Son Dakika
|
Van’da sabah saatlerinde 5.2'lik korkutan deprem!
Trump: "(İran’da düşürülen ABD savaş uçağı) Bu bir savaş, savaş halindeyiz"
Bakan Fidan’dan diplomasi trafiği
Mardin’de kaybolan yaşlı kadın ölü bulundu
İzmir’de parkta 2 yaşındaki çocuğa bıçakla saldıran şüpheli tutuklandı
Pakistan'da 6,3 büyüklüğünde deprem
Gaziantep’te 4 yaşındaki Asiye Ateş’e pitbull saldırısı davasında karar
10 yıldır aranan FETÖ üyesi çatı katında yakalandı
Putin'den Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür
Bakan Kurum’dan tarihi kentsel dönüşüm müjdesi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İran’ın İsrail’e gerçekleştirdiği son füze saldırıları, bir binada kısmi yıkıma yol açtı
Esenyurt’ta hamile kadın doğum esnasında hayatını kaybetti, yakınları hastaneyi bastı
Boğaz’da gemi arızası: Trafik çift yönlü askıya alındı
Pakistan'da 6,3 büyüklüğünde deprem
NASA, Artemis II görevinden Dünya’nın yeni fotoğrafını paylaştı
10 yıldır aranan FETÖ üyesi çatı katında yakalandı
SEDAŞ’ın kazdığı çukura belediye aracı düştü
EKONOMİ
Araç sahiplerine kaza sonrası değer kaybı uyarısı: "Telefonla arayanlara itimat etmeyin"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 10:01:27
Trafik kazalarının ardından araçlarda oluşan değer kaybına ilişkin uyarılarda bulunan uzmanlar, sürücülerin süreci bilinçli yönetmesi gerektiğini belirterek, özellikle kazadan sonra telefonla ulaşan kişilere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Her gün binlerce aracın karıştığı kazalardan sonra meydana gelen değer kayıplarının önüne geçmek adına yeni düzenlemelerle birlikte değer kaybı birçok kritere göre belirlenecek. Oto Ekspertiz Uzmanı Şenol Uysal, kazalarının ardından araçlarda oluşan değer kaybına ilişkin uyarılarda bulundu. Uysal, "Araçların karışmış olduğu kazalarda önce trafik raporu tutulur. Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğu trafik bilirkişi raporları hazırlanır. Daha sonra araçların değer kaybını öğrenmek için daha önce araçlarda boya var mı, yok mu, önceden bir hasarı var mıydı, yok muydu gibi noktalara göre değerlendirilir. Mesela boyasız, hatasız, boyasız bir arabada kaza yaptığında iki parçası değiştiğinde, şaselerinde herhangi bir işlem olduğunda, hava yastığının açmış olmasıyla değer kaybının niteliği fiyatı değişir. İki değişenin arabada mesela 1 milyonluk bir araçta, 100 bin ile 150 bin lira değer kaybı olursa hava yastığının açmasında bu değer kaybı 200-250 bine çıkar. Şaselerin de işlem olmasıyla birlikte 300 bini bile bulur. Bu şekilde mesela 300 bin lira zarar ediyorsa, aracını 700 bin liraya satmak zorunda kalır. Ama bu aracı yaptıracak kişi, hava yastığını, şaselerini değişen parçalarını yaptırmak için bir 200 bin liraya kadar harcayabilir. Toplam değer kaybı ise 500 bin lira olacak. Yani 1 milyonluk bir aracı yaklaşık 500 bin liraya düşecek. Küçük bir kazada bile hava yastığını açmasında, şaselerin, airbaglerin işlemli olmasında zarar büyür. Bu zararı sürücülerden sigorta şirketlerinden veya belli yerlerden tahsil edilecek" dedi. "Araç üzerindeki parçalardan parçalar önce mi sonra mı etkilendiğini kontrol edebiliriz" Kazaya karışan aracın daha önceki işlemlerinin ekspertiz tarafından tespit edilebileceğine değinen Şenol Uysal, "Kazaya karışan araç üzerindeki parçalardan parçalar önce mi sonra mı etkilendiğini önce boya olup olmadığını biz o kazalı parçaların üzerinde kontrol edebiliriz. Mesela çamurluk ezildi ama daha önce boyanmış mı, boyanmamış mı, değişmiş mi, değişmemiş mi kontrol edebiliriz. Şasenin kazadan etkilendiğini yeni mi veya daha önce olduğunu da söyleyebiliriz. Bu şekilde durum değer tespiti yapılır. Böylelikle en uygun şekilde işlemler yapılır" şeklinde konuştu. "Tespit edildikten sonra da avukat yoluyla dava açılması lazım" Kaza sonrası dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uysal, "Kazadan sonra bir sürü bilinmeyen kişi, telefonla arıyor kazaya karıştığında ‘biz yardımcı olalım, biz size işte değer kaybınızı alırız’ gibi, kesinlikle onlara itimat etmesinler. Kendi avukatlarıyla görüşsünler. Herhangi bir özel avukatla görüşsünler. Avukat onlara ne yapacağını, ne yapması gerektiğini söyleyecek. Vatandaşın düzgün ekspertizlere gitmesi lazım. O ekspertizlerde aracın önceki durumu ve şu andaki durumunu tespit ettirmeleri lazım. Bunlar tespit edildikten sonra da avukat yoluyla dava açılması lazım bunlara da bu şekilde zararını tazmin edebilir. Yani aracın hasar kaydı oluşuyor, hasar kaydı girilecek, bunlar büyük değer kayıpları. Parça değişimi, şase işlemi, hava yastığındaki patlamalar ve değişimi, arabanın boyasız bir arabanın değişen parçalarının olması bunlar hepsi değer kaybına ekleniyor. Bunlar tek tek takip edilmeli" diye konuştu.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 09:58
Atık deriler yeniden ekonomiye kazandırılıyor
Samsun’da sıfır atık kapsamında, çöpe gitme aşamasındaki deri ürünler değerlendirilerek çanta, giysi ve aksesuara dönüştürülüyor. İlkadım Belediyesi öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Projesi kapsamında, İlkadım Halk Eğitim Merkezi usta öğreticisi Çiğdem Erdoğan, kursiyerleri ile birlikte eskimiş ve atık duruma gelmiş deri ürünlere yeniden değer kazandırıyor. Mont ve giysilerden elde edilen deriler, kurtarılabilecek durumdaysa yeniden giysiye; değilse çanta, kadın aksesuarı ya da süs eşyasına dönüştürülüyor. Deri ile diğer atık malzemelerin birleştirilmesiyle ortaya çıkan ürünler, hem şıklığı hem de kaliteyi yansıtırken israfın da önüne geçiyor. Atık durumdaki deri malzemeleri değerlendirerek yeniden kullanıma sunduklarını belirten Çiğdem Erdoğan, "Ölmeye yüz tutmuş mesleklerden biri olan deri işlemeciliği, ilk çağlardan itibaren hayatımızda var. Sıfır Atık Projesi kapsamında biz de deri alanına katkı sunmak istedik. Kursiyerlerimizle birlikte parça derilerden günlük hayata uygun takılar, tokalar, giysiler, çantalar ve evde kullanılabilecek aksesuarlar ile tablolar ürettik. Deriyi, toz halinden ince ip formuna kadar farklı şekillerde değerlendirebiliyoruz. Dergi sayfalarından yararlanarak kalıplar oluşturduğumuz çantalar yaptık ve bu sayfaları deriyle bütünleştirdik. Eski deri ceketleri değerlendirdik. Kadınların giyim ve aksesuarda önem verdiği deri ürünlerle biz de katkı sunmak istedik" dedi. "Deri nemden etkilenip tamamen dökülmediyse geri dönüştürülebilir" Deri ürünlerin nemden etkilenmediği sürece geri dönüştürülebileceğini vurgulayan Erdoğan, "Geri dönüşümle yaptığımız çantaları daha önce bakanlıklara gönderdik ve çok beğenildi. Millet olarak el işçiliğine önem veriyoruz. Gönderdiğimiz kişilerden de olumlu geri dönüşler aldık. Önceden anneannelerimizin yaptığı ‘kırk yama’, günümüzde patchwork olarak bilinen teknikleri deride de uyguluyoruz. Yakaları çevirerek veya farklı aksesuarlarla değiştirerek yeni ürünler ortaya çıkarabiliyoruz. Mutlaka bir dönüşümü oluyor. Eğer deri nemden etkilenip tamamen dökülmemişse, bunu farklı aksesuarlara ya da tekrar giyilebilir ürünlere dönüştürebiliyoruz" diye konuştu. Atık derilerden üretilen ürünler, vatandaşlar tarafından da ilgi ve beğeniyle karşılanıyor.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 09:39
