EKONOMİ
05 Mart 2026 Perşembe - 17:48 Başkan Günel: ’Amacımız yeni bir başlangıcın kapısını aralamak’ Başkan Ömer Günel, ITB Berlin Fuarı’na katılmak için gittiği Almanya’da, Türk-Alman İş İnsanları Birliği’ni ziyaret etti. Birlik üyelerine Kuşadası’nın sahip olduğu turizm potansiyeli hakkında bilgi veren Başkan Ömer Günel, "Aydın bugüne kadar tarım kenti olarak görüldüğü için buna göre organize edilmiş. Ancak bize göre Aydın turizmin, gastronominin ve sanayinin de lokomotifi olacak kapasiteye sahip. Bu nedenle bizim amacımız yeni bir başlangıcın kapısını aralamak" dedi. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Berlin’de Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyeleriyle bir araya geldi. Başkan Ömer Günel’in ziyaretine Belediye Başkan Yardımcısı Seyfi Seyhan Suvari ile Belediye Meclis Üyeleri de katıldı. Başkan Ömer Günel ziyaretinde Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyelerine Kuşadası’nın sahip olduğu doğal ve tarihi güzelliklerinden bahsetti. Toplantıda Kuşadası’nın yılın dört mevsimine yayılan turizm ile konaklama imkanlarını da anlatan Başkan Ömer Günel’i Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyeleri ilgi ve dikkatle dinledi. Aydın’ın bugüne kadar sadece tarım kenti olarak görüldüğüne dikkat çeken Başkan Ömer Günel, "Bize göre Aydın aynı zamanda turizm, gastronomi ve sanayi kenti. Çünkü dünyanın en önemli 3 kruvaziyer limanından bir tanesi Kuşadası’nda bulunuyor. İlçemize gelen kruvaziyer yolcusu sayısına baktığımızda son 3 yıldır kendi rekorumuzu egale ediyoruz. Geçen yıl 1 milyon kruvaziyer yolcusu ağırladık. Bu yıl sayının çok daha fazla olmasını bekliyoruz. Ben Kuşadası, Didim ve Selçuk’un turizm alanında iş birliği içerisinde olmasını çok önemsiyorum. Çünkü ortak turizm değerlerini paylaşıyoruz. Bizim amacımız Aydın için yeni bir başlangıcın kapısını aralamak" diye konuştu.
05 Mart 2026 Perşembe - 17:16 Aydın’da ticari taksi şoförlerinden zam çağrısı Aydın’da faaliyet gösteren ticari taksi şoförleri, artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandıklarını belirterek yetkililerin tarifeye düzenleme yapılmasını beklediklerini ifade ettiier. Özellikle akaryakıt, sigorta ve araç bakım giderlerindeki artışın kendilerini ciddi şekilde etkilediğini dile getiren taksiciler, mevcut tarifeyle hizmet vermenin her geçen gün daha da zorlaştığını söyledi. Mevcut ücretlere yüzde 50 zam, indi-bindi ücretinin ise 220 TL olarak belirlenmesini talep eden taksiciler taleplerinin karşılık bulmaması halinde kontak kapatma noktasına gelebileceklerini belirtti. Taksici esnafı, hem ekonomik şartların hem de mesleğin sürdürülebilirliği açısından yeni bir düzenleme yapılmasını istedi. Otogar Taksi Durak Başkanı Cengiz Yoltay meslektaşları adına yaptığı açıklamada, "Biz taksiciler olarak bugüne kadar oda başkanımızın gayretleri ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun destekleri ile çalıştık. Ancak bugüne kadar aldığımız zamlar ülkemizin içerisinde bulunduğu durumda çok yetersiz kaldı. Geçen hafta oda toplantımızda indi-bindi tarifesinde 220 TL olarak belirttiğimiz zammı alamadık. Yakıt zamlarına yetişemez olduk. Bunun yanında devletin bize yazar kasa post uygulaması getirmesi ile Aydın’da taksi hizmeti vermemiz çok zorlaşıyor. Biz normal vatandaşların yaptırdığı trafik sigortasını biz çok daha fazlaya yaptırıyoruz. Çalışan sigortalı arkadaşlarımızın sigortalarını ödemekte zorlanıyoruz. Ayrıca TÜVTÜRK’ün bizlerin her yıl yaptırdığımız araç muayenelerinde bizlere uyguladığı yüksek miktardaki fiyatlar belimizi büküyor. Tüm bunların yanında bir de sanayi kısmı var. Yedek parça fiyatları da her geçen gün artıyor. Tüm bunların yanında trafik cezaları da çok arttı. Karşılaştığımız cezalar da çok yüksek. Kısacası biz taksiciler olarak zorluk çekiyoruz. Gündemdeki savaş durumu olmadan biz zam talebimizi dile getirmiştik. Halen daha sonuç alamadık. Yavaş yavaş kontak kapatma durumuna geliyoruz. Ayrıca Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’ndan Didim ve Kuşadası’nda yapılan duraklar gibi Efeler’de de kente yakışır taksi durakları yapılmasını talep ediyoruz" dedi. "Taksiciyi yok sayan bir anlayış var" Can Taksi Durak Başkanı Mustafa Öney, "Aydın Şoförler Odası Başkanı Semih Özmeriç geçen hafta düzenlenen toplantıda bizler için yüzde 50 zam istedi. Zam yazımızı belediyeye yazdı. Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muhammed Ali Künkcü ise yeni seçime gireceği için kendince bir şov yaptı. Taksici esnafının 15 yıldır hiç bir derdi dinlenmediği gibi iletilen sorunları da çözülmüyor. Berberler, tamirciler ve diğer meslek gruplarının talep ettiği fiyat tarifeleri hemen imzalanırken taksici esnafının talepleri maalesef gözardı ediliyor" diye konuştu. "Yüzde 50 zam istiyoruz" Merkez Taksi Durak Başkanı Halil Civan ise "Biz aynen Semih başkanımızın talep ettiği yüzde 50 zam ve indi-bindi 220 TL ücretlerini kesintisizi olarak almak istiyoruz. Bu zammı alabilirsek biraz rahatlarız. Yoksa çok zor durumda kalıyoruz" dedi. "Giderler aynı ama tarifeler düşük" Taksiciler ise artan maliyetlere dikkat çekerek, "Her şeyin fiyatı çok yükseldi. Şu anda bizler para kazanamıyoruz. Zaten enflasyon karşısında bu zam da eriyip gidecektir. Diğer illerde bu zam fiyatları her zaman Aydın’dan daha önce uygulandı. İstanbul bizden önce 2 zam aldı. 2 sene önce biz de İstanbul’dan tam 1,5 yıl geç zam almıştık. Giderlerimiz artıyor, gelirlerimiz düşüyhor" diye konuştu.
SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım: "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değerlere ulaştırıyoruz"
27 Şubat 2026 Cuma - 13:39 SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım: "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değerlere ulaştırıyoruz" Saytek Medikal ve Plastik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi (SAYTEK) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz. Bu hem çevre hem ekonomi için kritik" dedi. Enerji, geri dönüşüm ve sağlık sektörü başta olmak üzere Avrupa’nın pek çok ülkesine gerçekleştirdiği ihracatlarla tanınan SAYTEK, plastik atıkları yüksek nitelikli ham maddeye dönüştürüp, pek çok sektörde yeniden kullanımını sağlayarak döngüsel ekonomiye katkı sunuyor. Covid döneminde sağlık sektöründe sergilediği üretim başarısını bugün 20’dan fazla ülkeye ihraç ettiği geniş ürün yelpazesiyle sürdüren şirket, uluslararası arenadaki gücünü de arttırıyor. Yıl sonu hedeflerini Avrupa odaklı büyüme ve sürdürülebilir enerji yatırımları üzerine kuran SAYTEK, üretim kapasitesi, ihracat performansı ve çok disiplinli iş modeliyle dikkat çekiyor. 400 milyon lira yatırımla kurulacak ’rPET’ levha tesisi 2027 sonunda devreye alınacak İç pazarı önceliklendiren ancak 20’dan fazla ülkeye gerçekleştirdiği ihracatla küresel bir vizyon çizen şirket, yeni yatırımlarıyla büyümesini ivmelendiriyor. Geri dönüşüm ve sağlık sektörlerindeki köklü tecrübesini enerji alanındaki gücüyle birleştiren şirket, hem çevresel hem de ekonomik değer oluşturmaya devam ediyor. TOBB’un ‘Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi’ listesinde yer alan SAYTEK, LPG dağıtım lisansıyla pazarda yaklaşık yüzde 10 pay yönetiyor. Kurumsallaşma hedefi doğrultusunda halka arz hazırlıkları da yapan SAYTEK, Konya Kulu’da 400 milyon lira yatırımla kurulacak rPET levha tesisini 2027 sonunda devreye almayı planlıyor. Öte yandan tesisin enerji ihtiyacının önemli bölümünün güneş enerjisinden karşılanması hedefleniyor. SAYTEK Yönetim Kurulu Başkanı Özer Yıldırım, TOBB’un ‘Türkiye’nin En Hızlı Büyüyen 100 Şirketi’ listesinde yer alan SAYTEK’in enerji alanındaki güçlü açılımıyla daha kurumsal ve çevre odaklı bir yapıya kavuştuğunu belirtti. Yıldırım, devletin sunduğu stratejik desteklerin yerli üretim gücünü küresel pazarlara taşımada kritik bir kaldıraç görevi gördüğünü vurguladı. "Yüzde 95’in üzerinde yerli üretimden söz ediyoruz" Yıldırım, 2001 yılında Amerika ve Almanya’dan ithalatla sektöre adım attıklarını söyleyerek, 2008’den sonra ise üretime yöneldiklerini dile getirdi. Türk cerrahların talepleri doğrultusunda yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla dünya standartlarında titanyum implant üretimine başladıklarını belirten Yıldırım, devletin yerli üretimi teşvik eden politikalarının da bu dönüşümü hızlandırdığını ifade etti. Bugün gelinen noktada tablonun tamamen tersine döndüğünü vurgulayan Yıldırım, "Eskiden pazarın yüzde 95’i ithaldi. Artık yüzde 95’in üzerinde yerli üretimden söz ediyoruz. Türkiye bu alanda üretici bir ülke haline geldi" diye konuştu. "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz" Şirketinin sağlık sektörünün yanı sıra geri dönüşüm ve çevre yatırımlarıyla da öne çıktığını belirten Yıldırım, depozito iade sistemi kapsamında toplanan ilk 200 ton ambalaj atığını geri dönüştüren firma olduklarını ve karbon azaltım projelerini uluslararası doğrulama kuruluşu VERRA’ya tescil ettirdiklerini kaydetti. Yıldırım, SAYTEK’in yıllık 16 bin 500 tonun üzerinde karbon kredisi elde ettiğini belirterek, gıda temasına uygun rPET üretimiyle atıkları tekstilden otomotive kadar birçok sektöre hammadde olarak kazandırdığının altını çizdi. Yıldırım, "Çöpe giden bir ürünü yeniden aynı ekonomik değere ulaştırıyoruz. Bu hem çevre hem ekonomi için kritik" dedi. SAYTEK günde yaklaşık 600 bin kişiyi koruyabilecek maske üretim kapasitesine ulaştı Covid döneminin tedarik zincirlerindeki kırılganlığı ortaya koyduğunu belirten Yıldırım, Türkiye’nin üretim ve lojistik kabiliyeti sayesinde ayrıştığını söyledi. Bu süreçte tıbbi tekstil alanına girdiklerini aktaran Yıldırım, günde yaklaşık 600 bin kişiyi koruyabilecek maske üretim kapasitesine ulaştıklarını ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat yaptıklarını dile getirdi. İç pazarı önceliklendirdiklerini ancak 20’ye yakın ülkeye de ihracat gerçekleştirdiklerini kaydeden Yıldırım, "Türkiye, insan kaynağı ve üretim hızıyla Avrupa için güçlü bir alternatif. Zor dönemler olsa da her daralmanın ardından güçlü çıkışlar olur. Biz gelecekten umutluyuz" ifadelerine yer verdi.
Tosyalı Holding’den yayın organları ve dijital platformlardaki iddiaları ilişkin açıklama
27 Şubat 2026 Cuma - 12:49 Tosyalı Holding’den yayın organları ve dijital platformlardaki iddiaları ilişkin açıklama Tosyalı Holding’den yapılan açıklamada, ’’BMC’nin satın alım süreci kapsamında Ziraat Bankası’ndan kullanıldığı belirtilen kredinin geri ödenmediği iddiası kesinlikle doğru değildir’’ denildi. Tosyalı Holding’den yayın organları ve dijital platformlardaki iddiaları ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ’’Son dönemde bazı basın yayın organlarında ve dijital platformlarda, Sayın Fuat Tosyalı ve ilişkili şirketlerimiz hakkında tamamen asılsız ve gerçek dışı iddialara yer verilmesi üzerine, kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına bu açıklamayı yapma gereği duyduk. Öncelikle söz konusu yayınlarda, BMC’nin satın alım süreci kapsamında Ziraat Bankası’ndan kullanıldığı belirtilen kredinin geri ödenmediği iddiası kesinlikle doğru değildir. Sayın Fuat Tosyalı ve ilişkili şirketlerinin, Türkiye’de veya yurt dışında, bugüne kadar herhangi bir finans kuruluşuna karşı ödenmemiş ya da temerrüde düşmüş hiçbir kredi borcu bulunmamaktadır. Tüm finansal yükümlülükler ilgili sözleşmeler ve bankacılık mevzuatı çerçevesinde, eksiksiz ve zamanında yerine getirilmektedir. Finansal işlemler; ilgili bankalar ile müşteri arasındaki sözleşmeler, bankacılık mevzuatı ve ticari teamüller çerçevesinde yürütülmekte olup, kamuoyuna yansıtılan bu tür spekülatif ve mesnetsiz değerlendirmeler gerçek dışıdır. Tüm hukuki haklarımız saklı kalmak kaydıyla, gerçeği yansıtmayan bu tür haberlere itibar edilmemesini kamuoyunun dikkatine sunarız.’’
Ticaret Bakanlığı: "Hizmet ihracatımızı 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz"
27 Şubat 2026 Cuma - 12:40 Ticaret Bakanlığı: "Hizmet ihracatımızı 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz" Ticaret Bakanlığı, 10962 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar’ın yürürlüğe girdiğini belirterek, hizmet ihracatının 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendirildiğini ifade etti. Ticaret Bakanlığı, 10962 sayılı Hizmet İhracatının Tanımlanması, Sınıflandırılması ve Hizmet Sektörlerinin Desteklenmesi Hakkında Karar’ın 27 Şubat 2026 tarihli ve 33181 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmesine ilişkin açıklamada bulundu. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Hizmet İhracatı Destek Sistemi’nin bütüncül ve yenilikçi bir yapıya kavuşturduğu ifade edilerek, "2002’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı 2024 yılında 117,2 milyar dolara, 2025’te ise 122,6 milyar dolara yükselten sürdürülebilir büyüme performansımızı 61,4 milyar dolarlık ticaret fazlası ve 21 milyar lirayı aşan desteklerle daha da güçlendiriyoruz" denildi. Hizmet ihracatında sürdürülebilir artışın sağlanması amacıyla çalışmaların aralıksız sürdürüldüğü vurgulanan açıklamada, 2002 yılında 14 milyar dolar olan hizmet ihracatının 2024 yılında 117,2 milyar dolara ulaştığı vurgulandı. Bu başarı ile Türkiye’nin en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 21’inci sırada yer aldığı ve dünya toplam hizmet ihracatındaki payının 2002 yılında yüzde 0,89 iken, 2024 yılında yüzde 1,32’ye yükseldiğine dikkat çekildi. Ayrıca 61,4 milyar dolarlık uluslararası hizmet ticareti fazlası ile Türkiye’nin bu alanda dünyada beşinci sırada yer alma başarısını gösterdiği hatırlatılan açıklamada, hizmet ihracatındaki artışın 2025 yılında da devam ettiği ve 122,6 milyar dolara ulaştığı aktarıldı. "Hizmet İhracatı Destek Mevzuatı 17 sayfa ve 51 maddeli tek bir karar altında sadeleştirildi" Açıklamada daha önce 5 farklı Karar kapsamında 289 madde ve yaklaşık 70 sayfa olarak düzenlenen hizmet ihracatına ilişkin destek mevzuatının 17 sayfa ve 51 maddeden oluşan tek bir Karar altında sadeleştirildiği ve bütüncül bir yapıya kavuşturulduğu belirtildi. Bu çerçevede Hizmet İhracatı Destek Mevzuatı’nda yapılan düzenlemeyle daha kapsayıcı, yenilikçi, etkili; tüm taraflar açısından sade, kolay uygulanabilir ve anlaşılır bir destek sistemi oluşturulduğu kaydedildi. Ayrıca destek oranlarının, sürelerinin ve limitlerinin de yeknesaklaştırıldığı, hedef sektörlerde ise destek kapsamının genişletildiği bilgisi paylaşıldı. "Şirketlerimiz her bir hedef pazar için 5 yıl süreyle Bakanlığımız desteklerinden yararlanabilecek" Bilişim ve dijital aracılık sektörlerinde faaliyet gösteren şirketler için tasarlanan E-TURQUALITY Destek Programı’ndan aktif olarak yararlanan şirket sayısıınn 50’ye ulaştığı ifade edilen açıklamada, "Şirketlerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü temsil edilebilmesi amacıyla hedef pazar uygulamasına geçilmiştir. Bu kapsamda şirketlerimiz, pazar çeşitlendirmelerini daha etkin şekilde gerçekleştirebilecek ve her bir hedef pazar için 5 yıl süreyle Ticaret Bakanlığımız desteklerinden yararlanabilecektir" denildi. "Program kapsamında yararlanıcıların kurumsal sürdürülebilirliğin tesisine yönelik hazırlanan projeler desteklenecektir" Çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları kapsayan Sürdürülebilirlik Proje Desteği’nin de hizmet ihracatçıları için uygulamaya alındığı belirtilen açıklamada, "Program kapsamında yararlanıcıların sürdürülebilirlik hedeflerine uygun organizasyon ve operasyon yapılarının geliştirilmesine, sürdürülebilirlik alanındaki düzenlemelere uyum sağlanmasına ve ekonomik, çevresel, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla kurumsal sürdürülebilirliğin tesisine yönelik hazırlanan projeler desteklenecektir. Ticaret Bakanlığı olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hizmet ihracatçılarımızın yanında olmaya, ülkemizin küresel hizmet ticaretindeki konumunu güçlendirmeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerine yer verildi.
Güney Kore’li cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı
27 Şubat 2026 Cuma - 12:38 Güney Kore’li cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı Güney Kore’nin global cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı. Nacific’in Türkiye operasyonu, distribütörlüğünü üstlenen Korelle Kozmetik çatısı altında yürütülüyor. Ürünler, perakende altyapısı sayesinde Rossmann Türkiye’nin mağaza ağı ve online satış kanalları üzerinden tüketicilerle buluştu. Güney Kore’nin önde gelen cilt bakım markalarından Nacific, Türkiye pazarına giriş yaptı. Türkiye yapılanması, Korelle Kozmetik liderliğinde şekillenirken; Rossmann Türkiye’nin perakende ağıyla tüketicilerle buluştu. Türkiye, Nacific’in EMEA bölgesindeki büyüme stratejisinde stratejik öncelikli pazarlardan biri olarak konumlanıyor. Korelle Kozmetik ve Rossmann Türkiye özel iş birliğiyle hayata geçirilen bu model, K-Beauty ekosisteminde uzun vadeli, sürdürülebilir ve kurumsal marka yatırımı yaklaşımının bir örneğini ortaya koyuyor. Küresel K-Beauty pazarının yaklaşık 15 milyar ABD doları büyüklüğe ulaştığı ve 2030 yılına kadar istikrarlı büyümesini sürdüreceği öngörülüyor. Bu ivme; yüksek inovasyon kapasitesi, içerik şeffaflığı, dijital pazarlama gücü ve tüketici odaklı ürün geliştirme yaklaşımıyla destekleniyor. Kore cilt bakım felsefesi ise kısa vadeli çözümler yerine önleyici bakım anlayışını, katmanlı rutinleri ve uzun vadeli cilt sağlığını merkeze alıyor. Güney Kore merkezli global cilt bakım markası Nacific, Türkiye pazarına Korelle Kozmetik distribütörlüğünde, kurumsal marka kimliğiyle giriş yaptı. Markanın Türkiye yapılanması ve pazara giriş stratejisi, Korelle Kozmetik liderliğinde kurgulanırken; Nacific ürünleri Rossmann’ın mağaza ağı ve online satış kanalları üzerinden özel olarak tüketicilerle buluşuyor. Bu iş ortaklığı modelinin, markanın Türkiye’de uzun vadeli ve sürdürülebilir bir büyüme hedeflediğini ortaya koyduğu kaydedildi. Türkiye, EMEA stratejisinde öncelikli pazar Nacific, her cildin farklı olduğu ve kişiye özel bakım yaklaşımını hak ettiği inancıyla geliştirdiği formülleriyle bugün 58’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. İş hacminin yüzde 80’den fazlasını global pazarlardan elde eden marka, uluslararası büyüme vizyonunu istikrarlı şekilde sürdürüyor. Türkiye ise; stratejik coğrafi konumu, gelişmiş ve organize perakende altyapısı, genç ve bilinçli tüketici profili ile Nacific’in EMEA bölgesindeki en güçlü büyüme merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Avrupa ile Orta Doğu arasında köprü niteliği taşıyan Türkiye pazarının, markanın bölgesel ölçeklenme ve sürdürülebilir büyüme stratejisi açısından önemli bir kaldıraç etkisi oluşturduğu aktarıldı. Korelle Kozmetik liderliğinde uzun vadeli yapılanma Nacific’in Türkiye operasyonu, distribütörlüğünü üstlenen Korelle Kozmetik çatısı altında yürütülüyor. Korelle Kozmetik; marka konumlandırma, dağıtım yönetimi, pazarlama stratejisi ve pazar geliştirme süreçlerini bütünleşmiş bir yaklaşımla yöneterek markanın Türkiye’de kurumsal ve sürdürülebilir bir yapı içinde büyümesini hedefliyor. Ürünler, perakende altyapısı sayesinde Rossmann Türkiye’nin mağaza ağı ve online satış kanalları üzerinden tüketicilerle buluşuyor. Bu iş birliği modeliyle Nacific; Türkiye’de yalnızca satış hacmine odaklanan bir büyüme yerine, marka konumlandırma, tüketici eğitimi ve kategori geliştirme süreçlerini kapsayan uzun vadeli ve sürdürülebilir bir marka yatırımı gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşımın, K-Beauty segmentinde stratejik ve kalıcı bir konum elde etmeyi hedefleyen bütüncül bir büyüme modelini ortaya koyduğu belirtildi. Türkiye, uluslararası kozmetik markaları için stratejik büyüme merkezi K-Beauty trendinin küresel ölçekte istikrarlı büyümesini sürdürdüğü bir dönemde Türkiye; genç nüfusu, artan cilt bakım bilinci, dijital adaptasyonu yüksek tüketici profili, gelişmiş perakende ekosistemi ve bölgesel erişim avantajı sayesinde uluslararası kozmetik markaları için stratejik büyüme merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Nacific’in Türkiye yatırımı da bu stratejik konumun somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Korelle Kozmetik distribütörlüğünde uzun vadeli büyüme hedefiyle konumlanan marka, Rossmann Türkiye iş birliğiyle marka bilinirliğini güçlendirmeyi, tüketicilerle güçlü ve kalıcı bir bağ kurmayı ve Türkiye’yi bölgesel stratejisinin önemli merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyor. 26 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilen basın toplantısında; Korelle Kozmetik Kurucu Ortağı ve Başkanı Fatih Akşener, The Skin Factory CEO’su Jason Roh, Overseas Business Division Director Julie Sun ile Rossmann Türkiye üst düzey yöneticileri bir araya geldi. Toplantıda konuşan Korelle Kozmetik Kurucu Ortağı ve Başkan Yardımcısı Neslihan Niğiz Ulak şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye’de Kore kozmetiği kategorisi hızla büyürken, pazarda güçlü kurumsal yapı ve uzun vadeli marka yönetimi konusunda önemli bir boşluk olduğunu gözlemledik. Korelle Kozmetik’i tam da bu ihtiyaca yanıt vermek amacıyla konumlandırdık. Nacific’in marka gücü, bilimsel yaklaşımı, içerik şeffaflığı ve gerçek sonuç odaklı marka felsefesi vizyonumuzla güçlü bir uyum gösterdi. Nacific’in global gücünü Rossmann’ın güvenilir perakende altyapısıyla birleştirerek Türkiye’de sürdürülebilir bir büyüme ivmesi yakalayacağımıza inanıyoruz. Uzun vadede hedefimiz, Korelle’yi Kore güzelliğinin Türkiye’deki en etkili ve belirleyici oyuncularından biri haline getirmek." Rossmann Türkiye Pazarlama ve E-Ticaret Grup Müdürü Gülçin Uysal ise şunları söyledi: "K-Beauty kategorisi, global ölçekte olduğu gibi Türkiye’de de kalıcı bir büyüme potansiyeli taşıyor. Rossmann olarak bu kategoriyi stratejik öncelik alanlarımızdan biri olarak görüyoruz ve müşterilerimize en doğru markaları güvenilir bir perakende deneyimiyle sunmayı hedefliyoruz. Kore güzellik kategorisini yalnızca takip eden değil; geliştiren ve sahiplenen bir marka olmayı amaçlıyoruz. Nacific, Türkiye’deki ilk exclusive Kore cilt bakım markamız olması açısından bizim için son derece özel. Exclusive iş birlikleri sayesinde markayı daha doğru konumlandırabiliyor, tüketici deneyimini daha yakından yönetebiliyor ve güven ilişkisini güçlendirebiliyoruz. Önümüzdeki dönemde hem global markalar hem de private label ürünlerimizle K-Beauty ekosistemini genişleterek kategorinin gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz." Rossmann Türkiye Satın Alma Grup Müdürü Yavuz Selim Taşkın da konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Bilimsel yaklaşımı, doğal içerik odağı, çok adımlı bakım rutini ve yenilikçi formülasyonlarıyla K-Beauty artık yalnızca bir trend değil; kalıcı bir bakım kültürüne dönüşmüş durumda. Türkiye’de private label Kore Cilt Bakım Serisi sunan öncü perakende zincirlerinden biri olmaktan gurur duyuyoruz. Nacific gibi Türkiye’ye yatırım yapmaya hazır, güçlü Kore markalarını ülkemize kazandırmak ve onların bilgi birikimi ile uzmanlığından faydalanmak istiyoruz. Rossmann kalite standartlarını karşılayan tüm Kore markalarına kapımız açık."
Marmarabirlik’ten 2025’te güçlü ve stratejik büyüme
27 Şubat 2026 Cuma - 12:35 Marmarabirlik’ten 2025’te güçlü ve stratejik büyüme Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı sektöründeki öncü kuruluşlarından Marmarabirlik, 2025 yılında hem yurtiçi hem de yurtdışı pazarlarda güçlü ve dengeli bir büyüme performansı sergiledi. Birlik, bir önceki yıla göre satış miktarını yüzde 10, satış tutarını ise yüzde 30 artırarak yaklaşık 6,8 milyar TL net ciroya ulaştı. İhracatta ise tarihinin en yüksek dolar bazlı cirosuna erişilerek yaklaşık 35 milyon USD satış gerçekleştirildi. "2025, güveni pekiştirdiğimiz ve uzun vadeli stratejimizi netleştirdiğimiz bir yıl oldu" Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, 2025 yılını değerlendirirken yalnızca finansal büyümeye değil, kurumsal yapılanmaya da dikkat çekerek şunları söyledi: "2025 yılı bizim açımızdan sadece rakamsal büyümenin değil; tüm iş ortaklarımızla ve yurtiçi-yurtdışı ulusal ve yerel zincir marketlerle ilişkilerimizi güçlendirdiğimiz, sağlam temellere oturttuğumuz ve karşılıklı güven ilişkisini pekiştirdiğimiz bir yıl olmuştur. Uzun vadeli büyüme stratejilerimizi netleştirdiğimiz ve temellerini attığımız bir dönemde dahi satış miktarında yüzde 10, satış tutarında yüzde 30 artış sağlayarak 6,8 milyar TL ciroya ulaşmamız son derece kıymetlidir. Bu tablo, geleceğe daha güçlü ve daha kararlı bakmamızı sağlamaktadır." Yurtiçinde 81 ilde 70 bin satış noktası Yurtiçi organizasyon yapısının 2025 yılında daha da yaygınlaştığını belirten Yıldız, 81 ilde ulusal zincirler, geleneksel kanal, tüm yerel zincirler, marketler ve EDT kanalı dahil olmak üzere toplam yaklaşık 70 bin satış noktasına ulaşıldığını ifade etti. Yıldız sözlerine şu şekilde devam etti; "Ulusal zincirlerde milyon adetlik aktiviteler gerçekleştirdik ve daha fazla insert çalışmasında yer aldık. Büyükşehir belediyesi iştirakleri ile çalışmalarımızı artırdık. Özellikle bakliyat firmalarının hazırladığı kumanya kolilerinde yer alma oranımızı yükselttik. MSB ve Adalet Bakanlığı kantinlerindeki iş hacmimizi büyüttük. Tüm kanallarda yeni ürün listelemeleri yaparak raf payımızı ve satışlarımızı artırdık." Yıldız ayrıca, THY-DOCO ile iş birliğinin büyütüldüğünü ve tonaj ile ciro açısından en yüksek seviyeye ulaşıldığını vurguladı. İhracatta tarihi rekor: 68 ülkede 20 bin nokta İhracat kanalında 2025 yılı, Marmarabirlik tarihinin en yüksek dolar bazlı cirosuna ulaşılan yıl oldu. Toplamda 35 milyon USD satış gerçekleştirilirken, 68 ülkede yaklaşık 20 bin satış noktasına ulaşıldığını belirten Başkan Yıldız, "2025 yılında ilk kez Küba ve İspanya’ya ihracat gerçekleştirdik. Avrupa’daki etnik marketlerde sahip olduğumuz güçlü konumu, ulusal zincir marketlere de taşıdığımız bir yıl oldu. Bu kapsamda Almanya’da Lidl’in yanı sıra Kaufland ve Real; Hollanda’da Albert Heijn; Danimarka’da Bilka, Netto ve Coop 365; İsveç’te Lidl; Avusturya’da Lidl ve Etsan; Bosna-Hersek’te Bingo; ABD’de Walmart; Avustralya’da Coles ve Woolworths; Ukrayna’da Auchan, Novus, Fudkom, Silpo, Tavriya, Klass, Varus, Delikat, Ekonomplus ve Çudo; Özbekistan’da Korzinka gibi birçok zincire yeni girişler sağlandı. Mevcut zincirlerde ise ürün sayıları ve aktiviteler artırıldı" diye konuştu. Rusya pazarında stratejik derinleşme Rusya pazarının 2025 yılında ayrı bir stratejik başlık haline geldiğini belirten Yıldız, bu ülkede hem premium hem de yaygın perakende kanallarında güçlü bir yapılanma oluşturduklarını ifade etti. Yıldız, "Rusya pazarında yalnızca belirli zincirlerle değil, farklı segmentlerde konumlanan çok sayıda ulusal ve yerel perakende grubuyla iş birliklerimizi geliştirdik. Bu pazarda derinleşme stratejisi izliyoruz. Bu kapsamda Rusya’da X5 Group ve Azbuka Vkusa başta olmak üzere; Tvoydom, Metro, Magnolia, 7M, Sosedi, Klever, Toçka ve Yablaka zincirlerinde ürünler raflarda yer aldı. Rusya’da farklı tüketici segmentlerine uygun ürün portföyümüzle yaygın bir dağıtım ağı oluşturduk. Hem hacim hem de marka konumlandırması açısından önemli bir ivme yakaladık" dedi. Rus marketlerine Marmarabirlik imzası Rusya’nın önde gelen e-ticaret platformlarından Ozon’da haftalık 6 bin adet satışa ulaşarak oldukça önemli bir başarıya imza atmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Başkan Yıldız, "Ayrıca Rusya, Avrupa ve dünyada raftan düşüp yeniden çıkılan ve ilk defa girdiğimiz 16 farklı süper ve hipermarketin yaklaşık 7 bin şubesinde rafları doldurmanın haklı gururu içindeyiz" dedi. Yıldız ayrıca, tüm ihracat pazarlarında o ülke tüketicisinin tercihlerine uygun özel ürünler geliştirildiğini; farklı ambalaj ve gramaj seçenekleri ile kolay açılır-sergilenebilir koliler tasarlanarak raf görünürlüğünün güçlendirildiğini belirtti. Yurtdışında EDT kanalında ise Rus havayolu şirketleri olan Aeroflot, S7 Airlines, Pobeda ve Nordwind Airlines ile yürütülen görüşmelerin ürün listeleme aşamasına geldiği ifade edildi. 2026 stratejisi: Yurtdışı ulusal zincirlerde daha büyük pazar payı 2026 yılı hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulunan Yıldız, büyüme stratejisinin merkezine yurtdışı ulusal zincirleri aldıklarını belirterek, "2026 yılında en büyük pazar ve pay hedefimiz yurtdışı ulusal zincirlerdir. Yeni ülkeler ve yeni perakende satış noktaları hedeflenmiş olup görüşmelere başlanmıştır. Almanya’da Edeka ve İngiltere’de Tesco ile görüşmelerimiz devam etmektedir. Var olan ve yeni noktalarda tadım faaliyetlerimizi hızlandıracağız. TV reklamları ve sosyal medya mecralarında gerçekleştireceğimiz çalışmalarla yeni ve daha güçlü bir iletişim stratejisini hayata geçireceğiz" ifadelerini kullandı. Marmarabirlik, 2025 yılında sağlam temeller üzerine inşa ettiği büyüme performansını 2026 yılında daha da ileri taşıyarak hem yurtiçinde hem de küresel pazarlarda marka değerini ve pazar payını artırmayı hedefliyor.
Okullarda Paycell dönemi başladı
27 Şubat 2026 Cuma - 12:27 Okullarda Paycell dönemi başladı Turkcell’in dijital ödeme ve finansal teknoloji markası Paycell, yeni bir projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında ortaokul ve lise öğrencilerine hem finansal kullanımlarında hem de okul giriş-çıkışlarında kullanabilecekleri TROY logolu kartlar dağıtıldı. Yıl sonuna kadar Türkiye genelinde 400 okulda 200 bin öğrenciye ulaşması hedeflenen kartlar, velilere güvenli bir şekilde dijital takip kolaylığı da sunuyor. Paycell Okul Kartı ile öğrenciler nakitsiz harçlık yönetimiyle buluşuyor. Turnike ve geçiş sistemleri sağlayıcısı Okulyo ile geliştirilen kartlar, BKM bünyesindeki yerli ödeme sistemi TROY altyapısıyla üretildi. Proje kapsamında hazırlanan kartlar, öğrencilerin kullanımına sunuldu. Öğrenciler için güvenli, veliler için takip edilebilir, okullar için kontrollü sistem Paycell Okul Kartı ile öğrenciler okul kantinlerinde ve yemekhanelerde nakitsiz alışveriş yapabiliyor, harçlıklarını okul dışında da kontrollü biçimde harcayabiliyor. Kartların kullanım alanları belirli sektörlerle sınırlandırılarak öğrencilerin güvenli harcama yapmaları da teşvik ediliyor. Öğrenciler tarafından okul kimlik kartı olarak da kullanılabilen kartların üzerinde, öğrencinin fotoğrafı, okul adı, öğrenci bilgileri ve numarası da yer alıyor. Böylece öğrenciler tarafından, turnikelerde hızlı ve güvenli giriş-çıkış işlemleri için de kullanılabiliyor. Proje aynı zamanda velilere, çocuklarının harcamalarını ve okula giriş-çıkış bilgilerini dijital ortamda takip etme imkânı sunuyor. "Ödeme deneyimini pratik ve akıllı bir yol arkadaşına dönüştürdük" Paycell Genel Müdürü Serhat Dolaz, iş birliğiyle ilgili şu açıklamalarda bulundu: "Paycell olarak ülkemize geleceğin ödeme teknolojilerini kazandırırken, kullanıcılarımızın finansal işlemlerini sadeleştirmek ve yaşamlarını kolaylaştırmak öncelikli hedefimiz. Hayata geçirdiğimiz Paycell Okul Kart Projesi, öğrencilerimizi, velilerimizi ve okul yönetimlerini kapsayan geniş bir ekosisteme dokunuyor. TROY altyapılı kartlar, öğrenciler için nakitsiz ve güvenli bir harçlık yönetiminin yolunu açarken; velilere de çocuklarının harcama ve okula giriş-çıkış bilgilerini dijital olarak takip edebilme imkânı sunuyor. Sistem yanı zamanda, okul yönetimlerinin kampüs içi güvenlik ve harcama süreçlerindeki operasyonel yükünü hafifleterek denetimi kolaylaştırırken, erken yaşta finansal okuryazarlığı teşvik ederek geleceğin bilinçli bireylerine katkı sağlıyor. Paycell olarak, ödeme deneyimini sadece bir işlem olmaktan çıkarıp, günlük yaşamda pratik ve akıllı bir yol arkadaşına dönüştürmek için çalışmaya devam ediyoruz." Proje ile çok daha fazla okul ve öğrenci hedefleniyor İlk aşamada ağırlıklı olarak Marmara Bölgesi’nde yer alan 56 okulda hayata geçirilen proje kapsamında, bugüne kadar 50 binin üzerinde öğrenciye ulaşıldı. Projenin yıl sonuna kadar Türkiye genelindeki 400 okulda 200 bin öğrenciye ulaşması hedefleniyor.
İstanbul Avrupa Yakası 6 yılda 3 milyon kez taşındı
27 Şubat 2026 Cuma - 12:14 İstanbul Avrupa Yakası 6 yılda 3 milyon kez taşındı Gayrimenkulün Enerjisi-2025 Raporu’na göre 2020-2025 yılları arasında Avrupa Yakası’nda 3 milyon abone taşınırken, 903 bin konutun kapısı ilk kez açıldı. Toplam taşınmaların 544 bini 2025 yılında gerçekleşti. Türkiye genelinde km2 başına ortalama 55 abone düşerken, Avrupa Yakası’nda bu rakam 1.133 olarak belirlendi. CK Enerji Boğaziçi Elektrik, "Gayrimenkulün Enerjisi-2025" Raporu’nu açıkladı. Avrupa’daki birçok ülkeden daha büyük bir nüfusa sahip olan mega kentin demografik yapısından elektrik tüketimine, taşınma hareketinden kentsel dönüşüme kadar uzanan verileri içeren rapor, sosyal-ekonomik gelişmeleri ortaya koydu. 26 Şubat Perşembe günü gerçekleştirilen basın toplantısı ile açıklanan Gayrimenkulün Enerjisi Raporu’na göre; İstanbul Avrupa Yakası’nda 2020-2025 yılları arasında 3 milyon abone taşınırken, 6 yıl içinde 903 bin yeni konutun kapısı ilk kez açıldı. "Kentin bugünkü fotoğrafını değil, geleceğini gösteriyor" Gayrimenkulün Enerjisi Raporu’nu değerlendiren ve günümüzde "veri"nin önemine işaret eden CK Enerji Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytac, "Elimizdeki veriler, kentlerin nasıl yaşadığını, nasıl dönüştüğünü ve geleceğe nasıl hazırlandığını anlamamıza imkân tanıyor. 2025 yılı verileri, yarım milyonu aşan taşınma hareketiyle İstanbul’da yaşamın son derece dinamik olduğunu ortaya koyarken yeni konutların, kentsel dönüşümün hangi bölgelerde yoğunlaştığını net bir şekilde görmemizi sağlıyor. Raporumuz, karar vericilerden yerel yönetimlere, yatırımcılardan şehir plancılarına kadar geniş bir kesim için güvenilir bir referans ve İstanbul’un geleceğine dair güçlü bir veri seti sunuyor" dedi. Beşiktaş’taki abonelerin yüzde 45’i kadın Oldukça çarpıcı veriler içeren Gayrimenkulün Enerjisi 2025 Raporu’na göre, CK Enerji Boğaziçi Elektrik’in son altı yılda toplam abone sayısı yüzde 4 artışla 4,6 milyonu aşsa da 2025 sonunda sınırlı bir gerileme dikkat çekti. Cinsiyet dağılımına göre tüm abone gruplarında abonelerin yüzde 70’ini erkekler, yüzde 30’unu kadınlar oluştururken, kadın abonelerin yoğun olduğu ilçeler arasında ilk sırayı yüzde 45’lik oranla Beşiktaş aldı. Beşiktaş’ı yüzde 42 ile Bakırköy ve yüzde 38 ile Şişli takip etti. 4 milyon toplam mesken abonesi arasında ise kadınların oranı yüzde 31, yaklaşık 599 bin ticarethane abonesi içerisinde de yüzde 16 olarak tespit edildi. En genç abone 18, en yaşlı abone 110 yaşında Avrupa Yakası’nda en kalabalık yaş grubunu 1 milyon 236 bin kişiyle 35-49 yaş aralığı oluştururken, 50-64 yaş grubu 1 milyon 201 bin kişiyle hemen ardından geldi. İlçe bazında bakıldığında, Bakırköy yüzde 31,76, Beşiktaş yüzde 31,05 oranla 64 yaş üstü abonelerin en yoğun olduğu ilçeler olarak öne çıktı. En düşük 64 yaş üstü oranı ise yüzde 11,68 ile Esenyurt’ta kaydedildi. Türkiye’nin nüfusu ile şehirleri geride bırakan en kalabalık ilçesi Esenyurt, 35 yaş altı aboneler ile "en genç ilçe" unvanını korudu. 2025 yılında Avrupa Yakası’nda 35 yaş altı toplam genç abone sayısı 570 bin 199 olarak belirlendi. Bu grubun 85 bin 905’i Esenyurt’ta yaşarken, Küçükçekmece 44 bin 658 genç aboneyle ikinci sırada yer aldı. Çatalca ise 3 bin 193 genç aboneyle listenin sonunda kaldı. Öte yandan bir ilk olarak İstanbul Avrupa Yakası’ndaki en genç, en yaşlı aboneye de yer verildi. Buna göre Avrupa Yakası’nda en genç abone 18, en yaşlı abone ise 110 yaşında olarak kayıtlara geçerken bölgenin ortalama yaşı ise 51 olarak belirlendi. En çok İstanbullu abone Çatalca’da var 2025 yılı sonuçlarına göre; İstanbul’un Avrupa Yakası’nda memleket dağılımına bakıldığında yüzde 18 ile İstanbul’a kayıtlı aboneler ilk sırada yer aldı. Çatalca’daki abonelerin yüzde 61’i, Silivri’deki abonelerin yüzde 39’u, Bakırköy’deki abonelerin ise yüzde 36’sı İstanbul’a kayıtlı kişilerden oluştu. Memleketlerine göre dağılımda ikinci sırada yer alan Sivaslılar; Kağıthane, Sultangazi, Bağcılar ve Sarıyer’de yoğunlukta bulunurken, Kastamonuluların da yoğunlukla Bağcılar, Gaziosmanpaşa, Kağıthane ve Esenyurt’ta ikamet ettiği görüldü. 2024 sonunda 186 bin 76 olan yabancı abone sayısı da 2025 sonunda 155 bin 657’ye geriledi. Böylece yabancı abonelerde yüzde 16’lık azalış kaydedildi. CK Enerji Boğaziçi Elektrik’in 166 farklı ülkeden abonesi bulunurken, ilçe bazında en yüksek sayısal düşüş ise Esenyurt’ta yaşandı. 2025’te taşınma hareketi yarım milyonu aştı Gayrimenkulün Enerjisi Raporu’na göre; 2025 yılında İstanbul Avrupa Yakası’ndaki taşınma hareketi sayısı 544 bin 786’yı buldu. Bir önceki yıla göre yüzde 18 artış demek olan bu oran, konut sirkülasyonunun 2025’te yeniden hızlandığını gösterdi. Taşınmaların yüzde 70’i ikinci el konutlarda gerçekleşirken, 2025 yılında her gün ortalama 438 abone de yeni gayrimenkulüne taşındı. 2020-2025 yılları arasındaki 6 yıllık döneme bakıldığında ise toplam 3 milyon 56 bin 472 abone yer değiştirdi. Söz konusu abonelerin 903 bin 947’si yeni, 2 milyon 152 bin 525’i ikinci el gayrimenkullere taşındı. 2025’te 71 bin 403 taşınma ile Esenyurt, yine Avrupa Yakası’nın en hareketli ilçesi oldu. Onu Küçükçekmece, Başakşehir ve Bağcılar izledi. Çatalca ise 3 bin 422 taşınma ile en durağan ilçe olarak kayıtlara geçti. Ancak genç nüfus yalnızca yoğun değil, aynı zamanda hareketli bir tablo çizdi. 2025 yılında aboneliğini sonlandıran 297 bin 77 kişinin 75 bin 576’sı 35 yaş altı abonelerden oluştu. Bu grupta 12 bin 669 kişiyle Esenyurt ilk sırada yer alırken veriler, genç nüfusun çok daha sık yer değiştirdiğini gösterdi. İstanbul’da km2’ye 1.133 konut abonesi düşüyor Avrupa Yakası’nda kilometrekareye düşen konut abonesi sayısı verilerinin de paylaşıldığı rapor, mega kentin yoğunluğunu da gözler önüne serdi. Türkiye genelinde km2’ye yaklaşık 55 konut abonesi düşerken İstanbul Avrupa Yakası’nda bu rakam Türkiye ortalamasının 20 katına ulaşarak 1.133’ü buldu. İlçeler bazında bakıldığında km2 başına düşen konut abonesinde 15 bin 115 ile Gaziosmanpaşa ilk sırada yer aldı. İstanbul’un eski yerleşim yerlerinden Şişli km2’ye 14 bin 843 abone ile ikinci, Kağıthane 12 bin 750 abone ile en kalabalık üçüncü ilçesi oldu. İstanbul’un sayfiye yeri olarak bilinen Çatalca’da ise km2’ye düşen abone sayısı 34 olurken, Türkiye ortalamasının da altında kaldı. Kentsel dönüşüm nedeniyle tahliyeler yüzde 105 arttı Raporun en çarpıcı başlıklarından biri kentsel dönüşüm oldu. 2025 yılında 52 bin 662 abonelik, dönüşüm nedeniyle sonlandırıldı. Bu rakam, 2024’e göre yüzde 105’lik artış anlamına geliyor. Sonlandırılan aboneliklerin 42 bin 950’si mesken, 9 bin 712’si diğer abonelik gruplarına ait. En fazla dönüşüm kaynaklı abonelik sonlandırma talebi 9 bin 543 ile Bahçelievler, 5 bin 873 ile Avcılar’dan geldi. Avcılar ve Zeytinburnu’nda dönüşüm kaynaklı artış oranları yüzde 200’ün üzerine çıktı. İstanbul’un özellikle riskli yapı stokuna sahip ilçelerinde dönüşüm sürecinin hızlandığı bu verilerle netleşti. Konut başına en yüksek aylık tüketim 247 KWH ile Sarıyer’de Bu arada 2025 yılında meskenlerdeki elektrik tüketimi bir önceki yıla göre yüzde 0,48 arttı. İlçelere göre toplam tüketimin yüzde 9,58’i Esenyurt’ta gerçekleşti. Küçükçekmece ve Bağcılar Esenyurt’u takip etti. Bir önceki yıla göre elektrik tüketimindeki en yüksek artış yüzde 7,69 ile Arnavutköy, yüzde 5,27 ile Beylikdüzü, yüzde 4,56 ile de Silivri’de gözlendi. 2025 yılı içinde 2024’e göre Güngören’de elektrik tüketimi yüzde 5,1 gerilerken, Beyoğlu, Beşiktaş, Zeytinburnu, Şişli, Fatih, Bakırköy, Sarıyer, Bahçelievler, Esenler’de de tüketimde düşüş yaşandı. Konut başına ortalama en yüksek tüketim ise aylık 247 kWh ile Sarıyer’de ölçümlenirken onu 244 kWh ile Beşiktaş, 235 kWh ile Başakşehir izledi. Mesken başına tüketimin en düşük olduğu ilçe ise 156 kWh Esenler olarak öne çıktı.
Sanayi ile eğitim arasında güçlü köprü kuruldu
27 Şubat 2026 Cuma - 11:47 Sanayi ile eğitim arasında güçlü köprü kuruldu Samsun’da düzenlenen "Teknik Eğitimde Nitelikli Gelecek: Öğretmenler için Alan Bazlı Gelişim Programı" başarıyla tamamlandı. Mesleki ve teknik eğitim alanında görev yapan öğretmenlerin güncel teknolojik gelişmelere uyum sağlamasını amaçlayan proje, Samsun’da önemli bir kapasite artışı sağladı. Program, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) 2025 Yılı Sosyal Kalkınma ve Girişimcilik Teknik Destek Programı kapsamında, Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü yürütücülüğünde gerçekleştirildi. Proje kapsamında toplam 204 meslek öğretmenine 42 gün süreyle eğitim ve danışmanlık hizmeti sunuldu. Çalışma ile öğretmenlerin sanayi uygulamaları ve üretim süreçlerine yönelik bilgi ve becerilerinin güçlendirilmesi hedeflendi. Faaliyet çerçevesinde 14 ayrı grup oluşturularak her bir grup için 3 günlük eğitim programı yapılandırıldı. Teorik bilginin yanı sıra uygulama temelli çalışmalara ağırlık verilen programda, katılımcıların sahadaki üretim süreçlerini doğrudan deneyimlemeleri sağlandı. Böylece alan bazlı teknik bilgi düzeyinin artırılması ve sanayi ile eğitim arasındaki bağın kuvvetlendirilmesi amaçlandı. Elektrik-elektronik teknolojileri-otomasyon alanında 127 öğretmene; endüstriyel elektrik sistemleri ve pano uygulamaları, otomasyon sistemlerine giriş, PLC sistemleri, sensörler, motorlar ve kontrol elemanları ile endüstriyel otomasyon süreçlerinde iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitim verildi. Saha uygulamalarıyla desteklenen süreçte teorik bilginin pratiğe aktarılması sağlandı. Metal teknolojisi-teknik resim alanında 28 öğretmene yönelik yürütülen çalışmalarda teknik resim kuralları ve standartları, ölçülendirme, kesit alma, görünüş çıkarma teknikleri ile endüstride teknik resim okuma ve yorumlama yöntemleri ele alındı. Üretim süreçlerinde teknik resmin rolü uygulamalı örneklerle pekiştirildi. Makine ve tasarım teknolojisi-CNC alanında ise 49 öğretmen; CNC tezgâhlarının çalışma prensipleri, torna ve freze tezgâhlarında temel işlemler, CNC programlama mantığı ve temel kod yapıları ile CNC/CAM destekli üretim süreçleri konularında uygulamalı eğitim aldı. Program, öğretmenlerin sektörel güncelliğini artırarak öğrencilerin daha nitelikli ve güncel içeriklerle eğitim almalarına katkı sunmayı hedefleyen önemli bir çalışma olarak tamamlandı.
ATO Başkanı Baran: "AB’nin yeni stratejisi rekabet gücümüzü etkiler"
27 Şubat 2026 Cuma - 11:47 ATO Başkanı Baran: "AB’nin yeni stratejisi rekabet gücümüzü etkiler" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Avrupa Birliği’nin (AB) Hindistan ile imzaladığı "Serbest Ticaret Anlaşması (STA)" ve Latin Amerika’ya açılma stratejisi doğrultusunda Güney Ortak Pazarı ile yürüttüğü "Mercosur Bloğu" görüşmelerinin Türk üretici ve ihracatçılarının rekabet gücünü etkileyeceğini kaydederek, "AB’nin Hindistan ile imzaladığı STA ve Güney Ortak Pazarı ile gelişen ilişkileri, Türk üretici ve ihracatçılarını rekabette dezavantajlı duruma getiriyor. Bu süreçte Gümrük Birliği’nin güncellenmesi önemli" dedi. Ankara Ticaret Odası’nın 29. dönem şubat ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Mustafa Deryal başkanlığında gerçekleşti. ATO Başkanı Gürsel Baran, toplantıda yaptığı konuşmada dünya ekonomisindeki gelişmelere değinerek, AB’nin küresel ekonomide riskleri dağıtmaya yönelik hayata geçirdiği yeni ticaret mimarisi ve üçüncü ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarının Türk ekonomisi açısından doğurabileceği olumsuz etkilere değindi. ABD’nin serbest piyasa ideolojisinden uzaklaşarak ekonomik güvenliği önceleyen gümrük vergileri gibi önlemleri hayata geçirmesi, Çin’in yapay zekâ, yarı iletkenler ve yeşil enerji teknolojilerinde katettiği mesafe ve küresel rekabette elde ettiği üstünlükler ile devam eden Ukrayna-Rusya savaşı gibi etkilerin AB ekonomisini kıskaca soktuğunu belirten ATO Başkanı Baran, özellikle ABD’nin uluslararası ticaret kurallarını devre dışı bırakan uygulamalarının ve kendi sanayisine büyük sübvansiyonlar sağlamasının Avrupalı şirketleri yer değiştirmeye zorladığını ifade etti. Avrupa’daki birçok önemli markanın sanayi ve tesislerini ABD ve Çin’e kaydırma planları yaptığını ifade eden Baran, "Avrupa Birliği, sanayisinin ABD’ye yönelmesini ve Çin’e olan bağımlılığını dengelemek için stratejik çeşitlendirme yoluna gidiyor. Bunlardan biri, Hindistan ile yaklaşık 20 yıldır süren müzakerelerini sonuçlandırarak, Serbest Ticaret Anlaşması imzalaması. Bir diğeri ise, Latin Amerika’ya açılma stratejisi doğrultusunda Mercosur yani, Güney Amerika ülkeleri arasında kurulan Güney Ortak Pazarı ile gelişen ilişkiler. AB, bu blokla anlaşmak için de son aşamaya gelmiş durumda. Özetle Avrupa artık riskleri dağıtan bir ticaret mimarisi kurmaya çalışıyor. Tüm bu gelişmelerin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın yürürlüğe girme sürecinde gerçekleşmesi de ayrıca kritik. Tüm bu gelişmeler bizi yakından ilgilendiriyor. Bu sürecin olumsuz etkilerini en aza indirmek için Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çok önemli" dedi. Hindistan ürünleri sıfır gümrükle Türk pazarına girebilir AB’nin Hindistan’la imzaladığı "Serbest Ticaret Anlaşması" ile yaklaşık 2 milyar nüfuslu dev bir pazara açıldığını ve Gümrük Birliği gereği Hindistan menşeli ürünlerin Türkiye’ye de AB üzerinden sıfır gümrükle girebilme ihtimalinin söz konusu olduğunu kaydeden Baran, "Buna karşın Türk ihracatçısı Hindistan pazarına girmek istediğinde gümrük duvarıyla karşı karşıya kalacak. Ayrıca Hindistan, sahip olduğu nüfusla bir pazar olmanın yanı sıra AB sermayesi için ülkemize rakip bir üretim üssü haline de gelebilir" dedi. Baran, AB’nin Hindistan ile olduğu gibi Mercosur Bloğu’yla da "Serbest Ticaret Anlaşması" imzalamasının ve bunun sonucunda Güney Amerika’dan gelebilecek ucuz et, tarım ürünü ve endüstriyel hammaddelerin AB pazarına entegre olan Türk tarım ve sanayi sektörünü fiyat rekabetinde zorlayabileceğini kaydetti. "Gümrük Birliği güncelleme çalışmaları devam ediyor" Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini ve ilgili bakanların gereken müzakereleri gerçekleştirerek, tarım ve hayvancılık sektörünün kapsama alınması da dâhil olmak üzere revize taleplerini masaya koyduğunu ifade eden ATO Başkanı Baran, "Bunlar çok kıymetli çalışmalar, ancak geldiğimiz noktada AB ile ilişkilerimizde vize konusu başta olmak üzere pek çok sıkıntı yaşıyoruz. Malların serbest dolaşabildiği yerde, o malı üreten ve ticaretini yapana aynı hak tanınmaması kabul edilebilir bir durum değil. Avrupa Birliği ile Türkiye’nin ilişkisi başlangıcından bu yana bir denge gözetilerek gelişmiştir. Bundan sonra da bir tarafın lehine ya da aleyhine şekillenmesi söz konusu olamaz" dedi. Baran, toplantının ardından meclis üyeleriyle iftarda bir araya geldi.