracat taahhütlerinin dijital ortamda izlenmesi ve kapatılması ve dış ticaret simülasyonu gibi birçok işlemi uçtan uca dijital ortamda gerçekleştirebiliyor. Müşteri deneyimini dijital çözümlerle geliştirmeye devam eden Akbank, Kurumsal İnternet Şube üzerinden sunulan dış ticaret hizmetlerini kapsamlı biçimde yeniledi. Ticari işletmelerin değişen ihtiyaçları doğrultusunda dijital çözümlerine yenilerini eklediklerini belirten Akbank Kobi Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, "Dış ticaret yapan şirketler için hız, şeffaflık ve öngörülebilirlik her zamankinden daha kritik önem taşıyor. Bu doğrultuda banka olarak Kurumsal İnternet Şubemizde hayata geçirdiğimiz yeni özelliklerle müşterilerimizin dış ticaret işlemlerini çok daha hızlı ve kolay yönetebilmelerini sağlıyoruz. Döviz Dönüşüm destekli İBKB düzenleme, peşin ihracat taahhütlerinin dijital ortamda izlenmesi, dış ticaret simülasyonu ve masraf-komisyon görüntüleme gibi birçok işlemi Kurumsal İnternet Şube üzerinden sunarak müşterilerimizin operasyonel süreçlerini önemli ölçüde sadeleştiriyoruz. Banka olarak dijital bankacılık altyapımızı sürekli geliştirerek müşterilerimizin uluslararası ticarette rekabet gücünü desteklemeye devam edeceğiz" dedi. Dış ticaret süreçlerini hızlandıran dijital özellikler Bankanın Kurumsal İnternet Şube üzerinden sunduğu yeni hizmetler arasında döviz dönüşüm destekli İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) düzenleme işlemleri öne çıkıyor. Yapılan açıklamaya göre, platforma eklenen bir diğer önemli yenilik ise peşin İBKB düzenleme işlemleri oldu. Bu özellik sayesinde şirketler, peşin ihracat işlemlerine ilişkin İBKB düzenlemelerini de Akbank Kurumsal İnternet Şube üzerinden gerçekleştirebiliyor, döviz dönüşüm destek talebinde bulunabiliyor. Aynı zamanda banka üzerinden düzenlenen peşin İBKB’lere ait ihracat taahhütleri, kurumsal internet şube üzerinden izlenebiliyor ve taahhüt kapatma işlemleri gümrük beyannamesi bilgileri girilerek dijital ortamda tamamlanabiliyor. Yeni özellikler arasında dış ticaret simülasyonu ve dış ticaret masraf ve komisyon görüntüleme fonksiyonları da bulunuyor. Bu özellikler sayesinde şirketler gerçekleştirecekleri işlemlere ilişkin maliyetleri önceden görerek daha planlı hareket edebiliyor. Aynı zamanda Akbank Kurumsal İnternet Şube üzerinden gerçekleştirilebilen görünmeyen kalem ve ithalat transferlerine eklenen doküman yükleme özelliği sayesinde 50 bin dolar üzerindeki ithalat transfer işlemleri de dijital kanaldan yapılabiliyor. Bankanın Kurumsal İnternet Şube üzerinden sunduğu yeni yetkinlikler sayesinde şirketler dış ticaret işlemlerini daha hızlı, daha şeffaf ve daha verimli şekilde yönetebiliyor.
07 Nisan 2026 Salı - 11:08 General Motors, Türkiye’de Tur Oto ile resmi temsilcilik anlaşması imzaladı Cadillac, Chevrolet, GMC ve Corvette markaları resmi distribütör yapısıyla Türkiye pazarına giriyor. Türkiye otomotiv sektörünün önde gelenlerinden Tur Oto A.Ş., dünyanın en büyük otomotiv üreticilerinden biri olan General Motors (GM) ile resmi temsilcilik ve distribütörlük anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında şirket, Cadillac, Chevrolet, GMC ve Corvette markalarının Türkiye’deki resmi ithalatçısı ve temsilcisi oldu. Yapılan anlaşmayı değerlendiren Tur Oto CEO’su Turan Mutlu, "Chevrolet’i yeniden Türkiye’ye kazandırmak ve Cadillac, GMC ile Corvette markalarını resmi olarak Türk müşterileriyle buluşturmak bizim için büyük bir gurur. Bu anlaşma yalnızca yeni bir iş ortaklığı değil; aynı zamanda Tur Oto’nun yarım asrı aşan güven mirasının ve geleceğe yönelik vizyonunun güçlü bir yansımasıdır. General Motors’un global gücünü şirketimizin yerel uzmanlığı ve kurumsal tecrübesiyle birleştirerek Türkiye’nin premium otomotiv pazarında yeni bir dönem başlatıyoruz" dedi. Operasyonel yapı Yapılan açıklamaya göre satış, satış sonrası hizmetler, yedek parça tedariki ve garanti kapsamındaki tüm operasyonlar; GM’in Avrupa organizasyonu ile entegre bir yapıda, Tur Oto A.Ş.’nin resmî distribütör güvencesi ve operasyonel standartları doğrultusunda yürütülecek. Bu çerçevede, şirket tarafından ithal edilerek yetkili satış kanalları aracılığıyla sunulan tüm araçlar, üretici standartlarına uygun garanti kapsamı ve kapsamlı satış sonrası hizmetler ile desteklenecek. İlk faz yapılanma kapsamında bayi ağının; İstanbul’da Sofa Mobility (satış ve satış sonrası), Ankara’da ADL Otomotiv (satış ve satış sonrası) ile Onay Otomotiv (satış), İzmir ve Konya’da ise AKF Auto (satış ve satış sonrası) üzerinden oluşturuldu. Bu başlangıç yapısı, markanın Türkiye genelindeki büyüme stratejisi doğrultusunda kademeli olarak genişletilerek daha yaygın ve entegre bir satış ve satış sonrası hizmet ağına dönüştürülecek.
07 Nisan 2026 Salı - 11:00 Bursa Business School’dan "Yapay Zeka ile Verimlilik Eğitimi" İş dünyasının referans eğitim merkezi Bursa Business School, iş dünyasında yapay zekayı günlük iş süreçlerine entegre etmek isteyen yöneticiler, uzmanlar ve profesyonellere yönelik "Tüm Departmanlar İçin: Yapay Zeka ile Verimlilik Üretmek" eğitimine ev sahipliği yaptı. Bursa Business School dijital dönüşüm yolculuğunda rekabet avantajı elde etmek isteyen yöneticiler ve kurumlara yönelik eğitimlerini sürdürüyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) vizyonuyla hayata geçirilen Bursa Business School ev sahipliğinde düzenlenen "Tüm Departmanlar İçin: Yapay Zeka ile Verimlilik Üretmek" eğitimi yoğun ilgi gördü. BNC Insight Kurucusu ve Danışmanı Emre Tuna Aydın tarafından verilen eğitimde katılımcılar, iki gün boyunca üretken yapay zekayı iş süreçlerine entegre etme fırsatlarını keşfetme imkânı buldu. Eğitim kapsamında katılımcılara doğru prompt yazımıyla hedef odaklı çıktılar üretme, karar alma süreçlerini güçlendirme ve iş akışlarını daha verimli hale getirme konularında uygulamalı bilgiler aktarıldı. "İnsan ile yapay zeka etkileşimini güçlendirmek istiyoruz" Eğitmen Emre Tuna Aydın, makine öğrenmesi, veri analitiği ve yapay zeka alanlarında yaklaşık 10 yıldır eğitim ve danışmanlık faaliyetleri yürüttüğünü belirterek, Bursa Business School’un iş dünyasına yönelik olarak Uludağ’da sunduğu eğitim ortamının son derece değerli olduğunu ifade etti. Aydın, "BBS’de üretken yapay zeka ile verimlilik üretme konusunu ele alıyoruz. Temel amacımız, insan ile yapay zeka arasındaki etkileşimi güçlendirmektir. Bunu; bilgi seviyesini artırarak, doğru yöntemleri geliştirerek ve kullanılan araç çeşitliliğini zenginleştirerek gerçekleştiriyoruz." dedi. Üretken yapay zeka araçlarının etkin ve doğru kullanımının iş süreçlerinde verimliliği artırdığını ve zaman tasarrufu sağladığını vurgulayan Aydın, "Eğitimlerimiz son derece verimli geçiyor ve katılımcı geri bildirimleri oldukça olumlu. Katılımcılar, edindikleri bilgileri iş hayatlarında aktif olarak uygulama imkânı buluyorlar." ifadelerini kullandı. "Kapsamlı bir eğitim gerçekleştirildi" Eğitime katılan üretken yapay zeka uzmanı Kardelen Yurtkuran Kömürcü, "Yapay zeka ve verimlilik üzerine oldukça kapsamlı bir eğitimdeyiz. İş hayatında verimliliği artırmak ve yapay zeka araçlarını daha etkin kullanmak adına çok değerli bilgiler ediniyoruz. İşe döndüğümde hem kendimin hem de ekip arkadaşlarımın verimliliğini artırma konusunda ciddi katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bursa Business School’un da Uludağ’daki konumu gerçekten harika. Bu ortamı sağlayan BTSO’ya ve değerli eğitmenimize teşekkür ediyorum" dedi. "Sunulan imkanlar oldukça etkileyici" Lojistik sektöründe yaklaşık 20 yıllık deneyime sahip olan Nuri Gökçe Güngör ise eğitime ilişkin şunları söyledi: "Bursa Business School’un düzenlediği yapay zeka eğitimindeyiz ve oldukça verimli geçiyor. Yapay zekanın tüm sektörlerdeki kullanım alanlarını ve özellikle lojistikte sağlayacağı katkıları görmek çok değerli. Bu kampüste ilk kez bir eğitime katılıyorum ve hem eğitim ortamı hem de sunulan imkanlar oldukça etkileyici."
’’Gıda arzı güvenliği için tarımda teknolojik dönüşüm şart’’
26 Aralık 2025 Cuma - 16:33 ’’Gıda arzı güvenliği için tarımda teknolojik dönüşüm şart’’ Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte tarımın stratejik önemi net görüldü. Yapay zekâ ve otonom sistemlerle tarımda daha verimli ve sürdürülebilir üretim yapılabiliyor. Rusya-Ukrayna savaşı, modern çağda tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, jeopolitik bir güç unsuru olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Ukrayna’nın ‘Avrupa’nın tahıl ambarı’ olarak devre dışı kalması, başta Afrika ve Orta Doğu olmak üzere birçok ülkede gıda krizini tetikledi. Bu süreçte Tahıl Koridoru Anlaşması, Türkiye’nin diplomatik gücü sayesinde hayata geçirilerek küresel gıda arzında hayati bir rol oynamıştı. Bu gelişme, tarımın artık savaşlar kadar belirleyici olduğunu; hatta savaşların seyrini etkileyebilecek bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini ortaya koydu. Tarımsal üretimi güçlü olmayan ülkelerin, küresel krizlerde bağımsız karar alma kabiliyetlerinin zayıfladığı açıkça görüldü. Tarım Teknolojileri Kümelenmesi (TÜME) Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Karagöz, Ukrayna savaşıyla birlikte tarımın stratejik öneminin daha net görüldüğünü belirterek, yapay zekâ ve otonom sistemlerle tarımda köklü bir dönüşümün şart olduğunu söyledi. Karagöz, Türkiye’nin bu yeni döneme güçlü bir tarım teknolojileri altyapısıyla hazırlanması gerektiğini ifade etti. "Ukrayna savaşı tarımın stratejik gücünü gösterdi" Ukrayna’nın küresel tahıl arzındaki kritik rolüne dikkat çeken Karagöz, Türkiye’nin öncülüğünde hayata geçirilen Tahıl Koridoru Anlaşması’nın milyonlarca insan için hayati öneme sahip olduğunu belirtti. "Bu süreç bize şunu net biçimde gösterdi: Tarım, artık sadece çiftçinin meselesi değil; devletlerin bağımsızlığıyla doğrudan bağlantılı bir alandır" diyen Karagöz, tarımsal üretim gücü olmayan ülkelerin kriz dönemlerinde ciddi kırılganlık yaşadığını söyledi. "Savaşlar üretimi durdurmuyor, teknoloji fark oluşturuyor" Geleneksel tarım anlayışının yerini teknoloji odaklı üretim modellerinin aldığını belirten Karagöz, günümüzde savaş ve kriz ortamlarında bile gıda üretiminin sürdürülebildiğini vurguladı. "Otonom sistemler ve yapay zekâ destekli üretim sayesinde artık mesele daha çok üretmek değil, daha verimli ve sürdürülebilir üretim yapabilmektir" ifadelerini kullandı. "Türkiye tarımda teknolojiyle dönüşmek zorunda" Türkiye’nin tarımsal üretimde önemli bir potansiyele sahip olduğunu ancak iklim krizi, su yönetimi, fiyat istikrarı ve yaşlanan üretici nüfusu gibi risklerle karşı karşıya olduğunu belirten Karagöz, özellikle hayvancılıkta yaş ortalamasının 60’a yaklaşmasının ciddi bir uyarı olduğunu söyledi. Karagöz, "Gençleri tarıma ancak modern, teknoloji tabanlı üretim modelleriyle çekebiliriz. Milli Teknoloji Hamlesi’nin tarım ayağını güçlendirmek zorundayız" dedi. "Yapay zekâ ile daha az kaynakla daha fazla verim mümkün" Süt üretimi üzerinden örnek veren Karagöz, teknoloji ve genetik altyapı sayesinde bugün 10 milyon inekle yapılan üretimin, 2 milyon inekle gerçekleştirilebileceğini belirtti. "Bu yaklaşım; suyu, emeği ve zamanı koruyan bir üretim anlayışıdır. Tarımda verimlilik artık bir tercih değil, zorunluluktur" diye konuştu.
Yalova OSB’de yatırımlar hız kesmeden devam ediyor
26 Aralık 2025 Cuma - 16:24 Yalova OSB’de yatırımlar hız kesmeden devam ediyor Yalova Makine İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde, Türkiye’nin yeni nesil sanayi politikaları doğrultusunda şekillenen entegre üretim, eğitim ve teknoloji ekosistemi yaklaşımıyla planlı büyümenin devam ettiği bildirildi. OSB’de bugüne kadar katılımcıların 74’ü üretim tesisleri yapmak ve üretime geçmek üzere çalışmalarını sürdürüyor. Faaliyetleri devam eden 74 üretim tesisinin 14’ü üretimdeyken 40 sanayi tesisinin ise inşaatı devam etmekte olduğu kaydedildi. 20 firmanın ise inşaatına başlamak üzere proje çalışmalarını sürdüğü öğrenildi. İnşaat aşamasında olan 40 sanayi tesisinin büyük bölümünün 2026 yılı sonuna kadar üretime geçmesi hedefleniyor. Mevcut üretimde olan tesisler ile inşaatı devam eden ve proje aşamasındaki yatırımların dışında 24 katılımcı firma daha 2025 yılı Aralık ayı itibarıyla sanayi tesisi yatırımlarına başlamak üzere projelendirme çalışmalarına başladı. Söz konusu yatırımlar, ağırlıklı olarak yüksek teknolojili makine ve metal imalatı başta olmak üzere, OSB’nin ihtisas yapısına uygun sektörlerden oluşuyor. Tesislerin en fazla üç yıl içinde üretime geçmesi öngörülüyor. Sanayi yatırımlarındaki bu artışa paralel olarak Yalova Makine İhtisas OSB’nin yatırım ortamını güçlendiren sosyal, kamusal ve teknik altyapı yatırımlarını da eş zamanlı olarak hayata geçirdiği bildirildi. Bölgede faaliyete geçen kamu kampüsü, 112 Acil Sağlık Hizmetleri noktası, Jandarma Karakolu, Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) ve Teknopark, yatırımcıların ihtiyaç duyduğu kamusal ve destekleyici hizmetlere hızlı ve etkin erişim sağlıyor. Donatıların, iş sağlığı ve güvenliği, kamu düzen, acil müdahale kapasitesi, Ar-Ge ve inovasyon altyapısı açısından bölgenin kurumsal ve fonksiyonel bütünlüğünü güçlendirdiği ifade edildi. Planlı altyapı yatırımlarının nitelikli üstyapı gelişimi ve faaliyete geçen sosyal donatılar sayesinde bölgede yatırım iştahı istikrarlı biçimde artarken Yalova Makine İhtisas OSB, sanayi, teknoloji ve kamu hizmetlerinin entegre edildiği örnek bir organize sanayi bölgesi modelini ortaya koyduğu kaydedildi. Üretim kapasitesiyle bölgede önemli ölçüde istihdam artışı hedeflenirken Yalova ve çevre iller açısından güçlü bir ekonomik çekim alanı oluştu. Yalova Makine İhtisas OSB’nin üretim, istihdam, eğitim, teknoloji ve sürdürülebilirlik eksenlerinde benimsediği bütüncül kalkınma yaklaşımı çerçevesinde yerli, yeşil, yenilikçi ve yüksek teknolojili üretim vizyonuyla geleceğin sanayi modelinin bugünden inşa edildiğini ifade edildi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz"
26 Aralık 2025 Cuma - 15:58 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biri olarak sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından ekonomi programına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uyguladıkları ekonomi programının olumlu çıktılarının yansıması olarak gelir dağılımının iyileşmeye devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, ekonomide daha dengeli bir yapı oluşmaya devam ettiğini söyledi. TÜİK tarafından gerçekleştirilen ve gelir referans yılı 2024 olan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2025yılı sonuçlarının gelir dağılımdaki eşitsizliğin azaldığına işaret ettiğini söyleyen Yılmaz, "Araştırma sonuçlarına göre 2024 yılında en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,1 puan azalarak yüzde 48 olurken en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,4 olmuştur" ifadelerine yer verdi. "Ülkemizin sahip olduğu refahı, toplumun tüm katmanlarına yaymaya kararlıyız" Yılmaz, daha adil paylaşım ekonomik istikrar ve sosyal kalkınmanın da temel taşlarından birisi olduğuna işaret ederek, "Gelir eşitsizliğindeki gelişmeleri takip etmek açısından kullanılan toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği paya oranı şeklinde hesaplanan P80/P20 oranı bir önceki yıla göre 0,2 puan azalarak 7,5’e gerilemiştir. Ayrıca, Gini katsayısı da, bir önceki yıla göre 0,003 puan azalış ile 0,410 olarak tahmin edilmiştir. Tüm bu göstergeler, toplam gelirimizin arttığı bu dönemde, gelir dağılımının da iyileşmeye devam ettiğini göstermektedir. Sosyal devlet ilkesiyle, kapsayıcı kalkınma yaklaşımıyla ve ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ şiarıyla, ülkemizin sahip olduğu refahı, toplumun tüm katmanlarına yaymaya kararlıyız" açıklamasında bulundu. "Sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz" Gelecek yıl bütçesinde toplumun tüm kesimlerini gözeten ve koruyan vatandaş odaklı bir yaklaşım sergilediklerinin altını çizen Yılmaz, "Dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biri olarak sosyal yardım bütçesini, 2026 yılında 917 milyar liraya çıkarıyoruz. Böylece, 2002 yılında yüzde 0,4 olan sosyal yardım ve desteklerin GSYH’ya oranını 2026 yılında yüzde 1,2’ye yükseltiyoruz. Vatandaşlarımızın daha ucuz elektrik ve doğalgaz kullanabilmeleri için 2026 yılı bütçesinde 373 milyar lira kaynak ayırdık. 2022 yılı Ocak ayından itibaren asgari ücreti vergi dışı tutmakta olup bu imkândan tüm çalışanlarımız yararlanmaktadır. Bu kapsamda yeni açıklanan asgari ücrete göre, 2026 yılında 1 trilyon 166milyar lira vergi istisnası öngörüyoruz. Doğalgaz ve elektrik sübvansiyon destekleri ve asgari ücretin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda sosyal harcamalara ayırdığımız kaynaklar 2 trilyon 456 milyar liraya ulaşmaktadır" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, eğitim, sağlık, istihdam ve sosyal destekler başta olmak üzere, kapsayıcı sosyal politikalar ile beşeri sermayeyi güçlendirmeye ve gelir dağılımında kalıcı iyileşme sağlamaya devam edeceklerini kaydetti. Enflasyona karşı kararlı bir mücadele verdiklerini de belirten Yılmaz, sağlanacak kalıcı düşüşlerin, vatandaşımızın refahının artmasına ve gelir dağılımında daha dengeli bir yapının oluşmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.
Memur-Sen’den memurların sorunlarına dikkat çekilmesi amacıyla 5. Tez Ödül Töreni
26 Aralık 2025 Cuma - 15:55 Memur-Sen’den memurların sorunlarına dikkat çekilmesi amacıyla 5. Tez Ödül Töreni Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından sorunların çözülmesi amacıyla düzenlenen Tez Ödül Töreni’nin 5’incisi gerçekleştirildi. Alana yönelik akademik üretimi teşvik etmek ve desteklemek amacıyla düzenlenen ’Memur-Sen Tez Ödül Töreni’nin beşincisi gerçekleştirildi. Program kapsamında başvuran tezler arasından başarılı bulunan çalışmaların yazarları ve danışman hocaları ödüle layık görüldü. Ödül törenine özel hazırlanan tanıtım filminin gösteriminin de yapıldığı programda, kamu görevlilerinin sorunlarının çözülmesi ve memurların hak ve menfaatlerinin çözülmesi amaçlandı. Tanıtım filminin ardından açılış konuşmalarını gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, memur sendikacılığı konusunda akademinin oldukça ilgisiz olduğunu belirterek, "Akademideki tüm kürsüler, tüm öğretiler, oradaki tüm müktesebat işçi sendikacılığı üzerine kurgulanmış durumda. Memur sendikacılığına ilişkin kurulan cümleler bile bizim hayretimizi celbediyor. Çünkü bakıyoruz o cümle bizimle örtüşmüyor. Gerçeği yansıtmıyor. Yazılan makaleler çok sınırlı. Bu açıdan bu ihtiyaca binaen Erdinç hocam başta olmak üzere Merve hocam, Mehmet Merve hocam, Necdet Ünüvar hocamız burada zamanında çok önemli fikir tartışmalarına rehberlik etti. Biz bu tartışmalarda bir tez ödülleri programını uygulayarak bir tez teşviki ortaya çıkararak memur sendikacılığına ilişkin akademideki arkadaşların, yeni başlayan genç yeteneklerin uzmanlaşması sağlanabilir mi, burada belli bir kapasite üretilebilir mi, yoksa diğer türlü kendiliğinden boğulmayacak diyerek bir yola çıktık. Bunun üzerine bu çalışmayı geleneksel hale getirdik ve yürütüyoruz. Faydalı bir çalışma oldu. Bunu baştan ifade etmek isterim. Çünkü şu ana kadar 200’e yakın bu konuda tez yazılmasına vesile oldu ve bu tezler içerisinden inceleyerek irdeleyerek bazılarını ödüllendirerek bazılarına ilişkin kanaatlerimizi belirterek belki kitaplaşma aşamasında en azından daha geniş ele almasını sağlayarak bu konuda kendi adımımıza ilişkin bir müktesebat oluşturmanın gayreti içerisindeyiz" açıklamasında bulundu. "Sosyal adalet sağlamak için en önemli enstrüman, ’toplu sözleşme sistemi’" Sosyal adaletin sağlanması için en önemli ’enstürman’ı toplu sözleşme olarak vurgulayan Yalçın, "Toplu sözleşmede araya giren on günde dahi dört gün müzakere süreci kaldı. Bayram da araya girdiği için dört gün müzakere süreci. Dört gün içerisinde biz masaya götürdüğümüz bine yakın konuyu sabahlara kadar kesintisiz burada herkes nöbet tutuyor, gece yarısı ikide onunki başlıyor, üçte diğeri başlıyor gibi Dört gün içerisinde sorunu belli bir kadar getirdik. Masada 90 tane maddede de aslında hizmet konu boyutuyla uzlaştık. 90 tane madde tamam. Genel toplu sözleşmede uzlaşamazdık. Çünkü ortaya koydukları rakam ve geldikleri marj bizim asla imza atabileceğimiz bir şey değildi. Çünkü işçilerle ilgili yapılan toplu sözleşmeyi hatırlayın. Tam o ara işçilerle ilgili yapılan toplu sözleşmede bir mikrofon azizliği yaşandı ve ondan sonra rakamlar da değersizleşti. Üzülerek ifade edelim ki akademiden ne bu konudaki çarpıklığa ilişkin doğru düzgün bir yazı yazan ne bu konulara ilişkin merak taşıyan hiçbir şeyle karşılaşmadık. Onun için bu toplumun toplu sözleşmede hakeme biz başvurmayacağız dedik. Toplu sözleşme sisteminin boşluklarına da dikkat çekmek için biz başvurmayacağız dedik. Çalışma Bakanlığı’na başvuru yaptık" ifadelerini kullandı. "Memur sendikacılığına dair daha çok akademik çalışma yapılmasını istiyoruz" Kamu görevleri sendikacılığının önünün açık olduğunu vurgulayan Yalçın, "Genel noktada bu konuda mutlaka ama mutlaka bu konuda odaklanmaya ve beraber çalışma yapmaya ihtiyaç var. Bu tartışma bunun vesilesi olsun istiyoruz. Memur sendikacılığına ilişkin dikkatleri toplamak ve akademinin bu konuda doktora çalışmalarıyla makalelerle üniversitede yapacakları tartışma kürsüleriyle bu konuyu gündemlerine almalarını özellikle bekliyoruz. Bu açıdan biz tez ödülleri çalışmasıyla aslında konuya ilişkin uzman kimlikler sadece bu konuya ilişkin odaklanmış memur sendikacılığını da bütün detayıyla bilen uzman kimlikler üresin gayretiyle başlattık. İyi de oldu. Geldiğimiz noktada gittikçe ilgi artıyor. Ve bugün bunun devamında yapılacak tartışmada da tam da az önce ifade etmeye çalıştığımız hususları burada akademi nasıl görüyor konusunda el almış olacağız" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından tez yazarlarına ve danışman hocalarına ödül verildi. Ödül takdiminden sonra tören sona erdi. Programa Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, tez yazarları ve davetliler katıldı.
Bakan Bayraktar: "2026 yılında Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ilk elektriği üreteceğiz"
26 Aralık 2025 Cuma - 15:06 Bakan Bayraktar: "2026 yılında Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ilk elektriği üreteceğiz" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "2016 yılında Türkiye’nin 30 milyon metreküp olan günlük gazlaştırma kapasitesi bugün 161 milyon metreküpe çıktı. Biz bunu önümüzdeki birkaç yıl içerisinde 200 milyon metreküpe çıkartmak istiyoruz. 2026 yılında Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ilk elektriği üreteceğiz. 2026 yılı Türkiye enerji sektörüne yoğun bir dış finansmanın geleceği bir yıl olacağını ifade etmek istiyorum" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Konferansı’na katıldı. Bakan Bayraktar, petrolde ve doğalgazda Türkiye’nin 2016 yılında Milli Enerji ve Maden Politikası ile bir strateji ortaya koyduğunu hatırlatarak, "2026 yılında bu strateji doğrultusunda yeni bir hikaye yazmak istiyoruz. Gabar’da artık plato üretime geldik, 80 bin varillik bir üretim var burada. Şu anda faaliyetlerimiz devam ediyor. Yaklaşık 3 bin 500 insanımız orada çalışıyor. Bu hakikaten bölge için de çok önemli ve şu anda gündemimizin en önemli konularından biri olan ’Terörsüz Türkiye’nin küçük bir kesitini Gabar ile ortaya koyduk. Bölge terörden temizlendiğinde oradaki ekonomik değeri ortaya çıkarma imkanını göstermiş olduk" diye konuştu. Sakarya Gaz Sahası’nda 2026 yılında yeni haberlerin olduğunu söyleyen Bakan Bayraktar, "Şu anda 4 milyon haneye sağladığımız ve günlük yaklaşık 9,5 milyon metreküplük üretimi olan doğalgazı 2026 yılında iki katına çıkartmak istiyoruz" dedi. "Türkiye Sakarya Gaz Sahası’nda günde 40-45 milyon metreküp doğalgaz üretecek" 2028 yılının önemli bir kilometre taşı olduğunu belirten Bayraktar, "Doğalgaz üretimimiz 4 katına çıkacak. Türkiye Sakarya Gaz Sahası’nda günde 40-45 milyon metreküp doğalgaz üretecek. Biz 2028’de yeni hiçbir şey olmazsa 500 bin varil petrol ve doğalgaz üreten bir milli petrol şirketine sahip olacağız" ifadelerini kullandı. "Yurtdışında çok daha aktif bir milli petrol şirketi hedefliyoruz" Türkiye’nin doğalgaz ve petrol talebinin günlük 2 milyon varil olduğunun altını çizen Bakan Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: "Bizim yeni bir hikaye yazmamız lazım. 2026 yılını bu anlamda hem sonuç hem de başlangıç anlamında çok önemli buluyoruz. Türkiye Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geçtiğimiz yıllarda çok önemli diploması atağı yaptı. Yurtdışında çok daha aktif bir milli petrol şirketi hedefliyoruz." Somali’de 2026 yılında ilk sondajı yapacaklarını söyleyen Bakan Bayraktar, "Pakistan’da çok kısa bir süre önce 3 tane offshore sahasında 2 tane de onshore sahasında ortalık yaptık ve orada da 2026 yılında inşallah sondaja başlıyoruz. 2026 yılı ilk yatay sondaj ve çatlatma yönteminin kullanıldığı yıl olacak. Burada elde edilebilecek bir başarı bizim petrol ve doğalgaz sektörümüzde oyun değiştirebilecek bir etkisi olabilir. Bunu 2026 yılında Trakya bölgesine taşımayı hedefliyoruz" açıklamalarında bulundu. "2026 yılında Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ilk elektriği üreteceğiz" Bakan Bayraktar, "2016 yılında Türkiye’nin 30 milyon metreküp olan günlük gazlaştırma kapasitesi bugün 161 milyon metreküpe çıktı. Biz bunu önümüzdeki birkaç yıl içerisinde 200 milyon metreküpe çıkartmak istiyoruz. 2026 bizim için önemli bir yıl olacak. 2026 yılında Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde ilk elektriği üreteceğiz. 2026 yılı Türkiye enerji sektörüne yoğun bir dış finansmanın geleceği bir yıl olacağını ifade etmek istiyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Pursaklar’da denetim var, taviz yok
26 Aralık 2025 Cuma - 14:45 Pursaklar’da denetim var, taviz yok Pursaklar Belediyesi, yaklaşan yeni yıl öncesinde vatandaşların sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir şekilde alışveriş yapabilmesi için ilçe genelinde denetimlerini artırdı. Pursaklar Belediyesi, yeni yıl öncesi halk sağlığını korumak ve tüketici mağduriyetlerinin önüne geçmek amacıyla ilçe genelinde denetim çalışmalarını yoğunlaştırdı. Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından; marketler, fırınlar, pastaneler, kuruyemişçiler ve yoğunluk yaşanan iş yerlerinde gerçekleştirdiği denetimlerde gıda güvenliği, hijyen şartları ve mevzuata uygunluk başta olmak üzere birçok kriter detaylı şekilde incelendi. ‘‘Yeni yıl öncesinde hemşehrilerimizin, sağlığını ve güvenliğini her şeyin üzerinde tutuyoruz’’ Yeni yıl öncesi oluşabilecek olumsuz durumların önüne geçmek adına denetimleri sıkılaştırdıklarını belirten Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin; ‘‘Yeni yıl öncesinde hemşehrilerimizin, sağlığını ve güvenliğini her şeyin üzerinde tutuyoruz. Pursaklar Belediyesi olarak vatandaşlarımızın gönül rahatlığıyla alışveriş yapabilmesi için denetimlerimizi ilçe genelinde sıklaştırdık. Zabıta ekiplerimiz, tüm detayları büyük bir hassasiyetle inceliyor. Amacımız ceza yazmak değil; kurallara uyan, vatandaşına saygı duyan esnafımızı desteklemek ve halk sağlığını korumaktır. Bu anlayışla denetimlerimiz yeni yılda da kararlılıkla devam edecektir. Tüm esnafımıza hayırlı, bereketli kazançlar, kıymetli hemşehrilerimize sağlık ve huzur dolu bir yeni yıl diliyorum’’ dedi. Pursaklar Belediyesi yetkilileri, vatandaşların yeni yılı güvenle karşılaması için denetimlerin aralıksız devam edeceğini vurgulayarak, ilçe sakinlerinden karşılaştıkları olumsuzlukları belediyeye bildirmelerini istedi.
"Sazan sarmalı" oyununu eksperin dikkati bozdu
26 Aralık 2025 Cuma - 13:43 "Sazan sarmalı" oyununu eksperin dikkati bozdu Kastamonu’da 390 liraya otomobil alacağına inan ve 600 bin liraya aracını satacağını sanan vatandaşı "sazan sarmalı" yöntemiyle dolandırılmaktan durumu anlayan eksper kurtardı. O anlar ise cep telefonuyla görüntülendi. Kastamonu’da internet üzerinden otomobilini satmak isteyen bir vatandaş ile aracı satın almak isteyen kişiyi ağına düşüren dolandırıcı, "sazan sarmalı" yöntemiyle dolandırmaya çalıştı. Sosyal medya üzerinden aracını satmak isteyen vatandaşın ilanını kendisinin aracıymış gibi paylaşan dolandırıcı, Kastamonu’da bir vatandaşı ağına düşürdü. 600 bin TL değerindeki araç için 390 bin TL isteyen dolandırıcı, aracı başkasının kendisine teslim edeceğini belirterek yalanına inandırdı. Araç satıcısına da ulaşan dolandırıcı, aracı 600 bin TL’ye almak istediğini söyledi. Daha sonra araç sahibi ve aracı satın almak isteyen vatandaş, dolandırıldıklarını anlamadan ekspertiz firmasında buluştu. Araç satıcısının ve alıcısının tavırlarından şüphelenen eksper Ümit Muhammed Sağdıç, aracın kaç liraya satıldığını öğrenmek istedi. Durumu anlayan Sağdıç’ın ısrarı üzerine araç satıcısı aracı 390 bin liraya alacağını, araç satıcısı ise 600 bin liraya sattığını söyledi. Bunun üzerine iki vatandaş da dolandırılmaya çalışıldığını anladı. Eksper Ümit Muhammed Sağdıç, daha sonra dolandırıcıyı telefonla aradı. Başta kendisinin araç satıcısı olduğunu söyleyen dolandırıcı, Sağdıç’ın kendisinin vatandaşları dolandırmaya çalıştığını söylemesi üzerine hakaret ederek telefonu kapattı. O anlar ise cep telefonuyla kayıt altına alındı. "Hakaretler etmeye başladı, küfürler etmeye başladı" Yaşanan olayı anlatan Ümit Muhammed Sağdıç, "Olaydan bir gün önce müşterimiz bizden randevu istedi. Arkadaşımız vasıtasıyla bize ulaştı. Ertesi gün sabah için randevu verdik ve bize bir araç bulduklarını ve 390 bin TL civarında ücreti olduğunu ve aracın markasını söyledi. Biz de başta olabilir diye düşündük. Ama arabanın hatasız olduğu söylenince piyasa fiyatından 200-250 bin TL aşağında bir rakam olduğunu anladık. Satıcı bunu, daha sonra öğrendiğimizde 600 bin liraya sattığını, alıcı bunu 390 bin liraya aldığını sanıyor. Daha sonra alıcı da satıcı da ekspertiz için geldi. Satıcı daha önceden müşterimiz, tanıyoruz. Alıcı babasıyla geldi, satıcı tek başınaydı. Aracı, ekspertize soktular. Arabada yaptığımız kontrollede problem yoktu, daha sonra yol testine çıktım. Ben, yol testine çıkarken alıcıyı da satıcıyı da yanıma alırım, bir sıkıntı olursa ikisi de görsün diye. Bu sırada tekrar aracın fiyatını sordum. Bunları sürekli yaşadığımız için, televizyonlarda gördüğümüz için bu konulara dikkat ediyoruz. ’Satıcıya bu arabanın fiyatları nerelerde’ diye sordum. Alıcı hemen lafa girdi ve ’biz iş karşılığı alıyoruz, fiyatı karıştırmayalım’ gibisinden bir laf söyledi. Ben konuyu kapattım. Dükkana geri geldiğimizde alıcının sürekli telefonla görüştüğünü fark ettim. Alıcının babası da arabayı sormaya başlayınca satıcıyı yanıma çağırdım. ’Sen bu arabayı kaça satıyorsun’ dedim, ’600 bin TL dedi’, alıcının babası da 390 bin liraya aldıklarını söyledi. Alıcı yine telefonla konuşuyordu, ’ben de dolandırılıyorsunuz’ dedim. Alıcıdan telefonu aldım ve ’sen hiç karışma, ben konuşurum’ dedim. Satıcı, ’telefondaki arkadaşın alacağı varmış, iş karşılığı alacağını söyledi’ dedi. Telefondaki şahsı aradım, ’bu aracı kaça satıyorsunuz, parayı IBAN’a atmayacak mıyız’ dedim. Alıcının kardeşiymişim gibi konuştum. Sonra hakaretler etmeye başladı, küfürler etmeye başladı. ’Seninle görüşeceğiz’ dedi. Biz, burada arkadaşın dolandırıldığını anladık" dedi. "Öyle bir güven vermiş ki alıcının basireti bağlanmış" Dolandırıcının güvenli ödeme yöntemini kullanmamak için hem alıcıyı telefonda ikna ettiğini belirten Sağdıç, "’Ekspertizden notere gitmeden güvenli ödeme yapacaksın, bin lira atacaksın’ diyor. Bunu da Notere gitmeden isteyecekti. Adama öyle bir güven vermiş ki alıcının basireti bağlanmış. Allah kimsenin başına vermesin. Alıcıyı uyarmasaydım 390 bin TL parası dolandırıcı adama gidecekti ve mağdur olacaktı, aracı da satın alamayacaktı. Kaydı alsa dahi kayıt sahibi parayı almadığı için kayıt işi de iptal edilecekti. Burada mağdur olan alıcı olacaktı" diye konuştu. "Her iki tarafın da kafasını karıştırıyor" Dolandırıcının hem alıcı hem de satıcıyı sürekli telefonla aradığına dikkat çeken Sağdıç, "Alıcının telefonunu kapatıyor, satıcıyı arıyor, satıcıyı kapatıyor, alıcıya arıyor. Her iki tarafın da kafasını karıştırıyor. Allah kimsenin başına vermesin. Biz de buna engel olduk" şeklinde konuştu.
Kütahya’da sanayi ve üniversite güçlerini birleştirdi
26 Aralık 2025 Cuma - 12:50 Kütahya’da sanayi ve üniversite güçlerini birleştirdi Kütahya Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ile Kütahya Dumlupınar Üniversitesi arasında, sanayi-üniversite iş birliğini güçlendirmeye yönelik protokol imzalandı. Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu ile Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kıziltoprak, Kütahya OSB Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen törenle iş birliği protokolüne imza attı. İmzalanan protokol kapsamında; üniversite öğrencilerinin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi, sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi, staj ve istihdam imkanlarının artırılması ile ortak eğitim, proje ve Ar-Ge faaliyetlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Protokole ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, sanayi ile üniversite arasındaki güçlü bağın önemine dikkat çekerek, "Sanayimizin sürdürülebilir büyümesi ve rekabet gücünün artırılması nitelikli insan kaynağıyla doğrudan ilişkilidir. Bu protokol sayesinde öğrencilerimizi eğitim hayatları devam ederken sanayiyle buluşturmayı ve teorik bilgilerini uygulamayla pekiştirmelerini amaçlıyoruz. İş birliğinin hem gençlerimizin istihdamına hem de firmalarımızın doğru insan kaynağına ulaşmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz" dedi. "Öğrencilerimiz saha deneyimi kazanacak" Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kıziltoprak ise üniversitelerin yalnızca akademik bilgi üreten kurumlar olmadığını vurgulayarak, "Öğrencilerimizi mezuniyet sonrası iş hayatına en donanımlı şekilde hazırlamak temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Kütahya OSB ile hayata geçirilen bu protokol, öğrencilerimizin sahada deneyim kazanmalarına ve sanayinin gerçek ihtiyaçlarını yakından tanımalarına imkân sağlayacaktır. İş birliğinin hem öğrencilerimiz hem de Kütahya sanayisi için önemli kazanımlar oluşturacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. Protokol doğrultusunda öğrenciler, Kütahya OSB bünyesinde faaliyet gösteren firmalarda staj yapma imkânı bulacak. Ayrıca OSB Akademi çatısı altında düzenlenecek eğitimler, seminerler ve teknik gezilerle öğrencilerin iş dünyasına daha donanımlı şekilde hazırlanması sağlanacak. İş’te OSB Kariyer Platformu üzerinden iş ve staj ilanları da öğrencilere doğrudan ulaştırılacak. Kütahya Organize Sanayi Bölgesi ile Kütahya Dumlupınar Üniversitesi arasında hayata geçirilen bu iş birliğiyle, üniversite-sanayi entegrasyonunun güçlendirilmesi, gençlerin kariyer yolculuklarına somut katkılar sunulması ve Kütahya sanayisinin insan kaynağı kapasitesinin artırılması amaçlanıyor.
Başkan Bozbey Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin güncel borcunu açıkladı
26 Aralık 2025 Cuma - 12:48 Başkan Bozbey Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin güncel borcunu açıkladı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, belediyenin, Buski ve iştiraklerin güncel borçlarını kamuoyu ile paylaştı. Göreve geldikleri 20 ay önce Büyükşehir Belediyesi’nin 13 milyar lira olan borcunu bgün 8,9 milyar liraya düşürdüklerini anlatan Başkan Bozbey, "Buski’nin borcu 11,8 milyar liradan 23,11 milyar liraya yükseldi. Bunu söylemiştik. Biz daha önce işin başında olsaydık Buski’nin borcu bu kadar artmazdı" dedi. 2025 yılı değerlendirme toplantısında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, kasım sonu itibariyle belediyenin borcunu açıkladı. Başkan Bozbey, "Sağlam mali yapı oluşturduk. 13 milyar lira büyükşehir borcu vardı. Kasım sonu itibariyle 8,9 milyar liraya düşmüş durumda. Yüzde 31 borcumuz azaldı. Buski borcu 11.8 milyar lira idi 23,11 milyar liraya yükseldi. Yüzde 96 yükseldi Şirketler 4,1 milyar liradan 4,610 milyara çıktı. Yüzde 11 arttı. Buskinin borcu 25 milyara çıkacak dedim, meclis üyeleri güldüler bana. Kasım sonu 23,11 milyar lira. Artış yüzde yüz olmuş. Bunun sebeplerini daha önce anlattım" diye konuştu. Genel toplam borcu 28,8 milyar olarak devir aldıklarını hatırlatan Başkan Bozbey, "36,6 milyara yükseldi, yüzde 27 arttı.Biz olsaydık bu işin başında 23 milyar Buski borcu olmazdı. Hem yarım yamalak beceremedikleri işler yapılmaz Nilufer çayı kirlenmezdi. Çok daha ekonomik mal ederek bu borcun çok daha altında bir borç ortaya çıkardık. Beceriksizliğin faturası bunlar. Bunları da çözeceğiz. Şirketlerde yüzde 11 artış var. Yıl sonu itibariyle rakamın düşeceğini söyleyebilirim. Toplama baktığımızda 835 milyon Euro borç yükü almıştık. Yüzde 11’lik azalma var. Hem hizmet ürettik. Hem de 746 milyon Euro’ya düştü borcumuz. Bu mali disiplinin getirdiği sonuç olarak karşımızda oluştu. Bize gelen paranın Bursalılar adına geldiğini 3,3 milyon insanımızın parası olduğunu onların parasını kullanan kişiler olduğumuzun bilincindeyiz. Onları adına kullanıyoruz. Benim değil hiç bir arkadaşımın da değil. Bursalıların parası. Bir delikli kuruşu dahi hesap eder durumdayız. Doğru yere harcıyoruz. Doğru zamanda ekonomik harcıyoruz. Kaçağı sıfırladık. Bunun sonucunda karşımızda sonuç çıktı. Bir tek Buski bizi zorluyor. Buski olmasa borçlarımızda ne kadar azalma olacak. Bir ay sonra net rakam çıkacak. Biz Bursalıların ödediği her kuruşun hesabını veren şeffaf ve güçlü bir yapı güçlü bir yönetim inşa ettik. 2025 yılı Bursamız için sadece yoğun çalışma dönemi değil aynı zamanda yeni bir anlayışın yerleştiği yıl oldu" şeklinde konuştu.