Adana’da şiddetli yağış şantiyeleri vururken, Bakız İnşaat’ın altyapısının farkı tekrardan dikkat çekti
Adana’da Şubat ayındaki sel felaketinin ardından yeniden etkili olan şiddetli yağış, kent genelinde birçok şantiye ve inşaat alanını olumsuz etkilerken güçlü drenaj sistemleri ve modern altyapı planlaması sayesinde Bakız İnşaat’ın projesinde su birikintisi dahi oluşmadı. Meteoroloji’nin uyarılarının ardından kentte başlayan ve aralıksız devam eden şiddetli yağışın ardından özellikle yeni yapılaşmanın yoğun olduğu Karahan Şambayadı ve Kabasakal bölgelerinde su tahliye sistemlerinin yetersiz kalması nedeniyle şantiye alanlarını ve siteleri su bastı. Birçok noktada araçlar ve malzemeler su altında kalırken, ekipler suyu tahliye etmek için yoğun çaba harcadı. Merkez Çukurova ilçesindeki özellikle yapımı devam eden birçok inşaat alanı ve bitmiş olan sitelerin zemin katlar ve otoparklarını su bastı. Kentte yaşanan bu olumsuz tablo karşısında, merkez Çukurova ilçesi Kabasakal Mahallesi’ndeki Turgay Canver ve Begüm Canver’in sahibi olduğu Bakız İnşaat’ın şantiyesinde ise durumun tamamen farklı olduğu gözlendi. Firma, projelerinde temelden itibaren büyük önem verdiği güçlü drenaj sistemleri ve modern altyapı planlaması sayesinde şiddetli yağıştan hiçbir şekilde etkilenmedi. Şantiyede, su birikintisi dahi oluşmadığı görülürken firma yetkilileri, mühendislik standartlarından ve altyapı kalitesinden taviz vermeden projelerine devam edeceğini belirtti. Öte yandan, firmanın Şubat ayındaki sel felaketi sonrası da şantiyelerinde herhangi bir olumsuzluk olmadığı gözlenmişti.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 09:27
Fahiş fiyat artışı yapan 183 işletmeye 96,6 milyon TL para cezası
Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu tarafından toptancı hallerinde sebze ve meyve toptan ticareti yapan işletmeler ile ulusal zincir marketlerden fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen toplam 183 işletmeye 96,6 milyon TL para cezası uygulanmasına karar verildi. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, 2026 yılının ikinci toplantısını 3 Nisan’da gerçekleştirdi. Toplantıda toptancı hallerinde ve marketlerde sebze ve meyvelere yönelik denetimlere ilişkin tespitler değerlendirildi. Gerçekleştirilen kapsamlı denetimler sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda fahiş fiyat artışı yaptığı belirlenen ulusal zincir marketler ile sebze ve meyve toptan ticaretiyle iştigal eden toplam 183 işletmeyi toplam 96,6 milyon TL tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verildi. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen denetim faaliyetleri kapsamında tüketicilerin korunması ve piyasada adil fiyat oluşumunun sağlanması amacıyla denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceği kaydedildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Nisan 2026 Perşembe- 09:46
Adana şalgamı, karnavalda damakları şenlendiriyor
2
02 Nisan 2026 Perşembe- 17:55
Sinop’ta bahar aylarının lezzeti: Zılbıt pazarlarda ilgi görüyor
3
03 Nisan 2026 Cuma- 09:22
Küresel gübre krizine yerli çözüm: Arz sorunu yok
4
03 Nisan 2026 Cuma- 11:20
Devlet desteği ile kurduğu akıllı ahır projesiyle verimliliği artırdı
5
03 Nisan 2026 Cuma- 11:39
Erzincan’da tulum peyniri üreticileri ortak yol haritasında buluştu
27 Aralık 2025 Cumartesi - 12:39
Yerli muz için güçlü kooperatif mesajı
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) 1 No’lu Meyve ve Sebzelerin İşlenmesi ve Ticareti Meslek Komitesi tarafından düzenlenen ’Muz Üreticileri Sektör Toplantısı’nda, muz sektörünün yaşadığı sorunlar masaya yatırılarak çözüm önerileri ele alındı. Toplantıda, sektörün geleceği için kaliteli üretim, üretimde standartlaşma ve güçlü kooperatifleşme vurgusu öne çıktı. Mersin, Anamur, Alanya ve Adana’dan gelen üreticiler ile sektör temsilcileri, muz üretiminin güçlendirilmesi ve yaşanan sorunların ortak akılla çözülmesi amacıyla MTSO’da bir araya geldi. Verimli geçen toplantının ardından, sektör toplantılarının her ay farklı bir ilçede yapılması kararlaştırıldı. Toplantıya; MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Üyesi Hakan Dönmez, Anamur Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuna, Anamur Ziraat Odası Başkanı Ahmet Şeref Gümüş ile çok sayıda üretici ve sektör temsilcisi katıldı. Üreticiler, özellikle ithal muz baskısı, kalite artışı, finansa erişim ve fiyat rekabeti konularında yaşanan sorunlara dikkat çekti. Sektörün sürdürülebilirliği için acil adımlar atılması gerektiği vurgulanırken, çözümün bireysel değil örgütlü yapı ve ortak hareketle mümkün olacağı ifade edildi. Bu kapsamda, güçlü ve geniş katılımlı kooperatiflerin kurulması çözümün anahtarı olarak gösterildi. "Birlikte olursak üretici güçlenir" İthal muzun kimse tarafından istenmediğini belirten MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, "Birlikte olursak üretici güçlenir, doğru fiyat politikaları belirlenebilir. Bunun için hepimizin aynı dili konuşması gerekiyor" dedi. Anamur TSO Başkanı Mehmet Tuna ise ortak akılla hareket edilmesi halinde sorunlara akılcı çözümler üretilebileceğini ifade ederek, sektör toplantılarının düzenli şekilde devam etmesinin önemine dikkat çekti. Toplantı sonunda, sorunlar çözüme kavuşana kadar aylık sektör toplantılarına devam edilmesi kararı alındı. Toplantıda öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı: "Dövizdeki düşük kur politikası nedeniyle ithal muzla rekabet edilememesi sonucu desteklerin artırılması. Marketlerin yerli muz alımını artırmaya yönelik çalışmalar yapılması. Yerli muz üretiminde standart sağlanarak kalite artışının desteklenmesi. Üretimden markete uzanan süreçte oluşan fire oranlarının azaltılması. Meyve tüketimini artırmaya yönelik kamu spotları hazırlanması. Muz üretiminde kullanılabilecek ruhsatlı ilaç sayısının artırılması. Geniş katılımlı ve güçlü bir kooperatifin kurulması. Muz üretiminde modernizasyon için sübvansiyonlu kredi desteği sağlanması. Üretim maliyetlerini düşürmeye yönelik çalışmalar yapılması."
27 Aralık 2025 Cumartesi - 12:26
Bodrum turizminin geleceğini masaya yatırdılar
Muğla Valisi İdris Akbıyık’ı ziyaret eden TÜRSAB Başkanı Enver Kantarmış ile Bodrum Otelciler Derneği Başkanı Ömer Faruk Dengiz, Bodrum turizmine ilişkin önemli başlıkları ele aldı. Valilik makamında gerçekleşen ziyarette, Bodrum’un turizm vizyonunu güçlendirecek projeler ile kentteki güncel turizm gelişmeleri değerlendirildi. Görüşmede 2026 turizm sezonuna yönelik beklenti ve hedefler masaya yatırılırken, Forum Bodrum’da düzenlenmesi planlanan etkinlikler de gündeme geldi. Ziyarete ilişkin değerlendirmede bulunan TÜRSAB Başkanı Enver Kantarmış, Bodrum’un denizcilik alanındaki mevcut durumu ve sahip olduğu potansiyelin ele alındığını belirterek, kentin marka değerine katkı sunacak çalışmalar hakkında görüş alışverişinde bulunulduğunu ifade etti. Kantarmış, görüşmenin verimli geçtiğini vurgulayarak, Bodrum turizminin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesine yönelik temasların önümüzdeki süreçte de devam edeceğini dile getirdi.
27 Aralık 2025 Cumartesi - 12:11
Mersin’e lojistik merkez kurulması kararı çıktı
Türkiye’nin lojistik başkenti olarak anılan Mersin’de, yıllardır gündemde olan lojistik merkez kurulmasına yönelik önemli bir adım atıldı. Lojistik potansiyeli her geçen gün artan kentte, odak kurul çalışmalarıyla sektör temsilcileri ortak akılla hareket ederek büyümenin planlı şekilde yönetilmesini ve katma değere dönüştürülmesini hedefliyor. Odak Mersin Lojistik Çalışma Kurulu aylık toplantısı, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Atölye1886’da gerçekleştirildi. Toplantı, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır’ın moderatörlüğünde yapıldı. Toplantıya Yönetim Kurulu Üyesi Murat Aktoğ, Meclis Başkan Yardımcısı Ahmet Aktaş’ın yanı sıra Mersin Limanı, Çukurova Havalimanı, Mersin Deniz Ticaret Odası, Mersin Ticaret Borsası temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları katıldı. Toplantının ana gündemini, Mersin’in öncelikli talepleri arasında yer alan lojistik merkez kurulması oluşturdu. Bugüne kadar yürütülen çalışmaların değerlendirildiği toplantıda, gelinen noktada sürecin daha güçlü bir irade ve kararlılıkla sahiplenilmesi gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, güçlü limanı, havalimanı, kara ve demiryolu bağlantılarıyla stratejik bir konuma sahip olan Mersin’de lojistik merkez kurulmasının ertelenemez bir ihtiyaç olduğu konusunda görüş birliğine vardı. Lojistik merkezin hayata geçirilmesiyle birlikte kentin lojistik kapasitesinin artacağı, maliyetlerin düşeceği ve Mersin’in ulusal ve uluslararası rekabette daha güçlü bir konuma ulaşacağı ifade edildi. Toplantı sonunda değerlendirmelerde bulunan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, bakanlık tarafından açıklanan 4 sanayi koridorunun Mersin’de kesiştiğini hatırlatarak, hızlı tren ve güçlü liman bağlantılarının kente büyük avantaj sağladığını söyledi. Çakır, "Biz istesek de istemesek de coğrafi konumu ve gücüyle Mersin lojistikte büyüyecek. Bizim hedefimiz bir araya gelip bu gelişime doğru yönü verebilmek. Bu nedenle kentin tüm dinamiklerinin bir arada bulunması çok önemli. Mersin lojistiğinin 2050-2075 yılını birlikte planlamalı, doğru bir yol haritası oluşturmalıyız" dedi.
27 Aralık 2025 Cumartesi - 11:51
OYAK Çimento, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dahil oldu
OYAK Çimento, Borsa İstanbul (BIST) tarafından oluşturulan ve kurumsal sürdürülebilirlik performansı yüksek şirketlerin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik ve BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi’ne dâhil oldu. TCC Group Holdings’e ait küresel çimento şirketi Cimpor’un Türkiye çimento pazarındaki markası olan Oyak Çimento, sürdürülebilirlik odaklı büyüme stratejisi kapsamında önemli bir başarıya imza attı. Türkiye çimento sektörünün önde gelen şirketlerinden OYAK Çimento, BIST Sürdürülebilirlik Endekslerine girmeye hak kazandı. Borsa İstanbul’da işlem gören ve sürdürülebilirlik performansları üst seviyede olan şirketlerin paylarının yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik Endeksi ve Sürdürülebilirlik 25 Endeksi, şirketlere bu alandaki çalışmalarını göstermek için önemli bir platform sağlarken, ESG kriterleri doğrultusunda yatırım yapan yatırımcılar açısından da güvenilir bir zemin sunuyor. "Uzun vadeli değer oluşturma taahhüdümüzü pekiştiriyoruz" Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan OYAK Çimento Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CIMPOR Global CFO’su Eralp Tunçsoy, bu başarının stratejik bir dönüm noktası olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: "Küresel ölçekte CIMPOR ile birlikte yürüttüğü ortak çalışmaların ve Türkiye çimento sektörüne yön veren yatırımların bir sonucu olarak BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’ne dahil olmamız, OYAK Çimento’nun sadece güçlü finansal performansının değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal sorumluluk alanındaki kararlılığının da somut bir göstergesi. Global çimento devi TCC Group Holding çatısı altında ‘Globalde Lokal Oyuncu’ vizyonumuzla, 2050 Net-Sıfır hedefimize yönelik attığımız yenilikçi adımlar, alternatif yakıt kullanımındaki liderliğimiz ve uluslararası standartlardaki raporlama başarımız, bizi sektörde farklılaştıran temel unsurlar. Bu başarı, tüm paydaşlarımıza olan uzun vadeli değer oluşturma taahhüdümüzü pekiştiriyor. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etme yolculuğumuzda, tüm çalışanlarımızın ve iş ortaklarımızın katkısıyla sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz." Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento CEO’su Murat Sela şunları dile getirdi: "Şirketimizin BIST Sürdürülebilirlik Endekslerine dahil edilmesi, OYAK Çimento olarak yıllardır büyük bir titizlikle yürüttüğümüz sürdürülebilirlik yolculuğumuzun en prestijli onaylarından biri. Çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim alanlarında benimsediğimiz sorumlu iş anlayışımız ve uzun vadeli değer oluşturma hedefimiz doğrultusunda sürdürülebilirlik odağımızı tüm iş süreçlerimizin merkezinde tutmaya devam edeceğiz." Finansal başarının temeli sürdürülebilirlik Ekonomik, çevresel ve sosyal faktörleri kurumsal yönetim ilkeleriyle birleştirerek uzun vadeli değer oluşturma stratejisi ile hareket eden OYAK Çimento, bu kapsamda hayata geçirdiği yenilikçi uygulamalarla sektördeki önemli konumunu güçlendiriyor. Türkiye’de sektörünün ilk Net-Sıfır hedeflerinden birini veren ve doğrulatan grup olarak, Avrupa’daki en agresif azaltım planlarından birini ortaya koyan OYAK Çimento, 2050 karbonsuz bir gelecek hedefine yönelik çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor. Bu vizyon doğrultusunda, şirket son iki yılda küresel çapta yaklaşık 400 milyon euro tutarında sürdürülebilirlik odaklı yatırım yaparak hem çevresel etkiyi azaltmayı hem de uzun vadeli kârlılığı artırmayı hedefliyor. Çevreci yaklaşımlarının somut bir göstergesi olarak, 2024 yılı itibarıyla kullanılan toplam ısıl enerjinin yüzde 28,6’sını alternatif yakıtlardan elde eden şirket, Türkiye ortalamasının iki katından fazlasına karşılık gelen bu oranla sektörün öncüleri arasında konumlanıyor. Ayrıca 2024 yılında Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) çerçevesinde ilk raporlamasını gerçekleştiren şirket, sürdürülebilirlik stratejilerini ve iklim risk yönetimi yaklaşımlarını ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde paylaşıyor.
27 Aralık 2025 Cumartesi - 11:14
Emet Bor İşletme Müdürlüğüne 51 işçi daha alınacak
Eti Maden İşletmeleri Emet Bor İşletme Müdürlüğüne yönelik istihdam çalışmaları devam ediyor. Kısa süre önce 106 işçi alım sonuçlarının açıklanmasının ardından, Emet Bor İşletmesine 51 işçi daha alınacağı bildirildi. 31 Aralık tarihinde ilan edilmesi planlanan alımlar kapsamında, Emet Bor İşletmesine 22’si meslek yüksekokulu, 29’u lise ve dengi okul mezunu olmak üzere toplam 51 işçi istihdam edilecek. Meslek yüksekokulu mezunları arasından, elektrik bölümü 5, kimya bölümü 7, makine bölümü 3, maden bölümü 5, lojistik bölümü 1, harita ve kadastro bölümü 1 kişi alınacak. Lise ve dengi okul mezunları arasından ise, maden bölümü 4, metal bölümü 4, motorlu araçlar bölümü 2, kimya bölümü 4, elektrik-elektronik bölümü 2, makine bölümü 3 kişi ile lise ve dengi mezunu 10 proses işçisi istihdam edilecek. Öte yandan, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki diğer işletmelere de işçi alımı yapılacağı belirtildi. Buna göre Balıkesir’e 57, Bigadiç’e 21, Kırka’ya 56 ve Emet’e 51 olmak üzere toplam 185 işçi alımı gerçekleştirilecek.
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:39
Türkiye’de manda popülasyonu tehdit altında
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bakiye Kılıç Topuz, dünyada manda popülasyonu ve manda sütü üretiminde önemli artışlar yaşanmasına rağmen Türkiye’de tam tersine ciddi bir düşüş olduğunu belirterek, Türkiye’nin dünyada manda popülasyonunun en hızlı azaldığı ülke konumunda olduğunu söyledi. Doç. Dr. Bakiye Kılıç, son 30 yıla ait verileri değerlendirdiklerini ifade ederek, "Dünyada manda popülasyonu yüzde 34 oranında artarken, Türkiye’de bu oran yüzde 53 azalmıştır. Yaptığımız analizler sonucunda manda popülasyonunun ciddi bir tehdit altında olduğunu söyleyebiliriz" dedi. Türkiye’deki manda varlığının önemli bir bölümünün Samsun’da bulunduğuna dikkat çeken Topuz, "Türkiye’de yaklaşık 162 bin manda bulunmaktadır. Bunun 80 bini süt mandasıdır ve toplam hayvan varlığı içinde yüzde 12’lik bir paya sahiptir. Samsun, Türkiye’deki manda popülasyonunun en önemli merkezidir. Samsun’daki manda varlığının yüzde 60’ı Bafra ve 19 Mayıs ilçelerinde yoğunlaşmıştır. Biz de projelerimizi bu popülasyon üzerinden yürütüyoruz" diye konuştu. "Nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz" Türkiye’nin manda sütü üretiminde dünya genelindeki payının oldukça düşük olduğunu vurgulayan Topuz, "Türkiye’nin manda sütü üretimindeki payı yüzde 0,04 seviyesindedir. İtalya ile manda sayımız benzer olmasına rağmen, manda sütü denildiğinde dünyada ilk akla gelen ülke İtalya’dır. Bunun en önemli nedeni dünyaca ünlü mozzarella peynirinin manda sütünden üretilmesidir. Burada nicelikten çok niteliğin ön plana çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Markalaşma sağlanırsa, sayı olarak az olsak bile nitelik açısından ön planda olabiliriz" ifadelerini kullandı. "Manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında" Manda sütünün ekonomik değerine de değinen Doç. Dr. Kılıç Topuz, "Türkiye’de manda sütü üretim değeri sadece çiğ süt olarak 3,4 milyar TL ile 6,5 milyar TL arasında değişmektedir. Bu süt tereyağı, kaymak ve yoğurt gibi işlenmiş ürünlere dönüştürüldüğünde ekonomik değeri 3-4 kat daha artmaktadır. Samsun’da 19 bin 495 manda bulunmakta, bunların 11 bini süt mandasıdır. Samsun’da manda sütü üretiminin ekonomik değeri 475 milyon TL ile 900 milyon TL arasında değişmektedir" şeklinde konuştu. Mandacılığın kârlı bir hayvancılık faaliyeti olduğunun altını çizen Doç. Dr. Topuz, şunları söyledi: "Mandacılıkta maliyetler diğer hayvancılık faaliyetlerine göre çok daha düşüktür. Mandalar hastalıklara karşı daha dirençlidir ve iklim değişikliğine uyum kapasiteleri oldukça yüksektir. İnsan sağlığı açısından da manda sütü sığır sütüne göre daha avantajlıdır. Manda sütünde protein oranı daha yüksek, kolesterol oranı daha düşük ve mineral madde içeriği daha fazladır. Ayrıca manda etinin kalori değeri sığır etine göre daha düşüktür."
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:26
ETO Başkanı Çetin: "Termal otellerde doluluk yüzde 90’a ulaştı"
Edremit Ticaret Odası (ETO) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, yaklaşan yılbaşı tatili öncesi Kuzey Ege’de ki turizm hareketliliğini değerlendirerek, termal otellerde doluluk oranının yüzde 90’lara ulaştığını söyledi. Kuzey Ege’nin incisi Edremit Körfezi’nin misafirlerini beklediğini belirten Ahmet Çetin, bu yıl yılbaşı tatilinin diğer yıllara göre daha uzun olmasının bölgeye olan ilgiyi artırdığını ifade etti. Özellikle termal tesislere yoğun talep olduğunu vurgulayan Başkan Çetin, "Şu anda yüzde 90’lara ulaşan bir doluluk oranımız var. Tabii ki Kazdağları’ndaki butik oteller de misafirlerini bekliyor" dedi. 2025 yılının herkes için yorucu geçtiğini dile getiren Çetin, "Hem bu yorgunluğu atmak hem de yeni yıla daha zinde girmek için termal otellerde tatil yapmak bence kıymetli ve güzel olacaktır. Herkesi Edremit Körfezi’ne ve Kuzey Ege’ye bekliyoruz" diye konuştu.
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:18
OYAK Maden Metalürji şirketlerinde "İş’te Dönüşüm" projesi başladı
OYAK Maden Metalürji şirketleri, 2030 stratejisi doğrultusunda "İş’te Dönüşüm" projesini hayata geçirdi. Yapay zekâ ve dijital teknolojileri iş süreçlerinin merkezine alan proje ile insan, teknoloji ve sürdürülebilir gelecek için yeni bir denge kurulması hedefleniyor. Türkiye demir-çelik sektörünün önde gelen şirketleri Erdemir ve İsdemir’i bünyesinde barındıran OYAK Maden Metalürji, geleceğin dünyasına hazır olma vizyonuyla "İş’te Dönüşüm" projesini hayata geçirdi. Bu kapsamda, Ofis Programlarında Yapay Zekâ Uygulamaları pilot gruplarla başlatıldı ve Gelişmiş Veri Analitiği Programı devreye alındı. Söz konusu vizyon doğrultusunda Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu kurulurken, "Cevher Sensin" adı ile uzun dönem staj programı da başlatıldı. Geleceğe hazır olmak için yalnızca yeni teknolojileri takip etmenin yeterli olmadığını vurgulayan OYAK Genel Müdürü ve Erdemir - İsdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, "Bizim için gerçek dönüşüm, yapay zekâ ve dijital araçları iş süreçlerimizin merkezine entegre ederek hem operasyonel mükemmelliğimizi güçlendirmek hem de sürdürülebilir değer oluşturmak. Bu süreç; çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirmeyi, veriyi stratejik bir kaynak olarak kullanmayı ve karar alma süreçlerimizi daha hızlı, doğru ve etkin hâle getirmeyi kapsıyor" diye konuştu. Sektörde fark oluşturan, güçlü ve sürdürülebilir bir şirket olmayı amaçladıklarını ifade eden Yalçıntaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Yapay zekâ eğitimlerimizin yanı sıra verinin iş süreçlerimize entegrasyonuna yönelik attığımız her adım, geleceğin standartlarını belirleme vizyonumuzun bir parçası. Bu yolculuk, OYAK Maden Metalürji şirketlerinin vizyonunu hayata geçirmek için kritik bir adım. Sürdürülebilirlik, inovasyon ve insan odaklı yaklaşımımızla çelik endüstrisinde liderliği üstleniyor; insan, teknoloji ve gezegen için daha dengeli bir dünya inşa etmeyi hedefliyoruz." Dijitalleşme ve yapay zekâ ile yeni nesil verimlilik Yapılan açıklamaya göre, dijitalleşmeyi stratejik bir dönüşüm olarak konumlandıran şirket, yapay zekâ teknolojilerini insan kaynağının tecrübesiyle harmanlayarak iş süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Bu kapsamda, Ofis Programlarında Yapay Zekâ Uygulamaları pilot gruplarla hayata geçirildi. Robotik süreç otomasyon çözümleriyle, tekrarlanan görevler azaltılarak daha katma değerli işlere odaklanılması sağlanırken; iş süreçlerinde yenilikçilik destekleniyor. Ayrıca manuel işlem sürelerinde ve süreçlerdeki hata oranlarında da iyileşme sağlanıyor. Verinin gücüyle daha akıllı iş modelleri geliştiriliyor Şirketin üretim süreçlerindeki verileri stratejik değere dönüştürmek için Gelişmiş Veri Analitiği Programı da başlatıldı. Program ile çalışanların veri okuma ve analiz yetkinlikleri güçlendirilerek; kalite, verimlilik, enerji ve ham madde harman kullanımında optimizasyon gibi senaryolarla 2030 vizyonu doğrultusunda etkin bir maliyet yönetimi hedefleniyor. Dijital karar alma süreçlerinin yaygınlaştırılması ve sürekli iyileştirme kültürünün analitik yetkinliklerle desteklenmesi, iş süreçlerinde hız, çeviklik ve kalıcı kültürel dönüşüm sağlamasını amaçlıyor. Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu kuruldu Sürdürülebilirliği tüm iş süreçlerine entegre eden şirket, çevresel sorumluluk, sosyal etki ve güçlü yönetişim ilkelerini merkeze alarak paydaşlarına uzun vadeli değer oluşturmak amacıyla Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu kurdu. Şirket içi ve dışı tüm paydaşların beklenti ve gerekliliklerini bütüncül ve koordineli bir şekilde yönetmeyi hedefleyen grupta, şirket çalışanlarının yanı sıra sektör ve akademiden uzman katılımcılar da danışman olarak yer alacak. İş’te Dönüşüm yolculuğunun merkezinde insan yer alıyor OYAK Maden Metalürji şirketleri, uzun vadeli İş’te Dönüşüm yolculuğunun merkezine insanı koyarak insan kaynağına ve genç yeteneklere yatırımı stratejik öncelik olarak konumlandırıyor. Bu anlayış doğrultusunda, sektöre nitelikli gençlerin kazandırılması ve geleceğin profesyonellerinin güçlü bir yetkinlik setine sahip olması hedefleniyor. Bu vizyonun ilk adımı olarak, 4’üncü sınıf üniversite öğrencilerine yönelik "Cevher Sensin" adı ile uzun dönem staj programı hayata geçirildi. Program kapsamında genç yetenekler; satış ve pazarlamadan Ar-Ge’ye, finanstan insan kaynaklarına kadar birçok birimde gerçek iş deneyimi kazanma fırsatı bulacak. Başvurular 12 Ocak 2026 tarihine kadar devam ederken, toplam dört ay sürecek program boyunca deneyimli çalışanlar mentorluk desteği sağlayarak yeni nesil yeteneklerin öğrenme yolculuğunu güçlendirecek. OYAK Maden Metalürji bünyesinde 11 şirket bulunuyor Açıklamaya göre, OYAK’ın Maden Metalürji alanında faaliyet gösteren şirketleri arasında, Erdemir ve İsdemir’in yanı sıra; demir cevheri peletleme tesisine sahip Erdemir Maden, çelik kullanıcılarına ihtiyaçlarına özel ebatlandırma ve hizmetler sunan Erdemir Çelik ve Servis Merkezi, projelendirmeden devreye almaya kadar her aşamada hizmet veren Erdemir Mühendislik, ürettiği elektrik çeliğinin büyük bir bölümünü Avrupa’ya ihraç eden Erdemir Romanya başta olmak üzere 11 şirket yer alıyor.
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:14
Soğuk hava tilkileri Diyadin merkezine indirdi
Ağrı’nın Diyadin ilçesinde aç kalan tilkiler şehir merkezinde görüntülendi. Ağrı’nın Diyadin ilçesinde kar yağışının artması ve havaların iyice soğumasıyla birlikte yaban hayatı da zor günler yaşamaya başladı. Kırsal alanlarda besin kaynaklarının karla kaplanması nedeniyle aç kalan tilkiler, ilçe merkezine kadar indi. Şehir içinde yiyecek aradığı görülen bir tilki, vatandaşların dikkatini çekti. Yaşanan anlar, vatandaşlardan Rohat Polat tarafından cep telefonu kamerasıyla kayıt altına alındı. Görüntülerde tilkinin yerleşim alanlarında temkinli şekilde dolaştığı görüldü. Ortaya çıkan görüntüler, kış şartlarının bölgede hem günlük yaşamı hem de yaban hayatını etkilediğini gözler önüne serdi.
27 Aralık 2025 Cumartesi - 10:08
Plastik atıkları doğaya zarar vermeden dönüştürdüler, ödülü kazandılar
Bursa Kayapa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında plastik atıkları yüksek teknoloji ve yenilikçi yöntemlerle doğaya zarar vermeden dönüştürerek ham madde olarak yeniden üretime kazandıran Türkiye’nin öncü markası Burpol Polimer Plastik, İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) Yeşil Dönüşüm Ödülleri’nde "Sürdürülebilirlik Stratejisi" kategorisinde sektör devlerinin ardından 3.’lük ödülüne layık görüldü. Ülke genelinden sektörünün öncüsü yüzlerce firmanın değerlendirildiği yarışmada dereceye giren Burpol Polimer Plastik, böylece başarısını bir kez daha taçlandırmış oldu. 2025 yılı İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yeşil Dönüşüm Ödülleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank’ın da katılımıyla İstanbul Sanayi Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 1995 yılından bu yana düzenlediği İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri; öne çıkan başarılı ürün ve projeleri ödüllendirerek sanayide yeşil dönüşüm vizyonuna öncülük ediyor. Sürdürülebilir üretim yaklaşımını yaygınlaştırmak adına atılan adımları destekleyen bu prestijli ödül töreninde "Çevre", "Enerji Verimliliği" ve "Sürdürülebilirlik" ana başlıklarında toplam 6 kategoride ülke genelindeki başarılı firmalara ödül veriliyor. Törende bir konuşma yapan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Yeşil Dönüşüm Ödülleri’nin, İSO’nun sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüme verdiği önemin en güçlü sembollerinden biri olduğunu belirterek, "Bu ödüllerle; üretim süreçlerinde olumsuz çevresel etkiyi azaltan, enerji ve kaynak verimliliğini artıran, döngüsel ekonomiye somut katkı sağlayan, yenilikçi ve öncü uygulamaları hayata geçiren firmalarımızı görünür kılıyoruz. Ödüle hak kazanarak sanayimizin geleceğine duyduğumuz güveni pekiştiren ilham verici şirketlerimizi, çevre dostu ürün ve projeleri hayata geçiren, sürdürülebilirliği kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası hâline getiren tüm sanayi kuruluşlarımızı ortaya koydukları değerli çalışmalar için kutluyorum" dedi. "Yeşil dönüşüm geleceğe karşı ortak bir sorumluluktur" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ise, sanayinin rekabet gücünün artık yalnızca üretim kapasitesiyle ölçülmediğini, çevresel performans, karbon ayak izinin azaltılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının küresel değer zincirlerinde kalıcı bir yer edinmenin temel şartı haline geldiğini belirterek, "Bu alanlar bir tercih olmaktan çıkarak açıkça bir zorunluluk haline geldi. Bugün burada yalnızca başarılı projeleri ödüllendirmek için değil, Türkiye sanayisinin geleceğini dönüştüren güçlü bir iradeyi görünür kılmak için bir aradayız. Bugün ödüllendirilen projeler, yeşil dönüşümün sanayide nasıl somutlaştığını açık biçimde ortaya koyuyor. Atık oluşumunu azaltan, döngüsel ekonomi süreçlerini üretime entegre eden, çevresel etkileri azaltan, enerji talebini yöneten ve geri kazanım ilkelerini benimseyen çalışmalar; sanayimizin dönüşüm kapasitesini net biçimde gösteriyor. Yeşil dönüşüm yalnızca bir çevre politikası değil, geleceğe karşı ortak bir sorumluluktur. Bu dönüşümü ancak birlikte hareket ederek, sanayimizi güçlendirerek ve kimseyi geride bırakmadan başarabiliriz. Daha çevreci ve daha rekabetçi bir Türkiye hedefiyle tüm paydaşlarımızla çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu. "Gurur duyuyoruz" "Sürdürülebilirlik Stratejisi" kategorisindeki 3.’lük ödülünü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank ve İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın elinden alan Burpol Polimer Plastik Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Yıldırım, ödüle layık görülmekten gurur duyduklarını belirterek, "Başarımızın, ulusal ölçekte bir kez daha ödüllendirilmesi ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu gösteriyor. Ödülü, Burpol markasının başarı yolculuğunda payı olan tüm çalışma arkadaşlarım adına alıyorum" diye konuştu. Yıldırım, "Sürdürülebilirlik Stratejisi Ödülü, sürdürülebilirlik yönetimi konusundaki uygulamalarının tüm yönetim kademelerinde ele alındığını, sürdürülebilirliğin karar alma süreçlerine etkisinin varlığını, sürdürülebilirlik konusunda politika, hedef ve stratejiler geliştirildiğini ve kurumsal sürdürülebilirlik anlayışının yerleştiğini, firma faaliyetlerinin topluma ve tüm paydaşlarına olumlu katkılar sağlandığını kanıtlayan firmalara veriliyor" dedi. Çağımızın üretim ve tüketim anlayışını belirleyen yeşil dönüşüm anlayışının, iklim krizi, hava kirliliği, doğal kaynakların azalması gibi çevresel problemleri çözmeye yönelik bir strateji olarak ele alındığını, sanayi açısından ise ürün, ham madde ve teknoloji seçimlerinde kapsamlı bir dönüşümün ön plana çıktığı yeni bir düzen kurulduğunu dile getiren İlkay Yıldırım, bu doğrultuda teknoloji odaklı üretimin öneminin artarken küresel anlamda rekabetçi olabilmek için sanayinin daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital olmasının bir gereklilik halini aldığını ifade etti. "Sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya devam" Sürdürülebilir bir dünya için çalışmaya devam edeceklerinin altını çizen Burpol Polimer Plastik Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Yıldırım, "Plastik kirliliğiyle mücadeleye ve sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunmaya ilk günkü heyecanla devam edeceğiz. Küresel bir sorun haline gelen plastik kirliliği sorununu hep birlikte çözebiliriz. Burpol Polimer Plastik olarak daha temiz ve sağlıklı bir dünya için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Burpol Polimer Plastik, 2023 yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin "Türkiye’nin Girişimci Kadın Gücü Yarışması"nda "En Çevre Dostu Kadın Girişimci Ödülü"ne, 2024’te de Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın (PAGÇEV) düzenlediği "Plastik Geri Dönüşüm Ödül Töreni"nde "Yılın Otomotiv, Elektrik veya Elektronik Ürünü-Otomotiv ve Elektrik Ürünlerinde Kullanılan ve Geri Dönüştürülmüş Malzeme İçeren Plastik Parçalar" kategorisinde ödüle layık görülmüştü.
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:50
Altının gram fiyatının artması Trabzon hasırının değerine değer kattı
Dünyaca ünlü coğrafi işaretli Trabzon hasır bileziği, son dönemde gram altının fiyatının tarihinin en yüksek zirvesini görmesiyle birlikte değerine değer kattı. Trabzon Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Ali Yazıcı, altın gramının 6 bin 250 TL seviyesinde işlem gördüğü bu dönemde, bir takım hasır bilezik fiyatının 600 bin TL’den başladığını belirterek, "Özel siparişlere bakıldığında fiyatlar 3 milyon TL’ye, hatta 6 milyon TL’ye kadar çıkabilmektedir. Özellikle 61 sıra, 81 sıra hasır takımlar; gerdanlık, yüzük ve küpeyle birlikte değerlendirildiğinde toplam maliyetin 3 milyon TL ile 6 milyon TL arasında olduğunu ifade edebilirim" dedi. Altın yükseldiğinde alımların arttığını, altın düşmeye başladığında ise satışların daha fazla olduğunu kaydeden Yazıcı, özellikle yılsonlarına doğru, Kasım ve Aralık aylarında altın bozma işlemlerinin arttığını kaydetti. 2025 yılının kuyumcu sektörü için iç piyasada istenildiği gibi geçmediğini dış piyasada ise ihracat rakamlarının 2014’e göre daha iyi olduğunu ifade eden Yazıcı, "2025 yılı, açıkça söylemek gerekirse, iç piyasada 2024 yılına göre biraz daha kötü geçti. Dış piyasaya baktığımızda ise ihracat rakamlarımızın 2024’e kıyasla daha iyi olduğunu, daha olumlu rakamlar ortaya çıktığını söyleyebilirim. Bakanlığın bizlere verdiği bilgilere göre 2024 yılında mücevher ihracatı 7,5 milyar dolar seviyesindeyken, 2025 yılı Ekim ayı itibarıyla bu rakamın 12,5 milyar dolara ulaştığı bilgisi bulunmaktadır. Trabzon hasır bileziği açısından bakıldığında, Trabzon’daki kazaziye ve hasır bilezik ihracatında yüzde 30 payımız olduğu ifade ediliyor. Bu tabloya göre ihracatta bir miktar daha iyi durumdayız; ancak iç piyasada mücevher satışlarında bir nebze zayıflık söz konusu. Buna karşın yatırım amaçlı olarak külçe altın, Cumhuriyet altını ve çeyrek altın satışlarının arttığını, yatırımcıya daha fazla altın satıldığını söyleyebilirim" şeklinde konuştu. Yıl sonlarına doğru altın bozdurma işlemleri artıyor Özellikle yıl sonuna doğru altın bozdurma işlemlerinin arttığına dikkat çeken Yazıcı, "Altın yükseldiğinde alımların arttığını, altın düşmeye başladığında ise satışların daha fazla olduğunu zaman zaman görüyoruz. Özellikle yıl sonlarına doğru, Kasım ve Aralık aylarında altın bozma işlemlerinin arttığını gözlemliyoruz. Bunun nedeni olarak, 2026 yılında vergi usulü ve tapu devri işlemlerinde vergi artışları olacağı beklentisiyle vatandaşların ev ve araba alımı için altın bozdurması gösterilebilir. Alım tarafına bakıldığında ise Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında daha fazla altın alındığını söyleyebilirim. Bu durum, büyük ölçüde vatandaşın ekonomik durumuyla bağlantılıdır" diye konuştu. Yaz sezonu zayıf geçti Bu yıl düğün sezonunun zayıf geçtiğini belirten Yazıcı, "2024 yılının yaz sezonu daha iyiydi. 2025 yılının yaz sezonu ise oldukça zayıf geçti. Ocak ve Şubat aylarında bir miktar hareketlilik olsa da sezonun geneline bakıldığında, özellikle Ağustos ayından sonra ciddi bir düşüş yaşandığını ifade edebilirim. Dolayısıyla 2024 yılı ile 2025 yılı kıyaslandığında yaklaşık yüzde 30’luk bir daralma olduğunu söyleyebilirim" diye konuştu. Trabzon hasırı sektörün göz bebeği Dünyaca üne sahip coğrafi işaretli Trabzon hasırının tarihinin en yüksek fiyatını gördüğünü belirten Yazıcı, "Altının 6 bin 250 TL seviyesinde işlem gördüğü bu dönemde, bir takım hasır bilezik fiyatı 600 bin TL’den başlamaktadır. İnce bir takım bu seviyedeyken, özel siparişlere bakıldığında fiyatlar 3 milyon TL’ye, hatta 6 milyon TL’ye kadar çıkabilmektedir. Özellikle 61 sıra, 81 sıra hasır takımlar; gerdanlık, yüzük ve küpeyle birlikte değerlendirildiğinde toplam maliyetin 3 milyon TL ile 6 milyon TL arasında olduğunu ifade edebilirim. Altının ons fiyatına baktığımızda ise bugün 4 bin 350-4 bin 400 dolar seviyelerinde işlem gördüğünü görüyoruz. Kırk yılı aşkın süredir bu mesleğin içindeyiz ve ilk defa ons fiyatının bu kadar yüksek seviyelere çıktığına şahit oluyoruz. Tarihi bir rekor kırıldığını söyleyebilirim" ifadelerini kullandı. Yeni yıla ilişkin beklentilerini de paylaşan Yazıcı, "İşlerimizin daha iyi olmasını umut ediyoruz. İnşallah dünyada herhangi bir kaos ya da savaş yaşanmaz. Altın piyasasına baktığımızda fiyatların bir miktar daha yukarı gidebileceğini öngörüyoruz; ancak temennimiz, fiyatların aşırı yükselmemesi ve herkesin alım gücünün korunmasıdır. İnşallah 2026 yılının daha iyi olacağına dair umutluyuz. Şu an itibarıyla ev ve araba alımlarının arttığını görüyoruz. Yatırımcıların biriktirdikleri altını, yüksek fiyatlardan bozdurarak bu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla satış yaptıklarını söyleyebilirim. Ocak ayından sonra piyasanın daha durağan bir sürece gireceğini, bu noktadan sonra yeniden altın alımına yöneleceğini düşünüyorum" dedi.
27 Aralık 2025 Cumartesi - 09:37
DİSİDER Başkanı Akbaş: "Özellikle son çeyrekte bazı güzel ve olumlu sinyaller aldık"
Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DİSİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, dünyada da daralan bir ticaret olduğunu belirterek, "Dolayısıyla ülkemiz de bu rüzgârın altında kaldı. Ama ben şuna inanıyorum; bu süreç içerisinde, özellikle son çeyrekte bazı güzel ve olumlu sinyaller aldık. Enflasyonun gerekli şekilde daha düşük seviyelere ilerlemesi, faiz oranlarının Merkez Bankası’nın belirlediği doğrultuda düşmesi bizi ayrıca sevindirdi" dedi. DİSİDER Başkanı Şeyhmus Akbaş, 2025 yılında iş dünyası olarak hedefledikleri olduğunu, hedeflerin yüksek olduğunu söyleyerek, ona yetişemediklerini ama toplumsal sorumluluk bilinciyle ayakta durmak ve üretimi artırabilmek için yine gayretleri olduğunu ifade etti. Çalışmalarının devam ettiğini belirten Akbaş, "Bu konuda sanayicilerimiz ve üreticilerimiz ciddi bir özveriyle gayret gösterdiler. Tabii ki zor bir süreçti. Dünyada da daralan bir ticaret var. Dolayısıyla ülkemiz de bu rüzgârın altında kaldı. Ama ben şuna inanıyorum; bu süreç içerisinde, özellikle son çeyrekte bazı güzel ve olumlu sinyaller aldık. Enflasyonun gerekli şekilde daha düşük seviyelere ilerlemesi, faiz oranlarının Merkez Bankası’nın belirlediği doğrultuda düşmesi bizi ayrıca sevindirdi. Bunun yanında, 2025’te ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle başlayan ve PKK’nın silah bırakıp kendini feshetmesiyle devam eden gelişmeler, iş dünyamız açısından büyük bir fayda sağladı. Ben bunun yansımalarını 2026 yılında çok daha net göreceğimizi düşünüyorum. 2025 yılında genel olarak sanayicilerimizin en fazla zorlandığı konuların başında finansal erişim geldi. Ancak hedefimizi yüksek tutmuştuk. Bu hedefin biraz gerisinde kalmış olsak da umudumuzu kırmadık. Yolumuza devam edeceğiz, üretmeye devam edeceğiz" dedi. 2026’da öncelikle ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin ülkenin gündeminden tamamen çıkmasını istediklerini kaydeden Akbaş, "Hiçbir şekilde artık anılmamasını istiyoruz. Bu çok önemli, önümüzü çok açacaktır. İkinci olarak; yeni teşvikler, yeni imkânlar, özellikle finansal erişim konusunda kolaylıklar sağlanması ve bazı yapılandırmalarla topyekûn bir seferberlik ilan edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ben bu konuda hükümetin 2026 yılında böyle bir seferberlik ilan edeceğine inanıyorum. Biz de bu yönde bir beklenti içerisindeyiz. Ciddi anlamda genç bir nüfusa sahibiz, ciddi anlamda bir beşerî sermayemiz var. Altyapı olarak da güçlüyüz. Sadece biraz daha güçlenmeye ve desteklenmeye ihtiyacımız var. Bu konuda bir beklentimiz var. İnanıyoruz ve bu süreçte destekleneceğimize güveniyoruz. Çünkü ancak bu şekilde yol alabiliriz. Biraz daha gayretimiz olacak, biraz daha çalışmamız olacak. Ama şu bir gerçek ki bizim yeni bir hikâye yazmaya da ihtiyacımız var. O hikâyeyi de hep birlikte yazacağız. Bu zorlu süreçte üretmeye devam eden, emek veren, tüm zorluklara rağmen çalışan bütün üyelerimize, sanayicilerimize ve herkese çok teşekkür ediyorum. 2026 yılının kendilerine mutluluk, bereket, huzur ve barış getirmesini; aileleri ve sevdikleriyle birlikte sağlıklı bir yıl geçirmelerini temenni ediyorum" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder