EKONOMİ
27 Mart 2026 Cuma - 20:59 AJet’in CIP Salonu yenileniyor Türkiye’nin en genç hava yolu şirketi AJet, misafirlerinin seyahat konforunu yükseltmek amacıyla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki CIP Salonu’nu yeniliyor. 3 Nisan itibarıyla başlayacak çalışmaların ardından AJet’in CIP Salonu, yeni konseptiyle 2026 yılında iç hat ve dış hat misafirlerinin kullanımına sunulacak. AJet, misafir konforunu ve ihtiyaçlarını merkeze alan yaklaşımı doğrultusunda daha önce iç hat uçuşları için Türk Hava Yolları’nın hizmet verdiği CIP Salonu’nu baştan sona yenilemek için çalışma başlattı. Yeni konseptte tasarlanacak salon, artık iç hat ve dış hat misafirlerine özel iki ayrı alandan oluşacak. Misafirlere zaman kazandıran hızlı geçiş Yenilenen CIP Salonu’nda misafirlere fast track (hızlı geçiş) imkânı sunulacak. Dış hat uçuşu olan misafirler için pasaport kontrol noktası ve e-pasaport geçiş alanı yer alacak. Dijital dönüşüm odaklı uygulamaların öne çıkacağı salonda kağıtsız yer operasyonları desteklenecek ve check-in işlemleri kiosklar aracılığıyla hızlı ve kolay şekilde gerçekleştirilebilecek. Duty Free alanıyla seyahat öncesi alışveriş ayrıcalığı AJet’in CIP Salonu’nda misafirler, self-servis konseptiyle sunulan yiyecek ve içecek ikramları eşliğinde uçuş saatlerini konforlu bir ortamda bekleyebilecek. Ayrıca salonda yer alacak Duty Free alanı sayesinde misafirler, seyahat öncesinde alışveriş yapma ayrıcalığını da yaşayacak.
27 Mart 2026 Cuma - 18:38 Bakan Kacır: "Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor. Türk üniversiteleri de bu süreçte üzerlerine düşen sorumluluğu başarıyla yerine getirmektedir. Bu sorumluluğun başında şüphesiz beşeri sermayemizi çok iyi yetiştirebilmek, insan kaynağımıza en ileri düzeylerde imkanlar sunabilmek ve dünyayla yarışabilecek bir insan kaynağı oluşturabilmek geliyor" dedi.İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Milli Teknoloji Atölyesi Açılış Töreni gerçekleştirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nde bulunan Turgut Özal Yabancı Diller Yüksekokulu Kongre ve Öğrenci Sosyal Merkezi’nde düzenlenen programa Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve çok sayıda davetli katıldı. Program, açılış töreni ve protokol konuşmalarıyla başladı. Bakan Kacır’ın konuşmasının ardından atölyenin açılışı gerçekleştirildi.Burada bir konuşma yapan Bakan Kacır, Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve üretme kapasitesinin son 23 yılda büyük bir sıçrama yaptığını belirterek, "23 yıl öncesinde Türkiye’de sadece 2 teknopark varken, bugün 114 teknoparktan söz ediyoruz. Sadece 56 teknopark şirketi varken, bugün 12 bin 500’den fazla teknoloji geliştiren teknopark şirketinden söz ediyoruz. Toplam AR-GE harcamalarımızın 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara yükseldiğini; araştırma geliştirmede özel sektörün payının yüzde 25’ler düzeyinden yüzde 65’ler seviyesine çıktığını görüyoruz. Yani Türk özel sektörü, araştırma geliştirme ve katma değerli üretim konusunda muazzam bir kabiliyet kazanmıştır. Bütün bunlar Türk milletinin hep birlikte başardığı işlerdir. Bu sayede ihracatımızı 36 milyar dolardan 273 milyar dolara yükselttik. Sanayi katma değerimizi 41 milyar dolardan 246 milyar dolara çıkardık. İnşallah daha gidecek çok yolumuz var" dedi."Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor"Türkiye’nin özellikle son dönemde bütün dünyanın dikkatle izlediği, dostlarının gıptayla, hasımlarının endişeyle seyrettiği savunma sanayisi başarılarıyla bir öz güven devrimi inşa ettiğini söyleyen Bakan Kacır, "Bugün savunma sanayinde tüm kritik platformlarda kendi kabiliyetlerini ortaya koyabilen, kendi sistemlerini ve çekirdek teknolojilerini geliştirebilen, insansız hava araçları gibi alanlarda dünya lideri olabilmiş bir Türkiye’den söz ediyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci asrına adım attığımız bu dönemde bu başarılar hepimiz için büyük bir iftihar kaynağı, aynı zamanda gelecek için umut kaynağıdır. Türkiye, araştırma, geliştirme, inovasyon yolculuğunu, üniversite-sanayi işbirliğini merkeze alan bir yaklaşımla hayata geçiriyor. Türk üniversiteleri de bu süreçte üzerlerine düşen sorumluluğu başarıyla yerine getirmektedir. Bu sorumluluğun başında şüphesiz beşeri sermayemizi çok iyi yetiştirebilmek, insan kaynağımıza en ileri düzeylerde imkanlar sunabilmek ve dünyayla yarışabilecek bir insan kaynağı oluşturabilmek geliyor" diye konuştu.Bugün Türkiye’nin savunma sanayisinde 4 binden fazla firmada 100 binden fazla çalışanla ortaya koyduğu başarıların Türk üniversitelerinde yetişmiş insan kaynağıyla hayata geçirildiğini belirten Bakan Kacır, "23 yıl önceyle kıyasladığımızda her yıl 6 misline yakın bir bilimsel üretim düzeyinden bahsediyoruz. Hem nicelik hem nitelik yönleriyle Türkiye’nin üniversitelerinin 23 yıl içerisinde bilimsel üretim kapasitesinin çok daha ileri bir düzeye geldiğini büyük bir mutlulukla görüyoruz. Üniversitelerimiz arasında bazılarının sorumluluğu daha fazla. Çünkü onlar tarihimizden taşıdıkları bir misyonu, Türkiye’nin kalkınma yolculuğunda lokomotif olma, öncü olma misyonunu sürdürmek zorundalar" ifadelerini kullandı.
27 Mart 2026 Cuma - 18:04 Yerli ve milli imkanlarla üretilen akıllı su sayaçları tanıtıldı Sivas Belediyesi, yerli imkânlarla ürettiği ve kayıp kaçağı en aza indirmesi planlanan akıllı su sayaçlarını tanıttı. Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, yeni su sayaçlarının 5 bin 500 TL olacağını söyledi. Göreve geldiği günden itibaren su tasarrufu noktasında adımlar atan Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, belediyenin yerli ve milli imkanlarla ürettiği akıllı su sayaçlarını tanıttı. Kayıp kaçak oranını en aza indirecek olan ve vatandaşlara büyük kolaylık sağlaması amacıyla üretilen sayaçların lansman toplantısı yapıldı. Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Belediye Başkanı Adem Uzun, Özbelsan A.Ş. Genel Müdürü Yunus Kantar, farklı şehir ilçelerden katılım sağlayan belediye personelleri ve muhtarlar katıldı. Şehir genelinde su israfına karşı çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Başkan Adem Uzun, "Sivas Belediyesi olarak gerçekten büyük bir gurur yaşıyoruz. Yaklaşık 10 aydır üzerinde titizlikle çalıştığımız akıllı su sayaçları sistemini bugün tanıtmanın gururunu yaşıyoruz. Özellikle şehir dışından birçok belediyemizin, kaymakamlığımızın ve il özel idaremizin gelip bugün burada bizim mutluluğumuza ortak olması çok güzel bir duygu. Biz göreve geldiğimiz ilk günden beri üreten belediyecilik konusunda ne yapabiliriz, hep bunun kaygısı içerisinde olduk. Çok yakın tarihte Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi belediyeler kendi kaynaklarını kendileri oluşturmak zorundadır. Biz de ilk günden itibaren bu düşünceyle hareket ettik. Altyapıya yoğunluk verdik. Seçim zamanında bana şehrin en büyük sorunu nedir diye soruyorlardı, ben de en büyük sorunun su olduğunu söylüyordum. Yüzde 53 kayıp kaçağın olduğu, 2022 sonu itibarıyla 4 Eylül Barajı’nın kuruduğu ve 1 buçuk ay su kesintisi yaşayan bir şehirden bahsediyoruz. Göreve gelir gelmez altyapıya girdik ve şehirde çok büyük bir dönüşüm başlattık. Altyapıyı yapıyoruz ama başka ne yapmak lazım diyerek sayaç konusunu gündemimize aldık. Sağ olsun Özbelsan müdürümüz ekibiyle güzel bir çalışma ortaya koydu. Önce yurt dışı izinleri ve akreditasyon belgeleri alındı, ardından tüm uluslararası belgeler tamamlandı. Daha sonra ilk olarak Eğriköprü Mahallesi’nde pilot uygulamayı başlattık ve sayaçlar tamamen kullanılabilir hale geldi. Bu sayaç bize hassas ölçüm imkânı sağlıyor" şeklinde konuştu. "Akıllı su sayacı 5 bin 500 TL" Su sayaçlarının tamamen yerli ve milli imkânlarla üretildiğini vurgulayan Uzun, "Yerli ve milli bir teknoloji kullandığımızı özellikle belirtmek istiyorum. SCADA sisteminde de yerli ve milli yazılım tercih ettik. Dünyada bu alanda iki büyük lider İngiltere ve İsrail. Savaş ya da kriz durumunda dış müdahale riskini ortadan kaldırmak için Türkiye’nin en iyi firmalarıyla çalıştık. Bu sistemle basıncı uzaktan yönetebiliyoruz, kayıp kaçakları anında görebiliyoruz ve altyapımıza dışarıdan müdahale riskini minimize ediyoruz. Sayaç hava ölçmüyor, bu da doğrudan vatandaşın cebine olumlu yansıyor. Uzaktan erişim imkânı sağlıyor. Daha önce vatandaşlarımız su yüklemek için gece saatlerinde kartla işlem yapmak zorunda kalıyordu. Artık bu dönem bitiyor. Vatandaşlarımız belediyemizin sitesine e-Devlet bilgileriyle girerek, tıpkı motorlu taşıtlar vergisi öder gibi işlem yapacak, tonajını seçecek ve ödeme yaptıktan 10-15 saniye sonra su yüklemesi otomatik olarak sayaca yansıyacak. Bu sistemin Türkiye’de örnek olduğunu düşünüyoruz. Sayaç bedeli normalde 6 bin TL iken, vatandaşlarımıza 5 bin 500 TL’den sunuyoruz" dedi.
Akbank’tan tarımın geleceğine yatırım
11 Ocak 2026 Pazar - 10:53 Akbank’tan tarımın geleceğine yatırım Akbank, 2025 yılı boyunca katıldığı ulusal ve bölgesel fuarlarla tarım bankacılığı çözümlerini KOBİ’ler ile paylaştı. Bu alanda sağladığı finansmanı son bir yılda yaklaşık yüzde 55 artıran ve tarımda nakit akışını güçlendiren banka, yatırım ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım finansmanına uzanan geniş ürün yelpazesiyle üreticilerin yanında yer aldı. Akbank, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlenen ulusal ve bölgesel tarım fuarlarına katılarak tarım bankacılığı çözümlerini KOBİ’ler ile paylaştı. İzmir’den Konya’ya, Gaziantep’ten Bursa’ya uzanan geniş bir coğrafyada üreticilerle bire bir temas kuran banka, tarımın finansmanına güç katarken, sektör paydaşlarıyla iş birliklerine de ivme kattı. Fuar katılımları kapsamında banka; traktör, tarımsal ekipman ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım yatırımlarına, lisanslı depoculuk ve sigorta çözümlerinden modern tarım teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün ve hizmet yelpazesini üreticilerle buluşturdu. Bu temaslarla, çiftçilerin gerçek ihtiyaçlarının yerinde dinlenmesi ve sahaya uygun finansman modellerinin geliştirilmesi hedeflendi. Hedeflerinin tarımın geleceğine yatırım yapmak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, "Banka olarak, tarımın stratejik öneminin bilinciyle çiftçilerimizin emeğini ve üretimini merkeze alan, tarımda uçtan uca her halkasına dokunan finansman modelleri geliştiriyoruz. 2025 boyunca katıldığımız tarım fuarları, üreticilerle bire bir temas kurmamıza, ihtiyaçlarını sahada dinleyerek çözüm üretmemize imkân sağladı. Tarım bankacılığı yaklaşımımızla, çiftçilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunmaya, tarımın geleceğine uzun vadeli değer oluşturacak şekilde yatırım yapmaya devam edeceğiz" dedi. Yapılan açıkşamaya göre banka, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin tarımsal üretim merkezlerinde düzenlenen önemli fuarlarda yer aldı. Yılın ilk döneminde İzmir ve Gaziantep’teki tarım fuarları ile başlayan saha buluşmaları, Konya, Sandıklı ve Yozgat gibi üretimin yoğun olduğu bölgelerde devam etti. Sonbahar döneminde Akşehir, Sivas, Dinar ve Bursa’da düzenlenen tarım fuarlarına katılan banka, yılı Antalya Tarım Fuarı ile tamamladı. Bu geniş coğrafi kapsama sahip fuar takvimi sayesinde Banka, farklı ihtiyaçlara sahip üreticilerle doğrudan temas kurarak tarımın sahadaki dinamiklerini yakından izleme ve çözümlerini yerinde anlatma imkânı buldu. Tarımın finansmanında güçlü büyüme Akbank tarım bankacılığındaki yenilikçi ve kapsayıcı yaklaşımıyla sektörün finansmanında önemli bir rol oynuyor. 2025 yılı sonu itibariyle bankanın toplam tarım kredisi bakiyesi son bir yılda yaklaşık yüzde 55 arttı. Traktör gibi tarımın gelişiminde kritik rol oynayan makinelerin finansmanı toplam bakiyenin yüzde 51’ini oluşturdu. Açıklamaya göre banka, tarım bankacılığı alanında tohumdan gübreye, ilaçtan sulamaya kadar tüm tarımsal girdiler için hasat dönemine kadar geri ödemesiz işletme kredileri sunarken, traktör ve tarımsal ekipman alımlarında 60 aya varan vadelerle finansman sağlıyor. Dokuz farklı traktör markasıyla yapılan anlaşmalar kapsamında bayi destekli ve sıfır faizli seçenekler de üreticilere sunuluyor. Arsa, tarla ve bahçe alımlarında 7 yıla kadar vadeli krediler, sera yapımı ve modernizasyonu için uzun vadeli finansman çözümleri ile sürdürülebilir tarım yatırımları destekleniyor. Bunun yanı sıra, GES yatırımları, tarımsal amaçlı drone alımları, soğuk hava deposu gibi ihtiyaca özel projeler de esnek ödeme planlarıyla finanse edilirken; Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) kredileriyle ürünlerin lisanslı depolarda değerlendirilmesine olanak tanınıyor. TARSİM sigortalarıyla da doğal afet risklerine karşı çiftçilerin ürünleri güvence altına alınıyor. Akbank, tarım sektöründe çevresel, sosyal ve ekonomik dengeyi gözeten yaklaşımıyla üreticilerin sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi ve Türkiye’de tarımın küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.
Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç: "Adana Türkiye’nin ikinci Marmarası olma yolunda"
11 Ocak 2026 Pazar - 10:37 Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç: "Adana Türkiye’nin ikinci Marmarası olma yolunda" Adana Sanayi Odası (ADASO) Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerini kapsayan 2927,50 hektarlık alanın "Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi" olarak ilan edilmesini büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Bu karar, Adana’nın Türkiye’nin ikinci Marmarası olma yolundaki en önemli atılımlardan birisi oldu" dedi. Kıvanç, yaptığı açıklamada, Ceyhan-Yumurtalık hattının bir kimya ve petrokimya üssü haline gelmesi için Adana olarak uzun süredir yoğun bir diplomasi yürüttüklerini belirterek, "Adana olarak, Ceyhan ve Yumurtalık bölgesinin stratejik önemini her platformda dile getirdik. Bugün yayımlanan kararla yaklaşık 2 bin 927,50 hektarlık alanın Kimya Endüstri Bölgesi ilan edilmesi, sadece Adana’nın değil, Türkiye’nin cari açıkla mücadelesinde de kilit rol oynayacaktır" diye konuştu. "Marmara’ya alternatif tek yer Adana" Kimya sektörünün halihazırda Adana’nın ihracat lideri olduğunu ve yeni ilan edilen endüstri bölgesiyle bu liderliğin küresel bir boyuta taşınacağını ifade eden Kıvanç, şunları kaydetti: "Türkiye’nin ve Adana’nın stratejik rotası Ceyhan-Yumurtalık aksıdır. Bu bölge; bünyesinde barındırdığı Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi, SASA Özel Endüstri Bölgesi, Ceyhan OSB ve Adana Yumurtalık Serbest Bölgesi gibi devasa yatırımlarla zaten büyük bir potansiyele sahipti. Bugün resmileşen ’Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’ kararı, bu yapbozun en kritik parçasını tamamlamıştır. Enerji, kimya ve petrokimya yatırımlarının bir bütünlük içinde tamamlanmasıyla bu bölge, Akdeniz çanağının en büyük üretim üssü haline gelecektir. Tüm bu sanayi kümelenmesi, yapımı planlanan Adana Ana Konteyner Limanı ile taçlandığında; Adana, Marmara Bölgesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci büyük üretim ve lojistik merkezi olma hedefine tam anlamıyla ulaşacaktır." Yakın gelecekte Adana, sadece bir sanayi şehri değil, küresel enerji ve kimya koridorunun en güçlü aktörü olarak anılacağını belirten Kıvanç, "Bu stratejik adımı atarak Adana’nın önünü açan başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, süreci büyük bir titizlikle yöneten ve sanayicimizin her daim yanında olan Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza, Valiliğimize, milletvekillerimize ve emeği geçen tüm ilgili bürokratlarımıza Adana iş dünyası adına teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yakın gelecekte Adana, sadece bir sanayi şehri değil, küresel enerji ve kimya koridorunun en güçlü aktörü olarak anılacaktır" dedi.
Türkiye, yat üretiminde dünya sıralamasında üst sıralarda
11 Ocak 2026 Pazar - 09:10 Türkiye, yat üretiminde dünya sıralamasında üst sıralarda Ülkemizde üretilen yatlar dünya sıralamasında üst sıraları zorluyor. Trabzon’un Of ilçesinde inşa edilen 22 metrelik iki yat, tersaneden iki tıra yüklenerek yaklaşık 1 kilometrelik mesafenin ardından Of limanında denize indirildi. Yatlar, İstanbul Boğazı’nda turistik amaçlı hizmet vereceği belirtildi. Yatların tersaneden tırlarla yüklenmesi ve denize indirilme işlemi bir günü bulurken, yaklaşık 1 kilometrelik yolculuğu ise 5 dakika sürdü. Trabzon’un Of ilçesi Kıyıcık mevkiinde, Hayrat yolu üzerinde gemi, tekne ve deniz araçları imalatı yapan Zafer Dinç, bölgenin gemi imalatında köklü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, yaptıkları iki adet yatın İstanbul’da hizmet vereceğini belirtti. Üretimi talep doğrultusunda yaptıklarını vurgulayan Dinç, "Yatları İstanbul’da gezinti teknesi olarak kullanılmak üzere tasarladık ve bu doğrultuda imalatını yaptık. Buradan denize doğrudan bağlantımız olmadığı için tekneleri karayoluyla taşıyıp vinç yardımıyla denize indirdik. Bu bölgenin gemi imalatında köklü bir geçmişi var. Bunu sadece Of için söylemiyorum; bu işin merkezi Sürmene’dir. Bizim de bu alanda tecrübemiz ve işçiliğimiz iyi. Talep doğrultusunda üretim yapıyoruz. Kimi müşteri iç donanımı kendisi yapmak istiyor, kimi müşteri ise anahtar teslimi tercih ediyor" dedi. "Yat yapımı konusunda dünyada üst sıralardayız" Yat işletmecilerinden Gürkan Dayıoğlu yat üretimi bakımından dünyada üst sıralarda yer aldıklarını belirterek, "Yatları sıfırdan yaptırdık. İnce işçiliklerini biz üstlendik, dolayısıyla oldukça emek harcadık. Sonuç çok güzel oldu ve emeğimizin karşılığını aldık. İstanbul Beykoz’dan geliyoruz. Burayı tercih etmemizin nedeni işçiliğin kaliteli olması. Tekneler İstanbul Boğazı’nda turistik amaçlı çalışacak ve turizm sektörüne hizmet edecek. Yat yapımı konusunda dünyada üst sıralardayız. Teknelerimiz 22 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde. Her biri dört kamaralı, çift makineli ve full donanımlı. Teknelerde 50 kişiye kadar misafir ağırlayabiliyoruz. Denize indirme işlemi riskliydi ama biz Karadenizli olarak riski severiz. Çift tırla iki tekneyi peş peşe deniz kenarına getirdik ve vinç yardımıyla denize indirdik. Tırlara yükleme işlemi bir gün sürdü ve oldukça riskliydi. Tersaneden tırlara yükleme ve denize indirme süreci bir gün sürdü. Ortalama bir kilometreyi beş dakikada katettik. Ekip son derece profesyoneldi" diye konuştu. Teknelerin yapımları 1 yıl sürdü Yat işletmecilerinden Sefa Zengin de teknelerin yaklaşık bir yıllık çalışma sonucunda tamamlandığını belirterek, "Teknelerimiz tam donanımlı şekilde yaklaşık bir yıl içerisinde tamamlandı. Trabzon’u tercih etmemizin nedeni ustalarının son derece maharetli olması. İşçiliklerini adeta sanatsal bir şekilde yapıyorlar. Tekne ve yat yapımında Türkiye dünyada beşinci sırada ve gittikçe de yükseliyor. Trabzon’un bu alandaki başarısı gerçekten çok farklı. Genellikle balıkçı tekneleri yapılıyor ancak farklı tekne türleriyle de üretim geniş bir alana yayılıyor. Buradan İstanbul’a gitmemiz hava şartlarına bağlı. Havanın durumuna göre yolculuk 3-4 gün sürüyor" dedi.
2025 yılı üzümlerini 2026’da bitirdi
10 Ocak 2026 Cumartesi - 20:54 2025 yılı üzümlerini 2026’da bitirdi Sarıgöl’de üzüm üreticisi Musa Topdemir, 70 dönüm bağını örtü altında tutarak 2025 yılı üzümlerinin hasadını 2026 yılının ocak ayında tamamladı ve yeni yıla dalında taze üzümle giren ilçedeki tek üretici oldu. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde üzüm üreticisi Musa Topdemir, 2025 yılına ait üzüm ürünlerinin hasadını 2026 yılının ocak ayında tamamlayarak sezonu kapattı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da üzümlerini yeni yılın ilk ayına kadar dalında taze olarak muhafaza eden Topdemir, ilçede bu uygulamayı sürdüren tek üretici olarak biliniyor. Yaklaşık 70 dönüm üzüm bağını örtü altında tutarak üretim yapan Musa Topdemir, üzümlerini doğal şartlarda adeta açık soğuk hava deposu gibi muhafaza ettiklerini belirtti. Son hasadını yaptığı üzümleri Uşak’ın Karahallı ilçesinde satan Topdemir, Crimson cinsi üzümlerinin kilosunu 70 liradan tüketiciye sunduğunu belirtti. Üzümlerin büyük bölümünü İzmir ve Aydın’dan gelen toptancılara sattığını ifade eden Topdemir, bağında az miktarda Sultaniye üzüm kaldığını, bunları da keserek eşine dostuna vereceğini söyledi. Üretici Musa Topdemir, "Üzümler örtü altında dalından kesilerek doğrudan tüketiciye ulaşıyor. Bağ adeta açık bir soğuk hava deposu gibi. Bu sezonu kapattık. İnşallah gelecek yıl da nasip olur, yine yeni yıl üzümleri benden olacak" dedi.
Başkan Dağlı: "Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi, on binlerce kişiye iş imkanı sağlayacak"
10 Ocak 2026 Cumartesi - 16:05 Başkan Dağlı: "Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi, on binlerce kişiye iş imkanı sağlayacak" AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, Ceyhan ve Yumurtalık ilçeleri sınırlarında yer alan bölgede kurulacak ‘Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’ için, "Yatırımlar on binlerce gencimize iş fırsatları sunacak. Katma değeri yüksek üretimin yapılacağı bölgede sağlanacak nitelikli iş gücüyle Adana’nın sosyoekonomik gelişimi hızlanacak" dedi. Adana’da kurulacak ‘Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’ için Ceyhan ve Yumurtalık’taki araziler Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenerek Resmi Gazete’de yayınlandı. AK Parti Adana İl Başkanı Tamer Dağlı, konuyla ilgili açıklama yaparak bölgenin on binlerce kişiye istihdam sağlayacağını bildirdi. "On binlerce gencimize iş fırsatları sunacak" ‘Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi’nin sadece Adana’nın değil, Türkiye’nin ekonomik büyümesine önemli katkı sağlayacağını belirten Başkan Dağlı, "Ülkemiz ekonomisinin en büyük sorunu cari açığın kapatılmasına önemli katkı sağlayacak yatırımlar on binlerce gencimize iş fırsatları sunacak. Katma değeri yüksek üretimin yapılacağı bölgede sağlanacak nitelikli iş gücüyle Adana’nın sosyoekonomik gelişimi hızlanacak. Alınan karar, şehrimiz ve bölgemiz adına son derece stratejik ve tarihi bir adımdır. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza ve katkı sunan tüm kurumlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz" dedi. Bölgenin Türkiye ekonomisine de ciddi katkılar sunacağını belirten Dağlı, daha sonra şunları söyledi: "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği ve vizyoner sanayi politikaları doğrultusunda alınan bu karar, Adana’nın üretim gücünü, istihdam potansiyelini ve küresel rekabet kapasitesini önemli ölçüde artıracaktır. Kimya sanayi başta olmak üzere yüksek katma değerli yatırımların önünü açacak bu endüstri bölgesi, yalnızca Adana’ya değil, Türkiye ekonomisine de uzun vadeli katkılar sunacaktır. Ceyhan Enerji İhtisas Bölgesi ile birlikte değerlendirildiğinde, Adana artık enerji, kimya ve sanayi alanlarında cazibe merkezi şehirlerinden biri haline gelmektedir. AK Parti olarak; üretimi, yatırımı, istihdamı ve kalkınmayı merkeze alan anlayışımızla Adana’nın her alanda büyümesi için kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. Adana’mıza, bölgemize ve ülkemize hayırlı olsun."
DTSO Başkanı Kaya: "Diyarbakır’ın güçlü potansiyelinin barışla taçlandırılması en temel hedefimizdir"
10 Ocak 2026 Cumartesi - 15:27 DTSO Başkanı Kaya: "Diyarbakır’ın güçlü potansiyelinin barışla taçlandırılması en temel hedefimizdir" Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası ve bileşenleri tarafından organize edilen "2025 Ekonomik Değerlendirme ve 2026 Beklentiler" toplantısı gerçekleşti. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’na bağlı faaliyet yürüten Gastro İnovasyon Merkezi gerçekleştirilen kahvaltılı basın toplantısına, DTSO Başkanı Mehmet Kaya, Diyarbakır OSB Başkanı Mustafa Fidan, Karacadağ OSB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Beşir Yılmaz, Diyarbakır İş Konseyi Başkanı Mustafa Vural, DTSO Yüksek İstişare Kurulu Başkan Yardımcısı Burç Baysal, GÜNTİAD Başkanı Sezai Ayas, DTSO İş Kadınları Meclisi Başkanı Filiz Ekingen, TOBB Diyarbakır Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Hatice Akyıl ve GGC Başkanı Felat Bozarslan katıldı. DTSO Başkanı Mehmet Kaya, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlayarak, bu yıl 143. kuruluş yılını kutlayan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın 26 bini aşan üyesiyle kentin en güçlü sivil toplum örgütlerinden biri olduğunu söyledi. Kaya, "Odamız; Diyarbakır’ın ekonomisine, toplumsal yaşamına ve yaşam kalitesinin artmasına katkı sunmayı temel görev kabul etmektedir. Yasayla bize verilen sorumluluklar çerçevesinde; gerektiğinde yapıcı iş birlikleri, gerektiğinde doğru ve ilkeli muhalefet anlayışıyla kamu kurumları, yerel yönetimler, valilik, milletvekilleri ve kamuoyuyla birlikte çalışıyoruz. Temel kuruluş felsefemiz de tam olarak budur" dedi. Diyarbakır’ın 2025 yılı ihracat rakamlarını paylaşan Kaya, "Resmi kayıtlara göre 2024’e kıyasla yaklaşık yüzde 13,5 oranında artışla 275 milyon dolarlık bir ihracat görünmektedir. Ancak bu rakam kentimizin gerçek potansiyelini tam olarak yansıtmamaktadır. Kayıt dışılık ve sistemsel eksiklikler nedeniyle fiili ihracatımızın 1 milyar doların üzerinde olduğunu ifade ediyoruz. Nitekim kentimizde her yıl ortalama bine yakın sanayi sicilli işletme açılmakta veya yenilenmektedir. Bu da güçlü bir imalat altyapısına sahip olduğumuzu göstermektedir" diye konuştu. "Barış sağlanmalı, sınır kapıları açılmalı" Diyarbakır’ın ithalatı düşük, ihracatı yüksek; ithalata dayalı değil, imalata dayalı ihracat yapan bir kent olduğunu belirten Kaya, konuşmasına şöyle devam etti: "İhracatımızın yüzde 50’den fazlası Irak’a, özellikle Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Suriye’ye ihracatımızda 2025 yılında yüzde 99’luk bir artış yaşanmıştır. Suriye’de kalıcı barışın sağlanması ve sınır kapılarının açılması halinde, Türkiye’nin Irak’ta yakaladığı 13 milyar doları aşan ihracat hacmine Suriye’de de kısa sürede ulaşabileceğimize inanıyoruz. Diyarbakır’da beş Organize Sanayi Bölgemiz bulunmaktadır. OSB başkanlarımız birazdan kendi bölgeleriyle ilgili detaylı bilgilendirme yapacaklardır. Ben kısaca şirket verilerine değinmek istiyorum. 2025 yılında ilk kez kapanan şirketlerin, açılan şirketlere oranı yüzde 40 seviyelerine ulaşmıştır. Önceki yıllarda bu oran, şirket dönüşümleri nedeniyle yaklaşık yüzde 20 civarındaydı. Bu durum, yaşadığımız ekonomik krizin derinliğini açıkça göstermektedir. Özellikle tekstil sektöründe, ticarette ve beyaz eşya satıcılarında ciddi kapanmalar yaşanmıştır. Son beş yıldaki konkordato verilerine baktığımızda ise 2025 yılında 9 firmamız konkordato ilan etmiş; bu sayı, önceki beş yılın toplamını aşmıştır. Bunun temel nedenleri; finansmana erişimde yaşanan zorluklar, yüksek faiz oranları ve ekonomik belirsizliklerdir. Enflasyon düşüş eğiliminde olsa da faizlerin aynı hızda düşmemesi, 2026 için endişelerimizi artırmaktadır." Bir diğer önemli sorun da firmalarının merkezlerini batı illerine taşıması olduğuna değinen Kaya, "2025 yılında bu sayı 104 firmaya ulaşmıştır. Bunun iki temel nedeni vardır: Birincisi, Diyarbakır merkezli firmaların finansmana erişimde bankalar nezdinde dezavantajlı konumda olmaları; ikincisi ise bölge firmalarının batıdaki ihalelerde ayrımcılığa uğradıklarını ifade etmeleridir. Sanayi sicili ve kapasite raporu başvurularındaki artış, kentimizin güçlü bir sanayi dinamiğine sahip olduğunu göstermektedir. Tekstil, metal, gıda, mobilya, maden, pamuk, çırçır, yem ve plastik sektörleri öne çıkmakta; bu ürünler Diyarbakır’da üretilerek hem yurt içine hem de yurt dışına ihraç edilmektedir" dedi. Diyarbakır’ın zengin kültürel değerlerinin yanı sıra mutfak lezzetine de dikkat çeken Kaya, "Bugün içinde bulunduğumuz Gastro İnovasyon Merkezi ve Sanayi Mektebi, kentin kültürel ve ekonomik potansiyelini geleceğe taşıma hedefimizin somut örnekleridir. 2025 yılında 100’den fazla kadına burada aşçılık eğitimi verilmiştir. Kahvaltıda ikram edilen ürünler, tamamen Keyma Kadın Kooperatifi tarafından üretilmiştir. Ayrıca 90’a yakın kadının yöresel ürünlerini sattığı ‘Çerçi’ satış merkezimiz de faaliyet göstermektedir. Diyarbakır, coğrafi işaretli ürünler konusunda Türkiye’nin öncü illerinden biridir. Bugüne kadar 16 ürünümüz tescillenmiş, 59 ürünümüz ise tescil sürecindedir" şeklinde konuştu. Türkiye’de yürütülen çözüm sürecinin önemine dikkat çeken Kaya, "Barış ve demokrasi, ekonomik kalkınmanın olmazsa olmazıdır. Kürt sorunu çözülmeden, güvenlikçi politikalar sona ermeden bu bölgede sürdürülebilir bir ekonomik gelişmeden söz etmek mümkün değildir. Geçmiş çözüm sürecinde Diyarbakır’ın ihracatı 400 milyon dolara ulaşmıştı. Bugün hâlâ o seviyeyi yakalayabilmiş değiliz. Aynı şekilde Türkiye, 2014 yılında Irak’ın en büyük ticaret ortağıyken bugün üçüncü sıraya düşmüştür. Güvenlik merkezli politikalarla pazar kaybediyoruz. Suriye’de çoğulcu, barışçıl bir yönetimin oluşması; Nusaybin ve Ceylanpınar sınır kapılarının açılması hem bölge hem Türkiye ekonomisi için büyük bir fırsattır. Ayrıca Diyarbakır Havalimanı’ndaki uçuş sorunları, sisli havalarda iniş sistemlerinin yetersizliği kentimize yakışmamaktadır. Ulaştırma Bakanlığı’nı bu sorunu acilen çözmeye davet ediyoruz. 2026 hedeflerimiz arasında; Karacadağ’da GES Endüstri Bölgesi kurulması, lisanslı depoculuğun hayata geçirilmesi, küçük sanayi sitelerinin kent dışına taşınması, lojistik merkezinin tamamlanması, hızlı tren ve otoyol projelerinin hızlandırılması yer almaktadır" ifadelerini kullandı. Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Mustafa Fidan ise 370 fabrikanın üretim yaptığı OSB’de 23 bin kişinin istihdam edildiğini söyledi. OSB’nin artık yalnızca Diyarbakır’ın değil, bölgenin ekonomik kalkınmasında lokomotif rol üstlenen güçlü bir sanayi merkezi olduğunu belirten Fidan, "5. Etap’ta bulunan 188 parsel için 250 firmadan başvuru aldık. Bu rakam, yatırımcıların Diyarbakır’a ve OSB’mize duyduğu güvenin açık bir göstergesidir. Sanayiciye özel bir banka yapısının oluşturulması, sanayiye özgü, uzun vadeli ve uygun faizli kredi paketlerinin hayata geçirilmesi bir tercih değil, açık bir zorunluluktur. Ülkemizde ve bölgemizde kalıcı barış ortamının güçlenmesi ise yatırım iştahını artıracak, üretimin önünü açacak ve sanayinin daha sağlam temeller üzerinde büyümesini sağlayacaktır. Barış, istikrar ve güven ortamı; sanayi yatırımlarının en güçlü teminatıdır" dedi.
Enerji verimliliği ve yeşil lojistik Mersin’de ele alındı
10 Ocak 2026 Cumartesi - 13:42 Enerji verimliliği ve yeşil lojistik Mersin’de ele alındı Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) tarafından düzenlenen Enerji Verimliliği ve Yeşil Lojistik Konferansı, sektör temsilcileri, akademisyenler ve uzmanları bir araya getirdi. Konferansta Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasının (SKDM) lojistik sektörü üzerindeki etkileri ele alınırken, yeşil dönüşüme uyum sağlayamayan firmaların küresel rekabette ciddi risklerle karşı karşıya kalacağı vurgulandı. Mercan 100. Yıl İklim ve Çevre Bilim Merkezinde gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmasını yapan MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik, enerji verimliliğinin artık yalnızca çevresel bir hassasiyet değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk haline geldiğini söyledi. Gedik, "Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemeleriyle birlikte, enerji maliyetlerini ve karbon yükümlülüklerini doğru yönetemeyen firmalar küresel pazarda oyun dışı kalma riskiyle karşı karşıya. Odamız, üyelerimizin bu sürece adaptasyonu için çalışmalarını sürdürecektir" dedi. Enerji yönetilebilir bir kaynak Konferansta teknik ve akademik değerlendirmelerde bulunan Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya, lojistik sektöründe işçilikten sonra en büyük gider kaleminin enerji olduğuna dikkat çekti. Enerjinin kontrol edilemeyen bir gider değil, doğru yöntemlerle yönetilebilir bir kaynak olduğunu belirten Alkaya, tasarruf ile verimlilik arasındaki farkı şu sözlerle açıkladı: "Tasarruf, faaliyetleri kısıtlayarak tüketimi azaltmaktır. Verimlilik ise teknolojiyi kullanarak performanstan ödün vermeden aynı işi daha az enerjiyle yapmaktır." Alkaya ayrıca şirketler için enerji verimliliği konusunda izlenmesi gereken yol haritasına ilişkin bilgiler paylaştı. Yeşil Lojistik Belgesi ticari gereklilik Etkinlikte ATAKO Genel Müdür Yardımcısı Ergin Diken ile Bilgi İşlem Müdürü Cem İvegen, sahadaki uygulamalara dair tecrübelerini ve Yeşil Lojistik Belgesi alma sürecini anlattı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından verilen belgenin artık bir prestij unsurundan öte, ticari bir gereklilik haline geldiğini belirten yetkililer; belge sahibi olmanın yeşil kredi imkanlarıyla daha düşük faiz oranlarına erişim, küresel ihalelerde ’tercih edilen stratejik partner’ konumu ve çevre dostu çözüm ortağı algısı sağladığını ifade etti. Lojistikte yeni paradigma Enerji yönetim sistemi uzmanı Umut Oğur ise lojistik sektöründe maliyet ve hız odaklı yaklaşımın yerini; şoklara dirençli, karbon emisyonlarını dikkate alan ve döngüsel ekonomi temelli ’dayanıklılık ve verimlilik’ anlayışının aldığını söyledi. Oğur, gelecekte senkronize çok modlu taşımacılık ve federated data spaces sistemlerinin sektörün yeni rotasını belirleyeceğini kaydetti. Hukuki boyut vurgusu Konferansın hukuki çerçevesine ilişkin sunumu Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Özge Demirdelen yaptı. Demirdelen, sürdürülebilirlik ve yeşil stratejilerin hukuki altyapısının büyük önem taşıdığını belirterek, yeşil dönüşüm çalışmalarının belgelerle, ölçülebilir ve raporlanabilir şekilde ispat edilmesi gerektiğini vurguladı.
