Son Dakika
|
Antalya’da feci kaza: 2 kişi hayatını kaybetti
Trump: "İran’ın cehennemi yaşamasına 48 saat kaldı"
ABD'de ortalama benzin fiyatı 2022'den bu yana ilk kez 4 doların üzerinde
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, İstanbul’da
Kamyon dehşet saçtı: Yaşlı adam feci şekilde can verdi
Ankara’da özel halk otobüsü köprü direğine çarptı: 5 ölü, 15 yaralı
Van’da sabah saatlerinde 5.2'lik korkutan deprem!
Trump: "(İran’da düşürülen ABD savaş uçağı) Bu bir savaş, savaş halindeyiz"
Bakan Fidan’dan diplomasi trafiği
Mardin’de kaybolan yaşlı kadın ölü bulundu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği son saldırılarda en az 3 kişi hayatını kaybetti
Antalya’da feci kaza: 2 kişi hayatını kaybetti
Arakçi: "İsrail saldırıları bölgeyi radyoaktif kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor"
Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile telefonda görüştü
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüştü
Portakal Çiçeği Karnavalı’nda renkli kortej
Kadınlar basketbolda şampiyon Fenerbahçe
EKONOMİ
Üreticilere umut olacaktı, şimdi çürümeye terk edildi
05 Nisan 2026 Pazar - 15:21:31
Aydın’ın Koçarlı ilçesi Mersinbelen Mahallesi’nde milyonlarca lira harcanarak kurulan Mazon Bölgesi Orman Köyleri Tarımsal Kalkınma ve Çam Fıstığı Satış Kooperatifi, yürütülemeyince atıl durumda kaldı. Koçarlı’nın Mersinbelen Mahallesi’nde köylülerin bir araya gelmesiyle 1971 yılında kurulan 1984 yılında ise fabrika olan ancak yanlış makine satın alınması nedeniyle yıllarca üretime geçilemeyen Mazon Bölgesi Orman Köyleri Tarımsal Kalkınma ve Çam Fıstığı Satış Kooperatifi, kendi haline terk edildi. 42 yıl önce serüvenine başlayan ve bölge halkını umutlandıran kooperatif, milyonlarca lira harcanmasının ardından atıl durumda kaldı. Uzun süre çeşitli sebeplerle yürütülemeyen kooperatif içerisinde bulunan makineler ise adeta hurdaya döndü. Bölge halkının önemli geçim kaynaklarından olan çam fıstığının işlenmesi ve değerini artırmak amacıyla milyonlar harcanarak kurulan kooperatifin, makineleri de çürümeye terk edildi. Bölge halkı ise kooperatifi yanlış yönetildiğini iddia ederek bölge üreticilerinin umudu olan kooperatifin adeta aile şirketine dönüştürüldüğünü ifade etti.
05 Nisan 2026 Pazar - 14:40
Kuyucak’tan dünyaya kovan ihracatı
Aydın’ın Kuyucak ilçesinde 20 yıldır arı kovanı imalatı yapan Gökhan Yıldız, ürettiği kovanları dünyanın çeşitli ülkelerine ihraç ettiğini belirtti. 1980 yılında kurulan ve 2000 yılından bu yana fırınlanmış ahşap teknolojisiyle profesyonel arı kovanı imalatı yaparak geleneksel ustalığı modern endüstriyel tekniklerle buluşturan Çevre Mühendisi Gökhan Yıldız, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada aranan özelliklerde kovan ürettiğini söyledi. İşi, marangozluk yapan babası İlhan Yıldız’dan öğrendiğini, 26 yıldır kovan üretimini profesyonelce sürdüren Çevre Mühendisi Gökhan Yıldız, çocukluğundan bu yana arıcılık sektörüne duyduğu ilgiyi kovan üretimi ile sürdürdüğümüz kaydetti. Aydın’ın Kuyucak ilçesinde 2 bin metrekare kapalı alanda arı kovanı imalatı yapmaya devam eden Yıldız, "Firmamız 1980 yılında kuruldu. 2000 yılından bu yana da sadece arı kovanı imalatı yapıyoruz. Arıcılık sektöründe arı kovanı çok önemli. Çünkü arıcının en büyük sermayesi arı kovanıdır. Arıcılıkta; standart ölçüde, düzgün ve yüzeyleri pürüzsüz olan arı kovanlarına ihtiyaç var. Biz de bu yönde elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Türkiye’de 12 ay boyunca arı kovanı imalatı yapan birkaç firmadan biriyiz. Biz ise sadece Türkiye değil yurt dışına da arı kovanı gönderiyoruz. Arı kovanının olmazsa olmazlarından birisi de standart olmasıdır. Ölçülerin milim şaşmadan standart olması çok önemlidir. İkincisi ise kovanda kullanılan ahşabın çok kaliteli olması önemlidir. Biz de bu nedenle Türkiye’nin belirli bölgelerindeki Orman İşletme Müdürlüklerinden özel kereste alıyoruz. Bunları kestikten sonra öncelikle 60 santigrat derecede fırınlayarak içerisindeki bakteri ve parazitleri kerestenin daha uzun ömürlü olması için yok ediyoruz. Yıllar dayansın istiyoruz. Tabii diğer önemli kısım ise ağacın özel yöntemlerle işlenmesidir. Burada diğer yöntemler gibi Ar-Ge ile kendimizin geliştirdiği yöntemler de kullanılıyor. Bu nedenle arıcılık sektöründe iyi bir yerdeyiz" dedi. "Arı, doğanın sürekliliğini sağlayan bir canlıdır" Arının sadece Türkiye’de değil tüm dünyada çok önemli olduğunun altını çizen Yıldız, "Biz arıyı sadece arı ürünleri yani bal, polen, arı sütü, arı panzehiri, arı zehri gibi ürünlerinden ziyade doğayı yenileyen, doğanın devamlılığını sağlayan bir canlı olarak düşünüyoruz. İnsanların tükettiği besinin yüzde 90’ı 82 bitkiden elde ediliyor. Bu 82 bitkinin de yüzde 75’inin tozlaşmasını sağlayan bal arısıdır. Bu yönden de bal arısı insanlık için, doğa için çok önemlidir. Sadece insanların besin maddesi olarak değil de hayvanlar için de çok önemlidir" şeklinde konuştu. "Yurt dışında da tercih sebebi" Yurt dışından taleplerin çok olduğunu da sözlerine ekleyen Yıldız, "Kovan üretimlerimiz özellikle yurt dışında da büyük talep görmekte. Çünkü kullandığımız malzeme, özellikle İngiltere gibi arı kovanı kullanımında hassas olan ülkeler tarafından tercih sebebi olmaktadır. İmalatta kullandığımız Anadolu sediri çok seviliyor ve tutuluyor. Sedirin, arıcılık için en önemli hastalıklar arasında yer alan varovaya karşı etkili olduğu da biliniyor. Biz sedirden de, ladinden de arı kovanı yapıyoruz. Yurt dışına ise en fazla gönderdiğimiz ürün sedirden yapılmış arı kovanları. Türkiye ise hafiflik konusunda ladin keresteden imal edilmiş kovanları tercih ediyor. İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde ise Sarıçam’dan elde edilen kovanlar kullanılıyor. Üretimlerimiz, hem yurt içine hem yurt dışına bu şekilde devam ediyor" diye konuştu. Türkiye, dünyanın en büyük arı kolonisine sahip bir ülke olduğunu belirten Gökhan Yıldız, "Dünya arı gen merkezlerinden biri olan Türkiye; koloni varlığı, bal üretimi ve yaklaşık 100 bin adet işletme varlığıyla arıcılık konusunda sayılı ülkeler arasında yer alıyor. Yetkili kırımlar tarafından yapılan açıklamaya göre, Dünyanın en büyük arı kolonisine sahip Türkiye, aynı zamanda dünyada bal üretiminde ikinci sırada yer almaktadır" ifadelerini kullandı.
05 Nisan 2026 Pazar - 14:35
Kar ve yağmur bereketi: Antep fıstığında kuraklık endişesi geçti
Türkiye’nin önemli fıstık üretim merkezlerinden Gaziantep’te "yeşil altın" olarak bilinen Antep fıstığında geçen yıl kuraklık ve don nedeniyle yaşanan sıkıntılar, bu yıl yoğun kar ve yağmur nedeniyle atlatıldı. Gaziantep’te kuraklık endişesi yaşayan çiftçilerin yüzü, bu yıl etkili olan kar ve yağmur yağışlarının ardından güldü. Geçtiğimiz yıl kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve rekoltesi düşük olan Antep fıstığı, son yağışlarla beraber üreticisinin yüzünü güldürdü. Çiftçi için adeta can suyu olan kar ve yağmur, başta Antep fıstığı ve hububat olmak üzere tarımsal ürünlerde yüksek rekolte beklentisini de artırdı. Gaziantep’in yıllar sonra yağışlı havanın etkisi altına girmesinin çiftçileri çok mutlu ettiği Araban ilçesinde üreticiler, sevinçten günün büyük bölümünü tarla ve bahçelerde geçiriyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan iklim değişikliği, kuraklık, yeterli yağışın düşmemesi ve ani hava değişiklikleri 42 milyon Antep fıstığı ağacının olduğu Gaziantep’te fıstık üreticilerini endişelendirmişti. Ancak bu yıl kış aylarında belli aralıklarla etkili olan kar yağışının ardından bahar aylarına kadar devam eden yağmur yağışları Antep fıstığı ağaçlarına can suyu oldu. Son yıllarda ciddi kuraklığın yaşandığı ve kuraklıktan dolayı fıstık ağaçlarının artık kurumaya başladığı Gaziantep’te uzun yılların ardından etkili olan kar ve yağmur yağışları adeta bereket getirdi. Yağışların tüm çiftçilerle birlikte özellikle fıstık üreticilerinin yüzünün gülmesine neden olduğu kentte Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde "yeşil altın" olarak nitelendirilen Antep fıstığında bu yıl "var yılı" ve yağışların etkisinin rekolteyi yükselteceği tahmin ediliyor. Uzun yıllardır beklenen mevsimsel yağışların olmamasından dolayı Antep fıstığında ciddi oranda hem verim hem de kalite kaybı yaşayan çiftçiler, yağışların ardından fıstık ağaçlarının canlandığını ifade etti. Kentin eşsiz lezzeti olan baklava başta olmak üzere birçok tatlı çeşidi ile yemeklerde kullanılan Antep fıstığı yetiştiricileri, geçtiğimiz yıllarda sonbahar ve kış mevsiminin çok kurak geçmesi ile barajlardaki suyun azalması nedeniyle tarım alanlarında ciddi sıkıntılar yaşadıklarını hatırlattı. Antep fıstığı ağaçlarında görülen "karagöz" denilen ve bir sonraki yılın ise mahsulünün habercisi olan tomurcukların hem bu yılın hem de önümüzdeki yılın mahsulünde verimi ve kaliteyi artıracağını ifade eden Antep fıstığı yetiştiricileri, kar ve yağmurun bereket olduğunu vurguladı. Sonbaharda kuraklık endişesi yaşadıklarını ancak son yağışlarla endişelerinin kalmadığını ifade eden Araban Ziraat Odası Başkanı Hasan Altun, son yağışlarla tarımsal kuraklık tehlikesinin önemli ölçüde atlatıldığını belirtti. Son yağışların tarımsal kuraklık endişesini izole ettiğini söyleyen Altun, "Bizim fıstıklarımız normal dikim fıstıkları değil. Bizim fıstıklarımız dağ fıstığı ve menengiç ağacının aşılanması sonucu bu seviyeye gelmiş. Önceki yıllarda fıstığı verimsiz arazilere dikerlerdi. Araban ilçesinde 41 tane mahallemiz var ve 41 mahallemizin 30 mahallesinde de fıstık var. Araban sadece ova değil, aynı zamanda Antep fıstığının da yetiştirildiği önemli bir fıstık merkezidir. Bizim dağlarımızda da fıstık var. Yüzyıllar önce ormanlarda bulunan menegiç ağaçları aşılanarak fıstık ağacı haline geçiştirilmiş. Geçen sene don olayı oldu. Besni bize yakın olduğu için don bizi de etkiledi. Geçen sene Antep fıstığını don etkilediği için bu sene belki verimi az alabiliriz ama bu sene rahmet bol olduğu için inşallah gelecek yıl hem yüksek ürün hem de kaliteli ürün alırız. Gelecek yıl çiftçilerimizin yılı olur. İnşallah seneye de rahmetimiz bol olur" dedi. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan kuraklıktan dolayı fıstık ağaçlarının kurumaya başladığını hatırlatan Altun, "Artık çiftçi umutsuz kalmıştı. Fakat Allah’tan umut kesilmez. Yağışlarımız çok bol oldu. Artık ağaçların yeşerme ve uyanma dönemi başladı. Eskiden bazen sıcaklık erken gelirdi. Ağaçlar erken uyanırdı. Bu sene ağaçlar mevsiminde uyanacak. Mevsiminde uyandığı için de ağaçlarımız daha güzel olacak. Güzel bir şekilde ürün verecek. İnşallah hem bu sene hem de önümüzdeki sene inşallah verimli olur" diye konuştu. Kırsal Emirhaydar Mahallesi Muhtarı Seydi Vakkas Kaya ise Gaziantep’te etkili olan yağışların uzun süredir devam eden kuraklık endişesini azaltarak çiftçileri sevindirdiğini ve Antep fıstığı başta olmak üzere tarımsal ürünlerde yüksek rekolte beklentisi oluşturduğunu belirtti.
05 Nisan 2026 Pazar - 14:18
Mersin’de hayvancılığa güneş enerjili destek
Mersin’in Tarsus ve Çamlıyayla ilçelerinde hayvancılıkla uğraşan üreticilere yönelik önemli bir destek hayata geçirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi kapsamında üreticilere taşınabilir güneş enerjisi sistemleri dağıtıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Divan Katip Üyesi ve AK Parti Mersin Milletvekili Havva Sibel Söylemez ile TBMM Tarım Komisyonu Katip Üyesi ve Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır’ın katılımıyla gerçekleştirilen programa ilçe teşkilatları ve ilgili kurum yetkilileri de iştirak etti. Proje kapsamında Tarsus’ta 70, Çamlıyayla’da ise 26 olmak üzere toplam 96 üreticiye, yaklaşık 3,4 milyon TL bütçeli yüzde 100 hibeli taşınabilir güneş enerjisi sistemi desteği sağlandı. Milletvekilleri yaptıkları ortak açıklamada, kırsalda üretimi destekleyen projelerin bölge ekonomisine önemli katkı sunduğunu belirterek, hayvancılıkla geçimini sağlayan üreticilerin yaşam şartlarının iyileştirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti. Açıklamada, "Üreticimizin her zaman yanında olmaya, emeğini ve alın terini desteklemeye devam edeceğiz" denildi. Milletvekilleri ayrıca projenin hayata geçirilmesinde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı’na ve emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ederek, desteklerin üreticilere hayırlı ve bereketli olmasını temenni etti. Gerçekleştirilen destekle bölgedeki üreticilerin enerji ihtiyacının karşılanması, üretim verimliliğinin artırılması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi hedefleniyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
04 Nisan 2026 Cumartesi- 11:01
Şehitkamil Belediyesi uygun fiyatlı baklava üretip satarak her ay bir şehit yakınına ev alacak
2
04 Nisan 2026 Cumartesi- 12:38
Kars’ta dolmuş ücretlerine tepki
3
03 Nisan 2026 Cuma- 11:39
Erzincan’da tulum peyniri üreticileri ortak yol haritasında buluştu
4
04 Nisan 2026 Cumartesi- 10:17
Niğde’de sanayilik patates üretimi masaya yatırıldı
5
04 Nisan 2026 Cumartesi- 10:25
Denizi olmayan Erzurum’da yılda 300 tona yakın balık üretiyorlar
25 Aralık 2025 Perşembe - 21:35
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye dijitalleşme ile yapay zekayı kalkınma stratejisinin merkezine yerleştiren yaklaşımı kararlılıkla hayata geçirmektedir"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, dijitalleşme ve yapay zekanın günümüzde ekonomik büyüklükleri, rekabet gücünü ve devletlerin hareket alanını yeniden tanımlayan temel unsurlar haline geldiğine dikkati çekerek, "Türkiye, dijitalleşme ile yapay zekayı kalkınma stratejisinin merkezine yerleştiren yaklaşımı kararlılıkla hayata geçirmektedir" dedi. Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından dijitalleşme ve yapay zekâ alanında hayata geçirilen ve gerçekleştirilen dijital dönüşüm çalışmalarıyla 2025 Dünya Odalar Yarışması’nda ATO’ya ’En İyi Oda İnovasyonu Projesi’ kategorisinde dünya birinciliğini kazandıran ’ATONET Akıllı Asistan’ projesinin, dünya birinciliği lansman programı ATO Congresium’da gerçekleştirildi. Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra ATO Başkanı Gürsel Baran, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve sektör temsilcileri katıldı. "Türkiye dijitalleşme ile yapay zekayı kalkınma stratejisinin merkezine yerleştiren yaklaşımı kararlılıkla hayata geçirmektedir" Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, dijitalleşme ve yapay zekanın günümüzde ekonomik büyüklükleri, rekabet gücünü ve devletlerin hareket alanını yeniden tanımlayan temel unsurlar haline geldiğini ifade ederek, "Üretimden ticarete, kamu yönetiminden küresel değer zincirlerine kadar uzanan bu dönüşüm; ülkelerin bugünkü performansının yanı sıra gelecekte hangi ligde yer alacağını da belirlemektedir. Türkiye, bu dönüşümü doğru okuyan ve dijitalleşme ile yapay zekayı kalkınma stratejisinin merkezine yerleştiren bütüncül bir yaklaşımı kararlılıkla hayata geçirmektedir" diye konuştu. Pandemi öncesine göre sanayi üretimini yüzde 30,6 artıran Türkiye’nin, Almanya ve İtalya gibi sanayi devlerinin gerileme yaşadığı bir dönemde Avrupa’nın üretim lokomotifi konumuna yükseldiğini ifade eden Yılmaz, imalat sanayii katma değerinde dünya 14’üncüsü olan bir Türkiye gerçeğinin var olduğunu söyledi. Yılmaz, 2002 yılında bir milyar dolayı bulmayan Ar-Ge harcamalarının 2024 yılı itibarıyla 19,9 milyar dolara ulaştığını, bu harcamaların milli gelir içindeki payını yüzde 1 buçuğa ulaştığına dikkati çekti. "Mal ve hizmet ticaretimiz 393 milyar dolara ulaşmış durumda" Türkiye’nin mal ihracatının 271 milyar dolara ulaştığını aktaran Yılmaz, "Hep unutuyoruz bir de hizmet ticareti ve hizmet ihracatı var. Hizmet ihracatımızı ise 122 milyar dolara ulaşmış durumda. İkisini topladığınızda mal ve hizmet ticaretimiz 393 milyar dolara ulaşmış durumda. Hizmetlerin şöyle bir özelliği var; mal ticaretinde petrol ve altın ihracatından kaynaklı bir miktar açık veriyoruz ancak hizmet ticaretinde fazla veriyoruz. Cari dengemizi düzeltme konusunda hizmet ticaretimizin çok büyük katkısı var. Önümüzdeki yıllarda da bu ticaretin artarak devamını diliyoruz ve bu yönde politikalar izliyoruz" ifadelerini kullandı. Dijital altyapının Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu çerçevesinde yapay zeka odaklı bir sıçramaya yöneldiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, nihai hedefin yapay zeka devriminin Türkiye Yüzyılı’nın ana kaldıraçlarından biri haline getirmek olduğunu da sözlerine ekledi. "ATO’nun yenilikçi ruhunu temsil eden proje hepimizi gururlandırmıştır" Türkiye’nin teknoloji ve dijitalleşme vizyonunun dönüşmesinde en stratejik paydaşlarından birinin ATO olduğunu dile getiren Yılmaz, "Hükümetimizin kararlılıkla yürüttüğü dijital dönüşüm hamlesini rehber edinen odamız, ticaretin geleceğini teknolojiyle inşa etme yolunda çok kıymetli mesafeler kat etmiştir. Bu kararlı yürüyüşün başarılarını, 2023 yılında Cenevre’de gördük. Bugün de Melbourne’da aynı başarının sağlandığını gururla takip etmiş bulunuyoruz. ATONET Akıllı Asistan, bu birikimin ve süreklilik gösteren dönüşüm anlayışının yapay zeka alanındaki doğal devamı olarak şekillenmiştir. Ankara Ticaret Odası’nın yenilikçi ruhunu temsil eden bu proje, 2025 Dünya Odalar Yarışması’nda bir kez daha dünya birinciliğine ulaşarak hepimizi gururlandırmıştır" dedi. "Bu proje, bir teknoloji yatırımı olmanın yanı sıra iş dünyamızı geleceğe taşıma hedefimizin de güçlü bir yansımasıdır" ATO Başkanı Gürsel Baran ise, ATONET Akıllı Asistan üyelerinin 7 gün 24 saat bilgiye, belgeye ve hizmete akıllı, hızlı ve güvenli biçimde ulaşmasını sağlayan bir yapay zeka çözümü olduğunu kaydederek, "Bu proje, bir teknoloji yatırımı olmanın yanı sıra, üyelerimize değer katma, ticareti kolaylaştırma ve iş dünyamızı geleceğe taşıma hedefimizin de güçlü bir yansımasıdır. Günümüz dünyasında rekabet, yalnızca sermaye, üretim gücü ya da coğrafyayla değil; dijitalleşmeye hakim olmak, veriyi doğru kullanmak ve süreçleri hızlı yönetmekle kazanılıyor. Cumhuriyetimizle yaşıt köklü geçmişe sahip odamızın, bugün yapay zeka ile dünyaya örnek gösterilen bir başarıya imza atmasının haklı gururunu yaşıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da ATO’nun 150 ülkeyi temsil eden odaların yer aldığı küresel platformda birinciliğe ulaşmış olmasının kendisi için ayrı bir mutluluk ve gurur vesilesi olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "ATO, bu ödüle ulaşma yolunda son derece çetin ve güçlü bir rekabet sürecinden geçmiştir. Zira dünyanın dört bir yanından odalar, hayata geçirdikleri projelerle 6 farklı kategoride bu prestijli yarışmaya katılmıştır. Ankara Ticaret Odamız, 41 ülkeden 83 projeyi geride bırakarak bir kez daha birinciliğe ulaşmıştır. Dünya Odalar Federasyonu Başkanı olarak, 150 ülkenin odalarını temsil eden bu büyük ailenin zirvesinde, bu başarının Türkiye’den ve başkentimiz Ankara’dan çıkmış olmasından büyük bir onur duyduğumu özellikle ifade etmek isterim."
25 Aralık 2025 Perşembe - 20:09
Kırşehir’de kuruyemişçiler, yılbaşında zam yapmayacak
KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de yeni yıl öncesinde kuruyemişçi esnafı, vatandaşların yılbaşında en çok tükettiği ürünlerde fiyat artışına gitmedi. Esnafın bu kararı, hem vatandaşlar hem de sektör temsilcileri tarafından olumlu karşılandı. Yeni yıl öncesinde alışveriş yapan İsmail Kılıç, şehir genelindeki kuruyemişçilerin yeni yıla eski fiyatlarla girmesinin önemli olduğunu belirterek, "Bu durum hem vatandaş hem de esnaf açısından olumlu bir davranış. Alışveriş yaparken daha rahat ediyoruz" dedi. Bir diğer vatandaş Sezai Baysal ise asgari ücrete yapılan zamma rağmen esnafın fiyatları artırmamasını takdir ettiğini ifade ederek, "Fiyatlar eski fiyatlar olunca vatandaş da gönül rahatlığıyla alışveriş yapıyor" şeklinde konuştu. Kentte uzun yıllardır kuruyemiş sektöründe hizmet veren işletme sahibi Mehmet Vatanuğruna uygulanan fiyatların 2025 yılı için belirlendiğini belirterek, "Vatandaşlarımız özellikle yeni yıl öncesinde kuruyemiş ve çikolataya yoğun ilgi gösteriyor. Biz de fiyatlarımızı sabit tuttuk" ifadelerini kullandı. Yeni yıl öncesi alınan bu kararın, kentteki alışveriş hareketliliğini artırması bekleniyor.
25 Aralık 2025 Perşembe - 18:30
Bursa’da metal işçileri ayağa kalktı: Prysmian’da eylem başladı
Bursa’da metal işçileri toplu sözleşme görüşmelerinde istediklerini alamayınca eylem süreci başlattı. Mudanya’da bulunan Prysmian Fabrikası çalışanları da üretimden gelen güçlerini kullanıp üretimi durdurdu. Disk Birleşik Metal İş Başkanlar Kurulu, 24 Aralık 2025 Çarşamba günü toplanıp işyerlerinde ve ülkede yaşanan sorunların yanı sıra MESS ile sürdürülen grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde gelinen aşamayı değerlendirdi. Yapılan değerlendirme sonrası Genel Yönetim Kurulu tarafından bir dizi eylem kararı alındı. Buna göre metal işçileri, üretimden gelen gücü kullanarak 1 saatlik üretim durdurma eylemi gerçekleştirecek. Eylemlerin 25 Aralık 2025 Perşembe, 2 Ocak 2026 Cuma ve 8 Ocak 2026 Perşembe günlerinde de devam edeceği bildirildi. Bu karar doğrultusunda Mudanya’daki Prysmian Fabrikası çalışanları iş bırakma eylemi yaptı. Ayrıca 26 Aralık Cuma günü Bursa’nın Mudanya ilçesinde yürüyüş ve kitlesel basın açıklaması yapılacağı belirtildi. İşyerlerinde kokart takma eyleminin sürdürüleceği ifade edildi. Genel Yönetim Kurulu kararları kapsamında, 29 Aralık 2025 Pazartesi gününden itibaren ikinci bir karara kadar fazla mesailerin durdurulacağı, fazla mesaiye kalınmayacağı açıklandı. Öte yandan grev kararlarının alınmasının ardından, tüm temsilcilerin tam gün izinli sayılacağı ve grev hazırlıklarının etkin şekilde yürütüleceği kaydedildi. Açıklamada, metal işçilerinin hakları için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceği vurgulandı.
25 Aralık 2025 Perşembe - 17:05
Bolu Belediyesi’ne AB’den 700 bin euroluk iklim hibesi
Bolu Belediyesi, Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye tarafından finanse edilen hibe programı kapsamında hazırladığı ‘Bolu GreenCycle’ projesi ile 700 bin euro hibe almaya hak kazandı. Bolu Belediyesi, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) desteğiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen AB-TR İklim Değişikliği Hibe Programı (AB-TR CCGP) kapsamında 700 bin euro hibe almaya hak kazandı. İklime duyarlı, düşük karbonlu ve kaynak verimli kentsel hizmet yaklaşımını esas alan proje için hibe sözleşmesi, dün Ankara’da Bakanlıkta düzenlenen programda imzalandı. Bolu Belediyesi Araştırma, Proje ve Koordinasyon Birimi tarafından hazırlanan "Bolu GreenCycle: Turning Waste into Resilient and Sustainable Futures" başlıklı proje, hibe desteği almaya hak kazanan projeler arasında yer aldı. Yaklaşık 36 milyon Türk lirası tutarındaki hibe kapsamında Bolu Belediyesi, Park ve Bahçeler Müdürlüğü bünyesinde pilot bir organik atık yönetim sistemi kurmayı ve geliştirmeyi hedefliyor. Akıllı sistemlerle organik atık yönetimi Proje kapsamında sensör tabanlı akıllı konteynerler, EcoTrack dijital izleme platformu kullanılarak organik atıklar gerçek zamanlı olarak izlenecek, toplama süreçleri optimize edilecek ve bilimsel kompostlama yöntemleriyle işlenecek. Pilot uygulama, Düzce Üniversitesi’nin akademik ve teknik desteğiyle yürütülecek. Projenin, sera gazı emisyonlarının azaltılmasına ve kentsel atık yönetiminde verimliliğin artırılmasına doğrudan katkı sağlaması hedefleniyor. Kompost ürünler kamusal alanlarda kullanılacak Pilot uygulama sonucunda elde edilecek kompost ve toprak iyileştirici ürünler; parklar, yeşil alanlar, refüjler ve diğer kamusal peyzaj alanlarında kullanılacak. Böylece organik atıkların yerinde değerlendirilmesiyle depolamaya giden atık miktarı azaltılacak, sera gazı emisyonlarında somut düşüş sağlanarak kentin iklim dayanıklılığı güçlendirilecek. Proje; belediye personeli, çiftçiler, kooperatifler ve vatandaşlara yönelik kapasite geliştirme ve farkındalık çalışmalarıyla desteklenecek. Bu sayede Bolu için örnek ve çoğaltılabilir döngüsel bir organik atık yönetim modeli oluşturulması hedefleniyor.
25 Aralık 2025 Perşembe - 17:00
Türk Telekom CEO’su Şahin ’’Suriye dahil dünyanın birçok noktasında müşterilerimizin iletişimini sınırların ötesine taşıyoruz’’
Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Suriye dahil olmak üzere kadim Anadolu medeniyeti topraklarında yüzyıllardır köklü bağlarımızın olduğu sınır komşularımız, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak’ta ve tüm kıtalarda dünyanın birçok noktasında müşterilerimizin iletişimini sınırların ötesine taşıyoruz" dedi. Türk Telekom CEO’Su Ebubekir Şahin, X sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulundu. Şahin, "Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom olarak, müşterilerimizin hayatını kolaylaştıran, erişilebilir ve pratik çözümleri tüm hizmetlerimizin merkezine alıyoruz. Uluslararası dolaşım hizmetimizle, abonelerimizin yurt içinde alıştıkları güvenli ve yüksek kaliteli iletişim deneyimini yurt dışında da kesintisiz biçimde sürdürmelerini sağlıyor, müşteri deneyimi odağımızla iletişimi sınırların ötesine taşıyoruz" dedi. Açıklamada, "Köklü geçmişimizden aldığımız güçle Türkiye’nin dijital dönüşümüne yön verirken, müşterilerimizin tüm iletişim ihtiyaçlarını karşılayan çözümler üretmeye devam ediyoruz. Kullanıcılarımızın yurt dışındaki iletişimlerini kolaylaştıran, uluslararası dolaşım hizmetimizle; 2025 yılının Ocak ayında hizmet vermeye başladığımız Suriye dahil olmak üzere kadim Anadolu medeniyeti topraklarında yüzyıllardır köklü bağlarımızın olduğu sınır komşularımız, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak’ta ve tüm kıtalarda dünyanın birçok noktasında müşterilerimizin iletişimini sınırların ötesine taşıyoruz. Müşteri memnuniyetini odağımıza alan ve küresel ölçekte değer ürettiğimiz bu anlayışla, mesafeleri kısaltan, bağlantıları güçlendiren çözümlerle teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürmekten gurur duyuyoruz" ifadelerine yer verildi.
25 Aralık 2025 Perşembe - 16:23
Marmaris turizminde yeni dönem başladı
Türkiye turizm sektörünün son yıllardaki en büyük yatırımlarından biri olan ve turizm dönemini 12 aya yayan Kızılbük Thermal Wellness Resort, düzenlenen toplantı ile basın mensuplarına tanıtıldı. Kış ortasında bile yoğun harketliliğin yaşandığı 5 yıldızlı otel konforundaki tesis basın mensuplarından da tam not aldı. Projenin tanıtımını yapıp gazetecilerin sorularını cevaplayan Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, beklentilerin aksine kış sezonunun oldukça hareketli geçtiğini belirterek, "Çok daha sakin bir dönem öngörülürken ciddi bir talep ve dinamizmle karşı karşıyayız. Yaklaşık 500 çalışanımızla hem operasyonel süreci hem de misafir memnuniyetini en üst seviyede tutacak şekilde planlamalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Tesisin ilk kış sezonunu yaşadığını vurgulayan Çelik, Aralık-Şubat döneminde Marmaris’e ilk kez tatil amacıyla gelen çok sayıda yerli misafir bulunduğunu ifade etti. Marmaris’in geçmişte kış tatili destinasyonları arasında yer almadığını hatırlatan Çelik, "Bugün misafirlerimizin Marmaris’ten büyük bir keyif aldığını net şekilde gözlemliyoruz. Aralık ayında denize girildi, termal turizm tarafında ise kaplıca misafirleri artarak gelmeye devam ediyor" diye konuştu. Halihazırda tesiste yaklaşık bin 500’e yakın misafirin bulunduğunu belirten Çelik, konaklamaların genellikle bir hafta ve üzeri sürdüğünü, misafirlerin aile tatili anlayışıyla ve çoğunlukla özel araçlarıyla bölgeye geldiğini söyledi. Bu hareketliliğin Marmaris’in kış turizmi destinasyonu olarak konumlanmasına önemli katkı sağladığını dile getirdi. Sürdürülebilirliğin temel öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Çelik, tesisleri 12 ay boyunca aktif tutacak katma değerli iş modelleri geliştirdiklerini belirtti. Bölgenin termal kaynaklar ve ören yerleri açısından büyük bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Çelik, bu potansiyelin daha planlı ve bütüncül turizm politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Marmaris’in İçmeler bölgesinde geçtiğimiz sezon başında kapılarını açan yaklaşık 30 yıl boyunca metruk bir halde kalan yapı, 465 milyon dolarlık stratejik bir yatırımla dört mevsim açık, termal ve wellness odaklı uluslararası standartlarda bir destinasyona dönüştürülmesi tüm Marmaris’te hareketliliğe neden oldu. "Sosyal ve ekonomik yaşamda gözle görülür bir canlanma yaşandı" Projenin misafirlerini ağırlamaya başlamasından bu yana Marmaris ve çevresinde sosyal ve ekonomik yaşamda belirgin bir hareketlilik yaşandığının altını çizen Mahmut Sefa Çelik "Tesisimiz yılın 12 ayı açık. Bu sayede yerel işletmeler ve restoranlar kış aylarında da aktif olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Hatta geçmişte kışın kapanan işletmelerin yerine artık yeni açılan mekanlar görüyoruz. Artık dünya turizminde yalnızca yaz tatili değil; sağlık turizmi, deneyim odaklı konseptler, sürdürülebilirlik, kongre turizmi ve dört mevsim yaşam anlayışı öne çıkıyor. Marmaris, termal kaynakları, doğal güzellikleri ve destinasyon çeşitliliği ile bu dönüşümün öncü destinasyonlarından biri olma potansiyeline sahip. Geleneksel turizmdeki en büyük zorluk, sezonun sınırlı olmasıydı. Bizim hedefimiz, Kızılbük Thermal Wellness Resort gibi yatırımlarla bu döngüyü kırarak Marmaris’i yılın her döneminde ziyaret edilen, güçlü bir marka destinasyonu haline getirmek ve bölge turizmine sürdürülebilir değer katmak. Bu hedefe de emin adımlarla ilerliyoruz" dedi. Toplantının ardından, 37 bin metrekareyi aşan kıyı şeridi, 1,4 kilometrelik sahil yürüyüş yolu ve plaj alanlarıyla bölgenin en büyük sosyal yaşam alanlarından birini oluşturan Kızılbük Thermal Wellness Resort, gazetecilere tanıtıldı. Tabiatla iç içe tesisi gezip merak ettikleri konular hakkında Sinpaş Holding Kurumsal Iletişim Müdürü Süreyya Erbayrak’tan bilgiler alan gazeteciler bölgeye kattığı değer dolayısıyla teşekkür ettiler.
25 Aralık 2025 Perşembe - 16:21
SPK ile Türkiye Barolar Birliği arasında Finansal Okuryazarlık Anlaşması
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Türkiye Barolar Birliği arasında "Finansal Okuryazarlığın Yaygınlaştırılmasına Yönelik İş Birliği Protokolü" imzalandı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Türkiye Barolar Birliği arasında finansal okuryazarlığın yaygınlaştırılmasına yönelik iş birliği protokolü imza töreni gerçekleştirildi. Yapılan anlaşmayla hukuk alanında okuryazarlığın yaygınlaştırılması hedeflendi. İmza töreninde bir konuşma gerçekleştiren SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül, yalnızca bir iş birliği protokolünü imzalamak için değil; hukuk ile finansın aynı zeminde, aynı hedef doğrultusunda buluştuğu önemli bir iradeyi ortaya koymak için bir arada olduklarını sözlerine ekledi. Gönül, Sermaye Piyasası Kurulu ile Türkiye Barolar Birliği arasında imzalanan protokolü son derece önemli gördüğünü sözlerine ekleyerek, şu ifadelere yer verdi: "Sermaye piyasalarında hukukun ve avukatlık mesleğinin rolü ayrıdır. Avukatlar, bu yönüyle bakıldığında sermaye piyasalarında kritik ve çok önemli bir yere sahiptir. Halka arz süreçlerinden şirket birleşmelerine, şirketlerin yatırım kararlarından yatırımcı uyuşmazlıkları ve kurumsal yönetim uygulamalarına kadar pek çok alanda, hukukçuların katkısı piyasalar açısından önemlidir. Yatırımcı haklarının korunması, sözleşme güvenliğinin sağlanması ve piyasa disiplininin tesisi, büyük ölçüde bu mesleğin bilgi birikimi ve sorumluluk anlayışıyla mümkün olmaktadır." "Avukatların finansal okuryazarlık düzeyinin yükselmesi, yatırımcı haklarının daha etkin şekilde korunmasını beraberinde getirmekte" Sermaye piyasalarının, geçmişe kıyasla çok daha hızlı ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Gönül, "Dijitalleşme, yeni finansal ürünler, farklı yatırım araçları ve sınır aşan işlemler, hukuki değerlendirmeleri de kaçınılmaz olarak derinleştirmektedir. Böyle bir ortamda, avukatların yalnızca mevzuata hâkim olması yeterli değildir. Finansal kavramları anlayan, piyasa işleyişini bilen ve yatırım risklerini doğru okuyabilen bir hukuk yaklaşımı, her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır. Bu noktada finansal okuryazarlık, avukatlar için ilave bir bilgi alanı değil; mesleki pratiğin doğal bir parçası hâline gelmiştir. Avukatların finansal okuryazarlık düzeyinin yükselmesi; müvekkillerin daha doğru yönlendirilmesini, uyuşmazlıkların henüz doğmadan önlenmesini ve yatırımcı haklarının daha etkin şekilde korunmasını beraberinde getirmektedir. Aynı zamanda bu durum, piyasa bozucu eylemlerle mücadelede de güçlü bir hukuki zemin oluşturmaktadır" ifadelerine yer verdi. Gönül, Türkiye Barolar Birliği ile imzalanan protokolün önemine de değinerek, "Bu iş birliğiyle, avukatlarımızın sermaye piyasalarına ilişkin bilgi birikimini güçlendirmeyi, ortak eğitim ve farkındalık çalışmalarını artırmayı ve hukuk ile finans arasında daha sağlam bir etkileşim alanı oluşturmayı hedefliyoruz. Avukatlarımızın finansal okuryazarlık alanındaki donanımının artması, yalnızca mesleki bir kazanım değil; ülkemizin sermaye piyasalarının geleceğine yapılmış önemli bir yatırımdır" diye konuştu. "İş birliği protokolü ile avukatların finansal okuryazarlıkta ciddi bir eğitimden geçmelerini amaçlıyoruz" Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ise, yapılan iş birliği protokolüyle her iki kurulun hem finans dünyası hem hukuk dünyasının bundan sonra daha yoğun şekilde iş birliğiyle çalışmasına dair bir adım attığını dile getirdi. Sağkan, baroların çatı örgütü olan Türkiye Barolar Birliği olarak Türkiye’deki 204 bin avukatı ve yine binlerce stajyer avukatı bünyesinde barındırdığını belirterek, "Bu kapsamda finansal okuryazarlık konusu da avukatların yurttaşlarımızın adalete erişiminde en çok önem verdiği başlıkların içerisinde yer alıyor. Bu anlamda bugün imza altına alacağımız iş birliği protokolü ile avukatların ve stajyer meslektaşlarımızın finansal okuryazarlıkta ciddi bir eğitimden geçmelerini amaçlıyoruz. Bu eğitimin neticesi az önce ifade ettiğim üzere 85 milyon yurttaşımızın adalete erişiminde savunmanın daha etkin bir rol üstlenmesini temel olarak sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
25 Aralık 2025 Perşembe - 16:19
OYAK ve KOOP Market’ten sürdürülebilir iş birliği
Türkiye’de tamamlayıcı mesleki emeklilik sisteminin başarılı örneklerinden OYAK, 5 binin üzerinde satış noktasında hizmet veren KOOP Market ile stratejik bir iş birliği gerçekleştirdi. Bu kapsamda, OYAK üyeleri ve aileleri KOOP Market’ten avantajlı alışveriş yapma imkanına sahip olacak. KOOP Market ve OYAK, OYAK üyeleri ve ailelerine yönelik geniş ölçekli bir tüketici fayda modelini hayata geçirmek üzere stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliğiyle birlikte, OYAK üyelerinin KOOP Market üzerinden yapacakları alışverişlerde uygulanacak özel indirimle, avantajlı koşullardan yararlanması hedefleniyor. Gerçekleştirilen iş birliği protokolü, KOOP Market Genel Müdürü Orhan Kozan ve OYAK Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Çağrı Özer tarafından imzalandı. 500 bin hanenin sofrasına doğrudan dokunan model Söz konusu iş birliği, OYAK bünyesindeki 500 bini aşkın üye ile birinci derece aile yakınları dâhil olmak üzere yaklaşık 1 milyon kişiyi kapsıyor. Amaç, geniş bir kitlenin tüketim ihtiyaçlarına daha uygun koşullarda erişimini kolaylaştırarak hane bütçelerine katkı sağlamak. OYAK üyeleri, iş birliği çerçevesinde OYAK Platform uygulaması üzerinden tanımlanan kod sistemi ile herhangi bir başvuru olmaksızın kendilerine sağlanan özel iskonto çerçevesinde bu avantajdan yararlanabilecekler. Kod, OYAK Platform üzerinden üretilecek ve uygulamadan faydalanmak için ayrıca bir başvuru gerekmeyecek. Erişilebilirlik ve kullanım kolaylığı esas alınarak hayata geçirilen uygulamanın, tarafların ortak değerlendirmeleri doğrultusunda önümüzdeki dönemlerde daha da geliştirilmesi planlanıyor. Aydın: "Toplumsal fayda üreten bir perakende anlayışı" Tarım Kredi Genel Müdürü Hüseyin Aydın, "Tarım Kredi olarak üreticiden tüketiciye uzanan entegre yapımızla, toplumsal faydayı merkeze alan bir perakende anlayışı benimsiyoruz. Tarım Kredi büyük bir ekosistem ve değer üretmeye, oluşan bu değeri iş birliği yaptığımız kurumlarla da paylaşmaya çalışıyoruz. OYAK ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, KOOP Market’in yalnızca bir satış noktası değil; hanelerin bütçesine katkı sağlayan, erişilebilir ve güvenilir bir çözüm ortağı olduğunun göstergesi" dedi. Özer: "Önceliğimiz üyelerimizin ve ailelerinin yaşam kalitesini artırmak" OYAK Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Çağrı Özer ise şunları söyledi: "OYAK olarak üyelerimizin ve ailelerinin yaşam kalitesini artıran, günlük hayatlarına doğrudan dokunan projeleri önceliklendiriyoruz. KOOP Market ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, yalnızca bir avantaj uygulaması değil; geniş bir kitlenin ihtiyaçlarının birçoğuna erişimini kolaylaştıran, sürdürülebilir ve yaygınlaştırılabilir bir model." Ortak hedef: Geniş kitlelere kalıcı fayda OYAK ve KOOP Market bu iş birliğiyle; kurumsal gücü, sosyal sorumluluk bilinciyle birleştirerek, yüz binlerce ailenin günlük yaşamına dokunan kalıcı fayda modelleri üretmeyi hedefliyor. Resmiyet kazanan bu iş birliği, bugün OYAK Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen imza töreni ile kamuoyuna duyuruldu.
25 Aralık 2025 Perşembe - 16:06
Sivas’ın en büyük taş ocağında üretime başlandı
Sivas Belediyesi tarafından yapılan kentin en büyük taş kırma ve eleme tesisi hizmete açıldı. Yaklaşık 100 milyon TL’lik maliyetle inşa edilen tesisin, 10 ayda kurulum maliyetini karşılaması hedefleniyor. Üretken Belediyecilik vizyonu çerçevesinde çalışmalarını sürdüren Sivas Belediyesi, yeni bir tesis daha hizmete açtı. Belediye’nin ihtiyacı olan hammaddeyi temin etmek amacıyla kurulan Tecer Taş Ocağı’nın açılışı gerçekleştirildi. Kentin en büyük Taş Kırma ve Eleme Tesisi olan Tecer Taş Ocağı’nın açılışına Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun ve protokol üyeleri katıldı. "Sivas Belediyesi’ne 250-300 milyon TL civarında kâr sağlayan bir tesis kuruyoruz" Saygı duruşu bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşan Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, "Burası 610 dönümden oluşan bir taş ocağı alanıdır. Tesis 240 dönümü oluşturuyor, geri kalanını da bizim tahsis aldığımız taş ocağı alanı oluşturmakta. Baktığımız zaman bu tesisi açmak için 1 yıldır mücadele veriyoruz. Alanı düzenledik, yollarını açtık, tesisin ihalesini yaptık. Saatte 375 ton taş üreteceğiz. Bu şu demek; Sivas’a senelik 1,5 milyon tonun üzerinde taş üretim ve kırma tesisini kazandırıyoruz. Taş işi yapanlar bilirler 140’lık bir çeneye sahip olan bir taş tesisini kuruyoruz. Bunun dışında 0 milimetreden istediğimiz taş örtüsünde taşı kırabileceğimiz bir tesis. Bunların yanında baktığımız zaman tesisin en önemli özelliklerinden birisi de çevreci olması. Toz ünitelerinden tutun da su sistemlerine kadar Sivas’ın en modern, çevreci tesisini kazandırmış oluyoruz. Bununla birlikte yapmış olduğumuz yatırım yaklaşık 100 milyon TL. Altını özellikle çizmek istiyorum, Sivas Belediyesi olarak şimdiye kadar yollar, altyapı, park ve bahçe alanları oluşturuyoruz ama bu tesisin bir özelliği var. Bu tesis Sivas Belediyesine kar sağlayacaktır. İşhan’daki ocakta bu sene 95 milyon kar elde etmişiz, bu tesisten gelecek seneki hedefimiz 150 milyon sağlamak. Bakın iki taş ocağından 250-300 milyon civarında Sivas Belediyesine kâr sağlayan bir tesis kuruyoruz" dedi. Destici: 100 milyonluk yatırım, 10 ayda kendini amorti edecek Sivas Belediyesi’nin son yapılan kamuoyu araştırmalarında da Türkiye’nin en başarılı ilk 3 belediyesi arasında olduğuna dikkat çeken BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "Ne demiş atalarımız? ’At binenin kılıç kuşananın. Şu anda bizim Belediye Başkanımız atada iyi biliyor, kılıcı da iyi kuşanıyor. Dolayısıyla da böyle bir yiğide, Yiğido’ya destek olmak bizim de, sizin de, hepimizin de boynunun borcudur diyorum. Bakın iş adamları daha iyi bilir. Bir tesis yapıyorsanız, bir yatırım yapıyorsanız, hatta müteahhitler bilebilir. Bir daire yapıyorsanız bunun geliri kaç senede kendisini çıkarıyor ya da amorti ediyor. 10 senede kendini amorti ediyorsa çok iyi derler. Bakın bu tesis ne kadar sürede kendini amorti edecek biliyor musunuz? 100 milyonluk yatırım 10 ayda amorti edecek. 1 yıl bile değil. Çünkü her yıl 250-300 milyonluk dışarıdan bu malzemeyi belediye alıyordu. Bundan sonra bu para belediyenin kasında kalacak ve Sivaslıya yatırım ve sosyal destek olarak verilecek. Onun için bu yatırım çok önemli. Yani üç yüz milyona yakın para bundan sonra belediyenin kasasında kalacak. Sivas şu anda zaten Türkiye’nin yıldızı. Ama biz o yıldızı parlatmaya, büyütmeye devam edeceğiz. Sivas’ın, Sivaslının memnuniyeti bizim için en üst düzeydedir sözlerimin içinde de söyledim. Bizim Sivas’a her daim bir vefa borcumuz var. Biz hizmet etme aşkıyla inşallah yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu. Konuşmaların ardından Kur’an’ı Kerim tilavet edilerek dualar eşliğinde kurdele kesildi. Tecer Taş Ocağı, faaliyete açıldı.
25 Aralık 2025 Perşembe - 15:50
Başkan Gülsoy: "Kayseri’nin üretim gücünü bölgesel bir kalkınma modeline dönüştüreceğiz"
Kayseri Ticaret Odası (KTO) tarafından düzenlenen ‘Türkiye Ekonomisi’nin Nabzı 2025 Analizi ve 2026’ya Bakış’ panelinde konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, "Kayseri’nin üretim gücünü bölgesel bir kalkınma modeline dönüştüreceğiz" dedi. KTO Konferans Salonu’nda düzenlenen panele KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri, sektör temsilcileri ve iş insanları katıldı. Konuşmasında devlete olan güvenlerinin tam olduğunu söyleyen KTO Yönetim Kurulu Başkanı Gülsoy, "Dünya ekonomisinde öngörülebilirliğin azaldığı, jeopolitik risklerin ticareti zorlaştırdığı ve ’korumacı politikaların’ yükseldiği fırtınalı bir 2025 yılını geride bırakıyoruz. Bizler, reel sektörün temsilcileri olarak bu süreçte büyük sınavlar verdik. Ancak biz her zaman şunu söylüyoruz; Bizim devletimize olan güvenimiz tamdır. Enseyi karartmadan; çalışmaya, üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracat yapmaya devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki, iş dünyasının en büyük düşmanı belirsizliktir ve bu belirsizliği aşmanın yolu, doğru bilgiyle strateji geliştirmekten geçer. Peki, 2026’da bizi ne bekliyor? 2026 yılına dair beklentilerimiz net. Biz artık sadece ‘üretmek’ yetmiyor diyoruz. Dünya artık sadece üretmekle kalmıyor, ’akıllı’ üretiyor ve ’dijital’ satıyor." Artık geleneksel yöntemlerle rekabet etme şansımız kalmadı. Yapay zekayı, robotik süreçleri ve e-ticareti artık bir lüks değil, rekabetçiliğimizin can damarı olarak görmeliyiz. Kayseri Ticaret Odası olarak 2026 vizyonumuzu bu yüzden; teknoloji, inovasyon ve Ar-Ge eksenine oturttuk. Bu vizyonla Teknoloji ve İnovasyon Kampüsü Projemizin temellerini atıyoruz. Kayseri TEKMER ile bu dönüşümün öncüsü olmaya kararlıyız" dedi. Gülsoy, Kayseri’ye değer katan her projeye destek vermeye hazır olduklarını söyleyerek; "Şehrimizin ihracatını artırmak adına da çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdürüyoruz. Bu kapsamda da odamızın koordinatörlüğünde yürütülen Üretim ve İhracatta Dönüşüm programımız 2026 yılında çalışmalarımızın merkezinde yer alacak. Bu kapsamda 500’ün üzerinde firmamızı sahada ziyaret ederek; üretim altyapılarından ihracat kabiliyetlerine, kurumsallaşma düzeylerinden insan kaynağı yapılarına, dijital ve yeşil dönüşüm adaptasyonlarından finansmana erişim imkânlarına kadar çok boyutlu analizler gerçekleştireceğiz. Bu saha çalışmalarının çıktısı olarak Kayseri Üretim ve İhracat Stratejik Eylem Planı’nı hazırlayacak; İl İhracatı Geliştirme Üst ve Alt Kurullarımızla birlikte bu planın sahada karşılık bulmasını sağlayacağız. Kayseri’de ve ülkemizde katma değer oluşturacak her projeye, Kayseri’nin en büyük sivil toplum örgütü olarak maddi ve manevi destek vermeyi sürdüreceğiz. Bu kapsamda şehrimizi, hinterlandıyla birlikte ’Orta Anadolu Üretim Havzası’nın merkezi haline getirecek adımları atacak; Kayseri’nin üretim gücünü bölgesel bir kalkınma modeline dönüştüreceğiz. Hükümetimizin enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşunu destekliyoruz ancak iş dünyası olarak beklentimiz de nettir. 2026 yılının, dezenflasyon sürecinin meyvelerini verdiği, öngörülebilirliğin arttığı ve yatırımın önünü açacak finansal kolaylıkların sağlandığı bir yıl olmasını arzuluyoruz" ifadelerini kullandı. Kayseri’nin tarihi hakkında bilgiler veren Gülsoy; "Kayseri; 6 bin yıllık tarihi, 4 bin 500 yıllık ticari geçmişi ve 100 yılı aşkın sanayi tecrübesiyle Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan, tüm kavimlerin dikkatini çekmiş cazibe merkezi olan üstelik Anadolu’nun omurgasını oluşturan İç Anadolu Bölgesi’nin tam ortasındadır. Kayseri, hayırsever ve girişimcilerin bol olduğu kadim bir şehirdir. Bugün de 5 üniversitesi, 4 Organize Sanayi Bölgesi, 1 Serbest Bölgesi, 1 Tarıma Dayalı Sera İhtisas Organize Tarım Bölgesi olan hem üreten hem de ürettikleri ile Türkiye ekonomisine yaklaşık 4 milyar dolar ihracatı, Yaklaşık 1,6 milyar dolar ithalatı ile ciddi katkılar sağlayan modern bir ildir. Bu anlamda Anasının ak sütü gibi cari fazla veren bir şehiriz. Kayseri aynı zamanda ilklerin olduğu bir şehirdir. 819 yıl önce Dünyadaki ilk tıp okulu olan Gevher Nesibe Tıp Medresesi ve Darüşşifası, Anadolu Selçuklu Döneminde şehrimizde kurulmuştur. Anadolu’da tıbbın doğuşu olarak kabul edilmiştir. İlk ticari yazışmaların, senetlerin, aile anayasasının kurumsallaşma ve ortaklık yapısının, ilk kadın girişimcinin olduğu Kültepe-Kaniş Karum’da yapılan kazılarda ortaya çıkan tabletlerle anlaşılmaktadır. Bunu ben değil ilim ve bilim söylüyor. Ayrıca İlk uluslararası fuar Yabanlu Pazarı adı altında bugünkü Pazarören yakınlarında gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet tarihimizde de 1926 yılında da ilk tayyare fabrikası şehrimizde kurulmuştur. Yine 1926’lar da Bünyan ilçemiz de ilk elektrik üretim santrali, 1936’lar da Sümer Bez Fabrikası ve sonrasında da ülkenin önemli ölçüde giyim ihtiyacını karşılayan Dikimevi, Uluslararası uçak bakım ve onarım fabrikası kuran şehre zanattkar kazandıran Hava İkmal Bakım Merkezi ve sonra da yine uluslararası düzeyde tank bakım ve onarım fabrikası Anatamir, 1954’lerde şeker ihtiyacımızı karşılamak için Şeker Fabrikası, 1980’lerde şerefli ordumuzun ihtiyacı olan askeri pil ihtiyacını karşılamak üzere askeri pil sanayi, yani ASPİLSAN’ı kuran bir şehrin tüccarlarıyız. Kısacası, milattan önce 1950-1650 yıllarında Anadolu topraklarına ticaret yapmak için gelen Asurlu tüccarların yerleştiği ve tarihte bilinen çivi tabletlere yazılmış senetlerin kullanıldığı Kaniş Karum Merkezini yurt edinen tüccarlarız. Girişimcilik ve ticaret ruhumuz bizim geçmişten gelen genlerimizde var. Bugün de Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu içerisinde şehrimizden 13 firma, İkinci 500 sanayi kuruluşunda ise 10 firmamız yer alıyor. Türkiye’de ilk 1000 İhracatçı firmalarının içerisinde ise 18 firmamız yer almaktadır. 