Malatya tapu müdürlüklerinde verimlilik ve performans artışı için eğitim projesi
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:58 Malatya tapu müdürlüklerinde verimlilik ve performans artışı için eğitim projesi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda faaliyetlerini sürdüren Fırat Kalkınma Ajansı (FKA), bölgedeki kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve üniversitelerle geliştirdiği iş birlikleriyle yerel kalkınmayı desteklemeye devam ediyor. Bu kapsamda, Ajans tarafından yürütülen 2025 Yılı Yönetim Danışmanlığı Teknik Destek Programı çerçevesinde destek almaya hak kazanan Malatya Tapu Müdürlüğünün "Tapu Müdürlüklerinde Verimlilik ve Performans Artırıcı Uygulamalar" projesinin açılış programı gerçekleştirildi. Açılış programına Malatya Vali Yardımcısı Osman Kural, Battalgazi Kaymakamı Erkan Savar, Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, Battalgazi Tapu Müdürü Levent Pamukçu, Yeşilyurt Tapu Müdürü Hakan Küçük, ve Malatya Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü İsa Telimen, ile ilgili kurum temsilcileri, eğitmenler ve kurum personelleri katılım sağladı. Programda, projenin amacı, kapsamı ve uygulanacak eğitim süreci hakkında katılımcılara bilgi verildi. Proje kapsamında düzenlenecek eğitim faaliyetleri ile toplam 100 personelin; kurumsal aidiyet ve motivasyon, stres yönetimi, kriz ve çatışma yönetimi, zaman yönetimi ile zor insanlarla etkili iletişim ve ikna becerileri konularında bilgi ve farkındalıklarının artırılması hedefleniyor. Eğitimler, katılımcıların çalışma şartlarını ve kurumsal ihtiyaçları dikkate alınarak yüz yüze ve yerinde gerçekleştirilecek ve uygulama temelli modellerle desteklenecek. Beş iş günü ve toplam 30 ders saatinden oluşan eğitim sürecinde katılımcıların gelişimleri ölçme ve değerlendirme araçlarıyla takip edilecek eğitim öncesi ve sonrası uygulamalarla kazanımlar analiz edilecek. Eğitim sürecinin sonunda hazırlanacak değerlendirme raporu Malatya Tapu Müdürlüğü’ne sunulacak. Açılış programında konuşan Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mehmet Şirin Budancamanak, "Kamu kurumlarımızın hizmet kalitesini artırmanın yolu, güçlü bir kurumsal yapı ve nitelikli insan kaynağından geçmektedir. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu proje ile Battalgazi ve Yeşilyurt Tapu Müdürlüklerimizde görev yapan personelin hem mesleki hem de kişisel yetkinliklerinin geliştirilmesini amaçlıyoruz. Eğitim süreci sonunda elde edilecek kazanımların, vatandaşlarımıza sunulan tapu hizmetlerine doğrudan olumlu yansıyacağına inanıyoruz. Ajans olarak, bölgemizde kamu kurumlarının kapasitesini güçlendirmeye yönelik desteklerimizi sürdüreceğiz" dedi. Gerçekleştirilecek proje ile Malatya Tapu Müdürlüğü personelinin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi, hizmet süreçlerinde verimlilik ve performansın artırılması ve kamu hizmetlerinin daha etkin, hızlı ve kaliteli sunulmasına katkı sağlanması hedefleniyor.
Eskişehir’in vergi karnesi belli oldu
10 Ocak 2026 Cumartesi - 12:48 Eskişehir’in vergi karnesi belli oldu Eskişehir Defterdarlığı 2025 yılı faaliyet verilerini paylaştı; kentte vergi tahsilatı bir önceki yıla oranla yüzde 57,15 artarken, aktif mükellef sayısı 95 bin 435’e yükseldi. Eskişehir Valiliği, Defterdarlık tarafından yürütülen 2025 yılı vergilendirme, tahsilat ve denetim faaliyetlerine ilişkin tüm verileri kamuoyuyla paylaştı. Raporda, kentteki vergi gelirlerinin ve mükellef uyumunun geçtiğimiz yıla göre artış gerçekleştiği görüldü. 2024 yılında 29 milyar 178 milyon 211 bin 537 TL olan vergi tahakkuku, 2025 yılında yüzde 53,25’lik bir artışla 44 milyar 716 milyon 842 bin 650 TL’ye yükselirken; vergi tahsilatı ise yüzde 57,15 oranında bir artışla 37 milyar 266 milyon 14 bin 71 TL olarak gerçekleşti. 2025 yılı itibarıyla kentte tahakkuk eden vergilerin yüzde 83,34’ünün tahsil edildiği bildirildi. Matrah beyanında yüzde 107’lik artış gerçekleşti Gelir Vergisi kaleminde paylaşılan verilerde, 2025 yılında mükellefler tarafından 71 bin 998 beyanname verildiği ve toplam 13 milyar 610 milyon 814 bin 385 TL matrah beyan edildiği kaydedildi. Bir önceki yılla kıyaslandığında beyanname sayısında yüzde 12’lik bir artış yaşanırken, beyan edilen matrah tutarındaki yüzde 107’lik artış gerçekleştiği görüldü. Aktif mükellef dağılımı ve artış oranları açıklandı Kentteki faal mükellef sayısı 2024 yılında 89 bin 522 iken, 2025 yılında yüzde 6,6 oranında artışla toplam 95 bin 435’e ulaştı. Kentte 50 bin 616 Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ), 43 bin 987 Gelir Stopaj Vergisi, 39 bin 419 Katma Değer Vergisi (KDV), 31 bin 252 Gelir Vergisi, 9 bin 298 Kurumlar Vergisi ve 4 bin 269 Basit Usul mükellefi kayıtlara geçti. Vergi türleri bazında en yüksek artış oranı yüzde 20 ile GMSİ kategorisinde yaşanırken, toplamda Gelir Vergisi mükellef sayısında yüzde 5, Kurumlar Vergisi mükellef sayısında ise yüzde 4 oranında artış sağlandı. 26 binden fazla mükellefe denetim gerçekleştirildi Eskişehir Defterdarlığı, 2025 yılında 87 personelin katılımıyla yıl içerisinde 26 bin 282 mükellef nezdinde denetim gerçekleştirilerek, 2024 yılına göre denetim sayısında yüzde 65’lik bir artış sağlandı. Yapılan incelemeler sonucunda 64 yeni mükellefiyet tesis edilirken, 139 milyon 122 bin 626 TL vergi cezası uygulandı. Ayrıca bin 596 mükellefte toplam 282 bin 741 bandrollü ürün denetimi gerçekleştirildi. VİMER ve CİMER üzerinden alınan bin 185 başvurunun yanı sıra, iletilen 2 bin 185 ihbarın bin 668’i değerlendirildi. 2025 yılı içinde incelemeye alınan 97 mükellef hakkında düzenlenen 182 rapor sonucunda ise 162 milyon 760 bin 332 TL matrah farkı tespit edilerek 57 milyon 999 bin 78 TL ceza önerisi sunuldu.