2 bin 318 ihracatçımızla, dünyanın 183 ülkesine ihracat gerçekleştirmekteyiz. Ayrıca Şehrimiz, turizm açısından da zengin bir hazineye sahiptir. Kayseri’de sadece deniz ve kum yok. Onun dışında tarih, kültür, gastronomi ve kış turizmiyle turizmin her rengine sahibiz" dedi. Gülsoy, Erciyes’in şehrin vitrini olduğunu söyleyerek; "Şehrimizin bu devasa sanayi gücünü, turizmin parlayan yıldızıyla birleştirmek zorundayız. Sanayimiz Kayseri’nin ’kas gücü’ ise, Erciyes de bu şehrin ’vitrini ve ruhudur’. Burada özellikle Erciyes Dağımıza özel bir vurgu yapmak istiyorum. Son günlerde şehrimizin ve ülkemizin ortak bir değeri olan Erciyesimiz hakkında bir takım tartışmalar yaşanıyor. Söz konusu olan, Kayseri’nin sembolü, Türkiye’nin gururu, dünyanın en karizmatik dağı olan Erciyes’tir. Bu kürsüden şunu açıkça ifade ediyorum; Biz, dünyanın en yakışıklı dağına sahibiz. Bir şehirde yaşamak, o şehrin ekmeğini yemek yetmez; özellikle makam ve mevki sahibi olanlar, o şehrin değerlerine her şartta sahip çıkmak zorundadır. Bizler kendi değerimize sahip çıkmaz, ona destek vermezsek; maalesef bazı vizyonsuz açıklamalar gelir, bizim bin bir emekle kurduğumuz ekonomimizi, ticaretimizi ve turizmimizi haksız yere eleştiri konusu yapar. Erciyes’in polemik malzemesi yapılması, sadece bir dağı eleştirmek değildir; Kayseri’nin emeğine, üyelerimizin yatırımına ve ülkemizin turizm kazanımlarına yapılmış büyük bir haksızlıktır. Erciyes sadece bir ‘tatil’ yeri değildir. 2024 yılında 2 milyon 750 bin yerli ve yabancı turisti ağırlayan bu yılda 3 milyon turist ağırlamayı hedefleye bu dağ, ekonomimize can suyu veren devasa bir bacasız fabrikadır. Kayseri ekonomisine de yıllık katkısı bu sene yaklaşık 250 milyon Euro civarında beklenmektedir. Turizmle doğrudan ilgisi olsun ya da olmasın; Erciyes, pastırma-sucuk satan işletmelerimizden otobüsçü esnafımıza, otelde çalışan kardeşimizden dağda satış yapan köylü teyzemize kadar, özellikle dar gelirli vatandaşlarımız için bir ekmek kapısıdır. Bugün Erciyes; teknolojik altyapısı ve güvenli tesisleriyle dünyadaki dev kayak merkezleriyle yarışıyor. Bu yıl, dünyanın en iyi kış turizmi merkezleri arasında ilk 25 içinde yer alan Türkiye’deki tek merkez olması, Erciyes’in hangi seviyeye ulaştığının en net kanıtıdır. Bu başarının arkasında büyük bir emek ve vizyon var. Bu vesileyle, Erciyes’e değer katan Sayın Özhaseki Bakanımızdan Sayın Valimize, Milletvekillerimize, Büyükşehir ve ilçe Belediye Başkanlarımıza ve tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum. Kayseri olarak bu kadar zenginliğimizin içerisinde; 6 bin yıllık ticari hafızamızın simgesi Kültepe Kaniş-Karum’u nasıl savunuyorsak, Erciyesimizi de öyle savunacağız. Bu güzellikleri herkesin görmesini isteyeceğiz. Buradan; oksijeni bol, heybeti yerinde olan Türkiye’nin bu en önemli kış turizm merkezini yerinde görmeye; başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, tüm siyasi partilerimizin liderlerini özellikle davet etmek istiyorum. Gelsinler, bir şehrin yazısının bir dağla nasıl değiştiğini, bu vizyonun Kayseri’yi nereye taşıdığını bizzat müşahede etsinler. Özellikle altını çizmek isterim ki; Erciyes bir polemik sahası değil, bir iftihar vesilesidir. Bizler bu eşsiz dağımızı övmeye, kazanımlarımızı korumaya ve bu eşsiz emaneti tüm dünyaya tanıtmaya azimle devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Gülsoy, terörsüz Türkiye’nin üretimde ve ticarette de istikrarın teminatı olacağını söyleyerek, “Şunu unutmamalıyız ki; ekonomik kalkınmanın, ticaretin ve turizmin en güçlü dayanağı, sarsılmaz bir güven ortamı ve toplumsal huzurdur. Bu noktada; Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu ‘Terörsüz Türkiye’ söylemiyle ülkemizde tam bir huzur ikliminin oluşması en büyük dileğimizdir. Sayın Bahçeli’nin bu kararlı duruşu ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde terörün gölgesinden tamamen arınmış bir Türkiye; sadece güvenliğin değil, aynı zamanda üretimde şahlanışın, ticarette bereketin ve her alanda istikrarın teminatı olacaktır. Şehirlerimizin enerjisini polemiklere değil, üretime ve ihracata yönlendirdiği bu huzur iklimi, inanıyorum ki ülkemizi çok daha aydınlık yarınlara taşıyacaktır” dedi. Başkan Gülsoy’un açılış konuşmasının ardından Türkiye Ekonomisi’nin Nabzı 2025 Analizi ve 2026’ya Bakış paneline geçildi.
25 Aralık 2025 Perşembe - 15:48
ETO Başkanı Çetin, TOBB İklim Değişikliği ve Çevre Kurulu toplantısına katıldı
Edremit Ticaret Odası (ETO) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İklim Değişikliği ve Çevre Kurulu toplantısına katıldı. 24 Aralık 2025 tarihinde düzenlenen toplantıda; iklim değişikliği ve çevre alanında yaşanan sorunlar masaya yatırıldı. Mevcut ihtiyaçlar ile geleceğe yönelik beklentilerin ele alındığı toplantıda, sektörün yol haritası değerlendirildi. Toplantının ardından Kurul Başkanı Fahri Özen, kurul üyeleri ve aynı zamanda TOBB İklim Değişikliği ve Çevre Kurulu Üyesi olan Edremit Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nu makamında ziyaret etti. Ziyarette kurulun çalışmaları hakkında Hisarcıklıoğlu’na bilgi verildi.
25 Aralık 2025 Perşembe - 15:34
Bellona, sürdürülebilirlik raporunu yayınladı
Türkiye’nin lider mobilya markalarından Bellona; 2024 yılına ilişkin Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Rapor; çevresel etkilerin azaltılmasından kaynak verimliliğine, insan odağından kurumsal yönetişime kadar geniş bir çerçevede Bellona’nın sürdürülebilirlik yaklaşımını, öncelik alanlarını ve yıl boyunca hayata geçirilen çalışmalarını şeffaflıkla paylaşıyor. Bellona’nın 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’nda; enerji ve kaynak verimliliği, atık yönetimi ve çevresel etki azaltımı gibi çevresel başlıkların yanı sıra iş sağlığı ve güvenliği, çalışan gelişimi, etik yaklaşım ve kurumsal yönetim uygulamaları gibi sosyal ve yönetişim alanlarına ilişkin çalışmalar da yer alıyor. Rapor ayrıca, markanın sürdürülebilirlik yolculuğunda takip ettiği stratejik öncelikleri ve gelecek dönem odak alanlarını da kapsıyor. Anadolu Güçbirliği Holding Yönetim Kurulu Üyesi & CEO’su Serdar Karavil, "Bellona olarak sürdürülebilirliği yalnızca bir hedef değil; üretimden tedarik zincirine, operasyonlardan mağazacılığa kadar tüm süreçlerimizi dönüştüren stratejik bir yaklaşım olarak görüyoruz. 2024 Sürdürülebilirlik Raporumuz; çevresel sorumluluğumuzu, insan odağımızı ve şeffaf yönetişim anlayışımızı somut çalışmalarımızla ortaya koyuyor. Geleceğin beklentilerine uyum sağlayan, verimliliği artıran ve paydaşlarımız için uzun vadeli değer üreten bir dönüşümü kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. Karavil, sürdürülebilir dönüşümün tüm paydaşlarla birlikte ilerleyen bir süreç olduğuna dikkat çekerek şu mesajı verdi; "Çalışanlarımızdan iş ortaklarımıza, tedarikçilerimizden müşterilerimize kadar tüm paydaşlarımızla birlikte; daha güçlü, daha verimli ve daha sorumlu bir üretim ve hizmet ekosistemi inşa etmeyi önemsiyoruz. Bellona’nın dönüşüm yolculuğunda sürdürülebilirlik, temel pusulamız olmaya devam edecek." Bellona 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, Bellona’nın resmi web sitesi üzerinden erişime açıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder